<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>entelektüel arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/entelektuel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/entelektuel</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Apr 2017 13:31:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Kültür ne tuhaf, pikseller filan&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/kultur-ne-tuhaf-pikseller-filan</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tevfik Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2017 23:21:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevfik Uyar]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[birikim]]></category>
		<category><![CDATA[entelektüel]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[piksel]]></category>
		<category><![CDATA[Raymond Williams]]></category>
		<category><![CDATA[reddit]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel kapasite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ünlü kültür kuramcısı Raymond Williams’a göre “kültür” kelimesi İngilizce’deki en karmaşık 2-3 kelimeden birisi ve 164 farklı tanıma sahip (1). Belki de Williams bu cümleyi sarf ettikten sonra yenileriyle birlikte 200&#8217;e dayanmıştır. Aslına bakarsanız ben de bir kültür tanımı yapsam çok eğlenebilirim (yazı sonuna doğru yapacağım da). Kültür kelimesinin kökeni tarıma dayanır. Bildiğiniz kültür mantarındaki kültür yani&#8230; Latince dilinde tarla sürmek anlamına gelen “cultura” kelimesinden Fransızca&#8217;ya “culture” olarak geçmiş, bu dilde “eğitim yoluyla insanın tarla gibi sürülmesi” gibi bir anlama kavuşmuş. 18. yüzyıl sonunda Almanca’da “insanın zihinsel kapasitesinin yarattığı değer” anlamında kullanılmış (2) ve nihayet 1805 yılında toplumun entelektüel birikimine bir karşılık olarak kullanılmaya başlanmış (3). Akademik tanımlardan kayda değer bulduğum ikisinden de bahsedeyim: E. B. Tylor’a göre kültür toplum üyelerinin kazandığı bilgi, sanat, ahlak, gelenek ve benzeri alışkanlıkları kapsayan karmaşık bir bütündür (4). B. Parekh&#8217;e göreyse “Tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem sistemi, ya da başka bir deyişle, bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullandıkları bir inançlar ve adetler sistemi, insan yaşamını anlamanın ve düzenlemenin bir yolu” (5). Bu tanımlardan gözümüzün seçtiği, aklımızın hemen çekip çıkardığı birkaç kavram olmuştur: Zihinsel kapasitenin yarattığı değer, bilgi, sanat, ahlak, gelenek, anlam, önem, inanç ve adet. Kültür hepsidir. İnsanı insan yapandır. Belki diğer canlılardan ayıran şey başlı başına kültürdür; çünkü kendi sembollerini böylesine yaratıp sonra onlara anlam ve değer yükleyerek başkalarına ve hatta sıradaki nesillere bu kadar aktarabilen başka bir canlı yoktur. Dil dahi başlı başına bir kültür öğesidir aslında. Bir uzaylı tür Dünya&#8217;yı ziyarete gelse, görecekleri ve algılayacakları şey biyolojik varlığımızdan önce kültürümüz olacaktır. Araçlar, binalar, festivaller, karnavallar, TV ve radyo yayınlarının içindekiler&#8230; Yani &#8216;kültür&#8217; içi geniş, çok ama çok geniş bir kavram&#8230; Bir toplumun, bir çağın kültürünü görüp algılamak istemek, büyük şey istemek değil midir? Ancak&#8230; Yine de&#8230; Belki  de&#8230; &#8220;İnsanlık Kültürü&#8221; denen şeyi tamamıyla değil de, şöyle kolayca anlamanın, anlatmanın, bir çırpıda görmenin ya da göstermenin bir yolu vardır? Mesela bir zaman makinesine binip geçmişe gidip, bulduğunuz bir insan topluluğuna sınırsız boya ve silgi verdiğinizi ve büyükçe bir mağara duvarına istediklerini yazıp çizmelerini, isterlerse başkasının yazdıklarının üstüne yazabileceklerini söylesek? Eğer bunu dövüşmeden yapmayı başarırlarsa -yani aralarında zaman zaman anlaşmazlık çıksa da asgari bir müşterekte buluşabileceklerini varsayarsak- çıkacak büyük resim bize bulunduğumuz tarihteki insanların doğayı, dünyayı ve birbirlerini algılayış biçimleri ve bunları nasıl sembolize ettikleri hakkında muazzam bir fikir vermez miydi? Bana verirdi gibi geliyor. Birini karşımıza oturtup &#8220;anlat bakalım geçmişteki dostum, sizin kültürde neler var?&#8221; demekten ya da bir köşeye oturup farklı toplumların tek tek ne yaptıklarını izleyerek öğrenmekten çok daha pratik, verimli ve gerçekçi olabilirdi. Velhasıl&#8230; Bunun yapılmışı var! Hem de günümüzde. Sosyal medya platformlarından biri olan Reddit, 1 Nisan&#8217;da kullanıcılarına 1024 x 1024&#8217;lük bir alan açtı. Kullanıcılar bu alanda istedikleri bir yere her 5 dakikada bir nokta koyabilecekti. Bu noktanın rengini 16 renk arasından seçeceklerdi. Kısa sürede on binlerce Reddit kullanıcısı faaliyete iştirak etti ve 72 saat içerisinde ortaya kollektif bir desen çıktı. (Resmin tamamını görmek isteyenler için hemen yana koydum. Dileyenler oradan büyüğüne bakıp indirsinler.) Mağara örneğini ele alırsak, bu resim çağımızın &#8220;İnsanlık Kültürü&#8221;nü yansıtmaktadır (Gerçi tam olarak böyle değil. Bu kadar kapsayıcı bir ifade kullanırsam haksızlık etmiş, hatta &#8216;etnosantrik&#8217; yaklaşmış olurum. Doğrusu &#8216;bilgisayar ve internet kullanabilen, bilgi çağı insanı kültürü&#8217; olmalı. Papua Yeni Gine ya da Güney Amerika yerlilerinin kültürü dahil değil maalesef.) Gerek nihai resim, gerekse yapılış sürecinde yaşananlar, bana göre oldukça büyüleyici. En azından bazı kültürlerin temsili açısından&#8230; İnternet kullanabilen, çoğunluğu batılı, bilgi çağı toplumu üyelerinin böylesine serbest atışla kendi sembollerini ortaya koyma süreci bence çok şey anlatıyor. Resimde oyun logoları, şahıslar, Mona Lisa tablosu, bazı anlamlı metinler, tarihler, pixel-art sanatının müthiş ürünleri, desenler, LGBTi&#8217;yi temsil eden köşeden köşeye uzanan gökkuşağı gibi kimlik sembolleri, futbol takımı armaları, anime karakterleri&#8230; Daha neler neler var. Üstelik bunlar tek bir kişinin kaleminden, fırçasından -ya da fare tıkından- değil, kolektif bir çalışma ürünü olarak ortaya çıkıyor. Şuradaki videoda, tüm süreç hızlandırılmış bir biçimde görülüyor. Bazı kayda değer oluşum ve mücadeleleri yakın pencereden izlemek içinse şu video. Detaylara ve kolektif çalışma biçimine hayran kalmak isterseniz ikinci videoyu özellikle öneririm. En çok göze çarpan, hemen gözlerimizin seçiverdiği şeyler elbette bayraklar. Bayrakların oluşma süreci ayrıca anlatmaya değer Gördüğünüz üzere resimde bayraklar var&#8230; Göze çarpan bayrakların gayrisafi milli hasılası yüksek ülkelerin bayrakları olması pek tesadüf değil bana kalırsa. Bazı bayraklar arasında etkileşim de mevcut. Mesela Türkiye ve Yunanistan bayrakları arasında iki ülkenin dostluğunu simgeleyen bir kalp var (ancak yapılış sürecinde Türk bayrağı yapılırken Yunan bayrağının Türk bayrağını silecek şekilde yapıldığı, daha sonra hemen yanına yeniden Türk bayrağı yapılıp, aradaki dostluk simgesi kalbin ortaya çıktığını belirtmem gerek&#8230; Sanırım ilk başta mücadele eden az sayıda birileri vardı. Katılımcılar arttıkça dostluk kazandı. Sadece tahmin&#8230;) Bayrak savaşı bize has değil. Fransız ve Alman bayrakları da kapıştılar. Ancak araya bir Avrupa Birliği bayrağı girdi ve mutabakat sağlandı. Bir diğer bayrak savaşı da, ilginçtir, Danimarka ve İsveç arasında yaşandı. Lakin onlar da nihayetinde anlaştılar; her ne kadar İsveç &#8216;daha çok anlaşmış&#8217; görünüyor olsa da. Peki Reddit&#8217;in bu uygulaması nasıl ve neden sona erdi dersiniz? Başlıca şüphelerden birisi şu: Birileri hemen, kendi diledikleri resmi emek harcamadan yapabilmek için script, yani hazır kod kullanmaya başlaması işin tadını kaçırmış. Örneğin Arjantin bayrağını yapan şahıs, bu bayrak üzerindeki her türlü değişikliği geri alan bir script yazmış (6). Bir süre sonra başkaları da böyle işlere girişmiş olmalı. Yani kolektif bir emekten doğabilecek güzellikler, bir kaç uyanığın hamlesiyle engellenmiş olabilir. Fakat böyle olması bile müthiş bir şey bence zira sona erme biçimi bile &#8220;insanı&#8221; ve çağımızın kültürünü birebir yansıtmıyor mu? ORTAK MALLARIN TRAJEDİSİ. Hoş geldin insan!. Her neyse&#8230; Şimdi vaat ettiğim üzere, kendi kültür tanımımı yapayım: Kültür, yeterince kalabalık bir insana üzerine yazıp çizebilecekleri ve birbirlerinin yazıp çizdiklerini silebilecekleri alan ve imkan verdiğinizde bir süre sonra ortaya çıkandır. Dil&#8230; Sanat&#8230; İnanç&#8230; Her türlü temsil&#8230; Son diyeceğimi de diyeyim: Bence tekrar Voyager plağı gönderilecek olursa içine bu resmi ve yapılış videosunu koysunlar. Herkese iyi haftalar Tevfik Uyar / @tevfik_uyar Kaynaklar:  1) Emre Gökalp, “Kültür ve Toplum”, Sosyolojiye Giriş. Ed. Nadir Suğur, (Eskişehir: T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, 2012) 2) Feyzullah Eroğlu, Davranış Bilimleri. (İstanbul: Beta Yayınevi, 2011) 3) Etymonline.com çevrimiçi etimoloji sözlüğü, “culture” maddesi. 5) Bozkurt Güvenç, Kültür ve Demokrasi. (Ankara: Gündoğan Yayınları, 1996) 5) Ali Ergur, “Kültür”, Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar. Ed. Emre Gökalp, (Eskişehir: T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, 2012) 6) http://knowyourmeme.com/memes/events/rplace</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/kultur-ne-tuhaf-pikseller-filan">Kültür ne tuhaf, pikseller filan&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü kültür kuramcısı Raymond Williams’a göre “kültür” kelimesi İngilizce’deki en karmaşık 2-3 kelimeden birisi ve 164 farklı tanıma sahip (1). Belki de Williams bu cümleyi sarf ettikten sonra yenileriyle birlikte 200&#8217;e dayanmıştır. Aslına bakarsanız ben de bir kültür tanımı yapsam çok eğlenebilirim (yazı sonuna doğru yapacağım da).</p>
<p>Kültür kelimesinin kökeni tarıma dayanır. Bildiğiniz kültür mantarındaki kültür yani&#8230; Latince dilinde tarla sürmek anlamına gelen “cultura” kelimesinden Fransızca&#8217;ya “culture” olarak geçmiş, bu dilde “eğitim yoluyla insanın tarla gibi sürülmesi” gibi bir anlama kavuşmuş. 18. yüzyıl sonunda Almanca’da “insanın zihinsel kapasitesinin yarattığı değer” anlamında kullanılmış (2) ve nihayet 1805 yılında toplumun entelektüel birikimine bir karşılık olarak kullanılmaya başlanmış (3). Akademik tanımlardan kayda değer bulduğum ikisinden de bahsedeyim: E. B. Tylor’a göre kültür toplum üyelerinin kazandığı bilgi, sanat, ahlak, gelenek ve benzeri alışkanlıkları kapsayan karmaşık bir bütündür (4). B. Parekh&#8217;e göreyse “Tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem sistemi, ya da başka bir deyişle, bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullandıkları bir inançlar ve adetler sistemi, insan yaşamını anlamanın ve düzenlemenin bir yolu” (5).</p>
<p>Bu tanımlardan gözümüzün seçtiği, aklımızın hemen çekip çıkardığı birkaç kavram olmuştur: Zihinsel kapasitenin yarattığı değer, bilgi, sanat, ahlak, gelenek, anlam, önem, inanç ve adet. Kültür hepsidir. İnsanı insan yapandır. Belki diğer canlılardan ayıran şey başlı başına kültürdür; çünkü kendi sembollerini böylesine yaratıp sonra onlara anlam ve değer yükleyerek başkalarına ve hatta sıradaki nesillere bu kadar aktarabilen başka bir canlı yoktur. Dil dahi başlı başına bir kültür öğesidir aslında. Bir uzaylı tür Dünya&#8217;yı ziyarete gelse, görecekleri ve algılayacakları şey biyolojik varlığımızdan önce kültürümüz olacaktır. Araçlar, binalar, festivaller, karnavallar, TV ve radyo yayınlarının içindekiler&#8230;</p>
<p>Yani &#8216;kültür&#8217; içi geniş, çok ama çok geniş bir kavram&#8230; Bir toplumun, bir çağın kültürünü görüp algılamak istemek, büyük şey istemek değil midir?</p>
<p>Ancak&#8230; Yine de&#8230; Belki  de&#8230; &#8220;İnsanlık Kültürü&#8221; denen şeyi tamamıyla değil de, şöyle kolayca anlamanın, anlatmanın, bir çırpıda görmenin ya da göstermenin bir yolu vardır?</p>
<p>Mesela bir zaman makinesine binip geçmişe gidip, bulduğunuz bir insan topluluğuna sınırsız boya ve silgi verdiğinizi ve büyükçe bir mağara duvarına istediklerini yazıp çizmelerini, isterlerse başkasının yazdıklarının üstüne yazabileceklerini söylesek? Eğer bunu dövüşmeden yapmayı başarırlarsa -yani aralarında zaman zaman anlaşmazlık çıksa da asgari bir müşterekte buluşabileceklerini varsayarsak- çıkacak büyük resim bize bulunduğumuz tarihteki insanların doğayı, dünyayı ve birbirlerini algılayış biçimleri ve bunları nasıl sembolize ettikleri hakkında muazzam bir fikir vermez miydi? Bana verirdi gibi geliyor. Birini karşımıza oturtup &#8220;anlat bakalım geçmişteki dostum, sizin kültürde neler var?&#8221; demekten ya da bir köşeye oturup farklı toplumların tek tek ne yaptıklarını izleyerek öğrenmekten çok daha pratik, verimli ve gerçekçi olabilirdi.</p>
<p>Velhasıl&#8230; Bunun yapılmışı var! Hem de günümüzde.</p>
<p>Sosyal medya platformlarından biri olan Reddit, 1 Nisan&#8217;da kullanıcılarına 1024 x 1024&#8217;lük bir alan açtı. Kullanıcılar bu alanda istedikleri bir yere her 5 dakikada bir nokta koyabilecekti. Bu noktanın rengini 16 renk arasından seçeceklerdi. Kısa sürede on binlerce Reddit kullanıcısı faaliyete iştirak etti ve 72 saat içerisinde ortaya kollektif bir desen çıktı.</p>
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/a1a.png"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-6068 size-medium" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/a1a-300x300.png" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/a1a-300x300.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/a1a-150x150.png 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/a1a.png 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>(Resmin tamamını görmek isteyenler için hemen yana koydum. Dileyenler oradan büyüğüne bakıp indirsinler.)</p>
<p>Mağara örneğini ele alırsak, bu resim çağımızın &#8220;İnsanlık Kültürü&#8221;nü yansıtmaktadır (Gerçi tam olarak böyle değil. Bu kadar kapsayıcı bir ifade kullanırsam haksızlık etmiş, hatta &#8216;etnosantrik&#8217; yaklaşmış olurum. Doğrusu &#8216;bilgisayar ve internet kullanabilen, bilgi çağı insanı kültürü&#8217; olmalı. Papua Yeni Gine ya da Güney Amerika yerlilerinin kültürü dahil değil maalesef.)</p>
<p>Gerek nihai resim, gerekse yapılış sürecinde yaşananlar, bana göre oldukça büyüleyici. En azından bazı kültürlerin temsili açısından&#8230; İnternet kullanabilen, çoğunluğu batılı, bilgi çağı toplumu üyelerinin böylesine serbest atışla kendi sembollerini ortaya koyma süreci bence çok şey anlatıyor.</p>
<p>Resimde oyun logoları, şahıslar, Mona Lisa tablosu, bazı anlamlı metinler, tarihler, pixel-art sanatının müthiş ürünleri, desenler, LGBTi&#8217;yi temsil eden köşeden köşeye uzanan gökkuşağı gibi kimlik sembolleri, futbol takımı armaları, anime karakterleri&#8230; Daha neler neler var. Üstelik bunlar tek bir kişinin kaleminden, fırçasından -ya da fare tıkından- değil, kolektif bir çalışma ürünü olarak ortaya çıkıyor. Şuradaki <a href="https://www.youtube.com/watch?v=XnRCZK3KjUY" target="_blank" rel="noopener noreferrer">videoda</a>, tüm süreç hızlandırılmış bir biçimde görülüyor. Bazı kayda değer oluşum ve mücadeleleri yakın pencereden izlemek içinse <a href="https://www.youtube.com/watch?v=RCAsY8kjE3w" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şu video</a>. Detaylara ve kolektif çalışma biçimine hayran kalmak isterseniz ikinci videoyu özellikle öneririm.</p>
<p>En çok göze çarpan, hemen gözlerimizin seçiverdiği şeyler elbette bayraklar. Bayrakların oluşma süreci ayrıca anlatmaya değer <img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-6069" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/rplace-300x154.png" alt="" width="300" height="154" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/rplace-300x154.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/rplace.png 485w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Gördüğünüz üzere resimde bayraklar var&#8230; Göze çarpan bayrakların gayrisafi milli hasılası yüksek ülkelerin bayrakları olması pek tesadüf değil bana kalırsa. Bazı bayraklar arasında etkileşim de mevcut. Mesela Türkiye ve Yunanistan bayrakları arasında iki ülkenin dostluğunu simgeleyen bir kalp var (ancak yapılış sürecinde Türk bayrağı yapılırken Yunan bayrağının Türk bayrağını silecek şekilde yapıldığı, daha sonra hemen yanına yeniden Türk bayrağı yapılıp, aradaki dostluk simgesi kalbin ortaya çıktığını belirtmem gerek&#8230; Sanırım ilk başta mücadele eden az sayıda birileri vardı. Katılımcılar arttıkça dostluk kazandı. Sadece tahmin&#8230;) Bayrak savaşı bize has değil. Fransız ve Alman bayrakları da kapıştılar. Ancak araya bir Avrupa Birliği bayrağı girdi ve mutabakat sağlandı. Bir diğer bayrak savaşı da, ilginçtir, Danimarka ve İsveç arasında yaşandı. Lakin onlar da nihayetinde anlaştılar; her ne kadar İsveç &#8216;daha çok anlaşmış&#8217; görünüyor olsa da.</p>
<p>Peki Reddit&#8217;in bu uygulaması nasıl ve neden sona erdi dersiniz?</p>
<p>Başlıca şüphelerden birisi şu: Birileri hemen, kendi diledikleri resmi emek harcamadan yapabilmek için script, yani hazır kod kullanmaya başlaması işin tadını kaçırmış. Örneğin Arjantin bayrağını yapan şahıs, bu bayrak üzerindeki her türlü değişikliği geri alan bir script yazmış (6). Bir süre sonra başkaları da böyle işlere girişmiş olmalı. Yani kolektif bir emekten doğabilecek güzellikler, bir kaç uyanığın hamlesiyle engellenmiş olabilir. Fakat böyle olması bile müthiş bir şey bence zira sona erme biçimi bile &#8220;insanı&#8221; ve çağımızın kültürünü birebir yansıtmıyor mu? ORTAK MALLARIN TRAJEDİSİ. Hoş geldin insan!.</p>
<p>Her neyse&#8230; Şimdi vaat ettiğim üzere, kendi kültür tanımımı yapayım: Kültür, yeterince kalabalık bir insana üzerine yazıp çizebilecekleri ve birbirlerinin yazıp çizdiklerini silebilecekleri alan ve imkan verdiğinizde bir süre sonra ortaya çıkandır. Dil&#8230; Sanat&#8230; İnanç&#8230; Her türlü temsil&#8230;</p>
<p>Son diyeceğimi de diyeyim: Bence tekrar Voyager plağı gönderilecek olursa içine bu resmi ve yapılış videosunu koysunlar.</p>
<p>Herkese iyi haftalar</p>
<p><strong>Tevfik Uyar / <a href="https://twitter.com/tevfik_uyar" target="_blank" rel="noopener noreferrer">@tevfik_uyar</a></strong></p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<div id="yui_3_14_1_1_1491862568060_884" class="selectable">1) Emre Gökalp, “Kültür ve Toplum”, Sosyolojiye Giriş. Ed. Nadir Suğur, (Eskişehir: T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, 2012)</div>
<div id="yui_3_14_1_1_1491862568060_862">2) Feyzullah Eroğlu, Davranış Bilimleri. (İstanbul: Beta Yayınevi, 2011)</div>
<div id="yui_3_14_1_1_1491862568060_859">3) Etymonline.com çevrimiçi etimoloji sözlüğü, “culture” maddesi.</div>
<div>5) Bozkurt Güvenç, Kültür ve Demokrasi. (Ankara: Gündoğan Yayınları, 1996)</div>
<div>5) Ali Ergur, “Kültür”, Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar. Ed. Emre Gökalp, (Eskişehir: T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, 2012)</div>
<div>6) http://knowyourmeme.com/memes/events/rplace</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/kultur-ne-tuhaf-pikseller-filan">Kültür ne tuhaf, pikseller filan&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6067</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Amal Hanım’ın çantası</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/amal-hanimin-cantasi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2016 08:19:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[çanta]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[entelektüel]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[taklit]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4248</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir moda ikonuna dönüşmekte olan insan hakları hukukçusu Amal Clooney’nin (soyadını, evlendiği aktör George Clooney’den alıyor) favori çantasına, onun adı marka olarak verildi. Çantanın tasarımcısı İtalyan şirketi Ballin, 1.200 Dolar değerindeki çantanın ABD’de patentini de bu yaz aldı. Bir moda şirketi, bir ürününe bir “moda ikonunun” adını ilk kez vermiyor. Monako Prensesi Grace Kelly’nin favori çantasını tasarlayan Hermès, çantaya onun adını vermişti (1977). Hermès ayrıca, İngiliz-Fransız sanatçı Jane Birkin’in kişisel kullanımı için onun adıyla çanta tasarladı (1984). Hermès’in halen satılan Birkin Çantası, tamamen elişi. Bu nedenle satış fiyatı 6 bin Dolardan başlıyor ve çok çok yukarılara çıkıyor. Tasarımcısı Pierre Hardy’nin iki yılda tamamladığı elmas bezeli bir Birkin Çantası 1.9 milyon Dolara alıcı buldu. Bir başkasına bir müzayedede 203 bin Dolar ödendi. ABD’de tescilli olan bu markayı taklit edenlere karşı Hermès hemen davalar açıyor. Çünkü: Tasarım, entelektüel sermayedir. Fikri bir üründür. Maddi ve manevi değeri vardır, sahiplenmek gerekir. Aksi halde taklit edilir. Taklit, hırsızlıktır. Haksız kazançtır. Nokta. Tasarım – patent ilişkisine dair en sağlam gerekçe Fransa’dan: Sadece son iki yılda orada moda tasarımcıları Yves Saint Laurent 27 patent aldı. Louis Vuitton 17, Balenciaga 10, Christian Dior 17, Bottega Veneta 8 (aslında 20 kadar patenti var), Céline 5 patent aldılar. Balenciaga kreatif direktörü Alexander Wang, kendi kişisel markası için de patentler alıyor. Ayrıca, Amerikan moda yıldızı Diane von Furstenberg de bazı tasarımları için patent alıyor: Örneğin, tablet taşımaya da uygun bir çantasına&#8230; Bu isimler ve markalar, sadece medyaya yansıyanlar. Fransız moda sektörü; yasa tanımayan, sadece paragöz, kopyacı taklitçi hırsızlara karşı kendisini korumaya çalışıyor. Çünkü modada yaratıcılık ve yenilikçilik, Fransız ve İtalyanların büyük gelir kapısı. Fransa’nın ulusal istatistik araştırmaları kurumu INSEE’nin Fransız Moda Enstitüsü için yaptığı araştırmaya göre moda ürünleri, ülkeye 2015’te 150 milyar Euro kazandırdı. Oysa havacılık 102 milyar, otomotiv 39 milyar kazandırıyor. Moda üretimi, Fransa’nın aslında 1 numaralı sektörü. 58 bin kişi tam zamanlı çalışıyor. Bu sayı, moda iletişimi, model ajansları, pazarlama vb ile 1 milyona çıkıyor. Paris’te yılda 6 kez moda haftası düzenleniyor. İkisi konfeksiyon ürünleri tanıtımı için. İkisi erkek giyimi için. İkisi de kadın tasarım ürünleri için. INSEE, bunların 10.3 milyar Euro satış değeri yarattığını hesapladı. Ek olarak, bu haftalarda Paris’i ziyaret edenlerin restoran, otel, tiyatro, taksi vb ödediği miktar 1.2 milyar Euro’yu buluyor. İtalyanlar da yarışta elbette: Sadece 2015 yılında ayakkabı, giyim ve aksesuar ihracatından ülke 48 milyar Euro kazandı. İtalyan Başbakanı Matteo Renzi, geçen Eylül’de, dünyaca ünlü Milano Moda Haftası’nı şimdiye kadar “açan” ilk başbakan oldu. Küresel moda dergisi Vogue, Renzi’nin, sektöre hükümetin 30 milyon Euro yatırım yapacağını, “Moda, ekonomik bir motordur. Bu sektöre saygı istiyorum,” dediğini yazdı. Bütün bunların anlamı açık: Tasarım, para ediyor. Bu nedenle tasarım, titizlikle korunmalı. Marka, sadece yenilikçi tasarımla yaratılır. Kendi kendine oluşmaz. Ekonomi Bakanı Zeybekçi çok haklı: “Ürettiğimizin tasarımını, teknolojisini, finansını, tüketim alışkanlığını, dağıtım-tüketim kanallarının dizaynını, bizzat kendimiz yapmamız gerekiyor.” (28.10.16) İhracatçılar Meclisi Başkanı Büyükekşi çok haklı: “Artık, taklit değil, tasarım istiyoruz. Ancak bu şekilde yüksek katma değer yaratarak, küresel arenada rekabet gücü sağlayabiliriz.” (19.10.16) Edip Emil Öymen *Bu yazı 14.11.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/amal-hanimin-cantasi">Amal Hanım’ın çantası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir moda ikonuna dönüşmekte olan insan hakları hukukçusu Amal Clooney’nin (soyadını, evlendiği aktör George Clooney’den alıyor) favori çantasına, onun adı marka olarak verildi. Çantanın tasarımcısı İtalyan şirketi Ballin, 1.200 Dolar değerindeki çantanın ABD’de patentini de bu yaz aldı. Bir moda şirketi, bir ürününe bir “moda ikonunun” adını ilk kez vermiyor. Monako Prensesi Grace Kelly’nin favori çantasını tasarlayan Hermès, çantaya onun adını vermişti (1977). Hermès ayrıca, İngiliz-Fransız sanatçı Jane Birkin’in kişisel kullanımı için onun adıyla çanta tasarladı (1984). Hermès’in halen satılan Birkin Çantası, tamamen elişi. Bu nedenle satış fiyatı 6 bin Dolardan başlıyor ve çok çok yukarılara çıkıyor. Tasarımcısı Pierre Hardy’nin iki yılda tamamladığı elmas bezeli bir Birkin Çantası 1.9 milyon Dolara alıcı buldu. Bir başkasına bir müzayedede 203 bin Dolar ödendi. ABD’de tescilli olan bu markayı taklit edenlere karşı Hermès hemen davalar açıyor.</p>
<p>Çünkü: Tasarım, entelektüel sermayedir. Fikri bir üründür. Maddi ve manevi değeri vardır, sahiplenmek gerekir. Aksi halde taklit edilir. Taklit, hırsızlıktır. Haksız kazançtır. Nokta.</p>
<p>Tasarım – patent ilişkisine dair en sağlam gerekçe Fransa’dan: Sadece son iki yılda orada moda tasarımcıları Yves Saint Laurent 27 patent aldı. Louis Vuitton 17, Balenciaga 10, Christian Dior 17, Bottega Veneta 8 (aslında 20 kadar patenti var), Céline 5 patent aldılar. Balenciaga kreatif direktörü Alexander Wang, kendi kişisel markası için de patentler alıyor. Ayrıca, Amerikan moda yıldızı Diane von Furstenberg de bazı tasarımları için patent alıyor: Örneğin, tablet taşımaya da uygun bir çantasına&#8230; Bu isimler ve markalar, sadece medyaya yansıyanlar.</p>
<p>Fransız moda sektörü; yasa tanımayan, sadece paragöz, kopyacı taklitçi hırsızlara karşı kendisini korumaya çalışıyor. Çünkü modada yaratıcılık ve yenilikçilik, Fransız ve İtalyanların büyük gelir kapısı. Fransa’nın ulusal istatistik araştırmaları kurumu INSEE’nin Fransız Moda Enstitüsü için yaptığı araştırmaya göre moda ürünleri, ülkeye 2015’te 150 milyar Euro kazandırdı. Oysa havacılık 102 milyar, otomotiv 39 milyar kazandırıyor. Moda üretimi, Fransa’nın aslında 1 numaralı sektörü. 58 bin kişi tam zamanlı çalışıyor. Bu sayı, moda iletişimi, model ajansları, pazarlama vb ile 1 milyona çıkıyor.</p>
<p>Paris’te yılda 6 kez moda haftası düzenleniyor. İkisi konfeksiyon ürünleri tanıtımı için. İkisi erkek giyimi için. İkisi de kadın tasarım ürünleri için. INSEE, bunların 10.3 milyar Euro satış değeri yarattığını hesapladı. Ek olarak, bu haftalarda Paris’i ziyaret edenlerin restoran, otel, tiyatro, taksi vb ödediği miktar 1.2 milyar Euro’yu buluyor.</p>
<p>İtalyanlar da yarışta elbette: Sadece 2015 yılında ayakkabı, giyim ve aksesuar ihracatından ülke 48 milyar Euro kazandı. İtalyan Başbakanı Matteo Renzi, geçen Eylül’de, dünyaca ünlü Milano Moda Haftası’nı şimdiye kadar “açan” ilk başbakan oldu. Küresel moda dergisi Vogue, Renzi’nin, sektöre hükümetin 30 milyon Euro yatırım yapacağını, “Moda, ekonomik bir motordur. Bu sektöre saygı istiyorum,” dediğini yazdı.</p>
<p>Bütün bunların anlamı açık: Tasarım, para ediyor. Bu nedenle tasarım, titizlikle korunmalı. Marka, sadece yenilikçi tasarımla yaratılır. Kendi kendine oluşmaz.</p>
<p>Ekonomi Bakanı Zeybekçi çok haklı: “Ürettiğimizin tasarımını, teknolojisini, finansını, tüketim alışkanlığını, dağıtım-tüketim kanallarının dizaynını, bizzat kendimiz yapmamız gerekiyor.” (28.10.16)</p>
<p>İhracatçılar Meclisi Başkanı Büyükekşi çok haklı: “Artık, taklit değil, tasarım istiyoruz. Ancak bu şekilde yüksek katma değer yaratarak, küresel arenada rekabet gücü sağlayabiliriz.” (19.10.16)</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 14.11.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/amal-hanimin-cantasi">Amal Hanım’ın çantası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4248</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
