<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilgelik arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilgelik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilgelik</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Apr 2017 08:30:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İmkânsızı istemek mi: “Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen&#8230;”</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/imkansizi-istemek-mi-yil-guzel-seyler-olsun-lutfen</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 09:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[80 milyon]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bilgelik]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[imkan]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir okurumdan gelen bu mesaj çok etkileyiciydi. Bu kadar açık olmasa da benzer düşünce ve istekleri paylaşan çok sayıda okur oldu. Bir okura tercüman oluyorum: “Türkiye’de olan bitenler üzerine bilinmeyen ne var, iktidar ve politikaları üzerine analizler iyi güzel de, insanların, dahası insanlığın güzel, olumlu, bugüne ve geleceğe güven verecek gelişmelere haberlere gereksinim her şeyden daha çok.” Çok düşündürücü. Hayır, istenen şu değil, “kötülükleri, yanlışlıkları görmeyelim, gözlerden saklayalım, halının altına süpürelim, milletin gözüne de pemboş gözlükler takalım&#8230;” Veee gelişmelerden zırnık haberi olmasın, parasından pulundan hatta canından olsun.. Böyle bir şey olamaz! İyi ve güvenli yaşamaya ihtiyaç var Dilek, gerçekten artık gidişatın hemen her alanda başını güzele, iyiye giden yönü çevirmesi! İnsanların iyi yaşamaya ihtiyacı var. Mutlu ve sağlıklı olmaya. Güvene. Gelecek endişesi duymamaya. Çocuğunu gönül rahatlığıyla iyi bir eğitime göndermeye&#8230; Çatışmasızlığa. Barışa. Savaşsız bir ülkeye! Savaşsız komşuluk ilişkilerine. İşe. Aşa. Sevgiliye. Bilgeliğe. Güzelliğe ihtiyacı var insanoğlunun. Akılla yönetilmeye. Hayatıyla ilgili kararların tek kişinin veya bir çoğunlukçu iktidarının dudakları arasından çıkmasına değil, özellikle iktidar dışı kitlelerin duygu düşünce ve isteklerinin dikkate alınmasına ihtiyacı var. Çünkü: Biz 80 milyonuz! İnsanlığın arkasındaki bilgi birikimi, güzellik birikimi, bilim birikimi, felsefe birikimi, ortak ahlak birikimi, uygar davranışlar birikimi, sanat birikimi, müzik birikimi, resim birikimi.. Bütün bunlarla sarmaş dolaş büyümeye, yaşamaya ihtiyacı var. İnsan gibi yaşamaya. Kadınların eşit olmaya. Çocukların güzel ve sağlıklı büyümeye… ihtiyacı var. Geçen yıl hayatınızda belirgin güzellikler nelerdi, lütfen bir düşünün. Önünüze kâğıdı kalemi alarak alt alta yazın. Neler var? Beni en çok mutlu eden pek çok şey arasında, toplumsal karakterli özellikle şu 3 olayın altını çiziyorum: Beni mutlu eden 3 olay 1) Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü aldıktan sonra Türkiye’ye gelmesi ve estirdiği rüzgâr. Bununla bağlantılı olarak bir de şunu ekliyorum: Geçen yıla girmeden hemen önce de Stockholm’deki Nobel Ödül törenini baştan sona izlemem. 2) Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü kitabını yazmam. Geniş bir okur kitlesiyle buluşmayıp ülkemizde öncü insanların bu kitabı öğrencilere gençlere özellikle okumaları ve etkilenmeleri için yaygın dağıtmaya girişmeleri! Kitabın İngilizce&#8217;ye çevriliyor olması. Yunanca’ya çevrilmesi için de öneri gelmesi. 3) Nisan ayında Herkese Bilim Teknoloji haftalık dergisinin ve aynı isimle haber sitesinin yayına başlaması. Bu yolla, ülkemizin en çok ihtiyacı olan bilim, teknoloji, sanat, düşünce alanında geniş çaplı bir yayının başlaması ve ülkemizin ileri düşünce güçlerinin bu yayınlara sahip çıkması&#8230; Okuruyla yazarıyla el birliğiyle bu yolla geleceğin inşasına katkıda bulunuyor olmak. İşte, toplumsal çıkar olarak mutluluk veren temel etkinliklerimiz. Şüphesiz bu listeye yıl içinde irili ufaklı başka kişisel mutluluklar, sevinçler eklemek mümkün. Şöyle: Yüz binlerce insan benzer veya farklı kişisel ve toplumsal yararlı, hacmi büyük etkinliklerle, mutluluk inşasına katılabilir. Temel meselemiz Meselemiz şu ki, ülkemizdeki yönetim, tüm buna benzer çok daha farklı faaliyetlerle, 80 milyonun mutluluğu ve ülkemizin her yönden inşasına katkıda bulunması gerekirken&#8230; Kendisinden olmayan herkesi mutsuz edecek, tarihte nasıl sonlandığı ve gelecekte de sonlanacağı açık, geniş çoğunlukta mutsuzluk doğuran, felaketi besleyen, ülke insanlarını ayıran, inanmadıkları düşünce ve davranışları kötüleyerek lanetleyen&#8230; Bir yönetim biçiminde inatla sürdürüyor. Birleştirici olmayan hiç bir iktidarın geleceği olamaz. Birleştirilmeyen bir ülkenin ve milletin de. Gerisi boş laftır. Tekrarlıyorum okurumu: Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen. Ülkemizde bu imkânsızı istemek gibi bir olaya dönüştüğünün de farkındayım… Orhan Bursalı *Bu yazı, 3 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/imkansizi-istemek-mi-yil-guzel-seyler-olsun-lutfen">İmkânsızı istemek mi: “Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen&#8230;”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir okurumdan gelen bu mesaj çok etkileyiciydi. Bu kadar açık olmasa da benzer düşünce ve istekleri paylaşan çok sayıda okur oldu.</strong></p>
<p>Bir okura tercüman oluyorum: “Türkiye’de olan bitenler üzerine bilinmeyen ne var, iktidar ve politikaları üzerine analizler iyi güzel de, insanların, dahası insanlığın güzel, olumlu, bugüne ve geleceğe güven verecek gelişmelere haberlere gereksinim her şeyden daha çok.”</p>
<p>Çok düşündürücü.</p>
<p>Hayır, istenen şu değil, “kötülükleri, yanlışlıkları görmeyelim, gözlerden saklayalım, halının altına süpürelim, milletin gözüne de pemboş gözlükler takalım&#8230;” Veee gelişmelerden zırnık haberi olmasın, parasından pulundan hatta canından olsun..</p>
<p>Böyle bir şey olamaz!</p>
<p>İyi ve güvenli yaşamaya ihtiyaç var</p>
<p>Dilek, gerçekten artık gidişatın hemen her alanda başını güzele, iyiye giden yönü çevirmesi!</p>
<p>İnsanların iyi yaşamaya ihtiyacı var. Mutlu ve sağlıklı olmaya. Güvene. Gelecek endişesi duymamaya. Çocuğunu gönül rahatlığıyla iyi bir eğitime göndermeye&#8230; Çatışmasızlığa. Barışa. Savaşsız bir ülkeye! Savaşsız komşuluk ilişkilerine.</p>
<p>İşe. Aşa. Sevgiliye. Bilgeliğe.</p>
<p>Güzelliğe ihtiyacı var insanoğlunun.</p>
<p>Akılla yönetilmeye.</p>
<p>Hayatıyla ilgili kararların tek kişinin veya bir çoğunlukçu iktidarının dudakları arasından çıkmasına değil, özellikle iktidar dışı kitlelerin duygu düşünce ve isteklerinin dikkate alınmasına ihtiyacı var. Çünkü:</p>
<p><strong>Biz 80 milyonuz!</strong></p>
<p>İnsanlığın arkasındaki bilgi birikimi, güzellik birikimi, bilim birikimi, felsefe birikimi, ortak ahlak birikimi, uygar davranışlar birikimi, sanat birikimi, müzik birikimi, resim birikimi..</p>
<p>Bütün bunlarla sarmaş dolaş büyümeye, yaşamaya ihtiyacı var.</p>
<p>İnsan gibi yaşamaya. Kadınların eşit olmaya. Çocukların güzel ve sağlıklı büyümeye… ihtiyacı var.</p>
<p>Geçen yıl hayatınızda belirgin güzellikler nelerdi, lütfen bir düşünün. Önünüze kâğıdı kalemi alarak alt alta yazın.</p>
<p>Neler var?</p>
<p>Beni en çok mutlu eden pek çok şey arasında, toplumsal karakterli özellikle şu 3 olayın altını çiziyorum:</p>
<p><strong>Beni mutlu eden 3 olay</strong></p>
<p>1) Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü aldıktan sonra Türkiye’ye gelmesi ve estirdiği rüzgâr. Bununla bağlantılı olarak bir de şunu ekliyorum: Geçen yıla girmeden hemen önce de Stockholm’deki Nobel Ödül törenini baştan sona izlemem.</p>
<p>2) <strong>Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü</strong> kitabını yazmam. Geniş bir okur kitlesiyle buluşmayıp ülkemizde öncü insanların bu kitabı öğrencilere gençlere özellikle okumaları ve etkilenmeleri için yaygın dağıtmaya girişmeleri! Kitabın <strong>İngilizce&#8217;ye çevriliyor</strong> olması. <strong>Yunanca</strong>’ya çevrilmesi için de öneri gelmesi.</p>
<p>3) Nisan ayında <strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong> haftalık dergisinin ve aynı isimle haber sitesinin yayına başlaması. Bu yolla, ülkemizin en çok ihtiyacı olan bilim, teknoloji, sanat, düşünce alanında geniş çaplı bir yayının başlaması ve ülkemizin ileri düşünce güçlerinin bu yayınlara sahip çıkması&#8230;</p>
<p>Okuruyla yazarıyla el birliğiyle bu yolla geleceğin inşasına katkıda bulunuyor olmak.</p>
<p>İşte, toplumsal çıkar olarak mutluluk veren temel etkinliklerimiz.</p>
<p>Şüphesiz bu listeye yıl içinde irili ufaklı başka kişisel mutluluklar, sevinçler eklemek mümkün.</p>
<p>Şöyle:</p>
<p>Yüz binlerce insan benzer veya farklı kişisel ve toplumsal yararlı, hacmi büyük etkinliklerle, mutluluk inşasına katılabilir.</p>
<p><strong>Temel meselemiz</strong></p>
<p>Meselemiz şu ki, ülkemizdeki yönetim, tüm buna benzer çok daha farklı faaliyetlerle, <strong>80 milyonun mutluluğu</strong> ve ülkemizin her yönden inşasına katkıda bulunması gerekirken&#8230;</p>
<p>Kendisinden olmayan herkesi mutsuz edecek, tarihte nasıl sonlandığı ve gelecekte de sonlanacağı açık, geniş çoğunlukta mutsuzluk doğuran, felaketi besleyen, ülke insanlarını ayıran, inanmadıkları düşünce ve davranışları kötüleyerek lanetleyen&#8230;</p>
<p>Bir yönetim biçiminde inatla sürdürüyor.</p>
<p>Birleştirici olmayan hiç bir iktidarın geleceği olamaz.</p>
<p>Birleştirilmeyen bir ülkenin ve milletin de.</p>
<p>Gerisi boş laftır.</p>
<p>Tekrarlıyorum okurumu: <strong>Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen</strong>.</p>
<p>Ülkemizde bu <strong>imkânsızı istemek gibi</strong> bir olaya dönüştüğünün de farkındayım…</p>
<p><strong><span lang="TR">Orhan Bursalı </span></strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 3 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/imkansizi-istemek-mi-yil-guzel-seyler-olsun-lutfen">İmkânsızı istemek mi: “Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen&#8230;”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5141</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cahil kalmayı seçmek</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/cahil-kalmayi-secmek</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tanol Türkoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2016 11:31:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgelik]]></category>
		<category><![CDATA[cahillik]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Assos’taki Assosyal Otel’in harikulade manzarasına karşı kahvelerimizi yudumluyoruz; fonda Handel’in Su Müziği çalıyor. Bizi ağırlayan dostumuz 60lı yıllarda izlemiş olduğu bir filmden, filmin müziğinden bahsediyor. Gerçi filmin adını, başrol oyuncusunu anımsıyor ancak filmle ilgili her şey sanki bir sis perdesinin ardında. Uzak bir anı! Detayları dinlerken hızlıca IMDB’ye eriştim, filmi ve film müziği olarak kullanılan parçanın adını buldum. Youtube’a gidip müziği aradım. Vee bingo! Şarkıyı arkadaşıma dinletmeye başladım: Elli saniyede elli yıl öncesine seyahat! Şimdi ikinci kez düşününce bu yaptığımın ne kadar doğru olduğu konusunda şüphelerim var. Bir yanda artık sis perdesinin ardına çekilmiş; yaşanmış somut bir olayın kaydı (nesnel) olmaktan kişisel anı (öznel) düzeyine terfi etmiş renkli bir fantastik öge. Diğer yanda ise onu saklandığı yerden çekip çıkaran, yaşanmışlığı anlamsız kılan, gri bir gerçeklik. Yakın bir gelecekte insanın (şimdiye dek ancak) zihninde saklayabildiği tüm anı veya bilginin dijital bir ortama aktarılabileceği ifade ediliyor. Peki, sadece gözlerin gördüğü, kulakların duyduğu şeyler mi aktarılacak? Onun sağına soluna eklediğimiz kişisel intibalarımız, duygularımız da transfer edilebilecek mi? Platon’un M.Ö. 4. yüzyılda kaleme almış olduğu Phaedrus adlı eserinde Sokrates yazılı kültürün insanın başına açacağı dertlerden yakınır. Nasılsa her şey kitaplarda yer alacağı için insanın bilgelikten “bilgelik aldatmacası”na düşeceğini ifade eder. Sokrates’e göre bugün kimse bilge değil belki ancak bilgelik olgusu yolculuğunu sürdürmekte. Kitabın değil el yazması, matbaa ile seri üretime geçen modeli bile insanı cahilleştirmedi; tersine bilginin, eğitimin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Dijitalleşme de benzer bir etki yaratmakta. Modernizmin bu tespiti doğruysa bugün dünyayı neden filozoflar, bilge kişiler yönetmiyor? Herhangi bir ülkedeki ortalama bir insan neden bu kadar bilgi ve idrak yoksunu bir hayat yaşıyor? Kitleler neden taptıkları bir kişinin ağzının içine bakıyor? Şöyle analiz edilebilir: Bugünün bireyi hangi kaynaklardan neler öğrenmekte? Kaynak artık aile veya okul değil; televizyon ve internet. Peki, o kaynaklardan pompalanan nedir? Cevap belli; eğlence, yani tüketim! Bugünün bireyi zorda kalmadıkça bir şey öğrenmiyor. Tüm bilgi yanıbaşında olduğundan değil. Teknoloji hayatını kolaylaştırdığı için. Bireyin cebindeki parayı almak üzere tabii. Bireyin buna dolaylı cevabı: Cahil kalmak! Madem iki tık ile ulaşabileceğim uzaklıkta olacak, neden matematiği, tarihi öğreneyim ki? Neyse parası veririm! Doğal olarak temel çelişki şudur: İnsan bu kafada olsaydı, beyni “farkında olduğunun farkında olan” bir düzeye evrilmezdi. İnsanı insan yapan temel olgu (akıl etmek, idrak) insanın kendisi için gereksiz hale geldiğinde, kapitalizm de o insanı evren için gereksiz hale getireceğe benziyor. Ne tesadüf ki insan kıvamında robotların ortaya çıkması da aynı zamana denk gelecek gibi. Böyle giderse robotlar “İnsanı en iyi nasıl kullanabiliriz?” sorusuna cevap arıyor olacak; 5. Sanayi Devrimi (!) için. Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/cahil-kalmayi-secmek">Cahil kalmayı seçmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Assos’taki Assosyal Otel’in</strong> harikulade manzarasına karşı kahvelerimizi yudumluyoruz; fonda <strong>Handel’in Su Müziği</strong> çalıyor. Bizi ağırlayan dostumuz 60lı yıllarda izlemiş olduğu bir filmden, filmin müziğinden bahsediyor. Gerçi filmin adını, başrol oyuncusunu anımsıyor ancak filmle ilgili her şey sanki bir sis perdesinin ardında. Uzak bir anı!</p>
<p>Detayları dinlerken hızlıca <strong>IMDB’ye eriştim</strong>, filmi ve film müziği olarak kullanılan parçanın adını buldum. <strong>Youtube’a gidip</strong> müziği aradım. Vee bingo! Şarkıyı arkadaşıma dinletmeye başladım: Elli saniyede elli yıl öncesine seyahat!</p>
<p>Şimdi ikinci kez düşününce bu yaptığımın ne kadar doğru olduğu konusunda şüphelerim var. Bir yanda artık sis perdesinin ardına çekilmiş; yaşanmış somut bir olayın kaydı (nesnel) olmaktan kişisel anı (öznel) düzeyine terfi etmiş renkli bir fantastik öge. Diğer yanda ise onu saklandığı yerden çekip çıkaran, yaşanmışlığı anlamsız kılan, gri bir gerçeklik.</p>
<p>Yakın bir gelecekte insanın (şimdiye dek ancak) zihninde saklayabildiği tüm anı veya bilginin dijital bir ortama aktarılabileceği ifade ediliyor. Peki, sadece gözlerin gördüğü, kulakların duyduğu şeyler mi aktarılacak? Onun sağına soluna eklediğimiz kişisel intibalarımız, <strong>duygularımız da transfer edilebilecek mi?</strong></p>
<p><strong>Platon’un</strong> M.Ö. 4. yüzyılda kaleme almış olduğu <strong>Phaedrus</strong> adlı eserinde <strong>Sokrates</strong> yazılı kültürün insanın başına açacağı dertlerden yakınır. Nasılsa her şey kitaplarda yer alacağı için insanın bilgelikten “bilgelik aldatmacası”na düşeceğini ifade eder.</p>
<p>Sokrates’e göre bugün kimse bilge değil belki ancak bilgelik olgusu yolculuğunu sürdürmekte. Kitabın değil el yazması, matbaa ile seri üretime geçen modeli bile insanı cahilleştirmedi; tersine <strong>bilginin, eğitimin geniş kitlelere ulaşmasını</strong> sağladı. Dijitalleşme de benzer bir etki yaratmakta.</p>
<p>Modernizmin bu tespiti doğruysa <strong>bugün dünyayı neden filozoflar, bilge kişiler yönetmiyor?</strong> Herhangi bir ülkedeki ortalama bir insan neden bu kadar bilgi ve idrak yoksunu bir hayat yaşıyor? Kitleler neden taptıkları bir kişinin ağzının içine bakıyor?</p>
<p>Şöyle analiz edilebilir: Bugünün bireyi <strong>hangi kaynaklardan</strong> neler öğrenmekte? Kaynak artık aile veya okul değil; <strong>televizyon ve internet</strong>. Peki, o kaynaklardan pompalanan nedir? Cevap belli; <strong>eğlence</strong>, yani tüketim!</p>
<p>Bugünün bireyi zorda kalmadıkça bir şey öğrenmiyor. Tüm bilgi yanıbaşında olduğundan değil. Teknoloji hayatını kolaylaştırdığı için. Bireyin cebindeki parayı almak üzere tabii. Bireyin buna dolaylı cevabı: <strong>Cahil kalmak!</strong></p>
<p>Madem iki tık ile ulaşabileceğim uzaklıkta olacak, neden matematiği, tarihi öğreneyim ki? Neyse parası veririm! Doğal olarak <strong>temel çelişki</strong> şudur: <strong>İnsan bu kafada olsaydı, beyni “farkında olduğunun farkında olan” bir düzeye evrilmezdi. </strong></p>
<p><strong>İnsanı insan yapan temel olgu (akıl etmek, idrak) insanın kendisi için gereksiz hale geldiğinde, kapitalizm de o insanı evren için gereksiz hale getireceğe benziyor.</strong> Ne tesadüf ki insan kıvamında robotların ortaya çıkması da aynı zamana denk gelecek gibi. Böyle giderse robotlar “İnsanı en iyi nasıl kullanabiliriz?” sorusuna cevap arıyor olacak; <strong>5. Sanayi Devrimi (!)</strong> için.</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu</strong> / <a href="mailto:tanolturkoglu@gmail.com">tanolturkoglu@gmail.com</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/cahil-kalmayi-secmek">Cahil kalmayı seçmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3913</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
