Ve Satürn kaşifi Cassini’ye veda ettik…

Fizik ve Uzay Öne Çıkanlar
Ve Satürn kaşifi Cassini’ye veda ettik…

İki gün önce, 15 Eylül Cuma günü TSİ 14:55'te 13 yıllık muhteşem görevinin sonuna gelen Cassini’ye veda ettik.

Hüzünlü bir şekilde ondan son kez sinyal aldık ve Satürn’ün atmosferinde süzülüp bir yıldız kayması misali, göğünde bir parlaklık meydana getirişini hayal ettik. Hatta Satürn’ün yoğun atmosfer tabakasına saatte 112.000 km gibi yüksek bir hızla daldığından dolayı da tahminimiz atmosferde toz parçası haline geldiğidir. Dile kolay, 1997’de fırlatılan Cassini, 2004’te Satürn’e varmıştı. Projenin en az 30 yıllık mazisi var ve üzerinde büyük küçük birçok farklı görevler yapan 5000 kişinin imzası var. Dolayısıyla özellikle onlar için bu veda daha zor oldu, gözyaşlarını tutamayanlar sinyalin kesilişini gördüklerinde duygusal anlar yaşadı. Cassini, Satürn’den sürekli bilgi alabileceğimiz orada her istediğimizi yapan insanlığın bir üssüydü sanki ve bugün itibariyle bu üs kapandı ve uzun bir süre boyunca da Satürn’den bu kadar hızlı ve yakın bilgi alamayacağız.

Madem bu kadar önemliydi, peki neden parçalamak zorundaydık, Satürn çevresinde bir yörüngeye oturtsak orada dolansa olmuyor muydu diyebilirsiniz.

Cassini neden yok edilmek zorunda?

Cassini’ye vedanın en büyük sebebi yakıtının bitiyor olmasıydı. Cassini, fırlatılışı sırasında 5712 kg idi, bu ağırlığın içine Titan uydusuna iniş yapan Huygens kondusu, yakıt, bilim enstrümanları vs. dahildi ve misyonun bitiminde sadece 2125 kg kalmış oldu. Öte yandan oraya götürdüğü 2978 kg yakıtın 2950 kg’ını kullandı. Bu yakıt, fırlatılışından itibaren geçen 20 yıl boyunca manevralar ya da yörünge düzeltmeleri için kullanılıyordu. Yakıt tankında kalan en son yakıt da, son bir kez daha ateşlendi ve Satürn’e çarpmayı yavaşlatmak için kullanıldı.

Her ne kadar bu son yakıt, Cassini’yi düzenli bir yörüngeye oturtup orada uzun bir süre daha kalmasını sağlamaya yeterli olsa da, bir uzay aracını yörüngede tutabilmek için belli zamanlarda yörünge düzeltmeleri yapmak zorundasınızdır. Ancak yakıt bittiğinden bir daha kontrol etme şansımız kalmıyordu, dolayısıyla yaşam olma ihtimali düşünülen Enceladus ve Titan’a belki bir gün kazayla da olsa çarpma ihtimalini engellemek için yok edilmesi uygun görüldü. Bu süreç aslında NASA’nın ilk uzay çalışmaları başladığı sırada kurduğu Gezegen Koruma Ofisinin aldığı karar neticesinde oldu. Böyle bir karar olmamış olsaydı, Cassini sabit bir yörüngeye oturtulur ve halen çalışan bilim enstrümanları belli bir süre daha veri göndermeye devam ederdi. Belli bir süre daha diyorum, çünkü enstrümanların çalışması için gerekli enerji, radyoizotop termoelektrik jeneratörü (RTG) denen nükleer bir pil ile sağlanıyor. Bu jeneratör, plütonyum-238 kullanarak radyoaktif bozunma yöntemiyle ısının elektriğe dönüştürülmesiyle sağlanıyor. Özellikle dış gezegenlerde, yani Güneş enerjisinin çok daha düşük olduğu uzaklıklarda, RTG uzay aracının günlük aktiviteleri için enerji kaynağı olarak çok iyi bir çözüm olarak kullanılmaya devam ediyor, örneğin Voyager, Mars Curiosity’de de RTG kullanılmıştı. RTG pillerde radyoaktif bozunma devam etse de yıllarca daha elektrik üretecek yakıt vardı. Dolayısıyla bu kadar radyoaktif materyali, üzerinde yaşam olma ihtimali olan bir yere bir gün düşmesini düşünmek bile çok da iyi bir fikir gibi durmuyor. Dolayısıyla Satürn de bugüne kadar hiç bir şekilde bir yaşam barındırma ihtimali de vermediğinden, onun atmosferinde bu şekilde bir parçalanmanın kimseye bir zararı olmayacaktır.

Cassini’nin son 4.5 ayında neler yapacağının planları 2011’den beri yapılıyordu (Cassini Grand Finale). Daha önce halkalara dalma gibi büyük riskli bir manevra yapmadığından, misyon sonunun halkaların detaylı bir şekilde incelenmesi için bir fırsat olduğu kararlaştırıldı. Sonrasında yapılan plan sürecinde, Satürn’ün üst atmosferi ile halkalar arasından Satürn'e 1500-4000 km kadar yaklaşarak her biri 6.5 gün süren 22 kez dalış yapması sağlandı. Bu dalışlar neticesinde halkalarda bulunan maddenin daha önce modellenenden çok daha az yoğun olduğu bulundu. Yani gözle görünen küçük parçacıklar beklerken tam tersine mikron büyüklüğünde yani bir duman kalınlığında parçalara rastlandı. Böylece halkaların toplam kütlesi hesaplanacak ve genç mi yaşlı mı olduğu, yani acaba Satürn ile beraber mi oluştuğu yoksa sonradan mı oluştuğu şeklindeki soruya ışık tutacak.

Öte yandan Cassini, ölüm anında bile bize yepyeni bilgiler gönderdi. Satürn’ün üst atmosferine ilk defa bu kadar yaklaşıldığından dolayı tam o anda iyon ve nötr kütle tayf-çekeri veri almaya devam etti ve Dünya’ya dönük olan anteni, aldığı veriyi anında Dünya'ya postaladı. Kısacası atmosferde süzüldüğü her fazladan saniyede biraz daha atmosfer hakkında bilgi almış olduk. Bu veriler yakın zamanda analiz edilip, yine bir basın bülteniyle haberini alacağımıza inanıyorum.

Evet, bir devrin sonuna geldik. Bir sonraki Satürn misyonu Satürn’e ulaştığında kim bilir ne zaman olacak bilmiyoruz ama olduğunda biz büyük ihtimalle yaşlanmış olacağız. O nedenle seni özleyeceğiz Cassini...

Dr Umut Yıldız (NASA/JPL-Caltech) @umutayildiz 

Not: Bu makaledeki düşünceler tamamen yazarın düşünceleridir ve NASA, Jet İtki Laboratuvarı veya Caltech’i bağlamaz.

Görseller: NASA/JPL-Caltech