<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>erkek egemen arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/erkek-egemen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/erkek-egemen</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Dec 2018 14:58:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Centilmen erkek neden daha çekici?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/centilmen-erkek-daha-cekici</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Dec 2018 14:54:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ataerkil]]></category>
		<category><![CDATA[centilmen]]></category>
		<category><![CDATA[centilmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemen]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[seksist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsiyet eşitliği kavramı ile örtüşmüyor olsa da centilmen erkekler kadınlara daha çekici geliyor. Peki neden? Kapıyı açarak önce kadının geçmesi için yol vermek, arabasını park etmeyi teklif etmek ya da ağır valizini taşımayı önermek&#8230; Kadınlar, erkeklerin bu ve benzeri davranışlarını nasıl algılıyor? Zararsız bir nezaket eylemi olarak mı? Yoksa, kadının gücü ve yetkinliğine karşı cinsiyetçi bir hakaret olarak mı? Sosyal psikologlar bunu &#8220;pozitif ayrımcılık&#8221; olarak tanımlıyor. Fakat araştırmacılara göre ortada bir çelişki var: Kadınlar, centilmence davranan erkekleri tercih ediyor. Iowa Eyalet Üniversitesi’nden Pelin Gül ve Kent Üniversitesi’nden Tom Kupfer, Britanya’da yaşları 18 ile 70 arasında değişen 700’ü aşkın heteroseksüel kadın ile bir dizi deney gerçekleştirdi ve pozitif ayrımcılık ile ilgili tutumlarını inceledi. Gül, erkeklerin centilmence davranışlarının görünürde olumlu bir izlenim yarattığına, ancak kadınları erkeklerden daha güçsüz ve yetersiz bir konuma yerleştirerek cinsiyet eşitsizliğini de körükleyebileceğine dikkat çekti. Deneylerden birinde, Mark adında hayali bir eşin canlandırılması istendi. Deneklerin yarısına, hayali eş Mark ile ilgili “Bir felaket anında, ya da acil durumlarda erkeklerden önce kadınlara yardım edilmesi gerektiğine inanır&#8221; minvalinde bilgiler verildi. Diğer yarısına ise, “Bir felaket anında ya da acil durumlarda yardım elinin ilk kime uzatılacağı konusunda cinsiyetin bir önemi olmadığına inanır” gibi, cinsiyet ayrımı içermeyen bilgiler verildi. Sonuçta, katılımcıların büyük bir bölümü, centilmen Mark&#8217;ın kendilerini küçük düşüreceğini ve zarar verebileceğini düşünmekle birlikte, centilmen Mark’ı centilmen olmayan Mark’tan çok daha çekici bulduğunu ifade etti. Deneylere göre kadınlar, iş yerinde de eşyaların taşınması konusunda kendilerine yardımcı olacak veya kapıları tutacak erkekleri yeğliyor. Duygusal ilişki söz konusu olduğunda ise centilmenlik, bir nezaket göstergesi olmaktan çok, erkeğin &#8220;yatırım yapmaya istekli&#8221; olduğunun bir göstergesi. Yani kadına göre bu erkek, eşini koruyup kollayabilecek biri. Avustralya Queensland Üniversitesi&#8217;nden Fiona Barlow, kadınların bu seçimini erkeklerin daha çok kazanıyor olmasına bağlıyor; çünkü daha çok kazanan erkek çocukların bakımını da üstlenebilir.Yani, kadınlar aşağılanma pahasına bu seçimi yapmak zorunda kalıyor olabilir. Bu görüşü destekleyen başka araştırmalar da var. Cinsiyet eşitsizliğinin daha çok olduğu ülkelerde kadınlar centilmenliğe daha fazla değer veriyor. Barlow, “Konuyu elverişlilik açısından ele alacak olursak, para ve gücün erkeğin elinde olduğu bir toplumda yaşayan kadının, ona bakmayı kendisine görev edinmiş bir erkeği seçmesi son derece mantıklı” diyor. Lawrence Üniversitesi’nden Peter Glick de bu görüşe katılıyor. Ancak pozitif ayrımcılığın, ataerkil yapıdaki toplumların sürdürülmesine katkıda bulunabileceğini ve kadın-erkek eşitliğine inanan erkeklerde birtakım ikilemlere neden olabileceği konusunda uyarıyor. Mesela, erkek akşam yemeğinde hesabı ödemek istediğinde cinsiyetçilik ile suçlanabileceğine, fakat bunun tam tersi bir tavır sergilediğinde ise kaba ve itici olarak değerlendirileceğine dair çekinceler yaşayabilir. Centilmenliğin cinsiyetçi bir niyet içermediği sürece cinsiyet eşitliğiyle birlikte var olup olmayacağını merak eden ve çalışmasının bir sonraki aşamasında bu konuyu araştırmayı tasarlayan Gül&#8217;e göre, hem eşitlikçi hem de centilmen olunabilir, bunun yollarını bulmak gerekiyor. Kaynak: https://www.newscientist.com/article/2174407-why-chivalry-remains-attractive-to-some-women-despite-being-sexist/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/centilmen-erkek-daha-cekici">Centilmen erkek neden daha çekici?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsiyet eşitliği kavramı ile örtüşmüyor olsa da centilmen erkekler kadınlara daha çekici geliyor. Peki neden?</p>
<p>Kapıyı açarak önce kadının geçmesi için yol vermek, arabasını park etmeyi teklif etmek ya da ağır valizini taşımayı önermek&#8230; Kadınlar, erkeklerin bu ve benzeri davranışlarını nasıl algılıyor? Zararsız bir nezaket eylemi olarak mı? Yoksa, kadının gücü ve yetkinliğine karşı cinsiyetçi bir hakaret olarak mı?</p>
<p>Sosyal psikologlar bunu &#8220;pozitif ayrımcılık&#8221; olarak tanımlıyor. Fakat araştırmacılara göre ortada bir çelişki var: Kadınlar, centilmence davranan erkekleri tercih ediyor.</p>
<p>Iowa Eyalet Üniversitesi’nden Pelin Gül ve Kent Üniversitesi’nden Tom Kupfer, Britanya’da yaşları 18 ile 70 arasında değişen 700’ü aşkın heteroseksüel kadın ile bir dizi deney gerçekleştirdi ve pozitif ayrımcılık ile ilgili tutumlarını inceledi.</p>
<p>Gül, erkeklerin centilmence davranışlarının görünürde olumlu bir izlenim yarattığına, ancak kadınları erkeklerden daha güçsüz ve yetersiz bir konuma yerleştirerek cinsiyet eşitsizliğini de körükleyebileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Deneylerden birinde, Mark adında hayali bir eşin canlandırılması istendi. Deneklerin yarısına, hayali eş Mark ile ilgili <em>“Bir felaket anında, ya da acil durumlarda erkeklerden önce kadınlara yardım edilmesi gerektiğine inanır&#8221;</em> minvalinde bilgiler verildi. Diğer yarısına ise, <em>“Bir felaket anında ya da acil durumlarda yardım elinin ilk kime uzatılacağı konusunda cinsiyetin bir önemi olmadığına inanır”</em> gibi, cinsiyet ayrımı içermeyen bilgiler verildi.</p>
<p>Sonuçta, katılımcıların büyük bir bölümü, centilmen Mark&#8217;ın kendilerini küçük düşüreceğini ve zarar verebileceğini düşünmekle birlikte, centilmen Mark’ı centilmen olmayan Mark’tan çok daha çekici bulduğunu ifade etti.</p>
<p>Deneylere göre kadınlar, iş yerinde de eşyaların taşınması konusunda kendilerine yardımcı olacak veya kapıları tutacak erkekleri yeğliyor.</p>
<p>Duygusal ilişki söz konusu olduğunda ise centilmenlik, bir nezaket göstergesi olmaktan çok, erkeğin &#8220;yatırım yapmaya istekli&#8221; olduğunun bir göstergesi. Yani kadına göre bu erkek, eşini koruyup kollayabilecek biri. Avustralya Queensland Üniversitesi&#8217;nden Fiona Barlow, kadınların bu seçimini erkeklerin daha çok kazanıyor olmasına bağlıyor; çünkü daha çok kazanan erkek çocukların bakımını da üstlenebilir.Yani, kadınlar aşağılanma pahasına bu seçimi yapmak zorunda kalıyor olabilir.</p>
<p>Bu görüşü destekleyen başka araştırmalar da var. Cinsiyet eşitsizliğinin daha çok olduğu ülkelerde kadınlar centilmenliğe daha fazla değer veriyor. Barlow, <em>“Konuyu elverişlilik açısından ele alacak olursak, para ve gücün erkeğin elinde olduğu bir toplumda yaşayan kadının, ona bakmayı kendisine görev edinmiş bir erkeği seçmesi son derece mantıklı”</em> diyor.</p>
<p>Lawrence Üniversitesi’nden Peter Glick de bu görüşe katılıyor. Ancak pozitif ayrımcılığın, ataerkil yapıdaki toplumların sürdürülmesine katkıda bulunabileceğini ve kadın-erkek eşitliğine inanan erkeklerde birtakım ikilemlere neden olabileceği konusunda uyarıyor. Mesela, erkek akşam yemeğinde hesabı ödemek istediğinde cinsiyetçilik ile suçlanabileceğine, fakat bunun tam tersi bir tavır sergilediğinde ise kaba ve itici olarak değerlendirileceğine dair çekinceler yaşayabilir.</p>
<p>Centilmenliğin cinsiyetçi bir niyet içermediği sürece cinsiyet eşitliğiyle birlikte var olup olmayacağını merak eden ve çalışmasının bir sonraki aşamasında bu konuyu araştırmayı tasarlayan Gül&#8217;e göre, hem eşitlikçi hem de centilmen olunabilir, bunun yollarını bulmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.newscientist.com/article/2174407-why-chivalry-remains-attractive-to-some-women-despite-being-sexist/">https://www.newscientist.com/article/2174407-why-chivalry-remains-attractive-to-some-women-despite-being-sexist/</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/centilmen-erkek-daha-cekici">Centilmen erkek neden daha çekici?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12478</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Patentte cinsiyetçilik: Kadının adı az&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/patentte-cinsiyetcilik-kadinin-adi-az</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2017 09:16:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[deha]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemen]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[hedy lamarr]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bilimci]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikoloji deneyinde 30 yaşlarında 700 kişiye soruldu: “Bilimsel bir buluş için ‘zihninde şimşek çaktı’ dersek, bu kişi erkek midir, kadın mıdır?” Ciddi istatistik analize, sağlam deney koşullarına uygun araştırmanın temel sonucu özetle: Eğer “şimşek çaktıysa” o bilimci erkektir, ona dâhi diyebiliriz. Ama kadın bilimcide “zihinde şimşek çakmaz,” onun buluşu zaman alır, zamanla olgunlaşır. ABD Cornell ve Columbia üniversitelerinden Kristen Elmore ile Myra Luna-Lucero’nun “ön yargıları doğrulayan” bu araştırması, 21. yüzyılın 20. yılında bilim dünyasında da cinsiyet ayrımının hâlâ aşılamadığını kanıtlıyor. Hem de dünyada bilimsel çalışmaların en yoğun yapıldığı ülkede: Erkeğe ilham şak diye, bir anda gelir, zihninde şimşekler çakar. Kadın ise nasıl bir bebeği 9 ay karnında taşıdıktan sonra doğurursa, sonra yıllarca beslerse, bilimsel fikri de evirir çevirir, zamanla olgunlaştırır. Bu yüzden dehâ ve dâhi denildiğinde erkek bilimciler akla gelir. Kadın bilimciler için bu sıfat kullanılmaz bile. Patentte kadının adı az Bu cinsiyetçi ön yargıların, gerçek yaşama yansımasıyla ilgili olarak ABD Kadınlık Araştırmaları Enstitüsü’nün (IWPR) bir çalışması var. 2010-16 döneminde ABD’de patent başvurularında “birinci isim” esasına göre 667 bin 500’ünü erkekler, 221 binini kadınlar yapmış. Fark büyük. Ama iş, patent onayına gelince durum şu: Erkeklerde onay oranı %73. Kadınlarsa, başvurudaki azlıklarına rağmen başarılı: %67 ile erkeklerin hemen arkasından geliyor. Ama, işin aması var: ABD’de halen “yaşayan” patentlerin %81’inde hiç kadın bilimci adı yok. Kadın bilimcinin de yer aldığı patent oranı %19. Bunun da sadece 7.7’sinde kadın bilimci “birinci isim” olarak yer alıyor. Veriler 2010 yılına aitse de aradan geçen 7 yılda anlamlı bir iyileşme olsaydı haberimiz olurdu (ülkemizdeki durum ise, çok çok “üzgün” bir araştırma konusu olur). Hedy Lamarr’ın kaderi Patente başvurup patenti alan birinci ismin kadın olması bazen patentin aleyhine bile olabiliyor. Bunun, çok medyatik bir örneği şu sırada ABD’de 1.5 saatlik belgesel film olarak gösterime girdi: Hedy Lamarr’ın Öyküsü. 1930-40’larda “dünyanın en güzel kadını” diye tanınan ABD’li sinema sanatçısı Hedy Lamarr, Nazilere silah satan kocasıyla katıldığı yemeklerde her halde dönemin en yenilikçi silahlarına dair konuşmalara tanık olmuştu. Kocasından ABD’ye kaçıp ünlü bir film yıldızı olduktan sonra “radyo kontrollü güdümlü torpil” fikrini, belli ki yıllarca zihninde evirip çevirip, George Antheil adlı piyanist ve besteci arkadaşıyla ortaklaşa bir patent başvurusuna dönüştürdü. 11 Ağustos 1942’de patentini aldı. Ancak ordu, buluşla ilgilenmedi. Savaş koşulları, başka öncelikler vardı. Hem, binlerce erkek mühendisin aklına gelmeyen bir teknolojiyi “bir artist” mi düşünmüştü? Üstelik bir de kadın! Oysa Lamarr’ın patenti, eğer uygulansaydı Amerikan donanmasının savaş gücünü daha artıracaktı. Patent 15 yıl sonra anlaşıldı Hedy Lamarr, patentini yaşatmak için hukuki işlemlere girişmedi. Orduya bıraktı.  Bu patent, 1950’lerde transistör icat edilene kadar unutuldu. Ne zaman ki Silikon Vadisi’nde teknoloji kümelenmesi, yarı-iletkenler derken bir iletişim devrimi başladı, patent akla geldi. Bugün cep telefonlardaki GSM, GPS, WiFi, Bluetooth işlemleri, hepsi Lamarr’ın patentiyle çalışıyor. Ama o, bir dâhi olarak tanınmıyor. Deminki psikoloji deneyine uygun bir sonuç bu. Belki yeni belgeselle gençler, ölümünden 17 yıl sonra onu bir “dâhi” olarak yeniden keşfeder? Hatayı telâfi gayretleri var ABD’de teknoloji geliştirmede rol almış ama “unutulmuş” kadınlara dair yeni yayınlara iki örnek: 1960’larda ırk ayrımcılığına rağmen NASA’da çalışan siyah matematikçi kadınların gerçek öyküsünden, 3 kadına odaklanan bir film yapıldı (Gizli Sayılar). Film, kadınları STEM eğitimine heveslendirecek bir kaynak olarak beğenildi, 32 ödül aldı. Yeni çıkan 416 sayfalık bir kitapta ise “isimsiz” kadın matematikçilerin İkinci Savaş’taki kod çözme öyküleri belgeleniyor (Code Girls). Edip Emil Öymen *Bu yazı 24.11.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/patentte-cinsiyetcilik-kadinin-adi-az">Patentte cinsiyetçilik: Kadının adı az&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Psikoloji deneyinde 30 yaşlarında 700 kişiye soruldu: “Bilimsel bir buluş için ‘zihninde şimşek çaktı’ dersek, bu kişi erkek midir, kadın mıdır?” Ciddi istatistik analize, sağlam deney koşullarına uygun araştırmanın temel sonucu özetle: Eğer “şimşek çaktıysa” o bilimci erkektir, ona dâhi diyebiliriz. Ama kadın bilimcide “zihinde şimşek çakmaz,” onun buluşu zaman alır, zamanla olgunlaşır.</p>
<p>ABD Cornell ve Columbia üniversitelerinden Kristen Elmore ile Myra Luna-Lucero’nun “ön yargıları doğrulayan” bu araştırması, 21. yüzyılın 20. yılında bilim dünyasında da cinsiyet ayrımının hâlâ aşılamadığını kanıtlıyor. Hem de dünyada bilimsel çalışmaların en yoğun yapıldığı ülkede: Erkeğe ilham şak diye, bir anda gelir, zihninde şimşekler çakar. Kadın ise nasıl bir bebeği 9 ay karnında taşıdıktan sonra doğurursa, sonra yıllarca beslerse, bilimsel fikri de evirir çevirir, zamanla olgunlaştırır. Bu yüzden dehâ ve dâhi denildiğinde erkek bilimciler akla gelir. Kadın bilimciler için bu sıfat kullanılmaz bile.</p>
<p><strong>Patentte kadının adı az</strong></p>
<p>Bu cinsiyetçi ön yargıların, gerçek yaşama yansımasıyla ilgili olarak ABD Kadınlık Araştırmaları Enstitüsü’nün (IWPR) bir çalışması var. 2010-16 döneminde ABD’de patent başvurularında “birinci isim” esasına göre 667 bin 500’ünü erkekler, 221 binini kadınlar yapmış. Fark büyük. Ama iş, patent onayına gelince durum şu: Erkeklerde onay oranı %73. Kadınlarsa, başvurudaki azlıklarına rağmen başarılı: %67 ile erkeklerin hemen arkasından geliyor.</p>
<p>Ama, işin aması var: ABD’de halen “yaşayan” patentlerin %81’inde hiç kadın bilimci adı yok. Kadın bilimcinin de yer aldığı patent oranı %19. Bunun da sadece 7.7’sinde kadın bilimci “birinci isim” olarak yer alıyor. Veriler 2010 yılına aitse de aradan geçen 7 yılda anlamlı bir iyileşme olsaydı haberimiz olurdu (ülkemizdeki durum ise, çok çok “üzgün” bir araştırma konusu olur).</p>
<p><strong>Hedy Lamarr’ın kaderi</strong></p>
<p>Patente başvurup patenti alan birinci ismin kadın olması bazen patentin aleyhine bile olabiliyor. Bunun, çok medyatik bir örneği şu sırada ABD’de 1.5 saatlik belgesel film olarak gösterime girdi: Hedy Lamarr’ın Öyküsü.</p>
<p>1930-40’larda “dünyanın en güzel kadını” diye tanınan ABD’li sinema sanatçısı Hedy Lamarr, Nazilere silah satan kocasıyla katıldığı yemeklerde her halde dönemin en yenilikçi silahlarına dair konuşmalara tanık olmuştu. Kocasından ABD’ye kaçıp ünlü bir film yıldızı olduktan sonra “radyo kontrollü güdümlü torpil” fikrini, belli ki yıllarca zihninde evirip çevirip, George Antheil adlı piyanist ve besteci arkadaşıyla ortaklaşa bir patent başvurusuna dönüştürdü. 11 Ağustos 1942’de patentini aldı. Ancak ordu, buluşla ilgilenmedi. Savaş koşulları, başka öncelikler vardı. Hem, binlerce erkek mühendisin aklına gelmeyen bir teknolojiyi “bir artist” mi düşünmüştü? Üstelik bir de kadın! Oysa Lamarr’ın patenti, eğer uygulansaydı Amerikan donanmasının savaş gücünü daha artıracaktı.</p>
<p><strong>Patent 15 yıl sonra anlaşıldı</strong></p>
<p>Hedy Lamarr, patentini yaşatmak için hukuki işlemlere girişmedi. Orduya bıraktı.  Bu patent, 1950’lerde transistör icat edilene kadar unutuldu. Ne zaman ki Silikon Vadisi’nde teknoloji kümelenmesi, yarı-iletkenler derken bir iletişim devrimi başladı, patent akla geldi. Bugün cep telefonlardaki GSM, GPS, WiFi, Bluetooth işlemleri, hepsi Lamarr’ın patentiyle çalışıyor. Ama o, bir dâhi olarak tanınmıyor. Deminki psikoloji deneyine uygun bir sonuç bu. Belki yeni belgeselle gençler, ölümünden 17 yıl sonra onu bir “dâhi” olarak yeniden keşfeder?</p>
<p><strong>Hatayı tel</strong><strong>â</strong><strong>fi gayretleri var</strong></p>
<p>ABD’de teknoloji geliştirmede rol almış ama “unutulmuş” kadınlara dair yeni yayınlara iki örnek: 1960’larda ırk ayrımcılığına rağmen NASA’da çalışan siyah matematikçi kadınların gerçek öyküsünden, 3 kadına odaklanan bir film yapıldı (Gizli Sayılar). Film, kadınları STEM eğitimine heveslendirecek bir kaynak olarak beğenildi, 32 ödül aldı. Yeni çıkan 416 sayfalık bir kitapta ise “isimsiz” kadın matematikçilerin İkinci Savaş’taki kod çözme öyküleri belgeleniyor (Code Girls).</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 24.11.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/patentte-cinsiyetcilik-kadinin-adi-az">Patentte cinsiyetçilik: Kadının adı az&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8366</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
