<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilimsel yayıncılık arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilimsel-yayincilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilimsel-yayincilik</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Sep 2019 07:53:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bilimde yerimiz epey perişan, nesnel bir tablo</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/bilimde-yerimiz-epey-perisan-kaliteli-arastirmalar-ve-nesnel-bir-tablo</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 11:48:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim üretmek]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel makale]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel yayıncılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomik büyüklükte ilk 20 ülke içinde olmakla övünüyoruz. O zaman bilimsel başarım konusunda da ilk 20’de olmalı değil miyiz? Bilimsel mesleki dergilerde yılda 45 bini aşkın “araştırma makalesi” yayınlayabilirsiniz. Türkiye bu durumda. Sonra da bilimsel makale sayımız hiç de fena değil, mesela dünyada 17., 18. durumdayız, bak işte Türkiye’de bilimsel araştırma yapılıyor, diye övünebilirsiniz. Hayır yapmayalım bunu. İyi durumda değiliz, isterseniz makale yayınlama açısından ilk 10 ülke arasına girin. Doğru bir değerlendirme yapmış olmazsınız. Peki nedir doğru değerlendirme? Sayıyı dikkate almayacağız da neye göre değerlendireceğiz? Araştırmalarınızın yarattığı etki, bilim dünyasında kullanılma derecesi, yeni fikir ve çalışmalara açtığı yollar.. Ve şüphesiz ki, yüksek değerde araştırmalarınızın aldığı ödüller, övgüler, patentler vb. Tamam bir temel bilim araştırmasında patent gibi sonuçlar zor olabilir, zaten patent alacağım diye de araştırma yapılmaz, ama değeri yüksektir.. Dünyada araştırma makaleleri yayımlayan binlerce “mesleki dergi” var. Dahası bazıları tamamen ticari, ver parayı makaleni basalım cinsinden.. Türkiye adresli binlerce makale bu tür dergilerde yayımlanıyor! Bu tür dergilerin okunma değeri çok az veya sıfır. Peki bir araştırma makalesi neden bu tür dergilere gönderilir? Çünkü, araştırmanın değeri düşük, önemli, okunur, ciddiyeti yüksek bilim dergilerinde yer bulamadığı için… 36. sıradayız Ama, yüksek nitelikli bilimsel dergileri dikkate alan bir değerlendirme var. Ünlü bilim dergisi, epey bir süredir Nature Index hazırlıyor ve yayımlıyor. 2019 Index’i yeni yayımlandı. Bu Index’te etki değeri çok yüksek 82 bilimsel dergide yayımlanan 59.278 araştırma makalesi dikkate alındı. Bu toplam içinde Türkiye adresli sadece 70 araştırma makalesi bulunuyor. Yani toplamın binde biri civarında makalemiz var. Herkese Bilim Teknoloji dergisi (haftalık olarak yayımlanıyor, (web adresi www.herkesebilimteknoloji.com) bu haftaki kapak konusunu Prof. Dr. Esen Ercan Alp’ın Nature Index değerlendirmesine ayırdı. Bilimsel araştırmalarda nesnel &#8211; gerçek bir fotoğrafını görüyorsunuz ülkemizin. 45.000’i aşkın toplam makale sayısında dünyada 18. olabilirsiniz.. Ama değer ve önem açısından ise, buna göre, dünyada 36. sıradayız. Avrupa’da ise 19. sırada. Neden sadece bu 82 dergi seçildi analiz için? Alp diyor ki: “Bu 82 dergi, toplam dergilerin sadece %1’inden daha azını teşkil etmekle birlikte, toplam bilimsel alıntıların (yayınlanan makalelere yapılan atıfların) %30’una sahiptir. Bu 82 dergi içinde de sadece birinci derecedeki yayınlar (makaleler) ele alınmıştır. Haber ve yorum şeklinde çıkan yayınlar sıralamaya dahil edilmemişlerdir.” Avrupa’da 19. sıradayız dedik. Biz 80 milyonluk bir ülkeyiz. Bizden çok daha az nüfusa sahip ülkeler ise bizim önümüzde. Mesela Yunanistan! Macaristan ve Slovenya arasında bulunuyoruz. Iran bizim iki katı yüksek değerde araştırmaya sahip! 109 yayını var ve 31. sırada Ayrıca bu Index’te üniversiteler de var. İlk 500 içinde hiç bir üniversitemiz yok. Esen Ercan Alp diyor ki: Sıralamaya “giren kurumlarla aramızdaki fark da çok büyüktür. Örneğin Orta Doğu Teknik Üniversitesinin ilk 500’e girebilmesi için yapması gerekli atılım, bu üst düzey dergilerdeki yayın sayısını 4-5 misli arttırmasını gerektirmektedir. ODTÜ ile MIT üniversitesi arasında bilimsel yayın açısından 115 misli fark.. 20. sırada yer alan Danimarka’ya yetişebilmemiz için yayın sayısını 6 misli artırmamız gerekiyor. Danimarka ile Türkiye’nin nüfuslarını da hesaba katarsak (5,8 milyon’a karşılık 82 milyon), aradaki farkın aslında 100 misli olduğunu gözlemleriz. Bu hedefe bugünkü yaklaşım ve yatırım düzeyi ile ulaşmak zor görünüyor.” Nitelik önemli Ekonomik büyüklükte ilk 20 ülke içinde olmakla övünüyoruz. O zaman bilimsel başarım konusunda da ilk 20’de olmalı değil miyiz? Diyeceksiniz ki sayısal büyüklüklerle niteliksel büyüklükler birbirinden çok farklı! Çok doğru! Başka alanlarda da ülkemiz 40., 50., 60., 100.sıralarda! Demokrasi, hukuk, yargı, basın, yüksek teknoloji üretimi vb… Bir de üniversite sayımızla övünüyoruz, her ilde üniversitemiz var, İstanbul’da onlarca! İlçelere doğru yayılmaya başlayacağız! Alp diyor ki: “Türkiye’nin ilk 15 üniversitesi 52 makale ürettiğine göre, geriye kalan 190 üniversite toplam 17 makale üretmiştir. Yani bu üniversiteler her 11 yılda ancak bir tek ciddi yayın yapabilecek güçteler.” Devam edeceğim.. Orhan Bursalı *Bu yazı 15.09.2019 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/bilimde-yerimiz-epey-perisan-kaliteli-arastirmalar-ve-nesnel-bir-tablo">Bilimde yerimiz epey perişan, nesnel bir tablo</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-1105 size-thumbnail" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/03/orhan-yazarfoto-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></p>
<blockquote><p>Ekonomik büyüklükte ilk 20 ülke içinde olmakla övünüyoruz. O zaman bilimsel başarım konusunda da ilk 20’de olmalı değil miyiz?</p></blockquote>
<p>Bilimsel mesleki dergilerde yılda 45 bini aşkın “araştırma makalesi” yayınlayabilirsiniz. Türkiye bu durumda. Sonra da <em>bilimsel makale sayımız hiç de fena değil, mesela dünyada 17., 18. durumdayız</em>, <em>bak işte Türkiye’de bilimsel araştırma yapılıyor,</em> diye övünebilirsiniz.</p>
<p>Hayır yapmayalım bunu. İyi durumda değiliz, isterseniz makale yayınlama açısından ilk 10 ülke arasına girin. Doğru bir değerlendirme yapmış olmazsınız.</p>
<p>Peki nedir doğru değerlendirme? Sayıyı dikkate almayacağız da neye göre değerlendireceğiz?</p>
<p>Araştırmalarınızın yarattığı etki, bilim dünyasında kullanılma derecesi, yeni fikir ve çalışmalara açtığı yollar.. Ve şüphesiz ki, yüksek değerde araştırmalarınızın aldığı ödüller, övgüler, patentler vb. Tamam bir temel bilim araştırmasında patent gibi sonuçlar zor olabilir, zaten patent alacağım diye de araştırma yapılmaz, ama değeri yüksektir..</p>
<p>Dünyada araştırma makaleleri yayımlayan binlerce “mesleki dergi” var. Dahası bazıları tamamen ticari, ver parayı makaleni basalım cinsinden.. Türkiye adresli binlerce makale bu tür dergilerde yayımlanıyor!</p>
<p>Bu tür dergilerin okunma değeri çok az veya sıfır.</p>
<p>Peki bir araştırma makalesi neden bu tür dergilere gönderilir?</p>
<p>Çünkü, araştırmanın değeri düşük, önemli, okunur, ciddiyeti yüksek bilim dergilerinde yer bulamadığı için…</p>
<p><strong>36. sıradayız</strong></p>
<p>Ama, yüksek nitelikli bilimsel dergileri dikkate alan bir değerlendirme var. Ünlü bilim dergisi, epey bir süredir <strong>Nature Index</strong> hazırlıyor ve yayımlıyor.</p>
<p>2019 Index’i yeni yayımlandı. Bu Index’te etki değeri çok yüksek 82 bilimsel dergide yayımlanan 59.278 araştırma makalesi dikkate alındı.</p>
<p>Bu toplam içinde Türkiye adresli sadece 70 araştırma makalesi bulunuyor. Yani toplamın binde biri civarında makalemiz var.</p>
<p>Herkese Bilim Teknoloji dergisi (haftalık olarak yayımlanıyor, (web adresi <a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com)">www.herkesebilimteknoloji.com)</a> bu haftaki kapak konusunu Prof. Dr. <strong>Esen Ercan Alp</strong>’ın Nature Index değerlendirmesine ayırdı.</p>
<p>Bilimsel araştırmalarda nesnel &#8211; gerçek bir fotoğrafını görüyorsunuz ülkemizin.</p>
<p>45.000’i aşkın toplam makale sayısında dünyada 18. olabilirsiniz..</p>
<p>Ama değer ve önem açısından ise, buna göre, dünyada <strong>36. sıradayız</strong>. <strong>Avrupa’da ise 19. </strong>sırada.</p>
<p>Neden sadece bu 82 dergi seçildi analiz için?</p>
<p>Alp diyor ki: “Bu 82 dergi, toplam dergilerin sadece %1’inden daha azını teşkil etmekle birlikte, toplam bilimsel alıntıların (yayınlanan makalelere yapılan atıfların) %30’una sahiptir. Bu 82 dergi içinde de sadece birinci derecedeki yayınlar (makaleler) ele alınmıştır. Haber ve yorum şeklinde çıkan yayınlar sıralamaya dahil edilmemişlerdir.”</p>
<p>Avrupa’da 19. sıradayız dedik. Biz 80 milyonluk bir ülkeyiz. Bizden çok daha az nüfusa sahip ülkeler ise bizim önümüzde. Mesela Yunanistan! Macaristan ve Slovenya arasında bulunuyoruz.</p>
<p>Iran bizim iki katı yüksek değerde araştırmaya sahip! 109 yayını var ve 31. sırada</p>
<p>Ayrıca bu Index’te üniversiteler de var. İlk 500 içinde hiç bir üniversitemiz yok.</p>
<p>Esen Ercan Alp diyor ki:</p>
<p>Sıralamaya “giren kurumlarla aramızdaki fark da çok büyüktür. Örneğin <strong>Orta Doğu Teknik Üniversitesinin ilk 500’e girebilmesi için yapması gerekli atılım, bu üst düzey dergilerdeki yayın sayısını 4-5 misli arttırmasını </strong>gerektirmektedir. ODTÜ ile MIT üniversitesi arasında bilimsel yayın açısından 115 misli fark.. 20. sırada yer alan Danimarka’ya yetişebilmemiz için yayın sayısını 6 misli artırmamız gerekiyor. Danimarka ile Türkiye’nin nüfuslarını da hesaba katarsak (5,8 milyon’a karşılık 82 milyon), aradaki farkın aslında 100 misli olduğunu gözlemleriz. Bu hedefe bugünkü yaklaşım ve yatırım düzeyi ile ulaşmak zor görünüyor.”</p>
<p><strong>Nitelik önemli</strong></p>
<p>Ekonomik büyüklükte ilk 20 ülke içinde olmakla övünüyoruz. O zaman bilimsel başarım konusunda da ilk 20’de olmalı değil miyiz?</p>
<p>Diyeceksiniz ki sayısal büyüklüklerle niteliksel büyüklükler birbirinden çok farklı! Çok doğru! Başka alanlarda da ülkemiz 40., 50., 60., 100.sıralarda! Demokrasi, hukuk, yargı, basın, yüksek teknoloji üretimi vb…</p>
<p>Bir de üniversite sayımızla övünüyoruz, her ilde üniversitemiz var, İstanbul’da onlarca! İlçelere doğru yayılmaya başlayacağız!</p>
<p>Alp diyor ki: “Türkiye’nin ilk 15 üniversitesi 52 makale ürettiğine göre, geriye kalan 190 üniversite toplam 17 makale üretmiştir. Yani bu üniversiteler her 11 yılda ancak bir tek ciddi yayın yapabilecek güçteler.”</p>
<p>Devam edeceğim..</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 15.09.2019 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/bilimde-yerimiz-epey-perisan-kaliteli-arastirmalar-ve-nesnel-bir-tablo">Bilimde yerimiz epey perişan, nesnel bir tablo</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15180</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Merhaba ve ilk yazı: Akademik makalede özen</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/merhaba-ve-ilk-yazi-akademik-makalede-ozen</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tevfik Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Mar 2016 22:21:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevfik Uyar]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[siirt üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun bir süredir gece gündüz çabaladık. Bu hafta ortaya yeni bir Türkçe bilim yayını koyabilmiş olmanın mutluluğunu ve keyfini yaşıyoruz. Bundan sonra her hafta bu köşede birlikte olmak dileğiyle&#8230; *** Bilimsel elektronik yayıncılığın mümkün hale gelmesiyle birlikte hakemli bir bilim dergisi çıkarabilmek için katlanılacak maliyetlerin önemli bir kısmı ortadan kalktı. Bu durumun başta açık erişimli olanlar olmak üzere akademik dergilerin sayısını artırması bakımından bilim dünyasına sağladığı katkı açıktır. Ne var ki uzunca bir süredir Türkiye’de pek çok alanda yaşadığımız niceliğe ağırlık verilirken niteliğin atlanması sorunsalı bu alanda da karşımıza çıkıyor. Özellikle yeni kurulan üniversitelerin çeşitli fakülte ve enstitülerince yayımlanan dergilere göz attığınızda makalelerin kaliteleri hakkında ciddi şüphelere kapılmamak elde değil. Bir makalenin kalitesini iki açıdan değerlendirebilirsiniz. Elbette öncelik bilimsel kalitedir. Ne var ki bu tarz bir değerlendirme başka bir bilimsel tartışma doğurur çünkü doğruluğu, yanlışlığı ve kalitesi genellikle ilk bakışta belirlenebilir hususlar değildir. Diğer kalite faktörü ise makalenin biçimsel değerlendirmesidir. Bilhassa yayın hayatına yeni başlamış olan bilimsel dergilere göz atıldığında, dergilerin web sayfalarında ilan ettikleri kaynak gösterme kurallarına uymayan makaleleri kabul ettiklerine sıkça rastlanıyor. Tahminimce başka bir dergi için yazılmış makalenin aceleyle söz konusu dergiye kaydırılmasından kaynaklanıyor bu hata. Makalelerin çok sayıda yazım yanlışıyla dolu olmaları ise başka bir sorun. Yazar(lar)ın, hakemlerin ve bir editörün gözünden kaçmış bariz hatalar hem makale hem de dergi hakkında şüphe yaratıyor. Kimi zaman yazarların adının yazılma biçimlerinin tutarsız olduğunu (örneğin birinin soyadının tamamen büyük harflerden, diğerininse sadece baş harfi büyük olarak yayımlanması) veya yazarların kendi çalıştıkları kurum adlarını yazarken hata yaptıklarını görmek çok üzücü. Türkçe yazılan makalelerin İngilizce özetlerinin neredeyse doğrudan Google Translate aracılığıyla çevrilip konmaları ise tam bir facia. Geçtiğimiz günlerde keşfettiğim, Siirt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nde yayımlanan Erzurumlu İbrahim Hakkı hakkındaki makalenin zaten pek anlaşılamayan İngilizce özetinde İbrahim Hakkı Hazretleri özel ismi, inanması güç ama, Abraham Rights Holiness olarak çevrilmişti. Makaleye Twitter aracılığıyla dikkat çekmem ve ODA TV tarafından haber konusu edilmesinden sonra derginin bir Erratum / Corrigenda, ya da herhangi bir başka düzeltme notu yayımlamadan apar topar makaleyi değiştirmesi de bilimsel yayıncılık açısından dehşet verici. İçerikten ziyade şekle önem vermenin, nitelikten ziyade niceliğe önem vermeye benzediğini düşünebilir, bu kadar şekilci olmanın önemsiz olduğunu iddia edebilirsiniz. Bence şekil önemlidir. En azından bir gösterge olarak. Zira bilimsel araştırma süreci titizlik gerektiren bir süreçtir. Kimi sonuçlar binlerce ve hatta milyonlarca veririnin analiz edilmesiyle ortaya çıkar. Bilimsel araştırma disiplini, “titizlik” özelliğini garanti altına almak adına çeşitli yöntemler açığa çıkarmıştır: en ufak bir yanlılığın araştırma sonuçlarına yansımaması için ne deneklerin, ne de verileri analiz edenlerin deneyin amacını bilmedikleri çift kör deneyi yöntemi gibi. Ya da bir anketin Türkçe’ye çevrilmesinde anketin önce yazar tarafından Türkçeye, sonra bir başkası tarafından yeniden orijinal diline çevrilmesi, daha sonra bu yeni çevirinin de o dili iyi bilen veya anadili olan birine kontrol ettirilmesi gibi. Bu ve bu gibi hepsi insan hatalarını ya da yazarın araştırma sonuçlarına istemeden etkide bulunmasını engellemek için ortaya konmuş yöntemlerdir. Esasında hakemlik kurumu da bu yüzden vardır. Titiz olunmasına böylesine çaba gösterilen bilimsel araştırma ethosunda, çalıştığı kurumun adı da dâhil pek çok yazım yanlışı yapan bir yazarın verilerini titizlikle analiz ettiğine kesin olarak güvenebilir miyiz? Peki ya onca ifade hatasını, terim hatasını, çeviri yanlışını atlamış hakem ve editörlerin, makalenin bilimsel kalitesini doğru değerlendirdiklerine? Gözden kaçan küçük hatalar elbette olacaktır. Bu küçük hatalar hem yazarların, hem hakemlerin hem de editörlerin gözünden kaçmış bile olabilir. Zaten uzman bir okur makalenin genel havasından o hataların istemsizce mi yoksa özensizlikten mi ortaya çıktığını anlayabilir. Ancak herkes uzman değil. Ve öyle hatalar var ki “bu kadar özensizlikle bu araştırma sağlıklı bir biçimde yapılmış olamaz” hissi uyandırıyor. Bir bilimsel makale genelde aylarca, kimi zaman yıllarca uğraştan sonra ortaya çıkıyor. Gerek makaleyi yazan yazarların, gerekse derginin veya kendilerinin saygınlığını korumak isteyen hakemler ve editörlerin onun düzgün görünmesi için de gerekli çabayı sarf etmelerini bekleyebiliriz. Elbette şeklin kötü olması ne yazarların ne de hakemlerin bilimsel kalite konusunda da “kötü” bir iş ortaya koyduklarını göstermez, ancak hem araştırmanın hem de derginin kalitesi hakkında yeterince makul bir şüphe yaratır. Tevfik Uyar / @tevfik_uyar </p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/merhaba-ve-ilk-yazi-akademik-makalede-ozen">Merhaba ve ilk yazı: Akademik makalede özen</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong>Uzun bir süredir gece gündüz çabaladık. Bu hafta ortaya yeni bir Türkçe bilim yayını koyabilmiş olmanın mutluluğunu ve keyfini yaşıyoruz. Bundan sonra her hafta bu köşede birlikte olmak dileğiyle&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>***</strong></p>
<p>Bilimsel elektronik yayıncılığın mümkün hale gelmesiyle birlikte hakemli bir bilim dergisi çıkarabilmek için katlanılacak maliyetlerin önemli bir kısmı ortadan kalktı. Bu durumun başta açık erişimli olanlar olmak üzere akademik dergilerin sayısını artırması bakımından bilim dünyasına sağladığı katkı açıktır.</p>
<p>Ne var ki uzunca bir süredir Türkiye’de pek çok alanda yaşadığımız niceliğe ağırlık verilirken niteliğin atlanması sorunsalı bu alanda da karşımıza çıkıyor. Özellikle yeni kurulan üniversitelerin çeşitli fakülte ve enstitülerince yayımlanan dergilere göz attığınızda makalelerin kaliteleri hakkında ciddi şüphelere kapılmamak elde değil.</p>
<p>Bir makalenin kalitesini iki açıdan değerlendirebilirsiniz. Elbette öncelik bilimsel kalitedir. Ne var ki bu tarz bir değerlendirme başka bir bilimsel tartışma doğurur çünkü doğruluğu, yanlışlığı ve kalitesi genellikle ilk bakışta belirlenebilir hususlar değildir. Diğer kalite faktörü ise makalenin biçimsel değerlendirmesidir. Bilhassa yayın hayatına yeni başlamış olan bilimsel dergilere göz atıldığında, dergilerin web sayfalarında ilan ettikleri kaynak gösterme kurallarına uymayan makaleleri kabul ettiklerine sıkça rastlanıyor. Tahminimce başka bir dergi için yazılmış makalenin aceleyle söz konusu dergiye kaydırılmasından kaynaklanıyor bu hata.</p>
<p>Makalelerin çok sayıda yazım yanlışıyla dolu olmaları ise başka bir sorun. Yazar(lar)ın, hakemlerin ve bir editörün gözünden kaçmış bariz hatalar hem makale hem de dergi hakkında şüphe yaratıyor. Kimi zaman yazarların adının yazılma biçimlerinin tutarsız olduğunu (örneğin birinin soyadının tamamen büyük harflerden, diğerininse sadece baş harfi büyük olarak yayımlanması) veya yazarların kendi çalıştıkları kurum adlarını yazarken hata yaptıklarını görmek çok üzücü.</p>
<p>Türkçe yazılan makalelerin İngilizce özetlerinin neredeyse doğrudan Google Translate aracılığıyla çevrilip konmaları ise tam bir facia. Geçtiğimiz günlerde keşfettiğim, Siirt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nde yayımlanan Erzurumlu İbrahim Hakkı hakkındaki makalenin zaten pek anlaşılamayan İngilizce özetinde <em>İbrahim Hakkı Hazretleri</em> özel ismi, inanması güç ama, <em>Abraham Rights Holiness </em>olarak çevrilmişti. Makaleye Twitter aracılığıyla dikkat çekmem ve ODA TV tarafından haber konusu edilmesinden sonra derginin bir <em>Erratum / Corrigenda, </em>ya da herhangi bir başka düzeltme notu yayımlamadan apar topar makaleyi değiştirmesi de bilimsel yayıncılık açısından dehşet verici.</p>
<p>İçerikten ziyade şekle önem vermenin, nitelikten ziyade niceliğe önem vermeye benzediğini düşünebilir, bu kadar şekilci olmanın önemsiz olduğunu iddia edebilirsiniz. Bence şekil önemlidir. En azından bir gösterge olarak.</p>
<p>Zira bilimsel araştırma süreci titizlik gerektiren bir süreçtir. Kimi sonuçlar binlerce ve hatta milyonlarca veririnin analiz edilmesiyle ortaya çıkar. Bilimsel araştırma disiplini, “titizlik” özelliğini garanti altına almak adına çeşitli yöntemler açığa çıkarmıştır: en ufak bir yanlılığın araştırma sonuçlarına yansımaması için ne deneklerin, ne de verileri analiz edenlerin deneyin amacını bilmedikleri <em>çift kör deneyi </em>yöntemi gibi. Ya da bir anketin Türkçe’ye çevrilmesinde anketin önce yazar tarafından Türkçeye, sonra bir başkası tarafından yeniden orijinal diline çevrilmesi, daha sonra bu yeni çevirinin de o dili iyi bilen veya anadili olan birine kontrol ettirilmesi gibi. Bu ve bu gibi hepsi insan hatalarını ya da yazarın araştırma sonuçlarına istemeden etkide bulunmasını engellemek için ortaya konmuş yöntemlerdir. Esasında hakemlik kurumu da bu yüzden vardır.</p>
<p>Titiz olunmasına böylesine çaba gösterilen bilimsel araştırma <em>ethos</em>unda, çalıştığı kurumun adı da dâhil pek çok yazım yanlışı yapan bir yazarın verilerini titizlikle analiz ettiğine kesin olarak güvenebilir miyiz? Peki ya onca ifade hatasını, terim hatasını, çeviri yanlışını atlamış hakem ve editörlerin, makalenin bilimsel kalitesini doğru değerlendirdiklerine?</p>
<p>Gözden kaçan küçük hatalar elbette olacaktır. Bu küçük hatalar hem yazarların, hem hakemlerin hem de editörlerin gözünden kaçmış bile olabilir. Zaten uzman bir okur makalenin genel havasından o hataların istemsizce mi yoksa özensizlikten mi ortaya çıktığını anlayabilir. Ancak herkes uzman değil. Ve öyle hatalar var ki “bu kadar özensizlikle bu araştırma sağlıklı bir biçimde yapılmış olamaz” hissi uyandırıyor.</p>
<p>Bir bilimsel makale genelde aylarca, kimi zaman yıllarca uğraştan sonra ortaya çıkıyor. Gerek makaleyi yazan yazarların, gerekse derginin veya kendilerinin saygınlığını korumak isteyen hakemler ve editörlerin onun düzgün görünmesi için de gerekli çabayı sarf etmelerini bekleyebiliriz.</p>
<p>Elbette şeklin kötü olması ne yazarların ne de hakemlerin bilimsel kalite konusunda da “kötü” bir iş ortaya koyduklarını göstermez, ancak hem araştırmanın hem de derginin kalitesi hakkında yeterince makul bir şüphe yaratır.</p>
<p><strong>Tevfik Uyar / <a href="http://twitter.com/tevfik_uyar">@tevfik_uyar</a> </strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/merhaba-ve-ilk-yazi-akademik-makalede-ozen">Merhaba ve ilk yazı: Akademik makalede özen</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">759</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
