Hayal kurabilen çocuklar yetiştirmek…

Editör ne diyor?

Yaklaşık 23 milyon çocuğumuz var bu ülkede. Birleşmiş Milletler tanımına göre “0-17” yaş grubunu içeren çocuk nüfusu bu. Bir anlamda geleceğimiz, daha doğrusu bu ülkenin geleceği. Bugün 5 yaşında olan bir çocuk 2030 yılında çalışma hayatına atılacak, evlenecek, çocukları olacak. Kimileri siyasi, ekonomik kararlara imza atacak.

Yani 2030 yılında Türkiye’nin nasıl bir yol izleyeceğini belirleyecek olanlar bugünün çocukları. Peki biz bu çocukları nasıl yetiştiriyoruz? Geleceğe güvenle bakabilen, dünyayı ve içinde bulunduğumuz çağı doğru analiz edebilecek, sorgulayabilen bireyler olarak yetiştirebilmenin hayli uzağındayız ne yazık ki. İyi ve kaliteli bir eğitim alabilen, farklı sos- yal becerileri edinebilme imkanına sahip çocuklarımızın sayısı ne yazık ki yeterli değil.

Dünya ise eğitim politikalarını bugüne göre değil geleceğe göre şekillendiriyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun bu yılki toplantılarında konuşulan konulardan biri de “Geleceği şekillendirmek” idi.

Önümüzdeki Dördüncü Sanayi Devrimi’nde şu 3 temel beceriye sahip insanlara gereksinim duyulacağı vurgulandı: Yaratıcılık, eleştirel düşünce ve karmaşık problem çözümü.

Çocuklar geleceğin güvencesidir!

Atatürk, halkın kendi kendini yöneteceği demokrasi rejiminin ilk adımı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurduğunda ‘çocuklar geleceğin güvencesidir’  diyerek çocuklara armağan etmişti. Gerçekten Atatürk’ün yolundan sapmadan gidebilmiş olsaydık bugün Türkiye eğitimli, geleceğe güvenle bakan bireylerinin çoğunlukta olduğu dünyanın saygın ülkelerinden biri haline gelebilirdi. Neyse... Yakınmanın yeri ve zamanı değil...

Biz de buradan hareketle Herkese Bilim Teknoloji Dergisi olarak bu sayımızda ana konumuzu çocuklara ayırdık: “Geleceği hayal kurmayı bilen çocuklar kuracak”. Yaratıcılık nasıl beslenir? Aileler ve eğitimciler ne yapmalı? Sorularının yanıtını aradık.

Ayrıca dünyada en iyi eğitim sistemine sahip iki ülkeden Finlandiya ve Güney Kore’den örnekler verdik. Türkiye’de çocukların yaratıcılığını geliştirmek için yeni açılmaya başlanan Maker atölyelerini sizin için derledik.

Sadece çocuklar için değil herkese yönelik yine birbirinden ilginç konularımız, yazılarımız var dergimizde.

Biliyorsunuz 2017 Nisan, Otizm Farkındalık Ayı idi. Dr. Tuba Mutluer “Otizmde neredeyiz? Erken Tanı Neden Önemli?” konulu bir makale yazdı. Dr. Mehmet Karaca ise yaş aldıkça yaşadığımız fizyolojik değişimleri ve neler yapılması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Doğan hocanın “Türkiye’de Aydınlanma oldu mu?” soru başlıkla yazısı içine bulunduğumuz toplumu anlamak için çok önemli. Erhan Karaesmen’in Nisan Ayı Sinan Ayı diyerek Mimar Sinan ile ilgili yazdığı şahane bir yazı da var bu sayımızda. Tabii hocaların hocası Nermin Abadan Unat’ın Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Jüri Özel Ödülü alması dolayısıyla onun hakkında yine özel bir yazı...

Avrupa Kredi Transfer Sistemi bağlamında tipik bir Türk yükseköğretim öğrencisi Amerikalı denkleriyle karşılaştırıldığında üniversitede neredeyse bir yıldan fazla okuyor. Öğrencilerin “Hocam biz hamal mıyız?” yönündeki şikâyetlerine Prof. Dr. Hasan Şimşek tercüman oluyor.

Keyifli okumalar...

Gelecek hafta Cuma, beyin besleme gününde buluşmak üzere...