<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kaza arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kaza/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kaza</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Oct 2018 12:31:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Çernobil felaketinin yıl dönümünde: Geçmişte neler oldu, Akkuyu riskli mi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/cernobil-felaketinin-yil-donumunde-gecmiste-neler-oldu-akkuyu-riskli-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2017 13:43:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[akkuyu nükleer santrali]]></category>
		<category><![CDATA[Belarus]]></category>
		<category><![CDATA[çernobil felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[Mayak]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer atık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[reaktör]]></category>
		<category><![CDATA[Rosatom]]></category>
		<category><![CDATA[rosatom firması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6302</guid>

					<description><![CDATA[<p>1986&#8217;da Çernobil nükleer enerji santralinde, bir güvenlik tatbikatı sırasında gerçekleşen çekirdek erimesi, çok miktarda radyoaktif parçacığın havaya ve suya yayılmasına neden olmuştu. Dünyadaki en büyük nükleer felaket olan bu kaza, birçok ülkede insan sağlığını, ekolojiyi ve sosyal yaşamı derinden sarstı. Çernobil istasyonu, Çernobil kentinin 18 km kuzeybatısında ve Kiev&#8217;in yaklaşık 100 km kuzeyinde yer alıyordu. O dönemde Sovyetler Birliği&#8217;ndeki üçüncü, Ukrayna topraklarındaki ilk nükleer enerji santraliydi. Binlerce insan hayatını kaybetti Kaza, 26 Nisan 1986 Cumartesi günü 4 numaralı reaktörde yapılan sistem testi sırasında oldu. Test esnasında ani bir güç dalgalanması fark edilince acil durum butonuna basıldı, fakat geç kalınmıştı. Enerji çıkışı gittikçe artıp ve son seviyeye ulaştığında, buhar basıncı nedeniyle reaktör tutuştu. Yangın nedeniyle dumanlar atmosfere yükseldi ve böylece geniş bir coğrafyaya yüksek seviyede radyasyon içeren bulutlar yayıldı. Bulutlar Sovyetler Birliği&#8217;nin batısından Avrupa&#8217;ya ve Karadeniz üzerinden Türkiye&#8217;ye sürüklendi. 1986 yılından 2000 yılına kadar Belarus, Rusya ve Ukrayna&#8217;da ciddi olarak kirlenmiş bölgelerden toplam 350.400 kişi tahliye edildi. Rusya&#8217;nın resmî verilerine göre oluşan radyoaktiviteden en çok etkilenen yer %60 ile Belarus oldu. Santral çalışanları radyasyonun yüksek dozlarına maruz kaldı ve ilk etapta 50 işçi hayatını kaybetti.  Akut radyasyon sendromu (ARS) nedeniyle kazadan kısa süre sonra ölen ve sonrasında radyasyona bağlı kanser nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 4000’di. Ancak birçok dernek ve sivil toplum örgütü bu hesaplamalara düşük radyasyona maruz kalan bölgelerin dahil edilmediğini ve felaketin boyutlarının çok daha büyük olduğunu iddia etti. ABD&#8217;deki ünlü bilim örgütü Union of Concerned Scientists, kaza nedeniyle geniş bir coğrafyada 50.000&#8217;den fazla kişinin kansere yakalanacağını açıkladı. European Green Party, hazırlattığı TORCH raporunda kansere yakalanan 60.000 kişi olacağını ve 30.000&#8217;inin kanser nedeniyle öleceğini belirtti. Greenpeace ise 200.000&#8217;den fazla kişinin kaza nedeniyle kansere yakalanacağını açıkladı. 6000 çocuk tiroit kanserine yakalandı Kazadan sonra birçok kanser türünde, özellikle de lösemi ve tiroit kanserlerinde artış görüldü. Dünya Sağlık Örgütü, Belarus, Rusya ve Ukrayna&#8217;daki tarım ürünlerinde ve onları tüketen hayvanların sütlerinde bulunan radyoaktif iyot nedeniyle, özellikle çocuklar ve gençler arasında tiroit kanseri oranının yükseldiğini açıkladı. Birleşmiş Milletler tarafından 2011 yılında yayımlanan bir rapor, Çernobil bölgesinde 6000 kadar çocuğun tiroit kanserine yakalandığını ortaya koydu. Radyasyona bağlı tiroit kanseri tedavisinde genç hastalar daha iyi sonuçlar verse de yaşamları boyunca ilaç kullanmaları gerekiyordu. Çernobil felaketi nedeniyle hava, toprak ve su kirlendi. Felaketin ilk olumsuz sonuçları, tarım alanlarında görüldü. Bitkilerin radyasyon duyarlılığı nedeniyle toprak yapısı bozuldu. Ukrayna’da 18.000 km2’lik tarım alanı radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Ülke ormanlarının %40’ı, yani toplamda 35.000 km2’lik alan kirlendi. Suyla taşınan ve yağmurla yağan radyoaktif parçacıklar, nehirleri, gölleri ve barajları etkiledi. Su ekosistemi ciddi şekilde zarar gördü. Sudaki organizmalar, yeryüzündeki canlılardan daha az radyasyon toleransına sahiptir. Bu nedenle balıkların ve diğer su canlılarının üremesi ciddi oranlarda azaldı. Hayvanlarının ömrünün kısalması da çevresel sorunlar arasında. 1986 yılında radyasyondan yüksek oranda etkilenen bölgelerde kuş, memeli ve böcek nüfusu azaldı. Kazanın ardından 116.000 kişi göç etti Çernobil felaketi toplumsal yaşamı ve ekonomiyi de etkiledi. Kazanın ilk sonuçlarından biri göç oldu. Kazadan sonraki 10 gün içinde, Çernobil&#8217;in 60 km çapındaki çevreden 116.000 kişi taşındı. Kazadan 15 yıl sonra, Belarus’un Gomel bölgesinde, eski nüfusun sadece %43’ü yaşıyordu. Çernobil insanların psikolojisini de yıprattı. Radyasyonun göründüğünden çok daha fazla hasara neden olduğuna dair kaygı, insanları umutsuzluğa itti. Kazadan kaynaklanan maddi hasarın sonucu neredeyse hesaplanamıyor. Ancak felaketten sonraki 20 yıl boyunca pek çok ülke yüzlerce milyondan fazla ekonomik zarar tahmininde bulundu. Belarus, 2006 yılında, zararı 235 milyar dolar olarak açıkladı. Tarım alanlarındaki önlemler nedeniyle üretim yapamayan çiftçiler fakirleşti. Bu kayıplar nedeniyle binlerce tazminat davası açıldı. Büyük bir enerji ve ekonomik güç kaynağı olması için inşa edilen Çernobil nükleer santrali, insanlık tarihindeki en yıkıcı nükleer kazaya neden oldu. Sadece kazayı yaşayanlar değil, sonraki nesiller de bu büyük olumsuzlukları yaşadı. Çernobil’de şu an 3000 kişi çalışıyor Enerji santrali şu an &#8216;Çernobil Dışlama Bölgesi&#8217; olarak bilinen geniş bir kısıtlanmış alan. Çernobil&#8217;de şu an yaklaşık 3000 kişi 15&#8217;er günlük vardiyalar halinde çalışıyor. 15 gün boyunca çalışan bir grubun yerini, sonraki 15 gün için diğer bir grup alıyor. Bu önlemle, çalışanların radyasyondan etkilenme miktarının en aza indirileceği düşünülüyor. Nükleer kazadan kaynaklanan radyasyon bulutları, 3 kıtada insanların sağlığına mâl oldu. Atmosferdeki radyasyon seviyesi zaman içerisinde azalsa da, zaten yayılmış olan radyoaktivitenin etkileri hâlâ devam ediyor. Santrali inşa eden şirketinin adı birçok skandala karıştı Çernobil’de santralini inşa eden şirket Rosatom, ilerleyen yıllarda farklı olumsuzluklarla da gündeme geldi. Şirket tarafından hala işletilen Mayak Nükleer Atık işleme tesisinde kurulduğu günden beri sayısız kaza yaşandı. Bu kazaların en büyüğü 1957 yılında yaşanan buhar patlaması. Çernobil’den sonra Rusya’da yaşanan en büyük nükleer kaza olan Mayak, 1990 yıllına kadar saklandı. Radyoaktif kirlenmenin olduğu Rosatom şirketi tarafından da kabul edilen bölgede, insanlar hala yasamaya devam ediyor. Rosatom şirketinin adı yolsuzluklarla da anıldı. Rusya Federal Savcısı, şirketi nükleer reaktörler için adi malzeme satmakla suçladı. Şirketin satın alma müdürü, makine yapım tesisi için düşük kalitede ham madde satın almak ve fazla parayı zimmetine geçirmekle suçlanarak tutuklandı. Türkiye nasıl etkilendi? Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ve Pediatri Ana Bilim Dallarında yapılan çalışmaya göre lösemi vak&#8217;aları, 1986 öncesi %0,7 seviyesindeyken, 1986 sonrası %2’ye çıktı. Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığının verilerine göre Türkiye’de 1984 yılında yüz binde 19,2 olan kanser vak&#8217;aları, 96 yılında yüz binde 63,46 olarak bildirildi. Kazadan 5 gün sonra Akçakoca’da havadaki radyasyonun gittikçe arttığı fark edildi. Karasu Bölgesinde, bölgenin doğal radyasyon düzeyinin 20 katı fazla olan 150 mikroröntgen/saat düzeyinde radyasyon ölçümü yapıldı. 4 Mayıs günü Kapıkule-Edirne yolunda, ortalama radyasyonun tam 1000 katı olan ve Türkiye’deki en yüksek değer olarak tarihe geçen, 16 miliröntgen/saat radyasyon değeri ölçüldü. Akkuyu Santrali&#8217;ni de aynı şirket kuruyor 31 yıl sonra bugün, Çernobil Nükleer Santrali’ni inşa eden Rosatom şirketi, Mersin Akkuyu’da bir santral kuruyor. 2011 yılının Eylül ayında medyaya sızan bilgilere göre, Türkiye’de temeli atılan Akkuyu nükleer santrali inşa edecek Rosatom firmasının yeterli altyapısı yok. Ayrıca şirket, Akkuyu’da VVER-1200 nükleer reaktör tipini kullanacağını açıklamıştı. Bulgaristan, Finlandiya, Çin ve Hindistan tarafından kullanılan VVER 1000 mimarisi üzerinde geliştirilen bu yeni reaktör daha önce denenmemiş ve henüz Avrupa’dan onay almamış. Geçmişte olduğu gibi şimdi de birçok toplum örgütü, nükleer enerji gibi geçmişi felaketlerle dolu bir teknolojinin geçmişte bırakılması gerektiğini ve artık tüm dünyanın enerji verimliliği ile yenilenebilir enerji dönüşümüne ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Derleyen: Cemre Yavuz Kaynaklar: http://www.who.int/ionizing_radiation/chernobyl/backgrounder/en/index.html http://chernobyl.undp.org/english/docs/Strategy_for_Recovery.pdf http://www.greenpeace.org/turkey/tr/news/27nci-yilinda-cernobil-nukleer-felaketi-250413/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/cernobil-felaketinin-yil-donumunde-gecmiste-neler-oldu-akkuyu-riskli-mi">Çernobil felaketinin yıl dönümünde: Geçmişte neler oldu, Akkuyu riskli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1986&#8217;da Çernobil nükleer enerji santralinde, bir güvenlik tatbikatı sırasında gerçekleşen çekirdek erimesi, çok miktarda radyoaktif parçacığın havaya ve suya yayılmasına neden olmuştu. Dünyadaki en büyük nükleer felaket olan bu kaza, birçok ülkede insan sağlığını, ekolojiyi ve sosyal yaşamı derinden sarstı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-6304" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/cernobil-nukleer-kazasi-astrolojik-analiz.jpg" alt="" width="371" height="248" />Çernobil istasyonu, Çernobil kentinin 18 km kuzeybatısında ve Kiev&#8217;in yaklaşık 100 km kuzeyinde yer alıyordu. O dönemde Sovyetler Birliği&#8217;ndeki üçüncü, Ukrayna topraklarındaki ilk nükleer enerji santraliydi.</p>
<p><strong>Binlerce insan hayatını kaybetti</strong></p>
<p>Kaza, 26 Nisan 1986 Cumartesi günü 4 numaralı reaktörde yapılan sistem testi sırasında oldu. Test esnasında ani bir güç dalgalanması fark edilince acil durum butonuna basıldı, fakat geç kalınmıştı. Enerji çıkışı gittikçe artıp ve son seviyeye ulaştığında, buhar basıncı nedeniyle reaktör tutuştu. Yangın nedeniyle dumanlar atmosfere yükseldi ve böylece geniş bir coğrafyaya yüksek seviyede radyasyon içeren bulutlar yayıldı. Bulutlar Sovyetler Birliği&#8217;nin batısından Avrupa&#8217;ya ve Karadeniz üzerinden Türkiye&#8217;ye sürüklendi. 1986 yılından 2000 yılına kadar Belarus, Rusya ve Ukrayna&#8217;da ciddi olarak kirlenmiş bölgelerden toplam 350.400 kişi tahliye edildi. Rusya&#8217;nın resmî verilerine göre oluşan radyoaktiviteden en çok etkilenen yer %60 ile Belarus oldu.</p>
<p>Santral çalışanları radyasyonun yüksek dozlarına maruz kaldı ve ilk etapta 50 işçi hayatını kaybetti.  Akut radyasyon sendromu (ARS) nedeniyle kazadan kısa süre sonra ölen ve sonrasında radyasyona bağlı kanser nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 4000’di.</p>
<p>Ancak birçok dernek ve sivil toplum örgütü bu hesaplamalara düşük radyasyona maruz kalan bölgelerin dahil edilmediğini ve felaketin boyutlarının çok daha büyük olduğunu iddia etti. ABD&#8217;deki ünlü bilim örgütü Union of Concerned Scientists, kaza nedeniyle geniş bir coğrafyada 50.000&#8217;den fazla kişinin kansere yakalanacağını açıkladı. European Green Party, hazırlattığı TORCH raporunda kansere yakalanan 60.000 kişi olacağını ve 30.000&#8217;inin kanser nedeniyle öleceğini belirtti. Greenpeace ise 200.000&#8217;den fazla kişinin kaza nedeniyle kansere yakalanacağını açıkladı.</p>
<p><strong>6000 çocuk tiroit kanserine yakalandı</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-6305" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/31bimbi.jpg" alt="" width="387" height="232" />Kazadan sonra birçok kanser türünde, özellikle de lösemi ve tiroit kanserlerinde artış görüldü. Dünya Sağlık Örgütü, Belarus, Rusya ve Ukrayna&#8217;daki tarım ürünlerinde ve onları tüketen hayvanların sütlerinde bulunan radyoaktif iyot nedeniyle, özellikle çocuklar ve gençler arasında tiroit kanseri oranının yükseldiğini açıkladı. Birleşmiş Milletler tarafından 2011 yılında yayımlanan bir rapor, Çernobil bölgesinde 6000 kadar çocuğun tiroit kanserine yakalandığını ortaya koydu. Radyasyona bağlı tiroit kanseri tedavisinde genç hastalar daha iyi sonuçlar verse de yaşamları boyunca ilaç kullanmaları gerekiyordu.</p>
<p>Çernobil felaketi nedeniyle hava, toprak ve su kirlendi. Felaketin ilk olumsuz sonuçları, tarım alanlarında görüldü. Bitkilerin radyasyon duyarlılığı nedeniyle toprak yapısı bozuldu. Ukrayna’da 18.000 km2’lik tarım alanı radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Ülke ormanlarının %40’ı, yani toplamda 35.000 km2’lik alan kirlendi.</p>
<p>Suyla taşınan ve yağmurla yağan radyoaktif parçacıklar, nehirleri, gölleri ve barajları etkiledi. Su ekosistemi ciddi şekilde zarar gördü. Sudaki organizmalar, yeryüzündeki canlılardan daha az radyasyon toleransına sahiptir. Bu nedenle balıkların ve diğer su canlılarının üremesi ciddi oranlarda azaldı. Hayvanlarının ömrünün kısalması da çevresel sorunlar arasında. 1986 yılında radyasyondan yüksek oranda etkilenen bölgelerde kuş, memeli ve böcek nüfusu azaldı.</p>
<p><strong>Kazanın ardından 116.000 kişi göç etti</strong></p>
<div id="attachment_6308" style="width: 403px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-6308" class=" wp-image-6308" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/Chernobyl-Part4_02.jpg" alt="" width="393" height="250" /><p id="caption-attachment-6308" class="wp-caption-text">Radyasyondan etkilenen sebzeler atılıyor, 1986</p></div>
<p>Çernobil felaketi toplumsal yaşamı ve ekonomiyi de etkiledi. Kazanın ilk sonuçlarından biri göç oldu. Kazadan sonraki 10 gün içinde, Çernobil&#8217;in 60 km çapındaki çevreden 116.000 kişi taşındı. Kazadan 15 yıl sonra, Belarus’un Gomel bölgesinde, eski nüfusun sadece %43’ü yaşıyordu. Çernobil insanların psikolojisini de yıprattı. Radyasyonun göründüğünden çok daha fazla hasara neden olduğuna dair kaygı, insanları umutsuzluğa itti.</p>
<p>Kazadan kaynaklanan maddi hasarın sonucu neredeyse hesaplanamıyor. Ancak felaketten sonraki 20 yıl boyunca pek çok ülke yüzlerce milyondan fazla ekonomik zarar tahmininde bulundu. Belarus, 2006 yılında, zararı 235 milyar dolar olarak açıkladı. Tarım alanlarındaki önlemler nedeniyle üretim yapamayan çiftçiler fakirleşti. Bu kayıplar nedeniyle binlerce tazminat davası açıldı.</p>
<p>Büyük bir enerji ve ekonomik güç kaynağı olması için inşa edilen Çernobil nükleer santrali, insanlık tarihindeki en yıkıcı nükleer kazaya neden oldu. Sadece kazayı yaşayanlar değil, sonraki nesiller de bu büyük olumsuzlukları yaşadı.</p>
<p><strong>Çernobil’de şu an 3000 kişi çalışıyor</strong></p>
<p>Enerji santrali şu an &#8216;Çernobil Dışlama Bölgesi&#8217; olarak bilinen geniş bir kısıtlanmış alan. Çernobil&#8217;de şu an yaklaşık 3000 kişi 15&#8217;er günlük vardiyalar halinde çalışıyor. 15 gün boyunca çalışan bir grubun yerini, sonraki 15 gün için diğer bir grup alıyor. Bu önlemle, çalışanların radyasyondan etkilenme miktarının en aza indirileceği düşünülüyor.</p>
<p>Nükleer kazadan kaynaklanan radyasyon bulutları, 3 kıtada insanların sağlığına mâl oldu. Atmosferdeki radyasyon seviyesi zaman içerisinde azalsa da, zaten yayılmış olan radyoaktivitenin etkileri hâlâ devam ediyor.</p>
<p><strong>Santrali inşa eden şirketinin adı birçok skandala karıştı</strong></p>
<p>Çernobil’de santralini inşa eden şirket Rosatom, ilerleyen yıllarda farklı olumsuzluklarla da gündeme geldi. Şirket tarafından hala işletilen Mayak Nükleer Atık işleme tesisinde kurulduğu günden beri sayısız kaza yaşandı. Bu kazaların en büyüğü 1957 yılında yaşanan buhar patlaması. Çernobil’den sonra Rusya’da yaşanan en büyük nükleer kaza olan Mayak, 1990 yıllına kadar saklandı. Radyoaktif kirlenmenin olduğu Rosatom şirketi tarafından da kabul edilen bölgede, insanlar hala yasamaya devam ediyor.</p>
<p>Rosatom şirketinin adı yolsuzluklarla da anıldı. Rusya Federal Savcısı, şirketi nükleer reaktörler için adi malzeme satmakla suçladı. Şirketin satın alma müdürü, makine yapım tesisi için düşük kalitede ham madde satın almak ve fazla parayı zimmetine geçirmekle suçlanarak tutuklandı.</p>
<p><strong>Türkiye nasıl etkilendi?</strong></p>
<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ve Pediatri Ana Bilim Dallarında yapılan çalışmaya göre lösemi vak&#8217;aları, 1986 öncesi %0,7 seviyesindeyken, 1986 sonrası %2’ye çıktı. Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığının verilerine göre Türkiye’de 1984 yılında yüz binde 19,2 olan kanser vak&#8217;aları, 96 yılında yüz binde 63,46 olarak bildirildi.</p>
<p>Kazadan 5 gün sonra Akçakoca’da havadaki radyasyonun gittikçe arttığı fark edildi. Karasu Bölgesinde, bölgenin doğal radyasyon düzeyinin 20 katı fazla olan 150 mikroröntgen/saat düzeyinde radyasyon ölçümü yapıldı. 4 Mayıs günü Kapıkule-Edirne yolunda, ortalama radyasyonun tam 1000 katı olan ve Türkiye’deki en yüksek değer olarak tarihe geçen, 16 miliröntgen/saat radyasyon değeri ölçüldü.</p>
<p><strong>Akkuyu Santrali&#8217;ni de aynı şirket kuruyor</strong></p>
<p>31 yıl sonra bugün, Çernobil Nükleer Santrali’ni inşa eden Rosatom şirketi, Mersin Akkuyu’da bir santral kuruyor. 2011 yılının Eylül ayında medyaya sızan bilgilere göre, Türkiye’de temeli atılan Akkuyu nükleer santrali inşa edecek Rosatom firmasının yeterli altyapısı yok.</p>
<p>Ayrıca şirket, Akkuyu’da VVER-1200 nükleer reaktör tipini kullanacağını açıklamıştı. Bulgaristan, Finlandiya, Çin ve Hindistan tarafından kullanılan VVER 1000 mimarisi üzerinde geliştirilen bu yeni reaktör daha önce denenmemiş ve henüz Avrupa’dan onay almamış.</p>
<p>Geçmişte olduğu gibi şimdi de birçok toplum örgütü, nükleer enerji gibi geçmişi felaketlerle dolu bir teknolojinin geçmişte bırakılması gerektiğini ve artık tüm dünyanın enerji verimliliği ile yenilenebilir enerji dönüşümüne ihtiyacı olduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>Derleyen: Cemre Yavuz</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><a href="http://www.who.int/ionizing_radiation/chernobyl/backgrounder/en/index.html">http://www.who.int/ionizing_radiation/chernobyl/backgrounder/en/index.html</a><br />
<a href="http://chernobyl.undp.org/english/docs/Strategy_for_Recovery.pdf">http://chernobyl.undp.org/english/docs/Strategy_for_Recovery.pdf</a><br />
<a href="http://www.greenpeace.org/turkey/tr/news/27nci-yilinda-cernobil-nukleer-felaketi-250413/">http://www.greenpeace.org/turkey/tr/news/27nci-yilinda-cernobil-nukleer-felaketi-250413/</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/cernobil-felaketinin-yil-donumunde-gecmiste-neler-oldu-akkuyu-riskli-mi">Çernobil felaketinin yıl dönümünde: Geçmişte neler oldu, Akkuyu riskli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6302</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kazadan 6 yıl sonra Fukuşima’da durum ve alınacak dersler</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/kazadan-6-yil-sonra-fukusimada-durum-alinacak-dersler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Mar 2017 11:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fukusima]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[japonya]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer kaza]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer santral]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[radyoaktif madde]]></category>
		<category><![CDATA[radyoaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sızıntı]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[tsunami]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[UNSCEAR]]></category>
		<category><![CDATA[WHO]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem ve Tsunami sonucu toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma geldi, 16.000 kişi yaşamını yitirdi, 3200 kişi de kayıp. Evlerinden uzaklaştırılan insanların bir bölümü travma ve depresyon geçirdi, bazıları öldüğü, intiharları oldu. 11 Mart 2011 günü Japonya’daki 9 büyüklüğündeki büyük depremle oluşan Tsunami’nin dev dalgalarıyla, elektrik direklerinin yıkılması, hatların kopması sonucu Fukuşima nükleer santralına dışarıdan gelen elektriğin kesildiğini, zemin altındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında kalarak santralın elektriksiz kaldığını biliyoruz. Reakörler, deprem sinyalini alır almaz planlandığı gibi otomatik olarak durdurulmuş, büyük deprem sonucu binalarda herhangi önemli bir hasar olmamıştır. Durdurulan reaktörlerdeki nükleer yakıtın içindeki çok çeşitli radyoaktif maddelerin yayınladığı ve yıllarca yayınlayacağı radyasyonun oluşturduğu aşırı ısı enerjisi, elektriksiz kalan pompaların çalıştırılamaması nedeniyle soğutma suyuna aktarılamamış ve yakıt elemanlarında ergime oluşarak büyük kaza ortaya çıkmıştır. Ayrıca koruyucu reaktör kabında (containment) hidrojen gazı patlamaları da ortaya çıkmış ve tüm bunlar sonucu oluşan yüksek basınçla duvarlarda oluşan çatlaklardan radyoaktif maddeler havaya ve çevreye ulaşmıştır. Radyoaktif maddeler, hava akımlarıyla çok uzaklara taşınmış, yağışlar ve kuru serpintilerle özellikle yakınlardaki 10-20 km’lik bölgeyi radyoaktif bulaşmayla etkilemiş, yerleşim yerleri boşaltılmış, insanlar yıllarca yerlerinden yurtlarından uzaklarda yaşamak zorunda kalmışlardır. Fukuşima nükleer santral kazasıyla ilgili ayrıntılar gerek bir çok bilimsel yayında gerekse daha önceki yayınlarımızda bulunuyor /bkz.: 1, 2,3 ve 4/. Kaza sonucu 380.000 kişi evlerinden uzaklaştırılmış, bunlardan 130.000’inin, kazadan önce, nükleer santralın 20 km çevresinde oturduğu yetkililerce açıklanmıştır. Deprem ve Tsunami sonucu toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma gelmiş, 16.000 kişi yaşamını yitirmiştir, 3200 kişi de kayıp. Radyasyonun doğrudan etkisiyle ise kimsenin yaşamını yitirmemiş olmasına karşın, evlerinden uzaklaştırılan insanların bir bölümünün travma ve depresyon geçirdiklerini, bazılarının öldüğünü, intiharların olduğunu medyadan öğeniyoruz. Aşağıdaki resim, 14 Mart 2011 günü Fukuşima’daki 3 nolu reaktör kabındaki (containment) yüksek basınç ve hidrojen gazı patlamalarıyla oluşan çatlaklardan yükselen radyoaktif maddeli havayı ve yan resim Tsunami’nin etkisini gösteriyor.      Santralların geçmişine bakış General Electric Fukuşima nükleer santralları zaten başlangıçtan beri sorunluydu! Reaktörleri TEPCO şirketi işletiyordu. Reaktörlerin tümü kaynamalı sulu cinsten reaktörlerdi. ilk 4’ü 760 MWe (elektriksel) güçteydi. Son 2 reaktör 1067 ve 1325 MWe gücündeydiler. Fukuşima&#8217;da 6 reaktörün her birinde, reaktörü çevreleyen çelik &#8216;Koruyucu kabın&#8217; (Containment), büyük bir reaktör kazasında ortaya çıkacak yüksek basınca dayanamayacağını daha santral kurulurken 1970&#8217;de ABD Atom Enerjisi Kurumu uzmanları bir teknik raporla açıklamıştı. Bu rapora rağmen, basınç düşürme sistemi yapılmadan reaktörler işletmeye açıldı. Zemin altındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında kalabileceği, uzmanlarca bir çok kez açıklanmiş olmasına rağmen, bunlar, üst katlara, yer sorunu ve ek gider oluşturacağı gerekçeleriyle, taşınmadı. Taşınmış olsalardı, bunlardan sağlanacak elektikle pompalar çalışacak reaktörler susuz kalmayacak ve kaza da olmayacaktı. Öte yandan, 2002 yılında TEPCO elemanlarının, 16 yıl boyunca teknik raporları değiştirerek sistemlerdeki arıza ve kazaları gizledikleri, düzmece raporlar hazırladıkları ortaya çıkınca santrallar durdurulmuş, ancak 2003 yılında bazı düzeltmelerden sonra tekrar işletilmişti. Kazadan 10 gün önce ise çeşitli aletlerin, pompaların ve dizelli elektrik üreteçlerinin 11 yıldır bakımlarının tam yapılmadığı açıklanmıştı ama dikkate alan olmamıştı. Kısacası: Kaza geliyorum diyordu. Aradan geçen 6 yıl sonra bugün Fukuşima’da durum nedir? Reaktörlerdeki nükleer yakıtın çıkarılması işi 2018 yılına ertelendi. Nükleer yakıtın sızdığı yeni kaçak yerleri ortaya çıkarıldı. Temizleme giderleri gitgide artarak yılda 5-10 milyar dolara yükseldi. Temizlendikten sonra radyoaktivitesi azaltılan 300 ton atık suyun her gün Pasifik Okyanusuna verilmesine devam ediliyor. Reaktör binalarına, aşırı yüksek radyasyon nedeniyle girilemediğinden, temizleme ve çeşitli parçaları, malzemeleri çıkarma çalışmaları ancak dışardan komutla çalıştırılan robotlarla yapılabiliyor. 2012’de reaktör binasında ölçülen saatte 73 Sievert (Sv)’lik radyasyon dozuna karşın 2016 sonunda saatte 630 Sv’lik çok yüksek dozun, reaktöre çok yakın bir noktada (hot spot) ölçülmüş olduğu, ancak reaktör binasının diğer yerlerinde dozun bu kadar yüksek olmadığı açıklanmıştır. 1000 Sv’lik doza dayanabilecek şekilde yapılmış olmalarına rağmen robotlar, saatte 650 Sv (650.000 miliSievert)/3/ kadar aşırı yüksek doza dayanamayıp bozuluyorlar. Bir robot kamerası, yüksek radyasyona 2 saat bile dayanamıyor. Robotların kablo ve bazı elektronik malzemeleri, sanki mikro dalga fırındaki gibi yumuşayıp, eriyor. Karşılaştırmak için: NASA astronotları için yaşam boyu radyasyon doz limiti 1 Sv= 1000 mSv olup, kısa sürede alınan 4-5 Sv’lik radyasyon dozundan ölüm olasılığı %50’dir. Daha yüksek dozlar, çok daha çabuk ölümle sonuçlanıyor. Örneğin, Los Alamos’daki bir plütonyum arıtma tesisinde çalışırken oluşan bir kazada 36 Sievert doz alan Cecil Kelley 1958 yılında 35 saat içinde ölmüştü. Radyoaktif maddelerden temizleme, yıkama binaları kapsülleme ve reaktörleri soğutma gibi çalışmalar sürüyor. Sıvı ve katı atık depo/tanklarıyla santral alanı (şekildeki gibi) dolmuş durumda. Reaktörlerin çevresindeki alan ancak 30-40 yılda temizlenebileceği ve bununla ilgili işlerin 100 milyar doları geçeceği belirtiliyor. Tepco şirketi santral alanının 2030 yılına kadar temizlenebileceğini planlıyor. Ancak bu arada olabilecek yeni bir deprem ve Tsunami tüm hesapları altüst edebilir uyarıları da yapılıyor. Resimde görüldüğü gibi santral alanı radyoaktif atık torbalarıyla dolup taşıyor. Santralın 10-20 km çevresi kazadan hemen sonra boşaltıldığından, Çernobil&#8217;deki durumun aksine insanlar gereksiz yere radyasyon dozu almadılar. Çernobil’de ise, kaza gizlendiğinden, ilk 3 günde yüksek iyot 131 dozu nedeniyle, daha sonraki yıllarda, çocuklarda tiroit kanseri ortaya çıktı. Fukuşima kazasından hemen sonra bölgenin boşaltılması sonucu fazla radyasyon dozu alan  ve radyasyondan ölen olmadı. Ancak evlerinden uzaklaşmak zorunda kalan bazı kişilerde depresyon ve travma nedeniyle ölenlerin 1000&#8217;i aştığı, bunların radyasyon travmasıyla öldüğü kanıtlanamasa da, medyada yer alıyor. Yerlerinden yurtlarından uzaklaştırılan halk, radyoaktif bulaşmayı, ‘kendilerini evlerine sokmayan bir düşman’ olarak görüyor diyor bir yazar. Bu arada bazı yörelerde insanların tekrar evlerine dönmelerine izin veriliyor. Balıkçıların da ilk kez 25 Şubat 2017’de santraldan 7 km uzaklıktaki Ukeda Balıkçı limanındaki eski yerlerinde tekrar balıkçılığa başladığı medyada yer alıyor. Öte yandan, bazı okulların çatılarındaki malzemede 15.000 Bq/kg düzeyinde fazla miktarda sezyum 137 (Cs 137) radyoaktivitesi ölçüldüğü açıklanıyor. Ülkedeki radyoaktif maddelerden temizleme ölçütü olan radyasyon doz hızı üst sınırı, 1 m yüksekteki ölçümler için, 23 mikroSv/saat olup çocuklarla ilgili yerlerde (okullarda, yuvalarda, oyun yerlerinde) bu üst sınır 50 cm yükseklikteki ölçümler için geçerlidir. Bazı kentlerde çocuklar için koruyucu bir önlem olarak, ölçüm yüksekliği hatta sadece 5 cm olup, 80 mikroSv/saat dolayına ulaşıldığında buraların temizlenmesi ya da malzemenin sıyrılıp alınıp götürülmesi gerekiyor. Fukuşima’nın 200 km yarıçaplı çevresindeki bilimsel çalışmalarda, araştırmacılar toprak örneklerinin analizlerini yaptıklarında, radyoaktiviteli sezyum taneciklerinin ergimiş Silisyum dioksit (SiO2) maddesiyle, bir cins kuarz camıyla kaplandığını gördüler. Aynı sonuç Tokyo’daki havalandırma filtrelerinden kazadan hemen sonraki günlerde alınan örneklerde de ortaya çıktı. Japonya resmi kurumu, aylık raporlarla Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu&#8217;nu (IAEA) bilgilendiriyor. Bu raporlarda, yeraltına sızıntılar, yeraltı suyundaki ve Pasifik Okyanusuna verilen sulardaki radyoaktivite ölçüm değerleri yer alıyor. Bu değerlerin izin verilen sınır değerleri aşmadığı açıklanıyor. Bugüne kadar elde edilen bulgular ve özetle durum: Fukuşima bölgesinde Cs 134 ve Cs 137 en yoğun radyoizotoplar olmuştur. Radyasyon dozunun oluşmasına en büyük katkı vücudun dıştan ışınlanmasından gelmiştir (20 mSv’den az). Vücudun içten ışınlanması, sıkı besin kontrolları nedeniyle önemsiz kaldı (besinlerde yapılmakta olan radyoaktivite ölçümleri ve kontrollar uzun süre devam edecek). Japonya’nın her yerinde Fukuşima kaynaklı radyoizotoplar ölçülmüş ise de Fukuşima bölgesi en çok etkilenen bölge oldu. Uluslararası araştırmalar (WHO, UNSCEAR) ve santral alanının temizlenmesi, reaktörlerin soğutulması, reaktörlerin çevresine set çekilmesi, havalandırma, filtreleme ve yakın çevrede koruyucu önlemler alınması gibi daha bir dizi önlem, onarım, bakım ve arındırma çalışmaları 30-40 yıl sürecektir. Santralların 6’sı da ileride de çalıştırılmayacaktır. Alınan derslerin ışığında, yüksek güvenlikli yeni bir nükleer santral nasıl olmalı? Fukuşima kazasından alınan derslerin ışığında yüksek güvenlikli bir nükleer santralın teknik özellikleri şunlar olabilir: Santral depreme daha dayanıklı olarak projelendirilip kurulmalı (örneğin bugüne kadar ölçülen en büyük deprem 7 büyüklüğündeyse, santral 8 büyüklüğüne göre projelendirilmeli). Santrala verilen elektriğin kesilmesi durumunda, ivedi (acil) dizelli elektrik üreteçleri sorunsuz çalışacak şekilde projelendirilmeli ve en uygun yerlerde konuşlandırılmalı, ( zemin altına konulmamalı). Hidrojen gazı patlamalarının oluşmasını önleyecek sistem çalıştırılarak patlamalar ortaya çıkmamalı. Nükleer yakıt maddesinin ergimesi durumunda reaktör kazanı (kabı) dıştan soğutularak çeliğin yapısı (sertliği) bozulmamalı ve böylelikle ergiyen yakıt kazan içinde kalmalı. Çok yüksek sıcaklıkta reaktör kazanının delinmesi durumunda, kazanın altında yakıt tutma çanağı bulunmalı. Santralda ivedi komuta merkezi ve simülatör bulunmalı personel önceden büyük bir kaza için eğitilmeli, ilgili tüm hazırlıklar ve kaza alıştırmaları yılda en az 2 kez yapılmalı. Japonya’da elektrik üretiminde nükleer enerjinin payı Japon hükümeti, ülkedeki toplam 54 nükleer reaktörden, o gün çalışan, 43 reaktörü 11 Mart 2011 kazasından sonra durdurdu. Bugün Japonya’da sadece 3 reaktör çalışıyor. Japon hükümeti, tekrar işletmeye açılan bu reakörlere ‘dünyanın en sıkı güvenlik önlemlerinin uygulandığını açıkladı. 22 reaktörün işletilmesi için yetkili kurumlara başvurulmuş olup bunlar için ilgili denetim ve yargı yolları aşılmaya çalışılıyor. Nükleer santralların durdurulmasıyla ortaya çıkan elektrik açığı ise, doğal enerji kaynakları olmayan Japonya’da, petrol ve doğal gazın dışardan satın alınmasıyla ‘termik elektrik santralları’ yoluyla karşılanıyor. Fukuşima kazasından önce, Japonya’nın elektrik üretiminin %30’unu karşılayan nükleer enerjinin 2030 yılında %20’ye indirilmesini Japon hükümeti amaçlıyor. 2016 başında, protestolara rağmen, tekrar işletmeye açılan Kansai Electric Power Şirketinin Japonya Oi’bölgesindeki nükleer santralı (Kepco/Archivi) Nükleer santralların tekrar işletmeye açılmaması için Japonya’dakä nükleer karşıtlar halktan destek buluyorlar. Japonya’da bugün yeni bir nükleer santralın yapımı ise sürüyor. Ancak artırılmış güvenlik önlemlerinin yerine getirilebilmesi için yapımı gecikiyor. Sonuç Büyük deprem ve Tsunami sonucu oluşan Fukuşima nükleer santral kazasında, reaktör ve yardımcı binalar hasar görmemiş, reaktörler deprem sinyalini alır almaz otomatik olarak durdurulmuş ancak santralda elektrik olmadığından reaktörler su basılarak soğutulamadığından büyük kaza ortaya çıkmıştır. Doğrudan radyasyon ışınlamasıyla kimse ölmemiş olmasına rağmen, bu kaza iki büyük karayıkımla (felaketle) sonuçlanmıştır: Fukuşima nükleer santrallarının bulunduğu alandaki binaların ve bunların içindeki reaktörlerle, yakıt elemanlarıyla, pompalarıyla, su tanklarıyla, boru hatlarıyla ve her türlü yardımcı sistemleriyle birlikte temizlenmesi, büyük iş gücü ve 100 milyar usd’yi geçebilecek parayla ancak 30-40 yılda yapılabilecektir. Santral bölgesinden 20-30 km uzaklıktaki bölge içinde bir çok yerleşim yeri, toprak ve binalar özellikle Cs137 radyoaktif maddesiyle bulaşmış, buralarda yaşayan halkın büyük bir bölümü yerlerinden, yurtlarından uzaklaştırılarak travmaya girmiş, hastalanmalar, ölümler, hatta intiharlar olmuştur. İnsanların tekrar evlerine dönmeleri, ancak oturdukları yerlerin radyoaktif maddelerden temizlenmesi ve kontrolların yapıldıktan sonra sağlanabildiğinden, eve dönüşler çok yavaş ilerlemektedir. Kaza her ne kadar deprem ve Tsunami sonucu ortaya çıkmış ise de, eğer santral 1970’de yapılırken ABD Atom Enerjisi uzmanlarının (– General Electric şirketinin yaptığı bu cins bir reaktör koruyucu kabı ‘containment’ büyük bir kazada ortaya çıkacak basınca dayanamaz ve çevreye radyoaktif maddeler yayılır şeklinde özetlenecek) olumsuz raporları ve yukarıda belirttiğimiz önerilen güvenlik önlemleri kazadan çok önce göz önüne alınsaydı (örneğin ivedi elektrik üreteçleri zemin altından, üst katlara çıkarılsaydı) Tsunami’ye rağmen bu kaza olmayacaktı. Bu nedenle kaza doğadan ve reaktör tekniğinin bozukluğundan değil, insan hatasından ya da gereken güvenlik önlemlerinin dikkate alınmamasından kaynaklanmıştır. Sonuç olarak bu kaza, tüm nükleer santrallar için ders alınacak bir örnek olmuştur. Yeni nükleer santrallar bu kazadan alınan derslere göre planlanmaktadır. Örneğin, Japonya’daki tüm nükleer santrallarda ivedi elektrik üreteçleri 2011’den sonra üst katlara çıkarılmıştır. Yüksel Atakan, Dr., Radyasyon Fizikçisi, Almanya, ybatakan@gmail.com Birimler:  Becquerel: Radyoaktivite birimi: 1 Bq: Saniyede 1 atom çekirdeği bozunumu olup çok küçüktür. Sievert(Sv): Radyasyon doz birimi olup 1 Sv= 1Joule/kg (Gama ve Beta ışınları için Gray birimiyle aynıdır). Aslında 1 Sievert’lik doz, günlük yaşamda çok küçük bir doz olmakla birlikte, hücrelere enerji aktarımında ise çok büyük etkisi olduğundan bunun binde biri olan miliSv (mSv) kullanılıyor. Örneğin 1 yılda vücudumuzun aldığı doğal radyasyon dozu ortalama olarak kişi başına 2,4 mSv’dir. Kaynaklar: Ülkemizde kurulacak nükleer santrallarla ilgili radyasyon güvenliği (FMO Teknik Raporu, Y.Atakan, 50 sayfa, www.fmo.org.tr) Fukuşima kazasının 4.yılında durum (Bilim ve Gelecek dergisi Nisan 2015) Radyasyon ve Sağlığımız kitabı: https://www.nobelkitap.com/kitap_113005_radyasyon-vesagligimiz.html (Nobel yayınları 2014, Y.Atakan) http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/fukusima-kazasindan-5-yil-sonra-bugun-neler-biliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/kazadan-6-yil-sonra-fukusimada-durum-alinacak-dersler">Kazadan 6 yıl sonra Fukuşima’da durum ve alınacak dersler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deprem ve Ts</strong><strong>unami sonucu </strong><strong>toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma geldi, 16.000 kişi yaşamını yitirdi, 3200 kişi de kayıp. </strong><strong>Evlerinden uzaklaştırılan insanların bir bölümü travma ve depresyon geçirdi, bazıları öldüğü, intiharları oldu.</strong></p>
<p>11 Mart 2011 günü Japonya’daki 9 büyüklüğündeki büyük depremle oluşan Tsunami’nin dev dalgalarıyla, elektrik direklerinin yıkılması, hatların kopması sonucu Fukuşima nükleer santralına dışarıdan gelen elektriğin kesildiğini, zemin altındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında kalarak santralın elektriksiz kaldığını biliyoruz. Reakörler, deprem sinyalini alır almaz planlandığı gibi otomatik olarak durdurulmuş, büyük deprem sonucu binalarda herhangi önemli bir hasar olmamıştır. Durdurulan reaktörlerdeki nükleer yakıtın içindeki çok çeşitli radyoaktif maddelerin yayınladığı ve yıllarca yayınlayacağı radyasyonun oluşturduğu aşırı ısı enerjisi, elektriksiz kalan pompaların çalıştırılamaması nedeniyle soğutma suyuna aktarılamamış ve yakıt elemanlarında ergime oluşarak büyük kaza ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Ayrıca koruyucu reaktör kabında (containment) hidrojen gazı patlamaları da ortaya çıkmış ve tüm bunlar sonucu oluşan yüksek basınçla duvarlarda oluşan çatlaklardan radyoaktif maddeler havaya ve çevreye ulaşmıştır. Radyoaktif maddeler, hava akımlarıyla çok uzaklara taşınmış, yağışlar ve kuru serpintilerle özellikle yakınlardaki 10-20 km’lik bölgeyi radyoaktif bulaşmayla etkilemiş, yerleşim yerleri boşaltılmış, insanlar yıllarca yerlerinden yurtlarından uzaklarda yaşamak zorunda kalmışlardır.</p>
<p>Fukuşima nükleer santral kazasıyla ilgili ayrıntılar gerek bir çok bilimsel yayında gerekse daha önceki yayınlarımızda bulunuyor /bkz.: 1, 2,3 ve 4/. Kaza sonucu 380.000 kişi evlerinden uzaklaştırılmış, bunlardan 130.000’inin, kazadan önce, nükleer santralın 20 km çevresinde oturduğu yetkililerce açıklanmıştır.</p>
<p><strong>Deprem</strong> <strong>ve Ts</strong><strong>unami sonucu</strong> toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma gelmiş, 16.000 kişi yaşamını yitirmiştir, 3200 kişi de kayıp. Radyasyonun doğrudan etkisiyle ise kimsenin yaşamını yitirmemiş olmasına karşın, evlerinden uzaklaştırılan insanların bir bölümünün travma ve depresyon geçirdiklerini, bazılarının öldüğünü, intiharların olduğunu medyadan öğeniyoruz. Aşağıdaki resim, 14 Mart 2011 günü Fukuşima’daki 3 nolu reaktör kabındaki (containment) yüksek basınç ve hidrojen gazı patlamalarıyla oluşan çatlaklardan yükselen radyoaktif maddeli havayı ve yan resim Tsunami’nin etkisini gösteriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5571" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f1-300x170.png" alt="" width="300" height="170" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f1-300x170.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f1.png 481w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />    <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5572" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f2-300x169.png" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f2-300x169.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f2.png 464w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>Santralların geçmişine bakış</strong></p>
<p>General Electric Fukuşima nükleer santralları zaten başlangıçtan beri sorunluydu! Reaktörleri TEPCO şirketi işletiyordu. Reaktörlerin tümü kaynamalı sulu cinsten reaktörlerdi. ilk 4’ü 760 MWe (elektriksel) güçteydi. Son 2 reaktör 1067 ve 1325 MWe gücündeydiler.</p>
<p>Fukuşima&#8217;da 6 reaktörün her birinde, reaktörü çevreleyen çelik &#8216;Koruyucu kabın&#8217; (Containment), büyük bir reaktör kazasında ortaya çıkacak yüksek basınca dayanamayacağını daha santral kurulurken 1970&#8217;de ABD Atom Enerjisi Kurumu uzmanları bir teknik raporla açıklamıştı. Bu rapora rağmen, basınç düşürme sistemi yapılmadan reaktörler işletmeye açıldı. Zemin altındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında kalabileceği, uzmanlarca bir çok kez açıklanmiş olmasına rağmen, bunlar, üst katlara, yer sorunu ve ek gider oluşturacağı gerekçeleriyle, taşınmadı. Taşınmış olsalardı, bunlardan sağlanacak elektikle pompalar çalışacak reaktörler susuz kalmayacak ve kaza da olmayacaktı.</p>
<p>Öte yandan, 2002 yılında TEPCO elemanlarının, 16 yıl boyunca teknik raporları değiştirerek sistemlerdeki arıza ve kazaları gizledikleri, düzmece raporlar hazırladıkları ortaya çıkınca santrallar durdurulmuş, ancak 2003 yılında bazı düzeltmelerden sonra tekrar işletilmişti. Kazadan 10 gün önce ise çeşitli aletlerin, pompaların ve dizelli elektrik üreteçlerinin 11 yıldır bakımlarının tam yapılmadığı açıklanmıştı ama dikkate alan olmamıştı.</p>
<p><strong>Kısacası: Kaza geliyorum diyordu.</strong></p>
<p><strong>Aradan geçen 6 yıl sonra bugün Fukuşima’da durum nedir?</strong></p>
<p>Reaktörlerdeki nükleer yakıtın çıkarılması işi 2018 yılına ertelendi. Nükleer yakıtın sızdığı yeni kaçak yerleri ortaya çıkarıldı. Temizleme giderleri gitgide artarak yılda 5-10 milyar dolara yükseldi. Temizlendikten sonra radyoaktivitesi azaltılan 300 ton atık suyun her gün Pasifik Okyanusuna verilmesine devam ediliyor. Reaktör binalarına, aşırı yüksek radyasyon nedeniyle girilemediğinden, temizleme ve çeşitli parçaları, malzemeleri çıkarma çalışmaları ancak dışardan komutla çalıştırılan robotlarla yapılabiliyor.</p>
<p>2012’de reaktör binasında ölçülen saatte 73 Sievert (Sv)’lik radyasyon dozuna karşın 2016 sonunda saatte 630 Sv’lik çok yüksek dozun, reaktöre çok yakın bir noktada (hot spot) ölçülmüş olduğu, ancak reaktör binasının diğer yerlerinde dozun bu kadar yüksek olmadığı açıklanmıştır. 1000 Sv’lik doza dayanabilecek şekilde yapılmış olmalarına rağmen robotlar, saatte 650 Sv (650.000 miliSievert)/3/ kadar aşırı yüksek doza dayanamayıp bozuluyorlar. Bir robot kamerası, yüksek radyasyona 2 saat bile dayanamıyor. Robotların kablo ve bazı elektronik malzemeleri, sanki mikro dalga fırındaki gibi yumuşayıp, eriyor. Karşılaştırmak için: NASA astronotları için yaşam boyu radyasyon doz limiti 1 Sv= 1000 mSv olup, kısa sürede alınan 4-5 Sv’lik radyasyon dozundan ölüm olasılığı %50’dir. Daha yüksek dozlar, çok daha çabuk ölümle sonuçlanıyor. Örneğin, Los Alamos’daki bir plütonyum arıtma tesisinde çalışırken oluşan bir kazada 36 Sievert doz alan Cecil Kelley 1958 yılında 35 saat içinde ölmüştü<strong>.</strong></p>
<p>Radyoaktif maddelerden temizleme, yıkama binaları kapsülleme ve reaktörleri soğutma gibi çalışmalar sürüyor. Sıvı ve katı atık depo/tanklarıyla santral alanı (şekildeki gibi) dolmuş durumda. Reaktörlerin çevresindeki alan ancak 30-40 yılda temizlenebileceği ve bununla ilgili işlerin 100 milyar doları geçeceği belirtiliyor. Tepco şirketi santral alanının 2030 yılına kadar temizlenebileceğini planlıyor. Ancak bu arada olabilecek yeni bir deprem ve Tsunami tüm hesapları altüst edebilir uyarıları da yapılıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5573 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f3-300x168.png" alt="" width="300" height="168" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f3-300x168.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f3.png 706w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Resimde görüldüğü gibi santral alanı radyoaktif atık torbalarıyla dolup taşıyor.</p>
<p>Santralın 10-20 km çevresi kazadan hemen sonra boşaltıldığından, Çernobil&#8217;deki durumun aksine insanlar gereksiz yere radyasyon dozu almadılar. Çernobil’de ise, kaza gizlendiğinden, ilk 3 günde yüksek iyot 131 dozu nedeniyle, daha sonraki yıllarda, çocuklarda tiroit kanseri ortaya çıktı.</p>
<p>Fukuşima kazasından hemen sonra bölgenin boşaltılması sonucu fazla radyasyon dozu alan  ve radyasyondan ölen olmadı. Ancak evlerinden uzaklaşmak zorunda kalan bazı kişilerde depresyon ve travma nedeniyle ölenlerin 1000&#8217;i aştığı, bunların radyasyon travmasıyla öldüğü kanıtlanamasa da, medyada yer alıyor. Yerlerinden yurtlarından uzaklaştırılan halk, radyoaktif bulaşmayı, ‘kendilerini evlerine sokmayan bir düşman’ olarak görüyor diyor bir yazar.</p>
<p>Bu arada bazı yörelerde insanların tekrar evlerine dönmelerine izin veriliyor. Balıkçıların da ilk kez 25 Şubat 2017’de santraldan 7 km uzaklıktaki Ukeda Balıkçı limanındaki eski yerlerinde tekrar balıkçılığa başladığı medyada yer alıyor.</p>
<p>Öte yandan, bazı okulların çatılarındaki malzemede 15.000 Bq/kg düzeyinde fazla miktarda sezyum 137 (Cs 137) radyoaktivitesi ölçüldüğü açıklanıyor. Ülkedeki radyoaktif maddelerden temizleme ölçütü olan radyasyon doz hızı üst sınırı, 1 m yüksekteki ölçümler için, 23 mikroSv/saat olup çocuklarla ilgili yerlerde (okullarda, yuvalarda, oyun yerlerinde) bu üst sınır 50 cm yükseklikteki ölçümler için geçerlidir. Bazı kentlerde çocuklar için koruyucu bir önlem olarak, ölçüm yüksekliği hatta sadece 5 cm olup, 80 mikroSv/saat dolayına ulaşıldığında buraların temizlenmesi ya da malzemenin sıyrılıp alınıp götürülmesi gerekiyor.</p>
<p>Fukuşima’nın 200 km yarıçaplı çevresindeki bilimsel çalışmalarda, araştırmacılar toprak örneklerinin analizlerini yaptıklarında, radyoaktiviteli sezyum taneciklerinin ergimiş Silisyum dioksit (SiO<sub>2</sub>) maddesiyle, bir cins kuarz camıyla kaplandığını gördüler. Aynı sonuç Tokyo’daki havalandırma filtrelerinden kazadan hemen sonraki günlerde alınan örneklerde de ortaya çıktı.</p>
<p>Japonya resmi kurumu, aylık raporlarla Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu&#8217;nu (IAEA) bilgilendiriyor. Bu raporlarda, yeraltına sızıntılar, yeraltı suyundaki ve Pasifik Okyanusuna verilen sulardaki radyoaktivite ölçüm değerleri yer alıyor. Bu değerlerin izin verilen sınır değerleri aşmadığı açıklanıyor.</p>
<p><strong>Bug</strong><strong>üne kadar e</strong><strong>lde edilen bulgular ve özetle durum:</strong></p>
<ol>
<li>Fukuşima bölgesinde Cs 134 ve Cs 137 en yoğun radyoizotoplar olmuştur.</li>
<li>Radyasyon dozunun oluşmasına en büyük katkı vücudun dıştan ışınlanmasından gelmiştir (20 mSv’den az).</li>
<li>Vücudun içten ışınlanması, sıkı besin kontrolları nedeniyle önemsiz kaldı (besinlerde yapılmakta olan radyoaktivite ölçümleri ve kontrollar uzun süre devam edecek).</li>
<li>Japonya’nın her yerinde Fukuşima kaynaklı radyoizotoplar ölçülmüş ise de Fukuşima bölgesi en çok etkilenen bölge oldu.</li>
<li>Uluslararası araştırmalar (WHO, UNSCEAR) ve santral alanının temizlenmesi, reaktörlerin soğutulması, reaktörlerin çevresine set çekilmesi, havalandırma, filtreleme ve yakın çevrede koruyucu önlemler alınması gibi daha bir dizi önlem, onarım, bakım ve arındırma çalışmaları 30-40 yıl sürecektir. Santralların 6’sı da ileride de çalıştırılmayacaktır.</li>
</ol>
<p><strong>Alınan derslerin ışığında, yüksek güvenlikli yeni bir nükleer santral nasıl olmalı?</strong></p>
<p>Fukuşima kazasından alınan derslerin ışığında yüksek güvenlikli bir nükleer santralın teknik özellikleri şunlar olabilir:</p>
<ol>
<li>Santral depreme daha dayanıklı olarak projelendirilip kurulmalı (örneğin bugüne kadar ölçülen en büyük deprem 7 büyüklüğündeyse, santral 8 büyüklüğüne göre projelendirilmeli).</li>
<li>Santrala verilen elektriğin kesilmesi durumunda, ivedi (acil) dizelli elektrik üreteçleri sorunsuz çalışacak şekilde projelendirilmeli ve en uygun yerlerde konuşlandırılmalı, ( zemin altına konulmamalı).</li>
<li>Hidrojen gazı patlamalarının oluşmasını önleyecek sistem çalıştırılarak patlamalar ortaya çıkmamalı.</li>
<li>Nükleer yakıt maddesinin ergimesi durumunda reaktör kazanı (kabı) dıştan soğutularak çeliğin yapısı (sertliği) bozulmamalı ve böylelikle ergiyen yakıt kazan içinde kalmalı.</li>
<li>Çok yüksek sıcaklıkta reaktör kazanının delinmesi durumunda, kazanın altında yakıt tutma çanağı bulunmalı.</li>
<li>Santralda ivedi komuta merkezi ve simülatör bulunmalı personel önceden büyük bir kaza için eğitilmeli, ilgili tüm hazırlıklar ve kaza alıştırmaları yılda en az 2 kez yapılmalı.</li>
</ol>
<p><strong>Japony</strong><strong>a’da el</strong><strong>ektr</strong><strong>ik üretiminde nükleer enerjinin payı</strong></p>
<p>Japon hükümeti, ülkedeki toplam 54 nükleer reaktörden, o gün çalışan, 43 reaktörü 11 Mart 2011 kazasından sonra durdurdu. Bugün Japonya’da sadece 3 reaktör çalışıyor. Japon hükümeti, tekrar işletmeye açılan bu reakörlere ‘dünyanın en sıkı güvenlik önlemlerinin uygulandığını açıkladı. 22 reaktörün işletilmesi için yetkili kurumlara başvurulmuş olup bunlar için ilgili denetim ve yargı yolları aşılmaya çalışılıyor. Nükleer santralların durdurulmasıyla ortaya çıkan elektrik açığı ise, doğal enerji kaynakları olmayan Japonya’da, petrol ve doğal gazın dışardan satın alınmasıyla ‘termik elektrik santralları’ yoluyla karşılanıyor. Fukuşima kazasından önce, Japonya’nın elektrik üretiminin %30’unu karşılayan nükleer enerjinin 2030 yılında %20’ye indirilmesini Japon hükümeti amaçlıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5574 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f4-300x159.png" alt="" width="300" height="159" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f4-300x159.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f4.png 696w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>2016 başında, protestolara rağmen, tekrar işletmeye açılan Kansai Electric Power Şirketinin Japonya Oi’bölgesindeki nükleer santralı (<em>Kepco/Archivi)</em></p>
<p>Nükleer santralların tekrar işletmeye açılmaması için Japonya’dakä nükleer karşıtlar halktan destek buluyorlar. Japonya’da bugün yeni bir nükleer santralın yapımı ise sürüyor. Ancak artırılmış güvenlik önlemlerinin yerine getirilebilmesi için yapımı gecikiyor.</p>
<p><strong>Sonu</strong><strong>ç</strong></p>
<p>Büyük deprem ve Tsunami sonucu oluşan Fukuşima nükleer santral kazasında, reaktör ve yardımcı binalar hasar görmemiş, reaktörler deprem sinyalini alır almaz otomatik olarak durdurulmuş ancak santralda elektrik olmadığından reaktörler su basılarak soğutulamadığından büyük kaza ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Doğrudan radyasyon ışınlamasıyla kimse ölmemiş olmasına rağmen, bu kaza iki büyük karayıkımla (felaketle) sonuçlanmıştır:</p>
<ol>
<li>Fukuşima nükleer santrallarının bulunduğu alandaki binaların ve bunların içindeki reaktörlerle, yakıt elemanlarıyla, pompalarıyla, su tanklarıyla, boru hatlarıyla ve her türlü yardımcı sistemleriyle birlikte temizlenmesi, büyük iş gücü ve 100 milyar usd’yi geçebilecek parayla ancak 30-40 yılda yapılabilecektir.</li>
<li>Santral bölgesinden 20-30 km uzaklıktaki bölge içinde bir çok yerleşim yeri, toprak ve binalar özellikle Cs137 radyoaktif maddesiyle bulaşmış, buralarda yaşayan halkın büyük bir bölümü yerlerinden, yurtlarından uzaklaştırılarak travmaya girmiş, hastalanmalar, ölümler, hatta intiharlar olmuştur. İnsanların tekrar evlerine dönmeleri, ancak oturdukları yerlerin radyoaktif maddelerden temizlenmesi ve kontrolların yapıldıktan sonra sağlanabildiğinden, eve dönüşler çok yavaş ilerlemektedir.</li>
</ol>
<p>Kaza her ne kadar deprem ve Tsunami sonucu ortaya çıkmış ise de, eğer santral 1970’de yapılırken ABD Atom Enerjisi uzmanlarının (– General Electric şirketinin yaptığı bu cins bir reaktör koruyucu kabı ‘containment’ büyük bir kazada ortaya çıkacak basınca dayanamaz ve çevreye radyoaktif maddeler yayılır şeklinde özetlenecek) olumsuz raporları ve yukarıda belirttiğimiz önerilen güvenlik önlemleri kazadan çok önce göz önüne alınsaydı (örneğin ivedi elektrik üreteçleri zemin altından, üst katlara çıkarılsaydı) Tsunami’ye rağmen bu kaza olmayacaktı. Bu nedenle kaza doğadan ve reaktör tekniğinin bozukluğundan değil, insan hatasından ya da gereken güvenlik önlemlerinin dikkate alınmamasından kaynaklanmıştır. Sonuç olarak bu kaza, tüm nükleer santrallar için ders alınacak bir örnek olmuştur. Yeni nükleer santrallar bu kazadan alınan derslere göre planlanmaktadır. Örneğin, Japonya’daki tüm nükleer santrallarda ivedi elektrik üreteçleri 2011’den sonra üst katlara çıkarılmıştır.</p>
<p><strong>Yüksel Atakan</strong>, Dr., Radyasyon Fizikçisi, Almanya, <a href="mailto:ybatakan@gmail.com">ybatakan@gmail.com</a></p>
<p><strong>Birimler: </strong></p>
<p><strong>Becquerel: </strong>Radyoaktivite birimi: 1 Bq: Saniyede 1 atom çekirdeği bozunumu olup çok küçüktür.<br />
<strong>Sievert(Sv): </strong>Radyasyon doz birimi olup 1 Sv= 1Joule/kg (Gama ve Beta ışınları için Gray birimiyle aynıdır).<br />
Aslında 1 Sievert’lik doz, günlük yaşamda çok küçük bir doz olmakla birlikte, hücrelere enerji aktarımında ise çok büyük etkisi olduğundan bunun binde biri olan miliSv (mSv) kullanılıyor. Örneğin 1 yılda vücudumuzun aldığı doğal radyasyon dozu ortalama olarak kişi başına 2,4 mSv’dir.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Ülkemizde kurulacak nükleer santrallarla ilgili radyasyon güvenliği (FMO Teknik Raporu, Y.Atakan, 50 sayfa, <a href="http://www.fmo.org.tr">www.fmo.org.tr</a>)</li>
<li>Fukuşima kazasının 4.yılında durum (Bilim ve Gelecek dergisi Nisan 2015)</li>
<li>Radyasyon ve Sağlığımız kitabı: <a href="https://www.nobelkitap.com/kitap_113005_radyasyon-vesagligimiz.html">https://www.nobelkitap.com/kitap_113005_radyasyon-vesagligimiz.html</a> (Nobel yayınları 2014, Y.Atakan)</li>
<li><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/fukusima-kazasindan-5-yil-sonra-bugun-neler-biliyoruz">http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/fukusima-kazasindan-5-yil-sonra-bugun-neler-biliyoruz.</a></li>
</ol>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/kazadan-6-yil-sonra-fukusimada-durum-alinacak-dersler">Kazadan 6 yıl sonra Fukuşima’da durum ve alınacak dersler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5570</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fukuşima kazasından 5 yıl sonra bugün neler biliyoruz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/fukusima-kazasindan-5-yil-sonra-bugun-neler-biliyoruz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Yüzak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Apr 2016 21:17:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fukusima]]></category>
		<category><![CDATA[japonya]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer kaza]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer santral]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[radyoaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[sızıntı]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=1744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Japon hükümeti, ülkedeki toplam 54 nükleer reaktörden, o gün çalışan, 43 reaktörü 11 Mart 2011 kazasından sonra durdurdu. Bugün Japonya’da sadece güneydeki Sendai’de 2 reaktör tekrar çalıştırılıyor. 23 reaktörün işletilmesi için yetkili kurumlara başvurulmuş olup bunlar için ilgili denetim ve yargı yolları aşılmaya çalışılıyor. Kazadan önceki 54 reaktör ülkenin %30 elektrik gereksinimini karşılıyordu. İşletmeden çıkarılanlar sonucu ileride 43 reaktörün Japonya’da çalışması bekleniyor. Bunların tekrar işletmeye açılmaması için Japonya’da nükleer karşıtları destek buluyorlar. Japonya’da bugün yeni bir nükleer santralın yapımı ise sürüyor. Ancak artırılmış güvenlik önlemlerinin yerine getirilebilmesi için yapımı gecikiyor. 11 Mart 2011 üçlü felaketi Büyük deprem (9 büyüklüğünde ilk kez); 2. Tsunami ve 3. Fukuşima Nükleer Santral Kazası.. Deprem anında çalışan 1,2 ve 3 nolu reaktörler otomatikman durduruldu. Ancak nükleer yakıt elemanlarındaki bölünme ürünleri (radyoaktif maddeler) saldıkları ışınlarla ortamı ısıtmaya devam ettiklerinden, daha yıllarca soğutulmaları gerekiyordu. Ancak santralda elektrikler kesilmişti (YGH’ı kopmuş, dizelli ivedi elektrik üreteçlerini tsunami suları basıp işlemez duruma getirmişti). Kaza sonucu 380.000 kişi evlerinden uzaklaştırıldı. Bunlardan 130.000’i Nükleer santralın 20 km çevresinde oturuyordu. Toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma geldi. Deprem ve Tsunami sonucu 16.000 kişi yaşamını yitirdi, 3200 kişi de kayıp. Santralların geçmişine bakış General Electric Fukuşima nükleer santralları zaten başlangıçtan beri sorunluydu! Reaktörleri TEPCO şirketi işletiyordu. Reaktörlerin tümü kaynamalı sulu cinsten reaktörlerdi. ilk 4’ü 760 MWe (elektriksel) güçteydi. Son 2 reaktör 1067 ve 1325 MWe gücündeydiler. Fukuşima reaktörlerinin, reaktör binalarını çevreleyen &#8216;Koruyucu Kabının&#8217; (Containment), büyük bir reaktör kazasında ortaya çıkacak yüksek basınca dayanamayacağını daha 1970&#8217;de ABD Atom Enerjisi Kurumu uzmanları bir teknik raporla açıklamıştı. Buna rağmen, basınç düşürme sistemi yapılmadan reaktörler işletmeye açıldı. Kiler katındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında kalabileceği, uzmanlarca bir çok kez açıklanmasına rağmen bunlar üst katlara hem yer sorunu olduğundan hem de ek gider oluşturacağından taşınmadı. 2002 yılında TEPCO elemanları 16 yıl boyunca teknik raporları değiştirerek sistemlerdeki arıza ve kazaları gizledikleri, düzmece raporlar hazırladıkları ortaya çıkınca santrallar durduruldu ancak 2003 yılında bazı düzeltmelerden sonra tekrar işletildi. Kazadan 10 gün önce ise çeşitli aletlerin, pompaların ve dizelli elektrik üreteçlerinin 11 yıldır bakımlarının tam yapılmadığı açıklanmıştı ama aldıran olmadı. Kısacası: Kaza geliyorum diyordu. Fukuşima&#8217;da bugün durum? Radyoaktif maddelerden temizleme, yıkama binaları kapsülleme ve reaktörleri soğutma gibi çalışmalar sürüyor. Sıvı ve katı atık depo/tanklarıyla santral alanı (şekildeki gibi) dolmuş durumda. Reaktörlerin çevresindeki alan ancak 30-40 yılda temizlenebilecek ve bunun maliyeti 100 milyar doları geçeceği belirtiliyor. Santralın10-20 km çevresi kazadan hemen sonra boşaltıldığından, Çernobil&#8217;deki durumun aksine insanlar gereksiz yere radyasyon dozu almadılar. Çernobil’de ise, kaza gizlendiğinden, ilk 3 günde yüksek iyot 131 dozu nedeniyle, daha sonraki yıllarda, çocuklarda tiroit kanseri ortaya çıktı. Fukuşima kazasından hemen sonra bölgenin boşaltılması sonucu fazla radyasyon dozu alan  ve radyasyondan ölen olmadı. Ancak evlerinden uzaklaşmak zorunda kalan bazı kişilerde depresyon ve travma nedeniyle ölenlerin 1000&#8217;i aştığı, kanıtlanamasa da, medyada yer alıyor. Elde edilen bulgular ve özetle durum: Fukuşima bölgesinde Cs 134 ve Cs 137 en yoğun radyoizotoplar olmuştur. Radyasyon dozunun oluşmasına en büyük katkı vücudun dıştan ışınlanmasından gelmiştir (20 mSv’den az). Vücudun içten ışınlanması, sıkı besin kontrolları nedeniyle önemsiz kaldı (besinlerde yapılmakta olan radyoaktivite ölçümleri ve kontrollar uzun süre devam edecek). Japonya’nın her yerinde Fukuşima kaynaklı radyoizotoplar ölçülmüş ise de Fukuşima bölgesi en çok etkilenen bölge oldu. Uluslararası araştırmalar (WHO, UNSCEAR) ve santral alanının temizlenmesi, reaktörlerin soğutulması, reaktörlerin çevresine set çekilmesi, havalandırma, filtreleme ve yakın çevrede koruyucu önlemler alınması gibi daha bir dizi önlem, onarım, bakım ve arındırma çalışmaları 30-40 yıl sürecektir. Santralların 6’sı da ileride de çalıştırılmayacaktır. Alınan dersler Yeni bir nükleer santral projesinde Fukuşima kazasından alınacak önemli derslerin başlıcaları ve yüksek güvenlikli bir nükleer santralın teknik özellikleri şöyle ortaya çıktı. Santral depreme daha dayanıklı olarak projelendirilip kurulmalı. Santrala verilen elektriğin kesilmesinde, ivedi (acil) dizel jeneratörleri sorunsuz çalışacak şekilde projelendirilmeli ve en uygun yerlerde konuşlandırılmalı. Hidrojen gazı patlamalarının oluşmasını önleyecek sistem çalıştırılarak patlamalar ortaya çıkmamalı. Nükleer yakıt maddesinin ergimesi durumunda reaktör kazanı dıştan soğutularak çeliğin yapısı (sertliği) bozulmadan ergiyen yakıt kazan içinde kalmalı. Çok yüksek sıcaklıkta reaktör kazanının delinmesi durumunda, kazanın altında yakıt tutma çanağı bulunmalı. Santralda ivedi komuta merkezi ve simülatör bulunmalı personel önceden hazırlanmalı. Yüksel Atakan, Dr., Radyasyon Fizikçisi, Almanya, ybatakan@gmail.com Kaynaklar: Ülkemizde kurulacak nükleer santrallarla ilgili radyasyon güvenliği (FMO Teknik Raporu, Y.Atakan, 50 sayfa, www.fmo.org.tr) Fukuşima kazasının 4.yılında durum (Bilim ve Gelecek dergisi Nisan 2015) Radyasyon ve Sağlığımız kitabı: https://www.nobelkitap.com/kitap_113005_radyasyon-vesagligimiz.html (Nobel yayınları 2014, Y.Atakan)</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/fukusima-kazasindan-5-yil-sonra-bugun-neler-biliyoruz">Fukuşima kazasından 5 yıl sonra bugün neler biliyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Japon hükümeti, ülkedeki toplam 54 nükleer reaktörden, o gün çalışan, 43 reaktörü 11 Mart 2011 kazasından sonra durdurdu. Bugün Japonya’da sadece güneydeki Sendai’de 2 reaktör tekrar çalıştırılıyor. 23 reaktörün işletilmesi için yetkili kurumlara başvurulmuş olup bunlar için ilgili denetim ve yargı yolları aşılmaya çalışılıyor.</p>
<p>Kazadan önceki 54 reaktör ülkenin %30 elektrik gereksinimini karşılıyordu. İşletmeden çıkarılanlar sonucu ileride 43 reaktörün Japonya’da çalışması bekleniyor. Bunların tekrar işletmeye açılmaması için Japonya’da nükleer karşıtları destek buluyorlar. Japonya’da bugün yeni bir nükleer santralın yapımı ise sürüyor. Ancak artırılmış güvenlik önlemlerinin yerine getirilebilmesi için yapımı gecikiyor.</p>
<p><strong>11 Mart 2011 üçlü felaketi</strong></p>
<ol>
<li>Büyük deprem (9 büyüklüğünde ilk kez); 2. Tsunami ve 3. Fukuşima Nükleer Santral Kazası.. Deprem anında çalışan 1,2 ve 3 nolu reaktörler otomatikman durduruldu. Ancak nükleer yakıt elemanlarındaki bölünme ürünleri (radyoaktif maddeler) saldıkları ışınlarla ortamı ısıtmaya devam ettiklerinden, daha yıllarca soğutulmaları gerekiyordu. Ancak santralda elektrikler kesilmişti (YGH’ı kopmuş, dizelli ivedi elektrik üreteçlerini tsunami suları basıp işlemez duruma getirmişti).</li>
</ol>
<p>Kaza sonucu 380.000 kişi evlerinden uzaklaştırıldı. Bunlardan 130.000’i Nükleer santralın 20 km çevresinde oturuyordu. Toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma geldi. Deprem ve Tsunami sonucu 16.000 kişi yaşamını yitirdi, 3200 kişi de kayıp.</p>
<p><strong>Santralların geçmişine bakış</strong></p>
<p>General Electric Fukuşima nükleer santralları zaten başlangıçtan beri sorunluydu! Reaktörleri TEPCO şirketi işletiyordu. Reaktörlerin tümü kaynamalı sulu cinsten reaktörlerdi. ilk 4’ü 760 MWe (elektriksel) güçteydi. Son 2 reaktör 1067 ve 1325 MWe gücündeydiler.</p>
<p>Fukuşima reaktörlerinin, reaktör binalarını çevreleyen &#8216;Koruyucu Kabının&#8217; (Containment), büyük bir reaktör kazasında ortaya çıkacak yüksek basınca dayanamayacağını daha 1970&#8217;de ABD Atom Enerjisi Kurumu uzmanları bir teknik raporla açıklamıştı. Buna rağmen, basınç düşürme sistemi yapılmadan reaktörler işletmeye açıldı. Kiler katındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında kalabileceği, uzmanlarca bir çok kez açıklanmasına rağmen bunlar üst katlara hem yer sorunu olduğundan hem de ek gider oluşturacağından taşınmadı.</p>
<p>2002 yılında TEPCO elemanları 16 yıl boyunca teknik raporları değiştirerek sistemlerdeki arıza ve kazaları gizledikleri, düzmece raporlar hazırladıkları ortaya çıkınca santrallar durduruldu ancak 2003 yılında bazı düzeltmelerden sonra tekrar işletildi. Kazadan 10 gün önce ise çeşitli aletlerin, pompaların ve dizelli elektrik üreteçlerinin 11 yıldır bakımlarının tam yapılmadığı açıklanmıştı ama aldıran olmadı. <strong>Kısacası: Kaza geliyorum diyordu.</strong></p>
<p><strong>Fukuşima&#8217;da bugün durum?</strong></p>
<p>Radyoaktif maddelerden temizleme, yıkama binaları kapsülleme ve reaktörleri soğutma gibi çalışmalar sürüyor. Sıvı ve katı atık depo/tanklarıyla santral alanı (şekildeki gibi) dolmuş durumda. Reaktörlerin çevresindeki alan ancak 30-40 yılda temizlenebilecek ve bunun maliyeti 100 milyar doları geçeceği belirtiliyor.</p>
<p>Santralın10-20 km çevresi kazadan hemen sonra boşaltıldığından, Çernobil&#8217;deki durumun aksine insanlar gereksiz yere radyasyon dozu almadılar. Çernobil’de ise, kaza gizlendiğinden, ilk 3 günde yüksek iyot 131 dozu nedeniyle, daha sonraki yıllarda, çocuklarda tiroit kanseri ortaya çıktı.</p>
<p>Fukuşima kazasından hemen sonra bölgenin boşaltılması sonucu fazla radyasyon dozu alan  ve radyasyondan ölen olmadı. Ancak evlerinden uzaklaşmak zorunda kalan bazı kişilerde depresyon ve travma nedeniyle ölenlerin 1000&#8217;i aştığı, kanıtlanamasa da, medyada yer alıyor.</p>
<p>Elde edilen bulgular ve özetle durum:</p>
<ol>
<li>Fukuşima bölgesinde Cs 134 ve Cs 137 en yoğun radyoizotoplar olmuştur.</li>
<li>Radyasyon dozunun oluşmasına en büyük katkı vücudun dıştan ışınlanmasından gelmiştir (20 mSv’den az).</li>
<li>Vücudun içten ışınlanması, sıkı besin kontrolları nedeniyle önemsiz kaldı (besinlerde yapılmakta olan radyoaktivite ölçümleri ve kontrollar uzun süre devam edecek).</li>
<li>Japonya’nın her yerinde Fukuşima kaynaklı radyoizotoplar ölçülmüş ise de Fukuşima bölgesi en çok etkilenen bölge oldu.</li>
<li>Uluslararası araştırmalar (WHO, UNSCEAR) ve santral alanının temizlenmesi, reaktörlerin soğutulması, reaktörlerin çevresine set çekilmesi, havalandırma, filtreleme ve yakın çevrede koruyucu önlemler alınması gibi daha bir dizi önlem, onarım, bakım ve arındırma çalışmaları 30-40 yıl sürecektir. Santralların 6’sı da ileride de çalıştırılmayacaktır.</li>
</ol>
<p><strong>Alınan dersler</strong></p>
<p>Yeni bir nükleer santral projesinde Fukuşima kazasından alınacak önemli derslerin başlıcaları ve yüksek güvenlikli bir nükleer santralın teknik özellikleri şöyle ortaya çıktı.</p>
<ol>
<li>Santral depreme daha dayanıklı olarak projelendirilip kurulmalı.</li>
<li>Santrala verilen elektriğin kesilmesinde, ivedi (acil) dizel jeneratörleri sorunsuz çalışacak şekilde projelendirilmeli ve en uygun yerlerde konuşlandırılmalı.</li>
<li>Hidrojen gazı patlamalarının oluşmasını önleyecek sistem çalıştırılarak patlamalar ortaya çıkmamalı.</li>
<li>Nükleer yakıt maddesinin ergimesi durumunda reaktör kazanı dıştan soğutularak çeliğin yapısı (sertliği) bozulmadan ergiyen yakıt kazan içinde kalmalı.</li>
<li>Çok yüksek sıcaklıkta reaktör kazanının delinmesi durumunda, kazanın altında yakıt tutma çanağı bulunmalı.</li>
<li>Santralda ivedi komuta merkezi ve simülatör bulunmalı personel önceden hazırlanmalı.</li>
</ol>
<p><strong>Yüksel Atakan</strong>, Dr., Radyasyon Fizikçisi, Almanya, <a href="mailto:ybatakan@gmail.com">ybatakan@gmail.com</a></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Ülkemizde kurulacak nükleer santrallarla ilgili radyasyon güvenliği (FMO Teknik Raporu, Y.Atakan, 50 sayfa, <a href="http://www.fmo.org.tr">www.fmo.org.tr</a>)</li>
<li>Fukuşima kazasının 4.yılında durum (Bilim ve Gelecek dergisi Nisan 2015)</li>
<li>Radyasyon ve Sağlığımız kitabı: <a href="https://www.nobelkitap.com/kitap_113005_radyasyon-vesagligimiz.html">https://www.nobelkitap.com/kitap_113005_radyasyon-vesagligimiz.html</a> (Nobel yayınları 2014, Y.Atakan)</li>
</ol>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/fukusima-kazasindan-5-yil-sonra-bugun-neler-biliyoruz">Fukuşima kazasından 5 yıl sonra bugün neler biliyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1744</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
