<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insan olmak arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/insan-olmak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/insan-olmak</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Feb 2020 08:49:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>‘İnsan olmak’ üstüne yeni bir deneme&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/insan-olmak-ustune-yeni-bir-deneme</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2019 13:11:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlanma]]></category>
		<category><![CDATA[insan olmak]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15871</guid>

					<description><![CDATA[<p>Köşegen’de  “İnsan Olmak” konulu yazımı okuyan bir dostumdan şu haklı eleştiriyi aldım: “Türkiye 2017, ne bir Osmanlı milleti, ne de ‘Üzerinde Güneş batmayan bir Britanya İmparatorluğu’ ülkesidir. Rudyard Kipling’ in ‘Eğer İnsan olmak’ istersen’ şiiri, biz Türkler için geçerli görünmüyor.” ‘İnsan olmak’ isteyenlere önerilen ‘Kendini bil’mek, çok tanrılı Atina’da, Hıristiyanlık’ta, İslam’da ve günümüzde farklı yorumlanıyor. Kendini bil’mek, yani ‘insan olmak’ erdemi için, İnsan türünün, çağdaş uygarlık öncesindeki yüzbinlerce yıllık ‘Avcı-Toplayıcı’lık tarihini, on bin yılık Tarım Devrimi ile başlayan ‘Üretim-Tüketim dönemleri’ni ve Refah Toplumu’nun 21. yüzyılda ulaştığı noktada kendi türünü ve yaşam-küreyi nasıl tükettiğini bilmesi ya da öğrenmesi gerekli. Herkese Bilim Teknoloji dergisinde yazanlar, iman ve cehalet karşısında, ülkemizin ‘çağdaş uygarlık’ düzeyine erişmesi için akıl ve bilimi savunuyor. Oysa hatırlayalım, HBT’den önceki Cumhuriyet Bilim Teknoloji’de yaşanan J. J. Rousseau tartışması, ünlü bir bilim insanımızın CBT’den ayrılmasına yol açmıştı. Sanımca sorun, bilim ve cehalet değil, seçkinlerin üslup sorunuydu. Aydınlanmacı Rousseau, geri dönülmeyeceğini bile bile, bilimin ve Sanayi Devrimi’nde, yaşanan değişim sürecinin kurulu düzeni, etik değerleri yıktığı görüşündeydi. Günümüzün kimi bilim sözcüleri, bu diyalektik eleştiriyi Voltaire gibi hoş görüyle karşılamadılar. İnsan’ın geleceğini karanlık gören Harari’nin Sapiens’e tepkiler ve uygarlığın trajik sonunu öngören uyarılar azalmadan sürüyor. İnsan eğitimle insanlaştı Rousseau’dan yıllar önce, J. Locke (1700), Aydınlanma çağına ve kültürel devrimlere şöyle yön vermişti: ‘İnsan eğitimle insan oldu!’ Yaratılış inancının ve felsefenin tarihi yanılgılarına karşı, Darwin türlerin evrimini en güçlünün kalıcılığı, Marx ise, insanın türüne ve kendine yabancılaşması ile açıkladı (1870). Arthur Spengler, Batı’nın Çöküşü (1926), eserinde tekniğin, kültür ve sanata egemen oluşundan yakındı. Karl Polanyi, Büyük Dönüşüm’de (1944), ‘Hasta ekonominin gürbüz çocuğu Faşizm, kimsenin tekelinde değildir, her ülkede her zaman görülebilir’ demişti. UNESCO’yu kuran evrimci J. Huxley, Savaşta Felsefe (1945) eserinde şöyle sormuştu: ‘Eğitim, değişim bilincinden başka ne verebilir ki?’ Nikolai Hartmann, Yeni Ontoloji (1945)’de bir varlık sınıflaması yaptı: İnorganik (cansız), Organik (canlı) varlıklar; Süper organik (canlı üstü) ‘uygarlık ve kültürler’ Doğa’yı tüketiyordu. G. Orwell’in 1984 Romanı, öncü bir post-gerçek idi. J. Ellul, Teknolojik Düzen (1962) Batı’yı yönlendiriyor, eleştirisini yineledi. İktisatçı J. K. Galbraith (1985), Refah Toplumu’nda, liberal (tüketim) ekonomisinin sorunlarını sergiledi. Kapitalist ve Sosyalist sistemler başarısızdı; yeni bir Dünya düzenine acilen ihtiyaç vardı. SSCB 1989’da kendiliğinden dağıldı. “Sosyalizm tarihe gömüldü’ diye sevinenler yanılıyordu: Sulu tarımda, tüketen gidiyor, üreten dönüyordu. John Zerzan (2000), Gelecekteki İlkel eleştirisinde, ‘Uygarlık buysa bana vahşeti verin’ diyordu. Ünlü iktisatçı J. E. Stiglitz  (2005), “Küreselleşen Dünya’yı sorgulamak zamanı geldi’ eseriyle Nobel kazandı. Küreselleşen Dünya söylemiyle ‘Devletler Çağı bitti, Küresel Sermaye geldi” diyen Francis Fukuyama birden çark etti: “Devletinizi inşa edin; yoksa, Dünyamız yönetilemez’ çağrısını yaptı (2004). Y. Noah Harari, Sapiens: Doğa egemenliğine yükselen İnsan’ın, yaşam-küre ile birlikte yok olacağını savundu: ‘Ne yapacağını bilmeyen tanrıdan daha tehlikeli ne olabilir?’ Bu yeni denemeyi üçlü bir diziyle sürdürmek niyetindeyim. Bozkurt Güvenç *Aramızdan ayrılan Bozkurt Güvenç&#8216;in anısına saygıyla. Bu yazı HBT&#8217;nin 45. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/insan-olmak-ustune-yeni-bir-deneme">‘İnsan olmak’ üstüne yeni bir deneme&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Köşegen’de </em> “İnsan Olmak” konulu yazımı okuyan bir dostumdan şu haklı eleştiriyi aldım: “Türkiye 2017, ne bir Osmanlı milleti, ne de ‘Üzerinde Güneş batmayan bir Britanya İmparatorluğu’ ülkesidir. <strong>Rudyard Kipling’</strong> in ‘Eğer <em>İnsan olmak’</em> istersen’ şiiri, biz Türkler için geçerli görünmüyor.”</p>
<p>‘İnsan olmak’ isteyenlere önerilen ‘<em>Kendini bil’</em>mek, çok tanrılı Atina’da, Hıristiyanlık’ta, İslam’da ve günümüzde farklı yorumlanıyor. <em>Kendini bil’</em>mek, yani ‘insan olmak’ erdemi için, İnsan türünün, çağdaş uygarlık öncesindeki yüzbinlerce yıllık ‘<em>Avcı-Toplayıcı’</em>lık tarihini, on bin yılık Tarım Devrimi ile başlayan ‘Üretim-Tüketim dönemleri’ni ve Refah Toplumu’nun 21. yüzyılda ulaştığı noktada kendi türünü ve yaşam-küreyi nasıl tükettiğini bilmesi ya da öğrenmesi gerekli.</p>
<p><em>Herkese Bilim Teknoloji </em>dergisinde yazanlar, iman ve cehalet karşısında, ülkemizin ‘çağdaş uygarlık’ düzeyine erişmesi için akıl ve bilimi savunuyor. Oysa hatırlayalım, HBT’den önceki <em>Cumhuriyet Bilim Teknoloji’</em>de yaşanan <strong>J. J. Rousseau</strong> tartışması, ünlü bir bilim insanımızın <em>CBT</em>’den ayrılmasına yol açmıştı.</p>
<p>Sanımca sorun, bilim ve cehalet değil, seçkinlerin üslup sorunuydu. Aydınlanmacı Rousseau, geri dönülmeyeceğini bile bile, bilimin ve Sanayi Devrimi’nde, yaşanan değişim sürecinin kurulu düzeni, etik değerleri yıktığı görüşündeydi. Günümüzün kimi bilim sözcüleri, bu diyalektik eleştiriyi <strong>Voltaire </strong>gibi hoş görüyle karşılamadılar.</p>
<p>İnsan’ın geleceğini karanlık gören <strong>Harari</strong>’nin <em>Sapiens’e tepkiler ve </em>uygarlığın trajik sonunu öngören uyarılar azalmadan sürüyor.</p>
<p><strong>İnsan eğitimle insanlaştı</strong></p>
<p>Rousseau’dan yıllar önce, <strong>J. Locke </strong>(1700), Aydınlanma çağına ve kültürel devrimlere şöyle yön vermişti: ‘<strong><em>İnsan eğitimle insan oldu</em></strong><em>!’</em></p>
<p>Yaratılış inancının ve felsefenin tarihi yanılgılarına karşı, <strong>Darwin </strong>türlerin <em>evrimini en güçlünün kalıcılığı</em>, <strong>Marx</strong> ise, insanın türüne ve kendine yabancılaşması ile açıkladı (1870). <strong>Arthur Spengler,</strong> <em>Batı’nın Çöküşü</em> (1926), eserinde tekniğin, kültür ve sanata egemen oluşundan yakındı. <strong>Karl Polanyi, </strong><em>Büyük Dönüşüm</em>’de (1944), ‘<em>Hasta ekonominin gürbüz çocuğu Faşizm, kimsenin tekelinde değildir, her ülkede her zaman görülebilir’</em> demişti.</p>
<p>UNESCO’yu kuran evrimci<strong> J. Huxley, </strong><em>Savaşta Felsefe</em> (1945) eserinde şöyle sormuştu:<strong> ‘</strong><em>Eğitim, değişim bilincinden başka ne verebilir ki?</em>’</p>
<p><strong>Nikolai Hartmann</strong>, <em>Yeni Ontoloji</em> (1945)’de bir varlık sınıflaması yaptı: <em>İnorganik</em> (cansız),<em> Organik</em> (canlı) varlıklar; <em>Süper organik</em> (canlı üstü) ‘uygarlık ve kültürler’ Doğa’yı tüketiyordu.</p>
<p><strong>G. Orwell’</strong>in <em>1984 Romanı</em>, öncü bir <em>post-gerçek</em> idi. <strong>J. Ellul,</strong> <em>Teknolojik Düzen</em> (1962) Batı’yı yönlendiriyor, eleştirisini yineledi. İktisatçı <strong>J. K.</strong> <strong>Galbraith</strong> (1985), <em>Refah Toplumu</em>’nda, liberal (tüketim) ekonomisinin sorunlarını sergiledi. Kapitalist ve Sosyalist sistemler başarısızdı; yeni bir Dünya düzenine acilen ihtiyaç vardı.</p>
<p><strong>SSCB</strong> 1989’da kendiliğinden dağıldı. “Sosyalizm tarihe gömüldü’ diye sevinenler yanılıyordu: Sulu tarımda, tüketen gidiyor, üreten dönüyordu. <strong>John</strong> <strong>Zerzan</strong> (2000), <em>Gelecekteki İlkel</em> eleştirisinde, ‘<em>Uygarlık buysa bana vahşeti verin’ </em>diyordu.</p>
<p>Ünlü iktisatçı <strong>J. E. Stiglitz  </strong>(2005), <strong>“</strong><em>Küreselleşen Dünya’yı sorgulamak zamanı geldi’</em> eseriyle Nobel kazandı. Küreselleşen Dünya söylemiyle ‘Devletler Çağı bitti, Küresel Sermaye geldi” diyen <strong>Francis</strong> <strong>Fukuyama</strong> birden çark etti: “Devletinizi inşa edin; yoksa, Dünyamız yönetilemez’ çağrısını yaptı (2004).</p>
<p><strong>Y. Noah</strong> <strong>Harari</strong>, <em>Sapiens</em>: Doğa egemenliğine yükselen İnsan’ın, yaşam-küre ile birlikte yok olacağını savundu: ‘<em>Ne yapacağını bilmeyen tanrıdan daha tehlikeli ne olabilir?’</em></p>
<p>Bu yeni denemeyi üçlü bir diziyle sürdürmek niyetindeyim.</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong></p>
<p><strong><em>*Aramızdan ayrılan <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/yazarimiz-bozkurt-guvenci-kaybettik">Bozkurt Güvenç</a>&#8216;in anısına saygıyla. Bu yazı HBT&#8217;nin 45. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/insan-olmak-ustune-yeni-bir-deneme">‘İnsan olmak’ üstüne yeni bir deneme&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15871</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Trafik kaosunun cebimize maliyeti yılda 8 milyar lira mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/trafik-kaosunun-cebimize-maliyeti-yilda-8-milyar-lira-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2017 05:47:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[4. sanayi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cushing]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[haydarpaşa garı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[insan olmak]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kural ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[rant]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğan Kuban, İstanbul’un kaotik ve yaşanmaz bir kente dönüştüğünü ve Türkiye’yi çökerteceğini yazdı bir kaç kez. İstanbul’a kitlesel göçler ve her yıl katlanarak artan arabalar&#8230; Siyasi iktidarların hiçbirinin İstanbul’a göçü önleyecek bir ekonomik programı olmadığını biliyoruz. Anadolu’da ekonomisi güçlü çekim-cazibe merkezleri yaratmak, ancak ciddi planlamanın sonucu olabilir. Bu serbest piyasa kurallarıyla çözülecek bir sorun olamaz. Ama iktidarlar her zaman, kolay yoldan gittiler, İstanbul’u daha büyük bir rant alanına dönüştürecek projelere imza attılar. Ülkenin serveti bu kente yatırılıyor hâlâ. Dolayısıyla göçü, arabayı teşvik ediyor. İki ucu arasındaki mesafe 200 km’den fazla bir kent; bir canavar. İstanbul’daki kaos kaça mal oluyor bize? Çeşitli hesaplamalar var. Büyükşehir Ulaştırma danışmanı Mustafa Ilıcalı’nın 2014’te yaptığı bir açıklama var: yılda 6 milyar TL. Üniversitelerin yaptığı ölçümler de var: bir saatin 40 dakikası boşa geçiyor. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Lojistik Uygulamaları ve Araştırmaları Merkezi’nin 2014 Aralık tarihli ciddi araştırması (Prof. Dr. Okan Tuna ve Yrd. Doç. Dr. Serkan Gürsoy): Avrupa –Asya koridorunu her gün kullanan 200 bin aracın aylık kaybı, 2 milyon 185 TL. Araç başı 11 TL’ye yakın kayıp ki 2,5 yıl içinde bu katlanmıştır. Mayıs 2015’te Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Mühendisleri de, araştırmalarında 6 milyar ekonomik kayba işaret ediyordu. Cepten uçan rakam İstanbul’da yılda 6.5 milyar TL. Şimdi ise 8 milyarı bulmuştur! Ulaşım ağlarına milyarlar yatırılacak, kent büyüyecek, araba sayısı katlanacak ve sorun tabii ki çözümlenmeyecek. Bu kez yeni yollar, köprüler, tünellere yine milyarlar yatırılacak. Araba, trafik, ulaşım, sahiplik: değişiyor hepsi Bu sayımızda size, bizde izi bile gözükmeyen, dünyada yakın gelecekte uygulamaya konacak araçlar ve trafik sistemlerini gündeme getiriyoruz. Dünyada büyük kentlere akıllı teknolojik sistem çözümleri geliştiriliyor. Ayrıca bugünkü klasik arabaların yerini alacak örneğin sürücüsüz arabalar ve yeni yol sistemleri deneniyor.  Erdal Musoğlu birbiriyle, altyapıyla trafikle konuşan akıllı araç sistemlerini yazdı. Peki ya sürücüsüz arabalarla dolu trafiği düşleyebilir misiniz?! Sürücü hataları, yanlışlıkları ve kural çiğnemelerinden arınmış bir trafik nasıl olur? Reyhan Oksay ayrıca artık araba satın alma döneminin biteceğini haber veriyor bize! Ortak kullanım araçlarına dönüşecek hepsi ve park bulma sorunu da ortadan kalkacak… Dördüncü Sanayi Devrimi, klasik taşıt, yol, sahiplenme&#8230; Tüm bilinenleri silecek. “En son tahminlere bakarsanız otomobil üreticileri 2020-2025 arasında tam otomatik, insan müdahalesine gerek bırakmayan modellerini piyasaya sürmeyi planlıyor.” Düşünce Özgürlüğü ve Hukuk Doğan Kuban bu başlık altında, çok uyarıcı bir yazı kaleme aldı. Tarihsel olarak yoğuruyor bugünü ve diyor ki “İslam dünyasını da 1970’lerden bu yana yakından tanımak olanağını bulan bir gözlemci olarak, İslamın şu anda geleceği en karanlık toplumlarından biri olduğuna inanıyorum.” Atabay ve Kılıç, Cushing’i anlattıkları ikinci yazılarında, “Cushing, temel olarak, insan beynine cerrahi olarak müdahale edilebileceğini kanıtladı ve bunun yolunu gösterdi” diyor. Karaesmen, Haydarpaşa Garı üzerine yazarken, Ali Akurgal “Genç beyinlerde, canını vermeyi hedef hâline getirmeyi değil, bilim-kurgu düzeyinde, o gün var olmayan olanakları, teknikleri hayal etmeyi sağlamalıyız” diyerek yaratıcılığın yolunu gösteriyor: “Yenilik, beyinlerin kalıplara uydurulmadığı, fikir özgürlüğü ortamında kurulan hayallerden ortaya çıkar.” Tabii 4. Sanayi Devrimi söz konusu iken, Sinan Alçın’ın konu ile ilgili bütünleştirici yazısını anımsatmalıyız. Bayram Ali Eşiyok Trump-Çin geriliminin dünyanın ekonomik ve siyasi geleceğiyle ilgisini kurarken, Bozkurt Güvenç haber verelim ki insan olmak konusuna esaslı el attı ve bu konuda ilk yazısını yazdı. Kaçırmayın! Kültür ve uygarlığı canlı-üstü varlık olarak tanımlıyor! Günseli Gümüşel &#8220;Cumhuriyet’in yeni kadını&#8221; üzerine yazdı! Daha pek çok yazı ve konu ile dolu bir HBT karşınızda. Her Cuma bir hafta sürecek beyin besleme günü başlıyor. Geleceği başka türlü inşa etmemiz mümkün değil… Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/trafik-kaosunun-cebimize-maliyeti-yilda-8-milyar-lira-mi">Trafik kaosunun cebimize maliyeti yılda 8 milyar lira mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğan Kuban</strong>, İstanbul’un kaotik ve yaşanmaz bir kente dönüştüğünü ve Türkiye’yi çökerteceğini yazdı bir kaç kez. İstanbul’a kitlesel göçler ve her yıl katlanarak artan arabalar&#8230; Siyasi iktidarların hiçbirinin İstanbul’a göçü önleyecek bir ekonomik programı olmadığını biliyoruz. Anadolu’da ekonomisi güçlü çekim-cazibe merkezleri yaratmak, ancak ciddi planlamanın sonucu olabilir.</p>
<p>Bu serbest piyasa kurallarıyla çözülecek bir sorun olamaz. Ama iktidarlar her zaman, kolay yoldan gittiler, İstanbul’u daha büyük bir rant alanına dönüştürecek projelere imza attılar. Ülkenin serveti bu kente yatırılıyor hâlâ. Dolayısıyla göçü, arabayı teşvik ediyor. İki ucu arasındaki mesafe 200 km’den fazla bir kent; bir canavar.</p>
<p>İstanbul’daki kaos kaça mal oluyor bize? Çeşitli hesaplamalar var. Büyükşehir Ulaştırma danışmanı Mustafa Ilıcalı’nın 2014’te yaptığı bir açıklama var: yılda 6 milyar TL.</p>
<p>Üniversitelerin yaptığı ölçümler de var: bir saatin 40 dakikası boşa geçiyor. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Lojistik Uygulamaları ve Araştırmaları Merkezi’nin 2014 Aralık tarihli ciddi araştırması (Prof. Dr. Okan Tuna ve Yrd. Doç. Dr. Serkan Gürsoy): Avrupa –Asya koridorunu her gün kullanan 200 bin aracın aylık kaybı, 2 milyon 185 TL. Araç başı 11 TL’ye yakın kayıp ki 2,5 yıl içinde bu katlanmıştır. Mayıs 2015’te Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Mühendisleri de, araştırmalarında 6 milyar ekonomik kayba işaret ediyordu.</p>
<p>Cepten uçan rakam İstanbul’da yılda 6.5 milyar TL. Şimdi ise 8 milyarı bulmuştur! Ulaşım ağlarına milyarlar yatırılacak, kent büyüyecek, araba sayısı katlanacak ve sorun tabii ki çözümlenmeyecek. Bu kez yeni yollar, köprüler, tünellere yine milyarlar yatırılacak.</p>
<p><strong>Araba, trafik, ulaşım, sahiplik: değişiyor hepsi</strong></p>
<p>Bu sayımızda size, bizde izi bile gözükmeyen, dünyada yakın gelecekte uygulamaya konacak araçlar ve trafik sistemlerini gündeme getiriyoruz.</p>
<p>Dünyada büyük kentlere akıllı teknolojik sistem çözümleri geliştiriliyor. Ayrıca bugünkü klasik arabaların yerini alacak örneğin sürücüsüz arabalar ve yeni yol sistemleri deneniyor.  <strong>Erdal Musoğlu</strong> birbiriyle, altyapıyla trafikle konuşan akıllı araç sistemlerini yazdı. Peki ya sürücüsüz arabalarla dolu trafiği düşleyebilir misiniz?! Sürücü hataları, yanlışlıkları ve kural çiğnemelerinden arınmış bir trafik nasıl olur? <strong>Reyhan Oksay</strong> ayrıca artık araba satın alma döneminin biteceğini haber veriyor bize! Ortak kullanım araçlarına dönüşecek hepsi ve park bulma sorunu da ortadan kalkacak…</p>
<p>Dördüncü Sanayi Devrimi, klasik taşıt, yol, sahiplenme&#8230; Tüm bilinenleri silecek. “<em>En son tahminlere bakarsanız otomobil üreticileri 2020-2025 arasında tam otomatik, insan müdahalesine gerek bırakmayan modellerini piyasaya sürmeyi planlıyor</em>.”</p>
<p><strong>Düşünce Özgürlüğü ve Hukuk</strong></p>
<p>Doğan Kuban bu başlık altında, çok uyarıcı bir yazı kaleme aldı. Tarihsel olarak yoğuruyor bugünü ve diyor ki “<em>İslam dünyasını da 1970’lerden bu yana yakından tanımak olanağını bulan bir gözlemci olarak, İslamın şu anda geleceği en karanlık toplumlarından biri olduğuna inanıyorum</em>.”</p>
<p>Atabay ve Kılıç, Cushing’i anlattıkları ikinci yazılarında, “Cushing, temel olarak, insan beynine cerrahi olarak müdahale edilebileceğini kanıtladı ve bunun yolunu gösterdi” diyor.</p>
<p><strong>Karaesmen, </strong>Haydarpaşa Garı üzerine yazarken<strong>, Ali Akurgal </strong>“Genç beyinlerde, canını vermeyi hedef hâline getirmeyi değil, bilim-kurgu düzeyinde, o gün var olmayan olanakları, teknikleri hayal etmeyi sağlamalıyız” diyerek yaratıcılığın yolunu gösteriyor: “<strong>Yenilik, beyinlerin kalıplara uydurulmadığı, fikir özgürlüğü ortamında kurulan hayallerden ortaya çıkar</strong>.”</p>
<p>Tabii 4. Sanayi Devrimi söz konusu iken, <strong>Sinan Alçın</strong>’ın konu ile ilgili bütünleştirici yazısını anımsatmalıyız. <strong>Bayram Ali Eşiyok</strong> Trump-Çin geriliminin dünyanın ekonomik ve siyasi geleceğiyle ilgisini kurarken, <strong>Bozkurt Güvenç</strong> haber verelim ki <strong><em>insan olmak</em></strong> konusuna esaslı el attı ve bu konuda ilk yazısını yazdı. Kaçırmayın! Kültür ve <strong>uygarlığı canlı-üstü varlık</strong> olarak tanımlıyor! <strong>Günseli Gümüşel</strong> &#8220;Cumhuriyet’in yeni kadını&#8221; üzerine yazdı!</p>
<p>Daha pek çok yazı ve konu ile dolu bir HBT karşınızda.</p>
<p>Her Cuma bir hafta sürecek beyin besleme günü başlıyor. Geleceği başka türlü inşa etmemiz mümkün değil…</p>
<p>Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/trafik-kaosunun-cebimize-maliyeti-yilda-8-milyar-lira-mi">Trafik kaosunun cebimize maliyeti yılda 8 milyar lira mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5316</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
