<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kafein arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kafein/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kafein</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Jul 2019 12:56:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Kafeinin 3 yüzü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kafeinin-3-yuzu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jul 2019 12:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kafein son yılların bağımlılık yaratan ve en çok konuşulan konularından biri. Prof. Dr. Mustafa Çetiner kafeini enine boyuna masaya yatırıyor. Faydaları neler? Zararları neler? Hangi durumlarda hayatımız için tehlike taşıyor? Kafeinden uzak mı duralım yoksa kafein masum mu? &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kafeinin-3-yuzu">Kafeinin 3 yüzü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kafein son yılların bağımlılık yaratan ve en çok konuşulan konularından biri. Prof. Dr. Mustafa Çetiner kafeini enine boyuna masaya yatırıyor. Faydaları neler? Zararları neler? Hangi durumlarda hayatımız için tehlike taşıyor? Kafeinden uzak mı duralım yoksa kafein masum mu?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kafeinin-3-yuzu">Kafeinin 3 yüzü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14347</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kafeinle ilgili 9 şaşırtıcı bilgi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kafeinle-ilgili-9-sasirtici-bilgi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2019 14:31:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabah alarmınızın sinir bozucu sesiyle gözlerinizi açtınız. Muhtemelen işinize geç bırakacak bir 5 dakikalık uykuya daha ihtiyacınız olduğunu düşünerek tembelce yatağınızda kıvrılıyorsunuz. Derken kısa süreli dinlencenizin patronunuzu kızdırmaktan başka hiçbir işe yaramayacağını düşünüp kalkmaya karar verdiniz. Ama o da ne? Başınız hafif şiddette ağrıyor ve göz kapaklarınızın düşmesine engel olamıyorsunuz. Gerçi bu durum sizi fazla şaşırtmıyor. Çünkü biliyorsunuz ki az sonra yudumlayacağınız sıcak kahve aroması sizi yeni güne hazır hale getirecek. Peki, bedeniniz gün boyu tek bir kahveyle yetinecek mi? Yoksa kafein birçok insan gibi sizi de esir mi aldı? Her gün kahve, çay, gazlı içecek ve enerji içeceği tüketen insanlar dâhil dünyadaki çoğu insan, kafeinin ruh halini değiştiren en popüler uyuşturucu olduğunu düşünmezler. Günümüzde hepimiz günlük koşuşturmanın içinde 1,3,7 trimetilksantin olarak bilinen kafeinin değişken dozlarına bağlanmış durumdayız. Orta düzeyli alımlarda gerçekten de bellek ve zihin üzerine olumlu etkilere sahip olan kafeinin belleği kuvvetlendirdiği, bedensel çalışmaları güçlendirdiği ve odaklanmayı artırdığı yönünde çalışmalar mevcuttur. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) sağlıklı bireyler için günlük 400 mg kafeini güvenli bulurken gebelerdeki rakam günlük 200 mg’dır (1 fincan kahvede 100-200mg, bir bardak çayda 70 mg, çoğu gazlı içecekte ise 50 mg kafein bulunur.) Mayo Klinik ise ergenlerde günlük 100 mg kafein alımını uygun görürken çocuklarının kafeinden uzak tutulmasını öneriyor. Bazı kişiler ise kafeinin etkilerine yüksek duyarlılık gösterirler. Bu kişilerde yüksek kafein alımı sonrası (günlük 4 fincan) baş ağrısı, mide sıkıntısı, uyku sorunları, gerginlik hissi ve kalp çarpıntıları görülebilir. Kafein vücudu saatler sonra terk eder Kafein, alımdan yaklaşık 45 dakika sonra kana karışmasına karşın atılması çok daha uzun sürer. Kafeinin yarı-ömrü (yarısının kandan atılması için gereken süre) yaklaşık 4 saattir. Tabii bu kafeinin 8 saat sonra tamamen temizleneceği manasına gelmiyor, sabah kahvemiz kanımızdan yaklaşık 12 saat sonra tamamen atılıyor. Kafeinin kanda kalma süresi kişinin alışkanlıklarına göre de değişiyor. Örneğin sigara içenlerin kanında yarı-ömür 3 saate kadar kısalıyor. Yani kandan daha hızlı atılıyor. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda ise hap kullanmayan kadınlara göre 4 saat daha fazla kalıyor. Gebelik de son ayda kafeinin yarı-ömrünü 10.5 saate uzatıyor. Kafeinin 12 saatte temizlenmesi de ertesi gün neden ihtiyaç duyduğumuzu açıklıyor. Düzenli kahve tüketen insanlarda sabah hissedilen halsizlik, kafa karışıklığı ve baş ağrısı ise önceki günün kahvesinin etkisinin azalarak bitmesi ve yeni kahveye duyulan yoksunluk yüzündendir. Aşırı kafein öldürür mü?   Düşük bir ihtimalle de olsa, evet öldürür. 5 gram kafein alan yetişkin bir insan (30-50 fincan kahveye eşdeğer!) ölür. Uç bir durum gibi görünse de kilo kaybına yardımcı olarak kullanılan toz kafeinin ve kafein haplarının ölüme yol açtığı raporlanmıştır. 2014 yılında iki genç adam aldıkları kafein tozlarıyla hayata veda etmişlerdir. Uzmanlar 1 çay kaşığı saf kafein tozunun 28 fincan kahveye eşdeğer kafein içerdiğini belirtiyor ve genç insanları enerji kaynağı, uzun soluklu çalışma, odaklanma, atletik performansı artırma ve kilo verme amaçlı internetten satılan ilaçlara karşı uyarıyorlar. Saf kafein içeren bu karışımları çay kaşığı gibi yöntemlerle ölçmenin ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söylüyorlar. Kafein zehirlenmesinin belirtileri ise hızlı kalp atımı, terleme, nöbetler, kusma, kas titremeleridir ve bazen solunum yetmezliği görülebilir. Kafein yoksunluğu gerçek bir psikolojik durumdur Psikolojinin el kitabı DSM-5’in (Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) son baskısında kafein yoksunluğu zihin sağlığıyla ilgili bir durum olarak listelendi. Açıklama ise her gün aldıkları günlük kafein dozunu almayan kişilerin yaşadığı etki şeklinde yapıldı. Kafein yoksunluk belirtileri, kafein alımını kestikten 12-24 saat sonra oraya çıkan zonklayıcı baş ağrısı, bitkinlik, sinirlilik, çökkün ruh hali ve odaklanma güçlükleri şeklinde sıralanabilir. Bu durumla tanı alan kişiler genelde yoksunluk yüzünden sosyal hayatta, iş hayatında sorunlar yaşarlar ve işlevleri bozulur. İşin tuhaf tarafı bu belirtilere sahip insanlar genelde kafein yoksunluğu yaşadıklarını değil de sabah kahvelerini almadıkları için uykulu ve yorgun olduklarını düşünürler. Yoksunluk yaşadıkları akıllarının ucundan bile geçmez. Eğer siz de bu belirtilere sahipseniz ve günlük işlevinizin bozulduğundan şüphe ediyorsanız, uzmanlar en güzel yöntemin haftalar boyunca kafein dozunun yavaş yavaş azaltılıp yoksunluğa yakalanmamak olduğunu belirtiyorlar. Ne dersiniz? Çevrenizde bu duruma sahip kaç kişi görüyorsunuz? Kafein aslında “bağımlılık” yapmaz “Nasıl yani?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Muhtemelen az önce okuyucuların yarısı kendini kahve bağımlısı ilan ettikten sonra bunu sormak şaşırtıcı olacak ama “En son ne zaman kafein için banka soydunuz?” Her gün kafein alan kişiler bağımlılık benzeri bir tablo sergileyebilirler ancak bu durum bağımlılık olarak anılamaz. Uzmanlar kafeinin uyuşturucu maddeler gibi ciddi yan etkiler yaratmayacağı ve sosyal olarak kabul edilebilir olduğu için bağımlılık yapıcı olmadığını belirtiyorlar. Kafein beyindeki kimyasallara benzer ve uyarı oluşturur Kafeinin yapısı beyindeki adenozin molekülüne benzer. (Adenozin, sinir hücreleri arasında uyarı taşıyan bir maddedir.) Bu benzerlik de kafeinin adenozin reseptörlerine bağlanarak etki oluşturmasına yol açar. (Reseptör, kimyasalların bağlanarak hücreleri uyardığı bağlanma bölgeleridir.) Adenozin molekülü bağlandığı hücrede gevşemeye ve merkezi sinir sistemini baskılamaya yol açar. Böylece gevşeyen beynimiz bizi rahat hissettirir. Kafein ise adenozinle aynı reseptöre bağlanarak adenozinin etkisini göstermesini engeller. Adenozin etki gösteremeyince beynimiz gevşeyemez ve daha uyarılmış, enerjik hissederiz. Kafein sıra dışı yerlerde bulunabilir Günümüzde tüketiciler kafeinin adını hiç ummadıkları ürünlerde görebiliyorlar. Bunların arasında kafeinli su, şekerlemeler, nefes tazeleyici şekerler, fıstık ezmesi ve sakız bulunmakta. Hatta sabah duşta kullanılmak üzere kafein emdirilmiş sabunlar da üretilmekte. Bu sabunların içerisindeki kafeini vücudun emeceği düşünülerek pazarlanıyor. Kafein ayrıca saç kaybını azalmak için şampuanlara da katılıyor ancak saç kaybını azalttığına dair yeterli kanıt elimizde yok. Güzellik endüstrisi de etkisini tam bilmese de kafein rüzgârına kapıldı. Göze ve tüm vücuda sürülen hemen her şeyin kafeinlisi çıktı. Baş ağrısı ve adet sancısını gidermekte de kafeinli ürünler kullanılıyor. Uzmanlar kafeinin ağrı kesicilerin özelliklerini hızlandırdığı görüşündeler. Sınavlara hazırlanan öğrenciler de gece uyanık kalmak için uyarıcı hap olarak adlandırdıkları kafeinli tabletlerden yutuyorlar. Bu tabletlerde 200 mg kadar kafein bulunmakta. Ek olarak, kafein bazı kilo verdirici ilaçlarda ve besin takviyelerinde guarana, yeşil çay özütü ve yeşil kahve çekirdeği özütü şeklinde etiketlenebiliyor. Kahve çekirdekleri aslında kırmızı meyvelerden gelir Kahve, kahve meyvesi adı verilen çalılıklardaki kırmızı meyvelerden üretilir. İşlem sırasında ilk olarak şarap yapımında kullanılan kırmızı etli kısım mayalanırken kahve de yavaşça ayrışmış olur. Tarihte ilk kez M.S. 1000 yılında Arap yarımadasında kahvenin oluşturulduğu varsayılsa da farklı hikâyeler de mevcuttur. Amerikan Ulusal Kahve Derneği’ne göre M.S. 800 yılında Kaldi ismindeki Etiyopyalı bir çoban keçilerin kahve meyvesi bölgesinde otladıktan sonra dans ettiğini, gülüp oynadığını fark etmiştir. Bunu gören Kaldi merakına engel olamayıp kırmızı meyvelerden yiyince keçilerle aynı ruh halini paylaşır. Daha sonra mutlu çobanımız Kaldi’nin bu davranışını gören bir rahip, kırmızı meyvelerden toplayıp manastıra gider ve arkadaşlarıyla beraber meyveleri yer. Sonuç olarak bütün gece uyanık kalırlar ve gecelerini ibadet ederek, Tanrı’ya hizmet ederek geçirirler. Sonraları ise başka bir rahibin aklına meyveleri kurutmak ve kaynatarak içmek gelir. Hikâyenin bundan sonrasını hepiniz biliyorsunuz. Ne dersiniz? Sizce de günümüzdeki yaygın kahve tüketimi bizi uyanık tutmak ve büyük şirketlerdeki efendilerimize daha iyi hizmet edebilmemiz amacı güder mi? Kafein stresin etkisini katlayabilir  Stres denilince akla ilk gelen hep ruh hali gerginliği olmuştur. Ancak stres sadece ruh halimizle sınırlı olmayıp yüksek tansiyon, kan şekeri yüksekliği gibi bedenin kaldırmakta güçlük çektiği her durum için geçerli bir kavramdır. Yapılan araştırmalarda her gün düzenli kafein tüketimi olan kişilerde stres hormonlarının yükseldiği, tansiyon, kalp hızının arttığı bulunmuştur. Kafein stres mekanizmasına doğrudan etki etmese de stresin algılanma biçimini ve verilen tepkiyi değiştirir. Bu artmış tepki diyabet hastalarında ve hipertansiyon hastalarında kafeinin farklı etki göstermesine yol açar. Prediyabet olarak tanımlanan diyabet hastalığı öncesi dönem ve hasta olmayıp tansiyon yüksekliği bulunan dönemde kafein içeren ürünlerin bırakılması önerilir ki hastalık oluşmasın. Uzmanlar kafein tüketimi bırakıldıktan birkaç gün sonra kan basıncının normale döndüğünü ancak kan şekerinin normale dönmesi için birkaç ay beklenmesi gerektiğini söylüyorlar. Bitkilerdeki kafein doğal herbisit ve pestisittir Son olarak kafeinin aslında sağlam bir herbisit (bitki zehri) ve pestisit (haşere zehri) olduğunu söyleyebiliriz. Esas görevi yakındaki otları ve haşereleri yok etmek olan kafein, kafein üreten bitkilerin yapraklarında, meyvelerinde ve tohumlarında bulunarak bitki öldürücü ve böcek öldürücü etki gösterir. Yüksek dozlarda böcekler için bile öldürücü olabilir. Ancak keskin sirke küpüne zarar derler ya, kahve tarlalarının en büyük sıkıntısı üretilen fazla kafeinin toprağa salınması ve kahvelerin yetişmesini zorlaştırmasıdır. Kaynak: http://www.livescience.com/52383-interesting-facts-about-caffeine.html?utm_source=lsh-newsletter&#38;utm_medium=email&#38;utm_campaign=20160920-lsh</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kafeinle-ilgili-9-sasirtici-bilgi">Kafeinle ilgili 9 şaşırtıcı bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah alarmınızın sinir bozucu sesiyle gözlerinizi açtınız. Muhtemelen işinize geç bırakacak bir 5 dakikalık uykuya daha ihtiyacınız olduğunu düşünerek tembelce yatağınızda kıvrılıyorsunuz. Derken kısa süreli dinlencenizin patronunuzu kızdırmaktan başka hiçbir işe yaramayacağını düşünüp kalkmaya karar verdiniz. Ama o da ne? Başınız hafif şiddette ağrıyor ve göz kapaklarınızın düşmesine engel olamıyorsunuz. Gerçi bu durum sizi fazla şaşırtmıyor. Çünkü biliyorsunuz ki az sonra yudumlayacağınız sıcak kahve aroması sizi yeni güne hazır hale getirecek. Peki, bedeniniz gün boyu tek bir kahveyle yetinecek mi? Yoksa kafein birçok insan gibi sizi de esir mi aldı?</p>
<p>Her gün kahve, çay, gazlı içecek ve enerji içeceği tüketen insanlar dâhil dünyadaki çoğu insan, kafeinin ruh halini değiştiren en popüler uyuşturucu olduğunu düşünmezler.</p>
<p>Günümüzde hepimiz günlük koşuşturmanın içinde 1,3,7 trimetilksantin olarak bilinen kafeinin değişken dozlarına bağlanmış durumdayız.</p>
<p>Orta düzeyli alımlarda gerçekten de bellek ve zihin üzerine olumlu etkilere sahip olan kafeinin belleği kuvvetlendirdiği, bedensel çalışmaları güçlendirdiği ve odaklanmayı artırdığı yönünde çalışmalar mevcuttur.</p>
<p>Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) sağlıklı bireyler için günlük 400 mg kafeini güvenli bulurken gebelerdeki rakam günlük 200 mg’dır (1 fincan kahvede 100-200mg, bir bardak çayda 70 mg, çoğu gazlı içecekte ise 50 mg kafein bulunur.)</p>
<p>Mayo Klinik ise ergenlerde günlük 100 mg kafein alımını uygun görürken çocuklarının kafeinden uzak tutulmasını öneriyor.</p>
<p>Bazı kişiler ise kafeinin etkilerine yüksek duyarlılık gösterirler. Bu kişilerde yüksek kafein alımı sonrası (günlük 4 fincan) baş ağrısı, mide sıkıntısı, uyku sorunları, gerginlik hissi ve kalp çarpıntıları görülebilir.</p>
<p><strong>Kafein vücudu saatler sonra terk eder</strong></p>
<p>Kafein, alımdan yaklaşık 45 dakika sonra kana karışmasına karşın atılması çok daha uzun sürer.</p>
<p>Kafeinin yarı-ömrü (yarısının kandan atılması için gereken süre) yaklaşık 4 saattir. Tabii bu kafeinin 8 saat sonra tamamen temizleneceği manasına gelmiyor, sabah kahvemiz kanımızdan yaklaşık 12 saat sonra tamamen atılıyor.</p>
<p>Kafeinin kanda kalma süresi kişinin alışkanlıklarına göre de değişiyor. Örneğin sigara içenlerin kanında yarı-ömür 3 saate kadar kısalıyor. Yani kandan daha hızlı atılıyor. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda ise hap kullanmayan kadınlara göre 4 saat daha fazla kalıyor.</p>
<p>Gebelik de son ayda kafeinin yarı-ömrünü 10.5 saate uzatıyor.</p>
<p>Kafeinin 12 saatte temizlenmesi de ertesi gün neden ihtiyaç duyduğumuzu açıklıyor.</p>
<p>Düzenli kahve tüketen insanlarda sabah hissedilen halsizlik, kafa karışıklığı ve baş ağrısı ise önceki günün kahvesinin etkisinin azalarak bitmesi ve yeni kahveye duyulan yoksunluk yüzündendir.</p>
<p><strong>Aşırı kafein öldürür mü? </strong><strong> </strong></p>
<p>Düşük bir ihtimalle de olsa, evet öldürür.</p>
<p>5 gram kafein alan yetişkin bir insan (30-50 fincan kahveye eşdeğer!) ölür.</p>
<p>Uç bir durum gibi görünse de kilo kaybına yardımcı olarak kullanılan toz kafeinin ve kafein haplarının ölüme yol açtığı raporlanmıştır. 2014 yılında iki genç adam aldıkları kafein tozlarıyla hayata veda etmişlerdir.</p>
<p>Uzmanlar 1 çay kaşığı saf kafein tozunun 28 fincan kahveye eşdeğer kafein içerdiğini belirtiyor ve genç insanları enerji kaynağı, uzun soluklu çalışma, odaklanma, atletik performansı artırma ve kilo verme amaçlı internetten satılan ilaçlara karşı uyarıyorlar. Saf kafein içeren bu karışımları çay kaşığı gibi yöntemlerle ölçmenin ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söylüyorlar.</p>
<p>Kafein zehirlenmesinin belirtileri ise hızlı kalp atımı, terleme, nöbetler, kusma, kas titremeleridir ve bazen solunum yetmezliği görülebilir.</p>
<p><strong>Kafein yoksunluğu gerçek bir psikolojik durumdur</strong></p>
<p>Psikolojinin el kitabı DSM-5’in (Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) son baskısında kafein yoksunluğu zihin sağlığıyla ilgili bir durum olarak listelendi. Açıklama ise her gün aldıkları günlük kafein dozunu almayan kişilerin yaşadığı etki şeklinde yapıldı.</p>
<p>Kafein yoksunluk belirtileri, kafein alımını kestikten 12-24 saat sonra oraya çıkan zonklayıcı baş ağrısı, bitkinlik, sinirlilik, çökkün ruh hali ve odaklanma güçlükleri şeklinde sıralanabilir. Bu durumla tanı alan kişiler genelde yoksunluk yüzünden sosyal hayatta, iş hayatında sorunlar yaşarlar ve işlevleri bozulur.</p>
<p>İşin tuhaf tarafı bu belirtilere sahip insanlar genelde kafein yoksunluğu yaşadıklarını değil de sabah kahvelerini almadıkları için uykulu ve yorgun olduklarını düşünürler. Yoksunluk yaşadıkları akıllarının ucundan bile geçmez.</p>
<p>Eğer siz de bu belirtilere sahipseniz ve günlük işlevinizin bozulduğundan şüphe ediyorsanız, uzmanlar en güzel yöntemin haftalar boyunca kafein dozunun yavaş yavaş azaltılıp yoksunluğa yakalanmamak olduğunu belirtiyorlar.</p>
<p>Ne dersiniz? Çevrenizde bu duruma sahip kaç kişi görüyorsunuz?</p>
<p><strong>Kafein aslında “bağımlılık” yapmaz</strong></p>
<p>“Nasıl yani?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Muhtemelen az önce okuyucuların yarısı kendini kahve bağımlısı ilan ettikten sonra bunu sormak şaşırtıcı olacak ama “En son ne zaman kafein için banka soydunuz?”</p>
<p>Her gün kafein alan kişiler bağımlılık benzeri bir tablo sergileyebilirler ancak bu durum bağımlılık olarak anılamaz.</p>
<p>Uzmanlar kafeinin uyuşturucu maddeler gibi ciddi yan etkiler yaratmayacağı ve sosyal olarak kabul edilebilir olduğu için bağımlılık yapıcı olmadığını belirtiyorlar.</p>
<p><strong>Kafein beyindeki kimyasallara benzer ve uyarı oluşturur</strong></p>
<p>Kafeinin yapısı beyindeki adenozin molekülüne benzer. (Adenozin, sinir hücreleri arasında uyarı taşıyan bir maddedir.) Bu benzerlik de kafeinin adenozin reseptörlerine bağlanarak etki oluşturmasına yol açar. (Reseptör, kimyasalların bağlanarak hücreleri uyardığı bağlanma bölgeleridir.)</p>
<p>Adenozin molekülü bağlandığı hücrede gevşemeye ve merkezi sinir sistemini baskılamaya yol açar. Böylece gevşeyen beynimiz bizi rahat hissettirir.</p>
<p>Kafein ise adenozinle aynı reseptöre bağlanarak adenozinin etkisini göstermesini engeller. Adenozin etki gösteremeyince beynimiz gevşeyemez ve daha uyarılmış, enerjik hissederiz.</p>
<p><strong>Kafein sıra dışı yerlerde bulunabilir</strong></p>
<p>Günümüzde tüketiciler kafeinin adını hiç ummadıkları ürünlerde görebiliyorlar. Bunların arasında kafeinli su, şekerlemeler, nefes tazeleyici şekerler, fıstık ezmesi ve sakız bulunmakta.</p>
<p>Hatta sabah duşta kullanılmak üzere kafein emdirilmiş sabunlar da üretilmekte. Bu sabunların içerisindeki kafeini vücudun emeceği düşünülerek pazarlanıyor.</p>
<p>Kafein ayrıca saç kaybını azalmak için şampuanlara da katılıyor ancak saç kaybını azalttığına dair yeterli kanıt elimizde yok.</p>
<p>Güzellik endüstrisi de etkisini tam bilmese de kafein rüzgârına kapıldı. Göze ve tüm vücuda sürülen hemen her şeyin kafeinlisi çıktı. Baş ağrısı ve adet sancısını gidermekte de kafeinli ürünler kullanılıyor. Uzmanlar kafeinin ağrı kesicilerin özelliklerini hızlandırdığı görüşündeler.</p>
<p>Sınavlara hazırlanan öğrenciler de gece uyanık kalmak için uyarıcı hap olarak adlandırdıkları kafeinli tabletlerden yutuyorlar. Bu tabletlerde 200 mg kadar kafein bulunmakta.</p>
<p>Ek olarak, kafein bazı kilo verdirici ilaçlarda ve besin takviyelerinde guarana, yeşil çay özütü ve yeşil kahve çekirdeği özütü şeklinde etiketlenebiliyor.</p>
<p><strong>Kahve çekirdekleri aslında kırmızı meyvelerden gelir</strong></p>
<p>Kahve, kahve meyvesi adı verilen çalılıklardaki kırmızı meyvelerden üretilir. İşlem sırasında ilk olarak şarap yapımında kullanılan kırmızı etli kısım mayalanırken kahve de yavaşça ayrışmış olur.</p>
<p>Tarihte ilk kez M.S. 1000 yılında Arap yarımadasında kahvenin oluşturulduğu varsayılsa da farklı hikâyeler de mevcuttur.</p>
<p>Amerikan Ulusal Kahve Derneği’ne göre M.S. 800 yılında Kaldi ismindeki Etiyopyalı bir çoban keçilerin kahve meyvesi bölgesinde otladıktan sonra dans ettiğini, gülüp oynadığını fark etmiştir. Bunu gören Kaldi merakına engel olamayıp kırmızı meyvelerden yiyince keçilerle aynı ruh halini paylaşır.</p>
<p>Daha sonra mutlu çobanımız Kaldi’nin bu davranışını gören bir rahip, kırmızı meyvelerden toplayıp manastıra gider ve arkadaşlarıyla beraber meyveleri yer. Sonuç olarak bütün gece uyanık kalırlar ve gecelerini ibadet ederek, Tanrı’ya hizmet ederek geçirirler. Sonraları ise başka bir rahibin aklına meyveleri kurutmak ve kaynatarak içmek gelir. Hikâyenin bundan sonrasını hepiniz biliyorsunuz.</p>
<p>Ne dersiniz? Sizce de günümüzdeki yaygın kahve tüketimi bizi uyanık tutmak ve büyük şirketlerdeki efendilerimize daha iyi hizmet edebilmemiz amacı güder mi?</p>
<p><strong>Kafein stresin etkisini katlayabilir</strong><strong> </strong></p>
<p>Stres denilince akla ilk gelen hep ruh hali gerginliği olmuştur. Ancak stres sadece ruh halimizle sınırlı olmayıp yüksek tansiyon, kan şekeri yüksekliği gibi bedenin kaldırmakta güçlük çektiği her durum için geçerli bir kavramdır.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda her gün düzenli kafein tüketimi olan kişilerde stres hormonlarının yükseldiği, tansiyon, kalp hızının arttığı bulunmuştur.</p>
<p>Kafein stres mekanizmasına doğrudan etki etmese de stresin algılanma biçimini ve verilen tepkiyi değiştirir.</p>
<p>Bu artmış tepki diyabet hastalarında ve hipertansiyon hastalarında kafeinin farklı etki göstermesine yol açar.</p>
<p>Prediyabet olarak tanımlanan diyabet hastalığı öncesi dönem ve hasta olmayıp tansiyon yüksekliği bulunan dönemde kafein içeren ürünlerin bırakılması önerilir ki hastalık oluşmasın.</p>
<p>Uzmanlar kafein tüketimi bırakıldıktan birkaç gün sonra kan basıncının normale döndüğünü ancak kan şekerinin normale dönmesi için birkaç ay beklenmesi gerektiğini söylüyorlar.</p>
<p><strong>Bitkilerdeki kafein doğal herbisit ve pestisittir</strong></p>
<p>Son olarak kafeinin aslında sağlam bir herbisit (bitki zehri) ve pestisit (haşere zehri) olduğunu söyleyebiliriz. Esas görevi yakındaki otları ve haşereleri yok etmek olan kafein, kafein üreten bitkilerin yapraklarında, meyvelerinde ve tohumlarında bulunarak bitki öldürücü ve böcek öldürücü etki gösterir. Yüksek dozlarda böcekler için bile öldürücü olabilir.</p>
<p>Ancak keskin sirke küpüne zarar derler ya, kahve tarlalarının en büyük sıkıntısı üretilen fazla kafeinin toprağa salınması ve kahvelerin yetişmesini zorlaştırmasıdır.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.livescience.com/52383-interesting-facts-about-caffeine.html?utm_source=lsh-newsletter&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=20160920-lsh">http://www.livescience.com/52383-interesting-facts-about-caffeine.html?utm_source=lsh-newsletter&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=20160920-lsh</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kafeinle-ilgili-9-sasirtici-bilgi">Kafeinle ilgili 9 şaşırtıcı bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13439</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Doz aşımına uğrayabileceğiniz 5 besin</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/doz-asimina-ugrayabileceginiz-5-besin</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 10:16:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[civa]]></category>
		<category><![CDATA[doz aşımı]]></category>
		<category><![CDATA[halüsinojenik]]></category>
		<category><![CDATA[havuç]]></category>
		<category><![CDATA[hiponatremi]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[karoten]]></category>
		<category><![CDATA[muskat]]></category>
		<category><![CDATA[sinir bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[su zehirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ton balıklı suşi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayram ve düğün şölenlerinde insanlar çoğu zaman şaka yollu yemeğin “dozunu aştıklarından” yakınırlar. Bu tür etkinliklerde aşırıya kaçarak mideye indirdiğiniz o fazladan et ya da tatlı en kötü durumda sindirim bozukluğuna yol açabilirken, kimi yiyeceklerde aşırıya kaçmak gerçekte sağlığınızı çok ciddi biçimde etkileyebilir. Aşağıda kaş yapayım derken göz çıkartabileceğiniz ve gerçekten de doz aşımına uğrayabileceğiniz yiyecekler yer alıyor. Havuç: Ciltte koyulaşma Bol miktarda vitamin, mineral ve lif içerir. Ancak çok fazla havuç yemek, havuca o parlak turuncu rengini veren ve A vitamininin öncül maddesi olan beta karoten molekülünün aşırı düzeyde alınmasına neden olabilir. Kanda aşırı miktarda beta karoten olması da deri renginde koyulaşmaya yol açabilir. Karotenemi adıyla bilinen bu durum karotenin yağda çözünen bir molekül olmasından kaynaklanır. Aşırı miktarlardaki karoten genelde derinin en dış katmanında birikerek, özellikle avuç içleri, ayak tabanları, dizler ve burun çevresindeki derinin sarı ya da turuncu bir renge dönüşmesine neden olur. Karotenemi çoğunlukla aşırı miktarda havuç püresi içeren mamalarla beslenen bebeklerde görülmekle birlikte, erişkinlerde de görülebilir. 2006 yılında Journal of Dermatology dergisinde yayımlanan bir haberde karoten içeren destek haplarını aşırı miktarda alan 66 yaşındaki bir kadının derisinin turumcumsu sarıya dönüştüğü belirtilmekteydi. A.B.D Tarım ürünleri Besin Değerleri Veritabanı’na göre, bir fincan doğranmış çiğ havuç yaklaşık 15 mg karoten içeriyor. Öyle ki, derinin sarıya çalması için aylar boyunca her gün yarım fincan doğranmış çiğ havuç yemeniz gerekiyor. Dış görünümde yarattığı çarpıcı etkinin dışında, karotenemi çoğu zaman zararsız ve geriye dönüşü olabilen bir durum. Ton balıklı suşi: Bir dakika, durun! Suşi tutkunları aşırı miktarda çiğ ton balığı tüketmekten kaçınmalılar, çünkü bu cıva alımında artışa neden olabilir. Orkinoz gibi değerli olan ve besin zincirinin en üst basamaklarında yer alan büyük balıklar yaşamları boyunca daha küçük balıklarla beslendiklerinden kaslarında metil cıva biriktirebilirler. Suşi dilimlerindeki cıva düzeylerinin belirlenmesi güçtür, çünkü cıva miktarı dilimin boyutuna ve içerdiği balığın türüne göre değişir. Bu yüzden suşi tüketimine kesin bir sınır koymak güçtür. Ne var ki, 2010 yılında Biology Letters dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, lokantalarda sunulan ton balıklı suşilerdeki cıva düzeyleri genelde marketlerde satılanlara kıyasla daha yüksek oluyor. Araştırma lokantalarda daha yaygın görülen irigöz ton ya da orkinozlu suşi örneklerindeki cıva düzeylerinin Dünya Sağlık Örgütü ve daha başka kuruluşlar tarafından belirlenen üst sınıra yakın ya da üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. Cıva çok ciddi sinirsel rahatsızlıklara yol açabildiğinden, uzmanlar gebe kadınların ve küçük çocukların aşırı miktarda ton balığı tüketmekten kaçınmalarını öneriyorlar. Kahve: En çok 600 miligram Kimileri sabah kahvesini içmeden kendine gelemediklerinden yakınsalar da, çok fazla kahve içmemekte yarar var. Mayo Kliniği uzmanlarına göre, günlük kafein tüketiminin 500-600 miligramı aşmaması gerekiyor. 225 gramlık tipik bir fincan orta kavrulmuş kahve yaklaşık 200 miligram, tekli espresso 75, 225 gram siyah çay 120 miligram kafein içeriyor. Günlük kafein tüketimi 600-900 miligramı aştığında, uykusuzluk, huzursuzluk, bulantı, düzensiz kalp atışı, istemsiz kas titremeleri, kaygı ve baş ağrıları gibi belirgin yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Gerçekte, aşırı kafein tüketimi ölümcül sonuçlar da yaratabiliyor. 2010 yılında İsveçli uzmanlar tarafından Acta Anaesthesiologica Scandinavica dergisinde yayımlanan bir raporda, yaklaşık 10.000 miligram kafein tüketen 21 yaşındaki bir kadında hemen ardından ani kalp durması yaşandığı belirtiliyor. Uzmanlar birkaç kez uygulanan karıncık fibrilasyonu ile kalp yeniden çalıştırılsa da, kadının üç gün sonra sağaltıma yanıt vermediğine dikkat çekiyorlar. Su: Gerçekler ve söylenceler Bilimsel araştırmalar günde sekiz bardak su içmekle ilgili geleneksel kuralın bir söylenceden öteye gitmediğini ortaya koyuyor. Ancak aşırı su tüketimi diye bir şey var. Su zehirlenmesi kişinin aşırı miktarda su içmesi ve sonuçta bu suyun kandaki tuzu sulandırması ve bedendeki elektrolit dengesinin bozularak beyin işlevlerinde ölümcül etkiler yaratması olarak tanımlanıyor. Hiponatremi adıyla da bilinen su zehirlenmesi çoğunlukla dayanıklılık gerektiren sporlarla uğraşan kişiler için ciddi bir çekince oluşturuyor. 2005 yılında New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan bir raporda, 2002 Boston Maratonu’na katılan 488 koşucunun yüzde 13’ünde aşırı su tüketimine bağlı hiponatremiye tanık olunduğu belirtiliyor. Araştırmacılar bu çekinceyi azaltmanın basit bir yolunun, koşucuların toplam sıvı tüketim miktarını ölçüp alıştırma sırasında aşırı su içmelerini önlemek amacıyla, antrenman koşularının öncesi ve sonrasında kendilerini tartmaları olduğuna dikkat çekiyorlar. Muskat (Küçük hindistan cevizi): Uyuşturucu etkisi Yemeklere rendelenen azıcık muskat genellikle tat katmanın dışında herhangi bir etki yaratmıyor. Ne var ki, bu baharatın aşırı miktarlarda tüketilmesi birtakım uyuşturucuların yaratabileceği türde halüsinojenik etkileri çok daha ucuz yoldan yaratabiliyor. İstenmeyen yan etkiler genellikle ürünün tüketilmesinden üç ile sekiz saat sonra ortaya çıkıyor. Bu etkiler arasında kaygı, korku ve kötü bir şeyler yaşanacağı duygusu türünde etkiler yer alıyor. 2005 yılında Emergency Journal dergisinde yayımlanan bir raporda, kimi insanlarda ani psikoz nöbetleri, gerçeklikten kopma ve görsel sanrılar gibi durumlara da tanık olunabileceği belirtiliyor. Muskat tozu, 20-80 gram arasındaki yüksek dozlarda bile, çok ender olarak ölümcül etkiler yaratıyor. Tıp literatüründe topu topu iki ölümcül muskat olayına rastlanıyor. Rita Urgan, Kaynak: Live Science</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/doz-asimina-ugrayabileceginiz-5-besin">Doz aşımına uğrayabileceğiniz 5 besin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayram ve düğün şölenlerinde insanlar çoğu zaman şaka yollu yemeğin “dozunu aştıklarından” yakınırlar. Bu tür etkinliklerde aşırıya kaçarak mideye indirdiğiniz o fazladan et ya da tatlı en kötü durumda sindirim bozukluğuna yol açabilirken, kimi yiyeceklerde aşırıya kaçmak gerçekte sağlığınızı çok ciddi biçimde etkileyebilir.</p>
<p>Aşağıda kaş yapayım derken göz çıkartabileceğiniz ve gerçekten de doz aşımına uğrayabileceğiniz yiyecekler yer alıyor.</p>
<p><strong>Havuç: Ciltte koyulaşma</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-6943 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/havuc-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/havuc-300x180.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/havuc-1024x615.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/havuc.jpg 1272w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Bol miktarda vitamin, mineral ve lif içerir. Ancak çok fazla havuç yemek, havuca o parlak turuncu rengini veren ve A vitamininin öncül maddesi olan beta karoten molekülünün aşırı düzeyde alınmasına neden olabilir. Kanda aşırı miktarda beta karoten olması da deri renginde koyulaşmaya yol açabilir.</p>
<p>Karotenemi adıyla bilinen bu durum karotenin yağda çözünen bir molekül olmasından kaynaklanır. Aşırı miktarlardaki karoten genelde derinin en dış katmanında birikerek, özellikle avuç içleri, ayak tabanları, dizler ve burun çevresindeki derinin sarı ya da turuncu bir renge dönüşmesine neden olur.</p>
<p>Karotenemi çoğunlukla aşırı miktarda havuç püresi içeren mamalarla beslenen bebeklerde görülmekle birlikte, erişkinlerde de görülebilir. 2006 yılında <em>Journal of Dermatology</em> dergisinde yayımlanan bir haberde karoten içeren destek haplarını aşırı miktarda alan 66 yaşındaki bir kadının derisinin turumcumsu sarıya dönüştüğü belirtilmekteydi. A.B.D Tarım ürünleri Besin Değerleri Veritabanı’na göre, bir fincan doğranmış çiğ havuç yaklaşık 15 mg karoten içeriyor. Öyle ki, derinin sarıya çalması için aylar boyunca her gün yarım fincan doğranmış çiğ havuç yemeniz gerekiyor.</p>
<p>Dış görünümde yarattığı çarpıcı etkinin dışında, karotenemi çoğu zaman zararsız ve geriye dönüşü olabilen bir durum.</p>
<p><strong>Ton balıklı suşi</strong>: <strong>Bir dakika, durun!</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-6944 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/tuna-300x140.jpg" alt="" width="300" height="140" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/tuna-300x140.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/tuna.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Suşi tutkunları aşırı miktarda çiğ ton balığı tüketmekten kaçınmalılar, çünkü bu cıva alımında artışa neden olabilir. Orkinoz gibi değerli olan ve besin zincirinin en üst basamaklarında yer alan büyük balıklar yaşamları boyunca daha küçük balıklarla beslendiklerinden kaslarında metil cıva biriktirebilirler.</p>
<p>Suşi dilimlerindeki cıva düzeylerinin belirlenmesi güçtür, çünkü cıva miktarı dilimin boyutuna ve içerdiği balığın türüne göre değişir. Bu yüzden suşi tüketimine kesin bir sınır koymak güçtür. Ne var ki, 2010 yılında <em>Biology Letters</em> dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, lokantalarda sunulan ton balıklı suşilerdeki cıva düzeyleri genelde marketlerde satılanlara kıyasla daha yüksek oluyor. Araştırma lokantalarda daha yaygın görülen irigöz ton ya da orkinozlu suşi örneklerindeki cıva düzeylerinin Dünya Sağlık Örgütü ve daha başka kuruluşlar tarafından belirlenen üst sınıra yakın ya da üzerinde olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Cıva çok ciddi sinirsel rahatsızlıklara yol açabildiğinden, uzmanlar gebe kadınların ve küçük çocukların aşırı miktarda ton balığı tüketmekten kaçınmalarını öneriyorlar.</p>
<p><strong>Kahve: En çok 600 miligram</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-6945 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/kahve-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/kahve-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/kahve-1024x576.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/kahve.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Kimileri sabah kahvesini içmeden kendine gelemediklerinden yakınsalar da, çok fazla kahve içmemekte yarar var. Mayo Kliniği uzmanlarına göre, günlük kafein tüketiminin 500-600 miligramı aşmaması gerekiyor. 225 gramlık tipik bir fincan orta kavrulmuş kahve yaklaşık 200 miligram, tekli espresso 75, 225 gram siyah çay 120 miligram kafein içeriyor.</p>
<p>Günlük kafein tüketimi 600-900 miligramı aştığında, uykusuzluk, huzursuzluk, bulantı, düzensiz kalp atışı, istemsiz kas titremeleri, kaygı ve baş ağrıları gibi belirgin yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Gerçekte, aşırı kafein tüketimi ölümcül sonuçlar da yaratabiliyor.</p>
<p>2010 yılında İsveçli uzmanlar tarafından <em>Acta Anaesthesiologica Scandinavica </em>dergisinde yayımlanan bir raporda, yaklaşık 10.000 miligram kafein tüketen 21 yaşındaki bir kadında hemen ardından ani kalp durması yaşandığı belirtiliyor. Uzmanlar birkaç kez uygulanan karıncık fibrilasyonu ile kalp yeniden çalıştırılsa da, kadının üç gün sonra sağaltıma yanıt vermediğine dikkat çekiyorlar.</p>
<p><strong>Su: Gerçekler ve söylenceler</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6946 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/su-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/su-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/su.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Bilimsel araştırmalar günde sekiz bardak su içmekle ilgili geleneksel kuralın bir söylenceden öteye gitmediğini ortaya koyuyor. Ancak aşırı su tüketimi diye bir şey var. Su zehirlenmesi kişinin aşırı miktarda su içmesi ve sonuçta bu suyun kandaki tuzu sulandırması ve bedendeki elektrolit dengesinin bozularak beyin işlevlerinde ölümcül etkiler yaratması olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Hiponatremi adıyla da bilinen su zehirlenmesi çoğunlukla dayanıklılık gerektiren sporlarla uğraşan kişiler için ciddi bir çekince oluşturuyor. 2005 yılında <em>New England Journal of Medicine</em> dergisinde yayımlanan bir raporda, 2002 Boston Maratonu’na katılan 488 koşucunun yüzde 13’ünde aşırı su tüketimine bağlı hiponatremiye tanık olunduğu belirtiliyor.</p>
<p>Araştırmacılar bu çekinceyi azaltmanın basit bir yolunun, koşucuların toplam sıvı tüketim miktarını ölçüp alıştırma sırasında aşırı su içmelerini önlemek amacıyla, antrenman koşularının öncesi ve sonrasında kendilerini tartmaları olduğuna dikkat çekiyorlar.</p>
<p><strong>Muskat (Küçük hindistan cevizi):</strong> <strong>Uyuşturucu etkisi</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6947 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/muskat-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/muskat-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/06/muskat.jpg 990w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Yemeklere rendelenen azıcık muskat genellikle tat katmanın dışında herhangi bir etki yaratmıyor. Ne var ki, bu baharatın aşırı miktarlarda tüketilmesi birtakım uyuşturucuların yaratabileceği türde halüsinojenik etkileri çok daha ucuz yoldan yaratabiliyor.</p>
<p>İstenmeyen yan etkiler genellikle ürünün tüketilmesinden üç ile sekiz saat sonra ortaya çıkıyor. Bu etkiler arasında kaygı, korku ve kötü bir şeyler yaşanacağı duygusu türünde etkiler yer alıyor. 2005 yılında <em>Emergency Journal </em>dergisinde yayımlanan bir raporda, kimi insanlarda ani psikoz nöbetleri, gerçeklikten kopma ve görsel sanrılar gibi durumlara da tanık olunabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Muskat tozu, 20-80 gram arasındaki yüksek dozlarda bile, çok ender olarak ölümcül etkiler yaratıyor. Tıp literatüründe topu topu iki ölümcül muskat olayına rastlanıyor.</p>
<p>Rita Urgan, Kaynak: Live Science</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/doz-asimina-ugrayabileceginiz-5-besin">Doz aşımına uğrayabileceğiniz 5 besin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6941</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kafeinli içecekler düşük riskini yükseltiyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kafeinli-icecekler-dusuk-riskini-yukseltiyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2016 13:24:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[içecek]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamile kalmadan önce ve hamileliğin başlangıcında içilen günde iki kafeinli içeceğin düşük riskini yükselttiği bildirildi. Fertilitiy and Sterility dergisinde yayımlanan araştırmada ayrıca bu konuda sadece annenin değil babanın kafein tüketiminin de rol oynadığı söyleniyor. Araştırmayı yöneten Amerikan Sağlık Enstitüsü (NIH) bilim insanlarından Germaine Buck Louis, anne ve babanın kafein tüketiminin düşük riski üzerinde eşit etki yaptığına da dikkat çekiyor. Ayrıca anne ve baba adaylarının ilerlemiş yaşları ve bedende kimyasal maddelerin birikimi de düşük riskine neden oluyor. Uzmanlar düşük riskinin vitamin alımıyla düşürülebileceğini söylüyorlar. 344 çiftle yapılan araştırma sonucunda günde ikiden fazla kafeinli içecek içen kadınlarda düşük riski için günlük 1,74’lük, erkekler içinse ise yüzde 1,73’lük bir oran çıkmış. Hamile kalmadan sonraki her gün için 1,0’dan yüksek olan oranlar tehlikeli sayılırken, 1,0’ın altındaki oranlarda risk düşmektedir. Düşük riski anne adayının hamileliğin başlamasından haftalar öncesinde multivitamin hapları alması halinde yüzde elli beş oranında düşmüş. Hatta vitamin alımı hamilelikte devam edildiğinde risk %79 oranında azalıyor diyor uzmanlar. Kaynak: www.fertstert.org/article/S0015-0282%2816%2930042-5/abstract</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kafeinli-icecekler-dusuk-riskini-yukseltiyor">Kafeinli içecekler düşük riskini yükseltiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamile kalmadan önce ve hamileliğin başlangıcında içilen günde iki kafeinli içeceğin düşük riskini yükselttiği bildirildi. Fertilitiy and Sterility dergisinde yayımlanan araştırmada ayrıca bu konuda sadece annenin değil babanın kafein tüketiminin de rol oynadığı söyleniyor. Araştırmayı yöneten Amerikan Sağlık Enstitüsü (NIH) bilim insanlarından Germaine Buck Louis, anne ve babanın kafein tüketiminin düşük riski üzerinde eşit etki yaptığına da dikkat çekiyor. Ayrıca anne ve baba adaylarının ilerlemiş yaşları ve bedende kimyasal maddelerin birikimi de düşük riskine neden oluyor.</p>
<p>Uzmanlar düşük riskinin vitamin alımıyla düşürülebileceğini söylüyorlar. 344 çiftle yapılan araştırma sonucunda günde ikiden fazla kafeinli içecek içen kadınlarda düşük riski için günlük 1,74’lük, erkekler içinse ise yüzde 1,73’lük bir oran çıkmış. Hamile kalmadan sonraki her gün için 1,0’dan yüksek olan oranlar tehlikeli sayılırken, 1,0’ın altındaki oranlarda risk düşmektedir. Düşük riski anne adayının hamileliğin başlamasından haftalar öncesinde multivitamin hapları alması halinde yüzde elli beş oranında düşmüş. Hatta vitamin alımı hamilelikte devam edildiğinde risk %79 oranında azalıyor diyor uzmanlar.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> <a href="http://www.fertstert.org/article/S0015-0282%2816%2930042-5/abstract">www.fertstert.org/article/S0015-0282%2816%2930042-5/abstract</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/kafeinli-icecekler-dusuk-riskini-yukseltiyor">Kafeinli içecekler düşük riskini yükseltiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3895</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tatlı krizleriyle baş edebilmenin 8 yolu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/tatli-krizleriyle-bas-edebilmenin-8-yolu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2016 11:46:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3512</guid>

					<description><![CDATA[<p>* Kafein tüketimini kısıtlayın. Ontario Guelph Üniversitesi beslenme uzmanları, kafeinin kandaki glükoz düzeylerini %24 oranında arttırdığını gösterdi. Doğal olarak, kan şekerinde yeniden bir düşüş olduğunda beden tatlı krizine girmeye başlıyor. * Bedeni susuz bırakmayın. Beden susuz kaldığında genellikle tatlı yiyecekler tüketme arzusu da artar. Bu arzuya boyun eğip tatlı yemek yerine, su içmek çok daha yararlı olur. Kan akışında gerekli miktarda basıncın sağlanması için bedenin suya gereksinimi vardır. Su içmek tatlı krizini bastırmakla kalmayıp, bedenin işlevini gerektiği biçimde yerine getirmesine de yardımcı olur. * Egzersiz yapın. Egzersiz bedene oksijen sağladığı gibi, insanlarda rahatlama duygusu yaratan ve halk arasında mutluluk hormonu olarak da bilinen, endorfin hormonu düzeylerinin artmasına da neden olur. * Uykunuza özen gösterin. Görünüşe bakılırsa, uyku her derde deva. Britanya Leicester Üniversitesi uzmanları 2008 yılında daha sağlıklı bir uykunun kişiye, söz gelimi çikolataya duyulan o şiddetli arzunun bastırılmasına yardımcı olacak gücü sağlayabileceğini gösterir. Özellikle de, ziyafet sofralarının kurulduğu bayram öncelerinde her zamankinden en az yarım saat önce yatmaya özen gösterin. * Üzerlerinde “yağsız” ya da “az yağlı” etiketleri bulunan yiyeceklerden kaçının. Bu tür yiyecekler genellikle yağlı karşıtlarından çok daha fazla şeker içerir, çünkü yağ yokluğunda yitirilen tadın boşluğu şekerle kapatılmaya çalışılır. * Meyveler ve tatlı sebzelerle beslenin. Tatlı yeme arzusunun üstesinden gelemiyorsanız, şekerli ama sağlıklı bir şeyler yiyin. Meyve ve sebzeler, şekerleme ve keklerin yerini doldurabilecek çok daha sağlıklı seçeneklerdir. * Doğal tatlandırıcılardan yararlanın. Tatlıya gereksinim duyduğunuzda, bu gereksinmenizi kahverengi pirinç şurubu, hurma şekeri ve stevya (şekerotu) gibi doğal besinlerle karşılayın. Bu tür besinler aşırı bir kalori alımına yol açmadan tatlı krizini bastırmanıza yardımcı olur. * Yaşamın tadını çıkartmaya çalışın. Kendinizi mutlu ve güçlü hissettiğinizde tatlılar da bir olasılıkla o eski çekiciliğini yitirecektir. Yaşamdan tat aldığınızda, başka tatlandırıcılara gerek duymazsınız.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/tatli-krizleriyle-bas-edebilmenin-8-yolu">Tatlı krizleriyle baş edebilmenin 8 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>* <strong>Kafein tüketimini kısıtlayın</strong>. Ontario Guelph Üniversitesi beslenme uzmanları, kafeinin kandaki glükoz düzeylerini %24 oranında arttırdığını gösterdi. Doğal olarak, kan şekerinde yeniden bir düşüş olduğunda beden tatlı krizine girmeye başlıyor.</p>
<p>* <strong>Bedeni susuz bırakmayın</strong>. Beden susuz kaldığında genellikle tatlı yiyecekler tüketme arzusu da artar. Bu arzuya boyun eğip tatlı yemek yerine, su içmek çok daha yararlı olur. Kan akışında gerekli miktarda basıncın sağlanması için bedenin suya gereksinimi vardır. Su içmek tatlı krizini bastırmakla kalmayıp, bedenin işlevini gerektiği biçimde yerine getirmesine de yardımcı olur.</p>
<p>* <strong>Egzersiz yapın</strong>. Egzersiz bedene oksijen sağladığı gibi, insanlarda rahatlama duygusu yaratan ve halk arasında mutluluk hormonu olarak da bilinen, endorfin hormonu düzeylerinin artmasına da neden olur.</p>
<p>* <strong>Uykunuza özen gösterin</strong>. Görünüşe bakılırsa, uyku her derde deva. Britanya Leicester Üniversitesi uzmanları 2008 yılında daha sağlıklı bir uykunun kişiye, söz gelimi çikolataya duyulan o şiddetli arzunun bastırılmasına yardımcı olacak gücü sağlayabileceğini gösterir. Özellikle de, ziyafet sofralarının kurulduğu bayram öncelerinde her zamankinden en az yarım saat önce yatmaya özen gösterin.</p>
<p>* <strong>Üzerlerinde “yağsız” ya da “az yağlı</strong>” etiketleri bulunan yiyeceklerden kaçının. Bu tür yiyecekler genellikle yağlı karşıtlarından çok daha fazla şeker içerir, çünkü yağ yokluğunda yitirilen tadın boşluğu şekerle kapatılmaya çalışılır.</p>
<p>* <strong>Meyveler ve tatlı sebzelerle beslenin</strong>. Tatlı yeme arzusunun üstesinden gelemiyorsanız, şekerli ama sağlıklı bir şeyler yiyin. Meyve ve sebzeler, şekerleme ve keklerin yerini doldurabilecek çok daha sağlıklı seçeneklerdir.</p>
<p>* <strong>Doğal tatlandırıcılardan yararlanın</strong>. Tatlıya gereksinim duyduğunuzda, bu gereksinmenizi kahverengi pirinç şurubu, hurma şekeri ve stevya (şekerotu) gibi doğal besinlerle karşılayın. Bu tür besinler aşırı bir kalori alımına yol açmadan tatlı krizini bastırmanıza yardımcı olur.</p>
<p>* <strong>Yaşamın tadını çıkartmaya çalışın.</strong> Kendinizi mutlu ve güçlü hissettiğinizde tatlılar da bir olasılıkla o eski çekiciliğini yitirecektir. Yaşamdan tat aldığınızda, başka tatlandırıcılara gerek duymazsınız.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/tatli-krizleriyle-bas-edebilmenin-8-yolu">Tatlı krizleriyle baş edebilmenin 8 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3512</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
