<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>beceri arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/beceri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/beceri</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 Feb 2019 12:29:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İş hayatında başarının sırrı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/is-hayatinda-basarinin-sirri</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2019 12:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[bulut teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[insan yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[işletme]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[UX]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı yetenekler sizi iş hayatında daha ileriye taşıyabilir. Peki ama hangileri? Sahip olduğunuz teknik becerilerin, geleceğin dünyası için yalnız başına yeterli olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yapılan analizler, teknik becerilerinizi sosyal becerilerinizle bir araya getirmenin sizi daha çok aranan bir çalışan haline getireceğini gösteriyor. İş ağı kurma sitesi LinkedIn, yaptığı analizlerin sonucunda işverenlerin 2019 yılında çalışanlarda en çok aradığı özelliklerin hangileri olduğunu sıraladı. LinkedIn’e göre şirketlerin bu yıl en çok talep ettiği/edeceği sosyal nitelikler; yaratıcılık, ikna yeteneği, işbirliği, uyum sağlama ve zaman yönetimi. En çok talep edilen teknik beceriler ise bulut bilişim, yapay zekâ, analitik akıl yürütme, insan yönetimi (liderlik) ve UX (kullanıcı deneyimi) dizaynı. Analizde ayrıca, işverenlerin, teknik ve sosyal becerileri birlikte kullanabilen elemanları daha çok tercih ettiği belirtiliyor. Bulgular, Dünya Ekonomik Forumu’nun iş geleceğiyle ilgili raporuyla da uyuşuyor. Teknoloji ve otomasyon ilerlese de orijinallik, inisiyatif alma ve eleştirel düşünme gibi “insan” becerilerinin değerinin artacağı daha önce de ifade edilmişti. Forum’a göre gelecekte işgücünde kaymalar meydana gelebilir. Bu sebeple bugünkü işgücünün neredeyse yarısından fazlasının gelecek yıllarda yeni beceriler geliştirmesi gerekiyor. Sizi ileriye taşıyacak nitelikler ve yeni bakış açıları ABD Ulusal Kolejler ve İşveren Sendikası’nın (NACE) yaptığı anket de benzer birtakım özelliklerle birlikte çözüm odaklılık, farklı açılardan bakabilme, muhakeme gücü, çalışkanlık ve iletişim becerisinin de -çalıştığınız şirket ve mevkii fark etmeksizin- size daha iyi bir kariyer verebileceğinin altını çiziyor. Yeni Zelanda hükümeti bile daha iyi bir kariyer için birtakım tavsiyeler veriyor. Belirledikleri yedi temel yetenek arasında -yukarıda sayılanlardan farklı olarak- çalışanın kendini yönetmeyi başarabilmesi, öğrenmeye olan açlık ve zorluklarla başa çıkabilme var. The Balance Careers ise bu özelliklerin yanında bir de “kişilerarasılık” gibi bir kavrama dikkat çekiyor. İnsan becerileri olarak da anılan bu özellik, diğer insanlarla etkileşimde bulunmayı ve bağlantılar kurabilmeyi kapsıyor. İşverenler tarafından aranan bir diğer önemli özellik ise pozitif yaklaşım; olay ve durumlara karşı önyargı, kin ve nefretle yaklaşmak yerine bardağın dolu tarafını görmek anlamına geliyor. Bu önemli, çünkü işverenler zaten stresli ve zorlu koşullarda çalışılan günümüz iş dünyasında daha pozitif ve çözüm odaklı personelleri tercih ediyor. Bu yaklaşım farklılığı, önünüze gelen işi de bağlılıkla yapmanızı sağlıyor. Sonuçta ortaya daha yaratıcı ve nitelikli işler çıkabiliyor. Tüm bunlarla birlikte içinde bulunduğumuz teknolojik çağın gereklilerini bilen çalışanlar da işverenlerin gözünde sizi değerli kılıyor. Sözgelimi sosyal medya becerisi; bugün bir dokunuş sayesinde dünyanın diğer ucuyla rahatça iletişim kurabilmenizi sağlayan sosyal medya, şirketler açısından büyük bir avantaj. Bu sebeple de platformların nasıl kullanacağını, bir başka deyişle ürünü/hizmeti doğru mesajla hedef kitleye nasıl ulaştıracağını bilen bir çalışan, hangi sektörde olursa olsun tercih sebebi. Bu yazıda derlediğimiz yeteneklerden bazıları, değiştirilmesi zor olan karakter özelliklerinin yansımaları olsa da değiştirebileceğiniz/geliştirebileceğiniz birçok beceri söz konusu. Bunlar, kendinizi bir yarış atı gibi görüp sürekli daha fazlasını istemek gibi tüketici/sömürücü bir bakış olarak değerlendirilmemeli. Daha ziyade kendinizi geliştirmek ve ilişkilerinizi daha ileri bir seviyeye taşımanın gerekliliği olarak görülebilir. Çünkü öğrenebileceğiniz/sivriltebileceğiniz yetiler ve hatta tavırlarınızdaki ufak bir bakış açısı değişikliği bile size daha mutlu bir gelecek ve içinde severek bulunacağınız bir iş ortamı sağlayabilir. Derleyen: Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com Kaynaklar: https://www.weforum.org/agenda/2019/01/the-hard-and-soft-skills-to-futureproof-your-career-according-to-linkedin https://work.chron.com/top-10-skills-high-performing-employees-4879.html https://www.thebalancecareers.com/top-skills-employers-want-2062481 https://www.careers.govt.nz/plan-your-career/not-sure-what-to-do/skills-employers-are-looking-for/#cID_2457</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/is-hayatinda-basarinin-sirri">İş hayatında başarının sırrı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bazı yetenekler sizi iş hayatında daha ileriye taşıyabilir. Peki ama hangileri?</em></p>
<p>Sahip olduğunuz teknik becerilerin, geleceğin dünyası için yalnız başına yeterli olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yapılan analizler, teknik becerilerinizi sosyal becerilerinizle bir araya getirmenin sizi daha çok aranan bir çalışan haline getireceğini gösteriyor.</p>
<p>İş ağı kurma sitesi LinkedIn, yaptığı analizlerin sonucunda işverenlerin 2019 yılında çalışanlarda en çok aradığı özelliklerin hangileri olduğunu sıraladı. LinkedIn’e göre şirketlerin bu yıl en çok talep ettiği/edeceği sosyal nitelikler; yaratıcılık, ikna yeteneği, işbirliği, uyum sağlama ve zaman yönetimi. En çok talep edilen teknik beceriler ise bulut bilişim, yapay zekâ, analitik akıl yürütme, insan yönetimi (liderlik) ve UX (kullanıcı deneyimi) dizaynı.</p>
<div id="attachment_12968" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-12968" class="wp-image-12968 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/35636363-300x184.jpg" alt="" width="300" height="184" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/35636363-300x184.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/35636363.jpg 980w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-12968" class="wp-caption-text">Şirketlerin 2019’da en çok ihtiyacı olan 5 sosyal yetenek: Yaratıcılık, ikna yeteneği, işbirliği, uyum sağlama ve zaman yönetimi</p></div>
<p>Analizde ayrıca, işverenlerin, teknik ve sosyal becerileri birlikte kullanabilen elemanları daha çok tercih ettiği belirtiliyor. Bulgular, Dünya Ekonomik Forumu’nun iş geleceğiyle ilgili raporuyla da uyuşuyor. Teknoloji ve otomasyon ilerlese de orijinallik, inisiyatif alma ve eleştirel düşünme gibi “insan” becerilerinin değerinin artacağı daha önce de ifade edilmişti.</p>
<p>Forum’a göre gelecekte işgücünde kaymalar meydana gelebilir. Bu sebeple bugünkü işgücünün neredeyse yarısından fazlasının gelecek yıllarda yeni beceriler geliştirmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Sizi ileriye taşıyacak nitelikler ve yeni bakış açıları</strong></p>
<p>ABD Ulusal Kolejler ve İşveren Sendikası’nın (NACE) yaptığı anket de benzer birtakım özelliklerle birlikte çözüm odaklılık, farklı açılardan bakabilme, muhakeme gücü, çalışkanlık ve iletişim becerisinin de -çalıştığınız şirket ve mevkii fark etmeksizin- size daha iyi bir kariyer verebileceğinin altını çiziyor.</p>
<p>Yeni Zelanda hükümeti bile daha iyi bir kariyer için birtakım tavsiyeler veriyor. Belirledikleri yedi temel yetenek arasında -yukarıda sayılanlardan farklı olarak- çalışanın kendini yönetmeyi başarabilmesi, öğrenmeye olan açlık ve zorluklarla başa çıkabilme var.</p>
<p>The Balance Careers ise bu özelliklerin yanında bir de “kişilerarasılık” gibi bir kavrama dikkat çekiyor. İnsan becerileri olarak da anılan bu özellik, diğer insanlarla etkileşimde bulunmayı ve bağlantılar kurabilmeyi kapsıyor.</p>
<p>İşverenler tarafından aranan bir diğer önemli özellik ise pozitif yaklaşım; olay ve durumlara karşı önyargı, kin ve nefretle yaklaşmak yerine bardağın dolu tarafını görmek anlamına geliyor. Bu önemli, çünkü işverenler zaten stresli ve zorlu koşullarda çalışılan günümüz iş dünyasında daha pozitif ve çözüm odaklı personelleri tercih ediyor. Bu yaklaşım farklılığı, önünüze gelen işi de bağlılıkla yapmanızı sağlıyor. Sonuçta ortaya daha yaratıcı ve nitelikli işler çıkabiliyor.</p>
<p>Tüm bunlarla birlikte içinde bulunduğumuz teknolojik çağın gereklilerini bilen çalışanlar da işverenlerin gözünde sizi değerli kılıyor. Sözgelimi sosyal medya becerisi; bugün bir dokunuş sayesinde dünyanın diğer ucuyla rahatça iletişim kurabilmenizi sağlayan sosyal medya, şirketler açısından büyük bir avantaj. Bu sebeple de platformların nasıl kullanacağını, bir başka deyişle ürünü/hizmeti doğru mesajla hedef kitleye nasıl ulaştıracağını bilen bir çalışan, hangi sektörde olursa olsun tercih sebebi.</p>
<div id="attachment_12969" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-12969" class="wp-image-12969 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/2-300x225.jpeg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/2-300x225.jpeg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/2.jpeg 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-12969" class="wp-caption-text">Şirketlerin 2019’da en çok ihtiyacı olan 5 teknik yetenek: Bulut bilişim, yapay zekâ, analitik akıl yürütme, insan yönetimi (liderlik) ve UX (kullanıcı deneyimi) dizaynı</p></div>
<p>Bu yazıda derlediğimiz yeteneklerden bazıları, değiştirilmesi zor olan karakter özelliklerinin yansımaları olsa da değiştirebileceğiniz/geliştirebileceğiniz birçok beceri söz konusu.</p>
<p>Bunlar, kendinizi bir yarış atı gibi görüp sürekli daha fazlasını istemek gibi tüketici/sömürücü bir bakış olarak değerlendirilmemeli. Daha ziyade kendinizi geliştirmek ve ilişkilerinizi daha ileri bir seviyeye taşımanın gerekliliği olarak görülebilir. Çünkü öğrenebileceğiniz/sivriltebileceğiniz yetiler ve hatta tavırlarınızdaki ufak bir bakış açısı değişikliği bile size daha mutlu bir gelecek ve içinde severek bulunacağınız bir iş ortamı sağlayabilir.</p>
<p><strong>Derleyen:</strong> Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><a href="https://www.weforum.org/agenda/2019/01/the-hard-and-soft-skills-to-futureproof-your-career-according-to-linkedin">https://www.weforum.org/agenda/2019/01/the-hard-and-soft-skills-to-futureproof-your-career-according-to-linkedin</a></p>
<p><a href="https://work.chron.com/top-10-skills-high-performing-employees-4879.html">https://work.chron.com/top-10-skills-high-performing-employees-4879.html</a></p>
<p><a href="https://www.thebalancecareers.com/top-skills-employers-want-2062481">https://www.thebalancecareers.com/top-skills-employers-want-2062481</a></p>
<p><a href="https://www.careers.govt.nz/plan-your-career/not-sure-what-to-do/skills-employers-are-looking-for/#cID_2457">https://www.careers.govt.nz/plan-your-career/not-sure-what-to-do/skills-employers-are-looking-for/#cID_2457</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/is-hayatinda-basarinin-sirri">İş hayatında başarının sırrı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12966</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zeka her kapıyı açan bir anahtar mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/zeka-her-kapiyi-acan-bir-anahtar-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2017 08:39:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[çevre faktörü]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[IQ]]></category>
		<category><![CDATA[öngörü]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorun çözme]]></category>
		<category><![CDATA[uzun ömür]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek IQ]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Aziz Sancar, zeka düzeyini ölçen IQ testlerine çok inanmadığını belirtti. Sancar, &#8220;Üstün zekanın ölçüldüğü IQ testleri neyi, ne kadar ölçüyor. Bu testlerde ben orta düzeyde çıkıyorum. Başarı için tek anahtar çok çalışmak&#8221; diyor. Gerçekten de zeka pek çoğumuzun sandığı gibi her kapıyı açan bir anahtar mı? Sadece mutluluğun anahtarı olmadığı kesin. Kimse bir sayıdan ibaret olmak istemez. Ancak farkında olsanız da olmasanız da sizi anlatan bir sayı vardır: IQ dereceniz, ya da açmak gerekirse entelektüel zekanız. Edinburgh Üniversitesi’nde zeka konusundaki araştırmalarıyla tanınan Stuart Ritchie’ye göre aslında IQ, bir insanın ömrü, sağlığı veya refahı üzerine muazzam veriler içeren bir yol göstericidir. Psikologlar da, benzer bulgular bulmaya devam ediyorlar. Ritchie, Zeka: Önemli Olan Tek Şey (Intelligence: All that Matters) adlı yeni kitabında IQ’nun yapabileceklerimizin sınırını koymadığını ancak bize bir çıkış noktası sunduğunu savunuyor ve bazı insanların da diğerlerinden daha önde yaşam mücadelesine başladığını kabul ediyor. 1.Çoğu insan ortalama zekaya sahiptir IQ’yla ilgili ilk akla gelen şey, bunun mantık, hafıza, edinilmiş bilgi ve zihinsel işleme hızına dair birçok testin sonucunda ortaya çıkarılmış bir puan olduğu. Elde edilen alt puanlar toplanıyor ve ardından bu toplam, nüfusun geri kalanıyla karşılaştırılıyor. İyi bir ortalama zeka 100 IQ kabul ediliyor. (Not: Tam bir IQ testi saatler alan, yoğun bir işlemdir. Testin eğitimli biri tarafından yapılması ve bazı bölümlerde zaman tutulması gerekmektedir. İnternette karşınıza çıkan ücretsiz testler, doğru sonuçlar vermez). Karşılaştığınız insanların çoğu genellikle ortalama zekaya, küçük bir kısmı da üstün zekaya sahiptir. Dünya nüfusunun yalnızca % 2.2’sinin 130 veya üstü IQ’su vardır. Asıl şaşırtıcı olan ise, bu testlerden birinde iyi sonuç alan kişilerin, diğer testlerde de iyi sonuç almasıdır. Yani yanıp sönen bir ışığı ne kadar hızlı kapatabileceğiniz (zeka testlerinden bir bölüm) sözlü ve mekânsal mantığınızla ilişkili. Psikologlar, puanların birbirleriyle örtüşmesine &#8220;G&#8221; faktörü veya genel zeka faktörü diyor. Bu G faktörünün beynin hangi bölgesinde ve nasıl bulunduğu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Ancak ne kadar para kazanacağınız, ne denli üretken olacağınız ve en tüyler ürperticisi, erken ölüp ölmeyeceğiniz konusunda bilgi verebilecek bir yol gösterici. 2.Yüksek IQ’ya sahip olmak sizi ölümden korur Bu madde biraz rahatsız edici gelebilir ancak yapılan araştırmalara göre IQ’su yüksek olan insanların daha sağlıklı olduğu ve diğer insanlardan daha uzun yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Bir milyon İsveçli arasında yapılan araştırmada, en yüksek IQ’ya sahip olanlar ile en düşük IQ’ya sahip olanlar arasındaki ölüm riskinde üç kat fark bulunmuştur. Bunun elbette bazı farklı sebepleri de olabilir. Örneğin yüksek IQ’lu insanlar diğerlerine göre daha fazla para kazanır, bu da onların beslenmelerine dikkat edebilmelerini kolaylaştırırken kaliteli sağlık hizmetlerine de rahatlıkla erişebilmelerini sağlar. Ayrıca yüksek IQ’lu insanların kazalardan veya aksiliklerden kaçınma konusunda daha dikkatli olmaları da bunun başka bir sebebi olabilir. Yüksek IQ’lu insanların trafik kazasında ölme oranının daha az olması da bunun bir göstergesidir. 3.IQ’nun başarılı bir kariyer ve refah ile ilişkili olması, mutlulukla da bağlantılı olduğu anlamına gelmez. Ölümlülük oranında da olduğu gibi, IQ ile başarılı bir kariyer arasındaki bağlantı da doğru orantılıdır: Yüksek IQ’lu insanlar daha iyi birer çalışan olduklarından daha fazla para kazanırlar. Söz konusu oranlar -1 ile 1 arasında değişiyor. 1 oranı demek, IQ’da görülecek herhangi bir artışın diğer değişkenlerde de (ölüm oranı veya refah gibi) aynı artışı göstermesi anlamına geliyor. Ancak hayat o kadar mükemmel değil. Oranların çoğu genellikle 0.5’ten düşük. Bu da, kişilere özgü farklılıklara büyük bir pay kaldığı anlamına geliyor. Yani çok zeki olmalarına rağmen işlerinde başarısız olan insanlar da mevcut; ancak sizin onlarla karşılaşma ihtimaliniz çok daha az. Yüksek IQ’nun bütün faydaları göz önüne alındığında da -refah, sağlık, uzun ömür- bu insanların diğerlerinden çok daha mutlu olacağı beklenilir, ancak bu durum da genellikle beklendiği gibi değildir. Ritchie’ye göre IQ ile mutluluk arasındaki ilişki genellikle doğru orantılı olmasına rağmen çoğu zaman bu korelasyon küçüktür ve istatistiksel açıdan pek de anlamlı değildir. Ayrıca genel olarak bakıldığında IQ’nun hayatta ilerlememizi sağlayan kişilik faktörleriyle bir bağlantısı yoktur. IQ’nun ilişkili olduğu tek kişilik özelliği tecrübeye açık olma özelliğidir. Ritchie’ye göre yüksek zekalı insanlar tecrübe edinmeye daha açık olur, daha çok düşünür ve yeni bilgilere erişmekten zevk alır. 4.Muhtemelen elinizde olanla yetinmeniz gerekecek. Yapılan araştırmalara göre zeki bir çocuk, yaşlandığında da zeki bir insan olur. Bu çizelge, 11 yaşında yaptıkları IQ testini 90 yaşında bir daha yapan bir gruba yönelik İskoçya’da yapılan bir araştırmayı göstermektedir. Her ne kadar zeka genellikle yaşla birlikte gerilese de, küçüklüğünde yüksek IQ’ya sahip olan insanların yaşlandıklarında da zekalarını korudukları görülebilir. 5.Zeka 20’li yaşlarınızın ortasından sonlarına doğru doruğa ulaşır, sonra yavaş yavaş azalır. 20’li yaşlarınızın ortalarından sonra “kristalleşmiş zekanız” yani bilgi birikiminiz durağanlaşırken “akışkan zekanız” yani yeni sorunları çözme yeteneğiniz de azalmaya başlar. Zeka hızınız ise oldukça yavaşlar. Ritchie’ye göre zekadaki yaşla bağlantılı düşüşleri anlamak, IQ biyolojisi üzerine araştırmalar yapılmasının en önemli sebeplerinden biridir. 6.IQ’daki değişikliklerin yaklaşık yarısı genetik ile açıklanabilir Tek yumurta ikizleri ile çift yumurta ikizlerinin karşılaştırılmasıyla yapılan araştırmalarda IQ’nun yaklaşık yarısının genetikle bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Ancak ikizlerin genlerinin çocukken değil büyüdükleri zamanki IQ’ları için daha önemli bir rol oynadığı belirlendi. Sebebi ise anlaşılmış değil. Zeka araştırmacıları Robert Plomin ve Ian Deary’ye göre bunun sebebi, çocuklar seçim yaptıkça, değiştikçe veya genetik eğilimleriyle bağlantılı çevreler yarattıkça mevcut küçük genetik farklılıkların da büyümesi olabilir. Şöyle düşünün: Genetik eğilimi kendisini zeki olmaya yönlendiren bir çocuk kütüphanede daha fazla vakit geçirmek isteyebilir. Ancak 6 yaşında küçük bir çocuğun bunu tek başına yapamaya izni yokken 16 yaşında biri için bu sorun teşkil etmeyecektir. Yani yaşımız ilerledikçe çevremizi daha da kontrol altına alabiliyoruz. Yarattığımız çevreler de genlerimizin potansiyelini genişletebiliyor. 7.Zeka konusundaki tek önemli şey genlerimiz değildir Genetiğiniz, IQ’nuz konusunda kaderinizi belirlemiyor. IQ’ya yönelik değişkenliğin yaklaşık yarısı çevreye bağlı. Besin, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, IQ’nuzda büyük rol oynuyor. Ancak genel olarak bakıldığında IQ’yu etkileyen çevresel faktörlerin çoğu, biyoloji kadar iyi anlaşılmış değil. Ritchie’ye göre konu çevreye gelince kesin bir yargıda bulunmak oldukça zor, zira insanların yaşamları ve yaşadıkları ortamlar oldukça karmaşık, bu nedenle de herhangi bir çevresel faktörün insan zekasına etkisi tamamen rastlantısal olabilir. 8.İnsanların zekası giderek artıyor Flynn etkisi de denen bu durum, muhtemelen çocukların beslenmesindeki, sağlık hizmetlerindeki ve eğitimdeki kalite artışının bir sonucu. (Ritchie’nin kitapta anlattığına göre bunun sebebi, bilginin ekonomimizin motoru olarak görülmeye başlanması ve bunun da IQ testlerindeki soyut düşünce tarzını teşvik etmiş olması olabilir) 9.IQ, gelişmekte olan ülkelerde daha hızla yükseliyor IQ’daki en büyük yükseliş, çocukluktaki beslenme kalitesinin (genellikle iyot takviyeleri sayesinde) ve sağlık hizmetlerine erişimin arttığı, gelişmekte olan ülkelerde görülüyor. Aslına bakarsanız Flynn etkisinin gelişmiş ülkelerde azalmakta olduğuna dair bazı bulgular mevcut. Ritchie’ye göre bunun sebebi IQ’yu geliştirdiğini bildiğimiz kolay ulaşılabilir şeyleri (standart eğitim veya beslenme gibi) tüketmemiz olabilir. Zeka: Akıllılık, sorun çözmede beceriklilik, öngörü ve yaratıcılık&#8230; Bilim adamlarının büyük bir çoğunluğuna göre, zekanın özünü akıllılık, alışılmışın dışındaki sorunları çözmedeki beceriklilik oluşturur. Özellikle de tepeden tırnağa taktik, ancak stratejiden yoksun biriyle karşı karşıya gelenler, öngörünün de zekanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu öne sürerler. Kimileri yaratıcılığı da bu listeye eklerler. Bana soracak olursanız, ben Cambridge Üniversitesi sinirbilim uzmanlarından Horace Barlow’un zekaya yaklaşımından yanayım. Barlow’a göre zeka, bir şeylerin temelinde yatan yeni bir düzeni ortaya çıkaran bir kestirimde bulunmaktan oluşur. Bu görüşüyle, Barlow zeka kavramını, bir soruna çözüm getirmek, benzer bir görüş ya da olayın mantığını belirlemek, hoşa gidecek bir uyum sağlamak, ya da bir şeyin ardından nelerin geleceğini kestirmek gibi, oldukça geniş bir yelpazeye yerleştiriyor. Aslında hepimizin hemen hemen her zaman bir şeyin ardından neyin geleceği konusunda kestirimlerde bulunuruz. Bir fıkranın beklemediğimiz bir biçimde sonuçlanması karşısında şaşkınlığa kapılmamız da işte bundandır. Tanımlarda farklılık normal Zeka, tıpkı bilinç gibi, tümüyle açıklığa kavuşturulmamış bir kavram olduğundan, buna getirilecek bir tanımlamanın herkes tarafından kabul edilmesi hemen hemen olanaksızdır. Gerek zeka, gerekse bilinç zeki yaşamımızın en üst noktasını oluşturmakla birlikte, bu iki kavram sıklıkla çok daha basit zeki süreçlerle karıştırılmaktadır. Bu tür basit sinirsel düzenekler, hiç kuşkusuz, mantık ve eğretileme ile ilgili yeteneklerimizin kaynağı olabilir. Ama asıl sorun bu kaynağın nasıl oluştuğudur ki, bu da hem evrimsel hem de nörofizyolojik bir soru niteliğini taşımaktadır. İnsan zekasını kavrayabilmek için bu soruya her iki açıdan da bir yanıt getirilmesi gerekmektedir. Bu yanıtlar yapay ya da alışılagelmişin dışında bir zekanın nasıl geliştiği konusuna bile ışık tutabilir. Zekamız öteki hayvanlara kıyasla çok daha fazla şeylere sahip oluşumuzun bir ürünü müdür? İki milimetre kalınlığındaki beyin kabuğu (korteks) beynin yeni çağrışımlar yaratmada en etkin bölümüdür. İnsan beyninin kabuğu son derece kıvrımlıdır, ancak bu kıvrımlar düzeltildiğinde dört daktilo sayfası uzunluğunda bir yer kaplar. Oysa ki, şempanzelerde bunun boyutu bir daktilo sayfası, maymunlarda bir kartpostal, farelerde ise bir pulun ki kadardır. Ne var ki, salt niceliksel bir açıklama eksik gibi görünmektedir. Bana göre insan zekası öncelikle beynin, dil gibi, belli alanlarda uzmanlaşmasının bir ürünüdür. İnsanların evrim süreci içinde böylesi bir uzmanlaşma onların akıl ve öngörü açısından önemli bir atılım yapmalarına olanak tanımıştır. Bu uzmanlaşma, eğer sandığım gibi, dil, el ve kol devinimlerinin tasarlanması, müzik ve dans gibi konulara özgü kimi ustalıkların gelişmesiyle ilgiliyse, o zaman açıklayıcı gücü de çok daha fazla demektir. Zeka bölümünüzün (IQ) belirlenmesinde en önemli iki etmen, belli bir süre içinde alışılmışın dışında kaç soruyu yanıtlayabildiğiniz ve kafanızda canlandırdığınız yarım düzine imgeyi aynı anda değerlendirirken ne denli başarılı olduğunuzdur. Derleyen: Sevda Deniz Karali Kaynak: www.vox.com/2016/5/24/11723182/iq-test-intelligence</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/zeka-her-kapiyi-acan-bir-anahtar-mi">Zeka her kapıyı açan bir anahtar mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Aziz Sancar, zeka düzeyini ölçen IQ testlerine çok inanmadığını belirtti. Sancar, &#8220;Üstün zekanın ölçüldüğü IQ testleri neyi, ne kadar ölçüyor. Bu testlerde ben orta düzeyde çıkıyorum. Başarı için tek anahtar çok çalışmak&#8221; diyor. Gerçekten de zeka pek çoğumuzun sandığı gibi her kapıyı açan bir anahtar mı? Sadece mutluluğun anahtarı olmadığı kesin. </strong></p>
<p>Kimse bir sayıdan ibaret olmak istemez. Ancak farkında olsanız da olmasanız da sizi anlatan bir sayı vardır: IQ dereceniz, ya da açmak gerekirse entelektüel zekanız.</p>
<p>Edinburgh Üniversitesi’nde zeka konusundaki araştırmalarıyla tanınan <strong>Stuart Ritchie’</strong>ye göre aslında IQ, bir insanın ömrü, sağlığı veya refahı üzerine muazzam veriler içeren bir yol göstericidir. Psikologlar da, benzer bulgular bulmaya devam ediyorlar.</p>
<p><strong>Ritchie, Zeka: Önemli Olan Tek Şey (Intelligence: All that Matters)</strong> adlı yeni kitabında IQ’nun yapabileceklerimizin sınırını koymadığını ancak bize bir çıkış noktası sunduğunu savunuyor ve bazı insanların da diğerlerinden daha önde yaşam mücadelesine başladığını kabul ediyor.</p>
<p><strong>1.Çoğu insan ortalama zekaya sahiptir</strong></p>
<p>IQ’yla ilgili ilk akla gelen şey, bunun mantık, hafıza, edinilmiş bilgi ve zihinsel işleme hızına dair birçok testin sonucunda ortaya çıkarılmış bir puan olduğu. Elde edilen alt puanlar toplanıyor ve ardından bu toplam, nüfusun geri kalanıyla karşılaştırılıyor. İyi bir ortalama zeka 100 IQ kabul ediliyor.</p>
<p>(Not: Tam bir IQ testi saatler alan, yoğun bir işlemdir. Testin eğitimli biri tarafından yapılması ve bazı bölümlerde zaman tutulması gerekmektedir. İnternette karşınıza çıkan ücretsiz testler, doğru sonuçlar vermez).</p>
<p>Karşılaştığınız insanların çoğu genellikle ortalama zekaya, küçük bir kısmı da üstün zekaya sahiptir. Dünya nüfusunun yalnızca % 2.2’sinin 130 veya üstü IQ’su vardır.</p>
<p>Asıl şaşırtıcı olan ise, bu testlerden birinde iyi sonuç alan kişilerin, diğer testlerde de iyi sonuç almasıdır. Yani yanıp sönen bir ışığı ne kadar hızlı kapatabileceğiniz (zeka testlerinden bir bölüm) sözlü ve mekânsal mantığınızla ilişkili.</p>
<p>Psikologlar, puanların birbirleriyle örtüşmesine &#8220;G&#8221; faktörü veya genel zeka faktörü diyor.</p>
<p>Bu G faktörünün beynin hangi bölgesinde ve nasıl bulunduğu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Ancak ne kadar para kazanacağınız, ne denli üretken olacağınız ve en tüyler ürperticisi, erken ölüp ölmeyeceğiniz konusunda bilgi verebilecek bir yol gösterici.</p>
<p><strong>2.Yüksek IQ’ya sahip olmak sizi ölümden korur</strong></p>
<p>Bu madde biraz rahatsız edici gelebilir ancak yapılan araştırmalara göre IQ’su yüksek olan insanların daha sağlıklı olduğu ve diğer insanlardan daha uzun yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Bir milyon İsveçli arasında yapılan araştırmada, en yüksek IQ’ya sahip olanlar ile en düşük IQ’ya sahip olanlar arasındaki ölüm riskinde üç kat fark bulunmuştur.</p>
<p>Bunun elbette bazı farklı sebepleri de olabilir. Örneğin yüksek IQ’lu insanlar diğerlerine göre daha fazla para kazanır, bu da onların beslenmelerine dikkat edebilmelerini kolaylaştırırken kaliteli sağlık hizmetlerine de rahatlıkla erişebilmelerini sağlar.</p>
<p>Ayrıca yüksek IQ’lu insanların kazalardan veya aksiliklerden kaçınma konusunda daha dikkatli olmaları da bunun başka bir sebebi olabilir. Yüksek IQ’lu insanların trafik kazasında ölme oranının daha az olması da bunun bir göstergesidir.</p>
<p><strong>3.IQ’nun başarılı bir kariyer ve refah ile ilişkili olması, mutlulukla da bağlantılı olduğu anlamına gelmez.</strong></p>
<p>Ölümlülük oranında da olduğu gibi, IQ ile başarılı bir kariyer arasındaki bağlantı da doğru orantılıdır: Yüksek IQ’lu insanlar daha iyi birer çalışan olduklarından daha fazla para kazanırlar.</p>
<p>Söz konusu oranlar -1 ile 1 arasında değişiyor. 1 oranı demek, IQ’da görülecek herhangi bir artışın diğer değişkenlerde de (ölüm oranı veya refah gibi) aynı artışı göstermesi anlamına geliyor. Ancak hayat o kadar mükemmel değil.</p>
<p>Oranların çoğu genellikle 0.5’ten düşük. Bu da, kişilere özgü farklılıklara büyük bir pay kaldığı anlamına geliyor. Yani çok zeki olmalarına rağmen işlerinde başarısız olan insanlar da mevcut; ancak sizin onlarla karşılaşma ihtimaliniz çok daha az.</p>
<p>Yüksek IQ’nun bütün faydaları göz önüne alındığında da -refah, sağlık, uzun ömür- bu insanların diğerlerinden çok daha mutlu olacağı beklenilir, ancak bu durum da genellikle beklendiği gibi değildir.</p>
<p>Ritchie’ye göre IQ ile mutluluk arasındaki ilişki genellikle doğru orantılı olmasına rağmen çoğu zaman bu korelasyon küçüktür ve istatistiksel açıdan pek de anlamlı değildir.</p>
<p>Ayrıca genel olarak bakıldığında IQ’nun hayatta ilerlememizi sağlayan kişilik faktörleriyle bir bağlantısı yoktur. IQ’nun ilişkili olduğu tek kişilik özelliği tecrübeye açık olma özelliğidir. Ritchie’ye göre yüksek zekalı insanlar tecrübe edinmeye daha açık olur, daha çok düşünür ve yeni bilgilere erişmekten zevk alır.</p>
<p><strong>4.Muhtemelen elinizde olanla yetinmeniz gerekecek.</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre zeki bir çocuk, yaşlandığında da zeki bir insan olur.</p>
<p>Bu çizelge, 11 yaşında yaptıkları IQ testini 90 yaşında bir daha yapan bir gruba yönelik İskoçya’da yapılan bir araştırmayı göstermektedir.</p>
<p>Her ne kadar zeka genellikle yaşla birlikte gerilese de, küçüklüğünde yüksek IQ’ya sahip olan insanların yaşlandıklarında da zekalarını korudukları görülebilir.</p>
<p><strong>5.Zeka 20’li yaşlarınızın ortasından sonlarına doğru doruğa ulaşır, sonra yavaş yavaş azalır.</strong></p>
<p>20’li yaşlarınızın ortalarından sonra “kristalleşmiş zekanız” yani bilgi birikiminiz durağanlaşırken “akışkan zekanız” yani yeni sorunları çözme yeteneğiniz de azalmaya başlar. Zeka hızınız ise oldukça yavaşlar.</p>
<p>Ritchie’ye göre zekadaki yaşla bağlantılı düşüşleri anlamak, IQ biyolojisi üzerine araştırmalar yapılmasının en önemli sebeplerinden biridir.</p>
<p><strong>6.IQ’daki değişikliklerin yaklaşık yarısı genetik ile açıklanabilir</strong></p>
<p>Tek yumurta ikizleri ile çift yumurta ikizlerinin karşılaştırılmasıyla yapılan araştırmalarda IQ’nun yaklaşık yarısının genetikle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Ancak ikizlerin genlerinin çocukken değil büyüdükleri zamanki IQ’ları için daha önemli bir rol oynadığı belirlendi. Sebebi ise anlaşılmış değil.</p>
<p>Zeka araştırmacıları Robert Plomin ve Ian Deary’ye göre bunun sebebi, çocuklar seçim yaptıkça, değiştikçe veya genetik eğilimleriyle bağlantılı çevreler yarattıkça mevcut küçük genetik farklılıkların da büyümesi olabilir.</p>
<p>Şöyle düşünün: Genetik eğilimi kendisini zeki olmaya yönlendiren bir çocuk kütüphanede daha fazla vakit geçirmek isteyebilir. Ancak 6 yaşında küçük bir çocuğun bunu tek başına yapamaya izni yokken 16 yaşında biri için bu sorun teşkil etmeyecektir.</p>
<p>Yani yaşımız ilerledikçe çevremizi daha da kontrol altına alabiliyoruz. Yarattığımız çevreler de genlerimizin potansiyelini genişletebiliyor.</p>
<p><strong>7.Zeka konusundaki tek önemli şey genlerimiz değildir</strong></p>
<p>Genetiğiniz, IQ’nuz konusunda kaderinizi belirlemiyor. IQ’ya yönelik değişkenliğin yaklaşık yarısı çevreye bağlı. Besin, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, IQ’nuzda büyük rol oynuyor.</p>
<p>Ancak genel olarak bakıldığında IQ’yu etkileyen çevresel faktörlerin çoğu, biyoloji kadar iyi anlaşılmış değil. Ritchie’ye göre konu çevreye gelince kesin bir yargıda bulunmak oldukça zor, zira insanların yaşamları ve yaşadıkları ortamlar oldukça karmaşık, bu nedenle de herhangi bir çevresel faktörün insan zekasına etkisi tamamen rastlantısal olabilir.</p>
<p><strong>8.İnsanların zekası giderek artıyor</strong></p>
<p>Flynn etkisi de denen bu durum, muhtemelen çocukların beslenmesindeki, sağlık hizmetlerindeki ve eğitimdeki kalite artışının bir sonucu. (Ritchie’nin kitapta anlattığına göre bunun sebebi, bilginin ekonomimizin motoru olarak görülmeye başlanması ve bunun da IQ testlerindeki soyut düşünce tarzını teşvik etmiş olması olabilir)</p>
<p><strong>9.IQ, gelişmekte olan ülkelerde daha hızla yükseliyor </strong></p>
<p>IQ’daki en büyük yükseliş, çocukluktaki beslenme kalitesinin (genellikle iyot takviyeleri sayesinde) ve sağlık hizmetlerine erişimin arttığı, gelişmekte olan ülkelerde görülüyor.</p>
<p>Aslına bakarsanız Flynn etkisinin gelişmiş ülkelerde azalmakta olduğuna dair bazı bulgular mevcut. Ritchie’ye göre bunun sebebi IQ’yu geliştirdiğini bildiğimiz kolay ulaşılabilir şeyleri (standart eğitim veya beslenme gibi) tüketmemiz olabilir.</p>
<p><strong>Zeka: Akıllılık, sorun çözmede beceriklilik, öngörü ve yaratıcılık&#8230;</strong></p>
<p>Bilim adamlarının büyük bir çoğunluğuna göre, zekanın özünü <strong>akıllılık,</strong> alışılmışın dışındaki <strong>sorunları çözmedeki beceriklilik </strong>oluşturur. Özellikle de tepeden tırnağa taktik, ancak stratejiden yoksun biriyle karşı karşıya gelenler, <strong>öngörünün</strong> de zekanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu öne sürerler. Kimileri <strong>yaratıcılığı </strong>da bu listeye eklerler.</p>
<p>Bana soracak olursanız, ben Cambridge Üniversitesi sinirbilim uzmanlarından <strong>Horace Barlow</strong>’un zekaya yaklaşımından yanayım.</p>
<p>Barlow’a göre zeka, bir şeylerin temelinde yatan <strong>yeni bir düzeni ortaya çıkaran bir kestirimde</strong> bulunmaktan oluşur.</p>
<p>Bu görüşüyle, Barlow zeka kavramını, bir soruna çözüm getirmek, benzer bir görüş ya da olayın mantığını belirlemek, hoşa gidecek bir uyum sağlamak, ya da bir şeyin ardından nelerin geleceğini kestirmek gibi, oldukça geniş bir yelpazeye yerleştiriyor.</p>
<p>Aslında hepimizin hemen hemen her zaman bir şeyin ardından neyin geleceği konusunda kestirimlerde bulunuruz. Bir fıkranın beklemediğimiz bir biçimde sonuçlanması karşısında şaşkınlığa kapılmamız da işte bundandır.</p>
<p><strong>Tanımlarda farklılık normal </strong></p>
<p>Zeka, tıpkı bilinç gibi, tümüyle açıklığa kavuşturulmamış bir kavram olduğundan, buna getirilecek bir tanımlamanın herkes tarafından kabul edilmesi hemen hemen olanaksızdır. Gerek <strong>zeka</strong>, gerekse <strong>bilinç</strong> zeki yaşamımızın en üst noktasını oluşturmakla birlikte, bu iki kavram sıklıkla çok daha basit zeki süreçlerle karıştırılmaktadır. Bu tür basit sinirsel düzenekler, hiç kuşkusuz, mantık ve eğretileme ile ilgili yeteneklerimizin kaynağı olabilir. Ama asıl sorun bu kaynağın nasıl oluştuğudur ki, bu da hem evrimsel hem de nörofizyolojik bir soru niteliğini taşımaktadır. İnsan zekasını kavrayabilmek için bu soruya her iki açıdan da bir yanıt getirilmesi gerekmektedir. Bu yanıtlar yapay ya da alışılagelmişin dışında bir zekanın nasıl geliştiği konusuna bile ışık tutabilir.</p>
<p>Zekamız öteki hayvanlara kıyasla çok daha fazla şeylere sahip oluşumuzun bir ürünü müdür? İki milimetre kalınlığındaki beyin kabuğu (korteks) beynin <strong>yeni çağrışımlar </strong>yaratmada en etkin bölümüdür. İnsan beyninin kabuğu son derece kıvrımlıdır, ancak bu kıvrımlar düzeltildiğinde dört daktilo sayfası uzunluğunda bir yer kaplar. Oysa ki, <strong>şempanzelerde </strong>bunun boyutu bir daktilo sayfası, <strong>maymunlarda</strong> bir kartpostal, <strong>farelerde</strong> ise bir pulun ki kadardır.</p>
<p>Ne var ki, salt niceliksel bir açıklama eksik gibi görünmektedir.</p>
<p><strong>Bana göre insan zekası öncelikle beynin, dil gibi, belli alanlarda uzmanlaşmasının bir ürünüdür. </strong>İnsanların evrim süreci içinde böylesi bir uzmanlaşma onların <strong>akıl </strong>ve <strong>öngörü </strong>açısından önemli bir atılım yapmalarına olanak tanımıştır. Bu uzmanlaşma, eğer sandığım gibi, <strong>dil, el </strong>ve <strong>kol </strong>devinimlerinin tasarlanması, <strong>müzik </strong>ve <strong>dans </strong>gibi konulara özgü kimi ustalıkların gelişmesiyle ilgiliyse, o zaman açıklayıcı gücü de çok daha fazla demektir.</p>
<p>Zeka bölümünüzün (IQ) belirlenmesinde en önemli <strong>iki etmen, </strong>belli bir süre içinde alışılmışın dışında kaç soruyu yanıtlayabildiğiniz ve kafanızda canlandırdığınız yarım düzine imgeyi aynı anda değerlendirirken ne denli başarılı olduğunuzdur.</p>
<p><strong>Derleyen: Sevda Deniz Karali</strong></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.vox.com/2016/5/24/11723182/iq-test-intelligence">www.vox.com/2016/5/24/11723182/iq-test-intelligence</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/zeka-her-kapiyi-acan-bir-anahtar-mi">Zeka her kapıyı açan bir anahtar mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5999</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de yetişkinler beceri konusunda çok zayıf</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/turkiyede-yetiskinler-beceri-konusunda-cok-zayif</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Sep 2016 14:27:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[tedmem]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM, 28 Haziran 2016 tarihinde yayımlanan OECD’nin Yetişkin Yeterliklerinin Uluslararası Değerlendirilmesi Programı (PIAAC) kapsamında 2016 yılı “Yetişkin Becerileri Taraması Raporu”nu Türkiye açısından değerlendirdi. Rapor; 16 &#8211; 65 yaş aralığındaki yetişkinlerin sözel beceriler, sayısal beceriler ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme becerileri alanlarında yeterlik düzeylerini değerlendiriyor. TEDMEM’in çalışmasında öne çıkan sonuçlardan bazıları şöyle: Yetişkinlerin büyük bir kısmı çağın gerektirdiği becerilerden yoksun Türkiye’deki yetişkinler sözel beceriler, sayısal beceriler ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme becerileri alanlarının her üçünde de OECD ortalamasının altında bir yeterlilik gösteriyor. Türkiye’de yetişkin nüfusun %45.7’si sözel beceriler alanında, %50.2’si sayısal beceriler alanında en temel düzey olan 1’inci düzey ve altında bir yeterliğe sahip. Türkiye, eğitim seviyesi ve sözel beceri arasındaki ilişkinin en zayıf olduğu iki ülkeden biri Türkiye’de üniversite mezunları ile liseden daha düşük eğitim seviyesine sahip yetişkinler arasındaki sözel beceri farkı OECD ülkelerine kıyasla daha düşük. Türkiye, eğitim seviyesi ve sözel beceri arasındaki ilişkinin en zayıf olduğu iki ülkeden biri. Oecd ülkeleri içinde kadın ve erkek arasındaki en büyük beceri farkı türkiye’de OECD ülkeleri genelinde sözel becerilerde kadın ve erkekler birbirine yakın performans gösterirken, sayısal becerilerde erkeklerin daha yüksek performans gösterdiği görülüyor. Türkiye’de ise her iki beceri alanında da kadınlar erkeklere göre daha düşük performans gösteriyor. Yetişkinler zorunlu eğitimden sonra kendini geliştiremiyor Türkiye’de 16-24 yaş aralığından sonra yetişkinlerin beceri düzeyi düşüyor. Oysa OECD ortalamasında, 16-24 yaş aralığından, 25-34 yaş aralığına beceri düzeyinde artış görülüyor ve düşüş 35-44 yaş aralığında başlıyor. Yetişkinler iş yerlerinde ve günlük hayatlarında becerilerini kullanamıyor Türkiye’de yetişkinler işyerlerinde ve günlük hayatlarında okuma, yazma, matematiği kullanma, problem çözme ve bilgisayarı kullanma konularında, OECD ülkelerine kıyasla daha düşük bir yeterlik gösteriyor. Türkiye’de daha üst düzeyde beceriye ve daha yüksek bir eğitim seviyesine sahibi olmak istihdama olumlu etki etmiyor OECD ülkelerinde yetişkinlerin eğitim ve beceri düzeyi arttıkça istihdam edilebilirlik oranları da artıyor. Ancak Türkiye’de daha yüksek beceri düzeyi ve eğitim düzeyi bireyin istihdam durumu ile ilişkili gözükmüyor. Türkiye’de temel becerilerde yeterlilik düzeyi arttıkça insanlara güvenme düzeyi sınırlı kalıyor OECD ülkelerinde genel olarak yetişkinlerin temel becerilerde yeterlilik düzeyi arttıkça, diğer insanlara güvenme düzeyinin ve politik etkinliklerinin artmasına karşılık, Türkiye’de yeterlik düzeyi arttıkça güven ve politik etkinlik artışının oldukça sınırlı kaldığı görüldü. Netice 2 temel soruna işaret ediyor: Yetişkin nüfusun kayda değer bir kısmının en temel düzeyde okuma yazma, okuduğunu anlama ile sayıları anlama ve sayısal işlem yapma becerilerinden yoksun olduğuna. Temel becerilere üst düzeyde sahip olan nüfusun OECD ülkeleri ile kıyaslandığında alarm verici biçimde düşük oranda olduğuna. Raporun tamamı için: https://tedmem.org/yayinlar</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/turkiyede-yetiskinler-beceri-konusunda-cok-zayif">Türkiye&#8217;de yetişkinler beceri konusunda çok zayıf</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM, 28 Haziran 2016 tarihinde yayımlanan OECD’nin Yetişkin Yeterliklerinin Uluslararası Değerlendirilmesi Programı (PIAAC) kapsamında 2016 yılı “Yetişkin Becerileri Taraması Raporu”nu Türkiye açısından değerlendirdi.</p>
<p>Rapor; 16 &#8211; 65 yaş aralığındaki yetişkinlerin sözel beceriler, sayısal beceriler ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme becerileri alanlarında yeterlik düzeylerini değerlendiriyor.</p>
<p>TEDMEM’in çalışmasında öne çıkan sonuçlardan bazıları şöyle:</p>
<p><strong>Yetişkinlerin büyük bir kısmı çağın gerektirdiği becerilerden yoksun</strong></p>
<p>Türkiye’deki yetişkinler sözel beceriler, sayısal beceriler ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme becerileri alanlarının her üçünde de OECD ortalamasının altında bir yeterlilik gösteriyor. Türkiye’de yetişkin nüfusun %45.7’si sözel beceriler alanında, %50.2’si sayısal beceriler alanında en temel düzey olan 1’inci düzey ve altında bir yeterliğe sahip.</p>
<p><strong>Türkiye, eğitim seviyesi ve sözel beceri arasındaki ilişkinin en zayıf olduğu iki ülkeden biri</strong></p>
<p>Türkiye’de üniversite mezunları ile liseden daha düşük eğitim seviyesine sahip yetişkinler arasındaki sözel beceri farkı OECD ülkelerine kıyasla daha düşük. Türkiye, eğitim seviyesi ve sözel beceri arasındaki ilişkinin en zayıf olduğu iki ülkeden biri.</p>
<p><strong>Oecd ülkeleri içinde kadın ve erkek arasındaki en büyük beceri farkı türkiye’de </strong></p>
<p>OECD ülkeleri genelinde sözel becerilerde kadın ve erkekler birbirine yakın performans gösterirken, sayısal becerilerde erkeklerin daha yüksek performans gösterdiği görülüyor. Türkiye’de ise her iki beceri alanında da kadınlar erkeklere göre daha düşük performans gösteriyor.</p>
<p><strong>Yetişkinler zorunlu eğitimden sonra kendini geliştiremiyor </strong></p>
<p>Türkiye’de 16-24 yaş aralığından sonra yetişkinlerin beceri düzeyi düşüyor. Oysa OECD ortalamasında, 16-24 yaş aralığından, 25-34 yaş aralığına beceri düzeyinde artış görülüyor ve düşüş 35-44 yaş aralığında başlıyor.</p>
<p><strong>Yetişkinler iş yerlerinde ve günlük hayatlarında becerilerini kullanamıyor </strong></p>
<p>Türkiye’de yetişkinler işyerlerinde ve günlük hayatlarında okuma, yazma, matematiği kullanma, problem çözme ve bilgisayarı kullanma konularında, OECD ülkelerine kıyasla daha düşük bir yeterlik gösteriyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de daha üst düzeyde beceriye ve daha yüksek bir eğitim seviyesine sahibi olmak istihdama olumlu etki etmiyor </strong></p>
<p>OECD ülkelerinde yetişkinlerin eğitim ve beceri düzeyi arttıkça istihdam edilebilirlik oranları da artıyor. Ancak Türkiye’de daha yüksek beceri düzeyi ve eğitim düzeyi bireyin istihdam durumu ile ilişkili gözükmüyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de temel becerilerde yeterlilik düzeyi arttıkça insanlara güvenme düzeyi sınırlı kalıyor</strong></p>
<p>OECD ülkelerinde genel olarak yetişkinlerin temel becerilerde yeterlilik düzeyi arttıkça, diğer insanlara güvenme düzeyinin ve politik etkinliklerinin artmasına karşılık, Türkiye’de yeterlik düzeyi arttıkça güven ve politik etkinlik artışının oldukça sınırlı kaldığı görüldü.</p>
<p>Netice 2 temel soruna işaret ediyor:</p>
<ol>
<li>Yetişkin nüfusun kayda değer bir kısmının en temel düzeyde okuma yazma, okuduğunu anlama ile sayıları anlama ve sayısal işlem yapma becerilerinden yoksun olduğuna.</li>
<li>Temel becerilere üst düzeyde sahip olan nüfusun OECD ülkeleri ile kıyaslandığında alarm verici biçimde düşük oranda olduğuna.</li>
</ol>
<p>Raporun tamamı için: <a href="https://tedmem.org/yayinlar">https://tedmem.org/yayinlar</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/turkiyede-yetiskinler-beceri-konusunda-cok-zayif">Türkiye&#8217;de yetişkinler beceri konusunda çok zayıf</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3686</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
