laptop arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/laptop Türkiye'nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı Thu, 16 Feb 2023 10:25:11 +0000 tr hourly 1 Internete her girdiğimizde iklimi biraz daha bozduğumuzu biliyor muyuz? https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/internete-her-girdigimizde-iklimi-biraz-daha-bozdugumuzu-biliyor-muyuz-2 Thu, 16 Feb 2023 10:25:11 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28900 Araştırmalara göre, dünya genelinde, 2022’de her gün 5,03 milyar kişi internette, bunlardan 4,7 milyarı ise sosyal medyada aktif idi! Yine dünya genelinde, 2021’de kullanılan elektrik miktarı 120 adet Akkuyu gücündeki reaktörlerde üretilecek kadar çoktu. Bu aşırı elektriğin üretilmesi sırasında kullanılan yakıtlardan atmosfere salınan sera gazı miktarı (özellikle CO2), dünya uçak trafiğinden atmosfere salınan gaz miktarı kadar fazla! Bizler, bir yandan sera gazlarını azaltmakla ilgili çok çeşitli önlemlerin zorunlu olduğunu onaylarken (kömür santrallerini kapatmak gibi), diğer yandan, kullandığımız internet yoluyla, sera gazlarını artırarak iklimin biraz daha bozulmasına fark etmeden katkıda bulunuyoruz! Internet cini çoktan şişeden çıktı! Interneti hepimiz kullanıyoruz ve vazgeçmemiz de söz konusu değil. O zaman ne yapmalıyız?  Açıklamalar, ayrıntılar, karşılaştırmalar ve öneriler bu yazımızda. Facebook’a bir fotoğraf koyup her gün 5 dakika internette kalan ya da WhatsApp’tan iki video yollayan bir kişi, yılda, 20 kg kadar sera gazı salınmasına katkıda bulunuyor. Bir kişi için az olan bu miktar, bunu her gün 1 milyar kişi yaptığında ise yılda 20 milyon ton sera gazı ediyor. Bu da, 20 tonluk 1 milyon kamyon yükü demek. Neredeyse 40 metre aralıklarla 40.000 km’lik dünya çevresini dolaşacak kadar uzun bir konvoy! Şekil 1: Eğer internet bir ülke olsaydı, dünyada en fazla sera gazı salan 6. ülke olurdu.   Şekil 2: Dünyada en çok tıklanan web sayfaları (Sadece Kasım 2021 sayıları / milyar) Şekil 3: Haftada kaç saat online video izliyoruz? Şekil 4: Dünyada 2022’de internete ve sosyal medyaya girenlerin sayısı (5,03 ve 4,7 milyar kişi) Türkiye’de günde yaklaşık 7,5 saat internette geçiriliyor. Sosyal medyada ise günde 3 saat. Sosyal medyayı kullanan kişi sayısı yaklaşık 12 milyon /10,11/. Sosyal medyada 5 dakika bulunmak yılda ortalama olarak 20 kg CO2 salınmasıyla sonuçlanıyor. Sosyal medyada geçen 180 dakika sonucu, Türkiye’de 1 kişinin yılda atmosfere salınmasına neden olacağı CO2 miktarı 720 kg. Bu 12 milyon kişi için: 8,64 milyon ton CO2. Çizelge 1’de internette yapılan bazı işlemler birkaç örnekle gösteriliyor. Ayrıca internete bağlı olmayan bir TV ile ve otomobil kullanıldığında atmosfere salınan sera gazları miktarlarıyla karşılaştırılıyor. Çizelge 1: Dijital yaşamda sera gazı salınımıyla ilgili bazı karşılaştırmalar Görüldüğü gibi, günde 5 dakika Facebook’ta kalmakla (yılda 20 kg), günde 1 saat internete bağlı olmayan 100 Watt gücünde TV izlemekle (17 kg) ya da 133 km otomobil kullanmakla (20 kg), atmosfere salınacak olan sera gazları miktarları kabaca aynı. Ancak TV gitgide online’dan izleniyor ve internet kullanımı TV kullanımını geçmek üzere (Bkz. Şekil). Türkiye’de sosyal medya yoluyla 1 kişinin atmosfere salınmasına neden olduğu CO2 miktarı ise 720 kg ile epey fazla. Yılda 8,64 milyon ton CO2. Kuşkusuz bu ortalama değerler büyük değişimler gösterebilir. Özellikle internette çok kişinin izlediği film ve diziler, bu miktarları çok artırabilir. Dünyada internette kullanılan elektrik ve bunun neden olduğu sera gazı (CO2, eşdeğeri) miktarı ne kadar? Dünyada toplam olarak kullanılan elektrik ve salınan sera gazları (CO2) miktarını hesaplarsak: 2021 yılında dünyada üretilen toplam 27.000 Terawatt saat (TWh) elektriğin yaklaşık olarak %4’ü internette harcandı. Bu, 1.080 TWh elektrik kullanımı demektir. Akkuyu büyüklüğünde 1.200 MW kurulu gücünde bir nükleer reaktör yılda yaklaşık olarak 9 TWh elektrik üretiyor. Bu demektir ki 2021, yılında her biri Akkuyu reaktörü gücünde, 120 reaktör eşdeğerindeki elektrik santralinin ürettiği elektrik, dünyada internet için kullanıldı. 2030’da dünyada internetin kullanacağı elektriğin dünyada kullanılacak tüm elektriğin %10 kadar olacağı ve sera gazlarının da çok daha fazla olacağı kestiriliyor. Sadece internet yoluyla değil, her birimiz enerji (ısı), araç (petrol) ve elektrik kullanırken atmosfere sera gazı salınmasına katkıda bulunuyoruz. Bunun yanısıra ulaşım ve kendimize gereken maddelerin üretimi ve tüketimi sırasında bizler için kullanılan enerji sonucu atmosfere sera gazları salınıyor. Tüm bu yollarla ortaya çıkan toplam sera gazı miktarı Almanya’da kişi başına yılda kabaca 12 ton CO 2E. Türkiye’de bu miktar bunun yarısı kadar. Bu 12 ton içinde, besinlerin üretiminin en başından, tüketiminin en sonuna kadar geçen sürede, tüm işlemler sonunda kişi başına düşen sera gazı miktarı, yapılan araştırmalara göre, 2 ton CO2 kadar. Dijital yaşamın 12 ton içindeki payı ise, Almanya’da 849 kg CO2 (Şekil 6). Fransız Think tanks, Shift araştırma projesinde, 2018 yılında video izlenmesiyle, atmosfere 300 milyon CO2 miktarında sera gazı salındığı sonucuna varılıyor. Bu ise, tüm İspanya’nın atmosfere saldığı sera gazı kadar çok! Araştırmacılara göre, dünya veri (data) trafiğinin %80’i video izlenmesinden oluşuyor /3/. Öte yandan Netflix, 2020 yılında atmosfere 1,1 milyon ton CO2 saldığını ve bunun yarısının da film ve dizilerin yapımı sırasında ortaya çıktığını açıkladı /4/. Netflix’te ‘Stranger Things’ 64 milyon kişi izlemiş ve bu yolla atmosfere salınan sera gazı miktarının 56.700 Alman otomobil sürücüsünün 1 yılda atmosfere salacağı sera gazı miktarında denk geleceği hesaplanmış (Save on energy’nin verisi). Neden bu kadar çok video izleniyor sorusuna ise verilen yanıt: A- kendimiz istiyoruz, B- istemediğimiz halde bize ya reklamlarla ya da tanıdıklarla yollandığından izliyoruz deniliyor. Video izlenmesinde kullanılan baz istasyonu sistemiyle (Mobilfunk) bu sistemdeki kablo cinslerine göre de sera gazı salınımı farklı oluyor. En az CO2 salınmasını cam lifli kablolar sağlıyor. Internet için elektrik neden gitgide artıyor? Dünyada internete bağlı 30 milyar alet ve sistem var. Internette kullanılan bu çok çeşitli aletlerin, iletişim sistemlerinin yapımı, taşınması, kullanımı için aşırı miktarda enerji ve elektrik gerekiyor. Veri merkezlerinin, web sunucularının (serverlerin) ve milyarlarca veri trafiğini iletirken ısınan sayısız kablonun, büyük bilgisayarların veri merkezlerinde sürekli soğutulması için elektrik gerekiyor. Internet ağı, veri merkezleri ve serverler günün en yoğun kullanım durumu için tasarlanmış olduklarından, her an emre amade bekletiliyorlar. Bu nedenle gereğinden fazla elektrik kullanıyorlar. Internet için gereken elektrik miktarı 2000 yılından beri, her 5 yılda bir, iki katına yükseldiği görülüyor ve daha da ne kadar artacağı belli değil. Dünya nüfus artımı sonucu her gün internete giren kişi ve işlem sayısının, oyunların, videoların, filmlerin, dizilerin gitgide artması, internet için gereken elektriğin ve dolaylı olarak da sera gazı miktarının artmasını hızlandırıyor. Yakın gelecekte IOT (Internet of Things) sistemi devreye girip, örneğin dünyanın bir yerindeki yük kamyonu, dünyanın başka bir yerindekiyle ya da iş merkeziyle doğrudan iletişim kurduğunda, benzer milyarlarca yeni işlem için çok daha fazla elektrik gerekecek ve çok daha fazla sera gazı atmosfere ulaşacağı kesindir. 2030 yılında internetin kullanacağı elektriğin, dünyada kullanılacak miktarın %20’sine yükseleceği kestiriliyor. Şekil 5’te bir veri merkezi (data center) görülüyor. Şekil 5: Internet veri merkezi Cep telefonlarına yüklenen aplikasyonlar sürekli çoğalırken ya da yenilenirken milyarlarca kişi daha fazla elektrik kullanıp CO2 salınımına neden oluyor. Benzer durum yenilenen Twitter, Facebook, Instagram ve başka çok çeşitli portallar için de geçerli. Bunlara, gitgide artan filmler, diziler, milyarlarca yazışma ve yorumlar da eklenirse, bunları harekete geçirmek ve çalıştırmak için gereken elektriğin ve salınan CO2 miktarının büyüklüğü kestirilebilir. Almanya’da 2021 yılında internet ile ilgili kullanılan tüm sistemler, veri merkezleri (data center) web sunucular (serverler) ve diğer aletler için toplam olarak 46,7 TWh elektrik kullanılmış ve bu elektriğin üretilmesi sırasında 22 milyon ton CO2 sera gazı atmosfere salınmıştır (Almanya‘da 50.000 veri merkezi var). 2021 yılında üretilen toplam elektrik 490 TWh ve her türlü enerji kaynağından atmosfere salınan CO2 sera gazı miktarı 228 milyon ton. Almanya internetinin neden olduğu 22 milyon ton CO2 içinde %48 PC ve ilgili sabit aletlerin, %25 hesap merkezlerinin, %18 iletişim ağlarının ve %9 da iletişim sistemlerinde en sondaki aletlerin payları bulunuyor. Şekil 6’da dijital yaşamın sera gazları salınımındaki ayrıntıları görülüyor. En büyük katkı TV’nin gerek üretimi gerekse kullanımından geliyor: Kişi başına 350 kg CO2 salınıyor. Veri merkezleri de kişi başına düşen 213 kg CO2 ile epey katkıda bulunuyorlar. Sera gazları, madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve yarı iletkenlerin üretilmesi sırasında salınıyor. Şekil 6’deki değerler ortalama yaklaşık değerler olup aletlerin tipik kullanım sürelerine göre hesaplanmıştır. Örneğin düz ekran büyük bir TV’nin üretimi sırasında 1000 kg ve bir laptopun üretiminde ise 250 kg CO2 sera gazı salındığı açıklanıyor. Aletlerin kullanımı sırasında salınan sera gazları ise, aletlerin kullandığı elektrik miktarına ve kullanan kişinin kullanma süresine, alışkanlığına göre değişim gösteriyor. Benzer durum veri merkezlerinde web sunucularında verilerimizin depolanma miktar ve süresine bağlı olarak değişiyor. Şekil 6: Almanya’da 2020 yılında dijital yaşam yoluyla kişi başına toplam: 849 kg CO2 eşdeğerinde sera gazı salındı. Şekilde sağda: Veri merkezleri (Data center ve web sunucular), Backup (Cloud, veri depolama), arama motorları. Üretim/yapım: TV, laptop, akıllı telefon, konuşma yardımcısı. Şekilde solda: Kullanım – TV, laptop, akıllı telefon, konuşma yardımcısı. Şekilde ortada: İletişim ağı (şebeke) – video akımı, sosyal medya, konuşma yardımcısı /5/ . Değerler, kestirimler olup yapım ve kullanım özelliklerine göre büyük farklılık olabilir. Internetin olumlu yanları Internetin, bize, dünyanın her yeriyle anında iletişim sağlamasının yanı sıra, internet üzerinden telefon, veri aktarımı (fotoğraf, video, grafik vb.), internet bankacılığı, e-devlet, alış veriş, kitap, gazete, dergi, makale, müzik indirimleri gibi daha birçok yararlı yanı olduğunu biliyoruz. Gerek internetteki bu gibi işlemlerin bir çoğuyla gerekse örneğin uzak yerlerdeki katılımcılarla internet videolarıyla yapılan görüşmeler, toplantılar, konferanslar yoluyla atmosfere salınacak sera gazlarının, bunların uçak gezileriyle yüz yüze yapılmasından çok daha az olacağı da açıktır. Bu durum özellikle 2020/2021 yıllarındaki Covid salgını sırasında gitgide artan evden çalışma (home office) seçeneği için de geçerlidir. Gitgide artan internet alışverişlerinde de satın alınacakları gidip aramak ve ayrıca trafiğe girip vakit yitirmek, park yeri aramak yerine bunları internet üzerinden yapmanın çok daha az sera gazıyla sonuçlanacağı da kestirilebilir. Internetin gitgide TV’nin yerini almakta olduğu görülüyor. Şekil 7: Dünyada kişi başına TV ve internetin izlenme süreleri (dakika) Internetin, iklimin daha da bozulmasına olan katkısını nasıl azaltabiliriz? Öneriler: E-postalarının sayısını ve her bir e-postasındaki ekleri, resimleri, videoları azaltmak, büyük dosyaları küçülterek (ZIP) yollamak. E-posta ekleri yerine web bağlantılarını (link) yazmak (bu, herkesin açmayacağı ekleri gereksiz yere yollamamızı önleyecektir). Gelen her zincir e-postasını, resimleri, videoları çok kişiye yollamamak (forward etmemek), seçici olmak. Önemli olmayan e-postalarını silmek, posta kutularını boşaltmak ya da kendi PC ya da USB’de depolamak. Sürekli gelen ve okunmayan haber ileti kanallarından çıkmak. Akıllı telefonların optimizasyon olanağını kullanarak arka planda çalışan programları yok etmek. Sık sık yeni alet (akıllı telefon, tablet vb) satın almamak, bunların pillerini yenileyerek ya da onarımla kullanmaya devam etmek (her yeni alet, elektrik üretimini artırmak ve sera gazı üretmek demek). Desktop bilgisayar yerine örneğin laptop kullanmak. Bir laptopun, yapımında %75 daha az malzeme ve kullanımında ise %70 daha az elektrik gerekiyor. Sadece internette arama ve e-postalarına bakmak için PC, laptop yerine tablet ve kitap okumak için ise e-kitap okuyucu (e-reader) kullanmak hem elektrik üretimini hem de CO2 salınımını azaltacaktır. Çocuklarımıza evde ve okullarda interneti bilinçli kullanmayı öğretmek, önermek, internette oyun oynamaları yerine onları, oyun alanlarında oynamalarına özendirmek. Bu, ayrıca hem arkadaşlığı pekiştirecek hem de gitgide artan obezite eğilimini de azaltacaktır. Video toplantılarında, çok gerekmiyorsa, videoyu kapatmak. Video filmlerde çözünürlük kalitesini düşürmek. Internete çok gerekmiyorsa girmemek, akıllı telefonları daha az kullanmak, daha az resim ve video yollamak. Sonuç Artık yaşamımızın bir parçası olan, bizlere büyük olanak sağlayan interneti bırakmamız söz konusu değil. Ancak, gitgide artan internet işlemlerimizi, yukarıdaki açıklamalarımızın ve önerilerin ışığında daha bilinçli olarak kullanmak, hem elektrik gereksinimini, hem de atmosfere salınan sera gazı miktarını azaltacaktır. Bugün dünyada elektrik daha çok fosil yakıtlardan üretiliyor. Güneş ve rüzgar kaynaklı elektrik oranı, dünyada ilk kez 2021’de %10’u geçti. Umarız bu oran daha da artar. Ancak güneş ve rüzgar enerjileri de sütten çıkmış ak kaşık değiller. Örneğin güneş panellerinin her 25 yılda bir hurdaya çıkması sonucu, bunların geri dönüşümlerinin yapılması, içlerindeki zehirli maddelerin ayrıştırılmaları, geri kazanımları ve yeni panellerle değiştirilmeleri gerekiyor. Bunların yapımı ve geri dönüşümleri için de elektrik gerekiyor. Geri dönüşümlerin her ülkede tam olarak yapılamayacağı ve doğaya karşı korunmasız çöplüklerde hurda panel dağlarının yükseleceği, içlerindeki kurşun, antimon ve kadmiyum gibi zararlı maddelerin zamanla eko sistemi bozacağı kestirilebilir. Tek çözüm daha az enerji kullanmaktır. Bunun yolu ise, daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız gibi, nüfus planlamasıyla, nüfus artımını frenlemek, konfor ve savurganlığı azaltmaktır ama bunlar hem ülkelerin politikalarıyla, hem de her birimizin yaşam tarzıyla ilgili olduğundan ulaşılması çok zor hedeflerdir /1-11/. (*) Bu yazımızda CO2, CO2 eşdeğerindeki toplam sera gazları anlamındadır. Yüksel Atakan, Dr. Y. Müh. Almanya, ybatakan4@gmail.com /1/ İnternetin Kullandığı Aşırı Elektrik ve Salınan CO2 ! – Fizik Y. Müh. Dr. Yüksel Atakan (radyasyonyatakan.com) 2018 /2/ https://ourworldindata.org/co2-emissions-from-aviation /3/ Think Digital Green 28.10.2021 /4/ Excutive-Summary_EN_The-unsustainable-use-of-online-video.pdf (theshiftproject.org). /5/ https://www.iea.org/reports/global-energy-review-co2-emissions-in-2021-2 /6/ https://www.waschbaer.de/magazin/co2-fussabdruck-des-internets-infos-und-tipps/#Der_CO2-Fussabdruck_des_Internets_Das_Netz_ist_ein_Stromfresser /7/ https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2 /8/ https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2ES /9/ https://m.winfuture.de/bild/1649406085#:~:text=Die%20Herstellung%20eines%20gro%C3%9Fen%20Flachbildfernsehers,ungef%C3%A4hr%20250%20Kilogramm%20CO2ES%20ausgesto%C3%9Fen /10/ https://www.trthaber.com/foto-galeri/turkiye-internette-ve-sosyal-medyada-ne-kadar-vakit-geciriyor/48783/sayfa-3.html /11/ https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53259275

Internete her girdiğimizde iklimi biraz daha bozduğumuzu biliyor muyuz? yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Araştırmalara göre, dünya genelinde, 2022’de her gün 5,03 milyar kişi internette, bunlardan 4,7 milyarı ise sosyal medyada aktif idi! Yine dünya genelinde, 2021’de kullanılan elektrik miktarı 120 adet Akkuyu gücündeki reaktörlerde üretilecek kadar çoktu. Bu aşırı elektriğin üretilmesi sırasında kullanılan yakıtlardan atmosfere salınan sera gazı miktarı (özellikle CO2), dünya uçak trafiğinden atmosfere salınan gaz miktarı kadar fazla!

Bizler, bir yandan sera gazlarını azaltmakla ilgili çok çeşitli önlemlerin zorunlu olduğunu onaylarken (kömür santrallerini kapatmak gibi), diğer yandan, kullandığımız internet yoluyla, sera gazlarını artırarak iklimin biraz daha bozulmasına fark etmeden katkıda bulunuyoruz!

Internet cini çoktan şişeden çıktı! Interneti hepimiz kullanıyoruz ve vazgeçmemiz de söz konusu değil. O zaman ne yapmalıyız? 

Açıklamalar, ayrıntılar, karşılaştırmalar ve öneriler bu yazımızda.

Facebook’a bir fotoğraf koyup her gün 5 dakika internette kalan ya da WhatsApp’tan iki video yollayan bir kişi, yılda, 20 kg kadar sera gazı salınmasına katkıda bulunuyor. Bir kişi için az olan bu miktar, bunu her gün 1 milyar kişi yaptığında ise yılda 20 milyon ton sera gazı ediyor. Bu da, 20 tonluk 1 milyon kamyon yükü demek. Neredeyse 40 metre aralıklarla 40.000 km’lik dünya çevresini dolaşacak kadar uzun bir konvoy!

Şekil 1: Eğer internet bir ülke olsaydı, dünyada en fazla sera gazı salan 6. ülke olurdu.

 

Şekil 2: Dünyada en çok tıklanan web sayfaları (Sadece Kasım 2021 sayıları / milyar)

Şekil 3: Haftada kaç saat online video izliyoruz?

Şekil 4: Dünyada 2022’de internete ve sosyal medyaya girenlerin sayısı (5,03 ve 4,7 milyar kişi)

Türkiye’de günde yaklaşık 7,5 saat internette geçiriliyor. Sosyal medyada ise günde 3 saat. Sosyal medyayı kullanan kişi sayısı yaklaşık 12 milyon /10,11/.

Sosyal medyada 5 dakika bulunmak yılda ortalama olarak 20 kg CO2 salınmasıyla sonuçlanıyor.

Sosyal medyada geçen 180 dakika sonucu, Türkiye’de 1 kişinin yılda atmosfere salınmasına neden olacağı CO2 miktarı 720 kg. Bu 12 milyon kişi için: 8,64 milyon ton CO2.

Çizelge 1’de internette yapılan bazı işlemler birkaç örnekle gösteriliyor. Ayrıca internete bağlı olmayan bir TV ile ve otomobil kullanıldığında atmosfere salınan sera gazları miktarlarıyla karşılaştırılıyor.

Çizelge 1: Dijital yaşamda sera gazı salınımıyla ilgili bazı karşılaştırmalar

Görüldüğü gibi, günde 5 dakika Facebook’ta kalmakla (yılda 20 kg), günde 1 saat internete bağlı olmayan 100 Watt gücünde TV izlemekle (17 kg) ya da 133 km otomobil kullanmakla (20 kg), atmosfere salınacak olan sera gazları miktarları kabaca aynı. Ancak TV gitgide online’dan izleniyor ve internet kullanımı TV kullanımını geçmek üzere (Bkz. Şekil). Türkiye’de sosyal medya yoluyla 1 kişinin atmosfere salınmasına neden olduğu CO2 miktarı ise 720 kg ile epey fazla. Yılda 8,64 milyon ton CO2.

Kuşkusuz bu ortalama değerler büyük değişimler gösterebilir. Özellikle internette çok kişinin izlediği film ve diziler, bu miktarları çok artırabilir.

Dünyada internette kullanılan elektrik ve bunun neden olduğu sera gazı (CO2, eşdeğeri) miktarı ne kadar?

Dünyada toplam olarak kullanılan elektrik ve salınan sera gazları (CO2) miktarını hesaplarsak: 2021 yılında dünyada üretilen toplam 27.000 Terawatt saat (TWh) elektriğin yaklaşık olarak %4’ü internette harcandı. Bu, 1.080 TWh elektrik kullanımı demektir. Akkuyu büyüklüğünde 1.200 MW kurulu gücünde bir nükleer reaktör yılda yaklaşık olarak 9 TWh elektrik üretiyor. Bu demektir ki 2021, yılında her biri Akkuyu reaktörü gücünde, 120 reaktör eşdeğerindeki elektrik santralinin ürettiği elektrik, dünyada internet için kullanıldı. 2030’da dünyada internetin kullanacağı elektriğin dünyada kullanılacak tüm elektriğin %10 kadar olacağı ve sera gazlarının da çok daha fazla olacağı kestiriliyor.

Sadece internet yoluyla değil, her birimiz enerji (ısı), araç (petrol) ve elektrik kullanırken atmosfere sera gazı salınmasına katkıda bulunuyoruz. Bunun yanısıra ulaşım ve kendimize gereken maddelerin üretimi ve tüketimi sırasında bizler için kullanılan enerji sonucu atmosfere sera gazları salınıyor. Tüm bu yollarla ortaya çıkan toplam sera gazı miktarı Almanya’da kişi başına yılda kabaca 12 ton CO 2E. Türkiye’de bu miktar bunun yarısı kadar. Bu 12 ton içinde, besinlerin üretiminin en başından, tüketiminin en sonuna kadar geçen sürede, tüm işlemler sonunda kişi başına düşen sera gazı miktarı, yapılan araştırmalara göre, 2 ton CO2 kadar. Dijital yaşamın 12 ton içindeki payı ise, Almanya’da 849 kg CO2 (Şekil 6).

Fransız Think tanks, Shift araştırma projesinde, 2018 yılında video izlenmesiyle, atmosfere 300 milyon CO2 miktarında sera gazı salındığı sonucuna varılıyor. Bu ise, tüm İspanya’nın atmosfere saldığı sera gazı kadar çok! Araştırmacılara göre, dünya veri (data) trafiğinin %80’i video izlenmesinden oluşuyor /3/. Öte yandan Netflix, 2020 yılında atmosfere 1,1 milyon ton CO2 saldığını ve bunun yarısının da film ve dizilerin yapımı sırasında ortaya çıktığını açıkladı /4/.

Netflix’te ‘Stranger Things’ 64 milyon kişi izlemiş ve bu yolla atmosfere salınan sera gazı miktarının 56.700 Alman otomobil sürücüsünün 1 yılda atmosfere salacağı sera gazı miktarında denk geleceği hesaplanmış (Save on energy’nin verisi).

Neden bu kadar çok video izleniyor sorusuna ise verilen yanıt: A- kendimiz istiyoruz, B- istemediğimiz halde bize ya reklamlarla ya da tanıdıklarla yollandığından izliyoruz deniliyor. Video izlenmesinde kullanılan baz istasyonu sistemiyle (Mobilfunk) bu sistemdeki kablo cinslerine göre de sera gazı salınımı farklı oluyor. En az CO2 salınmasını cam lifli kablolar sağlıyor.

Internet için elektrik neden gitgide artıyor?

Dünyada internete bağlı 30 milyar alet ve sistem var. Internette kullanılan bu çok çeşitli aletlerin, iletişim sistemlerinin yapımı, taşınması, kullanımı için aşırı miktarda enerji ve elektrik gerekiyor. Veri merkezlerinin, web sunucularının (serverlerin) ve milyarlarca veri trafiğini iletirken ısınan sayısız kablonun, büyük bilgisayarların veri merkezlerinde sürekli soğutulması için elektrik gerekiyor. Internet ağı, veri merkezleri ve serverler günün en yoğun kullanım durumu için tasarlanmış olduklarından, her an emre amade bekletiliyorlar. Bu nedenle gereğinden fazla elektrik kullanıyorlar. Internet için gereken elektrik miktarı 2000 yılından beri, her 5 yılda bir, iki katına yükseldiği görülüyor ve daha da ne kadar artacağı belli değil.

Dünya nüfus artımı sonucu her gün internete giren kişi ve işlem sayısının, oyunların, videoların, filmlerin, dizilerin gitgide artması, internet için gereken elektriğin ve dolaylı olarak da sera gazı miktarının artmasını hızlandırıyor.

Yakın gelecekte IOT (Internet of Things) sistemi devreye girip, örneğin dünyanın bir yerindeki yük kamyonu, dünyanın başka bir yerindekiyle ya da iş merkeziyle doğrudan iletişim kurduğunda, benzer milyarlarca yeni işlem için çok daha fazla elektrik gerekecek ve çok daha fazla sera gazı atmosfere ulaşacağı kesindir. 2030 yılında internetin kullanacağı elektriğin, dünyada kullanılacak miktarın %20’sine yükseleceği kestiriliyor. Şekil 5’te bir veri merkezi (data center) görülüyor.

Şekil 5: Internet veri merkezi

Cep telefonlarına yüklenen aplikasyonlar sürekli çoğalırken ya da yenilenirken milyarlarca kişi daha fazla elektrik kullanıp CO2 salınımına neden oluyor. Benzer durum yenilenen Twitter, Facebook, Instagram ve başka çok çeşitli portallar için de geçerli. Bunlara, gitgide artan filmler, diziler, milyarlarca yazışma ve yorumlar da eklenirse, bunları harekete geçirmek ve çalıştırmak için gereken elektriğin ve salınan CO2 miktarının büyüklüğü kestirilebilir.

Almanya’da 2021 yılında internet ile ilgili kullanılan tüm sistemler, veri merkezleri (data center) web sunucular (serverler) ve diğer aletler için toplam olarak 46,7 TWh elektrik kullanılmış ve bu elektriğin üretilmesi sırasında 22 milyon ton CO2 sera gazı atmosfere salınmıştır (Almanya‘da 50.000 veri merkezi var). 2021 yılında üretilen toplam elektrik 490 TWh ve her türlü enerji kaynağından atmosfere salınan CO2 sera gazı miktarı 228 milyon ton. Almanya internetinin neden olduğu 22 milyon ton CO2 içinde %48 PC ve ilgili sabit aletlerin, %25 hesap merkezlerinin, %18 iletişim ağlarının ve %9 da iletişim sistemlerinde en sondaki aletlerin payları bulunuyor.

Şekil 6’da dijital yaşamın sera gazları salınımındaki ayrıntıları görülüyor. En büyük katkı TV’nin gerek üretimi gerekse kullanımından geliyor: Kişi başına 350 kg CO2 salınıyor. Veri merkezleri de kişi başına düşen 213 kg CO2 ile epey katkıda bulunuyorlar. Sera gazları, madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve yarı iletkenlerin üretilmesi sırasında salınıyor. Şekil 6’deki değerler ortalama yaklaşık değerler olup aletlerin tipik kullanım sürelerine göre hesaplanmıştır. Örneğin düz ekran büyük bir TV’nin üretimi sırasında 1000 kg ve bir laptopun üretiminde ise 250 kg CO2 sera gazı salındığı açıklanıyor.

Aletlerin kullanımı sırasında salınan sera gazları ise, aletlerin kullandığı elektrik miktarına ve kullanan kişinin kullanma süresine, alışkanlığına göre değişim gösteriyor. Benzer durum veri merkezlerinde web sunucularında verilerimizin depolanma miktar ve süresine bağlı olarak değişiyor.

Şekil 6: Almanya’da 2020 yılında dijital yaşam yoluyla kişi başına toplam: 849 kg CO2 eşdeğerinde sera gazı salındı. Şekilde sağda: Veri merkezleri (Data center ve web sunucular), Backup (Cloud, veri depolama), arama motorları. Üretim/yapım: TV, laptop, akıllı telefon, konuşma yardımcısı. Şekilde solda: Kullanım – TV, laptop, akıllı telefon, konuşma yardımcısı. Şekilde ortada: İletişim ağı (şebeke) – video akımı, sosyal medya, konuşma yardımcısı /5/ . Değerler, kestirimler olup yapım ve kullanım özelliklerine göre büyük farklılık olabilir.

Internetin olumlu yanları

Internetin, bize, dünyanın her yeriyle anında iletişim sağlamasının yanı sıra, internet üzerinden telefon, veri aktarımı (fotoğraf, video, grafik vb.), internet bankacılığı, e-devlet, alış veriş, kitap, gazete, dergi, makale, müzik indirimleri gibi daha birçok yararlı yanı olduğunu biliyoruz. Gerek internetteki bu gibi işlemlerin bir çoğuyla gerekse örneğin uzak yerlerdeki katılımcılarla internet videolarıyla yapılan görüşmeler, toplantılar, konferanslar yoluyla atmosfere salınacak sera gazlarının, bunların uçak gezileriyle yüz yüze yapılmasından çok daha az olacağı da açıktır. Bu durum özellikle 2020/2021 yıllarındaki Covid salgını sırasında gitgide artan evden çalışma (home office) seçeneği için de geçerlidir.

Gitgide artan internet alışverişlerinde de satın alınacakları gidip aramak ve ayrıca trafiğe girip vakit yitirmek, park yeri aramak yerine bunları internet üzerinden yapmanın çok daha az sera gazıyla sonuçlanacağı da kestirilebilir.

Internetin gitgide TV’nin yerini almakta olduğu görülüyor.

Şekil 7: Dünyada kişi başına TV ve internetin izlenme süreleri (dakika)

Internetin, iklimin daha da bozulmasına olan katkısını nasıl azaltabiliriz? Öneriler:

  1. E-postalarının sayısını ve her bir e-postasındaki ekleri, resimleri, videoları azaltmak, büyük dosyaları küçülterek (ZIP) yollamak.
  2. E-posta ekleri yerine web bağlantılarını (link) yazmak (bu, herkesin açmayacağı ekleri gereksiz yere yollamamızı önleyecektir).
  3. Gelen her zincir e-postasını, resimleri, videoları çok kişiye yollamamak (forward etmemek), seçici olmak.
  4. Önemli olmayan e-postalarını silmek, posta kutularını boşaltmak ya da kendi PC ya da USB’de depolamak.
  5. Sürekli gelen ve okunmayan haber ileti kanallarından çıkmak.
  6. Akıllı telefonların optimizasyon olanağını kullanarak arka planda çalışan programları yok etmek.
  7. Sık sık yeni alet (akıllı telefon, tablet vb) satın almamak, bunların pillerini yenileyerek ya da onarımla kullanmaya devam etmek (her yeni alet, elektrik üretimini artırmak ve sera gazı üretmek demek).
  8. Desktop bilgisayar yerine örneğin laptop kullanmak. Bir laptopun, yapımında %75 daha az malzeme ve kullanımında ise %70 daha az elektrik gerekiyor.
  9. Sadece internette arama ve e-postalarına bakmak için PC, laptop yerine tablet ve kitap okumak için ise e-kitap okuyucu (e-reader) kullanmak hem elektrik üretimini hem de CO2 salınımını azaltacaktır.
  10. Çocuklarımıza evde ve okullarda interneti bilinçli kullanmayı öğretmek, önermek, internette oyun oynamaları yerine onları, oyun alanlarında oynamalarına özendirmek. Bu, ayrıca hem arkadaşlığı pekiştirecek hem de gitgide artan obezite eğilimini de azaltacaktır.
  11. Video toplantılarında, çok gerekmiyorsa, videoyu kapatmak.
  12. Video filmlerde çözünürlük kalitesini düşürmek.
  13. Internete çok gerekmiyorsa girmemek, akıllı telefonları daha az kullanmak, daha az resim ve video yollamak.

Sonuç

Artık yaşamımızın bir parçası olan, bizlere büyük olanak sağlayan interneti bırakmamız söz konusu değil. Ancak, gitgide artan internet işlemlerimizi, yukarıdaki açıklamalarımızın ve önerilerin ışığında daha bilinçli olarak kullanmak, hem elektrik gereksinimini, hem de atmosfere salınan sera gazı miktarını azaltacaktır. Bugün dünyada elektrik daha çok fosil yakıtlardan üretiliyor. Güneş ve rüzgar kaynaklı elektrik oranı, dünyada ilk kez 2021’de %10’u geçti. Umarız bu oran daha da artar. Ancak güneş ve rüzgar enerjileri de sütten çıkmış ak kaşık değiller. Örneğin güneş panellerinin her 25 yılda bir hurdaya çıkması sonucu, bunların geri dönüşümlerinin yapılması, içlerindeki zehirli maddelerin ayrıştırılmaları, geri kazanımları ve yeni panellerle değiştirilmeleri gerekiyor. Bunların yapımı ve geri dönüşümleri için de elektrik gerekiyor. Geri dönüşümlerin her ülkede tam olarak yapılamayacağı ve doğaya karşı korunmasız çöplüklerde hurda panel dağlarının yükseleceği, içlerindeki kurşun, antimon ve kadmiyum gibi zararlı maddelerin zamanla eko sistemi bozacağı kestirilebilir. Tek çözüm daha az enerji kullanmaktır. Bunun yolu ise, daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız gibi, nüfus planlamasıyla, nüfus artımını frenlemek, konfor ve savurganlığı azaltmaktır ama bunlar hem ülkelerin politikalarıyla, hem de her birimizin yaşam tarzıyla ilgili olduğundan ulaşılması çok zor hedeflerdir /1-11/.

(*) Bu yazımızda CO2, CO2 eşdeğerindeki toplam sera gazları anlamındadır.

Yüksel Atakan, Dr. Y. Müh. Almanya, ybatakan4@gmail.com

/1/ İnternetin Kullandığı Aşırı Elektrik ve Salınan CO2 ! – Fizik Y. Müh. Dr. Yüksel Atakan (radyasyonyatakan.com) 2018

/2/ https://ourworldindata.org/co2-emissions-from-aviation

/3/ Think Digital Green 28.10.2021

/4/ Excutive-Summary_EN_The-unsustainable-use-of-online-video.pdf (theshiftproject.org).

/5/ https://www.iea.org/reports/global-energy-review-co2-emissions-in-2021-2

/6/ https://www.waschbaer.de/magazin/co2-fussabdruck-des-internets-infos-und-tipps/#Der_CO2-Fussabdruck_des_Internets_Das_Netz_ist_ein_Stromfresser

/7/ https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2

/8/ https://utopia.de/ratgeber/streaming-dienste-klima-netflix-CO2ES

/9/ https://m.winfuture.de/bild/1649406085#:~:text=Die%20Herstellung%20eines%20gro%C3%9Fen%20Flachbildfernsehers,ungef%C3%A4hr%20250%20Kilogramm%20CO2ES%20ausgesto%C3%9Fen

/10/ https://www.trthaber.com/foto-galeri/turkiye-internette-ve-sosyal-medyada-ne-kadar-vakit-geciriyor/48783/sayfa-3.html

/11/ https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53259275

Internete her girdiğimizde iklimi biraz daha bozduğumuzu biliyor muyuz? yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
28900
Teknoloji tarihinde iki önemli kilometre taşı https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/teknoloji-tarihinde-iki-onemli-kilometre-tasi Mon, 03 Apr 2017 13:08:59 +0000 http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5973 3 Nisan 1986 – IBM ilk laptop bilgisayarlarını tanıttı İlk bilgisayarın atası ENIAC II. Dünya Savaşı’nda atılan bir füzenin manuel hesaplanması yaklaşık 20 saat sürüyordu. Sonunda bu süreyi 15 saniyeye kadar düşürebilen bir makine tasarlandı. Bilgisayar teknolojisinin ilk yansıması olarak tarihe geçen bu cihaz ENIAC idi. (Electronic Numerical Integrator and Computer). Türkçe’de elektronik sayısal entegreli hesaplayıcı olarak bilinmektedir. ENIAC, yaklaşık 30 ton ağırlığında ve kurulumu için 167 metrekare bir alana ihtiyaç duyulan devasa bir makineydi. 500.000 dolara mal olmuştu ve 150 kilovat saat enerji tüketmekteydi. 385 çarpma işlemi veya 38 bölme ya da karekök işlemi yapabiliyor ve hafızasında 200 sayıyı saklayabiliyordu. Bu tür işlemleri yapabildiği için tarihin ilk bilgisayarı unvanını kazanan makine, programlanma işlemi manuel kontrol edilen anahtar ve kablolardan oluşuyordu. II. Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra ENIAC, bilimsel araştırmalar ve endüstriyel çalışmalar için kullanıldı. 1955’te daha az enerji tüketen cihazlar yapılmaya başlandığında ise fişi çekilerek emekliye ayrıldı. İlk kişisel bilgisayarlar ENIAC, her ne kadar ilk bilgisayar olarak biliniyor olsa da, sadece sayısal mantıkla hesaplama yapabilen büyük hacimli bir hesap makinesiydi. Kişisel bilgisayar olarak kullanılması mümkün değildi. Bunun için bir ekran ve gelişmiş bir depolama sistemi gerekiyordu. Bu da ancak transistörün keşfi ile mümkündü. 1947’de önce transistör ve ardından silikon yonganın keşfi sayesinde 1970’lerde masaüstü bilgisayarlar üretilmeye başlandı. Silikon yonga sayesinde bilgisayarların kapasiteleri artarken, ebatları da küçüldü. Basit işlemleri yapabilen taşınabilir bilgisayarın üretilebileceği ilk kez 1968’de öne sürülmüştü. Bu cihazın şarj edildikten sonra birkaç saat çalışması, taşınabilir hafiflikte, ucuz ve masa üstü bilgisayarlara yakın bir kapasitede olması isteniyordu. Ancak dönemin teknolojisi bunun için yetersizdi. İlk taşınabilir bilgisayar 1976’da prototipi üretilen Xerox NoteTaker oldu. Fakat ağırlığı 22 kilo ve maliyeti 50 bin doları aştığı için piyasaya sürülemedi. 1981’de üretilen Osborne-1 ise küçük ekranlı bir cihazdı ve 11 kiloydu. Seri üretimi yapılan makine 1800 dolardan satıldı. Ancak üretici firma iki yıl sonra iflas etti. Gerçek anlamda ilk dizüstü bilgisayar İlk dizüstü bilgisayarı IBM üretmeyi başardı. IBM, ilk laptopu 3 Nisan 1986’da “IBM PC Convertible” adıyla kullanıcıların beğenisine sundu. (Solda). Yaklaşık 5,9 kg olan bilgisayarın fiyatı 2000 dolardı. 4,77 MHz hızında çalışan, Intel 80c88 işlemcisi olan bilgisayarın 256 KB sistem belleği bulunuyordu. Bilgisayarda CGA-uyumlu tek renkli LCD ekran kullanıldı. Depolama birimi olarak iki adet 3,5 inç disket sürücüsü bulunan bilgisayar, gerçek anlamda ilk kişisel dizüstü bilgisayar olarak gösterilir. IBM, ilk kişisel bilgisayarını ürettikten sonra bunu çalıştıracak yeni bir sistem arayışına girdi ve Microsoft ile anlaşarak Windows’un temelini oluşturan ilk DOS işletim sistemini üretti. Pek çok hata ile çalışan bu sistem sonradan geliştirilerek ilk kullanıcı dostu işletim sistemi oldu. Diğer büyük bilgisayar şirketlerinin ilk bilgisayarları Compaq – Mart 1983 tarihinde Compaq Portable adındaki ilk IBM uyumlu bilgisayarını üretti. Dell – 1985 yılında Turbo PC adındaki ilk bilgisayarını tanıttı. HP – 1966 yılında ilk genel kullanım amaçlı bilgisayarını HP-2115 olarak tanıttı. NEC – 1958 yılında NEAC 1101 adındaki ilk bilgisayarını üretti. Toshiba – 1958 yılında TAC adındaki ilk dijital bilgisayarını çıkardı.  3 Nisan 2010 – Apple, iPad olarak adlandırılan tablet bilgisayarların ilk serisini piyasaya sürdü. Tablet bilgisayarlar Günümüzün en popüler bilgisayar modellerinden biri olan tablet bilgisayarlar ilk olarak 2003 yılında Microsoft tarafından duyuruldu. Hatta Windows Vista işletim sistemi, ilk tablet uyumlu işletim sistemi oldu fakat Vista, masaüstü bilgisayarlarda bile rağbet görmediği için yüksek fiyatı ve beğenilmeyen ara yüzü ile Microsoft tabletleri piyasaya sürülemedi. Microsoft’un tabletinden sonra, teknoloji şirketleri tablet bilgisayar için daha uzun yıllar beklemek gerektiğini düşünürken Apple, iPad ile ilk tablet bilgisayarını tanıttı. 2000’lerin başında tablet bilgisayar geliştirme çalışmaları yürüten Apple’ın CEO’su Steve Jobs hafıza ve pilin yetersizliğinden dolayı iPad projesini iki kez iptal etmişti. Jobs, 2009 yılı boyunca tüm dikkatini bu cihazın tamamlanmasına verdi. iPad ve IOS işletim sistemi ilk kez 27 Ocak 2010’da San Fransisco’da bir basın toplantısında tanıtıldı. İlk nesil iPad (solda) ise 3 Nisan 2010’da piyasaya çıktı. Bir yıl sonra Samsung, Android işletim sistemi ile ilk tableti Galaxy’i piyasaya sürdü. İlk iPad, müzik çalma, web tarama ve e-posta gönderme, sosyal ağlara bağlanma, oyun oynama gibi işlemler yapabiliyordu. İkinci nesilde bu özelliklere fotoğraf ve video çekimi de eklendi. Tasarım çizgilerine ilk nesilden itibaren sadık kalındı. Hazırlayan: Cemre Yavuz

Teknoloji tarihinde iki önemli kilometre taşı yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
3 Nisan 1986 – IBM ilk laptop bilgisayarlarını tanıttı

İlk bilgisayarın atası ENIAC

II. Dünya Savaşı’nda atılan bir füzenin manuel hesaplanması yaklaşık 20 saat sürüyordu. Sonunda bu süreyi 15 saniyeye kadar düşürebilen bir makine tasarlandı. Bilgisayar teknolojisinin ilk yansıması olarak tarihe geçen bu cihaz ENIAC idi. (Electronic Numerical Integrator and Computer). Türkçe’de elektronik sayısal entegreli hesaplayıcı olarak bilinmektedir.

ENIAC, yaklaşık 30 ton ağırlığında ve kurulumu için 167 metrekare bir alana ihtiyaç duyulan devasa bir makineydi. 500.000 dolara mal olmuştu ve 150 kilovat saat enerji tüketmekteydi. 385 çarpma işlemi veya 38 bölme ya da karekök işlemi yapabiliyor ve hafızasında 200 sayıyı saklayabiliyordu. Bu tür işlemleri yapabildiği için tarihin ilk bilgisayarı unvanını kazanan makine, programlanma işlemi manuel kontrol edilen anahtar ve kablolardan oluşuyordu.

II. Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra ENIAC, bilimsel araştırmalar ve endüstriyel çalışmalar için kullanıldı. 1955’te daha az enerji tüketen cihazlar yapılmaya başlandığında ise fişi çekilerek emekliye ayrıldı.

İlk kişisel bilgisayarlar

ENIAC, her ne kadar ilk bilgisayar olarak biliniyor olsa da, sadece sayısal mantıkla hesaplama yapabilen büyük hacimli bir hesap makinesiydi. Kişisel bilgisayar olarak kullanılması mümkün değildi. Bunun için bir ekran ve gelişmiş bir depolama sistemi gerekiyordu. Bu da ancak transistörün keşfi ile mümkündü. 1947’de önce transistör ve ardından silikon yonganın keşfi sayesinde 1970’lerde masaüstü bilgisayarlar üretilmeye başlandı.

Silikon yonga sayesinde bilgisayarların kapasiteleri artarken, ebatları da küçüldü. Basit işlemleri yapabilen taşınabilir bilgisayarın üretilebileceği ilk kez 1968’de öne sürülmüştü. Bu cihazın şarj edildikten sonra birkaç saat çalışması, taşınabilir hafiflikte, ucuz ve masa üstü bilgisayarlara yakın bir kapasitede olması isteniyordu. Ancak dönemin teknolojisi bunun için yetersizdi.

İlk taşınabilir bilgisayar 1976’da prototipi üretilen Xerox NoteTaker oldu. Fakat ağırlığı 22 kilo ve maliyeti 50 bin doları aştığı için piyasaya sürülemedi. 1981’de üretilen Osborne-1 ise küçük ekranlı bir cihazdı ve 11 kiloydu. Seri üretimi yapılan makine 1800 dolardan satıldı. Ancak üretici firma iki yıl sonra iflas etti.

Gerçek anlamda ilk dizüstü bilgisayar

İlk dizüstü bilgisayarı IBM üretmeyi başardı. IBM, ilk laptopu 3 Nisan 1986’da “IBM PC Convertible” adıyla kullanıcıların beğenisine sundu. (Solda).

Yaklaşık 5,9 kg olan bilgisayarın fiyatı 2000 dolardı. 4,77 MHz hızında çalışan, Intel 80c88 işlemcisi olan bilgisayarın 256 KB sistem belleği bulunuyordu. Bilgisayarda CGA-uyumlu tek renkli LCD ekran kullanıldı. Depolama birimi olarak iki adet 3,5 inç disket sürücüsü bulunan bilgisayar, gerçek anlamda ilk kişisel dizüstü bilgisayar olarak gösterilir.

IBM, ilk kişisel bilgisayarını ürettikten sonra bunu çalıştıracak yeni bir sistem arayışına girdi ve Microsoft ile anlaşarak Windows’un temelini oluşturan ilk DOS işletim sistemini üretti. Pek çok hata ile çalışan bu sistem sonradan geliştirilerek ilk kullanıcı dostu işletim sistemi oldu.

Diğer büyük bilgisayar şirketlerinin ilk bilgisayarları

  • Compaq – Mart 1983 tarihinde Compaq Portable adındaki ilk IBM uyumlu bilgisayarını üretti.
  • Dell – 1985 yılında Turbo PC adındaki ilk bilgisayarını tanıttı.
  • HP – 1966 yılında ilk genel kullanım amaçlı bilgisayarını HP-2115 olarak tanıttı.
  • NEC – 1958 yılında NEAC 1101 adındaki ilk bilgisayarını üretti.
  • Toshiba – 1958 yılında TAC adındaki ilk dijital bilgisayarını çıkardı.

 3 Nisan 2010 – Apple, iPad olarak adlandırılan tablet bilgisayarların ilk serisini piyasaya sürdü.

Tablet bilgisayarlar

Günümüzün en popüler bilgisayar modellerinden biri olan tablet bilgisayarlar ilk olarak 2003 yılında Microsoft tarafından duyuruldu. Hatta Windows Vista işletim sistemi, ilk tablet uyumlu işletim sistemi oldu fakat Vista, masaüstü bilgisayarlarda bile rağbet görmediği için yüksek fiyatı ve beğenilmeyen ara yüzü ile Microsoft tabletleri piyasaya sürülemedi.

Microsoft’un tabletinden sonra, teknoloji şirketleri tablet bilgisayar için daha uzun yıllar beklemek gerektiğini düşünürken Apple, iPad ile ilk tablet bilgisayarını tanıttı.

2000’lerin başında tablet bilgisayar geliştirme çalışmaları yürüten Apple’ın CEO’su Steve Jobs hafıza ve pilin yetersizliğinden dolayı iPad projesini iki kez iptal etmişti. Jobs, 2009 yılı boyunca tüm dikkatini bu cihazın tamamlanmasına verdi.

iPad ve IOS işletim sistemi ilk kez 27 Ocak 2010’da San Fransisco’da bir basın toplantısında tanıtıldı. İlk nesil iPad (solda) ise 3 Nisan 2010’da piyasaya çıktı. Bir yıl sonra Samsung, Android işletim sistemi ile ilk tableti Galaxy’i piyasaya sürdü.

İlk iPad, müzik çalma, web tarama ve e-posta gönderme, sosyal ağlara bağlanma, oyun oynama gibi işlemler yapabiliyordu. İkinci nesilde bu özelliklere fotoğraf ve video çekimi de eklendi. Tasarım çizgilerine ilk nesilden itibaren sadık kalındı.

Hazırlayan: Cemre Yavuz

Teknoloji tarihinde iki önemli kilometre taşı yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
5973