<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>endorfin arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/endorfin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/endorfin</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Apr 2019 10:08:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bahar yorgunluğu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bahar-yorgunlugu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Apr 2019 09:59:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[endorfin]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim geçişi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13469</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden&#8230;&#8221; satırlarıyla başlayan şiirinde Orhan Veli, bahar yorgunluğunu anlatmıyor mu sizce de? Bahar yorgunluğu, mevsim geçişinden kaynaklanan ısı, ışık ve nem farklılığına vücudumuzun adapte olma süreci. Doğadaki hızlı değişime rağmen insanlarda enerji azlığı, halsizlik, isteksizlik, sabah yataktan kalkmakta zorlanma, gün içerisinde uyku isteği, kas, eklem ağrıları, baş ağrısı, yapılan işe konsantre olamama gibi belirtilerle kendini gösterir. Sağlıklı bireylerde bir hafta ile bir ay arasında değişebilecek adaptasyon ve normalleşme söz konusudur ki bu süreci kısaltmak mümkün. Hava sıcaklığının artması ile damarlarda genişleme, kan basıncında hafif düşme ve halsizlik gibi bulguların temelini oluşturur. Diğer bir yandan sıcaklık artışı suların daha fazla buharlaşması ve ortamdaki nem oranının artması ile sonuçlanır. Nemli ortamlarda insanlar kendilerini daha yorgun hisseder. Günlerin uzaması, güneş ışınlarının artması atmosferde iyon değişimine neden olur ki bu da bahar yorgunluğunun önemli sebeplerinden biridir. Tüm canlılar için olduğu gibi insanlar için de ancak doğayla uyum halinde bir sağlıklı yaşam kavramından söz etmek mümkündür. Yorgunluk ile nasıl baş edebiliriz? Doğadaki bu değişime adapte olabilmek, bahar yorgunluğuyla başa çıkmak için yapılması gereken ilk değişiklik beslenmede olmalıdır. Özellikle B ve C vitaminleri içeren besinler bol tüketilmeli, sıvı alımı artırılmalıdır. Fazlaca karbonhidrat ve yağ içeren öğünlerden kaçınılmalı, enerji verirken vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını da karşılayabilecek besinler tüketilmelidir. Özellikle henüz büyüme çağında olan, ne yazık ki bu geçiş dönemine önemli sınavlar öncesi maruz kalan çocuklar için taze meyveler, kuruyemiş, kuru meyveler destekleyici, kolaylıkla da ara öğün olarak alınabilecek besinlerdir. Süt, yoğurt, kefir, taze meyve suları, renklendirici, koruyucu, aroma içermeyen doğal maden suları çocukların günlük beslenmesinde yer almalıdır. Kahvaltının her yaş için günün en vazgeçilmez öğünü olduğu unutulmamalıdır. Doğa, insanlar için gerekli besinleri, değişen mevsimlerdeki ihtiyaçlarımıza göre sunmaktadır. Bu yüzden mevsiminde doğal olarak yetiştirilen sebze ve meyve tüketmeye özen gösterilmelidir. Günlük 15 dakika süre ile dahi olsa açık havada yapılabilecek bir yürüyüş, egzersiz hem vücudumuzdaki kan dolaşımını, aldığımız oksijen miktarını artırarak daha zinde hissetmemizi sağlayacak hem de egzersiz sırasında salınan hormonlarla (başta endorfin olmak üzere) kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayacaktır. Düzenli ve kaliteli uyku bu dönemde yaşam kalitesini özellikle artıracaktır. Çok geç saatlerde uyumanın vücudun hormonal dengesini bozduğunu, bağışıklık sistemine zarar verdiğini hatırlamak gerekiyor. Halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon sorunlarının öncelikli yakınmalar olduğu bahar geçişi döneminde uyku düzensizlikleri gün içersindeki dikkat dağınıklığını artıracaktır. Daha dinç uyanmamızı, gün içinde daha iyi hissetmemizi sağlayan, antioksidan özellikteki, uyku sırasında salınan bir hormon olan melatoninin aydınlıkta salınımının azaldığı, uyku sırasında olabildiğince ışıktan ve elektromanyetik alandan uzak kalabilmenin uyku kalitesini artırdığı bilinmektedir. Uyku öncesi en az bir saat bilgisayardan, televizyondan, elektronik cihazlardan uzak durmanın, çok yorucu çalışmalardan kaçınmanın kaliteli ve dinlendirici bir uyku için önemli olduğu hatırlanmalıdır. Bu anlamda belki kitaplar en iyi uyku aracı olabilir&#8230; Sağlıkla kalın. Dr. Emel Bayrak / Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Lösev Lösante Çocuk ve Yetişkin Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı </p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bahar-yorgunlugu">Bahar yorgunluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><i>&#8220;Beni bu güzel havalar mahvetti, </i><i>Böyle havada istifa ettim </i><i>Evkaftaki memuriyetimden&#8230;&#8221; </i>satırlarıyla başlayan şiirinde Orhan Veli, bahar yorgunluğunu anlatmıyor mu sizce de?</p>
<p class="p2">Bahar yorgunluğu, mevsim geçişinden kaynaklanan ısı, ışık ve nem farklılığına vücudumuzun adapte olma süreci. Doğadaki hızlı değişime rağmen insanlarda enerji azlığı, halsizlik, isteksizlik, sabah yataktan kalkmakta zorlanma, gün içerisinde uyku isteği, kas, eklem ağrıları, baş ağrısı, yapılan işe konsantre olamama gibi belirtilerle kendini gösterir. Sağlıklı bireylerde bir hafta ile bir ay arasında değişebilecek adaptasyon ve normalleşme söz konusudur ki bu süreci kısaltmak mümkün.</p>
<p class="p2">Hava sıcaklığının artması ile damarlarda genişleme, kan basıncında hafif düşme ve halsizlik gibi bulguların temelini oluşturur. Diğer bir yandan sıcaklık artışı suların daha fazla buharlaşması ve ortamdaki nem oranının artması ile sonuçlanır. Nemli ortamlarda insanlar kendilerini daha yorgun hisseder. Günlerin uzaması, güneş ışınlarının artması atmosferde iyon değişimine neden olur ki bu da bahar yorgunluğunun önemli sebeplerinden biridir. Tüm canlılar için olduğu gibi insanlar için de ancak doğayla uyum halinde bir sağlıklı yaşam kavramından söz etmek mümkündür.</p>
<p><strong>Yorgunluk ile nasıl baş edebiliriz?</strong></p>
<p class="p1">Doğadaki bu değişime adapte olabilmek, bahar yorgunluğuyla başa çıkmak için yapılması gereken ilk değişiklik beslenmede olmalıdır. Özellikle B ve C vitaminleri içeren besinler bol tüketilmeli, sıvı alımı artırılmalıdır. Fazlaca karbonhidrat ve yağ içeren öğünlerden kaçınılmalı, enerji verirken vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını da karşılayabilecek besinler tüketilmelidir. Özellikle henüz büyüme çağında olan, ne yazık ki bu geçiş dönemine önemli sınavlar öncesi maruz kalan çocuklar için taze meyveler, kuruyemiş, kuru meyveler destekleyici, kolaylıkla da ara öğün olarak alınabilecek besinlerdir. Süt, yoğurt, kefir, taze meyve suları, renklendirici, koruyucu, aroma içermeyen doğal maden suları çocukların günlük beslenmesinde yer almalıdır. Kahvaltının her yaş için günün en vazgeçilmez öğünü olduğu unutulmamalıdır. Doğa, insanlar için gerekli besinleri, değişen mevsimlerdeki ihtiyaçlarımıza göre sunmaktadır. Bu yüzden mevsiminde doğal olarak yetiştirilen sebze ve meyve tüketmeye özen gösterilmelidir.</p>
<p class="p1">Günlük 15 dakika süre ile dahi olsa açık havada yapılabilecek bir yürüyüş, egzersiz hem vücudumuzdaki kan dolaşımını, aldığımız oksijen miktarını artırarak daha zinde hissetmemizi sağlayacak hem de egzersiz sırasında salınan hormonlarla (başta endorfin olmak üzere) kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayacaktır.</p>
<p class="p1">Düzenli ve kaliteli uyku bu dönemde yaşam kalitesini özellikle artıracaktır. Çok geç saatlerde uyumanın vücudun hormonal dengesini bozduğunu, bağışıklık sistemine zarar verdiğini hatırlamak gerekiyor. Halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon sorunlarının öncelikli yakınmalar olduğu bahar geçişi döneminde uyku düzensizlikleri gün içersindeki dikkat dağınıklığını artıracaktır. Daha dinç uyanmamızı, gün içinde daha iyi hissetmemizi sağlayan, antioksidan özellikteki, uyku sırasında salınan bir hormon olan melatoninin aydınlıkta salınımının azaldığı, uyku sırasında olabildiğince ışıktan ve elektromanyetik alandan uzak kalabilmenin uyku kalitesini artırdığı bilinmektedir. Uyku öncesi en az bir saat bilgisayardan, televizyondan, elektronik cihazlardan uzak durmanın, çok yorucu çalışmalardan kaçınmanın kaliteli ve dinlendirici bir uyku için önemli olduğu hatırlanmalıdır. Bu anlamda belki kitaplar en iyi uyku aracı olabilir&#8230;</p>
<p class="p1">Sağlıkla kalın.</p>
<p><strong>Dr. Emel Bayrak / Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Lösev Lösante Çocuk ve Yetişkin Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı </strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bahar-yorgunlugu">Bahar yorgunluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13469</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Akdeniz yaşam şekli&#8217; depresyon riskini azaltıyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/akdeniz-yasam-sekli-depresyon-riskini-azaltiyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Oct 2018 12:23:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[endorfin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam biçimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11591</guid>

					<description><![CDATA[<p>İspanya’da yapılan yeni bir araştırmada yalnızca Akdeniz tarzı beslenmenin değil “Akdeniz yaşam şeklinin” de akıl sağlığı için olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Alınan sonuçlara göre meyve sebze ağırlıklı beslenme tarzının yanı sıra spor yapan ve sosyalleşen insanların depresyona girme riski, bu yaşam tarzını benimsememiş insanlara göre oldukça az. İspanya’daki Las Palmas de Gran Canaria Üniversitesi’nden Almudena Sánchez-Villegas’a göre önceden yapılan araştırmalarda da Akdeniz tarzı beslenen veya belirli sağlıklı beslenme kurallarına uyan insanların depresyona girme olasılığının daha az olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak yapılan bu yeni araştırma, depresyon ile yalnızca Akdeniz tarzı beslenmenin değil Akdeniz tarzı yaşamın bağlantısını inceleyen ilk araştırma oldu. Depresyona girme oranları Yapılan araştırmada 11.800 kişiye normalde yedikleri besinler, ne kadar egzersiz yaptıkları ve arkadaşlarıyla sosyalleşmeye ne kadar zaman ayırdıkları sorularak bu kişilerin yaşam tarzlarının Akdeniz yaşam şekline ne kadar yakın olduğu saptandı. Ardından bilim insanları bu katılımcılarda sonraki 8 buçuk yıl içinde depresyon belirtilerinin ortaya çıkıp çıkmadığını gözlemledi. Araştırma sonunda katılımcılardan 806’sına depresyon tanısı koyuldu. Araştırma başında katılımcılar, yaşam tarzlarının Akdeniz yaşam şekline ne kadar yatkın olduklarına göre en yakın, orta yakınlıkta ve en uzak olmak üzere üç gruba ayrılmış, daha sonra grupların depresyona girme oranları karşılaştırılmıştı. Araştırmanın başında yaşam şekilleri Akdeniz tarzına en yakın olan katılımcıların depresyona girme riskinin, bu yaşam şekline en uzak katılımcılara göre %50 oranında daha az olduğu belirlendi. Araştırmacılar sağlıklı beslenme, egzersiz yapma ve sosyalleşmenin depresyon riskini azaltmasının birçok sebebi olabileceğini belirtiyor. Örneğin Akdeniz ülkelerinde bolca tüketilen gıdalarda (zeytinyağı, sert kabuklu yemişler, baklagiller, meyveler ve balık gibi) enflamasyonu engelleyen faydalı besin maddeleri bulunuyor. Daha önce yapılan çalışmalar enflamasyonun depresyon riskini arttırdığını ortaya koymuştu. Sánchez-Villegas’a göre egzersiz yapmak da aynı şekilde iltihabı önleyeceğinden depresyon riskini azaltıyor. Ayrıca egzersiz, ‘iyi hissetme kimyasalı’ olarak da bilinen endorfin hormonu salgılayarak ruh halinizi iyileştiriyor ve depresyonu önlüyor. Araştırmanın, daha önceden yapılan ve sosyal etkileşimlerin psikolojik sağlığa iyi geldiği sonucuna ulaşan araştırmalarla da uyumlu sonuçlar aldığı belirtildi. Depresyon ile sosyal etkenler arasındaki bağlantı üzerine yapılan bu eski araştırmada, zor dönemlerde sosyal destek almak gibi birçok yöntemin bu bağlantıyı açıklayabileceği belirtmişti. Kaynak: http://www.livescience.com/55756-mediterranean-lifestyle-linked-to-lower-depression-risk.html?utm_source=ls-newsletter&#38;utm_medium=email&#38;utm_campaign=20160815-ls-test</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/akdeniz-yasam-sekli-depresyon-riskini-azaltiyor">&#8216;Akdeniz yaşam şekli&#8217; depresyon riskini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İspanya’da yapılan yeni bir araştırmada yalnızca Akdeniz tarzı beslenmenin değil “Akdeniz yaşam şeklinin” de akıl sağlığı için olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Alınan sonuçlara göre meyve sebze ağırlıklı beslenme tarzının yanı sıra spor yapan ve sosyalleşen insanların depresyona girme riski, bu yaşam tarzını benimsememiş insanlara göre oldukça az.</p>
<p>İspanya’daki Las Palmas de Gran Canaria Üniversitesi’nden <strong>Almudena Sánchez-Villegas</strong>’a göre önceden yapılan araştırmalarda da Akdeniz tarzı beslenen veya belirli sağlıklı beslenme kurallarına uyan insanların depresyona girme olasılığının daha az olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak yapılan bu yeni araştırma, depresyon ile yalnızca Akdeniz tarzı beslenmenin değil Akdeniz tarzı yaşamın bağlantısını inceleyen ilk araştırma oldu.</p>
<p><strong>Depresyona girme oranları</strong></p>
<p>Yapılan araştırmada 11.800 kişiye normalde yedikleri besinler, ne kadar egzersiz yaptıkları ve arkadaşlarıyla sosyalleşmeye ne kadar zaman ayırdıkları sorularak bu kişilerin yaşam tarzlarının Akdeniz yaşam şekline ne kadar yakın olduğu saptandı. Ardından bilim insanları bu katılımcılarda sonraki 8 buçuk yıl içinde depresyon belirtilerinin ortaya çıkıp çıkmadığını gözlemledi.</p>
<p>Araştırma sonunda katılımcılardan 806’sına depresyon tanısı koyuldu.</p>
<p>Araştırma başında katılımcılar, yaşam tarzlarının Akdeniz yaşam şekline ne kadar yatkın olduklarına göre en yakın, orta yakınlıkta ve en uzak olmak üzere üç gruba ayrılmış, daha sonra grupların depresyona girme oranları karşılaştırılmıştı.</p>
<p>Araştırmanın başında yaşam şekilleri Akdeniz tarzına en yakın olan katılımcıların depresyona girme riskinin, bu yaşam şekline en uzak katılımcılara göre %50 oranında daha az olduğu belirlendi.</p>
<p>Araştırmacılar sağlıklı beslenme, egzersiz yapma ve sosyalleşmenin depresyon riskini azaltmasının birçok sebebi olabileceğini belirtiyor.</p>
<p>Örneğin Akdeniz ülkelerinde bolca tüketilen gıdalarda (zeytinyağı, sert kabuklu yemişler, baklagiller, meyveler ve balık gibi) enflamasyonu engelleyen faydalı besin maddeleri bulunuyor. Daha önce yapılan çalışmalar enflamasyonun depresyon riskini arttırdığını ortaya koymuştu.</p>
<p>Sánchez-Villegas’a göre egzersiz yapmak da aynı şekilde iltihabı önleyeceğinden depresyon riskini azaltıyor. Ayrıca egzersiz, ‘iyi hissetme kimyasalı’ olarak da bilinen endorfin hormonu salgılayarak ruh halinizi iyileştiriyor ve depresyonu önlüyor.</p>
<p>Araştırmanın, daha önceden yapılan ve sosyal etkileşimlerin psikolojik sağlığa iyi geldiği sonucuna ulaşan araştırmalarla da uyumlu sonuçlar aldığı belirtildi. Depresyon ile sosyal etkenler arasındaki bağlantı üzerine yapılan bu eski araştırmada, zor dönemlerde sosyal destek almak gibi birçok yöntemin bu bağlantıyı açıklayabileceği belirtmişti.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.livescience.com/55756-mediterranean-lifestyle-linked-to-lower-depression-risk.html?utm_source=ls-newsletter&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=20160815-ls-test">http://www.livescience.com/55756-mediterranean-lifestyle-linked-to-lower-depression-risk.html?utm_source=ls-newsletter&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=20160815-ls-test</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/akdeniz-yasam-sekli-depresyon-riskini-azaltiyor">&#8216;Akdeniz yaşam şekli&#8217; depresyon riskini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11591</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arkadaşlık, acıya dayanma gücünü artırıyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkadaslik-aciya-dayanma-gucunu-artiriyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Dec 2017 12:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağ kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[endorfin]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8723</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngiltere’de yapılan yeni bir araştırmaya göre çok arkadaşınız varsa kendinizi daha iyi hissedebiliyor ve daha az acı duyabiliyorsunuz. Bilimsel Raporlar isimli bültende yer alan bir yazıya göre, sosyal çevresi daha geniş olanların acıya dayanma gücü daha az arkadaşı olanlara oranla daha yüksek. Araştırmanın amacı, daha geniş sosyal çevreleri olan insanların beyinlerindeki endorfin kimyasalının diğer katılımcılardakine oranla daha yüksek seviyede olup olmadığını görmekti. Endorfinin, mutluluk hissi ile bağlantılı olduğundan daha düşük acı duymayla da ilintili olabileceği düşünülüyor (araştırmaya göre aslında endorfin, morfinden bile daha etkili bir ağrı kesici). Yüksek endorfin acıyı hafifletiyor Araştırmayı yürüten Oxford Üniversitesi Deneysel Psikolog Katerina Johnson’a göre önceki araştırmalarda hem insan hem de hayvanlarda görülen yüksek endorfin seviyesinin sosyal bağ kurma ile de yakından ilişkili olduğu ortaya konmuştu. Johnson bu yeni araştırma ile sosyal etkileşimlerin, endorfini artırdığı ve bunun da pozitif duygular uyandırdığı varsayımını test etmeyi amaçlıyordu. 101 genç yetişkinin katıldığı bu araştırmada katılımcılar öncelikle sosyal hayatlarıyla ilgili bir anket doldurdu. Ardından acı toleranslarını ölçmek üzere katılımcılardan, dizlerini bir sandalyede oturuyorlarmış gibi büküp sırtlarını duvara dayamaları ve durabildikleri kadar bu pozisyonda durmaları istendi. Araştırma sonuçlarına göre bu teste daha uzun süre dayanabilen insanlar genellikle geniş bir sosyal çevresi bulunan katılımcılardı. Geniş sosyal çevrenin etkisi Araştırmacılar, fiziksel olarak daha formda olan insanların sosyal çevrelerinin diğer katılımcılara göre daha küçük olduğunu da belirtti. Johnson’a göre bunun sebebi, daha çok egzersiz yapan insanların sosyalleşecek daha az vakit bulmasından kaynaklanıyor olabilir. Başka bir bakış açısına göre ise, sosyal etkileşimler de yapılan egzersizler de beyinde endorfin salgılanmasına sebep olduğundan bazı insanlar endorfin ihtiyaçlarını sosyalleşmekten ziyade egzersizden karşılamayı tercih ediyor olabilir. Araştırma esnasında yoğun stres altına giren insanların da yine daha küçük sosyal çevresi olan insanlar arasından çıktığı gözlemlendi. Araştırmacılara göre elbette bu testler acı toleransı ve sosyal çevre genişliği arasında bir etki-tepki bağlantısı kurmak için yetersiz. Bir insanın sosyal çevresinin genişliğinin o kişinin endorfin seviyelerini nasıl etkilediğini tam olarak anlayabilmek için daha birçok araştırmanın yürütülmesi gerekiyor. Johnson’a göre bu mekanizmaların anlaşılması çok önemli, zira insan türü, geniş sosyal çevrelerde gelişmek üzere evrimleşmiş; ancak yaşadığımız bu dijital çağda, sosyal etkileşimlerdeki azalma, modern toplumumuzun kötüleşen sağlığına etki eden önemli faktörlerden biri olabilir. Sevda Deniz Karali Kaynak: http://www.livescience.com/54580-friendship-pain-tolerance.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkadaslik-aciya-dayanma-gucunu-artiriyor">Arkadaşlık, acıya dayanma gücünü artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İngiltere’de yapılan yeni bir araştırmaya göre çok arkadaşınız varsa kendinizi daha iyi hissedebiliyor ve daha az acı duyabiliyorsunuz.</strong></p>
<p>Bilimsel Raporlar isimli bültende yer alan bir yazıya göre, sosyal çevresi daha geniş olanların acıya dayanma gücü daha az arkadaşı olanlara oranla daha yüksek.</p>
<p>Araştırmanın amacı, daha geniş sosyal çevreleri olan insanların beyinlerindeki endorfin kimyasalının diğer katılımcılardakine oranla daha yüksek seviyede olup olmadığını görmekti. Endorfinin, mutluluk hissi ile bağlantılı olduğundan daha düşük acı duymayla da ilintili olabileceği düşünülüyor (araştırmaya göre aslında endorfin, morfinden bile daha etkili bir ağrı kesici).</p>
<p><strong>Yüksek endorfin acıyı hafifletiyor </strong></p>
<p>Araştırmayı yürüten Oxford Üniversitesi Deneysel Psikolog Katerina Johnson’a göre önceki araştırmalarda hem insan hem de hayvanlarda görülen yüksek endorfin seviyesinin sosyal bağ kurma ile de yakından ilişkili olduğu ortaya konmuştu.</p>
<p>Johnson bu yeni araştırma ile sosyal etkileşimlerin, endorfini artırdığı ve bunun da pozitif duygular uyandırdığı varsayımını test etmeyi amaçlıyordu.</p>
<p>101 genç yetişkinin katıldığı bu araştırmada katılımcılar öncelikle sosyal hayatlarıyla ilgili bir anket doldurdu. Ardından acı toleranslarını ölçmek üzere katılımcılardan, dizlerini bir sandalyede oturuyorlarmış gibi büküp sırtlarını duvara dayamaları ve durabildikleri kadar bu pozisyonda durmaları istendi. Araştırma sonuçlarına göre bu teste daha uzun süre dayanabilen insanlar genellikle geniş bir sosyal çevresi bulunan katılımcılardı.</p>
<p><strong>Geniş sosyal çevrenin etkisi</strong></p>
<p>Araştırmacılar, fiziksel olarak daha formda olan insanların sosyal çevrelerinin diğer katılımcılara göre daha küçük olduğunu da belirtti. Johnson’a göre bunun sebebi, daha çok egzersiz yapan insanların sosyalleşecek daha az vakit bulmasından kaynaklanıyor olabilir. Başka bir bakış açısına göre ise, sosyal etkileşimler de yapılan egzersizler de beyinde endorfin salgılanmasına sebep olduğundan bazı insanlar endorfin ihtiyaçlarını sosyalleşmekten ziyade egzersizden karşılamayı tercih ediyor olabilir.</p>
<p>Araştırma esnasında yoğun stres altına giren insanların da yine daha küçük sosyal çevresi olan insanlar arasından çıktığı gözlemlendi.</p>
<p>Araştırmacılara göre elbette bu testler acı toleransı ve sosyal çevre genişliği arasında bir etki-tepki bağlantısı kurmak için yetersiz. Bir insanın sosyal çevresinin genişliğinin o kişinin endorfin seviyelerini nasıl etkilediğini tam olarak anlayabilmek için daha birçok araştırmanın yürütülmesi gerekiyor. Johnson’a göre bu mekanizmaların anlaşılması çok önemli, zira insan türü, geniş sosyal çevrelerde gelişmek üzere evrimleşmiş; ancak yaşadığımız bu dijital çağda, sosyal etkileşimlerdeki azalma, modern toplumumuzun kötüleşen sağlığına etki eden önemli faktörlerden biri olabilir.</p>
<p><strong>Sevda Deniz Karali</strong></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.livescience.com/54580-friendship-pain-tolerance.html">http://www.livescience.com/54580-friendship-pain-tolerance.html</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkadaslik-aciya-dayanma-gucunu-artiriyor">Arkadaşlık, acıya dayanma gücünü artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8723</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
