<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kapitalizm arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kapitalizm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kapitalizm</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Jun 2020 14:34:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Nefes alamayan sadece George Floyd değil, tüm insanlık ve canlılar ve dünya&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/nefes-alamayan-sadece-george-floyd-degil-tum-insanlik-ve-canlilar-ve-dunya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2020 14:34:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[mayalar]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=18834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyadaki adaletsizlik, acımasızlık, büyük yok ediş, canlı yaşamına tüm insanlığa ve doğaya nefes aldırmıyor&#8230;George Floyd’un “nefes alamıyorum” çığlıkları halen kulağımızda ve protestolar sürerken elinde kutsal kitapla poz veren yöneticiler dünyayı adaletsizce yönetmeye devam ediyor. Küresel adaletsizliğin sürdüğü bir dünyada tüm canlılar tehdit altında! İnsanlar, doğa, iklim&#8230; Arkadaşımız Batuhan Sarıcan gelir adaletsizliğinden, su kıtlığına., küresel ısınmadan doğa katliamlarına bugün gezegenin tüm canlıları olarak karşı karşıya olduğumuz büyük tehditleri derledi. Uzay yolculuğunda yeni bir çağ NASA, SpaceX’in tasarladığı Falcon 9 roketi ve Crew Dragon uzay kapsülü sayesinde 2011’den beri ilk defa astronotlarını uzaya gönderdi. Bu projenin gerçekleşmesi, insanların ilk kez ticari bir roketle Dünya’nın yörüngesine gönderilmesi açısından tarihi öneme sahip. Eski Sovyet teknolojisi Soyuz’dan sonra daha yeni bir teknolojiyle uzay yolculuğunda yeni çağın başlangıcı… Ancak Çin’in özellikle Ay projesi Chang’e ve kapsamlı uzay çalışmaları ile aportta beklemesi ABD’yi korkutuyor. Bu da yeni uzay ve yıldız savaşları dönemine işaret ediyor. Farklı boyutları ile sayfalarımızda&#8230; Yeni korona virüsüne çok farklı yönden bakışlar Hepimizin aklında tek bir soru var. SARS-CoV-2 virüsünün bulaşma potansiyeli ne zaman sona erecek? Evrimsel biyologlar bu kritik soruyu yanıtlamadan önce virüsün evrim geçirip geçirmeyeceğini, bunun süresini incelemeye başladılar. Ne var ki soruyu yanıtlamak zor. Zira bir uzmana göre virüsün hasta etme yeteneğini hiç kaybetmeme olasılığı da var. Çünkü evrimsel tahminler hava tahminlerine benzer. Çok fazla değişken, sürece müdahale eder. Bu virüs başarılı bir şekilde yayılıyor. Dolayısıyla kısa vadeli evrimsel değişiklikler gerekli olmayabilir. Virüsün evrimsel yaşam öyküsü olarak tanımlanabilecek filogeni üzerinden virüsün zaman ve mekânda nasıl yayıldığı izlenebilecek. Reyhan Oksay Yeni Korona virüse evrimsel açıdan bakan yazıları derledi. ABD, COVID-19 ile mücadelede neden çöktü? COVID-19 ABD’de neden bu kadar dramatik seyrediyor? 500 binin üzerinde evsizin olduğu, 40 milyondan fazla insanın yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşadığı, son 10 yılda yoksulların yaşadığı kırsal kesimde 100’den fazla hastanenin kapandığı ABD’nin ‘hasta’ sistemini Bayram Ali Eşiyok yazdı. Grafik bilgi’de de ABD’de polis şiddeti kaynaklı ölümler ve etnik dağılıma göre oranları var. Yine başka bir yazı daha bu konuyu tamamlıyor: COVID-19 Kapitalizmin sonunu getirir mi? ABD’li ekonomist Dr. Richard Wolff ile yapılan bir söyleşinin özetlenmiş çevirisinde bu sorunun yanıtını bulabilirsiniz. ABD COVID-19 ile mücadelede niye başarısız? Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Meltem Lara Bilikmen’in çevirisi ile&#8230; Kimi koronavirüs hastaları koku ve tat duyusunu yitirmekten inmeye, çeşitli nörolojik rahatsızlıklar yaşıyor. Hastalığın nöronları da etkileme olasılığını göz önünde bulunduran doktorlar, tedavi de köklü değişikliklere gidilebileceğini belirtiyorlar. Ayrıntılar sayfalarımızda. Mustafa Çetiner Pandemi serisini sürdürürken, Kültür Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nihal Sarıer tarihte bulaşıcı hastalıklarla mücadelede aşı devrimlerini yazdı. Maya Uygarlığı’na ait en eski tapınak Arkeoloji de yeni teknolojilerden nasibini alıyor. Geçenlerde Meksika’nın Agua Fénix bölgesinde Maya uygarlığının erken dönemlerine ait çok eski bir tapınak bulundu. Geleneksel yöntemler alanın gerçek boyutu ve derinliği anlama konusunda yetersiz kalınca LIDAR adı verilen havadan gönderilen lazer pulsları arkeolojik sit alanını üç boyutlu görüntüsünü elde etti. Görülüyor ki günümüzden3000 yıl önce bizim ilkel olarak tanımladığımız toplumlarda daha eşitlikçi bir kültür geçerli. Doğan Kuban hocamızın, toplumun karşı karşıya olduğu sorunları irdelediği yazısını mutlaka okumalısınız. Tanol Türkoğlu dijital çocukları yazarken, Ali Akurgal ise TÜBİTAK’ın üzerinde çalıştığı bilim teknoloji odak alanları üzerine yazdı, diyor ki: Türkler kendilerine verilecek her türlü projeyi başarıyla sürdürür! Ve İHA’lardan örnek verdi. “Üç Haftada Bir” köşesinde Dilara Çolak geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz ünlü yazar, düşünür, şair, akademisyen, çevirmen Oruç Aruoba’nın ardından ülkemizde felsefenin sorunlarını tartışmaya açıyor. Neden Türkiye’den filozof çıkmıyor diye soruyor ve Oruç Aruoba’nın, Türkiye’nin Nietzsche’si değil; Türkiye’nin Oruç Aruoba’sı olduğunu vurguluyor. Bilgehan Gürlek Eşitsizlik ve inovasyon başlıklı yazısında planlamayı rafa kaldıran, üretimden giderek uzaklaşan, eşitsizliklerin arttığı bir ekonomi yenilikçi olabilir mi diye soruyor. Bu arada korona günlerinde evde oturmaktan kilolarına kilo katan okuyucularımıza bir önerimiz var: Fazla kilolarınızdan kurtulmak istiyorsanız bol bol erik yiyin. Şimdi tam zamanı. Prof. Dr. Doğan Uçar bizlere muhteşem bir eseri tanıtıyor: “Tarihte İstanbul Haritaları”. İstanbul’un tarihteki en güzel haritaları ilk defa bu kadar kapsamlı şekilde bir araya getirildi. Bu kitap araştırmacılar için de harita meraklıları için de hazine değerinde&#8230;. Hayvanlar Dünyası’nda bu hafta zekâlarıyla hepimizi şaşırtan kargaların bu kadar zeki olmalarının sırrı açıklanıyor. HBT zor zamanların dergisi. Korona bulaşısı nedeniyle insanlar evlerine kapanırken ve bayilere ve dergilere ulaşmak zorlaşırken, HBT ısrarla yayınını sürdürdü. Böyle olağanüstü zamanlarda geniş bir açıyla okurunu bilgilendiriyor. Ve okurlarının desteğini bekliyor. Tanıtalım ve yayalım lütfen.. HBT Türkiye’nin tek ve dünyanın az sayıdaki haftalık popüler bilim dergilerinden biridir. Sevgiyle ve sağlıkla kalın, gelecek haftaya kadar.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/nefes-alamayan-sadece-george-floyd-degil-tum-insanlik-ve-canlilar-ve-dunya">Nefes alamayan sadece George Floyd değil, tüm insanlık ve canlılar ve dünya&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-18830" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/06/220-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/06/220-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/06/220-856x1024.jpg 856w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Dünyadaki adaletsizlik, acımasızlık, büyük yok ediş, canlı yaşamına tüm insanlığa ve doğaya nefes aldırmıyor&#8230;George Floyd’un “nefes alamıyorum” çığlıkları halen kulağımızda ve protestolar sürerken elinde kutsal kitapla poz veren yöneticiler dünyayı adaletsizce yönetmeye devam ediyor.</span></p>
<p><span>Küresel adaletsizliğin sürdüğü bir dünyada tüm canlılar tehdit altında! İnsanlar, doğa, iklim&#8230; Arkadaşımız Batuhan Sarıcan gelir adaletsizliğinden, su kıtlığına., küresel ısınmadan doğa katliamlarına bugün gezegenin tüm canlıları olarak karşı karşıya olduğumuz büyük tehditleri derledi.</span></p>
<p><strong>Uzay yolculuğunda yeni bir çağ</strong></p>
<p><span>NASA, SpaceX’in tasarladığı Falcon 9 roketi ve Crew Dragon uzay kapsülü sayesinde 2011’den beri ilk defa astronotlarını uzaya gönderdi. Bu projenin gerçekleşmesi, insanların ilk kez ticari bir roketle Dünya’nın yörüngesine gönderilmesi açısından tarihi öneme sahip. Eski Sovyet teknolojisi Soyuz’dan sonra daha yeni bir teknolojiyle uzay yolculuğunda yeni çağın başlangıcı…</span></p>
<p><span>Ancak Çin’in özellikle Ay projesi Chang’e ve kapsamlı uzay çalışmaları ile aportta beklemesi ABD’yi korkutuyor. Bu da yeni uzay ve yıldız savaşları dönemine işaret ediyor. Farklı boyutları ile sayfalarımızda&#8230;</span></p>
<p><strong>Yeni korona virüsüne çok farklı yönden bakışlar</strong></p>
<p><span>Hepimizin aklında tek bir soru var. SARS-CoV-2 virüsünün bulaşma potansiyeli ne zaman sona erecek? Evrimsel biyologlar bu kritik soruyu yanıtlamadan önce virüsün evrim geçirip geçirmeyeceğini, bunun süresini incelemeye başladılar.</span></p>
<p><span>Ne var ki soruyu yanıtlamak zor. Zira bir uzmana göre virüsün hasta etme yeteneğini hiç kaybetmeme olasılığı da var. Çünkü evrimsel tahminler hava tahminlerine benzer. Çok fazla değişken, sürece müdahale eder. Bu virüs başarılı bir şekilde yayılıyor. Dolayısıyla kısa vadeli evrimsel değişiklikler gerekli olmayabilir. Virüsün evrimsel yaşam öyküsü olarak tanımlanabilecek filogeni üzerinden virüsün zaman ve mekânda nasıl yayıldığı izlenebilecek. Reyhan Oksay Yeni Korona virüse evrimsel açıdan bakan yazıları derledi.</span></p>
<p><strong>ABD, COVID-19 ile mücadelede neden çöktü?</strong></p>
<p><span>COVID-19 ABD’de neden bu kadar dramatik seyrediyor? 500 binin üzerinde evsizin olduğu, 40 milyondan fazla insanın yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşadığı, son 10 yılda yoksulların yaşadığı kırsal kesimde 100’den fazla hastanenin kapandığı ABD’nin ‘hasta’ sistemini Bayram Ali Eşiyok yazdı. Grafik bilgi’de de ABD’de polis şiddeti kaynaklı ölümler ve etnik dağılıma göre oranları var.</span></p>
<p><span>Yine başka bir yazı daha bu konuyu tamamlıyor: COVID-19 Kapitalizmin sonunu getirir mi? ABD’li ekonomist Dr. Richard Wolff ile yapılan bir söyleşinin özetlenmiş çevirisinde bu sorunun yanıtını bulabilirsiniz. ABD COVID-19 ile mücadelede niye başarısız? Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Meltem Lara Bilikmen’in çevirisi ile&#8230;</span><span><br />
</span></p>
<p><span>Kimi koronavirüs hastaları koku ve tat duyusunu yitirmekten inmeye, çeşitli nörolojik rahatsızlıklar yaşıyor. Hastalığın nöronları da etkileme olasılığını göz önünde bulunduran doktorlar, tedavi de köklü değişikliklere gidilebileceğini belirtiyorlar. Ayrıntılar sayfalarımızda.</span></p>
<p><span>Mustafa Çetiner Pandemi serisini sürdürürken, Kültür Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nihal Sarıer tarihte bulaşıcı hastalıklarla mücadelede aşı devrimlerini yazdı.</span></p>
<p><strong>Maya Uygarlığı’na ait en eski tapınak</strong></p>
<p><span>Arkeoloji de yeni teknolojilerden nasibini alıyor. Geçenlerde Meksika’nın Agua Fénix bölgesinde Maya uygarlığının erken dönemlerine ait çok eski bir tapınak bulundu. Geleneksel yöntemler alanın gerçek boyutu ve derinliği anlama konusunda yetersiz kalınca LIDAR adı verilen havadan gönderilen lazer pulsları arkeolojik sit alanını üç boyutlu görüntüsünü elde etti. Görülüyor ki günümüzden3000 yıl önce bizim ilkel olarak tanımladığımız toplumlarda daha eşitlikçi bir kültür geçerli.</span></p>
<p><span>Doğan Kuban hocamızın, toplumun karşı karşıya olduğu sorunları irdelediği yazısını mutlaka okumalısınız.</span></p>
<p><span>Tanol Türkoğlu dijital çocukları yazarken, Ali Akurgal ise TÜBİTAK’ın üzerinde çalıştığı bilim teknoloji odak alanları üzerine yazdı, diyor ki: Türkler kendilerine verilecek her türlü projeyi başarıyla sürdürür! Ve İHA’lardan örnek verdi.</span></p>
<p><span>“Üç Haftada Bir” köşesinde Dilara Çolak geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz ünlü yazar, düşünür, şair, akademisyen, çevirmen Oruç Aruoba’nın ardından ülkemizde felsefenin sorunlarını tartışmaya açıyor. Neden Türkiye’den filozof çıkmıyor diye soruyor ve Oruç Aruoba’nın, Türkiye’nin Nietzsche’si değil; Türkiye’nin Oruç Aruoba’sı olduğunu vurguluyor.</span></p>
<p><span>Bilgehan Gürlek Eşitsizlik ve inovasyon başlıklı yazısında planlamayı rafa kaldıran, üretimden giderek uzaklaşan, eşitsizliklerin arttığı bir ekonomi yenilikçi olabilir mi diye soruyor. Bu arada korona günlerinde evde oturmaktan kilolarına kilo katan okuyucularımıza bir önerimiz var: Fazla kilolarınızdan kurtulmak istiyorsanız bol bol erik yiyin. Şimdi tam zamanı.</span></p>
<p><span>Prof. Dr. Doğan Uçar bizlere muhteşem bir eseri tanıtıyor: “Tarihte İstanbul Haritaları”. İstanbul’un tarihteki en güzel haritaları ilk defa bu kadar kapsamlı şekilde bir araya getirildi. Bu kitap araştırmacılar için de harita meraklıları için de hazine değerinde&#8230;. Hayvanlar Dünyası’nda bu hafta zekâlarıyla hepimizi şaşırtan kargaların bu kadar zeki olmalarının sırrı açıklanıyor.</span></p>
<p><span>HBT zor zamanların dergisi. Korona bulaşısı nedeniyle insanlar evlerine kapanırken ve bayilere ve dergilere ulaşmak zorlaşırken, HBT ısrarla yayınını sürdürdü. Böyle olağanüstü zamanlarda geniş bir açıyla okurunu bilgilendiriyor. Ve okurlarının desteğini bekliyor. Tanıtalım ve yayalım lütfen.. HBT Türkiye’nin tek ve dünyanın az sayıdaki haftalık popüler bilim dergilerinden biridir.</span></p>
<p><span>Sevgiyle ve sağlıkla kalın, gelecek haftaya kadar.</span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/nefes-alamayan-sadece-george-floyd-degil-tum-insanlik-ve-canlilar-ve-dunya">Nefes alamayan sadece George Floyd değil, tüm insanlık ve canlılar ve dünya&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18834</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 220. Sayı – 12 Haziran 2020</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-220-sayi-12-haziran-2020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2020 13:36:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[mayalar]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=18829</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nefes alamıyoruz! Hangi sorunlar? &#8211; Doğan Kuban Dijital çocuklar &#8211; Tanol Türkoğlu Neden Türkiye’den filozof çıkmıyor? &#8211; P. Dilara Çolak Bilim teknoloji odak alanlarımız &#8211; Ali Akurgal Dr. Jonas Salk ve çocuk felci aşısı &#8211; Mustafa Çetiner Yeni uzay-yıldız savaşları: ABD ve Çin karşı karşıya &#8211; Batuhan Sarıcan COVID-19 ABD’de neden bu kadar dramatik gelişiyor? &#8211; Bayram Ali Eşiyok Temel fizik ve astrofiziğin seyrini değiştiren bilim kahramanı: Pieter Zeeman Korona beyinde hasar yapıyor mu? Bulaşma ne zaman bitecek? En büyük ve en eski Maya tapınağı bulundu Korona: Belirti göstermeyen insanların oranı yüzde 80’e kadar çıkıyor Yoksa Homeros çok daha önceleri mi yaşamıştı? Kanserin gelişimini tetikleyen bir gen keşfedildi Neandertal gen varyantını taşıyan kadınlar daha doğurgan Bir hastanede zincirleme enfeksiyon nasıl meydana geliyor? Yaza girerken fazla kilolarınızdan kurtulmak mı istiyorsunuz! Bol bol erik yiyin.. COVID-19 kapitalizmin sonunu getirir mi? Dünya’nın evrende özel bir yeri mi var? Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede aşı devrimleri Eşitsizlik ve inovasyon &#8211; Bilgehan Gürlek Muhteşem bir eser “Tarihte İstanbul Haritaları” &#8211; Doğan Uçar Kargaların zekâsının sırrı ebeveyn ilgisi Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-220-sayi-12-haziran-2020">HBT Dergi 220. Sayı – 12 Haziran 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-18830" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/06/220-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/06/220-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/06/220-856x1024.jpg 856w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Nefes alamıyoruz!<br />
Hangi sorunlar? &#8211; Doğan Kuban<br />
Dijital çocuklar &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
Neden Türkiye’den filozof çıkmıyor? &#8211; P. Dilara Çolak<br />
Bilim teknoloji odak alanlarımız &#8211; Ali Akurgal<br />
Dr. Jonas Salk ve çocuk felci aşısı &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Yeni uzay-yıldız savaşları: ABD ve Çin karşı karşıya &#8211; Batuhan Sarıcan<br />
COVID-19 ABD’de neden bu kadar dramatik gelişiyor? &#8211; Bayram Ali Eşiyok<br />
Temel fizik ve astrofiziğin seyrini değiştiren bilim kahramanı: Pieter Zeeman<br />
Korona beyinde hasar yapıyor mu?<br />
Bulaşma ne zaman bitecek?<br />
En büyük ve en eski Maya tapınağı bulundu<br />
Korona: Belirti göstermeyen insanların oranı yüzde 80’e kadar çıkıyor<br />
Yoksa Homeros çok daha önceleri mi yaşamıştı?<br />
Kanserin gelişimini tetikleyen bir gen keşfedildi<br />
Neandertal gen varyantını taşıyan kadınlar daha doğurgan<br />
Bir hastanede zincirleme enfeksiyon nasıl meydana geliyor?<br />
Yaza girerken fazla kilolarınızdan kurtulmak mı istiyorsunuz! Bol bol erik yiyin..<br />
COVID-19 kapitalizmin sonunu getirir mi?<br />
Dünya’nın evrende özel bir yeri mi var?<br />
Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede aşı devrimleri<br />
Eşitsizlik ve inovasyon &#8211; Bilgehan Gürlek<br />
Muhteşem bir eser “Tarihte İstanbul Haritaları” &#8211; Doğan Uçar<br />
Kargaların zekâsının sırrı ebeveyn ilgisi</p>
<p><a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a><br />
</span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-220-sayi-12-haziran-2020">HBT Dergi 220. Sayı – 12 Haziran 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18829</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2018 yılında dünya</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018-yilinda-dunya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jul 2018 10:16:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[iphone]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Jobs]]></category>
		<category><![CDATA[telefon bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[y kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medya bizi kontrol ediyor. Tüketim çılgınlığı toplumları geri dönüşü olmayan bir yozlaşmaya sürükleyebilir. Kaynak: www.okyanusum.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018-yilinda-dunya">2018 yılında dünya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya bizi kontrol ediyor. Tüketim çılgınlığı toplumları geri dönüşü olmayan bir yozlaşmaya sürükleyebilir.</p>
<p><iframe width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/K8o7uIRlhQI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Kaynak: www.okyanusum.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018-yilinda-dunya">2018 yılında dünya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10569</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çin, bilim, teknoloji ve ekonomide ABD’yi solladı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/cin-bilim-teknoloji-ekonomide-abdyi-solladi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 May 2018 14:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[abonelik]]></category>
		<category><![CDATA[burs]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital abonelik]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[izzettin silier]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[süper güç]]></category>
		<category><![CDATA[zirve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok değil 5 yıl öncesinde Çin üzerine yapılan yorumlar, bu ülkenin en geç 2035 yılında dünyanın lideri olacağına işaret ediyordu. Fakat Batı dünyasındaki bu korku, şimdiden gerçekleşmeye başladı: Çin pek çok açıdan ABD’yi geride bıraktı. Öncelikle de bilimsel araştırma makaleleri sayısında. Sonra patent sayısında&#8230; Sonra yüksek teknoloji ihracatında&#8230; Sonra gelir gider dengesindeki muazzam fazlalığıyla&#8230; Neden bunları saydık, bilim teknoloji üretkenliğinde ve dış satış avantajlarında öne geçmek dünya liderliğini devralmak mı demek? Ülkelerin gücü ekonomideki üstünlüğüne dayanır. Bilim ve teknolojideki üretkenliğine, yüksek teknoloji üretme ve satma kapasitesine, satın alma gücüne, sahip olduğunuz finans kaynaklarının gücüne… Şüphesiz ki, bunlar üzerine inşa ettiğiniz askeri gücünüze… Askeri güç, eğer ülkenin ekonomik kaynaklarınca kalıcı olacak şekilde desteklenmezse, geçicidir. Bu sayımızda, Çin’in askeri güç dışında, ulaştığı bilimsel, teknolojik ve ekonomik gücü üzerine sizlere, Özlem Yüzak ve Bayram Ali Eşiyok tarafından iyi hazırlanmış bir dosya, nesnel bir fotoğraf sunuyoruz. Amerikan Ulusal Bilim Vakfı’nın hazırladığı 2018 Bilim ve Mühendislik Göstergeleri raporuna göre, 2016’de dünyada yayımlanan toplam 2,3 milyon araştırma makalesinin %18,6’sını Çin, %17,8’ini de Amerikalı bilimciler yayımladı. Çok değil 10 yıl önce bu oranlar şöyleydi: ABD %24,4, Çin %12,1. Muazzam bir atılım! Küresel olarak ARGE’yi dünyada 1,9 trilyon dolar harcandı. ABD en yüksek harcamayı yaptı: 495 milyar dolar. Çin, iki yılda ARGE harcamasını 234 milyar dolardan 409 milyar dolar gibi rekor bir düzey çıkartarak ABD’nin ensesine bindi. Sadece bir rakam daha vereceğiz ve gerisini okumanıza bırakacağız: ABD’nin yüksek teknoloji ihracatı 15 milyar dolar, Çin’in ise 550 milyar dolar! Kapitalist dünyanın zirvesi değişiyor. Boşuna değil, ABD baş düşman olarak Çin’i belledi! Bu değişimin yol açacağı irili ufaklı depremlere hazır olalım. İşin ilginci, Çin Komünist Partisi bu süreci yönetiyor, devlet yönetiminde karma bir ekonomi uyguluyor ve özel sektör silahıyla Batı’yı vuruyor! Zengin bir içerik Türk Pediatri Kurumu Başkanı Mehmet Vural ile söyleşide, bu çok eski derneğin başarılarını okuyacaksınız&#8230;  Arkadaşımız, çok yönlü kişiliğiyle Tevfik Uyar’ı tanıtıyoruz Cemre Yavuz’un söyleşisiyle. Bakın bakalım, gençlere ne diyor! Doğan Kuban hoca dünya ve Türkiye için güzel bir değerlendirme yapıyor, Bağımsızlığı Sürdürmek yazısında. Erdal Musoğlu, Yüz Tanıma Sistemleri Nereye Gidiyor yazısında, bu sistemi hem güvenlik hem tehdit olarak önümüze koyuyor. Genç HBT sayfamızı kaçırmayın! Kadircan Keskinbora’nın, Fatih’in Molla Gürani yazısı, âlimin doğru bildiğinden taviz vermemesi ve bükülmezliğini anlatıyor. Günümüz için ders dolu! Ebeveynlerin tutumlarının çocukların üzerindeki etkileri: Melis Seray Özden Yıldırım. Ali Akurgal: Büyük Veri; Tanol Türkoğlu: Kişisel verilere telif ödenmeli diyor. Köşeleri, son bilim haberleri, teknoloji vitrini, bulmaca sayfasıyla bize göre pırı pırıl bir dergi daha önünüzde. Pek size göre?! Aydınlanmanın pusulasıdır HBT. Gençler, size güveniyoruz&#8230; Sevgiyle kalın. *** Gençlere 200 HBT aboneliği ve 30 genç daha! İzzettin Silier’in gençler için HBT aboneliği kampanyası devam ediyor. 30 öğrencimizin daha isimlerini paylaşıyoruz. Sevgili gençler sizlerle birlikte olmaktan mutluyuz, iyi okumalar! Basılı dergi Uğur Florya: Doğa Koleji. Özlem Eryalçın: Aksaray Üni. Hemşirelik. Uğur Deniz: Namık Kemal Üni. Bilgisayar Müh. Aybars Aydal: İTÜ İmalat Müh. Zeynep Özdemir: ODTÜ Siyaset Bil. Kamu Yön. Barış Demiralay: İstanbul Üni. Gazetecilik. Ji Won Park: İstanbul Ticaret Üni. İngilizce İşletme. Defne Korkmaz: Koç Üni. Kimya Biyo. Müh. Yusuf Can İmamoğlu: Marmara Üni. İşletme. Zafer Bilgiç: Sakarya Üniv. Mekatronik Müh. İsmet Saygın Derici: BAU Yazılım Müh. Emre Elmas: Boğaziçi Üni. İşletme. Büşra Aydın: Marmara Üni. İşletme. Emine Selin Özbek: Selahaddin Eyyubi Anadolu Lisesi. Burak Aydın: Marmara Üni. İşletme. Dijital dergi Oğulcan Altınoluk: Ege Üni. Tıp Fak. Buket Şentürk: İzmir Yüksek Teknoloji Ens. Bilgisayar Müh. Mihriban Kuş: Artvin Çoruh Üni. Sosyoloji. Atilla Kunduracıoğlu: Açık Lise. Sinan Aslan: Sakarya Üni. Makina Müh. Mustafa Berkay Kara: Ankara Üni. Ortaçağ Tarihi YL. Hasan Oktay: Menemen Anadolu Lisesi. Ada Değermen: Notre Dame de Sion. Gizem Tatar: Maltepe Üni. Tıp Fak. Sami Duran: Marmara Üni. İşletme Fak. Ercan Gülcan: Selçuk Üni. Çocuk Gelişimi. Mehmet Aslan: Fırat Üni. Elektrik-Elektronik. Deniz Can: Uludağ Üni. İşletme YL. Mert Güney: İstanbul Üni. Sosyoloji. Galip Köse: Mustafa Kemal Üni. Hemşirelik.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/cin-bilim-teknoloji-ekonomide-abdyi-solladi">Çin, bilim, teknoloji ve ekonomide ABD’yi solladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok değil 5 yıl öncesinde Çin üzerine yapılan yorumlar, bu ülkenin en geç 2035 yılında dünyanın lideri olacağına işaret ediyordu.</p>
<p>Fakat Batı dünyasındaki bu korku, şimdiden gerçekleşmeye başladı: Çin pek çok açıdan ABD’yi geride bıraktı. Öncelikle de bilimsel araştırma makaleleri sayısında. Sonra patent sayısında&#8230; Sonra yüksek teknoloji ihracatında&#8230; Sonra gelir gider dengesindeki muazzam fazlalığıyla&#8230;</p>
<p>Neden bunları saydık, bilim teknoloji üretkenliğinde ve dış satış avantajlarında öne geçmek dünya liderliğini devralmak mı demek?</p>
<p><strong>Ülkelerin gücü ekonomideki üstünlüğüne dayanır.</strong></p>
<p>Bilim ve teknolojideki üretkenliğine, yüksek teknoloji üretme ve satma kapasitesine, satın alma gücüne, sahip olduğunuz finans kaynaklarının gücüne… Şüphesiz ki, bunlar üzerine inşa ettiğiniz askeri gücünüze…</p>
<p>Askeri güç, eğer ülkenin ekonomik kaynaklarınca kalıcı olacak şekilde desteklenmezse, geçicidir.</p>
<p>Bu sayımızda, Çin’in askeri güç dışında, ulaştığı bilimsel, teknolojik ve ekonomik gücü üzerine sizlere, <strong>Özlem Yüzak</strong> ve <strong>Bayram Ali Eşiyok</strong> tarafından iyi hazırlanmış bir dosya, nesnel bir fotoğraf sunuyoruz.</p>
<p>Amerikan Ulusal Bilim Vakfı’nın hazırladığı 2018 Bilim ve Mühendislik Göstergeleri raporuna göre, 2016’de dünyada yayımlanan toplam 2,3 milyon araştırma makalesinin %18,6’sını Çin, %17,8’ini de Amerikalı bilimciler yayımladı. Çok değil 10 yıl önce bu oranlar şöyleydi: ABD %24,4, Çin %12,1. Muazzam bir atılım!</p>
<p>Küresel olarak ARGE’yi dünyada 1,9 trilyon dolar harcandı. ABD en yüksek harcamayı yaptı: 495 milyar dolar.</p>
<p>Çin, iki yılda ARGE harcamasını 234 milyar dolardan <strong>409 milyar</strong> dolar gibi rekor bir düzey çıkartarak ABD’nin ensesine bindi.</p>
<p>Sadece bir rakam daha vereceğiz ve gerisini okumanıza bırakacağız: ABD’nin yüksek teknoloji ihracatı 15 milyar dolar, Çin’in ise 550 milyar dolar!</p>
<p>Kapitalist dünyanın zirvesi değişiyor. Boşuna değil, ABD baş düşman olarak Çin’i belledi!</p>
<p>Bu değişimin yol açacağı irili ufaklı depremlere hazır olalım. İşin ilginci, <strong>Çin Komünist Partisi</strong> bu süreci yönetiyor, devlet yönetiminde karma bir ekonomi uyguluyor ve özel sektör silahıyla Batı’yı vuruyor!</p>
<p><strong>Zengin bir içerik</strong></p>
<p>Türk Pediatri Kurumu Başkanı <strong>Mehmet Vural</strong> ile söyleşide, bu çok eski derneğin başarılarını okuyacaksınız&#8230;  Arkadaşımız, çok yönlü kişiliğiyle <strong>Tevfik Uyar’ı</strong> tanıtıyoruz <strong>Cemre Yavuz</strong>’un söyleşisiyle. Bakın bakalım, gençlere ne diyor!</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong> hoca dünya ve Türkiye için güzel bir değerlendirme yapıyor, <em>Bağımsızlığı Sürdürmek</em> yazısında. Erdal Musoğlu, <em>Yüz Tanıma Sistemleri Nereye Gidiyor</em> yazısında, bu sistemi hem güvenlik hem tehdit olarak önümüze koyuyor. Genç HBT sayfamızı kaçırmayın! <strong>Kadircan Keskinbora</strong>’nın, <em>Fatih’in Molla Gürani</em> yazısı, âlimin doğru bildiğinden taviz vermemesi ve bükülmezliğini anlatıyor. Günümüz için ders dolu! Ebeveynlerin tutumlarının çocukların üzerindeki etkileri: <strong>Melis Seray Özden Yıldırım</strong>. <strong>Ali Akurgal:</strong> Büyük Veri; <strong>Tanol Türkoğlu</strong>: Kişisel verilere telif ödenmeli diyor.</p>
<p>Köşeleri, son bilim haberleri, teknoloji vitrini, bulmaca sayfasıyla bize göre pırı pırıl bir dergi daha önünüzde. Pek size göre?!</p>
<p>Aydınlanmanın pusulasıdır HBT. Gençler, size güveniyoruz&#8230;</p>
<p>Sevgiyle kalın.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<div class="page" data-page-number="2" data-page-label="3" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div><strong>Gençlere 200 HBT aboneliği ve 30 genç daha!<br />
</strong><br />
İzzettin Silier’in gençler için HBT aboneliği kampanyası devam ediyor. 30 öğrencimizin daha isimlerini paylaşıyoruz. Sevgili gençler sizlerle birlikte olmaktan mutluyuz, iyi okumalar!</div>
</div>
</div>
<div></div>
<div>
<p><strong><br />
Basılı dergi<br />
</strong><br />
<strong>Uğur Florya:</strong> Doğa Koleji. <strong>Özlem Eryalçın:</strong> Aksaray Üni. Hemşirelik. <strong>Uğur Deniz:</strong> Namık Kemal Üni. Bilgisayar Müh. <strong>Aybars Aydal:</strong> İTÜ İmalat Müh.<strong> Zeynep Özdemir:</strong> ODTÜ Siyaset Bil. Kamu Yön. <strong>Barış Demiralay:</strong> İstanbul Üni. Gazetecilik. <strong>Ji Won Park:</strong> İstanbul Ticaret Üni. İngilizce İşletme. <strong>Defne Korkmaz:</strong> Koç Üni. Kimya Biyo. Müh. <strong>Yusuf Can İmamoğlu:</strong> Marmara Üni. İşletme. <strong>Zafer Bilgiç:</strong> Sakarya Üniv. Mekatronik Müh. <strong>İsmet Saygın Derici:</strong> BAU Yazılım Müh. <strong>Emre Elmas:</strong> Boğaziçi Üni. İşletme.<strong> Büşra Aydın:</strong> Marmara Üni. İşletme. <strong>Emine Selin Özbek:</strong> Selahaddin Eyyubi Anadolu Lisesi. <strong>Burak Aydın:</strong> Marmara Üni. İşletme.</p>
<p><strong>Dijital dergi</strong></p>
<p><strong>Oğulcan Altınoluk:</strong> Ege Üni. Tıp Fak.<strong> Buket Şentürk:</strong> İzmir Yüksek Teknoloji Ens. Bilgisayar Müh.<strong> Mihriban Kuş:</strong> Artvin Çoruh Üni. Sosyoloji. <strong>Atilla Kunduracıoğlu:</strong> Açık Lise. <strong>Sinan Aslan:</strong> Sakarya Üni. Makina Müh. <strong>Mustafa Berkay Kara:</strong> Ankara Üni. Ortaçağ Tarihi YL. <strong>Hasan Oktay:</strong> Menemen Anadolu Lisesi. <strong>Ada Değermen:</strong> Notre Dame de Sion. <strong>Gizem Tatar:</strong> Maltepe Üni. Tıp Fak. <strong>Sami Duran:</strong> Marmara Üni. İşletme Fak. <strong>Ercan Gülcan:</strong> Selçuk Üni. Çocuk Gelişimi. <strong>Mehmet Aslan:</strong> Fırat Üni. Elektrik-Elektronik. <strong>Deniz Can:</strong> Uludağ Üni. İşletme YL. <strong>Mert Güney:</strong> İstanbul Üni. Sosyoloji.<strong> Galip Köse:</strong> Mustafa Kemal Üni. Hemşirelik.</p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/cin-bilim-teknoloji-ekonomide-abdyi-solladi">Çin, bilim, teknoloji ve ekonomide ABD’yi solladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10015</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünya Çevre Günü: İnsanları doğa ile irtibatlamak</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/melih-bas/dunya-cevre-gunu-insanlari-doga-ile-irtibatlamak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melih Baş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jun 2017 08:25:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Melih Baş]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çevre psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğa eksikliği sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[doğa sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya çevre günü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[karl marx]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[the nature principle]]></category>
		<category><![CDATA[tristan gooley]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6739</guid>

					<description><![CDATA[<p>1972’den beri her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü (DÇG) bu yıl Kanada’nın ev sahipliğiyle ve ‘İnsanları Doğa İle İrtibatlamak’ (Connecting People to Nature) temasıyla kutlanıyor. Birleşmiş Milletler ve Kanada hükümeti işbirliği ile hazırlanan ve farklı hedef grupları (özel kesim kuruluşları, hükümetler ve kamu kesimi kuruluşları, yerel yönetim kuruluşları, işletmeler, öğrenciler vd.) için şu adreste DÇG hazırlık malzemeleri ve planları mevcut: http://worldenvironmentday.global Bu yılki tema çerçevesinde insanların dışarıya çıkıp doğayı keşfetmesinin, onun güzellik ve öneminin farkına varılması isteniyor. Böylelikle insanların paylaştığımız doğayı korumaya çağrının anlam kazanacağı ve işlevsel olacağı düşünülüyor. Bu yılki tema sizi, onun nasıl bir parçası olduğumuzu anlamaya ve ne denli özel bir biçimde ona dayandığımızı kavramaya çağırıyor. Aynı zamanda bu irtibatlanma, deneyimler aracılığıyla neşe ve heyecan duymanıza, keyifli bir ilişkiye sahip olmanıza olanak sağlayacaktır. Bu yılki temaya ilişkin bir şeyler yazmadan önce, böyle bir temanın gerekliliği üzerine düşünelim mi? Karl Marx ve Friedrich Engels, burjuva toplumun yabancılaşmış ideoloji ve pratiğinde insanın doğa ile ilişkisinin tarihten dışlandığı, bunun da insan ile tarih arasındaki karşıtlığı doğurduğuna işaret etmişlerdir (Alman İdeolojisi, Evrensel Basım Yayın, 2013). K. Marx, kapitalizmin doğa ve toplumun metabolizmasında onarılamaz bir yarılmaya neden olduğunu belirtmiş. Yaşam açısından temel öneme haiz bu metabolizmanın onarılarak yeniden kurulması gerekliliğinin altını çizmiş. Bunun için kapitalizmin ötesinde, daha uyumlu bir sosyal düzenin varlığının gerektiğini vurgulamış. (Kapital, Cilt 1, Yordam kitap, 5.Baskı, 2015). Düzenli olarak doğal dünyayı deneyimleyemeyen, doğaya çıkamayan çocuklar için ‘doğa eksikliği sendromu’ diye bir terim üretilmiştir. Bu kapsamda D vitamini eksikliği, bağışıklık sistemi bozukluğu gibi biyolojik sorunlar, saldırganlık gibi psikolojik-sosyolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir (Richard Louv, Last Child in the Woods, 2008). Hem siyasal pratik anlamında hem de bilim alanında konu ciddi biçimde gündeme girmiştir. Bilimsel alanda ise ’çevre psikolojisi’ ve ‘çevre sosyolojisi’ disiplinleri ortaya çıkmış, eğitim ve sağlık alanında kullanılır olmuşlardır. Çoklu zeka kuramının bir boyutu olarak “doğa zekası” konusundaki çalışmalar da hızla artmaktadır. Ülkemizde de bu konularda yayınlar çıkmaktadır. Örneğin, Melek Göregenli, Çevre Psikolojisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,2013; Linde Steg ve arkadaşlarının ortak eseri Çevre Psikolojisi, Nobel Yay., 2015 ; İnsan Doğa Etkileşimi, Emin Atasoy, Sentez Yay., 2015 vd. Çizelgeyi uzatmak olanaklı ama, herhalde bu kadarı bir fikir edinmek için yeterli. Bu yazıyı planlamışken, İstanbul’da bir kitapçıya yeni gelen yayınların neler olduğuna bakmak için girdiğimde bir de ne göreyim, şu kitap: How to Connect with Nature, Tristan Gooley, The School of Life, Pan Macmillan Pub., 2014. The School of Life dizisi oldukça hoş bir dizidir ve kitapların birçoğu Türkçe’ye de çevrilmiştir. Hayat Okulu dizisi olarak Türkçeye çevrilen dizi, Londra’da Alain de Botton öncülüğünde gündelik yaşam için pratik fikirler sloganıyla yola çıkmış, iş yaşamından mutluluğa, felsefeden sosyalleşmeye, cinsellikten psikolojiye çeşitli konularda seminerlerin verildiği ve sıradışı faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir kuruluştur. Meraklısı Sel Yayıncılık’tan çevrilen kitaplara bakabilir. Gündeme getirdiğimiz ve tam da bu yılki DÇG temasıyla kelime kelime örtüşen kitap henüz dilimize çevrilmedi, ancak İngilizcesi’ne ulaşmak olanaklı. Tristan Gooley (T.G.), yazar, rehber ve kaşif. The Natural Navigator, The Natural Explorer gibi kitaplar yazmış; Sunday Times, The New York Times, The Financial Times ve Geographic Magazine gibi dergilerde yazıları yayınlanıyor. Çeşitli TV kanallarında izlencelere konuk oluyor. Bu konuda hem kuramsal hem de kılgısal bağlamda önemli bir isim, anlayacağınız. Tek başına uçuşları, tırmanışları, okyanus geçişleri var sözgelimi. T.G. andığımız kitabında giriş yazısının ardından ikinci bölümde insanın doğayla irtibatlanması için nasıl bir hazırlık yapması gerektiğini ele alıyor. Bu hazırlık için, barınma ve beslenme gibi temel fiziksel gereksinimlerden kendini gerçekleştirme gibi karmaşık gereksinimlere uzanan bir yaklaşımı esas alan A. Maslow’un ‘gereksinimler hiyerarşisi’ modelinin uygun olacağını söylüyor. Doğayla ilişkinin bir felsefi yatırım fonu olduğunu daha çok yatırım yaptıkça, daha çok kazanç elde edeceğinizi vurguluyor. T.G. doğadaki diğer unsurların zaman içinde sizin düşmanınız mı, dostunuz mu, yoksa aşığınız mı olacağını sizin ilişki sisteminizin ve anlayışınızın belirleyeceğini vurguluyor. T.G. kitabının üçüncü bölümüne ‘Bir Yol Bulmak’ başlığını koymuş. Bu bölümde insanın ekosistemin içine girmesi için pratik yollar öneriyor, duyuları ele alıyor, büyük ilişkiler olarak adlandırdığı ilişki tipini irdeliyor ve birçok egzersiz öneriyor, ilişkilerde hoşluk için ince ayarın nasıl yapılabileceğini ele alıyor ve değişik bir alt başlıkla bitiriyor bu bölümü ; çelişkinin güzelliği. Diyalektik ile çok ilgilenmeyenlerin doğrudan olumsuz bir anlam yükledikleri kavram olabilmektedir çelişki. Oysa T.G. insanın doğayla çelişkisindeki güzelliği yakalayabilmeyi çok güzel anlatmış. Bu bölümde insanın doğayla irtibatlanmasının her adımı ayrıntılı biçimde ele alınmış. T.G. eserinin saklı takvimler ve hızlı değişim alt başlıklarına ayrılan dördüncü bölümünde doğadaki zaman kavramının anlaşılmasının önemini ele alıyor. Kitabın beşinci bölümünde yukarıdaki bölümlerde atılan adımların insanı hangi yabanıl felsefelere doğru taşıyabileceği tartışılıyor. Kitabın sonunda ev ödevi başlığıyla her bölüm için ileri okumalar için kaynaklar çizelgesi verilmiş. Kanımca en iyilerden birini size de önereyim: Richard Louv, The Nature Principle, Algonquin, 2012. Sonsöz: Uygun vakitteyseniz haydi binadan dışarıya! Prof. Dr. İ. Melih Baş</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/melih-bas/dunya-cevre-gunu-insanlari-doga-ile-irtibatlamak">Dünya Çevre Günü: İnsanları doğa ile irtibatlamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1972’den beri her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü (DÇG) bu yıl Kanada’nın ev sahipliğiyle ve ‘İnsanları Doğa İle İrtibatlamak’ (Connecting People to Nature) temasıyla kutlanıyor. Birleşmiş Milletler ve Kanada hükümeti işbirliği ile hazırlanan ve farklı hedef grupları (özel kesim kuruluşları, hükümetler ve kamu kesimi kuruluşları, yerel yönetim kuruluşları, işletmeler, öğrenciler vd.) için şu adreste DÇG hazırlık malzemeleri ve planları mevcut: <a href="http://worldenvironmentday.global"><strong>http://worldenvironmentday.global</strong></a></p>
<p>Bu yılki tema çerçevesinde insanların dışarıya çıkıp doğayı keşfetmesinin, onun güzellik ve öneminin farkına varılması isteniyor. Böylelikle insanların paylaştığımız doğayı korumaya çağrının anlam kazanacağı ve işlevsel olacağı düşünülüyor. Bu yılki tema sizi, onun nasıl bir parçası olduğumuzu anlamaya ve ne denli özel bir biçimde ona dayandığımızı kavramaya çağırıyor. Aynı zamanda bu irtibatlanma, deneyimler aracılığıyla neşe ve heyecan duymanıza, keyifli bir ilişkiye sahip olmanıza olanak sağlayacaktır.</p>
<p>Bu yılki temaya ilişkin bir şeyler yazmadan önce, böyle bir temanın gerekliliği üzerine düşünelim mi? Karl Marx ve Friedrich Engels, burjuva toplumun yabancılaşmış ideoloji ve pratiğinde insanın doğa ile ilişkisinin tarihten dışlandığı, bunun da insan ile tarih arasındaki karşıtlığı doğurduğuna işaret etmişlerdir (<strong>Alman İdeolojisi</strong>, Evrensel Basım Yayın, 2013).</p>
<p>K. Marx, kapitalizmin doğa ve toplumun metabolizmasında onarılamaz bir yarılmaya neden olduğunu belirtmiş. Yaşam açısından temel öneme haiz bu metabolizmanın onarılarak yeniden kurulması gerekliliğinin altını çizmiş. Bunun için kapitalizmin ötesinde, daha uyumlu bir sosyal düzenin varlığının gerektiğini vurgulamış. (Kapital, Cilt 1, Yordam kitap, 5.Baskı, 2015).</p>
<p>Düzenli olarak doğal dünyayı deneyimleyemeyen, doğaya çıkamayan çocuklar için ‘<strong>doğa eksikliği sendromu</strong>’ diye bir terim üretilmiştir. Bu kapsamda D vitamini eksikliği, bağışıklık sistemi bozukluğu gibi biyolojik sorunlar, saldırganlık gibi psikolojik-sosyolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir (Richard Louv, Last Child in the Woods, 2008).</p>
<p>Hem siyasal pratik anlamında hem de bilim alanında konu ciddi biçimde gündeme girmiştir.</p>
<p>Bilimsel alanda ise ’çevre psikolojisi’ ve ‘çevre sosyolojisi’ disiplinleri ortaya çıkmış, eğitim ve sağlık alanında kullanılır olmuşlardır. Çoklu zeka kuramının bir boyutu olarak “doğa zekası” konusundaki çalışmalar da hızla artmaktadır. Ülkemizde de bu konularda yayınlar çıkmaktadır. Örneğin, Melek Göregenli, Çevre Psikolojisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,2013; Linde Steg ve arkadaşlarının ortak eseri Çevre Psikolojisi, Nobel Yay., 2015 ; İnsan Doğa Etkileşimi, Emin Atasoy, Sentez Yay., 2015 vd. Çizelgeyi uzatmak olanaklı ama, herhalde bu kadarı bir fikir edinmek için yeterli.</p>
<p>Bu yazıyı planlamışken, İstanbul’da bir kitapçıya yeni gelen yayınların neler olduğuna bakmak için girdiğimde bir de ne göreyim, şu kitap:</p>
<p><strong>How to Connect with Nature</strong>, Tristan Gooley, The School of Life, Pan Macmillan Pub., 2014. The School of Life dizisi oldukça hoş bir dizidir ve kitapların birçoğu Türkçe’ye de çevrilmiştir. Hayat Okulu dizisi olarak Türkçeye çevrilen dizi, Londra’da Alain de Botton öncülüğünde gündelik yaşam için pratik fikirler sloganıyla yola çıkmış, iş yaşamından mutluluğa, felsefeden sosyalleşmeye, cinsellikten psikolojiye çeşitli konularda seminerlerin verildiği ve sıradışı faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir kuruluştur. Meraklısı Sel Yayıncılık’tan çevrilen kitaplara bakabilir. Gündeme getirdiğimiz ve tam da bu yılki DÇG temasıyla kelime kelime örtüşen kitap henüz dilimize çevrilmedi, ancak İngilizcesi’ne ulaşmak olanaklı.</p>
<p>Tristan Gooley (<strong>T.G.</strong>), yazar, rehber ve kaşif. The Natural Navigator, The Natural Explorer gibi kitaplar yazmış; Sunday Times, The New York Times, The Financial Times ve Geographic Magazine gibi dergilerde yazıları yayınlanıyor. Çeşitli TV kanallarında izlencelere konuk oluyor. Bu konuda hem kuramsal hem de kılgısal bağlamda önemli bir isim, anlayacağınız. Tek başına uçuşları, tırmanışları, okyanus geçişleri var sözgelimi.</p>
<p><strong>T.G.</strong> andığımız kitabında giriş yazısının ardından ikinci bölümde insanın doğayla irtibatlanması için nasıl bir hazırlık yapması gerektiğini ele alıyor. Bu hazırlık için, barınma ve beslenme gibi temel fiziksel gereksinimlerden kendini gerçekleştirme gibi karmaşık gereksinimlere uzanan bir yaklaşımı esas alan A. Maslow’un ‘gereksinimler hiyerarşisi’ modelinin uygun olacağını söylüyor. Doğayla ilişkinin bir felsefi yatırım fonu olduğunu daha çok yatırım yaptıkça, daha çok kazanç elde edeceğinizi vurguluyor. <strong>T.G.</strong> doğadaki diğer unsurların zaman içinde sizin düşmanınız mı, dostunuz mu, yoksa aşığınız mı olacağını sizin ilişki sisteminizin ve anlayışınızın belirleyeceğini vurguluyor.</p>
<p><strong>T.G.</strong> kitabının üçüncü bölümüne ‘Bir Yol Bulmak’ başlığını koymuş. Bu bölümde insanın ekosistemin içine girmesi için pratik yollar öneriyor, duyuları ele alıyor, büyük ilişkiler olarak adlandırdığı ilişki tipini irdeliyor ve birçok egzersiz öneriyor, ilişkilerde hoşluk için ince ayarın nasıl yapılabileceğini ele alıyor ve değişik bir alt başlıkla bitiriyor bu bölümü ; çelişkinin güzelliği. Diyalektik ile çok ilgilenmeyenlerin doğrudan olumsuz bir anlam yükledikleri kavram olabilmektedir çelişki. Oysa T.G. insanın doğayla çelişkisindeki güzelliği yakalayabilmeyi çok güzel anlatmış. Bu bölümde insanın doğayla irtibatlanmasının her adımı ayrıntılı biçimde ele alınmış.</p>
<p><strong>T.G. </strong>eserinin saklı takvimler ve hızlı değişim alt başlıklarına ayrılan dördüncü bölümünde doğadaki zaman kavramının anlaşılmasının önemini ele alıyor.</p>
<p>Kitabın beşinci bölümünde yukarıdaki bölümlerde atılan adımların insanı hangi yabanıl felsefelere doğru taşıyabileceği tartışılıyor.</p>
<p>Kitabın sonunda ev ödevi başlığıyla her bölüm için ileri okumalar için kaynaklar çizelgesi verilmiş. Kanımca en iyilerden birini size de önereyim: Richard Louv, <strong>The Nature Principle</strong>, Algonquin, 2012.</p>
<p><strong>Sonsöz: </strong>Uygun vakitteyseniz haydi binadan dışarıya!</p>
<p><strong>Prof. Dr. İ. Melih Baş</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/melih-bas/dunya-cevre-gunu-insanlari-doga-ile-irtibatlamak">Dünya Çevre Günü: İnsanları doğa ile irtibatlamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6739</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kuban: İnsanlığın en utanç verici görüntüsü açlıktır.</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/kuban-insanligin-en-utanc-verici-goruntusu-acliktir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğan Kuban]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2016 12:37:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğan Kuban]]></category>
		<category><![CDATA[açlık]]></category>
		<category><![CDATA[açlık savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[doğal hak]]></category>
		<category><![CDATA[gıda savurganlığı]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[sömürgen sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3860</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğan Kuban’ın Herkese Bilim Teknoloji dergisinin 23 Eylül tarihli 26. sayısında yayınlanan ve çok ses getiren “Anayasamızın ilk maddesi olmalı: Kimse aç bırakılamaz!” başlıklı yazısının tümünü yayınlıyoruz. ***  Her gün daha zengin olmak için yollar arayan sözde insanlığın, bir milyar insanın aç bırakılmasını günümüzde kabul etmemeliyiz. Bunu gösteriş, reklam, politik propaganda olarak yapmak da insan haysiyetine yakışmıyor. Gerçi insanlarda haysiyet sorunu da, açlık gibi, yaygın bir özellik haline geldi. Onun için toplumlara bakınca gelecekten endişe edenler çoğaldı. Ama yine de önce açlıktan başlayalım. Belki o vesile ile haysiyet, namus, hoşgörü, acıma gibi tarihi, insani ve dini değerler yeniden değer kazanır. Bunun, kapitalist dünyada, kolay bir savaş olmayacağını biliyoruz. Fakat biz bunu başaran ilk ülke olabiliriz!  İnsanlığın en utanç verici görüntüsü açlıktır. Zengin, fakir bütün ülkelerde insanların bir bölümü zenginlik içinde yüzerken, kentlerde yapılar, otomobiller birbirleriyle yarışırken, ister kulübelerinde, ister çadırlarında, ister dağlarda, ister çöllerde yaşayan tek bir insanın gününü aç geçirmesi uygarlığın, bilginin, teknolojinin ve sözde tanrıya inancın ham ve aldatıcı söylemler olduğunu gösteriyor. Bunu kanıtlamak için teolojik ya da sosyo-ekonomik yorumlar gerekmiyor. Dünyanın zengin insanları gökdelen dikmek, silah üretmek, savaş oyunları ile hemcinslerini öldürmek gibi etkinliklerle uğraşır, ve bu bağlamda dünyayı palavra ile doldururken aç kalanlara kaygısız kalıyor ve, Mehmet Akif’in deyimiyle ‘Tek dişi kalmış’ ağızlarından salyalar akarak dünyaya kaygısızca bakıyorlarsa, biz uygar bir dünyada yaşamıyoruz. İnsan aç olmayan bir dünyanın nasıl gerçekleşeceğini bilmiyor mu? Ama açların sayısı durmadan artıyor Doyacak mide de belli. Doyuracak gıda da. Hesap yapmasını, uzaya uydu fırlatmaya, dünyanın öbür ucundaki bir noktaya füze atmaya ve drone göndermeye yetecek kadar biliyoruz. Ekonomistler büyük kuramlar üretiyorlar. Ama açların sayısı artıyor. Kapitalistler böyle konuşanlara ‘komünist’ diyerek insanları uzun müddet oyaladılar. Şimdi komünistler de kapitalist oldu. Açların sayısı da arttı. Aç insanları düşünerek kanı donan belki kimse yoktur. Biz insan ve ölümü doğal fenomen olarak görmeye alıştırılmış canavar bir soyun üyeleriz. Oysa hiçbir din de ‘hemcinslerinizi aç bırakabilirsiniz’ demiyor. Biz bu işi toplum örgütlerine bırakmışız. Fakat bu örgütler toplumun bazı kesimlerine, açları doyuracak paranın transferi ile meşgul. Açların yemeklerini çalanlar Demek her ülkede açların yemeklerini çalan örgütlü insanlar var. Bu da devlet. O zaman devletin görevini yanlış ya da eksik tanımlıyoruz. Devletin birinci ödevi toplumun tümünü doyurmaktır. Böyle bir anayasa hiçbir uygar ülkede yok. Her anayasada devletin ilk görevi toplumun güvenliğini sağlamakla başlıyor. Neden? Çünkü anayasalar insanın yaşamını sağlamak amaçlı değil, aşiret reislerinin, derebeylerinin, sultanların ve yakın çevrelerinin güvenliğini korumak için tasarlanmışlar. Gelişme aşamasında hak ve özgürlük gibi kavramlar eklenmiş, yaşama hakkı ve yaşatma görevi arasına ‘aç bırakmamak’ yeterince açık olarak konmamış. Amerika’da sokaktaki çöp kutusunda yiyecek arayan zenciler gördüğüm zaman şaşırırdım. Fakat yeterli tepki göstermediğimi ve gidip onlara bir parça ekmek verdiğimi anımsamıyorum. Bugün el açıp sadaka isteyenlere bir şeyler veriyorum, ama bir yemekte yüz açı doyuracak kadar para sarf edenleri de biliyorum. Onun için, biraz geç kalmış olsam da, açlarını doyurmayan bu tüketim dünyasını sevmiyor ve saymıyorum. Birincil insanlık görevi Fakat insanı sevmeğe devam ettiğime göre, açlığı ortadan kaldırma gerekliliğini duyurmak birincil insani görev olarak sırtımızda. Geçen yıl sokakları köpek istilasından kurtarmak gerekliliğini vurguladığım zaman, başıma gelenlere şaşırmıştım. Köpeklerin yaşamını savunanlar, insanların yaşamını savunanlardan daha örgütlü ve kararlı. Onlara saygı duydum. Çünkü belediyelerin köpeklere neler yapabileceklerini eskiden beri biliyorum. İnsanın açlığına hayır diyenlerin sesleri neden köpek sevenler kadar çıkmıyor? Kimi insan köpekleri insanlardan fazla sevebilir. Kendi cinsine saygısı olmayan insan, köpekten daha çok sevilecek bir yaratık olmayabilir. Hayvanda olmayan duygular Bu noktada akıllı olarak düşündüğümüz bir yaratık olarak, insanda hayvanda olmayan bir özellik arıyoruz: Bunlar yaşama saygı, acıma dediğimiz duygular. Biz yaralı her canlıya, hayvan hatta bitki ve çiçeğe, acıyarak ve üzülerek bakabilen duyarlı yaratıklarız. Bu her insanda biraz vardır. İnsan demeye layık olanlarda, diyelim. Fakat tıp biliminden öğrendiğimize göre, acıma hissi olmayan psikopatlar da var. Yaratılışta deformasyon her zaman olduğu için buna diyecek bir sözümüz yok. Fakat insanlığın çoğunluğunun, uygarlıktan söz ettiği bir çağda açlık kabul edilemez bir ‘aberration’, toplum bilincinin yoldan çıkmasıdır. Haysiyet sorunu da açlık gibi yaygınlaştı Savaşlarda aç kalan askerleri romanlardan, tarihlerden, filmlerden biliyoruz. Fakat her gün daha zengin olmak için yollar arayan sözde insanlığın, bir milyar insanın aç bırakılmasını günümüzde kabul etmemeliyiz. Bunu gösteriş, reklam, politik propaganda olarak yapmak da insan haysiyetine yakışmıyor. Gerçi insanlarda haysiyet sorunu da, açlık gibi, yaygın bir özellik haline geldi. Onun için toplumlara bakınca gelecekten endişe edenler çoğaldı. Ama yine de önce açlıktan başlayalım. Belki o vesile ile haysiyet, namus, hoşgörü, acıma gibi tarihi, insani ve dini değerler yeniden değer kazanır. Bunun, kapitalist dünyada, kolay bir savaş olmayacağını biliyoruz. En büyük savurgan Sevgili Okuyucular, Türkiye, gıda savurganları arasında dünyanın önde gelen ülkelerinin en önünde. (Scientific American, Ağustos, 2016 Sayısı). Onun için Açlık Savaşı belki de en kolay kazanılacak savaş. Maaşı ve emeğiyle geçinen biri olarak, bir insanı günlük açlığından kurtarabilirim. Büyük bir işveren, işçilere maaş vererek değil, sadece açları doyurarak yüzlerce, binlerce insanı açlıktan kurtarabilir. Bir ekstra pabuç yerine günde milyonlarca insanı doyuracak pabuç tüketicisi var. Eğer işler böyle yürütülmüyorsa toplumda yeterli insan sevgisi olmamasındandır. Ne var ki açlık bir mezhep değil. Aç olanın dışlanmasını gerektiren bir ideolojik temel yok. Ve açlık sorunu kapitalistlerin haksız kazançlarının ancak küçük bir yüzdesidir. İnsanlığın utanması gereken de budur. Tüketime bulanmış bu dünyada bunu çözmek zor. Güç ve parayı ayırmak Fakat daha rasyonel ve bütün insanlar için faydalı yollar var. Bunun için daha büyük bir irade, daha iyi bir örgütlenme ve sömürgen olarak yaşayan politik sınıfın kendisine çekidüzen vermesi gerekiyor. Başka bir deyişle, politikanın sömürü aracı olmasından, biraz, uzaklaşması gerekiyor. Tümel bir uzaklaşma hayal olur. Güç ve parayı birbirlerinden ayıracak insanlık bir gün ortaya çıkmakta zorlanıyor. Hiçbir zaman insandan başlamayan ve içi boşalmış ideolojilerden kaynaklanan sosyal ve ekonomik nedenlerle gerçekleşemeyen doğal bir insan hakkı var. Ya da bu çağda olmalı: Aç kalmamak. Hangi koşulda olursa olsun aç kalmamak ve insanlar tarafından aç bırakılmamak. Bu dünyanın genel tüketiminin yüzde kaçını oluşturabilir? Buna neden olan olanaksızlık mı? yoksa dünyanın ekonomik yapısının dengesizliği mi? Türkiye’nin açlarının tümünü doyurmaya, üretimi yetişir. Zenginlik basamaklarında her yıl adları sıralananların, on binlerce işletmenin, hatta devlet çalışanlarının ücretlerinden yüzde biri geçmeyen bir bölümünün, ya da tümel olarak Türkiye’deki üretimin hesaplanan bir yüzdesinin, kimsenin aç kalmayacak şekilde, Anayasanın ilk maddesi olarak açlığın yok edilmesine harcanması, Türk ekonomisini etkileyecek bir para büyüklüğü olamaz. Ulaşmamız gereken bunu örgütleyecek irade, akıl ve insanlık bilincidir. Bunu her ülkeden önce neden başarmayalım? Doğan Kuban</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/kuban-insanligin-en-utanc-verici-goruntusu-acliktir">Kuban: İnsanlığın en utanç verici görüntüsü açlıktır.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Doğan Kuban’ın Herkese Bilim Teknoloji dergisinin 23 Eylül tarihli 26. sayısında yayınlanan ve çok ses getiren “<strong>Anayasamızın ilk maddesi olmalı: Kimse aç bırakılamaz!</strong>” başlıklı yazısının tümünü yayınlıyoruz.</em></p>
<p><em>***</em><strong> </strong></p>
<p><strong>Her gün daha zengin olmak için yollar arayan sözde insanlığın, bir milyar insanın aç bırakılmasını günümüzde kabul etmemeliyiz. Bunu gösteriş, reklam, politik propaganda olarak yapmak da insan haysiyetine yakışmıyor. Gerçi insanlarda haysiyet sorunu da, açlık gibi, yaygın bir özellik haline geldi. Onun için toplumlara bakınca gelecekten endişe edenler çoğaldı. </strong></p>
<p><strong>Ama yine de önce açlıktan başlayalım. Belki o vesile ile haysiyet, namus, hoşgörü, acıma gibi tarihi, insani ve dini değerler yeniden değer kazanır. Bunun, kapitalist dünyada, kolay bir savaş olmayacağını biliyoruz. Fakat biz bunu başaran ilk ülke olabiliriz!</strong><strong> </strong></p>
<p>İnsanlığın en utanç verici görüntüsü açlıktır. Zengin, fakir bütün ülkelerde insanların bir bölümü zenginlik içinde yüzerken, kentlerde yapılar, otomobiller birbirleriyle yarışırken, ister kulübelerinde, ister çadırlarında, ister dağlarda, ister çöllerde yaşayan tek bir insanın gününü aç geçirmesi uygarlığın, bilginin, teknolojinin ve sözde tanrıya inancın ham ve aldatıcı söylemler olduğunu gösteriyor. Bunu kanıtlamak için teolojik ya da sosyo-ekonomik yorumlar gerekmiyor.</p>
<p>Dünyanın zengin insanları gökdelen dikmek, silah üretmek, savaş oyunları ile hemcinslerini öldürmek gibi etkinliklerle uğraşır, ve bu bağlamda dünyayı palavra ile doldururken aç kalanlara kaygısız kalıyor ve, Mehmet Akif’in deyimiyle ‘Tek dişi kalmış’ ağızlarından salyalar akarak dünyaya kaygısızca bakıyorlarsa, biz uygar bir dünyada yaşamıyoruz.</p>
<p>İnsan aç olmayan bir dünyanın nasıl gerçekleşeceğini bilmiyor mu?</p>
<p><strong>Ama açların sayısı durmadan artıyor</strong></p>
<p>Doyacak mide de belli. Doyuracak gıda da. Hesap yapmasını, uzaya uydu fırlatmaya, dünyanın öbür ucundaki bir noktaya füze atmaya ve drone göndermeye yetecek kadar biliyoruz. Ekonomistler büyük kuramlar üretiyorlar. Ama açların sayısı artıyor. Kapitalistler böyle konuşanlara ‘komünist’ diyerek insanları uzun müddet oyaladılar. Şimdi komünistler de kapitalist oldu. Açların sayısı da arttı.</p>
<p>Aç insanları düşünerek kanı donan belki kimse yoktur. Biz insan ve ölümü doğal fenomen olarak görmeye alıştırılmış canavar bir soyun üyeleriz. Oysa hiçbir din de ‘hemcinslerinizi aç bırakabilirsiniz’ demiyor. Biz bu işi toplum örgütlerine bırakmışız. Fakat bu örgütler toplumun bazı kesimlerine, açları doyuracak paranın transferi ile meşgul.</p>
<p><strong>Açların yemeklerini çalanlar </strong></p>
<p>Demek her ülkede açların yemeklerini çalan örgütlü insanlar var. Bu da devlet. O zaman devletin görevini yanlış ya da eksik tanımlıyoruz. Devletin birinci ödevi toplumun tümünü doyurmaktır. Böyle bir anayasa hiçbir uygar ülkede yok. Her anayasada devletin ilk görevi toplumun güvenliğini sağlamakla başlıyor. Neden?</p>
<p><strong>Çünkü anayasalar insanın yaşamını sağlamak amaçlı değil,</strong> aşiret reislerinin, derebeylerinin, sultanların ve yakın çevrelerinin güvenliğini korumak için tasarlanmışlar. Gelişme aşamasında hak ve özgürlük gibi kavramlar eklenmiş, yaşama hakkı ve yaşatma görevi arasına ‘<strong>aç bırakmamak</strong>’ yeterince açık olarak konmamış. Amerika’da sokaktaki çöp kutusunda yiyecek arayan zenciler gördüğüm zaman şaşırırdım.</p>
<p>Fakat yeterli tepki göstermediğimi ve gidip onlara bir parça ekmek verdiğimi anımsamıyorum. Bugün el açıp sadaka isteyenlere bir şeyler veriyorum, ama bir yemekte yüz açı doyuracak kadar para sarf edenleri de biliyorum. Onun için, biraz geç kalmış olsam da, <strong>açlarını doyurmayan bu tüketim dünyasını</strong> sevmiyor ve saymıyorum.</p>
<p><strong>Birincil insanlık görevi</strong></p>
<p>Fakat insanı sevmeğe devam ettiğime göre, açlığı ortadan kaldırma gerekliliğini duyurmak birincil insani görev olarak sırtımızda. Geçen yıl sokakları köpek istilasından kurtarmak gerekliliğini vurguladığım zaman, başıma gelenlere şaşırmıştım. Köpeklerin yaşamını savunanlar, insanların yaşamını savunanlardan daha örgütlü ve kararlı. Onlara saygı duydum. Çünkü belediyelerin köpeklere neler yapabileceklerini eskiden beri biliyorum. İnsanın açlığına hayır diyenlerin sesleri neden köpek sevenler kadar çıkmıyor?</p>
<p>Kimi insan köpekleri insanlardan fazla sevebilir. Kendi cinsine saygısı olmayan insan, köpekten daha çok sevilecek bir yaratık olmayabilir.</p>
<p><strong>Hayvanda olmayan duygular</strong></p>
<p>Bu noktada akıllı olarak düşündüğümüz bir yaratık olarak, insanda hayvanda olmayan bir özellik arıyoruz: Bunlar yaşama saygı, acıma dediğimiz duygular. Biz yaralı her canlıya, hayvan hatta bitki ve çiçeğe, acıyarak ve üzülerek bakabilen duyarlı yaratıklarız. Bu her insanda biraz vardır. İnsan demeye layık olanlarda, diyelim.</p>
<p>Fakat tıp biliminden öğrendiğimize göre, acıma hissi olmayan psikopatlar da var. Yaratılışta deformasyon her zaman olduğu için buna diyecek bir sözümüz yok. Fakat insanlığın çoğunluğunun, uygarlıktan söz ettiği bir çağda açlık kabul edilemez bir ‘aberration’, toplum bilincinin yoldan çıkmasıdır.</p>
<p><strong>Haysiyet sorunu da açlık gibi yaygınlaştı</strong></p>
<p>Savaşlarda aç kalan askerleri romanlardan, tarihlerden, filmlerden biliyoruz. Fakat her gün daha zengin olmak için yollar arayan sözde insanlığın, bir milyar insanın aç bırakılmasını günümüzde kabul etmemeliyiz. Bunu gösteriş, reklam, politik propaganda olarak yapmak da insan haysiyetine yakışmıyor. Gerçi <strong>insanlarda haysiyet sorunu da, açlık gibi, yaygın bir özellik</strong> haline geldi. Onun için toplumlara bakınca gelecekten endişe edenler çoğaldı.</p>
<p>Ama yine de önce açlıktan başlayalım. Belki o vesile ile haysiyet, namus, hoşgörü, acıma gibi tarihi, insani ve dini değerler yeniden değer kazanır. Bunun, kapitalist dünyada, kolay bir savaş olmayacağını biliyoruz.</p>
<p><strong>En büyük savurgan </strong></p>
<p>Sevgili Okuyucular,</p>
<p><strong>Türkiye</strong>, gıda savurganları arasında dünyanın önde gelen ülkelerinin en önünde. (Scientific American, Ağustos, 2016 Sayısı). Onun için <strong>Açlık Savaşı</strong> belki de en kolay kazanılacak savaş.</p>
<p>Maaşı ve emeğiyle geçinen biri olarak, bir insanı günlük açlığından kurtarabilirim. <strong>Büyük bir işveren</strong>, işçilere maaş vererek değil, sadece açları doyurarak yüzlerce, binlerce insanı açlıktan kurtarabilir. Bir ekstra pabuç yerine günde milyonlarca insanı doyuracak pabuç tüketicisi var. Eğer işler böyle yürütülmüyorsa toplumda yeterli insan sevgisi olmamasındandır.</p>
<p>Ne var ki açlık bir mezhep değil. Aç olanın dışlanmasını gerektiren bir ideolojik temel yok. <strong>Ve açlık sorunu kapitalistlerin haksız kazançlarının ancak küçük bir yüzdesidir</strong>. İnsanlığın utanması gereken de budur. Tüketime bulanmış bu dünyada bunu çözmek zor.</p>
<p><strong>Güç ve parayı ayırmak</strong></p>
<p>Fakat daha rasyonel ve bütün insanlar için faydalı yollar var. Bunun için daha büyük bir irade, daha iyi bir örgütlenme ve <strong>sömürgen olarak yaşayan politik sınıfın kendisine çekidüzen vermesi</strong> gerekiyor. Başka bir deyişle, politikanın sömürü aracı olmasından, biraz, uzaklaşması gerekiyor. Tümel bir uzaklaşma hayal olur. Güç ve parayı birbirlerinden ayıracak insanlık bir gün ortaya çıkmakta zorlanıyor.</p>
<p>Hiçbir zaman insandan başlamayan ve içi boşalmış ideolojilerden kaynaklanan sosyal ve ekonomik nedenlerle gerçekleşemeyen <strong>doğal bir insan hakkı var. </strong>Ya da bu çağda olmalı:<strong> Aç kalmamak.</strong> Hangi koşulda olursa olsun aç kalmamak ve insanlar tarafından aç bırakılmamak.</p>
<p>Bu dünyanın genel tüketiminin yüzde kaçını oluşturabilir?</p>
<p>Buna neden olan olanaksızlık mı? yoksa dünyanın ekonomik yapısının dengesizliği mi?</p>
<p>Türkiye’nin açlarının tümünü doyurmaya, üretimi yetişir. Zenginlik basamaklarında her yıl adları sıralananların, on binlerce işletmenin, hatta devlet çalışanlarının ücretlerinden yüzde biri geçmeyen bir bölümünün, ya da tümel olarak Türkiye’deki üretimin hesaplanan bir yüzdesinin, kimsenin aç kalmayacak şekilde, <strong>Anayasanın ilk maddesi olarak açlığın yok edilmesine harcanması</strong>, Türk ekonomisini etkileyecek bir para büyüklüğü olamaz.</p>
<p><strong>Ulaşmamız gereken bunu örgütleyecek irade, akıl ve insanlık bilincidir. </strong></p>
<p><strong>Bunu her ülkeden önce neden başarmayalım?</strong></p>
<p>Doğan Kuban</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/kuban-insanligin-en-utanc-verici-goruntusu-acliktir">Kuban: İnsanlığın en utanç verici görüntüsü açlıktır.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3860</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
