<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>intihal arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/intihal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/intihal</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 May 2023 09:05:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yazılarımı ChatGPT&#8217;ye mi yazdırsam?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/yazilarimi-chatgptye-mi-yazdirsam</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 11:42:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gücü]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel makale]]></category>
		<category><![CDATA[chatGPT]]></category>
		<category><![CDATA[intihal]]></category>
		<category><![CDATA[konu]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yazı yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29455</guid>

					<description><![CDATA[<p>Artık iki haftada bir yazar mısın teklifi gelince ilk düşüncem bu oldu: Yazılarımı sohbet robotu ChatGPT’ye mi yazdırsam? Okurlar anlar mı acaba böyle yapsam? Muhtemelen anlarlar! Çünkü her insanın belli bir yazım dili oluyor, belli bir üslupla yazıyor, belli kelimeleri seviyor ve kullanıyor. Hatta belli yanlışları düzenli yapıyor. Kullandığı kelimelerden kaç yaşında olduğunu anlıyorsunuz: Mesela, gençler büyük ihtimalle mesela demez; olasıdır ki örneğin derler. Bir mühendis çok kullandığı terimleri konuşmasına serpiştirir, Boğaziçi hocası ise İngilizce terimleri Türkçe ile karıştırır. Buradan yazıyı kimin yazdığını anlayabilirsiniz. Ya yapay zeka da bunları biliyorsa? ChatGPT’ye belli bir konuyu 150 IQ (dahi), 100 IQ (normal) ve 50 IQ (geri) zeka gibi yazmasını istemişler. Dahi model, üst düzey bilimsel bilgiler kullanarak yazmış; normal model, sokaktaki bir insan gibi anlatmış konuyu; geri model ise, imla hataları ile dolu bir yazı yazmış. Nereden biliyor bunları? Demek ki daha önce bunun üzerine kaynaklar ile eğitilmiş. Bir akademisyen gibi makale yaz demişler; mükemmel makaleler yazmış, öyle ki, okuyanlar yapay zeka tarafından yazıldığını anlamamış. Hatta bu yüzden, yapay zeka üzerine bir konferans, ICML, yapay zeka tarafından yazılan, ya da yazımında yapay zeka yardımı alınan makale yollamak yasaktır demiş. Sebep olarak, bu konuda politikalar oluşturmadık, onun için kabul edemiyoruz, yeterli bilgiye sahip olunca bu konuyu tekrar değerlendireceğiz demişler. Tabii ki en büyük sakınca, ChatGPT’nin bir yerden kopya çekmesi; intihal yapması. Bu durumda, telif hakkı sorunları doğabilir; bu hukuki durumu çözene kadar yapay zekaya temkinli yaklaşmaları doğal. Nature’da yayınlanan bir yazıya göre, bu aslında yersiz bir korkuymuş: Tıp alanında ChatGPT’ye yazdırılan 50 özet, intihal tespit yazılımlarından sorunsuz geçmiş: Yüzde yüz özgün bulunmuş. Şimdi tartışılan, eğer yapay zekadan yardım alınacaksa, onun bir yazar olarak yazarlar listesinde yer alıp almayacağı, alacaksa adının, soyadının ne olacağı! Ne günlere kaldık! Şimdiye dek, sahte makale, tez yazdırma servisleri, başka insanlara yazdırılan makaleleri sanki parayı veren yazmış gibi sunuyordu. Bundan sonra bu işi yapay zeka yapacak. Bu işin gevezeliği bir yana; akademide makale sayısına da- yalı yükselme kriterlerini tekrar düşünmenin zamanı geldi geçiyor. &#8220;Bana iyi bir konu bul&#8221; Gelelim Herkese Bilim Teknoloji dergisi yazılarıma: Acaba yapay zeka benim gibi de yazabilir mi? “60 yaşında bir kadın bilgisayar mühendisliği öğretim üyesi gibi yaz” desem? Ya da daha iyisi, Lale Akarun’un yazılarını bul; analiz et, onun gibi yaz desem? Peki, ilgi çekici bir konu bul desem? Benim en çok zamanımı bu alıyor; bir kere konu bulduktan sonrası kolay. Yapay zeka bu tip şeylerde genelde zorlanıyor: Ne ilgi çeker, ne çekmez, bilecek mi? Ya magazine sardırırsa? Bunu denemeliyim. Ancak maalesef şöyle bir problem var: ChatGPT’nin ana dili İngilizce. Türkçe ile çalışıyor gibi görünse de, siz Türkçe bir soru sorduğunuzda, İngilizce&#8217;ye çeviriyor, cevabını İngilizce oluşturuyor ve sonra Türkçe&#8217;ye çevirip size sunuyor. Tercümesi henüz pek zayıf. Ülkemizde uzun süredir otursa da hala komik hatalar yapan bir yabancı gibi konuşuyor. Kayın, dünür, yenge, hala gibi İngilizce&#8217;de karşılığı olmayan kelimelerin arasındaki farkları anlamakta zorlanıyor. Bir anne çocuğuna nasıl hitap eder bilmiyor. Bir hikaye yazmış; anne oğluna “aferin oğlum” diyeceğine, “iyi, iş, çocuk” diyor! Çok komik! İyisi mi şimdilik ben kendi yazılarımı kendim yazayım, yoksa okurların alay konusu olabilirim. Lale Akarun / akarun@boun.edu.tr Bu yazı HBT Dergi 356. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/yazilarimi-chatgptye-mi-yazdirsam">Yazılarımı ChatGPT&#8217;ye mi yazdırsam?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Artık iki haftada bir yazar mısın teklifi gelince ilk düşüncem bu oldu: Yazılarımı sohbet robotu ChatGPT’ye mi yazdırsam? Okurlar anlar mı acaba böyle yapsam? Muhtemelen anlarlar!</p>
<p>Çünkü her insanın belli bir yazım dili oluyor, belli bir üslupla yazıyor, belli kelimeleri seviyor ve kullanıyor. Hatta belli yanlışları düzenli yapıyor. Kullandığı kelimelerden kaç yaşında olduğunu anlıyorsunuz: Mesela, gençler büyük ihtimalle mesela demez; olasıdır ki örneğin derler. Bir mühendis çok kullandığı terimleri konuşmasına serpiştirir, Boğaziçi hocası ise İngilizce terimleri Türkçe ile karıştırır. Buradan yazıyı kimin yazdığını anlayabilirsiniz.</p>
<p>Ya yapay zeka da bunları biliyorsa? ChatGPT’ye belli bir konuyu 150 IQ (dahi), 100 IQ (normal) ve 50 IQ (geri) zeka gibi yazmasını istemişler. Dahi model, üst düzey bilimsel bilgiler kullanarak yazmış; normal model, sokaktaki bir insan gibi anlatmış konuyu; geri model ise, imla hataları ile dolu bir yazı yazmış. Nereden biliyor bunları?</p>
<p>Demek ki daha önce bunun üzerine kaynaklar ile eğitilmiş. Bir akademisyen gibi makale yaz demişler; mükemmel makaleler yazmış, öyle ki, okuyanlar yapay zeka tarafından yazıldığını anlamamış. Hatta bu yüzden, yapay zeka üzerine bir konferans, ICML, yapay zeka tarafından yazılan, ya da yazımında yapay zeka yardımı alınan makale yollamak yasaktır demiş. Sebep olarak, bu konuda politikalar oluşturmadık, onun için kabul edemiyoruz, yeterli bilgiye sahip olunca bu konuyu tekrar değerlendireceğiz demişler. Tabii ki en büyük sakınca, ChatGPT’nin bir yerden kopya çekmesi; intihal yapması. Bu durumda, telif hakkı sorunları doğabilir; bu hukuki durumu çözene kadar yapay zekaya temkinli yaklaşmaları doğal.</p>
<p>Nature’da yayınlanan bir yazıya göre, bu aslında yersiz bir korkuymuş: Tıp alanında ChatGPT’ye yazdırılan 50 özet, intihal tespit yazılımlarından sorunsuz geçmiş: Yüzde yüz özgün bulunmuş. Şimdi tartışılan, eğer yapay zekadan yardım alınacaksa, onun bir yazar olarak yazarlar listesinde yer alıp almayacağı, alacaksa adının, soyadının ne olacağı! Ne günlere kaldık! Şimdiye dek, sahte makale, tez yazdırma servisleri, başka insanlara yazdırılan makaleleri sanki parayı veren yazmış gibi sunuyordu. Bundan sonra bu işi yapay zeka yapacak. Bu işin gevezeliği bir yana; akademide makale sayısına da- yalı yükselme kriterlerini tekrar düşünmenin zamanı geldi geçiyor.</p>
<p>&#8220;Bana iyi bir konu bul&#8221;</p>
<p>Gelelim Herkese Bilim Teknoloji dergisi yazılarıma: Acaba yapay zeka benim gibi de yazabilir mi? “60 yaşında bir kadın bilgisayar mühendisliği öğretim üyesi gibi yaz” desem? Ya da daha iyisi, Lale Akarun’un yazılarını bul; analiz et, onun gibi yaz desem? Peki, ilgi çekici bir konu bul desem?</p>
<p>Benim en çok zamanımı bu alıyor; bir kere konu bulduktan sonrası kolay. Yapay zeka bu tip şeylerde genelde zorlanıyor: Ne ilgi çeker, ne çekmez, bilecek mi? Ya magazine sardırırsa? Bunu denemeliyim. Ancak maalesef şöyle bir problem var: ChatGPT’nin ana dili İngilizce. Türkçe ile çalışıyor gibi görünse de, siz Türkçe bir soru sorduğunuzda, İngilizce&#8217;ye çeviriyor, cevabını İngilizce oluşturuyor ve sonra Türkçe&#8217;ye çevirip size sunuyor. Tercümesi henüz pek zayıf. Ülkemizde uzun süredir otursa da hala komik hatalar yapan bir yabancı gibi konuşuyor.</p>
<p>Kayın, dünür, yenge, hala gibi İngilizce&#8217;de karşılığı olmayan kelimelerin arasındaki farkları anlamakta zorlanıyor. Bir anne çocuğuna nasıl hitap eder bilmiyor. Bir hikaye yazmış; anne oğluna “aferin oğlum” diyeceğine, “iyi, iş, çocuk” diyor! Çok komik! İyisi mi şimdilik ben kendi yazılarımı kendim yazayım, yoksa okurların alay konusu olabilirim.</p>
<p><strong>Lale Akarun / </strong><strong><a href="mailto:akarun@boun.edu.tr">akarun@boun.edu.tr</a></strong></p>
<p><strong><em>Bu yazı HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-356-26-ocak-2023-dijital-pdf/">356. sayısında</a> yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/yazilarimi-chatgptye-mi-yazdirsam">Yazılarımı ChatGPT&#8217;ye mi yazdırsam?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29455</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üniversiteler niye durmadan dayak yiyor?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universiteler-niye-durmadan-dayak-yiyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2017 05:44:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim hırsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[Herkese Bilim Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[intihal]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli]]></category>
		<category><![CDATA[kapak konusu]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[nicelik]]></category>
		<category><![CDATA[nitelik]]></category>
		<category><![CDATA[rektör ataması]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun zamandır tezim şu, bir kaç kez geçmişte yazdım: Eğer üniversitelerimizin en azından bir kısmı, evrensel çapta birer üniversite olabilselerdi, mesela dünya üniversite sıralamalarında ilk 100 içinde görünenleri olabilseydi.. bir kaç uluslararası ses getiren buluşa imza atabilselerdi.. en azından bir –iki Nobel veya bilim madalyaları almış olsalardı.. evrensel işbirlikleriyle sıkı bir bilim ağı içinde olabilselerdi&#8230; bilim veya teknoloji alanında ülkeye en azından önemli bir kaç kazanç sağlayabilselerdi&#8230; Sadece bu kadar değil: Felsefe, politik ve sosyal alanda kabul görmüş kuramlar ortaya atmış olabilselerdi&#8230; Üniversitelerimizin başında üniversitenin kimliğini her şeyden yüksekte tutan ve üniversitesinin sadece ve sadece bilimsel alanda yükselişi için ter dökenler olsaydı.. atandıkları siyasi makamların emir ve talimatları içinde, derin çukurlarda yalpalanan yönetimler olmasaydı&#8230; Bilim üretimine odaklı olabilselerdi.. vb. Şüpheniz olmasın ki, üniversitelerimiz geçmişte olduğu gibi sürekli dayak yiyen kurumlar olmazlardı. Atanan rektörlerin çoğu siyasi Düşünün ki, üniversitelere rektör atama yetkisine sahip yöneticiler asla liyakata göre davranmadılar. Geçmişte de sorunluydu üniversitelere atamaları, AKP iktidarı döneminde de tepeden tırnağa sorumlu. Gül zamanında da derin sorunluydu ve tüm o atamaların acısını çekti kurumlar.. Erdoğan zamanında da etkisi uzun yıllar sürecek atamaların acısını çekecek. Düşünün ki mesela bir zamanlar Cumhurbaşkanı Gül, çoğunluk olarak sürekli Cemaatçi rektörleri üniversitelerin başına getirdi. Fethullah Gülen’e bağlı üniversite örgütlenmesi, bu dönemde inanılmaz bir ölçüde yatay ve dikey yaygınlık kazandı. Bir ağ halinde tüm üniversiteleri sarıp sarmaladılar. Rektörlüklerden başlayın, dekanlara bölüm başkanlarına ve alınacak öğretim üyelerinin Cemaatçi niteliklerine kadar. Bir alçak düzen kuruldu. Ele geçirdikleri sınav sistemleri, neredeyse tamamı Cemaatçilerden oluşan üniversite ve yönetimleri, komiteleri, jürileri vb sayesinde bu kurumlar bilim aleyhine manipüle edildi. Üniversite tabelası altında yeni liseler açıldıkça da, genellikle cemaatçilerle dolduruldu. Çok hızlı akademik yükseltmelerle, düşük eğitim kalitesi, sıfır araştırma ile öğrenciler bilgi ve bilim yoksunu diplomalarla salıverildiler. Bunları yazıyorum, kimse alınmasın. Genel durumun fotoğrafını çekiyorum. HBT’de Üniversitelere neşter İyi bazı üniversitelerimizin olması, gerçekten kaliteli ve evrensel düzeyde araştırma yapan, dışarıya gitmeyen ve burada kalan çok iyi araştırmacılarımızın olması, Türkiye’nin açısından durumu değiştirmiyor. Yarın yayımlanacak Herkese Bilim Teknoloji dergisinin kapak konusu, üniversitenin öncelikle akademik sorunlarına neşter atıyor. Üniversiteye derin bir neşter &#8211; Akademik yükseltmelerde sorunlar ve öneriler, başlıklı Prof. Metin Balcı’nın yazısında, akademik kriterlerin giderek aşağıya doğru çekildiği, değeri düşük ve para ödenen dergilerde yayınlanan makalelerle akademik yükseltmeler yapıldığı ve üstelik birbirinin makalelerine atıf veren çetelerin her yeri sardığı belirtilmekte ve önerilerde bulunmakta. Ayrıca şu araştırmaya da dikkat çekiyor Balcı: “Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Ziya Toprak tarafından yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinin %34’ünde &#8220;ağır intihal &#8211; bilim hırsızlığı&#8221; olduğunu göstermiştir. Bu sayı Vakıf üniversitelerinde %46 seviyesine kadar çıkmakta..” Askeri vurmuş siyasisi vurmuş Askeri vurmuş siyasisi vurmuş, siyasi olarak hoşlanmamış vurmuş, adamını atamış &#8211; çetesini kurmuş vurmuş üniversiteye.. Atama ve bilimsel kriterler koyup akademik düzeyi yükselteceğine, üniversitelerin önüne ülkenin büyük sorunlarına çözüm arama problemleri koyacağına, sürekli baskı alınan üniversite, Türkiye’nin temel gerçeği. Bunu sanırım kasıtlı yapıyorlar aynı zamanda. Üniversitelerimiz evrensel niteliğe ulaşırsa, baş edemeyiz, en iyisi biz şimdiden ve durmadan canlarına okuyalım, diyorlar. En azından elimizde olan sonuç bu. Bilimi ve araştırması ile yükselen üniversite değil, sürekli baskılar ile adından bahsedilen bir üniversite ve baskılarla yaratılan kahramanlar var elimizde. Yazık ki yazık.. Orhan Bursalı *Bu yazı, 23 Şubat 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde  yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universiteler-niye-durmadan-dayak-yiyor">Üniversiteler niye durmadan dayak yiyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır tezim şu, bir kaç kez geçmişte yazdım: Eğer üniversitelerimizin en azından bir kısmı, evrensel çapta birer üniversite olabilselerdi, mesela dünya üniversite sıralamalarında ilk 100 içinde görünenleri olabilseydi.. bir kaç uluslararası ses getiren buluşa imza atabilselerdi.. en azından bir –iki Nobel veya bilim madalyaları almış olsalardı.. evrensel işbirlikleriyle sıkı bir bilim ağı içinde olabilselerdi&#8230; bilim veya teknoloji alanında ülkeye en azından önemli bir kaç kazanç sağlayabilselerdi&#8230;</p>
<p>Sadece bu kadar değil:</p>
<p>Felsefe, politik ve sosyal alanda kabul görmüş kuramlar ortaya atmış olabilselerdi&#8230;</p>
<p>Üniversitelerimizin başında üniversitenin kimliğini her şeyden yüksekte tutan ve üniversitesinin sadece ve sadece bilimsel alanda yükselişi için ter dökenler olsaydı.. atandıkları siyasi makamların emir ve talimatları içinde, derin çukurlarda yalpalanan yönetimler olmasaydı&#8230;</p>
<p>Bilim üretimine odaklı olabilselerdi.. vb.</p>
<p>Şüpheniz olmasın ki, üniversitelerimiz geçmişte olduğu gibi sürekli dayak yiyen kurumlar olmazlardı.</p>
<p><strong>Atanan rektörlerin çoğu siyasi</strong></p>
<p>Düşünün ki, üniversitelere rektör atama yetkisine sahip yöneticiler asla liyakata göre davranmadılar. Geçmişte de sorunluydu üniversitelere atamaları, AKP iktidarı döneminde de tepeden tırnağa sorumlu. Gül zamanında da derin sorunluydu ve tüm o atamaların acısını çekti kurumlar.. Erdoğan zamanında da etkisi uzun yıllar sürecek atamaların acısını çekecek.</p>
<p>Düşünün ki mesela bir zamanlar Cumhurbaşkanı Gül, çoğunluk olarak sürekli Cemaatçi rektörleri üniversitelerin başına getirdi.</p>
<p><strong>Fethullah Gülen</strong>’e bağlı üniversite örgütlenmesi, bu dönemde inanılmaz bir ölçüde yatay ve dikey yaygınlık kazandı.</p>
<p>Bir ağ halinde tüm üniversiteleri sarıp sarmaladılar. Rektörlüklerden başlayın, dekanlara bölüm başkanlarına ve alınacak öğretim üyelerinin Cemaatçi niteliklerine kadar.</p>
<p>Bir alçak düzen kuruldu.</p>
<p>Ele geçirdikleri sınav sistemleri, neredeyse tamamı Cemaatçilerden oluşan üniversite ve yönetimleri, komiteleri, jürileri vb sayesinde bu kurumlar bilim aleyhine manipüle edildi.</p>
<p>Üniversite tabelası altında yeni liseler açıldıkça da, genellikle cemaatçilerle dolduruldu. Çok hızlı akademik yükseltmelerle, düşük eğitim kalitesi, sıfır araştırma ile öğrenciler bilgi ve bilim yoksunu diplomalarla salıverildiler.</p>
<p>Bunları yazıyorum, kimse alınmasın. Genel durumun fotoğrafını çekiyorum.</p>
<p><strong>HBT’de Üniversitelere neşter</strong></p>
<p>İyi bazı üniversitelerimizin olması, gerçekten kaliteli ve evrensel düzeyde araştırma yapan, dışarıya gitmeyen ve burada kalan çok iyi araştırmacılarımızın olması, Türkiye’nin açısından durumu değiştirmiyor.</p>
<p>Yarın yayımlanacak <strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong> dergisinin kapak konusu, üniversitenin öncelikle akademik sorunlarına neşter atıyor.</p>
<p>Üniversiteye derin bir neşter &#8211; Akademik yükseltmelerde sorunlar ve öneriler, başlıklı Prof. <strong>Metin Balcı</strong>’nın yazısında, akademik kriterlerin giderek aşağıya doğru çekildiği, değeri düşük ve para ödenen dergilerde yayınlanan makalelerle akademik yükseltmeler yapıldığı ve üstelik birbirinin makalelerine atıf veren çetelerin her yeri sardığı belirtilmekte ve önerilerde bulunmakta.</p>
<p>Ayrıca şu araştırmaya da dikkat çekiyor Balcı: “<em>Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. <strong>Ziya Toprak</strong> tarafından yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinin %34’ünde &#8220;<strong>ağır intihal &#8211; bilim hırsızlığı</strong>&#8221; olduğunu göstermiştir. Bu sayı Vakıf üniversitelerinde %46 seviyesine kadar çıkmakta.</em>.”</p>
<p><strong>Askeri vurmuş siyasisi vurmuş</strong></p>
<p>Askeri vurmuş siyasisi vurmuş, siyasi olarak hoşlanmamış vurmuş, adamını atamış &#8211; çetesini kurmuş vurmuş üniversiteye..</p>
<p>Atama ve bilimsel kriterler koyup akademik düzeyi yükselteceğine, üniversitelerin önüne ülkenin büyük sorunlarına çözüm arama problemleri koyacağına, sürekli baskı alınan üniversite, Türkiye’nin temel gerçeği.</p>
<p>Bunu sanırım kasıtlı yapıyorlar aynı zamanda. <em>Üniversitelerimiz evrensel niteliğe ulaşırsa, baş edemeyiz, en iyisi biz şimdiden ve durmadan canlarına okuyalım,</em> diyorlar.</p>
<p>En azından elimizde olan sonuç bu.</p>
<p>Bilimi ve araştırması ile yükselen üniversite değil, sürekli baskılar ile adından bahsedilen bir üniversite ve baskılarla yaratılan kahramanlar var elimizde.</p>
<p>Yazık ki yazık..</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p class="p1"><em><strong><span class="s1">*Bu yazı, 23 Şubat 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde  yayınlanmıştır.</span></strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universiteler-niye-durmadan-dayak-yiyor">Üniversiteler niye durmadan dayak yiyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5531</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Doktora tezlerinde hırsızlık, bilimsel düzeyimizin ölçütü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/doktora-tezlerinde-hirsizlik-bilimsel-duzeyimizin-olcutu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jul 2016 10:47:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[hrsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[intihal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3030</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim hem bizi hem insanlığı kurtarabilir.. Ama hırsızlıkta önde gidiyoruz.. Bilimsel düzeyimiz ne durumda? Bu konuda iç içe yaşayan iki dünyamız var. Biri, uluslararası göstergelere göre, gerçekten başarılı araştırmalar yapan ciddi bilimi dünyamız. Herkese Bilim Teknoloji haftalık dergisinin son sayısında bilim insanlarımızın başarımları üzerine bir araştırma yayımlandı. Bir bilimsel başarım değerlendirmesi ölçütü olan h-faktörüne göre, h-20 ve h-40 başarısına ulaşan bilim insanlarımızın sayısı giderek artıyor. Dergide h faktörü nedir anlatılıyor ve 438 bilimcimizin isimlerine ve başarılı çalışmalarına yer veriliyor. Başarılı 438 bilimci Şu kadarını belirteyim, Aziz Sancar’ın h-faktörü 101. Çok üstün bir başarı. Arkasından yine yurtdışında araştırmalarını sürdüren 3-5 bilim insanımız Sancar’ı izliyor. Prof. Mehmet Doğan’ın yazısına göre, başarılı bilimci sayılmanın bir eşik değeri olan h-20 eşiğini aşan 438 bilimcimiz var. Yine h-40 sayısına ulaşan bilim insanı ise çok başarılı sayılıyor. Sayıları 96. “Başarılı bilimci” nitelemesini salt bu faktöre göre değerlendirmek tabii ki yanlış olur. Ama burada kıstasımız bu. Türkiye’nin yıldan yıla, bilim dergilerindeki makale, bilimsel not, eleştiri vb gibi yayınları artıyor. 2014’te bu tür yayın sayısı 37.478 iken, 2015’te 38.758’e ulaşmış. Şüphesiz araştırmaların niteliği gibi ciddi bir sorunumuz var. Müthiş bilimsel hırsızlıklar Ama bundan daha ciddi bir sorun ise, özellikle akademi dünyasına yeni adım atanlar arasında, yaptıkları lisans üstü ve doktora tezlerindeki büyük özgünlük eksikliği ve buna paralel büyük bilimsel hırsızlık yüksekliği. Kemal Göktaş’ın Cumhuriyet’te yayımlanan haberi, dehşet verici bir durumu fotoğraflıyordu. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Araştırma ve Uyguluma Merkezi (BEPAM), “Akademik yazı kalitesi”ni araştırma kapsamında yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıklıyor (Dr. Ziya Toprak) ve “2007-2016 yılları arasında yazılmış 470’i yüksek lisans ve 130’u doktora tezi olmak üzere 600 tez”den (477 kamu,, 123 vakıf üni.) üçte biri (yüzde 34) çalıntılarla dolu çıkmış.. Yani 207 tezde yüksek bilimsel hırsızlık saptanmış. Devlet üniversitelerinde yüksek çalıntılı tez sayısı 150 iken (yüzde 31), vakıf okullarında bu sayı 57 (yüzde 46) olarak bulunmuş! Tabii yüksek lisans tezleri de bundan geri kalmıyor. Bilimsel çalışmaların “orijinal”liğini de sorgulayan araştırmaya göre, tezlerde benzerlik oranı Türkiye’de yüzde 28,5 gibi çok yüksek çıkmış. Dünya ortalaması yüzde 15.. Şimdi bir sonuç çıkartalım: Bilimde başarı özlüyoruz. Sancar’ı göğsümüze bastık. Yeni Sancar’ların yollarını gözlüyoruz. Ama bilime adım atan genç akademisyenlerimizin yüksek lisans ve doktora tezlerinde, müthiş bir özgünlük eksikliği olduğu gibi, bilimsel intihal oranı da çok yüksek. Bu sadece bu gençlerin suçu mu? Şüphesiz ki büyük ölçüde onlar okkanın altında, ama tez hocaları ve üniversitelerin tez yönetim sistemleri? Vakıf üniversitelerinde çalıntı tezlerin yüksekliği neden? Devlet üniversiteleri neden işleri daha sıkı tutmuyor? Hocaların tez yönetimlerinde neden bu kaçak büyük kaçak ve açık var? Çalıntıya hoşgörü yüksekliği Bunun bir yanıtı, şüphesiz bilimsel hırsızlığın ülkemizde yeterince cezalandırılmaması, üniversiteler dahil YÖK sisteminin de  epey vurdumduymaz halleri, bilimsel hırsızlıkta cezalandırma sisteminin, evrensel ölçülere göre çok geride kalması. Önümde Prof. Kayhan Kantarlı’nın HBT’de yayımlanacak makalesi var. Meclis’teki yeni tasarı, bilimsel hırsızlıkları cezalandırmada yeni ve büyük açık kapılar bırakıyor. Hırsızlıkları affetmek için türlü çeşitli bahaneler ileri sürülecek bir metin taslağı.. Bilim hırsızlıkla değil, özgünlükle gelişir ilerler. Eğer özgün araştırmalar üretemezseniz, hırsızlık yapar ve düzinelerce benzer konularda sözde tezler yazar ve akademik unvanlar alırsınız. Bunun sonucu: Bilimde yerinde saymaktır. Bakmayın siz “yayın sayımızın artmış” olmasına! 4 Temmuz 2016  Pazartesi / Bilim ve Siyaset &#8211; Cumhuriyet, Orhan Bursalı</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/doktora-tezlerinde-hirsizlik-bilimsel-duzeyimizin-olcutu">Doktora tezlerinde hırsızlık, bilimsel düzeyimizin ölçütü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilim hem bizi hem insanlığı kurtarabilir.. Ama hırsızlıkta önde gidiyoruz..</strong></p>
<p>Bilimsel düzeyimiz ne durumda? Bu konuda iç içe yaşayan iki dünyamız var. Biri, uluslararası göstergelere göre, gerçekten başarılı araştırmalar yapan ciddi bilimi dünyamız. <strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong> haftalık dergisinin son sayısında bilim insanlarımızın başarımları üzerine bir araştırma yayımlandı.</p>
<p>Bir bilimsel başarım değerlendirmesi ölçütü olan h-faktörüne göre, h-20 ve h-40 başarısına ulaşan bilim insanlarımızın sayısı giderek artıyor. Dergide h faktörü nedir anlatılıyor ve 438 bilimcimizin isimlerine ve başarılı çalışmalarına yer veriliyor.</p>
<p><strong>Başarılı 438 bilimci</strong></p>
<p>Şu kadarını belirteyim, <strong>Aziz Sancar</strong>’ın h-faktörü 101. Çok üstün bir başarı. Arkasından yine yurtdışında araştırmalarını sürdüren 3-5 bilim insanımız Sancar’ı izliyor. Prof. <strong>Mehmet Doğan</strong>’ın yazısına göre, başarılı bilimci sayılmanın bir eşik değeri olan h-20 eşiğini aşan 438 bilimcimiz var. Yine h-40 sayısına ulaşan bilim insanı ise çok başarılı sayılıyor. Sayıları 96.</p>
<p>“Başarılı bilimci” nitelemesini salt bu faktöre göre değerlendirmek tabii ki yanlış olur. Ama burada kıstasımız bu.</p>
<p>Türkiye’nin yıldan yıla, bilim dergilerindeki makale, bilimsel not, eleştiri vb gibi yayınları artıyor. 2014’te bu tür yayın sayısı 37.478 iken, 2015’te 38.758’e ulaşmış.</p>
<p>Şüphesiz araştırmaların niteliği gibi ciddi bir sorunumuz var.</p>
<p><strong>Müthiş bilimsel hırsızlıklar</strong></p>
<p>Ama bundan <strong>daha ciddi bir sorun ise</strong>, özellikle akademi dünyasına yeni adım atanlar arasında, yaptıkları lisans üstü ve doktora tezlerindeki büyük <strong>özgünlük eksikliği ve buna paralel büyük bilimsel hırsızlık</strong> yüksekliği.</p>
<p><strong>Kemal Göktaş</strong>’ın Cumhuriyet’te yayımlanan haberi, dehşet verici bir durumu fotoğraflıyordu. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Araştırma ve Uyguluma Merkezi (BEPAM), “Akademik yazı kalitesi”ni araştırma kapsamında yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıklıyor (<strong>Dr. Ziya Toprak</strong>) ve “2007-2016 yılları arasında yazılmış 470’i yüksek lisans ve 130’u doktora tezi olmak üzere 600 tez”den (477 kamu,, 123 vakıf üni.) üçte biri (yüzde 34) çalıntılarla dolu çıkmış.. Yani 207 tezde yüksek bilimsel hırsızlık saptanmış.</p>
<p>Devlet üniversitelerinde yüksek çalıntılı tez sayısı 150 iken (yüzde 31), vakıf okullarında bu sayı 57 (yüzde 46) olarak bulunmuş! Tabii yüksek lisans tezleri de bundan geri kalmıyor.</p>
<p>Bilimsel çalışmaların “orijinal”liğini de sorgulayan araştırmaya göre, tezlerde benzerlik oranı Türkiye’de yüzde 28,5 gibi çok yüksek çıkmış. Dünya ortalaması yüzde 15..</p>
<p><strong>Şimdi bir sonuç çıkartalım: </strong></p>
<p>Bilimde başarı özlüyoruz. Sancar’ı göğsümüze bastık. Yeni Sancar’ların yollarını gözlüyoruz. Ama bilime adım atan genç akademisyenlerimizin yüksek lisans ve doktora tezlerinde, müthiş bir özgünlük eksikliği olduğu gibi, bilimsel intihal oranı da çok yüksek.</p>
<p><strong>Bu sadece bu gençlerin suçu mu</strong>? Şüphesiz ki büyük ölçüde onlar okkanın altında, ama tez hocaları ve üniversitelerin tez yönetim sistemleri? Vakıf üniversitelerinde çalıntı tezlerin yüksekliği neden? Devlet üniversiteleri neden işleri daha sıkı tutmuyor? <strong>Hocaların tez yönetimlerinde neden bu kaçak büyük kaçak ve açık var?</strong></p>
<p><strong>Çalıntıya hoşgörü yüksekliği</strong></p>
<p>Bunun bir yanıtı, şüphesiz bilimsel hırsızlığın ülkemizde yeterince cezalandırılmaması, üniversiteler dahil YÖK sisteminin de  epey vurdumduymaz halleri, bilimsel hırsızlıkta cezalandırma sisteminin, evrensel ölçülere göre çok geride kalması.</p>
<p>Önümde Prof. <strong>Kayhan Kantarlı</strong>’nın HBT’de yayımlanacak makalesi var. Meclis’teki yeni tasarı, bilimsel hırsızlıkları cezalandırmada yeni ve büyük açık kapılar bırakıyor. Hırsızlıkları affetmek için türlü çeşitli bahaneler ileri sürülecek bir metin taslağı..</p>
<p><strong>Bilim hırsızlıkla değil, özgünlükle gelişir ilerler</strong>. Eğer özgün araştırmalar üretemezseniz, hırsızlık yapar ve düzinelerce benzer konularda sözde tezler yazar ve akademik unvanlar alırsınız.</p>
<p>Bunun sonucu: Bilimde yerinde saymaktır. Bakmayın siz “yayın sayımızın artmış” olmasına!</p>
<p><strong><em>4 Temmuz 2016  Pazartesi / Bilim ve Siyaset &#8211; Cumhuriyet, Orhan Bursalı</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/doktora-tezlerinde-hirsizlik-bilimsel-duzeyimizin-olcutu">Doktora tezlerinde hırsızlık, bilimsel düzeyimizin ölçütü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3030</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
