<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hititler arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/hititler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/hititler</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Mar 2023 10:41:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküş sebebi, iklim değişimi miydi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/hitit-imparatorlugunun-cokus-sebebi-iklim-degisimi-miydi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 10:40:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[genç tunç çağı]]></category>
		<category><![CDATA[hattuşa]]></category>
		<category><![CDATA[hitit]]></category>
		<category><![CDATA[Hititler]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şiddetli bir kuraklık Geç Tunç Çağı Anadolu&#8217;sunu üç yıl üst üste kasıp, kavurmuştu. Bu kuraklığın tam olarak ne zaman yaşandığı kesin olarak tarihlendirilebildi. Ve bu tarih Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküşüyle aynı zamana denk geliyor. Dört yüz yılı aşkın bir süre için Hatti Krallığı Geç Tunç Çağı&#8217;nın hakim güçlerinden biriydi. İ.Ö. 17. y.y.’dan itibaren, günümüzde Hitit olarak isimlendirdiğimiz hükümdarlar, anavatanları Orta Anadolu’daki başkent Hattuşa çevresindeki nüfuzlarını artırarak, 13. yüzyıla kadar Asur beyleri ve Mısır’daki firavunlar kadar güçlü hale geldiler. Fakat İ.Ö. 1200 yılından hemen sonra Hatti’nin ihtişamı birdenbire yok oldu. İ.Ö. 1207’de yeni kral olan Suppiluliuma II, Hattuşa’da tahta çıkmış ve kısa bir süre sonra da, özellikle de bakır zengini olan Kıbrıs’a yaptığı başarılı seferlerini yazıtlarla kutlamıştı. Fakat sonra sadece kral Suppiluliuma II değil, tüm devlet yok oldu. Anlaşıldığı üzere Hattuşa sanıldığı gibi fethedilmemiş, bunun yerine planlı bir şekilde boşaltılmıştı. Saray ve yönetim başka bir yere taşınmıştı ama hiç kimse nerede olduğunu bilmiyordu. Cornell Üniversitesi’nde Sturt Manning yönetiminde çalışan ekibin Nature dergisinde yayımlanan araştırması, eski bir tahminle ilgili yeni kanıtlar sundu. Bir arkeometri bilimcisi olan Manning’in uzmanlığı, ağaç halkalarının değerlendirilmesidir. Araştırmacı ekibiyle birlikte ağaç halkalarının kalınlığı dışında, ağaçtaki iki istikrarlı karbon izotopu olan C13 ve C12 oranını belirliyor. Bunlar ağacın yeni bir büyüme halkası geliştirdiği iklim koşulları için birer göstergedir: Bir yılın ilkbaharında ve yazında daha az yağış düştüğünde halkalar ince kalıyor. Havadaki düşük nem de C13 oranını, (C12’ye kıyasla) göreceli olarak artırıyor. Bunların dışında araştırmacılar C14 oranına göre ve farklı zamanlara ait ağaçların halka motiflerini karşılaştırarak, bir ağacın büyüme halkasını, tam olarak ne zaman geliştirdiğini belirleyebiliyorlar. Bu örneğin Hattuşa kalıntılarının yaklaşık olarak 230 kilometre batısındaki Gordion kentinde, arkeologlar tarafından bulunan ve bir zamanlar yapı malzemesi olarak kullanılan ardıç ağacının gövdeleriyle mümkün olmuş. Bu kütükler üç yıllık hata payıyla, İ.Ö. 1775 ila 748 arasındaki dönem için yıllara dağılmış tam bir ağaç halkası kroniği sunuyor. Buna göre İ.Ö. 1270 ile 1135 arasında, İ.Ö. 1198’den başlayarak üç yıl üst üste, (günümüzde verimli bir tahıl ekimi için gerekli olan) yıllık minimumdan daha az yağış düşmüş. İ.Ö. 1198 ile 1187 arasındaki zaman diliminde ise ağaç halkalarının kalınlığına göre yapılan tahminler ise, bölgede en az altı yıl boyu, Gordion’daki en düşük yağış seviyesi kadar yağmur yağdığını açıklıyor. Ayrıca C 13 ölçümleriyle de İ.Ö. 1232 ile 1192 yılları arası için genel olarak çok kurak koşullar ortaya çıkmış. Kuraklık İ.Ö. 1221-1222 yılları için en yüksek seviyedeydi ki yazılı kaynaklardaki bilgilere göre 1195 yılın tahıl kıtlığı yaşanmıştı. Yani özetle o tarihlerde Gordion kentinin çevresinde, hatta tüm Anadolu’da yıllarca devam eden şiddetli bir kuraklık hüküm sürmüştü. Bununla birlikte Manning ve ekibi Suppiluliuma II ve imparatorluğunun sadece kuraklık yüzünden haritadan silindiğinin söylenemeyeceğinin de altını çiziyor. Anadolu Hatti kralının tahta çıkmasından önce de kurak bir bölgeydi ve Hititler, verimsiz geçen bir veya iki ekin hasadının ardından toplumu doyuracak silolara sahipti. Belki de bu tahıl depoları üç yıl yetecek kadar tahıl bulundurmuyordu. Ayrıca araştırmacılar, Hitit İmparatorluğu’nda ve özellikle de Hattuşa çevresinde ormansızlaşmaya ve mera hayvancılığına dair kanıtlar da bulmuşlar ki bu da toprak erozyonunu tetiklemişti. Hititler bu şekilde yiyecek üretimini artırmışlardı ama aynı zamanda riskleri de. Aslında buraya kadar anlatılanlar hiç yabancı gelmiyor. Nitekim iklim değişimleri, özellikle kuraklıkla ilgili olanlar son yıllarda uygarlıkların çöküşleriyle sık sık ilişkilendirilmeye başlandı. Amerikalı tarihçi Rhys Carpenter, daha 1966’da Hititlerle aşağı yukarı aynı zamanlarda şiddetli bir kuraklık yüzünden, Miken kültürünün de dünya sahnesinden silindiğini açıklamıştı. Bu biraz da alternatif hipotezlerin eksikliğine bağlanıyordu aslında. Gerçekte o tarihlerde sadece Miken ve Hitit kültürleri değil, Ön Asya’daki tüm Geç Tunç Çağı devletleri son bulmuştu. Asur ve Babil’de çöküş yaşanmıştı. Hatta Ramses III zamanında Mısır bile deniz kavimlerinin saldırılarına karşı koymasına rağmen, hiçbir zaman aynı büyüklüğe kavuşamadı. Her ne kadar Doğu Akdeniz bölgesinin kuzeyindeki ve batısındaki karışıklıklar çok şiddetli olmuş olsa da kaybolan sadece imparatorluklar ve ulusal devlet anlayışı değildi, yazının kullanımı bile ortadan kalkmıştı. Dünya düzeni tamamen altüst olmuştu. Manning ve ekibinin kısa bir süre önce kesin olarak belirlemiş olduğu Anadolu kuraklığı, birçok faktörden sadece biriydi. Diğer bir faktör olasılıkla, önceki yüzyıllardaki refahı tetikleyen gelişmeydi: Uzak mesafeli ticaret ve bunun sonucunda çeşitli devlet yapılarının ve kültürel alanların karşılıklı bağımlıkları. O tarihlerde küreselleşmenin eski bir biçimi vardı ve sonunda her şeyden önce kalay ihtiyacının karşılanamaması yüzünden çökmüştü. O zamanlar verimli kalay yatakları sadece İspanya veya Afganistan, yani o zamanki dünyanın dışındaki bölgelerde bulunuyordu. Kalay olmadan tunç üretilemediği için tarihçiler kalayın uluslararası ticaretteki önemini, günümüzde petrolün rolüyle karşılaştırıyorlar. Fakat kalaya dayalı ekonominin çöküşü yeni bir hammaddeyi ön plana çıkardı: Bundan sonra işlenmesi daha zor olan ama buna karşın elde edilmesi daha kolay demirle, nihayetinde tunca göre daha üstün olan bir teknoloji geliştirilecekti. Böylece Tunç Çağı, Anadolu’daki şiddetli kuraklığın da etkisiyle &#8211; ancak iklim değişimi olmadan da er ya da geç başlayacak olan olaylarla &#8211; son bulmuştu. Kaynak: Tree rings reveal drought that might hava doomed the Hittites, Nature, 10.02.2023. Severe multi-year drought coincident with Hittite collapse around 1198-1196 BC, Nature, 8.02.2023. Zerstörte Hitze das Hethiterreich? FAZ.NET, 8.02.2023.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/hitit-imparatorlugunun-cokus-sebebi-iklim-degisimi-miydi">Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküş sebebi, iklim değişimi miydi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şiddetli bir kuraklık Geç Tunç Çağı Anadolu&#8217;sunu üç yıl üst üste kasıp, kavurmuştu. Bu kuraklığın tam olarak ne zaman yaşandığı kesin olarak tarihlendirilebildi. Ve bu tarih Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküşüyle aynı zamana denk geliyor.</p>
<p>Dört yüz yılı aşkın bir süre için Hatti Krallığı Geç Tunç Çağı&#8217;nın hakim güçlerinden biriydi. İ.Ö. 17. y.y.’dan itibaren, günümüzde Hitit olarak isimlendirdiğimiz hükümdarlar, anavatanları Orta Anadolu’daki başkent Hattuşa çevresindeki nüfuzlarını artırarak, 13. yüzyıla kadar Asur beyleri ve Mısır’daki firavunlar kadar güçlü hale geldiler. Fakat İ.Ö. 1200 yılından hemen sonra Hatti’nin ihtişamı birdenbire yok oldu. İ.Ö. 1207’de yeni kral olan Suppiluliuma II, Hattuşa’da tahta çıkmış ve kısa bir süre sonra da, özellikle de bakır zengini olan Kıbrıs’a yaptığı başarılı seferlerini yazıtlarla kutlamıştı. Fakat sonra sadece kral Suppiluliuma II değil, tüm devlet yok oldu. Anlaşıldığı üzere Hattuşa sanıldığı gibi fethedilmemiş, bunun yerine planlı bir şekilde boşaltılmıştı. Saray ve yönetim başka bir yere taşınmıştı ama hiç kimse nerede olduğunu bilmiyordu.</p>
<p>Cornell Üniversitesi’nde Sturt Manning yönetiminde çalışan ekibin <strong><em>Nature</em></strong> dergisinde yayımlanan araştırması, eski bir tahminle ilgili yeni kanıtlar sundu. Bir arkeometri bilimcisi olan Manning’in uzmanlığı, ağaç halkalarının değerlendirilmesidir. Araştırmacı ekibiyle birlikte ağaç halkalarının kalınlığı dışında, ağaçtaki iki istikrarlı karbon izotopu olan C13 ve C12 oranını belirliyor. Bunlar ağacın yeni bir büyüme halkası geliştirdiği iklim koşulları için birer göstergedir: Bir yılın ilkbaharında ve yazında daha az yağış düştüğünde halkalar ince kalıyor. Havadaki düşük nem de C13 oranını, (C12’ye kıyasla) göreceli olarak artırıyor.</p>
<p>Bunların dışında araştırmacılar C14 oranına göre ve farklı zamanlara ait ağaçların halka motiflerini karşılaştırarak, bir ağacın büyüme halkasını, tam olarak ne zaman geliştirdiğini belirleyebiliyorlar. Bu örneğin Hattuşa kalıntılarının yaklaşık olarak 230 kilometre batısındaki Gordion kentinde, arkeologlar tarafından bulunan ve bir zamanlar yapı malzemesi olarak kullanılan ardıç ağacının gövdeleriyle mümkün olmuş.</p>
<p>Bu kütükler üç yıllık hata payıyla, İ.Ö. 1775 ila 748 arasındaki dönem için yıllara dağılmış tam bir ağaç halkası kroniği sunuyor. Buna göre İ.Ö. 1270 ile 1135 arasında, İ.Ö. 1198’den başlayarak üç yıl üst üste, (günümüzde verimli bir tahıl ekimi için gerekli olan) yıllık minimumdan daha az yağış düşmüş. İ.Ö. 1198 ile 1187 arasındaki zaman diliminde ise ağaç halkalarının kalınlığına göre yapılan tahminler ise, bölgede en az altı yıl boyu, Gordion’daki en düşük yağış seviyesi kadar yağmur yağdığını açıklıyor. Ayrıca C 13 ölçümleriyle de İ.Ö. 1232 ile 1192 yılları arası için genel olarak çok kurak koşullar ortaya çıkmış. Kuraklık İ.Ö. 1221-1222 yılları için en yüksek seviyedeydi ki yazılı kaynaklardaki bilgilere göre 1195 yılın tahıl kıtlığı yaşanmıştı.</p>
<p>Yani özetle o tarihlerde Gordion kentinin çevresinde, hatta tüm Anadolu’da yıllarca devam eden şiddetli bir kuraklık hüküm sürmüştü. Bununla birlikte Manning ve ekibi Suppiluliuma II ve imparatorluğunun sadece kuraklık yüzünden haritadan silindiğinin söylenemeyeceğinin de altını çiziyor. Anadolu Hatti kralının tahta çıkmasından önce de kurak bir bölgeydi ve Hititler, verimsiz geçen bir veya iki ekin hasadının ardından toplumu doyuracak silolara sahipti. Belki de bu tahıl depoları üç yıl yetecek kadar tahıl bulundurmuyordu.</p>
<p>Ayrıca araştırmacılar, Hitit İmparatorluğu’nda ve özellikle de Hattuşa çevresinde ormansızlaşmaya ve mera hayvancılığına dair kanıtlar da bulmuşlar ki bu da toprak erozyonunu tetiklemişti. Hititler bu şekilde yiyecek üretimini artırmışlardı ama aynı zamanda riskleri de. Aslında buraya kadar anlatılanlar hiç yabancı gelmiyor. Nitekim iklim değişimleri, özellikle kuraklıkla ilgili olanlar son yıllarda uygarlıkların çöküşleriyle sık sık ilişkilendirilmeye başlandı.</p>
<p>Amerikalı tarihçi Rhys Carpenter, daha 1966’da Hititlerle aşağı yukarı aynı zamanlarda şiddetli bir kuraklık yüzünden, Miken kültürünün de dünya sahnesinden silindiğini açıklamıştı. Bu biraz da alternatif hipotezlerin eksikliğine bağlanıyordu aslında. Gerçekte o tarihlerde sadece Miken ve Hitit kültürleri değil, Ön Asya’daki tüm Geç Tunç Çağı devletleri son bulmuştu. Asur ve Babil’de çöküş yaşanmıştı. Hatta Ramses III zamanında Mısır bile deniz kavimlerinin saldırılarına karşı koymasına rağmen, hiçbir zaman aynı büyüklüğe kavuşamadı.</p>
<p>Her ne kadar Doğu Akdeniz bölgesinin kuzeyindeki ve batısındaki karışıklıklar çok şiddetli olmuş olsa da kaybolan sadece imparatorluklar ve ulusal devlet anlayışı değildi, yazının kullanımı bile ortadan kalkmıştı. Dünya düzeni tamamen altüst olmuştu. Manning ve ekibinin kısa bir süre önce kesin olarak belirlemiş olduğu Anadolu kuraklığı, birçok faktörden sadece biriydi.</p>
<p>Diğer bir faktör olasılıkla, önceki yüzyıllardaki refahı tetikleyen gelişmeydi: Uzak mesafeli ticaret ve bunun sonucunda çeşitli devlet yapılarının ve kültürel alanların karşılıklı bağımlıkları. O tarihlerde küreselleşmenin eski bir biçimi vardı ve sonunda her şeyden önce kalay ihtiyacının karşılanamaması yüzünden çökmüştü. O zamanlar verimli kalay yatakları sadece İspanya veya Afganistan, yani o zamanki dünyanın dışındaki bölgelerde bulunuyordu.</p>
<p>Kalay olmadan tunç üretilemediği için tarihçiler kalayın uluslararası ticaretteki önemini, günümüzde petrolün rolüyle karşılaştırıyorlar. Fakat kalaya dayalı ekonominin çöküşü yeni bir hammaddeyi ön plana çıkardı: Bundan sonra işlenmesi daha zor olan ama buna karşın elde edilmesi daha kolay demirle, nihayetinde tunca göre daha üstün olan bir teknoloji geliştirilecekti. Böylece Tunç Çağı, Anadolu’daki şiddetli kuraklığın da etkisiyle &#8211; ancak iklim değişimi olmadan da er ya da geç başlayacak olan olaylarla &#8211; son bulmuştu.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p><strong>Tree rings reveal drought that might hava doomed the Hittites, Nature, 10.02.2023.</strong></p>
<p><strong>Severe multi-year drought coincident with Hittite collapse around 1198-1196 BC, Nature, 8.02.2023.</strong></p>
<p><strong>Zerstörte Hitze das Hethiterreich? FAZ.NET, 8.02.2023.</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/hitit-imparatorlugunun-cokus-sebebi-iklim-degisimi-miydi">Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküş sebebi, iklim değişimi miydi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29062</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Arkeolojinin Delikanlısı&#8217; Muhibbe Darga yaşamını yitirdi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkeolojinin-delikanlisi-muhibbe-darga-yasamini-yitirdi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2018 13:27:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeolojinin Delikanlısı]]></category>
		<category><![CDATA[dilbilimci]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Çaykara]]></category>
		<category><![CDATA[filoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Hititler]]></category>
		<category><![CDATA[Hititolog]]></category>
		<category><![CDATA[kazı]]></category>
		<category><![CDATA[Muhibbe Darga]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye arkeolojisinin en önemli isimlerinden biri olan arkeolog, Hititolog ve dilbilimci Prof. Dr. Muhibbe Darga hayatını kaybetti. Muhibbe Darga kimdir? I. Abdülhamid&#8217;in başmabeyncisi Darugazade Mehmet Emin Bey&#8217;in torunu olan Darga, Erenköy Kız Lisesi&#8217;nin ardından İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde, arkeoloji ve eskiçağ filolojisi eğitimi aldı. Alanında öncü olan Ord. Prof. Arif Müfid Mansel, Prof. Dr. H. Th. Bossert, Prof. Dr. E. Bosch’in gibi hocalardan dersler aldı. Region kazılarında çalıştı ve Anadolu keşif gezilerine katıldı. Lisans tezini Prof. Dr. Th. Bossert denetiminde tamamladıktan sonra aynı hocanın kürsüsünde lisans tezini ve doktorasını yaptı. Bir dönem Güneydoğu Anadolu’da Elazığ ve Muş’ta çeşitli liselerde hocalık yaptı. 1947&#8217;de doktor, 1965&#8217;te doçent ve 1973&#8217;te profesör oldu. Karatepe, Gedikli ve Değirmentepe kazılarına katıldı. Şemsiyetepe ve Şarhöyük kazılarına başkanlık etti. Side dilinin çözümüne katkıda bulundu. Birçok makalenin yanı sıra Eski Anadolu&#8217;da Kadın adlı bir kitabı vardır. 1986 yılında Eskişehir Ana¬dolu Üniversitesi Rektörü Yılmaz Büyükerşen’in daveti üzerine Sinema ve Televizyon Bölümü’nün yüksek lisans öğrencilerine ‘Anadolu Uygarlıkları’ konulu dersler verdi. Yurtiçinde ve ayrıca yurtdışında Floransa’da Aşağı Fırat Havzası Kazıları ve Roma’da Hitit Sanatı hakkında seri konferanslar verdi. Avrupa sergi kataloglarına, yazılarıyla bilimsel katkıda bulundu. Karahna Şehri Kült Envanteri, Eski Anadolu’da Kadın, alanında önemli bir kaynak olan Hitit Mimarlığı 1 &#8211; Arkeolojik ve Filolojik Veriler, kazı anılarını içeren Kazı Başkanının Karavanası isimli kitapları yazdı. 2008 yılında Taner Tarhan, Aksel Tibet ve Erkan Konyar’ın editörlüğünde Sadberk Hanım Müzesi Yayınları tarafından Muhibbe Darga Armağanı kitabı yayınlan­mıştır. Muhibbe Darga, ilk Türk seyyahlarından da olan büyük babası Mehmet Emin Bey&#8217;in anılarını 2009 yılında İstanbul&#8217;dan Asya-yı Vusta&#8217;ya Seyahat adıyla derledi. Arkeolog ve yazar Emine Çaykara&#8217;nın kendisiyle yaptığı ayrıntılı bir söyleşiden oluşan biyografisi 2002 yılında Arkeolojinin Delikanlısı Muhibbe Darga Kitabı adıyla yayımlandı. Kitapta, 1940’larda at üstünde Anadolu’da keşif gezilerine katılmış, çok değerli bilim insanlarının yanında eğitim görmüş ve Hititlerin dünyasını yaşamının merkezi yapmış Muhibbe Darga’nın hayatından önemli kesitler yer alıyor. Darga, söyleşi sırasında Emine Çaykara ile üzerine çöp dökülen tarihi alanlar, bugün nerede olduğu bilinmeyen anıtlar, kazısı için cebinden para harcayan arkeologlarla ve birçok konuyla ilgili ilginç anılar da paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkeolojinin-delikanlisi-muhibbe-darga-yasamini-yitirdi">&#8216;Arkeolojinin Delikanlısı&#8217; Muhibbe Darga yaşamını yitirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye arkeolojisinin en önemli isimlerinden biri olan arkeolog, Hititolog ve dilbilimci Prof. Dr. Muhibbe Darga hayatını kaybetti.</p>
<p><strong>Muhibbe Darga kimdir?</strong></p>
<p>I. Abdülhamid&#8217;in başmabeyncisi Darugazade Mehmet Emin Bey&#8217;in torunu olan Darga, Erenköy Kız Lisesi&#8217;nin ardından İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde, arkeoloji ve eskiçağ filolojisi eğitimi aldı. Alanında öncü olan Ord. Prof. Arif Müfid Mansel, Prof. Dr. H. Th. Bossert, Prof. Dr. E. Bosch’in gibi hocalardan dersler aldı. Region kazılarında çalıştı ve Anadolu keşif gezilerine katıldı. Lisans tezini Prof. Dr. Th. Bossert denetiminde tamamladıktan sonra aynı hocanın kürsüsünde lisans tezini ve doktorasını yaptı. Bir dönem Güneydoğu Anadolu’da Elazığ ve Muş’ta çeşitli liselerde hocalık yaptı.</p>
<p>1947&#8217;de doktor, 1965&#8217;te doçent ve 1973&#8217;te profesör oldu. Karatepe, Gedikli ve Değirmentepe kazılarına katıldı. Şemsiyetepe ve Şarhöyük kazılarına başkanlık etti. Side dilinin çözümüne katkıda bulundu. Birçok makalenin yanı sıra Eski Anadolu&#8217;da Kadın adlı bir kitabı vardır. 1986 yılında Eskişehir Ana¬dolu Üniversitesi Rektörü Yılmaz Büyükerşen’in daveti üzerine Sinema ve Televizyon Bölümü’nün yüksek lisans öğrencilerine ‘Anadolu Uygarlıkları’ konulu dersler verdi.</p>
<p>Yurtiçinde ve ayrıca yurtdışında Floransa’da Aşağı Fırat Havzası Kazıları ve Roma’da Hitit Sanatı hakkında seri konferanslar verdi. Avrupa sergi kataloglarına, yazılarıyla bilimsel katkıda bulundu. <strong>Karahna Şehri Kült Envanteri</strong>, <strong>Eski Anadolu’da Kadın</strong>, alanında önemli bir kaynak olan <strong>Hitit Mimarlığı 1 &#8211; Arkeolojik ve Filolojik Veriler</strong>, kazı anılarını içeren <strong>Kazı Başkanının Karavanası</strong> isimli kitapları yazdı. 2008 yılında Taner Tarhan, Aksel Tibet ve Erkan Konyar’ın editörlüğünde Sadberk Hanım Müzesi Yayınları tarafından <strong>Muhibbe Darga Armağanı</strong> kitabı yayınlan­mıştır.</p>
<p>Muhibbe Darga, ilk Türk seyyahlarından da olan büyük babası Mehmet Emin Bey&#8217;in anılarını 2009 yılında <strong>İstanbul&#8217;dan Asya-yı Vusta&#8217;ya Seyahat</strong> adıyla derledi. Arkeolog ve yazar <strong>Emine Çaykara&#8217;</strong>nın kendisiyle yaptığı ayrıntılı bir söyleşiden oluşan biyografisi 2002 yılında <strong>Arkeolojinin Delikanlısı Muhibbe Darga</strong> Kitabı adıyla yayımlandı.</p>
<p>Kitapta, 1940’larda at üstünde Anadolu’da keşif gezilerine katılmış, çok değerli bilim insanlarının yanında eğitim görmüş ve Hititlerin dünyasını yaşamının merkezi yapmış Muhibbe Darga’nın hayatından önemli kesitler yer alıyor. Darga, söyleşi sırasında Emine Çaykara ile üzerine çöp dökülen tarihi alanlar, bugün nerede olduğu bilinmeyen anıtlar, kazısı için cebinden para harcayan arkeologlarla ve birçok konuyla ilgili ilginç anılar da paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arkeolojinin-delikanlisi-muhibbe-darga-yasamini-yitirdi">&#8216;Arkeolojinin Delikanlısı&#8217; Muhibbe Darga yaşamını yitirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9480</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
