<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>acil arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/acil/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/acil</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Feb 2023 12:04:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Deprem ve kan bağışı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/deprem-ve-kan-bagisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Çetiner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 11:22:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Çetiner]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[acil]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[kan bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[kan vermek]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[plazma]]></category>
		<category><![CDATA[tromobosit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asla azalmayacak, asla dinmeyecek bir acının ortasındayız. 1999 büyük depreminden beri hiçbir şey biriktirmediğimiz, hiçbir önlem almadığımız çok acı bir şekilde ortay çıktı. Dünyanın en şiddetli depremlerinden biri, belki de dünyanın en hazırlıksız ülkesini vurdu. Şaşılası bir sivil toplum refleksi, hiç ama hiç hazır olmayan bir devlet gördük. Asıl büyük hırsızları unutup marketlerden çocuğuna süt çalanlara, belki de aç çocuğuna, “ateş aç” emri vermeye hazırlananları gördük. Ama bu sefer sorumluları ne yaparlarsa yapsınlar unutmayacağız. Her detayı hafızamıza kazıyoruz. Yine de şimdi öfkemizi yüreğimizin bir köşesine saklama vakti, şimdi topyekûn dayanışma ve artık gerçek yaşamla ilgisini tamamen kaybetmiş iktidar ve yandaşlarına aldırmadan tek vücut olma zamanı. Kan bağışı bu tür büyük felaketlerde çok yaşamsal bir rol oynuyor. Kan vermeliyiz, ancak kan ihtiyacının birkaç ay içinde bitmeyeceğini unutmamak gerekiyor. Daha uzun bir süre Kızılay’ın kan stoklarının dolu olması lazım. Bu nedenle kan bağış noktalarını, Kızılay’ın yönlendirmelerini takip etmek gerekiyor. Kan bağışı işlemi için harcamanız gereken zaman yarım saati geçmiyor. İşlemin kendisi, yani kan verme işlemi, 8-10 dakika sürüyor. Kan merkezine başvurduğunuzda üç formu okuyup imzalamanız gerekir. İlki bir bilgilendirme formu, ikinci form ise kayıt formudur. Üçüncü form uzun bir ankettir ve sağlığınız hakkındaki soruları içerir. Bu son form son derece kritiktir ve buradaki soruları formalite olarak görmeden ve açıklıkla yanıtlamak gerekir. Bu formda yazdıklarınız gizlidir. Alıcı ve verici güvenliği açısından bu form çok önemlidir. Bir ünite kan 450 ml’dir. Vericiden alınan bu yarım kiloya yakın kan vücudumuzdaki kanın 1/13’üdür ve hızla yerine konur. Sadece işlem sonrasında kan basıncı düşebileceği için bazı kurallara uymak gerekir. Kan verme işleminden önce hafif bir şeyler yemek, sonrasında ise bol su içmek gerekir. Özellikle ilk 4 saat içinde bu önemlidir. Alkol kullanımı bu süre içinde önerilmez. Kan verilen günlerde aktif spor yapılmamalıdır. Terlemeye neden olabilecek ve sıvı kaybını arttıracak her şeyden uzak durmalıdır. Yüksek konsantrasyon gerektiren meslek sahiplerinin kan verdikleri gün çalışmamaları önerilir. Vericilerde kısa süreli bulantı, baş dönmesi, uygulama yerinde ağrı gibi bulgular görülebilir. Kızılay, Kızıl Haç gibi kuruluşlar ve bilimsel rehberlere bakarsanız bir kişinin kan verme sıklığı 2- 4 ay arasında değişir. Erkekler 2 ay (ideal olan 3 ay), kadınlar ise 3 ay (ideal olan 4 ay)’da bir kan verebilirler. Kimi özel durumlarda kan verme sıklığı 1 ay inebilir. Yılda 6 defadan fazla kan verilmemelidir. Kan vericilerin ideal olarak 50 kg üstü olması gerekir. Vericilerin yaş aralığı 18-65 yaştır. Hekim izniyle ve genel durum iyi olduğu koşulda 70 yaşa dek verici olunabilir. Vericilerin kan vermelerine engel bir sağlık sorunu olduğunda bunların bilinmesi gerekir. Yukarıda andığım değerlendirme anketi bu nedenle kritik önem taşımaktadır. Vericiden alınan ve hastalara rutin olarak kullanılan kanın 3 bileşeni vardır. Bunlar; kırmızı küreler, trombositler ve kan hücrelerinin içinde yüzdüğü plazmadır. Bu bileşim içinde yer alan beyaz küre hücreleri çok nadiren kullanılır. Plazma da aslında çok önemli bir biyolojik üründür ve birçok klinik durumda kullanılır. Vericinin kanı alındıktan sonra tam kan bileşenlerine ayrılır ve hastalarda kırmızı kan düştüğünde kırmızı kan, pıhtılaşmayı sağlayan trombositlerin sayısı düştüğünde trombosit verilir. Plazma da “taze donmuş plazma ve kriyopresipitat” dediğimiz ürünlere dönüşür ve gerekli durumlarda kullanılır. Bu büyük felaketi yaşadığımız şu günlerde çok önemli noktalardan biri bu kan ürünlerinin raf ömürleri ve saklanma koşullarıdır. Eritrosit yani kırmızı kan hücrelerinin uygun koşullarda (2-6 derece) saklanma süresi 42 gündür. Ancak ne kadar taze kullanılırsa o kadar iyidir, benzer durum trombositler için de aynıdır. Ancak onların saklanma süresi sadece 5 gündür ve ideal sıcaklık 20-24 C’dir. Plazma ise (-)18 C’de uzun süre saklanabilir. Bu günlerde Kızılay’a bağış için koşup devamını bırakmak yapılacak en büyük hatadır. Daha uzun süre kan bağışına gereksinim duyulacaktır. Bu büyük felakette hiçbir şey yapamıyorsanız, ne olur kan bağışı yapın!.. Mustafa Çetiner</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/deprem-ve-kan-bagisi">Deprem ve kan bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Asla azalmayacak, asla dinmeyecek bir acının ortasındayız. 1999 büyük depreminden beri hiçbir şey biriktirmediğimiz, hiçbir önlem almadığımız çok acı bir şekilde ortay çıktı. Dünyanın en şiddetli depremlerinden biri, belki de dünyanın en hazırlıksız ülkesini vurdu.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Şaşılası bir sivil toplum refleksi, hiç ama hiç hazır olmayan bir devlet gördük. Asıl büyük hırsızları unutup marketlerden çocuğuna süt çalanlara, belki de aç çocuğuna, </span></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">“ateş aç” emri vermeye hazırlananları gördük.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Ama bu sefer sorumluları ne yaparlarsa yapsınlar unutmayacağız. Her detayı hafızamıza kazıyoruz. Yine de şimdi öfkemizi yüreğimizin bir köşesine saklama vakti, şimdi topyekûn dayanışma ve artık gerçek yaşamla ilgisini tamamen kaybetmiş iktidar ve yandaşlarına aldırmadan tek vücut olma zamanı. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Kan bağışı bu tür büyük felaketlerde çok yaşamsal bir rol oynuyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Kan vermeliyiz, ancak kan ihtiyacının birkaç ay içinde bitmeyeceğini unutmamak gerekiyor. Daha uzun bir süre Kızılay’ın kan stoklarının dolu olması lazım. Bu nedenle kan bağış noktalarını, Kızılay’ın yönlendirmelerini takip etmek gerekiyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Kan bağışı işlemi için harcamanız gereken zaman yarım saati geçmiyor. İşlemin kendisi, yani kan verme işlemi, 8-10 dakika sürüyor. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Kan merkezine başvurduğunuzda üç formu okuyup imzalamanız gerekir. İlki bir bilgilendirme formu, ikinci form ise kayıt formudur. Üçüncü form uzun bir ankettir ve sağlığınız hakkındaki soruları içerir. Bu son form son derece kritiktir ve buradaki soruları formalite olarak görmeden ve açıklıkla yanıtlamak gerekir. Bu formda yazdıklarınız gizlidir. Alıcı ve verici güvenliği açısından bu form çok önemlidir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Bir ünite kan 450 ml’dir. Vericiden alınan bu yarım kiloya yakın kan vücudumuzdaki kanın 1/13’üdür ve hızla yerine konur. Sadece işlem sonrasında kan basıncı düşebileceği için bazı kurallara uymak gerekir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Kan verme işleminden önce hafif bir şeyler yemek, sonrasında ise bol su içmek gerekir. Özellikle ilk 4 saat içinde bu önemlidir. Alkol kullanımı bu süre içinde önerilmez. Kan verilen günlerde aktif spor yapılmamalıdır. Terlemeye neden olabilecek ve sıvı kaybını arttıracak her şeyden uzak durmalıdır. Yüksek konsantrasyon gerektiren meslek sahiplerinin kan verdikleri gün çalışmamaları önerilir. Vericilerde kısa süreli bulantı, baş dönmesi, uygulama yerinde ağrı gibi bulgular görülebilir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Kızılay, Kızıl Haç gibi kuruluşlar ve bilimsel rehberlere bakarsanız bir kişinin kan verme sıklığı 2- 4 ay arasında değişir. Erkekler 2 ay (ideal olan 3 ay), kadınlar ise 3 ay (ideal olan 4 ay)’da bir kan verebilirler. Kimi özel durumlarda kan verme sıklığı 1 ay inebilir. Yılda 6 defadan fazla kan verilmemelidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Kan vericilerin ideal olarak 50 kg üstü olması gerekir. Vericilerin yaş aralığı 18-65 yaştır. Hekim izniyle ve genel durum iyi olduğu koşulda 70 yaşa dek verici olunabilir. Vericilerin kan vermelerine engel bir sağlık sorunu olduğunda bunların bilinmesi gerekir. Yukarıda andığım değerlendirme anketi bu nedenle kritik önem taşımaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Vericiden alınan ve hastalara rutin olarak kullanılan kanın 3 bileşeni vardır. Bunlar; kırmızı küreler, trombositler ve kan hücrelerinin içinde yüzdüğü plazmadır. Bu bileşim içinde yer alan beyaz küre hücreleri çok nadiren kullanılır. Plazma da aslında çok önemli bir biyolojik üründür ve birçok klinik durumda kullanılır. Vericinin kanı alındıktan sonra tam kan bileşenlerine ayrılır ve hastalarda kırmızı kan düştüğünde kırmızı kan, pıhtılaşmayı sağlayan trombositlerin sayısı düştüğünde trombosit verilir. Plazma da “taze donmuş plazma ve kriyopresipitat” dediğimiz ürünlere dönüşür ve gerekli durumlarda kullanılır. Bu büyük felaketi yaşadığımız şu günlerde çok önemli noktalardan biri bu kan ürünlerinin raf ömürleri ve saklanma koşullarıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Eritrosit yani kırmızı kan hücrelerinin uygun koşullarda (2-6 derece) saklanma süresi 42 gündür. Ancak ne kadar taze kullanılırsa o kadar iyidir, benzer durum trombositler için de aynıdır. Ancak onların saklanma süresi sadece 5 gündür ve ideal sıcaklık 20-24 C’dir. Plazma ise (-)18 C’de uzun süre saklanabilir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Bu günlerde Kızılay’a bağış için koşup devamını bırakmak yapılacak en büyük hatadır. Daha uzun süre kan bağışına gereksinim duyulacaktır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span lang="tr-TR">Bu büyük felakette hiçbir şey yapamıyorsanız, ne olur kan bağışı yapın!.. </span></span></p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/deprem-ve-kan-bagisi">Deprem ve kan bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29023</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Afetlerde sağlık yönetimi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/afetlerde-saglik-yonetimi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 09:46:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[acil]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çadır]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[enkaz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seferberlik]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üzülsek mi korksak mı? Evimizde mi kalsak, afet bölgesine mi gitsek? Hangi kuruma bağış yapsak? Bir kez daha neye, kime üzülmemiz ya da koşmamız gerektiğini bilmediğimiz günler yaşıyoruz. Resmi olmasa da ulusal seferberlik halindeyiz aslında. Ancak diğer tüm vatandaşlarımız gibi o bölgede çalışanlarının da etkilenmesine rağmen ayağa kalkıp çok hızlı çalışmaya başlaması gereken bir grup var ki, onlar da yine sağlıkçılar. Üstelik sürecin sadece başında değil, sonrasında bölgenin yeniden yapılanmasına kadar her aşamada olayın içerisinde organize bir şekilde yer alması gereken bir grup. Bu yazıyı da daha önce bu konuda alınan kaynaklardan yararlanarak hazırlamaya çalıştım. Sonrasındaki süreçte herkesin aklında bulunmasını, şu an can pazarı yaşandığı için detay olarak algılanabilecek bazı ayrıntıların atlanmamasını umuyorum. Sağlık personeli kendi ve ailesinin güvenliğini sağladıktan sonra hemen çalıştığı birime giderek, hızlıca bir değerlendirme yapmalı ve olduğu birimin çalışıp çalışılamayacak durumda olduğunu üst mercilere bildirmelidir. Sağlam olan birimlerde ise ek yatak yaratılmaya çalışılmalıdır. Eğer kendi merkezlerinde personel sayısı yeterli ise olay yerlerine triaj ve ilk yardım ekibi gönderilebilir. Ancak sağlam birimlere çok sayıda yararlının da başvuracağı unutulmamalıdır. Afete bağlı ikincil hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi Acil işler ilk birkaç günde bitiyor ve sonrasında asıl zor olan kısım başlıyor demek yanlış olmaz; su ve besinlerin hijyen durumları, bozulmuş beslenme ve barınma problemleri ile koruyucu sağlık hekimlik hizmetleri devreye giriyor. Hem afetten etkilenmiş hem de yeni yerleşim yerlerinde ortaya çıkacak yeni hastalıkların, salgın boyutuna gelmeden engellenmesi önemlidir. Aşılama Afete özgü bir aşı olmadığı gibi, rutin aşılarda acele etmeye gerek yoktur. Gelen ilaçların koordinasyonu Çok farklı odaktan gelen ilaçların envanterinin çıkarılması, bölgede ihtiyaç duyulmayanların ihtiyacı olan yerlere gönderilmesi gerekmektedir. Kronik hastalıkların takibi İlaçlarını almaları sağlanmalıdır. Alt yapının tekrar inşaatı beklenmeden rutin sağlık hizmetlerine geri dönmek gerekiyor. Risk grupları oluşturulmalı, bu gruplarda da gebeler, bebekler, kimsesiz kalmış çocuk ve yaşlılar önceliği oluşturmalıdır. Çevre sağlığı hizmetleri Bozulan fiziksel, sosyal ve ekolojik denge ve nüfus değişikliği sonucu farklı bir çevre ortaya çıkar. Oluşan bu yeni çevreye uygun bir davranış şekli geliştirilmez ise epidemilerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Düzgün konut, temiz su sağlanması ve kanalizasyon gibi sağlık durumunu direkt olarak etkileyen alt yapının büyük hasar görmesi, sağlık durumunu etkileyecek en önemli sorundur. Depremden sonra yeniden oluşturulacak yerleşim planlarına, planlama aşamasında Sağlık Bakanlığı’nın katılımı sağlanmalıdır. Özel kirliliklerin kontrolü Toksik kimyasallar: Kimyasal maddenin türü ve yayıldığı yere göre özel önlemler alınması gerekir. Radyoaktif maddeler: Nükleer enerji kullanan tesislerinin veya atık depolarının olduğu yerlerde afet durumunda büyük veya küçük ölçekli radyasyon kaçağı olabilir, kontrol edilmesi gerekir. Petrol ve petrol ürünleri: Borular, tanklar ve rafinerilerden çevreye sızması mümkün olabilir. Yayıldığı yere göre gerekli önlemlerin alınması gerekir. Vektör ve diğer hayvanların kontrolü: Vektör üreme yerlerinin kontrolü ve başıboş kalabilen hayvanların bakımı dikkat edilmesi gereken bir husustur. Enkazların kaldırılması: Ülkemizde maalesef, özen gösterilmeden, hızlıca yapılmaktadır. Ancak yapılması gereken, bunları bir merkezde toplamak ve ekonomiye geri kazandırmaktır. Çimento ve demir gibi inşaat malzemelerinin çevreye önemli bir zararı bulunmamaktadır, ancak badana ve boyada kullanılan maddeleri olabildiğince ayırmak gerekir. Bireylerin ruh sağlığı: Afetlerde ruh sağlığı önemlidir, çünkü afet anında, korku, kaygı, izolasyon gibi ruhsal rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Mağdurlara, erken dönemde psikiyatrist, psikolog ve sosyal gönüllülerden oluşan bir ekiple destek vermek gerekmektedir. Sağlık yönetimi, diğer sektörlerle iyi bir iletişim kurmayı gerektiriyor. Bu iletişim, afet öncesinde ne kadar iyi kurulmuşsa afet o kadar iyi yönetiliyor. Sahada çalışan sağlık personelinin bilgi ve tecrübesi ise tüm çabaya ışık tutuyor. Gözümüz, kulağımız, kalbimiz bölgede. Umarız tekrarlanmaz. Hepimize geçmiş olsun. Prof. Dr. Berrin Pehlivan, Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi/Radyasyon Onkolojisi Kaynak: T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü: Afetlerde Sağlık Yönetimi Kurs Notları, Şubat 2001</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/afetlerde-saglik-yonetimi">Afetlerde sağlık yönetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üzülsek mi korksak mı? Evimizde mi kalsak, afet bölgesine mi gitsek? Hangi kuruma bağış yapsak? Bir kez daha neye, kime üzülmemiz ya da koşmamız gerektiğini bilmediğimiz günler yaşıyoruz.</p>
<p>Resmi olmasa da ulusal seferberlik halindeyiz aslında. Ancak diğer tüm vatandaşlarımız gibi o bölgede çalışanlarının da etkilenmesine rağmen ayağa kalkıp çok hızlı çalışmaya başlaması gereken bir grup var ki, onlar da yine sağlıkçılar. Üstelik sürecin sadece başında değil, sonrasında bölgenin yeniden yapılanmasına kadar her aşamada olayın içerisinde organize bir şekilde yer alması gereken bir grup.</p>
<p>Bu yazıyı da daha önce bu konuda alınan kaynaklardan yararlanarak hazırlamaya çalıştım. Sonrasındaki süreçte herkesin aklında bulunmasını, şu an can pazarı yaşandığı için detay olarak algılanabilecek bazı ayrıntıların atlanmamasını umuyorum.</p>
<p>Sağlık personeli kendi ve ailesinin güvenliğini sağladıktan sonra hemen çalıştığı birime giderek, hızlıca bir değerlendirme yapmalı ve olduğu birimin çalışıp çalışılamayacak durumda olduğunu üst mercilere bildirmelidir. Sağlam olan birimlerde ise ek yatak yaratılmaya çalışılmalıdır. Eğer kendi merkezlerinde personel sayısı yeterli ise olay yerlerine triaj ve ilk yardım ekibi gönderilebilir. Ancak sağlam birimlere çok sayıda yararlının da başvuracağı unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Afete bağlı ikincil hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi</strong></p>
<p>Acil işler ilk birkaç günde bitiyor ve sonrasında asıl zor olan kısım başlıyor demek yanlış olmaz; su ve besinlerin hijyen durumları, bozulmuş beslenme ve barınma problemleri ile koruyucu sağlık hekimlik hizmetleri devreye giriyor. Hem afetten etkilenmiş hem de yeni yerleşim yerlerinde ortaya çıkacak yeni hastalıkların, salgın boyutuna gelmeden engellenmesi önemlidir.</p>
<p><strong>Aşılama</strong></p>
<p>Afete özgü bir aşı olmadığı gibi, rutin aşılarda acele etmeye gerek yoktur. Gelen ilaçların koordinasyonu Çok farklı odaktan gelen ilaçların envanterinin çıkarılması, bölgede ihtiyaç duyulmayanların ihtiyacı olan yerlere gönderilmesi gerekmektedir. Kronik hastalıkların takibi İlaçlarını almaları sağlanmalıdır. Alt yapının tekrar inşaatı beklenmeden rutin sağlık hizmetlerine geri dönmek gerekiyor. Risk grupları oluşturulmalı, bu gruplarda da gebeler, bebekler, kimsesiz kalmış çocuk ve yaşlılar önceliği oluşturmalıdır.</p>
<p><strong>Çevre sağlığı hizmetleri</strong></p>
<p>Bozulan fiziksel, sosyal ve ekolojik denge ve nüfus değişikliği sonucu farklı bir çevre ortaya çıkar. Oluşan bu yeni çevreye uygun bir davranış şekli geliştirilmez ise epidemilerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Düzgün konut, temiz su sağlanması ve kanalizasyon gibi sağlık durumunu direkt olarak etkileyen alt yapının büyük hasar görmesi, sağlık durumunu etkileyecek en önemli sorundur. Depremden sonra yeniden oluşturulacak yerleşim planlarına, planlama aşamasında Sağlık Bakanlığı’nın katılımı sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Özel kirliliklerin kontrolü</strong></p>
<p><strong>Toksik kimyasallar:</strong> Kimyasal maddenin türü ve yayıldığı yere göre özel önlemler alınması gerekir.<br />
<strong>Radyoaktif maddeler:</strong> Nükleer enerji kullanan tesislerinin veya atık depolarının olduğu yerlerde afet durumunda büyük veya küçük ölçekli radyasyon kaçağı olabilir, kontrol edilmesi gerekir.<br />
<strong>Petrol ve petrol ürünleri:</strong> Borular, tanklar ve rafinerilerden çevreye sızması mümkün olabilir. Yayıldığı yere göre gerekli önlemlerin alınması gerekir.<br />
<strong>Vektör ve diğer hayvanların kontrolü: </strong>Vektör üreme yerlerinin kontrolü ve başıboş kalabilen hayvanların bakımı dikkat edilmesi gereken bir husustur.<br />
<strong>Enkazların kaldırılması: </strong>Ülkemizde maalesef, özen gösterilmeden, hızlıca yapılmaktadır. Ancak yapılması gereken, bunları bir merkezde toplamak ve ekonomiye geri kazandırmaktır. Çimento ve demir gibi inşaat malzemelerinin çevreye önemli bir zararı bulunmamaktadır, ancak badana ve boyada kullanılan maddeleri olabildiğince ayırmak gerekir.<br />
<strong>Bireylerin ruh sağlığı:</strong> Afetlerde ruh sağlığı önemlidir, çünkü afet anında, korku, kaygı, izolasyon gibi ruhsal rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Mağdurlara, erken dönemde psikiyatrist, psikolog ve sosyal gönüllülerden oluşan bir ekiple destek vermek gerekmektedir. Sağlık yönetimi, diğer sektörlerle iyi bir iletişim kurmayı gerektiriyor.</p>
<p>Bu iletişim, afet öncesinde ne kadar iyi kurulmuşsa afet o kadar iyi yönetiliyor. Sahada çalışan sağlık personelinin bilgi ve tecrübesi ise tüm çabaya ışık tutuyor. Gözümüz, kulağımız, kalbimiz bölgede. Umarız tekrarlanmaz. Hepimize geçmiş olsun.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Berrin Pehlivan, Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi/Radyasyon Onkolojisi </strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong> T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü: Afetlerde Sağlık Yönetimi Kurs Notları, Şubat 2001</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/afetlerde-saglik-yonetimi">Afetlerde sağlık yönetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29019</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
