<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cem say arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/cem-say/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/cem-say</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Mar 2025 18:53:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>DeepSeek ile düşünen yapay zekaya doğru</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/deepseek-ile-dusunen-yapay-zekaya-dogru</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2025 18:53:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[DeepSeek]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çin&#8217;de geliştirilen DeepSeek neleri değiştirecek? Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Cem Say, yapay zekada bundan sonra neleri beklememiz gerektiğini HBT Yayın Danışmanı Orhan Bursalı&#8217;ya anlattı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/deepseek-ile-dusunen-yapay-zekaya-dogru">DeepSeek ile düşünen yapay zekaya doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="yt-core-attributed-string yt-core-attributed-string--white-space-pre-wrap" dir="auto"><span class="yt-core-attributed-string--link-inherit-color" dir="auto">Çin&#8217;de geliştirilen DeepSeek neleri değiştirecek? </span></span></p>
<p><span class="yt-core-attributed-string yt-core-attributed-string--white-space-pre-wrap" dir="auto"><span class="yt-core-attributed-string--link-inherit-color" dir="auto">Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Cem Say, yapay zekada bundan sonra neleri beklememiz gerektiğini HBT Yayın Danışmanı Orhan Bursalı&#8217;ya anlattı.</span></span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/deepseek-ile-dusunen-yapay-zekaya-dogru">DeepSeek ile düşünen yapay zekaya doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32225</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Virüse karşı elimizdeki kozu kullanalım!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/viruse-karsi-elimizdeki-kozu-kullanalim</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2020 14:58:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cem Say]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=19317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilgisayar mühendislerinin insanlığa en büyük armağanı olan yeni büyük ağı neden hakkıyla kullanmıyoruz? Neden her gün onca çocuk ve genci otobüslere ve sınıflara doldurup “korona partisi” yaptıralım? Bu çağda internetsiz, bilgisayarsız öğrenci olur mu? Dünyamız Covid-19 belasıyla boğuşmaya başladığında, son yıllarda insanlar arasındaki bilgi akışını bizim neslin gençliğinde hayal bile edilemeyecek şekilde kolaylaştıran teknolojinin yeni düşmanımız olan sinsi virüse karşı da en önemli silahımız olduğunu fark ettik. Bilim insanlarının araştırma sonuçlarını birbirleriyle anında paylaşabilmeleri için kurulmuş olan altyapı sayesinde aşı ve ilaç çalışmaları benzersiz bir hızla yola koyuldu. (Bilgiyi özgürce akıtmak yerine sansürlemeye odaklı eski kafa yapısının zararı da bir kez daha ortaya çıktı.) Dahası, milyonlarca insan tarihte görülmemiş bir hızla yaşama tarzını değiştirebildi. Bazılarımız neredeyse hiçbir kesinti yaşamadan onlarca yıllık işlerimizi işyerine hiç gitmeden, evden yapabileceğimizi, hatta dışarı çıkmayı gerektirdiği sanılan neredeyse tüm faaliyetlerimizi eve çekebileceğimizi gördük. Milyonlarca öğrenci okulları boşaltıp eğitimlerini sürdürmek için  ekran başına oturdular, boş vakitlerinde de yıllardır “bırak şu telefonu elinden!” diye homurdanan büyüklerinin aniden dijitalleşen hayatlarına uyum sağlamalarına yardım etmeye çalıştılar. Fiziksel olarak ayrı kaldığımız sevdiklerimizle istediğimiz anda yüz yüze konuşabildik. Bir yandan da insanların aylarca evlerinden çıkmadan alışveriş yapıp tüm gereksinimlerinin kapılarının önüne bırakılmasını sağlayabilenler ile buna gücü yetmeyenler olarak ikiye ayrıldığı, kimi şatafatlı devletlerin o eski çağdan miras düzenlerinin yoksulları geçici bir süre için bile evlerinde hayatta tutacak güce ve basirete sahip olmadığı meydana çıktı. Karantina günlerinde tamamladığım “Yeni Dünya, Yeni Ağ” kitabımda kelimenin tam anlamıyla bir “devrim” olarak tanımlamamız gereken bilgi teknolojisinin doğuşunu ve dünyayı sarışını anlatırken eğitim konusunda sağladığı benzersiz olanaklara da değiniyorum: Artık cehaletin hiçbir mazereti kalmadı. İnternete bağlanabilen bir insan dünyanın en iyi öğretmenlerinin en iyi derslerini izleyebiliyor; dil engelini aşmak için de yine internet üzerinde bedavaya bulabileceğiniz dersler var. Türkiye salgının başında akıllıca bir kararla her düzeyde okulu kapatarak uzaktan öğretime geçti. Ansızın gereken bu geçişin sonucunda bahar yarıyılında mükemmel eğitim verememiş olabiliriz elbet. Bilgisayar mühendisliği hocası olarak benim bile dersi “tahtada” veriyor olma izlenimini yaratacak düzeneği kurmam birkaç hafta sürdü. Fakat asıl sorun, bazı öğrencilerin internete bağlanamamasıydı. Bu büyük adaletsizlik (ve uzaktan sınav yapmanın zorlukları) Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2020 baharında not verilmeyeceğini, herkesin sınıfı geçeceğini açıklamasında etken oldu. Öte yandan, kimi üniversitelerin ve ortaöğretimde bir grup okulun uzaktan eğitimi bu şartlar altında hakkıyla gerçekleştirdiğine, öğrencilerin her sabah olağan programlarındaki dersleri hocalarıyla yüzyüze gelip konuşarak aldıklarına, yoklama yapıldığına vs. de tanığım. MEB’in “not yok” kararı bu şekilde düzgün eğitim alabilen ortaöğretim öğrencilerinde motivasyon kaybı yarattı. Salgın bitmedi, sonbahar için uzmanların tahminleri de pek neşeli değil. Okullar gerçekten 31 Ağustos’ta açılacak mı? MEB’in duyurduğu “her dört metrekareye bir öğrenci” şartlarını sağlayabilecek bir okul biliyor musunuz? Yoksa bu kurallar pandemi başında toplu taşıma için konulanlar gibi ilk gün uygulanamayacakları görülüp kaldırılacak mı? Uzaktan öğretim sürerse internetle buluşturamadığımız çocuklarımız ne olacak? Benim önerim şu: MEB (eğer bunu henüz yapmadıysa) hemen tüm öğrencilerine yukarıda özetlediğim kaliteli şekilde uzaktan eğitim verebilen okulların hangileri olduğunu saptasın, sonra da en azından bu okulların 2020-2021 döneminde de uzaktan eğitim vermesine izin versin. Fakat bu sefer uzaktan eğitim gören öğrenciler de ödev ve sözlü sınavlar üzerinden (“yumuşak” da olsa) bir değerlendirme ile not alsınlar. Böylece “nasılsa sınıf geçeceğim, neden derse çalışayım?” fikri oluşmasın. Bu öneri “ideal olmayan bir dünyada elimizden gelenin en iyisini nasıl yaparız?” düşüncesinden kaynaklanıyor. Eğer amaç virüsün yayılmasına olabildiğince az şans vermekse ne kadar kişiyi toplu mekanlardan ve taşıtlardan uzak tutabilirsek o kadar iyi. Böyle bir karar, belli sayıda insanın trafikten çekilmesini sağlayarak (uzaktan eğitimi yeterli nitelikte – veya hiç – veremeyen okulların öğrenci ve öğretmenleri de dahil olmak üzere) evden çıkmak zorunda olan diğer yurttaşlara da faydalı olacaktır. Peki ama bu adaletsizlik değil mi? Evet! Ama bu adaletsizliğin çözümü herkesi sınıflara sokup “korona partisi”ne dahil etmekte değil. “Bu çağda tüm öğrencilerine eğitimleri için gerekli hızda internet bağlantısı ve cihaz sağlayamayan devlet olur mu? O kadar vergimiz nereye gidiyor?” diye sesimizi yükseltip uyuyanları uyandırmakta. Cem Say</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/viruse-karsi-elimizdeki-kozu-kullanalim">Virüse karşı elimizdeki kozu kullanalım!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgisayar mühendislerinin insanlığa en büyük armağanı olan yeni büyük ağı neden hakkıyla kullanmıyoruz? Neden her gün onca çocuk ve genci otobüslere ve sınıflara doldurup “korona partisi” yaptıralım? Bu çağda internetsiz, bilgisayarsız öğrenci olur mu?</p>
<p>Dünyamız Covid-19 belasıyla boğuşmaya başladığında, son yıllarda insanlar arasındaki bilgi akışını bizim neslin gençliğinde hayal bile edilemeyecek şekilde kolaylaştıran teknolojinin yeni düşmanımız olan sinsi virüse karşı da en önemli silahımız olduğunu fark ettik. Bilim insanlarının araştırma sonuçlarını birbirleriyle anında paylaşabilmeleri için kurulmuş olan altyapı sayesinde aşı ve ilaç çalışmaları benzersiz bir hızla yola koyuldu. (Bilgiyi özgürce akıtmak yerine sansürlemeye odaklı eski kafa yapısının zararı da bir kez daha ortaya çıktı.) Dahası, milyonlarca insan tarihte görülmemiş bir hızla yaşama tarzını değiştirebildi. Bazılarımız neredeyse hiçbir kesinti yaşamadan onlarca yıllık işlerimizi işyerine hiç gitmeden, evden yapabileceğimizi, hatta dışarı çıkmayı gerektirdiği sanılan neredeyse tüm faaliyetlerimizi eve çekebileceğimizi gördük. Milyonlarca öğrenci okulları boşaltıp eğitimlerini sürdürmek için  ekran başına oturdular, boş vakitlerinde de yıllardır “bırak şu telefonu elinden!” diye homurdanan büyüklerinin aniden dijitalleşen hayatlarına uyum sağlamalarına yardım etmeye çalıştılar. Fiziksel olarak ayrı kaldığımız sevdiklerimizle istediğimiz anda yüz yüze konuşabildik. Bir yandan da insanların aylarca evlerinden çıkmadan alışveriş yapıp tüm gereksinimlerinin kapılarının önüne bırakılmasını sağlayabilenler ile buna gücü yetmeyenler olarak ikiye ayrıldığı, kimi şatafatlı devletlerin o eski çağdan miras düzenlerinin yoksulları geçici bir süre için bile evlerinde hayatta tutacak güce ve basirete sahip olmadığı meydana çıktı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-19318 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/07/ydyakapak-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/07/ydyakapak-193x300.jpg 193w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/07/ydyakapak.jpg 411w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" />Karantina günlerinde tamamladığım “Yeni Dünya, Yeni Ağ” kitabımda kelimenin tam anlamıyla bir “devrim” olarak tanımlamamız gereken bilgi teknolojisinin doğuşunu ve dünyayı sarışını anlatırken eğitim konusunda sağladığı benzersiz olanaklara da değiniyorum: Artık cehaletin hiçbir mazereti kalmadı. İnternete bağlanabilen bir insan dünyanın en iyi öğretmenlerinin en iyi derslerini izleyebiliyor; dil engelini aşmak için de yine internet üzerinde bedavaya bulabileceğiniz dersler var.</p>
<p>Türkiye salgının başında akıllıca bir kararla her düzeyde okulu kapatarak uzaktan öğretime geçti. Ansızın gereken bu geçişin sonucunda bahar yarıyılında mükemmel eğitim verememiş olabiliriz elbet. Bilgisayar mühendisliği hocası olarak benim bile dersi “tahtada” veriyor olma izlenimini yaratacak düzeneği kurmam birkaç hafta sürdü. Fakat asıl sorun, bazı öğrencilerin internete bağlanamamasıydı. Bu büyük adaletsizlik (ve uzaktan sınav yapmanın zorlukları) Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2020 baharında not verilmeyeceğini, herkesin sınıfı geçeceğini açıklamasında etken oldu. Öte yandan, kimi üniversitelerin ve ortaöğretimde bir grup okulun uzaktan eğitimi bu şartlar altında hakkıyla gerçekleştirdiğine, öğrencilerin her sabah olağan programlarındaki dersleri hocalarıyla yüzyüze gelip konuşarak aldıklarına, yoklama yapıldığına vs. de tanığım. MEB’in “not yok” kararı bu şekilde düzgün eğitim alabilen ortaöğretim öğrencilerinde motivasyon kaybı yarattı.</p>
<p>Salgın bitmedi, sonbahar için uzmanların tahminleri de pek neşeli değil. Okullar gerçekten 31 Ağustos’ta açılacak mı? MEB’in duyurduğu “her dört metrekareye bir öğrenci” şartlarını sağlayabilecek bir okul biliyor musunuz? Yoksa bu kurallar pandemi başında toplu taşıma için konulanlar gibi ilk gün uygulanamayacakları görülüp kaldırılacak mı? Uzaktan öğretim sürerse internetle buluşturamadığımız çocuklarımız ne olacak?</p>
<p>Benim önerim şu: MEB (eğer bunu henüz yapmadıysa) hemen tüm öğrencilerine yukarıda özetlediğim kaliteli şekilde uzaktan eğitim verebilen okulların hangileri olduğunu saptasın, sonra da en azından bu okulların 2020-2021 döneminde de uzaktan eğitim vermesine izin versin. Fakat bu sefer uzaktan eğitim gören öğrenciler de ödev ve sözlü sınavlar üzerinden (“yumuşak” da olsa) bir değerlendirme ile not alsınlar. Böylece “nasılsa sınıf geçeceğim, neden derse çalışayım?” fikri oluşmasın.</p>
<p>Bu öneri “ideal olmayan bir dünyada elimizden gelenin en iyisini nasıl yaparız?” düşüncesinden kaynaklanıyor. Eğer amaç virüsün yayılmasına olabildiğince az şans vermekse ne kadar kişiyi toplu mekanlardan ve taşıtlardan uzak tutabilirsek o kadar iyi. Böyle bir karar, belli sayıda insanın trafikten çekilmesini sağlayarak (uzaktan eğitimi yeterli nitelikte – veya hiç – veremeyen okulların öğrenci ve öğretmenleri de dahil olmak üzere) evden çıkmak zorunda olan diğer yurttaşlara da faydalı olacaktır.</p>
<p>Peki ama bu adaletsizlik değil mi? Evet! Ama bu adaletsizliğin çözümü herkesi sınıflara sokup “korona partisi”ne dahil etmekte değil. “Bu çağda tüm öğrencilerine eğitimleri için gerekli hızda internet bağlantısı ve cihaz sağlayamayan devlet olur mu? O kadar vergimiz nereye gidiyor?” diye sesimizi yükseltip uyuyanları uyandırmakta.</p>
<p><strong>Cem Say</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/viruse-karsi-elimizdeki-kozu-kullanalim">Virüse karşı elimizdeki kozu kullanalım!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19317</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Edebiyatsız aşk olur mu: Robotlar âşık olacak mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/edebiyatsiz-ask-olur-mu-robotlar-asik-olacak-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 11:27:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeşehir üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[inci aral]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13836</guid>

					<description><![CDATA[<p>100.000 okur hedefine emin adımlarla ilerleyen Herkese Bilim Teknoloji’nin büyük ilgi gören Dijital Kültür ve Yapay Zekâ konferanslarının sonuncusu Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş kampüsünde gerçekleşti. Daimî katılımcılarımız Tanol Türkoğlu ve Prof. Dr. Cem Say’ın yanı sıra yazar İnci Aral da konferansımızda yer aldı. “Aşk bir devrimdir.” Tanol Türkoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı konferansta, Prof. Dr. Cem Say, robotların âşık olup olamayacağı sorusunu irdelerken yazar İnci Aral, son kitabı Aşkın Güzelliği eserinin aşk izleği üzerinden yapay zekâ âşık olabilir mi tartışmasına edebiyat odağında yaklaştı. Türkoğlu, Aral’a ilk olarak, kitabında aşkı hangi açıdan devrime benzettiğini sorması üzerine Aral, “İki kişi belli bir öngörü ile bir araya geliyorlar. Ve bunlar bir araya gelişte -aile, finansal zorluklar vs- hiçbir kural tanımadan eskiyi yıkmak ve kendileri için yeni bir dünya inşa etmek üzere hareket ediyorlar. İşte aşkın devrimci yanı, buradan geliyor.” dedi. Aşkı, güçlü bir duygu ve bir araya gelme (bütünleşme) isteği, yeni bir dünya yaratma arzusu olarak tanımlayan Aral, aşkın bütün duvarları yıkmaya hazır ve aşkın bir gelecek tahayyülü olduğuna vurgu yaptı. Tartışmada ayrıca, bilim yapmanın da bir nevi aşk olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği irdelendi. Say buna karşı çıktı, “Bence bilim, olasılıkları rasyonel şekilde değerlendirip en akıllıca ve buradan çıkması makul görünen sonuca -kendi prosedürleriyle- varmaktır. Ancak aşkta rasyonellikten bir nevi ‘saçmalamaya’ kayma söz konusu” diyerek bilimle aşkı birbirinden ayırdı. Bu ayrımın ardından Türkoğlu, Aral’ın son kitabından “Âşık olmak için öncelikle aşka hazır duygu hali içinde olmak gerekir.” alıntısı yaptı. Aral, söylediğinin genelde doğru olduğunu fakat istisnai bir şekilde aşkın insanı hiç beklemediği bir anda da yakalayabileceğine vurgu yaptı. Bu duygu ve ruh hali durumu tartışmasının açılması, âşık olmanın bilimsel dayanak noktasını yakalaması açısından önemliydi. Aşkın nörobiyolojisinden bahsediyoruz. Aşk beyinde uyuşturucu etkisi yaratıyor Tanol Türkoğlu; Tobias Esch ve George B. Stefano’nun yazdığı “The Neurobiology of Love” eserinden yaptığı alıntıyla konferansın çarpıcı noktasına geldi: “Âşık olduğunuzda beynin saplantı, delilik, sarhoşluk, susuzluk ve açlık devreleri aynı anda harekete geçer. Tıpkı eroin, kokain ve ekstazi gibi uyuşturucuların etkileri gibi. Beyninizi resmen ateş basıyor. Çünkü dopamin, östrojen/testestoron, oksitosin hormonları aynı anda beyne hücum eder. Bu hücum karşısında beynin endişe, korku, analiz dikkat merkezi havlu atar.” Türkoğlu, bu bir anomali (aykırılık hali) mi diyerek bir tartışma başlattı. Say, demek ki aşkın da -insanların başına gelen her şey gibi- beyinde olup biten bir şey olduğuna dikkat çekti. Bu açıdan moleküler düzeyde bir sebebi olan aşkın, evrimsel açıdan bir gereklilik olduğuna değindi. Bu durumda aşk bilimsel bir fenomendir denebilir. Burada bilim ile edebiyatın aşk konusunda birleştiğini de söyleyebiliriz. Sadece biri daha teknik ifadeler kullanırken diğerinde söz sanatlarının kullanılma yetisi söz konusu; ancak varılan nokta aynı: AŞK! Peki robotlar ve aşk? Yazının tamamını, 10 Mayıs Cuma günü raflardaki yerini alacak yeni (163.) sayımızda okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/edebiyatsiz-ask-olur-mu-robotlar-asik-olacak-mi">Edebiyatsız aşk olur mu: Robotlar âşık olacak mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>100.000 okur hedefine emin adımlarla ilerleyen Herkese Bilim Teknoloji’nin büyük ilgi gören Dijital Kültür ve Yapay Zekâ konferanslarının sonuncusu Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş kampüsünde gerçekleşti. Daimî katılımcılarımız Tanol Türkoğlu ve Prof. Dr. Cem Say’ın yanı sıra yazar İnci Aral da konferansımızda yer aldı.</p>
<p><strong>“Aşk bir devrimdir.”</strong></p>
<p>Tanol Türkoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı konferansta, Prof. Dr. Cem Say, robotların âşık olup olamayacağı sorusunu irdelerken yazar İnci Aral, son kitabı <em>Aşkın Güzelliği</em> eserinin aşk izleği üzerinden yapay zekâ âşık olabilir mi tartışmasına edebiyat odağında yaklaştı.</p>
<p>Türkoğlu, Aral’a ilk olarak, kitabında aşkı hangi açıdan devrime benzettiğini sorması üzerine Aral, “İki kişi belli bir öngörü ile bir araya geliyorlar. Ve bunlar bir araya gelişte -aile, finansal zorluklar vs- hiçbir kural tanımadan eskiyi yıkmak ve kendileri için yeni bir dünya inşa etmek üzere hareket ediyorlar. İşte aşkın devrimci yanı, buradan geliyor.” dedi. Aşkı, güçlü bir duygu ve bir araya gelme (bütünleşme) isteği, yeni bir dünya yaratma arzusu olarak tanımlayan Aral, aşkın bütün duvarları yıkmaya hazır ve aşkın bir gelecek tahayyülü olduğuna vurgu yaptı.</p>
<p>Tartışmada ayrıca, bilim yapmanın da bir nevi aşk olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği irdelendi. Say buna karşı çıktı, “Bence bilim, olasılıkları rasyonel şekilde değerlendirip en akıllıca ve buradan çıkması makul görünen sonuca -kendi prosedürleriyle- varmaktır. Ancak aşkta rasyonellikten bir nevi ‘saçmalamaya’ kayma söz konusu” diyerek bilimle aşkı birbirinden ayırdı.</p>
<p>Bu ayrımın ardından Türkoğlu, Aral’ın son kitabından “Âşık olmak için öncelikle aşka hazır duygu hali içinde olmak gerekir.” alıntısı yaptı. Aral, söylediğinin genelde doğru olduğunu fakat istisnai bir şekilde aşkın insanı hiç beklemediği bir anda da yakalayabileceğine vurgu yaptı. Bu duygu ve ruh hali durumu tartışmasının açılması, âşık olmanın bilimsel dayanak noktasını yakalaması açısından önemliydi. Aşkın nörobiyolojisinden bahsediyoruz.</p>
<p><strong>Aşk beyinde uyuşturucu etkisi yaratıyor</strong></p>
<p>Tanol Türkoğlu; Tobias Esch ve George B. Stefano’nun yazdığı <em>“The Neurobiology of Love” </em>eserinden yaptığı alıntıyla konferansın çarpıcı noktasına geldi: “Âşık olduğunuzda beynin saplantı, delilik, sarhoşluk, susuzluk ve açlık devreleri aynı anda harekete geçer. Tıpkı eroin, kokain ve ekstazi gibi uyuşturucuların etkileri gibi. Beyninizi resmen ateş basıyor. Çünkü dopamin, östrojen/testestoron, oksitosin hormonları aynı anda beyne hücum eder. Bu hücum karşısında beynin endişe, korku, analiz dikkat merkezi havlu atar.” Türkoğlu, bu bir anomali (aykırılık hali) mi diyerek bir tartışma başlattı.</p>
<p>Say, demek ki aşkın da -insanların başına gelen her şey gibi- beyinde olup biten bir şey olduğuna dikkat çekti. Bu açıdan moleküler düzeyde bir sebebi olan aşkın, evrimsel açıdan bir gereklilik olduğuna değindi. Bu durumda aşk bilimsel bir fenomendir denebilir. Burada bilim ile edebiyatın aşk konusunda birleştiğini de söyleyebiliriz. Sadece biri daha teknik ifadeler kullanırken diğerinde söz sanatlarının kullanılma yetisi söz konusu; ancak varılan nokta aynı: AŞK!</p>
<p>Peki robotlar ve aşk?</p>
<p>Yazının tamamını, <strong>10 Mayıs Cuma</strong> günü raflardaki yerini alacak yeni (163.) sayımızda okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/edebiyatsiz-ask-olur-mu-robotlar-asik-olacak-mi">Edebiyatsız aşk olur mu: Robotlar âşık olacak mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13836</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Konferans: Sanal dünyada aşk ve gerçek aşk</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-sanal-dunyada-ask-ve-gercek-ask</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2019 08:37:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[inci aral]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[sanal dünya]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital Kültür ve Yapay Zeka &#8211; 13 &#160; Sezon finalinde, ünlü yazarımız İnci Aral’ın da katılımıyla “Sanal dünyada aşk ve gerçek aşk” konusu üzerine derin sohbet var. Aşk nedir? Aşk dijital dünyada biçim, içerik, nitelik mi değiştiriyor? İnsan aşk karşısında ne kadar özgür? Robotların duygusu olacak mı? Robot ile insan arasında, eğer gerçekleşirse yoğun duygu alışverişinin temelleri nasıl oluşturulacak? İnci Aral, yeni yayımlanan Aşkın Güzelliği kitabında aşk üzerine yazılan metinlere değişik yorumlar katarak zenginleştirdi. Tanol Türkoğlu, İnci Aral ve Cem Say konuyu farklı açılardan ele alacak ve tartışacaklar. Saat 17:30&#8216;da Tanol Türkoğlu Dijital Racon, İnci Aral Aşkın Güzelliği ve Cem Say 50 Soruda Yapay Zeka kitaplarını imzalayacak. 4 Mayıs Cumartesi günü, saat 18:00’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleştireceğimiz konferansa davetlisiniz. https://www.facebook.com/events/1198951080278753/ Facebook sayfamızda canlı yayın yapacağız. Etkinlik ücretsizdir. Tarih: 4 Mayıs 2019 Saat: 18:00 Yer: BAU Beşiktaş Kampüsü</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-sanal-dunyada-ask-ve-gercek-ask">Konferans: Sanal dünyada aşk ve gerçek aşk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Dijital Kültür ve Yapay Zeka &#8211; 13</strong></p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-13770" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/konfi13-web-300x225.png" alt="" width="500" height="375" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/konfi13-web-300x225.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/05/konfi13-web.png 800w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sezon finalinde, ünlü yazarımız <strong>İnci Aral</strong>’ın da katılımıyla <strong>“Sanal dünyada aşk ve gerçek aşk”</strong> konusu üzerine derin sohbet var. Aşk nedir? Aşk dijital dünyada biçim, içerik, nitelik mi değiştiriyor? İnsan aşk karşısında ne kadar özgür? Robotların duygusu olacak mı? Robot ile insan arasında, eğer gerçekleşirse yoğun duygu alışverişinin temelleri nasıl oluşturulacak? İnci Aral, yeni yayımlanan <em><strong>Aşkın Güzelliği</strong> </em>kitabında aşk üzerine yazılan metinlere değişik yorumlar katarak zenginleştirdi.</p>
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/tanol-turkoglu">Tanol Türkoğlu</a>, İnci Aral ve <a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/cem-say">Cem Say</a> konuyu farklı açılardan ele alacak ve tartışacaklar.</p>
<p>Saat <strong>17:30</strong>&#8216;da Tanol Türkoğlu <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/dijital-racon">Dijital Racon</a>, İnci Aral <a href="https://www.kirmizikedi.com/kitap/urun/a5449dd8f1694f6e8448e9d243a24e26">Aşkın Güzelliği</a> ve Cem Say <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/50-soruda-yapay-zeka">50 Soruda Yapay Zeka</a> kitaplarını imzalayacak.</p>
<p>4 Mayıs Cumartesi günü, saat <strong>18:00</strong>’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleştireceğimiz konferansa davetlisiniz.</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/events/1198951080278753/">https://www.facebook.com/events/1198951080278753/</a></p>
<p>Facebook sayfamızda canlı yayın yapacağız.</p>
<p>Etkinlik ücretsizdir.</p>
<p>Tarih: 4 Mayıs 2019<br />
Saat: 18:00<br />
Yer: BAU Beşiktaş Kampüsü</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-sanal-dunyada-ask-ve-gercek-ask">Konferans: Sanal dünyada aşk ve gerçek aşk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13767</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Konferans: Yarının harika çocukları insan mı, robot mu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-yarinin-harika-cocuklari-insan-mi-robot-mu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2019 13:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeşehir üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[türker kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13417</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital Kültür ve Yapay Zeka &#8211; 12 Yarının harika çocukları insan mı, robot mu? Yoksa gün gelecek çocuğumuza dijital eğitim hapı mı yutturacağız? İnsan mı daha hızlı öğrenecek, robot mu? Yapay zeka, eğitimi nasıl şekillendirecek? Bir robot ile bir insan yavrusunu öğrenme süreçlerine soksak, rekabet ve üstünlükleri, yetenek ve zekaları konusunda neler söyleyebiliriz? Tanol Türkoğlu, Türker Kılıç ve Cem Say konuyu farklı açılardan ele alacak ve tartışacaklar. Ayrıca Cem Say &#8220;50 Soruda Yapay Zeka&#8221; ve Tanol Türkoğlu da &#8220;Dijital Racon&#8221; kitaplarını imzalayacak. 6 Nisan Cumartesi günü, saat 17:00’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleştireceğimiz konferansa davetlisiniz. https://www.facebook.com/events/278002066424627/ Facebook üzerinden canlı yayın yapacağız. Etkinlik ücretsizdir. Tarih: 6 Nisan 2019 Saat: 17:00 Yer: BAU Beşiktaş Kampüsü</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-yarinin-harika-cocuklari-insan-mi-robot-mu">Konferans: Yarının harika çocukları insan mı, robot mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Dijital Kültür ve Yapay Zeka &#8211; 12</strong></p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-13418" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/nisan-konfi.png" alt="" width="500" height="375" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/nisan-konfi.png 800w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/nisan-konfi-300x225.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>Yarının harika çocukları insan mı, robot mu? Yoksa gün gelecek çocuğumuza dijital eğitim hapı mı yutturacağız? İnsan mı daha hızlı öğrenecek, robot mu? Yapay zeka, eğitimi nasıl şekillendirecek? Bir robot ile bir insan yavrusunu öğrenme süreçlerine soksak, rekabet ve üstünlükleri, yetenek ve zekaları konusunda neler söyleyebiliriz?</p>
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/tanol-turkoglu">Tanol Türkoğlu</a>, Türker Kılıç ve <a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/cem-say">Cem Say</a> konuyu farklı açılardan ele alacak ve tartışacaklar.</p>
<p>Ayrıca Cem Say &#8220;<a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/50-soruda-yapay-zeka">50 Soruda Yapay Zeka</a>&#8221; ve Tanol Türkoğlu da &#8220;<a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/dijital-racon">Dijital Racon</a>&#8221; kitaplarını imzalayacak.</p>
<p>6 Nisan Cumartesi günü, saat 17:00’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleştireceğimiz konferansa davetlisiniz.</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/events/278002066424627/">https://www.facebook.com/events/278002066424627/</a></p>
<p>Facebook üzerinden canlı yayın yapacağız.</p>
<p>Etkinlik ücretsizdir.</p>
<p>Tarih: 6 Nisan 2019<br />
Saat: 17:00<br />
Yer: BAU Beşiktaş Kampüsü</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-yarinin-harika-cocuklari-insan-mi-robot-mu">Konferans: Yarının harika çocukları insan mı, robot mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13417</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Video: 20, 50, 100 yıl sonra nasıl bir dünya?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/video-20-50-100-yil-sonra-nasil-bir-dunya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 16:04:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[50 soruda yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeşehir üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[dijital racon]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türker kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13313</guid>

					<description><![CDATA[<p>9 Mart Cumartesi günü 11. kez düzenlediğimiz Dijital Kültür ve Yapay Zeka Konferansı&#8216;nda Tanol Türkoğlu, Türker Kılıç ve Cem Say bu kez önümüzdeki kısa dönem sayılabilecek 20 yıl, 50 yıl ve 100 yılda bizi nasıl bir dünyanın beklediğini anlamaya ve anlatmaya çalıştı. Video kaydı ve düzenlemesi için Bahçeşehir Üniversitesi&#8217;ne teşekkür ederiz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/video-20-50-100-yil-sonra-nasil-bir-dunya">Video: 20, 50, 100 yıl sonra nasıl bir dünya?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>9 Mart Cumartesi günü 11. kez düzenlediğimiz <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-20-50-100-yil-sonra-nasil-bir-dunya">Dijital Kültür ve Yapay Zeka Konferansı</a>&#8216;nda <a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/tanol-turkoglu">Tanol Türkoğlu</a>, Türker Kılıç ve <a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/cem-say">Cem Say</a> bu kez önümüzdeki kısa dönem sayılabilecek 20 yıl, 50 yıl ve 100 yılda bizi nasıl bir dünyanın beklediğini anlamaya ve anlatmaya çalıştı.</p>
<p>Video kaydı ve düzenlemesi için Bahçeşehir Üniversitesi&#8217;ne teşekkür ederiz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/video-20-50-100-yil-sonra-nasil-bir-dunya">Video: 20, 50, 100 yıl sonra nasıl bir dünya?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13313</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Konferans: 20, 50, 100 yıl sonra nasıl bir dünya?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-20-50-100-yil-sonra-nasil-bir-dunya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Mar 2019 15:23:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeşehir üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[türker kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital Kültür ve Yapay Zeka &#8211; 11 Geleceği tahmin etmek olanaklı mıdır? Bilimsel uzmanlık bize nelerin olabileceğini söyleme imkanını mı verir, nelerin olamayacağını mı? Bilişim teknolojisinin sınırları hakkında neler biliyoruz? Akıllı nesnelerle insanların ilişkisi nasıl gelişecek? Kışın ortasında gece yarısı güncelleme nedeniyle kapanan şofben, kirayı ödemediğiniz için açılmayan daire kapısı&#8230; Tanol Türkoğlu, Türker Kılıç ve Cem Say bu kez önümüzdeki kısa dönem sayılabilecek 20 yıl, 50 yıl ve 100 yılda bizi nasıl bir dünyanın beklediğini anlamaya ve anlatmaya çalışacaklar. Ayrıca Cem Say 50 Soruda Yapay Zeka ve Tanol Türkoğlu da Dijital Racon kitaplarını imzalayacak. 9 Mart Cumartesi günü, saat 17:00’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleştireceğimiz konferansa davetlisiniz. https://www.facebook.com/events/413361699428290/ Facebook üzerinden canlı yayın yapacağız. Etkinlik ücretsizdir. Tarih: 9 Mart 2019 Saat: 17:00 Yer: BAU Beşiktaş Kampüsü</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-20-50-100-yil-sonra-nasil-bir-dunya">Konferans: 20, 50, 100 yıl sonra nasıl bir dünya?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Dijital Kültür ve Yapay Zeka &#8211; 11</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13152" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/konfi-webkk.png" alt="" width="500" height="375" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/konfi-webkk.png 800w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/konfi-webkk-300x225.png 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p style="text-align: left;">Geleceği tahmin etmek olanaklı mıdır? Bilimsel uzmanlık bize nelerin olabileceğini söyleme imkanını mı verir, nelerin olamayacağını mı? Bilişim teknolojisinin sınırları hakkında neler biliyoruz? Akıllı nesnelerle insanların ilişkisi nasıl gelişecek? Kışın ortasında gece yarısı güncelleme nedeniyle kapanan şofben, kirayı ödemediğiniz için açılmayan daire kapısı&#8230;</p>
<div class="_63eu _63ev">
<div class="_63ew" data-testid="event-permalink-details">
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/tanol-turkoglu">Tanol Türkoğlu</a>, Türker Kılıç ve <a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/cem-say">Cem Say</a> bu kez önümüzdeki kısa dönem sayılabilecek 20 yıl, 50 yıl ve 100 yılda bizi nasıl bir dünyanın beklediğini anlamaya ve anlatmaya çalışacaklar.</p>
<p>Ayrıca Cem Say <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/50-soruda-yapay-zeka">50 Soruda Yapay Zeka </a>ve Tanol Türkoğlu da <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/dijital-racon">Dijital Racon</a> kitaplarını imzalayacak.</p>
<div class="text_exposed_show">
<p>9 Mart Cumartesi günü, saat 17:00’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleştireceğimiz konferansa davetlisiniz.</p>
</div>
</div>
<div class="_63ew" data-testid="event-permalink-details">
<p><a href="https://www.facebook.com/events/413361699428290/">https://www.facebook.com/events/413361699428290/</a></p>
<p>Facebook üzerinden canlı yayın yapacağız.</p>
<p>Etkinlik ücretsizdir.</p>
<p>Tarih: 9 Mart 2019<br />
Saat: 17:00<br />
Yer: BAU Beşiktaş Kampüsü</p>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-20-50-100-yil-sonra-nasil-bir-dunya">Konferans: 20, 50, 100 yıl sonra nasıl bir dünya?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13146</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kansere yenilmemek: Bir gün insanlık kazanacak</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/kansere-yenilmemek-bir-gun-insanlik-kazanacak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cem Say]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2019 09:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cem Say]]></category>
		<category><![CDATA[algoritma]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa çetiner]]></category>
		<category><![CDATA[rasyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12898</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mustafa Çetiner gibi uzmanların yazdığı bu mecrada kanser hakkında bana söz düşmez elbet, ama yine de mühendis bakışıyla anlayabildiklerimi kendim gibi tıptan anlamayan, ama bilgisayarcılıktan biraz anlayan okuyuculara yönelik olarak, kısa paragraflar halinde toparlamayı bir deneyeceğim. DNA bir tür bilgisayar programları kütüphanesi. İçindeki programlara &#8220;gen&#8221; diyoruz. Bu programlar adları A, T, G, C harfleriyle başlayan şu ünlü moleküller art arda dizilerek &#8220;yazılmış&#8221; (aslında evrilmiş). Bir bireyin DNA&#8217;sı, o bireyin sıfırdan nasıl inşa edileceğine ilişkin bilgileri kapsıyor. Her hücremizde tüm bu bilgiyi içeren DNA&#8217;mızın bir kopyası var. Herkesin DNA&#8217;sında her genin biri anneden, biri babadan gelen iki kopyası bulunuyor. Üreme zamanında yavruya bunlardan rastgele biri geçiyor. Genlere program dedik. Bütün bu programlar aynı anda çalışmıyor. Hücredeki kimyasal ortama göre sadece bazıları çalışıyor, diğerleri susuyor. Genetik programın “çalıştığı makine” Bilgisayarcı okurlar sorabilir: Bu programlar hangi makinede çalışıyor? İşin burası alıştığımız bilgisayarlara benzemiyor: A, C, G, T harflerinden oluşan her üç harflik dizinin bir anlamı var. Bir üçlü &#8220;program başı&#8221; anlamına geliyor, &#8220;program sonu&#8221; üçlüsü var, ve diğer üçlü kombinasyonlar da değişik amino asitlere (bunlar meşhur moleküller) tekabül ediyor. Hücre içindeki şahane bir mekanizma (bu geni tetikleyen bir kimyasal durum varsa, veya engelleyen bir durum yoksa) bu üçlüleri okuyup belirttikleri amino asitleri Lego parçaları gibi art arda birbirlerine takıyor. Sonunda ortaya çıkan şeye protein deniyor. Yani gendeki tarife göre özel bir protein üretilmiş oluyor. Bu proteinler acayip moleküller! Ve bir sürüsü var. Her biri fizik kuralları gereği ayrı şekilde katlanıp ayrı bir şekil alıyor ve böylece proteinlerin kullanıldığı çok daha zengin bir Lego oyunu mümkün hale geliyor. Organlar hep bunların değişik kombinasyonlarından oluşuyor. Ah o mutasyonlar Her hücre icabında kendisinin bir kopyasını çıkaracak şekilde bölünebiliyor. Tek hücreli atalarımızdan kalan bu özellik, büyüme için elzem. Ama her hücre canı çektiğinde bölünüp çoğalırsa o zaman kanser oluruz. Normalde bunun olmaması gerekir. O yüzden bunu engelleyen (yani  çalıştıklarında bölünmeyle ilgili süreci engelleyici bir kimyasal ortam oluşturan) genler de evrilmiş. Ama o kahrolası mutasyonlar yok mu&#8230; Mutasyon, gen programında değişiklik olması demek. Kimyasal veya fiziksel hasarlanmayla (sigara, çok fazla güneş, vs.) bu olabiliyor. Aslında mutasyonlar sayesinde varız. İlk canlılar bize benzemiyordu. Mutasyonla ortaya çıkan avantajlı özellikler evrimde sınıf atlatır. Ama bilgisayarcıların takdir edeceği gibi, çalışır durumdaki bir programda rastgele bir değişiklik yaparsanız sonucun iyi değil kötü olma ihtimali daha yüksek! Mutasyonla değişen gen işini yapamazsa bir şeyler yanlış gidebiliyor tabii. Mesela hücrelerin durmadan çoğalmasına engel olan gen bozulursa o hücre deli dolu çoğalmaya, kendi kopyaları da çoğalmaya, çoğalmaya başlıyor. Kanser bu. Düşmanı tanıyıp etkisizleştiriyor Tıp yıllarca kanserin yukarıda anlattığım mekanizmasını bilmediği için mikrobik hastalıklara bulduğu ilaçlar gibi ilaçlarla çözmeye çalışmış. Olmamış tabii! Çünkü örneğin antibiyotikler bizim hücrelerimizden bambaşka &#8220;şekil&#8221;leri olan hastalık hücrelerini rahatça ayırt edebilme mantığı üzerine kurulu. İlaç düşmanı tanıyıp onu etkisiz hale getiriyor. Oysa kanser hücreleri yine bizim hücrelerimiz! O yüzden tıp bu konuda binlerce yıl tıkanmış. Doktorların elinden kanserli bölgeyi vücuttan kesip atmaktan başka bir şey gelmiyor. Ama lanet hücreler hep başladıkları yerde çoğalmakla yetinmiyorlar. Kan veya lenf akıntılarına atlayıp vücudun uzak köşelerine gidebiliyorlar. O zaman cerrah nereyi keseceğini şaşırıyor. Sonra 20. yüzyılda kimyasal silahlara maruz kalan askerlerde o gazın hızlı çoğalan hücreleri yavaşlardan daha çok öldürdüğü fark ediliyor. Doktorlar aynı insanın hücrelerinin bazılarını öldürüp diğerlerini öldürmeme fikri üzerine heyecanlanıp sürüyle zehiri denemeye başlıyorlar. Kemoterapi doğmuş oluyor. Bir de o aralar Röntgen ışınlarının da tümörlere nişanlanınca onları öldürebildiğini fark ediyorlar. Bu da radyoterapinin doğuşu. Bunlar başta yazdığım mekanizmanın doğru dürüst anlaşılmasından önce bulunan yöntemler. Ama halen tedavi için bunlar kullanılıyor! Kesiyorlar, zehirliyorlar, icabında ışınlıyorlar. Hasta perişan oluyor, çünkü sağlıklı hücreleri de ölüyor. Hâlâ da tam şifa garantisi yok. Yeni fikirler Kanserle mücadelede yeni fikirler var; gen mühendisliği teknikleriyle kişinin kendi bağışıklık hücrelerine kanserli hücreleri öldürtmek gibi. Birileri bir şey yapmalı! Değerli dostum Dr. Işıl Arıcan&#8216;ın bu yazıyı başlattığım Twitter söyleşisinde dediği gibi, bir çare bulunmazsa bizim neslin çoğu kanserden ölecek, çünkü artık eskiden genç yaşta ölünen hastalıkların çoğunu hallettik, ve kanser mantığı gereği daha geç yaşlarda daha yüksek olasılıkla oluşuyor. Kendi mesleğim dahil birçok uğraşın bu mücadeleyle karşılaştırıldığında anlamsız ve önemsiz olduğunu düşünüyorum. Tabii Facebook kurucusu Zuckerberg&#8217;le eşinin ceplerinden 3 milyar dolarla başlatmış olduğu projede öngörüldüğü gibi bilgisayarcıların bu belanın defedilmesinin önemli bir parçası olacağı açık. Ama bazen başka herhangi bir şey yapmak anlamsız geliyor. Sizce kaynaklarımızı saray yapmaya, liseleri imam-hatipleştirmeye falan harcamaya devam mı etmeliyiz, yoksa bu işin ucundan tutmalı mıyız? Neyse, son söz: Kanserden ölen insanlara &#8220;kansere yenik düştü&#8221; denilmesi çok yanlış. Kurtuluş Savaşı şehitleri Yunanistan&#8217;a yenik mi düştü? Yenme-yenilme durumu varsa, bu bir savaşsa tıpla, insanlığın tümüyle kanser arasında. Ve bir gün insanlık kazanacak. Düşenlerin şerefine. Cem Say</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/kansere-yenilmemek-bir-gun-insanlik-kazanacak">Kansere yenilmemek: Bir gün insanlık kazanacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/mustafa-cetiner"><strong>Mustafa Çetiner</strong></a> gibi uzmanların yazdığı bu mecrada kanser hakkında bana söz düşmez elbet, ama yine de mühendis bakışıyla anlayabildiklerimi kendim gibi tıptan anlamayan, ama bilgisayarcılıktan biraz anlayan okuyuculara yönelik olarak, kısa paragraflar halinde toparlamayı bir deneyeceğim.</p>
<p>DNA bir tür bilgisayar programları kütüphanesi. İçindeki programlara &#8220;gen&#8221; diyoruz. Bu programlar adları A, T, G, C harfleriyle başlayan şu ünlü moleküller art arda dizilerek &#8220;yazılmış&#8221; (aslında evrilmiş).</p>
<p>Bir bireyin DNA&#8217;sı, o bireyin sıfırdan nasıl inşa edileceğine ilişkin bilgileri kapsıyor. Her hücremizde tüm bu bilgiyi içeren DNA&#8217;mızın bir kopyası var. Herkesin DNA&#8217;sında her genin biri anneden, biri babadan gelen iki kopyası bulunuyor. Üreme zamanında yavruya bunlardan rastgele biri geçiyor. Genlere program dedik. Bütün bu programlar aynı anda çalışmıyor. Hücredeki kimyasal ortama göre sadece bazıları çalışıyor, diğerleri susuyor.</p>
<p><strong>Genetik programın “çalıştığı makine”</strong></p>
<p>Bilgisayarcı okurlar sorabilir: Bu programlar hangi makinede çalışıyor? İşin burası alıştığımız bilgisayarlara benzemiyor: A, C, G, T harflerinden oluşan her üç harflik dizinin bir anlamı var. Bir üçlü &#8220;program başı&#8221; anlamına geliyor, &#8220;program sonu&#8221; üçlüsü var, ve diğer üçlü kombinasyonlar da değişik amino asitlere (bunlar meşhur moleküller) tekabül ediyor. <strong>Hücre içindeki şahane bir mekanizma</strong> (bu geni tetikleyen bir kimyasal durum varsa, veya engelleyen bir durum yoksa) bu üçlüleri okuyup belirttikleri amino asitleri Lego parçaları gibi art arda birbirlerine takıyor. Sonunda ortaya çıkan şeye protein deniyor. Yani gendeki tarife göre özel bir protein üretilmiş oluyor.</p>
<p>Bu proteinler acayip moleküller! Ve bir sürüsü var. Her biri fizik kuralları gereği ayrı şekilde katlanıp ayrı bir şekil alıyor ve böylece proteinlerin kullanıldığı çok daha zengin bir Lego oyunu mümkün hale geliyor. Organlar hep bunların değişik kombinasyonlarından oluşuyor.</p>
<p><strong>Ah o mutasyonlar</strong></p>
<p>Her hücre icabında kendisinin bir kopyasını çıkaracak şekilde bölünebiliyor. Tek hücreli atalarımızdan kalan bu özellik, büyüme için elzem. Ama her hücre canı çektiğinde bölünüp çoğalırsa o zaman kanser oluruz. Normalde bunun olmaması gerekir. O yüzden bunu engelleyen (yani  çalıştıklarında bölünmeyle ilgili süreci engelleyici bir kimyasal ortam oluşturan) genler de evrilmiş. Ama o kahrolası mutasyonlar yok mu&#8230;</p>
<p>Mutasyon, gen programında değişiklik olması demek. Kimyasal veya fiziksel hasarlanmayla (sigara, çok fazla güneş, vs.) bu olabiliyor.</p>
<p>Aslında mutasyonlar sayesinde varız. İlk canlılar bize benzemiyordu. Mutasyonla ortaya çıkan avantajlı özellikler evrimde sınıf atlatır.</p>
<p>Ama bilgisayarcıların takdir edeceği gibi, çalışır durumdaki bir programda rastgele bir değişiklik yaparsanız sonucun iyi değil kötü olma ihtimali daha yüksek! Mutasyonla değişen gen işini yapamazsa bir şeyler yanlış gidebiliyor tabii. Mesela hücrelerin durmadan çoğalmasına engel olan gen bozulursa o hücre deli dolu çoğalmaya, kendi kopyaları da çoğalmaya, çoğalmaya başlıyor. Kanser bu.</p>
<p><strong>Düşmanı tanıyıp etkisizleştiriyor</strong></p>
<p>Tıp yıllarca kanserin yukarıda anlattığım mekanizmasını bilmediği için mikrobik hastalıklara bulduğu ilaçlar gibi ilaçlarla çözmeye çalışmış. Olmamış tabii!</p>
<p>Çünkü örneğin antibiyotikler bizim hücrelerimizden bambaşka &#8220;şekil&#8221;leri olan hastalık hücrelerini rahatça ayırt edebilme mantığı üzerine kurulu. İlaç düşmanı tanıyıp onu etkisiz hale getiriyor.</p>
<p>Oysa kanser hücreleri yine bizim hücrelerimiz! O yüzden tıp bu konuda binlerce yıl tıkanmış. Doktorların elinden kanserli bölgeyi vücuttan kesip atmaktan başka bir şey gelmiyor. Ama lanet hücreler hep başladıkları yerde çoğalmakla yetinmiyorlar. Kan veya lenf akıntılarına atlayıp vücudun uzak köşelerine gidebiliyorlar. O zaman cerrah nereyi keseceğini şaşırıyor.</p>
<p>Sonra 20. yüzyılda kimyasal silahlara maruz kalan askerlerde o gazın hızlı çoğalan hücreleri yavaşlardan daha çok öldürdüğü fark ediliyor. Doktorlar aynı insanın hücrelerinin bazılarını öldürüp diğerlerini öldürmeme fikri üzerine heyecanlanıp sürüyle zehiri denemeye başlıyorlar. <strong>Kemoterapi</strong> doğmuş oluyor.</p>
<p>Bir de o aralar Röntgen ışınlarının da tümörlere nişanlanınca onları öldürebildiğini fark ediyorlar. Bu da <strong>radyoterapinin</strong> doğuşu.</p>
<p>Bunlar başta yazdığım mekanizmanın doğru dürüst anlaşılmasından önce bulunan yöntemler. Ama halen tedavi için bunlar kullanılıyor! Kesiyorlar, zehirliyorlar, icabında ışınlıyorlar. Hasta perişan oluyor, çünkü sağlıklı hücreleri de ölüyor. Hâlâ da tam şifa garantisi yok.</p>
<p><strong>Yeni fikirler</strong></p>
<p>Kanserle mücadelede yeni fikirler var; gen mühendisliği teknikleriyle kişinin kendi bağışıklık hücrelerine kanserli hücreleri öldürtmek gibi.</p>
<p>Birileri bir şey yapmalı! Değerli dostum Dr. <strong>Işıl Arıcan</strong>&#8216;ın bu yazıyı başlattığım Twitter söyleşisinde dediği gibi, bir çare bulunmazsa bizim neslin çoğu kanserden ölecek, çünkü artık eskiden genç yaşta ölünen hastalıkların çoğunu hallettik, ve kanser mantığı gereği daha geç yaşlarda daha yüksek olasılıkla oluşuyor.</p>
<p>Kendi mesleğim dahil birçok uğraşın bu mücadeleyle karşılaştırıldığında anlamsız ve önemsiz olduğunu düşünüyorum. Tabii Facebook kurucusu Zuckerberg&#8217;le eşinin ceplerinden 3 milyar dolarla başlatmış olduğu projede öngörüldüğü gibi bilgisayarcıların bu belanın defedilmesinin önemli bir parçası olacağı açık. Ama bazen başka herhangi bir şey yapmak anlamsız geliyor.</p>
<p>Sizce <strong>kaynaklarımızı saray yapmaya, liseleri imam-hatipleştirmeye</strong> falan harcamaya devam mı etmeliyiz, yoksa bu işin ucundan tutmalı mıyız?</p>
<p>Neyse, son söz: Kanserden ölen insanlara &#8220;kansere yenik düştü&#8221; denilmesi çok yanlış. Kurtuluş Savaşı şehitleri Yunanistan&#8217;a yenik mi düştü?</p>
<p>Yenme-yenilme durumu varsa, bu bir savaşsa tıpla, insanlığın tümüyle kanser arasında.</p>
<p><strong>Ve bir gün insanlık kazanacak. Düşenlerin şerefine.</strong></p>
<p><strong>Cem Say</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/kansere-yenilmemek-bir-gun-insanlik-kazanacak">Kansere yenilmemek: Bir gün insanlık kazanacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12898</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Video: Bilim dünyayı kurtarır mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/video-bilim-dunyayi-kurtarir-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Feb 2019 14:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[tevfik uyar]]></category>
		<category><![CDATA[türker kılıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12876</guid>

					<description><![CDATA[<p>10. Dijital Kültür ve Yapay Zeka konferansı 2 Şubat Cumartesi günü, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleşti. Orhan Bursalı’nın sunumuyla, Tevfik Uyar, Türker Kılıç ve Cem Say konuyu farklı açılardan ele alarak tartıştı. Bilim dünyayı kurtarır mı? Bilim ve teknoloji, daha iyi bir dünya için mi? Bilim büyük bir güç. 20 milyon bilim insanı var. Büyük buluşları dünyayı, toplumları değiştiriyor, çığırlar açıyor. Peki ama, öyleyse niye dünya ve toplumlar daha iyiye gitmiyor? Dünyanın daha iyi, daha yaşanılır, daha bilgili, daha insani, daha dayanışmacı olmasında bilimin katkısı nedir? Kötü siyasetin kovulması, daha iyi siyasetin dünyayı yönetmesine ne ölçüde yardımcı oldu? Olabildi mi? Bilim güçleri ülkelerinin siyasetini nasıl etkileyebilir? Bilim daha iyi bir dünya için hangi araştırmalara yönelmesi gerekir?</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/video-bilim-dunyayi-kurtarir-mi">Video: Bilim dünyayı kurtarır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>10. Dijital Kültür ve Yapay Zeka konferansı 2 Şubat Cumartesi günü, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleşti. Orhan Bursalı’nın sunumuyla, Tevfik Uyar, Türker Kılıç ve Cem Say konuyu farklı açılardan ele alarak tartıştı.</p>
<p><strong>Bilim dünyayı kurtarır mı? Bilim ve teknoloji, daha iyi bir dünya için mi? </strong></p>
<p>Bilim büyük bir güç. 20 milyon bilim insanı var. Büyük buluşları dünyayı, toplumları değiştiriyor, çığırlar açıyor. Peki ama, öyleyse niye dünya ve toplumlar daha iyiye gitmiyor? Dünyanın daha iyi, daha yaşanılır, daha bilgili, daha insani, daha dayanışmacı olmasında bilimin katkısı nedir? Kötü siyasetin kovulması, daha iyi siyasetin dünyayı yönetmesine ne ölçüde yardımcı oldu? Olabildi mi? Bilim güçleri ülkelerinin siyasetini nasıl etkileyebilir? Bilim daha iyi bir dünya için hangi araştırmalara yönelmesi gerekir?</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/video-bilim-dunyayi-kurtarir-mi">Video: Bilim dünyayı kurtarır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12876</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Konferans: Bilim dünyayı kurtarır mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-bilim-dunyayi-kurtarir-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jan 2019 09:33:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cem say]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tevfik uyar]]></category>
		<category><![CDATA[türker kılıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital Kültür ve Yapay Zeka &#8211; 10 Bilim dünyayı kurtarır mı? Bilim ve teknoloji, daha iyi bir dünya için mi? 2018’de 2,5 milyonu aşkın bilimsel araştırma makalesi yayımlandı dünyada. Bunlar neye yarıyor? Bilim dünyasında geçen yıl bilim indekslerinde yapılan tarama sonuçlarına göre 2018’de en çok aranan konu: Kanser. İkinci ve üçüncü sırada ise Blockchain ve Big Data (Büyük Veri) yer alıyor. Teknolojide bir yükseliş var: İlk 20’de Makine Öğrenimi/Derin Öğrenme (Deep Learning). Yapay Zeka ise büyük bir sıçrama yaptı ve 13.&#8217;lükten 4. sıraya yükseldi. Peki bu makalelerin ve araştırmaların, dünyanın daha iyi ve yaşanılır olmasına katkısı ne ölçüde oldu? Pek çok konuda kötüye giden bir dünyada bilim kurtarıcı olabilir mi, ne derece olur? Bilim şüphesiz yaşamın doğanın evrenin daha iyi anlaşılmasına, nedir ve nasıl oluyor sorularına yanıt vererek büyük katkılar yaparak ilerliyor. Mesela iklimin değiştiğini saptadı ve bir farkındalık yaratıldı. Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeyi sağladı ve bu alanda yaptığı büyük araştırmalarla ve teknolojik gelişmelerle, güneş ve rüzgar enerjisinin hızla gelişmesinin kapısını açtı. Sağlık araştırmalarına dünyanın parası akıtılıyor&#8230; Sadece kansere yılda 6 milyar Dolar araştırma ayrılıyor ve adım adım kanserle mücadele ediliyor. Bilim büyük bir güç. 20 milyon bilim insanı var. Büyük buluşları dünyayı, toplumları değiştiriyor, çığırlar açıyor. Peki ama, öyleyse niye dünya ve toplumlar daha iyiye gitmiyor? Dünyanın daha iyi, daha yaşanılır, daha bilgili, daha insani, daha dayanışmacı olmasında bilimin katkısı nedir? Kötü siyasetin kovulması, daha iyi siyasetin dünyayı yönetmesine ne ölçüde yardımcı oldu? Olabildi mi? Bilim güçleri ülkelerinin siyasetini nasıl etkileyebilir? Bilim daha iyi bir dünya için hangi araştırmalara yönelmesi gerekir? Orhan Bursalı’nın sunumuyla, Tevfik Uyar, Türker Kılıç ve Cem Say konuyu farklı açılardan ele alacak ve tartışacaklar. 2 Şubat Cumartesi günü, saat 17.00’de, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleştireceğimiz konferansa davetlisiniz. https://www.facebook.com/events/1978051605834674/ Facebook üzerinden canlı yayın yapacağız. Etkinlik ücretsizdir. Tarih: 2 Şubat 2019 Saat: 17.00 Yer: BAU Beşiktaş Kampüsü</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-bilim-dunyayi-kurtarir-mi">Konferans: Bilim dünyayı kurtarır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Dijital Kültür ve Yapay Zeka &#8211; 10</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12817 aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/konfisubatayi.png" alt="" width="800" height="600" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/konfisubatayi.png 800w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/konfisubatayi-300x225.png 300w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Bilim dünyayı kurtarır mı? Bilim ve teknoloji, daha iyi bir dünya için mi?</strong></p>
<p>2018’de 2,5 milyonu aşkın bilimsel araştırma makalesi yayımlandı dünyada. Bunlar neye yarıyor? Bilim dünyasında geçen yıl bilim indekslerinde yapılan tarama sonuçlarına göre 2018’de en çok aranan konu: Kanser. İkinci ve üçüncü sırada ise Blockchain ve Big Data (Büyük Veri) yer alıyor. Teknolojide bir yükseliş var: İlk 20’de Makine Öğrenimi/Derin Öğrenme (Deep Learning). Yapay Zeka ise büyük bir sıçrama yaptı ve 13.&#8217;lükten 4. sıraya yükseldi.</p>
<p>Peki bu makalelerin ve araştırmaların, dünyanın daha iyi ve yaşanılır olmasına katkısı ne ölçüde oldu? Pek çok konuda kötüye giden bir dünyada bilim kurtarıcı olabilir mi, ne derece olur?</p>
<p>Bilim şüphesiz yaşamın doğanın evrenin daha iyi anlaşılmasına, nedir ve nasıl oluyor sorularına yanıt vererek büyük katkılar yaparak ilerliyor. Mesela iklimin değiştiğini saptadı ve bir farkındalık yaratıldı. Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeyi sağladı ve bu alanda yaptığı büyük araştırmalarla ve teknolojik gelişmelerle, güneş ve rüzgar enerjisinin hızla gelişmesinin kapısını açtı. Sağlık araştırmalarına dünyanın parası akıtılıyor&#8230; Sadece kansere yılda 6 milyar Dolar araştırma ayrılıyor ve adım adım kanserle mücadele ediliyor.</p>
<p>Bilim büyük bir güç. 20 milyon bilim insanı var. Büyük buluşları dünyayı, toplumları değiştiriyor, çığırlar açıyor. Peki ama, öyleyse niye dünya ve toplumlar daha iyiye gitmiyor? Dünyanın daha iyi, daha yaşanılır, daha bilgili, daha insani, daha dayanışmacı olmasında bilimin katkısı nedir? Kötü siyasetin kovulması, daha iyi siyasetin dünyayı yönetmesine ne ölçüde yardımcı oldu? Olabildi mi? Bilim güçleri ülkelerinin siyasetini nasıl etkileyebilir? Bilim daha iyi bir dünya için hangi araştırmalara yönelmesi gerekir?</p>
<p>Orhan Bursalı’nın sunumuyla, Tevfik Uyar, Türker Kılıç ve Cem Say konuyu farklı açılardan ele alacak ve tartışacaklar.</p>
<div class="text_exposed_show">
<p>2 Şubat Cumartesi günü, saat 17.00’de, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü&#8217;nde gerçekleştireceğimiz konferansa davetlisiniz.</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/events/1978051605834674/">https://www.facebook.com/events/1978051605834674/</a></p>
<p>Facebook üzerinden canlı yayın yapacağız.</p>
<p>Etkinlik ücretsizdir.</p>
<p>Tarih: 2 Şubat 2019<br />
Saat: 17.00<br />
Yer: BAU Beşiktaş Kampüsü</p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-bilim-dunyayi-kurtarir-mi">Konferans: Bilim dünyayı kurtarır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12816</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
