<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gelecegin teknolojileri arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/gelecegin-teknolojileri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/gelecegin-teknolojileri</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Sep 2016 13:30:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Robotlaşacak 19 iş kolu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/robotlasacak-19-is-kolu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2016 13:30:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[gelecegin teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iş gücü]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3776</guid>

					<description><![CDATA[<p>Robotlar ve botlar bugün çok daha yetenekli. Öyle ki, yakın gelecekte iş yaşamına entegre olabilecek ve birçok iş kolunu dönüştürebilecek. Bununla ilgili yayınlanan bir makale, korkulanın aksine insanların işsiz kalmayacağını, robotların rutin ve basit işleri devralarak, insanların daha yaratıcı, fark yaratan ve önemli işlerle ilgilenmelerini sağlayacağını söylüyor. Robotlar ve insanlar arasında iş yaşamında geliştirilecek iş birliği, küresel ekonominin önemli ölçüde gelişim göstermesini sağlayacak. McKinsey Küresel Enstitüsü’nün bir raporuna göre, makine öğrenimi ve doğal kullanıcı ara yüzleri iş yapış şekillerini dönüşüme uğratacak, daha doğru analiz etmeye yardımcı olacak, insanların sorunları değerlendirme ve çözme hızını oldukça artıracak. Rapora göre, iş yaşamındaki üretkenlik 2025’e kadar yüzde 40 ila 50 artabilir, bu da ekonomiye her yıl 1,7 trilyon ila 2,2 trilyon dolar kazanç sağlayabilir. Toplum faydasına sunulan 19 iş kolu da şöyle listelenmiş: 1. Robot eczacı Kaliforniya Üniversitesi’nde geliştirilen otomatikleştirilmiş hastane eczanesi, hastalara insan müdahalesi olmaksızın ilaç reçetelerini hazırlayabiliyor. Sistem 2011’den beri 350 bin adet ilacı hatasız olarak hastalara vermeyi başardı. Geliştirilecek benzeri sistemler, eczacıların eczanelerinde robot çalışan kullanmasını ve hasta danışmanlığına daha çok zaman ayırmalarını sağlayacak. 2. Robot yardımlı cerrahi Cerrahi amaçlarla kullanılan robotlar, özellikle minimal kesiklerle yapılan operasyonlarda veya vücudun hassas bölgelerinde yapılan ameliyatlarda cerrahlara oldukça yardımcı oluyor. Mutlak kesinlik sağlayan ve insan elinin titremesi, yorulması gibi sorunları ortadan kaldıran robotlar ameliyatların başarı ile sonlanmasına önemli katkılar sağlıyor. Robotlar bir gün cerrahların yerini tamamen alır mı bilinmez ancak bugün onların yeteneklerini artırdığı kesin. 3. Robot öğretmen Günümüzde sınıflardaki öğrenci sayısı onlarla ifade edilse de internet üzerinden yapılan açık derslerde öğrenci sayısı 100 bine kadar ulaşabiliyor. Sınavlarda çoktan seçmeli veya evet/hayır şeklindeki cevaplar otomatik olarak kontrol edilebiliyor; ancak klasik tarzdaki soruların cevabının değerlendirilmesi eğitimciler için büyük çaba ve zaman gerektiriyor. Doğal dil işleme tekniklerini kullanan otomatik sınav değerlendirme yazılımları çok sayıda uzun yazının otomatik analizini ve değerlendirmesini yapabiliyor. Xerox’un bu alanda geliştirdiği bulut tabanlı not değerlendirme yazılımı ofis cihazlarını, öğrencilerin test sınav kağıtlarını okuyup, değerlendiren bir cihaza dönüştürüyor. Xerox yazılımı otomatik olarak test sonuçlarını puanlandırıyor. Geliştirilen sistem aynı zamanda her öğrenci için hangi alanda daha çok yanlış yaptığını ve hangi alanda daha çok çalışması gerektiğini belirten raporlar da hazırlıyor. Öğretmenlerin iş yükünü oldukça hafifleten bu sistem şu an Amerika’da bazı okullarda kullanılıyor. 4. Robot otel Japonya, sahip olduğu 250 bin endüstriyel robot ile dünyada otomasyonun öncülüğünü yapıyor. Bu sayının önümüzdeki 15 yıl içinde 1 milyona ulaşması bekleniyor. Japonya’da bulunan Henn-na Hotel, check-in kabul eden dinozor görünümlü robotları ve yüz tanıma özelliğine sahip anahtar sistemi ile tamamen otomatikleştirilmiş bir otel olarak hizmet veriyor. Henn-na Hotel’in sahibi şirket Huisten Bosch’un CEO’su Hideo Sadawe, otomatik otelleri ile ilgili “Çalışanlar, robotlar nedeniyle işlerini kaybetmiyor, robotlar sayesinde rutin işler yerine, müşterilere daha iyi hizmet verilmesini sağlayacak işlere odaklanabiliyorlar” diyor. Sadawe, robot otellerin 2025’e kadar tüm dünyaya yayılacağını düşünüyor. 5. Dijital hemşire Xerox bilim insanları dijital hemşire teknolojileri ile hemşirelerin kendisinin değil yaptıkları hasta verilerini izleme işlerinin dijitalleşeceğini söylüyor. Sağlık süreçlerinde hastanın kayıtlarını izlemek ve değerlendirmek büyük bir iş yükü ve zaman gereksinimi yaratıyor. Ancak, hastayı anlık olarak izleyen, verilerini işleyen ve hemşireye değerlendirmede bulunan dijital asistanlar ile hemşirelerin hastalarına daha fazla vakit ayırması sağlanabilir. 6. Robotik süreç otomasyonu (RPA) Tüm robotik teknolojiler mekanik bir robot içerisinde yer almıyor. Bazen otomasyon yazılımları da yüksek hacimli, kendini tekrarlayan işlerin yapılmasını; çalışanların daha önemli ve emek isteyen işlere yoğunlaşmasını sağlayabiliyor. Xerox, robotik süreç otomasyonu alanında dünyanın lider firması olarak biliniyor. Xerox’un RPA teknoloji çözümleri, dokümanları hızlıca analiz ediyor; çizelgeleri, e-postaları okuyor ve gerekli aksiyonları alabiliyor. Aynı zamanda, iş süreçlerini geliştiriyor, otomatikleştiriyor, maliyetleri düşürüyor ve daha iyi bir hizmet sunulmasını sağlıyor. 7. Sanal müşteri hizmetleri temsilcileri Otomasyon ve yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, müşteri hizmetlerinde son birkaç yılda büyük ilerlemeler elde edilmesini sağladı. Xerox’un da Virtual Agent adıyla geliştirdiği sanal asistanlar, insan etkileşimleri ile öğrenebiliyor, rutin görevleri yerine getirirken, daha hızlı çözümler keşfedebiliyor. Özellikle çağrı merkezlerinde giderek artan oranlarda sanal müşteri temsilcileri gerçek müşterilerle iletişime geçiyor. 8. Pilotsuz uçaklar Uzaktan kontrol edilebilen drone’lar mümkünken ticari uçaklar neden olmasın? Duke Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, Boeing pilotlarının uçakları yalnızca 7 dakika kontrol ettiğini, Airbus pilotlarında ise bu sürenin 3,5 dakikadan daha az olduğunu ortaya koydu. Günümüzde pilotsuz havalanan, seyir eden ve iniş yapan uçak teknolojileri mümkün olsa da, yolcuların pilotsuz bir uçağa güvenebilmesi biraz zaman alacak gibi görünüyor. 9. Sürücüsüz otomobiller Robotlar rutin, sürekli tekrarlanan işlerde oldukça iyiler. Aynı zamanda uykuları gelmiyor, korkmuyor ve yorulmuyorlar. Bu da onları otomobil sürüşü için ideal kılıyor. Sürücüsüz otomobil denince akla ilk güvenlik kaygıları ve Google araçlarının karıştığı küçük kazalar geliyor. Ancak bunların hepsi diğer sürücülerin hatalarından kaynaklandı. Sürücüsüz otomobillerin mükemmel olması değil; insanlardan daha iyi olması hedefleniyor. Yalnızca ABD’de her yıl 40 bin insan otomobil kazalarında hayatını kaybediyor. Sürücüsüz otomobiller ile bu sayıda önemli bir düşüş yaşanacağı tahmin ediliyor. 10. Makinistsiz trenler İnsanlar, karada yaptıkları yolculuklarda otomatik araçlardan daha az korkuyor. Paris metrosunun 14. hattı tamamen otomatikleştirilmiş ve içinde hiçbir görevli bulunmuyor. Londra ve San Francisco’da da benzer sistemler bulunsa da insanların endişelenmemesi için araçların içinde insan görevliler bulunuyor. Mesaj oldukça açık: Otomasyon birçok işi yapabiliyor; ancak insanlar riskli işlerde insan kullanıcıları tercih ediyor. 11. Dijital garsonlar Kahve firması Briggo, geliştirdiği ağa bağlı otomatik kahve kioskları ile müşterilerine mobil olarak kahve siparişi verme ve hazır olduğunda gönderdiği bildirim ile teslim alma imkânı sunuyor. Kahveler otomatik olarak kiosk içinde hazırlanıyor ve bu sürece hiçbir insan müdahalesi bulunmuyor. Benzer sistemleri özellikle paket servis hizmeti veren markalarda göreceğimiz günler çok uzak değil. 12. Otomatik pasaport kontrolü Pasaport sırasındaki çoğu kişinin hiçbir adli suçu bulunmasa da, pasaport kontrol işlemleri çok uzun sürebiliyor. Ülkemizde de kullanılmaya başlanan e-pasaportlar ile artık otomatik pasaport kontrolü yapılabiliyor. Biyometrik verilerden faydalanan dijital sistemler yolcuları, insan görevlilere göre daha iyi bir şekilde inceleyebiliyor. Teknoloji, bizi güvenli kılıyor ve görevlilerin daha ciddi ve tehlike içerebilecek işlere zaman ayırmasına imkân veriyor. 13. Otomatik anında çeviri Hızlı, otomatik çeviri birçok teknoloji çözümü ile hayatımıza girmiş durumda. Google, Yahoo ve Bing gibi tarayıcıların çeviri yazılımları, Skype’ın gerçek zamanlı video aramalarında kullandığı yazılım çözümü günlük hayatta en çok kullandığımız otomatik çeviri araçları arasında yer alıyor. Son olarak Xerox’un ConnectKey 2.0 yazılım platformuna sahip çok fonksiyonlu ofis makinelerinde sunduğu Kolay Tercüman Hizmeti de, cihaz üzerine yerleştirilen dokümanları tarıyor ve birkaç saniyede Türkçe dâhil 35’ten fazla dile otomatik çeviriyor. 14. Otomatik rapor yazımı Otomatik yazım kulağa bilim kurgu gibi gelse de günümüzde bunu gerçekleştiren araçları görmeye başladık. Bu araçlardan biri olan Quill, doğal dil teknolojisini kullanarak alıcıya özel raporlar yazabiliyor. Yazılım, kendini tekrarlayan ve kurallı işlerde, önceden belirlenen formüller ile iyi sonuçlar ortaya koyuyor. 15. Hukuki işler için robot yazılımlar Hukuki davaların ve süreçlerin uzun zaman almasının başlıca nedeni hukuki sorun olan konuların ve iddiaların kolayca araştırılamamasıdır. Hukuki dokümanları incelemek için geliştirilen robotik yazılımlar rutin araştırmaları hızlıca yapabilecek. İstenen belge ve sonuçlara kolayca ulaşarak hukuki davaların daha hızlı karar aşamasına gelmesini sağlayacak. Hukuki süreçleri takip edecek robotik yazılımlar, binlerce yasal kaydın taranması için harcanan insan gücü maliyetini de ortadan kaldıracak. 16. Amazon’un robot ordusu Amazon, 15 bin robotu ile müşteri siparişlerini daha hızlı hazırlıyor. Robotlar sipariş süreçlerini 1,5 saatten 15 dakikanın altına indiriyor. 350 kiloya kadar kaldırabiliyor ve en yüksek raflara kolayca ulaşabiliyor. Amazon’un sipariş teslim eden drone’ları ise ürünleri 30 dakikadan daha kısa bir süre içinde müşteriye teslim edebiliyor. Bu otomasyon teknolojilerinin kullanılması Amazon’a müşteri memnuniyeti, zaman ve maliyet tasarrufu olarak dönüyor. 17. Robot güvenlik elemanı Bomba imha eden robotlar 40 yılı aşkın bir süredir kullanımda. Robot ordular ise çok yakın bir gelecekte askeri kaynakların kullanımında olacak. Dolayısıyla özel robot güvenlik güçlerinin ortaya çıkması da an meselesi denebilir. Knightscope’un K5 robotu yaklaşık 125 kilo ağırlığında ve suçu öngörme, önleme yeteneğine sahip. K5 duyabiliyor, görebiliyor, koklayabiliyor ve kontrol merkezine 7/24 rapor gönderebiliyor. Sensörleri ile analiz ve termal görüntüleme yapan robot, bir dakikada 300 araba plakasını analiz edebiliyor. Tüm güvenlik süreçlerinin robotların kontrolünde olacağını söylemek şimdilik zor olsa da, birçok işlemde insanlardan daha iyi ve hızlı oldukları kesin. 18. Akıllı evler Otomasyon bazen gereklilikten ziyade tercih olarak da hayatımızda yer alıyor. Örneğin evlerde oda sıcaklıklarının ayarlanması, yemeğin pişirilmesi, ışıkların yakılması ve kapının kitlenmesi gibi teknolojileri, Apple HomeKit gibi birtakım yazılım çözümleri ile bugün görmek mümkün. Nesnelerin İnterneti gibi konsept teknolojiler gelişmesini sürdürdükçe, yaşam alanlarımız da giderek daha “akıllı” olmaya devam edecek. 19. Robot barmen Bazen otomasyon sadece eğlence amaçlı da hayatımızda yer bulabiliyor. Makr Shakr bar sistemi, 30’dan fazla alkol çeşidini karıştırarak, bir saat içinde 120 içki çeşidini müşterilerine sunabiliyor. Beraberinde kullanıma sunulan mobil uygulama ise kullanıcıya kendi kokteylini yapma ve sosyal ağlarda paylaşma imkânı tanıyor. Robot barmenler kokteyl yapımında başarılı olabilir ancak kırık kalplere tavsiye vermekte çok başarılı olamayacakları aşikâr. Kaynak: https://www.xerox.com/en-us/insights/robotic-innovations?utm_content=sf48223575&#38;utm_medium=spredfast&#38;utm_source=facebook&#38;utm_campaign=Corporate+Channels&#38;CMP=SMO-Facebook+sf48223575#.VzoZ_J10jBg.facebook</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/robotlasacak-19-is-kolu">Robotlaşacak 19 iş kolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Robotlar ve botlar bugün çok daha yetenekli. Öyle ki, yakın gelecekte iş yaşamına entegre olabilecek ve birçok iş kolunu dönüştürebilecek. Bununla ilgili yayınlanan bir makale, korkulanın aksine insanların işsiz kalmayacağını, robotların rutin ve basit işleri devralarak, insanların daha yaratıcı, fark yaratan ve önemli işlerle ilgilenmelerini sağlayacağını söylüyor.</p>
<p>Robotlar ve insanlar arasında iş yaşamında geliştirilecek iş birliği, küresel ekonominin önemli ölçüde gelişim göstermesini sağlayacak. McKinsey Küresel Enstitüsü’nün bir raporuna göre, makine öğrenimi ve doğal kullanıcı ara yüzleri iş yapış şekillerini dönüşüme uğratacak, daha doğru analiz etmeye yardımcı olacak, insanların sorunları değerlendirme ve çözme hızını oldukça artıracak.</p>
<p>Rapora göre, iş yaşamındaki üretkenlik 2025’e kadar yüzde 40 ila 50 artabilir, bu da ekonomiye her yıl 1,7 trilyon ila 2,2 trilyon dolar kazanç sağlayabilir.</p>
<p>Toplum faydasına sunulan 19 iş kolu da şöyle listelenmiş:</p>
<p><strong>1. Robot eczacı</strong><br />
Kaliforniya Üniversitesi’nde geliştirilen otomatikleştirilmiş hastane eczanesi, hastalara insan müdahalesi olmaksızın ilaç reçetelerini hazırlayabiliyor. Sistem 2011’den beri 350 bin adet ilacı hatasız olarak hastalara vermeyi başardı. Geliştirilecek benzeri sistemler, eczacıların eczanelerinde robot çalışan kullanmasını ve hasta danışmanlığına daha çok zaman ayırmalarını sağlayacak.</p>
<p><strong>2. Robot yardımlı cerrahi</strong><br />
Cerrahi amaçlarla kullanılan robotlar, özellikle minimal kesiklerle yapılan operasyonlarda veya vücudun hassas bölgelerinde yapılan ameliyatlarda cerrahlara oldukça yardımcı oluyor. Mutlak kesinlik sağlayan ve insan elinin titremesi, yorulması gibi sorunları ortadan kaldıran robotlar ameliyatların başarı ile sonlanmasına önemli katkılar sağlıyor. Robotlar bir gün cerrahların yerini tamamen alır mı bilinmez ancak bugün onların yeteneklerini artırdığı kesin.</p>
<p><strong>3. Robot öğretmen</strong><br />
Günümüzde sınıflardaki öğrenci sayısı onlarla ifade edilse de internet üzerinden yapılan açık derslerde öğrenci sayısı 100 bine kadar ulaşabiliyor. Sınavlarda çoktan seçmeli veya evet/hayır şeklindeki cevaplar otomatik olarak kontrol edilebiliyor; ancak klasik tarzdaki soruların cevabının değerlendirilmesi eğitimciler için büyük çaba ve zaman gerektiriyor. Doğal dil işleme tekniklerini kullanan otomatik sınav değerlendirme yazılımları çok sayıda uzun yazının otomatik analizini ve değerlendirmesini yapabiliyor. Xerox’un bu alanda geliştirdiği bulut tabanlı not değerlendirme yazılımı ofis cihazlarını, öğrencilerin test sınav kağıtlarını okuyup, değerlendiren bir cihaza dönüştürüyor. Xerox yazılımı otomatik olarak test sonuçlarını puanlandırıyor. Geliştirilen sistem aynı zamanda her öğrenci için hangi alanda daha çok yanlış yaptığını ve hangi alanda daha çok çalışması gerektiğini belirten raporlar da hazırlıyor. Öğretmenlerin iş yükünü oldukça hafifleten bu sistem şu an Amerika’da bazı okullarda kullanılıyor.</p>
<p><strong>4. Robot otel</strong><br />
Japonya, sahip olduğu 250 bin endüstriyel robot ile dünyada otomasyonun öncülüğünü yapıyor. Bu sayının önümüzdeki 15 yıl içinde 1 milyona ulaşması bekleniyor. Japonya’da bulunan Henn-na Hotel, check-in kabul eden dinozor görünümlü robotları ve yüz tanıma özelliğine sahip anahtar sistemi ile tamamen otomatikleştirilmiş bir otel olarak hizmet veriyor. Henn-na Hotel’in sahibi şirket Huisten Bosch’un CEO’su Hideo Sadawe, otomatik otelleri ile ilgili “Çalışanlar, robotlar nedeniyle işlerini kaybetmiyor, robotlar sayesinde rutin işler yerine, müşterilere daha iyi hizmet verilmesini sağlayacak işlere odaklanabiliyorlar” diyor. Sadawe, robot otellerin 2025’e kadar tüm dünyaya yayılacağını düşünüyor.</p>
<p><strong>5. Dijital hemşire</strong><br />
Xerox bilim insanları dijital hemşire teknolojileri ile hemşirelerin kendisinin değil yaptıkları hasta verilerini izleme işlerinin dijitalleşeceğini söylüyor. Sağlık süreçlerinde hastanın kayıtlarını izlemek ve değerlendirmek büyük bir iş yükü ve zaman gereksinimi yaratıyor. Ancak, hastayı anlık olarak izleyen, verilerini işleyen ve hemşireye değerlendirmede bulunan dijital asistanlar ile hemşirelerin hastalarına daha fazla vakit ayırması sağlanabilir.</p>
<p><strong>6. Robotik süreç otomasyonu (RPA)</strong><br />
Tüm robotik teknolojiler mekanik bir robot içerisinde yer almıyor. Bazen otomasyon yazılımları da yüksek hacimli, kendini tekrarlayan işlerin yapılmasını; çalışanların daha önemli ve emek isteyen işlere yoğunlaşmasını sağlayabiliyor. Xerox, robotik süreç otomasyonu alanında dünyanın lider firması olarak biliniyor. Xerox’un RPA teknoloji çözümleri, dokümanları hızlıca analiz ediyor; çizelgeleri, e-postaları okuyor ve gerekli aksiyonları alabiliyor. Aynı zamanda, iş süreçlerini geliştiriyor, otomatikleştiriyor, maliyetleri düşürüyor ve daha iyi bir hizmet sunulmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>7. Sanal müşteri hizmetleri temsilcileri</strong><br />
Otomasyon ve yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, müşteri hizmetlerinde son birkaç yılda büyük ilerlemeler elde edilmesini sağladı. Xerox’un da Virtual Agent adıyla geliştirdiği sanal asistanlar, insan etkileşimleri ile öğrenebiliyor, rutin görevleri yerine getirirken, daha hızlı çözümler keşfedebiliyor. Özellikle çağrı merkezlerinde giderek artan oranlarda sanal müşteri temsilcileri gerçek müşterilerle iletişime geçiyor.</p>
<p><strong>8. Pilotsuz uçaklar</strong><br />
Uzaktan kontrol edilebilen drone’lar mümkünken ticari uçaklar neden olmasın? Duke Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, Boeing pilotlarının uçakları yalnızca 7 dakika kontrol ettiğini, Airbus pilotlarında ise bu sürenin 3,5 dakikadan daha az olduğunu ortaya koydu. Günümüzde pilotsuz havalanan, seyir eden ve iniş yapan uçak teknolojileri mümkün olsa da, yolcuların pilotsuz bir uçağa güvenebilmesi biraz zaman alacak gibi görünüyor.</p>
<p><strong>9. Sürücüsüz otomobiller</strong><br />
Robotlar rutin, sürekli tekrarlanan işlerde oldukça iyiler. Aynı zamanda uykuları gelmiyor, korkmuyor ve yorulmuyorlar. Bu da onları otomobil sürüşü için ideal kılıyor. Sürücüsüz otomobil denince akla ilk güvenlik kaygıları ve Google araçlarının karıştığı küçük kazalar geliyor. Ancak bunların hepsi diğer sürücülerin hatalarından kaynaklandı. Sürücüsüz otomobillerin mükemmel olması değil; insanlardan daha iyi olması hedefleniyor. Yalnızca ABD’de her yıl 40 bin insan otomobil kazalarında hayatını kaybediyor. Sürücüsüz otomobiller ile bu sayıda önemli bir düşüş yaşanacağı tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>10. Makinistsiz trenler</strong><br />
İnsanlar, karada yaptıkları yolculuklarda otomatik araçlardan daha az korkuyor. Paris metrosunun 14. hattı tamamen otomatikleştirilmiş ve içinde hiçbir görevli bulunmuyor. Londra ve San Francisco’da da benzer sistemler bulunsa da insanların endişelenmemesi için araçların içinde insan görevliler bulunuyor. Mesaj oldukça açık: Otomasyon birçok işi yapabiliyor; ancak insanlar riskli işlerde insan kullanıcıları tercih ediyor.</p>
<p><strong>11. Dijital garsonlar</strong><br />
Kahve firması Briggo, geliştirdiği ağa bağlı otomatik kahve kioskları ile müşterilerine mobil olarak kahve siparişi verme ve hazır olduğunda gönderdiği bildirim ile teslim alma imkânı sunuyor. Kahveler otomatik olarak kiosk içinde hazırlanıyor ve bu sürece hiçbir insan müdahalesi bulunmuyor. Benzer sistemleri özellikle paket servis hizmeti veren markalarda göreceğimiz günler çok uzak değil.</p>
<p><strong>12. Otomatik pasaport kontrolü</strong><br />
Pasaport sırasındaki çoğu kişinin hiçbir adli suçu bulunmasa da, pasaport kontrol işlemleri çok uzun sürebiliyor. Ülkemizde de kullanılmaya başlanan e-pasaportlar ile artık otomatik pasaport kontrolü yapılabiliyor. Biyometrik verilerden faydalanan dijital sistemler yolcuları, insan görevlilere göre daha iyi bir şekilde inceleyebiliyor. Teknoloji, bizi güvenli kılıyor ve görevlilerin daha ciddi ve tehlike içerebilecek işlere zaman ayırmasına imkân veriyor.</p>
<p><strong>13. Otomatik anında çeviri</strong><br />
Hızlı, otomatik çeviri birçok teknoloji çözümü ile hayatımıza girmiş durumda. Google, Yahoo ve Bing gibi tarayıcıların çeviri yazılımları, Skype’ın gerçek zamanlı video aramalarında kullandığı yazılım çözümü günlük hayatta en çok kullandığımız otomatik çeviri araçları arasında yer alıyor. Son olarak Xerox’un ConnectKey 2.0 yazılım platformuna sahip çok fonksiyonlu ofis makinelerinde sunduğu Kolay Tercüman Hizmeti de, cihaz üzerine yerleştirilen dokümanları tarıyor ve birkaç saniyede Türkçe dâhil 35’ten fazla dile otomatik çeviriyor.</p>
<p><strong>14. Otomatik rapor yazımı</strong><br />
Otomatik yazım kulağa bilim kurgu gibi gelse de günümüzde bunu gerçekleştiren araçları görmeye başladık. Bu araçlardan biri olan Quill, doğal dil teknolojisini kullanarak alıcıya özel raporlar yazabiliyor. Yazılım, kendini tekrarlayan ve kurallı işlerde, önceden belirlenen formüller ile iyi sonuçlar ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>15. Hukuki işler için robot yazılımlar</strong><br />
Hukuki davaların ve süreçlerin uzun zaman almasının başlıca nedeni hukuki sorun olan konuların ve iddiaların kolayca araştırılamamasıdır. Hukuki dokümanları incelemek için geliştirilen robotik yazılımlar rutin araştırmaları hızlıca yapabilecek. İstenen belge ve sonuçlara kolayca ulaşarak hukuki davaların daha hızlı karar aşamasına gelmesini sağlayacak. Hukuki süreçleri takip edecek robotik yazılımlar, binlerce yasal kaydın taranması için harcanan insan gücü maliyetini de ortadan kaldıracak.</p>
<p><strong>16. Amazon’un robot ordusu</strong><br />
Amazon, 15 bin robotu ile müşteri siparişlerini daha hızlı hazırlıyor. Robotlar sipariş süreçlerini 1,5 saatten 15 dakikanın altına indiriyor. 350 kiloya kadar kaldırabiliyor ve en yüksek raflara kolayca ulaşabiliyor. Amazon’un sipariş teslim eden drone’ları ise ürünleri 30 dakikadan daha kısa bir süre içinde müşteriye teslim edebiliyor. Bu otomasyon teknolojilerinin kullanılması Amazon’a müşteri memnuniyeti, zaman ve maliyet tasarrufu olarak dönüyor.</p>
<p><strong>17. Robot güvenlik elemanı<br />
</strong>Bomba imha eden robotlar 40 yılı aşkın bir süredir kullanımda. Robot ordular ise çok yakın bir gelecekte askeri kaynakların kullanımında olacak. Dolayısıyla özel robot güvenlik güçlerinin ortaya çıkması da an meselesi denebilir. Knightscope’un K5 robotu yaklaşık 125 kilo ağırlığında ve suçu öngörme, önleme yeteneğine sahip. K5 duyabiliyor, görebiliyor, koklayabiliyor ve kontrol merkezine 7/24 rapor gönderebiliyor. Sensörleri ile analiz ve termal görüntüleme yapan robot, bir dakikada 300 araba plakasını analiz edebiliyor. Tüm güvenlik süreçlerinin robotların kontrolünde olacağını söylemek şimdilik zor olsa da, birçok işlemde insanlardan daha iyi ve hızlı oldukları kesin.</p>
<p><strong>18. Akıllı evler<br />
</strong>Otomasyon bazen gereklilikten ziyade tercih olarak da hayatımızda yer alıyor. Örneğin evlerde oda sıcaklıklarının ayarlanması, yemeğin pişirilmesi, ışıkların yakılması ve kapının kitlenmesi gibi teknolojileri, Apple HomeKit gibi birtakım yazılım çözümleri ile bugün görmek mümkün. Nesnelerin İnterneti gibi konsept teknolojiler gelişmesini sürdürdükçe, yaşam alanlarımız da giderek daha “akıllı” olmaya devam edecek.</p>
<p><strong>19. Robot barmen<br />
</strong>Bazen otomasyon sadece eğlence amaçlı da hayatımızda yer bulabiliyor. Makr Shakr bar sistemi, 30’dan fazla alkol çeşidini karıştırarak, bir saat içinde 120 içki çeşidini müşterilerine sunabiliyor. Beraberinde kullanıma sunulan mobil uygulama ise kullanıcıya kendi kokteylini yapma ve sosyal ağlarda paylaşma imkânı tanıyor. Robot barmenler kokteyl yapımında başarılı olabilir ancak kırık kalplere tavsiye vermekte çok başarılı olamayacakları aşikâr.</p>
<p><em><strong>Kaynak: <a href="https://www.xerox.com/en-us/insights/robotic-innovations?utm_content=sf48223575&amp;utm_medium=spredfast&amp;utm_source=facebook&amp;utm_campaign=Corporate+Channels&amp;CMP=SMO-Facebook+sf48223575#.VzoZ_J10jBg.facebook">https://www.xerox.com/en-us/insights/robotic-innovations?utm_content=sf48223575&amp;utm_medium=spredfast&amp;utm_source=facebook&amp;utm_campaign=Corporate+Channels&amp;CMP=SMO-Facebook+sf48223575#.VzoZ_J10jBg.facebook</a></strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/robotlasacak-19-is-kolu">Robotlaşacak 19 iş kolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3776</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dördüncü sanayi devrimi: Fiziksel, dijital ve biyolojik dünyalar birleşiyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/3528</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2016 12:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[gelecegin teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3528</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşam, iş ve iletişim alışkanlıklarımızı kökünden değiştirecek teknolojik bir devrimin eşiğindeyiz. Geniş kapsamlı, karmaşık ve çok boyutlu olması nedeni ile bu dönüşüm daha önce yaşadıklarımızdan çok farklı bir nitelik taşıyor. Bu eşiği aştığımızda ne ile karşılaşacağımızı daha tam olarak bilmiyoruz; ancak bu dönüşüme göstereceğimiz tepkinin dengeli, bütünleşik ve akılcı olması gerekiyor… İlk Sanayi Devrimi’nde, üretimin makinelerle yapılabilmesi için su ve buhar gücünden yararlanıldı. İkincisinde seri üretime geçebilmek için elektrik enerjisi kullanıldı. Üçüncüsünde, bilgi teknolojilerinden ve elektronikten yararlanılarak üretim otomatikleştirildi. Şimdi ise son yüzyılın ortalarında başladığını varsaydığımız Dördüncü Sanayi Devrimi, Üçüncüsünün üzerine inşa ediliyor. En önemli özelliği fiziksel, dijital ve biyolojik dünyaların sınırlarını ortadan kaldıran teknolojileri devreye sokması. Dördüncü devrimin nedenleri  Bugünkü dönüşümü, Üçüncü Sanayi Devrimi’nin bir uzantısı olarak değil de tümüyle farklı bir değişimin başlangıcı olarak değerlendirmemizin üç nedeni var: Hızı, kapsamı ve sistemlerin etkisi. Halihazırdaki değişimler tarihte görülmemiş bir hızda gerçekleşiyor. Daha önceki sanayi devrimleriyle karşılaştırıldığında Dördüncüsü lineer değil, üstel bir trend izliyor. Ayrıca hemen hemen tüm ülkelerde, hemen hemen tüm sanayi dallarında eski ile bağlantıları kesip, önlerinde yepyeni bir sayfa açıyor. Bu değişikliklerin derinliği ve kapsamı, tüm üretim, yönetim ve yönetişim sistemlerinde dönüşümü kaçınılmaz hale getiriyor. Bugüne dek görülmemiş bir işlem gücü ve bilgiye erişim olanağı ile milyarlarca insanın mobil cihazlarla birbirine bağlanmasının sonucunda yaratılan olasılıklar sınırsız. Ve bu sınırsız olasılıklar yapay zekâ, robotik bilim, Nesnelerin İnterneti, (Internet of Things, kısaca IoT)*, sürücüsüz otonom vasıtalar, 3-D baskı, nanoteknoloji, biyoteknoloji, malzeme bilimi, enerji depolama ve kuantum bilgisayar teknolojisi ile katlanarak çoğalacak. Şimdiden yapay zekâ örneklerini çevremizde görebiliyoruz. Bu alanda son yıllarda akıl almaz gelişmeler yaşanıyor. Mühendisler, tasarımcılar ve mimarlar bilgisayarla tasarım, malzeme mühendisliği, katmanlı üretim (additive manufacturing) ve sentetik biyolojiden yararlanarak mikroorganizmalar, vücudumuz, tükettiğimiz ürünler, hatta içinde yaşadığımız binalar arasında bir sembiyoz (ortak yaşama) oluşturuyor. Ne getirecek, ne götürecek? Bundan önceki devrimlerden farklı olarak Dördüncü Sanayi Devrimi küresel geliri yükseltme ve dünya genelindeki insanların yaşam kalitesini arttırma potansiyeli taşıyor. Şimdiden dijital dünyaya erişim şansına sahip olan tüketiciler bu gelişmelerden yarar sağlamaya başladı. Taksi çağırmak, uçuş rezervasyonu yapmak, yeni ürün satın almak, ödeme yapmak, müzik dinlemek, film izlemek veya bilgisayar oyunu oynamak gibi işler artık uzaktan yapılabiliyor. Gelecekte teknolojik inovasyon, tedarikçiler açısından uzun vadede verimlilik sağlayacak. İletişim ve ulaştırma maliyetleri düşecek, lojistik ve tedarik zincirleri etkin hale gelecek, ticaret ucuzlayacak. Ve bütün bunlar yeni pazarların açılmasını ve ekonomik büyümeyi sağlayacak. Aynı zamanda bu devrim gelirler arasındaki uçurumun büyümesine yol açacak; zira tüm ekonomilerde insan emeğinin yerini otomasyon alacak. Ancak bu, emekçilerin tehlikeli işlerde çalışmasının son bulmasını da sağlayacak. Kaldı ki bu, emekçiler açısından olumlu bir gelişme.. Kritik faktör yetenek  Şimdiden bu devrimin getirisinin götürüsünden daha fazla olacağı söylenemez; ama gelecekte üretimde kritik faktörü sermayenin değil, yeteneğin temsil edeceği söylenebilir. Bu da iş piyasasının “düşük yetenek/düşük ücret” ve “yüksek yetenek/yüksek ücret” olarak ikiye bölünmesinin ve nihayetinde sosyal gerginliğin artmasının yolunu açabilir. Bu sistemden yarar sağlayacakların başında, ortaya fikri ve parasal sermaye koyanlar gelecek. Başka bir deyişle inovasyon yapanlar, hissedarlar ve yatırımcılar kârlı çıkacak. “Kazanan-her-şeyi-alır” tipi bir ekonomi demokrasinin yara almasına yol açabilir. Ayrıca sosyal medya üzerinden bilgi paylaşımı dinamikleri de huzursuzluğu arttıran bir unsur haline gelebilir. İdeal bir dünyada bilgi paylaşımı kültürlerarası anlayışı ve kaynaşmayı hızlandırır. Ancak aynı zamanda sapkın ideolojilerin yayılmasını da kolaylaştırır. İş hayatı üzerindeki etkileri  Dördüncü Sanayi Devrimi’nin iş hayatının dört ana platformunda etkisi olacak A) müşteri beklentisi, B) ürün geliştirme, C) işbirliği ile yürütülen inovasyon D) örgütlenme şekli.. Bir kere tüketici ekonominin merkezinde olacak. Bu da müşterilere nasıl davranılması gerektiği konusunda köklü değişikliklerin yapılması anlamına gelecek. Ayrıca dijital olanaklarla zenginleştirilecek mal ve hizmetlerin değeri artacak. Özet olarak basit dijitalleşmeden (Üçüncü Sanayi Devrimi) teknolojilerin karışımına dayanan inovasyona (Dördüncü Sanayi Devrimi) geçiş, şirketlerin bugüne dek nasıl çalıştıklarını yeniden gözden geçirmeye zorlayacak. Yine de bazı temel unsurlar değişmeyecek: İş liderleri ve üst düzey yöneticiler değişen koşulları anlamaya çalışacak ve uyum sağlamak için hiç durmadan inovasyona yatırım yapmak zorunda kalacaklar.  Hükümetler üzerindeki etkisi  Yeni teknolojiler ve platformlar sayesinde vatandaşlar hükümet yetkililerine seslerini daha rahat duyuracak, hatta denetleme şansına da kavuşabilecek. Aynı zamanda hükümetler de yeni teknolojik güçler kazanarak popülasyonlar üzerinde kontrollerini arttırabilecek. Ancak genel olarak hükümetler politikalarını belirlerken vatandaşların isteklerini ve görüşlerini dikkate almak zorunda kalacak. Eğer değişen koşullara göre evrilemezlerse büyük sorunlarla karşılaşacaklar. Bugünkü kamu yönetimi sistemleri İkinci Sanayi Devrimi süresinde evrilmişti. Sürecin tamamı lineer ve mekanik bir yapıya sahipti; genel yaklaşım “tepeden inme” tarzındaydı. Ne var ki böyle bir yaklaşım artık geçerli değil. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin hızını ve kapsamını göz önüne aldığımızda yasamadan ve denetlemeden sorumlu yetkililerin bu hıza tam olarak ayak uyduramadığını görüyoruz. Peki hükümetler vatandaşlarının çıkarlarını gözetirken, teknolojik gelişmeleri nasıl destekleyecekler? Yapacakları şey özel sektörün yaptığı gibi,  gelişmelere anında uyum sağlayacak donanımlara sahip olmak. Bunun için hükümetlerin ve yasa koyucuların iş adamları ve sivil toplum örgütleri ile yakın işbirliği içinde olmaları gerekiyor. İnsanlar üzerindeki yetkisi  Dördüncü Sanayi Devrimi yalnızca yaptıklarımızı değil, kim olduğumuzu da değiştirecek. Kimliğimizi ve kimliğimizle ilgili konuları da etkileyecek: Özel yaşam algımızı, mülkiyet haklarımızı, tüketim alışkanlıklarımızı, tatil kavramını, yeni insanlarla tanışma tarzımızı ve ilişkileri geliştirme yaklaşımımızı farklı bir noktaya taşıyacak. Bu liste hayal gücümüzün izin verdiği ölçüde uzayabilir. Akıllı telefonlar bu yönde yalnızca bir başlangıç. Sürekli olarak internete bağlı olmak anlamlı bir sohbeti gereksiz kılabilir. Yeni bilgi teknolojilerinin yarattığı en büyük tehlike mahremiyetin sonunu getirmesi. Bunun ne denli önemli olduğunu bildiğimiz halde özel bilgilerimizi sürekli olarak paylaşıyoruz. Özel verilerimiz üzerindeki kontrolü yitiyor olmamız gelecekle ilgili kaygıları her gün biraz daha arttırıyor. Derleyen : Reyhan Oksay Kaynak: www.weforum.org/agenda/2016/01/the-fourth-industrial-revolution-what-it-means-and-how-to-respond  *Amerikan Federal Ticaret Komisyonu nesnelerin İnternet&#8217;ini &#8220;günlük kullanımımızda olan nesnelerin İnternet&#8217;e bağlanıp veri gönderip alması kabiliyeti&#8221; olarak tanımlamıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/3528">Dördüncü sanayi devrimi: Fiziksel, dijital ve biyolojik dünyalar birleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam, iş ve iletişim alışkanlıklarımızı kökünden değiştirecek teknolojik bir devrimin eşiğindeyiz. Geniş kapsamlı, karmaşık ve çok boyutlu olması nedeni ile bu dönüşüm daha önce yaşadıklarımızdan çok farklı bir nitelik taşıyor. Bu eşiği aştığımızda ne ile karşılaşacağımızı daha tam olarak bilmiyoruz; ancak bu dönüşüme göstereceğimiz tepkinin dengeli, bütünleşik ve akılcı olması gerekiyor…</p>
<p><strong>İlk Sanayi Devrimi</strong>’nde, üretimin makinelerle yapılabilmesi için su ve buhar gücünden yararlanıldı. <strong>İkincisinde</strong> seri üretime geçebilmek için elektrik enerjisi kullanıldı. <strong>Üçüncüsünde</strong>, bilgi teknolojilerinden ve elektronikten yararlanılarak üretim otomatikleştirildi. Şimdi ise son yüzyılın ortalarında başladığını varsaydığımız <strong>Dördüncü Sanayi Devrimi</strong>, Üçüncüsünün üzerine inşa ediliyor. En önemli özelliği fiziksel, dijital ve biyolojik dünyaların sınırlarını ortadan kaldıran teknolojileri devreye sokması.</p>
<p><strong>Dördüncü devrimin nedenleri</strong></p>
<p><strong> </strong>Bugünkü dönüşümü, Üçüncü Sanayi Devrimi’nin bir uzantısı olarak değil de tümüyle farklı bir değişimin başlangıcı olarak değerlendirmemizin <strong>üç nedeni</strong> var: Hızı, kapsamı ve sistemlerin etkisi.</p>
<p>Halihazırdaki değişimler tarihte görülmemiş bir hızda gerçekleşiyor. Daha önceki sanayi devrimleriyle karşılaştırıldığında Dördüncüsü lineer değil, üstel bir trend izliyor. Ayrıca hemen hemen tüm ülkelerde, hemen hemen tüm sanayi dallarında eski ile bağlantıları kesip, önlerinde yepyeni bir sayfa açıyor. Bu değişikliklerin derinliği ve kapsamı, tüm üretim, yönetim ve yönetişim sistemlerinde dönüşümü kaçınılmaz hale getiriyor.</p>
<p>Bugüne dek görülmemiş bir işlem gücü ve bilgiye erişim olanağı ile milyarlarca insanın mobil cihazlarla birbirine bağlanmasının sonucunda yaratılan olasılıklar sınırsız. Ve bu sınırsız olasılıklar <strong>yapay zekâ, robotik bilim, Nesnelerin İnterneti</strong>, (Internet of Things, kısaca <strong>IoT)*, sürücüsüz </strong><strong>otonom vasıtalar, 3-D baskı, nanoteknoloji, biyoteknoloji, malzeme bilimi, enerji depolama ve kuantum bilgisayar teknolojisi</strong> ile katlanarak çoğalacak.</p>
<p>Şimdiden yapay zekâ örneklerini çevremizde görebiliyoruz. Bu alanda son yıllarda akıl almaz gelişmeler yaşanıyor. Mühendisler, tasarımcılar ve mimarlar bilgisayarla tasarım, malzeme mühendisliği, katmanlı üretim (additive manufacturing) ve sentetik biyolojiden yararlanarak mikroorganizmalar, vücudumuz, tükettiğimiz ürünler, hatta içinde yaşadığımız binalar arasında bir sembiyoz (ortak yaşama) oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ne getirecek, ne götürecek?</strong></p>
<p>Bundan önceki devrimlerden farklı olarak Dördüncü Sanayi Devrimi küresel geliri yükseltme ve dünya genelindeki insanların yaşam kalitesini arttırma potansiyeli taşıyor.</p>
<p>Şimdiden dijital dünyaya erişim şansına sahip olan tüketiciler bu gelişmelerden yarar sağlamaya başladı. Taksi çağırmak, uçuş rezervasyonu yapmak, yeni ürün satın almak, ödeme yapmak, müzik dinlemek, film izlemek veya bilgisayar oyunu oynamak gibi işler artık uzaktan yapılabiliyor.</p>
<p>Gelecekte teknolojik inovasyon, tedarikçiler açısından uzun vadede verimlilik sağlayacak. İletişim ve ulaştırma maliyetleri düşecek, lojistik ve tedarik zincirleri etkin hale gelecek, ticaret ucuzlayacak. Ve bütün bunlar yeni pazarların açılmasını ve ekonomik büyümeyi sağlayacak.</p>
<p>Aynı zamanda bu devrim gelirler arasındaki uçurumun büyümesine yol açacak; zira tüm ekonomilerde insan emeğinin yerini otomasyon alacak. Ancak bu, emekçilerin tehlikeli işlerde çalışmasının son bulmasını da sağlayacak. Kaldı ki bu, emekçiler açısından olumlu bir gelişme..</p>
<p><strong>Kritik faktör yetenek</strong></p>
<p><strong> </strong>Şimdiden bu devrimin getirisinin götürüsünden daha fazla olacağı söylenemez; ama gelecekte üretimde kritik faktörü sermayenin değil, yeteneğin temsil edeceği söylenebilir. Bu da iş piyasasının “<strong>düşük yetenek/düşük ücret</strong>” ve “<strong>yüksek yetenek/yüksek ücret</strong>” olarak ikiye bölünmesinin ve nihayetinde sosyal gerginliğin artmasının yolunu açabilir.</p>
<p>Bu sistemden yarar sağlayacakların başında, ortaya fikri ve parasal sermaye koyanlar gelecek. Başka bir deyişle <strong>inovasyon yapanlar, hissedarlar ve yatırımcılar</strong> kârlı çıkacak. “Kazanan-her-şeyi-alır” tipi bir ekonomi demokrasinin yara almasına yol açabilir.</p>
<p>Ayrıca sosyal medya üzerinden bilgi paylaşımı dinamikleri de huzursuzluğu arttıran bir unsur haline gelebilir. İdeal bir dünyada bilgi paylaşımı kültürlerarası anlayışı ve kaynaşmayı hızlandırır. Ancak aynı zamanda sapkın ideolojilerin yayılmasını da kolaylaştırır.</p>
<p><strong>İş hayatı üzerindeki etkileri</strong></p>
<p><strong> </strong>Dördüncü Sanayi Devrimi’nin iş hayatının dört ana platformunda etkisi olacak A) müşteri beklentisi, B) ürün geliştirme, C) işbirliği ile yürütülen inovasyon D) örgütlenme şekli..</p>
<p>Bir kere tüketici ekonominin merkezinde olacak. Bu da müşterilere nasıl davranılması gerektiği konusunda köklü değişikliklerin yapılması anlamına gelecek. Ayrıca dijital olanaklarla zenginleştirilecek mal ve hizmetlerin değeri artacak.</p>
<p>Özet olarak <strong>basit dijitalleşmeden</strong> (Üçüncü Sanayi Devrimi) teknolojilerin karışımına dayanan inovasyona (Dördüncü Sanayi Devrimi) geçiş, şirketlerin bugüne dek nasıl çalıştıklarını yeniden gözden geçirmeye zorlayacak. Yine de bazı temel unsurlar değişmeyecek: İş liderleri ve üst düzey yöneticiler değişen koşulları anlamaya çalışacak ve uyum sağlamak için hiç durmadan inovasyona yatırım yapmak zorunda kalacaklar.</p>
<p><strong> </strong><strong>Hükümetler üzerindeki etkisi</strong></p>
<p><strong> </strong>Yeni teknolojiler ve platformlar sayesinde vatandaşlar hükümet yetkililerine seslerini daha rahat duyuracak, hatta denetleme şansına da kavuşabilecek. Aynı zamanda hükümetler de yeni teknolojik güçler kazanarak popülasyonlar üzerinde kontrollerini arttırabilecek. Ancak genel olarak hükümetler politikalarını belirlerken vatandaşların isteklerini ve görüşlerini dikkate almak zorunda kalacak. Eğer değişen koşullara göre evrilemezlerse büyük sorunlarla karşılaşacaklar.</p>
<p><strong>Bugünkü kamu yönetimi sistemleri</strong> İkinci Sanayi Devrimi süresinde evrilmişti. Sürecin tamamı lineer ve mekanik bir yapıya sahipti; genel yaklaşım “tepeden inme” tarzındaydı.</p>
<p>Ne var ki böyle bir yaklaşım artık geçerli değil. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin hızını ve kapsamını göz önüne aldığımızda yasamadan ve denetlemeden sorumlu yetkililerin bu hıza tam olarak ayak uyduramadığını görüyoruz.</p>
<p>Peki hükümetler vatandaşlarının çıkarlarını gözetirken, teknolojik gelişmeleri nasıl destekleyecekler? Yapacakları şey özel sektörün yaptığı gibi,  gelişmelere anında uyum sağlayacak donanımlara sahip olmak. Bunun için hükümetlerin ve yasa koyucuların iş adamları ve sivil toplum örgütleri ile yakın işbirliği içinde olmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>İnsanlar üzerindeki yetkisi</strong></p>
<p><strong> </strong>Dördüncü Sanayi Devrimi yalnızca yaptıklarımızı değil, kim olduğumuzu da değiştirecek. Kimliğimizi ve kimliğimizle ilgili konuları da etkileyecek: Özel yaşam algımızı, mülkiyet haklarımızı, tüketim alışkanlıklarımızı, tatil kavramını, yeni insanlarla tanışma tarzımızı ve ilişkileri geliştirme yaklaşımımızı farklı bir noktaya taşıyacak. Bu liste hayal gücümüzün izin verdiği ölçüde uzayabilir.</p>
<p>Akıllı telefonlar bu yönde yalnızca bir başlangıç. Sürekli olarak internete bağlı olmak anlamlı bir sohbeti gereksiz kılabilir. Yeni bilgi teknolojilerinin yarattığı en büyük tehlike mahremiyetin sonunu getirmesi. Bunun ne denli önemli olduğunu bildiğimiz halde özel bilgilerimizi sürekli olarak paylaşıyoruz. Özel verilerimiz üzerindeki kontrolü yitiyor olmamız gelecekle ilgili kaygıları her gün biraz daha arttırıyor.</p>
<p>Derleyen : Reyhan Oksay</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.weforum.org/agenda/2016/01/the-fourth-industrial-revolution-what-it-means-and-how-to-respond"><strong>www.weforum.org/agenda/2016/01/the-fourth-industrial-revolution-what-it-means-and-how-to-respond</strong></a></p>
<p><strong> </strong>*Amerikan Federal Ticaret Komisyonu nesnelerin İnternet&#8217;ini &#8220;günlük kullanımımızda olan nesnelerin İnternet&#8217;e bağlanıp veri gönderip alması kabiliyeti&#8221; olarak tanımlamıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/3528">Dördüncü sanayi devrimi: Fiziksel, dijital ve biyolojik dünyalar birleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3528</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kaku&#8217;dan yarının eğitimi üzerine ütopyalar</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insan-robotlara-donusmeye-az-kaldi-gerceklik-ile-sanal-arasindaki-ayirim</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Yüzak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Apr 2016 06:25:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[gelecegin teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[kuantu]]></category>
		<category><![CDATA[michio kaku]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=1736</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan-robotlara dönüşmeye az kaldı. Gerçeklik ile sanal arasındaki ayırım giderek zorlaşacak mı? Yarının eğitimi nasıl olmalı? Kuantum Fizikçisi ünlü fizikçi Prof. Dr. Michio Kaku’dan yakın gelecek öngörüleri&#8230; Teknolojinin insanı ve yaşamları bütünüyle dönüştüreceği bir sürecin içine hızla giriyoruz. İnternetin yerini yakın gelecekte ‘beyin-net’ler, SMS gönderimlerinin yerini duygu, anı ve his aktarımı alacak. Televizyonların ekranları olmayacak; bilgisayar dediğimiz şey, gelecekte tamamen ortadan kalkacak. İnternet artık camların, gözlüklerin, kontakt lenslerin içerisinde olacak. İnsanlar artık birbirlerini takacakları akıllı gözlüklerle tanıyacaklar;  kanseri 10 yıl önceden tespit edeceğiz&#8230; Dünyaca ünlü fütürist ve kuantum fizikçisi  Prof. Dr. Michio Kaku’nun o kadar da uzak olmayan gelecek ile ilgili öngörülerinin sadece bir kısmı bunlar.. Japon asıllı ABD’li bilim insanı  Kaku, Türk Eğitim Derneği (TED) tarafından Ankara’da düzenlenen “Türkiye’nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz” konulu IV. Uluslararası Eğitim Forumu’nun konuk konuşmacısıydı. Yakın gelecekte yaşanacak teknolojik gelişmeler ışığında geleceğin dünyasını katılımcılara aktaran Michio Kaku, teknolojinin bilgiye erişim olanaklarını sınırsız hale getirerek eğitimi geliştireceğini, öğretmenlerin de bu süreçte öğrenciler için birer rehber ve akıl hocası haline geleceğini söyledi.Kaku’nun öngörülerinden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz:  İnsan-robotlara dönüşmeye az kaldı. Peki Gerçeklik ile sanal arasındaki ayırım giderek zorlaşacak mı? Ve bu doğrultuda eğitim nasıl yeniden şekillenmeli? SMS gönderimlerinin yerini duygu aktarımı alacak Konuşmasına bilim dünyasında yaşanan gelişmelerin insanların yaşamına olan somut etkilerinden bahsederek başlayan ünlü bilim insanı, “Kuantum fiziği benim için ne yaptı sorusuyla çok sık karşılaşıyorum. Hemen söyleyeyim, fizikçiler olarak transistörleri icat ettik, interneti icat ettik, televizyonu, radyoyu, hastanede kullandığımız röntgen ve MR cihazlarını icat ettik. Uzay programını, GPS sistemlerini icat ettik” diye konuştu. Geleceğe yönelik tahminleri sorulan 300 bilim insanından biri olduğunu hatırlatan Michio Kaku, “Biz fizikçiler tahminleri severiz. Yazdığım kitaplarda 500 yıl içinde ne olacağını anlamaya çalıştım. Burada da 15-20 yıl içerisinde yaşayacağımız değişimlere odaklanacağım. Bir fizikçinin tahminiyle yüksek kültürün ve toplum sanatının egemen olacağı dev bir forum halini alacak olan internetin yerini yakın gelecekte ‘beyin-net’ler alacak. SMS gönderimlerinin yerini duygu, anı ve his aktarımı alacak. Anılarımızı bile artık internete yükleyebiliyoruz” ifadelerini kullandı. Moleküler fizik gelişimin dördüncü dalgası Bilim insanlarının genç insanlara ilham kaynağı olması gerektiğinin altını çizen Kaku, üzerine sıklıkla konuşulan varlık, servet ve diğer konuların tamamının kökünde bilim ve teknolojinin yattığını vurguladı.  “10.000 yıl önce buzlar altındaydık. Buz eridikten sonra tarımı keşfettik ve kadim medeniyetler böyle oluştu. 1900’lerin başına geldiğimizde ortalama yaşam süresi beklentisi 40’lı yaşlar seviyesindeydi. Uzun mesafeli iletişim pencereden bağırmaktan ibaretti. Yüksek hızlı seyahat denince akla çamura saplanan atlar geliyordu” diyerek katılımcılara insanlığın gelişim basamaklarını özetleyen Michio Kaku, 1800’lerde başlayan sanayi devriminin insanı ilk kez buhar ve makine kuvvetiyle tanıştırdığını hatırlattı. “Daha sonra elektrik ve manyetizma üzerine çalışmaya başladık ve elektrik çağına geçtik. Bu da transistörlerin, lazerlerin içinde bulunduğu yüksek teknoloji çağını başlattı ve üçüncü dalga da bu şekilde tamamlandı” diyen Michio Kaku, dördüncü dalganın moleküler fizikle geleceğini ifade etti. İnsanlar birbirlerini ilk görüşten tanıyacak Günümüzde teknolojinin geldiği noktanın muazzam etkilerine dikkat çeken ünlü bilim insanı, “Bilgisayarların kuvveti 18 ayda bir iki kat yenileniyor. Günümüzde kullandığımız cep telefonları NASA’nın 1960’ların sonunda uzaya gönderdiği uzay araçlarından daha güçlü. Geçmişte bir odayı kaplayan bilgisayar dediğimiz şey, gelecekte tamamen ortadan kalkacak. İnternet artık camların, gözlüklerin, kontakt lenslerin içerisinde olacak” diye konuştu. İnsanların artık birbirlerini takacakları akıllı gözlüklerle tanıyacaklarını söyleyen Kaku, kişilerin yüzlerini tanıyabilen cihazlar sayesinde bir insanın yüzüne bakmakla onun özgeçmişini tüm ayrıntılarla öğrenmenin, evlerdeki akıllı duvar kağıtlarıyla tüm bilgilere anında erişimin mümkün olabileceğini belirtti Öğretmenlik kavramı akıl hocalığına dönüşecek Teknolojinin eğitim üzerinde yaratacağı değişimlere de dikkat çeken Michiu Kaku, öğrencilerin gözlerini kırptığında karşılarına sınırsız bilgi taşıyan kontakt lenslerin eğitimde devrim yaratacağını söyledi. “Öğrenciler artık periyodik cetveli ezberlemek zorunda kalmayacak, bir göz kırpışta tüm bu bilgiye erişebiliyor olacaklar” diyen Kaku, uzaktan öğrenimin ve e-ders kavramının önemine de değindi. Dünyanın en önemli üniversitelerinden Massachussets Institute of Technology’nin derslerinin e-ders yöntemiyle Pakistan’da mali durumu iyi seviyede olmayan öğrenciler tarafından indirilebildiğini hatırlatan Kaku, eskiden 600 öğrenciye ders veren bir öğretmenin bu yöntemle yüz binlerce öğrenciye ders verebilir hale geldiğini ifade etti. Teknolojinin eğitimde öğretmenlerin yerini tamamen almayacağını söyleyen Kaku, “Teknoloji öğretmen kavramını ortadan kaldırmayacak ancak öğretmenin rolünü bir hayli değiştirecek. Pakistan’daki öğrenciler bu dersleri indirebiliyorlar fakat gerektiği seviyede ilerleyemiyorlar. Bunun sebebi onlara yol gösteren bir rehber, denetim, ev ödevi ve akran baskısı gibi kavramların olmayışı. Dolayısıyla okulu bırakıyorlar. Öğretmen işte bu nokta önemli bir role sahip. Artık ezberleme anlayışı olmayacak çünkü tüm bilgilere anında erişebilecekler. Öğretmenler artık öğrencilerini yönlendiren, onların gelişimini denetleyen akıl hocalarına dönüşecek. İşte geleceğin öğretmeni bu” ifadelerini kullandı. Evlerin duvarlarına yerleştirilecek akıllı duvar kağıtlarının internet bağlantısıyla tıp, hukuk ve eğitim gibi alanlarda tüm bilgileri anında ve etkileşimli olarak aktarabileceğinin altını çizen Kaku, doktorların ve avukatların da bu teknolojik devrim nedeniyle ortadan kalkmayacağını, rollerininse öğretmenlerde olduğu gibi danışman ve akıl hocalığı temelinde gelişeceğini vurguladı. Dijitalleşme insan hayatının tamamını etkisi altına alacak Dünyada dijitalleşme devriminin müzikle başladığını hatırlatan Michio Kaku, CD’leri ortadan kaldıran dijitalleşmenin dijital kağıt ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerle tıp, finans ve iş dünyasını da etkisi altına alacağını savundu. Çip maliyetinin günden güne azaldığını ve 2025 yılında çip maliyetinin bir kuruş seviyesine ineceğini söyleyen Michio Kaku, insanları evlerinden alıp iş yerlerine götürecek sürücüsüz arabaların, gözlüksüz 3D televizyonların yakın gelecekte insanların yaşamına gireceğini söyledi. Kanseri 10 yıl önceden tespit edeceğiz Dijitalleşmenin en çok etkileyeceği alanlardan birinin tıp olacağını söyleyen ünlü fütürist, “Dijitalleşme sağlık harcamalarını düşürecek. Çipler ve kameralar hap boyutuna getirildiğinde kolonoskopi gibi tahlil yöntemleri de tarih olacak. Kansere nano-tıbbi malzemelerle saldıracağız ve ‘tümör’ sözcüğünü tıp literatüründen sileceğiz. İnsanlar tuvaletlerine kuracakları likit biyopsi sistemleriyle kanser hastalığını 10 yıl önceden tespit edebilecekler. Günümüzde bir oda kadar yer kaplayan MR makineleri çok daha küçük manyetik alanlar yaratabilen süper bilgisayarlar sayesinde çok daha küçük boyutlara getirilebilecek” diye konuştu. Alzheimer cihazı DNA analizi ve kök hücre alanındaki çalışmaların gelişmesiyle insanlara yeni organlar üretilebileceğini söyleyen Kaku, “Artık kemik üretebiliyoruz. Burun, kulak ve insan yaşlandıkça daha çok ihtiyaç duyduğu yeni eklemleri geliştirebileceğiz. Kalp rahatsızlığı olanlara yepyeni bir kalp sunulabilecek” dedi. İnsanın en karmaşık organı olan beyinin de teknoloji sayesinde artık daha iyi anlaşılabildiğini vurgulayan Michio Kaku, teknolojinin beyin gücünü kullanılabilir hale getirmesi sayesinde tüm bedeni felçli insanların bile sosyal yaşamlarını idame ettirebilecek hale gelebileceğinin altını çizdi. Beyinde depolanan insan hafızasının kaydedilip internete aktarılabildiğini söyleyen Michio Kaku, tıpkı işitme cihazlarında olduğu gibi Alzheimer hastalarına da hatıra desteği sunabilecek makineler geliştirileceğini ifade etti. İnsan zekâsına yakın yapay zekâ için henüz erken Dijitalleşmenin iş dünyasını da kökten değiştireceğini söyleyen Michio Kaku, “Bilgiye sınırsız erişim sayesinde müşteriler satın alacakları ürünün maliyet, hammadde ve benzeri tüm ayrıntılarını öğrenebilecekler. Bu şeffaflık sayesinde üreticiler de rekabette öne çıkmak için en iyi fiyat teklifini sunmak ve en yararlı hammaddeyi kullanmak zorunda kalacaklar. Bu da kapitalizmi her zamankinden daha iyi bir noktaya taşıyacak” diye konuştu.  Robot teknolojisindeki gelişime de değinen Michio Kaku, insan zekasına yakın bir yapay zeka için henüz erken olduğu görüşünü paylaştı. Mevcut en zeki robotun bir böceğin zeka seviyesine sahip olduğunu hatırlatan Kaku, mevcut robot teknolojisinin daha çok erişkin insanların sağlık sorunlarına hitap edecek temelde ilerlediğinin altını çizdi. &#160; &#160; &#160; &#160; &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insan-robotlara-donusmeye-az-kaldi-gerceklik-ile-sanal-arasindaki-ayirim">Kaku&#8217;dan yarının eğitimi üzerine ütopyalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan-robotlara dönüşmeye az kaldı. Gerçeklik ile sanal arasındaki ayırım giderek zorlaşacak mı? Yarının eğitimi nasıl olmalı? Kuantum Fizikçisi ünlü fizikçi Prof. Dr. Michio Kaku’dan yakın gelecek öngörüleri&#8230;</strong></p>
<p>Teknolojinin insanı ve yaşamları bütünüyle dönüştüreceği bir sürecin içine hızla giriyoruz. İnternetin yerini yakın gelecekte ‘beyin-net’ler, SMS gönderimlerinin yerini duygu, anı ve his aktarımı alacak. Televizyonların ekranları olmayacak; bilgisayar dediğimiz şey, gelecekte tamamen ortadan kalkacak. İnternet artık camların, gözlüklerin, kontakt lenslerin içerisinde olacak. İnsanlar artık birbirlerini takacakları akıllı gözlüklerle tanıyacaklar;  kanseri 10 yıl önceden tespit edeceğiz&#8230; Dünyaca ünlü fütürist ve kuantum fizikçisi  Prof. Dr. Michio Kaku’nun o kadar da uzak olmayan gelecek ile ilgili öngörülerinin sadece bir kısmı bunlar.. Japon asıllı ABD’li bilim insanı  Kaku, Türk Eğitim Derneği (TED) tarafından Ankara’da düzenlenen “Türkiye’nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz” konulu IV. Uluslararası Eğitim Forumu’nun konuk konuşmacısıydı. Yakın gelecekte yaşanacak teknolojik gelişmeler ışığında geleceğin dünyasını katılımcılara aktaran Michio Kaku, teknolojinin bilgiye erişim olanaklarını sınırsız hale getirerek eğitimi geliştireceğini, öğretmenlerin de bu süreçte öğrenciler için birer rehber ve akıl hocası haline geleceğini söyledi.Kaku’nun öngörülerinden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz:  İnsan-robotlara dönüşmeye az kaldı. Peki Gerçeklik ile sanal arasındaki ayırım giderek zorlaşacak mı? Ve bu doğrultuda eğitim nasıl yeniden şekillenmeli?</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1737" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/04/Michio_Kaku-1-150x150.jpg" alt="Michio_Kaku (1)" width="150" height="150" />SMS gönderimlerinin yerini duygu aktarımı alacak</strong></p>
<p>Konuşmasına bilim dünyasında yaşanan gelişmelerin insanların yaşamına olan somut etkilerinden bahsederek başlayan ünlü bilim insanı, “Kuantum fiziği benim için ne yaptı sorusuyla çok sık karşılaşıyorum. Hemen söyleyeyim, fizikçiler olarak transistörleri icat ettik, interneti icat ettik, televizyonu, radyoyu, hastanede kullandığımız röntgen ve MR cihazlarını icat ettik. Uzay programını, GPS sistemlerini icat ettik” diye konuştu.</p>
<p>Geleceğe yönelik tahminleri sorulan 300 bilim insanından biri olduğunu hatırlatan Michio Kaku, “Biz fizikçiler tahminleri severiz. Yazdığım kitaplarda 500 yıl içinde ne olacağını anlamaya çalıştım. Burada da 15-20 yıl içerisinde yaşayacağımız değişimlere odaklanacağım. Bir fizikçinin tahminiyle yüksek kültürün ve toplum sanatının egemen olacağı dev bir forum halini alacak olan internetin yerini yakın gelecekte ‘beyin-net’ler alacak. SMS gönderimlerinin yerini duygu, anı ve his aktarımı alacak. Anılarımızı bile artık internete yükleyebiliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Moleküler fizik gelişimin dördüncü dalgası</strong></p>
<p>Bilim insanlarının genç insanlara ilham kaynağı olması gerektiğinin altını çizen Kaku, üzerine sıklıkla konuşulan varlık, servet ve diğer konuların tamamının kökünde bilim ve teknolojinin yattığını vurguladı.  “10.000 yıl önce buzlar altındaydık. Buz eridikten sonra tarımı keşfettik ve kadim medeniyetler böyle oluştu. 1900’lerin başına geldiğimizde ortalama yaşam süresi beklentisi 40’lı yaşlar seviyesindeydi. Uzun mesafeli iletişim pencereden bağırmaktan ibaretti. Yüksek hızlı seyahat denince akla çamura saplanan atlar geliyordu” diyerek katılımcılara insanlığın gelişim basamaklarını özetleyen Michio Kaku, 1800’lerde başlayan sanayi devriminin insanı ilk kez buhar ve makine kuvvetiyle tanıştırdığını hatırlattı. “Daha sonra elektrik ve manyetizma üzerine çalışmaya başladık ve elektrik çağına geçtik. Bu da transistörlerin, lazerlerin içinde bulunduğu yüksek teknoloji çağını başlattı ve üçüncü dalga da bu şekilde tamamlandı” diyen Michio Kaku, dördüncü dalganın moleküler fizikle geleceğini ifade etti.</p>
<p><strong>İnsanlar birbirlerini ilk görüşten tanıyacak</strong></p>
<p>Günümüzde teknolojinin geldiği noktanın muazzam etkilerine dikkat çeken ünlü bilim insanı, “Bilgisayarların kuvveti 18 ayda bir iki kat yenileniyor. Günümüzde kullandığımız cep telefonları NASA’nın 1960’ların sonunda uzaya gönderdiği uzay araçlarından daha güçlü. Geçmişte bir odayı kaplayan bilgisayar dediğimiz şey, gelecekte tamamen ortadan kalkacak. İnternet artık camların, gözlüklerin, kontakt lenslerin içerisinde olacak” diye konuştu. İnsanların artık birbirlerini takacakları akıllı gözlüklerle tanıyacaklarını söyleyen Kaku, kişilerin yüzlerini tanıyabilen cihazlar sayesinde bir insanın yüzüne bakmakla onun özgeçmişini tüm ayrıntılarla öğrenmenin, evlerdeki akıllı duvar kağıtlarıyla tüm bilgilere anında erişimin mümkün olabileceğini belirtti</p>
<p><strong>Öğretmenlik kavramı akıl hocalığına dönüşecek</strong></p>
<p>Teknolojinin eğitim üzerinde yaratacağı değişimlere de dikkat çeken Michiu Kaku, öğrencilerin gözlerini kırptığında karşılarına sınırsız bilgi taşıyan kontakt lenslerin eğitimde devrim yaratacağını söyledi. “Öğrenciler artık periyodik cetveli ezberlemek zorunda kalmayacak, bir göz kırpışta tüm bu bilgiye erişebiliyor olacaklar” diyen Kaku, uzaktan öğrenimin ve e-ders kavramının önemine de değindi. Dünyanın en önemli üniversitelerinden Massachussets Institute of Technology’nin derslerinin e-ders yöntemiyle Pakistan’da mali durumu iyi seviyede olmayan öğrenciler tarafından indirilebildiğini hatırlatan Kaku, eskiden 600 öğrenciye ders veren bir öğretmenin bu yöntemle yüz binlerce öğrenciye ders verebilir hale geldiğini ifade etti.</p>
<p>Teknolojinin eğitimde öğretmenlerin yerini tamamen almayacağını söyleyen Kaku, “Teknoloji öğretmen kavramını ortadan kaldırmayacak ancak öğretmenin rolünü bir hayli değiştirecek. Pakistan’daki öğrenciler bu dersleri indirebiliyorlar fakat gerektiği seviyede ilerleyemiyorlar. Bunun sebebi onlara yol gösteren bir rehber, denetim, ev ödevi ve akran baskısı gibi kavramların olmayışı. Dolayısıyla okulu bırakıyorlar. Öğretmen işte bu nokta önemli bir role sahip. Artık ezberleme anlayışı olmayacak çünkü tüm bilgilere anında erişebilecekler. Öğretmenler artık öğrencilerini yönlendiren, onların gelişimini denetleyen akıl hocalarına dönüşecek. İşte geleceğin öğretmeni bu” ifadelerini kullandı. Evlerin duvarlarına yerleştirilecek akıllı duvar kağıtlarının internet bağlantısıyla tıp, hukuk ve eğitim gibi alanlarda tüm bilgileri anında ve etkileşimli olarak aktarabileceğinin altını çizen Kaku, doktorların ve avukatların da bu teknolojik devrim nedeniyle ortadan kalkmayacağını, rollerininse öğretmenlerde olduğu gibi danışman ve akıl hocalığı temelinde gelişeceğini vurguladı.</p>
<p><strong>Dijitalleşme insan hayatının tamamını etkisi altına alacak</strong></p>
<p>Dünyada dijitalleşme devriminin müzikle başladığını hatırlatan Michio Kaku, CD’leri ortadan kaldıran dijitalleşmenin dijital kağıt ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerle tıp, finans ve iş dünyasını da etkisi altına alacağını savundu. Çip maliyetinin günden güne azaldığını ve 2025 yılında çip maliyetinin bir kuruş seviyesine ineceğini söyleyen Michio Kaku, insanları evlerinden alıp iş yerlerine götürecek sürücüsüz arabaların, gözlüksüz 3D televizyonların yakın gelecekte insanların yaşamına gireceğini söyledi.</p>
<p><strong>Kanseri 10 yıl önceden tespit edeceğiz</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin en çok etkileyeceği alanlardan birinin tıp olacağını söyleyen ünlü fütürist, “Dijitalleşme sağlık harcamalarını düşürecek. Çipler ve kameralar hap boyutuna getirildiğinde kolonoskopi gibi tahlil yöntemleri de tarih olacak. Kansere nano-tıbbi malzemelerle saldıracağız ve ‘tümör’ sözcüğünü tıp literatüründen sileceğiz. İnsanlar tuvaletlerine kuracakları likit biyopsi sistemleriyle kanser hastalığını 10 yıl önceden tespit edebilecekler. Günümüzde bir oda kadar yer kaplayan MR makineleri çok daha küçük manyetik alanlar yaratabilen süper bilgisayarlar sayesinde çok daha küçük boyutlara getirilebilecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>Alzheimer cihazı</strong></p>
<p>DNA analizi ve kök hücre alanındaki çalışmaların gelişmesiyle insanlara yeni organlar üretilebileceğini söyleyen Kaku, “Artık kemik üretebiliyoruz. Burun, kulak ve insan yaşlandıkça daha çok ihtiyaç duyduğu yeni eklemleri geliştirebileceğiz. Kalp rahatsızlığı olanlara yepyeni bir kalp sunulabilecek” dedi. İnsanın en karmaşık organı olan beyinin de teknoloji sayesinde artık daha iyi anlaşılabildiğini vurgulayan Michio Kaku, teknolojinin beyin gücünü kullanılabilir hale getirmesi sayesinde tüm bedeni felçli insanların bile sosyal yaşamlarını idame ettirebilecek hale gelebileceğinin altını çizdi. Beyinde depolanan insan hafızasının kaydedilip internete aktarılabildiğini söyleyen Michio Kaku, tıpkı işitme cihazlarında olduğu gibi Alzheimer hastalarına da hatıra desteği sunabilecek makineler geliştirileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>İnsan zekâsına yakın yapay zekâ için henüz erken</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin iş dünyasını da kökten değiştireceğini söyleyen Michio Kaku, “Bilgiye sınırsız erişim sayesinde müşteriler satın alacakları ürünün maliyet, hammadde ve benzeri tüm ayrıntılarını öğrenebilecekler. Bu şeffaflık sayesinde üreticiler de rekabette öne çıkmak için en iyi fiyat teklifini sunmak ve en yararlı hammaddeyi kullanmak zorunda kalacaklar. Bu da kapitalizmi her zamankinden daha iyi bir noktaya taşıyacak” diye konuştu.  Robot teknolojisindeki gelişime de değinen Michio Kaku, insan zekasına yakın bir yapay zeka için henüz erken olduğu görüşünü paylaştı. Mevcut en zeki robotun bir böceğin zeka seviyesine sahip olduğunu hatırlatan Kaku, mevcut robot teknolojisinin daha çok erişkin insanların sağlık sorunlarına hitap edecek temelde ilerlediğinin altını çizdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insan-robotlara-donusmeye-az-kaldi-gerceklik-ile-sanal-arasindaki-ayirim">Kaku&#8217;dan yarının eğitimi üzerine ütopyalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1736</post-id>	</item>
		<item>
		<title>KUAR&#8217;da geleceğin teknolojileri şekillenecek</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/gelecegin-teknolojilerine-kuar</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Yüzak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Mar 2016 07:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[arcelik]]></category>
		<category><![CDATA[gelecegin teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[koç universitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kuar]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite-sanayi işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı endüstriler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=1384</guid>

					<description><![CDATA[<p> Koç Üniversitesi ve Arçelik işbirliği ile hayata geçirilen KUAR merkezinde yaratıcı endüstriler üzerine araştırmalar yapılıyor  Geleceğin teknolojilerinin tasarlandığı bir merkezin içindeyiz. Adı KUAR- Koç Üniversitesi Arçelik Yaratıcı Endüstriler Uygulama ve Araştırma Merkezi. Koç Üniversitesi ve Arçelik A.Ş. işbirliğiyle, Türkiye’de yaratıcı endüstrilerin üretim kapasitesini, kalitesini ve uluslararası rekabet gücünü artıracak araştırma çıktıları elde etmek amacıyla kurulan bu merkezde hayal gücünün sınırlarını zorlayan projeler üzerinde çalışılıyor.  Hemen her projede bir araştırmacı psikolog da bulunuyor.. Doktora ve lisans öğrencileri, araştırma görevlileri ve danışmanlarından oluşan küçük gruplar bunlar. Neler üzerinde mi çalışıyorlar? Hotspotizer örneğin.. Bilgisayarlı görme ile vücut hareketlerini algılayan uygulamaların temel bilgisayar becerileri olan, programlama deneyimi olmayan kullanıcılar tarafından dahi programlanabilmesine izin veren bir uygulama&#8230; Ya da DubTouch / Sensation: Yarı-şeffaf bir ekran yardımıyla iki kişinin birbirini ve ekrandaki içeriği aynı anda görerek, ve temas algılayan kullanıcı arayüzü teknolojileri yardımıyla kullanabileceği uygulamalar. Özellikle oyunlar için bu teknolojilerin nasıl kullanılabileceği üzerinde yapılan çalışmalar&#8230; Kağıt ve kaleme dayalı masaüstü rol yapma oyunlarında kullanılabilecek ve kullanıcı deneyimini çeşitlendirecek giyilebilir elektronik cihazların tasarımı ve araştırılması&#8230;Baştan da dediğimiz gibi geleceğin teknolojileri&#8230;İçlerinden biri şimdiden ilk başarısını elde etti bile ve mayıs ayında Silikon Vadisi’nde dünya endüstri devlerinin de katılacağı İnsan-Bilgisayar Etkileşimi adlı bir etkinlikte bir sunum yapacak. Peki tüm bunlar ne anlam ifade ediyor? Türkiye’nin arge tarihinde önemli bir yere sahip olan bir şirket ile başarılı bir üniversitenin işbirliğinden doğacak sinerji önemli. Arçelik bugüne kadar 2 binin üzerinde patent alan, bütçesinden Arge’ye her yıl önemli paylar ayıran bir şirket. Arçelik Genel Müdürü Hakan Bulgurlu 2007 yılından bu yana gerek üniversite-sanayi işbirlikleri gerekse kamu destekli platformda beraberce çok sayıda proje geliştirdiklerini belirterek “Bizler KUAR’ı; uzun yıllara dayanan işbirliğimizin geldiği bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Kavramsal prototipler ve konsept tasarımlar gibi kıymetli çıktılar da sunacak olan KUAR’ın çalışmalarının sadece Arçelik’te değil, ülkemizin sektöründe öncü şirketlerinin ürün portföylerinde de yer alma potansiyeli var.  Bu merkezde yürütülebilecek proje konularının belirlenmesi kadar hayata geçirilmesi noktasında da bizler önemli bir rol üstleneceğiz. Merkezimizin akademik ve endüstriyel dünyaya yapacağı katkılar bizleri şimdiden heyecanlandırıyor” dedi. Bulgurlu küresel arge açısından da önemli adımlar attıklarını söyleyerek “İngiltere’de, Cambridge Science Park’ta  en yeni Ar-Ge merkezimizi açtık. ABD’nin önde gelen üniversitelerinden MIT (Massachusetts Institute of Technology) bünyesindeki MIT Media Lab’e üye olarak değerli projelere erişim hakkı elde ettik. Tüm bu çalışmalarımız, tüketicilerimiz için geleceğin ürünlerini tasarlayan,  dünyaya teknoloji transferi yapan bir şirket konumuna gelmemiz için bize gerekli gücü veriyor” bilgilerini verdi. Prof. Dr. Umran İnan da : “Koç Üniversitesi olarak, iş dünyası ile bilimsel araştırma ekseninde titizlikle yürüttüğümüz çalışmaları çok önemsiyoruz. Burada bizim bakış açımız, iki tarafın da yetkinliklerinden sinerji yaratmak ve uzun vadeli, katma değeri yüksek işbirlikleri kurmak doğrultusunda” dedi. &#160; &#160; &#160; &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/gelecegin-teknolojilerine-kuar">KUAR&#8217;da geleceğin teknolojileri şekillenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong><strong>Koç Üniversitesi ve Arçelik işbirliği ile hayata geçirilen KUAR merkezinde yaratıcı endüstriler üzerine araştırmalar yapılıyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Geleceğin teknolojilerinin tasarlandığı bir merkezin içindeyiz. Adı KUAR- Koç Üniversitesi Arçelik Yaratıcı Endüstriler Uygulama ve Araştırma Merkezi. Koç Üniversitesi ve Arçelik A.Ş. işbirliğiyle, Türkiye’de yaratıcı endüstrilerin üretim kapasitesini, kalitesini ve uluslararası rekabet gücünü artıracak araştırma çıktıları</p>
<div id="attachment_1381" style="width: 160px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-1381" class="size-thumbnail wp-image-1381" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/03/DubTouch-Sensation_Proje_Ekibi-1-150x150.jpg" alt="DubTouch Proje ekibi Mustafa Ozan Tezcan, Mert Canat, Celalettin Yurdakul, Oğuz Turan Buruk, İdil Bostan" width="150" height="150" /><p id="caption-attachment-1381" class="wp-caption-text">DubTouch Proje ekibi Mustafa Ozan Tezcan, Mert Canat, Celalettin Yurdakul, Oğuz Turan Buruk, İdil Bostan</p></div>
<p>elde etmek amacıyla kurulan bu merkezde hayal gücünün sınırlarını zorlayan projeler üzerinde çalışılıyor.  Hemen her projede bir araştırmacı psikolog da bulunuyor.. Doktora ve lisans öğrencileri, araştırma görevlileri ve danışmanlarından oluşan küçük gruplar bunlar. Neler üzerinde mi çalışıyorlar? Hotspotizer örneğin.. Bilgisayarlı görme ile vücut hareketlerini algılayan uygulamaların temel bilgisayar becerileri olan, programlama deneyimi olmayan kullanıcılar tarafından dahi programlanabilmesine izin veren bir uygulama&#8230; Ya da DubTouch / Sensation: Yarı-şeffaf bir ekran yardımıyla iki kişinin birbirini ve ekrandaki içeriği aynı anda görerek, ve temas algılayan kullanıcı arayüzü teknolojileri yardımıyla kullanabileceği uygulamalar. Özellikle oyunlar için bu teknolojilerin nasıl kullanılabileceği üzerinde yapılan çalışmalar&#8230; Kağıt ve kaleme dayalı masaüstü rol yapma oyunlarında kullanılabilecek ve kullanıcı deneyimini çeşitlendirecek giyilebilir elektronik cihazların tasarımı ve araştırılması&#8230;Baştan da dediğimiz gibi geleceğin teknolojileri&#8230;İçlerinden biri şimdiden ilk başarısını elde etti bile ve mayıs ayında Silikon Vadisi’nde dünya endüstri devlerinin de katılacağı İnsan-Bilgisayar Etkileşimi adlı bir etkinlikte bir sunum yapacak.</p>
<p>Peki tüm bunlar ne anlam ifade ediyor? Türkiye’nin arge tarihinde önemli bir yere sahip olan bir şirket ile başarılı bir üniversitenin işbirliğinden doğacak sinerji önemli. Arçelik bugüne kadar 2 binin üzerinde patent alan, bütçesinden Arge’ye her yıl önemli paylar ayıran bir şirket. Arçelik Genel Müdürü Hakan Bulgurlu 2007 yılından bu yana gerek üniversite-sanayi işbirlikleri gerekse kamu destekli platformda beraberce çok sayıda proje geliştirdiklerini belirterek “Bizler KUAR’ı; uzun yıllara dayanan işbirliğimizin geldiği bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Kavramsal prototipler ve konsept tasarımlar gibi kıymetli çıktılar da sunacak olan KUAR’ın çalışmalarının sadece Arçelik’te değil, ülkemizin sektöründe öncü şirketlerinin ürün portföylerinde de yer alma potansiyeli var.  Bu merkezde yürütülebilecek proje konularının belirlenmesi kadar hayata geçirilmesi noktasında da bizler önemli bir rol üstleneceğiz. Merkezimizin akademik ve endüstriyel dünyaya yapacağı katkılar bizleri şimdiden heyecanlandırıyor” dedi. Bulgurlu küresel arge açısından da önemli adımlar attıklarını söyleyerek “İngiltere’de, Cambridge Science Park’ta  en yeni Ar-Ge merkezimizi açtık. ABD’nin önde gelen üniversitelerinden MIT (Massachusetts Institute of Technology) bünyesindeki MIT Media Lab’e üye olarak değerli projelere erişim hakkı elde ettik. Tüm bu çalışmalarımız, tüketicilerimiz için geleceğin ürünlerini tasarlayan,  dünyaya teknoloji transferi yapan bir şirket konumuna gelmemiz için bize gerekli gücü veriyor” bilgilerini verdi. Prof. Dr. Umran İnan da : “Koç Üniversitesi olarak, iş dünyası ile bilimsel araştırma ekseninde titizlikle yürüttüğümüz çalışmaları çok önemsiyoruz. Burada bizim bakış açımız, iki tarafın da yetkinliklerinden sinerji yaratmak ve uzun vadeli, katma değeri yüksek işbirlikleri kurmak doğrultusunda” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/gelecegin-teknolojilerine-kuar">KUAR&#8217;da geleceğin teknolojileri şekillenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1384</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
