<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hata arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/hata/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/hata</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 Jan 2019 12:29:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Genetik hataları iyileştirme dönemi &#8211; 2</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/genetik-hatalari-iyilestirme-donemi-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jan 2019 09:30:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[Crispr-Cas9]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[gen mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[rna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik, tıbbın artık bir dizi ölümcül hastalığın kaynağını saptadığı alan. Kanser, esas olarak genetik bozulmaların ürünü. Yukarıdaki saptama bir yandan da şunu gösteriyor: İnsan bedeni, mükemmel çalışan bir genetik-biyokimyasal makine değil. Sık bozulan, “kopyalanma” hatalarıyla dolu, mutasyon (genetiğimizdeki rastlantısal ve çevresel etkileşimlerle değişim), hastalıkların kaçınılmaz olduğu bir biyolojik varlık veya makine, sık bozulan ve tamire muhtaç. Bedenin kendi savunma-koruma mekanizmasıyla sürekli kendi içindeki bozulmalara ve dıştan saldırılara karşı tetikte ve savaşta olduğu&#8230; Şunu derdi tıpçılar: “Biz biyokimyasal-psiko-toplumsal bir varlığız”. Şüphesiz de, bence öncelikle şunu belirtmeliyiz artık: “Biz genetik bir varlığız; sağlığımız ve gelişimimiz, genetiğimizin niteliği-iyiliği kadardır.” İyi genetik, şüphesiz ki aileden alınan genom, iyi anne-çocuk beslenme, iyi çevre ilişkileriyle ilerliyor. İyi bir beyinsel gelişim de yukarıdakilere ek olarak, çok çalışmak ve emek, doğa ve toplumla iyi bir etkileşim, gözlemcilik ve eleştirel bakış ile sağlanmaktadır.  Genetiği iyileştirme dönemi Bütün bunları niye yazdım? Artık tıp ve teknolojileri adı altında toplayabileceğimiz bir dizi disiplindeki ortak gelişmeler sayesinde yeni bir dönem başladı: Genetiğimizin iyileştirilmesi süreci! Doğuştan aldığımız genetik yapıdaki bozulmalara, doğuştan ve sonraki süreçte olsun, şimdi tıbbi müdahale tedavi-iyileştirme eklendi! 2018’in bu “iyileştirme” ile ilgisi var: Genetiğimizde işleyişteki bir hata nedeniyle, karaciğerde “kalıtsal transtiretin amiloidozu” adı verilen ender görülen bir hastalığın tedavi edilebileceği gösterildi. Bu genetiğimizin yanlış bir protein üretmesi sonucu gelişiyordu ve kalp ve sinir hasarına neden oluyordu.  Peki, ne yapıldı? Bu yanlış protein üretimi yeni bir ilaçla bloke edildi, engellendi. Böylece “RNA Temelli” ilaç sınıfı doğdu.  Hikâye 20 yıl önce başladı Neden RNA?  Tıp araştırmalarının öyküsü zincirleme araştırmalara dayanır. 20 yıl önce aslında iki Amerikalı genetikçi, bir genin fonksiyonu, onun çevirici-talimat iletici değeri olan RNA’dan protein üretimine iletilirken “yorum-çeviri”de yanlışlık yapıldığını saptadı. Bu onlara Nobel ödülü kazandırdı. Çünkü bu keşif, genlerin emirlerinin iletilirken bozulabileceğinin somut kanıtıydı (daha önce de benzer keşifler yapılmış olabilir tabii). Bu bozulma, nihayetinde bedende fonksiyonel bozulmalar ve bunun sonucu olarak da hastalıklar ve ağır hasarlar anlamına gelebiliyordu.  Bu keşfin üzerine onlarca araştırma yapıldı, işleyiş mekanizmalarına ve “nasıl iyileştirmeler yapılır”a bakıldı. Sonuçta Alnylam Pharmaceuticals isimli ilaç şirketinin araştırmacıları işe el koydu ve yanlış protein üretimini engelleyecek, karaciğerdeki ender hastalığı tedavi edecek böylece kalp ve sinir hasarını önleyecek bir “genetik ilaç” geliştirdiler. İlaç izin aldı. Fiyatını sormayın, şimdilik yıllık tedavisi 450 bin dolar ama ender bir genetik hastalığı tedavi eden ilacın önemi büyük: Dediğimiz gibi, genetik hataları, bozulmaları iyileştirmenin kapısı aralandı! Burada “şu bulundu, bu keşfedildi” kısa bilgiler vermek yerine, çok ciddi bir gelişim öyküsünü anlatmaya yöneldim. Ve “yaratılışın” nasıl hatalarla dolu olduğuna da sadece tek bir noktadan “atış” yaptım. Bu hatalara bir girilse, kitaplar yazılır! Canlılar mükemmel yaratıklar değildir! Devam edelim mi, başka konularla? Orhan Bursalı *Bu yazı, 1 Ocak 2019 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/genetik-hatalari-iyilestirme-donemi-2">Genetik hataları iyileştirme dönemi &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="large"><strong>Genetik</strong>, tıbbın artık bir dizi ölümcül hastalığın kaynağını saptadığı alan. Kanser, esas olarak genetik bozulmaların ürünü.<br />
</span><br />
<span class="large">Yukarıdaki saptama bir yandan da şunu gösteriyor: İnsan bedeni, mükemmel çalışan bir genetik-biyokimyasal makine değil. Sık bozulan, “kopyalanma” hatalarıyla dolu, mutasyon (genetiğimizdeki rastlantısal ve çevresel etkileşimlerle değişim), hastalıkların kaçınılmaz olduğu bir biyolojik varlık veya makine, sık bozulan ve tamire muhtaç. Bedenin kendi savunma-koruma mekanizmasıyla sürekli kendi içindeki bozulmalara ve dıştan saldırılara karşı tetikte ve savaşta olduğu&#8230;<br />
</span><br />
<span class="large">Şunu derdi tıpçılar: “<em>Biz biyokimyasal-psiko-toplumsal bir </em><em>varlığız</em>”. Şüphesiz de, bence öncelikle şunu belirtmeliyiz artık: “<strong>Biz genetik bir varlığız; sağlığımız ve gelişimimiz, genetiğimizin niteliği-iyiliği kadardır</strong>.”<br />
</span><br />
<span class="large">İyi genetik, şüphesiz ki aileden alınan genom, iyi anne-çocuk beslenme, iyi çevre ilişkileriyle ilerliyor. </span><span class="large">İyi bir beyinsel gelişim de yukarıdakilere ek olarak, çok çalışmak ve emek, doğa ve toplumla iyi bir etkileşim, gözlemcilik ve eleştirel bakış ile sağlanmaktadır. </span></p>
<p><span class="large"><strong>G</strong><strong>enetiği iyileştirme dönemi<br />
</strong></span><br />
<span class="large">Bütün bunları niye yazdım? Artık tıp ve teknolojileri adı altında toplayabileceğimiz bir dizi disiplindeki ortak gelişmeler sayesinde yeni bir dönem başladı: Genetiğimizin iyileştirilmesi süreci!<br />
</span><br />
<span class="large">Doğuştan aldığımız genetik yapıdaki bozulmalara, doğuştan ve sonraki süreçte olsun, şimdi tıbbi müdahale tedavi-iyileştirme eklendi!</p>
<p></span><span class="large">2018’in bu “iyileştirme” ile ilgisi var: Genetiğimizde işleyişteki bir hata nedeniyle, karaciğerde “kalıtsal transtiretin amiloidozu” adı verilen ender görülen bir hastalığın tedavi edilebileceği gösterildi. Bu genetiğimizin yanlış bir protein üretmesi sonucu gelişiyordu ve kalp ve sinir hasarına neden oluyordu. </span><br />
<span class="large">Peki, ne yapıldı? Bu yanlış protein üretimi yeni bir ilaçla bloke edildi, engellendi. </span><span class="large">Böylece “RNA Temelli” ilaç sınıfı doğdu. </span></p>
<p><span class="large"><strong>H</strong><strong>ikâye 20 yıl önce başladı<br />
</strong></span><br />
<span class="large">Neden RNA? </span><br />
<span class="large"><br />
Tıp araştırmalarının öyküsü zincirleme araştırmalara dayanır. <strong>20 yıl önce </strong>aslında iki Amerikalı genetikçi, bir genin fonksiyonu, onun çevirici-talimat iletici değeri olan RNA’dan protein üretimine iletilirken “yorum-çeviri”de yanlışlık yapıldığını saptadı. Bu onlara Nobel ödülü kazandırdı. Çünkü bu keşif, genlerin emirlerinin iletilirken bozulabileceğinin somut kanıtıydı (daha önce de benzer keşifler yapılmış olabilir tabii). Bu bozulma, nihayetinde bedende fonksiyonel bozulmalar ve bunun sonucu olarak da hastalıklar ve ağır hasarlar anlamına gelebiliyordu. </span></p>
<p><span class="large">Bu keşfin üzerine onlarca araştırma yapıldı, işleyiş mekanizmalarına ve “nasıl iyileştirmeler yapılır”a bakıldı. Sonuçta Alnylam Pharmaceuticals isimli ilaç şirketinin araştırmacıları işe el koydu ve yanlış protein üretimini engelleyecek, karaciğerdeki ender hastalığı tedavi edecek böylece kalp ve sinir hasarını önleyecek bir “genetik ilaç” geliştirdiler.<br />
</span><br />
<span class="large">İlaç izin aldı. Fiyatını sormayın, şimdilik yıllık tedavisi 450 bin dolar ama ender bir genetik hastalığı tedavi eden ilacın önemi büyük: Dediğimiz gibi, genetik hataları, bozulmaları iyileştirmenin kapısı aralandı!<br />
</span><br />
<span class="large">Burada “<em>şu bulundu, bu keşfedildi” </em>kısa bilgiler vermek yerine, çok ciddi bir gelişim öyküsünü anlatmaya yöneldim. Ve “yaratılışın” nasıl hatalarla dolu olduğuna da sadece tek bir noktadan “<em>atış</em>” yaptım. Bu hatalara bir girilse, kitaplar yazılır! Canlılar mükemmel yaratıklar değildir!<br />
</span><br />
<span class="large"><strong>Devam edelim mi, başka konularla?</strong></span></p>
<p>Orhan Bursalı</p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 1 Ocak 2019 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/genetik-hatalari-iyilestirme-donemi-2">Genetik hataları iyileştirme dönemi &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12557</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tıpta tanı hatalarını azaltmak mümkün mü?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/tipta-tani-hatalarini-azaltmak-mumkun-mu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2017 14:03:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8319</guid>

					<description><![CDATA[<p> “Institute of Medicine” tarafından hazırlanan rapor önemli ipuçları içeriyor. Kendi tıp öğrenciliği yıllarımda hekimlerin hatasız kullar oldukları, hata yapan kişilerin ise kötü hekimler olduğu düşüncesi yaygındı. Sonra hekimlik mesleğine başladığımda aslında hatanın her yerde olduğunu, işlerin hiç de hayalimizde oluşturduğumuz gibi olmadığını fark ettim. Bu farkına varma durumunun aslında bu sorun ile nasıl baş edilebileceğini düşünme sürecinin de başlangıcı olduğunu gördüm ve o günden beri de gelişmiş ülkelerde bu konuda yapılanları izlemeye çalışıyorum. Dünya’daki tıbbi hatalar ile ilgili en önemli referans, 1999’da “Institute of Medicine” (IOM) tarafından yayınlanan “To Err is Human: Building a Safer Health System” isimli rapordur. Bu rapor sağlıkta güvenlik hareketinin başlangıcı sayılır, çünkü bu rapor sağlık sistemi içerisinde de ciddi sayıda hata yapıldığı ve bunların sistem üzerinde yapılacak değişiklikler ile engellenebileceğine dair veriler içeriyordu. O günden bu güne IOM sağlık hizmeti verilmesi aşamasında yapılan hataların azaltılması için öneriler geliştirdi. Bu tartışmalar tahmin edilebileceği gibi ülkemizde sadece meraklı bir kesiminin ilgisini çekti ve sınırlı uygulama alanı buldu. 2015’te IOM “Improving Diagnosis in Health Care” isimli yeni bir raporunda özellikle “Tanı Hataları” üzerine vurgu yaptı. Tanı hataları üzerine bu derece yoğun ilgi gösterilen bu rapor gözden kaçmaması gerekir. Sadece bilimsel gelişmelerin ortaya koyduğu yeni teknolojilerin ve uygulamaların kullanılması, sağlık alanında beklenen gelişmeyi sağlamıyor. Hizmet sunumu sırasında da dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var.  Rapor sadece sağlık alanında çalışan profesyonellere değil hastalara da önemli bir kaynak niteliğinde. Çünkü hastaları ve hasta yakınlarını da tanı sürecinin içerisine aktif olarak katılmaya çağırıyor. Bu rapora göre, her 20 ABD vatandaşından birisi tanı hatası ile karşılaşıyor, her 10 tanıdan birisi yanlış. ABD gibi gelişmiş ülkelerdeki bu sayıları okurken hep Türkiye’deki durumu merak ediyorum. Elimizde hiç veri yok ama benim gibi bir tahminde bulunuyorsunuzdur sanırım. Net tanım Rapor, tanı hataları için çok net bir tanım da getiriyor: Hastanın sorununa doğru ve zamanında tanı konulması ve bunun hastaya iletilmesinde aksama olması. Yani sadece doğru tanı koymak değil bunu hastalığın tedavisini olumsuz etkilemeyecek bir zaman içerisinde yapmak ve hastaya durumu iletmekte gerekli, bunlardan birisinin yapılmaması durumunda tanı hatası olarak kabul ediliyor. Bu rapor ile gündeme gelen bir diğer önemli tanım overdiagnosis&#8217;dir. Bu terimin tam Türkçe karşılığını bulmak zor. Ancak burada, tanı konmasına karşın hastanın sağlığını etkilemeyecek, yani tanı konmasa hastada bir belirti ve bulguya neden olmayacak hastalıktan söz edilmektedir. Bu bir tanı hatası değil, ancak hastada gereksiz tedaviye yol açar (overtreatment). Bu durumu hasta temelinde saptamak mümkün değil, sadece toplum temelli araştırmalarda görebiliriz. Hastalarda, hastanın sorununa yönelik olmayan gereksiz testlerin istenmemesi bu durumun engellenmesi için çok önemlidir. Hataları kabul eden bir sisteme geçmeliyiz Bugün hala tanı hatalarının bir kısmının farkına varmıyoruz. Bugüne kadar “tanı hatalarının” çok gündeme gelmemesinin nedenlerinden birisi de bu. Hataların bulunduklarında bildirilmeleri çok önemli. Bu da hatayı kabul etmeyen bir sistemden, hataları kabul eden ve oluşmasını engellemeye çalışan bir sisteme doğru yol almamız ile mümkün. Bu rapor, tanı hatalarının azaltılması için bazı öneriler sunuyor; burada onlardan başlıklar halinde söz edilecek. Ancak en büyük vurguyu, hastaları ve hasta yakınlarını da içerecek şekilde ekip çalışmasının önemi almakta. Ekip çalışmasının artırılması Bu sadece farklı dallarda çalışan hekimlerin ve diğer sağlık personelinin bir ekip olarak çalışmasını önermiyor, aynı zamanda hasta ve yakınlarının da tanı verilme aşamasında sürecin içine sokulması gereğini vurguluyor. Hasta ve yakınlarının hekime vereceği bilgilerin dikkatli dinlenmesi, bazı durumlarda doğru tanıya ulaşmada çok önemli ipuçları verir. Bunun bir çok örneği bilinir. Bu nedenle hastalara tanı süreçlerine katılabilmeleri için olanak sağlanmalı ve daha fazla bilgilendirme yapılmalı.. hatta hastanın kendi sağlık kayıtlarına ulaşmasının sağlanması da önerilmekte. Sağlık profesyonellerine de bu yeni tanısal süreçler hakkında, takım çalışması, hasta ve profesyonel sağlık ekibi ile iletişim vb. konularda eğitimler verilmesi, bilişim teknolojilerinin tanısal süreçlere entegre edilmesi ve hekimlerin tanısal süreçte bunları kullanmalarının sağlanması, klinikte tanı hatalarını tanınması, azaltılması ve nedenlerinin öğrenilmesi için yöntemlerin geliştirilmesi, tanısal performansı arttıracak yöntemlerin ve kültürün geliştirilmesi, tanı hatalarının bildirilmesini teşvik edecek bir ortamın ve tıbbi yükümlülük sisteminin hataların azaltılması hedefine yönelik olarak kurulması, ödeme sisteminde değişiklikler ve tanı süreci ve tanı hataları ile ilgili daha çok araştırmanın yapılmasının teşvik edilmesi, raporda vurgulanan diğer tanı hatalarını azaltıcı öneriler. Sonuç olarak, herkesin hayatında en azından bir kez yaşadığı düşünülen “tanı hatası” çok önemli bir sağlık sorunu. Tanı hatalarını görmezden gelmek veya kaçmak yerine bir daha oluşmaması için kayda geçerek gerekli önemleri almak, tanı sürecinde yer alan herkes ile etkili ve profesyonel bir iletişimi sağlamak ve hepsinden önemlisi tüm sistemi bu yönde yeniden oluşturmak. Görüldüğü gibi hiç de kolay bir süreç değil, ama durumun farkında olmak bu süreç için en önemli adım. Prof.Dr. Alp Usubütün / Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji AD / alpusubutun@yahoo.com Kaynak: 1- Erin P. Balogh, Bryan T. Miller, and John R. Ball, Editors; Committee on Diagnostic Error in Health Care; Board on Health Care Services; Improving diagnosis in Health Care, Institute of Medicine; The National Academies of Sciences, Engineering, and Medicine. http://www.nap.edu/download/21794 2- Linda T. Kohn, Janet M. Corrigan, and Molla S. Donaldson, Editors; Committee on Quality of Health Care in America, To Err Is Human: Building a Safer Health System, Institute of Medicine. http://www.nap.edu/download/9728</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/tipta-tani-hatalarini-azaltmak-mumkun-mu">Tıpta tanı hatalarını azaltmak mümkün mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong><strong>“Institute of Medicine” tarafından hazırlanan rapor önemli ipuçları içeriyor.</strong></p>
<p>Kendi tıp öğrenciliği yıllarımda hekimlerin hatasız kullar oldukları, hata yapan kişilerin ise kötü hekimler olduğu düşüncesi yaygındı. Sonra hekimlik mesleğine başladığımda aslında hatanın her yerde olduğunu, işlerin hiç de hayalimizde oluşturduğumuz gibi olmadığını fark ettim. Bu farkına varma durumunun aslında bu sorun ile nasıl baş edilebileceğini düşünme sürecinin de başlangıcı olduğunu gördüm ve o günden beri de gelişmiş ülkelerde bu konuda yapılanları izlemeye çalışıyorum.</p>
<p>Dünya’daki tıbbi hatalar ile ilgili en önemli referans, 1999’da “Institute of Medicine” (IOM) tarafından yayınlanan “To Err is Human: Building a Safer Health System” isimli rapordur. Bu rapor sağlıkta güvenlik hareketinin başlangıcı sayılır, çünkü bu rapor sağlık sistemi içerisinde de ciddi sayıda hata yapıldığı ve bunların sistem üzerinde yapılacak değişiklikler ile engellenebileceğine dair veriler içeriyordu. O günden bu güne IOM sağlık hizmeti verilmesi aşamasında yapılan hataların azaltılması için öneriler geliştirdi. Bu tartışmalar tahmin edilebileceği gibi ülkemizde sadece meraklı bir kesiminin ilgisini çekti ve sınırlı uygulama alanı buldu.</p>
<p>2015’te IOM “Improving Diagnosis in Health Care” isimli yeni bir raporunda özellikle “Tanı Hataları” üzerine vurgu yaptı. Tanı hataları üzerine bu derece yoğun ilgi gösterilen bu rapor gözden kaçmaması gerekir.</p>
<p>Sadece bilimsel gelişmelerin ortaya koyduğu yeni teknolojilerin ve uygulamaların kullanılması, sağlık alanında beklenen gelişmeyi sağlamıyor. Hizmet sunumu sırasında da dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var.  Rapor sadece sağlık alanında çalışan profesyonellere değil hastalara da önemli bir kaynak niteliğinde. Çünkü hastaları ve hasta yakınlarını da tanı sürecinin içerisine aktif olarak katılmaya çağırıyor.</p>
<p>Bu rapora göre, her 20 ABD vatandaşından birisi tanı hatası ile karşılaşıyor, her 10 tanıdan birisi yanlış. ABD gibi gelişmiş ülkelerdeki bu sayıları okurken hep Türkiye’deki durumu merak ediyorum. Elimizde hiç veri yok ama benim gibi bir tahminde bulunuyorsunuzdur sanırım.</p>
<p><strong>Net tanım</strong></p>
<p>Rapor, tanı hataları için çok net bir tanım da getiriyor: <strong><em>Hastanın sorununa doğru ve zamanında tanı konulması ve bunun hastaya iletilmesinde aksama olması</em></strong>. Yani sadece doğru tanı koymak değil bunu hastalığın tedavisini olumsuz etkilemeyecek bir zaman içerisinde yapmak ve hastaya durumu iletmekte gerekli, bunlardan birisinin yapılmaması durumunda tanı hatası olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Bu rapor ile gündeme gelen bir diğer önemli tanım <em><strong>overdiagnosis&#8217;</strong></em>dir. Bu terimin tam Türkçe karşılığını bulmak zor. Ancak burada, tanı konmasına karşın hastanın sağlığını etkilemeyecek, yani tanı konmasa hastada bir belirti ve bulguya neden olmayacak hastalıktan söz edilmektedir. Bu bir tanı hatası değil, ancak hastada gereksiz tedaviye yol açar (overtreatment). Bu durumu hasta temelinde saptamak mümkün değil, sadece toplum temelli araştırmalarda görebiliriz. Hastalarda, hastanın sorununa yönelik olmayan <strong>gereksiz testlerin istenmemesi </strong>bu durumun engellenmesi için çok önemlidir.</p>
<p><strong>Hataları kabul eden bir sisteme geçmeliyiz</strong></p>
<p>Bugün hala tanı hatalarının bir kısmının farkına varmıyoruz. Bugüne kadar “tanı hatalarının” çok gündeme gelmemesinin nedenlerinden birisi de bu. Hataların bulunduklarında bildirilmeleri çok önemli. Bu da hatayı kabul etmeyen bir sistemden, hataları kabul eden ve oluşmasını engellemeye çalışan bir sisteme doğru yol almamız ile mümkün.</p>
<p>Bu rapor, tanı hatalarının azaltılması için bazı öneriler sunuyor; burada onlardan başlıklar halinde söz edilecek. Ancak <strong>en büyük vurguyu</strong>, hastaları ve hasta yakınlarını da içerecek şekilde ekip çalışmasının önemi almakta.</p>
<p><strong>Ekip çalışmasının artırılması</strong> Bu sadece farklı dallarda çalışan hekimlerin ve diğer sağlık personelinin bir ekip olarak çalışmasını önermiyor, aynı zamanda hasta ve yakınlarının da tanı verilme aşamasında sürecin içine sokulması gereğini vurguluyor.</p>
<p>Hasta ve yakınlarının hekime vereceği bilgilerin dikkatli dinlenmesi, bazı durumlarda doğru tanıya ulaşmada çok önemli ipuçları verir. Bunun bir çok örneği bilinir. Bu nedenle hastalara tanı süreçlerine katılabilmeleri için olanak sağlanmalı ve daha fazla bilgilendirme yapılmalı.. hatta hastanın kendi sağlık kayıtlarına ulaşmasının sağlanması da önerilmekte.</p>
<p>Sağlık profesyonellerine de bu yeni tanısal süreçler hakkında, takım çalışması, hasta ve profesyonel sağlık ekibi ile iletişim vb. konularda eğitimler verilmesi, bilişim teknolojilerinin tanısal süreçlere entegre edilmesi ve hekimlerin tanısal süreçte bunları kullanmalarının sağlanması, klinikte tanı hatalarını tanınması, azaltılması ve nedenlerinin öğrenilmesi için yöntemlerin geliştirilmesi, tanısal performansı arttıracak yöntemlerin ve kültürün geliştirilmesi, tanı hatalarının bildirilmesini teşvik edecek bir ortamın ve tıbbi yükümlülük sisteminin hataların azaltılması hedefine yönelik olarak kurulması, ödeme sisteminde değişiklikler ve tanı süreci ve tanı hataları ile ilgili daha çok araştırmanın yapılmasının teşvik edilmesi, raporda vurgulanan diğer tanı hatalarını azaltıcı öneriler.</p>
<p>Sonuç olarak, herkesin hayatında en azından bir kez yaşadığı düşünülen “tanı hatası” çok önemli bir sağlık sorunu. Tanı hatalarını görmezden gelmek veya kaçmak yerine bir daha oluşmaması için kayda geçerek gerekli önemleri almak, tanı sürecinde yer alan herkes ile etkili ve profesyonel bir iletişimi sağlamak ve hepsinden önemlisi tüm sistemi bu yönde yeniden oluşturmak. Görüldüğü gibi hiç de kolay bir süreç değil, ama durumun farkında olmak bu süreç için en önemli adım.</p>
<p><strong>Prof.Dr. Alp Usubütün / Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji AD / <a href="mailto:alpusubutun@yahoo.com">alpusubutun@yahoo.com</a></strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>1- Erin P. Balogh, Bryan T. Miller, and John R. Ball, Editors; Committee on Diagnostic Error in Health Care; Board on Health Care Services; Improving diagnosis in Health Care, Institute of Medicine; The National Academies of Sciences, Engineering, and Medicine. http://www.nap.edu/download/21794</p>
<p>2- Linda T. Kohn, Janet M. Corrigan, and Molla S. Donaldson, Editors; Committee on Quality of Health Care in America, To Err Is Human: Building a Safer Health System, Institute of Medicine. http://www.nap.edu/download/9728</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/tipta-tani-hatalarini-azaltmak-mumkun-mu">Tıpta tanı hatalarını azaltmak mümkün mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8319</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
