<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insanlık arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/insanlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/insanlik</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Jun 2017 12:11:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İç savaş turizmi: İnsanlığa ibret için</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/ic-savas-turizmi-insanliga-ibret-icin</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2017 09:29:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[guernica]]></category>
		<category><![CDATA[iç savaş]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[picasso]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6722</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir tablonun 80’inci yıldönümü anılıyor. Kutlanmıyor, anılıyor. Çünkü tablo, bir cinayetin resmi. 80 yıl önce işlenen cinayet, uygar dünyanın ortak belleğine bu tabloyla nakşolmuş. &#160; Tablo: Guernica. Ressam: Picasso. Yıl: 1937. Bilenlerden özür dileyerek, bilmeyenlere: 17 Temmuz 1936’da İspanya’da, Cumhuriyetçi hükümete isyan ederek muhafazakarları, aşırı sağcıları yanına toplayan General Franko ve ordusu iç savaşı başlattı. Ülkenin güneyinden kuzeyine doğru adım adım ilerlediler. Onları, Hitler’in Nazi Almanyası, Mussolini’nin faşist İtalyası destekledi. Paraca, askerce, donanımca. İspanya’nın yasal hükümeti ise dışardan pek az yardım alabildi. Yabancı aydınlar ve gönüllülerden oluşan Milletler Taburu’nda yazar Ernest Hemingway, yazar George Orwell, “ilk kadın savaş muhabiri” Martha Gellhorn, sonradan Yugoslavya lideri olacak Tito, fotoğrafçı Robert Capa başta gelen ünlülerdi. Savaşı fiilen izlediler. Hemingway daha sonra anılarını romanlaştırdı. Gökten gelen cinayet 26 Nisan 1937’de ülkenin kuzeyinde Atlantik kıyısındaki küçük Bask kasabası Guernica’ya, Alman ve İtalyan savaş uçaklarıyla yapılan saldırıda kasaba, 2 bin kişiyle yok oldu. Bu cinayet dünyada duyulduktan sonra, Paris’te yaşayan İspanyol ressam Picasso 3.5 x 7.75 metre boyutlarında siyah, beyaz, gri renklerle –şimdi dünyaca tanınan- Guernica tablosunu yaptı. İspanya’ya demokrasi yeniden gelene kadar bu tablonun İspanya’da sergilenmesini yasakladı. Tablo aynı yıl, İspanya’nın direnen hükümetinin Paris’te katıldığı Uluslararası Fuar’da sergilendi. Daha sonra Londra ve New York’ta. Sürgünde bir tablo Tablo, Franko’nun 1975’te ölümüne kadar New York Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde (MoMA) kaldı. Taa 1981’de Madrid’e taşınabildi. Bugün, Kraliçe Sofia Müzesi’nde özel salonunda. Mona Lisa kadar ünlü. Salonu dolduran uygar kalabalıkta sadece huşû, hürmet, tâzim hâkim. Müze, tablonun yıldönümü vesilesiyle kendi elindeki Picasso’lara 30 değişik kurumdan 130 Picasso daha getirmiş: Hepsi yıkım, acı, teessür, ölüm temalı. Yıkık kasaba: Belchite Zaragoza kentinin 40 km güneybatısındaki Belchite kasabası, bütünüyle yıkıntı halinde duruyor. Burası, İç Savaş sırasında isyancı faşistlerle hükümet kuvvetleri arasındaki çekişme noktalarından sadece bir tanesi. Ama sonuçta isyancılar, bütün İspanya’da egemenlik ilan ettikleri gibi, burayı da aldılar. General Franko, yıkıntıya dönen kasabanın imarına izin vermedi. İç Savaş’ın bir ibret abidesi olarak kalmasını istedi. Yeni Belchite, oraya yakın bir yerde inşa edildi. Esas Belchite öylece bırakıldı. İç Savaş en az 500 bin ölü, en az 500 bin mülteciye neden olduktan sonra 1 Nisan 1939’da Franko’nun Madrid’i de ele geçirmesiyle sona erdi. Sonrasında kaç Cumhuriyetçinin yok edildiği, ne kadarının hapislerde çürüdüğü, ne kadarının “sıfır maliyet” hesabına göre inşaatlarda çalıştırılıp öldürüldüğü apayrı bir konu. Franko, 36 yıl ülkeyi tek başına yönettikten sonra 1975’te öldü. İspanya, hızla demokrasiye döndü. 10 yıl içinde AB üyesi oldu. Karanlık turizm İspanyollar, ülke tarihinin bu çok trajik ve halen kapanmayan yarasını sessiz bir hüzünle anıyor. Bu çerçevede, Belchite yıkıntısına turistik turlar düzenleniyor. Başta “Karanlık Turizm” (Dark Tourism) şirketi olmak üzere çeşitli turlar, bir iç savaşın ne demek olduğunu yerli ve yabancı meraklılara anlatmakla meşgul. Aslında bu yaptıkları da turizmde bir inovasyon işte&#8230; Turizm sadece renkli, eğlenceli, hoş ve boş zaman değil, aynı zamanda hayatın acılarını da tanıtan, öğretici, eğitici de olabilir. Madrid ve Barcelona’da tam da bunu yapan turlar var. İki şehir de Cumhuriyetçi Hükümet yanlısıydı, Franko’nun muazzam gazabına uğramıştı. Yüreği kaldırabilenlere, bu turlardan alınacak ibret çok. İşin ilginç yanı şu ki, General Franko’nun mezarı da bir ziyaretgâh: Madrid’e 60 km uzaklıkta, yüksek bir kayalığın üzerinde 150 metre daha yükselen bir dev haçın altına oyulan anıt mezarda Franko’yla birlikte 34 bin yandaşı ve 12 bin Cumhuriyetçi’nin mezarları bir arada. İç Savaş’ın kapatılamayan bir hesabı, bu ironi. Edip Emil Öymen *Bu yazı 02.06.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/ic-savas-turizmi-insanliga-ibret-icin">İç savaş turizmi: İnsanlığa ibret için</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir tablonun 80’inci yıldönümü anılıyor. Kutlanmıyor, anılıyor. Çünkü tablo, bir cinayetin resmi. 80 yıl önce işlenen cinayet, uygar dünyanın ortak belleğine bu tabloyla nakşolmuş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tablo: Guernica. Ressam: Picasso. Yıl: 1937.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-6723" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/guernica-300x136.jpg" alt="" width="500" height="226" /></p>
<p>Bilenlerden özür dileyerek, bilmeyenlere: 17 Temmuz 1936’da İspanya’da, Cumhuriyetçi hükümete isyan ederek muhafazakarları, aşırı sağcıları yanına toplayan General Franko ve ordusu iç savaşı başlattı. Ülkenin güneyinden kuzeyine doğru adım adım ilerlediler. Onları, Hitler’in Nazi Almanyası, Mussolini’nin faşist İtalyası destekledi. Paraca, askerce, donanımca. İspanya’nın yasal hükümeti ise dışardan pek az yardım alabildi. Yabancı aydınlar ve gönüllülerden oluşan Milletler Taburu’nda yazar Ernest Hemingway, yazar George Orwell, “ilk kadın savaş muhabiri” Martha Gellhorn, sonradan Yugoslavya lideri olacak Tito, fotoğrafçı Robert Capa başta gelen ünlülerdi. Savaşı fiilen izlediler. Hemingway daha sonra anılarını romanlaştırdı.</p>
<p><strong>Gökten gelen cinayet</strong></p>
<p>26 Nisan 1937’de ülkenin kuzeyinde Atlantik kıyısındaki küçük Bask kasabası Guernica’ya, Alman ve İtalyan savaş uçaklarıyla yapılan saldırıda kasaba, 2 bin kişiyle yok oldu. Bu cinayet dünyada duyulduktan sonra, Paris’te yaşayan İspanyol ressam Picasso 3.5 x 7.75 metre boyutlarında siyah, beyaz, gri renklerle –şimdi dünyaca tanınan- Guernica tablosunu yaptı. İspanya’ya demokrasi yeniden gelene kadar bu tablonun İspanya’da sergilenmesini yasakladı. Tablo aynı yıl, İspanya’nın direnen hükümetinin Paris’te katıldığı Uluslararası Fuar’da sergilendi. Daha sonra Londra ve New York’ta.</p>
<p><strong>Sürgünde bir tablo</strong></p>
<p>Tablo, Franko’nun 1975’te ölümüne kadar New York Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde (MoMA) kaldı. Taa 1981’de Madrid’e taşınabildi. Bugün, Kraliçe Sofia Müzesi’nde özel salonunda. Mona Lisa kadar ünlü. Salonu dolduran uygar kalabalıkta sadece huşû, hürmet, tâzim hâkim. Müze, tablonun yıldönümü vesilesiyle kendi elindeki Picasso’lara 30 değişik kurumdan 130 Picasso daha getirmiş: Hepsi yıkım, acı, teessür, ölüm temalı.</p>
<p><strong>Yıkık kasaba: Belchite</strong></p>
<p>Zaragoza kentinin 40 km güneybatısındaki Belchite kasabası, bütünüyle yıkıntı halinde duruyor. Burası, İç Savaş sırasında isyancı faşistlerle hükümet kuvvetleri arasındaki çekişme noktalarından sadece bir tanesi. Ama sonuçta isyancılar, bütün İspanya’da egemenlik ilan ettikleri gibi, burayı da aldılar. General Franko, yıkıntıya dönen kasabanın imarına izin vermedi. İç Savaş’ın bir ibret abidesi olarak kalmasını istedi. Yeni Belchite, oraya yakın bir yerde inşa edildi. Esas Belchite öylece bırakıldı.</p>
<p>İç Savaş en az 500 bin ölü, en az 500 bin mülteciye neden olduktan sonra 1 Nisan 1939’da Franko’nun Madrid’i de ele geçirmesiyle sona erdi. Sonrasında kaç Cumhuriyetçinin yok edildiği, ne kadarının hapislerde çürüdüğü, ne kadarının “sıfır maliyet” hesabına göre inşaatlarda çalıştırılıp öldürüldüğü apayrı bir konu. Franko, 36 yıl ülkeyi tek başına yönettikten sonra 1975’te öldü. İspanya, hızla demokrasiye döndü. 10 yıl içinde AB üyesi oldu.</p>
<p><strong>Karanlık turizm</strong></p>
<p>İspanyollar, ülke tarihinin bu çok trajik ve halen kapanmayan yarasını sessiz bir hüzünle anıyor. Bu çerçevede, Belchite yıkıntısına turistik turlar düzenleniyor. Başta “Karanlık Turizm” (Dark Tourism) şirketi olmak üzere çeşitli turlar, bir iç savaşın ne demek olduğunu yerli ve yabancı meraklılara anlatmakla meşgul. Aslında bu yaptıkları da turizmde bir inovasyon işte&#8230; Turizm sadece renkli, eğlenceli, hoş ve boş zaman değil, aynı zamanda hayatın acılarını da tanıtan, öğretici, eğitici de olabilir. Madrid ve Barcelona’da tam da bunu yapan turlar var. İki şehir de Cumhuriyetçi Hükümet yanlısıydı, Franko’nun muazzam gazabına uğramıştı. Yüreği kaldırabilenlere, bu turlardan alınacak ibret çok. İşin ilginç yanı şu ki, General Franko’nun mezarı da bir ziyaretgâh: Madrid’e 60 km uzaklıkta, yüksek bir kayalığın üzerinde 150 metre daha yükselen bir dev haçın altına oyulan anıt mezarda Franko’yla birlikte 34 bin yandaşı ve 12 bin Cumhuriyetçi’nin mezarları bir arada. İç Savaş’ın kapatılamayan bir hesabı, bu ironi.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong>*<em>Bu yazı 02.06.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/ic-savas-turizmi-insanliga-ibret-icin">İç savaş turizmi: İnsanlığa ibret için</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6722</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Suriye için Arama&#8221; web sitesi yayında</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/suriye-icin-arama-web-sitesi-yayinda</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 May 2017 14:49:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[zorluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Google, Suriye ve mülteci sorununu daha iyi anlamak isteyenlere yardımcı olmak amacıyla Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) işbirliği ile özel bir site açtı. Birçoğumuz için bu krizin boyutlarını kavramak oldukça zor. Mülteci nüfusun karşılaştığı zorlukları anlamaktan uzağız. Suriye’deki sivil savaş bundan 6 yıl önce Mart ayında başlamıştı. O zamandan bugüne, 5 milyondan fazla insan evlerini, mülklerini, ailelerini ve eğitimlerini terk ederek Orta Doğu, Avrupa ve tüm dünyada sığınacak bir yer aramak zorunda bırakıldı. Google, 2015’ten bu yana evlerinden uzakta yaşamak zorunda kalan 800 binden fazla mültecinin acil yardım, yaşamsal bilgi ve eğitim desteği almasını sağlayacak programlara 20 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bugün “Suriye için Arama” adı verilen, insanların Suriye ve mülteci krizi ile ilgili en çok sorulan beş soru hakkında bilgi edinebilecekleri yeni bir site yayına başladı. Her soru, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) verilerini Google Haritalar, uydu görüntüleri, videolar, fotoğraflar, ve mültecilerin hikayeleri ile birleştirerek yanıtları detaylarıyla keşfetmenizi sağlayacak. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, her yıl Haziran ayında sığınmacılar, göçmenler ve kurumun sorumluluk alanına giren insanlarla ilgili en güncel rakamları ve bilgileri içeren bir Küresel Trendler Raporu yayınlıyor. Google ve UNHCR, insanların konuyla ilgili sorularıyla UNHCR’in detaylı veri setleri arasında bağlantılar kurarak arama trendleriyle birleştirmek için geçen yılın sonunda bir araya geldi. Amaç, Suriye mülteci krizi ile ilgili daha fazla insan tarafından ulaşılabilecek, böylece sadece krizin ölçeğini değil insani yönünü de hatırlatacak yeni bir resim ortaya koymak. Google Arama Trendleri aracılığıyla insanların gerçekten krizin ölçeğini anlamak istediklerini görüyoruz. “Suriye’de ne oluyor?” ve daha basit şekilde “Mülteci nedir?” soruları Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ta geçen yıl arama trendlerinin ilk sıralarında yer aldı. Dünyanın her köşesindeki insanlar neler olup bittiğini ve nasıl yardım edebileceklerini öğrenmek için Google’da arama yapıyor. Sadece 2016’da Suriye ve Suriyeliler hakkında bilgi edinmek için on milyonlarca kez arama yapılmış durumda. Son altı yılda, tüm dünyada aramaların “Suriyeli mülteciler nereye gidiyor?” gibi kısa ve direkt sorulardan “Suriye savaştan önce nasıldı” gibi daha derin nitelikte sorulara yöneldiğini gördük. Suriye için Arama sitesinde mülteci aileler, 6 yıl önceki ve bugünkü evlerini ve yeni, geçici hayatlarına doğru yaptıkları yolculukta neler yaşadıklarını anlatıyor. İnsanlar öğrenmek, araştırmak, bazen de bağlantı kurmak, paylaşmak ve zorlukların üstesinden gelmek gibi birçok nedenle arama yapıyor. Bu arama trendlerini UNHCR’nin doğrulanmış verilerine dayanarak paylaşmak, son 6 yılın en korkunç olaylarından birini daha iyi anlamak isteyen insanların işte tam da bunu yapabilmelerini sağlayacak. &#8220;Suriye için Arama&#8221; web sitesi:  http://searchingforsyria.org/ Proje ile ilgili video YouTube video linki: https://youtu.be/0E8JD8BItRc</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/suriye-icin-arama-web-sitesi-yayinda">&#8220;Suriye için Arama&#8221; web sitesi yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Google, Suriye ve mülteci sorununu daha iyi anlamak isteyenlere yardımcı olmak amacıyla Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) işbirliği ile özel bir site açtı.<br />
</strong><br />
Birçoğumuz için bu krizin boyutlarını kavramak oldukça zor. Mülteci nüfusun karşılaştığı zorlukları anlamaktan uzağız.</div>
<div>
<p>Suriye’deki sivil savaş bundan 6 yıl önce Mart ayında başlamıştı. O zamandan bugüne, 5 milyondan fazla insan evlerini, mülklerini, ailelerini ve eğitimlerini terk ederek Orta Doğu, Avrupa ve tüm dünyada sığınacak bir yer aramak zorunda bırakıldı.</p>
<p><a href="https://www.google.org/">Google</a>, 2015’ten bu yana evlerinden uzakta yaşamak zorunda kalan 800 binden fazla mültecinin acil yardım, yaşamsal bilgi ve eğitim desteği almasını sağlayacak programlara 20 milyon dolardan fazla bağış yaptı.</p>
<p>Bugün “<a href="https://searchingforsyria.org/en/">Suriye için Arama</a>” adı verilen, insanların Suriye ve mülteci krizi ile ilgili <strong>en çok sorulan beş soru</strong> hakkında bilgi edinebilecekleri yeni bir site yayına başladı. Her soru, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) verilerini Google Haritalar, uydu görüntüleri, videolar, fotoğraflar, ve mültecilerin hikayeleri ile birleştirerek yanıtları detaylarıyla keşfetmenizi sağlayacak.</p>
<p><a href="http://www.unhcr.org/uk/about-us.html">Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği</a>, her yıl Haziran ayında sığınmacılar, göçmenler ve kurumun sorumluluk alanına giren insanlarla ilgili en güncel rakamları ve bilgileri içeren bir<a href="http://www.unhcr.org/news/latest/2016/6/5763b65a4/global-forced-displacement-hits-record-high.html"> Küresel Trendler Raporu</a> yayınlıyor. Google ve UNHCR, insanların konuyla ilgili sorularıyla UNHCR’in detaylı veri setleri arasında bağlantılar kurarak arama trendleriyle birleştirmek için geçen yılın sonunda bir araya geldi. Amaç, Suriye mülteci krizi ile ilgili daha fazla insan tarafından ulaşılabilecek, böylece sadece krizin ölçeğini değil insani yönünü de hatırlatacak yeni bir resim ortaya koymak.</p>
<p>Google Arama Trendleri aracılığıyla insanların gerçekten krizin ölçeğini anlamak istediklerini görüyoruz. <strong>“Suriye’de ne oluyor?”</strong> ve daha basit şekilde <strong>“Mülteci nedir?”</strong> soruları Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ta geçen yıl arama trendlerinin ilk sıralarında yer aldı. Dünyanın her köşesindeki insanlar neler olup bittiğini ve nasıl yardım edebileceklerini öğrenmek için Google’da arama yapıyor. Sadece 2016’da Suriye ve Suriyeliler hakkında bilgi edinmek için on milyonlarca kez arama yapılmış durumda.</p>
<p>Son altı yılda, tüm dünyada aramaların <strong>“Suriyeli mülteciler nereye gidiyor?”</strong> gibi kısa ve direkt sorulardan <strong>“Suriye savaştan önce nasıldı”</strong> gibi daha derin nitelikte sorulara yöneldiğini gördük.</p>
<p><a href="http://searchingforsyria.org/">Suriye için Arama</a> sitesinde mülteci aileler, 6 yıl önceki ve bugünkü evlerini ve yeni, geçici hayatlarına doğru yaptıkları yolculukta neler yaşadıklarını anlatıyor. İnsanlar öğrenmek, araştırmak, bazen de bağlantı kurmak, paylaşmak ve zorlukların üstesinden gelmek gibi birçok nedenle arama yapıyor. Bu arama trendlerini UNHCR’nin doğrulanmış verilerine dayanarak paylaşmak, son 6 yılın en korkunç olaylarından birini daha iyi anlamak isteyen insanların işte tam da bunu yapabilmelerini sağlayacak.</p>
<p>&#8220;Suriye için Arama&#8221; web sitesi:  <a href="http://searchingforsyria.org/">http://searchingforsyria.org/</a><br />
Proje ile ilgili video YouTube video linki: <a href="https://youtu.be/0E8JD8BItRc">https://youtu.be/0E8JD8BItRc</a></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/suriye-icin-arama-web-sitesi-yayinda">&#8220;Suriye için Arama&#8221; web sitesi yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6588</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni efendilerimiz ve “yeni canlı türü” robotlar mı olacak?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yeni-efendilerimiz-yeni-canli-turu-robotlar-mi-olacak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Nov 2016 08:29:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[canlı]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[köle]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adım adım, ama hızlanan bir ivmeyle işlerimizden tasfiye oluyoruz, farkında mısınız? Önce “Aaa ne büyük kolaylık, hesap işleri, iletişim, tasarım, banka işleri&#8230; Hemen her şey bunlar sayesinde çok kolay, güzel ve mükemmel&#8230;” Bilgisayarlar böyle şeker yüzleriyle hayatımıza girdiler, onları büyük bir memnuniyetle kabul ve buyur ettik. Zamanımız hızlandı! İş yapma olanakları bizle asla karşılaştırılmayacak bir mükemmeliyette idi. Mesela mikron ölçüsünde oturuyor her şey, gerisi senin becerine kalıyordu. Bilim en büyük mutluluğu gösterdi. Uzay, atmosfer, kozmoloji, evren, gök adalar, hesaplar kitaplar&#8230; Büyük ufka yelken açtı bilim bu sayede. Sadece o mu? Sanayi 4.0 neyin eseri? Bilgi Toplumu, hangi sayede? Her şey değişti hayatımızda. Kuşaklar dâhil. Biz nasılsa dahil olduk “yeni kuşağa”. Biraz dil ve yaşam farkımız olsa bile! Bilgisayar -kontrol- temelli hayat, şüphesiz ki elektronikte büyük devrim sayesinde, bizleri farklı bir dünyaya taşıdı. Biz aslında iki dünyada yaşıyoruz, iş yapma-iletişim becerimiz geleceğin dünyasında, ama beden ve ruhumuz -şüphesiz siyaset yapma dâhil- hala eski dünyada. Bu çelişki ileride çözülecek, şüpheniz olmasın. Sözün başında dedik ki, işlerimizi kaybediyoruz. Önümüzdeki 20 yıl içinde 702 meslekten yarısını daha devredeceğiz! Tamam da dünyadaki insanların çalışması gerekir. Robotların üstün verimlilikleri, insanlığa daha az çalışıp daha rahat yaşamak ve daha çok sevdikleri başka şeylerle uğraşacak büyük hobi zamanları ayırırsa mesele yok. Fakat robotlar bununla yetinecekler mi, çünkü bilim bir yandan da robotlara insan gibi düşünce, bilinç edinme vb gibi özellikler kazandırmanın peşinde. Böyle bir durum olursa, insanlığın asla baş edemeyeceği bir “canlı türü” yaratılmış olur. Zor bir aşama, ama dünyanın sayılı entelektüelleri endişeli. Siz en iyisi bu ilginç kapak konumuzu, Erdal Musoğlu’nun kaleminden okuyun. Ali Akurgal, konuya ilginç bir açıdan katkıda bulunuyor “robot demokrasisi kurmalıyız” diyor! Reyhan’ın konuyu tamamlayan derlemesi de cabası! Şunu da belirtelim: Derginizde daha sık bu konuyu irdeleyen yazılarla karşılaşacaksınız. Yığınla bilgi ve malzeme var, geleceğe bakacağız. Zaten “görevimiz”! Yazarlarımızın yetkinliği  Dolu dolu yeni bir HBT ile karşınızdayız yine. Büyük keyif alarak hazırlıyoruz derginizi, bunu duyumsamanızı dileriz. Yazarlarımızın eline kimse su dökemez diyeceğim, hepsi yetkinleşti, yazdıkça daha büyük bir yetkinlik kazanıyorlar. Dergimizi onlarsız düşünemeyiz. Kuban Hoca iletişim konusunda gerçekten özgün bir yazısıyla köşesinde size merhaba derken, Bozkurt Güvenç, bu Cumartesi, yani 5 Kasım’da yapılacak İki Bilge Konferansına hazırlıyor sizleri. Mustafa Çetiner “aydın olmak” üzerinde dururken, Profesör Namık Aras da daha önce iki yazı yazdığı bilimsel gelişme ve sanayileşme açısından Güney Kore-Türkiye konusuna, bu kez ODTÜ karşılaştırmasını-kıyaslamasını da ekleyerek sürdürüyor. “Bilimsel beslenme” sayfamızı her hafta çok özgün haberleriyle izlemelisiniz. Bilimin bu alanda ürettikleri o kadar çok ki&#8230; Bilim dünyasından son araştırma haberleri, üniversitelerimizin sayfalarından başarılı yazılar bir hafta boyunca sizi HBT’ye bağlayacak. Başka bir dünya mümkün Ve değişik bir yazı: “Türkülerde erkeklerin kadına bakışı”. Bir etnomüzik yazısı. Konunun uzmanı Yıldıray Erdeney imzalı! Erhan Güzel’in Hukuk ve Matematik yazısı “iyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur” deyişi ile başlıyor! Her zaman dediğimiz gibi: içine sıkıştığımız dar açılardan geniş açılara yolculuğun adıdır HBT. Başka bir dünya mümkün! Gelecek Cuma’ya kadar sevgi ve dostlukla kalın. *** İKİ BİLGE KONFERANSI: YAKIN GELECEĞE SAYGI 5 Kasım Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde Bozkurt Güvenç ve Doğan Kuban “Yakın Geleceği Saygı” başlıklı konferanslarına herkesi bekliyor. Ücretsizdir ve özellikle gençler davetlimizdir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yeni-efendilerimiz-yeni-canli-turu-robotlar-mi-olacak">Yeni efendilerimiz ve “yeni canlı türü” robotlar mı olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adım adım, ama hızlanan bir ivmeyle işlerimizden tasfiye oluyoruz, farkında mısınız?</p>
<p>Önce “<em>Aaa ne büyük kolaylık, hesap işleri, iletişim, tasarım, banka işleri&#8230; Hemen her şey bunlar sayesinde çok kolay, güzel ve mükemmel</em>&#8230;” Bilgisayarlar böyle şeker yüzleriyle hayatımıza girdiler, onları büyük bir memnuniyetle kabul ve buyur ettik. Zamanımız hızlandı! İş yapma olanakları bizle asla karşılaştırılmayacak bir mükemmeliyette idi. Mesela mikron ölçüsünde oturuyor her şey, gerisi senin becerine kalıyordu.</p>
<p>Bilim en büyük mutluluğu gösterdi. Uzay, atmosfer, kozmoloji, evren, gök adalar, hesaplar kitaplar&#8230; Büyük ufka yelken açtı bilim bu sayede.</p>
<p>Sadece o mu? Sanayi 4.0 neyin eseri? Bilgi Toplumu, hangi sayede?</p>
<p>Her şey değişti hayatımızda. Kuşaklar dâhil. Biz nasılsa dahil olduk “yeni kuşağa”. Biraz dil ve yaşam farkımız olsa bile!</p>
<p>Bilgisayar -kontrol- temelli hayat, şüphesiz ki elektronikte büyük devrim sayesinde, bizleri farklı bir dünyaya taşıdı.</p>
<p>Biz aslında iki dünyada yaşıyoruz, iş yapma-iletişim becerimiz geleceğin dünyasında, ama beden ve ruhumuz -şüphesiz siyaset yapma dâhil- hala eski dünyada.</p>
<p>Bu çelişki ileride çözülecek, şüpheniz olmasın.</p>
<p>Sözün başında dedik ki, işlerimizi kaybediyoruz.</p>
<p>Önümüzdeki 20 yıl içinde 702 meslekten yarısını daha devredeceğiz!</p>
<p>Tamam da dünyadaki insanların çalışması gerekir. Robotların üstün verimlilikleri, insanlığa daha az çalışıp daha rahat yaşamak ve daha çok sevdikleri başka şeylerle uğraşacak büyük hobi zamanları ayırırsa mesele yok.</p>
<p>Fakat robotlar bununla yetinecekler mi, çünkü bilim bir yandan da robotlara insan gibi düşünce, bilinç edinme vb gibi özellikler kazandırmanın peşinde. Böyle bir durum olursa, insanlığın asla baş edemeyeceği bir “canlı türü” yaratılmış olur.</p>
<p>Zor bir aşama, ama dünyanın sayılı entelektüelleri endişeli. Siz en iyisi bu ilginç kapak konumuzu, <strong>Erdal Musoğlu</strong>’nun kaleminden okuyun. <strong>Ali Akurgal,</strong> konuya ilginç bir açıdan katkıda bulunuyor “robot demokrasisi kurmalıyız” diyor! <strong>Reyhan</strong>’ın konuyu tamamlayan derlemesi de cabası! Şunu da belirtelim: Derginizde daha sık bu konuyu irdeleyen yazılarla karşılaşacaksınız. Yığınla bilgi ve malzeme var, geleceğe bakacağız. Zaten “görevimiz”!</p>
<p><strong>Yazarlarımızın yetkinliği</strong></p>
<p><strong> </strong>Dolu dolu yeni bir HBT ile karşınızdayız yine. Büyük keyif alarak hazırlıyoruz derginizi, bunu duyumsamanızı dileriz.</p>
<p>Yazarlarımızın eline kimse su dökemez diyeceğim, hepsi yetkinleşti, yazdıkça daha büyük bir yetkinlik kazanıyorlar. Dergimizi onlarsız düşünemeyiz. <strong>Kuban</strong> Hoca iletişim konusunda gerçekten özgün bir yazısıyla köşesinde size merhaba derken, <strong>Bozkurt Güvenç</strong>, bu Cumartesi, yani 5 Kasım’da yapılacak <strong>İki Bilge Konferansına </strong>hazırlıyor sizleri.<strong> Mustafa Çetiner “aydın olmak” </strong>üzerinde dururken, Profesör <strong>Namık Aras</strong> da daha önce iki yazı yazdığı bilimsel gelişme ve sanayileşme açısından Güney Kore-Türkiye konusuna, bu kez ODTÜ karşılaştırmasını-kıyaslamasını da ekleyerek sürdürüyor.</p>
<p>“Bilimsel beslenme” sayfamızı her hafta çok özgün haberleriyle izlemelisiniz. Bilimin bu alanda ürettikleri o kadar çok ki&#8230;</p>
<p>Bilim dünyasından son araştırma haberleri, üniversitelerimizin sayfalarından başarılı yazılar bir hafta boyunca sizi HBT’ye bağlayacak.</p>
<p><strong>Başka bir dünya mümkün</strong></p>
<p>Ve değişik bir yazı: “Türkülerde erkeklerin kadına bakışı”. Bir etnomüzik yazısı. Konunun uzmanı <strong>Yıldıray Erdeney</strong> imzalı! <strong>Erhan Güzel</strong>’in Hukuk ve Matematik yazısı “iyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur” deyişi ile başlıyor!</p>
<p>Her zaman dediğimiz gibi: içine sıkıştığımız dar açılardan geniş açılara yolculuğun adıdır HBT. Başka bir dünya mümkün!</p>
<p>Gelecek Cuma’ya kadar sevgi ve dostlukla kalın.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>İKİ BİLGE KONFERANSI: YAKIN GELECEĞE SAYGI</strong></p>
<p><strong>5 Kasım Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde Bozkurt Güvenç ve Doğan Kuban “Yakın Geleceği Saygı” başlıklı konferanslarına herkesi bekliyor. Ücretsizdir ve özellikle gençler davetlimizdir.</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yeni-efendilerimiz-yeni-canli-turu-robotlar-mi-olacak">Yeni efendilerimiz ve “yeni canlı türü” robotlar mı olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4197</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnsanoğlu, düşünülenden 10 bin yıl önce kutuplarda yaşamaya başladı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/insanoglu-dusunulenden-10000-yil-once-kutuplarda-yasamaya-basladi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 May 2016 10:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey kutup bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[mamut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=2458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kutup bölgeleri sahip olduğu çetin şartlarla ilk etapta hiç de konuksever görünmez. Fakat esasında dünyanın her bölgesinin kendine has zorlu yaşam koşulları bulunmaktadır. Dolayısıyla ilkel insan için dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun o esnada yaşadığı bölgenin şartlarını bilmek hayatta kalabilmek için olmazsa olmaz bir kuraldı. Günün hangi zamanlarında nerede avlanması gerektiğini, bölgede yaşayan yırtıcı hayvanları tanıması ve onlara karşı nasıl bir savunma yapması gerektiğini, uyku gibi temel bir ihtiyacı en güvenli nerede ve ne şekilde karşılayabileceği gibi temel bilgilere vakıf olması gerekiyordu. İlkel insan, bu temel bilgilere sahip olduktan sonra bize ilk etapta çetin gibi gözüken şartlara sahip olan kutup bölgelerinde de uzun dönemler boyunca yaşadı ve halen yaşamaktadır. Kuzey Kutup Bölgesi’nde insanlığın bilinen en eski yaşam izleri günümüzden 35,000 yıl öncesine kadar uzanıyor ve insanlığın  bu tarihten öncesine ait kutuplarda herhangi bir yaşam deneyimine sahip olmadığı düşünülüyordu. Fakat yeni bulgular gösteriyor ki insanoğlu düşünülenden binlerce yıl öncesinde buzla kaplı kutup coğrafyasında yaşamayı göze almış ve görünüşe göre hayatta kalabilmeyi başarmıştı. İnsanlığın kutuplarda yaşama deneyimini sanılandan çok daha eski tarihlere götüren bulgular Kuzey Sibirya&#8217;nın donmuş tundra düzlüklerinde ortaya çıkarılan mamut iskeletleri. Bilindiği gibi organik maddenin uzun yıllar bozulmadan kalması için soğuk ve kuru koşullar ideal bir yapı oluşturuyor. Kutup bölgelerinde yaşamak konusunda oldukça deneyimli olan ve M.Ö. 1700 gibi bir tarihte nesli tükenen mamutların donmuş kutup coğrafyasının altında iskelelerine rastlamak esasında sıradan bir keşiften öteye geçmez. Fakat bu seferki keşfi ‘sıradan’ olmaktan çıkaran önemli bir ayrıntı var. Tarihler göz önüne alındığında mamutlar ve insanların oldukça uzun bir dönem boyunca birlikte aynı coğrafyayı paylaşmış oldukları bilinmektedir. Böyle bir habitat içerisinde türlerin karşılıklı olarak etkileşmemeleri için hiçbir sebep yok. İşte son bulunan keşifler de böyle bir etkileşimi ortaya koyuyor. Mamut iskeletlerini gün yüzüne çıkaran araştırma ekibi, fosillerin üzerinde ilkel insanın avlanırken kullandığı araç ve gereçlerin yara izlerine rastladıklarını belirtiyorlar. Böyle bir bulguyla karşılaşan araştırma ekibi bilimsel şüphecilik gereği yara izlerinin insan kaynaklı olup olmadığını sorgulamaya koyuldular. Karşılaşılan bu yara izlerinin insan kaynaklı olduğunu kanıtlayan doğrudan bir kanıta ulaşılabilmiş değil. Ancak araştırma ekibi, fosillerde karşılaşılan yara izlerinin önceki keşiflerde karşılaşılan ve insan kaynaklı olduğu kesin olarak bilinen yara izleriyle benzerlik taşımasının bu izlerin de insan kaynaklı olduğuna açık bir kanıt olduğu görüşünde. İskeletin iyi derecede korunmuş bazı yumuşak doku kalıntılarını da içeriyor olması sayesinde hayvanın cinsiyetinin kesin olarak belirlenmesinin yanı sıra yaklaşık 15 yaşlarında ve iyi derecede sağlıklı olduğu bulgusu da ortaya çıkarılmış oldu. Araştırmacılar fosillerde karşılaşılan çene ve baş bölgesindeki yaralanmaların atardamarı kesme girişimleri nedeniyle oluşmuş olabileceğini düşünüyorlar. Kaburga ve kürek kemikleri üzerindeki diğer yaralanmalar, avcı atalarımızın iç organları hedeflemiş olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılara göre bu bulgular, insanoğlunun Kuzey Kutup Bölgesi&#8217;ne göçünün mamut avlama becerilerindeki gelişmenin yardımıyla olabileceğini gösteriyor. Bu durum, buz tabakaları çekildikçe artan mamut nüfusunun insanlar tarafından iyi takip edildiğini ve mamutları temel av hayvanı olarak değerlendiren insan nüfusunun kuzeye doğru genişlediğini gösteriyor olabilir. Sonuç olarak ortaya çıkarılan mamut fosilleriyle birlikte insanoğlunun Kuzey Kutup Dairesi’nde yaşamaya başladığı tarih de 10,000 yıl geriye çekilmiş gibi. Levent Özkarayel, Twitter: @lozkarayel  Kaynaklar: The Verge &#8211; http://www.theverge.com/2016/1/14/10769052/mammoth-discovery-humans-above-arctic-circle-early EurekAlert &#8211; http://www.eurekalert.org/pub_releases/2016-01/aaft-mii011116.php Science, ‘Early human presence in the Arctic: Evidence from 45,000-year-old mammoth remains’ &#8211; http://science.sciencemag.org/content/351/6270/260</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/insanoglu-dusunulenden-10000-yil-once-kutuplarda-yasamaya-basladi">İnsanoğlu, düşünülenden 10 bin yıl önce kutuplarda yaşamaya başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kutup bölgeleri sahip olduğu çetin şartlarla ilk etapta hiç de konuksever görünmez. Fakat esasında dünyanın her bölgesinin kendine has zorlu yaşam koşulları bulunmaktadır. Dolayısıyla ilkel insan için dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun o esnada yaşadığı bölgenin şartlarını bilmek hayatta kalabilmek için olmazsa olmaz bir kuraldı. Günün hangi zamanlarında nerede avlanması gerektiğini, bölgede yaşayan yırtıcı hayvanları tanıması ve onlara karşı nasıl bir savunma yapması gerektiğini, uyku gibi temel bir ihtiyacı en güvenli nerede ve ne şekilde karşılayabileceği gibi temel bilgilere vakıf olması gerekiyordu. İlkel insan, bu temel bilgilere sahip olduktan sonra bize ilk etapta çetin gibi gözüken şartlara sahip olan kutup bölgelerinde de uzun dönemler boyunca yaşadı ve halen yaşamaktadır.</p>
<p>Kuzey Kutup Bölgesi’nde insanlığın bilinen en eski yaşam izleri günümüzden 35,000 yıl öncesine kadar uzanıyor ve insanlığın  bu tarihten öncesine ait kutuplarda herhangi bir yaşam deneyimine sahip olmadığı düşünülüyordu. Fakat yeni bulgular gösteriyor ki insanoğlu düşünülenden binlerce yıl öncesinde buzla kaplı kutup coğrafyasında yaşamayı göze almış ve görünüşe göre hayatta kalabilmeyi başarmıştı.</p>
<p>İnsanlığın kutuplarda yaşama deneyimini sanılandan çok daha eski tarihlere götüren bulgular Kuzey Sibirya&#8217;nın donmuş tundra düzlüklerinde ortaya çıkarılan mamut iskeletleri. Bilindiği gibi organik maddenin uzun yıllar bozulmadan kalması için soğuk ve kuru koşullar ideal bir yapı oluşturuyor. Kutup bölgelerinde yaşamak konusunda oldukça deneyimli olan ve M.Ö. 1700 gibi bir tarihte nesli tükenen mamutların donmuş kutup coğrafyasının altında iskelelerine rastlamak esasında sıradan bir keşiften öteye geçmez. Fakat bu seferki keşfi ‘sıradan’ olmaktan çıkaran önemli bir ayrıntı var. Tarihler göz önüne alındığında mamutlar ve insanların oldukça uzun bir dönem boyunca birlikte aynı coğrafyayı paylaşmış oldukları bilinmektedir. Böyle bir habitat içerisinde türlerin karşılıklı olarak etkileşmemeleri için hiçbir sebep yok. İşte son bulunan keşifler de böyle bir etkileşimi ortaya koyuyor. Mamut iskeletlerini gün yüzüne çıkaran araştırma ekibi, fosillerin üzerinde ilkel insanın avlanırken kullandığı araç ve gereçlerin yara izlerine rastladıklarını belirtiyorlar.</p>
<p>Böyle bir bulguyla karşılaşan araştırma ekibi bilimsel şüphecilik gereği yara izlerinin insan kaynaklı olup olmadığını sorgulamaya koyuldular. Karşılaşılan bu yara izlerinin insan kaynaklı olduğunu kanıtlayan doğrudan bir kanıta ulaşılabilmiş değil. Ancak araştırma ekibi, fosillerde karşılaşılan yara izlerinin önceki keşiflerde karşılaşılan ve insan kaynaklı olduğu kesin olarak bilinen yara izleriyle benzerlik taşımasının bu izlerin de insan kaynaklı olduğuna açık bir kanıt olduğu görüşünde.</p>
<p>İskeletin iyi derecede korunmuş bazı yumuşak doku kalıntılarını da içeriyor olması sayesinde hayvanın cinsiyetinin kesin olarak belirlenmesinin yanı sıra yaklaşık 15 yaşlarında ve iyi derecede sağlıklı olduğu bulgusu da ortaya çıkarılmış oldu. Araştırmacılar fosillerde karşılaşılan çene ve baş bölgesindeki yaralanmaların atardamarı kesme girişimleri nedeniyle oluşmuş olabileceğini düşünüyorlar. Kaburga ve kürek kemikleri üzerindeki diğer yaralanmalar, avcı atalarımızın iç organları hedeflemiş olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Araştırmacılara göre bu bulgular, insanoğlunun Kuzey Kutup Bölgesi&#8217;ne göçünün mamut avlama becerilerindeki gelişmenin yardımıyla olabileceğini gösteriyor. Bu durum, buz tabakaları çekildikçe artan mamut nüfusunun insanlar tarafından iyi takip edildiğini ve mamutları temel av hayvanı olarak değerlendiren insan nüfusunun kuzeye doğru genişlediğini gösteriyor olabilir. Sonuç olarak ortaya çıkarılan mamut fosilleriyle birlikte insanoğlunun Kuzey Kutup Dairesi’nde yaşamaya başladığı tarih de 10,000 yıl geriye çekilmiş gibi.</p>
<p><em>Levent Özkarayel, </em><em>Twitter: <a href="https://twitter.com/lozkarayel">@lozkarayel</a> </em></p>
<p><strong><em>Kaynaklar:</em><br />
</strong><em>The Verge &#8211; <a href="http://www.theverge.com/2016/1/14/10769052/mammoth-discovery-humans-above-arctic-circle-early">http://www.theverge.com/2016/1/14/10769052/mammoth-discovery-humans-above-arctic-circle-early</a></em><br />
<em> EurekAlert &#8211; <a href="http://www.eurekalert.org/pub_releases/2016-01/aaft-mii011116.php">http://www.eurekalert.org/pub_releases/2016-01/aaft-mii011116.php</a></em><br />
<em> Science, ‘Early human presence in the Arctic: Evidence from 45,000-year-old mammoth remains’ &#8211; <a href="http://science.sciencemag.org/content/351/6270/260">http://science.sciencemag.org/content/351/6270/260</a></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/insanoglu-dusunulenden-10000-yil-once-kutuplarda-yasamaya-basladi">İnsanoğlu, düşünülenden 10 bin yıl önce kutuplarda yaşamaya başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2458</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
