<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>anılar arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/anilar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/anilar</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Apr 2023 15:19:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bastırılmış anılar su yüzüne çıkartılabilir mi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bastirilmis-anilar-su-yuzune-cikartilabilir-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 14:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[anılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçdışı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[suistimal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29313</guid>

					<description><![CDATA[<p>1980’lerin sonlarından 1990’ların başlarına dek uzanan zaman diliminde ABD bir panik dalgasının pençesindeydi. Çocukken suistimal edildiklerine inanan binlerce yetişkin, çok acı verdiği için bu anıları yıllarca bastırmıştı, fakat anılar birden bire ortaya çıkmaya başladı. Philadelphia merkezli kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan The False Memory Syndrome Foundation&#8217;a göre, söz konusu dönemde toplam 736 kişi bu tür bastırılmış anılarının yeniden su yüzüne çıkmasıyla birlikte yasal haklarının savunulması istemiyle mahkemeye başvurdu. 1990’ların sonlarında, ABD Federal Araştırma Bürosu (FBI) ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılan sorgulamalar sonucunda, bu suistimal suçlamalarının büyük bir bölümünün asılsız olduğu kanıtlandı. Sarsıcı çocukluk anıları canlandığı için insanların mahkemelere başvurduğu ve adeta bir salgına dönüşen bu sürecin hızı da giderek kesildi. Ancak ruh bilim dünyasında anıların canlanması kavramı hiçbir zaman tümden yok olmadı. Nitekim, kısa süre önce yapılan bir araştırma klinik psikoloji konusunda uzmanlaşmış hekimlerin %76’sının anıların bastırılmasına (represyon) inanmayı günümüzde de sürdürdüklerini ortaya koyuyor. Peki, yaşanan bir olayla ilgili olarak belleğin derinliklerine gömülen anıların, yıllar sonra canlanması mümkün mü? İnsanların, savunma yöntemi olarak, yoğun kaygı ve üzüntüye yol açan sarsıcı bir olayı görmezden gelerek farkında olmadan bilinçdışına ittikleri görüşünü, 20. yüzyılın başlarında ilk ortaya atan kişi Sigmund Freud oldu. Ne var ki, Kanada Ontario Üniversitesi ruh bilimcilerinden Albert Katz, insanlarda böyle bir düzeneğin olduğu yönünde herhangi bir kanıt bulunmadığına dikkat çekerek, “Birtakım şeyleri unutabileceğimiz kuşkusuz. Ancak bu durum ille de insanların bilinçlerini kapamalarına yol açan etkin bir sürecin var olduğu anlamına gelmez&#8221; diyor. İnsanların unutmalarına neden olan çok çeşitli unsurlar vardır. Sıklıkla akla getirilmeyen şeyler zamanla unutulup gider. İnsanlar, genellikle sıradan olayları da unutma eğillimindedir. Ancak Cornell Üniversitesi ruh bilim uzmanlarından Charles Brainerd, insanların bilerek ya da isteyerek de bir şeyleri unutabileceklerini belirtiyor. Bir araştırmada katılımcılardan kendilerine verilen bir dizi sözcüğü unutmaları istendiğinde deneklerin o sözcükleri unutma olasılıklarının çok daha yüksek olduğu görüldü. Ruh bilimde “yönlendirilmiş unutma” olarak da bilinen kasıtlı unutma, söz gelimi, insanların işlerin pek de yolunda gitmediği bir ilk buluşmayı kafalarından silip atmalarına yardımcı olabilmekle birlikte, gerçek anlamda duyguları örseleyici bir olayın bellekten silinip yok olmasını sağlamaz. Bunun insanların genelde acı veren ya da sıkıntı yaratan olayları akıllarında tutmayı yeğlemelerinin bir sonucu olduğuna dikkat çeken Brainerd, “Belleğin temel yasalarından biri de budur&#8221; diyor. Anıların canlanmasında belli bir gerçeklik payı olduğunu belirten Katz da, “Anıların aradan yıllar geçmiş olsa bile, özellikle de bir görüntü, koku, ya da başka bir tetikleyici unsurla yeniden canlanmaları olasıdır. Ancak bu anılar yaşandıkları andaki gibi saf ve bozulmamış olarak geri gelmezler. Bellek, bir ses kayıt aygıtı gibi çalışmaz; son derece esnek ve akışkan bir yapıya sahip olduğundan, anımsadıklarımız çoğu zaman belli bir şeyin bölük pörçük parçaları olur ve ardından da bunlara kendi kafamıza göre birtakım ayrıntılar ekleriz” diyor. 80’li ve 90’lı yıllarda gözde olan ve “bastırılmış anılar” adıyla bilinen anıların su yüzüne çıkarılması amacıyla uygulanan çok sayıda yöntem vardı. Brainerd, bu dönemde terapi uzmanlarının danışanlarıyla birlikte çocukluk fotoğraflarını gözden geçirdiklerini ve karakterleri suistimale uğramış olan kitaplar okuduklarını, uzmanların danışanların belli olaylarla ilgili anı ve duygularını su yüzüne çıkartmalarına yardımcı olduğuna inanılan hipnoz seansları ve güdümlenmiş görsellik alıştırmalarına katıldıklarını belirtiyor. Katz&#8217;a göre sözü edilen bu terapi yöntemleriyle ilgili sorun, insanları gerçekte hiç yaşamamış oldukları olaylarla ilgili “anılar” üretmeye özendiriyor olmasıydı. Bunun da nedeni insanların, kendilerine birtakım ipuçları ya da öneriler verildiğinde, hiç yaşanmamış sahte anılar üretmeye yatkın olmalarıydı. Örneğin bir araştırmada, katılımcılara üzerinde birtakım oynamalar yapılarak kendilerini sıcak hava balonlarında gösteren fotoğraflar gösterildiğinde, %50’sinin daha önce hiç ayak basmamış oldukları garip bir uçan aygıta bindiklerini “anımsadıkları” görüldü. Benzer biçimde, kitap, fotoğraf ve kimi başka güdümlenmiş görsellik uygulamaları da insanların hiç yaşamamış oldukları sömürü olaylarını “anımsamalarına” yol açıyordu. Tıpkı kendilerinin sıcak hava balonlarına bindiklerini kafalarında canlandıran araştırmanın katılımcılarında olduğu gibi, anı canlandırma seanslarına katılanlar da kafalarında canlandırdıkları dehşet verici olayları gerçekten yaşadıklarına inanıyorlardı. Kaynak: https://www.livescience.com/repressed-memories-not-science.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bastirilmis-anilar-su-yuzune-cikartilabilir-mi">Bastırılmış anılar su yüzüne çıkartılabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span lang="tr-TR">1980’lerin sonlarından 1990’ların başlarına dek uzanan zaman diliminde ABD bir panik dalgasının pençesindeydi. Çocukken suistimal edildiklerine inanan binlerce yetişkin, çok acı verdiği için bu anıları yıllarca bastırmıştı, fakat anılar birden bire ortaya çıkmaya başladı. </span><span lang="tr-TR">Philadelphia merkezli kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan The False Memory Syndrome Foundation&#8217;a göre,</span><span lang="tr-TR"> söz konusu dönemde toplam 736 kişi bu tür bastırılmış anılarının yeniden su yüzüne çıkmasıyla birlikte yasal haklarının savunulması istemiyle mahkemeye başvurdu. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">1990’ların sonlarında, ABD Federal Araştırma Bürosu (FBI) ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılan sorgulamalar sonucunda, bu suistimal suçlamalarının büyük bir bölümünün asılsız olduğu kanıtlandı. Sarsıcı çocukluk anıları canlandığı için insanların mahkemelere başvurduğu ve adeta bir salgına dönüşen bu sürecin hızı da giderek kesildi. Ancak ruh bilim dünyasında anıların canlanması kavramı hiçbir zaman tümden yok olmadı. Nitekim, kısa süre önce yapılan bir araştırma klinik psikoloji konusunda uzmanlaşmış hekimlerin %76’sının anıların bastırılmasına (represyon) inanmayı günümüzde de sürdürdüklerini ortaya koyuyor. </span></p>
<p><strong><span lang="tr-TR">Peki, yaşanan bir olayla ilgili olarak belleğin derinliklerine gömülen anıların, yıllar sonra canlanması mümkün mü?</span></strong></p>
<p><span lang="tr-TR">İnsanların, savunma yöntemi olarak, yoğun kaygı ve üzüntüye yol açan sarsıcı bir olayı görmezden gelerek farkında olmadan bilinçdışına ittikleri görüşünü, 20. yüzyılın başlarında ilk ortaya atan kişi Sigmund Freud oldu. Ne var ki, Kanada Ontario Üniversitesi ruh bilimcilerinden Albert Katz, insanlarda böyle bir düzeneğin olduğu yönünde herhangi bir kanıt bulunmadığına dikkat çekerek, “Birtakım şeyleri unutabileceğimiz kuşkusuz. Ancak bu durum ille de insanların bilinçlerini kapamalarına yol açan etkin bir sürecin var olduğu anlamına gelmez&#8221; diyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">İnsanların unutmalarına neden olan çok çeşitli unsurlar vardır. Sıklıkla akla getirilmeyen şeyler zamanla unutulup gider. İnsanlar, genellikle sıradan olayları da unutma eğillimindedir. Ancak Cornell Üniversitesi ruh bilim uzmanlarından Charles Brainerd, insanların bilerek ya da isteyerek de bir şeyleri unutabileceklerini belirtiyor. Bir araştırmada katılımcılardan kendilerine verilen bir dizi sözcüğü unutmaları istendiğinde deneklerin o sözcükleri unutma olasılıklarının çok daha yüksek olduğu görüldü. Ruh bilimde “yönlendirilmiş unutma” olarak da bilinen kasıtlı unutma, söz gelimi, insanların işlerin pek de yolunda gitmediği bir ilk buluşmayı kafalarından silip atmalarına yardımcı olabilmekle birlikte, gerçek anlamda duyguları örseleyici bir olayın bellekten silinip yok olmasını sağlamaz. Bunun insanların genelde acı veren ya da sıkıntı yaratan olayları akıllarında tutmayı yeğlemelerinin bir sonucu olduğuna dikkat çeken Brainerd, “Belleğin temel yasalarından biri de budur&#8221; diyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Anıların canlanmasında belli bir gerçeklik payı olduğunu belirten Katz da, “Anıların aradan yıllar geçmiş olsa bile, özellikle de bir görüntü, koku, ya da başka bir tetikleyici unsurla yeniden canlanmaları olasıdır. Ancak bu anılar yaşandıkları andaki gibi saf ve bozulmamış olarak geri gelmezler. Bellek, bir ses kayıt aygıtı gibi çalışmaz; son derece esnek ve akışkan bir yapıya sahip olduğundan, anımsadıklarımız çoğu zaman belli bir şeyin bölük pörçük parçaları olur ve ardından da bunlara kendi kafamıza göre birtakım ayrıntılar ekleriz” diyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">80’li ve 90’lı yıllarda gözde olan ve “bastırılmış anılar” adıyla bilinen anıların su yüzüne çıkarılması amacıyla uygulanan çok sayıda yöntem vardı. Brainerd, bu dönemde terapi uzmanlarının danışanlarıyla birlikte çocukluk fotoğraflarını gözden geçirdiklerini ve karakterleri suistimale uğramış olan kitaplar okuduklarını, uzmanların danışanların belli olaylarla ilgili anı ve duygularını su yüzüne çıkartmalarına yardımcı olduğuna inanılan hipnoz seansları ve güdümlenmiş görsellik alıştırmalarına katıldıklarını belirtiyor. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Katz&#8217;a göre sözü edilen bu terapi yöntemleriyle ilgili sorun, insanları gerçekte hiç yaşamamış oldukları olaylarla ilgili “anılar” üretmeye özendiriyor olmasıydı. Bunun da nedeni insanların, kendilerine birtakım ipuçları ya da öneriler verildiğinde, hiç yaşanmamış sahte anılar üretmeye yatkın olmalarıydı. </span></p>
<p><span lang="tr-TR">Örneğin bir araştırmada, katılımcılara üzerinde birtakım oynamalar yapılarak kendilerini sıcak hava balonlarında gösteren fotoğraflar gösterildiğinde, %50’sinin daha önce hiç ayak basmamış oldukları garip bir uçan aygıta bindiklerini “anımsadıkları” görüldü.</span></p>
<p><span lang="tr-TR"> Benzer biçimde, kitap, fotoğraf ve kimi başka güdümlenmiş görsellik uygulamaları da insanların hiç yaşamamış oldukları sömürü olaylarını “anımsamalarına” yol açıyordu. Tıpkı kendilerinin sıcak hava balonlarına bindiklerini kafalarında canlandıran araştırmanın katılımcılarında olduğu gibi, anı canlandırma seanslarına katılanlar da kafalarında canlandırdıkları dehşet verici olayları gerçekten yaşadıklarına inanıyorlardı.</span></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.livescience.com/repressed-memories-not-science.html">https://www.livescience.com/repressed-memories-not-science.html</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bastirilmis-anilar-su-yuzune-cikartilabilir-mi">Bastırılmış anılar su yüzüne çıkartılabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29313</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
