Kilo vermek kimileri için neden daha güç?

Öne Çıkanlar Sağlık
Kilo vermek kimileri için neden daha güç?

İnsan bedeni aynı besinlere farklı tepkiler veriyor. Kişiye özel beslenme düzenleri kilo vermede daha başarılı mı?  

Kasım ayında Cell dergisinde yayımlanan yeni araştırma kapsamında İsrailli araştırmacılar yaşları 18 ile 70 arasında değişen 800 kişinin farklı biyogöstergelerini incelediler. Araştırmaya katılan kadın ve erkek denekler bir hafta boyunca beş dakikada bir kan şekeri düzeylerini ölçen aygıtlar taşıdılar.

Deneklere tükettikleri besinleri, uyku ve beden alıştırma düzenlerini kaydeden taşınabilir bir aygıt da yerleştirildi. Bunun dışında denekler sağlık durumlarıyla ilgili soruları yanıtladılar ve incelenmek üzere kan ve dışkı örnekleri verdiler.

Kan şekeri düzeyi farklı

Araştırmacılar yemek sonrası kan şekeri düzeylerinin kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterdiğine ve bu farklılıkların tam tamına aynı besinleri tükettiklerinde de geçerliğini koruduğuna tanık oldular. Kimi zaman bir kişide kan şekeri düzeyini düşüren bir yiyeceğin başka bir kişide kan şekerini artırdığı görüldü. Araştırmacılara göre bu durum insanların nasıl beslenmeleriyle ilgili genel geçer kuralların pek bir işe yaramadığına işaret ediyor.

Araştırmayı yürüten Weizmann Bilim Enstitüsü uzmanlarından Eran Segal ve Eran Elinav TIME dergisine verdikleri demeçte, yıllar boyunca insanların önerilen beslenme düzenlerine uymadıkları için obezite, şeker ve beslenmeye bağlı başka sorunlar yaşadıklarına inanıldığına, oysa yaptıkları çalışmaların insanların önerilen kurallara uysalar bile bu önerilerin kimilerine uygun olmadığı gibi bir başka seçeneği de gözler önüne serdiğine dikkat çekiyor.

Özetle şöyle diyorlar: “Bu çalışmadan alınması gereken ders belli bir beslenme düzeninin işe yaramaması durumunda bundan kişinin değil, beslenme düzeninin sorumlu olabileceğidir.”

Mikrobiyomların rolü

Araştırmacılar bu farklılıkların mikrobiyomdan-bağırsaklarımızda yaşayan ve kişiden kişiye çarpıcı farklılıklar gösteren trilyonlarca bakteriden-kaynaklanabileceğine inanıyorlar. Obesity Research&Clinical Practice dergisinde yayımlanan bir başka araştırma da bir erişkinin eşit miktarda yemesi ve egzersiz yapması durumunda bile 2006 yılında 1988 yılına kıyasla çok daha kilolu olduğunu ortaya koymaktaydı. Bu araştırmayı yapanlar da, başka olası nedenlerin yanı sıra, mikrobiyomun etkili olabileceğine dikkat çekmekteydiler.

York Üniversitesi kinesiyoloji (kaslardaki enerji akışının denetimi) ve sağlık bilimi profesörlerinden Jennifer Kuk, “Mikrobiyomun karmaşık yapısının kişinin fizyolojisini ve sağlığını nasıl etkilediğini daha yeni yeni anlamaya başlıyoruz” diyor.

Kuk, bu yeni araştırmanın mikrobiyomun kiloların düzenlenmesinde önemli bir rol oynayabileceği konusunda umut verici kanıtlar sunduğuna ve gelecekte kilo verme ile ilgili çözümlere yeni bir ışık tutabileceğine dikkat çekiyor.

Kişiye özel beslenme düzeni

Segal ve Elinav bu verileri şimdiden değerlendirmeye başladıklarını belirtiyorlar. Araştırmacılar yaptıkları çalışmada topladıkları tüm verilerden yola çıkarak bir kişinin kan şekerinin yediklerine nasıl bir tepki verebileceği yönünde algoritmalar oluşturduklarını da belirtiyorlar. Segal ve Elinav tüm bunların enine boyuna ele alınması sayesinde oluşturdukları algoritmaların kişiye özel beslenme düzenlerinin belirlenmesine yardımcı olabileceğine inanıyorlar.

Araştırmacılar, “Ölçümler sonucunda ulaştığımız kişiyle ilgili kapsamlı bilgiler kişiye özel beslenme düzenleri oluşturmamıza olanak tanıyabilir. Kişilerin soru formlarını doldurmak suretiyle elde edeceğimiz bir dizi veriden ve tek bir mikrobiyom örneğinden yola çıkarak onlarla ilgili birtakım kestirimlerde bulunmayı ve kişiye özel beslenme düzenleri oluşturmayı tasarlıyoruz. Maliyeti de oldukça uygun olacak böyle bir yöntemi yakın bir gelecekte yaşama geçirebileceğimize inanıyoruz” diyorlar.

Obezite ameliyatları (bariyatrik cerrahi) size de gerekli olabilir mi?

Obezliğin giderilmesi amacıyla mide ve bağırsaklara uygulanan işlemler diyet ve egzersiz gibi başka yöntemlerle kilo veremeyenler için bir seçenek olabilir. Beden kitle indeksi 40 kg/m2 ya da daha fazla olanlar, ya da BKI 35 ya da üzerinde olup obezliğe bağlı sağlık sorunları yaşayanlar (tip 2 şeker gibi) A.B.D Ulusal Sağlık Enstitüsü ölçütlerine göre bu işleme aday kişiler kapsamına giriyorlar.

Uzmanlar bu tür ameliyatların uygulandığı kişilerin kilolarını korumak için yine de, sağlıklı bir beslenme düzenine uymak, düzenli egzersiz yapmak gibi, yaşam biçemlerinde birtakım değişiklikler yapmaları gerektiğine dikkat çekiyorlar.

2009 yılında yapılan ve obezite ameliyatı uygulanan 11 bini aşkın kişinin incelendiği bir araştırmada hastaların genelde kilolarının yaklaşık %56’sını (yaklaşık 38,5 kg) verdikleri ve en az iki yıl boyunca bu kilolarını koruduklarına tanık olundu.

Obezite ameliyatından sonra kilo yitimiyle ilgili 89 araştırmanın sonuçlarını gözden geçiren uzmanlar BKI 40 ya da üzerinde olan kişilerin, ortalama 20-30 kilo verip aynı kiloyu 10 yıl boyunca koruyarak, bu işlemden en çok yarar sağlayan kesimi oluşturduklarını gördüler.

İşlemin yan etkileri de şöyle:

  • Ameliyat bağırsakların besinleri soğurma yetisinde değişikliklere neden olduğundan, kişi kötü beslenmeden korunmak için vitamin ve mineral desteğine gerek duyabilir.
  • Ameliyat olan kişi büyük öğünler yiyemez.
  • Ameliyat sonrasında kişi birkaç hafta boyunca sıvı ya da püre haline getirilmiş besinlerle beslenmek zorunda kalır.

Rita Urgan
Kaynaklar: Live Science - 07 Aralık 2015, Time - 24 Kasım 2015