<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>harvard üniversitesi arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/harvard-universitesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/harvard-universitesi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Feb 2025 16:03:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Genç bilim insanı Furkan Öztürk ile hayatın başlangıcına giden yol</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/genc-bilim-insani-furkan-ozturk-ile-hayatin-baslangicina-giden-yol</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 15:54:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Furkan Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[harvard üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32109</guid>

					<description><![CDATA[<p>HBT’nin bu haftaki konuğu, 4 milyar yıl önce yaşamın nasıl başladığına dair gizemi ortaya çıkaran keşfi ile Harvard Üniversitesi tarafından ödüle layık görülen genç bilim insanı Furkan Öztürk. Furkan Öztürk, HBT Yayın Danışmanı Orhan Bursalı’nın kendisiyle yaptığı söyleşinin ilk bölümünde, bilim dünyasının “çığır açıcı” olarak nitelendirdiği çalışmalarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/genc-bilim-insani-furkan-ozturk-ile-hayatin-baslangicina-giden-yol">Genç bilim insanı Furkan Öztürk ile hayatın başlangıcına giden yol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HBT’nin bu haftaki konuğu, 4 milyar yıl önce yaşamın nasıl başladığına dair gizemi ortaya çıkaran keşfi ile Harvard Üniversitesi tarafından ödüle layık görülen genç bilim insanı Furkan Öztürk.</p>
<p>Furkan Öztürk, HBT Yayın Danışmanı Orhan Bursalı’nın kendisiyle yaptığı söyleşinin ilk bölümünde, bilim dünyasının “çığır açıcı” olarak nitelendirdiği çalışmalarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/genc-bilim-insani-furkan-ozturk-ile-hayatin-baslangicina-giden-yol">Genç bilim insanı Furkan Öztürk ile hayatın başlangıcına giden yol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32109</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2019 Dünya Üniversiteleri İtibar Sıralaması</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/2019-dunya-universiteleri-itibar-siralamasi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2019 11:18:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[dünya üniversiteler sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[harvard üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[itibar sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[times higher education]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Times Higher Education (THE), üniversiteler arası itibar sıralamasını açıkladı. Sıralamanın hazırlanmasında kullanılan anketlerde akademisyenlerin prestij algısının yaş faktörüne göre değiştiği görüldü.  Anket sonuçlarında genç akademisyenlerin yeni, Asya&#8217;da bulunan veya teknoloji odaklı üniversiteleri daha ileri yaştaki meslektaşlarına kıyasla daha itibarlı görmeye eğilimli oldukları göze çarpıyor. 2019 Dünya İtibar Sıralaması&#8217;nda, Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) kurumların başı çektiği 2018 sıralaması neredeyse değişmezken, demografik faktörlere göre değişen söz konusu eğilim dikkat çekti.  Ankete farklı ülkelerden 11.000&#8217;den fazla akademisyenin katıldı ve katılımcılardan araştırma ve öğretim açılarından alanlarında en iyileri olduklarını düşündükleri en fazla 15 üniversiteyi belirtmeleri istendi. 26 yaşın altındaki katılımcıların teknoloji odaklı üniversiteleri en iyiler arasında sayma oranı, 65 yaşın üzerindekilere kıyasla iki katı oldu (%10,6-%5). Birçoğu 50. yılına gelmemiş olan bu üniversiteler, fiziksel bilimlere, mühendislik ve teknolojiye yönelen; büyük miktarda endüstri geliri elde etme eğiliminde olan ve araştırma ortamı ile atıf etkisi açılarından görece düşük performans gösteren kurumlar. 26 yaşın altındaki katılımcıların %6,4&#8217;ü; çoğu Japonya, Hindistan ve Çin&#8217;de bulunan, güçlü endüstri bağlantılarına sahip Asya&#8217;daki üniversiteleri seçti. 65 yaş üstünde ise bu oran %4,4. İleri yaştaki akademisyenler, “etkili yayıncılar” olarak kabul edilen, öğretim ve araştırma ortamları konusunda çok güçlü olmasalar da atıf etkileri yüksek olan üniversiteleri, genç meslektaşlarına oranla daha çok tercih ettiler. 65 yaş üstü akademisyenlerden %5,3&#8217;ü bu kategorideki üniversiteleri en iyiler arasında sayarken, bu oran 26 yaş altı katılımcılarda %2, 26-35 yaş arası katılımcılarda ise %3,8 oldu. Oxford Üniversitesi Kurumsal İtibar Merkezi&#8217;nin kurucusu ve yöneticisi olan Rupert Younger, bulguların “genç akademisyenlerin görece yeni kurumlarda çalışıyor olması” gerçeğiyle ilgili olabileceğini ifade ediyor ancak, genç araştırmacıların birçoğunun, gelişmekte olan ekonomilerdeki daha yenilikçi ve daha genç kurumlarla çalışarak kazanılabilecek daha geniş bakış açısıyla belki de daha iyi açıklanabilecek küresel ve kültürlerarası çalışmalar alanlarında yeni yaklaşımlara yönelmiş olabileceğini de belirtiyor. &#160; Kaynak: Times Higher Education</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/2019-dunya-universiteleri-itibar-siralamasi">2019 Dünya Üniversiteleri İtibar Sıralaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><em>Times Higher Education</em> (THE), üniversiteler arası itibar sıralamasını açıkladı. Sıralamanın hazırlanmasında kullanılan anketlerde akademisyenlerin prestij algısının yaş faktörüne göre değiştiği görüldü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anket sonuçlarında genç akademisyenlerin yeni, Asya&#8217;da bulunan veya teknoloji odaklı üniversiteleri daha ileri yaştaki meslektaşlarına kıyasla daha itibarlı görmeye eğilimli oldukları göze çarpıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 Dünya İtibar Sıralaması&#8217;nda, Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) kurumların başı çektiği 2018 sıralaması neredeyse değişmezken, demografik faktörlere göre değişen söz konusu eğilim dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankete farklı ülkelerden 11.000&#8217;den fazla akademisyenin katıldı ve katılımcılardan araştırma ve öğretim açılarından alanlarında en iyileri olduklarını düşündükleri en fazla 15 üniversiteyi belirtmeleri istendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">26 yaşın altındaki katılımcıların teknoloji odaklı üniversiteleri en iyiler arasında sayma oranı, 65 yaşın üzerindekilere kıyasla iki katı oldu (%10,6-%5). Birçoğu 50. yılına gelmemiş olan bu üniversiteler, fiziksel bilimlere, mühendislik ve teknolojiye yönelen; büyük miktarda endüstri geliri elde etme eğiliminde olan ve araştırma ortamı ile atıf etkisi açılarından görece düşük performans gösteren kurumlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">26 yaşın altındaki katılımcıların %6,4&#8217;ü; çoğu Japonya, Hindistan ve Çin&#8217;de bulunan, güçlü endüstri bağlantılarına sahip Asya&#8217;daki üniversiteleri seçti. 65 yaş üstünde ise bu oran %4,4.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İleri yaştaki akademisyenler, “etkili yayıncılar” olarak kabul edilen, öğretim ve araştırma ortamları konusunda çok güçlü olmasalar da atıf etkileri yüksek olan üniversiteleri, genç meslektaşlarına oranla daha çok tercih ettiler. 65 yaş üstü akademisyenlerden %5,3&#8217;ü bu kategorideki üniversiteleri en iyiler arasında sayarken, bu oran 26 yaş altı katılımcılarda %2, 26-35 yaş arası katılımcılarda ise %3,8 oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oxford Üniversitesi Kurumsal İtibar Merkezi&#8217;nin kurucusu ve yöneticisi olan Rupert Younger, bulguların “genç akademisyenlerin görece yeni kurumlarda çalışıyor olması” gerçeğiyle ilgili olabileceğini ifade ediyor ancak,</span><span style="font-weight: 400;"> genç araştırmacıların birçoğunun, gelişmekte olan ekonomilerdeki daha yenilikçi ve daha genç kurumlarla çalışarak kazanılabilecek daha geniş bakış açısıyla belki de daha iyi açıklanabilecek küresel ve kültürlerarası çalışmalar alanlarında yeni yaklaşımlara yönelmiş olabileceğini de belirtiyor.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-14480" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/unnamed-1-1024x808.jpg" alt="" width="500" height="394" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/unnamed-1-1024x808.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/unnamed-1-300x237.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/unnamed-1.jpg 1117w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.timeshighereducation.com/news/world-reputation-rankings-2019-results-announced">Times Higher Education</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/2019-dunya-universiteleri-itibar-siralamasi">2019 Dünya Üniversiteleri İtibar Sıralaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14479</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Harvard: Yaklaşan cisim uzaylılara ait olabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/harvard-yaklasan-cisim-uzaylilara-ait-olabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Nov 2018 08:55:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[abraham loeb]]></category>
		<category><![CDATA[asteroit]]></category>
		<category><![CDATA[carl sagan]]></category>
		<category><![CDATA[cisim]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gökbilim]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[harvard üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kara delik]]></category>
		<category><![CDATA[Oumuamua]]></category>
		<category><![CDATA[Pan-STARRS 1]]></category>
		<category><![CDATA[ufo]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi’nden iki astrofizikçi, güneş sistemimize giren bir uzay cisminin uzaylılar tarafından “araştırma yapmak için” gönderilmiş olabileceğini düşünüyor. Şüphecilerse bundan pek de emin değil&#8230; Geride bıraktığımız hafta içerisinde bilim dünyasını şaşkınlığa uğratan bir makale yayımlandı. Söz konusu makalede, uzaylılar tarafından ziyaret edilmiş olabileceğimizin açıklaması üzerine bir tartışmadır başladı. Üstelik bu açıklamalar, Harvard gibi seçkin bir üniversitenin profesörlerinden geldi. “Uzak geçmişten gelen bir ulak” anlamına gelen “Oumuamua” ismi verilen yıldızlararası bir cismin, güneş sistemimize girmesi üzerine astronomlar, bu cismin uzaylılar tarafından “Dünya’yı araştırması için” gönderilen bir yoklayıcı (prob) olabileceğini öne sürdüler. Oumuamua cisminin şekli de gökyüzü meraklılarını bir hayli şaşırttı. Hawaii’deki Pan-STARRS 1 teleskobu tarafından gözlemlenen bu cisim tıpkı Fidel Castro’nun purosuna benziyor. Keşfin gerçekleştirildiği günden bu yana tartışmalar sürüyor. Gökbilimciler, solgun bir ışığa sahip bu cismi ilk başta bir kuyrukluyıldız olarak tanımladı. Ardından asteroit olduğu düşünüldü. Ancak Oumuamua’nın kuyrukluyıldızlarda bulunması gereken kuyrukluyıldız saçına (coma) sahip olmaması, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Cisim üç gün boyunca birden fazla teleskop tarafından gözlemlenmeye başladı. Ve bu gözlemlerin sonucunda bu uzay cismi için türünün ilk örneği olarak kabul edilen “yıldızlararası obje” tanımlaması yapıldı. Yoksa yalnız değil miyiz?  Gökbilimciler, teleskoplarında ilk defa gözlemledikleri cisimleri tanımlarken bu tip tartışmaları sık sık yaşıyorlar. Bu gayet normal. Ancak Harvard Üniversitesi’ne bağlı olarak çalışan Smithsonian Merkezi’ndeki astrofizikçiler, yayımladıkları makaleyle bu tartışmaya “dudak uçuklatan” bir boyut kazandırdılar. Astrophysical Journal Letters’a gönderdikleri yazıda, “Oumuamua, uzaylı bir medeniyet tarafından Dünya’nın çevresine ‘bilinçli’ olarak gönderilen tamamıyla operasyonel bir prob olabilir.” ifadelerini kullandılar. Makalenin yazarları Profesör Abraham Loeb (solda) ve Shmuel Bialy, bu teorilerini, yıldızlararası objenin olağandışı şekil ve hızına bağladılar. Zira bu cisim, yaklaşık 316 bin kilometre hızla ilerliyordu ve boyutu da sıra dışıydı. Bu sebeple de “yapay kökenli” olabileceğini vurguladılar. Ki bu da uzayda yalnız olmadığımız gibi “akıl almaz” bir sonucu beraberinde getiriyor. Makalede, “Oumuamua, güneş sistemimizde görülen ve ‘başka bir yerden’ kaynaklandığı bilinen ilk nesnedir.” ifadeleri kullanılırken Oumuamua’yla ilgili kanıtların kesin olmasa da heyecan verici olduğunu belirten Loeb’ün uzay çalışmaları bir hayli dikkat çekiyor. Sözgelimi, kendisinin kara delikler, evrenin geleceği, Dünya dışı araştırmalar ve ilk yıldızlarla ilgili yayımlanan dört kitabı ve 700’ün üzerinde makalesi bulunuyor. Gökbilimciler bugünlerde “Oumuamua muammasını” tartışıyor. Kimisi Loeb ve Bialy’ye ait makaleyi bilimsel kanıtların yetersizliğiyle eleştirirken kimisi de alaya alıyor. Bu cisim güneş sistemimizi terk ettiği için kanıtları güçlendirmek artık çok zor. Ancak bu haber bize efsane astrofizikçi Carl Sagan’ın şu sözlerini hatırlatıyor: “Bir yerde, inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor.” Derleyen: Batuhan Sarıcan Kaynaklar: https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/news/oumuamua-alien-spacecraft-rock-proof-probe-latest-avi-loeb-a8625606.html https://edition.cnn.com/2018/11/06/health/oumuamua-alien-probe-harvard-intl/index.html?utm_source=fbCNN&#38;utm_medium=social&#38;utm_term=link&#38;utm_content=2018-11-06T07%3A30%3A10 https://www.cfa.harvard.edu/~loeb/ http://www.astronomy.com/news/2018/11/what-do-we-know-about-oumuamua https://solarsystem.nasa.gov/small-bodies/comets/oumuamua/in-depth/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/harvard-yaklasan-cisim-uzaylilara-ait-olabilir">Harvard: Yaklaşan cisim uzaylılara ait olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Harvard Üniversitesi’nden iki astrofizikçi, güneş sistemimize giren bir uzay cisminin uzaylılar tarafından “araştırma yapmak için” gönderilmiş olabileceğini düşünüyor. Şüphecilerse bundan pek de emin değil&#8230;</strong></p>
<p>Geride bıraktığımız hafta içerisinde bilim dünyasını şaşkınlığa uğratan bir makale yayımlandı. Söz konusu makalede, uzaylılar tarafından ziyaret edilmiş olabileceğimizin açıklaması üzerine bir tartışmadır başladı.</p>
<p>Üstelik bu açıklamalar, Harvard gibi seçkin bir üniversitenin profesörlerinden geldi. “Uzak geçmişten gelen bir ulak” anlamına gelen “Oumuamua” ismi verilen yıldızlararası bir cismin, güneş sistemimize girmesi üzerine astronomlar, bu cismin uzaylılar tarafından “Dünya’yı araştırması için” gönderilen bir yoklayıcı (prob) olabileceğini öne sürdüler.</p>
<p>Oumuamua cisminin şekli de gökyüzü meraklılarını bir hayli şaşırttı. Hawaii’deki Pan-STARRS 1 teleskobu tarafından gözlemlenen bu cisim tıpkı Fidel Castro’nun purosuna benziyor. Keşfin gerçekleştirildiği günden bu yana tartışmalar sürüyor.</p>
<p>Gökbilimciler, solgun bir ışığa sahip bu cismi ilk başta bir kuyrukluyıldız olarak tanımladı. Ardından asteroit olduğu düşünüldü. Ancak Oumuamua’nın kuyrukluyıldızlarda bulunması gereken kuyrukluyıldız saçına (coma) sahip olmaması, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.</p>
<p>Cisim üç gün boyunca birden fazla teleskop tarafından gözlemlenmeye başladı. Ve bu gözlemlerin sonucunda bu uzay cismi için türünün ilk örneği olarak kabul edilen “yıldızlararası obje” tanımlaması yapıldı.</p>
<p><strong>Yoksa yalnız değil miyiz?</strong><strong> </strong></p>
<p>Gökbilimciler, teleskoplarında ilk defa gözlemledikleri cisimleri tanımlarken bu tip tartışmaları sık sık yaşıyorlar. Bu gayet normal. Ancak Harvard Üniversitesi’ne bağlı olarak çalışan Smithsonian Merkezi’ndeki astrofizikçiler, yayımladıkları makaleyle bu tartışmaya “dudak uçuklatan” bir boyut kazandırdılar.</p>
<p>Astrophysical Journal Letters’a gönderdikleri yazıda, “Oumuamua, uzaylı bir medeniyet tarafından Dünya’nın çevresine ‘bilinçli’ olarak gönderilen tamamıyla operasyonel bir prob olabilir.” ifadelerini kullandılar.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-12018 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/abrahamloeb-300x300.jpg" alt="" width="188" height="188" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/abrahamloeb-300x300.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/abrahamloeb-150x150.jpg 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/11/abrahamloeb.jpg 1000w" sizes="(max-width: 188px) 100vw, 188px" /></p>
<p>Makalenin yazarları Profesör <strong>Abraham Loeb </strong>(solda) ve <strong>Shmuel Bialy</strong>, bu teorilerini, yıldızlararası objenin olağandışı şekil ve hızına bağladılar. Zira bu cisim, yaklaşık 316 bin kilometre hızla ilerliyordu ve boyutu da sıra dışıydı. Bu sebeple de “yapay kökenli” olabileceğini vurguladılar. Ki bu da uzayda yalnız olmadığımız gibi “akıl almaz” bir sonucu beraberinde getiriyor.</p>
<p>Makalede, “Oumuamua, güneş sistemimizde görülen ve ‘başka bir yerden’ kaynaklandığı bilinen ilk nesnedir.” ifadeleri kullanılırken Oumuamua’yla ilgili kanıtların kesin olmasa da heyecan verici olduğunu belirten Loeb’ün uzay çalışmaları bir hayli dikkat çekiyor. Sözgelimi, kendisinin kara delikler, evrenin geleceği, Dünya dışı araştırmalar ve ilk yıldızlarla ilgili yayımlanan dört kitabı ve 700’ün üzerinde makalesi bulunuyor.</p>
<p>Gökbilimciler bugünlerde “Oumuamua muammasını” tartışıyor. Kimisi Loeb ve Bialy’ye ait makaleyi bilimsel kanıtların yetersizliğiyle eleştirirken kimisi de alaya alıyor. Bu cisim güneş sistemimizi terk ettiği için kanıtları güçlendirmek artık çok zor. Ancak bu haber bize efsane astrofizikçi Carl Sagan’ın şu sözlerini hatırlatıyor: “Bir yerde, inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor.”</p>
<p><strong>Derleyen: Batuhan Sarıcan</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><a href="https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/news/oumuamua-alien-spacecraft-rock-proof-probe-latest-avi-loeb-a8625606.html">https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/news/oumuamua-alien-spacecraft-rock-proof-probe-latest-avi-loeb-a8625606.html</a></p>
<p><a href="https://edition.cnn.com/2018/11/06/health/oumuamua-alien-probe-harvard-intl/index.html?utm_source=fbCNN&amp;utm_medium=social&amp;utm_term=link&amp;utm_content=2018-11-06T07%3A30%3A10">https://edition.cnn.com/2018/11/06/health/oumuamua-alien-probe-harvard-intl/index.html?utm_source=fbCNN&amp;utm_medium=social&amp;utm_term=link&amp;utm_content=2018-11-06T07%3A30%3A10</a></p>
<p><a href="https://www.cfa.harvard.edu/~loeb/">https://www.cfa.harvard.edu/~loeb/</a></p>
<p><a href="http://www.astronomy.com/news/2018/11/what-do-we-know-about-oumuamua">http://www.astronomy.com/news/2018/11/what-do-we-know-about-oumuamua</a></p>
<p><a href="https://solarsystem.nasa.gov/small-bodies/comets/oumuamua/in-depth/">https://solarsystem.nasa.gov/small-bodies/comets/oumuamua/in-depth/</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/harvard-yaklasan-cisim-uzaylilara-ait-olabilir">Harvard: Yaklaşan cisim uzaylılara ait olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12011</post-id>	</item>
		<item>
		<title>14. yıl dönümünde Facebook: Yasak güzellik yarışmasından, 2 milyar kullanıcıya</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/14-yil-donumunde-facebook-yasak-guzellik-yarismasindan-2-milyar-kullaniciya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Feb 2018 11:56:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[harvard üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Zuckerberg]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağ]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[The Facemash]]></category>
		<category><![CDATA[thefacebook]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 14 yaşına giren Facebook, geçtiğimiz yıl aylık 2.2 milyar aktif kullanıcıya ulaştı. Bu dünya nüfusunun çeyreğinden daha fazla insan demek. Mark Zuckerberg, başta yalnızca Harvard Üniversitesi öğrencilerinin birbirleriyle iletişim kurmasını amaçlayarak kurduğu ağın, bu noktaya gelebileceğini hiç düşünmemişti. Harvard’da yasak güzellik oylaması O dönem Harvard Üniversitesi&#8217;nde öğrenci olan Zuckerberg, popüler biri değildi. Zamanının çocuğunu bilgisayar başında geçiriyordu ve hiç kız arkadaşı yoktu. Birgün aklına Harvard’da kendisine yüz vermeyen tüm kızlardan intikam almak için bir fikir geldi. Önce The Facemash adında bir web sitesi kurdu. Sonra üniversitenin veri tabanından tüm kız öğrencilerin isimlerini ve fotoğraflarını kopyaladı. Tüm bu bilgileri siteye yerleştirerek, onları bir güzellik oylamasına açtı. Önce sadece kendi arkadaşları arasında yapılan bu oylama, giderek popüler hale geldi ve tüm okula yayıldı. Ancak okul yönetimi sitenin farkına varınca hem site kapatıldı hem de Zuckerberg’le ilgili işlem başlatıldı. Çünkü bu bilgiler izinsiz alınmış ve insanların kişisel bilgileri web ortamında yayınlanmıştı. Bu arada Harward’da son sınıf öğrencileri olan ikiz kardeşler, Tyler ve Cameron Winklevoss, okulda insanların birbiriyle tanışmasını kolaylaştıracak bir internet sitesi kurmayı düşünüyordu. Mark’ın The Facemash macerasını öğrenen Winklevoss kardeşler, Zuckerberg&#8217;e siteyi kurmasını teklif etti. The Facebook 2003 yılının sonlarına doğru ilk ismi “thefacebook” olan Facebook’u kodlamaya başlayan Zuckerberg’in öncelikli amacı, Columbia Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli Amerikan üniversitelerindeki öğrenciler arasındaki bağlantıyı güçlendirmekti. İsmini de, Amerikan üniversitelerinde öğrencilere, öğretmenlere ve çalışanlara dağıtılan &#8220;paper facebooks” isimli formdan alıyordu. Paper facebook, herkesin kendisini tanıtması için, kişisel bilgilerini yazdığı bir formdu. Sitede bugün bile hala ağırlıklı olarak mavi rengin kullanılmasının nedeniyse, Zuckerberg’in renk körü olmasıydı. 4 Şubat 2004 yayına girdikten sonra, Boston civarındaki okullar da siteye üye olmaya başladı. Yalnızca iki ay içerisinde Ivy Ligi okullarının tamamı Facebook’a üye oldu. Facebook’un potansiyelini gören ünlü Amerikalı girişimci Peter Thiel, Haziran 2004’te siteye 500 bin dolar yatırım yaptı. Bunu Mayıs 2005’te Amerikalı girişim sermayesi firması Accel Partners tarafından yapılan 13 milyon dolarlık yatırım izledi. Dünyanın en çok ziyaret edilen 3. sitesi Ağ 1. yılını tamamladığında, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki tüm okulların öğrencileri sitede aktif olmuştu. Üyeler önce sadece okullarının onlara verdiği e-posta adresiyle üye olabiliyordu. Daha sonra liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise e-posta doğrulama şartıyla, 13 yaş üstü herkesi üye olarak kabul etmeye başladı ve bugünkü halini aldı. Alexa istatistiklerine göre Facebook şu an dünyanın en fazla ziyaret edilen 3., Türkiye’nin ise 6. sitesi. Teknoloji endüstrisiyle ilgili yayınlar yapan TechCrunch firmasına göre; ABD&#8217;deki üniversitelerdeki öğrencilerin %85&#8217;inin Facebook&#8217;ta bir hesabı bulunuyor ve bunların %60&#8217;ı her gün Facebook’a bağlanıyor. Facebook sözcüsü Chris Hughes ise kullanıcıların Facebook’ta her gün ortalama 20 dakika vakit geçirdiğini belirtiyor. Teknik açıdan ise Facebook, web otoriteleri tarafından en başarılı uygulamalardan biri olarak gösteriliyor. Yıllık cirosu 13 milyar dolar Kullanıcılar için ücretsiz olan Facebook, gelirini afişlerden, logo reklamlarından ve sponsor gruplarından sağlıyor. Firmanın 2017 yılı cirosu ise 13 milyar dolar. Eylül 2006&#8217;da Yahoo, Facebook’u satın almak için 1 milyar dolar teklifte bulundu. Ekim ayında ise Google, YouTube&#8217;u satın aldıktan sonra, Facebook için 2,3 milyar dolar teklif etti. Ekim 2007&#8217;de Microsoft, Facebook&#8217;un %1,6&#8217;lık hissesini 240 milyon dolar ödeyerek satın aldı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/14-yil-donumunde-facebook-yasak-guzellik-yarismasindan-2-milyar-kullaniciya">14. yıl dönümünde Facebook: Yasak güzellik yarışmasından, 2 milyar kullanıcıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Bugün 14 yaşına giren Facebook, geçtiğimiz yıl aylık 2.2 milyar aktif kullanıcıya ulaştı. Bu dünya nüfusunun çeyreğinden daha fazla insan demek. Mark Zuckerberg, başta yalnızca Harvard Üniversitesi öğrencilerinin birbirleriyle iletişim kurmasını amaçlayarak kurduğu ağın, bu noktaya gelebileceğini hiç düşünmemişti.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s1">Harvard’da yasak güzellik oylaması</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">O dönem Harvard Üniversitesi&#8217;nde öğrenci olan Zuckerberg, popüler biri değildi. Zamanının çocuğunu bilgisayar başında geçiriyordu ve hiç kız arkadaşı yoktu. Birgün aklına Harvard’da kendisine yüz vermeyen tüm kızlardan intikam almak için bir fikir geldi. Önce The Facemash adında bir web sitesi kurdu. Sonra üniversitenin veri tabanından tüm kız öğrencilerin isimlerini ve fotoğraflarını kopyaladı. Tüm bu bilgileri siteye yerleştirerek, onları bir güzellik oylamasına açtı. Önce sadece kendi arkadaşları arasında yapılan bu oylama, giderek popüler hale geldi ve tüm okula yayıldı. Ancak okul yönetimi sitenin farkına varınca hem site kapatıldı hem de Zuckerberg’le ilgili işlem başlatıldı. Çünkü bu bilgiler izinsiz alınmış ve insanların kişisel bilgileri web ortamında yayınlanmıştı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu arada Harward’da son sınıf öğrencileri olan ikiz kardeşler, Tyler ve Cameron Winklevoss, okulda insanların birbiriyle tanışmasını kolaylaştıracak bir internet sitesi kurmayı düşünüyordu. Mark’ın The Facemash macerasını öğrenen Winklevoss kardeşler, Zuckerberg&#8217;e siteyi kurmasını teklif etti.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s1">The Facebook</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">2003 yılının sonlarına doğru ilk ismi “thefacebook” olan Facebook’u kodlamaya başlayan Zuckerberg’in öncelikli amacı, Columbia Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli Amerikan üniversitelerindeki öğrenciler arasındaki bağlantıyı güçlendirmekti. İsmini de, Amerikan üniversitelerinde öğrencilere, öğretmenlere ve çalışanlara dağıtılan &#8220;paper facebooks” isimli formdan alıyordu. Paper facebook, herkesin kendisini tanıtması için, kişisel bilgilerini yazdığı bir formdu. Sitede bugün bile hala ağırlıklı olarak mavi rengin kullanılmasının nedeniyse, Zuckerberg’in renk körü olmasıydı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">4 Şubat 2004 yayına girdikten sonra, Boston civarındaki okullar da siteye üye olmaya başladı. Yalnızca iki ay içerisinde Ivy Ligi okullarının tamamı Facebook’a üye oldu. Facebook’un potansiyelini gören ünlü Amerikalı girişimci Peter Thiel, Haziran 2004’te siteye 500 bin dolar yatırım yaptı. Bunu Mayıs 2005’te Amerikalı girişim sermayesi firması Accel Partners tarafından yapılan 13 milyon dolarlık yatırım izledi.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s1">Dünyanın en çok ziyaret edilen 3. sitesi</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ağ 1. yılını tamamladığında, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki tüm okulların öğrencileri sitede aktif olmuştu. Üyeler önce sadece okullarının onlara verdiği e-posta adresiyle üye olabiliyordu. Daha sonra liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise e-posta doğrulama şartıyla, 13 yaş üstü herkesi üye olarak kabul etmeye başladı ve bugünkü halini aldı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Alexa istatistiklerine göre Facebook şu an dünyanın en fazla ziyaret edilen 3., Türkiye’nin ise 6. sitesi. Teknoloji endüstrisiyle ilgili yayınlar yapan TechCrunch firmasına göre; ABD&#8217;deki üniversitelerdeki öğrencilerin %85&#8217;inin Facebook&#8217;ta bir hesabı bulunuyor ve bunların %60&#8217;ı her gün Facebook’a bağlanıyor. Facebook sözcüsü Chris Hughes ise kullanıcıların Facebook’ta her gün ortalama 20 dakika vakit geçirdiğini belirtiyor. Teknik açıdan ise Facebook, web otoriteleri tarafından en başarılı uygulamalardan biri olarak gösteriliyor.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s1">Yıllık cirosu 13 milyar dolar</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kullanıcılar için ücretsiz olan Facebook, gelirini afişlerden, logo reklamlarından ve sponsor gruplarından sağlıyor. Firmanın 2017 yılı cirosu ise 13 milyar dolar. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Eylül 2006&#8217;da Yahoo, Facebook’u satın almak için 1 milyar dolar teklifte bulundu. Ekim ayında ise Google, YouTube&#8217;u satın aldıktan sonra, Facebook için 2,3 milyar dolar teklif etti. Ekim 2007&#8217;de Microsoft, Facebook&#8217;un %1,6&#8217;lık hissesini 240 milyon dolar ödeyerek satın aldı. </span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/14-yil-donumunde-facebook-yasak-guzellik-yarismasindan-2-milyar-kullaniciya">14. yıl dönümünde Facebook: Yasak güzellik yarışmasından, 2 milyar kullanıcıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9140</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bu robotik kaslar, kendi ağırlığının 1.000 katını kaldırıyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/robotik-kaslar-kendi-agirliginin-1-000-katini-kaldiriyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2017 09:38:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[harvard üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[insansı robot]]></category>
		<category><![CDATA[MIT]]></category>
		<category><![CDATA[robotik kaslar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay iskelet]]></category>
		<category><![CDATA[yapay kas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi ve MIT araştırmacıları, kendi ağırlığının 1.000 katı kadar ağırlığı kaldırabilen robotik &#8220;kaslar&#8221; üretti. Bu kaslar, metal ya da plastik bir iskelete bağlı ve yine plastik ya da kumaştan bir &#8220;cilt&#8221; ile kaplanmış. Kas, ciltte bir vakum oluştuğunda hareket ediyor ve iskeletin yapısı kasın hareketini belirliyor. Araştırmacılar yumuşak ve hafif olan, düştüğünde insanlara zarar vermeyecek, ancak gerçekten de kullanışlı robotlar üzerinde yıllardır çalışıyor. Fakat şimdiye kadar böyle robotların güvenli olması için, güçlerinden ödün verilmesi gerekmişti. Ancak bu ekibin origami gibi katlanabilir iskeletlerden yaptığı kas modeli hem güvenli hem de güçlü. Bu kaslarda arıza ve hasar riski daha düşük ve çalışırken genişlemedikleri için fazla alana ihtiyaç duymuyorlar. Dolayısıyla insansı vücuda sahip robotlara da kolaylıkla entegre olabilirler. Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=OJO4FP0DXgQ</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/robotik-kaslar-kendi-agirliginin-1-000-katini-kaldiriyor">Bu robotik kaslar, kendi ağırlığının 1.000 katını kaldırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi ve MIT araştırmacıları, kendi ağırlığının 1.000 katı kadar ağırlığı kaldırabilen robotik &#8220;kaslar&#8221; üretti. Bu kaslar, metal ya da plastik bir iskelete bağlı ve yine plastik ya da kumaştan bir &#8220;cilt&#8221; ile kaplanmış. Kas, ciltte bir vakum oluştuğunda hareket ediyor ve iskeletin yapısı kasın hareketini belirliyor.</p>
<p>Araştırmacılar yumuşak ve hafif olan, düştüğünde insanlara zarar vermeyecek, ancak gerçekten de kullanışlı robotlar üzerinde yıllardır çalışıyor. Fakat şimdiye kadar böyle robotların güvenli olması için, güçlerinden ödün verilmesi gerekmişti. Ancak bu ekibin origami gibi katlanabilir iskeletlerden yaptığı kas modeli hem güvenli hem de güçlü.</p>
<p>Bu kaslarda arıza ve hasar riski daha düşük ve çalışırken genişlemedikleri için fazla alana ihtiyaç duymuyorlar. Dolayısıyla insansı vücuda sahip robotlara da kolaylıkla entegre olabilirler.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://www.youtube.com/watch?v=OJO4FP0DXgQ"> https://www.youtube.com/watch?v=OJO4FP0DXgQ</a></p>
<p><iframe width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/HdBqZUEyV64?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/robotik-kaslar-kendi-agirliginin-1-000-katini-kaldiriyor">Bu robotik kaslar, kendi ağırlığının 1.000 katını kaldırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8764</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Canan Dağdeviren: İlham perim Atatürk</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-ilham-perim-ataturk</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2017 16:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[canan dagdeviren]]></category>
		<category><![CDATA[erdal inönü]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[fizik mühendisi]]></category>
		<category><![CDATA[giyilebilir kalp pili]]></category>
		<category><![CDATA[hacettepe üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[harvard üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilham perisi]]></category>
		<category><![CDATA[marie curie]]></category>
		<category><![CDATA[MIT]]></category>
		<category><![CDATA[mucit]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[temel bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5344</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilime olan aşkımı Pierre Curie’ye, hayat felsefemi Atatürk’e borçluyum” diyen, 32 yaşına büyük işler sığdırmış ve belli ki daha da sığdıracak olan bir bilim insanı Canan Dağdeviren. “Hayal kurmayı ve hayallerinin peşinden gitmeyi seçmiş. Asla yılmıyor. Fizik mühendisi. Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi üyeliğine (Junior Fellow of Harvard) seçilen ilk Türk. Dünya medyası onu giyilebilir kalp pilinin mucidi diye tanıyor. Ayrıca cilt kanserini teşhis eden kendi geliştirdiği bir cihaz da var. Bilim kariyerini ABD’de sürdürüyor ama bu ülkenin okullarından mezun. Hacettepe Üniversitesi’nde fizik mühendisliği eğitimi aldıktan sonra, yüksek lisansını Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği’nde yaptı. Şimdi MIT’te yardımcı doçent. Türkiye’de kolay değil Boğaziçi Üniversitesi’nde Boğaziçi Lectures kapsamında öğrencilere yapacağı konuşmanın öncesinde buluştuk Dağdeviren’le. “Azmimi ve kararlığımı annemden, riskli kararlar almayı babamdan almışım” dediği ailesi de yanındaydı. Yoğun Türkiye programında ilk durak Sabancı Üniversitesi olmuş. Nedeni ise ilginç. “Türkiye’de de ABD gibi giyilebilir kalp pili yapılabilir mi” diye araştırdığını, sonucunda bir rapor hazırlayacağını söylüyor. “Peki yapılabilir mi?” sorusunu yöneltiyorum. “Çok kolay değil Türkiye’de bilimsel araştırma yapmak. En büyük sorun malzeme temininde. Önce ihaleye çıkılıyor. Şirketler başvuruyor en hesaplısı seçiliyor. Bürokrasi çok fazla. Envanter tam yok, aynı malzeme başka üniversitede var mı yok mu bilinmiyor” diye sıralıyor. ‘Bilime güvenirler’ Peki ya ABD’de? “Orada araştırma yapanlara güvenirler. Üzerinde ismimizin olduğu kredi kartları verirler, limitsiz. İstediğiniz malzemeyi anında temin edersiniz.” Ya başka farklar? “Türkiye’de bahane üretmeye açık bir yapı var. Örneğin malzeme olmaması bile bunu tetikleyebiliyor. Ayrıca başarısızlığa hiç tahammül yok burada. Oysa bilim dünyasında başarısız olmak iyi bir şeydir.” Dağdeviren’le yaptığımız sohbet, tam da KHK ile onlarca bilim insanının üniversitelerinden atıldığı günlere denk geldiği için konu akademik özgürlüğe de geliyor haliyle. Dağdeviren “Genel anlamda özgürlüğün olmadığı bir ülkede akademik özgürlük nasıl olabilir ki?” diye yanıtlıyor. “Türkiye’deki üniversitelerde aldığım eğitimin hakkını vermem lazım. Sabancı ve Hacettepe’de katı hal fiziğini çok iyi öğrendim. Ama pratik eksiğim vardı onu da ABD’de tamamlıyorum” diyen Canan Dağdeviren, fizik mühendisliğine 73 kişi olarak girdiklerini ve sadece 3 kişinin mezun olabildiğini belirtiyor. ‘Çok acı&#8230;’ Dağdeviren Türkiye’de üniversitelerde Temel Bilimler fakültelerine hem ilginin düşük olmasını hem de bu yüzden kapatılmasını “Çok acı; böyle davranarak bir ülkenin gelişmesi gerçekten mümkün değil; bunu göremeyip teşvik edememek de başka acı bence” diye değerlendiriyor. Hedefini “Geliştirdiğim bir cihazın hastaların sorunlarını çözebilmesi” olarak tanımlıyor. Yapay zekâ ilgisini çekiyor ancak Türkiye’de basında çıktığı gibi Trump’ın ya da yakın çevresinin herhangi bir şirketinde ortak çalışma gibi bir teklif almadığını belirtiyor. Peki ya gençlere öneriler? Onlar hedeflerini nasıl bulacaklar? Bu soruya yanıtı net Dağdeviren’in: “Hedefler insanların içinde gizli bence. Sakin bir ortamda kendinize şu soruyu sorun: Kendinizi nasıl ve nerede görmek istiyorsunuz. Hayal kurun ve mutlaka peşinden gidin. Çünkü insan bir kez hayata geliyor. Curie ve İnönü Bilime olan merakında iki dönüm noktası olduğunu vurguluyor. İlki babasının kendisine Marie Curie hakkında hediye ettiği bir kitaptaki Pierre Curie’nin yaptıkları; ikinci ise Erdal İnönü’den bizzat aldığı “Anılar ve Düşünceler” adlı eser. Erdal İnönü ile tanışmasının lisedeki alan seçiminde çok etkili olduğunu da vurguluyor. Kendi adına öğrencilere vizyon bursu verecek Her yıl 23 Nisan’da 1 kız ve 1 erkek öğrenci Dağdeviren bursu ile Boston’a gelecek. Orada 1 hafta boyunca Harvard, MIT çeşitli üniversiteleri gezecek, müzeleri ve oradaki yaşamı gözlemleyecek. Türkiye’ye döndüğünde ise bir ağaç dikecek. “Çünkü ağaç yetiştirmenin önemini, sabır ve zaman gerektirdiğini anlamalarını istiyorum” diyor. Dağdeviren, 2 yıl önce bunun hayalini kurduğunu ve gerçekleştirmek için bir vakıf kurduğunu söylüyor. Vizyon bursuna ilk destek ise Arya Kadın Yatırım Platformu’ndan gelmiş. Bu yılki 20 bin dolar tutarındaki Güçlü Kadın Ödülü bu projesinden dolayı Dağdeviren’e verilmiş. ‘Giyilebilir kalp pili nedir?&#8217; Günlerini okulun Boston’daki laboratuvarında geçiren Canan Dağdeviren’in kalp için ürettiği özel çip, kalp atışlarıyla oluşan enerjiyi elektriğe dönüştürerek çipi sürekli şarj ediyor ve pile ihtiyaç duymadan çalışabiliyor. Soluk alıp verirken akciğer ve diyaframın oluşturduğu mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren “giyilebilir kalp pili” sayesinde, kalbe takılan pilin değişmesi için hastaların küçük yaşlardan itibaren sık sık ameliyat olma zorunluluğunu da ortadan kaldırıyor. Özlem Yüzak *Bu yazı 10 Şubat 2017 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-ilham-perim-ataturk">Canan Dağdeviren: İlham perim Atatürk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilime olan aşkımı Pierre Curie’ye, hayat felsefemi Atatürk’e borçluyum” diyen, 32 yaşına büyük işler sığdırmış ve belli ki daha da sığdıracak olan bir bilim insanı Canan Dağdeviren.</strong></p>
<p>“Hayal kurmayı ve hayallerinin peşinden gitmeyi seçmiş. Asla yılmıyor. Fizik mühendisi. Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi üyeliğine (Junior Fellow of Harvard) seçilen ilk Türk. Dünya medyası onu giyilebilir kalp pilinin mucidi diye tanıyor. Ayrıca cilt kanserini teşhis eden kendi geliştirdiği bir cihaz da var. Bilim kariyerini ABD’de sürdürüyor ama bu ülkenin okullarından mezun. Hacettepe Üniversitesi’nde fizik mühendisliği eğitimi aldıktan sonra, yüksek lisansını Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği’nde yaptı. Şimdi MIT’te yardımcı doçent.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5346 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/02/cd-151x300.jpg" alt="" width="151" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/02/cd-151x300.jpg 151w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/02/cd.jpg 316w" sizes="auto, (max-width: 151px) 100vw, 151px" />Türkiye’de kolay değil</strong></p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi’nde Boğaziçi Lectures kapsamında öğrencilere yapacağı konuşmanın öncesinde buluştuk Dağdeviren’le. “Azmimi ve kararlığımı annemden, riskli kararlar almayı babamdan almışım” dediği ailesi de yanındaydı. Yoğun Türkiye programında ilk durak Sabancı Üniversitesi olmuş. Nedeni ise ilginç. “Türkiye’de de ABD gibi giyilebilir kalp pili yapılabilir mi” diye araştırdığını, sonucunda bir rapor hazırlayacağını söylüyor. “Peki yapılabilir mi?” sorusunu yöneltiyorum. “Çok kolay değil Türkiye’de bilimsel araştırma yapmak. En büyük sorun malzeme temininde. Önce ihaleye çıkılıyor. Şirketler başvuruyor en hesaplısı seçiliyor. Bürokrasi çok fazla. Envanter tam yok, aynı malzeme başka üniversitede var mı yok mu bilinmiyor” diye sıralıyor.</p>
<p><strong>‘Bilime güvenirler’</strong></p>
<p>Peki ya ABD’de? “Orada araştırma yapanlara güvenirler. Üzerinde ismimizin olduğu kredi kartları verirler, limitsiz. İstediğiniz malzemeyi anında temin edersiniz.” Ya başka farklar? “Türkiye’de bahane üretmeye açık bir yapı var. Örneğin malzeme olmaması bile bunu tetikleyebiliyor. Ayrıca başarısızlığa hiç tahammül yok burada. Oysa bilim dünyasında başarısız olmak iyi bir şeydir.” Dağdeviren’le yaptığımız sohbet, tam da KHK ile onlarca bilim insanının üniversitelerinden atıldığı günlere denk geldiği için konu akademik özgürlüğe de geliyor haliyle. Dağdeviren “Genel anlamda özgürlüğün olmadığı bir ülkede akademik özgürlük nasıl olabilir ki?” diye yanıtlıyor. “Türkiye’deki üniversitelerde aldığım eğitimin hakkını vermem lazım. Sabancı ve Hacettepe’de katı hal fiziğini çok iyi öğrendim. Ama pratik eksiğim vardı onu da ABD’de tamamlıyorum” diyen Canan Dağdeviren, fizik mühendisliğine 73 kişi olarak girdiklerini ve sadece 3 kişinin mezun olabildiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>‘Çok acı&#8230;’</strong></p>
<p>Dağdeviren Türkiye’de üniversitelerde Temel Bilimler fakültelerine hem ilginin düşük olmasını hem de bu yüzden kapatılmasını “Çok acı; böyle davranarak bir ülkenin gelişmesi gerçekten mümkün değil; bunu göremeyip teşvik edememek de başka acı bence” diye değerlendiriyor. Hedefini “Geliştirdiğim bir cihazın hastaların sorunlarını çözebilmesi” olarak tanımlıyor. Yapay zekâ ilgisini çekiyor ancak Türkiye’de basında çıktığı gibi Trump’ın ya da yakın çevresinin herhangi bir şirketinde ortak çalışma gibi bir teklif almadığını belirtiyor. Peki ya gençlere öneriler? Onlar hedeflerini nasıl bulacaklar? Bu soruya yanıtı net Dağdeviren’in: “Hedefler insanların içinde gizli bence. Sakin bir ortamda kendinize şu soruyu sorun: Kendinizi nasıl ve nerede görmek istiyorsunuz. Hayal kurun ve mutlaka peşinden gidin. Çünkü insan bir kez hayata geliyor.</p>
<p><strong>Curie ve İnönü</strong></p>
<p>Bilime olan merakında iki dönüm noktası olduğunu vurguluyor. İlki babasının kendisine Marie Curie hakkında hediye ettiği bir kitaptaki Pierre Curie’nin yaptıkları; ikinci ise Erdal İnönü’den bizzat aldığı “Anılar ve Düşünceler” adlı eser. Erdal İnönü ile tanışmasının lisedeki alan seçiminde çok etkili olduğunu da vurguluyor.</p>
<p><strong>Kendi adına öğrencilere vizyon bursu verecek</strong></p>
<p>Her yıl 23 Nisan’da 1 kız ve 1 erkek öğrenci Dağdeviren bursu ile Boston’a gelecek. Orada 1 hafta boyunca Harvard, MIT çeşitli üniversiteleri gezecek, müzeleri ve oradaki yaşamı gözlemleyecek. Türkiye’ye döndüğünde ise bir ağaç dikecek. “Çünkü ağaç yetiştirmenin önemini, sabır ve zaman gerektirdiğini anlamalarını istiyorum” diyor. Dağdeviren, 2 yıl önce bunun hayalini kurduğunu ve gerçekleştirmek için bir vakıf kurduğunu söylüyor. Vizyon bursuna ilk destek ise Arya Kadın Yatırım Platformu’ndan gelmiş. Bu yılki 20 bin dolar tutarındaki Güçlü Kadın Ödülü bu projesinden dolayı Dağdeviren’e verilmiş.</p>
<p><strong>‘Giyilebilir kalp pili nedir?&#8217;</strong></p>
<p>Günlerini okulun Boston’daki laboratuvarında geçiren Canan Dağdeviren’in kalp için ürettiği özel çip, kalp atışlarıyla oluşan enerjiyi elektriğe dönüştürerek çipi sürekli şarj ediyor ve pile ihtiyaç duymadan çalışabiliyor. Soluk alıp verirken akciğer ve diyaframın oluşturduğu mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren “giyilebilir kalp pili” sayesinde, kalbe takılan pilin değişmesi için hastaların küçük yaşlardan itibaren sık sık ameliyat olma zorunluluğunu da ortadan kaldırıyor.</p>
<p><strong>Özlem Yüzak</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı 10 Şubat 2017 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-ilham-perim-ataturk">Canan Dağdeviren: İlham perim Atatürk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5344</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
