<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ayrımcılık arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ayrimcilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ayrimcilik</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Nov 2018 14:09:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bugün Dünya Kız Çocukları Günü: 62 milyon kızın eğitime erişimi yok!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/bugun-dunya-kiz-cocuklari-gunu-62-milyon-kizin-egitime-erisimi-yok</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2017 13:41:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk evliliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Irina Bokova]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<category><![CDATA[UNFPA]]></category>
		<category><![CDATA[UNICEF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Kız Çocukları Günü, Birleşmiş Milletler tarafından 2012&#8217;den bu yana kutlanıyor. Bu özel gün ile kız çocuklarının ihtiyaç ve sorunlarına dikkat çekmek, gelecek için güçlü kadın bireyler yetiştirmek ve kadın haklarını korumak amaçlanıyor. Dünya kız çocukları günü nedir? Dünya Kız Çocukları Günü, dünya çapında faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütü olan Plan International&#8217;ın bir projesi olarak başladı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, kız çocuklarının yetiştirilmesinin önemini anlatmaya çalışan bu örgüt, girişimiyle büyük farkındalık yarattı ve Birleşmiş Milletler&#8217;i de bu çalışmanın bir parçası olmaya davet etti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2012 yılında, “11 Ekim” tarihini ‘Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak kabul etti. Bu aslında sadece özel bir gün değil. Birleşmiş Milletler&#8217;in çalışması, uzun bir hedef listesini de kapsıyor. Bu liste, yoksulluğun ortadan kaldırılması ve ekonomik büyüme için kritik öneme sahip olan kız çocuklarına fırsat verilmesi, kız çocuklarının eğitilmesi ve kız çocukların kendilerini etkileyen kararlara anlamlı katılımlar sağlanması, ayrımcılık ve şiddetin önüne geçmek, insan haklarının tam ve etkili bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek gibi birçok hedefi içeriyor. Dört kızdan biri, 18 yaşından önce evlendiriliyor Tüm dünyada kız çocukları, küçük yaşlardan itibaren çok ciddi problemlerle yüzleşiyor. 62 milyondan fazla kızın eğitime erişimi yok. Dünya çapında 5-14 yaş arasındaki kız çocukları ev işleri için, aynı yaştaki erkeklerden 160 milyon saat daha fazla zaman harcıyor. Dört kızdan biri, 18 yaşından önce evlendiriliyor. Dünya genelinde, kız çocukları cinsiyetleri nedeniyle eşitsizliğe maruz kalıyor. Bu eşitsizlik eğitim hakkından, beslenmeye, yasal haklardan, tıbbi bakıma kadar uzanıyor. Ayrıca kadına yönelik şiddete maruz kalma yaşı bebek denilebilecek yaşlara; çocuk evliliği ise ilköğretim çağına kadar düşmüş durumda. Dünya genelinde birçok kız çocuğu cinsel şiddet eylemlerine karşı savunmasız bırakılıyor ve suçların faillerin çoğunlukla cezasız kalıyor. Birleşmiş Milletler, ülkeleri ve aileleri tüm bu konularda farkındalığa davet ediyor. Bu özel gün, yalnızca kız çocuklarının yaşadığı sorunlara değil, aynı zamanda bu sorunların nasıl çözüleceğine de dikkat çekiyor. Örneğin, kız çocuklarını eğitmek, çocuk evliliklerinde ve cinsel yolla bulaşan hastalık oranlarında azaltma sağlayabilir. Ayrıca kızların yüksek ücretli işlere girmelerine yardım ederek, ekonomiye doğrudan katılmalarına da yardımcı olur.  “Kızları güçlendirelim” Kız Çocukları Günü’nün, her yıl farklı bir teması var. Birleşmiş Milletler, bu yıl özellikle kız çocuklarının krizler öncesinde, sırasında ve sonrasında karşılaştıkları zorluk ve fırsatlara dikkat çekiyor. UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova, bu yılki konuşmasında “Kızları güçlendirelim” mesajını verdi. Bokova “Silahlı çatışmalarda, doğal afetlerde, hemen her zaman kadınlar ve kız çocukları krizlerden en fazla yara alan kesim oluyor. Savaş, yoksulluk, işkence ve doğal felaketlerden kaçan sığınmacıların yüzde 75’inden fazlası kadınlar ve kız çocuklarından oluşuyor. Ayrıca bu kadınlar ve kız çocukları mülteci kamplarında cinsel tacizlere de uğrayabiliyor” dedi. Güçlü kızlar, güçlü yarınlar Türkiye’de de Aydın Doğan Vakfı, Dünya Kız Çocukları Günü&#8217;nü kutlamak amacıyla, UNICEF, UNFPA ve BM Kadın Birimi iş birliğinde 2015 yılından bu yana uluslararası konferanslar düzenleniyor. Bu yılki konferansın teması ise &#8220;Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar: 21&#8217;inci Yüzyılda Sosyal Değişimin Aktörleri olarak Kız Çocukları&#8221; olarak belirlendi. Oluşumun hedefi, kız çocuklarının sadece okula erişimini arttırmak değil, kaliteli ve kapsayıcı eğitim fırsatlarını geliştirmek, çalışma hayatına geçiş oranlarını arttırmak ve kadınları güçlendiren bir eğitim sistemi inşa etmek. Ayrıca kız çocuklarının bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar da yürütülüyor. Kaynak: www.dunyakizcocuklari.org</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/bugun-dunya-kiz-cocuklari-gunu-62-milyon-kizin-egitime-erisimi-yok">Bugün Dünya Kız Çocukları Günü: 62 milyon kızın eğitime erişimi yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Kız Çocukları Günü, Birleşmiş Milletler tarafından 2012&#8217;den bu yana kutlanıyor. Bu özel gün ile kız çocuklarının ihtiyaç ve sorunlarına dikkat çekmek, gelecek için güçlü kadın bireyler yetiştirmek ve kadın haklarını korumak amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Dünya kız çocukları günü nedir?</strong></p>
<p>Dünya Kız Çocukları Günü, dünya çapında faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütü olan Plan International&#8217;ın bir projesi olarak başladı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, kız çocuklarının yetiştirilmesinin önemini anlatmaya çalışan bu örgüt, girişimiyle büyük farkındalık yarattı ve Birleşmiş Milletler&#8217;i de bu çalışmanın bir parçası olmaya davet etti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2012 yılında, “11 Ekim” tarihini ‘Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak kabul etti.</p>
<p>Bu aslında sadece özel bir gün değil. Birleşmiş Milletler&#8217;in çalışması, uzun bir hedef listesini de kapsıyor. Bu liste, yoksulluğun ortadan kaldırılması ve ekonomik büyüme için kritik öneme sahip olan kız çocuklarına fırsat verilmesi, kız çocuklarının eğitilmesi ve kız çocukların kendilerini etkileyen kararlara anlamlı katılımlar sağlanması, ayrımcılık ve şiddetin önüne geçmek, insan haklarının tam ve etkili bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek gibi birçok hedefi içeriyor.</p>
<p><strong>Dört kızdan biri, 18 yaşından önce evlendiriliyor</strong></p>
<p>Tüm dünyada kız çocukları, küçük yaşlardan itibaren çok ciddi problemlerle yüzleşiyor. 62 milyondan fazla kızın eğitime erişimi yok. Dünya çapında 5-14 yaş arasındaki kız çocukları ev işleri için, aynı yaştaki erkeklerden 160 milyon saat daha fazla zaman harcıyor. Dört kızdan biri, 18 yaşından önce evlendiriliyor. Dünya genelinde, kız çocukları cinsiyetleri nedeniyle eşitsizliğe maruz kalıyor. Bu eşitsizlik eğitim hakkından, beslenmeye, yasal haklardan, tıbbi bakıma kadar uzanıyor.</p>
<p>Ayrıca kadına yönelik şiddete maruz kalma yaşı bebek denilebilecek yaşlara; çocuk evliliği ise ilköğretim çağına kadar düşmüş durumda. Dünya genelinde birçok kız çocuğu cinsel şiddet eylemlerine karşı savunmasız bırakılıyor ve suçların faillerin çoğunlukla cezasız kalıyor. Birleşmiş Milletler, ülkeleri ve aileleri tüm bu konularda farkındalığa davet ediyor.</p>
<p>Bu özel gün, yalnızca kız çocuklarının yaşadığı sorunlara değil, aynı zamanda bu sorunların nasıl çözüleceğine de dikkat çekiyor. Örneğin, kız çocuklarını eğitmek, çocuk evliliklerinde ve cinsel yolla bulaşan hastalık oranlarında azaltma sağlayabilir. Ayrıca kızların yüksek ücretli işlere girmelerine yardım ederek, ekonomiye doğrudan katılmalarına da yardımcı olur.</p>
<p><strong> “Kızları güçlendirelim”</strong></p>
<p>Kız Çocukları Günü’nün, her yıl farklı bir teması var. Birleşmiş Milletler, bu yıl özellikle kız çocuklarının krizler öncesinde, sırasında ve sonrasında karşılaştıkları zorluk ve fırsatlara dikkat çekiyor. UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova, bu yılki konuşmasında “Kızları güçlendirelim” mesajını verdi.</p>
<p>Bokova “Silahlı çatışmalarda, doğal afetlerde, hemen her zaman kadınlar ve kız çocukları krizlerden en fazla yara alan kesim oluyor. Savaş, yoksulluk, işkence ve doğal felaketlerden kaçan sığınmacıların yüzde 75’inden fazlası kadınlar ve kız çocuklarından oluşuyor. Ayrıca bu kadınlar ve kız çocukları mülteci kamplarında cinsel tacizlere de uğrayabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Güçlü kızlar, güçlü yarınlar</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8004 size-full" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/10/summer_img_7.jpg" alt="" width="825" height="550" />Türkiye’de de Aydın Doğan Vakfı, Dünya Kız Çocukları Günü&#8217;nü kutlamak amacıyla, UNICEF, UNFPA ve BM Kadın Birimi iş birliğinde 2015 yılından bu yana uluslararası konferanslar düzenleniyor. Bu yılki konferansın teması ise &#8220;Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar: 21&#8217;inci Yüzyılda Sosyal Değişimin Aktörleri olarak Kız Çocukları&#8221; olarak belirlendi.</p>
<p>Oluşumun hedefi, kız çocuklarının sadece okula erişimini arttırmak değil, kaliteli ve kapsayıcı eğitim fırsatlarını geliştirmek, çalışma hayatına geçiş oranlarını arttırmak ve kadınları güçlendiren bir eğitim sistemi inşa etmek. Ayrıca kız çocuklarının bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar da yürütülüyor.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.dunyakizcocuklari.org">www.dunyakizcocuklari.org</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/bugun-dunya-kiz-cocuklari-gunu-62-milyon-kizin-egitime-erisimi-yok">Bugün Dünya Kız Çocukları Günü: 62 milyon kızın eğitime erişimi yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8002</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı üniversite ve kadın dostu kampüs</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/toplumsal-cinsiyet-esitligine-duyarli-universite-kadin-dostu-kampus</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2017 12:36:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[atılım üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel taciz]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkek şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın dostu kampüs]]></category>
		<category><![CDATA[kampüs]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7890</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyadaki başta kadın hareketleri olmak üzere cinsiyet eşitliğine yönelik mücadeleler sonucunda hukuki pek çok kazanım elde edilmesine rağmen; bu durumun sosyal hayata yansıtılamadığı, cinsiyete dayalı ayrımcılığın ve şiddetin devam ettiği görülmekte. Bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideoloji olarak cinsiyet eşitsizliği, niceliksel olarak özellikle ve başta kadına yönelik olmakla birlikte, toplumdaki tüm bireylerin insan olma değerini hiçe sayarak; bireyleri, dar bir çerçeveye indirgenmiş hayat, ayrımcılık, genişletilemeyen yetenekler, varlığını ve değerini yeterli olarak gerçekleştirememe şeklinde dezavantajlı konuma getiriyor. Öyle ki, kadınların yanı sıra LGBTİ bireyler ve erkekler de toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle toplumun baskısı altında kalmaktadır (2). Ancak bu dezavantaj, kadınları (ve LGBTİ bireyleri) sosyal anlamda güçsüz kılarak; erkekleri ise hegemonik bir konuma getirerek etkisini gösteriyor. Böyle bir durumun yaygınlaşarak kanıksanmasının temel nedeni, kasıtlı ya da kasıtsız, bilgi eksikliği ve bilinç düzeyinin düşüklüğüdür. Dolayısıyla sosyal hayatta ve gündelik pratiklerde cinsiyetçi dil ve tutumlar norm haline geldi. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda verilen mücadele ve kazanımları anlamsızlaştırıyor. Hukuki kazanımların sosyal hayata yansıtılmasında, bu yönde cinsiyet eşitliğini sağlayacak politikalar geliştirmesi ve kadının güçlendirilmesi gerekir. Erkeğe benimsetilen üstün olma algı baskısının da kaldırılması gerekir. Birleşmiş Milletler’in de bir insan hakkı olarak ele aldığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, tüm bireylerin toplumsal yaşama katılımı ve kendini gerçekleştirmesi bakımından önemlidir; özellikle kadına (ve LGBTİ bireylere) yönelik şiddet boyutuyla güncel bir toplumsal sorundur (3). Bu kapsamda, eğitim, araştırma ve topluma hizmet olmak üzere üç temel misyonu bulunan ve toplumsal yaşam alanının küçük bir simülasyonunu sunan üniversiteler, sorunun çözümü ve uygulama alanı bulması açısından önemli rol üstlenmelidir; üniversitelerin bu yönde politika geliştirmek ve uygulamak bakımından sorumluluğu vardır (4). Üniversiteler rol modeli Üniversiteler nezdinde geliştirilecek toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politikalar, çarpan etkisi ile etki alanında yer alan öğrenci veya personel tüm bireylerin cinsiyet eşitliğini benimsemesinde ve ayrımcılıkların ortadan kaldırılmasında önemli bir işleve sahiptir. Nitekim üniversitelerde Kadın Dostu Kampüs koşullarının sağlanmasıyla daha güvenli ve eşitlikçi bir ortamın oluşturulması, bireylerin eğitim ve çalışma hakkının teminat altına alınması bakımından da aynı zamanda bir zorunluluktur. Üniversitelerin bu konuda yükümlülüğünün diğer boyutu ise sorunu doğru tespit ederek uygun yöntemleri kullanmasıdır. Aksi takdirde çalışmalar, en iyi ihtimalle boşa bir çaba ya da en kötü ihtimalle yanlış yönlendirmelerle sorunun daha da derinleşmesinin nedeni olabilecektir. Öyle ki, cinsiyetçi tutum ve davranışlar, kimi zaman korumacı kimi zaman düşmanca cinsiyetçilik olarak karşımıza çıkmakta; bu tutum ve davranışlar, toplumun ataerkil aile yapısından, akrabalık ilişkisine dayalı toplum modeli özelliğinden doğan koşullandırılmalara bağlı olarak bilgi ve bilinç eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Atılım’da eylem planı Bu kapsamda Atılım Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KASAUM) Kasım 2015 itibariyle &#8220;Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Üniversite ve Kadın Dostu Kampüs&#8221;  projesini (5) yürütmeye başladı ve bu projeyle Atılım Üniversitesi’nin toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından mevcut durumunu analiz ederek, kısa ve uzun vadeli eylem planı hazırlamayı amaçladı. Araştırmanın hem teorik hem de saha çalışması yönü bulunmaktadır. Teorik çalışmada, keşfetmeye ve hipotez oluşturmaya yönelik doküman incelemesi ve içerik analizi yapıldı. Saha çalışması ise betimleme ve hipotez sınamaya yönelik olup; bu kapsamda anket uygulaması gerçekleştirildi. Anket çalışmasında, kullanılan Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği (6) ile katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliği algısı ölçümlenmeye çalışıldı; Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (HÜKSAM) tarafından hazırlanan cinsel taciz ve saldırıya ilişkin sorularla da katılımcıların cinsel taciz ve saldırı davranışlarını nasıl tanımladıkları ve bunlara karşı tutumları araştırıldı. Anket sonuçları Anket sonuçlarına bakıldığında, katılımcıların cinsel taciz/saldırı eylemleri konusunda bilgi ve bilinç düzeyini tespit etmeye yönelik cinsel taciz/saldırı olduğu düşünülen davranışlara evet cevabının istendiği soruda, &#8220;Rahatsız edici hitaplarda bulunulması&#8221;, &#8220;Sevgilinizle ilgili ısrarlı sorular sorulması&#8221;  ve &#8220;Kadınlar ve erkekler hakkında cinsiyetçi (bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu ima eden) sözler söylenmesi&#8221;  eylemlerinin bu kapsamda olduğu konusunda bilgi ve bilinç düzeyinin en düşük olduğu (%29,44 ila %38,08 oranlarında evet cevabı alınmadı) görüldü. Herhangi bir cinsel taciz ve saldırı eylemine maruz kalındığında ise, katılımcıların sadece %1,89’u &#8220;resmi şikâyette bulunma&#8221;  yolunu seçtiğini belirtmiş; neden resmi bir şikâyette bulunmadınız sorusuna ise, sırasıyla &#8220;uzatmak istemedim&#8221; ve &#8220;bir şey yapılacağına inanmıyordum&#8221;  ve &#8220;cinsel taciz olup olmadığından emin olamadım&#8221; seçenekleri en yüksek oranda işaretlendi. Uygulanan anket ve diğer araştırmalar sonucunda ortaya çıkan sonuçlar, toplumun da bir aynasını bize sunmaktadır. Buna göre, toplumda bir yandan cinsiyete dayalı şiddet bir sevgi biçimi olarak görülmekte; cinsiyete dayalı kimi tacizler &#8220;şaka olsun&#8221;  diye gerçekleştirilmektedir. Diğer yandan ise bireyler, maruz kaldıkları cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddetten rahatsız olmakla beraber bunları doğru tanımlayamayarak sorunu teşhis edememekte ve zaman içerisinde &#8220;bunlarla yaşamayı öğrenmekte&#8221;  yani sorunları kanıksayarak olağan kabul etmeye başlamaktadır. Bu nedenle geleceğin teminatını oluşturan üniversitelerin tümünde daha eşitlikçi ve güvenli bir ortamın sağlanması adına kurum içi toplumsal cinsiyet eşitliği duyarlılığının geliştirilmesi ve bunun sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Öğr. Gör. Damla Songur (1) Atılım Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Dipnotlar: (1) Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi, KASAUM üyesi. (2) Nitekim cinsiyetçi zihniyete erkekler kadar kadınlar da sahiptir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Şimşek, A. – Öner, V. (2013). Medyanın Olumsuz İnşasına Karşı Feminizmi Yeniden Konumlandırmak: Marka Değer Yönetimi Bağlamında Bir İmaj Çalışması, 1. Uluslararası Medya Çalışmaları Sempozyumu, Sempozyum Kitabı, Antalya, s. 369- 371. (3) Şimşek/ Öner, s. 370. (4) YÖK bu konuda gerçekleştirdiği çalıştay sonucunda 28.05.2015 tarihli Yükseköğretim Kurulu Genel Kurul Kararı ile üniversiteler nezdinde yapılması gerekenler konusunda karar almış; ardından da YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ TUTUM BELGESİ’ni yayımlayarak YÖK bileşenlerinin bu kararları uygulayacağını taahüt etmiştir. Üniversitelerin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yapması gerekenler, bu son kararlar bakımından da bir yükümlülüktür. (5) Atılım Üniversitesi Lisans Araştırma Projeleri Programı kapsamında gerçekleştirilen proje, Öğr. Gör. Damla Songur danışmanlığında, Öğr. Gör. Dr. Aslı Şimşek ve Ar. Gör. Erhan Küçük ile birlikte yürütülmektedir. Proje kapsamında 16 öğrenci araştırmacı olarak çalıştı: Bedia Albayrak, Yiğitcan Çankaya, Elif Çetin, Hasan Ozan Dilli, Erhan Gök, Feray Karaçınar, Ezgi Çiğdem Yıldırım, Gözde Yılmaz, Esra Abca, Ayşenur Alpay, Sinem Arpaguş, Gamze Tuğçe Bolat, Aslıhan Okutucu, Ayşe Ceren Tonyalıoğlu, Çağrı Başçı. Proje, yaptığı sunumla birincilik ödülü almaya hak kazanmış olup; detaylı bilgi için bkz. http://kasaum.atilim.edu.tr/toplumsal-cinsiyet-esitligine-duyarli-universite-ve-kadin-dostu-kampus-projesi (6) Glick, P., &#38; Fiske, T. S. (1996). The ambivalent sexism inventory: Differentiating hostile and benevolent sexism, Journal of Personality and Social Psychology, 70, 491-512; Glick, P., &#38; Fiske, T. S. (1997). Hostile and benevolent sexism: Measuring ambivalent sexist attitudes toward women, Psychology of Women Quarterly, 21, 119-135; Glick, P. ve Fiske, T. S. (1999). The ambivalence toward men inventory: Differentiating hostile and benevolent beliefs about men, Psychology of Women Quarterly, 23, 519- 536; Sakallı Uğurlu, N. (2002). Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması, Türk Psikoloji Dergisi, 17 (49), 47 – 58; Sakallı Uğurlu, N. (2008). Erkeklere İlişkin Çelişik Duygular Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması, Türk Psikoloji Yazıları, Haziran, 11 (21), 1-11</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/toplumsal-cinsiyet-esitligine-duyarli-universite-kadin-dostu-kampus">Toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı üniversite ve kadın dostu kampüs</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyadaki başta kadın hareketleri olmak üzere cinsiyet eşitliğine yönelik mücadeleler sonucunda hukuki pek çok kazanım elde edilmesine rağmen; bu durumun sosyal hayata yansıtılamadığı, cinsiyete dayalı ayrımcılığın ve şiddetin devam ettiği görülmekte.</p>
<p>Bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideoloji olarak cinsiyet eşitsizliği, niceliksel olarak özellikle ve başta kadına yönelik olmakla birlikte, toplumdaki tüm bireylerin insan olma değerini hiçe sayarak; bireyleri, dar bir çerçeveye indirgenmiş hayat, ayrımcılık, genişletilemeyen yetenekler, varlığını ve değerini yeterli olarak gerçekleştirememe şeklinde dezavantajlı konuma getiriyor.</p>
<p>Öyle ki, kadınların yanı sıra LGBTİ bireyler ve erkekler de toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle toplumun baskısı altında kalmaktadır (2). Ancak bu dezavantaj, kadınları (ve LGBTİ bireyleri) sosyal anlamda güçsüz kılarak; erkekleri ise hegemonik bir konuma getirerek etkisini gösteriyor.</p>
<p>Böyle bir durumun yaygınlaşarak kanıksanmasının temel nedeni, kasıtlı ya da kasıtsız, bilgi eksikliği ve bilinç düzeyinin düşüklüğüdür. Dolayısıyla sosyal hayatta ve gündelik pratiklerde cinsiyetçi dil ve tutumlar norm haline geldi. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda verilen mücadele ve kazanımları anlamsızlaştırıyor.</p>
<p>Hukuki kazanımların sosyal hayata yansıtılmasında, bu yönde cinsiyet eşitliğini sağlayacak politikalar geliştirmesi ve kadının güçlendirilmesi gerekir. Erkeğe benimsetilen üstün olma algı baskısının da kaldırılması gerekir. Birleşmiş Milletler’in de bir insan hakkı olarak ele aldığı <em>Toplumsal Cinsiyet Eşitliği</em>, tüm bireylerin toplumsal yaşama katılımı ve kendini gerçekleştirmesi bakımından önemlidir; özellikle kadına (ve LGBTİ bireylere) yönelik şiddet boyutuyla güncel bir toplumsal sorundur (3).</p>
<p>Bu kapsamda, <strong>eğitim, araştırma ve topluma hizmet</strong> olmak üzere üç temel misyonu bulunan ve toplumsal yaşam alanının küçük bir simülasyonunu sunan üniversiteler, sorunun çözümü ve uygulama alanı bulması açısından önemli rol üstlenmelidir; üniversitelerin bu yönde politika geliştirmek ve uygulamak bakımından sorumluluğu vardır (4).</p>
<p><strong>Üniversiteler rol modeli</strong></p>
<p>Üniversiteler nezdinde geliştirilecek toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politikalar, çarpan etkisi ile etki alanında yer alan öğrenci veya personel tüm bireylerin cinsiyet eşitliğini benimsemesinde ve ayrımcılıkların ortadan kaldırılmasında önemli bir işleve sahiptir. Nitekim üniversitelerde <strong><em>Kadın Dostu Kampüs</em></strong> koşullarının sağlanmasıyla daha güvenli ve eşitlikçi bir ortamın oluşturulması, bireylerin eğitim ve çalışma hakkının teminat altına alınması bakımından da aynı zamanda bir zorunluluktur.</p>
<p>Üniversitelerin bu konuda yükümlülüğünün diğer boyutu ise sorunu doğru tespit ederek uygun yöntemleri kullanmasıdır. Aksi takdirde çalışmalar, en iyi ihtimalle boşa bir çaba ya da en kötü ihtimalle yanlış yönlendirmelerle sorunun daha da derinleşmesinin nedeni olabilecektir. Öyle ki, cinsiyetçi tutum ve davranışlar, kimi zaman korumacı kimi zaman düşmanca cinsiyetçilik olarak karşımıza çıkmakta; bu tutum ve davranışlar, toplumun ataerkil aile yapısından, akrabalık ilişkisine dayalı toplum modeli özelliğinden doğan koşullandırılmalara bağlı olarak bilgi ve bilinç eksikliğinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Atılım’da eylem planı</strong></p>
<p>Bu kapsamda Atılım Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KASAUM) Kasım 2015 itibariyle <em>&#8220;Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Üniversite ve Kadın Dostu Kampüs&#8221;</em>  projesini (5) yürütmeye başladı ve bu projeyle Atılım Üniversitesi’nin toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından mevcut durumunu analiz ederek, kısa ve uzun vadeli eylem planı hazırlamayı amaçladı.</p>
<p>Araştırmanın hem teorik hem de saha çalışması yönü bulunmaktadır. Teorik çalışmada, keşfetmeye ve hipotez oluşturmaya yönelik doküman incelemesi ve içerik analizi yapıldı. Saha çalışması ise betimleme ve hipotez sınamaya yönelik olup; bu kapsamda anket uygulaması gerçekleştirildi. Anket çalışmasında, kullanılan <strong>Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği</strong> (6) ile katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliği algısı ölçümlenmeye çalışıldı; Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (HÜKSAM) tarafından hazırlanan cinsel taciz ve saldırıya ilişkin sorularla da katılımcıların cinsel taciz ve saldırı davranışlarını nasıl tanımladıkları ve bunlara karşı tutumları araştırıldı.</p>
<p><strong>Anket sonuçları</strong></p>
<p>Anket sonuçlarına bakıldığında, katılımcıların cinsel taciz/saldırı eylemleri konusunda bilgi ve bilinç düzeyini tespit etmeye yönelik cinsel taciz/saldırı olduğu düşünülen davranışlara evet cevabının istendiği soruda, <em>&#8220;Rahatsız edici hitaplarda bulunulması&#8221;</em>, <em>&#8220;Sevgilinizle ilgili ısrarlı sorular sorulması&#8221;</em>  ve <em>&#8220;Kadınlar ve erkekler hakkında cinsiyetçi (bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu ima eden) sözler söylenmesi&#8221;  </em>eylemlerinin bu kapsamda olduğu konusunda bilgi ve bilinç düzeyinin en düşük olduğu (%29,44 ila %38,08 oranlarında evet cevabı alınmadı) görüldü. Herhangi bir cinsel taciz ve saldırı eylemine maruz kalındığında ise, katılımcıların sadece %1,89’u <em>&#8220;resmi şikâyette bulunma&#8221; </em> yolunu seçtiğini belirtmiş; neden resmi bir şikâyette bulunmadınız sorusuna ise, sırasıyla <em>&#8220;uzatmak istemedim&#8221; </em>ve <em>&#8220;bir şey yapılacağına inanmıyordum&#8221;</em>  ve <em>&#8220;cinsel taciz olup olmadığından emin olamadım&#8221; </em>seçenekleri en yüksek oranda işaretlendi.</p>
<p>Uygulanan anket ve diğer araştırmalar sonucunda ortaya çıkan sonuçlar, toplumun da bir aynasını bize sunmaktadır. Buna göre, toplumda bir yandan cinsiyete dayalı şiddet bir sevgi biçimi olarak görülmekte; cinsiyete dayalı kimi tacizler<em> &#8220;şaka olsun&#8221; </em> diye gerçekleştirilmektedir. Diğer yandan ise bireyler, maruz kaldıkları cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddetten rahatsız olmakla beraber bunları doğru tanımlayamayarak sorunu teşhis edememekte ve zaman içerisinde <em>&#8220;</em><strong><em>bunlarla yaşamayı öğrenmekte&#8221; </em></strong> yani sorunları kanıksayarak olağan kabul etmeye başlamaktadır.</p>
<p>Bu nedenle geleceğin teminatını oluşturan üniversitelerin tümünde daha eşitlikçi ve güvenli bir ortamın sağlanması adına kurum içi toplumsal cinsiyet eşitliği duyarlılığının geliştirilmesi ve bunun sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Öğr. Gör. Damla Songur (1) </strong><strong>Atılım Üniversitesi, Hukuk Fakültesi</strong></p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>(1) Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi, KASAUM üyesi.</p>
<p>(2) Nitekim cinsiyetçi zihniyete erkekler kadar kadınlar da sahiptir. Ayrıntılı bilgi için bkz. <strong>Şimşek, A. – Öner, V. (2013). Medyanın Olumsuz İnşasına Karşı Feminizmi Yeniden Konumlandırmak: Marka Değer Yönetimi Bağlamında Bir İmaj Çalışması, 1. Uluslararası Medya Çalışmaları Sempozyumu, Sempozyum Kitabı, Antalya, s. 369- 371.</strong></p>
<p>(3) Şimşek/ Öner, s. 370.</p>
<p>(4) YÖK bu konuda gerçekleştirdiği çalıştay sonucunda 28.05.2015 tarihli Yükseköğretim Kurulu Genel Kurul Kararı ile üniversiteler nezdinde yapılması gerekenler konusunda karar almış; ardından da YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ TUTUM BELGESİ’ni yayımlayarak YÖK bileşenlerinin bu kararları uygulayacağını taahüt etmiştir. Üniversitelerin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yapması gerekenler, bu son kararlar bakımından da bir yükümlülüktür.</p>
<p>(5) Atılım Üniversitesi Lisans Araştırma Projeleri Programı kapsamında gerçekleştirilen proje, Öğr. Gör. Damla Songur danışmanlığında, Öğr. Gör. Dr. Aslı Şimşek ve Ar. Gör. Erhan Küçük ile birlikte yürütülmektedir. Proje kapsamında 16 öğrenci araştırmacı olarak çalıştı: Bedia Albayrak, Yiğitcan Çankaya, Elif Çetin, Hasan Ozan Dilli, Erhan Gök, Feray Karaçınar, Ezgi Çiğdem Yıldırım, Gözde Yılmaz, Esra Abca, Ayşenur Alpay, Sinem Arpaguş, Gamze Tuğçe Bolat, Aslıhan Okutucu, Ayşe Ceren Tonyalıoğlu, Çağrı Başçı. Proje, yaptığı sunumla birincilik ödülü almaya hak kazanmış olup; detaylı bilgi için bkz. <a href="http://kasaum.atilim.edu.tr/toplumsal-cinsiyet-esitligine-duyarli-universite-ve-kadin-dostu-kampus-projesi">http://kasaum.atilim.edu.tr/toplumsal-cinsiyet-esitligine-duyarli-universite-ve-kadin-dostu-kampus-projesi</a></p>
<p>(6) Glick, P., &amp; Fiske, T. S. (1996). The ambivalent sexism inventory: Differentiating hostile and benevolent sexism, Journal of Personality and Social Psychology, 70, 491-512; Glick, P., &amp; Fiske, T. S. (1997). Hostile and benevolent sexism: Measuring ambivalent sexist attitudes toward women, Psychology of Women Quarterly, 21, 119-135; Glick, P. ve Fiske, T. S. (1999). The ambivalence toward men inventory: Differentiating hostile and benevolent beliefs about men, Psychology of Women Quarterly, 23, 519- 536; Sakallı Uğurlu, N. (2002). Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması, Türk Psikoloji Dergisi, 17 (49), 47 – 58; Sakallı Uğurlu, N. (2008). Erkeklere İlişkin Çelişik Duygular Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması, Türk Psikoloji Yazıları, Haziran, 11 (21), 1-11</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/toplumsal-cinsiyet-esitligine-duyarli-universite-kadin-dostu-kampus">Toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı üniversite ve kadın dostu kampüs</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7890</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kadın hareketlerinin öncü ismi Şirin Tekeli&#8217;yi kaybettik</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kadin-hareketlerinin-oncu-ismi-sirin-tekeliyi-kaybettik</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 17:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin tümörü]]></category>
		<category><![CDATA[cedaw]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahpaşa tıp fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[cnrs]]></category>
		<category><![CDATA[fransa ulusal bilimsel araştırma merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[KA-DER]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Mor İğne Kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[öncü]]></category>
		<category><![CDATA[şirin tekeli]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hareket]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6855</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akademisyen, yazar, çevirmen ve Türkiye&#8217;de kadın hareketinin önde gelen isimlerinden Doç. Dr. Şirin Tekeli Bodrum&#8217;da yaşamını yitirdi. Bir süredir beyin tümörü tedavisi gören 73 yaşındaki Tekeli&#8217;nin hayatını kaybetmeden önce organlarını tıp öğrencilerinin eğitimi için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;ne bağışladığı öğrenildi. Tekeli&#8217;nin bedeni yarın Bodrum&#8217;dan getirilerek Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;ne teslim edilecek. Şirin Tekeli kimdir? 1944 yılında Ankara’da iki felsefe öğretmeninin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Yunus Kazım Köni döneminin önemli bürokratlarındandı. Ankara Kız Lisesi&#8217;nin fen bölümüne devam ettiği yıllarda edebiyat ve felsefeye yöneldi. 1961 yılında liseyi bitirdikten sonra döviz sınavını kazanarak Paris&#8216;e gitti. Önce Fransızca öğrendi, bir yıl sonra da hukuk eğitimine başladı. Ancak daha sonra şehirdeki politik ortam, terör ve çatışmalar nedeniyle Paris&#8217;ten ayrıldı. Lozan Üniversitesi&#8216;nde Sosyal ve Siyasal Bilimler okumaya başladı. 1967 yılında öğrenimini bitirip İstanbul&#8217;a döndü ve aynı yıl İstanbul Üniversitesi&#8216;nin İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi Kürsüsü’ne girdi. Bu dönemde Ahmet Tekeli ile evlendi. 1973 yılında David Easton&#8217;un Sistem Teorisi merkezli doktora çalışmasını tamamladı. 1978 yılında kadınların siyasete katılması konusundaki doçentlik tezini bitirdi. Doçentliği sonrasında Fransız hükümetinden burs alarak Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi&#8217;nde (Centre National de la Recherche Scientifique &#8211; CNRS) ‘haritalama’ (cartographie) tekniğini öğrendi. Bu merkezdeki çalışmalarında bir yandan Türkiye’nin bütün seçim verilerini bilgisayara işlerken, bir yandan da Jean Ranger ve ekibi ile birlikte ‘şehirde’ seçim sosyolojisi konusunu inceledi. 1980-81 ders yılında üniversitede İstanbul’a uyarlanmış bir siyaset sosyolojisi semineri gerçekleştirdi. 12 Eylül sonrası 1980 askeri darbesi sonrasında kurulan YÖK’ü protesto etmek için, 1981 yılında üniversitedeki görevinden istifa etti. Üniversiteden ayrıldıktan sonra, yazar, redaktör ve çevirmen olarak çalışmaya başladı. Kadınlarla ilgili Eşitlik Politikaları konulu bir araştırma gerçekleştirdi. 1981 yılında Yazarlar Kooperatifi, YAZKO&#8216;nun davetiyle feminist yayınları çevirmek üzere bir grubun içinde yer aldı. Bu grup feminizmin terminolojisini Türkçede oluşturmasını sağladı. 1982 yılında Kadınlar ve Siyasal-Toplumsal Hayat adıyla kitap olarak yayınladığı doçentlik tezi, Türkiye&#8217;de kadınların politik ve toplumsal alanda marijinalleşmesi üzerine Türkçe yayınlanan ilk kitaptır. 25 kitabı Türkçeye kazandırdı 1985&#8217;te Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW-Committee on the Elimination of Discrimination against Women)&#8217;nin uygulanmasını talep eden dilekçe kampanyasını, Medeni Kanun reformu mücadelesini başlattı. 1987’deki Aile İçi Şiddete Karşı Yürüyüş ve Kariye Şenliği ile başlayan, 1989&#8217;da Mor İğne Kampanyası ile devam eden, genç kadınların, taşralı kadınların, Kürt kadınların katılmalarıyla gerçek anlamda bir toplumsal harekete dönüşen aktivitelerin içinde ve başında yer aldı. 1989&#8217;da Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı&#8217;nın kuruluş çalışmalarını başlattı. 1990&#8217;da genç feminist araştırmacıların çalışmalarını bir araya getiren bir derleme olan 1980’ler Türkiye’sinde Kadın Bakış Açısından Kadınlar kitabını hazırladı. Bu kitap Almanca ve İngilizce olarak da yayımlandı. 1997 yılında KA-DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği), Anakültür Kooperatifi ve Winpeace -Türk ve Yunan Kadınları Barış Girişimi&#8217;nin oluşumunda kurucu olarak yer aldı. Üniversiteden ayrıldıktan sonra hayatını kazanmak için çeviri yaptı. 2011 yılına kadar, Fransızca ve İngilizce&#8217;den çoğu kadınlar ve demokrasi ile ilgili 25 kitabı Türkçe&#8217;ye kazandırmıştır. 1996 yılında kendisine Fransa Kültür Bakanlığı&#8217;nın Akademik Palmiye Ödülü (Officier dans l’ Ordre des Palmes Académiques) verildi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kadin-hareketlerinin-oncu-ismi-sirin-tekeliyi-kaybettik">Kadın hareketlerinin öncü ismi Şirin Tekeli&#8217;yi kaybettik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<aside class="left">
<div class="share-vertical">
<p>Akademisyen, yazar, çevirmen ve Türkiye&#8217;de kadın hareketinin önde gelen isimlerinden Doç. Dr. Şirin Tekeli Bodrum&#8217;da yaşamını yitirdi. Bir süredir beyin tümörü tedavisi gören 73 yaşındaki Tekeli&#8217;nin hayatını kaybetmeden önce organlarını tıp öğrencilerinin eğitimi için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;ne bağışladığı öğrenildi. Tekeli&#8217;nin bedeni yarın Bodrum&#8217;dan getirilerek Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;ne teslim edilecek.</p>
<div class="share-vertical">
<p class="p3"><strong><span class="s1">Şirin Tekeli kimdir?</span></strong></p>
<p class="p2"><span class="s2">1944 yılında Ankara’da</span><span class="s1"> iki felsefe öğretmeninin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Yunus Kazım Köni döneminin önemli bürokratlarındandı. </span>Ankara Kız Lisesi&#8217;nin fen bölümüne devam ettiği yıllarda edebiyat ve felsefeye yöneldi. 1961 yılında liseyi bitirdikten sonra döviz sınavını kazanarak <span class="s3">Paris</span>&#8216;e gitti. Önce Fransızca öğrendi, bir yıl sonra da hukuk eğitimine başladı. Ancak daha sonra şehirdeki politik ortam, terör ve çatışmalar nedeniyle Paris&#8217;ten ayrıldı. <span class="s3">Lozan </span><span class="s3">Üniversitesi</span>&#8216;nde Sosyal ve Siyasal Bilimler okumaya başladı.</p>
<p class="p2"><span class="s1">1967 yılında öğrenimini bitirip İstanbul&#8217;a döndü ve aynı yıl <span class="s3">İstanbul Üniversitesi</span>&#8216;nin İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi Kürsüsü’ne girdi. Bu dönemde Ahmet Tekeli ile evlendi. 1973 yılında David Easton&#8217;un Sistem Teorisi merkezli doktora çalışmasını tamamladı. 1978 yılında kadınların siyasete katılması konusundaki doçentlik tezini bitirdi. Doçentliği sonrasında Fransız hükümetinden burs alarak Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi&#8217;nde (<span class="s3">Centre National de la Recherche Scientifique &#8211; CNRS</span>) ‘haritalama’ (cartographie) tekniğini öğrendi. Bu merkezdeki çalışmalarında bir yandan Türkiye’nin bütün seçim verilerini bilgisayara işlerken, bir yandan da Jean Ranger ve ekibi ile birlikte ‘şehirde’ seçim sosyolojisi konusunu inceledi. 1980-81 ders yılında üniversitede İstanbul’a uyarlanmış bir siyaset sosyolojisi semineri gerçekleştirdi.</span></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1">12 Eylül sonrası</span></strong></p>
<p class="p2"><span class="s1">1980 askeri darbesi sonrasında kurulan <span class="s3">YÖK</span>’ü protesto etmek için, 1981 yılında üniversitedeki görevinden istifa etti. Üniversiteden ayrıldıktan sonra, yazar, redaktör ve çevirmen olarak çalışmaya başladı. Kadınlarla ilgili Eşitlik Politikaları konulu bir araştırma gerçekleştirdi. 1981 yılında Yazarlar Kooperatifi, <span class="s3">YAZKO</span>&#8216;nun davetiyle feminist yayınları çevirmek üzere bir grubun içinde yer aldı. Bu grup feminizmin terminolojisini Türkçede oluşturmasını sağladı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1982 yılında Kadınlar ve Siyasal-Toplumsal Hayat adıyla kitap olarak yayınladığı doçentlik tezi, Türkiye&#8217;de kadınların politik ve toplumsal alanda marijinalleşmesi üzerine Türkçe yayınlanan ilk kitaptır.</span></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1">25 kitabı Türkçeye kazandırdı</span></strong></p>
<p class="p2"><span class="s1">1985&#8217;te Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW-Committee on the Elimination of Discrimination against Women)&#8217;nin uygulanmasını talep eden dilekçe kampanyasını, Medeni Kanun reformu mücadelesini başlattı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1987’deki Aile İçi Şiddete Karşı Yürüyüş ve Kariye Şenliği ile başlayan, 1989&#8217;da <span class="s3">Mor İğne Kampanyası</span> ile devam eden, genç kadınların, taşralı kadınların, Kürt kadınların katılmalarıyla gerçek anlamda bir toplumsal harekete dönüşen aktivitelerin içinde ve başında yer aldı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1989&#8217;da Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı&#8217;nın kuruluş çalışmalarını başlattı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1990&#8217;da genç feminist araştırmacıların çalışmalarını bir araya getiren bir derleme olan 1980’ler Türkiye’sinde Kadın Bakış Açısından Kadınlar kitabını hazırladı. Bu kitap Almanca ve İngilizce olarak da yayımlandı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1997 yılında KA-DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği), Anakültür Kooperatifi ve Winpeace -Türk ve Yunan Kadınları Barış Girişimi&#8217;nin oluşumunda kurucu olarak yer aldı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Üniversiteden ayrıldıktan sonra hayatını kazanmak için çeviri yaptı. 2011 yılına kadar, Fransızca ve İngilizce&#8217;den çoğu kadınlar ve demokrasi ile ilgili 25 kitabı Türkçe&#8217;ye kazandırmıştır.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1996 yılında kendisine Fransa Kültür Bakanlığı&#8217;nın Akademik Palmiye Ödülü (<span class="s3">Officier dans l’ Ordre des Palmes Académiques)</span> verildi.</span></p>
</div>
</div>
</aside>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kadin-hareketlerinin-oncu-ismi-sirin-tekeliyi-kaybettik">Kadın hareketlerinin öncü ismi Şirin Tekeli&#8217;yi kaybettik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6855</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
