<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>boğaziçi üniversitesi arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bogazici-universitesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bogazici-universitesi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Feb 2025 08:27:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>THE 2025 alan sıralaması: İlk 100’de Türkiye’den sadece 1 üniversite var</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/the-2025-alan-siralamasi-ilk-100de-turkiyeden-sadece-1-universite-var</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 08:27:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeşehir üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bartın Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi üniversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[itü]]></category>
		<category><![CDATA[koç universitesi]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[THE 2025]]></category>
		<category><![CDATA[times higher education]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education’ın (THE) 2025 alan sıralaması açıklandı. THE’nın eğitim bilimleri alan sıralamasında Türkiye’den ilk 100’de 1, ilk 500’de 6, ilk 1000’de 35 üniversite yer aldı. ODTÜ, listede ilk 100’e girmeyi başararak dünyada 89. üniversite oldu. Bu alanda Boğaziçi Üniversitesi 151-175, Hacettepe Üniversitesi 251-300, Anadolu Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi ise 401-500 aralığında yer aldı. HANGİ ALANDA KAÇ ÜNİVERSİTEMİZ İLK 1000’E GİRDİ? Alan sıralamalarında dünyada ilk 1000’e girmeyi başaran Türk üniversitesi sayıları ise şöyle: Eğitim bilimleri: 35 Mühendislik: 26 Tıp ve sağlık: 25 Sosyal bilimler: 24 İşletme ve ekonomi: 21 Fen bilimleri: 19 Fizik bilimleri 18 Bilgisayar bilimleri 17 Sanat ve beşerî bilimler: 11 Psikoloji: 5 Elektrik ve elektronik, makine ve uzay, inşaat ile kimya mühendisliğinin incelendiği alanda, 18 performans göstergesine göre, 97 ülkeden 1.488 kurum değerlendirilirken, ilk 1000’e Türkiye’den 26 üniversite girebildi. Koç Üniversitesi 201-250, ODTÜ 251-300, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 301-400, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstinye Üniversitesi 401-500 aralığında yer aldı. TIP VE SAĞLIKTA DURUM NE? Tıp ve sağlık alanında Türkiye’den 25 üniversite, sıralamada ilk 1000’de yer aldı. Koç Üniversitesi tıp ve sağlık alanında 301-400 aralığında listede kendisine yer bulurken Hacettepe Üniversitesi ise 401-500 aralığından listeye girmeyi başardı. Türkiye’den 24 üniversitenin ilk 1000’de yer aldığı sosyal bilimler alanında ise sıralama aralıkları şöyleydi: ODTÜ (176-200), Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi (201-250) ve Boğaziçi Üniversitesi (251-300). Türkiye’den ilk 1000’e 21 üniversitenin girdiği işletme ve ekonomi alanında ise sıralamalar şu şekilde gerçekleşti: ODTÜ (251-300), Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi (301-400), İTÜ (401-500). Fizik bilimleri alanında ise Türkiye’den ilk 1000’e giren 18 üniversite oldu. Koç Üniversitesi, ODTÜ ve Sabancı Üniversitesi 401-500 aralığında sıralamada yer aldı. Bilgisayar bilimleri alanındaki ilk 1000’e giren 17 üniversitemiz bulunurken sıralama şöyle: İTÜ ve ODTÜ (251-300), Boğaziçi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi (401-500). DÜNYADA DURUM NE? 80’den fazla ülke ve bölgeden yüzlerce üniversitenin incelendiği sıralamada eğitim, araştırma ortamı, araştırma kalitesi, endüstri ve uluslararası görünüm alanındaki nitelikleri gibi faktörler göz önüne alınıyor. Peki ama dünya genelinde zirvede hangi üniversiteler yer alıyor? Sıralamada ilk 10 şöyle: 1- Oxford Üniversitesi (Birleşik Krallık) 2- Massachusetts Teknoloji Enstitüsü &#8211; M.I.T (ABD) 3- Harvard Üniversitesi (ABD) 4- Princeton Üniversitesi (ABD) 5- Cambridge Üniversitesi (Birleşik Krallık) 6- Stanford Üniversitesi (ABD) 7- Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (ABD) 8- Kaliforniya Üniversitesi (ABD) 9- Imperial Colllege London (Birleşik Krallık) 10- Yale Üniversitesi (ABD) &#160; İlk 20&#8217;ye ABD ve Birleşik Krallık dışından giren üniversiteler ve ülkeleri: 11-ETH Zürih (İsviçre) 12 Tsinghua Üniversitesi (Çin) 13- Pekin Üniversitesi (Çin) 17- Singapur Ulusal Üniversitesi (Singapur)</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/the-2025-alan-siralamasi-ilk-100de-turkiyeden-sadece-1-universite-var">THE 2025 alan sıralaması: İlk 100’de Türkiye’den sadece 1 üniversite var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education’ın (THE) 2025 alan sıralaması açıklandı.</p>
<p>THE’nın eğitim bilimleri alan sıralamasında Türkiye’den ilk 100’de 1, ilk 500’de 6, ilk 1000’de 35 üniversite yer aldı.</p>
<p>ODTÜ, listede ilk 100’e girmeyi başararak dünyada 89. üniversite oldu.</p>
<p>Bu alanda Boğaziçi Üniversitesi 151-175, Hacettepe Üniversitesi 251-300, Anadolu Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi ise 401-500 aralığında yer aldı.</p>
<h4><strong>HANGİ ALANDA KAÇ ÜNİVERSİTEMİZ İLK 1000’E GİRDİ?</strong></h4>
<p>Alan sıralamalarında dünyada ilk 1000’e girmeyi başaran Türk üniversitesi sayıları ise şöyle:</p>
<ul>
<li>Eğitim bilimleri: 35</li>
<li>Mühendislik: 26</li>
<li>Tıp ve sağlık: 25</li>
<li>Sosyal bilimler: 24</li>
<li>İşletme ve ekonomi: 21</li>
<li>Fen bilimleri: 19</li>
<li>Fizik bilimleri 18</li>
<li>Bilgisayar bilimleri 17</li>
<li>Sanat ve beşerî bilimler: 11</li>
<li>Psikoloji: 5</li>
</ul>
<p>Elektrik ve elektronik, makine ve uzay, inşaat ile kimya mühendisliğinin incelendiği alanda, 18 performans göstergesine göre, 97 ülkeden 1.488 kurum değerlendirilirken, ilk 1000’e Türkiye’den 26 üniversite girebildi.</p>
<p>Koç Üniversitesi 201-250, ODTÜ 251-300, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 301-400, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstinye Üniversitesi 401-500 aralığında yer aldı.</p>
<h4><strong>TIP VE SAĞLIKTA DURUM NE?</strong></h4>
<p>Tıp ve sağlık alanında Türkiye’den 25 üniversite, sıralamada ilk 1000’de yer aldı.</p>
<p>Koç Üniversitesi tıp ve sağlık alanında 301-400 aralığında listede kendisine yer bulurken Hacettepe Üniversitesi ise 401-500 aralığından listeye girmeyi başardı.</p>
<p>Türkiye’den 24 üniversitenin ilk 1000’de yer aldığı sosyal bilimler alanında ise sıralama aralıkları şöyleydi:</p>
<p>ODTÜ (176-200), Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi (201-250) ve Boğaziçi Üniversitesi (251-300).</p>
<p>Türkiye’den ilk 1000’e 21 üniversitenin girdiği işletme ve ekonomi alanında ise sıralamalar şu şekilde gerçekleşti:</p>
<p>ODTÜ (251-300), Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi (301-400), İTÜ (401-500).</p>
<p>Fizik bilimleri alanında ise Türkiye’den ilk 1000’e giren 18 üniversite oldu. Koç Üniversitesi, ODTÜ ve Sabancı Üniversitesi 401-500 aralığında sıralamada yer aldı.</p>
<p>Bilgisayar bilimleri alanındaki ilk 1000’e giren 17 üniversitemiz bulunurken sıralama şöyle: İTÜ ve ODTÜ (251-300), Boğaziçi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi (401-500).</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-32096 " src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/02/pexels-pixabay-356065-1024x731.jpg" alt="" width="554" height="395" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/02/pexels-pixabay-356065-1024x731.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/02/pexels-pixabay-356065-300x214.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/02/pexels-pixabay-356065.jpg 1280w" sizes="(max-width: 554px) 100vw, 554px" /></p>
<h4><strong>DÜNYADA DURUM NE?</strong></h4>
<p>80’den fazla ülke ve bölgeden yüzlerce üniversitenin incelendiği sıralamada eğitim, araştırma ortamı, araştırma kalitesi, endüstri ve uluslararası görünüm alanındaki nitelikleri gibi faktörler göz önüne alınıyor.</p>
<p>Peki ama dünya genelinde zirvede hangi üniversiteler yer alıyor?</p>
<p><strong>Sıralamada ilk 10 şöyle:</strong></p>
<p>1- Oxford Üniversitesi (Birleşik Krallık)</p>
<p>2- Massachusetts Teknoloji Enstitüsü &#8211; M.I.T (ABD)</p>
<p>3- Harvard Üniversitesi (ABD)</p>
<p>4- Princeton Üniversitesi (ABD)</p>
<p>5- Cambridge Üniversitesi (Birleşik Krallık)</p>
<p>6- Stanford Üniversitesi (ABD)</p>
<p>7- Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (ABD)</p>
<p>8- Kaliforniya Üniversitesi (ABD)</p>
<p>9- Imperial Colllege London (Birleşik Krallık)</p>
<p>10- Yale Üniversitesi (ABD)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İlk 20&#8217;ye ABD ve Birleşik Krallık dışından giren üniversiteler ve ülkeleri:</strong></p>
<p>11-ETH Zürih (İsviçre)</p>
<p>12 Tsinghua Üniversitesi (Çin)</p>
<p>13- Pekin Üniversitesi (Çin)</p>
<p>17- Singapur Ulusal Üniversitesi (Singapur)</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/the-2025-alan-siralamasi-ilk-100de-turkiyeden-sadece-1-universite-var">THE 2025 alan sıralaması: İlk 100’de Türkiye’den sadece 1 üniversite var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32094</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Araştırma üniversiteleri arasında birincilik ODTÜ&#8217;nün</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arastirma-universiteleri-arasinda-birincilik-odtunun</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Nov 2023 16:40:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[koç universitesi]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30515</guid>

					<description><![CDATA[<p>YÖK&#8216;ün &#8216;Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması&#8216; açıklandı. 23 araştırma üniversitesinin 32 gösterge ile belirlenen performans sıralamasında, ODTÜ 1., Koç Üniversitesi 2.ve Sabancı Üniversitesi 3. sırada yer aldı, bu üniversiteleri İTÜ, Bilkent ve Boğaziçi takip etti. YÖK&#8217;ün, 23 araştırma üniversitesinin &#8220;araştırma kapasitesi&#8221;, &#8220;araştırma kalitesi&#8221; ve &#8220;etkileşim ve işbirliği&#8221; alanlarında 32 göstergeyle belirlenen &#8220;Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması&#8221;, Araştırma Üniversiteleri Yıllık Değerlendirme Toplantısı&#8217;nda açıklandı. Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) kapsamında, devlet araştırma üniversitelerine aktarılan destekler, YÖK tarafından belli kriterler çerçevesinde değerlendirilen performanslara göre yapılıyor. YÖK, araştırma üniversitelerini performanslarına göre A1, A2 ve A3 olmak üzere 3 performans grubuna ayırıyor. Araştırma üniversitelerine sağlanması planlanan tüm destekler, yer aldıkları performans grubuna göre farklılaşıyor. 2023&#8217;te 351 projeye 250 milyon lira destek sağlandı ADEP kapsamında, üniversitelerin eşleştirildikleri alanlarda çıktıkları 2022 çağrılarına gelen 351 başvuru için 2023&#8217;te 20 devlet araştırma üniversitesine Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 250 milyon lira bütçe aktarımı yapıldı. Söz konusu bütçe yıllık performans sıralamasına göre araştırma üniversitelerine dağıtıldı. Bu bütçenin 173,3 milyon lirası fen ve mühendislik alanlarındaki 233 projeye, 108,2 milyon lirası sağlık bilimleri alanındaki 94 projeye, 8,5 milyon lirası ise sosyal bilimler alanındaki 24 projeye verildi. Destek miktarı 2024 yılında 400 milyon liraya yükseltildi ADEP kapsamında, 2024 yılında 20 devlet araştırma üniversitesine Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından aktarılacak bütçe, 400 milyon liraya yükseltildi. 2024 yılında en yüksek bütçe aktarımı yapılacak 3 üniversite ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi oldu. Devlet araştırma üniversitelerine aktarılacak bütçeler şöyle sıralandı: Orta Doğu Teknik Üniversitesi &#8211; 34,9 milyon TL İstanbul Teknik Üniversitesi &#8211; 31,4 milyonTL Boğaziçi Üniversitesi &#8211; 26,2 milyonTL İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü &#8211; 25,1 milyonTL Yıldız Teknik Üniversitesi &#8211; 24 milyon TL İstanbul Üniversitesi &#8211; 22,8 milyon TL Hacettepe Üniversitesi &#8211; 21,5 milyon TL Erciyes Üniversitesi &#8211; 21 milyon TL Gebze Teknik Üniversitesi &#8211; 20,6 milyon TL Ankara Üniversitesi &#8211; 20,4 milyon TL İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa &#8211; 18,6 milyon TL Ege Üniversitesi &#8211; 17,7 milyon TL Gazi Üniversitesi &#8211; 17 milyon TL Atatürk Üniversitesi &#8211; 16,5 milyon TL Fırat Üniversitesi &#8211; 16,3 milyon TL Marmara Üniversitesi &#8211; 14,6 milyon TL Çukurova Üniversitesi &#8211; 13,9 milyon TL Dokuz Eylül Üniversitesi &#8211; 13,4 milyon TL Karadeniz Teknik Üniversitesi &#8211; 12,2 milyon TL Bursa Uludağ Üniversitesi &#8211; 11,9 milyon TL Kaynak: https://www.memurlar.net/haber/1083895/yok-un-arastirma-universiteleri-performans-siralamasi-aciklandi.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arastirma-universiteleri-arasinda-birincilik-odtunun">Araştırma üniversiteleri arasında birincilik ODTÜ&#8217;nün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YÖK</strong>&#8216;ün &#8216;<strong>Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması</strong>&#8216; açıklandı. 23 araştırma üniversitesinin 32 gösterge ile belirlenen performans sıralamasında, <strong>ODTÜ </strong>1., <strong>Koç Üniversitesi </strong>2.ve <strong>Sabancı Üniversitesi</strong> 3. sırada yer aldı, bu üniversiteleri İTÜ, Bilkent ve Boğaziçi takip etti.</p>
<p>YÖK&#8217;ün, 23 araştırma üniversitesinin &#8220;araştırma kapasitesi&#8221;, &#8220;araştırma kalitesi&#8221; ve &#8220;etkileşim ve işbirliği&#8221; alanlarında 32 göstergeyle belirlenen &#8220;Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması&#8221;, Araştırma Üniversiteleri Yıllık Değerlendirme Toplantısı&#8217;nda açıklandı.</p>
<p>Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) kapsamında, devlet araştırma üniversitelerine aktarılan destekler, YÖK tarafından belli kriterler çerçevesinde değerlendirilen performanslara göre yapılıyor.</p>
<p>YÖK, araştırma üniversitelerini performanslarına göre A1, A2 ve A3 olmak üzere 3 performans grubuna ayırıyor. Araştırma üniversitelerine sağlanması planlanan tüm destekler, yer aldıkları performans grubuna göre farklılaşıyor.</p>
<p><b>2023&#8217;te 351 projeye 250 milyon lira destek sağlandı</b></p>
<p>ADEP kapsamında, üniversitelerin eşleştirildikleri alanlarda çıktıkları 2022 çağrılarına gelen 351 başvuru için 2023&#8217;te 20 devlet araştırma üniversitesine Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 250 milyon lira bütçe aktarımı yapıldı.</p>
<p>Söz konusu bütçe yıllık performans sıralamasına göre araştırma üniversitelerine dağıtıldı.</p>
<p>Bu bütçenin 173,3 milyon lirası fen ve mühendislik alanlarındaki 233 projeye, 108,2 milyon lirası sağlık bilimleri alanındaki 94 projeye, 8,5 milyon lirası ise sosyal bilimler alanındaki 24 projeye verildi.</p>
<p><b>Destek miktarı 2024 yılında 400 milyon liraya yükseltildi</b></p>
<p>ADEP kapsamında, 2024 yılında 20 devlet araştırma üniversitesine Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından aktarılacak bütçe, 400 milyon liraya yükseltildi.</p>
<p><strong>2024 yılında en yüksek bütçe aktarımı yapılacak 3 üniversite ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi oldu.</strong></p>
<p>Devlet araştırma üniversitelerine aktarılacak bütçeler şöyle sıralandı:</p>
<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi &#8211; 34,9 milyon TL</p>
<div id="zone-pharagraphs1" class="widget-article">
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi &#8211; 31,4 milyonTL</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi &#8211; 26,2 milyonTL</p>
<p><ins class="revenueflex-ad revenueflex-11269 revenueflex-ir-ad revenueflex-ir-ad-desktop" data-revenueflex="1" data-revenueflex-tag-name="/22837228209/dir03" data-revenueflex-name="revenueflexAd1Desktop" data-revenueflex-size="580x400" data-revenueflex-sselector="p:nth-child(22)"></p>
<div id="revenueflex-ad-11269" data-google-query-id="CIORjYyI4oIDFZvUOwIddecO4Q"><span style="background-color: #ffffff;">İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü &#8211; 25,1 milyonTL<br />
</span></div>
<p></ins>Yıldız Teknik Üniversitesi &#8211; 24 milyon TL</p>
<p>İstanbul Üniversitesi &#8211; 22,8 milyon TL</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi &#8211; 21,5 milyon TL</p>
<p>Erciyes Üniversitesi &#8211; 21 milyon TL</p>
<p>Gebze Teknik Üniversitesi &#8211; 20,6 milyon TL</p>
<p>Ankara Üniversitesi &#8211; 20,4 milyon TL</p>
<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa &#8211; 18,6 milyon TL</p>
<p>Ege Üniversitesi &#8211; 17,7 milyon TL</p>
<p>Gazi Üniversitesi &#8211; 17 milyon TL</p>
<p>Atatürk Üniversitesi &#8211; 16,5 milyon TL</p>
<p>Fırat Üniversitesi &#8211; 16,3 milyon TL</p>
<p>Marmara Üniversitesi &#8211; 14,6 milyon TL</p>
<p>Çukurova Üniversitesi &#8211; 13,9 milyon TL</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi &#8211; 13,4 milyon TL</p>
<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi &#8211; 12,2 milyon TL</p>
<p>Bursa Uludağ Üniversitesi &#8211; 11,9 milyon TL</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.memurlar.net/haber/1083895/yok-un-arastirma-universiteleri-performans-siralamasi-aciklandi.html">https://www.memurlar.net/haber/1083895/yok-un-arastirma-universiteleri-performans-siralamasi-aciklandi.html</a></strong></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arastirma-universiteleri-arasinda-birincilik-odtunun">Araştırma üniversiteleri arasında birincilik ODTÜ&#8217;nün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30515</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Depreme hazırlık bir demokrasi meselesidir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/depreme-hazirlik-bir-demokrasi-meselesidir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 08:53:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik olmak]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[seçmen]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29476</guid>

					<description><![CDATA[<p>İskenderun Devlet Hastanesi niye yıkıldı sorusunun cevabı nedir? Bilgisizlik, yolsuzluk, kadercilik, kısa vadeli düşünme, aşırı hiyerarşik yapı, demokrasi eksikliği? Depremde, İskenderun Devlet Hastanesi yıkıldı. İçinde hastalar, refakatçiler, sağlık personeli can verdi. Binanın içindeki kayıplar bir yana, İskenderun en ihtiyaç duyulan anda hastanesiz kaldı. İhmaller, yanlışlar, yetersizlikler o kadar çok ki, eleştirmeye nereden başlayacağımızı bilemiyoruz. Onun için geri saralım: 2012 yılında bu hastanenin depreme dayanıklılık testi yapılmış ve yetersiz bulunmuş. Binanın yıkılması ve yeni bir bina yapılması kararı alınmış; rapor hastanenin web sitesine konmuş. Demek ki hastanenin başhekimi ve tüm çalışanları bu durumdan haberdar ve binanın güçlendirilmesi ya da yıkılıp yeniden yapılmasını talep etmiş. Niye yapılmamış? Hata kimde? 1999 yılında Gölcük’teki depremden sonra, İstanbul’un pek çok yerinde binalarda hasar oldu. Boğaziçi Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği Bölümü, binalarımızın depreme dayanıklılık analizini yaptı. Ancak, raporlar kamuya açılmadı. Israrlarımız sonucu, raporu gördük ve gördüklerimizden çok kaygılandık. Yine ısrarlarımız sonucu, bu konuda bir toplantı düzenlendi: Binada çalışan öğretim üyeleri, uzmanlar ve yöneticiler. Eski bir yönetici “bina hasar görse bile yassı kadayıf olmaz, buranın zemini sağlam” dedi. Yani içinde günümüzün yarısını geçirdiğimiz binanın deprem yönetmeliğine uymadığını, ama hasar görse bile büyük ihtimalle yamyassı olmayacağını, büyük ihtimalle ölmeyeceğimizi söyledi. Ne kadar teskin edici, değil mi? Bu olayların benzerlerinin İskenderun Devlet Hastanesi&#8217;nde yaşandığını tahmin edebiliyorum. Ancak üniversiteyi, devlet hastanesinden ayıran önemli bir fark, üniversitede daha demokratik bir yönetim tarzı olmasıdır. 2000’li yıllarda, üniversitelerde yöneticiler öğretim üyelerince seçiliyordu ve bu olaylar olduğunda rektör seçimine bir yıl kalmıştı. Rektör seçimleri öncesi, rektör adayları, öğretim üyeleri ile toplantılar yapar, onları dinler, önerilerini alır ve ona göre bir program hazırlarlar. Üni’de güçlendirme Kanımca seçimlerin asıl işlevi budur: Seçmenin taleplerinin duyulması ve ona göre bir program hazırlanması. Bu toplantıların her birinde hem bizim hem de öğrencilerimizin can güvenliğinin en önemli konu olduğunu, üniversitenin tüm binalarının deprem analizinin yapılıp gerek duyulanların öncelik sırasına göre güçlendirilmesi gerektiğini yüksek sesle dile getirdik. Bunu yaparken de “rektör ne der, hakkımızda soruşturma açar mı” diye bir kaygımız hiç olmadı. Sesimizi duyurduk; rektör adayları programlarını buna göre hazırladı ve seçim yapıldı. 2004 yılında seçilen rektörümüz Prof. Dr. Ayşe Soysal, üniversitenin binalarının güçlendirilmesini programına koydu; bunun için bütçe istedi ve aldı. Üniversiteler özerk kuruluşlardır ve bütçelerini kendileri yaparlar. Tabii önerilen bütçenin onaylanması gerekir ama yatırım programınızı kendiniz hazırlarsınız. Alınan bütçeyle öncelik sırasına göre, 2005 yılında başka bir bina güçlendirildi. Sonra 2006 yılında bize sıra geldi; binamızın güçlendirme projesi yapıldı, bizimle paylaşıldı; üstünde müzakereler yaptık, proje onaylandı. Binayı tamamen boşaltıp geçici ufak bir yere taşındık. Boşaltılan binanın hem temeli hem tüm kolonları güçlendirildi; yeni perde duvarlar yapıldı. İnşaat yaklaşık 8 ay sürdü ve geri taşındık. Depremden yedi yıl sonra, 2007 yılına güçlendirilmiş bir bina ile girdik. Bizden sonra aynı yöntemle üniversitenin başka binaları da güçlendirildi. Depreme karşı güçlendirme çok çabuk yapılabilen bir şey değil; özellikle kamuda. Yatırım bütçesine gereken bütçeyi koymak, onaylatmak, bütçeyi almak, senelere bölmek, geçici mekanlar planlamak, güçlendirme projesini tatbik etmek uzun vadeli planlama gerektiriyor. Ancak mümkün. Gerçekleşebilmesi için tek bir şey gerekiyor: Seçmen iradesi ve seçmenin sesinin duyulabildiği demokratik ortam. Maalesef kamuda en eksikliği duyulan da bu: demokratik karar alma ve çalışma ortamı. İskenderun Devlet Hastanesi niye yıkıldı sorusunun cevabı nedir? Bilgisizlik, yolsuzluk, kadercilik, kısa vadeli düşünme, aşırı hiyerarşik yapı, demokrasi eksikliği? Lale Akarun / akarun@boun.edu.tr *Bu yazı, HBT Dergi 360. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/depreme-hazirlik-bir-demokrasi-meselesidir">Depreme hazırlık bir demokrasi meselesidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 3">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>İskenderun Devlet Hastanesi niye yıkıldı sorusunun cevabı nedir? Bilgisizlik, yolsuzluk, kadercilik, kısa vadeli düşünme, aşırı hiyerarşik yapı, demokrasi eksikliği?</p>
<p>Depremde, İskenderun Devlet Hastanesi yıkıldı. İçinde hastalar, refakatçiler, sağlık personeli can verdi. Binanın içindeki kayıplar bir yana, İskenderun en ihtiyaç duyulan anda hastanesiz kaldı. İhmaller, yanlışlar, yetersizlikler o kadar çok ki, eleştirmeye nereden başlayacağımızı bilemiyoruz.</p>
<p>Onun için geri saralım: 2012 yılında bu hastanenin depreme dayanıklılık testi yapılmış ve yetersiz bulunmuş. Binanın yıkılması ve yeni bir bina yapılması kararı alınmış; rapor hastanenin web sitesine konmuş. Demek ki hastanenin başhekimi ve tüm çalışanları bu durumdan haberdar ve binanın güçlendirilmesi ya da yıkılıp yeniden yapılmasını talep etmiş. Niye yapılmamış? Hata kimde?</p>
<p>1999 yılında Gölcük’teki depremden sonra, İstanbul’un pek çok yerinde binalarda hasar oldu. Boğaziçi Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği Bölümü, binalarımızın depreme dayanıklılık analizini yaptı. Ancak, raporlar kamuya açılmadı.</p>
<p>Israrlarımız sonucu, raporu gördük ve gördüklerimizden çok kaygılandık. Yine ısrarlarımız sonucu, bu konuda bir toplantı düzenlendi: Binada çalışan öğretim üyeleri, uzmanlar ve yöneticiler. Eski bir yönetici “bina hasar görse bile yassı kadayıf olmaz, buranın zemini sağlam” dedi. Yani içinde günümüzün yarısını geçirdiğimiz binanın deprem yönetmeliğine uymadığını, ama hasar görse bile büyük ihtimalle yamyassı olmayacağını, büyük ihtimalle ölmeyeceğimizi söyledi. Ne kadar teskin edici, değil mi?</p>
<p>Bu olayların benzerlerinin İskenderun Devlet Hastanesi&#8217;nde yaşandığını tahmin edebiliyorum. Ancak üniversiteyi, devlet hastanesinden ayıran önemli bir fark, üniversitede daha demokratik bir yönetim tarzı olmasıdır. 2000’li yıllarda, üniversitelerde yöneticiler öğretim üyelerince seçiliyordu ve bu olaylar olduğunda rektör seçimine bir yıl kalmıştı. Rektör seçimleri öncesi, rektör adayları, öğretim üyeleri ile toplantılar yapar, onları dinler, önerilerini alır ve ona göre bir program hazırlarlar.</p>
<p><strong>Üni’de güçlendirme</strong></p>
<p>Kanımca seçimlerin asıl işlevi budur: Seçmenin taleplerinin duyulması ve ona göre bir program hazırlanması. Bu toplantıların her birinde hem bizim hem de öğrencilerimizin can güvenliğinin en önemli konu olduğunu, üniversitenin tüm binalarının deprem analizinin yapılıp gerek duyulanların öncelik sırasına göre güçlendirilmesi gerektiğini yüksek sesle dile getirdik. Bunu yaparken de “rektör ne der, hakkımızda soruşturma açar mı” diye bir kaygımız hiç olmadı. Sesimizi duyurduk; rektör adayları programlarını buna göre hazırladı ve seçim yapıldı.</p>
<p>2004 yılında seçilen rektörümüz Prof. Dr. Ayşe Soysal, üniversitenin binalarının güçlendirilmesini programına koydu; bunun için bütçe istedi ve aldı. Üniversiteler özerk kuruluşlardır ve bütçelerini kendileri yaparlar. Tabii önerilen bütçenin onaylanması gerekir ama yatırım programınızı kendiniz hazırlarsınız.</p>
<p>Alınan bütçeyle öncelik sırasına göre, 2005 yılında başka bir bina güçlendirildi. Sonra 2006 yılında bize sıra geldi; binamızın güçlendirme projesi yapıldı, bizimle paylaşıldı; üstünde müzakereler yaptık, proje onaylandı. Binayı tamamen boşaltıp geçici ufak bir yere taşındık. Boşaltılan binanın hem temeli hem tüm kolonları güçlendirildi; yeni perde duvarlar yapıldı. İnşaat yaklaşık 8 ay sürdü ve geri taşındık. Depremden yedi yıl sonra, 2007 yılına güçlendirilmiş bir bina ile girdik. Bizden sonra aynı yöntemle üniversitenin başka binaları da güçlendirildi.</p>
<p>Depreme karşı güçlendirme çok çabuk yapılabilen bir şey değil; özellikle kamuda. Yatırım bütçesine gereken bütçeyi koymak, onaylatmak, bütçeyi almak, senelere bölmek, geçici mekanlar planlamak, güçlendirme projesini tatbik etmek uzun vadeli planlama gerektiriyor.</p>
<p>Ancak mümkün. Gerçekleşebilmesi için tek bir şey gerekiyor: <strong>Seçmen iradesi</strong> ve seçmenin sesinin duyulabildiği <strong>demokratik ortam</strong>. Maalesef kamuda en eksikliği duyulan da bu: demokratik karar alma ve çalışma ortamı. İskenderun Devlet Hastanesi niye yıkıldı sorusunun cevabı nedir? Bilgisizlik, yolsuzluk, kadercilik, kısa vadeli düşünme, aşırı hiyerarşik yapı, demokrasi eksikliği?</p>
<p><strong>Lale Akarun / </strong><strong><a href="mailto:akarun@boun.edu.tr">akarun@boun.edu.tr</a></strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-360-23-subat-2023-dijital-pdf/">360. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/depreme-hazirlik-bir-demokrasi-meselesidir">Depreme hazırlık bir demokrasi meselesidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29476</post-id>	</item>
		<item>
		<title>99 depreminde yıkılmayan tek yer: Tavşancıl</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/99-depreminde-yikilmayan-tek-yer-tavsancil</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 09:37:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[deprem bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[imar]]></category>
		<category><![CDATA[kandilli rasathanesi]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey anadolu fay hattı]]></category>
		<category><![CDATA[salih gün]]></category>
		<category><![CDATA[tavşancıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28855</guid>

					<description><![CDATA[<p>17 Ağustos 1999&#8217;de meydana gelen 7,4 şiddetindeki depremde Tavşancıl&#8217;da binalar yıkılmamış, kimseye bir şey olmamış. 1989 belediye seçimlerini kazanan Salih Gün, yerleşim yerinin depremden olumsuz etkilenmemesi için bilim insanlarına danışarak imar planı yaptırmış. BBC News Türkçe&#8217;nin hazırlamış olduğu videoyu aşağıda izleyebilirsiniz. Kaynak: BBC News Türkçe</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/99-depreminde-yikilmayan-tek-yer-tavsancil">99 depreminde yıkılmayan tek yer: Tavşancıl</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>17 Ağustos 1999&#8217;de meydana gelen 7,4 şiddetindeki depremde Tavşancıl&#8217;da binalar yıkılmamış, kimseye bir şey olmamış. 1989 belediye seçimlerini kazanan Salih Gün, yerleşim yerinin depremden olumsuz etkilenmemesi için bilim insanlarına danışarak imar planı yaptırmış.</p>
<p>BBC News Türkçe&#8217;nin hazırlamış olduğu videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.</p>
<p><iframe width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/30a9qKc3ZLw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="17 Ağustos 1999 depreminde yıkılmayan yer"></iframe></p>
<div id="dkn-1450271502" class="dkn-orta2">
<p><strong>Kaynak: BBC News Türkçe</strong></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/99-depreminde-yikilmayan-tek-yer-tavsancil">99 depreminde yıkılmayan tek yer: Tavşancıl</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28855</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Size bir Plasebo verelim mi?!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/size-bir-plasebo-verelim-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2021 09:40:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[arge]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Covid 19]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[plasebo]]></category>
		<category><![CDATA[telegram]]></category>
		<category><![CDATA[whatsapp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=21974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşantımızın merkezine oturan COVID-19 aşılarının nasıl geliştirildiğini çoğumuz adım adım takip ettik. Bilim insanlarının, ışık hızında geliştirdikleri aşıların etkinlik düzeyi ile ilgili açıklamalarını da büyük bir heyecanla bekledik. Bu süreçte faz 3 klinik denemelerine katılanların yarısına aşı, yarısına da plasebo uygulandığını neredeyse hepimiz öğrendik. Hastalığa yakalananların hangi grupta olduğuna bağlı olarak aşıların etkinlikleri saptandı. Peki, adını sık sık duyduğumuz plasebo nedir? Latince’de “Seni hoşnut edeceğim, memnun edeceğim” anlamına gelen plasebo, gerçek ilaca benzeyen, fakat gerçek bir ilaç olmayan maddelere deniyor. Hastalığı tedavi etmek gibi bir amacı yok. Gerçek ilacın veya aşının etkinliğini ölçmek için deneylerde kullanılıyor, ama bazen alan kişide ilaç almış gibi etki gösterebiliyor. Plasebo etkisi denen bu durum, tıp etiği açısından bugün hala tartışılan bir konu. Biz de, yüzyıllardır kullanılan plasebonun tıbbi geçmişine, nasıl etkili olduğuna ve Dünya Tıp Birliği’nin etik değerlendirmelerine bir göz atmak istedik. Reyhan Oksay hazırladı.  Yöneticilerin ‘tanrısal statüsü’ yok Doğan Kuban, yazısında yozlaşmış bir demokraside sürekli uydurma imgeler icat edildiğini ve eski imgelerin de yeni amaçlarla kullanıldığını dile getiriyor: ‘Rüşvet, sosyal yardımla; yalan, devlet sırrıyla; eğitimde gericilik de demokrasiyle örtüştürülüyor.&#8217; Koronavirüs çalışmalarında yeni gelişmeler: ABD’de virüsün yeni bir varyantı daha görüldü: Columbus varyantı. 2 anti-enflamatuar ilacın COVID ölümlerini engellediği saptandı. Pandemi, İngiltere’de hastane hizmetlerinde felaket etkisi yarattı. Johnson&#38;Johnson’ın aşı adayının bağışıklık tepkisi %96.  Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Serdar Durağı, yeni ilaç geliştirmek hem çok pahalı hem de uzun soluklu olduğu için, özellikle COVID-19’a karşı ilaçları yeniden konumlandırma çalışmalarının önemi üzerinde duruyor.  Mustafa Çetiner bu haftaki yazısında duygularını paylaştı: ‘Pandemi bütün hızıyla sürüyor. Günler birbiri arkasına diziliyor şimdilerde, öylesine birbirlerine benziyorlar ki, ayırt edilemiyor. Ruhumun derinlerinde bir yerde bir çocuk ağlıyor, örseleniyor, acı çekiyor. O çocuğun özgür kalması gerekiyor.’ Boğaziçi Üniversitesi 2 mektup yayınlıyoruz bu hafta. Biri Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi ve aynı zamanda Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Okan Akhan’dan. Akhan, yapılan araştırmalarda, akademik nitelikleri yetersiz olan rektörlerin yönettiği üniversitelerin, URAP sıralamasında düşüş gösterdiğini belirtiyor. ‘Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan atama sonrası ortaya çıkan tartışma ortamı, üniversitenin anlamını ve üniversite değerlerini tüm topluma yeniden hatırlattı. Bu tartışmayı yeniden başlatan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyelerine bu toplum kocaman bir teşekkür borçludur’. Diğeri ise BÜ hocalarından Prof. Dr. Uğur Ersoy’dan: ‘Son günlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olaylar beni 50 yıl öncesine götürdü. İlginç bulduğum iki anımı sizlerle paylaşmak istiyorum. İkisinden de alınacak dersler var.’ İntihal var demek suç! Prof. Dr. Lale Akarun ‘Akademik sahteciliklere şaşırıyor muyuz?’ başlıklı yazısında kendi yöneticilik döneminden örnekler veriyor. Doçentlik jürisindeyken hazırladığı intihal vardır raporu nedeniyle az kalsın ceza alıyor olduğunu ve ÜAK’da intihal var demenin yasaklandığını anlatıyor. Daha sonra ise intihalcinin başka işlere bulaştığı ve o dönem ÜAK’a başkanlık eden kişinin de suç örgütü elemanı olduğu ortaya çıkıyor! Whatsapp’tan kaçış! 8 Ocak Cuma gecesi ve onu takip eden hafta sonu boyunca Türkiye büyük bir dijital göçe tanıklık etti. Whatsapp’ın “malumun ilanı” şeklindeki yeni kullanım şartlarını kabul etmediği taktirde erişimin engelleneceğini öğrenen kullanıcılar akın akın Telegram’a geçmeye başladı. Tanol Türkoğlu yazısında uyarıyor: ‘Telegram’a dijital göç, yağmurdan kaçarken doluya tutulmak anlamına gelmesin!’ Erbakan’a neden kafa tuttu? Teknolojinin ve inovasyonun ürüne katma değere dönüşmesinde sorun yaşadığımız aşikar. Ülkelerin rekabet gücü sıralamasında bir türlü üst basamaklara yükselemeyişimizin önemli nedenlerinden biri bu. ArGe desteklerinin artırılmasında ise yol alınmaya çalışılıyor ama olmuyor. Çünkü gerçek nedenleri üzerinde kafa yorulmuyor. Ali Akurgal devlet eliyle ArGe’nin önüne çıkarılan engellere 40 yıl öncesinden örnekler veriyor. Konu önemli çünkü o gün o tohumların yeşermesine izin verilmiş olsaydı, Türkiye bugün çok farklı bir noktada olurdu. En büyük lityum kaynağı bizde mi? Prof. Dr. Hüseyin Öztürk jeoloji mühendisi. Lityumun önemini anlattığı yazısında Kızılcaören yatağındaki lityuma değinerek ‘Üretimde lityum karbonat değil lityum pilleri yapan ülke olmalıyız. Zaman teknolojik ürün elde etme zamanıdır’ diyor.  Ege Yağız ‘Müzik ve Gerçeklik’ başlıklı yazısında müziği neden severiz sorusunun yanıtını arıyor: ‘Aslında tüm müzik deneyimimiz bir &#8220;yalnız olmadığımızı anlama çabasıdır&#8221; ve yalnız olmamak da hayatta kalabilmek adına müthiş bir avantaj sağladığı için dopamin salgısını tetikler’. Ahmet Yavuz, Mustafa Kemal Atatürk ile yürüyüşe devam ediyor, 1920 yılında Meclis’in kurulmasından sonraki gelişmelere değiniyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Ali Erdoğan ‘Zamanı yakalayabilir bir hukuk neden olmasın?’ diye soruyor. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Doğuş Kaya aktif ve başarılı bir yaşlanma için yapılması gerekenleri sıralıyor. Bilimsel yöntem denildiğinde aklımıza gelen ilk isim Francis Bacon. Bilimsel yöntemin felsefi yapısını formülleştiren Bacon, bilimsel buluşların önemli ölçüde öznel gözleme dayandırılmasının gerekliliğini ortaya koymuştu. Bilimde genellemelere giden yol, bilim insanının gözlemlerinden; yani tümevarımdan geçiyordu. Deneysel sorgulama yöntemlerinin benimsenmesi gerektiğini düşünen Bacon, bugün 460 yaşında. Biz de Bilim Tarihi sayfamızda yaşamını ve yaptıklarını anıyoruz. Batuhan Sarıcan hazırladı. Yüksek lifli gıdaların bağırsak sağlığı açısından önemini nedir? Maskeliyken birbirimizi ne kadar iyi tanıyoruz? Samanyolu’nun yeni bulunan 591 hiper hızlı yıldızı&#8230; Hemoglobinde son ortak atanın sırrı&#8230; Bilim insanlarının sıvı cam keşfi&#8230; 200 milyon yıldır değişmeyen timsahların sırrı ne? Büyük maymunlarda görülen ilk COVID-19 vakası&#8230; Sizler için yoğun bir HBT sayısı daha hazırladık. Yaymanız, önermeniz, desteklemeniz ve abone olmanız dileğiyle. Elbirliğiyle HBT’yi yaşatacağız&#8230; Bilimde ve sevgiyle kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/size-bir-plasebo-verelim-mi">Size bir Plasebo verelim mi?!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="wp-image-21978 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/01/252kapaksite-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/01/252kapaksite-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/01/252kapaksite-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/01/252kapaksite.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Günlük yaşantımızın merkezine oturan COVID-19 aşılarının nasıl geliştirildiğini çoğumuz adım adım takip ettik. Bilim insanlarının, ışık hızında geliştirdikleri aşıların etkinlik düzeyi ile ilgili açıklamalarını da büyük bir heyecanla bekledik. Bu süreçte faz 3 klinik denemelerine katılanların yarısına aşı, yarısına da plasebo uygulandığını neredeyse hepimiz öğrendik. Hastalığa yakalananların hangi grupta olduğuna bağlı olarak aşıların etkinlikleri saptandı. Peki, adını sık sık duyduğumuz plasebo nedir?</p>
<p>Latince’de “Seni hoşnut edeceğim, memnun edeceğim” anlamına gelen plasebo, gerçek ilaca benzeyen, fakat gerçek bir ilaç olmayan maddelere deniyor. Hastalığı tedavi etmek gibi bir amacı yok. Gerçek ilacın veya aşının etkinliğini ölçmek için deneylerde kullanılıyor, ama bazen alan kişide ilaç almış gibi etki gösterebiliyor. Plasebo etkisi denen bu durum, tıp etiği açısından bugün hala tartışılan bir konu. Biz de, yüzyıllardır kullanılan plasebonun tıbbi geçmişine, nasıl etkili olduğuna ve Dünya Tıp Birliği’nin etik değerlendirmelerine bir göz atmak istedik. <strong>Reyhan Oksay</strong> hazırladı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Yöneticilerin ‘tanrısal statüsü’ yok</strong></p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong>, yazısında yozlaşmış bir demokraside sürekli uydurma imgeler icat edildiğini ve eski imgelerin de yeni amaçlarla kullanıldığını dile getiriyor: ‘<em>Rüşvet, sosyal yardımla; yalan, devlet sırrıyla; eğitimde gericilik de demokrasiyle örtüştürülüyor.&#8217;</em></p>
<p><strong>Koronavirüs çalışmalarında yeni gelişmeler: </strong>ABD’de virüsün yeni bir varyantı daha görüldü: <strong>Columbus varyantı. </strong>2 anti-enflamatuar ilacın COVID ölümlerini engellediği saptandı. Pandemi, İngiltere’de hastane hizmetlerinde felaket etkisi yarattı. Johnson&amp;Johnson’ın aşı adayının bağışıklık tepkisi %96.<strong> </strong></p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden <strong>Prof. Dr. Serdar Durağı,</strong> yeni ilaç geliştirmek hem çok pahalı hem de uzun soluklu olduğu için, özellikle COVID-19’a karşı ilaçları yeniden konumlandırma çalışmalarının önemi üzerinde duruyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong> bu haftaki yazısında duygularını paylaştı: <em>‘Pandemi bütün hızıyla sürüyor. Günler birbiri arkasına diziliyor şimdilerde, öylesine birbirlerine benziyorlar ki, ayırt edilemiyor. Ruhumun derinlerinde bir yerde bir çocuk ağlıyor, örseleniyor, acı çekiyor. O çocuğun özgür kalması gerekiyor.’</em></p>
<p><strong>Boğaziçi Üniversitesi</strong></p>
<p>2 mektup yayınlıyoruz bu hafta. Biri Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi ve aynı zamanda Bilim Akademisi Üyesi <strong>Prof. Dr. Okan Akhan</strong>’dan. Akhan, yapılan araştırmalarda, akademik nitelikleri yetersiz olan rektörlerin yönettiği üniversitelerin, URAP sıralamasında düşüş gösterdiğini belirtiyor. ‘<em>Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan atama sonrası ortaya çıkan tartışma ortamı, üniversitenin anlamını ve üniversite değerlerini tüm topluma yeniden hatırlattı. Bu tartışmayı yeniden başlatan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyelerine bu toplum kocaman bir teşekkür borçludur’</em>.</p>
<p>Diğeri ise BÜ hocalarından <strong>Prof. Dr. Uğur Ersoy</strong>’dan: <em>‘Son günlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olaylar beni 50 yıl öncesine götürdü. İlginç bulduğum iki anımı sizlerle paylaşmak istiyorum. İkisinden de alınacak dersler var.’</em></p>
<p><strong>İntihal var </strong>demek suç! <strong>Prof. Dr. Lale Akarun</strong> ‘Akademik sahteciliklere şaşırıyor muyuz?’ başlıklı yazısında kendi yöneticilik döneminden örnekler veriyor. Doçentlik jürisindeyken hazırladığı <strong>intihal vardır</strong> raporu nedeniyle az kalsın ceza alıyor olduğunu ve ÜAK’da intihal var demenin yasaklandığını anlatıyor. Daha sonra ise intihalcinin başka işlere bulaştığı ve o dönem ÜAK’a başkanlık eden kişinin de suç örgütü elemanı olduğu ortaya çıkıyor!</p>
<p><strong>Whatsapp’tan kaçış! </strong>8 Ocak Cuma gecesi ve onu takip eden hafta sonu boyunca Türkiye büyük bir dijital göçe tanıklık etti. Whatsapp’ın “malumun ilanı” şeklindeki yeni kullanım şartlarını kabul etmediği taktirde erişimin engelleneceğini öğrenen kullanıcılar akın akın Telegram’a geçmeye başladı. <strong>Tanol Türkoğlu </strong>yazısında uyarıyor:<strong> ‘</strong><em>Telegram’a dijital göç, yağmurdan kaçarken doluya tutulmak anlamına gelmesin!’</em></p>
<p><strong>Erbakan’a neden kafa tuttu?</strong></p>
<p>Teknolojinin ve inovasyonun ürüne katma değere dönüşmesinde sorun yaşadığımız aşikar. Ülkelerin rekabet gücü sıralamasında bir türlü üst basamaklara yükselemeyişimizin önemli nedenlerinden biri bu. ArGe desteklerinin artırılmasında ise yol alınmaya çalışılıyor ama olmuyor. Çünkü gerçek nedenleri üzerinde kafa yorulmuyor. <strong>Ali Akurgal</strong> devlet eliyle ArGe’nin önüne çıkarılan engellere 40 yıl öncesinden örnekler veriyor. Konu önemli çünkü o gün o tohumların yeşermesine izin verilmiş olsaydı, Türkiye bugün çok farklı bir noktada olurdu.</p>
<p><strong>En büyük lityum kaynağı bizde mi? </strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Hüseyin Öztürk </strong>jeoloji mühendisi. Lityumun önemini anlattığı yazısında Kızılcaören yatağındaki lityuma değinerek <em>‘Üretimde lityum karbonat değil lityum pilleri yapan ülke olmalıyız. Zaman teknolojik ürün elde etme zamanıdır’ </em>diyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Ege Yağız</strong> ‘Müzik ve Gerçeklik’ başlıklı yazısında müziği neden severiz sorusunun yanıtını arıyor: <em>‘Aslında tüm müzik deneyimimiz bir &#8220;yalnız olmadığımızı anlama çabasıdır&#8221; ve yalnız olmamak da hayatta kalabilmek adına müthiş bir avantaj sağladığı için dopamin salgısını tetikler’.</em></p>
<p><strong>Ahmet Yavuz,</strong> Mustafa Kemal Atatürk ile yürüyüşe devam ediyor, 1920 yılında Meclis’in kurulmasından sonraki gelişmelere değiniyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden <strong>Ali Erdoğan</strong> ‘Zamanı yakalayabilir bir hukuk neden olmasın?’ diye soruyor. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden <strong>Doğuş Kaya</strong> aktif ve başarılı bir yaşlanma için yapılması gerekenleri sıralıyor.</p>
<p>Bilimsel yöntem denildiğinde aklımıza gelen ilk isim <strong>Francis Bacon</strong>. Bilimsel yöntemin felsefi yapısını formülleştiren Bacon, bilimsel buluşların önemli ölçüde öznel gözleme dayandırılmasının gerekliliğini ortaya koymuştu. Bilimde genellemelere giden yol, bilim insanının gözlemlerinden; yani tümevarımdan geçiyordu. Deneysel sorgulama yöntemlerinin benimsenmesi gerektiğini düşünen Bacon, bugün 460 yaşında. Biz de Bilim Tarihi sayfamızda yaşamını ve yaptıklarını anıyoruz. <strong>Batuhan Sarıcan</strong> hazırladı.</p>
<p>Yüksek lifli gıdaların bağırsak sağlığı açısından önemini nedir? Maskeliyken birbirimizi ne kadar iyi tanıyoruz? Samanyolu’nun yeni bulunan 591 hiper hızlı yıldızı&#8230; Hemoglobinde son ortak atanın sırrı&#8230; Bilim insanlarının sıvı cam keşfi&#8230; 200 milyon yıldır değişmeyen timsahların sırrı ne? Büyük maymunlarda görülen ilk COVID-19 vakası&#8230;</p>
<p>Sizler için yoğun bir HBT sayısı daha hazırladık. Yaymanız, önermeniz, desteklemeniz ve abone olmanız dileğiyle. Elbirliğiyle HBT’yi yaşatacağız&#8230; Bilimde ve sevgiyle kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/size-bir-plasebo-verelim-mi">Size bir Plasebo verelim mi?!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">21974</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Elektrikli araçlarda pil ömrünü uzatacak araştırma</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/elektrikli-araclarda-pil-omrunu-uzatacak-arastirma</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2019 09:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[elektrikli araç]]></category>
		<category><![CDATA[Massachusetts Institute of Technology]]></category>
		<category><![CDATA[pil]]></category>
		<category><![CDATA[pil ömrü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12737</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırma, elektrikli araçlarda kullanılan pillerin depoladığı enerji miktarını artırmayı ve pillerin performansını güçlendirecek yeni yöntemler geliştirmeyi hedefliyor. Türkiye’nin araştırma altyapısına katkı sağlamak ve yeni projelerin oluşmasında öncü olmak amacıyla Boğaziçi Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında ortak araştırma projeleri yapılması hedefiyle 2016 yılında MISTI (MIT Science and Technology Initiatives) çekirdek fonu oluşturuldu. MISTI programı kapsamında kurulan MISTI-Boğaziçi fonu, iki kurumun araştırmacıları arasında iş birliği kurulmasını ve her yıl en az üç projenin finanse edilmesini öngörüyor.  Cep telefonundan arabalara, sağlık alanından elektrikli ev araçlarına geniş bir alanda kullanılan pillerin yüksek miktarda enerji depolayabilmeleri ve güvenli olmaları yönünde çalışmalar yapan Vardar, &#8220;Pilin içinde katmanlar ve katmanlar arasında da arayüzler var. Eğer lityum iyonları bu arayüzlerden çabuk geçebiliyorsa pil çabuk şarj olabiliyor demektir. MIT ile yaptığım araştırmalarda gördüm ki katı arayüzlerinde büyük rezistanslar oluyor ve pil çabuk şarj olmuyor. Benim amacım yeni teknikler kullanarak arayüzlerdeki lityum geçişlerini hızlandırmak. Arayüzlerin rezistanslarının yüksek olmasının nedeni katı pillerin yüksek sıcaklıklarda işlem görmesi. İşlem sıcaklığını 300 dereceye çıkardığınızda pilin şarj olma hızı sekizde birine düşüyor. Projemde sıcaklıkları 100 derecenin altına çekecek başka bir işlem geliştirmeyi planlıyorum. Böylece pilin şarj olma hızının düşüşünün daha az olmasını hedefliyorum. Bu, “Cold Sintering” adı verilen, aslen Penn State Üniversitesi’nde oldukça yakın tarihte bulunmuş, yeni bir teknik. Şimdi de MIT’de daha önce birlikte çalıştığım Bilge Yıldız hocayla bu tekniği kullanarak projeyi devam ettirmeyi planlıyorum’’ bilgisini verdi. Pillerde sıcı kullanılmasının riskleri olduğunu, örneğin sıvının, ısınan bir ortamda çabuk alev alabildiğini söyleyen Vardar, sıvı elektrolitler yerine katı elektrolitler koymaya çalıştıklarını ekledi. &#8220;Ancak katı pillerdeki mevcut soruların başında çabuk şarj olmama sorunu geliyor. Örnek vermek gerekirse; sıvı elektrolit kullanan bir pil 1 saatte şarj olurken katı elektrolit kullanılan pil 10 saati bulabiliyor. Özellikle elektrikli arabalarda tüketiciler bu kadar uzun şarj süresini tercih etmiyor. Zira pil, elektrikli araç için maliyetin en büyük kısmı. Araba üreticileri bu nedenle kendi pillerini kendileri üretmek istiyorlar. Dünyada bugün en büyük pil üreticileri Japonya ve Çin. Örneğin, Çin 2020’de elektrikli araba satışlarının toplam araba satışlarının minimum %12 olmasını şart koştu. Pil üreticisi olmayan ülkelerin büyük kısmı ise elektrikli araçlara geçiş sürecini hibrid araçlarla (hem elektrikli hem de benzinli çalışan araçlarla) gündemlerine alıyor’’. Gülin Vardar, Boğaziçi Üniversitesi’nden Makine Mühendisliği ve Fizik Bölümü’nden çift Anadal derecesiyle 2010 yılında mezun oldu. Amerika’da Michigan Üniversitesi’nde doktora çalışmalarına başladı, ayrıca bir süre doktora çalışmaları için Japonya’da bulundu. Vardar, daha sonra Amerika’ya giderek MIT’de iki yıl süreyle doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı. 2018 yılı Şubat ayından bu yana ise Boğaziçi Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği Bölümü’nde Dr. öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Sıvı elektrolitli pillerde yanma, patlama gibi risklerin olduğunu belirten Vardar, elektrikli araçlarda sıvı yerine daha güvenli olan katı elektrolitli piller kullanılması ve katı pillerin batarya ömrünün uzatılması yönünde çalışmalar yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/elektrikli-araclarda-pil-omrunu-uzatacak-arastirma">Elektrikli araçlarda pil ömrünü uzatacak araştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırma, elektrikli araçlarda kullanılan pillerin depoladığı enerji miktarını artırmayı ve pillerin performansını güçlendirecek yeni yöntemler geliştirmeyi hedefliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12738 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/pilaraba-300x203.jpeg" alt="" width="300" height="203" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/pilaraba-300x203.jpeg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/pilaraba.jpeg 765w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Türkiye’nin araştırma altyapısına katkı sağlamak ve yeni projelerin oluşmasında öncü olmak amacıyla Boğaziçi Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında ortak araştırma projeleri yapılması hedefiyle 2016 yılında MISTI (MIT Science and Technology Initiatives) çekirdek fonu oluşturuldu. MISTI programı kapsamında kurulan MISTI-Boğaziçi fonu, iki kurumun araştırmacıları arasında iş birliği kurulmasını ve her yıl en az üç projenin finanse edilmesini öngörüyor.<u></u><u></u><u></u> <u></u></p>
<p>Cep telefonundan arabalara, sağlık alanından elektrikli ev araçlarına geniş bir alanda kullanılan pillerin yüksek miktarda enerji depolayabilmeleri ve güvenli olmaları yönünde çalışmalar yapan Vardar, <em>&#8220;P</em><i>ilin içinde katmanlar ve katmanlar arasında da arayüzler var. Eğer lityum iyonları bu arayüzlerden çabuk geçebiliyorsa pil çabuk şarj olabiliyor demektir. MIT ile yaptığım araştırmalarda gördüm ki katı arayüzlerinde büyük rezistanslar oluyor ve pil çabuk şarj olmuyor. Benim amacım yeni teknikler kullanarak arayüzlerdeki lityum geçişlerini hızlandırmak. Arayüzlerin rezistanslarının yüksek olmasının nedeni katı pillerin yüksek sıcaklıklarda işlem görmesi. İşlem sıcaklığını 300 dereceye çıkardığınızda pilin şarj olma hızı sekizde birine düşüyor. Projemde sıcaklıkları 100 derecenin altına çekecek başka bir işlem geliştirmeyi planlıyorum. Böylece pilin şarj olma hızının düşüşünün daha az olmasını hedefliyorum. Bu, “Cold Sintering” adı verilen, aslen Penn State Üniversitesi’nde oldukça yakın tarihte bulunmuş, yeni bir teknik. Şimdi de MIT’de daha önce birlikte çalıştığım Bilge Yıldız hocayla bu tekniği kullanarak projeyi devam ettirmeyi planlıyorum’’</i> bilgisini verdi.<u></u></p>
<p>Pillerde sıcı kullanılmasının riskleri olduğunu, örneğin sıvının, ısınan bir ortamda çabuk alev alabildiğini söyleyen Vardar, sıvı elektrolitler yerine katı elektrolitler koymaya çalıştıklarını ekledi.<em> &#8220;</em><i>Ancak katı pillerdeki mevcut soruların başında çabuk şarj olmama sorunu geliyor. Örnek vermek gerekirse; sıvı elektrolit kullanan bir pil 1 saatte şarj olurken katı elektrolit kullanılan pil 10 saati bulabiliyor. Özellikle elektrikli arabalarda tüketiciler bu kadar uzun şarj süresini tercih etmiyor. Zira pil, elektrikli araç için maliyetin en büyük kısmı. Araba üreticileri bu nedenle kendi pillerini kendileri üretmek istiyorlar. Dünyada bugün en büyük pil üreticileri Japonya ve Çin. Örneğin, Çin 2020’de elektrikli araba satışlarının toplam araba satışlarının minimum %12 olmasını şart koştu. Pil üreticisi olmayan ülkelerin büyük kısmı ise elektrikli araçlara geçiş sürecini hibrid araçlarla (hem elektrikli hem de benzinli çalışan araçlarla) gündemlerine alıyor</i>’’.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12739 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/gulinvardar-300x235.jpg" alt="" width="300" height="235" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/gulinvardar-300x235.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/gulinvardar.jpg 644w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>Gülin Vardar</strong>, Boğaziçi Üniversitesi’nden Makine Mühendisliği ve Fizik Bölümü’nden çift Anadal derecesiyle 2010 yılında mezun oldu. Amerika’da Michigan Üniversitesi’nde doktora çalışmalarına başladı, ayrıca bir süre doktora çalışmaları için Japonya’da bulundu. Vardar, daha sonra Amerika’ya giderek MIT’de iki yıl süreyle doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı. 2018 yılı Şubat ayından bu yana ise Boğaziçi Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği Bölümü’nde Dr. öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Sıvı<strong> </strong>elektrolitli pillerde yanma, patlama gibi risklerin olduğunu belirten Vardar, elektrikli araçlarda sıvı yerine daha güvenli olan katı elektrolitli piller kullanılması ve katı pillerin batarya ömrünün uzatılması yönünde çalışmalar yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/elektrikli-araclarda-pil-omrunu-uzatacak-arastirma">Elektrikli araçlarda pil ömrünü uzatacak araştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12737</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bizans epigrafisi: Yazıtlar ve bağlamları</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/bizans-epigrafisi-yazitlar-baglamlari</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2018 08:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[bizans]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[yazıt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Eğitim Seminerleri&#8217;nin üçüncüsü, “Bizans Epigrafisi: Yazıtlar ve Bağlamları” (Byzantine Epigraphy: Texts and Contexts), 4-5 Kasım 2018 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Seminerde Andreas Rhoby (Avusturya Bilimler Akademisi) ve Ida Toth (Oxford Üniversitesi) eğitmen olarak yer alacaktır. Sabah dersleri Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi’nde, öğleden sonraki dersler ise İstanbul’daki tarihi bölgelerde yapılacaktır. Seminere başvuru ile katılımcı kabul edilmektedir. Eğitim dili İngilizce olup, katılım için giriş seviyesinde Klasik Yunanca bilgisi zorunludur. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinliğe İstanbul dışından gelecek katılımcıların yol masrafları Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi tarafından karşılanacak, ayrıca tüm katılımcılara öğle yemeği ve çay-kahve ikramı yapılacaktır. Seminerin sonunda katılımcılara sertifika verilecektir. Son başvuru tarihi 26 Ekim 2018&#8217;dir. Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi Eğitim Seminerleri yılda iki kez İngilizce veya Türkçe dillerinde yapılmaktadır. Birinci eğitim semineri, “Zanaat, İnanç Ve Sanatın Bin Yıllık Beraberliği: Bizans Dünyasında Duvar Resmi Geleneği” başlığıyla Dr. Öğr. Üyesi B. Tolga Uyar (Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi) eğitmenliğinde 5-6 Mayıs 2017 tarihlerinde gerçekleştirilmiş ve 30 katılımcının sertifikalarını almalarıyla tamamlanmıştır. &#8220;Geç Antik Devir ve Erken Bizans Yazıtlarının Tarihi Kaynak Olarak Değerlendirilmesi&#8221; başlıklı ikinci eğitim semineri 4-5 Mayıs 2018 tarihlerinde Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar (İstanbul Üniversitesi) eğitmenliğinde gerçekleştirilmiştir. Dersler Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi’nde ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde uygulamalı olarak gerçekleştirilmiş olup 25 katılımcı sertifika almaya hak kazanmıştır. Eğitim seminerleri hakkında daha fazla bilgi ve başvuru detayları için http://byzantinestudies.boun.edu.tr/index.php adresini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/bizans-epigrafisi-yazitlar-baglamlari">Bizans epigrafisi: Yazıtlar ve bağlamları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="m_6233406335991412115ydpd67da4ffyiv9353356474ydpc54a2ca4MsoNormal">Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Eğitim Seminerleri&#8217;nin üçüncüsü, “Bizans Epigrafisi: Yazıtlar ve Bağlamları” (Byzantine Epigraphy: Texts and Contexts), 4-5 Kasım 2018 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p>
<p class="m_6233406335991412115ydpd67da4ffyiv9353356474ydpc54a2ca4MsoNormal">Seminerde Andreas Rhoby (Avusturya Bilimler Akademisi) ve Ida Toth (Oxford Üniversitesi) eğitmen olarak yer alacaktır. Sabah dersleri Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi’nde, öğleden sonraki dersler ise İstanbul’daki tarihi bölgelerde yapılacaktır. Seminere başvuru ile katılımcı kabul edilmektedir. Eğitim dili İngilizce olup, katılım için giriş seviyesinde Klasik Yunanca bilgisi zorunludur. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinliğe İstanbul dışından gelecek katılımcıların yol masrafları Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi tarafından karşılanacak, ayrıca tüm katılımcılara öğle yemeği ve çay-kahve ikramı yapılacaktır. Seminerin sonunda katılımcılara sertifika verilecektir.</p>
<p class="m_6233406335991412115ydpd67da4ffyiv9353356474ydpc54a2ca4MsoNormal"><strong>Son başvuru tarihi 26 Ekim 2018&#8217;dir.</strong></p>
<p class="m_6233406335991412115ydpd67da4ffyiv9353356474ydpc54a2ca4MsoNormal">Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi Eğitim Seminerleri yılda iki kez İngilizce veya Türkçe dillerinde yapılmaktadır. Birinci eğitim semineri, “Zanaat, İnanç Ve Sanatın Bin Yıllık Beraberliği: Bizans Dünyasında Duvar Resmi Geleneği” başlığıyla Dr. Öğr. Üyesi B. Tolga Uyar (Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi) eğitmenliğinde 5-6 Mayıs 2017 tarihlerinde gerçekleştirilmiş ve 30 katılımcının sertifikalarını almalarıyla tamamlanmıştır. &#8220;Geç Antik Devir ve Erken Bizans Yazıtlarının Tarihi Kaynak Olarak Değerlendirilmesi&#8221; başlıklı ikinci eğitim semineri 4-5 Mayıs 2018 tarihlerinde Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar (İstanbul Üniversitesi) eğitmenliğinde gerçekleştirilmiştir. Dersler Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi’nde ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde uygulamalı olarak gerçekleştirilmiş olup 25 katılımcı sertifika almaya hak kazanmıştır.</p>
<p class="m_6233406335991412115ydpd67da4ffyiv9353356474ydpc54a2ca4MsoNormal">Eğitim seminerleri hakkında daha fazla bilgi ve başvuru detayları için <span lang="EN-GB"><a href="http://byzantinestudies.boun.edu.tr/index.php" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://byzantinestudies.boun.edu.tr/index.php&amp;source=gmail&amp;ust=1540543610640000&amp;usg=AFQjCNFOwuXc1WYJqTrTwGlQUxx6Ct3oeg">http://byzantinestudies.boun.<wbr />edu.tr/index.php</a></span><span lang="EN-GB"> </span>adresini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-11670 size-large" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/bizns-946x1024.jpg" alt="" width="730" height="790" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/bizns-946x1024.jpg 946w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/bizns-277x300.jpg 277w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/bizns.jpg 1402w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/bizans-epigrafisi-yazitlar-baglamlari">Bizans epigrafisi: Yazıtlar ve bağlamları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11668</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Gençler! Cem Say&#8217;a kulak verin</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/gencler-cem-saya-kulak-verin</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2018 09:52:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar programlama]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[interstellar]]></category>
		<category><![CDATA[marslı]]></category>
		<category><![CDATA[martian]]></category>
		<category><![CDATA[star trek]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzay yolu]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Cem Say, 25 yıldır Boğaziçi Üniversitesi’nde ders veriyor. Gençlerle arası çok iyi, sevilen bir hoca&#8230; Programlama dillerini saymaksak 5 dil konuşuyor, Star Trek hayranı, Türkiye’nin uluslararası dergilerde yayınlanan ilk bilimsel yapay zekâ çalışması onun doktora tezinden çıktı&#8230; Bilgisayar Mühendisliğindeki yetkinliğini Türkiye’de hukuksuz uygulamalara karşı bilimsel yollarla kullanan, toplumsal duyarlılığı da yüksek biri Say. Kendisi ile üniversitedeki odasında buluştuk ve farklı yönlerini kendi ağzından dinledik. Röportajın tamamı, dergimizin 94. sayısında. 94. sayı raflarda yerini aldı bile&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/gencler-cem-saya-kulak-verin">Röportaj: Gençler! Cem Say&#8217;a kulak verin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Cem Say, 25 yıldır Boğaziçi Üniversitesi’nde ders veriyor. Gençlerle arası çok iyi, sevilen bir hoca&#8230; Programlama dillerini saymaksak 5 dil konuşuyor, Star Trek hayranı, Türkiye’nin uluslararası dergilerde yayınlanan ilk bilimsel yapay zekâ çalışması onun doktora tezinden çıktı&#8230; Bilgisayar Mühendisliğindeki yetkinliğini Türkiye’de hukuksuz uygulamalara karşı bilimsel yollarla kullanan, toplumsal duyarlılığı da yüksek biri Say. Kendisi ile üniversitedeki odasında buluştuk ve farklı yönlerini kendi ağzından dinledik.</p>
<p>Röportajın tamamı, dergimizin 94. sayısında. 94. sayı raflarda yerini aldı bile&#8230;</p>
<p><iframe loading="lazy" width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/n9z_WsKTMWU?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/gencler-cem-saya-kulak-verin">Röportaj: Gençler! Cem Say&#8217;a kulak verin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8933</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yerli ve milli üniversite olur mu? Hem hayır, hem de&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerli-ve-milli-universite-olur-mu-hem-hayir-hem-de</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2018 13:11:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>
		<category><![CDATA[yerli ve milli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı bir süredir “yerli ve milli üniversite” kavramıyla oynuyor. Aralığın son haftasında verilen TÜBİTAK Ödülleri töreninde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam tarihinde Abbasiler döneminde bilim ve teknolojide atılan dev adımlara gönderme yaparak, üniversitelerin yerli ve milli olması halinde büyük başarılara imza atılacağına işaret etmişti. Geçen hafta da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki konuşmasında, Boğaziçi Üniversitesi’ni başarısız ilan etti ve nedeni olarak da yerli ve milli üniversite olmadığını varsaydı. “Bizim değerlerimiz&#8230;” dedi… Cumhurbaşkanı’na bu metin yazımında kimler danışmanlık yapıyor bilmiyoruz, ama bu söylem kabul edilebilir değil, doğru değil, tarihsel olarak da tamamen yanlış. Cumhurbaşkanı ne demek istediğini açıklamadığı ve bu iddianın altı tamamen boş olduğu için, biz de bu salt iddia üzerine bir iki söz etmek durumundayız. Bilim dergisi olarak, bu söylem karşısında suskun kalamayız. İki nokta üzerinde duracağız. İlki, tarihsel olarak Abbasi dönemine ileri görüşlü ve bilgiye bilime büyük önem vererek İslam Altın Çağı’nda yönetim olarak başrolü oynayanlardan, Memun döneminde 832 yılında Bağdat’ta Beytü’l Hikme yani Bilgelik Evi / Bilge Evi açıldı. Cumhurbaşkanı Bilgelik Evi’ne gönderme yapıyor. Burada eski Yunan’dan sonraki, dünyada en güçlü bilgi ve felsefe hareketiydi. Yapılan işlerden en önemlisi, Antik Yunan’dan felsefe, bilgi, bilim üzerine ne varsa Arapçaya çevrilmesidir. Burası adeta bir bilimler akademisi gibiydi. Ayrıca Çin ve Hindistan’dan da çeviriler yapıldı. Bu dönemde, İslam bilginleri, araştırmacıları yetişti. Coğrafya, gökbilim, matematik üzerine ileri derecede bilgiler üretildi ve kullanıldı. (Bu faaliyetin bir Türk etkinliği olmadığını da belirtelim!) Yani Bilge Evi’nde “yerli ve milli” bilim yapılmadı. Evrensel bilime olan açlık çevirilerle giderildi ve yine evrensel bilim araştırıldı. Bir “yerli ve milli” gökyüzü olmadığı gibi, “yerli ve milli” coğrafya da, matematik de, cebir de, kimya da, toplum bilimleri de yok. Bilimin konuları evrenseldir, mecburi olarak! Fizik, kimya, matematik, mühendislik, toplum bilimleri, uzay, yerküre, insan… Hepsi evrensel ortak yasalara tabidir. “Milli değerlerimize uygun bilim” diye bir şey yoktur&#8230; Boğaziçi Üniversitesi ülkemizin başarılı üniversitelerinin önde gelenlerindendir. Hem bilime hem de BÜ’ye haksızlık yapılmamalı. *** Acaba Cumhurbaşkanı şunu mu demek istiyor: Üniversitelerimiz ülkemize önemli katkılarda bulunacak bilim ve teknoloji üretemiyor&#8230; Bakın İslam tarihinde bir zamanlar ne güzel üretimler vardı&#8230; O zaman tamam, tartışmanın bu boyutunda doğruluk payı vardır ve bunu tartışalım. Neden acaba? Bu konuda söyleyecek çok şeyimiz vardır ve bunun bir kısmı da 15 yıllık sürekli yönetime aittir. Mesela bilimde siyasi ayrımcılık var mı yok mu? Rektör atamalarında liyakate mi önem veriyor, yoksa siyasi bağlılığa mı? Üniversiteler ne kadar özerk, ne kadar mali özerk? Onların önüne ulusal bilim ve teknoloji hedefleri koyuyor mu iktidar? Ülkemizde akademik özgürlükler, akademik liyakat değerlendirmeleri yeterince var mı? Ve daha pek çok şey. Ali Akurgal, ülkemizin gözde teknoloji üreten ve sorun çözen yaratıcılarındandır. Mühendis kafası “çözülebilecek her şeye çözüm vardır” biçiminde çalıştığı için, hayata olumlu bakar. Çok önemli bir buluşunu yakında açıklayacağız… Ama bugünkü yarısında karamsar, diyor ki: Beyin göçü, şimdilerde bir beyin kaçışına dönüştü. Artık değerini bulmak için değil, sırf düşünebilmek için yurt dışına gidiliyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bu sese kulak verebilir misiniz, nedenlerini merak eder misiniz, bilmiyoruz. 5 üniversite ve 130 milyar $ Şimdi, Cumhurbaşkanı ve danışmanlarıyla bir bilgi paylaşalım: ABD&#8217;de en büyük vakıf fonuna sahip 5 üniversitenin fonlarının toplam piyasa değeri 130 milyar doların üzerinde. Vakıf fonlarının piyasa değeri büyüklüğü 1 milyar doların üstünde olan 95 üniversite var ABD’de. İşte 6’sı: Harvard, Yale, The University of Texas System, Princeton, Stanford, MIT… Kaynak: https://public.tableau.com/profile/larry.jerome#!/vizhome/shared/T2F6F47Y3 Bilim üretimi, özgürlük, kaynak, ulusal hedefler, ortam gerektirir ve evrenseldir. Neler var? Dergimizde çok önemli haber ve değerlendirmeler var. Ana konuya önem verdiğimiz için, dergimizin içindekilere bir göz atın. Bir yenilik olarak, Prof. Cem Say ile yaptığımız “yazarlarımızı tanıyalım” bağlamında söyleşiyi anımsatmak isteriz&#8230; Tabii, Haluk Eyidoğan’ın Atatürk Barajı’nın deprem ürettiği üzerine yazısı önemli. Pi sayısının çok değişik öyküsü ve Arşimet’in kafasının uçuruluşu, Totan’ın kaleminden. 2017’de uzayla ilgili 14 önemli olayı gündeme getiriyoruz. Beslenme’de yumurta üzerine her şeyi de anımsatırız… Ülkemizin geleceğinin kurulması zorunlu olan bilim üzerine her şey, her hafta dergimizde&#8230; Acaba yayılması ve okunması için yeterince gayret sarf ediyor muyuz? Sevgilerimizle, haftaya buluşmak ümidiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerli-ve-milli-universite-olur-mu-hem-hayir-hem-de">Yerli ve milli üniversite olur mu? Hem hayır, hem de&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı bir süredir “yerli ve milli üniversite” kavramıyla oynuyor. Aralığın son haftasında verilen TÜBİTAK Ödülleri töreninde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam tarihinde Abbasiler döneminde bilim ve teknolojide atılan dev adımlara gönderme yaparak, üniversitelerin yerli ve milli olması halinde büyük başarılara imza atılacağına işaret etmişti. Geçen hafta da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki konuşmasında, Boğaziçi Üniversitesi’ni başarısız ilan etti ve nedeni olarak da yerli ve milli üniversite olmadığını varsaydı. “Bizim değerlerimiz&#8230;” dedi…</p>
<p>Cumhurbaşkanı’na bu metin yazımında kimler danışmanlık yapıyor bilmiyoruz, ama bu söylem kabul edilebilir değil, doğru değil, tarihsel olarak da tamamen yanlış. Cumhurbaşkanı ne demek istediğini açıklamadığı ve bu iddianın altı tamamen boş olduğu için, biz de bu salt iddia üzerine bir iki söz etmek durumundayız. Bilim dergisi olarak, bu söylem karşısında suskun kalamayız. İki nokta üzerinde duracağız.</p>
<p>İlki, tarihsel olarak Abbasi dönemine ileri görüşlü ve bilgiye bilime büyük önem vererek İslam Altın Çağı’nda yönetim olarak başrolü oynayanlardan, Memun döneminde 832 yılında Bağdat’ta <strong>Beytü’l Hikme</strong> yani Bilgelik Evi / Bilge Evi açıldı. Cumhurbaşkanı Bilgelik Evi’ne gönderme yapıyor.</p>
<p>Burada eski Yunan’dan sonraki, dünyada en güçlü bilgi ve felsefe hareketiydi. Yapılan işlerden en önemlisi, Antik Yunan’dan felsefe, bilgi, bilim üzerine ne varsa Arapçaya çevrilmesidir. Burası adeta bir bilimler akademisi gibiydi. Ayrıca Çin ve Hindistan’dan da çeviriler yapıldı.</p>
<p>Bu dönemde, İslam bilginleri, araştırmacıları yetişti. Coğrafya, gökbilim, matematik üzerine ileri derecede bilgiler üretildi ve kullanıldı. (Bu faaliyetin bir Türk etkinliği olmadığını da belirtelim!)</p>
<p>Yani Bilge Evi’nde “yerli ve milli” bilim yapılmadı. Evrensel bilime olan açlık çevirilerle giderildi ve yine evrensel bilim araştırıldı. Bir “yerli ve milli” gökyüzü olmadığı gibi, “yerli ve milli” coğrafya da, matematik de, cebir de, kimya da, toplum bilimleri de yok.</p>
<p>Bilimin konuları evrenseldir, mecburi olarak! Fizik, kimya, matematik, mühendislik, toplum bilimleri, uzay, yerküre, insan… Hepsi evrensel ortak yasalara tabidir. “Milli değerlerimize uygun bilim” diye bir şey yoktur&#8230; Boğaziçi Üniversitesi ülkemizin başarılı üniversitelerinin önde gelenlerindendir. Hem bilime hem de BÜ’ye haksızlık yapılmamalı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Acaba Cumhurbaşkanı şunu mu demek istiyor: <strong><em>Üniversitelerimiz ülkemize önemli katkılarda bulunacak bilim ve teknoloji üretemiyor</em></strong>&#8230; <strong><em>Bakın İslam tarihinde bir zamanlar ne güzel üretimler vardı</em></strong>&#8230;</p>
<p>O zaman tamam, tartışmanın bu boyutunda doğruluk payı vardır ve bunu tartışalım. Neden acaba? Bu konuda söyleyecek çok şeyimiz vardır ve bunun bir kısmı da 15 yıllık sürekli yönetime aittir. Mesela bilimde siyasi ayrımcılık var mı yok mu? Rektör atamalarında liyakate mi önem veriyor, yoksa siyasi bağlılığa mı? Üniversiteler ne kadar özerk, ne kadar mali özerk? Onların önüne ulusal bilim ve teknoloji hedefleri koyuyor mu iktidar? Ülkemizde akademik özgürlükler, akademik liyakat değerlendirmeleri yeterince var mı? Ve daha pek çok şey.</p>
<p><strong>Ali Akurgal</strong>, ülkemizin gözde teknoloji üreten ve sorun çözen yaratıcılarındandır. Mühendis kafası “çözülebilecek her şeye çözüm vardır” biçiminde çalıştığı için, hayata olumlu bakar. Çok önemli bir buluşunu yakında açıklayacağız…</p>
<p>Ama bugünkü yarısında karamsar, diyor ki: <strong><em>Beyin göçü, şimdilerde bir beyin kaçışına dönüştü. Artık değerini bulmak için değil, sırf düşünebilmek için yurt dışına gidiliyor</em></strong><em>.</em></p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanı, bu sese kulak verebilir misiniz, nedenlerini merak eder misiniz, bilmiyoruz.</p>
<p><strong>5 üniversite ve 130 milyar $</strong></p>
<p>Şimdi, Cumhurbaşkanı ve danışmanlarıyla bir bilgi paylaşalım: ABD&#8217;de en büyük vakıf fonuna sahip 5 üniversitenin fonlarının toplam piyasa değeri 130 milyar doların üzerinde. Vakıf fonlarının piyasa değeri büyüklüğü 1 milyar doların üstünde olan 95 üniversite var ABD’de. İşte 6’sı: Harvard, Yale, The University of Texas System, Princeton, Stanford, MIT… Kaynak: <a href="https://public.tableau.com/profile/larry.jerome#!/vizhome/shared/T2F6F47Y3">https://public.tableau.com/profile/larry.jerome#!/vizhome/shared/T2F6F47Y3</a></p>
<p><strong>Bilim üretimi, özgürlük, kaynak, ulusal hedefler, ortam gerektirir ve evrenseldir. </strong></p>
<p><strong>Neler var?</strong></p>
<p>Dergimizde çok önemli haber ve değerlendirmeler var. Ana konuya önem verdiğimiz için, dergimizin içindekilere bir göz atın. Bir yenilik olarak, Prof. <strong>Cem Say</strong> ile yaptığımız “yazarlarımızı tanıyalım” bağlamında söyleşiyi anımsatmak isteriz&#8230; Tabii, <strong>Haluk Eyidoğan</strong>’ın Atatürk Barajı’nın deprem ürettiği üzerine yazısı önemli. Pi sayısının çok değişik öyküsü ve Arşimet’in kafasının uçuruluşu, Totan’ın kaleminden. 2017’de uzayla ilgili 14 önemli olayı gündeme getiriyoruz. Beslenme’de yumurta üzerine her şeyi de anımsatırız…</p>
<p>Ülkemizin geleceğinin kurulması zorunlu olan bilim üzerine her şey, her hafta dergimizde&#8230; Acaba yayılması ve okunması için yeterince gayret sarf ediyor muyuz?</p>
<p>Sevgilerimizle, haftaya buluşmak ümidiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yerli-ve-milli-universite-olur-mu-hem-hayir-hem-de">Yerli ve milli üniversite olur mu? Hem hayır, hem de&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8909</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Edhem Eldem, Collège de France’da Türk ve Osmanlı Tarihi Kürsüsü’ne seçildi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/prof-dr-edhem-eldem-college-de-franceda-turk-osmanli-tarihi-kursusune-secildi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2017 08:56:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Collège de France]]></category>
		<category><![CDATA[kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[müzecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Celal Şengör]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Edhem Eldem]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tektonik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Edhem Eldem, Fransa’nın prestijli kurumlarından Collège de France’da Uluslararası Türk ve Osmanlı Tarihi Kürsüsü’ne seçildi. Bu görev kapsamında beş yıl süreyle konferanslar verecek ve araştırma yapacak. Eldem, 21 Aralık 2017 günündeki açılış konferansından sonra Ocak ve Şubat 2018 aylarında Collège de France’da “Batı’nın karşısında Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye” konulu konferans dizisine başlayacak. Bu büyük bir onur Kurumun mevcut altı uluslararası kürsüsünden birinin sahibi olan Eldem, bunu ‘’büyük bir onur’’ olarak değerlendiriyor. “Önümüzdeki beş yıl boyunca Ocak ve Şubat aylarında benden beklenen dokuz saatlik konferans dizisini oluşturacağım. Mayıs ayında ise arkeoloji ve müzecilik konusunda bir bilimsel toplantı düzenlemeyi planlıyorum. Fakat bunun ötesinde bu görevi, hem Collège de France’ın diğer bazı kürsüler, hem Fransa’daki Türk ve Osmanlı araştırmaları, hem Boğaziçi Üniversitesindeki mevcut yapı arasında ortak bir dinamik yaratmanın fırsatı olarak görüyorum” diye konuştu. “Bilimi yapılırken öğretmek” 1530’da Fransa Kralı I. François tarafından kurulan ve tarihte pek benzeri olmayan kurum, eğitim ve araştırma yaklaşımıyla akademik çevrelerde ayrıcalıklı bir konuma sahip. “Bilimi yapılırken öğretmek” ilkesine dayanan bu kurum, alanlarında üstün başarı elde etmiş kişilerin araştırmalarına devam ederken birikim ve çalışmalarını kamuya açık konferanslar ile geniş bir kitleyle paylaşmalarına imkân veren bir yapıya sahip. Collège de France’ın kürsüleri, sosyal, beşeri ve temel bilimleri kapsamakta Matematik ve sayısal bilimler (4 kürsü), Fizik ve Kimya (8 kürsü), Yaşam Bilimleri (9 kürsü), Beşeri Bilimler (10 kürsü), Tarih ve Edebiyat (11 kürsü) başlıkları altında toplanan bu kürsüler, “Veriler Bilimi”, “İstatistiki Fizik”, “Biyolojik Süreçler Kimyası”, “İklim ve Okyanus Evrimi”, “Bilginin Metafiziği ve Felsefesi”, “Çin’in Entelektüel Tarihi” veya “Modern ve Çağdaş Fransız Edebiyatı” gibi başlıklar taşıyabilmekte. Kurumun bir özelliği, bu kürsülerin kalıcı olmayıp sahiplerinin görev süresiyle sınırlı olması. Prof. Dr. Celal Şengör de &#8216;Tektonik&#8217; kürsüsüne davet edilmişti Türkiye’den şimdiye kadar İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Celal Şengör, 2004/2005 yılında Tektonik konusunda bir yıllık bir kürsüye davet edilmişti. Edhem Eldem’in seçildiği beş yıllık uluslararası kürsüler, Collège de France’a uzun süreli kazandırılmak istenen fakat Fransa dışında yaşayan ve kendi kurumlarını terk etmek istemeyen bilim insanları için oluşturulmuş. Bugün Collège de France’da 42 sabit, 6 uluslararası ve 3 de yıllık kürsü bulununuyor. Neredeyse beş yüzyıllık bir geçmişe sahip olan kurumun tarihinde iz bırakmış kişiler arasında Raymond Aron, Roland Barthes, Pierre Bourdieu, Henri Bergson, Georges Dumézil, Michel Foucault gibi isimler sayılabilir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/prof-dr-edhem-eldem-college-de-franceda-turk-osmanli-tarihi-kursusune-secildi">Prof. Dr. Edhem Eldem, Collège de France’da Türk ve Osmanlı Tarihi Kürsüsü’ne seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8159 size-full" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/11/untitled-1.png" alt="" width="620" height="323" />Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Edhem Eldem, Fransa’nın prestijli kurumlarından Collège de France’da Uluslararası Türk ve Osmanlı Tarihi Kürsüsü’ne seçildi. Bu görev kapsamında beş yıl süreyle konferanslar verecek ve araştırma yapacak. Eldem, 21 Aralık 2017 günündeki açılış konferansından sonra Ocak ve Şubat 2018 aylarında Collège de France’da <strong>“</strong>Batı’nın karşısında Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye<strong>”</strong> konulu konferans dizisine başlayacak.</p>
<p><strong>Bu büyük bir onur</strong></p>
<p>Kurumun mevcut altı uluslararası kürsüsünden birinin sahibi olan Eldem, bunu ‘’büyük bir onur’’ olarak değerlendiriyor. <em>“</em>Önümüzdeki beş yıl boyunca Ocak ve Şubat aylarında benden beklenen dokuz saatlik konferans dizisini oluşturacağım. Mayıs ayında ise arkeoloji ve müzecilik konusunda bir bilimsel toplantı düzenlemeyi planlıyorum. Fakat bunun ötesinde bu görevi, hem Collège de France’ın diğer bazı kürsüler, hem Fransa’daki Türk ve Osmanlı araştırmaları, hem Boğaziçi Üniversitesindeki mevcut yapı arasında ortak bir dinamik yaratmanın fırsatı olarak görüyorum<em>” </em>diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bilimi yapılırken öğretmek”</strong></p>
<p>1530’da Fransa Kralı I. François tarafından kurulan ve tarihte pek benzeri olmayan kurum, eğitim ve araştırma yaklaşımıyla akademik çevrelerde ayrıcalıklı bir konuma sahip. “Bilimi yapılırken öğretmek” ilkesine dayanan bu kurum, alanlarında üstün başarı elde etmiş kişilerin araştırmalarına devam ederken birikim ve çalışmalarını kamuya açık konferanslar ile geniş bir kitleyle paylaşmalarına imkân veren bir yapıya sahip.</p>
<p>Collège de France’ın kürsüleri, sosyal, beşeri ve temel bilimleri kapsamakta Matematik ve sayısal bilimler (4 kürsü), Fizik ve Kimya (8 kürsü), Yaşam Bilimleri (9 kürsü), Beşeri Bilimler (10 kürsü), Tarih ve Edebiyat (11 kürsü) başlıkları altında toplanan bu kürsüler, “Veriler Bilimi”, “İstatistiki Fizik”, “Biyolojik Süreçler Kimyası”, “İklim ve Okyanus Evrimi”, “Bilginin Metafiziği ve Felsefesi”, “Çin’in Entelektüel Tarihi” veya “Modern ve Çağdaş Fransız Edebiyatı” gibi başlıklar taşıyabilmekte. Kurumun bir özelliği, bu kürsülerin kalıcı olmayıp sahiplerinin görev süresiyle sınırlı olması.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Celal Şengör de &#8216;Tektonik&#8217; kürsüsüne davet edilmişti</strong></p>
<p>Türkiye’den şimdiye kadar İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Celal Şengör, 2004/2005 yılında Tektonik konusunda bir yıllık bir kürsüye davet edilmişti. Edhem Eldem’in seçildiği beş yıllık uluslararası kürsüler, Collège de France’a uzun süreli kazandırılmak istenen fakat Fransa dışında yaşayan ve kendi kurumlarını terk etmek istemeyen bilim insanları için oluşturulmuş. Bugün Collège de France’da 42 sabit, 6 uluslararası ve 3 de yıllık kürsü bulununuyor.</p>
<p>Neredeyse beş yüzyıllık bir geçmişe sahip olan kurumun tarihinde iz bırakmış kişiler arasında Raymond Aron, Roland Barthes, Pierre Bourdieu, Henri Bergson, Georges Dumézil, Michel Foucault gibi isimler sayılabilir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/prof-dr-edhem-eldem-college-de-franceda-turk-osmanli-tarihi-kursusune-secildi">Prof. Dr. Edhem Eldem, Collège de France’da Türk ve Osmanlı Tarihi Kürsüsü’ne seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8158</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
