<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadın bilimciler arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kadin-bilimciler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kadin-bilimciler</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Mar 2019 11:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Element bulan kadın bilimciler: Periyodik Tablo 150 yaşında &#8211; 2</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/element-bulan-kadin-bilimciler-periyodik-tablo-150-yasinda-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Feb 2019 12:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[biyokimya]]></category>
		<category><![CDATA[Dimitri Mendeleyev]]></category>
		<category><![CDATA[elementler]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[harriet brooks]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Becquerel]]></category>
		<category><![CDATA[ida noddack]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[kimya]]></category>
		<category><![CDATA[lisa meitner]]></category>
		<category><![CDATA[marguerite perey]]></category>
		<category><![CDATA[marie curie]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[paul langevin]]></category>
		<category><![CDATA[periyodik tablo]]></category>
		<category><![CDATA[polonyum]]></category>
		<category><![CDATA[radyum]]></category>
		<category><![CDATA[walter noddack]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler bu yılı, dünyamızı (insanları, hayvanları, bitkileri, doğayı) oluşturan elementleri ilk kez bilimsel bir sıraya sokan Rus bilimci Mendeleyev’i, bu buluşunun 150’inci yılında anmaya davet ediyor. Mendeleyev’den önce de bazı bilimciler, bu sıralamayı yapmaya çalışmıştı, ama başarılı olamadılar. Ondan 150 yıl sonra ise, bu sıralamayı günümüzde güncellemek Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği’nin işi (International Union of Pure and Applied Chemistry &#8211; IUPAC). En son 2016’da Element Tablosu’na 118’inci element olarak Oganesson’u eklediler. Mendeleyev’den bu yana bazısı doğal, bazısı yarı-doğal, bir kısmı tamamen sentetik yeni elementler bulundu. Ve sırada şimdi 119’uncu element var. Ama, onun işi uzun sürecek: Uluslararası bilim dünyasının saygın akademik dergisi Nature, bu 119’un “nasıl” bulunacağını, yemek tarifi gibi verdi (doi:10.1038/d41586-019-00285-9): Yeni element nasıl yapılır? Birkaç miligram Berkelyum alınız. Bu, sadece ileri düzeyde uzman nükleer reaktörlerde nadir olarak bulunan radyoaktif bir metal. Bunu Titanyum iyonları ile bomdardıman ediniz. İşlem, ışık hızının onda biri hızda olmalı. Hızı bir yıl boyunca sürdürün (Çok sabır gerektiriyor, çok). Her 10 kentilyonuncu (10 üzeri 18) Titanyum iyonu Berkelyum’a çarptıkça, bu deney sonucunda “belki” element 119’un tek bir atomunu elde edebilirsiniz. İşte o, “ender” durumda, Titanyum ve Berkelyum çekirdekleri (nucleus) çarpışacak. Ve bu, o ana kadar dünyada, hatta evrende hiç ama hiç görülmemiş durum olacak. Ama bu yeni atom, bir milisaniyenin onda biri kadar sürede çürüyecek: Element 119, bir an var olacak, aynı anda yok olacak. Bu varla yok arası Element 119’un “geçici” ismi ise hazır: Ununennium. Britannica Ansiklopedisi, bu element için “varsayım” diyor. Nature dergisindeki uzun makalenin başlığı, durumu açıkça özetlemiş: “Kimyanın uç noktası”. Amerikan Bilim Akademisi gibi çalışan Smithsonian Enstitüsü sormuş: “Periyodik Tablo’nun hiç sonuna gelecek miyiz?” Aslında bilim ve teknoloji Taş Devri’nden beri hep var, hiç durmadı, hep ilerliyor, ilerleyecek. Zaten, sanki Element 119 bulundu da, sıra Element 120’ye gelmiş gibi uğraşanlar buna da geçici ismini verdiler bile: Unbinilium. Darmstadt/Almanya’da Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi (GSI) 120’yi bulmak için kararlılıkla çalışıyor: Burada 1981-1996 arasında 6 sentetik element bulundu. 2010-12 arasında ise 5 sentetik elementin varlığı saptandı. GCI, bu “başarısı” ile başka elementler de bulur her halde? Bu konuda uluslararası bir yarış var ileri bilgi toplumu bilimcileri arasında. Kim kaç element buldu? Şimdiye kadar İngiltere 24 element “bulmuş”. Onu, 21 elementle ABD izliyor. İsveç 20. Almanya 19. Fransa 17. Rusya 9. Avusturya 3. Danimarka 2. İtalya ve İspanya birer. Eski çağlardan beri “bilinen” elementler 12 tane. (Bazı buluşlar ortaklaşa olduğundan, element sayısı “fazla” görünüyor. Grafik: Google Science Fair, 27.04.2014). Bu elementlerin bazılarını ise kadın bilimciler buldular: Polonyum ve Radyum’u bulma şerefi Marie Curie’ye ait. Radon’u Ernest Rutherford’la birlikte Harriet Brooks. Protaktinyum’u Otto Hahn ile birlikte Lisa Meitner. Renyum’u Ida ve eşi Walter Noddack. Frankiyum’u Marguerite Perey. Bu bilimcilerden örneğin Marie Curie, Marguerite Perey, onurlandırıldı. Ama örneğin Lisa Meitner’e çok uzun yıllar boyunca “hiçbir katkısı olmamış” gibi davranıldı. İsmi yok sayıldı. Böyle “çok” kadın bilimci var. Kadın bilimcilerin, erkek bilimcilerin gözünde “sadece” sekreter, laborant, getir-götür işi yapan “isimsiz” elemanlar gibi görüldükleri bu “emek ve fikir hırsızlığı” eski dönemlerin ayıbı. Ayrıca, siyasi olayların da hayatları mahvettiği yıllar&#8230; Hem şanslı, hem şanssız: Marie Curie Radyoaktiviteyi Fransız bilimci Henri Becquerel 1896’da bulmuştu. Curie, bu çalışmayı, kimyacı eşi Pierre ile birlikte geliştirdi. Neticede iki element birden buldu: Polonyum ve Radyum. Ama Nobel Komitesi, Curie’nin rolünü görmezden gelince eşi Pierre’in itirazı üzerine 1903 Nobeli Becquerel’le birlikte Curie’lere paylaştırıldı. Polonya’dan Paris’e göçüp, adını Marja Skladowska’dan Fransızca Marie’ye dönüştüren, binbir sıkıntı çekerek Fransızlaşmaya çalışan Curie’nin hayatı Pierre’in 1906’da ölümüyle altüst oldu. Curie, yılmadan çalışmaya devam ederek 1911’de ikinci Nobelini Kimya dalında aldı – bu sefer tek başına. Üstelik, buluşları için patent almadan&#8230; Ama arada bir skandal var: 38 yaşında dul kalan Curie; evli, 4 çocuklu fizikçi Paul Langevin’e aşık olunca basın, Curie’yi yerin dibine batırdı. Depresyondan hastalanan Curie, çareyi İngiltere’de izini kaybettirmekte buldu. Bu arada Langevin’ler boşandı. Ama kader, kısmet: Langevin’in torunu ile Curie’nin torunu evlendiler. Kızları Hélène Langevin-Joliot, nükleer fizikçi oldu. Şimdi 91 yaşında. Kardeşi Pierre Adrien Joliot-Curie, ünlü bir biyokimyacı oldu. Şimdi 86 yaşında. Marie Curie, Birinci Savaş sırasında mobil Röntgen Servisi kurarak (inovasyon!) orduya hizmet verdi. Radyoaktivite ile sürekli teması yüzünden 67 yaşında anemiden öldü. Cenazesi taa 1995’te, Fransız “büyüklerinin” mezarlarının bulunduğu Pantheon’a Cumhurbaşkanı François Mitterrand’nın kararıyla, devlet töreniyle nakledildi. Curie’nin kızı Irène Joliot-Curie (ve eşi) de bilimciydiler: 1935’te birlikte Kimya Nobeli kazandılar. Onların çocukları da Fransa’da tanınmış bilimciler oldular. Adı yok bilimci: Lise Meitner Avusturya yahudisi Lise Meitner ile yahudi olmayan Alman fizikçi Otto Hahn 1917-18’de 91’inci element Protaktinyum’u buldular. Daha sonra birlikte çalışmaya devam ettiler. Ta ki Naziler, işleri berbat edene kadar&#8230; Meitner, Almanya’dan Hollanda’ya, sonra Danimarka’ya, sonra İsveç’e kaçmak zorunda kaldı. Orada, Hahn ile uzaktan sürdürdüğü çalışmalarıyla, bugün Atom Bombası olarak bildiğimiz kimyasal reaksiyonun teorik mekanizmasını buldu: Nükleer fizyon (atom çekirdeklerinin bölünmesi). Ama Otto Hahn 1939’da, buluşu kendisi yapmış gibi yayınladı. Meitner’den söz etmedi. Meitner’in “kaçak” bir yahudi olmasından mı, kıskançlıktan mı bilinmez. Neticede Nazi Yönetimi, Atom Bombası’nın nasıl yapılacağının formülünü daha o zaman elde etti. Ama bu iş için gereken tesisler ve bazı kimyasallar Amerikan ve İngiliz hava saldırılarıyla yok edilince, Naziler bomba projesinde geride kaldılar. ABD’ne kaçmış Alman bilimciler Atom Bombası’nı orada Amerikalılarla geliştirdiler. Bu arada Hahn, 1945 Kimya Nobelini tek başına aldı. Meitner’in adı yine yoktu. Ama ertesi yıl yaptığı Nobel Konuşması’nda ilk kez Meitner’in “hakkını” teslim etti. Einstein’in “Meitner, Almanca konuşulan ülkelerin Marie Curie’sidir” dediği bu bilimcinin katkısı, değeri İkinci Savaş’tan sonra anlaşıldı. 1992’de bulunan Element 109’a onun adı verildi: Meitnerium. (Bu konuda mükemmel bir biyografi var: Lise Meitner: A Life in Physics. University of California Press. 1996) ABD/Philadelphia’da Bilim Tarihi Enstitüsü Avrupa Bölümü yöneticisi kimya tarihçisi Brigitte Van Tiggelen ile Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi kimya tarihçisi Annette Lykknes’in ortak kitapları “Element: Bazı Kadın Bilimcilerin Periyodik Sisteme Katkıları”, önümüzdeki Ağustos’ta yayınlandığında, çok sayıda kadın bilimcinin “nafile dünyasını” öğreneceğiz: Çoğunun katkısı yok sayılmış. Bazısı -eğer talihliyse- sadece dip nottan ibaret. Pek azı takdir edilmiş. (Women in their Element: Selected Women’s Contributions to the Periodic System). Edip Emil Öymen *Yazının ilkini buradan okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/element-bulan-kadin-bilimciler-periyodik-tablo-150-yasinda-2">Element bulan kadın bilimciler: Periyodik Tablo 150 yaşında &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler bu yılı, dünyamızı (insanları, hayvanları, bitkileri, doğayı) oluşturan elementleri ilk kez bilimsel bir sıraya sokan Rus bilimci Mendeleyev’i, bu buluşunun 150’inci yılında anmaya davet ediyor.</p>
<p>Mendeleyev’den önce de bazı bilimciler, bu sıralamayı yapmaya çalışmıştı, ama başarılı olamadılar. Ondan 150 yıl sonra ise, bu sıralamayı günümüzde güncellemek Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği’nin işi (International Union of Pure and Applied Chemistry &#8211; IUPAC). En son 2016’da Element Tablosu’na 118’inci element olarak Oganesson’u eklediler.</p>
<p>Mendeleyev’den bu yana bazısı doğal, bazısı yarı-doğal, bir kısmı tamamen sentetik yeni elementler bulundu. Ve sırada şimdi 119’uncu element var. Ama, onun işi uzun sürecek:</p>
<p>Uluslararası bilim dünyasının saygın akademik dergisi Nature, bu 119’un “nasıl” bulunacağını, yemek tarifi gibi verdi (doi:10.1038/d41586-019-00285-9):</p>
<p><strong>Yeni element nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Birkaç miligram Berkelyum alınız. Bu, sadece ileri düzeyde uzman nükleer reaktörlerde nadir olarak bulunan radyoaktif bir metal. Bunu Titanyum iyonları ile bomdardıman ediniz. İşlem, ışık hızının onda biri hızda olmalı. Hızı bir yıl boyunca sürdürün (Çok sabır gerektiriyor, çok).</p>
<p>Her 10 kentilyonuncu (10 üzeri 18) Titanyum iyonu Berkelyum’a çarptıkça, bu deney sonucunda “belki” element 119’un tek bir atomunu elde edebilirsiniz. İşte o, “ender” durumda, Titanyum ve Berkelyum çekirdekleri (nucleus) çarpışacak. Ve bu, o ana kadar dünyada, hatta evrende hiç ama hiç görülmemiş durum olacak. Ama bu yeni atom, bir milisaniyenin onda biri kadar sürede çürüyecek: Element 119, bir an var olacak, aynı anda yok olacak.</p>
<p>Bu varla yok arası Element 119’un “geçici” ismi ise hazır: Ununennium. Britannica Ansiklopedisi, bu element için “varsayım” diyor. Nature dergisindeki uzun makalenin başlığı, durumu açıkça özetlemiş: “Kimyanın uç noktası”. Amerikan Bilim Akademisi gibi çalışan Smithsonian Enstitüsü sormuş: “Periyodik Tablo’nun hiç sonuna gelecek miyiz?”</p>
<p>Aslında bilim ve teknoloji Taş Devri’nden beri hep var, hiç durmadı, hep ilerliyor, ilerleyecek.</p>
<p>Zaten, sanki Element 119 bulundu da, sıra Element 120’ye gelmiş gibi uğraşanlar buna da geçici ismini verdiler bile: Unbinilium.</p>
<p>Darmstadt/Almanya’da Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi (GSI) 120’yi bulmak için kararlılıkla çalışıyor: Burada 1981-1996 arasında 6 sentetik element bulundu. 2010-12 arasında ise 5 sentetik elementin varlığı saptandı.</p>
<p>GCI, bu “başarısı” ile başka elementler de bulur her halde? Bu konuda uluslararası bir yarış var ileri bilgi toplumu bilimcileri arasında.</p>
<p><strong>Kim kaç element buldu?</strong></p>
<p>Şimdiye kadar İngiltere 24 element “bulmuş”.</p>
<p>Onu, 21 elementle ABD izliyor.</p>
<p>İsveç 20. Almanya 19. Fransa 17. Rusya 9. Avusturya 3. Danimarka 2. İtalya ve İspanya birer.</p>
<p>Eski çağlardan beri “bilinen” elementler 12 tane. (Bazı buluşlar ortaklaşa olduğundan, element sayısı “fazla” görünüyor. Grafik: Google Science Fair, 27.04.2014).</p>
<p><strong>Bu elementlerin bazılarını ise kadın bilimciler buldular:</strong></p>
<p>Polonyum ve Radyum’u bulma şerefi <strong>Marie Curie</strong>’ye ait.</p>
<p>Radon’u Ernest Rutherford’la birlikte <strong>Harriet Brooks</strong>.</p>
<p>Protaktinyum’u Otto Hahn ile birlikte <strong>Lisa Meitner</strong>.</p>
<p>Renyum’u <strong>Ida</strong> ve eşi <strong>Walter Noddack</strong>.</p>
<p>Frankiyum’u <strong>Marguerite Perey</strong>.</p>
<p>Bu bilimcilerden örneğin Marie Curie, Marguerite Perey, onurlandırıldı.</p>
<p>Ama örneğin Lisa Meitner’e çok uzun yıllar boyunca “hiçbir katkısı olmamış” gibi davranıldı. İsmi yok sayıldı. Böyle “çok” kadın bilimci var.</p>
<p>Kadın bilimcilerin, erkek bilimcilerin gözünde “sadece” sekreter, laborant, getir-götür işi yapan “isimsiz” elemanlar gibi görüldükleri bu “emek ve fikir hırsızlığı” eski dönemlerin ayıbı. Ayrıca, siyasi olayların da hayatları mahvettiği yıllar&#8230;</p>
<p><strong>Hem şanslı, hem şanssız: Marie Curie</strong></p>
<p>Radyoaktiviteyi Fransız bilimci Henri Becquerel 1896’da bulmuştu. Curie, bu çalışmayı, kimyacı eşi Pierre ile birlikte geliştirdi. Neticede iki element birden buldu: Polonyum ve Radyum.</p>
<p>Ama Nobel Komitesi, Curie’nin rolünü görmezden gelince eşi Pierre’in itirazı üzerine 1903 Nobeli Becquerel’le birlikte Curie’lere paylaştırıldı.</p>
<p>Polonya’dan Paris’e göçüp, adını Marja Skladowska’dan Fransızca Marie’ye dönüştüren, binbir sıkıntı çekerek Fransızlaşmaya çalışan Curie’nin hayatı Pierre’in 1906’da ölümüyle altüst oldu.</p>
<p>Curie, yılmadan çalışmaya devam ederek 1911’de ikinci Nobelini Kimya dalında aldı – bu sefer tek başına. Üstelik, buluşları için patent almadan&#8230;</p>
<p>Ama arada bir skandal var: 38 yaşında dul kalan Curie; evli, 4 çocuklu fizikçi Paul Langevin’e aşık olunca basın, Curie’yi yerin dibine batırdı. Depresyondan hastalanan Curie, çareyi İngiltere’de izini kaybettirmekte buldu.</p>
<p>Bu arada Langevin’ler boşandı. Ama kader, kısmet: Langevin’in torunu ile Curie’nin torunu evlendiler. Kızları Hélène Langevin-Joliot, nükleer fizikçi oldu. Şimdi 91 yaşında. Kardeşi Pierre Adrien Joliot-Curie, ünlü bir biyokimyacı oldu. Şimdi 86 yaşında.</p>
<p>Marie Curie, Birinci Savaş sırasında mobil Röntgen Servisi kurarak (inovasyon!) orduya hizmet verdi. Radyoaktivite ile sürekli teması yüzünden 67 yaşında anemiden öldü. Cenazesi taa 1995’te, Fransız “büyüklerinin” mezarlarının bulunduğu Pantheon’a Cumhurbaşkanı François Mitterrand’nın kararıyla, devlet töreniyle nakledildi.</p>
<p>Curie’nin kızı Irène Joliot-Curie (ve eşi) de bilimciydiler: 1935’te birlikte Kimya Nobeli kazandılar. Onların çocukları da Fransa’da tanınmış bilimciler oldular.</p>
<p><strong>Adı yok bilimci: Lise Meitner</strong></p>
<p>Avusturya yahudisi Lise Meitner ile yahudi olmayan Alman fizikçi Otto Hahn 1917-18’de 91’inci element Protaktinyum’u buldular. Daha sonra birlikte çalışmaya devam ettiler. Ta ki Naziler, işleri berbat edene kadar&#8230;</p>
<p>Meitner, Almanya’dan Hollanda’ya, sonra Danimarka’ya, sonra İsveç’e kaçmak zorunda kaldı.</p>
<p>Orada, Hahn ile uzaktan sürdürdüğü çalışmalarıyla, bugün Atom Bombası olarak bildiğimiz kimyasal reaksiyonun teorik mekanizmasını buldu: Nükleer fizyon (atom çekirdeklerinin bölünmesi).</p>
<p>Ama Otto Hahn 1939’da, buluşu kendisi yapmış gibi yayınladı. Meitner’den söz etmedi. Meitner’in “kaçak” bir yahudi olmasından mı, kıskançlıktan mı bilinmez. Neticede Nazi Yönetimi, Atom Bombası’nın nasıl yapılacağının formülünü daha o zaman elde etti.</p>
<p>Ama bu iş için gereken tesisler ve bazı kimyasallar Amerikan ve İngiliz hava saldırılarıyla yok edilince, Naziler bomba projesinde geride kaldılar. ABD’ne kaçmış Alman bilimciler Atom Bombası’nı orada Amerikalılarla geliştirdiler.</p>
<p>Bu arada Hahn, 1945 Kimya Nobelini tek başına aldı. Meitner’in adı yine yoktu. Ama ertesi yıl yaptığı Nobel Konuşması’nda ilk kez Meitner’in “hakkını” teslim etti.</p>
<p>Einstein’in “Meitner, Almanca konuşulan ülkelerin Marie Curie’sidir” dediği bu bilimcinin katkısı, değeri İkinci Savaş’tan sonra anlaşıldı.</p>
<p>1992’de bulunan Element 109’a onun adı verildi: Meitnerium. (Bu konuda mükemmel bir biyografi var: Lise Meitner: A Life in Physics. University of California Press. 1996)</p>
<p>ABD/Philadelphia’da Bilim Tarihi Enstitüsü Avrupa Bölümü yöneticisi kimya tarihçisi Brigitte Van Tiggelen ile Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi kimya tarihçisi Annette Lykknes’in ortak kitapları “Element: Bazı Kadın Bilimcilerin Periyodik Sisteme Katkıları”, önümüzdeki Ağustos’ta yayınlandığında, çok sayıda kadın bilimcinin “nafile dünyasını” öğreneceğiz: Çoğunun katkısı yok sayılmış. Bazısı -eğer talihliyse- sadece dip nottan ibaret. Pek azı takdir edilmiş. (Women in their Element: Selected Women’s Contributions to the Periodic System).</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Yazının ilkini <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/elementlerin-periyodik-tablosu-150-yasinda-1">buradan</a> okuyabilirsiniz.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/element-bulan-kadin-bilimciler-periyodik-tablo-150-yasinda-2">Element bulan kadın bilimciler: Periyodik Tablo 150 yaşında &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13051</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kadın bilimciler: Türkiye’nin büyük ayrıcalığı Cumhuriyet’in zaferi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/kadin-bilimciler-turkiyenin-buyuk-ayricaligi-cumhuriyetin-zaferi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2017 06:12:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[8 mart]]></category>
		<category><![CDATA[berna sözen]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya emekçi kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[fare embriyosu]]></category>
		<category><![CDATA[fukusima]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bilimciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5693</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özlem Yüzak Dünya Emekçi Kadınlar Günü için kadın bilimcilerimizi ön plana çıkartıp tanıtma işine girişti. Sonuç çok iyi. Cumhuriyet’in açtığı yoldan yürüyen mükemmel bilim kadınlarımız büyük ve önemli işler çıkardılar: Evrensel ve yerel araştırmalarıyla, keşifleriyle, öğrenci yetiştirmeleriyle, bilimin önünü açan yönetimleriyle, karşımıza yüzlerce kadın bilimcimiz çıktı ve hangisini nasıl tanıtacağımızı doğrusu şaşırdık. Bilim emek işidir, öyle sıradan değil, büyük emek ister. Entelektüel emek, laboratuvar emeği, tonlarca kitap ve makale okuma ve bunları süzme emeği. Kadınlarımızın bir de eve ve çocuklarına harcadıkları emekleri düşünün, yanına da bilim için harcadıkları emeği koyun. Ortaya, erkeklerin aynı işler için harcadıklarından çok daha fazla, muazzam bir başka emek çıkar. Cumhuriyet, kadınlara yolu açtı, onlar da oradan yürüdüler. Erkeklerle, kurumların erkeksi yapılarıyla, aileleriyle, bazen de eşleriyle kavga ederek, çatışarak başarılarını perçinlediler. Tarihsel bakımdan kültür – bilim ve kadın özgürlükleri açısından, Osmanlı’dan sıfıra yakın bir miras devralan Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren çağdaş bir ülke inşa etme politikasının can alıcı yönü, kadınlara her bakımdan yolu açmak olmuştur. Bugün kadınlar ülkemizin her alanında aktiftir. Bu yetersizdir ama faaliyetlerine inatla devam etmektedirler. Türkiye’nin diğer İslam ülkelerinden en büyük ayrıcalığı da, kadınların bugün sahne aldıkları büyük tarihsel roldür ve bugünün temel gerçeği de bu rolün asla geri döndürülemezliğidir. Kadın bilimciler Cumhuriyet’in yıldızlarıdır ve zaferidir. Kadınların kazanımları, Cumhuriyet’in ve ayrıcalıklarımızın da teminatıdır. HBT’nin ana konusu olan kadın bilimcilerimizle ilgili yaptığımız yayın şüphesiz ki eksiktir; uzun erimli bir çalışmanın ürünü değildir. Eksikliklerimiz nedeniyle bilim kadınlarımızdan çok özür dileriz ve şüphesiz ki katkılarınızla tamamlamaya hazırız. Şunu da belirtelim ki, akademi dünyasında kadın bilimcilerimizin sayısı – oranı genellikle Avrupa ülkelerinden fazladır, ama üst yönetim kademelerine bu çoğunluk yansımıyor. Bu haksızlık düzeltilmeli, bilimde kadınlara pozitif ayrımcılık tanınmalı. 28 Sayfa dolu bir dergi HBT kendini aşarak gelişiyor, arada sırada 28 sayfaya çıkmamız bunun bir işareti. Kendimize biçtiğimiz kaba sığamıyoruz&#8230; Dergimiz ağırlıklı olarak kadın bilimcilerimizle dolu. Geçen hafta kaybettiğimiz Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın ardından, yıllardır kendisiyle sık sık söyleşi yapan Reyhan Oksay arkadaşımız yazdı. Çiğdem Hanımı bilmediğiniz yönleriyle, iyi bir yazıdan tanıyacaksınız. Cambridge Üniversitesi’nde yeni bir çığır açacak keşif olan kök hücreden üretilen yapay fare embriyosu araştırmasında bir de Türk araştırmacı var: Berna Sözen bize bu araştırmanın önemini ve yol açabilecekleri yazdı. Tabii, sonraki tartışma, laboratuvarda insan embriyosu! Yıldız Cıbıroğlu, “Yazı ile birlikte kadınların başarıları unutuldu” yazısında, kadın meselesine bambaşka bir açıdan yaklaştı. Doğan Kuban, “Türk mü Osmanlı mı?” başlıklı yazısında, kendi tarihi hakkında sıfır bilgi sahibi olanların yarattığı kirliliği ve tehlikeleri gündeme getiriyor. Mükemmel bir yazı! Bozkurt Güvenç, Halk Oylaması güncelinde ufuk açısı bir bilim – düşünce turu yapıyor. Akurgal, yazılım konusunun gelecekte de parlak bir meslek olup olmayacağını sorgularken, Mustafa Çetiner “Türkiye insan tarihinin neresinde?” diye soruyor ve Tanol Türkoğlu Dijital Kültür köşesindeki yazısına “Dijital Cadı” başlığını koymuş; merak etmez misiniz? Erhan Karaesmen’in bilim-sanat köşesi var bu hafta. Başkaları da var: Gizli kalbiniz olabilir.. Atıştırmalıklar, sağlıklı mı yoksa değil mi? Almanya’da Türk olmak: Sosyal hayatları sıkıntılı.. Sabah insanı olmanın yolları… Tabii Cem Say çok özgün bir konuya girdi: Klasikten Kuantuma gerçek zamanlı hesaplama.. Aysam Akses bilgisayarlarımızdaki gizli bilgilerin elektro manyetik dalgalarla çevreye yayıldığını ve nasıl önlem alınması gerektiğini yazdı. Ve daha başka şeyler. Bu arada, HBT portala koyduğumuz Yüksel Atakan Fukuşima’nın 6. yılında son durumu yazdı, Oradan okuyun. Diyor ki: Deprem ve Tsunami sonucu toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma geldi, 16.000 kişi yaşamını yitirdi, 3200 kişi de kayıp. Evlerinden uzaklaştırılan insanların bir bölümü travma ve depresyon geçirdi, bazıları öldü, intiharlar oldu. Biz geleceği kuruyoruz HBT ile. Boş söz yok, olgu ve gerçekler var. Ve hepsinden önemlisi bilim, kültür ve düşünce var. Her cuma beyin besleme günü, unutmayın ve HBT’yi bayi ve zincir marketlerden satın alın. Portalamızdan dijital dâhil abonelik seçeneklerini inceleyin&#8230; Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle kalın…</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/kadin-bilimciler-turkiyenin-buyuk-ayricaligi-cumhuriyetin-zaferi">Kadın bilimciler: Türkiye’nin büyük ayrıcalığı Cumhuriyet’in zaferi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özlem Yüzak <strong>Dünya Emekçi Kadınlar Günü</strong> için kadın bilimcilerimizi ön plana çıkartıp tanıtma işine girişti. Sonuç çok iyi. Cumhuriyet’in açtığı yoldan yürüyen mükemmel bilim kadınlarımız büyük ve önemli işler çıkardılar: Evrensel ve yerel araştırmalarıyla, keşifleriyle, öğrenci yetiştirmeleriyle, bilimin önünü açan yönetimleriyle, karşımıza yüzlerce kadın bilimcimiz çıktı ve hangisini nasıl tanıtacağımızı doğrusu şaşırdık.</p>
<p>Bilim emek işidir, öyle sıradan değil, büyük emek ister. Entelektüel emek, laboratuvar emeği, tonlarca kitap ve makale okuma ve bunları süzme emeği. Kadınlarımızın bir de eve ve çocuklarına harcadıkları emekleri düşünün, yanına da bilim için harcadıkları emeği koyun. Ortaya, erkeklerin aynı işler için harcadıklarından çok daha fazla, muazzam bir başka emek çıkar.</p>
<p>Cumhuriyet, kadınlara yolu açtı, onlar da oradan yürüdüler. Erkeklerle, kurumların erkeksi yapılarıyla, aileleriyle, bazen de eşleriyle kavga ederek, çatışarak başarılarını perçinlediler.</p>
<p>Tarihsel bakımdan kültür – bilim ve kadın özgürlükleri açısından, Osmanlı’dan sıfıra yakın bir miras devralan Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren çağdaş bir ülke inşa etme politikasının can alıcı yönü, kadınlara her bakımdan yolu açmak olmuştur. Bugün kadınlar ülkemizin her alanında aktiftir. Bu yetersizdir ama faaliyetlerine inatla devam etmektedirler.</p>
<p>Türkiye’nin diğer İslam ülkelerinden en büyük ayrıcalığı da, kadınların bugün sahne aldıkları büyük tarihsel roldür ve bugünün temel gerçeği de bu rolün asla geri döndürülemezliğidir. Kadın bilimciler Cumhuriyet’in yıldızlarıdır ve zaferidir.</p>
<p>Kadınların kazanımları, Cumhuriyet’in ve ayrıcalıklarımızın da teminatıdır.</p>
<p>HBT’nin ana konusu olan kadın bilimcilerimizle ilgili yaptığımız yayın şüphesiz ki eksiktir; uzun erimli bir çalışmanın ürünü değildir. Eksikliklerimiz nedeniyle bilim kadınlarımızdan çok özür dileriz ve şüphesiz ki katkılarınızla tamamlamaya hazırız.</p>
<p>Şunu da belirtelim ki, akademi dünyasında kadın bilimcilerimizin sayısı – oranı genellikle Avrupa ülkelerinden fazladır, ama üst yönetim kademelerine bu çoğunluk yansımıyor. Bu haksızlık düzeltilmeli, bilimde kadınlara pozitif ayrımcılık tanınmalı.</p>
<p><strong>28 Sayfa dolu bir dergi</strong></p>
<p>HBT kendini aşarak gelişiyor, arada sırada 28 sayfaya çıkmamız bunun bir işareti. Kendimize biçtiğimiz kaba sığamıyoruz&#8230; Dergimiz ağırlıklı olarak kadın bilimcilerimizle dolu. Geçen hafta kaybettiğimiz Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın ardından, yıllardır kendisiyle sık sık söyleşi yapan <strong>Reyhan Oksay</strong> arkadaşımız yazdı. Çiğdem Hanımı bilmediğiniz yönleriyle, iyi bir yazıdan tanıyacaksınız.</p>
<p>Cambridge Üniversitesi’nde yeni bir çığır açacak keşif olan kök hücreden üretilen yapay fare embriyosu araştırmasında bir de Türk araştırmacı var: <strong>Berna Sözen</strong> bize bu araştırmanın önemini ve yol açabilecekleri yazdı. Tabii, sonraki tartışma, laboratuvarda insan embriyosu! <strong>Yıldız Cıbıroğlu</strong>, “Yazı ile birlikte kadınların başarıları unutuldu” yazısında, kadın meselesine bambaşka bir açıdan yaklaştı.</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong>, “Türk mü Osmanlı mı?” başlıklı yazısında, kendi tarihi hakkında sıfır bilgi sahibi olanların yarattığı kirliliği ve tehlikeleri gündeme getiriyor. Mükemmel bir yazı! <strong>Bozkurt Güvenç</strong>, Halk Oylaması güncelinde ufuk açısı bir bilim – düşünce turu yapıyor. <strong>Akurgal</strong>, yazılım konusunun gelecekte de parlak bir meslek olup olmayacağını sorgularken, <strong>Mustafa Çetiner</strong> “Türkiye insan tarihinin neresinde?” diye soruyor ve <strong>Tanol Türkoğlu</strong> Dijital Kültür köşesindeki yazısına “Dijital Cadı” başlığını koymuş; merak etmez misiniz? <strong>Erhan Karaesmen</strong>’in bilim-sanat köşesi var bu hafta.</p>
<p>Başkaları da var: Gizli kalbiniz olabilir.. Atıştırmalıklar, sağlıklı mı yoksa değil mi? Almanya’da Türk olmak: Sosyal hayatları sıkıntılı.. Sabah insanı olmanın yolları…</p>
<p>Tabii <strong>Cem Say</strong> çok özgün bir konuya girdi: Klasikten Kuantuma gerçek zamanlı hesaplama.. <strong>Aysam Akses</strong> bilgisayarlarımızdaki gizli bilgilerin elektro manyetik dalgalarla çevreye yayıldığını ve nasıl önlem alınması gerektiğini yazdı.</p>
<p>Ve daha başka şeyler.</p>
<p>Bu arada, HBT portala koyduğumuz <strong>Yüksel Atakan</strong> Fukuşima’nın 6. yılında son durumu yazdı, Oradan okuyun. Diyor ki: <em>Deprem ve Tsunami sonucu toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma geldi, 16.000 kişi yaşamını yitirdi, 3200 kişi de kayıp. Evlerinden uzaklaştırılan insanların bir bölümü travma ve depresyon geçirdi, bazıları öldü, intiharlar oldu.</em></p>
<p>Biz geleceği kuruyoruz HBT ile. Boş söz yok, olgu ve gerçekler var. Ve hepsinden önemlisi bilim, kültür ve düşünce var. Her cuma beyin besleme günü, unutmayın ve HBT’yi bayi ve zincir marketlerden satın alın. Portalamızdan dijital dâhil abonelik seçeneklerini inceleyin&#8230;</p>
<p>Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle kalın…</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/kadin-bilimciler-turkiyenin-buyuk-ayricaligi-cumhuriyetin-zaferi">Kadın bilimciler: Türkiye’nin büyük ayrıcalığı Cumhuriyet’in zaferi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5693</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
