<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kalp krizi arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kalp-krizi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kalp-krizi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Aug 2019 11:39:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>HBT Dergi 176. Sayı – 9 Ağustos 2019</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-176-sayi-9-agustos-2019</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 11:39:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[d vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[dil becerisi]]></category>
		<category><![CDATA[genetik hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey kutbu]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[temel bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dil ve konuşma nasıl ortaya çıktı? Bilim insanlarımız Güney&#8217;den sonra şimdi de Kuzey Kutbu&#8217;nda Kalp krizi niçin sadece insanlarda yaşanıyor? Doğan Kuban: Lewis Mumford&#8217;dan tavsiyeler Tanol Türkoğlu: 8 bölü 2 çarpı 4 Ali Akurgal: Temel bilimler neye yarar? Tuğçe Ezgi Soyaltın: Aramızda dolaşan yapay zekalar Coşkun Özdemir: Moleküler biyolojide yeni aşama &#8211; Genetik tedaviler Türker Kılıç: Beyin araştırmaları penceresinden yaşam 100 saatlik MR taraması ile insan beyninin en detaylı görüntüsü Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nden Ebola alarmı: Ölü sayısı 1600&#8217;ü aştı Yüksel Atakan: Kozmik ışınlar ve doğal radyasyon kanser yapabilir mi? Mustafa Çetiner: D vitamini konusunda bilinmeyenler Diş protezi yerine &#8220;diş tohumu&#8221; İnsan vücudunun bilinmeyenleri &#8211; 5: Gaz çıkartma Eyvah! Nefes boruma yemek kaçtı! Ne yapmalıyım? Bağırsak bakterileri ile kilo verin! Hangi yiyecekler birlikte tüketilmeli? Ahmet Yavuz: Mustafa Kemal&#8217;le biraz geriye, Çanakkale&#8217;ye gidelim Gökhan Tunç: Türkiye&#8217;de ve dünyada yüksek binalar Tınaz Titiz: Ne fikir üretsek nafile mi? Korku filmleri bizi hayata hazırlıyor Evcil dostlarımız için tehlikeli 7 yiyecek Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-176-sayi-9-agustos-2019">HBT Dergi 176. Sayı – 9 Ağustos 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-14750" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/176-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/176-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/176-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/176.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Dil ve konuşma nasıl ortaya çıktı?<br />
Bilim insanlarımız Güney&#8217;den sonra şimdi de Kuzey Kutbu&#8217;nda<br />
Kalp krizi niçin sadece insanlarda yaşanıyor?<br />
Doğan Kuban: Lewis Mumford&#8217;dan tavsiyeler<br />
Tanol Türkoğlu: 8 bölü 2 çarpı 4<br />
Ali Akurgal: Temel bilimler neye yarar?<br />
Tuğçe Ezgi Soyaltın: Aramızda dolaşan yapay zekalar<br />
Coşkun Özdemir: Moleküler biyolojide yeni aşama &#8211; Genetik tedaviler<br />
Türker Kılıç: Beyin araştırmaları penceresinden yaşam<br />
100 saatlik MR taraması ile insan beyninin en detaylı görüntüsü<br />
Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nden Ebola alarmı: Ölü sayısı 1600&#8217;ü aştı<br />
Yüksel Atakan: Kozmik ışınlar ve doğal radyasyon kanser yapabilir mi?<br />
Mustafa Çetiner: D vitamini konusunda bilinmeyenler<br />
Diş protezi yerine &#8220;diş tohumu&#8221;<br />
İnsan vücudunun bilinmeyenleri &#8211; 5: Gaz çıkartma<br />
Eyvah! Nefes boruma yemek kaçtı! Ne yapmalıyım?<br />
Bağırsak bakterileri ile kilo verin!<br />
Hangi yiyecekler birlikte tüketilmeli?<br />
Ahmet Yavuz: Mustafa Kemal&#8217;le biraz geriye, Çanakkale&#8217;ye gidelim<br />
Gökhan Tunç: Türkiye&#8217;de ve dünyada yüksek binalar<br />
Tınaz Titiz: Ne fikir üretsek nafile mi?<br />
Korku filmleri bizi hayata hazırlıyor<br />
Evcil dostlarımız için tehlikeli 7 yiyecek</p>
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/1-abonelik">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-176-sayi-9-agustos-2019">HBT Dergi 176. Sayı – 9 Ağustos 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14749</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bakteri kaynaklı zatürre kalbe daha zararlı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bakteri-kaynakli-zaturre-kalbe-daha-zararli</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2018 12:37:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, bakteri kaynaklı zatürrenin kalbe, virüs kaynaklı zatürreden daha çok zarar verdiğine işaret ediyor. Söz konusu çalışma kapsamında araştırmacılar kendilerine bakteri kaynaklı zatürre tanısı konan hastalarda kalp krizi, inme, ya da ölüm çekincesinin virüs kaynaklı zatürre tanısı konanlara kıyasla daha yüksek olduğuna tanık oldular. Araştırmadan elde edilen bulgular ABD Kalp Birliği’nin her yıl düzenlediği bilimsel oturumlar kapsamında kamuya sunuldu. Akciğerlerdeki hava keseciklerinde meydana gelen yangıyla tanımlanan zatürre hastalığına hem bakteriler hem de virüsler yol açabiliyor. Bu son araştırmada ABD’nin Utah eyaletindeki bir hastanede 2007-2014 yılları arasında zatürre tanısı konan yaklaşık 4800 hastayla ilgili veriler gözden geçirildi. Bu hastaların yaklaşık %80’ine bakteri kaynaklı zatürre tanısı konduğuna tanık olan araştırmacılar daha sonra bu hastaların tanıyı izleyen 90 günle ilgili verilerini inceleyip kimlerin kalp krizi ya da inme geçirdiğini, kimlerde kalp yetmezliği yaşandığını ve kimlerin yaşamlarını yitirdiğini not ettiler. Neden daha tehlikeli? Araştırmacılar bakteri kaynaklı zatürre tanısı konan hastaların %34’ünde bu 90 günlük süre içinde ciddi kalp rahatsızlıklarının ortaya çıktığını, buna karşılık virüs kaynaklı zatürre hastalarında bu oranın %26 olduğunu gördüler. Peki, bakteri kaynaklı zatürre kalp açısından neden daha büyük bir tehlike oluşturuyor? Araştırmayı yürüten Utah Intermountain Kalp Enstitüsü kalp ve damar hastalıkları uzmanlarından Dr. Joseph Brent Muhlestein’e göre, bakteri ile virüs kaynaklı zatürre arasındaki bu farklılık bir olasılıkla bakteri kaynaklı zatürrenin -kalp hastalıkları açısından bir çekince oluşturan- atardamarlarda yangılara çok daha yoğun biçimde yol açıyor olmasından kaynaklanıyor. Muhlestein, virüslerin hücrelere girip onlara zarar verdiklerine, oysa bakterilerin hücrelerin dışında kalıp kana zehirli maddeler saldıklarına dikkat çekiyor. Bu ikinci düzenek kanda çok daha yoğun yangılara neden oluyor ve bu da atardamar zarlarına zarar verebiliyor. Dahası, bakteri kaynaklı zatürreler çoğu zaman yüksek ateşe, kandaki yangı ile ilgili değerlerin daha yüksek düzeylerde olmasına ve akyuvarların sayısında artışa neden olur. (Kandaki akyuvar sayısının yüksek olması bedenin bir enfeksiyonla savaşmakta olduğunun göstergesidir.) Ancak öyle olmakla birlikte, bakteri ve virüs kaynaklı zatürrelerin belirtileri çok da büyük farklılıklar göstermez ve çoğu zaman uzmanlar hastalığın bakteri kaynaklı olduğu sanısıyla hastalara antibiyotik vermeye başlarlar. Aşı ve yaşlılar Daha önceki araştırmalar grip aşısı olan ve zatürre belirtileri gösteren kişilerde bir sonraki yıl içinde kalp krizi geçirme olasılığının, grip aşısı olmayanlara kıyasla daha düşük olduğunu ortaya koymuştu. Bu bulgudan yola çıkıldığında, Muhlestein -grip gibi- virüs kaynaklı hastalıkların kalp ve damar sağlığı açısından bakteri kaynaklı enfeksiyonlara kıyasla çok daha ciddi bir çekince yaratabileceğini düşündü. Ne var ki, bu son araştırma sonuçları çok farklı bir durumu gözler önüne seriyor. Muhlestein, “Ne olursa olsun, hastalandığınızda bir hekime görünmeniz gerekir” diyor. Nitekim araştırma, virüs kaynaklı zatürreye yakalanan kişilerde de kalple ilgili birtakım olumsuzlukların ortaya çıktığına, ancak bu tür olumsuzluklara bakteri kaynaklı zatürreye kıyasla daha az tanık olunduğuna işaret ediyor. Hastalığın virüs kaynaklı olduğunu düşünseler bile, doktorların yaşlı ve birtakım sağlık sorunları olan hastalara yine de antibiyotik vermelerini öneriyor. Bunun nedeni, söz konusu kişilerin bağışıklık sistemlerinin daha güçsüz olması ve buna bağlı olarak da zatürreye dönüşebilecek bakteriyel enfeksiyonlara daha kolay yakalanabilme olasılıkları. Kaynak: https://www.livescience.com/64061-bacterial-pneumonia-heart-health.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bakteri-kaynakli-zaturre-kalbe-daha-zararli">Bakteri kaynaklı zatürre kalbe daha zararlı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, bakteri kaynaklı zatürrenin kalbe, virüs kaynaklı zatürreden daha çok zarar verdiğine işaret ediyor.</p>
<p>Söz konusu çalışma kapsamında araştırmacılar kendilerine bakteri kaynaklı zatürre tanısı konan hastalarda kalp krizi, inme, ya da ölüm çekincesinin virüs kaynaklı zatürre tanısı konanlara kıyasla daha yüksek olduğuna tanık oldular. Araştırmadan elde edilen bulgular ABD Kalp Birliği’nin her yıl düzenlediği bilimsel oturumlar kapsamında kamuya sunuldu.</p>
<p>Akciğerlerdeki hava keseciklerinde meydana gelen yangıyla tanımlanan zatürre hastalığına hem bakteriler hem de virüsler yol açabiliyor.</p>
<p>Bu son araştırmada ABD’nin Utah eyaletindeki bir hastanede 2007-2014 yılları arasında zatürre tanısı konan yaklaşık 4800 hastayla ilgili veriler gözden geçirildi. Bu hastaların yaklaşık %80’ine bakteri kaynaklı zatürre tanısı konduğuna tanık olan araştırmacılar daha sonra bu hastaların tanıyı izleyen 90 günle ilgili verilerini inceleyip kimlerin kalp krizi ya da inme geçirdiğini, kimlerde kalp yetmezliği yaşandığını ve kimlerin yaşamlarını yitirdiğini not ettiler.</p>
<p><strong>Neden daha tehlikeli?</strong></p>
<p>Araştırmacılar bakteri kaynaklı zatürre tanısı konan hastaların %34’ünde bu 90 günlük süre içinde ciddi kalp rahatsızlıklarının ortaya çıktığını, buna karşılık virüs kaynaklı zatürre hastalarında bu oranın %26 olduğunu gördüler.</p>
<p>Peki, bakteri kaynaklı zatürre kalp açısından neden daha büyük bir tehlike oluşturuyor?</p>
<p>Araştırmayı yürüten Utah Intermountain Kalp Enstitüsü kalp ve damar hastalıkları uzmanlarından Dr. Joseph Brent Muhlestein’e göre, bakteri ile virüs kaynaklı zatürre arasındaki bu farklılık bir olasılıkla bakteri kaynaklı zatürrenin -kalp hastalıkları açısından bir çekince oluşturan- atardamarlarda yangılara çok daha yoğun biçimde yol açıyor olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Muhlestein, virüslerin hücrelere girip onlara zarar verdiklerine, oysa bakterilerin hücrelerin dışında kalıp kana zehirli maddeler saldıklarına dikkat çekiyor. Bu ikinci düzenek kanda çok daha yoğun yangılara neden oluyor ve bu da atardamar zarlarına zarar verebiliyor.</p>
<p>Dahası, bakteri kaynaklı zatürreler çoğu zaman yüksek ateşe, kandaki yangı ile ilgili değerlerin daha yüksek düzeylerde olmasına ve akyuvarların sayısında artışa neden olur. (Kandaki akyuvar sayısının yüksek olması bedenin bir enfeksiyonla savaşmakta olduğunun göstergesidir.) Ancak öyle olmakla birlikte, bakteri ve virüs kaynaklı zatürrelerin belirtileri çok da büyük farklılıklar göstermez ve çoğu zaman uzmanlar hastalığın bakteri kaynaklı olduğu sanısıyla hastalara antibiyotik vermeye başlarlar.</p>
<p><strong>Aşı ve yaşlılar</strong></p>
<p>Daha önceki araştırmalar grip aşısı olan ve zatürre belirtileri gösteren kişilerde bir sonraki yıl içinde kalp krizi geçirme olasılığının, grip aşısı olmayanlara kıyasla daha düşük olduğunu ortaya koymuştu. Bu bulgudan yola çıkıldığında, Muhlestein -grip gibi- virüs kaynaklı hastalıkların kalp ve damar sağlığı açısından bakteri kaynaklı enfeksiyonlara kıyasla çok daha ciddi bir çekince yaratabileceğini düşündü. Ne var ki, bu son araştırma sonuçları çok farklı bir durumu gözler önüne seriyor.</p>
<p>Muhlestein,<em> “Ne olursa olsun, hastalandığınızda bir hekime görünmeniz gerekir”</em> diyor. Nitekim araştırma, virüs kaynaklı zatürreye yakalanan kişilerde de kalple ilgili birtakım olumsuzlukların ortaya çıktığına, ancak bu tür olumsuzluklara bakteri kaynaklı zatürreye kıyasla daha az tanık olunduğuna işaret ediyor. Hastalığın virüs kaynaklı olduğunu düşünseler bile, doktorların yaşlı ve birtakım sağlık sorunları olan hastalara yine de antibiyotik vermelerini öneriyor. Bunun nedeni, söz konusu kişilerin bağışıklık sistemlerinin daha güçsüz olması ve buna bağlı olarak da zatürreye dönüşebilecek bakteriyel enfeksiyonlara daha kolay yakalanabilme olasılıkları.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.livescience.com/64061-bacterial-pneumonia-heart-health.html">https://www.livescience.com/64061-bacterial-pneumonia-heart-health.html</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/bakteri-kaynakli-zaturre-kalbe-daha-zararli">Bakteri kaynaklı zatürre kalbe daha zararlı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12500</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Alpay Azap: Grip ve zatürre aşısı, felç ve kalp krizini engelliyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/prof-dr-alpay-azap-grip-ve-zaturre-asisi-felc-ve-kalp-krizini-engelliyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Oct 2018 13:33:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[klimik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, “Grip ve zatürre aşısı, sadece grip ve zatürreden korumuyor. Özellikle yaşlı kişilerde felç ve kalp krizi geçirmesini de engelliyor” dedi. AA’nın haberine göre; Sağlık Bakanlığı ve KLİMİK Derneğinin iş birliği ile bu yıl 5’incisi düzenlenen “Ulusal Erişkin Bağışıklaması Sempozyumu” Mardin’de yapıldı. Prof. Dr. Alpay Azap, sempozyum sonrası düzenlenen basın toplantısında, yetişkinlerin aşı olmaya çekindiğini belirterek, aşıların ciddi yan etkileri bulunmadığını, tam tersine çok sayıda fazla faydaları olduğunu söyledi. Yolda yürümekten daha az riskli Gerçekleştirilen her uygulamanın, riskleri olabileceğini dile getiren Azap, “Aşılar da tamamen risksiz değildir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, aşı uygulamaları yolda yürümekten daha az risklidir” ifadelerini kullandı. Aşıların ölümleri azalttığını kaydeden Azap, insanların doğru kaynaklardan bilgilenmediğini, internette dolaşan bilgilere çok fazla itibar edildiğini belirtti. “Lütfen herhangi bir sağlıkla ilgili konuda doğru bilgiye ulaşmak istiyorlarsa, o konuda uzman derneklerinin ne dediklerine baksınlar” diyen Azap, kış aylarına girildiğini, ileriki günlerde grip sezonunun başlayacağını, herkesin özellikle bu dönemde grip aşısını mutlaka yapması gerektiğini vurguladı. Grip aşısı sadece gripten korumuyor Prof. Dr. Azap (solda), şu bilgileri aktardı: “Grip aşısı, sadece gripten korumuyor. Yine yapılan bilimsel çalışmalarda çok net bir şekilde biliyoruz ki grip aşısı, özellikle yaşlı kişilerde felç ve kalp krizi geçirmesini de engelliyor. Avrupa’da eğer aşı yapılma oranı yüzde 75’e çıkartılacak olunursa, sadece Avrupa’da yılda 40 bin kalp krizi sonucu ölüm engellenir. O yüzden aşılar gerçekten faydaları saymakla bitmeyecek ürünlerdir ve ciddi yan etkileri son derece nadirdir. Halkımızı aşı olmaya davet ediyoruz. Grip sezonu için mutlaka grip aşılarını olsunlar. Yine erişkinlerin olması gereken aşılardan bir tanesi de zatürre aşısı ve yine onun da sadece zatürreden değil, felç ve kalp krizinden koruduğunu gösteren çalışmalarımız var. O yüzden bu iki aşıyı ben özellikle vurgulamak istiyorum.” Mardin İl Sağlık Müdürü Saffet Yavuz da, kentte aşılama oranın yüksekliğine dikkati çekerek aşının en temel sağlık hizmetlerinden biri olduğunu aktardı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/prof-dr-alpay-azap-grip-ve-zaturre-asisi-felc-ve-kalp-krizini-engelliyor">Prof. Dr. Alpay Azap: Grip ve zatürre aşısı, felç ve kalp krizini engelliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (<strong><a href="https://www.klimik.org.tr/">KLİMİK</a></strong>) Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, “Grip ve zatürre aşısı, sadece grip ve zatürreden korumuyor. Özellikle yaşlı kişilerde felç ve kalp krizi geçirmesini de engelliyor” dedi.</p>
<p>AA’nın haberine göre; Sağlık Bakanlığı ve KLİMİK Derneğinin iş birliği ile bu yıl 5’incisi düzenlenen “Ulusal Erişkin Bağışıklaması Sempozyumu” Mardin’de yapıldı.</p>
<p>Prof. Dr. Alpay Azap, sempozyum sonrası düzenlenen basın toplantısında, yetişkinlerin aşı olmaya çekindiğini belirterek, aşıların ciddi yan etkileri bulunmadığını, tam tersine çok sayıda fazla faydaları olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Yolda yürümekten daha az riskli</strong></p>
<p>Gerçekleştirilen her uygulamanın, riskleri olabileceğini dile getiren Azap, “Aşılar da tamamen risksiz değildir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, aşı uygulamaları yolda yürümekten daha az risklidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aşıların ölümleri azalttığını kaydeden Azap, insanların doğru kaynaklardan bilgilenmediğini, internette dolaşan bilgilere çok fazla itibar edildiğini belirtti.</p>
<p>“Lütfen herhangi bir sağlıkla ilgili konuda doğru bilgiye ulaşmak istiyorlarsa, o konuda uzman derneklerinin ne dediklerine baksınlar” diyen Azap, kış aylarına girildiğini, ileriki günlerde grip sezonunun başlayacağını, herkesin özellikle bu dönemde grip aşısını mutlaka yapması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Grip aşısı sadece gripten korumuyor</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-11596 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/alpayazap-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/alpayazap-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/alpayazap.jpg 540w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Prof. Dr. Azap (solda), şu bilgileri aktardı: “Grip aşısı, sadece gripten korumuyor. Yine yapılan bilimsel çalışmalarda çok net bir şekilde biliyoruz ki grip aşısı, özellikle yaşlı kişilerde felç ve kalp krizi geçirmesini de engelliyor. Avrupa’da eğer aşı yapılma oranı yüzde 75’e çıkartılacak olunursa, sadece Avrupa’da yılda 40 bin kalp krizi sonucu ölüm engellenir. O yüzden aşılar gerçekten faydaları saymakla bitmeyecek ürünlerdir ve ciddi yan etkileri son derece nadirdir. Halkımızı aşı olmaya davet ediyoruz. Grip sezonu için mutlaka grip aşılarını olsunlar. Yine erişkinlerin olması gereken aşılardan bir tanesi de zatürre aşısı ve yine onun da sadece zatürreden değil, felç ve kalp krizinden koruduğunu gösteren çalışmalarımız var. O yüzden bu iki aşıyı ben özellikle vurgulamak istiyorum.”</p>
<p>Mardin İl Sağlık Müdürü Saffet Yavuz da, kentte aşılama oranın yüksekliğine dikkati çekerek aşının en temel sağlık hizmetlerinden biri olduğunu aktardı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/prof-dr-alpay-azap-grip-ve-zaturre-asisi-felc-ve-kalp-krizini-engelliyor">Prof. Dr. Alpay Azap: Grip ve zatürre aşısı, felç ve kalp krizini engelliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11595</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Nikotin içeren her ürün zararlı”</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/nikotin-iceren-her-urun-zararli</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2017 11:39:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[e-sigara]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik sigara]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlığa Evet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[TAPDK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6687</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlığa Evet Derneği, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü&#8217;nde insanları sadece sigaraya değil, tütün ve nikotin içeren bütün ürünlere karşı uyarmayı amaçlıyor. Tütün endüstrisi tarafından elektronik sigara, ısıtılmış yeni nesil tütün ve nikotin ürünleri sigaraya göre daha az zararlı ürünler olarak tanıtılıyor. Peki ama bu doğru mu? Yoksa elektronik sigara da sigara kadar zararlı mı? Elektronik sigaranın zararları konusunda bilimsel kanıtlar artıyor Amerikan Toraks Derneği&#8217;nin geçtiğimiz Mayıs ayındaki kongresinde, en güncel araştırmalara yer verildi, elektronik sigara ve nikotin içeren tüm ürünlerin önemli sağlık tehditleri oluşturduğu ortaya konuldu. Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, bu araştırmaların sonuçlarını şu şekilde özetledi: -Gençlerin büyük bir kısmı elektronik sigaraya tatlandırıcı aromalar nedeniyle başlıyor. -Kronik obstriktif akciğer hastalığında (KOAH) sigaraya bağlı uzun sürede ortaya çıkan tomografi değişikliklerinin, elektronik sigara kullanıcılarında erken dönemde başladığı gösterildi. -Sigara dumanı, nikotin, elektronik sigara sıvısı ve nikotin karışımının solunum hücrelerinin erken ölümüne yol açtığı kanıtlandı. Elektronik sigara içeriklerin akciğerlerinde iltihaplanma olasılığının yüksek olduğu anlaşıldı. -Sigara, nargile ve elektronik sigara içicileri ile hiçbirini kullanmayan kişilerin mukuslarında, iltihaba neden olan kimyasallar ölçüldü ve elektronik sigara içicilerinin en yüksek oranda iltihap maddeleri  taşıdıkları gösterildi. -Sigara dumanına maruz kalanlar ve KOAH’lı hastalarda saptanan iltihabi balgam proteinleri elektronik sigara içicilerinde de saptandı. -Elektronik sigaraların, burun mukozasında kistik fibrozisli hastalarda görülen tuz denge bozukluklarının meydana geldiği saptandı. Bu etkilerin klasik sigaradan fazla olduğu görüldü. &#8211;Elektronik sigara sıvı aromalarının, astımlı hayvanlarda farklı derecelerde iltihap oluşturduğu gözlendi. -Elektronik sigaraya maruz bırakılan farelerin çevresel damarlarında bir saat içinde %31 daralma oldu. Elektronik sigaranın damarlarda işlev bozukluğu yaptığı saptandı. -Elektronik sigara buharı, klasik sigara dumanı ve oda havası solutulan farelerin akciğerleri incelendiğinde, elektronik sigaranın akciğer dokusuna klasik sigara kadar zarar verdiği saptandı. Bilimsel çalışmalar elektronik sigara ve nikotin içerikli ürünlerin sigaraya güvenli bir alternatif olmadığını ortaya koyuyor. Sigara üretimi ve tüketimi hızla artıyor TAPDK&#8217;nın resmi verilerine vurgu yapan Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek &#8220;2010 yılından itibaren sigara üretimi her yıl bir önceki yıla oranla daha da artıyor. 2016 yılında üretilen ve satışa sunulan sigara miktarı Ulusal Tütün Kontrol Eylem Planının yapıldığı 2008 yılını dahi aştı&#8221; diye konuştu. Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı ayrıca, &#8220;Derneğimiz tütün ve nikotin ürünlerinin hepsine hayır diyor ve insanların akciğerlerine sadece temiz hava solumasını öneriyoruz. Karar vericilerin, zararın azaltıldığı iddia edilen hiçbir ürüne izin vermemelerini ve tütün kontrol mevzuatı uygulamasından ödün vermemelerini istiyoruz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/nikotin-iceren-her-urun-zararli">“Nikotin içeren her ürün zararlı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlığa Evet Derneği, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü&#8217;nde insanları sadece sigaraya değil, tütün ve nikotin içeren bütün ürünlere karşı uyarmayı amaçlıyor.</strong></p>
<p>Tütün endüstrisi tarafından elektronik sigara, ısıtılmış yeni nesil tütün ve nikotin ürünleri sigaraya göre daha az zararlı ürünler olarak tanıtılıyor. Peki ama bu doğru mu? Yoksa elektronik sigara da sigara kadar zararlı mı?</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın zararları konusunda bilimsel kanıtlar artıyor</strong></p>
<p>Amerikan Toraks Derneği&#8217;nin geçtiğimiz Mayıs ayındaki kongresinde, en güncel araştırmalara yer verildi, elektronik sigara ve nikotin içeren tüm ürünlerin önemli sağlık tehditleri oluşturduğu ortaya konuldu. Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, bu araştırmaların sonuçlarını şu şekilde özetledi:</p>
<p>-Gençlerin büyük bir kısmı elektronik sigaraya tatlandırıcı aromalar nedeniyle başlıyor.</p>
<p>-Kronik obstriktif akciğer hastalığında (KOAH) sigaraya bağlı uzun sürede ortaya çıkan tomografi değişikliklerinin, elektronik sigara kullanıcılarında erken dönemde başladığı gösterildi.</p>
<p>-Sigara dumanı, nikotin, elektronik sigara sıvısı ve nikotin karışımının solunum hücrelerinin erken ölümüne yol açtığı kanıtlandı. Elektronik sigara içeriklerin akciğerlerinde iltihaplanma olasılığının yüksek olduğu anlaşıldı.</p>
<p>-Sigara, nargile ve elektronik sigara içicileri ile hiçbirini kullanmayan kişilerin mukuslarında, iltihaba neden olan kimyasallar ölçüldü ve elektronik sigara içicilerinin en yüksek oranda iltihap maddeleri  taşıdıkları gösterildi.</p>
<p>-Sigara dumanına maruz kalanlar ve KOAH’lı hastalarda saptanan iltihabi balgam proteinleri elektronik sigara içicilerinde de saptandı.</p>
<p>-Elektronik sigaraların, burun mukozasında kistik fibrozisli hastalarda görülen tuz denge bozukluklarının meydana geldiği saptandı. Bu etkilerin klasik sigaradan fazla olduğu görüldü.</p>
<p><strong>&#8211;</strong>Elektronik sigara sıvı aromalarının, astımlı hayvanlarda farklı derecelerde iltihap oluşturduğu gözlendi.</p>
<p>-Elektronik sigaraya maruz bırakılan farelerin çevresel damarlarında bir saat içinde %31 daralma oldu. Elektronik sigaranın damarlarda işlev bozukluğu yaptığı saptandı.</p>
<p>-Elektronik sigara buharı, klasik sigara dumanı ve oda havası solutulan farelerin akciğerleri incelendiğinde, elektronik sigaranın akciğer dokusuna klasik sigara kadar zarar verdiği saptandı.</p>
<p>Bilimsel çalışmalar elektronik sigara ve nikotin içerikli ürünlerin sigaraya güvenli bir alternatif olmadığını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Sigara üretimi ve tüketimi hızla artıyor</strong></p>
<p>TAPDK&#8217;nın resmi verilerine vurgu yapan Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek &#8220;2010 yılından itibaren sigara üretimi her yıl bir önceki yıla oranla daha da artıyor. 2016 yılında üretilen ve satışa sunulan sigara miktarı Ulusal Tütün Kontrol Eylem Planının yapıldığı 2008 yılını dahi aştı&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı ayrıca, &#8220;Derneğimiz tütün ve nikotin ürünlerinin hepsine hayır diyor ve insanların akciğerlerine sadece temiz hava solumasını öneriyoruz. Karar vericilerin, zararın azaltıldığı iddia edilen hiçbir ürüne izin vermemelerini ve tütün kontrol mevzuatı uygulamasından ödün vermemelerini istiyoruz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/nikotin-iceren-her-urun-zararli">“Nikotin içeren her ürün zararlı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6687</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uzayda kalp masajı nasıl yapılır?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/uzayda-kalp-masaji-nasil-yapilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2016 13:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[jochen hinkelbein]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp masajı]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yerçekimsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği tarafından düzenlenen Anestezi ve Reanimasyon Kongresinde konuşmacı olarak yer alan dünyaca ünlü havacılık tıbbı uzmanı Prof. Dr. Jochen Hinkelbein, uzayda kalp krizi geçiren insanlara kalp masajının nasıl yapılması gerektiğini anlattı. 50.Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kongresi konuşmacılarından Prof. Dr. Jochen Hinkelbein uzayda KPR (kalp masajı) konusunun kulağa ilk başta biraz komik gelebildiğini ve üzerinde çok düşünülen bir konu olmadığına dikkat çekti. Dünya genelinde bu konuda çalışan çok az bilim insanı olduğunu, ancak bu konunun anesteziyoloji ve yoğun bakım tıbbının önemli bir bölümünü oluşturan acil müdahale tıbbı ve havacılık ve uzay tıbbı arasında önemli bir bağlantı kurduğunu belirten Hinkelbein, bunun gelecekteki uzay yolculukları için çok önemli bir konu olduğunu vurguladı. Çünkü uzaya giden insanların sayısı arttıkça risk de artacak. Diyelim ki 200 yıl sonra Mars’ta ilk koloniler kurulursa, oradaki KPR uygulamaları da dünyadakinden farklı olmak zorunda. Bu konunun zaman geçtikçe daha çok gündemimizde olacağını söyleyen Hinkelbein özetle şunları söyledi: &#8220;Yerçekimsiz ortamın KPR, yani kalp masajı ve elektroşok gibi acil yaşam müdahale uygulamaları üzerinde çok büyük bir etkisi var. Birincisi uzayda, yani yerçekimsiz ortamda yeryüzündekinin tersine ağırlığınız sıfırdır. Bu yüzden yeryüzündekinden çok daha farklı davranmanız gerekir. Yerçekimsiz ortamda her şey havada yüzer. Dolayısıyla, burada bir şeye baskı uygulamanız gerektiğinde bir şekilde direnç gösteren bir yüzeye, örneğin bir duvara ihtiyacınız var. Ya da kendi kolunuzu veya göğsünüzü kullanarak bu direnç yüzeyini oluşturmalısınız.&#8221; &#8220;İkinci olarak, yerçekimsiz ortamda acil kalp müdahalesi yapmanız gerektiğinde, yeryüzünde sahip olacağınız fiziksel güce ve olanaklara sahip olamazsınız. Yeryüzünde bu müdahaleyi yaparken KPR frekansı ve kompresyon frekansı konusunda net bir kılavuzumuz vardır. Buna göre normal yerçekimi koşullarında KPR frekansını ve kompresyon derinliğini belirleyen kılavuz aralıklar vardır. Aynı koşullar yerçekimsiz ortam için de geçerli olabilir ama yerçekimsiz ortamda bunu sağlamak çok daha karmaşık ve yorucudur. Bu nedenle yerçekimsiz ortam genelde performansı ve KPR müdahalesinin kalitesini düşürür.&#8221; &#8220;Dünyada kalp krizi geçirme riskiyle, uzayda kalp krizi geçirme riski aynı değildir. Astronotlar genelde uzaya gitmeden önce çok çok dikkatli bir şekilde test edilir. Bunun anlamı bir defa doktora görünmek değildir. Bunun anlamı 3 ila 5 yıl süren bütün eğitim süreci boyunca sürekli testlerden geçirilmeleridir. Yani bütün astronotlar çok ama çok sağlıklı kişiler. Çünkü testler sırasında sağlık sorunları ortaya çıkan kişiler eleniyor. Diğer taraftan uzay istasyonlarında, bazı testler yaparken elektrik akımına maruz kalmakla sonuçlanacak kaza kaynaklı risk daha yüksek. Ancak hepsi birlikte değerlendirildiğinde uzayda kalp krizi geçirme riski, dünyaya göre çok daha düşük.&#8221; &#8220;Uzayda şimdiye kadar kalp krizi geçiren kimse olmadı. Bu iyi haber. Ancak kötü haber şu ki, insanlığın uzay seyahati çağının henüz çok başındayız. Şimdiye kadar 500 ila 600 astronot uzaya gitti. Gelecekte uzun süreli görevlerle uzaya gidildikçe bu sayı artacak. Sayı arttıkça kalp krizi riski de artacak. Uzayda yüksek voltaja maruz kalarak aritmi yaşayabilir ve bu nedenle kalp krizi geçirebilirsiniz. Bu yüzden bunları göz önünde bulundurarak ona göre şimdiden hazırlık yapmalısınız.&#8221; Prof. Dr. Jochen Hinkelbein kimdir? 1974 doğumlu Prof. Dr. Jochen Hinkelbein, Almanya’daki Köln Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Yoğun Bakım Tıbbı Departmanı’nda anesteziyoloji profesörüdür. ESA’nın bilimsel alt komitelerinden biri olan “Resüsitasyon, Acil Müdahale ve Travma” komitesinin eski başkanlarındandır. Başlıca araştırma alanı moleküler ekspresyon (proteomik) olan Prof. Dr. Hinkelbein, organ disfonksiyonu ve hiperoksi alanlarında uzmanlaşmıştır. Diğer uzmanlık alanları ise havayolu yönetimi, resüsitasyon, havacılık ve uzay tıbbıdır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/uzayda-kalp-masaji-nasil-yapilir">Uzayda kalp masajı nasıl yapılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği tarafından düzenlenen Anestezi ve Reanimasyon Kongresinde konuşmacı olarak yer alan dünyaca ünlü havacılık tıbbı uzmanı Prof. Dr. Jochen Hinkelbein, uzayda kalp krizi geçiren insanlara kalp masajının nasıl yapılması gerektiğini anlattı. </strong></p>
<p>50.Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kongresi konuşmacılarından <strong>Prof. Dr. Jochen Hinkelbein</strong> uzayda KPR (kalp masajı) konusunun kulağa ilk başta biraz komik gelebildiğini ve üzerinde çok düşünülen bir konu olmadığına dikkat çekti. Dünya genelinde bu konuda çalışan çok az bilim insanı olduğunu, ancak bu konunun anesteziyoloji ve yoğun bakım tıbbının önemli bir bölümünü oluşturan acil müdahale tıbbı ve havacılık ve uzay tıbbı arasında önemli bir bağlantı kurduğunu belirten Hinkelbein, bunun gelecekteki uzay yolculukları için çok önemli bir konu olduğunu vurguladı. Çünkü uzaya giden insanların sayısı arttıkça risk de artacak. Diyelim ki 200 yıl sonra Mars’ta ilk koloniler kurulursa, oradaki KPR uygulamaları da dünyadakinden farklı olmak zorunda. Bu konunun zaman geçtikçe daha çok gündemimizde olacağını söyleyen Hinkelbein özetle şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Yerçekimsiz ortamın KPR, yani kalp masajı ve elektroşok gibi acil yaşam müdahale uygulamaları üzerinde çok büyük bir etkisi var. Birincisi uzayda, yani yerçekimsiz ortamda yeryüzündekinin tersine ağırlığınız sıfırdır. Bu yüzden yeryüzündekinden çok daha farklı davranmanız gerekir. Yerçekimsiz ortamda her şey havada yüzer. Dolayısıyla, burada bir şeye baskı uygulamanız gerektiğinde bir şekilde direnç gösteren bir yüzeye, örneğin bir duvara ihtiyacınız var. Ya da kendi kolunuzu veya göğsünüzü kullanarak bu direnç yüzeyini oluşturmalısınız.&#8221;</p>
<p>&#8220;İkinci olarak, yerçekimsiz ortamda acil kalp müdahalesi yapmanız gerektiğinde, yeryüzünde sahip olacağınız fiziksel güce ve olanaklara sahip olamazsınız. Yeryüzünde bu müdahaleyi yaparken KPR frekansı ve kompresyon frekansı konusunda net bir kılavuzumuz vardır. Buna göre normal yerçekimi koşullarında KPR frekansını ve kompresyon derinliğini belirleyen kılavuz aralıklar vardır. Aynı koşullar yerçekimsiz ortam için de geçerli olabilir ama yerçekimsiz ortamda bunu sağlamak çok daha karmaşık ve yorucudur. Bu nedenle yerçekimsiz ortam genelde performansı ve KPR müdahalesinin kalitesini düşürür.&#8221;</p>
<p>&#8220;Dünyada kalp krizi geçirme riskiyle, uzayda kalp krizi geçirme riski aynı değildir. Astronotlar genelde uzaya gitmeden önce çok çok dikkatli bir şekilde test edilir. Bunun anlamı bir defa doktora görünmek değildir. Bunun anlamı 3 ila 5 yıl süren bütün eğitim süreci boyunca sürekli testlerden geçirilmeleridir. Yani bütün astronotlar çok ama çok sağlıklı kişiler. Çünkü testler sırasında sağlık sorunları ortaya çıkan kişiler eleniyor. Diğer taraftan uzay istasyonlarında, bazı testler yaparken elektrik akımına maruz kalmakla sonuçlanacak kaza kaynaklı risk daha yüksek. Ancak hepsi birlikte değerlendirildiğinde uzayda kalp krizi geçirme riski, dünyaya göre çok daha düşük.&#8221;</p>
<p>&#8220;Uzayda şimdiye kadar kalp krizi geçiren kimse olmadı. Bu iyi haber. Ancak kötü haber şu ki, insanlığın uzay seyahati çağının henüz çok başındayız. Şimdiye kadar 500 ila 600 astronot uzaya gitti. Gelecekte uzun süreli görevlerle uzaya gidildikçe bu sayı artacak. Sayı arttıkça kalp krizi riski de artacak. Uzayda yüksek voltaja maruz kalarak aritmi yaşayabilir ve bu nedenle kalp krizi geçirebilirsiniz. Bu yüzden bunları göz önünde bulundurarak ona göre şimdiden hazırlık yapmalısınız.&#8221;</p>
<p><strong>Prof. Dr. Jochen Hinkelbein kimdir?</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4352 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/jochen-300x272.jpg" alt="jochen" width="212" height="192" /></p>
<p>1974 doğumlu Prof. Dr. Jochen Hinkelbein, Almanya’daki Köln Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Yoğun Bakım Tıbbı Departmanı’nda anesteziyoloji profesörüdür. ESA’nın bilimsel alt komitelerinden biri olan “Resüsitasyon, Acil Müdahale ve Travma” komitesinin eski başkanlarındandır. Başlıca araştırma alanı moleküler ekspresyon (proteomik) olan Prof. Dr. Hinkelbein, organ disfonksiyonu ve hiperoksi alanlarında uzmanlaşmıştır. Diğer uzmanlık alanları ise havayolu yönetimi, resüsitasyon, havacılık ve uzay tıbbıdır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/uzayda-kalp-masaji-nasil-yapilir">Uzayda kalp masajı nasıl yapılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4350</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
