Peki gelecekte “biz” biz olacak mıyız?

Tevfik Uyar
Peki gelecekte “biz” biz olacak mıyız?

Geçen hafta yazdığım “Hangi biz daha biziz?” başlıklı yazımla eski bir felsefe problemini günümüz teknolojisinin gebe olduğu gelişmelerle yeniden düşünebileceğimizi öne sürmüştüm. Benzer bir sorguya bu hafta da devam edecek ve “Peki gelecekte biz yine biz olacak mıyız?” diye soracağım.

Şüphesiz gelecek projeksiyonlarında sıklıkla yer alan öğelerden birisi de “robotlar”. Robot dediğim zaman akla gelen bir ton şey var tabii… O yüzden “insansı robotlar” diye bir ayrıma gitmek gerekiyor: Yani bir şekilde bize benzeyen, kendi başına karar verme, hareket etme kabiliyeti olan, genelde bize gündelik işlerimizde ya da endüstriyel işlerde yardım edeceğini düşündüğümüz, mekanik dostlar.

Elbette bu robotların insan güdümünde olduklarını ve çeşitli sınırlar altında davranacaklarını varsayıyoruz… Bugüne dek diğer canlılar üzerinde tahakküm kurmaya alışmış birer tür olarak. Bilimkurgu edebiyatı da bunu böyle varsayıyor. Bu sınırları edebiyata kazandıran, hemen hemen devam eden tüm yazın ürünlerinde de saygıyla gönderme yapılan ya da ele alınan Asimov kanunları. Aslında o kadar önemli ki bu yasalar, etrafından dolanabilen robotlar romanların, filmlerin konusunu oluşturuyor. Nitekim, çeşitli çevre koşullarına bizden daha dayanıklı, bizden çok daha hızlı düşünebilen, yorulmayan, sıkılmayan robotların bu yasayı aşmaları halinde başımıza dert olacağını düşünüyoruz. Hele bir de bu robotlar, kendi türlerini geliştirme kabiliyeti kazanırlarsa… (bu da literatürde zeka patlaması olarak adlandırılıyor. Bir zeka, başka bir zekayı yaratabilecek potansiyele sahip olursa, kısa sürede çok daha gelişmiş zekalar üretecek ve bu bakımdan insanı domine edebilecektir).


Bu tehdidi bir kenara bırakıp, şunu düşünelim: Bir robotu birey olarak algılamamız olası mı? Bu sorunun yanıtını bulmak için günümüzde diğer türlerle olan ilişkilerimizden yola çıkarak spekülasyon yapabiliyoruz. Mesela hayvanlar… Niçin hayvanseverler özellikle belli başlı hayvanlar için mücadele veriyor? Niçin bir sivrisineği gözümüz kapalı öldürebiliyor ama kedilere merhamet ediyoruz? Yavru bir kedi yüreğimizi yumuşatırken, yavru karides neden yumuşatmıyor?

Araştırmacılar bu farklı muameleyi, hayvanlarla onları kendimize ne kadar benzettiğimiz ölçüde empati yapabildiğimizle açıklıyor. En azından kuramlardan birisi bu. Hakikaten de kedilere, köpeklere, kuşlara duygular ve bilişsel davranışlar atfedebiliyoruz. Hamam böceklerine değil… Ya da bir tutam çamaşır suyuyla hiç görmeden ortadan kaldırdığımız mikro hayvanlar bizi pek ilgilendirmiyor.

O zaman bizlerin birer kopyası ve aynası olacak akıllı robotlara da duygular atfedecek, onlarla empati yapabilecek, onları birer insanmış gibi algılayarak muamele edebilecek miyiz dersiniz?

Yapay zeka araştırmacısı Cynthia Breazeal’e göre bir makinenin duygularından söz edildiğinde, onlara da kendimiz üzerinden duygular atfediyoruz. Bu fikri destekleyen ilginç bir araştırma da var (videosuna yazı sonunda yer verdim). Araştırma için bir oyun sırasında insanlara yardım eden bir robot tasarlanmış. Oyun bitince deneklerin prosedür gereği robotu kapatması gerekiyor; lakin ilginç bir şey oluyor ve robot kapatılmamak için yalvarıyor. Eğer robot, oyun sırasında deneğe yardım ederken iyi bir zeka örneği göstermişse, denekler yalvarmalar karşısında epey tereddüt ediyorlar. Eğer robot “salakça” davranmışsa, hızla kapatmakta bir beis görmüyorlar.

Demek ki yeteri kadar bize benzeyen robotları -hele bir de bizlerle dertleşirler, tavsiyeler verirlerse- birey olarak algılama potansiyelimiz bulunacağını düşünebiliyoruz…

Esas sorumuza dönelim: Gelecekte “biz”, biz olacak mıyız?

Robotlar bizden gerçekten de ayrı bir tür olarak mı katılacaklar hayata? Yoksa… Yoksa vücudumuza yerleştirebileceğimiz implantlar icat edildikçe, bizler mi robotlaşacağız?

Eğer yakında, kabiliyetlerimizi artırabilecek cinsten implantlar gelişir ve yaygınlaşırsa (örneğin çevremizi analiz eden ve bize bilgi veren göz lensleri, kuvvetli yapay kollar, su altında saatlerce yürümemizi sağlayan yapay alyuvarlar gibi) ortaya melez bir tür çıkması da olası.

Yani gelecekte insansı robotlar değil, robotsu insanlarla karşılaşma olasılığımız da yüksek görünüyor.

İyi haftalar.

Tevfik Uyar / @tevfik_uyar

Bahsini ettiğim araştırmadan bir video kesiti:

 


Tevfik Uyar

İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini İstanbul Kültür Üniversitesi İşletme Yönetimi Anabilimdalı'ndan almıştır. Çalışmaları risk algısı, belirsizlik altında karar verme ve emniyet yönetimi üzerinedir. Açık Bilim'in kurucusu, Yalansavar editörü ve Herkese Bilim Teknoloji Dergisi yayın kurulu üyesi olan Uyar, "Astrolojinin Bilimle İmtihanı", "Safsatalar: Aklın Kırk Haramisi" gibi popüler bilim kitaplarının, “Tek Kişilik Firar”, “Kızıl Sürgün” gibi bilimkurgu eserlerin yazarı, "İrrasyonel", “Yalancılar ve Sahtekarlar Ansiklopedisi”, "Başkalarının Aklı" gibi kitapların çevirmenidir.