<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aşı olmak arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/asi-olmak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/asi-olmak</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 26 Nov 2023 15:48:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Türeci ve Şahin’e ödül neden verilmedi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/tureci-ve-sahine-odul-neden-verilmedi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN BURSALI]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 14:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[Covid 19]]></category>
		<category><![CDATA[Drew Weissman]]></category>
		<category><![CDATA[Katalin Karikó]]></category>
		<category><![CDATA[mRNA]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü 2023]]></category>
		<category><![CDATA[özlem türeci]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uğur şahin]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devrim niteliğindeki büyük buluşa en büyük ödül Yazılmayı hak eden bir ödül. Devrim niteliğindeki mRNA aşısının gerçekleştirilmesine yol açan temel bilimsel buluşu gerçekleştiren iki bilimciye, Katalin Karikó ve Drew Weissman’a Nobel Tıp/Fizyoloji ödülü verildi. Dikkat ederseniz Nobel, bu teknolojiyi/yöntemi kullanarak ilk aşıyı üreten Türk kökenli iki bilim insanı Uğur Şahin ve Özlem Türeci’ye verilmedi. Çünkü önemli olan mRNA teknolojisini bulmaktı. Bu teknoloji olmasaydı, mRNA aşısı gerçekleştirilemezdi. Bu konuda iki yıl önce, 2021 Tıp Nobeli’nin mRNA aşısına neden verilmediği tartışma konusu olmuştu. Çok erken demiştim, çünkü aşı kendini kanıtlamalıydı ve henüz 1.5 yıl olmuştu&#8230; “Nobel Komitesi’nin ise acelesi yok. Komite, güncel davranmaya pek yanaşmıyor; çünkü verdikleri Nobeller bazen 30 yıl öncesinin çok önemli buluşları bile olabiliyor. Aziz Sancar ve Nobel’i paylaştığı diğer iki bilim insanının buluşları da Nobel aldıkları tarihten 20 yıl öncesine dayanıyor!” Türeci ve Şahin’i Nobel adayı gösterenler için de devamında şöyle yazmıştım: Hemen “verilseydi, Nobelleri yakından izleyen bilim gazetecisi yönüme sürpriz olurdu&#8230; Hele BioNTech’in kurucuları, mRNA aşısının üreticileri ve bu yöntemle mesela bir çeşit deri kanserini iyileştirme çalışmalarında hayli ilerleyen, bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’ye verilmesi çok daha büyük sürpriz olurdu&#8230; Gelecek yıl ödül Katalin Karikó ve Drew Weissman’ın.” 2022’de verilir diyordum ama bir yıl hata payıyla bu yıl gerçekleşti. Önceki yazımın linki: www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/tip-nobeli-niye-asiya-tureci-ve-sahine-verilmedi-1875509 Temel bilim çok önemli Ödülü her zaman veya genellikle temel bilim araştırmaları alıyor. mRNA (DNA’mızın protein üretilmesi talimatını ileten kısmı) teknolojisi üzerinde 30 yıl boyunca uğraşıldı. Böyle çok temel, çığır açıcı buluşlara neden olacak konular üzerinde çok uzun çalışmalar yapıldığı bilinir. mRNA ile hastalıklara karşı etkili aşı ve tedavi edici başka yöntemler geliştirilebileceği 30 yıl önceden görülmüş ancak laboratuvar deneyleri iyi sonuçlar vermemişti. Önceki yazımdan: “Hikâye, birçok bilimsel keşfin yaşamı değiştiren yeniliklere dönüşme şeklini aydınlatıyor: Onlarca yıllık çıkmaz sokaklar, reddedilmeler ve potansiyel kârlar için verilen mücadeleler, aynı zamanda cömertlik, merak, şüphecilik ve inatçı ısrar&#8230;” Evet müthiş bir alınteri, uykusuz geceler ve sonuçta gelen başarı&#8230; İnsanlığa ne büyük hizmet! Bilim olumsuz sonuçlardan hep öğrenir, nerede işlerin ters gittiğini arar bulur, bilim insanları ve taş üzerine taş koyarak gerçeği yakalar. Bu teknoloji ile üretilen aşının önemi, eski klasik aşıya karşı, çok daha etkili ve hızlı bağışıklık sistemini hastalık etkenlerine karşı (COVID virüsü gibi) hızla harekete geçirmesi. Kilit konu bağışıklık sistemimizdir. Onu uygun şekilde uyarabilirseniz belki de savaşamayacağı hastalık etkeni olmayacaktır. Büyük buluşlar bekliyoruz mRNA teknolojisi ile bilim olağanüstü yeni başarılara imza atmanın eşiğinde. İlk mRNA aşısını hızla geliştiren Türeci ve Uğur, deri kolon vb. gibi kanser türlerine karşı da mRNA aşıları üretiyor, bunların ilk denemelerini yapıyor. İngiltere’de ilk başarılı sonuçları almaya başladıklarını duyuyoruz. Türeci ve Uğur’un bu teknoloji ile aşıyı çok hızlı geliştirmelerinin sırrı ise uzun zamandır mRNA üzerinde çalışıyor olmalarındandır. Pandemi çıkınca, tamam arkadaşlar hemen aşıya girişiyoruz dediler ve bir yıl sürmedi başarıya imza atmaları. Bizim aşı? Ne kadar geri olduğumuzu anlamanız için anımsatayım. COVID’e karşı klasik yöntemlerle aşı geliştirilmesi için 20 kadar üniversite, merkez vb. kolları sıvadı. TURKOVAC adı verilen bir aşı geliştirildiği açıklandı zar zor. Kimsenin klasik aşı kullanmadığı bir safhada&#8230; Kaç aşılanma oldu, bunların sonuçları üzerine bir bilgi ulaşmadı. İktidar birkaç Afrika ülkesine bu aşıları hediye diye götürdü. Oralarda kullanıldı mı, yoksa hediyedir koyalım bir kenara mı denildi, bilgimiz yok. COVID, tıp bilimimizin yaratıcılığını teste tabi tuttu. Demek ki bu tür önemli olaylara bilimimiz hazır değil. Siyasal ve bilimsel kafalar hazır değil&#8230; Yarın olur mu bilemem&#8230; Orhan Bursalı *Bu yazı, 3 Ekim 2023 tarihli Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/tureci-ve-sahine-odul-neden-verilmedi">Türeci ve Şahin’e ödül neden verilmedi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Devrim niteliğindeki büyük buluşa en büyük ödül</strong></p>
<p>Yazılmayı hak eden bir ödül. Devrim niteliğindeki mRNA aşısının gerçekleştirilmesine yol açan temel bilimsel buluşu gerçekleştiren iki bilimciye, <strong>Katalin Karikó</strong> ve <strong>Drew Weissman</strong>’a Nobel Tıp/Fizyoloji ödülü verildi.</p>
<p>Dikkat ederseniz Nobel, bu teknolojiyi/yöntemi kullanarak ilk aşıyı üreten Türk kökenli iki bilim insanı <strong>Uğur Şahin</strong> ve <strong>Özlem Türeci</strong>’ye verilmedi. Çünkü önemli olan mRNA teknolojisini bulmaktı. Bu teknoloji olmasaydı, mRNA aşısı gerçekleştirilemezdi.</p>
<div id="gpt_unit_/11357266/haberdetay-haberici-kare1_0" data-google-query-id="CNfcypzQ3IEDFe2P_QcdFi0C0w">
<p>Bu konuda iki yıl önce, 2021 Tıp Nobeli’nin mRNA aşısına neden verilmediği tartışma konusu olmuştu. Çok erken demiştim, çünkü aşı kendini kanıtlamalıydı ve henüz 1.5 yıl olmuştu&#8230; “<em>Nobel Komitesi’nin ise acelesi yok. Komite, güncel davranmaya pek yanaşmıyor; çünkü verdikleri Nobeller bazen 30 yıl öncesinin çok önemli buluşları bile olabiliyor. Aziz Sancar ve Nobel’i paylaştığı diğer iki bilim insanının buluşları da Nobel aldıkları tarihten 20 yıl öncesine dayanıyor!</em>”</p>
<p>Türeci ve Şahin’i Nobel adayı gösterenler için de devamında şöyle yazmıştım:</p>
<p>Hemen “<em>verilseydi, Nobelleri yakından izleyen bilim gazetecisi yönüme sürpriz olurdu&#8230; Hele BioNTech’in kurucuları, mRNA aşısının üreticileri ve bu yöntemle mesela bir çeşit deri kanserini iyileştirme çalışmalarında hayli ilerleyen, bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’ye verilmesi çok daha büyük sürpriz olurdu&#8230; Gelecek yıl ödül Katalin Karikó ve Drew Weissman’ın.</em>”</p>
<p>2022’de verilir diyordum ama bir yıl hata payıyla bu yıl gerçekleşti.</p>
<p>Önceki yazımın linki: <a title="TIKLAYINIZ..." href="https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/tip-nobeli-niye-asiya-tureci-ve-sahine-verilmedi-1875509" target="_blank" rel="noopener">www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/tip-nobeli-niye-asiya-tureci-ve-sahine-verilmedi-1875509</a></p>
<p><strong>Temel bilim çok önemli</strong></p>
<p>Ödülü her zaman veya genellikle temel bilim araştırmaları alıyor.</p>
<p>mRNA (DNA’mızın protein üretilmesi talimatını ileten kısmı) teknolojisi üzerinde 30 yıl boyunca uğraşıldı.</p>
<p>Böyle çok temel, çığır açıcı buluşlara neden olacak konular üzerinde çok uzun çalışmalar yapıldığı bilinir.</p>
<p>mRNA ile hastalıklara karşı etkili aşı ve tedavi edici başka yöntemler geliştirilebileceği 30 yıl önceden görülmüş ancak laboratuvar deneyleri iyi sonuçlar vermemişti.</p>
<p>Önceki yazımdan: “<em>Hikâye, birçok bilimsel keşfin yaşamı değiştiren yeniliklere dönüşme şeklini aydınlatıyor: Onlarca yıllık çıkmaz sokaklar, reddedilmeler ve potansiyel kârlar için verilen mücadeleler, aynı zamanda cömertlik, merak, şüphecilik ve inatçı ısrar&#8230;</em>”</p>
<p>Evet müthiş bir alınteri, uykusuz geceler ve sonuçta gelen başarı&#8230; İnsanlığa ne büyük hizmet!</p>
<p>Bilim olumsuz sonuçlardan hep öğrenir, nerede işlerin ters gittiğini arar bulur, bilim insanları ve taş üzerine taş koyarak gerçeği yakalar.</p>
<p>Bu teknoloji ile üretilen aşının önemi, eski klasik aşıya karşı, çok daha etkili ve hızlı bağışıklık sistemini hastalık etkenlerine karşı (COVID virüsü gibi) hızla harekete geçirmesi. Kilit konu <strong>bağışıklık</strong> sistemimizdir. Onu uygun şekilde uyarabilirseniz belki de savaşamayacağı hastalık etkeni olmayacaktır.</p>
<p><strong>Büyük buluşlar bekliyoruz</strong></p>
<p>mRNA teknolojisi ile bilim olağanüstü yeni başarılara imza atmanın eşiğinde. İlk mRNA aşısını hızla geliştiren Türeci ve Uğur, deri kolon vb. gibi kanser türlerine karşı da mRNA aşıları üretiyor, bunların ilk denemelerini yapıyor. İngiltere’de ilk başarılı sonuçları almaya başladıklarını duyuyoruz.</p>
<p>Türeci ve Uğur’un bu teknoloji ile aşıyı çok hızlı geliştirmelerinin sırrı ise uzun zamandır mRNA üzerinde çalışıyor olmalarındandır. Pandemi çıkınca, tamam arkadaşlar hemen aşıya girişiyoruz dediler ve bir yıl sürmedi başarıya imza atmaları.</p>
<p><strong>Bizim aşı?</strong></p>
<p>Ne kadar geri olduğumuzu anlamanız için anımsatayım. COVID’e karşı <strong>klasik yöntemlerle</strong> aşı geliştirilmesi için 20 kadar üniversite, merkez vb. kolları sıvadı. <strong>TURKOVAC</strong> adı verilen bir aşı geliştirildiği açıklandı zar zor. Kimsenin klasik aşı kullanmadığı bir safhada&#8230; Kaç aşılanma oldu, bunların sonuçları üzerine bir bilgi ulaşmadı. İktidar birkaç Afrika ülkesine bu aşıları hediye diye götürdü. Oralarda kullanıldı mı, yoksa hediyedir koyalım bir kenara mı denildi, bilgimiz yok.</p>
<p><strong>COVID, tıp bilimimizin yaratıcılığını teste tabi tuttu. Demek ki bu tür önemli olaylara bilimimiz hazır değil. Siyasal ve bilimsel kafalar hazır değil&#8230; Yarın olur mu bilemem&#8230;</strong></p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, 3 Ekim 2023 tarihli <a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/tureci-ve-sahine-odul-neden-verilmedi-2125869">Cumhuriyet Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</strong></em></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/tureci-ve-sahine-odul-neden-verilmedi">Türeci ve Şahin’e ödül neden verilmedi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30271</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DSÖ: 10 büyük tehdidin başında aşıyı red var</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/dso-10-buyuk-tehdidin-basinda-asiyi-red-var</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jan 2019 14:20:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[DSÖ]]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[WHO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2019 yılında küresel anlamda sağlığı etkileyecek en büyük 10 tehlikeleyi sıraladı. Listeye göre, hava kirliliği, insani krizler ve aşı olmayı reddeden insanlar 2019’da küresel anlamda insan sağlığını tehlikeye düşerecek tehditler arasında yer alıyor. WHO, her yıl hazırladığı raporda bu tehditlere yönelik 5 yıllık plan ve çözüm önerileri sunuyor. Örgütün 2019 raporunda, bulaşıcı hastalıklar, ilaca dayanıklı virüsler ve yaygın görülen ancak önlenebilir kalp ve akciğer hastalıkları listede yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 1.6 milyardan fazla insan, kuraklık, açlık ve savaşın baş gösterdiği yerlerde yaşam mücadelesi veriyor ve bu insanlar temel gereksinimlerine bile ulaşamıyor. WHO’ya göre, 2030-2050 yılları arasında küresel ısınma nedeniyle ortaya çıkan yetersiz besin, ishal, aşırı sıcaklık ve sıtma gibi rahatsızlıklar yılda fazladan 250 bin kişinin daha ölümüne neden olabilir. Diyabet, kanser ve kalp rahatsızlıkları dünya genelinde ölüm nedenlerinin ortalama yüzde 70’ini oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 yılı için insan sağlığını tehdit edecek tehlikeler şöyle: Aşı olmaya karşı direnç Küresel grip salgını Hava kirliliği ve küresel ısınma Bulaşıcı olmayan hastalıklar Sağlıklı ve kaliteli yaşam koşullarından mahrum kalmak Mikroplara karşı dayanıklılık Ebola ve diğer ölümcül bulaşıcı hastalıklar Yetersiz temel sağlık hizmetleri Dang (eklem ağrılı ateşli bulaşıcı hastalık) Aids (HIV) Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/dso-10-buyuk-tehdidin-basinda-asiyi-red-var">DSÖ: 10 büyük tehdidin başında aşıyı red var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="news-short">Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2019 yılında küresel anlamda sağlığı etkileyecek en büyük 10 tehlikeleyi sıraladı.</div>
<div id="share-bar" class="with-no-overflow"></div>
<div>
<p>Listeye göre, hava kirliliği, insani krizler ve aşı olmayı reddeden insanlar 2019’da küresel anlamda insan sağlığını tehlikeye düşerecek tehditler arasında yer alıyor.</p>
<p>WHO, her yıl hazırladığı raporda bu tehditlere yönelik 5 yıllık plan ve çözüm önerileri sunuyor.</p>
<p>Örgütün 2019 raporunda, bulaşıcı hastalıklar, ilaca dayanıklı virüsler ve yaygın görülen ancak önlenebilir kalp ve akciğer hastalıkları listede yer alıyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 1.6 milyardan fazla insan, kuraklık, açlık ve savaşın baş gösterdiği yerlerde yaşam mücadelesi veriyor ve bu insanlar temel gereksinimlerine bile ulaşamıyor.</p>
<p>WHO’ya göre, 2030-2050 yılları arasında küresel ısınma nedeniyle ortaya çıkan yetersiz besin, ishal, aşırı sıcaklık ve sıtma gibi rahatsızlıklar yılda fazladan 250 bin kişinin daha ölümüne neden olabilir.</p>
<p>Diyabet, kanser ve kalp rahatsızlıkları dünya genelinde ölüm nedenlerinin ortalama yüzde 70’ini oluşturuyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 yılı için insan sağlığını tehdit edecek tehlikeler şöyle:</p>
<ol>
<li>Aşı olmaya karşı direnç</li>
<li>Küresel grip salgını</li>
<li>Hava kirliliği ve küresel ısınma</li>
<li>Bulaşıcı olmayan hastalıklar</li>
<li>Sağlıklı ve kaliteli yaşam koşullarından mahrum kalmak</li>
<li>Mikroplara karşı dayanıklılık</li>
<li>Ebola ve diğer ölümcül bulaşıcı hastalıklar</li>
<li>Yetersiz temel sağlık hizmetleri</li>
<li>Dang (eklem ağrılı ateşli bulaşıcı hastalık)</li>
<li>Aids (HIV)</li>
</ol>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/1204731/WHO_2019_da_sagligi_tehdit_edecek_10_tehlikeyi_yayinladi.html">Cumhuriyet Gazetesi</a></strong></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/dso-10-buyuk-tehdidin-basinda-asiyi-red-var">DSÖ: 10 büyük tehdidin başında aşıyı red var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12710</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Grip aşısının etkinliği üzerine tartışma</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/grip-asisinin-etkinligi-uzerine-tartisma</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 11:18:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa çetiner]]></category>
		<category><![CDATA[önder ergönül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mustafa Çetiner’in Prof. Dr. Önder Ergönül ile grip aşısı üzerine bir söyleşisini sitemizde yayınlamıştık. İzlemek için: https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/asi-olmak-ya-da-olmamak Enfeksiyon hastalıkları vb. konusunda dünya çapında bir uzman olan Ergönül, grip aşısını savunuyor ve özellikle risk altındaki kişilerin aşı olmasını öneriyordu. Ve aşının etkisinin olmadığı yolundaki görüşlere de karşı çıkıyordu. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, kendi web sitesinde buna karşılık bir eleştiri yayımladı ve bunu HBT’ye gönderdi. Küçükusta, sık sık ekranlara çıkarak grip aşısının boşunalığı üzerine yaptığı konuşmalarıyla tanınıyor. Küçükusta’nın itirazlarını okumak için: http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/10/08/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/grip-asisi-yaptirmak-ya-da-yaptirmamak/ &#160; Neler diyor? Küçükusta’nın yazısından bazı görüşleri şöyle: “Bağışıklığı sadece antikorlar üzerinden anlatıyor, lokal ve hücresel bağışıklığın adını bile anmıyor&#8230; Grip aşısı gripten koruyor diye satılıyor ama gripten korumuyorsa ayıplı mal olur&#8230; Ergönül, aşının koruyuculuğunun %60-70 olduğunu söylüyor&#8230; Grip aşısının koruyuculuğu, geçen sene Avustralya’da %10 Kanada’da %17 olarak bildirildi&#8230; Son birkaç senedeki etkiler genel olarak %20-50 arasında seyretti, bazı virüs türleri için oran sıfır ve hatta sıfıra yakın da bulundu&#8230;&#8221; Ergönül’den yanıt: Dr. Ergönül’den bu itirazlara bir yanıt rica ettik. Aşağıda okuyabilirsiniz. &#8220;Sayın Editör, Aşılar içinde sorun olarak en çok influenza (grip) aşısına yönelik eleştiriler olduğunu görüyoruz. Sanırım ve umarım, %100&#8217;e yakın koruma sağlayan aşılar tartışılmıyor. Bazı sahte peygamberler kızamık aşısına karşı sahte yayınlar üretti ve takiben birçok ülkede kızamık salgını başladı. Bu konu özelinde &#8220;sahte peygamber&#8221; sözü, bana değil, çocuk hastalıkları profesörü Paul Offit&#8217;e aittir. Offit&#8217;in bu konuda çok sayılan kitaplarından birinin adı Otizmin Sahte Peygamberleri&#8217;dir (Autism&#8217;s False Prophets). Gelelim influenza aşısına. Bizler, ben, KLİMİK Derneği, Bilim Akademisi gibi kurumlarda ve kurullarda çalışan arkadaşlarım diğer başlıklarda olduğu gibi, dünya tıbbının kabul ettiği doğruları halkımızla paylaşıyoruz. Biz bu görüşleri bir toplumsal sorumluluk çerçevesinde ifade ediyoruz. Konunun uzmanı olmayan kişilere kalmasının felaket olacağı açık. Ulusal ve uluslararası kurullarda görüş oluşurken, çok sayıda makale, çalışma inceleniyor ve çok sayıda bilgi sentezleniyor. Birkaç makale üzerinden konuşulamaz. Her konuda, her başlıkta farklı ve karşı görüş bildiren çalışmalar, yayınlar olabilir. Ama tüm bunlardan genel bir senteze gitmek önemlidir. Örneğin, influenza aşısının etkinliği %60-70 denildiğinde (hatta %70-90 diyenler de var), bu genel bir kestirimi ifade ediyor. Virüsün alt suşlarından olan H3N2&#8217;ye karşı aşı etkinliğinin %20 civarında olduğunu bildiren yayınlar oldu ama bu suş gibi 3 suş daha var. Bu verilerin de bilgisiyle %60-70 etkinlik halen ifade ediliyor. Bir başka tartışma konusu edilen burundan uygulanan aşı ise Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde uygulanıyor, Avrupa ve ülkemizde hiç uygulanmadı. Ülkemizde olmayan bir aşının tartışılması yersizdir. Bilim daha iyisini, daha etkili seçenekler bularak yoluna devam ediyor, insanlık öyle ilerliyor. Daha iyisini bulununcaya kadar, sıkça hasta olan risk gruplarında yer alan hastalarımıza var olan aşıyı önermek durumundayız. Saygılarımla, Önder Ergönül, MD, MPH., Enfeksiyon hastalıkları ve TKlinik Mikrobiyoloji Profesörü, oergonul@ku.edu.tr &#8220;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/grip-asisinin-etkinligi-uzerine-tartisma">Grip aşısının etkinliği üzerine tartışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. <strong>Mustafa Çetiner’in</strong> Prof. Dr. <strong>Önder Ergönül</strong> ile grip aşısı üzerine bir söyleşisini sitemizde yayınlamıştık. İzlemek için: <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/asi-olmak-ya-da-olmamak">https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/asi-olmak-ya-da-olmamak</a></p>
<p>Enfeksiyon hastalıkları vb. konusunda dünya çapında bir uzman olan Ergönül, grip aşısını savunuyor ve özellikle risk altındaki kişilerin aşı olmasını öneriyordu. Ve aşının etkisinin olmadığı yolundaki görüşlere de karşı çıkıyordu.</p>
<p>Prof. Dr. <strong>Ahmet Rasim Küçükusta</strong>, kendi web sitesinde buna karşılık bir eleştiri yayımladı ve bunu HBT’ye gönderdi. Küçükusta, sık sık ekranlara çıkarak grip aşısının boşunalığı üzerine yaptığı konuşmalarıyla tanınıyor. Küçükusta’nın itirazlarını okumak için: <a href="http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/10/08/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/grip-asisi-yaptirmak-ya-da-yaptirmamak/">http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/10/08/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/grip-asisi-yaptirmak-ya-da-yaptirmamak/</a><u></u></p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_11833" style="width: 510px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-11833" class="wp-image-11833" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/ergonul-kucukusta-300x136.jpg" alt="" width="500" height="227" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/ergonul-kucukusta-300x136.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/ergonul-kucukusta.jpg 800w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /><p id="caption-attachment-11833" class="wp-caption-text">Önder Ergönül (solda) ve Rasim Küçükusta (sağda)</p></div>
<p><strong>Neler diyor?</strong></p>
<p>Küçükusta’nın yazısından bazı görüşleri şöyle: <em>“Bağışıklığı sadece antikorlar üzerinden anlatıyor, lokal ve hücresel bağışıklığın adını bile anmıyor&#8230; Grip aşısı gripten koruyor diye satılıyor ama gripten korumuyorsa ayıplı mal olur&#8230; Ergönül, aşının koruyuculuğunun %60-70 olduğunu söylüyor&#8230; Grip aşısının koruyuculuğu, geçen sene Avustralya’da %10 Kanada’da %17 olarak bildirildi&#8230; Son birkaç senedeki etkiler genel olarak %20-50 arasında seyretti, bazı virüs türleri için oran sıfır ve hatta sıfıra yakın da bulundu&#8230;&#8221;</em></p>
<p><strong>Ergönül’den yanıt: </strong></p>
<p>Dr. Ergönül’den bu itirazlara bir yanıt rica ettik. Aşağıda okuyabilirsiniz.</p>
<p>&#8220;Sayın Editör,</p>
<p>Aşılar içinde sorun olarak en çok influenza (grip) aşısına yönelik eleştiriler olduğunu görüyoruz. Sanırım ve umarım, %100&#8217;e yakın koruma sağlayan aşılar tartışılmıyor. Bazı sahte peygamberler kızamık aşısına karşı sahte yayınlar üretti ve takiben birçok ülkede kızamık salgını başladı. Bu konu özelinde &#8220;sahte peygamber&#8221; sözü, bana değil, çocuk hastalıkları profesörü Paul Offit&#8217;e aittir. Offit&#8217;in bu konuda çok sayılan kitaplarından birinin adı <em>Otizmin Sahte Peygamberleri&#8217;</em>dir <em>(Autism&#8217;s False Prophets)</em>.</p>
<p>Gelelim influenza aşısına. Bizler, ben, <a href="https://www.klimik.org.tr/">KLİMİK Derneği</a>, <a href="https://bilimakademisi.org/">Bilim Akademisi</a> gibi kurumlarda ve kurullarda çalışan arkadaşlarım diğer başlıklarda olduğu gibi, dünya tıbbının kabul ettiği doğruları halkımızla paylaşıyoruz. Biz bu görüşleri bir toplumsal sorumluluk çerçevesinde ifade ediyoruz. Konunun uzmanı olmayan kişilere kalmasının felaket olacağı açık.</p>
<p>Ulusal ve uluslararası kurullarda görüş oluşurken, çok sayıda makale, çalışma inceleniyor ve çok sayıda bilgi sentezleniyor. Birkaç makale üzerinden konuşulamaz. Her konuda, her başlıkta farklı ve karşı görüş bildiren çalışmalar, yayınlar olabilir. Ama tüm bunlardan genel bir senteze gitmek önemlidir. Örneğin, influenza aşısının etkinliği %60-70 denildiğinde (hatta %70-90 diyenler de var), bu genel bir kestirimi ifade ediyor. Virüsün alt suşlarından olan H3N2&#8217;ye karşı aşı etkinliğinin %20 civarında olduğunu bildiren yayınlar oldu ama bu suş gibi 3 suş daha var. Bu verilerin de bilgisiyle %60-70 etkinlik halen ifade ediliyor. Bir başka tartışma konusu edilen burundan uygulanan aşı ise Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde uygulanıyor, Avrupa ve ülkemizde hiç uygulanmadı. Ülkemizde olmayan bir aşının tartışılması yersizdir.</p>
<p>Bilim daha iyisini, daha etkili seçenekler bularak yoluna devam ediyor, insanlık öyle ilerliyor. Daha iyisini bulununcaya kadar, sıkça hasta olan risk gruplarında yer alan hastalarımıza var olan aşıyı önermek durumundayız.</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Önder Ergönül, MD, MPH., Enfeksiyon hastalıkları ve TKlinik Mikrobiyoloji Profesörü, <strong><a href="mailto:oergonul@ku.edu.tr">oergonul@ku.edu.tr</a></strong> &#8220;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/grip-asisinin-etkinligi-uzerine-tartisma">Grip aşısının etkinliği üzerine tartışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11832</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aşı olmak ya da olmamak</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/asi-olmak-ya-da-olmamak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Oct 2018 10:49:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa çetiner]]></category>
		<category><![CDATA[önder ergönül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mustafa Çetiner ve Prof. Dr. Önder Ergönül, aşılar üzerine bugüne dek yapılmamış ölçüde cesur ve tarafsız bir sohbet ile aşılar hakkında bilmeniz gerekenleri ve merak ettiklerinizi yanıtlıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/asi-olmak-ya-da-olmamak">Aşı olmak ya da olmamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mustafa Çetiner ve Prof. Dr. Önder Ergönül, aşılar üzerine bugüne dek yapılmamış ölçüde cesur ve tarafsız bir sohbet ile aşılar hakkında bilmeniz gerekenleri ve merak ettiklerinizi yanıtlıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/asi-olmak-ya-da-olmamak">Aşı olmak ya da olmamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11689</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Alpay Azap: Grip ve zatürre aşısı, felç ve kalp krizini engelliyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/prof-dr-alpay-azap-grip-ve-zaturre-asisi-felc-ve-kalp-krizini-engelliyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Oct 2018 13:33:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[klimik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, “Grip ve zatürre aşısı, sadece grip ve zatürreden korumuyor. Özellikle yaşlı kişilerde felç ve kalp krizi geçirmesini de engelliyor” dedi. AA’nın haberine göre; Sağlık Bakanlığı ve KLİMİK Derneğinin iş birliği ile bu yıl 5’incisi düzenlenen “Ulusal Erişkin Bağışıklaması Sempozyumu” Mardin’de yapıldı. Prof. Dr. Alpay Azap, sempozyum sonrası düzenlenen basın toplantısında, yetişkinlerin aşı olmaya çekindiğini belirterek, aşıların ciddi yan etkileri bulunmadığını, tam tersine çok sayıda fazla faydaları olduğunu söyledi. Yolda yürümekten daha az riskli Gerçekleştirilen her uygulamanın, riskleri olabileceğini dile getiren Azap, “Aşılar da tamamen risksiz değildir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, aşı uygulamaları yolda yürümekten daha az risklidir” ifadelerini kullandı. Aşıların ölümleri azalttığını kaydeden Azap, insanların doğru kaynaklardan bilgilenmediğini, internette dolaşan bilgilere çok fazla itibar edildiğini belirtti. “Lütfen herhangi bir sağlıkla ilgili konuda doğru bilgiye ulaşmak istiyorlarsa, o konuda uzman derneklerinin ne dediklerine baksınlar” diyen Azap, kış aylarına girildiğini, ileriki günlerde grip sezonunun başlayacağını, herkesin özellikle bu dönemde grip aşısını mutlaka yapması gerektiğini vurguladı. Grip aşısı sadece gripten korumuyor Prof. Dr. Azap (solda), şu bilgileri aktardı: “Grip aşısı, sadece gripten korumuyor. Yine yapılan bilimsel çalışmalarda çok net bir şekilde biliyoruz ki grip aşısı, özellikle yaşlı kişilerde felç ve kalp krizi geçirmesini de engelliyor. Avrupa’da eğer aşı yapılma oranı yüzde 75’e çıkartılacak olunursa, sadece Avrupa’da yılda 40 bin kalp krizi sonucu ölüm engellenir. O yüzden aşılar gerçekten faydaları saymakla bitmeyecek ürünlerdir ve ciddi yan etkileri son derece nadirdir. Halkımızı aşı olmaya davet ediyoruz. Grip sezonu için mutlaka grip aşılarını olsunlar. Yine erişkinlerin olması gereken aşılardan bir tanesi de zatürre aşısı ve yine onun da sadece zatürreden değil, felç ve kalp krizinden koruduğunu gösteren çalışmalarımız var. O yüzden bu iki aşıyı ben özellikle vurgulamak istiyorum.” Mardin İl Sağlık Müdürü Saffet Yavuz da, kentte aşılama oranın yüksekliğine dikkati çekerek aşının en temel sağlık hizmetlerinden biri olduğunu aktardı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/prof-dr-alpay-azap-grip-ve-zaturre-asisi-felc-ve-kalp-krizini-engelliyor">Prof. Dr. Alpay Azap: Grip ve zatürre aşısı, felç ve kalp krizini engelliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (<strong><a href="https://www.klimik.org.tr/">KLİMİK</a></strong>) Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, “Grip ve zatürre aşısı, sadece grip ve zatürreden korumuyor. Özellikle yaşlı kişilerde felç ve kalp krizi geçirmesini de engelliyor” dedi.</p>
<p>AA’nın haberine göre; Sağlık Bakanlığı ve KLİMİK Derneğinin iş birliği ile bu yıl 5’incisi düzenlenen “Ulusal Erişkin Bağışıklaması Sempozyumu” Mardin’de yapıldı.</p>
<p>Prof. Dr. Alpay Azap, sempozyum sonrası düzenlenen basın toplantısında, yetişkinlerin aşı olmaya çekindiğini belirterek, aşıların ciddi yan etkileri bulunmadığını, tam tersine çok sayıda fazla faydaları olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Yolda yürümekten daha az riskli</strong></p>
<p>Gerçekleştirilen her uygulamanın, riskleri olabileceğini dile getiren Azap, “Aşılar da tamamen risksiz değildir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, aşı uygulamaları yolda yürümekten daha az risklidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aşıların ölümleri azalttığını kaydeden Azap, insanların doğru kaynaklardan bilgilenmediğini, internette dolaşan bilgilere çok fazla itibar edildiğini belirtti.</p>
<p>“Lütfen herhangi bir sağlıkla ilgili konuda doğru bilgiye ulaşmak istiyorlarsa, o konuda uzman derneklerinin ne dediklerine baksınlar” diyen Azap, kış aylarına girildiğini, ileriki günlerde grip sezonunun başlayacağını, herkesin özellikle bu dönemde grip aşısını mutlaka yapması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Grip aşısı sadece gripten korumuyor</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-11596 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/alpayazap-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/alpayazap-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/alpayazap.jpg 540w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Prof. Dr. Azap (solda), şu bilgileri aktardı: “Grip aşısı, sadece gripten korumuyor. Yine yapılan bilimsel çalışmalarda çok net bir şekilde biliyoruz ki grip aşısı, özellikle yaşlı kişilerde felç ve kalp krizi geçirmesini de engelliyor. Avrupa’da eğer aşı yapılma oranı yüzde 75’e çıkartılacak olunursa, sadece Avrupa’da yılda 40 bin kalp krizi sonucu ölüm engellenir. O yüzden aşılar gerçekten faydaları saymakla bitmeyecek ürünlerdir ve ciddi yan etkileri son derece nadirdir. Halkımızı aşı olmaya davet ediyoruz. Grip sezonu için mutlaka grip aşılarını olsunlar. Yine erişkinlerin olması gereken aşılardan bir tanesi de zatürre aşısı ve yine onun da sadece zatürreden değil, felç ve kalp krizinden koruduğunu gösteren çalışmalarımız var. O yüzden bu iki aşıyı ben özellikle vurgulamak istiyorum.”</p>
<p>Mardin İl Sağlık Müdürü Saffet Yavuz da, kentte aşılama oranın yüksekliğine dikkati çekerek aşının en temel sağlık hizmetlerinden biri olduğunu aktardı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/prof-dr-alpay-azap-grip-ve-zaturre-asisi-felc-ve-kalp-krizini-engelliyor">Prof. Dr. Alpay Azap: Grip ve zatürre aşısı, felç ve kalp krizini engelliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11595</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aşı karşıtlığı tüm toplumun sağlığını tehdit eder</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/asi-karsitligi-tum-toplumun-sagligini-tehdit-eder</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2018 10:44:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[klimik derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9743</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda sosyoekonomik düzeyi yüksek toplumlar dahil olmak üzere tüm dünyada bilimsel düşüncenin yerini metafizik görüşlerin, batıl inançların almasıyla birlikte aşı karşıtlığı da kendine çok sayıda taraftar bulabilmektedir. Aşı karşıtlarının gözden kaçırdıkları önemli bir konu aşıların sadece aşılanan kişiyi değil tüm toplumu koruduğu gerçeğidir. Aşılar sadece uygulandıkları kişiyi korumakla kalmazlar aşı yapılmayan veya yapılamayan kişileri de korurlar. Aşıyla bağışıklık kazanan kişiler enfekte olmayacakları için başkalarına da enfeksiyon bulaştıramazlar ve böylelikle enfeksiyonun toplumda yayılması da engellenmiş olur. Toplumda belli bir hastalığa karşı bağışık olan kişilerin oranı arttıkça hastalığın salgın yapma şansı da azalır ve bağışık kişi oranı belli bir eşiğin üstüne çıktığında salgın riski tamamen ortadan kalktığı gibi sporadik (tek) vakalar da çok azalır (milyonda 1’in altına düşmesi: eliminasyon) veya görülmez olur (eradikasyon). Hastalıklara göre değişmekle birlikte salgınların önlenebilmesi için sürü bağışıklığının %80’in üzerinde olması istenir ki bunun için toplumun %90’ının aşılanması gerekir. Tıbbi literatürde “sürü bağışıklığı” olarak adlandırılan bu durum nedeniyle, aşı olma veya olmama kararı bireysel olduğu kadar toplum üzerinde de etkisi olan, toplumsal sonuçları olan, bir karardır. Aşı olmayan kişiler sadece kendilerini değil tüm toplumu, çocuklarına aşı yaptırmayan anne babalar sadece kendi çocuklarını değil tüm çocukları riske atmış olurlar. Bir sahtekârlık öyküsü ve sonuçları: Wakefield ve otizm yalanı Öykümüz 1998 yılında İngiltere’de Andrew Wakefield ve arkadaşları tarafından, çok önemli ve prestijli bir tıp dergisi olan Lancet’te kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) aşısının bağırsaklarda enflamasyona ve bunun sonucunda otizme neden olduğuna dair 12 olguyu içeren bir makale yayınlaması ile başlar. Sonradan yapılan, 20’den fazla büyük ve kaliteli çalışma ile bu bulguların doğru olmadığı gösterilir (Gerber ve Offit, 2009). Dahası Wakefield’in, otistik çocukların aşı firmalarını dava etmiş olan avukatları ile para ilişkisi içinde olduğunun da anlaşılması ile Lancet Dergisi makaleyi 2010 yılında geri çeker ve İngiliz Tıp Konseyi Wakefield’i etik dışı araştırma ve yalan yayın yapma dahil olmak üzere 18 ayrı başlıkta suçlu bularak hekimlik yetkisini iptal eder (Eggertson L, 2010). Ancak makalenin yayınlandığı 1998’den 2000’li yılların ortalarına kadar konu tüm Birleşik Krallık’ta gündemde kalır, aşı karşıtı kampanyalara “bilimsel” bir malzeme olur ve çok sayıda aile otizm korkusu ile çocuklarına KKK aşısı yaptırmaz. İngiltere ve Galler’de KKK aşısı yaptırma oranları yıllarca düşük düzeyde kalır (Keenan A ve ark., 2017). Bunun sonucunda, 2003 yılında 2 yaşındaki çocuklar arasında aşı kapsayıcılık oranı %80’in altına düşer. Sürü bağışıklığının bu şekilde azalması İngiltere ve Galler’de kızamık olgu sayısında dramatik artışları da beraberinde getirir (Grafik). KKK Londra’dan Orta Avrupa’ya oradan Amerika’ya bulaşıyor Londra’da aşının otizme neden olduğuna ilişkin yalan haberler nedeniyle başlayan salgın onlarca kişinin hastanelerde tedavi edilmesi ve en az 4 kişinin ölümü ile sonuçlanır. Aynı dönemde bağışıklama oranlarının düşmesi ile kızamık salgını tüm Avrupa’ya yayılır. Türkiye de dahil çok sayıda Avrupa ülkesinde kızamık olgu sayısında hızlı artışlar yaşanır. Türkiye’de 2013 yılında olgu sayısı 7415 olarak gerçekleşir. Salgın, 2000 yılında kızamığı elimine etmiş olduğunu duyuran Amerika Birleşik Devletleri’ne de ulaşır. Avrupa’da salgının bütün hızıyla devam ettiği 2000’li yılların ortalarında Indiana’dan (ABD) 17 yaşında ve kızamık aşısı yaptırmamış bir genç Romanya ziyareti yapar. Dönüş yolculuğunda ateşi çıkar ama cilt döküntüleri henüz yoktur. Ertesi gün 500 kişilik bir pikniğe katılır ve sonuç: 500 kişi içinde kızamık aşısı olmayan 35 kişiden 31’i (%89) kızamık olur. Aşı yaptırmış olan 465 kişiden ise sadece 3’ü (%0.6) hastalanır. Benzer bir olay, Ocak 2008’de İsviçre ziyaretinden dönen 9 yaşındaki çocuk nedeniyle onlarca kişinin kızamık olduğu San Diego&#8217;da (Kaliforniya, ABD) yaşanır. Bu dönemde Kaliforniya’da 10 bin ailenin çocuklarına kızamık aşısı yaptırmadığı tespit edilmiştir. Kızamığı 2000 yılında elimine etmiş olan ABD’de 2014 yılına kadar 23 büyük kızamık salgını yaşanır. 2009 yılındaki Londra seyahatinde kabakulak olan 11 yaşındaki çocuk ise New York’ta katıldığı bir yaz kampında çok sayıda kişiyi enfekte eder. Bu kamptan başlayan salgın 3 ayda New York’ta 2000 kişinin kabakulak olması, en az 65 kişinin komplikasyonlara (yumurtalık iltihabı, menenjit, sağırlık, yüz felci, pankreas iltihabı) uğraması ile sonuçlanır. Wakefield’in yalanları ve aşı karşıtı hareketler nedeniyle KKK aşılanma oranlarının çok düşmüş olmasının bedelini farklı ülkelerden çok sayıda insan ödemiştir. Üstelik olay sadece KKK ile sınırlı kalmamış, diğer aşıların da yapılmaması nedeniyle boğmaca, difteri, çocuk felci gibi unutulmuş hastalıklar da salgınlar yaparak insanlığın başına tekrar bela olmuştur. Aşılar insanoğlunun en önemli buluşudur Aşılar, 20. yüzyılda halk sağlığı için yapılanlar arasında, içme suyunun klorlanması, tütünün zararlarının ortaya konması gibi çok önemli buluşların önüne geçerek birinci sırada yer almaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında insan sağlığını tehdit eden çok sayıda hastalık aşılar sayesinde artık neredeyse kaybolma (eliminasyon) noktasına gelmiştir (Tablo). Aşı karşıtı hareketler, gruplar bilimsel bilgiye uzak oldukları kadar tarih bilgisinden de yoksun olduklarından, bugün aşı olunmasına gerek olmadığını iddia ettikleri hastalıkların yakın geçmişte yüz binlerce insanı sakat bıraktığını ve öldürdüğünü bilmemektedir. Bunları bilseler aşı karşıtlığının insanlık karşıtlığı olduğunu da anlayabilirlerdi. Elbette bilimsel olarak aşılarla ilgili tartışılacak çok başlık var ve bilim insanları halen tartışıyorlar. Ancak bu tartışmalar sadece daha etkili, daha az yan etkisi olan daha ucuz ve pratik aşıların nasıl geliştirilebileceğine ve aşılanma oranlarının nasıl artırılabileceğine ilişkindir. Hiçbir bilimsel ortamda aşıların gerekli olup olmadığının tartışıldığını duyamazsınız. Aşıların çağımızın üretim ilişkileri içinde, kapitalist sistemin işleyişine tabi olarak büyük şirketler tarafından üretilmesi, satılması ve kullanılması da aşılara karşı olmak için bir gerekçe olmamalıdır. Yapılması gereken, insanların aşı olmaması için değil, tam tersine, aşıların gelişmiş gelişmemiş tüm ülkelere aynı miktarda ve kolaylıkla temin edilmesi, zengin fakir herkese ücretsiz şekilde yapılması için mücadele etmektir. Aşılar bütün insanlık içindir. Prof. Dr. Alpay Azap, KLİMİK Derneği Başkanı  http://www.klimik.org.tr/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/asi-karsitligi-tum-toplumun-sagligini-tehdit-eder">Aşı karşıtlığı tüm toplumun sağlığını tehdit eder</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sosyoekonomik düzeyi yüksek toplumlar dahil olmak üzere tüm dünyada bilimsel düşüncenin yerini metafizik görüşlerin, batıl inançların almasıyla birlikte aşı karşıtlığı da kendine çok sayıda taraftar bulabilmektedir. Aşı karşıtlarının gözden kaçırdıkları önemli bir konu aşıların sadece aşılanan kişiyi değil tüm toplumu koruduğu gerçeğidir.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-9751 aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/bebekasisi-300x187.jpg" alt="" width="300" height="187" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/bebekasisi-300x187.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/bebekasisi.jpg 858w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Aşılar sadece uygulandıkları kişiyi korumakla kalmazlar aşı yapılmayan veya yapılamayan kişileri de korurlar. Aşıyla bağışıklık kazanan kişiler enfekte olmayacakları için başkalarına da enfeksiyon bulaştıramazlar ve böylelikle enfeksiyonun toplumda yayılması da engellenmiş olur. Toplumda belli bir hastalığa karşı bağışık olan kişilerin oranı arttıkça hastalığın salgın yapma şansı da azalır ve bağışık kişi oranı belli bir eşiğin üstüne çıktığında salgın riski tamamen ortadan kalktığı gibi sporadik (tek) vakalar da çok azalır (milyonda 1’in altına düşmesi: eliminasyon) veya görülmez olur (eradikasyon).</p>
<div class="page" title="Page 1">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Hastalıklara göre değişmekle birlikte salgınların önlenebilmesi için sürü bağışıklığının %80’in üzerinde olması istenir ki bunun için toplumun %90’ının aşılanması gerekir. Tıbbi literatürde “sürü bağışıklığı” olarak adlandırılan bu durum nedeniyle, aşı olma veya olmama kararı bireysel olduğu kadar toplum üzerinde de etkisi olan, toplumsal sonuçları olan, bir karardır. Aşı olmayan kişiler sadece kendilerini değil tüm toplumu, çocuklarına aşı yaptırmayan anne babalar sadece kendi çocuklarını değil tüm çocukları riske atmış olurlar.</p>
<div class="page" title="Page 1">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>Bir sahtekârlık öyküsü ve sonuçları: Wakefield ve otizm yalanı</strong></p>
<p>Öykümüz 1998 yılında İngiltere’de Andrew Wakefield ve arkadaşları tarafından, çok önemli ve prestijli bir tıp dergisi olan Lancet’te kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) aşısının bağırsaklarda enflamasyona ve bunun sonucunda otizme neden olduğuna dair 12 olguyu içeren bir makale yayınlaması ile başlar.</p>
<p>Sonradan yapılan, 20’den fazla büyük ve kaliteli çalışma ile bu bulguların doğru olmadığı gösterilir (Gerber ve Offit, 2009). Dahası Wakefield’in, otistik çocukların aşı firmalarını dava etmiş olan avukatları ile para ilişkisi içinde olduğunun da anlaşılması ile Lancet Dergisi makaleyi 2010 yılında geri çeker ve İngiliz Tıp Konseyi Wakefield’i etik dışı araştırma ve yalan yayın yapma dahil olmak üzere 18 ayrı başlıkta suçlu bularak hekimlik yetkisini iptal eder (Eggertson L, 2010).</p>
<div class="page" title="Page 1">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Ancak makalenin yayınlandığı 1998’den 2000’li yılların ortalarına kadar konu tüm Birleşik Krallık’ta gündemde kalır, aşı karşıtı kampanyalara “bilimsel” bir malzeme olur ve çok sayıda aile otizm korkusu ile çocuklarına KKK aşısı yaptırmaz. İngiltere ve Galler’de KKK aşısı yaptırma oranları yıllarca düşük düzeyde kalır (Keenan A ve ark., 2017).</p>
<p>Bunun sonucunda, 2003 yılında 2 yaşındaki çocuklar arasında aşı kapsayıcılık oranı %80’in altına düşer. Sürü bağışıklığının bu şekilde azalması İngiltere ve Galler’de kızamık olgu sayısında dramatik artışları da beraberinde getirir (Grafik).</p>
<div id="attachment_9745" style="width: 410px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-9745" class="wp-image-9745" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/asi2.png" alt="" width="400" height="183" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/asi2.png 679w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/asi2-300x137.png 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /><p id="caption-attachment-9745" class="wp-caption-text">Grafik: İngiltere ve Galler’de kızamık tanısı laboratuvar ile doğrulanmış olgu sayısını gösteriyor. (http://vk.ovg.ox.ac.uk/measles)</p></div>
<div class="page" title="Page 1">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>KKK Londra’dan Orta Avrupa’ya oradan Amerika’ya bulaşıyor</strong></p>
<p>Londra’da aşının otizme neden olduğuna ilişkin yalan haberler nedeniyle başlayan salgın onlarca kişinin hastanelerde tedavi edilmesi ve en az 4 kişinin ölümü ile sonuçlanır. Aynı dönemde bağışıklama oranlarının düşmesi ile kızamık salgını tüm Avrupa’ya yayılır.</p>
<div class="page" title="Page 2">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Türkiye de dahil çok sayıda Avrupa ülkesinde kızamık olgu sayısında hızlı artışlar yaşanır. Türkiye’de 2013 yılında olgu sayısı 7415 olarak gerçekleşir.</p>
<p>Salgın, 2000 yılında kızamığı elimine etmiş olduğunu duyuran Amerika Birleşik Devletleri’ne de ulaşır. Avrupa’da salgının bütün hızıyla devam ettiği 2000’li yılların ortalarında Indiana’dan (ABD) 17 yaşında ve kızamık aşısı yaptırmamış bir genç Romanya ziyareti yapar. Dönüş yolculuğunda ateşi çıkar ama cilt döküntüleri henüz yoktur.</p>
<p>Ertesi gün 500 kişilik bir pikniğe katılır ve sonuç: 500 kişi içinde kızamık aşısı olmayan 35 kişiden 31’i (%89) kızamık olur. Aşı yaptırmış olan 465 kişiden ise sadece 3’ü (%0.6) hastalanır.</p>
<div class="page" title="Page 2">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Benzer bir olay, Ocak 2008’de İsviçre ziyaretinden dönen 9 yaşındaki çocuk nedeniyle onlarca kişinin kızamık olduğu San Diego&#8217;da (Kaliforniya, ABD) yaşanır. Bu dönemde Kaliforniya’da 10 bin ailenin çocuklarına kızamık aşısı yaptırmadığı tespit edilmiştir. Kızamığı 2000 yılında elimine etmiş olan ABD’de 2014 yılına kadar 23 büyük kızamık salgını yaşanır. 2009 yılındaki Londra seyahatinde kabakulak olan 11 yaşındaki çocuk ise New York’ta katıldığı bir yaz kampında çok sayıda kişiyi enfekte eder. Bu kamptan başlayan salgın 3 ayda New York’ta 2000 kişinin kabakulak olması, en az 65 kişinin komplikasyonlara (yumurtalık iltihabı, menenjit, sağırlık, yüz felci, pankreas iltihabı) uğraması ile sonuçlanır.</p>
<p>Wakefield’in yalanları ve aşı karşıtı hareketler nedeniyle KKK aşılanma oranlarının çok düşmüş olmasının bedelini farklı ülkelerden çok sayıda insan ödemiştir. Üstelik olay sadece KKK ile sınırlı kalmamış, diğer aşıların da yapılmaması nedeniyle boğmaca, difteri, çocuk felci gibi unutulmuş hastalıklar da salgınlar yaparak insanlığın başına tekrar bela olmuştur.</p>
<div class="page" title="Page 2">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>Aşılar insanoğlunun en önemli buluşudur</strong></p>
<p>Aşılar, 20. yüzyılda halk sağlığı için yapılanlar arasında, içme suyunun klorlanması, tütünün zararlarının ortaya konması gibi çok önemli buluşların önüne geçerek birinci sırada yer almaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında insan sağlığını tehdit eden çok sayıda hastalık aşılar sayesinde artık neredeyse kaybolma (eliminasyon) noktasına gelmiştir (Tablo).</p>
<div id="attachment_9756" style="width: 410px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-9756" class="wp-image-9756" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/klim.jpg" alt="" width="400" height="427" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/klim.jpg 800w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/03/klim-281x300.jpg 281w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /><p id="caption-attachment-9756" class="wp-caption-text">Tablo: ABD’de aşıyla önlenebilir hastalıkların aşı öncesi döneme kıyasla günümüzdeki sıklığı (2-4).</p></div>
<p>Aşı karşıtı hareketler, gruplar bilimsel bilgiye uzak oldukları kadar tarih bilgisinden de yoksun olduklarından, bugün aşı olunmasına gerek olmadığını iddia ettikleri hastalıkların yakın geçmişte yüz binlerce insanı sakat bıraktığını ve öldürdüğünü bilmemektedir. Bunları bilseler aşı karşıtlığının insanlık karşıtlığı olduğunu da anlayabilirlerdi. Elbette bilimsel olarak aşılarla ilgili tartışılacak çok başlık var ve bilim insanları halen tartışıyorlar. Ancak bu tartışmalar sadece daha etkili, daha az yan etkisi olan daha ucuz ve pratik aşıların nasıl geliştirilebileceğine ve aşılanma oranlarının nasıl artırılabileceğine ilişkindir.</p>
<p>Hiçbir bilimsel ortamda aşıların gerekli olup olmadığının tartışıldığını duyamazsınız. Aşıların çağımızın üretim ilişkileri içinde, kapitalist sistemin işleyişine tabi olarak büyük şirketler tarafından üretilmesi, satılması ve kullanılması da aşılara karşı olmak için bir gerekçe olmamalıdır. Yapılması gereken, insanların aşı olmaması için değil, tam tersine, aşıların gelişmiş gelişmemiş tüm ülkelere aynı miktarda ve kolaylıkla temin edilmesi, zengin fakir herkese ücretsiz şekilde yapılması için mücadele etmektir.<strong> Aşılar bütün insanlık içindir.</strong></p>
<div class="page" title="Page 1">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>Prof. Dr. Alpay Azap, KLİMİK Derneği Başkanı </strong></p>
<p><a href="http://www.klimik.org.tr/"><strong>http://www.klimik.org.tr/</strong></a></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/asi-karsitligi-tum-toplumun-sagligini-tehdit-eder">Aşı karşıtlığı tüm toplumun sağlığını tehdit eder</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9743</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
