<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>denetim arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/denetim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/denetim</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 May 2025 09:52:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Çıkar çatışması nedir?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cikar-catismasi-nedir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2025 07:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlık]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[denetim]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çıkar çatışması, sanırım Türkiye’de hiç bilinmeyen bir kavram. Mesela bir ihale yapıyorsunuz; ihalenin bir şartnamesi olur, yani yapılacak işin bir tasarımı, teknik bir tarifi. Yüklenici adayları kapalı zarflar içinde teklif verir; bu işi şu fiyata yapacağım der. İhale komisyonu, zarfları aynı anda açar, teklifleri şartnameye uygunluk açısından denetledikten sonra en düşük fiyat teklifi vereni seçer. Doğal olarak projeyi tasarlayıp şartnamesini yazanla yüklenici aynı olamaz. Tabii ki ihale komisyonu üyelerinin de taraflarla hiçbir ilişkisi olamaz. Yani olmaması gerekir. Mesela onlardan hediyeler alamaz; çocuklarının düğünleri dahil, altın, takı vs. kabul edemez; onlar tarafından tatile yollanamaz, başka yollarla parasal ilişkiye giremez; borç alıp veremez, şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yapamaz. Yoksa çıkar çatışması olur. 20 sene önceydi. Bir büyük kamu kurumu, ihaleye çıkacak. İhaleyi alacak olan belli; bir kamu iktisadi teşekkülü (KİT). Büyük bir mühendislik projesi; dolayısıyla şartnamesinin yazılması da başlı başına büyük bir iş, o da en az altı aylık, belki birkaç senelik bir proje. Bu iş için de üniversite düşünülmüş. Ancak ufak bir ayrıntı: Projenin bir bütçesi yok. Bu projenin nereden fonlanacağını sorduğumda, ihaleyi alacak olan KİT ile beraber yapılacağını söylediler. Yani yüklenici, şartnameyi de yazacak, çıkar çatışması gibi gözükmesin diye üniversite yazmış gibi yapılacak. Bunun için de yüklenici üniversiteye para verecek. Çıkar çatışmasının tanımını hatırlatınca, herkes bana aydan gelmişim gibi baktı; bir daha da bu toplantılara çağrılmadım. Mesela bir bakanlığın başındaki bakansınız. Ancak özel hayatta bakanlığın faaliyet alanına giren girişimleriniz var: Öyle ufak tefek de değil; ülkenin en önde gelen şirketleri. Birdenbire, kendi şirketlerinize teşvik veren, kaynak aktaran, izin veren, denetim yapan konuma geçmişsiniz. Kendi şirketlerimi hiç kayırmayacağım; rakiplerimle aynı şartlara tabii olacaklar deseniz, uygun olmaz mı? Olmaz, bu çıkar çatışması olur. Şirketimi oğluma devrettim; artık tamamen tarafsızım deseniz, uygun olur mu? Olmaz, bu da çıkar çatışması olur. İç içelik Çıkar çatışması kavramının bilinmediği ülkelerde, kamu kurumunu yöneten, kamuya hizmet veren, denetlenen, denetleyen iç içe olur. Bu gibi ülkelerde yeni doğmuş bebeklerin canı üzerinden para kazanılır; beyin ölümü gerçekleşmiş hastalar yoğun bakımlarda yaşatılır ki kamudan daha fazla para kazanılsın. Deprem bölgelerinde tarım arazilerine imar izinleri verilir; denetim gereği gibi yapılmaz, kolonlar kesilir, şikayetler sonuçsuz kalır. İlk depremde yüzlerce yapı yıkılır; binlerce kişi ölür. Yangın yeterliği olmayan yerlerde eğlence yerleri, turizm tesisleri açılır, yangın denetimleri geçiştirilir. Onlarca, yüzlerce insan ölür, “sorumlulardan hesap sorulacak” denir, ama hiçbir şey değişmez. Maalesef hep beraber bu ülkede yaşıyoruz. Depremde yıkılan, yıkılacak binalarda yaşıyoruz. İnsan canını hiçe sayan hastanelerden sağlık hizmeti alıyoruz. Yarıyıl tatilinde karne ödülü olarak kayağa götürülen çocukların anne babalarıyla yandığı otellerde kalıyoruz. Sorumlulardan hesap sorulacak mı? Bunun için geçmişe dönüp bakalım: Depremde yıkılan binalara imar izni veren, denetimlerini yapan, fazla kat çıkılmasına, tadilat yapılmasına göz yumanlardan hesap soruldu mu? Soma maden kazasındaki ölümlere yol açanlardan hesap soruldu mu? İliç maden faciasına yol açanlardan hesap soruldu mu? Mesela bu işlerden sorumlu bakanlar istifa etti mi? Ben duymadım, siz duydunuz mu? Muhtemelen bu sefer de geçmişte ne olduysa aynısı olacak. Sorumluluk zincirinde en alttaki birkaç kişi cezalandırılacak, mesela raporlara imza atan bir mühendis, otelin kağıt üstünde güvenlikten sorumlu, ama gerçekte hiçbir yetkisi olmayan bir maaşlı çalışanı dava edilecek; ama mevzuat değişmeyecek; denetimler çıkar çatışması olmayan TMMOB gibi bağımsız kuruluşlara devredilmeyecek. Çıkar çatışması kavramının bilinmediği bu ülkede yaşamaya devam edeceğiz. Lale Akarun *Bu yazı, HBT Dergi 458. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cikar-catismasi-nedir">Çıkar çatışması nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çıkar çatışması, sanırım Türkiye’de hiç bilinmeyen bir kavram. Mesela bir ihale yapıyorsunuz; ihalenin bir şartnamesi olur, yani yapılacak işin bir tasarımı, teknik bir tarifi. Yüklenici adayları kapalı zarflar içinde teklif verir; bu işi şu fiyata yapacağım der. İhale komisyonu, zarfları aynı anda açar, teklifleri şartnameye uygunluk açısından denetledikten sonra en düşük fiyat teklifi vereni seçer.</p>
<p>Doğal olarak projeyi tasarlayıp şartnamesini yazanla yüklenici aynı olamaz. Tabii ki ihale komisyonu üyelerinin de taraflarla hiçbir ilişkisi olamaz. Yani olmaması gerekir. Mesela onlardan hediyeler alamaz; çocuklarının düğünleri dahil, altın, takı vs. kabul edemez; onlar tarafından tatile yollanamaz, başka yollarla parasal ilişkiye giremez; borç alıp veremez, şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yapamaz. Yoksa çıkar çatışması olur.</p>
<p>20 sene önceydi. Bir büyük kamu kurumu, ihaleye çıkacak. İhaleyi alacak olan belli; bir kamu iktisadi teşekkülü (KİT). Büyük bir mühendislik projesi; dolayısıyla şartnamesinin yazılması da başlı başına büyük bir iş, o da en az altı aylık, belki birkaç senelik bir proje. Bu iş için de üniversite düşünülmüş. Ancak ufak bir ayrıntı: Projenin bir bütçesi yok. Bu projenin nereden fonlanacağını sorduğumda, ihaleyi alacak olan KİT ile beraber yapılacağını söylediler. Yani yüklenici, şartnameyi de yazacak, çıkar çatışması gibi gözükmesin diye üniversite yazmış gibi yapılacak. Bunun için de yüklenici üniversiteye para verecek. Çıkar çatışmasının tanımını hatırlatınca, herkes bana aydan gelmişim gibi baktı; bir daha da bu toplantılara çağrılmadım.</p>
<p>Mesela bir bakanlığın başındaki bakansınız. Ancak özel hayatta bakanlığın faaliyet alanına giren girişimleriniz var: Öyle ufak tefek de değil; ülkenin en önde gelen şirketleri. Birdenbire, kendi şirketlerinize teşvik veren, kaynak aktaran, izin veren, denetim yapan konuma geçmişsiniz. Kendi şirketlerimi hiç kayırmayacağım; rakiplerimle aynı şartlara tabii olacaklar deseniz, uygun olmaz mı? Olmaz, bu çıkar çatışması olur. Şirketimi oğluma devrettim; artık tamamen tarafsızım deseniz, uygun olur mu? Olmaz, bu da çıkar çatışması olur.</p>
<p><strong>İç içelik</strong></p>
<p>Çıkar çatışması kavramının bilinmediği ülkelerde, kamu kurumunu yöneten, kamuya hizmet veren, denetlenen, denetleyen iç içe olur. Bu gibi ülkelerde yeni doğmuş bebeklerin canı üzerinden para kazanılır; beyin ölümü gerçekleşmiş hastalar yoğun bakımlarda yaşatılır ki kamudan daha fazla para kazanılsın. Deprem bölgelerinde tarım arazilerine imar izinleri verilir; denetim gereği gibi yapılmaz, kolonlar kesilir, şikayetler sonuçsuz kalır. İlk depremde yüzlerce yapı yıkılır; binlerce kişi ölür. Yangın yeterliği olmayan yerlerde eğlence yerleri, turizm tesisleri açılır, yangın denetimleri geçiştirilir. Onlarca, yüzlerce insan ölür, “sorumlulardan hesap sorulacak” denir, ama hiçbir şey değişmez.</p>
<p>Maalesef hep beraber bu ülkede yaşıyoruz. Depremde yıkılan, yıkılacak binalarda yaşıyoruz. İnsan canını hiçe sayan hastanelerden sağlık hizmeti alıyoruz. Yarıyıl tatilinde karne ödülü olarak kayağa götürülen çocukların anne babalarıyla yandığı otellerde kalıyoruz.</p>
<p><strong>Sorumlulardan hesap sorulacak mı?</strong> Bunun için geçmişe dönüp bakalım: Depremde yıkılan binalara imar izni veren, denetimlerini yapan, fazla kat çıkılmasına, tadilat yapılmasına göz yumanlardan hesap soruldu mu?</p>
<p>Soma maden kazasındaki ölümlere yol açanlardan hesap soruldu mu? İliç maden faciasına yol açanlardan hesap soruldu mu? Mesela bu işlerden sorumlu bakanlar istifa etti mi? Ben duymadım, siz duydunuz mu?</p>
<p>Muhtemelen bu sefer de geçmişte ne olduysa aynısı olacak. Sorumluluk zincirinde en alttaki birkaç kişi cezalandırılacak, mesela raporlara imza atan bir mühendis, otelin kağıt üstünde güvenlikten sorumlu, ama gerçekte hiçbir yetkisi olmayan bir maaşlı çalışanı dava edilecek; ama mevzuat değişmeyecek; denetimler çıkar çatışması olmayan TMMOB gibi bağımsız kuruluşlara devredilmeyecek. Çıkar çatışması kavramının bilinmediği bu ülkede yaşamaya devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Lale Akarun</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-458-31-ocak-2025-dijital-pdf/">458. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cikar-catismasi-nedir">Çıkar çatışması nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32137</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Depremler neden bu kadar yıkıcı oldu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/depremler-neden-bu-kadar-yikici-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 09:24:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yerküre]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[denetim]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[japonya]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[kandilli rasathanesi]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey anadolu fay hattı]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[tavşancıl]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye ve Suriye’yi etkileyen Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremin yüksek can kayıplarına ve büyük maddi hasarlara neden olması uzmanlara göre yalnızca depremlerin büyüklüğü ile açıklanamaz. Yapı stoğunun yapım evresinde bilimsel anlayış ve tarafsız denetimden uzak olması bu yıkıcılığın boyutlarını artıran en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Bu felaketten elde edilecek bulgular olası İstanbul depremi için de yol gösterici olacak. Dünyanın saygın bilim dergilerinden Nature’da yer alan bir makaleye göre, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), Türkiye’deki binaların depremlere karşı savunmasız olduğunu öne sürüyor. Buradaki nüfusun genellikle 2-3 katlı, tuğla duvarlı yığma binalarda oturduğunu belirten USGS, bu malzemelerin esneme kabiliyetinin çok düşük olduğunu, depremin ürettiği sarsıntılara dayanamadıkları için yıkıldığını ileri sürüyor. Ancak yüksek betonarme binaların da aynı akıbete uğraması, inşaat standartlarının sorgulanmasını da gündeme taşıyor. New York Times’a konuşan Köln’de yaşayan inşaat mühendisi Erol Kirtaş, “İnsanlar yeni ve modern binalarda oturdukları zaman kendilerini daha güvende hissediyorlar. Ancak Malatya ve diğer kentlerde depreme dayanıklı diye pazarlanan yeni binaların da yıkıldığını gördük. Türkiye’deki inşaat sektörü nitelikten çok niceliğe ve kâra öncelik tanıyor. Depremlerde bu kadar çok can kaybının olmasının nedeni bu” diyor. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği yetersiz mi? Başta Hatay ve Adıyaman olmak üzere 10 kentte bu kadar çok yapının yıkılmasını sadece depremin şiddetine bağlamanın yanıltıcı olacağından hareketle, bir uzman görüşüne başvurduk. İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Stoğu ve Betonarme Birimi’nden deprem mühendisi Dr. Haluk Sesigür, Türkiye’de geçerli olan bina deprem yönetmeliğine ve denetim mekanizmalarına açıklık getirdi. Deprem yönetmelikleri ülkemizde bugüne dek 1947, 1953, 1961, 1968, 1975, 1998, 2007 ve en son 2018’de kapsamlı olarak yenilendi. Dr. Sesigür tasarım, denetim ve malzeme açısından bu son yönetmeliğin dünyanın sayılı yönetmeliklerinden biri olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Konutların 500 yılda bir,  hastane gibi kamusal hizmet binalarının 2.500 yılda bir meydana gelebilecek normalin üzerindeki büyük depremlere dayanacak güçte olması için bu yönetmelik hazırlandı. Yönetmelikte bir sorun yok. Uygulamada sorun yaşıyoruz.” Uygulamada yaşanan sorunlar-denetim sorunu Dr. Sesigür, öncelikle malzeme kontrolünde sorunlar yaşandığına dikkat çekiyor: “Şantiyelerde malzeme kontrolü yapılmıyor; betonun santralden geldiği gibi kullanılması gerekiyor; örneğin içindeki çakılın çökmemesi, su ilave edilmemesi gerekiyor; dayanımı bilinmiyor. İster yığma ister betonarme, binaların hepsi gereği gibi yapılmazsa çöker. İşte bu noktada denetim sistemleri devreye giriyor.” Yapı denetim sistemlerinde yaşanan sorunlar ise kronikleşmiş durumda. Hem proje aşamasında hem de inşaat sürecinde denetimin önemine dikkat çeken Dr. Sesigür, denetimin bağımsız denetim firmalarında, bağımsız denetmenler tarafından yapılması gerektiğine inanıyor: “Müteahhitin denetim firması üzerinde en ufak bir etkisinin bulunmaması gerekiyor. Ne yazık ki küçük yerleşim birimlerine yapı denetim firmaları ile müteahhidin arasındaki kronik bağın koparılması çok güç.” Maliyet sorunu Dr. Sesigür’e göre depremlere dayanıklı yapılarda sismik yalıtım yöntemleri veya başka bir deyişle taban izolasyonu, binanın sarsıntılardan minimum ölçüde etkilenmesinin en etkili yolu. Bu izolasyonların aslında şehir hastanelerinde kullanılması zorunlu. Üstelik Ülkemizde de üretiliyor. Maliyeti yüksek olacağı için konutlarda pek tercih edilmiyor. Bu donanımın köprülerde de kullanılması da gerekiyor. Deprem bölgesindeki yıkılan hastanelerde bu sismik yalıtım yöntemlerinin kullanılmadığı açık. Japonya’daki yıkıcı depremlerde bu kadar az sayıda yapının hasar görmesinin birinci nedeni bu izolasyonlar. İstanbul için yol gösterici Dr. Sesigür, binlerce binanın yıkıldığı bir felakette delil tespitinin vakit geçirilmeden yapılmasının önemine değiniyor. Avukat ve mühendislerden oluşan uzman heyetler tarafından delil tespitinin enkaz kaldırma çalışmalarından önce, hemen şimdi yapılmasını bir zorunluluk olduğunu söylüyor. Öyle ki bu çalışmalardan elde edilecek bulgular başta İstanbul olmak üzere, büyük bir risk altındaki Anadolu kentlerinin olası depremlere karşı daha hazırlıklı olmalarına zemin hazırlayabilir. Japonya’daki inşaatlardan çıkartacağımız dersler Dünyada tek bir ülke depreme dayanıklılık konusunda rakip tanımıyor. Bu ülke Japonya.  Depreme dayanıklı inşaat teknolojisinde, tüm ülkelerin Japonya’dan öğreneceği çok şey var. Özet olarak en önemli dersler şunlar: -Güçlü yönetmelikler yaşamsal önem taşır: Dayanıklılık için minumum standartlar yönetmeliklerde açıkça belirtilmiştir. Japon müreahhitler bu kurallara harfiyen uyarlar. Ve bu yapılarda yaşayanlar güvende olduklarından emindirler ve geceleri korkmadan uyuyabilirler. -İnovasyon gereklidir: Japon tasarımcılar binalarının depreme daha dayanıklı olmasını sağlamak için sürekli yenilik yapmaya kendilerini mecbur hissederler. -Yatırım kaçınılmazdır: Depreme dayanıklı yapılar, standart yapılara göre %20 daha pahalıya mal olur. Ne var ki uzun vadede bu yaklaşım müteahhitlere para kazandırır, zira deprem vurduğunda binaları hasar görmez. 17 Ağustos depreminin merkezindeki Tavşancıl’da nasıl ‘çivi bile oynamadı’? 17 Ağustos depreminde Tavşancıl’da hiçbir bina yıkılmadı ve kimsenin  ‘burnu bile kanamadı’. BBC’nin haberine göre bu şans veya tesadüf değil, bilim insanlarının önerileri doğrultusunda hareket etmelerinin sonucu. Binlerce insanın yaşamını yitirmesine ve on binlerce binanın yıkılmasına neden olan 17 Ağustos 1999’daki Marmara Depremi’nin üzerinden 24 yıl geçti. Bilim insanları, depremin merkezinde olmasına rağmen bir beldenin nasıl hasar almadığını araştırdı. Herkesin dikkatini çeken bu yer, Kocaeli’nin Dilovası ilçesine bağlı Tavşancıl’dı. Habere göre süreç şöyle gelişti: Tavşancıl 1987’de belde belediyesi oldu. 1989 yerel seçimlerinde belediyenin başkanlığını Salih Gün kazandı. Geçen yıl Covid nedeniyle hayatını kaybeden Gün, başkan seçildikten sonra imar planı için Kocaeli Üniversitesi’nden bilim insanlarına başvurdu. Bilim insanları, hazırladıkları zemin etüt raporunda deprem riskine dikkat çekti. Beldenin Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığı belirtilerek, buna uygun bir plan çizildi. Gün, tam da bu rapora uygun adımlar attı. Gün’o zaman tepki görse de en fazla üç katlı binalara izin verdi. Genelde evler iki katlı ve birbirlerine yakın değildi. Mahalle sakinleri, o zaman evine çatı katı atmak istediklerinde bile buna izin alamadıklarını açıklıyorlar. Gün’den sonra imar planının gevşediğine dikkat çekiliyor. Bir mahalle sakini, yeni belediye başkanlarının daha fazla oy için imar planındaki o katı tavırdan vazgeçtiğini ve kaçak yapılaşmanın arttığını söylüyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nden Doç. Dr. Doğan Kalafat’a göre Gün’ün taviz vermemesi depremin bertaraf edilmesini sağladı. Yeni bir depremin muhakkak olacağını belirten Kalafat, “Belediye başkanları hiçbir şekilde taviz vermemeli” dedi. Reyhan Oksay *Bu yazı 16.02.2023 tarihli HBT Dergi&#8217;nin 359. sayısında yayınlanmıştır. Kaynak: https://www.washingtonpost.com/science/2023/02/06/turkey-earthquake-magnitude/ https://www.nature.com/articles/d41586-023-00364-y https://www.planradar.com/gb/japan-earthquake-proof-buildings/#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&#38;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building https://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.htmlhttps://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.html https://www.nytimes.com/live/2023/02/05/world/turkey-earthquake https://www.diken.com.tr/bbc-arastirdi-marmara-depreminin-merkezindeki-tavsancilda-nasil-civi-bile-oynamadi/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/depremler-neden-bu-kadar-yikici-oldu">Depremler neden bu kadar yıkıcı oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2"><b>Türkiye ve Suriye’yi etkileyen Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremin yüksek can kayıplarına ve büyük maddi hasarlara neden olması uzmanlara göre yalnızca depremlerin büyüklüğü ile açıklanamaz. Yapı stoğunun yapım evresinde<span class="Apple-converted-space"> </span>bilimsel anlayış ve tarafsız denetimden uzak olması bu yıkıcılığın boyutlarını artıran en önemli faktör olarak öne çıkıyor.<span class="Apple-converted-space"> </span>Bu felaketten elde edilecek bulgular olası İstanbul depremi için de yol gösterici olacak.</b></p>
<p class="p2">Dünyanın saygın bilim dergilerinden <strong><i>Nature</i></strong>’da yer alan bir makaleye göre, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), Türkiye’deki binaların depremlere karşı savunmasız olduğunu öne sürüyor. Buradaki nüfusun genellikle 2-3 katlı, tuğla duvarlı yığma binalarda oturduğunu belirten USGS, bu malzemelerin esneme kabiliyetinin çok düşük olduğunu, depremin ürettiği sarsıntılara dayanamadıkları için yıkıldığını ileri sürüyor. Ancak yüksek betonarme binaların da aynı akıbete uğraması, inşaat standartlarının sorgulanmasını da gündeme taşıyor.</p>
<p class="p2"><strong><i>New York Times</i></strong>’a konuşan Köln’de yaşayan inşaat mühendisi <b>Erol Kirtaş</b>, “İnsanlar yeni ve modern binalarda oturdukları zaman kendilerini daha güvende hissediyorlar. Ancak Malatya ve diğer kentlerde depreme dayanıklı diye pazarlanan yeni binaların da yıkıldığını gördük. Türkiye’deki inşaat sektörü nitelikten çok niceliğe ve kâra öncelik tanıyor. Depremlerde bu kadar çok can kaybının olmasının nedeni bu” diyor.</p>
<p class="p2"><strong>Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği yetersiz mi?</strong></p>
<p class="p2">Başta Hatay ve Adıyaman olmak üzere 10 kentte bu kadar çok yapının yıkılmasını sadece depremin şiddetine bağlamanın yanıltıcı olacağından hareketle, bir uzman görüşüne başvurduk. İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Stoğu ve Betonarme Birimi’nden deprem mühendisi <b>Dr. Haluk Sesigür,</b> Türkiye’de geçerli olan bina deprem yönetmeliğine ve denetim mekanizmalarına açıklık getirdi.</p>
<p class="p2">Deprem yönetmelikleri ülkemizde bugüne dek 1947, 1953, 1961, 1968, 1975, 1998, 2007 ve en son 2018’de kapsamlı olarak yenilendi. Dr. Sesigür tasarım, denetim ve malzeme açısından bu son yönetmeliğin dünyanın sayılı yönetmeliklerinden biri olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Konutların 500 yılda bir,<span class="Apple-converted-space">  </span>hastane gibi kamusal hizmet binalarının 2.500 yılda bir meydana gelebilecek normalin üzerindeki büyük depremlere dayanacak güçte olması için bu yönetmelik hazırlandı. Yönetmelikte bir sorun yok. Uygulamada sorun yaşıyoruz.”</p>
<p class="p2"><strong>Uygulamada yaşanan sorunlar-denetim sorunu</strong></p>
<p class="p2">Dr. Sesigür, öncelikle malzeme kontrolünde sorunlar yaşandığına dikkat çekiyor: “Şantiyelerde malzeme kontrolü yapılmıyor; betonun santralden geldiği gibi kullanılması gerekiyor; örneğin içindeki çakılın çökmemesi, su ilave edilmemesi gerekiyor; dayanımı bilinmiyor. İster yığma ister betonarme, binaların hepsi gereği gibi yapılmazsa çöker. İşte bu noktada denetim sistemleri devreye giriyor.”</p>
<p class="p2">Yapı denetim sistemlerinde yaşanan sorunlar ise kronikleşmiş durumda. Hem proje aşamasında hem de inşaat sürecinde denetimin önemine dikkat çeken Dr. Sesigür, denetimin bağımsız denetim firmalarında, bağımsız denetmenler tarafından yapılması gerektiğine inanıyor: “Müteahhitin denetim firması üzerinde en ufak bir etkisinin bulunmaması gerekiyor. Ne yazık ki küçük yerleşim birimlerine yapı denetim firmaları ile müteahhidin arasındaki kronik bağın koparılması çok güç.”</p>
<p class="p2"><strong>Maliyet sorunu</strong></p>
<p class="p2">Dr. Sesigür’e göre depremlere dayanıklı yapılarda <b>sismik yalıtım yöntemleri</b> veya başka bir deyişle <b>taban izolasyonu</b>, binanın sarsıntılardan minimum ölçüde etkilenmesinin en etkili yolu. Bu izolasyonların aslında şehir hastanelerinde kullanılması zorunlu. Üstelik Ülkemizde de üretiliyor. Maliyeti yüksek olacağı için konutlarda pek tercih edilmiyor. Bu donanımın köprülerde de kullanılması da gerekiyor. Deprem bölgesindeki yıkılan hastanelerde bu sismik yalıtım yöntemlerinin kullanılmadığı açık. Japonya’daki yıkıcı depremlerde bu kadar az sayıda yapının hasar görmesinin birinci nedeni bu izolasyonlar.</p>
<p class="p2"><strong>İstanbul için yol gösterici</strong></p>
<p class="p2">Dr. Sesigür, binlerce binanın yıkıldığı bir felakette delil tespitinin vakit geçirilmeden yapılmasının önemine değiniyor. Avukat ve mühendislerden oluşan uzman heyetler tarafından delil tespitinin enkaz kaldırma çalışmalarından önce, hemen şimdi yapılmasını bir zorunluluk olduğunu söylüyor. Öyle ki bu çalışmalardan elde edilecek bulgular başta İstanbul olmak üzere, büyük bir risk altındaki Anadolu kentlerinin olası depremlere karşı daha hazırlıklı olmalarına zemin hazırlayabilir.</p>
<p class="p2"><strong>Japonya’daki inşaatlardan çıkartacağımız dersler</strong></p>
<p class="p2">Dünyada tek bir ülke depreme dayanıklılık konusunda rakip tanımıyor. Bu ülke Japonya.<span class="Apple-converted-space">  </span>Depreme dayanıklı inşaat teknolojisinde, tüm ülkelerin Japonya’dan öğreneceği çok şey var. Özet olarak en önemli dersler şunlar:</p>
<p class="p2"><strong>-Güçlü yönetmelikler yaşamsal önem taşır:</strong> Dayanıklılık için minumum standartlar yönetmeliklerde açıkça belirtilmiştir. Japon müreahhitler bu kurallara harfiyen uyarlar. Ve bu yapılarda yaşayanlar güvende olduklarından emindirler ve geceleri korkmadan uyuyabilirler.</p>
<p class="p2"><strong>-İnovasyon gereklidir:</strong> Japon tasarımcılar binalarının depreme daha dayanıklı olmasını sağlamak için sürekli yenilik yapmaya kendilerini mecbur hissederler.</p>
<p class="p2"><strong>-Yatırım kaçınılmazdır: </strong>Depreme dayanıklı yapılar, standart yapılara göre %20 daha pahalıya mal olur. Ne var ki uzun vadede bu yaklaşım müteahhitlere para kazandırır, zira deprem vurduğunda binaları hasar görmez.</p>
<p class="p2"><strong>17 Ağustos depreminin merkezindeki Tavşancıl’da nasıl ‘çivi bile oynamadı’?</strong></p>
<p class="p2">17 Ağustos depreminde Tavşancıl’da hiçbir bina yıkılmadı ve kimsenin  ‘burnu bile kanamadı’. <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/99-depreminde-yikilmayan-tek-yer-tavsancil">BBC’nin haberine</a> göre bu şans veya tesadüf değil, bilim insanlarının önerileri doğrultusunda hareket etmelerinin sonucu.</p>
<p class="p2">Binlerce insanın yaşamını yitirmesine ve on binlerce binanın yıkılmasına neden olan 17 Ağustos 1999’daki Marmara Depremi’nin üzerinden 24 yıl geçti. Bilim insanları, depremin merkezinde olmasına rağmen bir beldenin nasıl hasar almadığını araştırdı. Herkesin dikkatini çeken bu yer, Kocaeli’nin Dilovası ilçesine bağlı Tavşancıl’dı.</p>
<p class="p2">Habere göre süreç şöyle gelişti: Tavşancıl 1987’de belde belediyesi oldu. 1989 yerel seçimlerinde belediyenin başkanlığını <b>Salih Gün</b> kazandı. Geçen yıl Covid nedeniyle hayatını kaybeden Gün, başkan seçildikten sonra imar planı için Kocaeli Üniversitesi’nden bilim insanlarına başvurdu.</p>
<p class="p2">Bilim insanları, hazırladıkları zemin etüt raporunda deprem riskine dikkat çekti. Beldenin Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığı belirtilerek, buna uygun bir plan çizildi. Gün, tam da bu rapora uygun adımlar attı. Gün’o zaman tepki görse de en fazla üç katlı binalara izin verdi.</p>
<p class="p2">Genelde evler iki katlı ve birbirlerine yakın değildi. Mahalle sakinleri, o zaman evine çatı katı atmak istediklerinde bile buna izin alamadıklarını açıklıyorlar.</p>
<p class="p2">Gün’den sonra imar planının gevşediğine dikkat çekiliyor. Bir mahalle sakini, yeni belediye başkanlarının daha fazla oy için imar planındaki o katı tavırdan vazgeçtiğini ve kaçak yapılaşmanın arttığını söylüyor.</p>
<p class="p2">Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nden Doç. Dr. Doğan Kalafat’a göre Gün’ün taviz vermemesi depremin bertaraf edilmesini sağladı. Yeni bir depremin muhakkak olacağını belirten Kalafat, “Belediye başkanları hiçbir şekilde taviz vermemeli” dedi.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 16.02.2023 tarihli HBT Dergi&#8217;nin 359. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.washingtonpost.com/science/2023/02/06/turkey-earthquake-magnitude/">https://www.washingtonpost.com/science/2023/02/06/turkey-earthquake-magnitude/</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-023-00364-y">https://www.nature.com/articles/d41586-023-00364-y</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&amp;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building">https://www.planradar.com/gb/japan-earthquake-proof-buildings/#:~:text=Common%20earthquake%2Dproof%20features%20in%20Japanese%20buildings&amp;text=The%20use%20of%20diagonal%20dampers,help%20to%20fortify%20the%20building</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.htmlhttps://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.html">https://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.htmlhttps://www.imo.org.tr/TR,143081/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi-yayinlandi.html</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.nytimes.com/live/2023/02/05/world/turkey-earthquake">https://www.nytimes.com/live/2023/02/05/world/turkey-earthquake</a></span></strong></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1"><a href="https://www.diken.com.tr/bbc-arastirdi-marmara-depreminin-merkezindeki-tavsancilda-nasil-civi-bile-oynamadi/">https://www.diken.com.tr/bbc-arastirdi-marmara-depreminin-merkezindeki-tavsancilda-nasil-civi-bile-oynamadi/</a></span></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/depremler-neden-bu-kadar-yikici-oldu">Depremler neden bu kadar yıkıcı oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29031</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
