<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kişilik arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kisilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/kisilik</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Nov 2018 11:40:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bilim insanları dört temel kişilik tipi belirledi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/bilim-insanlari-dort-temel-kisilik-tipi-belirledi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2018 10:29:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ben merkezci]]></category>
		<category><![CDATA[beş büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çekingen]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama insan tipi]]></category>
		<category><![CDATA[rol model]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12081</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişilik testlerini hepiniz bilirsiniz. Gerek okullarda rehber öğretmenler gerekse iş görüşmelerinde sıklıkla kullanılır. Bu konu son zamanlara kadar bilim dünyasının pek çalışma alanına girmemişti. Ancak Nature Human Behavior’da yayınlanan büyük ve yeni bir araştırma, 4 temel kişilik tipi olduğunu ortaya çıkardı: Ortalama insan tipi, rol model, çekingen ve ben merkezci. Bu özelliklerin her biri, insanların nevrotiklik, dışa dönüklük, açıklık, uyumluluk ve sorumluluk gibi beş farklı ana karakter özelliğini gösterme derecesine dayanıyor. 1 milyon insanın verileri Northwestern Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, dünya genelinde 1 milyondan fazla insanı içeren bir veri seti kullanarak karakter analizi yaptılar. Araştırmayı yürüten ekipten kimya ve biyoloji mühendisliği profesörü olan Luis Amaral, kişilik özellikleri konusunda çalışmalar yapıldığını psikometrinin alanına girdiğini, ancak kişilik tiplerinin bugüne kadar tam belirlenemediğini belirterek bunun nedeninin yeterli veri toplanamaması olarak açıklıyor. Bu soruyu cevaplamak için, Amaral ve arkadaşı Martin Gerlach’ın hazırladığı ankete, dünyanın dört bir yanından farklı yaşlardan 1,5 milyon insan yanıt verdi. İki bilim insanı yanıtları sıralamak için bir algoritma kullandı ve dört anket veri kümesinde dört kişilik türünü ortaya çıkardı. Çalışmada incelenen 1 milyonun üzerindeki insanda en yoğun olarak görülen karakter ortalama insan. Bu karakter tipi, dışa dönüklük ve duygusal dengesizlik değerlerinde yüksek puanlar alırken, açıklık konusunda iyi puanlar alamıyor. Öte yandan rol modeller duygusal dengesizlikte düşük puanlar alırken, diğer etmenlerin hepsinde en yüksek puanları alıyor. Çekingenlere baktığımızda açıklık ve duygusal dengesizliklerinin daha az olduğu görülüyor. Bencil insan karakteri ise dışa dönüklük özelliklerinde iyiyken diğer özelliklerde ortalamanın altına düşüyor. Weinberg College of Arts and Sciences’ta psikoloji profesörü olan William Revelle, insan karakterinin Hipokrat zamanından beri kategorize edilmeye çalışıldığını, ancak bilimsel literatürün bunu pek de mantıklı bulmadığını söylüyor. Revelle, yeni bulguların, bazı karakter tiplerine daha sık rastlandığına işaret ettiğinin önemine de vurgu yapıyor. İnternet kullanımı olmasa bu büyüklükte bir veri setiyle araştırma yapmanın mümkün olmayacağını ifade eden Amaral, eskiden olsa araştırmacıların kampüslerden -belki- birkaç yüz kişiden veri toplayabileceğini de sözlerine ekliyor. Araştırmacılar, belirlenen kişilik tiplerinin -her şeye rağmen- zamanla değişebileceğini ve bu bulgunun, ileride işe alım süreçlerini etkileyebileceğini de ifade ediyorlar. “Beş Büyük” faktör kuramı kullanıldı Bu araştırmada psikolojideki Big Five, yani Beş Büyük faktör kuramı kullanıldı. Bu kuram, kişilik boyutlarını -deneysel araştırmalarla tespit edilmiş- beş temel etmenle değerlendiriyor. Bu etmenler; açıklık (openness), sorumluluk (conscientiousness), dışa dönüklük (extraversion), uyumluluk (agreeableness) ve duygusal dengesizlik (neuroticism) olarak karşımıza çıkıyor. Açıklık (Openness): Sanatı, yeni fikir, değer, duygu ve davranışları takdir etme eğilimi. Sorumluluk (Conscientiousness): Dikkatli olma, randevu için zamanında orada olma, kurallara uyma ve çalışkanlık eğilimi.  Dışa dönüklük (Extraversion): Konuşkanlık, sosyalleşme, başka insanlarla vakit geçirmekten hoşlanma ve baskın olma eğilimi Uyumluluk (Agreeableness): Kişinin kendi görüşlerini savunmak yerine, başkalarının görüşlerine uyum sağlama eğilimi.  Duygusal dengesizlik (Neuroticism): Duyguları uçlarda yaşama eğilimi; Öfke, endişe ve hüzün gibi olumsuz duyguları sıkça yaşama. Kaynak: https://www.mnn.com/health/fitness-well-being/stories/4-personality-types-northwestern-study https://www.nature.com/articles/s41562-018-0419-z</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/bilim-insanlari-dort-temel-kisilik-tipi-belirledi">Bilim insanları dört temel kişilik tipi belirledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kişilik testlerini hepiniz bilirsiniz. Gerek okullarda rehber öğretmenler gerekse iş görüşmelerinde sıklıkla kullanılır. Bu konu son zamanlara kadar bilim dünyasının pek çalışma alanına girmemişti. Ancak <em>Nature Human Behavior</em>’da yayınlanan büyük ve yeni bir araştırma, 4 temel kişilik tipi olduğunu ortaya çıkardı: <strong>Ortalama insan tipi</strong>, <strong>rol model</strong>, <strong>çekingen</strong> ve <strong>ben merkezci</strong>. Bu özelliklerin her biri, insanların nevrotiklik, dışa dönüklük, açıklık, uyumluluk ve sorumluluk gibi beş farklı ana karakter özelliğini gösterme derecesine dayanıyor.</p>
<p><strong>1 milyon insanın verileri</strong></p>
<p>Northwestern Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, dünya genelinde 1 milyondan fazla insanı içeren bir veri seti kullanarak karakter analizi yaptılar. Araştırmayı yürüten ekipten kimya ve biyoloji mühendisliği profesörü olan <strong>Luis Amaral</strong>, kişilik özellikleri konusunda çalışmalar yapıldığını psikometrinin alanına girdiğini, ancak kişilik tiplerinin bugüne kadar tam belirlenemediğini belirterek bunun nedeninin yeterli veri toplanamaması olarak açıklıyor. Bu soruyu cevaplamak için, Amaral ve arkadaşı <strong>Martin Gerlach</strong>’ın hazırladığı ankete, dünyanın dört bir yanından farklı yaşlardan 1,5 milyon insan yanıt verdi.</p>
<p>İki bilim insanı yanıtları sıralamak için bir algoritma kullandı ve dört anket veri kümesinde dört kişilik türünü ortaya çıkardı. Çalışmada incelenen 1 milyonun üzerindeki insanda en yoğun olarak görülen karakter <strong>ortalama insan</strong>. Bu karakter tipi, dışa dönüklük ve duygusal dengesizlik değerlerinde yüksek puanlar alırken, açıklık konusunda iyi puanlar alamıyor.</p>
<p>Öte yandan <strong>rol modeller</strong> duygusal dengesizlikte düşük puanlar alırken, diğer etmenlerin hepsinde en yüksek puanları alıyor. <strong>Çekingenlere</strong> baktığımızda açıklık ve duygusal dengesizliklerinin daha az olduğu görülüyor. <strong>Bencil insan</strong> karakteri ise dışa dönüklük özelliklerinde iyiyken diğer özelliklerde ortalamanın altına düşüyor.</p>
<p>Weinberg College of Arts and Sciences’ta psikoloji profesörü olan <strong>William Revelle</strong>, insan karakterinin Hipokrat zamanından beri kategorize edilmeye çalışıldığını, ancak bilimsel literatürün bunu pek de mantıklı bulmadığını söylüyor. Revelle, yeni bulguların, bazı karakter tiplerine daha sık rastlandığına işaret ettiğinin önemine de vurgu yapıyor.</p>
<p>İnternet kullanımı olmasa bu büyüklükte bir veri setiyle araştırma yapmanın mümkün olmayacağını ifade eden Amaral, eskiden olsa araştırmacıların kampüslerden -belki- birkaç yüz kişiden veri toplayabileceğini de sözlerine ekliyor.</p>
<p>Araştırmacılar, belirlenen kişilik tiplerinin -her şeye rağmen- zamanla değişebileceğini ve bu bulgunun, ileride işe alım süreçlerini etkileyebileceğini de ifade ediyorlar.</p>
<p><strong>“Beş Büyük” faktör kuramı kullanıldı</strong></p>
<p>Bu araştırmada psikolojideki Big Five, yani Beş Büyük faktör kuramı kullanıldı. Bu kuram, kişilik boyutlarını -deneysel araştırmalarla tespit edilmiş- beş temel etmenle değerlendiriyor. Bu etmenler; açıklık (openness), sorumluluk (conscientiousness), dışa dönüklük (extraversion), uyumluluk (agreeableness) ve duygusal dengesizlik (neuroticism) olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>Açıklık (Openness): </strong>Sanatı, yeni fikir, değer, duygu ve davranışları takdir etme eğilimi.</p>
<p><strong>Sorumluluk (Conscientiousness): </strong>Dikkatli olma, randevu için zamanında orada olma, kurallara uyma ve çalışkanlık eğilimi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Dışa dönüklük (Extraversion): </strong>Konuşkanlık, sosyalleşme, başka insanlarla vakit geçirmekten hoşlanma ve baskın olma eğilimi</p>
<p><strong>Uyumluluk (Agreeableness): </strong>Kişinin kendi görüşlerini savunmak yerine, başkalarının görüşlerine uyum sağlama eğilimi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Duygusal dengesizlik (Neuroticism): </strong>Duyguları uçlarda yaşama eğilimi; Öfke, endişe ve hüzün gibi olumsuz duyguları sıkça yaşama.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p><a href="https://www.mnn.com/health/fitness-well-being/stories/4-personality-types-northwestern-study"><strong>https://www.mnn.com/health/fitness-well-being/stories/4-personality-types-northwestern-study</strong></a></p>
<p><a href="https://www.nature.com/articles/s41562-018-0419-z"><strong>https://www.nature.com/articles/s41562-018-0419-z</strong></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/bilim-insanlari-dort-temel-kisilik-tipi-belirledi">Bilim insanları dört temel kişilik tipi belirledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12081</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çevrenizdeki narsisistleri ne kadar tanıyorsunuz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/cevrenizdeki-narsisistleri-ne-kadar-taniyorsunuz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2017 14:05:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[kendini sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[küçümsemek]]></category>
		<category><![CDATA[narcissus]]></category>
		<category><![CDATA[narkissos]]></category>
		<category><![CDATA[narsisist]]></category>
		<category><![CDATA[nergis]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[özsaygı]]></category>
		<category><![CDATA[özsevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sigmund freud]]></category>
		<category><![CDATA[üstün görmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde özellikle de Donald Trump ile ilgili haberlerde narsisist sözcüğüne sıklıkla tanık olduk. İyi de, narsisist tam olarak ne anlama geliyor? Aşağıdaki metin bu tür haberleri yapan kitle iletişim araçlarının ya da uzmanların haklı olup olmadıkları, sizin çevrenizde de salt kendilerini düşünen narsisist kişilerin bulunup bulunmadığı konusunda daha sağlıklı yorumlar yapmanıza yardımcı olabilir. Narsisizmin kökeni Özseverlik olarak da bilinen narsisizm teriminin kökenleri, Yunan mitolojisinde güzelliği dillere destan Narkissos adlı bir delikanlıya uzanıyor. Mitolojiyegöre Narkissos’u gören herkes gönlünü ona kaptırıyor, ama delikanlı hiç kimseye yüz vermiyor. Günün birinde Narkissos sudaki yansımasını görüyor (o dönemde henüz ayna bulunmamıştır) ve görür görmez de kendisine âşık oluyor ve suyun başından ayrılamıyor. Sonuçta Narkissos kimi kaynaklara göre suyun başında kala kala solup gidiyor, kimilerine göre o güzel görüntüye daha yakın olmak isterken suya düşüp boğuluyor, ya da kendisiyle duygusal bir ilişkiye giremeyeceğini fark edip canına kıyıyor. Nedeni her ne olursa olsun, yaşamı yoğun sıkıntılar içinde geçen Narkissos tek başına ölüyor. Öldüğü yerde de nergis olarak bildiğimiz çiçek bitiyor. Mitolojiden gerçekliğe 1900’lerin başlarında Sigmund Freud narsisizm kavramını ruhsal çözümleme kuramının bir parçası olarak gündeme getirdi. Daha sonraki yıllarda narsisizm teriminin yerini megalomani (kendini olduğundan çok daha büyük görme hastalığı) ya da aşırı benmerkezcilik gibi daha incelikli terimler aldı. 1968 yılından sonra bu durum tıp dünyasında narsistik kişilik bozukluğu adı verilen tanımlanabilir bir rahatsızlığa dönüştü. Bu tür kişiliğe sahip olanlar kendilerine büyük bir hayranlık duyarken, başkalarına tepeden bakar ve onları küçümserler. Bu dengesiz kişilikler aşırı duygusal ve coşkulu olurlar, ancak sevecenlik ve eşduyum gibi başkalarıyla ilintili duygulardan genelde yoksundurlar. Günümüzde narsisistik kişilik bozukluğu ne gibi belirtilerle kendini belli ediyor?  Kişinin kendisini herkesten üstün görmesi ve başkalarına tepeden bakması. Güçlü, başarılı ve çekici bir kişi olmayı düşlemesi, kendisini alanındaki en başarılı kişilerden biri olarak görmesi, olağanüstü güçlere sahip bir kahraman olduğunu ve dergi kapaklarını süsleyebilecek çekiciliğe sahip olduğunu düşünmesi ve bunun yalnızca kendi kafasında oluşturduğu bir sanı olduğunun ayırdına varmaması. Başarı ve yeteneklerini  abartması, söz gelimi, tenis turnuvasında dokuzuncu olmasına karşın, orada olmayanlara birinci geldiğini söylemesi. Sürekli olarak başkalarından övgü ve beğenilerini belirten sözcükler beklemesi, çöpü kapıya koymak gibi, yaptığı en önemsiz işi bile başkalarının övgüyle karşılamasını istemesi. Özel biri olduğuna inanması ve öyleymiş gibi davranması, kendisinin Tanrı’nın çevresindeki kadınlara, erkeklere, iş arkadaşlarına, yani tüm dünyaya sunduğu bir armağan olduğunu düşünmesi ve bu nedenle de herkesin buna göre davranmasını beklemesi (ancak bunu kendi dışında kimse bilmez). Başkalarının duygu ve düşüncelerini anlamaktan yoksun olması-bir şeylerin öyle olması gerektiğini ya da yanıldıklarını söylediğinde insanların bozuk çalmalarına bir anlam verememesi. Herkesin kendi görüş ve düşüncelerine uymasını beklemesi, ona göre tek yol söz konusudur ve bu yol kendi  yoludur. Bu yüzden başkalarının kendi görüşlerini onunla paylaşmalarından huzursuz olur, çünkü başkalarının düşünce ve tasarıları onunkinin yanında bir hiçtir. Başkalarından çıkar sağlaması, ana babasının arabasını, kredi kartını, eşyalarını, giysilerini onların onayı olmaksızın alması, sırada bekleyen yaşlı bir kişinin önüne geçmesi, ya da ufacık bir iyilik yaptığında çok daha büyük bir karşılık beklemesi. Daha değersiz olduğuna inandığı kişileri küçümsemesi, mesela, dondurucu soğukta sokakta kalan evsiz barksız kişinin mantosuz ve ayakkabısız olmasını şaşkınlıkla karşılaması. Başkalarını kıskanması, ödülü, övgüyü başkalarının değil, bir tek kendisinin hak ettiğine inanması. Kendisinden daha çekici, daha zeki, daha başarılı olduğunu düşündüğü kişileri kara listeye alması, onlardan nefret etmesi ve onlara sayıp sövmesi. Başkalarının kendisini kıskandığına inanması, bu kişiye göre, herkes onun gibi olmaya öykünür. Sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanması, ailesi ve arkadaşlarının kendisini anlamadıklarını düşünüp onlarla ilişkiyi  kesmesi;  gönül ilişkilerinde bir türlü istediğini bulamayıp, sürekli sevgili değiştirmesi. Gerçekçi olmayan hedefler belirlemesi, günün birinde büyük bir şirketin yönetim kurulu başkanı olacağı, bir sinema yıldızı ile evleneceği, ya da Bill Gates’in milyarlarına konacağı gibi gerçek dışı düşler kurması. Kolayca incinmesi ve kabuğuna çekilmesi, insanların kendisini sürekli olarak ve bile bile incittiklerini düşünüp buna bir anlam verememesi ve bu duygunun üstesinden kolay kolay gelememesi, ya da hiç gelememesi. Özsaygı duygusunun kolaylıkla zedelenmesi, onca afra tafranın ardında son derece kırılgan bir kişinin yatması. Kararlı ve duygusuz biriymiş gibi görünmeye çalışması. Güven ve Narsisizm Bu özellikler özgüven duygusunun yüksek olmasının basit bir sonucu olarak da karşımıza çıkabilir. Ne var ki, özgüven ve özsaygının sağlıklı dozlarda olduğu kişiler başkalarına da değer verdiklerinden bu kişileri başkalarına tepeden bakan kişilerden ayırmak gerekir. Narsisist kişilikler genelde sohbetlerde herkesi susturup yalnızca kendileri konuşan, burunları havada, kibirli kişiler olurlar. Her şeyin en iyisini kendilerine isterler ve istediklerini elde edemezlerse öfkelenebilirler. İlginç bir biçimde, narsisist davranış biçimlerinin ardında çoğu zaman düşük düzeyde bir özgüven duygusu yatmaktadır. Narsisist kişiler eleştiriyi kaldıramazlar ve eleştiri karşısında küplere binip kendilerini rahatlatmak amacıyla başkalarını küçümseme yoluna giderler. Kendi yaptıklarını görmezden gelmek narsisist kişiler için son derece olağan bir davranıştır, çünkü yapılanlar kendileriyle ilgili o kusursuz ve baskın kişilik algısına ters düşer. Gelgelelim, narsisistler başka narsisistleri kolayca fark edebilir ve onlarla boy ölçüşmekten kaçınırlar. Çünkü bunun bedeli çok ağır olur. Ne yazık ki, narsisist kişiler ilişkilerinin koptuğuna tanık olabilirler. İnsanlar bir süre sonra bu kişilerle birlikte olmak istemezler. Bu tür kişiliklerin, ister kişisel, ister okul ya da işlerindeki tüm ilişkileri sorunludur; kimi zaman parasal sorunlar da yaşarlar, çünkü bu kişiler görüntüye çok önem verdiklerinden kendilerine pahalı eşya ve giysiler almadan edemezler. Siz de bu tür belirtiler taşıdığınızdan kuşkulanıyorsanız ve bir değişiklik yapmaya hazırsanız, kendinize yeni bir yol çizmek, daha sağlıklı ilişkiler kurmak ve daha sağlıklı bir yaşam için bir uzmana başvurun. Çevrenizde böyle birilerini tanıyor ya da bu türde bir kişilikle birlikte çalışıyorsanız, bu kişilerin kendi davranışlarını gerçekçi bir biçimde değerlendiremediklerini, sizinle aynı duyguları paylaşmaktan ve sevecenlikten yoksun olduklarını unutmayın. Bu kişiler sizin iyi niyetli ilginizi büyük bir olasılıkla işlerine karışmak olarak algılayacaktır. Bu kişilerle aynı iş yerindeyseniz, onlarla ilişkiyi en aza indirin. Veya, yaşamınızı paylaşıyorsanız, ona olabildiğince sevecen ve “içtenlikle” davranmaya özen gösterin, ama kendinizi de unutmayın. Bu kişi üzerinizde aşırı bir yük oluşturuyorsa, bir uzmana başvurun ve onun bu özellikleriyle başa çıkmanın yollarını öğrenin. Bir de, yaşamınızdaki olumlu şeylere odaklanmaya çalışın ve geçmişte yaşadığınız güzel deneyimleri düşünün. Daha güzel bir gelecek için tasarılar yapmaya başlayın, güzel bir gelecek sizi bekliyor. Bu kişi ile birlikte ya da onsuz, çok daha doyurucu ve anlamlı bir yaşam sürdürmeye çalışın. Rita Urgan / Psychology Today, Mart 2016 Görsel: Echo and Narcissus / John William Waterhouse, 1903.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/cevrenizdeki-narsisistleri-ne-kadar-taniyorsunuz">Çevrenizdeki narsisistleri ne kadar tanıyorsunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde özellikle de Donald Trump ile ilgili haberlerde narsisist sözcüğüne sıklıkla tanık olduk. İyi de, narsisist tam olarak ne anlama geliyor? Aşağıdaki metin bu tür haberleri yapan kitle iletişim araçlarının ya da uzmanların haklı olup olmadıkları, sizin çevrenizde de salt kendilerini düşünen narsisist kişilerin bulunup bulunmadığı konusunda daha sağlıklı yorumlar yapmanıza yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Narsisizmin kökeni</strong></p>
<p>Özseverlik olarak da bilinen narsisizm teriminin kökenleri, Yunan mitolojisinde güzelliği dillere destan Narkissos adlı bir delikanlıya uzanıyor. Mitolojiyegöre Narkissos’u gören herkes gönlünü ona kaptırıyor, ama delikanlı hiç kimseye yüz vermiyor. Günün birinde Narkissos sudaki yansımasını görüyor (o dönemde henüz ayna bulunmamıştır) ve görür görmez de kendisine âşık oluyor ve suyun başından ayrılamıyor.</p>
<p>Sonuçta Narkissos kimi kaynaklara göre suyun başında kala kala solup gidiyor, kimilerine göre o güzel görüntüye daha yakın olmak isterken suya düşüp boğuluyor, ya da kendisiyle duygusal bir ilişkiye giremeyeceğini fark edip canına kıyıyor. Nedeni her ne olursa olsun, yaşamı yoğun sıkıntılar içinde geçen Narkissos tek başına ölüyor. Öldüğü yerde de nergis olarak bildiğimiz çiçek bitiyor.</p>
<p><strong>Mitolojiden gerçekliğe</strong></p>
<p>1900’lerin başlarında <strong>Sigmund Freud</strong> narsisizm kavramını ruhsal çözümleme kuramının bir parçası olarak gündeme getirdi. Daha sonraki yıllarda narsisizm teriminin yerini megalomani (kendini olduğundan çok daha büyük görme hastalığı) ya da aşırı benmerkezcilik gibi daha incelikli terimler aldı. 1968 yılından sonra bu durum tıp dünyasında narsistik kişilik bozukluğu adı verilen tanımlanabilir bir rahatsızlığa dönüştü. Bu tür kişiliğe sahip olanlar kendilerine büyük bir hayranlık duyarken, başkalarına tepeden bakar ve onları küçümserler. Bu dengesiz kişilikler aşırı duygusal ve coşkulu olurlar, ancak sevecenlik ve eşduyum gibi başkalarıyla ilintili duygulardan genelde yoksundurlar.</p>
<p><strong>Günümüzde narsisistik kişilik bozukluğu ne gibi belirtilerle kendini belli ediyor?  </strong></p>
<ul>
<li>Kişinin kendisini herkesten üstün görmesi ve başkalarına tepeden bakması.</li>
<li>Güçlü, başarılı ve çekici bir kişi olmayı düşlemesi, kendisini alanındaki en başarılı kişilerden biri olarak görmesi, olağanüstü güçlere sahip bir kahraman olduğunu ve dergi kapaklarını süsleyebilecek çekiciliğe sahip olduğunu düşünmesi ve bunun yalnızca kendi kafasında oluşturduğu bir sanı olduğunun ayırdına varmaması.</li>
<li>Başarı ve yeteneklerini  abartması, söz gelimi, tenis turnuvasında dokuzuncu olmasına karşın, orada olmayanlara birinci geldiğini söylemesi.</li>
<li>Sürekli olarak başkalarından övgü ve beğenilerini belirten sözcükler beklemesi, çöpü kapıya koymak gibi, yaptığı en önemsiz işi bile başkalarının övgüyle karşılamasını istemesi.</li>
<li>Özel biri olduğuna inanması ve öyleymiş gibi davranması, kendisinin Tanrı’nın çevresindeki kadınlara, erkeklere, iş arkadaşlarına, yani tüm dünyaya sunduğu bir armağan olduğunu düşünmesi ve bu nedenle de herkesin buna göre davranmasını beklemesi (ancak bunu kendi dışında kimse bilmez).</li>
<li>Başkalarının duygu ve düşüncelerini anlamaktan yoksun olması-bir şeylerin öyle olması gerektiğini ya da yanıldıklarını söylediğinde insanların bozuk çalmalarına bir anlam verememesi.</li>
<li>Herkesin kendi görüş ve düşüncelerine uymasını beklemesi, ona göre tek yol söz konusudur ve bu yol kendi  yoludur. Bu yüzden başkalarının kendi görüşlerini onunla paylaşmalarından huzursuz olur, çünkü başkalarının düşünce ve tasarıları onunkinin yanında bir hiçtir.</li>
<li>Başkalarından çıkar sağlaması, ana babasının arabasını, kredi kartını, eşyalarını, giysilerini onların onayı olmaksızın alması, sırada bekleyen yaşlı bir kişinin önüne geçmesi, ya da ufacık bir iyilik yaptığında çok daha büyük bir karşılık beklemesi.</li>
<li>Daha değersiz olduğuna inandığı kişileri küçümsemesi, mesela, dondurucu soğukta sokakta kalan evsiz barksız kişinin mantosuz ve ayakkabısız olmasını şaşkınlıkla karşılaması.</li>
<li>Başkalarını kıskanması, ödülü, övgüyü başkalarının değil, bir tek kendisinin hak ettiğine inanması. Kendisinden daha çekici, daha zeki, daha başarılı olduğunu düşündüğü kişileri kara listeye alması, onlardan nefret etmesi ve onlara sayıp sövmesi.</li>
<li>Başkalarının kendisini kıskandığına inanması, bu kişiye göre, herkes onun gibi olmaya öykünür.</li>
<li>Sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanması, ailesi ve arkadaşlarının kendisini anlamadıklarını düşünüp onlarla ilişkiyi  kesmesi;  gönül ilişkilerinde bir türlü istediğini bulamayıp, sürekli sevgili değiştirmesi.</li>
<li>Gerçekçi olmayan hedefler belirlemesi, günün birinde büyük bir şirketin yönetim kurulu başkanı olacağı, bir sinema yıldızı ile evleneceği, ya da Bill Gates’in milyarlarına konacağı gibi gerçek dışı düşler kurması.</li>
<li>Kolayca incinmesi ve kabuğuna çekilmesi, insanların kendisini sürekli olarak ve bile bile incittiklerini düşünüp buna bir anlam verememesi ve bu duygunun üstesinden kolay kolay gelememesi, ya da hiç gelememesi.</li>
<li>Özsaygı duygusunun kolaylıkla zedelenmesi, onca afra tafranın ardında son derece kırılgan bir kişinin yatması.</li>
<li>Kararlı ve duygusuz biriymiş gibi görünmeye çalışması.</li>
</ul>
<p><strong>Güven ve Narsisizm</strong></p>
<p>Bu özellikler özgüven duygusunun yüksek olmasının basit bir sonucu olarak da karşımıza çıkabilir. Ne var ki, özgüven ve özsaygının sağlıklı dozlarda olduğu kişiler başkalarına da değer verdiklerinden bu kişileri başkalarına tepeden bakan kişilerden ayırmak gerekir. Narsisist kişilikler genelde sohbetlerde herkesi susturup yalnızca kendileri konuşan, burunları havada, kibirli kişiler olurlar. Her şeyin en iyisini kendilerine isterler ve istediklerini elde edemezlerse öfkelenebilirler.</p>
<p>İlginç bir biçimde, narsisist davranış biçimlerinin ardında çoğu zaman düşük düzeyde bir özgüven duygusu yatmaktadır. Narsisist kişiler eleştiriyi kaldıramazlar ve eleştiri karşısında küplere binip kendilerini rahatlatmak amacıyla başkalarını küçümseme yoluna giderler. Kendi yaptıklarını görmezden gelmek narsisist kişiler için son derece olağan bir davranıştır, çünkü yapılanlar kendileriyle ilgili o kusursuz ve baskın kişilik algısına ters düşer. Gelgelelim, narsisistler başka narsisistleri kolayca fark edebilir ve onlarla boy ölçüşmekten kaçınırlar. Çünkü bunun bedeli çok ağır olur.</p>
<p>Ne yazık ki, narsisist kişiler ilişkilerinin koptuğuna tanık olabilirler. İnsanlar bir süre sonra bu kişilerle birlikte olmak istemezler. Bu tür kişiliklerin, ister kişisel, ister okul ya da işlerindeki tüm ilişkileri sorunludur; kimi zaman parasal sorunlar da yaşarlar, çünkü bu kişiler görüntüye çok önem verdiklerinden kendilerine pahalı eşya ve giysiler almadan edemezler.</p>
<p>Siz de bu tür belirtiler taşıdığınızdan kuşkulanıyorsanız ve bir değişiklik yapmaya hazırsanız, kendinize yeni bir yol çizmek, daha sağlıklı ilişkiler kurmak ve daha sağlıklı bir yaşam için bir uzmana başvurun.</p>
<p>Çevrenizde böyle birilerini tanıyor ya da bu türde bir kişilikle birlikte çalışıyorsanız, bu kişilerin kendi davranışlarını gerçekçi bir biçimde değerlendiremediklerini, sizinle aynı duyguları paylaşmaktan ve sevecenlikten yoksun olduklarını unutmayın. Bu kişiler sizin iyi niyetli ilginizi büyük bir olasılıkla işlerine karışmak olarak algılayacaktır.</p>
<p>Bu kişilerle aynı iş yerindeyseniz, onlarla ilişkiyi en aza indirin. Veya, yaşamınızı paylaşıyorsanız, ona olabildiğince sevecen ve “içtenlikle” davranmaya özen gösterin, ama kendinizi de unutmayın. Bu kişi üzerinizde aşırı bir yük oluşturuyorsa, bir uzmana başvurun ve onun bu özellikleriyle başa çıkmanın yollarını öğrenin.</p>
<p>Bir de, yaşamınızdaki olumlu şeylere odaklanmaya çalışın ve geçmişte yaşadığınız güzel deneyimleri düşünün. Daha güzel bir gelecek için tasarılar yapmaya başlayın, güzel bir gelecek sizi bekliyor. Bu kişi ile birlikte ya da onsuz, çok daha doyurucu ve anlamlı bir yaşam sürdürmeye çalışın.</p>
<p><strong>Rita Urgan / Psychology Today, Mart 2016</strong></p>
<p><strong>Görsel: Echo and Narcissus / John William Waterhouse, 1903.</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/cevrenizdeki-narsisistleri-ne-kadar-taniyorsunuz">Çevrenizdeki narsisistleri ne kadar tanıyorsunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8267</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
