<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>güzel arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/guzel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/guzel</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Feb 2017 13:24:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İmkânsızı istemek mi: “Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen&#8230;”</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/imkansizi-istemek-mi-yil-guzel-seyler-olsun-lutfen</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 09:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[80 milyon]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bilgelik]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[imkan]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir okurumdan gelen bu mesaj çok etkileyiciydi. Bu kadar açık olmasa da benzer düşünce ve istekleri paylaşan çok sayıda okur oldu. Bir okura tercüman oluyorum: “Türkiye’de olan bitenler üzerine bilinmeyen ne var, iktidar ve politikaları üzerine analizler iyi güzel de, insanların, dahası insanlığın güzel, olumlu, bugüne ve geleceğe güven verecek gelişmelere haberlere gereksinim her şeyden daha çok.” Çok düşündürücü. Hayır, istenen şu değil, “kötülükleri, yanlışlıkları görmeyelim, gözlerden saklayalım, halının altına süpürelim, milletin gözüne de pemboş gözlükler takalım&#8230;” Veee gelişmelerden zırnık haberi olmasın, parasından pulundan hatta canından olsun.. Böyle bir şey olamaz! İyi ve güvenli yaşamaya ihtiyaç var Dilek, gerçekten artık gidişatın hemen her alanda başını güzele, iyiye giden yönü çevirmesi! İnsanların iyi yaşamaya ihtiyacı var. Mutlu ve sağlıklı olmaya. Güvene. Gelecek endişesi duymamaya. Çocuğunu gönül rahatlığıyla iyi bir eğitime göndermeye&#8230; Çatışmasızlığa. Barışa. Savaşsız bir ülkeye! Savaşsız komşuluk ilişkilerine. İşe. Aşa. Sevgiliye. Bilgeliğe. Güzelliğe ihtiyacı var insanoğlunun. Akılla yönetilmeye. Hayatıyla ilgili kararların tek kişinin veya bir çoğunlukçu iktidarının dudakları arasından çıkmasına değil, özellikle iktidar dışı kitlelerin duygu düşünce ve isteklerinin dikkate alınmasına ihtiyacı var. Çünkü: Biz 80 milyonuz! İnsanlığın arkasındaki bilgi birikimi, güzellik birikimi, bilim birikimi, felsefe birikimi, ortak ahlak birikimi, uygar davranışlar birikimi, sanat birikimi, müzik birikimi, resim birikimi.. Bütün bunlarla sarmaş dolaş büyümeye, yaşamaya ihtiyacı var. İnsan gibi yaşamaya. Kadınların eşit olmaya. Çocukların güzel ve sağlıklı büyümeye… ihtiyacı var. Geçen yıl hayatınızda belirgin güzellikler nelerdi, lütfen bir düşünün. Önünüze kâğıdı kalemi alarak alt alta yazın. Neler var? Beni en çok mutlu eden pek çok şey arasında, toplumsal karakterli özellikle şu 3 olayın altını çiziyorum: Beni mutlu eden 3 olay 1) Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü aldıktan sonra Türkiye’ye gelmesi ve estirdiği rüzgâr. Bununla bağlantılı olarak bir de şunu ekliyorum: Geçen yıla girmeden hemen önce de Stockholm’deki Nobel Ödül törenini baştan sona izlemem. 2) Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü kitabını yazmam. Geniş bir okur kitlesiyle buluşmayıp ülkemizde öncü insanların bu kitabı öğrencilere gençlere özellikle okumaları ve etkilenmeleri için yaygın dağıtmaya girişmeleri! Kitabın İngilizce&#8217;ye çevriliyor olması. Yunanca’ya çevrilmesi için de öneri gelmesi. 3) Nisan ayında Herkese Bilim Teknoloji haftalık dergisinin ve aynı isimle haber sitesinin yayına başlaması. Bu yolla, ülkemizin en çok ihtiyacı olan bilim, teknoloji, sanat, düşünce alanında geniş çaplı bir yayının başlaması ve ülkemizin ileri düşünce güçlerinin bu yayınlara sahip çıkması&#8230; Okuruyla yazarıyla el birliğiyle bu yolla geleceğin inşasına katkıda bulunuyor olmak. İşte, toplumsal çıkar olarak mutluluk veren temel etkinliklerimiz. Şüphesiz bu listeye yıl içinde irili ufaklı başka kişisel mutluluklar, sevinçler eklemek mümkün. Şöyle: Yüz binlerce insan benzer veya farklı kişisel ve toplumsal yararlı, hacmi büyük etkinliklerle, mutluluk inşasına katılabilir. Temel meselemiz Meselemiz şu ki, ülkemizdeki yönetim, tüm buna benzer çok daha farklı faaliyetlerle, 80 milyonun mutluluğu ve ülkemizin her yönden inşasına katkıda bulunması gerekirken&#8230; Kendisinden olmayan herkesi mutsuz edecek, tarihte nasıl sonlandığı ve gelecekte de sonlanacağı açık, geniş çoğunlukta mutsuzluk doğuran, felaketi besleyen, ülke insanlarını ayıran, inanmadıkları düşünce ve davranışları kötüleyerek lanetleyen&#8230; Bir yönetim biçiminde inatla sürdürüyor. Birleştirici olmayan hiç bir iktidarın geleceği olamaz. Birleştirilmeyen bir ülkenin ve milletin de. Gerisi boş laftır. Tekrarlıyorum okurumu: Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen. Ülkemizde bu imkânsızı istemek gibi bir olaya dönüştüğünün de farkındayım… Orhan Bursalı *Bu yazı, 3 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/imkansizi-istemek-mi-yil-guzel-seyler-olsun-lutfen">İmkânsızı istemek mi: “Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen&#8230;”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir okurumdan gelen bu mesaj çok etkileyiciydi. Bu kadar açık olmasa da benzer düşünce ve istekleri paylaşan çok sayıda okur oldu.</strong></p>
<p>Bir okura tercüman oluyorum: “Türkiye’de olan bitenler üzerine bilinmeyen ne var, iktidar ve politikaları üzerine analizler iyi güzel de, insanların, dahası insanlığın güzel, olumlu, bugüne ve geleceğe güven verecek gelişmelere haberlere gereksinim her şeyden daha çok.”</p>
<p>Çok düşündürücü.</p>
<p>Hayır, istenen şu değil, “kötülükleri, yanlışlıkları görmeyelim, gözlerden saklayalım, halının altına süpürelim, milletin gözüne de pemboş gözlükler takalım&#8230;” Veee gelişmelerden zırnık haberi olmasın, parasından pulundan hatta canından olsun..</p>
<p>Böyle bir şey olamaz!</p>
<p>İyi ve güvenli yaşamaya ihtiyaç var</p>
<p>Dilek, gerçekten artık gidişatın hemen her alanda başını güzele, iyiye giden yönü çevirmesi!</p>
<p>İnsanların iyi yaşamaya ihtiyacı var. Mutlu ve sağlıklı olmaya. Güvene. Gelecek endişesi duymamaya. Çocuğunu gönül rahatlığıyla iyi bir eğitime göndermeye&#8230; Çatışmasızlığa. Barışa. Savaşsız bir ülkeye! Savaşsız komşuluk ilişkilerine.</p>
<p>İşe. Aşa. Sevgiliye. Bilgeliğe.</p>
<p>Güzelliğe ihtiyacı var insanoğlunun.</p>
<p>Akılla yönetilmeye.</p>
<p>Hayatıyla ilgili kararların tek kişinin veya bir çoğunlukçu iktidarının dudakları arasından çıkmasına değil, özellikle iktidar dışı kitlelerin duygu düşünce ve isteklerinin dikkate alınmasına ihtiyacı var. Çünkü:</p>
<p><strong>Biz 80 milyonuz!</strong></p>
<p>İnsanlığın arkasındaki bilgi birikimi, güzellik birikimi, bilim birikimi, felsefe birikimi, ortak ahlak birikimi, uygar davranışlar birikimi, sanat birikimi, müzik birikimi, resim birikimi..</p>
<p>Bütün bunlarla sarmaş dolaş büyümeye, yaşamaya ihtiyacı var.</p>
<p>İnsan gibi yaşamaya. Kadınların eşit olmaya. Çocukların güzel ve sağlıklı büyümeye… ihtiyacı var.</p>
<p>Geçen yıl hayatınızda belirgin güzellikler nelerdi, lütfen bir düşünün. Önünüze kâğıdı kalemi alarak alt alta yazın.</p>
<p>Neler var?</p>
<p>Beni en çok mutlu eden pek çok şey arasında, toplumsal karakterli özellikle şu 3 olayın altını çiziyorum:</p>
<p><strong>Beni mutlu eden 3 olay</strong></p>
<p>1) Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü aldıktan sonra Türkiye’ye gelmesi ve estirdiği rüzgâr. Bununla bağlantılı olarak bir de şunu ekliyorum: Geçen yıla girmeden hemen önce de Stockholm’deki Nobel Ödül törenini baştan sona izlemem.</p>
<p>2) <strong>Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü</strong> kitabını yazmam. Geniş bir okur kitlesiyle buluşmayıp ülkemizde öncü insanların bu kitabı öğrencilere gençlere özellikle okumaları ve etkilenmeleri için yaygın dağıtmaya girişmeleri! Kitabın <strong>İngilizce&#8217;ye çevriliyor</strong> olması. <strong>Yunanca</strong>’ya çevrilmesi için de öneri gelmesi.</p>
<p>3) Nisan ayında <strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong> haftalık dergisinin ve aynı isimle haber sitesinin yayına başlaması. Bu yolla, ülkemizin en çok ihtiyacı olan bilim, teknoloji, sanat, düşünce alanında geniş çaplı bir yayının başlaması ve ülkemizin ileri düşünce güçlerinin bu yayınlara sahip çıkması&#8230;</p>
<p>Okuruyla yazarıyla el birliğiyle bu yolla geleceğin inşasına katkıda bulunuyor olmak.</p>
<p>İşte, toplumsal çıkar olarak mutluluk veren temel etkinliklerimiz.</p>
<p>Şüphesiz bu listeye yıl içinde irili ufaklı başka kişisel mutluluklar, sevinçler eklemek mümkün.</p>
<p>Şöyle:</p>
<p>Yüz binlerce insan benzer veya farklı kişisel ve toplumsal yararlı, hacmi büyük etkinliklerle, mutluluk inşasına katılabilir.</p>
<p><strong>Temel meselemiz</strong></p>
<p>Meselemiz şu ki, ülkemizdeki yönetim, tüm buna benzer çok daha farklı faaliyetlerle, <strong>80 milyonun mutluluğu</strong> ve ülkemizin her yönden inşasına katkıda bulunması gerekirken&#8230;</p>
<p>Kendisinden olmayan herkesi mutsuz edecek, tarihte nasıl sonlandığı ve gelecekte de sonlanacağı açık, geniş çoğunlukta mutsuzluk doğuran, felaketi besleyen, ülke insanlarını ayıran, inanmadıkları düşünce ve davranışları kötüleyerek lanetleyen&#8230;</p>
<p>Bir yönetim biçiminde inatla sürdürüyor.</p>
<p>Birleştirici olmayan hiç bir iktidarın geleceği olamaz.</p>
<p>Birleştirilmeyen bir ülkenin ve milletin de.</p>
<p>Gerisi boş laftır.</p>
<p>Tekrarlıyorum okurumu: <strong>Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen</strong>.</p>
<p>Ülkemizde bu <strong>imkânsızı istemek gibi</strong> bir olaya dönüştüğünün de farkındayım…</p>
<p><strong><span lang="TR">Orhan Bursalı </span></strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 3 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/imkansizi-istemek-mi-yil-guzel-seyler-olsun-lutfen">İmkânsızı istemek mi: “Bu yıl güzel şeyler olsun lütfen&#8230;”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5141</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim &#8216;Güzelse Doğrudur&#8217; diyor!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/bilim-guzelse-dogrudur-diyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Can Gürses]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2017 12:15:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Can Gürses]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[doğa kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[matematikçi]]></category>
		<category><![CDATA[mOFC]]></category>
		<category><![CDATA[nörobiyolog]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat eseri]]></category>
		<category><![CDATA[semir zeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir insanın, bir resmin, bir bestenin güzel olduğuna nasıl karar veriyoruz? Bir varlığın güzelliğine karar verebilmemiz için illa estetikten, resimden, müzikten profesyonel olarak anlamamız şart mı? Güzellik bakanın gözlerinde midir, yoksa evrensel güzellik diye bir şey var mıdır? Bilmiyorum!.. Güzelliğin harmoniyle, simetriyle doğrudan ilişkili olduğu bir gerçek. Altın oran kuralına uyan sanat eserlerini, yüz hatlarında bu orana sahip kişileri, belirli bir harmonik bütünlüğe sahip eserleri genel olarak daha estetik buluyoruz. Ancak bu güzellik işinin tam anlamıyla bir matematiği var mıdır açıkçası onu da bilmiyorum&#8230; Yalnız şu bir gerçek ki hepimizde, güzelliği görünce tanıma yetisi var!.. Daha da ötesi, sanatın hangi dalı olduğundan bağımsız olarak, güzel bir eser gördüğümüzü düşündüğümüzde beynimizin hep aynı bölgesi uyarılıyor. İster muhteşem bir parça dinliyor, ister harikulade bir resme bakıyor olalım; güzel olduklarını düşünüyorsak beynimizin mOFC adı verilen bölümünde ışıklar yanıveriyor. Bu saydıklarının hepsi sonuçta sanatın bir dalı diyebilirsiniz. Estetik bulduğumuz, güzel olduğunu düşündüğümüz bir sanat eserinin, beynimizin hep aynı bölgesini uyarmasından daha doğal ne olabilir!.. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar işin aslının bunun çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Güzelliğin matematiği mi matematiğin güzelliği mi? Aslında güzelliğin sanatla özdeşleştirilmesi hep yaptığımız bir şeydir. Messi’nin şiir gibi top oynadığını; Federer’in her puanının bir başyapıt olduğunu söylerken kastettiğimiz şey tam olarak oyunlarındaki sanatsallığın getirdiği güzelliktir. Ancak ünlü nörobiyolog Semir Zeki ve efsane matematikçi Michael Atiyah’ın öncülüğünde yapılan bir çalışma, güzellik kavramının sadece sanata ait olmadığını gösteriyor. Semir Zeki oldukça ünlü bir nörobiyolog; şimdiye dek duyguların beyindeki algısı üzerine bir çok çalışma yapmış ve bu alanın öncülerinden. Özellikle de aşkın bilimi konusunda yaptığı çalışmalarda; aşkın bir hastalık olduğu; kadınların psikolojik olarak erkeklerden çok daha güçlü olup bitmiş bir aşkı daha çabuk unuttukları; en kuvvetli aşkın bile 3 yıl sonra azalmaya başlayacağı gibi konuları bilimsel olarak ortaya çıkarması ile dünya çapında bir ün kazanmış biri. Öncülüğünü yaptığı son çalışmada da güzellik konusunu ele alıyor ve 15 matematikçiye, matematiksel olarak güzel, sıradan ve çirkin olarak sınıflamaları için 60 tane denklem gösteriliyor. Daha sonra bu matematikçilerin güzel olarak nitelendirdikleri denklemlerin imajları kendilerine tekrar gösterildiği esnada fMRI tekniği kullanılarak beyin aktiviteleri canlı olarak izleniyor. Anlaşılıyor ki, matematikçiler güzel denklemleri gördüklerinde beyinlerinin uyarılan kısmıyla güzel bir sanat eseri gördüklerinde uyarılan bölümü aynı! Bir yanda duygularla yaratılan sanat eserleri diğer yanda entelektüel birikimin sonucu olarak ortaya çıkan matematiksel denklemler. Bir yanda çoğu kez tek bakışta veya duyuşta güzelliğini anlayacağımız sanat eserleri bir yanda güzelliğini anlamak için ciddi derecede eğitim almamız gereken matematiksel denklemler. Tabii diyeceksiniz ki matematik bu, neresi güzel olabilir?! Bir iki matematik denklemini güzel veya çirkin bulmaları tamamen o matematikçilerin sorunudur da diyebilirsiniz. Ancak eskiden bu işlere kafa yormuş biri olarak hemen söyleyebilirim ki karmaşık doğa kanunlarının aslında basit ve tek bir denklemle ifade edilebilir olduğunu görmek heyecan vericidir. Daha da ötesi, karmaşık bir doğa kanunu açıklayabilecek milyon tane matematiksel ifadenin arasında en basitini bulup çıkarmak bir sanattır!.. Çıkan denklem de sanatçının eseridir aslında. Bilimde en basit ifade, aynı zamanda en doğru yaklaşımı da temsil eder çoğunlukla. Doğruluğun ölçüsü güzellik mi?! Sanat her dalıyla; hayata, doğaya bakışımızın dışa vurumu için bir araç, bil dil sonuçta. İşin aslı, matematik de doğanın kanunlarını açıklayabilmek için kullandığımız bir araç, bir dil. İşte bu kadar farklı görünen iki kavramın ortak noktası tam olarak bu aslında; doğanın kendisi. Sanat eseri, belirli bir matematiğe yani güzelliğin matematiğine sahip olduğu zaman estetik; bilimsel eser de estetik bir sanat eserinin sadeliği ve basitliğine sahip olduğunda evrensel bir değer taşıyor!.. Ve beynimiz her ikisindeki güzelliği de aynı şekilde algılıyor. O zaman çok daha temel bir soru karşımıza çıkıyor; “Acaba güzellik, doğayı algılayış biçimimizdeki doğruluğun bir ölçüsü olabilir mi?!” Kuantum Fiziği’nin babalarından Herman Weyl, “Yaptığım her işte doğru olanı güzel olanla birleştirmek isterim. Ancak ikisi arasında bir tercih yapmam gerekirse hep güzel olanı seçerim” demiş. Kendi yaşamınızdan da biliyorsunuz ki, çoğu kez güzel bulduğunuz, sizi mutlu edecek aksiyonu almak yerine; size o an için doğru gelen şeyi yapıyorsunuz. Oysa ki içten içe biliyorsunuz ki o an için pratikte doğru olanı yapıp, kurallara uygun hareket etmek genel anlamıyla yaşamını asla güzelleştirmeyecek. İşte neredeyse bilimsel olarak ispatlamışlar! Artık hayattaki tercihlerinizi güzel olandan yana kullanın ve anlık doğruları bir kenara koyun. Çünkü güzel olan şey daha evrensel bir doğru içerir!.. Can Gürses / @canitti</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/bilim-guzelse-dogrudur-diyor">Bilim &#8216;Güzelse Doğrudur&#8217; diyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir insanın, bir resmin, bir bestenin güzel olduğuna nasıl karar veriyoruz? Bir varlığın güzelliğine karar verebilmemiz için illa estetikten, resimden, müzikten profesyonel olarak anlamamız şart mı?</p>
<p>Güzellik bakanın gözlerinde midir, yoksa evrensel güzellik diye bir şey var mıdır? Bilmiyorum!..</p>
<p>Güzelliğin harmoniyle, simetriyle doğrudan ilişkili olduğu bir gerçek. Altın oran kuralına uyan sanat eserlerini, yüz hatlarında bu orana sahip kişileri, belirli bir harmonik bütünlüğe sahip eserleri genel olarak daha estetik buluyoruz.</p>
<p>Ancak bu güzellik işinin tam anlamıyla bir matematiği var mıdır açıkçası onu da bilmiyorum&#8230;</p>
<p>Yalnız şu bir gerçek ki hepimizde, güzelliği görünce tanıma yetisi var!.. Daha da ötesi, sanatın hangi dalı olduğundan bağımsız olarak, güzel bir eser gördüğümüzü düşündüğümüzde beynimizin hep aynı bölgesi uyarılıyor. İster muhteşem bir parça dinliyor, ister harikulade bir resme bakıyor olalım; güzel olduklarını düşünüyorsak beynimizin mOFC adı verilen bölümünde ışıklar yanıveriyor.</p>
<p>Bu saydıklarının hepsi sonuçta sanatın bir dalı diyebilirsiniz. Estetik bulduğumuz, güzel olduğunu düşündüğümüz bir sanat eserinin, beynimizin hep aynı bölgesini uyarmasından daha doğal ne olabilir!.. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar işin aslının bunun çok ötesinde olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Güzelliğin matematiği mi matematiğin güzelliği mi?<br />
</strong><br />
Aslında güzelliğin sanatla özdeşleştirilmesi hep yaptığımız bir şeydir.</p>
<p>Messi’nin şiir gibi top oynadığını; Federer’in her puanının bir başyapıt olduğunu söylerken kastettiğimiz şey tam olarak oyunlarındaki sanatsallığın getirdiği güzelliktir.</p>
<p>Ancak ünlü nörobiyolog Semir Zeki ve efsane matematikçi Michael Atiyah’ın öncülüğünde yapılan bir çalışma, güzellik kavramının sadece sanata ait olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Semir Zeki oldukça ünlü bir nörobiyolog; şimdiye dek duyguların beyindeki algısı üzerine bir çok çalışma yapmış ve bu alanın öncülerinden. Özellikle de aşkın bilimi konusunda yaptığı çalışmalarda; aşkın bir hastalık olduğu; kadınların psikolojik olarak erkeklerden çok daha güçlü olup bitmiş bir aşkı daha çabuk unuttukları; en kuvvetli aşkın bile 3 yıl sonra azalmaya başlayacağı gibi konuları bilimsel olarak ortaya çıkarması ile dünya çapında bir ün kazanmış biri.</p>
<p>Öncülüğünü yaptığı son çalışmada da güzellik konusunu ele alıyor ve 15 matematikçiye, matematiksel olarak güzel, sıradan ve çirkin olarak sınıflamaları için 60 tane denklem gösteriliyor. Daha sonra bu matematikçilerin güzel olarak nitelendirdikleri denklemlerin imajları kendilerine tekrar gösterildiği esnada fMRI tekniği kullanılarak beyin aktiviteleri canlı olarak izleniyor.</p>
<p>Anlaşılıyor ki, matematikçiler güzel denklemleri gördüklerinde beyinlerinin uyarılan kısmıyla güzel bir sanat eseri gördüklerinde uyarılan bölümü aynı!</p>
<p>Bir yanda duygularla yaratılan sanat eserleri diğer yanda entelektüel birikimin sonucu olarak ortaya çıkan matematiksel denklemler.</p>
<p>Bir yanda çoğu kez tek bakışta veya duyuşta güzelliğini anlayacağımız sanat eserleri bir yanda güzelliğini anlamak için ciddi derecede eğitim almamız gereken matematiksel denklemler. Tabii diyeceksiniz ki matematik bu, neresi güzel olabilir?!</p>
<p>Bir iki matematik denklemini güzel veya çirkin bulmaları tamamen o matematikçilerin sorunudur da diyebilirsiniz. Ancak eskiden bu işlere kafa yormuş biri olarak hemen söyleyebilirim ki karmaşık doğa kanunlarının aslında basit ve tek bir denklemle ifade edilebilir olduğunu görmek heyecan vericidir.</p>
<p>Daha da ötesi, karmaşık bir doğa kanunu açıklayabilecek milyon tane matematiksel ifadenin arasında en basitini bulup çıkarmak bir sanattır!.. Çıkan denklem de sanatçının eseridir aslında. Bilimde en basit ifade, aynı zamanda en doğru yaklaşımı da temsil eder çoğunlukla.</p>
<p><strong>Doğruluğun ölçüsü güzellik mi?!</strong></p>
<p>Sanat her dalıyla; hayata, doğaya bakışımızın dışa vurumu için bir araç, bil dil sonuçta.<br />
İşin aslı, matematik de doğanın kanunlarını açıklayabilmek için kullandığımız bir araç, bir dil.<br />
İşte bu kadar farklı görünen iki kavramın ortak noktası tam olarak bu aslında; doğanın kendisi.</p>
<p>Sanat eseri, belirli bir matematiğe yani güzelliğin matematiğine sahip olduğu zaman estetik; bilimsel eser de estetik bir sanat eserinin sadeliği ve basitliğine sahip olduğunda evrensel bir değer taşıyor!.. Ve beynimiz her ikisindeki güzelliği de aynı şekilde algılıyor.</p>
<p>O zaman çok daha temel bir soru karşımıza çıkıyor;<br />
“Acaba güzellik, doğayı algılayış biçimimizdeki doğruluğun bir ölçüsü olabilir mi?!”</p>
<p>Kuantum Fiziği’nin babalarından Herman Weyl, “Yaptığım her işte doğru olanı güzel olanla birleştirmek isterim. Ancak ikisi arasında bir tercih yapmam gerekirse hep güzel olanı seçerim” demiş.</p>
<p>Kendi yaşamınızdan da biliyorsunuz ki, çoğu kez güzel bulduğunuz, sizi mutlu edecek aksiyonu almak yerine; size o an için doğru gelen şeyi yapıyorsunuz. Oysa ki içten içe biliyorsunuz ki o an için pratikte doğru olanı yapıp, kurallara uygun hareket etmek genel anlamıyla yaşamını asla güzelleştirmeyecek.</p>
<p>İşte neredeyse bilimsel olarak ispatlamışlar! Artık hayattaki tercihlerinizi güzel olandan yana kullanın ve anlık doğruları bir kenara koyun.</p>
<p>Çünkü güzel olan şey daha evrensel bir doğru içerir!..</p>
<p>Can Gürses / <a href="https://twitter.com/canitti">@canitti</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/bilim-guzelse-dogrudur-diyor">Bilim &#8216;Güzelse Doğrudur&#8217; diyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4990</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
