<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dünya ekonomik forumu arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/dunya-ekonomik-forumu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/dunya-ekonomik-forumu</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Feb 2019 14:51:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Davos&#8217;ta iklim değişikliğiyle ilgili öne çıkanlar</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/davos-ve-iklim-degisikligi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Feb 2019 14:49:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amazonlar]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[davos]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomik forumu]]></category>
		<category><![CDATA[ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[ipcc]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13028</guid>

					<description><![CDATA[<p>IPCC’in 1,5°C raporunun ardından Davos’taki toplantılarda da çevre sorunlarının ekonomiden bağımsız olarak düşünülemeyeceği açık bir şekilde görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayınladığı Küresel Riskler Raporu 2019’a iklim değişikliği meselesi damgasını vurdu. Raporda iklim meselelerine karşı insanlığın bugüne kadarki tutumu, felakete giden yolda “uyurgezerlik” olarak karşılığını buldu. Raporda çevresel risklerle insan sağlığı, ekonomik büyüme ve güvenlik arasında derin bağların olduğunun altı çizildi. Bu raporla birlikte Davos’taki yıllık toplantıda iklim değişikliğinin ön plana çıkması sürpriz olmadı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte gibi isimler, çevrenin korumasına yönelik acil ve hayati bir ihtiyaç söz konusu olduğuna dikkat çekerek bunun için kendi ülkelerinde ne gibi eylem planları başlattıklarını açıkladı. Japonya Başbakanı Shinzo Abe de iklim değişikliğine yönelik eylem planlarının en üst seviyede önem taşıdığına vurgu yaparken G20 başkanlığını yürüttükleri bu dönemde okyanuslardaki plastik kirliliğini azaltmak için ciddi bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Natüralist yayıncı Sir David Attenborough da Davos’a katılanlar arasındaydı. Attenborough, çevresel konulardaki öncü tutumu nedeniyle Kristal Ödül’e layık görülürken yaptığı konuşmada iklim değişikliği, okyanuslar ve biyoçeşitlilik için harekete geçilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şimdi, toplantıda öne çıkan iklim değişikliğine yönelik 6 başlığa göz atalım. Gençlerin gezegenin ve kendi gelecekleri için ayağa kalması Dünya Ekonomik Forumu’na bağlı olarak çalışan ve 30 yaşın altındaki insanlara ilham vermek için çalışan Global Shapers topluluğundan 6 genç yönetici, Davos’taki toplantıda eş bakanlık yaptı. Japonya’daki Zero Waste Academy’nin CEO’su Akira Sakano, genç nesillerin çevre için harekete geçip geçmeyeceklerini düşünmediklerini, bunun onlara “sadece nefes almak gibi, doğal geldiğini” söyledi. Toplantıya katılan 21 kuruluşla birlikte #VoiceForThePlanet ismiyle bir kampanya başlatıldı. Kampanya kapsamında, işletmelerden hükümetlere ve sokaktaki vatandaşa kadar herkesin; okyanusları, ormanları, kısacası doğayı korumak için seslerini ve eylem seviyelerini yükseltmeleri ve iklim değişikliğiyle mücadele etmeleri gerektiğine vurgu yapıldı. Toplantıya asıl damga vuransa 16 yaşındaki iklim aktivisti Greta Thunberg oldu. Polonya, Katowice’deki BM İklim Zirvesi’nde de karar alıcılara yönelik ithamlarıyla dikkat çeken Thunberg, “Yetişkinler hep gençlere umut vermekten söz ediyor ama ben sizin umudunuzu istemiyorum, ben sizin paniklemenizi ve benim her gün hissettiğim korkuyu hissetmenizi istiyorum” diyerek okları yine toplantıya katılan kamu ve özel sektör yöneticilerine çevirdi. Doğa için yeni bir eylem planı için güçlü çağrılar yapıldı Toplantıda dikkat çeken bir diğer nokta, bugüne kadar “uyurgezer” gibi dolaşmakla itham edilen yöneticilere yapılan güçlü çağrı oldu. İklim ve okyanuslar üzerindeki baskıyı azaltmak için yapılan bu çağrıda, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 1.5 °C raporu ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın açıkladığı Yaşayan Gezegen Raporu hatırlatıldı. 2020 yılının birbirine derinden bağlı olan çevre sorunlarının önüne geçmek için bir “dönüm noktası” olabileceğinin, son dönemde ortaya çıkan sinerjinin hükümetlerin ve işletmelerin çevre koruma eylem planlarını “hızlandırmak” için iyi bir fırsat olduğunun altı çizildi. Amazonların korunması Dünyanın akciğerleri olarak nitelendirilen ve gezegenimizdeki flora ve fauna biyoçeşitliliğin en az %10’luk bir kısmını içinde barındıran Amazon Yağmur Ormanları’nın son 50 yılda en az %17 kayba uğraması, toplantının bir diğer önemli konu başlığıydı. Peru hükümetinin emtia üretiminden kaynaklanan ormansızlaşmayı azaltmak ve sürdürülebilir kırsal kalkınmayı desteklemek için Tropikal Orman İttifakı 2020 ile güçlerini birleştirdiğini açıklaması, Davos’taki olumlu gelişmelerden biriydi. Ancak Brezilya’nın yeni devlet başkanı Jair Bolsonaro’nun -özetle Amazonları tehdit eden- açıklamaları ve Brezilya’nın çevresel felaketlere karşı eylem planlarında yer almayacak olması bu konuyu çıkmaza sokuyor. Zira Amazonların büyük bir kısmı Brezilya sınırları içinde yer alıyor. E-atıklar Davos&#8217;ta aynı zamanda, dünyada her yıl üretilen tüm ticari jet uçakların ağırlığından daha fazla elektronik atık üretildiği ortaya çıktı. Özellikle Afrika’nın e-atık için “çöplük alanı” haline geldiği belirtildi. Bu sorunu çözmek için 10 küresel şirket, ürünlerinden kaynaklanan elektronik atıkları toplama sözü verdi. Global Çevre Tesisi (GEF) ayrıca Nijerya hükümeti, BM Çevre, Dell, HP, Microsoft ve Philips ile bir ortaklık ilan etti. GEF bu kirliliği azaltmak için 2 milyon dolar yatırım yaptı. Gıda sisteminin iyileştirilmesi 2050 yılında 10 milyara tırmanması beklenen dünya nüfusu için bir diğer kritik problem ise gıda sistemi. Toplantıda, küresel gıda sisteminde inovasyon için politika ve finansman geliştirmek ve ölçeklendirmek için yeni bir girişim başlatıldı. Bu girişim, özellikle, gıda tedarik zincirlerinde izlenebilirlik eksikliği, çevresel etki ve gıda güvenliği gibi zorlukları ele almak için “Dördüncü Sanayi Devrimi” yeniliklerine odaklanacak. Gıda sistemlerinin küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte birinden sorumlu olduğunu düşünürsek bu girişim oldukça önem taşıyor. Çünkü 800 milyon insan kronik olarak yetersiz beslenirken küresel olarak üretilen tüm gıdaların yaklaşık üçte biri israf ediliyor. İklim eylemi pratiğe dökülmeli Çevre konularındaki en büyük problemin, aslında her şeyin farkında olunup eyleme geçilmemesi meselesi de öne çıkan bir diğer başlık oldu. Toplantıda bu konu da gündeme geldi ve iklim eylemlerinin pratiğe dökülmesinin aciliyetine vurgu yapıldı. Büyük iklim taahhütleri veya kampanyalar manşetleri çalma eğilimindeyken, bu taahhütleri gerçek eyleme ve endüstri-işletme modellerini dönüştüren süreçlere dönüştürmek için gerekenden çok daha az çalışma yapıldığı ifade edildi. 1,3 trilyon dolardan fazla gelir elde eden ve 150&#8217;den fazla ülke ve bölgede 20 ekonomik sektörde faaliyet gösteren 50 küresel CEO, emisyonları azaltabilecekleri pratikleri tartışmak için bir araya gelerek 2016’dan bu yana emisyonlarını nasıl %9 azalttıklarını açıkladılar. Özetle, kolektif emisyonları azaltmak için iklim riskini iş süreçlerine nasıl adapte ettiklerini, geliştirdikleri “iklim yönetişimi” prensipleri üzerinden açıkladılar. Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com Kaynakça: https://www.weforum.org/agenda/2019/01/the-environment-was-high-on-the-agenda-in-davos-but-what-actually-happened/ https://edition.cnn.com/2019/01/25/business/climate-change-davos/index.html https://www.weforum.org/reports/the-global-risks-report-2019 http://wwf.panda.org/knowledge_hub/where_we_work/amazon/about_the_amazon/ https://www.theguardian.com/environment/2019/jan/25/our-house-is-on-fire-greta-thunberg16-urges-leaders-to-act-on-climate</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/davos-ve-iklim-degisikligi">Davos&#8217;ta iklim değişikliğiyle ilgili öne çıkanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-13029 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/davos-att.jpg" alt="" width="620" height="330" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/davos-att.jpg 620w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/davos-att-300x160.jpg 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p><em>IPCC’in 1,5°C raporunun ardından Davos’taki toplantılarda da çevre sorunlarının ekonomiden bağımsız olarak düşünülemeyeceği açık bir şekilde görülüyor. </em></p>
<p>Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayınladığı Küresel Riskler Raporu 2019’a iklim değişikliği meselesi damgasını vurdu. Raporda iklim meselelerine karşı insanlığın bugüne kadarki tutumu, felakete giden yolda “uyurgezerlik” olarak karşılığını buldu. Raporda çevresel risklerle insan sağlığı, ekonomik büyüme ve güvenlik arasında derin bağların olduğunun altı çizildi.</p>
<p>Bu raporla birlikte Davos’taki yıllık toplantıda iklim değişikliğinin ön plana çıkması sürpriz olmadı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte gibi isimler, çevrenin korumasına yönelik acil ve hayati bir ihtiyaç söz konusu olduğuna dikkat çekerek bunun için kendi ülkelerinde ne gibi eylem planları başlattıklarını açıkladı.</p>
<p>Japonya Başbakanı Shinzo Abe de iklim değişikliğine yönelik eylem planlarının en üst seviyede önem taşıdığına vurgu yaparken G20 başkanlığını yürüttükleri bu dönemde okyanuslardaki plastik kirliliğini azaltmak için ciddi bir çalışma yürüttüklerini ifade etti.</p>
<p>Natüralist yayıncı Sir David Attenborough da Davos’a katılanlar arasındaydı. Attenborough, çevresel konulardaki öncü tutumu nedeniyle Kristal Ödül’e layık görülürken yaptığı konuşmada iklim değişikliği, okyanuslar ve biyoçeşitlilik için harekete geçilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p>Şimdi, toplantıda öne çıkan iklim değişikliğine yönelik 6 başlığa göz atalım.</p>
<ul>
<li><strong>Gençlerin gezegenin ve kendi gelecekleri için ayağa kalması</strong></li>
</ul>
<p>Dünya Ekonomik Forumu’na bağlı olarak çalışan ve 30 yaşın altındaki insanlara ilham vermek için çalışan Global Shapers topluluğundan 6 genç yönetici, Davos’taki toplantıda eş bakanlık yaptı. Japonya’daki Zero Waste Academy’nin CEO’su Akira Sakano, genç nesillerin çevre için harekete geçip geçmeyeceklerini düşünmediklerini, bunun onlara “sadece nefes almak gibi, doğal geldiğini” söyledi.</p>
<p>Toplantıya katılan 21 kuruluşla birlikte #VoiceForThePlanet ismiyle bir kampanya başlatıldı. Kampanya kapsamında, işletmelerden hükümetlere ve sokaktaki vatandaşa kadar herkesin; okyanusları, ormanları, kısacası doğayı korumak için seslerini ve eylem seviyelerini yükseltmeleri ve iklim değişikliğiyle mücadele etmeleri gerektiğine vurgu yapıldı.</p>
<p>Toplantıya asıl damga vuransa 16 yaşındaki iklim aktivisti Greta Thunberg oldu. Polonya, Katowice’deki BM İklim Zirvesi’nde de karar alıcılara yönelik ithamlarıyla dikkat çeken Thunberg, <em>“Yetişkinler hep gençlere umut vermekten söz ediyor ama ben sizin umudunuzu istemiyorum, ben sizin paniklemenizi ve benim her gün hissettiğim korkuyu hissetmenizi istiyorum” </em>diyerek okları yine toplantıya katılan kamu ve özel sektör yöneticilerine çevirdi.</p>
<ul>
<li><strong>Doğa için yeni bir eylem planı için güçlü çağrılar yapıldı</strong></li>
</ul>
<p>Toplantıda dikkat çeken bir diğer nokta, bugüne kadar “uyurgezer” gibi dolaşmakla itham edilen yöneticilere yapılan güçlü çağrı oldu. İklim ve okyanuslar üzerindeki baskıyı azaltmak için yapılan bu çağrıda, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 1.5 °C raporu ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın açıkladığı Yaşayan Gezegen Raporu hatırlatıldı. 2020 yılının birbirine derinden bağlı olan çevre sorunlarının önüne geçmek için bir “dönüm noktası” olabileceğinin, son dönemde ortaya çıkan sinerjinin hükümetlerin ve işletmelerin çevre koruma eylem planlarını “hızlandırmak” için iyi bir fırsat olduğunun altı çizildi.</p>
<ul>
<li><strong>Amazonların korunması</strong></li>
</ul>
<p>Dünyanın akciğerleri olarak nitelendirilen ve gezegenimizdeki flora ve fauna biyoçeşitliliğin en az %10’luk bir kısmını içinde barındıran Amazon Yağmur Ormanları’nın son 50 yılda en az %17 kayba uğraması, toplantının bir diğer önemli konu başlığıydı. Peru hükümetinin emtia üretiminden kaynaklanan ormansızlaşmayı azaltmak ve sürdürülebilir kırsal kalkınmayı desteklemek için Tropikal Orman İttifakı 2020 ile güçlerini birleştirdiğini açıklaması, Davos’taki olumlu gelişmelerden biriydi. Ancak Brezilya’nın yeni devlet başkanı Jair Bolsonaro’nun -özetle Amazonları tehdit eden- açıklamaları ve Brezilya’nın çevresel felaketlere karşı eylem planlarında yer almayacak olması bu konuyu çıkmaza sokuyor. Zira Amazonların büyük bir kısmı Brezilya sınırları içinde yer alıyor.</p>
<ul>
<li><strong>E-atıklar</strong></li>
</ul>
<p>Davos&#8217;ta aynı zamanda, dünyada her yıl üretilen tüm ticari jet uçakların ağırlığından daha fazla elektronik atık üretildiği ortaya çıktı. Özellikle Afrika’nın e-atık için “çöplük alanı” haline geldiği belirtildi. Bu sorunu çözmek için 10 küresel şirket, ürünlerinden kaynaklanan elektronik atıkları toplama sözü verdi. Global Çevre Tesisi (GEF) ayrıca Nijerya hükümeti, BM Çevre, Dell, HP, Microsoft ve Philips ile bir ortaklık ilan etti. GEF bu kirliliği azaltmak için 2 milyon dolar yatırım yaptı.</p>
<ul>
<li><strong>Gıda sisteminin iyileştirilmesi</strong></li>
</ul>
<p>2050 yılında 10 milyara tırmanması beklenen dünya nüfusu için bir diğer kritik problem ise gıda sistemi. Toplantıda, küresel gıda sisteminde inovasyon için politika ve finansman geliştirmek ve ölçeklendirmek için yeni bir girişim başlatıldı. Bu girişim, özellikle, gıda tedarik zincirlerinde izlenebilirlik eksikliği, çevresel etki ve gıda güvenliği gibi zorlukları ele almak için “Dördüncü Sanayi Devrimi” yeniliklerine odaklanacak. Gıda sistemlerinin küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte birinden sorumlu olduğunu düşünürsek bu girişim oldukça önem taşıyor. Çünkü 800 milyon insan kronik olarak yetersiz beslenirken küresel olarak üretilen tüm gıdaların yaklaşık üçte biri israf ediliyor.</p>
<ul>
<li><strong>İklim eylemi pratiğe dökülmeli</strong></li>
</ul>
<p>Çevre konularındaki en büyük problemin, aslında her şeyin farkında olunup eyleme geçilmemesi meselesi de öne çıkan bir diğer başlık oldu. Toplantıda bu konu da gündeme geldi ve iklim eylemlerinin pratiğe dökülmesinin aciliyetine vurgu yapıldı. Büyük iklim taahhütleri veya kampanyalar manşetleri çalma eğilimindeyken, bu taahhütleri gerçek eyleme ve endüstri-işletme modellerini dönüştüren süreçlere dönüştürmek için gerekenden çok daha az çalışma yapıldığı ifade edildi.</p>
<p>1,3 trilyon dolardan fazla gelir elde eden ve 150&#8217;den fazla ülke ve bölgede 20 ekonomik sektörde faaliyet gösteren 50 küresel CEO, emisyonları azaltabilecekleri pratikleri tartışmak için bir araya gelerek 2016’dan bu yana emisyonlarını nasıl %9 azalttıklarını açıkladılar. Özetle, kolektif emisyonları azaltmak için iklim riskini iş süreçlerine nasıl adapte ettiklerini, geliştirdikleri “iklim yönetişimi” prensipleri üzerinden açıkladılar.</p>
<p><strong>Batuhan Sarıcan / </strong><a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<p><a href="https://www.weforum.org/agenda/2019/01/the-environment-was-high-on-the-agenda-in-davos-but-what-actually-happened/">https://www.weforum.org/agenda/2019/01/the-environment-was-high-on-the-agenda-in-davos-but-what-actually-happened/</a></p>
<p><a href="https://edition.cnn.com/2019/01/25/business/climate-change-davos/index.html">https://edition.cnn.com/2019/01/25/business/climate-change-davos/index.html</a></p>
<p><a href="https://www.weforum.org/reports/the-global-risks-report-2019">https://www.weforum.org/reports/the-global-risks-report-2019</a></p>
<p><a href="http://wwf.panda.org/knowledge_hub/where_we_work/amazon/about_the_amazon/">http://wwf.panda.org/knowledge_hub/where_we_work/amazon/about_the_amazon/</a></p>
<p><a href="https://www.theguardian.com/environment/2019/jan/25/our-house-is-on-fire-greta-thunberg16-urges-leaders-to-act-on-climate">https://www.theguardian.com/environment/2019/jan/25/our-house-is-on-fire-greta-thunberg16-urges-leaders-to-act-on-climate</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/davos-ve-iklim-degisikligi">Davos&#8217;ta iklim değişikliğiyle ilgili öne çıkanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13028</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanayi (4.0)’ün derinliklerinden Türkiye’ye bakınca gördüklerimiz…</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/sanayi-4-0un-derinliklerinden-turkiyeye-bakinca-gorduklerimiz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bayram Ali Eşiyok]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2017 13:38:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bayram Ali Eşiyok]]></category>
		<category><![CDATA[arge]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomik forumu]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi 4.0]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[The Global Competitiveness Report]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanayi devriminin çekirdeğini oluşturan chiplerin fiyatları düşerken, performansları hızla artıyor ve bu nedenle giderek yaygınlaşıyor, artık her evde bir bilgisayar var ve internet güncel hayatın temel iletişim ağlarından en önemlisi olmaya başladı… Dördüncü sanayi devriminin ekonomi başta olmak üzere sosyal hayatın tüm alanlarında alt-üst oluşlara neden olması kaçınılmaz. Peki, Türkiye Sanayi 4.0’ün neresinde? Bunun için kimi nicel göstergelerin çözümlenmesi gerekiyor. Bu kısa yazıda eğitim, ARGE, inovasyon ve patent göstergelerine ilişkin uluslararası bulgular çözümleniyor. Sanayi 4.0 için nitelikli eğitim şart 21.yüzyıl koşullarında eğitimin niteliğini, dolayısıyla beşeri sermaye stokunun düzeyini yükseltmeden Sanayi 4.0’e geçmek olsa olsa bir fantezi olabilir. İnsan gücünün, eğitimin niteliğini ölçmeye yönelik birçok göstergeden yararlanılabilir. Uluslararası karşılaştırmaya imkân verdiği için PISA (Program for International Student Assessment &#8211; Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı) bulgularına başvuralım İlki 2000 yılında yapılan ve Türkiye’yi içermeyen PISA uygulamasının sonuncusu 2012 yılı için yayınlandı. Türkiye 2012 sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında sondan 3.sırada yer alırken, 65 ülke arasında Matematikte 44. Sırada, Fen’de 43. ve okuduğunu anlamada 41.sırada yer almış. Kısaca okuduğunu anlamayan, bilim ve Matematikte sınıfta kalmış bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız… İlk beş sırada ise Çin, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Finlandiya gibi ülkeler yer alıyor. İlk beş sırada Uzak Doğu Asya ülkelerinin (sadece bilimde Finlandiya ilk beşte yer alıyor) bulunması bu ülkelerin tempolu kalkınmalarında eğitimin önemine işaret ediyor. Hiç kuşkusuz nitelikli eğitimin ve hızlı teknolojik gelişmenin (Sanay, 4.0) temel belirleyeni olan yüksek sabit yatırımların önemine, yani reel birikime. Teknoloji üretmeyen sanayi inovasyon yapar mı? Çok genel olarak bilginin ürüne, üretim yöntemlerine, hizmetlere dönüştürülmesi olarak görülebilecek inovasyon olgusu, Sanayi 4.0’ün en temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. 19. yüzyılın sonlarına kadar mucitlerin icatlarına dayalı gelişen teknolojik yenilikler, 19. yüzyılın sonlarında araştırma laboratuvarlarının kurulmasıyla sistemli ve kurumsallaşmış araştırmalara dayanıyor ve böylelikle icat süreci de sanayinin bir parçası haline geliyor. Dünya Ekonomik Formu’nun (WEF) her yıl yayınladığı The Global Competitiveness Report çalışmasında ülkelerin rekabet gücü 12 göstergeden hareketle ölçülüyor. Bu göstergelerden birisini de inovasyon oluşturuyor. İnovasyon ise 7 alt gösterge çerçevesinde değerlendiriliyor (Tablo 2). Çalışmanın inovasyon bulgularına kısaca değinelim: Türkiye inovasyon kapasitesine (CI) göre 114 ülke arasında 3.8 puan ile 83.sırada konumlanmış. Araştırma kurumlarının kalitesi (QSRI) göstergesine göre 82. sırada ancak kendine yer bulabilmiş. Şirketlerin Ar-Ge harcamaları göstergesine (CSR&#38;D) göre 79. sırada yer alan Türkiye, Ar-Ge’de sanayi üniversite işbirliği (U-ICR&#38;D) göstergesine göre 61.sıra ile düşük bir başarım sergilemiş. Yüksek teknoloji ürünlerinin hükümet tarafından tedariki (GPATP) göstergesine göre 39. sırada, bilim adamları ve mühendislerin uygunluğu göstergesine göre (ASE) 50. ve PCT patent başvuruları (PCTPA) göstergesine göre ise 42.sırada yer almış. Kısaca sanayide giderek dışa bağımlı hale gelen Türkiye inovasyon yaparak sanayisini geliştiremiyor&#8230; Orta ve düşük teknoloji tuzağına saplanmış gözüküyor. ARGE ve patentler Türkiye gibi İthal teknolojiye bağımlı sanayileri ARGE faaliyetlerine yönlendirmek oldukça zor. ARGE ile yeni bir teknolojinin geliştirilmesi, iyileştirilmesi yerine, lisansa ve montaja dayalı bir sanayileşme söz konusu. Oysa bugünün metropol ülkeleri yüksek ARGE yoğunluğu sayesinde yenilik yapmakta, yeni teknolojiler geliştirmekte ya da var olan teknolojiyi iyileştirerek uluslararası pazarlarda rekabet gücü elde etmektedir&#8230; Tablo 3 Türkiye’nin ARGE ve patentteki hal-i pür melalini ortaya koyuyor. Türkiye GSYH’dan ancak %0.92’sini ARGE’ye ayırıyor, İsrail ise %4.3’ünü. Patent verileri Sanayi 4.0’ün en temel göstergelerinden biri. Seçilmiş ekonomilere ilişkin “triadic patent sayıları” incelendiğinde, Türkiye 14.2 patent sayısı ile Finlandiya, İsrail ve Güney Kore gibi bilim ve teknolojide önemli gelişmeler sağlayan ülkelerin oldukça gerisinde. Kore’nin triadic patent sayısı Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar yüksek… Bu bulgu, Güney Kore’nin 1960’lardan günümüze bilim ve teknolojide sağaldığı muazzam gelişmenin arkasındaki dinamiği sergiliyor. Bu tablodan Sanayi 4.0 çıkmaz, çıksa çıksa harc-ı âlem sektörlere (gıda, tekstil vb) dayalı bir uzmanlaşmanın sürekliliği çıkar. Bu da “azgelişmişiliğin gelişmesi”nden başka bir şey değildir&#8230; Çözüm mü? Öncellikle eğitim sisteminin yeniden yapılandırılarak vasıflı/kalifiye iş gücünün yaratılması şart. Son yıllarda giderek %20’lerde durağanlık kazanan sabit yatırım oranlarının artırılması son derece önemli. İmalat sanayi gibi üretken sektörlerde sabit yatırım oranlarını %30-40 platosuna yerleştirmeden Türkiye’nin bırakınız Sanayi 4.0 hedefini yakalamayı var olan ve giderek aşınan sermaye stokunu koruması da zor. Diğer taraftan kısa ve orta dönemde ulusal gelirin %4’ü oranında bir kaynağın ARGE harcamalarına ayrılması gerekiyor… Kısaca üretimi, sabit yatırımları, ARGE faaliyetlerini, teknolojik gelişmeyi ve yenilikleri teşvik eden bir sanayi politikası ve tüm bunları kapsayan ve diğer ögeler ile desteklenen yeni bir kalkınma stratejisi temel çözüm olarak öne çıkıyor. Bayram Ali Eşiyok</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/sanayi-4-0un-derinliklerinden-turkiyeye-bakinca-gorduklerimiz">Sanayi (4.0)’ün derinliklerinden Türkiye’ye bakınca gördüklerimiz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi devriminin çekirdeğini oluşturan chiplerin fiyatları düşerken, performansları hızla artıyor ve bu nedenle giderek yaygınlaşıyor, artık her evde bir bilgisayar var ve internet güncel hayatın temel iletişim ağlarından en önemlisi olmaya başladı… Dördüncü sanayi devriminin ekonomi başta olmak üzere sosyal hayatın tüm alanlarında alt-üst oluşlara neden olması kaçınılmaz.</p>
<p>Peki, Türkiye Sanayi 4.0’ün neresinde? Bunun için kimi nicel göstergelerin çözümlenmesi gerekiyor. Bu kısa yazıda eğitim, ARGE, inovasyon ve patent göstergelerine ilişkin uluslararası bulgular çözümleniyor.</p>
<p><strong>Sanayi 4.0 için nitelikli eğitim şart</strong></p>
<p>21.yüzyıl koşullarında eğitimin niteliğini, dolayısıyla beşeri sermaye stokunun düzeyini yükseltmeden Sanayi 4.0’e geçmek olsa olsa bir fantezi olabilir. İnsan gücünün, eğitimin niteliğini ölçmeye yönelik birçok göstergeden yararlanılabilir. Uluslararası karşılaştırmaya imkân verdiği için PISA (Program for International Student Assessment &#8211; Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı) bulgularına başvuralım</p>
<p>İlki 2000 yılında yapılan ve Türkiye’yi içermeyen PISA uygulamasının sonuncusu 2012 yılı için yayınlandı. Türkiye 2012 sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında sondan 3.sırada yer alırken, 65 ülke arasında Matematikte 44. Sırada, Fen’de 43. ve okuduğunu anlamada 41.sırada yer almış. Kısaca okuduğunu anlamayan, bilim ve Matematikte sınıfta kalmış bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız…</p>
<p>İlk beş sırada ise Çin, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Finlandiya gibi ülkeler yer alıyor. İlk beş sırada Uzak Doğu Asya ülkelerinin (sadece bilimde Finlandiya ilk beşte yer alıyor) bulunması bu ülkelerin tempolu kalkınmalarında eğitimin önemine işaret ediyor. Hiç kuşkusuz nitelikli eğitimin ve hızlı teknolojik gelişmenin (Sanay, 4.0) temel belirleyeni olan yüksek sabit yatırımların önemine, yani reel birikime.</p>
<div id="attachment_5770" style="width: 740px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5770" class="wp-image-5770 size-large" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b1-1024x257.jpg" alt="" width="730" height="183" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b1-1024x257.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b1-300x75.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b1.jpg 1766w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-5770" class="wp-caption-text">Tablo 1: PISA sonuçlarına göre ilk 5 ülke ve Türkiye (2012) (65 Ülke) Kaynak: OECD</p></div>
<p><strong>Teknoloji üretmeyen sanayi inovasyon yapar mı?</strong></p>
<p>Çok genel olarak bilginin ürüne, üretim yöntemlerine, hizmetlere dönüştürülmesi olarak görülebilecek inovasyon olgusu, Sanayi 4.0’ün en temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. 19. yüzyılın sonlarına kadar mucitlerin icatlarına dayalı gelişen teknolojik yenilikler, 19. yüzyılın sonlarında araştırma laboratuvarlarının kurulmasıyla sistemli ve kurumsallaşmış araştırmalara dayanıyor ve böylelikle icat süreci de sanayinin bir parçası haline geliyor.</p>
<p>Dünya Ekonomik Formu’nun (WEF) her yıl yayınladığı <strong><em>The Global Competitiveness Report </em></strong>çalışmasında ülkelerin rekabet gücü 12 göstergeden hareketle ölçülüyor. Bu göstergelerden birisini de inovasyon oluşturuyor. İnovasyon ise 7 alt gösterge çerçevesinde değerlendiriliyor (Tablo 2).</p>
<p>Çalışmanın inovasyon bulgularına kısaca değinelim: Türkiye inovasyon kapasitesine (CI) göre 114 ülke arasında 3.8 puan ile 83.sırada konumlanmış. Araştırma kurumlarının kalitesi (QSRI) göstergesine göre 82. sırada ancak kendine yer bulabilmiş. Şirketlerin Ar-Ge harcamaları göstergesine (CSR&amp;D) göre 79. sırada yer alan Türkiye, Ar-Ge’de sanayi üniversite işbirliği (U-ICR&amp;D) göstergesine göre 61.sıra ile düşük bir başarım sergilemiş. Yüksek teknoloji ürünlerinin hükümet tarafından tedariki (GPATP) göstergesine göre 39. sırada, bilim adamları ve mühendislerin uygunluğu göstergesine göre (ASE) 50. ve PCT patent başvuruları (PCTPA) göstergesine göre ise 42.sırada yer almış. Kısaca sanayide giderek dışa bağımlı hale gelen Türkiye inovasyon yaparak sanayisini geliştiremiyor&#8230; Orta ve düşük teknoloji tuzağına saplanmış gözüküyor.</p>
<div id="attachment_5771" style="width: 740px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5771" class="wp-image-5771 size-large" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b2-1024x127.jpg" alt="" width="730" height="91" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b2-1024x127.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b2-300x37.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/b2.jpg 1804w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-5771" class="wp-caption-text">Tablo 2: İnovasyon bileşenlerine göre Türkiye’nin dünyadaki sırası (2015) Kaynak: WEF</p></div>
<p><strong>ARGE ve patentler</strong></p>
<p>Türkiye gibi İthal teknolojiye bağımlı sanayileri ARGE faaliyetlerine yönlendirmek oldukça zor. ARGE ile yeni bir teknolojinin geliştirilmesi, iyileştirilmesi yerine, lisansa ve montaja dayalı bir sanayileşme söz konusu. Oysa bugünün metropol ülkeleri yüksek ARGE yoğunluğu sayesinde yenilik yapmakta, yeni teknolojiler geliştirmekte ya da var olan teknolojiyi iyileştirerek uluslararası pazarlarda rekabet gücü elde etmektedir&#8230; Tablo 3 Türkiye’nin ARGE ve patentteki hal-i pür melalini ortaya koyuyor. Türkiye GSYH’dan ancak %0.92’sini ARGE’ye ayırıyor, İsrail ise %4.3’ünü.</p>
<p>Patent verileri Sanayi 4.0’ün en temel göstergelerinden biri. Seçilmiş ekonomilere ilişkin “triadic patent sayıları” incelendiğinde, Türkiye 14.2 patent sayısı ile Finlandiya, İsrail ve Güney Kore gibi bilim ve teknolojide önemli gelişmeler sağlayan ülkelerin oldukça gerisinde. Kore’nin triadic patent sayısı Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar yüksek… Bu bulgu, Güney Kore’nin 1960’lardan günümüze bilim ve teknolojide sağaldığı muazzam gelişmenin arkasındaki dinamiği sergiliyor.</p>
<p>Bu tablodan Sanayi 4.0 çıkmaz, çıksa çıksa harc-ı âlem sektörlere (gıda, tekstil vb) dayalı bir uzmanlaşmanın sürekliliği çıkar. Bu da “azgelişmişiliğin gelişmesi”nden başka bir şey değildir&#8230;</p>
<p>Çözüm mü? Öncellikle eğitim sisteminin yeniden yapılandırılarak vasıflı/kalifiye iş gücünün yaratılması şart. Son yıllarda giderek %20’lerde durağanlık kazanan sabit yatırım oranlarının artırılması son derece önemli. İmalat sanayi gibi üretken sektörlerde sabit yatırım oranlarını %30-40 platosuna yerleştirmeden Türkiye’nin bırakınız Sanayi 4.0 hedefini yakalamayı var olan ve giderek aşınan sermaye stokunu koruması da zor.</p>
<p>Diğer taraftan kısa ve orta dönemde ulusal gelirin %4’ü oranında bir kaynağın ARGE harcamalarına ayrılması gerekiyor… Kısaca üretimi, sabit yatırımları, ARGE faaliyetlerini, teknolojik gelişmeyi ve yenilikleri teşvik eden bir sanayi politikası ve tüm bunları kapsayan ve diğer ögeler ile desteklenen yeni bir kalkınma stratejisi temel çözüm olarak öne çıkıyor.</p>
<div id="attachment_5773" style="width: 740px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5773" class="wp-image-5773 size-large" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/B3-1024x151.jpg" alt="" width="730" height="108" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/B3-1024x151.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/B3-300x44.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/B3.jpg 1400w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-5773" class="wp-caption-text">Tablo 3: Seçilmiş ülkelerde ADGE yoğunluğu ve Triadic* Patent Sayıları (2012) Kaynak: OECD, MSTI veritabanı. (*) Triadic patent; Avrupa Patent Ofisi (EPO); ABD Patent ve Marka Tescili Ofisi (USPTO) ve Japon Patent Ofisinde (JPO) dosyalanmış patentlere verilen isim olarak tanımlanmaktadır.</p></div>
<p><strong>Bayram Ali Eşiyok</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/sanayi-4-0un-derinliklerinden-turkiyeye-bakinca-gorduklerimiz">Sanayi (4.0)’ün derinliklerinden Türkiye’ye bakınca gördüklerimiz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5769</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
