<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>futbol arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/futbol/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/futbol</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Oct 2018 12:14:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Futbol ayaktan çok beyinle oynanan bir oyundur!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/futbol-ayaktan-cok-beyinle-oynanan-bir-oyundur</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jul 2018 09:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyin cerrahı]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[futbolcu]]></category>
		<category><![CDATA[homo sapiens]]></category>
		<category><![CDATA[homunculus]]></category>
		<category><![CDATA[Johan Cruyff]]></category>
		<category><![CDATA[kaleci]]></category>
		<category><![CDATA[koordinasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Wilder Graves Penfield]]></category>
		<category><![CDATA[worldcup]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başlıktaki iddialı söz Hollandalı efsanevi futbolcu Johan Cruyff&#8217;a atfediliyor. Hazır Dünya Kupası dolu dizgin finale doğru ilerlerken biz de sinirbilimsel açıdan bu söz ne kadar doğru, buna bakalım. Kocaman kalelere 90 dakika boyunca gol atamamak Çocukluğumdan beri en sevdiğim spor basketboldur. Henüz 6 yaşlarındayken babamla birlikte basketbol oynamaya gittiğimizde hemen yakınımızda bir futbol sahası olurdu. Bu futbol sahası basketbol sahasına kıyasla çok büyüktü, 6 yasındaki bir çocuğu korkutacak kadar geniş, dümdüz bir alan. Futbolla ilgili kafama yatmayan bir şey vardı. Basketbolcular yerden 3 metre yükseklikteki potaya 6-7 metre mesafeden yaptıkları atışları kolaylıkla isabet ettirirken, nasıl olur da futbolcular kocaman kalelere bazen 90 dakika boyunca bir tane bile gol atamazlardı?1 Mesele futbolcuların &#8220;yeteneksizliği&#8221; miydi? Sorunun yanıtı sadece &#8220;ama futbol kalesinde kaleci var&#8221; ile açıklanabilir mi? Basketbolda da siz topu potaya atmayasınız diye karşınızda her daim beş oyuncu vardır, yine de basketbolcular her maçta topu fileden onlarca kez geçirmeyi başarır. Örneğin gözüme basketbolla futbolun ilginç bir karışımı gibi görünen hentbol sporunda da kaleci var ama futboldan çok daha fazla sayıda skor yapılabiliyor. Üstelik hentbol kaleleri futbol kalelerinden çok daha küçük olmasına rağmen.2 Uzun yıllar sonra sinirbilime merak salınca sorunun yanıtının futbolcuların yeteneksizliğinde ya da kalecilerde olmadığını keşfettim. Sorunun yanıtı bence şu: Bir uzuv olarak el, ayaktan çok daha yetenekli bir organ ve futbolda el kullanmak yasak! Yapıları birbirine benzeyen ve temelde topu belirli bir bölgeden (kale, pota, vs.) geçirmeye dayanan tüm sporlarda el devreye girdiği anda sporcular daha fazla skor yapmaya başlıyorlar, çünkü ellerimiz ayaklarımızdan kat be kat üstün. Elbette bu noktada futbol sahasının basketbol ya da voleybol sahalarına göre daha büyük olmasının skoru azalttığı gibi başka makul argümanlar da sunulabilir, ancak bu gibi argümanlar da ellerimizin ayaklarımızdan daha yetenekli olduğu gerçeğini değiştirmez. İnsanoğlu yaklaşık 2 milyon yıl önce evriminde çok önemli bir aşama kaydederek iki ayağı üzerine kalkmayı başardı, Homo erektustan itibaren başlayan bu evrim süreci sayesinde elleri her geçen gün daha kabiliyetli uzuvlar haline geldi ve insanlık tüm medeniyetini bu ellerle kurdu. Elleri kullanmadaki ustalık Homo sapiensi rekabet içinde olduğu diğer türlerden ayırarak dünyanın hakimi haline getirdi. Gelelim sinirbilime. Ellerimizin ayaklarımızdan daha yetenekli uzuvlar olmalarının sinirbilimsel açıklaması nedir? Epilepsi cerrahisinden beyin haritalarına ABD&#8217;li beyin cerrahi Wilder Graves Penfield iyi bir doktor ve bir Amerikan futbolu meraklısıydı. Özellikle epilepsi hastalarında epilepsi nöbetlerini önlemek için yaptığı beyin cerrahisi operasyonlarıyla tanınan Penfield, bu operasyonlar sırasında vücuttaki tüm bölgelerin beyinde temsil edildikleri özel alanlar bulunduğunu tespit etmişti. Penfield bir hastanın beynini açıp belirli bir alana dokunduğunda hastanın &#8220;birinin sol el başparmağına dokunuyormuş gibi&#8221; hissettiğini, başka bir beyin bölgesine temas ettiğinde ise kimse oraya dokunmadığı halde hastanın &#8220;biri dudaklarına dokunuyor gibi hissettiğini&#8221; keşfetmişti. Penfield çalışmalarını ilerleterek tüm vücudun beyinde haritalandığını gösterdi ve yıllar içinde beyindeki bu ilginç vücut haritalarının tamamını ortaya çıkardı. Latince &#8220;Homunculus&#8221; yani &#8220;küçük adam&#8221; adını verdiği bu haritalar, tüm insan vücudunun beyindeki birkaç santimetrelik bir alanda temsil edildiğini gösteriyordu. Bu şekle baktığımızda fark ettiğimiz ilginç şeylerden biri, vücudumuzdaki &#8220;hassas bölgelerin&#8221; beyindeki temsil alanlarının diğerlerinden daha büyük olduğudur. Örneğin dil gibi küçük bir uzuv beyne o kadar çok sınır gönderir ki beyinde kapladığı alan tüm on kolun kapladığı alandan büyüktür. Buradan konumuza dönelim: Eller ve ayakların beynimizde kapladığı alanları karşılaştırın, ne görüyorsunuz? Ellerimizin beynimizde kapladığı alan ayaklardan çok daha büyüktür. Bu ellerimizin ayaklarımıza göre daha kıvrak biçimde hareket edebilmesini ve ayaklardan çok daha yetenekli olmasını açıklar. Beyinde her bir el parmağının kendine özel kocaman bölgeleri varken tüm ayak parmakları daracık bir alana sıkışmıştır. Futbol beyindeki bu haritaları değiştirir. Profesyonel futbolcuların hem duyusal hem de motor beyin haritalarında ayaklara ayrılan bölge normal insanlardan daha geniştir, bu alanlardaki sınır bağlantıları daha komplekstir. Ellerimizin ayaklarımızdan daha yetenekli olduğuna dair evinizde yapabileceğiniz ufak bir deney: Sağ elinizi düz bir alana koyun ve sadece orta parmağınızı yukarıya kaldırmayı deneyin. Başardınız değil mi? Peki, bu defa aynı şeyi ayağınızla yapmayı deneyin. Ayağınızı düz bir zemine koyun, sadece ve sadece orta ayak parmağınızı yukarı kaldırmayı deneyin. Başarabildiniz mi? Yoksa sadece orta ayak parmağınızı kaldırmak isterken tüm ayak parmaklarınızı aynı anda mı yukarı kaldırdınız? Büyük bir çoğunluğun bunu başaramayacağından eminim. Bunun sebebi ayak orta parmağınızdaki kasların güçsüz olması değil, ayağınızın beyninizdeki haritasının &#8220;sadece ayak orta parmağına&#8221; emir verebilecek kadar hassas olmaması, verilen emrin ayak orta parmağıyla birlikte tüm diğer ayak parmaklarına birden gitmesi. *** Johan Cruyff&#8217;un sözü futbolla ilgili yapılan birçok çalışmada karşımıza çıkıyor. Örneğin İsveç Karolinska Enstitüsü tarafından yapılan bir çalışmada bilişsel kapasiteleri daha yüksek 12-19 yasındaki genç futbolcu adaylarının bilişsel kapasitesi düşük yaşıtlarına göre daha iyi gelişme kaydettikleri ortaya çıktı. Bilişsel kapasitesi yüksek oyuncular 2 yıl boyunca takip edildiklerinde kendilerini daha fazla geliştirdikleri, daha fazla gol atıp daha çok gol pası verdikleri gözleniyor. Bilişsel kapasite futbolcuların bir &#8220;oyun zekası&#8221; geliştirmesini sağlıyor. Bu testler sayesinde futbol kulüplerinin gelecek vaat eden futbolcu adayları arasında hangilerinin büyük yıldızlar olacaklarını, hangilerine yatırım yapmanın daha mantıklı olacağını daha iyi tahmin etmeleri mümkün. Bu testlere dayanarak gelecekte tüm profesyonel futbol kulüplerinin birer sinirbilimci çalıştıracağını iddia edenler bile var. Futbol ve sinirbilim ilk bakışta elma ile armut gibi görünüyor olabilir, işin aslı hiç de öyle değil. 21. yüzyıl bir sinirbilim çağı olacak ve insana dair hiçbir şey sinirbilime yabancı olamaz. Hepinize keyifli bir dünya kupası ve keyifli seyirler diliyorum. Dr. Onur Arpat / NoroBlog.net / twitter: @onurarpat / onurarpat@gmail.com Notlar, kaynaklar ve ileri okuma: 1Futbol kalesinin uzunluğu 7,32 metre ve yüksekliği 2,44 metredir. 2Hentbol kalesinin uzunluğu 3 metre, yüksekliği 2 metredir. NöroBlog Podcast 22. Bölüm: Futbol Neuroscience News: https://neurosciencenews.com/football-neuroimaging-youth-6093/ Wbur: http://www.wbur.org/cognoscenti/2014/06/10/soccer-brain-jeffrey-holt Resim Wikipedia&#8217;nın &#8220;cortical homunculus&#8221; sayfasından alınarak Türkçeleştirilmiştir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/futbol-ayaktan-cok-beyinle-oynanan-bir-oyundur">Futbol ayaktan çok beyinle oynanan bir oyundur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başlıktaki iddialı söz Hollandalı efsanevi futbolcu Johan Cruyff&#8217;a atfediliyor. Hazır Dünya Kupası dolu dizgin finale doğru ilerlerken biz de sinirbilimsel açıdan bu söz ne kadar doğru, buna bakalım.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10426" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/fb-1024x576.jpg" alt="" width="500" height="281" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/fb-1024x576.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/fb-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/fb.jpg 1920w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><strong>Kocaman kalelere 90 dakika boyunca gol atamamak</strong></p>
<p>Çocukluğumdan beri en sevdiğim spor basketboldur. Henüz 6 yaşlarındayken babamla birlikte basketbol oynamaya gittiğimizde hemen yakınımızda bir futbol sahası olurdu. Bu futbol sahası basketbol sahasına kıyasla çok büyüktü, 6 yasındaki bir çocuğu korkutacak kadar geniş, dümdüz bir alan.</p>
<p>Futbolla ilgili kafama yatmayan bir şey vardı. Basketbolcular yerden 3 metre yükseklikteki potaya 6-7 metre mesafeden yaptıkları atışları kolaylıkla isabet ettirirken, nasıl olur da futbolcular kocaman kalelere bazen 90 dakika boyunca bir tane bile gol atamazlardı?<sup>1</sup> Mesele futbolcuların &#8220;yeteneksizliği&#8221; miydi?</p>
<p>Sorunun yanıtı sadece &#8220;ama futbol kalesinde kaleci var&#8221; ile açıklanabilir mi? Basketbolda da siz topu potaya atmayasınız diye karşınızda her daim beş oyuncu vardır, yine de basketbolcular her maçta topu fileden onlarca kez geçirmeyi başarır. Örneğin gözüme basketbolla futbolun ilginç bir karışımı gibi görünen hentbol sporunda da kaleci var ama futboldan çok daha fazla sayıda skor yapılabiliyor. Üstelik hentbol kaleleri futbol kalelerinden çok daha küçük olmasına rağmen.<sup>2</sup></p>
<p>Uzun yıllar sonra sinirbilime merak salınca sorunun yanıtının futbolcuların yeteneksizliğinde ya da kalecilerde olmadığını keşfettim.</p>
<p>Sorunun yanıtı bence şu: <strong>Bir uzuv olarak el, ayaktan çok daha yetenekli bir organ ve futbolda el kullanmak yasak!</strong></p>
<p>Yapıları birbirine benzeyen ve temelde topu belirli bir bölgeden (kale, pota, vs.) geçirmeye dayanan tüm sporlarda el devreye girdiği anda sporcular daha fazla skor yapmaya başlıyorlar, çünkü ellerimiz ayaklarımızdan kat be kat üstün. Elbette bu noktada futbol sahasının basketbol ya da voleybol sahalarına göre daha büyük olmasının skoru azalttığı gibi başka makul argümanlar da sunulabilir, ancak bu gibi argümanlar da ellerimizin ayaklarımızdan daha yetenekli olduğu gerçeğini değiştirmez.</p>
<p>İnsanoğlu yaklaşık 2 milyon yıl önce evriminde çok önemli bir aşama kaydederek iki ayağı üzerine kalkmayı başardı, Homo erektustan itibaren başlayan bu evrim süreci sayesinde elleri her geçen gün daha kabiliyetli uzuvlar haline geldi ve insanlık tüm medeniyetini bu ellerle kurdu. Elleri kullanmadaki ustalık Homo sapiensi rekabet içinde olduğu diğer türlerden ayırarak dünyanın hakimi haline getirdi.</p>
<p>Gelelim sinirbilime. Ellerimizin ayaklarımızdan daha yetenekli uzuvlar olmalarının sinirbilimsel açıklaması nedir?</p>
<p><strong>Epilepsi cerrahisinden beyin haritalarına</strong></p>
<p>ABD&#8217;li beyin cerrahi Wilder Graves Penfield iyi bir doktor ve bir Amerikan futbolu meraklısıydı. Özellikle epilepsi hastalarında epilepsi nöbetlerini önlemek için yaptığı beyin cerrahisi operasyonlarıyla tanınan Penfield, bu operasyonlar sırasında vücuttaki tüm bölgelerin beyinde temsil edildikleri özel alanlar bulunduğunu tespit etmişti. Penfield bir hastanın beynini açıp belirli bir alana dokunduğunda hastanın &#8220;birinin sol el başparmağına dokunuyormuş gibi&#8221; hissettiğini, başka bir beyin bölgesine temas ettiğinde ise kimse oraya dokunmadığı halde hastanın &#8220;biri dudaklarına dokunuyor gibi hissettiğini&#8221; keşfetmişti.</p>
<p>Penfield çalışmalarını ilerleterek tüm vücudun beyinde haritalandığını gösterdi ve yıllar içinde beyindeki bu ilginç vücut haritalarının tamamını ortaya çıkardı. Latince &#8220;Homunculus&#8221; yani &#8220;küçük adam&#8221; adını verdiği bu haritalar, tüm insan vücudunun beyindeki birkaç santimetrelik bir alanda temsil edildiğini gösteriyordu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-10422 size-large" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/hom-1024x1020.png" alt="" width="730" height="727" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/hom-1024x1020.png 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/hom-150x150.png 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/hom-300x300.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/07/hom.png 1599w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /></p>
<p>Bu şekle baktığımızda fark ettiğimiz ilginç şeylerden biri, vücudumuzdaki &#8220;hassas bölgelerin&#8221; beyindeki temsil alanlarının diğerlerinden daha büyük olduğudur. Örneğin dil gibi küçük bir uzuv beyne o kadar çok sınır gönderir ki beyinde kapladığı alan tüm on kolun kapladığı alandan büyüktür.</p>
<p>Buradan konumuza dönelim: Eller ve ayakların beynimizde kapladığı alanları karşılaştırın, ne görüyorsunuz? Ellerimizin beynimizde kapladığı alan ayaklardan çok daha büyüktür. Bu ellerimizin ayaklarımıza göre daha kıvrak biçimde hareket edebilmesini ve ayaklardan çok daha yetenekli olmasını açıklar. Beyinde her bir el parmağının kendine özel kocaman bölgeleri varken tüm ayak parmakları daracık bir alana sıkışmıştır.</p>
<p>Futbol beyindeki bu haritaları değiştirir. Profesyonel futbolcuların hem duyusal hem de motor beyin haritalarında ayaklara ayrılan bölge normal insanlardan daha geniştir, bu alanlardaki sınır bağlantıları daha komplekstir.</p>
<p>Ellerimizin ayaklarımızdan daha yetenekli olduğuna dair evinizde yapabileceğiniz ufak bir deney: Sağ elinizi düz bir alana koyun ve sadece orta parmağınızı yukarıya kaldırmayı deneyin. Başardınız değil mi? Peki, bu defa aynı şeyi ayağınızla yapmayı deneyin. Ayağınızı düz bir zemine koyun, sadece ve sadece orta ayak parmağınızı yukarı kaldırmayı deneyin. Başarabildiniz mi? Yoksa sadece orta ayak parmağınızı kaldırmak isterken tüm ayak parmaklarınızı aynı anda mı yukarı kaldırdınız? Büyük bir çoğunluğun bunu başaramayacağından eminim. Bunun sebebi ayak orta parmağınızdaki kasların güçsüz olması değil, ayağınızın beyninizdeki haritasının &#8220;sadece ayak orta parmağına&#8221; emir verebilecek kadar hassas olmaması, verilen emrin ayak orta parmağıyla birlikte tüm diğer ayak parmaklarına birden gitmesi.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Johan Cruyff&#8217;un sözü futbolla ilgili yapılan birçok çalışmada karşımıza çıkıyor. Örneğin İsveç Karolinska Enstitüsü tarafından yapılan bir çalışmada bilişsel kapasiteleri daha yüksek 12-19 yasındaki genç futbolcu adaylarının bilişsel kapasitesi düşük yaşıtlarına göre daha iyi gelişme kaydettikleri ortaya çıktı. Bilişsel kapasitesi yüksek oyuncular 2 yıl boyunca takip edildiklerinde kendilerini daha fazla geliştirdikleri, daha fazla gol atıp daha çok gol pası verdikleri gözleniyor. Bilişsel kapasite futbolcuların bir &#8220;oyun zekası&#8221; geliştirmesini sağlıyor. Bu testler sayesinde futbol kulüplerinin gelecek vaat eden futbolcu adayları arasında hangilerinin büyük yıldızlar olacaklarını, hangilerine yatırım yapmanın daha mantıklı olacağını daha iyi tahmin etmeleri mümkün. Bu testlere dayanarak gelecekte tüm profesyonel futbol kulüplerinin birer sinirbilimci çalıştıracağını iddia edenler bile var.</p>
<p>Futbol ve sinirbilim ilk bakışta elma ile armut gibi görünüyor olabilir, işin aslı hiç de öyle değil. 21. yüzyıl bir sinirbilim çağı olacak ve insana dair hiçbir şey sinirbilime yabancı olamaz.</p>
<p>Hepinize keyifli bir dünya kupası ve keyifli seyirler diliyorum.</p>
<p><strong>Dr. Onur Arpat / <a href="http://noroblog.net/">NoroBlog.net</a> / twitter: <a href="https://twitter.com/onurarpat">@onurarpat</a> / <a href="mailto:onurarpat@gmail.com">onurarpat@gmail.com</a></strong></p>
<p><strong>Notlar, kaynaklar ve ileri okuma:</strong></p>
<p><sup>1</sup>Futbol kalesinin uzunluğu 7,32 metre ve yüksekliği 2,44 metredir.</p>
<p><sup>2</sup>Hentbol kalesinin uzunluğu 3 metre, yüksekliği 2 metredir.</p>
<p>NöroBlog Podcast 22. Bölüm: Futbol</p>
<p><iframe width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/GbkRF6vjXp8?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Neuroscience News: <a href="https://neurosciencenews.com/football-neuroimaging-youth-6093/">https://neurosciencenews.com/football-neuroimaging-youth-6093/</a></strong></p>
<p><strong>Wbur: <a href="http://www.wbur.org/cognoscenti/2014/06/10/soccer-brain-jeffrey-holt">http://www.wbur.org/cognoscenti/2014/06/10/soccer-brain-jeffrey-holt</a></strong></p>
<p><strong>Resim Wikipedia&#8217;nın &#8220;cortical homunculus&#8221; sayfasından alınarak Türkçeleştirilmiştir.</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/futbol-ayaktan-cok-beyinle-oynanan-bir-oyundur">Futbol ayaktan çok beyinle oynanan bir oyundur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10421</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Küçük beyin, büyük yetenek: ARI</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/kucuk-beyin-buyuk-yetenek-ari</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2017 13:35:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[arı]]></category>
		<category><![CDATA[bee]]></category>
		<category><![CDATA[bumblebee]]></category>
		<category><![CDATA[footballer bee]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[futbolcu arı]]></category>
		<category><![CDATA[journal of science]]></category>
		<category><![CDATA[soccer player bee]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yaban arısı, şekerli su kazanmak için hem futbol oynamayı öğreniyor, hem de başka arılara nasıl oynayacaklarını öğretiyor. Journal of Science&#8217;da yayımlanan çalışma küçük beyinlerin, bir böceğin uyum ve öğrenme yeteneğini kısıtlamadığını öne sürüyor. Bu çalışma, bazı böceklerin ihtiyaç duyduklarında yeni davranışları öğrenebileceklerini gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/kucuk-beyin-buyuk-yetenek-ari">Küçük beyin, büyük yetenek: ARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaban arısı, şekerli su kazanmak için hem futbol oynamayı öğreniyor, hem de başka arılara nasıl oynayacaklarını öğretiyor.</p>
<p>Journal of Science&#8217;da yayımlanan çalışma küçük beyinlerin, bir böceğin uyum ve öğrenme yeteneğini kısıtlamadığını öne sürüyor. Bu çalışma, bazı böceklerin ihtiyaç duyduklarında yeni davranışları öğrenebileceklerini gösteriyor.</p>
<p><iframe loading="lazy" width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/8JsXw_6_dyA?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/kucuk-beyin-buyuk-yetenek-ari">Küçük beyin, büyük yetenek: ARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5478</post-id>	</item>
		<item>
		<title>20 yıl sonra futbol kalır mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/20-yil-sonra-futbol-kalir-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tevfik Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 May 2016 21:54:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevfik Uyar]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[fütüroloji]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=2595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birbirini hiç tanımayan iki insandan birinin diğerine rahatlıkla sorabileceği sorulardan biri &#8220;Hangi takımı tutuyorsun?&#8221; sorusu. Zira futbolun son derece popüler olduğu ülkelerde herkesin futbolla ilgilenmesi ve bir futbol takımını desteklediği varsayılır. Bu yüzden&#8221; futbolla ilgilenmiyorum&#8221; yanıtı da bir miktar tuhaf karşılanır memleketimizde. Bir kaç ay evvel sosyal medyada &#8220;20 yıl sonra futbol var olmaya devam edecek mi?&#8221; sorusuyla küçük bir twitter yoklaması yapmıştım. Ankete verilen yanıtlar, sonrasında dönen tartışmalar ve hatta tepkisel yaklaşanlar bu konu üzerine daha çok düşünmeye sevk etti beni. Yanıt verenlerin yüzde atmışı futbolun aynen devam edeceğini düşünüyordu. Kalanların kabaca yarısı etmeyeceğini, diğer yarısıysa değişiklik göstererek devam edeceğini düşünüyordu. Ben değişiklik göstereceğini düşünenlerden olduğumu, arena savaşı türünden bir başka endüstrileşmiş bir müsabaka kültürünün gelişeceğini ama bunun muhtemelen futbol olmayacağını, ya da en azından bildiğimiz anlamda futbol olmayacağını dile getirdim. Bazıları bu öngörüme katılmakla beraber 20 yılın çok kısa bir süre olduğunu düşündüler. Böyle düşünenlerin önemli bir kısmının yirmili yaşlarının başında olmaları dikkat çekiciydi. Yirmi yıl evveli, 1996 yılını düşünüyorum: İnternet bu kadar yaygınlaşmamıştı. Şimdi akıllı telefonlarımızın yapabildiklerini bir düzine ayrı cihaz yapıyordu ve hepsini yanımızda taşımamız mümkün değildi. Hemen her şeyi mağazasından almak, her banka işlemini şubeden halletmek zorunda kalıyorduk. Bilgisayar oyunları atarilerden halliceydi. Henüz mektup yazıyorduk ve müzikleri kasetten dinliyorduk. Şimdi her şey ne kadar farklı. Geleceği düşünürken –bilimkurgu yazmak gibi özel bir amacımız yoksa- doğal olarak bugünün kavramları içerisinde sıkışıp kalırız. Kanserden korkarken kansere 5-10 yıl içinde bir ihtimal kesin çözüm bulunabileceğini düşünmeyiz. Gelecekte ABD&#8217;ye taşınmayı planlayan birine hâlâ bugünün uçaklarıyla seyahat edeceğimizi varsayarak “12-13 saatlik uçuş yorucu olur&#8221; diye hatırlatırız. Her yüzyıl köklü değişikliklere uğramış olsa da dünya politik düzeni iyi kötü böyle sürecekmiş gibi gelir. Söz konusu geleceği düşünmek olduğunda ilk başta böyle düşünmek doğaldır ve doğal olarak da yanılma payımız yüksektir. Fütürologlar arasındaki &#8220;ivmelenerek değişim&#8221; yanlılarına göre değişim geometrik ilerler. Kabaca ifade etmek gerekirse, gelişimin hızı da sürekli artacağından, geçmiş yirmi yılda katedilen mesafe artık sadece on yılda kat edilir. O da en fazla… Tahminlere göre önümüzdeki 20 yılda hemen hemen geçmiş 100 yılda yaşadığımız kadar teknolojik ve kültürel değişime tanık olacağız. Bu süre zarfında teknolojide ya da toplumsal yaşamda paradigma değişikliğine neden olacak müthiş gelişmeler olabilir. Kendimizi bilgisayarlara bağlayıp bütün toplumsal yaşamı orada yaşamaya başlamak, vücudumuza implantlar yerleştirerek kendimizi birer robota dönüştürmek gibi. Dolayısıyla yeni neslin meşin yuvarlak peşinde koşan 22 adam yerine, sanal gerçeklik ortamında süper karakterlerin sözde-gerçek dövüşlerini izlemek istemeyeceklerinden emin değiliz. İnsanların büyük çaplı mücadele izleme arzularının hala devam edeceğini öngörebiliriz ama bu arzularını bugün endüstriyelleştiği için giderek tepki çeken, insanı limitlere dayandığı için yenilik yaratamayan bir &#8220;spor&#8221; faaliyetiyle tatmin etmeye istekli olurlar mı bilinmez. Takipçilerimden birisi bugünkü çocukların sokakta top peşinde koşmadıklarını hatırlatarak futbolu kişisel deneyimleri üzerinden seviyor olabileceklerini anımsattı –ki bence önemli bir nokta. Bu da bir yana, futbol endüstrisini sürekli beslemeye yetecek bir nüfusun daima olacağı da kısıtlı bir varsayım. Mesela varoluşsal riskler ve yapay zeka üzerine çalışmalarıyla bilinen Felsefeci Nick Bostrom, yapay zekanın ilerlemesinin muhtemel ilginç sonuçlarına yönelik şu tarihi örneği veriyor: Otomobilin icadından sonra ABD&#8217;de sayıları 23 milyonu bulan at nüfusu bir anda düşmüş. Ancak hobi amaçlı at yetiştiriciliği nedeniyle günümüzde at nüfusu tekrar 2 milyona çıkmış. Ne var ki bu sayı eskisinin %10&#8217;u ve at nüfusu çok yüksek ihtimalle eski günlerine dönemeyecek. Eğer makineler hayatımıza nüfuz eder, insan işgücünün ve hatta beyin gücünün yerini alırsa, belki insan nüfusu da dramatik bir azalmaya uğrayacak ve geriye bazı sermaye sahiplerinin &#8220;hobi amaçlı&#8221; çalıştırdıkları az sayıda insan kalacak. Belki futbolun hayatta kalması sadece bu zenginlerin onu sevip sevmediğine bağlıdır. Sözün kısası: 20 yıl sonrasını öngörmek o kadar kolay değil. Bugün tutulan herhangi bir şey için &#8220;varlığını sürdürür&#8221; demek de &#8220;sürdürmez&#8221; demek de spekülatif olur; ancak hangisi daha muhtemel derseniz, bence &#8220;sürdürmez&#8221;. Aile, dinler, ulus devletler, okul gibi toplumsal kurumlar bile önümüzdeki 20 yılda yok olmak veya kökten değişikliğe uğraşma olasılığına sahipken futbolun bir ayrıcalığı var gibi görünmüyor bana. Güzel günler&#8230; Tevfik Uyar / @tevfik_uyar </p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/20-yil-sonra-futbol-kalir-mi">20 yıl sonra futbol kalır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Normal1">Birbirini hiç tanımayan iki insandan birinin diğerine rahatlıkla sorabileceği sorulardan biri &#8220;Hangi takımı tutuyorsun?&#8221; sorusu. Zira futbolun son derece popüler olduğu ülkelerde herkesin futbolla ilgilenmesi ve bir futbol takımını desteklediği varsayılır. Bu yüzden&#8221; futbolla ilgilenmiyorum&#8221; yanıtı da bir miktar tuhaf karşılanır memleketimizde.</p>
<p class="Normal1">Bir kaç ay evvel sosyal medyada &#8220;20 yıl sonra futbol var olmaya devam edecek mi?&#8221; sorusuyla küçük bir twitter yoklaması yapmıştım. Ankete verilen yanıtlar, sonrasında dönen tartışmalar ve hatta tepkisel yaklaşanlar bu konu üzerine daha çok düşünmeye sevk etti beni. Yanıt verenlerin yüzde atmışı futbolun aynen devam edeceğini düşünüyordu. Kalanların kabaca yarısı etmeyeceğini, diğer yarısıysa değişiklik göstererek devam edeceğini düşünüyordu. Ben değişiklik göstereceğini düşünenlerden olduğumu, arena savaşı türünden bir başka endüstrileşmiş bir müsabaka kültürünün gelişeceğini ama bunun muhtemelen futbol olmayacağını, ya da en azından bildiğimiz anlamda futbol olmayacağını dile getirdim. Bazıları bu öngörüme katılmakla beraber 20 yılın çok kısa bir süre olduğunu düşündüler. Böyle düşünenlerin önemli bir kısmının yirmili yaşlarının başında olmaları dikkat çekiciydi.</p>
<p class="Normal1">Yirmi yıl evveli, 1996 yılını düşünüyorum: İnternet bu kadar yaygınlaşmamıştı. Şimdi akıllı telefonlarımızın yapabildiklerini bir düzine ayrı cihaz yapıyordu ve hepsini yanımızda taşımamız mümkün değildi. Hemen her şeyi mağazasından almak, her banka işlemini şubeden halletmek zorunda kalıyorduk. Bilgisayar oyunları atarilerden halliceydi. Henüz mektup yazıyorduk ve müzikleri kasetten dinliyorduk. Şimdi her şey ne kadar farklı.</p>
<p class="Normal1">Geleceği düşünürken –bilimkurgu yazmak gibi özel bir amacımız yoksa- doğal olarak bugünün kavramları içerisinde sıkışıp kalırız. Kanserden korkarken kansere 5-10 yıl içinde bir ihtimal kesin çözüm bulunabileceğini düşünmeyiz. Gelecekte ABD&#8217;ye taşınmayı planlayan birine hâlâ bugünün uçaklarıyla seyahat edeceğimizi varsayarak “12-13 saatlik uçuş yorucu olur&#8221; diye hatırlatırız. Her yüzyıl köklü değişikliklere uğramış olsa da dünya politik düzeni iyi kötü böyle sürecekmiş gibi gelir. Söz konusu geleceği düşünmek olduğunda ilk başta böyle düşünmek doğaldır ve doğal olarak da yanılma payımız yüksektir.</p>
<p class="Normal1">Fütürologlar arasındaki &#8220;ivmelenerek değişim&#8221; yanlılarına göre değişim geometrik ilerler. Kabaca ifade etmek gerekirse, gelişimin hızı da sürekli artacağından, geçmiş yirmi yılda katedilen mesafe artık sadece on yılda kat edilir. O da en fazla… Tahminlere göre önümüzdeki 20 yılda hemen hemen geçmiş 100 yılda yaşadığımız kadar teknolojik ve kültürel değişime tanık olacağız. Bu süre zarfında teknolojide ya da toplumsal yaşamda paradigma değişikliğine neden olacak müthiş gelişmeler olabilir. Kendimizi bilgisayarlara bağlayıp bütün toplumsal yaşamı orada yaşamaya başlamak, vücudumuza implantlar yerleştirerek kendimizi birer robota dönüştürmek gibi. Dolayısıyla yeni neslin meşin yuvarlak peşinde koşan 22 adam yerine, sanal gerçeklik ortamında süper karakterlerin sözde-gerçek dövüşlerini izlemek istemeyeceklerinden emin değiliz. İnsanların büyük çaplı mücadele izleme arzularının hala devam edeceğini öngörebiliriz ama bu arzularını bugün endüstriyelleştiği için giderek tepki çeken, insanı limitlere dayandığı için yenilik yaratamayan bir &#8220;spor&#8221; faaliyetiyle tatmin etmeye istekli olurlar mı bilinmez.</p>
<p class="Normal1">Takipçilerimden birisi bugünkü çocukların sokakta top peşinde koşmadıklarını hatırlatarak futbolu kişisel deneyimleri üzerinden seviyor olabileceklerini anımsattı –ki bence önemli bir nokta. Bu da bir yana, futbol endüstrisini sürekli beslemeye yetecek bir nüfusun daima olacağı da kısıtlı bir varsayım. Mesela varoluşsal riskler ve yapay zeka üzerine çalışmalarıyla bilinen Felsefeci Nick Bostrom, yapay zekanın ilerlemesinin muhtemel ilginç sonuçlarına yönelik şu tarihi örneği veriyor: Otomobilin icadından sonra ABD&#8217;de sayıları 23 milyonu bulan at nüfusu bir anda düşmüş. Ancak hobi amaçlı at yetiştiriciliği nedeniyle günümüzde at nüfusu tekrar 2 milyona çıkmış. Ne var ki bu sayı eskisinin %10&#8217;u ve at nüfusu çok yüksek ihtimalle eski günlerine dönemeyecek. Eğer makineler hayatımıza nüfuz eder, insan işgücünün ve hatta beyin gücünün yerini alırsa, belki insan nüfusu da dramatik bir azalmaya uğrayacak ve geriye bazı sermaye sahiplerinin &#8220;hobi amaçlı&#8221; çalıştırdıkları az sayıda insan kalacak. Belki futbolun hayatta kalması sadece bu zenginlerin onu sevip sevmediğine bağlıdır.</p>
<p class="Normal1">Sözün kısası: 20 yıl sonrasını öngörmek o kadar kolay değil. Bugün tutulan herhangi bir şey için &#8220;varlığını sürdürür&#8221; demek de &#8220;sürdürmez&#8221; demek de spekülatif olur; ancak hangisi daha muhtemel derseniz, bence &#8220;sürdürmez&#8221;. Aile, dinler, ulus devletler, okul gibi toplumsal kurumlar bile önümüzdeki 20 yılda yok olmak veya kökten değişikliğe uğraşma olasılığına sahipken futbolun bir ayrıcalığı var gibi görünmüyor bana.</p>
<p class="Normal1">Güzel günler&#8230;</p>
<p class="Normal1">Tevfik Uyar / <a href="http://twitter.com/tevfik_uyar">@tevfik_uyar </a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/20-yil-sonra-futbol-kalir-mi">20 yıl sonra futbol kalır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2595</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
