İlk Taş devrinde deniz yolculuğu

Öne Çıkanlar Toplum
İlk Taş devrinde deniz yolculuğu

Homo erectus gibi ilk insanlar Avrupa’ya deniz yoluyla mı ulaştı? Bunun hep imkansız olduğu düşünülüyordu. Fakat...  

Araştırmacılar Girit adasındaki ilk yerleşimin yaklaşık olarak İ.Ö. 6000 yıllarında başladığını kabul ediyorlardı. Fakat Boston Üniversitesi’nden Curtis Runnels ve Providence College’den Thomas Strasser’ın uzun vadeli projesi farklı sonuçlar verdi. Girit’in güney sahilinde gerçekleştirilen kazılarda arkeologlar ilk ve orta Paleolitik kültüre ait en az 130.000 yıllık aletler buldu.

Girit üç milyon yılı aşkın bir süredir anakaradan ayrı olduğu için de buradaki aletler deniz yoluyla buraya getirilmiş olmalı. Oysa bu modern insanın Avrupa’ya gelmesinden önce pek mümkün görünmüyordu. Homo sapiens’ın yaklaşık 130.000 önce ilk kez Afrika’yı terk ettiği kabul edilir. Fakat modern insandan önceki türler denizi aşacak entelektüel kapasiteye ve beceriye sahip değildi. Antropologlara göre Homo erectus gibi ilk insanlar 1,5 milyon yıl önce Avrupa’ya kara yoluyla ulaşmışlardı. Ancak yeni buluntularla deniz yolu da bir seçenek olarak ön plana çıkmış oldu. Sonuçta diğer bazı Akdeniz adalarında da kadar tabloya uymayan eski taş devri buluntuları var. Runnels ve Strasser Antiquity dergisinde, 1992 Kıbrıs’ta bulunan bir el baltasını adadaki insan varlığına işaret eden bir kanıt olarak yorumluyorlar.

Fakat deniz yolculuğuna işaret eden en güçlü kanıt Girit’in güney kıyısında yer alan Plakias kentine ait. Arkeologlar burada 2000’in üzerinde taş alet buldular ve içinde bulundukları jeolojik tabakalara göre bunlar 130.000 yıldan daha eski hatta en eskileri belki de 1,5 milyon yıllık. Gerçi o zamanlar deniz seviyesi biraz daha düşüktü ama bir kara köprüsü yoktu. Bu yüzden de insanların kullandıkları aletler deniz yoluyla gelmiş olmalıydı ki uzmanlar Libya kıyılarından getirilmiş olduğunu düşünüyorlar.

Runnels bu arada Girit’in kuzey kıyısında da benzer aletler buldu. İnsanlar bu aletleri buradan kuzeye yani Avrupa kıtasına mı götürmüşlerdi? Arkeologlar aksi istikametin de mümkün olduğunu düşünüyorlar: Yunanistan ve Türkiye’deki taş devri insanları adaları keşfetmiş olabilirlerdi. Ancak insanların Girit’te ne kadar kaldıkları bilinmiyor, uzmanlar daha çok avlanmak için kısa süreler için adada bulunduklarını düşünüyorlar. Son buluntular Girit’teki geyik, fil, su aygırı ve Girit cüce mamut soylarının niçin tükendiğini de açıklıyor. Bir teoriye göre bu yok oluştan 18.000 yıl önce adanın bir kısmını buzullarla kaplayan iklim değişimi sorumluydu. Yeni buluntular hayvanları yok edenin avcılık olabileceğini de ortaya koymuş oldu. Fakat Plakias’ın asitli topraklarında hiçbir kemik korunagelmemiş. Bilim insanları polen analizleri sayesinde insanların o tarihlerde çevreleriyle nasıl etkileştiklerini öğrenmeye çalışacakları gibi Girit dağlarındaki Asphendou mağarasındaki kaya resimlerini de ayrıntılı bir şekilde inceleyecekler. Strasser bazı resimlerin Candiacervus türü cüce geyiklere ait olduğunu düşünüyor.

Aralarında el baltası ve kazıyıcıların da bulunduğu en eski aletler yerel kuvarstan üretilmiş. İ.Ö.9000 yılından itibaren aletlerin küçülmeye başlamasıyla yerel çakmaktaşı ve obsidiyen de kullanılmaya başlanmış. Fakat bu volkanik cam Girit’te bulunmuyor, uzmanlar komşu Milos adasından getirilmiş olduğunu tahmin ediyorlar ki bu da Giritlilerin, Ege’de büyük bir ticaret ağına sahip olduklarını göstermekte.

Kaynaklar: http://antiquity.ac.uk/projgall/strasser350 ve http://plakiasstoneageproject.com/