<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>leonardo da vinci arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/leonardo-da-vinci/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/leonardo-da-vinci</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Jun 2023 10:12:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Resim ve heykelsiz yaşam</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/resim-ve-heykelsiz-yasam</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğan Kuban]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 May 2023 07:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğan Kuban]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[mimar]]></category>
		<category><![CDATA[mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa&#8217;nın, Rönesans&#8217;ı yaşamaya başladığı dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun da en görkemli dönemidir. Peki, o zaman, sormaya devam ediyoruz. Yüzünü Batı’ya çeviren İmparatorluğun sanatçıları ve bilim insanları nerede? Toplum yasamı ve insan beyni sürekli yeniyi yaratır. Bu uygarlığın yükselmesi olarak değerlendirilir. Yeniyi reddedenler uygarlıkta geri kalanlardır. Osmanlı döneminde uyduruk bir hadiseye dayanarak resim yasaklandı. Arkasından da heykel&#8230; Ben ve akranlarım sanat üzerine fazla bir şey öğrenmeden üniversiteye geldik. Mimarlık Fakültesi’nde haftada bir saat resim dersi kondu. Hocamız Ercümen Kalmuk kibar ve yetenekli bir ressamdı. Benden bir ağaç gövdesi çizmemi istedi. Bahçedeki çınarın gövdesini çizmek için bütün gün çalıştım. Hoca bizim yeteneklerimizi ölçmek istiyordu. Sonra düşündüm. Herhangi bir üslupta istemiyordu. Gerçeği yansıtan bir resim istiyordu. İnsanlar mağarada yaşarken, Fransa&#8217;daki Lascaux Mağarası&#8217;nın duvarlarına gerçek yaşamı yansıtmaya çalışmıştı&#8230; Rönesans ressamları bile doğayı yansıtan natüralist resimler çizdiler. Gotik yüzyıllarından ve insanın varlıkların ve yaşamın merkezi olduğu kabul edilmesinden sonra, ressamlar insanlarla birlikte bütün çevrelerini çizmeye başladılar. İnsan, hayalini yansıtıyor Bundan sonra ressamlar, Leonardo da Vinci’nin kitabında olduğu gibi, sadece çevreyi ve doğayı yansıtmak için değil, kendi algılarını yansıtmak için çeşitli üsluplar yarattılar. Bu, tahta arabadan başlayan ve uçağa kadar uzanan, insan hayalinin bir beyin yaratısıdır. Toplum yaşamı ve insan beyni sürekli yeniyi yaratır. Bu uygarlığın yükselmesi olarak değerlendirilir. Yeniyi reddedenler uygarlıkta geri kalanlardır. Osmanlı döneminde resim yasağının arkasından heykel yasağı geldi. İnsan resmi yapmak günahtı. Doğru olmayan hadis Bu hadis bir ikonoklast Bizanslı tarafından Emevi döneminde hadisler arasına sokulmuştur. Bunu daha önce tekrarlamıştım. Kaldı ki bu hadisin doğru olmadığı kabul edilmiştir. Bizim mollalar insan figürleri için özel bir çizim yöntemi, minyatür uygulayarak, resmin gerçekçi karakterini yok etmiştir, dini yapılardaki tümel yaşamı kurutmuştur. Resim toplum yaşamının büyük bölümünde kullanılır; yapılan binaların vaziyet planı, yapı planı, çatı planınından temele kadar ayrıntı modelleri, kentlerin değişik konumlarının planlarları, reklamlar, haritalar ve ticaret yaşamının kullandığı değişik resim türleri&#8230; Leonardo da Vinci ve izleyenleri, değişik işlevleri uygulayan matematiksel çözüm örnekleriyle ve hepsinden önce de, perspektifi bularak insanın pratik yaşamında çok etkili oldular. Leonardo daha 29 yaşında Milano dükü Sforza’ya bir mektup yazarak, dışarıdaki her alanda kendisinin bütün sanatçılardan daha iyi resim yapacağını yazmıştı. Rönesans&#8217;ın ilklerinden Leonardo, Rönesans&#8217;ın önde gelen ressamlarındandır. Köprü inşaatı, su kanalları ve taşıması ve gemi tasarımı yapabilen Leonardo için “Eğer Leonardo olmasaydı, Rönesans da olmazdı” demişlerdir. Sultan&#8217;ın isteği üzerine Haliç’in iki yakası arasında bir köprü projesi Leonardo’dan istenmişti. Leonardo bunu bitirmiş fakat köprü yapılmamıştı. Olasılıkla hastaydı. Leonardo, II. François için köprüler ve su yapıları inşa etmişti. Leonardo’nun heykel yaptığı söylenir, fakat bilinen heykeli yoktur. Rönesans&#8217;ın en bilinen temsilcilerinden biridir, sanatçı, mühendis, bilim insanı&#8230; Leonardo’nun yaptığı kadın portreleri büyük beğeni toplamıştır. Leonardo’nun Arno nehri kıyısında Floransa kentinin tablosu, Mona Lisa (Jokondo) gibi efsanevi eserleri vardır. Perspektifi keşfeden Leonardo gerçekten bir öncüdür. Kargaşanın açtığı mucize sanat ortamı Rönesans belirli bir ressam grubu da değildir. Kanlı bir iç savaş içinde, siyasi çalkantılar, sanatçılara görece özgürlük kazandırmış ve onları kilise baskısından biraz kurtarmıştır. Bu bağlamda, egemen sınıflarla kilise arasındaki çekişmelerin, Machiavelli&#8217;nin anlattığı alt üst oluşların arasında özgürlük alanları açılmıştır. Böyle bir kargaşada sanat alanında Leonardo, Tiziano, Bellini ve daha pek çok sanatçının yaratmış olduğu sanat ortamı bir mucizedir. Peki, Osmanlı nerede? Aynı dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun da en görkemli dönemidir. I. Dünya Savaşı öncesi ise Batı’nın en zengin gelişme dönemidir, sömürgecilik altın çağını yaşamaktadır. İngiliz ve Amerikalılar&#8217;ın Türkler&#8217;i Anadolu&#8217;dan çıkarma düşüncesi bu dönemde ortaya çıkmış, aynı süreçte Osmanlılar yüzlerini Avrupa&#8217;ya çevirmişlerdir. Peki, o zaman, sormaya devam ediyoruz. Yüzünü Batı’ya çeviren İmparatorluğun sanatçıları, bilim insanları nerede? Doğan Kuban Doğan Kuban&#8216;ın anısına saygıyla. Bu yazı HBT Dergi 226. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/resim-ve-heykelsiz-yasam">Resim ve heykelsiz yaşam</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa&#8217;nın, Rönesans&#8217;ı yaşamaya başladığı dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun da en görkemli dönemidir. Peki, o zaman, sormaya devam ediyoruz. Yüzünü Batı’ya çeviren İmparatorluğun sanatçıları ve bilim insanları nerede?</p>
<p>Toplum yasamı ve insan beyni sürekli yeniyi yaratır. Bu uygarlığın yükselmesi olarak değerlendirilir. Yeniyi reddedenler uygarlıkta geri kalanlardır. Osmanlı döneminde uyduruk bir hadiseye dayanarak resim yasaklandı. Arkasından da heykel&#8230;</p>
<p>Ben ve akranlarım sanat üzerine fazla bir şey öğrenmeden üniversiteye geldik. Mimarlık Fakültesi’nde haftada bir saat resim dersi kondu. Hocamız Ercümen Kalmuk kibar ve yetenekli bir ressamdı. Benden bir ağaç gövdesi çizmemi istedi. Bahçedeki çınarın gövdesini çizmek için bütün gün çalıştım. Hoca bizim yeteneklerimizi ölçmek istiyordu.</p>
<p>Sonra düşündüm. Herhangi bir üslupta istemiyordu. Gerçeği yansıtan bir resim istiyordu.</p>
<p>İnsanlar mağarada yaşarken, Fransa&#8217;daki Lascaux Mağarası&#8217;nın duvarlarına gerçek yaşamı yansıtmaya çalışmıştı&#8230; Rönesans ressamları bile doğayı yansıtan natüralist resimler çizdiler. Gotik yüzyıllarından ve insanın varlıkların ve yaşamın merkezi olduğu kabul edilmesinden sonra, ressamlar insanlarla birlikte bütün çevrelerini çizmeye başladılar.</p>
<p><strong>İnsan, hayalini yansıtıyor</strong></p>
<p>Bundan sonra ressamlar, Leonardo da Vinci’nin kitabında olduğu gibi, sadece çevreyi ve doğayı yansıtmak için değil, kendi algılarını yansıtmak için çeşitli üsluplar yarattılar. Bu, tahta arabadan başlayan ve uçağa kadar uzanan, insan hayalinin bir beyin yaratısıdır.</p>
<p>Toplum yaşamı ve insan beyni sürekli yeniyi yaratır. Bu uygarlığın yükselmesi olarak değerlendirilir. Yeniyi reddedenler uygarlıkta geri kalanlardır. Osmanlı döneminde resim yasağının arkasından heykel yasağı geldi. İnsan resmi yapmak günahtı.</p>
<p><strong>Doğru olmayan hadis</strong></p>
<p>Bu hadis bir ikonoklast Bizanslı tarafından Emevi döneminde hadisler arasına sokulmuştur. Bunu daha önce tekrarlamıştım. Kaldı ki bu hadisin doğru olmadığı kabul edilmiştir.</p>
<p>Bizim mollalar insan figürleri için özel bir çizim yöntemi, minyatür uygulayarak, resmin gerçekçi karakterini yok etmiştir, dini yapılardaki tümel yaşamı kurutmuştur.</p>
<p>Resim toplum yaşamının büyük bölümünde kullanılır; yapılan binaların vaziyet planı, yapı planı, çatı planınından temele kadar ayrıntı modelleri, kentlerin değişik konumlarının planlarları, reklamlar, haritalar ve ticaret yaşamının kullandığı değişik resim türleri&#8230;</p>
<p>Leonardo da Vinci ve izleyenleri, değişik işlevleri uygulayan matematiksel çözüm örnekleriyle ve hepsinden önce de, perspektifi bularak insanın pratik yaşamında çok etkili oldular. Leonardo daha 29 yaşında Milano dükü Sforza’ya bir mektup yazarak, dışarıdaki her alanda kendisinin bütün sanatçılardan daha iyi resim yapacağını yazmıştı.</p>
<p><strong>Rönesans&#8217;ın ilklerinden</strong></p>
<p>Leonardo, Rönesans&#8217;ın önde gelen ressamlarındandır. Köprü inşaatı, su kanalları ve taşıması ve gemi tasarımı yapabilen Leonardo için “Eğer Leonardo olmasaydı, Rönesans da olmazdı” demişlerdir.</p>
<p>Sultan&#8217;ın isteği üzerine Haliç’in iki yakası arasında bir köprü projesi Leonardo’dan istenmişti. Leonardo bunu bitirmiş fakat köprü yapılmamıştı. Olasılıkla hastaydı.</p>
<p>Leonardo, II. François için köprüler ve su yapıları inşa etmişti. Leonardo’nun heykel yaptığı söylenir, fakat bilinen heykeli yoktur. Rönesans&#8217;ın en bilinen temsilcilerinden biridir, sanatçı, mühendis, bilim insanı&#8230;</p>
<p>Leonardo’nun yaptığı kadın portreleri büyük beğeni toplamıştır. Leonardo’nun Arno nehri kıyısında Floransa kentinin tablosu, Mona Lisa (Jokondo) gibi efsanevi eserleri vardır. Perspektifi keşfeden Leonardo gerçekten bir öncüdür.</p>
<p><strong>Kargaşanın açtığı mucize sanat ortamı</strong></p>
<p>Rönesans belirli bir ressam grubu da değildir. Kanlı bir iç savaş içinde, siyasi çalkantılar, sanatçılara görece özgürlük kazandırmış ve onları kilise baskısından biraz kurtarmıştır.</p>
<p>Bu bağlamda, egemen sınıflarla kilise arasındaki çekişmelerin, Machiavelli&#8217;nin anlattığı alt üst oluşların arasında özgürlük alanları açılmıştır.</p>
<p>Böyle bir kargaşada sanat alanında Leonardo, Tiziano, Bellini ve daha pek çok sanatçının yaratmış olduğu sanat ortamı bir mucizedir.</p>
<p><strong>Peki, Osmanlı nerede?</strong></p>
<p>Aynı dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun da en görkemli dönemidir.</p>
<p>I. Dünya Savaşı öncesi ise Batı’nın en zengin gelişme dönemidir, sömürgecilik altın çağını yaşamaktadır. İngiliz ve Amerikalılar&#8217;ın Türkler&#8217;i Anadolu&#8217;dan çıkarma düşüncesi bu dönemde ortaya çıkmış, aynı süreçte Osmanlılar yüzlerini Avrupa&#8217;ya çevirmişlerdir.</p>
<p>Peki, o zaman, sormaya devam ediyoruz. Yüzünü Batı’ya çeviren İmparatorluğun sanatçıları, bilim insanları nerede?</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong></p>
<p><strong><em><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/bir-buyuk-cumhuriyet-aydinini-yitirdik">Doğan Kuban</a>&#8216;ın anısına saygıyla. Bu yazı <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-226-24-temmuz-2020-dijital-pdf/">HBT Dergi 226.</a> sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/resim-ve-heykelsiz-yasam">Resim ve heykelsiz yaşam</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29484</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Leonardo da Vinci, üstün görme yetisi sayesinde başarılı olmuş</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/leonardo-da-vinci-ustun-gorme-yetisi-sayesinde-basarili-olmus-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Mar 2023 08:48:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[beyzbol]]></category>
		<category><![CDATA[görme yetisi]]></category>
		<category><![CDATA[hokusai]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[mona lisa]]></category>
		<category><![CDATA[resim yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29203</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsviçreli araştırmacılara göre Leonardo da Vinci ortalamanın üzerinde bir görme yetisine sahipti. Öyle ki yusufçuğun kanat çırpışını bile görebiliyordu. Ustanın üstün görme yetisi ona çizimlerinde ve resimlerinde de yardımcı olmuş diyor Basel Üniversitesi’nden David Thaler. Da Vinci’nin üstün görme yetisine sahip olduğunu sanat tarihçiler zaten tahmin ediyorlar. Thaler’in örnek gösterdiği bir araştırmada Leonardo da Vinci’nin (1452-1519) yapmış olduğu yusufçuk çizimlerinde ön ve arka kanatlarının senkron hareket etmediğinin anlaşıldığı görülüyor. Oysa bu keşif 400 yıl sonra ağır çekim kayıtlarıyla kanıtlanabilmişti. Thaler aynı üstün görme yetisine Japon ressam Hokusai’in de sahip olduğunu düşünüyor. Hokusai,”Kanagawa’nın dev dalgası” resmiyle ünlenmiştir. Ayrıca Hokusai de yusufçuk kanatlarının hareketleri arasındaki farkı tespit etmişti. Hızlı hareketlerin takip edilmesine dayanan üstün görme yetisinin bazı tenis ve beyzbol oyuncularında da olduğu biliniyor. Thaler çalışmasında, bireysel ışık uyaranlarının sürekli ışık olarak algılanma sıklığını ifade eden titreşim füzyon frekansına da dikkat çekiyor. İnsan ortalama olarak saniyede 20-40 uyarım algılayabiliyor. Ancak bazı beyzbol oyuncuları, topun saniyede 50 kez dönüşünü bile görebiliyorlar. Leonardo da Vinci de, yusufçuğun kanat çırpışlarını görebilmek için saniyede 50-100 uyarım görebiliyor olmalıydı diyor araştırmacı. Thaler bu yetinin Leonardo da Vinci’nin eserlerinin başarısını da açıklıyor diyor. Mesela Mona Lisa’nın gülümseyişi, sırf gülümsemeden çok kısa önceki anı temsil ettiği için o denli gizemlidir. Leonardo da Vinci bu anı üstün görme yetisiyle yakalamış ve resmedebilmiştir olabilir. Kaynak: Evidence For Extraordinary Visual Acuity in Leonardo’s Comment on a Dragonfly and Sfumato in Leonardo’s Portraits: Optical and Psychophysical Mechanisms, Discoveries of the Leonardo da Vinci DNA Project, 18.06.2020.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/leonardo-da-vinci-ustun-gorme-yetisi-sayesinde-basarili-olmus-2">Leonardo da Vinci, üstün görme yetisi sayesinde başarılı olmuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsviçreli araştırmacılara göre<strong> Leonardo da Vinci</strong> ortalamanın üzerinde bir görme yetisine sahipti. Öyle ki yusufçuğun kanat çırpışını bile görebiliyordu. Ustanın üstün görme yetisi ona çizimlerinde ve resimlerinde de yardımcı olmuş diyor Basel Üniversitesi’nden David Thaler.</p>
<p>Da Vinci’nin üstün görme yetisine sahip olduğunu sanat tarihçiler zaten tahmin ediyorlar. Thaler’in örnek gösterdiği bir araştırmada Leonardo da Vinci’nin (1452-1519) yapmış olduğu yusufçuk çizimlerinde ön ve arka kanatlarının senkron hareket etmediğinin anlaşıldığı görülüyor. Oysa bu keşif 400 yıl sonra ağır çekim kayıtlarıyla kanıtlanabilmişti.</p>
<p>Thaler aynı üstün görme yetisine Japon ressam Hokusai’in de sahip olduğunu düşünüyor. Hokusai,”Kanagawa’nın dev dalgası” resmiyle ünlenmiştir. Ayrıca Hokusai de yusufçuk kanatlarının hareketleri arasındaki farkı tespit etmişti. Hızlı hareketlerin takip edilmesine dayanan üstün görme yetisinin bazı tenis ve beyzbol oyuncularında da olduğu biliniyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-29204 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/leo-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/leo-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/leo.jpg 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Thaler çalışmasında, bireysel ışık uyaranlarının sürekli ışık olarak algılanma sıklığını ifade eden titreşim füzyon frekansına da dikkat çekiyor. İnsan ortalama olarak saniyede 20-40 uyarım algılayabiliyor. Ancak bazı beyzbol oyuncuları, topun saniyede 50 kez dönüşünü bile görebiliyorlar. Leonardo da Vinci de, yusufçuğun kanat çırpışlarını görebilmek için saniyede 50-100 uyarım görebiliyor olmalıydı diyor araştırmacı.</p>
<p>Thaler bu yetinin Leonardo da Vinci’nin eserlerinin başarısını da açıklıyor diyor. Mesela Mona Lisa’nın gülümseyişi, sırf gülümsemeden çok kısa önceki anı temsil ettiği için o denli gizemlidir. Leonardo da Vinci bu anı üstün görme yetisiyle yakalamış ve resmedebilmiştir olabilir.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>Evidence For Extraordinary Visual Acuity in Leonardo’s Comment on a Dragonfly and Sfumato in Leonardo’s Portraits: Optical and Psychophysical Mechanisms, Discoveries of the Leonardo da Vinci DNA Project, 18.06.2020.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/leonardo-da-vinci-ustun-gorme-yetisi-sayesinde-basarili-olmus-2">Leonardo da Vinci, üstün görme yetisi sayesinde başarılı olmuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29203</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tedaviye doğru önemli bir adım: Kanserin genetik şifreleri çözülüyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/tedaviye-dogru-onemli-bir-adim-kanserin-genetik-sifreleri-cozuluyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2020 14:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[arılar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi 4.0]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinek]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=17076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser en ürkütücü hastalıklardan biri&#8230; Bir genom hastalığı! Genlerimizde bozulmaların (mutasyon) birikmesiyle hücreler dizginlenemez şekilde büyüyor ve bedeni istila ediyor. Türe ve hangi evrede teşhis edildiğine bağlı olarak tedavisi de değişiyor. Kimi zaman tıp bile çaresiz kalıyor&#8230; Kanserde ilaçlarla iyileşmenin giderek arttığına ilişkin gelen haberlere rağmen, bu şüphesiz yeterli değil. Daha iyi tedavi şüphesiz ki hastalığı daha iyi tanımaktan geçiyor. İşte bu alanda şimdi gerçekten dev bir adım atıldı! Bilim dergileri ve dünyası bu haberi tartışıyor! 37 ülkeden 1300 bilim insanının katılımı ile başlatılan Küresel Genomik Projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda (Türkiye aralarında yok) kanserin genetik temelinin anlaşılması konusunda çok büyük bir adım atıldı. Sonuçlar 6’sı Nature dergisinde 17’si ise başka dergilerde yayınlanarak kamuoyuna sunuldu. Peki nedir veriler? Nasıl yapıldı? Kanserin genetiğinin keşfi bizim için ne anlama geliyor? Özlem Yüzak derledi. Koronavirüs tehdidi sürüyor. Türkiye bundan nasıl ve ne şekilde etkilenir? Neler yapılması? Konunun Türkiye’deki en önemli uzmanlarından biri epidemiyolog Prof. Dr. Önder Ergönül. Arkadaşımız Batuhan Sarıcan kendisi ile bir söyleşi yaptı. Ergönül salgının bahar aylarında biteceğini öngörüyoruz diyor. Alzheimer hâlâ gizem dolu bir hastalık. Bilim dünyası sırrını aydınlatmak ve erken teşhisini sağlayabilmek için büyük uğraş veriyor. İçlerinde biri, bizim topraklarımızda yetişen Prof. Dr. Marsel Meşulam, demans ve Alzheimer konusunda yaptığı çığır açıcı buluşları olan bir isim. Arkadaşımız Reyhan Oksay kendisi ile bir söyleşi yaptı&#8230; Yağmur Kan’ın yazısı: Herkesin yaşlanma hızı farklı; 4 farklı yaşlanma tipi var&#8230; Geçen hafta ilginç bir olay yaşandı, Afrika’yı çekirgeler istila etti. Göçmen çöl çekirgeleri 85 milyon kişinin yiyeceği gıdayı bir günde tüketti. FAO bu durumu “benzeri görülmemiş bir tehdit” olarak tanımladı. Nedeni ekolojik dengenin bozulması. Detaylar sayfalarımızda. “1946’da daha uygardık” Doğan Kuban Hoca “kimse 70 yıl önce insanların daha uygar olduklarını kabul etmez, ama biz 1946’da daha uygardık” diyor ve kendi yaşadığı, o dönem bir köy niteliğinde olan Anadoluhisarı’nda uygarlığın yıkılışını örnekleyerek anlatıyor. Dergimizde sıklıkla bilim tarihine yer vermeye, tarihte farklı disiplinlere yön vermiş, çığır açmış bilim insanlarını ya da keşifleri tanıtmaya özen gösteriyoruz. Bu hafta da doğumunun 150. yılında bireysel psikolojinin kurucusu olarak gösterilen Alfred Adler’i konuk ettik sayfalarımıza. Adler, Sigmund Freud ve Carl Gustav Jung ile “üç büyükler”den biri. Hedefi bireyi bütünsel olarak görüşünün yanı sıra toplumsal eşitliği savunan psikolojik bir hareket yaratmaktı. Bugün onu anlamaya ve pratiğini önce kendimiz ardından toplum üzerine uygulamaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Mustafa Çetiner Güncel Tıp’ta dünyayı sarsan koronavirüs konusunu bu hafta da sürdürüyor. Çizerimiz Tayfun Akgül’e de göz atmadan sayfayı çevirmeyin. Araç sürücülerinin Google Map bağımlılığı üzerine&#8230; Ölümünün 500. Yılında Leonardo da Vinci için başta Louvre Müzesi olmak üzere dünyanın birçok yerinde büyük anma etkinlikleri yapılıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Meltem Bilikman derledi&#8230; Sanayi 4.0, işsizlik ve Türkiye Bayram Ali Eşiyok Sanayi 4.0’dan yola çıkarak Türkiye’nin bu alanda nerede durduğunu ve işsizliği yazdı. Müfit Akyos da Türkiye’nin üretim kapasitesinin nasıl giderek eridiğini bölgesel açıdan irdeledi. Tanol Türkoğlu’nun yazı başlığı “Dijital Çığlık”. Harari’nin Davos’ta son yaptığı konuşma üzerine! “İki dirhem bir çekirdek” sözü nereden geliyor? Bilim ve Beslenme sayfamızda Keçiboynuzu’nu okuyun deriz.. Çekirdek ile dirhem arasındaki ilişki ilginç.. Tabii unu, pekmezi, çekirdeği ve tüm yönleri ile&#8230; Atılım Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Esin Cengiz Boduroğlu’nun yazısı rahim ağzı kanseri üzerine&#8230; İstanbul Kültür Üniversitesi Matematik Bölümü’nden Arş. Gör. Gözde Karataş sosyal ağların yaşamımızla iç içe geçtiği bu dönemde “kişisel bilgilerimi paylaştığım bu kurumlara ne kadar güvenebilirim?” diye soruyor. Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu ise Türkiye’de iş yapmanın zorluklarını uluslararası kriterlere göre değerlendiriyor.. Afrikalıların da Neandertal geni taşıdığı, günde bir paket sigara içenlerin beyinlerinin 11 gün daha hızlı yaşlandığı gibi konular Araştırma Gündemi’nde.. Sivrisinekler ısıracakları kişileri nasıl bulur? Koyunlar da sağlık durumlarına göre nasıl diyet yapıyor? Hayvanlar dünyası sayfalarımızda arkadaşımız Murat Altaş’ın kaleminden&#8230; *** HBT Türkiye’nin, dünyayı anbean izleyen, haftalık güncel bilim haberleri, yorumları, makaleleri dergisidir. Başka bir dünyanın, geleceği belirleyen tüm bilim alanlarının sesidir. Özgün köşe yazıları, ilginç konuları ile bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyoruz sizlere&#8230; Yayalım, okutalım&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/tedaviye-dogru-onemli-bir-adim-kanserin-genetik-sifreleri-cozuluyor">Tedaviye doğru önemli bir adım: Kanserin genetik şifreleri çözülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-17072" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/203-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/203-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/203-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/203.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Kanser en ürkütücü hastalıklardan biri&#8230; Bir genom hastalığı! Genlerimizde bozulmaların (mutasyon) birikmesiyle hücreler dizginlenemez şekilde büyüyor ve bedeni istila ediyor. Türe ve hangi evrede teşhis edildiğine bağlı olarak tedavisi de değişiyor. Kimi zaman tıp bile çaresiz kalıyor&#8230; Kanserde ilaçlarla iyileşmenin giderek arttığına ilişkin gelen haberlere rağmen, bu şüphesiz yeterli değil. Daha iyi tedavi şüphesiz ki hastalığı daha iyi tanımaktan geçiyor. İşte bu alanda şimdi gerçekten dev bir adım atıldı! Bilim dergileri ve dünyası bu haberi tartışıyor!</p>
<p>37 ülkeden 1300 bilim insanının katılımı ile başlatılan <strong>Küresel Genomik Projesi</strong> kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda (Türkiye aralarında yok) kanserin genetik temelinin anlaşılması konusunda çok büyük bir adım atıldı. Sonuçlar 6’sı <em>Nature</em> dergisinde 17’si ise başka dergilerde yayınlanarak kamuoyuna sunuldu. Peki nedir veriler? Nasıl yapıldı? Kanserin genetiğinin keşfi bizim için ne anlama geliyor? <strong>Özlem Yüzak</strong> derledi.</p>
<p>Koronavirüs tehdidi sürüyor. Türkiye bundan nasıl ve ne şekilde etkilenir? Neler yapılması? Konunun Türkiye’deki en önemli uzmanlarından biri epidemiyolog Prof. Dr. <strong>Önder Ergönül</strong>. Arkadaşımız <strong>Batuhan Sarıcan</strong> kendisi ile bir söyleşi yaptı. Ergönül salgının bahar aylarında biteceğini öngörüyoruz diyor.</p>
<p>Alzheimer hâlâ gizem dolu bir hastalık. Bilim dünyası sırrını aydınlatmak ve erken teşhisini sağlayabilmek için büyük uğraş veriyor. İçlerinde biri, bizim topraklarımızda yetişen Prof. Dr. <strong>Marsel Meşulam</strong>, demans ve Alzheimer konusunda yaptığı çığır açıcı buluşları olan bir isim. Arkadaşımız <strong>Reyhan Oksa</strong>y kendisi ile bir söyleşi yaptı&#8230; <strong>Yağmur Kan</strong>’ın yazısı: Herkesin yaşlanma hızı farklı; 4 farklı yaşlanma tipi var&#8230;</p>
<p>Geçen hafta ilginç bir olay yaşandı, Afrika’yı çekirgeler istila etti. Göçmen çöl çekirgeleri 85 milyon kişinin yiyeceği gıdayı bir günde tüketti. FAO bu durumu “benzeri görülmemiş bir tehdit” olarak tanımladı. Nedeni ekolojik dengenin bozulması. Detaylar sayfalarımızda.</p>
<p><strong>“1946’da daha uygardık”</strong></p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong> Hoca “kimse 70 yıl önce insanların daha uygar olduklarını kabul etmez, ama biz 1946’da daha uygardık” diyor ve kendi yaşadığı, o dönem bir köy niteliğinde olan Anadoluhisarı’nda uygarlığın yıkılışını örnekleyerek anlatıyor.</p>
<p>Dergimizde sıklıkla bilim tarihine yer vermeye, tarihte farklı disiplinlere yön vermiş, çığır açmış bilim insanlarını ya da keşifleri tanıtmaya özen gösteriyoruz. Bu hafta da doğumunun 150. yılında bireysel psikolojinin kurucusu olarak gösterilen <strong>Alfred Adler</strong>’i konuk ettik sayfalarımıza. Adler, <strong>Sigmund Freud</strong> ve <strong>Carl </strong><strong>Gustav Jung</strong> ile “<strong>üç büyükler</strong>”den biri. Hedefi bireyi bütünsel olarak görüşünün yanı sıra toplumsal eşitliği savunan psikolojik bir hareket yaratmaktı. Bugün onu anlamaya ve pratiğini önce kendimiz ardından toplum üzerine uygulamaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong> Güncel Tıp’ta dünyayı sarsan koronavirüs konusunu bu hafta da sürdürüyor. Çizerimiz <strong>Tayfun Akgül’e</strong> de göz atmadan sayfayı çevirmeyin. Araç sürücülerinin Google Map bağımlılığı üzerine&#8230;</p>
<p>Ölümünün 500. Yılında <strong>Leonardo da Vinci</strong> için başta Louvre Müzesi olmak üzere dünyanın birçok yerinde büyük anma etkinlikleri yapılıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden <strong>Meltem Bilikman</strong> derledi&#8230;</p>
<p><strong>Sanayi 4.0, işsizlik ve Türkiye</strong></p>
<p><strong>Bayram Ali Eşiyok</strong> Sanayi 4.0’dan yola çıkarak Türkiye’nin bu alanda nerede durduğunu ve işsizliği yazdı. <strong>Müfit Akyos</strong> da Türkiye’nin üretim kapasitesinin nasıl giderek eridiğini bölgesel açıdan irdeledi. <strong>Tanol Türkoğlu</strong>’nun yazı başlığı “Dijital Çığlık”. Harari’nin Davos’ta son yaptığı konuşma üzerine!</p>
<p>“İki dirhem bir çekirdek” sözü nereden geliyor? Bilim ve Beslenme sayfamızda Keçiboynuzu’nu okuyun deriz.. Çekirdek ile dirhem arasındaki ilişki ilginç.. Tabii unu, pekmezi, çekirdeği ve tüm yönleri ile&#8230;</p>
<p>Atılım Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden <strong>Dr. Esin Cengiz Boduroğlu</strong>’nun yazısı rahim ağzı kanseri üzerine&#8230; İstanbul Kültür Üniversitesi Matematik Bölümü’nden <strong>Arş. Gör. Gözde Karataş</strong> sosyal ağların yaşamımızla iç içe geçtiği bu dönemde “kişisel bilgilerimi paylaştığım bu kurumlara ne kadar güvenebilirim?” diye soruyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu</strong> ise Türkiye’de iş yapmanın zorluklarını uluslararası kriterlere göre değerlendiriyor..</p>
<p>Afrikalıların da Neandertal geni taşıdığı, günde bir paket sigara içenlerin beyinlerinin 11 gün daha hızlı yaşlandığı gibi konular Araştırma Gündemi’nde..</p>
<p>Sivrisinekler ısıracakları kişileri nasıl bulur? Koyunlar da sağlık durumlarına göre nasıl diyet yapıyor? Hayvanlar dünyası sayfalarımızda arkadaşımız <strong>Murat Altaş</strong>’ın kaleminden&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>HBT Türkiye’nin, dünyayı anbean izleyen, haftalık güncel bilim haberleri, yorumları, makaleleri dergisidir. Başka bir dünyanın, geleceği belirleyen tüm bilim alanlarının sesidir.</p>
<p>Özgün köşe yazıları, ilginç konuları ile bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyoruz sizlere&#8230; Yayalım, okutalım&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/tedaviye-dogru-onemli-bir-adim-kanserin-genetik-sifreleri-cozuluyor">Tedaviye doğru önemli bir adım: Kanserin genetik şifreleri çözülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17076</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 203. Sayı – 14 Şubat 2020</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-203-sayi-14-subat-2020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2020 12:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[arılar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi 4.0]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinek]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=17071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanseri karşı en büyük adım Önder Ergönül: &#8220;Salgının baharda biteceğini tahmin ediyoruz.&#8221; Prof. Dr. Marsel Meşulam ile söyleşi: Alzheimer’ın tedavisinde ciddi gelişmeler 1946’da neden daha uygardık? &#8211; Doğan Kuban Dijital çığlık: AHH! &#8211; Tanol Türkoğlu Eriyen üretim kapasitemiz &#8211; Müfit Akyos Koronavirüs dedikleri (2) &#8211; Mustafa Çetiner Sanayi 4.0, işsizlik ve Türkiye &#8211; Bayram Ali Eşiyok Afrikalıların kalıtımında da Neandertal geni var Güneşin yüzeyine en ayrıntılı bakış Arıları genetik bakteriler mi kurtaracak? Spitzer teleskopuna veda Bireysel psikolojinin kurucusu Adler 150 yaşında Leonardo da Vinci’nin izinde&#8230; &#8211; Elisabetta Povoledo / Çeviren: Lara Meltem Bilikmen Günde 1 paket sigara içenler dikkat: Beyniniz 11 gün daha hızlı yaşlanıyor Keçiboynuzu: Düşük yağ ve şeker oranı ile şifa deposu Rahim ağzı kanseri, human papilloma virüs (HPV) ve aşı &#8211; Esin Cengiz-Boduroğlu Selçuk Yaşar Ödülü’nün teması “Bilim&#8221;! &#8211; Özlem Yüzak Çöl çekirgeleri bir günde ‘Türkiye’nin ihtiyacı kadar’ gıdayı tüketti Herkesin yaşlanma hızı farklı: 4 farklı yaşlanma tipi Kişisel bilgilerimi paylaştığım bu kuruma ne kadar güvenebilirim? &#8211; Gözde Karataş Türkiye’de &#8220;İş yapma&#8221; kolay mı? &#8211; Nevzat Saygılıoğlu Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar (4): Stresi azaltmanın en iyi yolu Sivrisinekler ısıracakları kişileri nasıl bulur? Koyunlar da sağlık durumlarına göre diyet yapıyor Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-203-sayi-14-subat-2020">HBT Dergi 203. Sayı – 14 Şubat 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-17072" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/203-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/203-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/203-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/02/203.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Kanseri karşı en büyük adım<br />
Önder Ergönül: &#8220;Salgının baharda biteceğini tahmin ediyoruz.&#8221;<br />
Prof. Dr. Marsel Meşulam ile söyleşi: Alzheimer’ın tedavisinde ciddi gelişmeler<br />
1946’da neden daha uygardık? &#8211; Doğan Kuban<br />
Dijital çığlık: AHH! &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
Eriyen üretim kapasitemiz &#8211; Müfit Akyos<br />
Koronavirüs dedikleri (2) &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Sanayi 4.0, işsizlik ve Türkiye &#8211; Bayram Ali Eşiyok<br />
Afrikalıların kalıtımında da Neandertal geni var<br />
Güneşin yüzeyine en ayrıntılı bakış<br />
Arıları genetik bakteriler mi kurtaracak?<br />
Spitzer teleskopuna veda<br />
Bireysel psikolojinin kurucusu Adler 150 yaşında<br />
Leonardo da Vinci’nin izinde&#8230; &#8211; Elisabetta Povoledo / Çeviren: Lara Meltem Bilikmen<br />
Günde 1 paket sigara içenler dikkat: Beyniniz 11 gün daha hızlı yaşlanıyor<br />
Keçiboynuzu: Düşük yağ ve şeker oranı ile şifa deposu<br />
Rahim ağzı kanseri, human papilloma virüs (HPV) ve aşı &#8211; Esin Cengiz-Boduroğlu<br />
Selçuk Yaşar Ödülü’nün teması “Bilim&#8221;! &#8211; Özlem Yüzak<br />
Çöl çekirgeleri bir günde ‘Türkiye’nin ihtiyacı kadar’ gıdayı tüketti<br />
Herkesin yaşlanma hızı farklı: 4 farklı yaşlanma tipi<br />
Kişisel bilgilerimi paylaştığım bu kuruma ne kadar güvenebilirim? &#8211; Gözde Karataş<br />
Türkiye’de &#8220;İş yapma&#8221; kolay mı? &#8211; Nevzat Saygılıoğlu<br />
Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar (4): Stresi azaltmanın en iyi yolu<br />
Sivrisinekler ısıracakları kişileri nasıl bulur?<br />
Koyunlar da sağlık durumlarına göre diyet yapıyor</p>
<p><a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-203-sayi-14-subat-2020">HBT Dergi 203. Sayı – 14 Şubat 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17071</post-id>	</item>
		<item>
		<title>500 yıldır konuşuluyor: Yaratıcılığın ve dehanın simgesi Da Vinci günümüz dünyasını nasıl şekillendirdi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/500-yildir-konusuluyor-yaraticiligin-ve-dehanin-simgesi-da-vinci-gunumuz-dunyasini-nasil-sekillendirdi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 14:00:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[batıl inanç]]></category>
		<category><![CDATA[beyin araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilimden sanata geniş bir yelpazede yaratıcılığın ve dehanın simgesi olan Leonardo da Vinci (1452-1519) bir bilim insanı olduğu kadar bir sanatçı ve mühendisti de. Rönesans insanı Leonardo&#8217;nun ölümünün üzerinden tam 500 yıl geçti. Ancak dehası zamana meydan okumaya, bizi şaşırtmaya ve günümüz dünyasını şekillendirmeye devam ediyor. Hakkında yazılar, denemeler, incelemeler yazılıyor ve toplantılar yapılıyor 500. yıldönümünde. Bu yazıların bir kısmından Batuhan Sarıcan, Leonardo&#8217;nun fikirlerinin, sanattan bilime birçok alanı nasıl etkilediğini derledi&#8230; Ülkemizde Leonardo’yu anacak bir bilim – sanat kurumu yok, her halde herkesin işi gücü başından aşkın! Biz bu görevi üstlenelim.. Üstelik Leonardo bizimle de birinci derecede ilgili. Leonardo’nun Sultan II. Beyazıd’a yazdığı mektupta bu büyük bilgin İstanbul için 4 büyük yapıt öneriyordu. Bundan en bilineni Haliç üzerine yapılacak köprünün tasarımıydı. Diğerleri yazıda&#8230; Ünlü bilim tarihçimiz Adnan Adıvar, 1954 yılında bu mektupla ilgili iki yazı kaleme aldı. İlkinde “Böyle bir mektup var mı?” spekülasyonlarını inceledi. İkincisinde ise mektubun içeriğini yazdı. Keyifle okuyacağınızı umuyoruz. “Yaşlılar birleşin!” Cinsiyetçilik ve ırkçılık yetmezmiş gibi bir de başımıza “ageism” denilen yaş ayrımcılığı çıktı. Toplum genelinde yaşlılar dışlanıyor. Yaşı nedeniyle yaşlıları bağımlı, güçsüz, anlama güçlüğü çeken, genç nesillerin üzerinde büyük bir yük oluşturan bir kitle olarak görmek büyük haksızlık. Bu tavırlar yaşlı insanların arzuladıkları gibi yaşamalarını engelliyor ve topluma yararlı olma potansiyellerini ellerinden alıyor. Peki yaşlılar güzel bir yaşam için ne yapmalı? Öncelikle pozitif düşünmeli… Reyhan Oksay derledi. Her gün yeni bir buluşla yaşantımız daha sağlıklı ve daha konforlu hale geliyor. Yaralandığınız zaman artık geleneksel yara bantları tarihe karışacak. Embriyolardan esinlenerek geliştirilen süper yara bandı, cildin sıcaklığına göre kendini ayarlayabiliyor ve yaraların daha hızlı bir şekilde iyileşmesine sağlıyor. Yeter ki klinik deneylerden alnının akıyla çıksın… 3D yazıcıdan kalp odacığı, fazla kiloya karşı en etkili 5 spor ve daha fazlası Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi’nde. Bir ölümün düşündürdükleri… Hacer Gülşen bizim kasımpatı olarak bildiğimiz krizantem çiçeğinin bu ismi nasıl aldığı ile ilgili çeşitli literatürdeki ilginç öykülere yer veriyor. İkisi de umutsuz bir aşk üzerine. Bizim edebiyatımızda da başta Tevfik Fikret de olmak üzere pek çok sanatçı bu güzel çiçeği es geçmemiş&#8230; Mustafa Çetiner geçenlerde aramızdan ayrılan Cüneyt Cebenoyan üzerinden her ölümün ardında bıraktığı boşluğu, hüznü ve çaresizliği yazmış. Hepimizin yaşamak zorunda kaldığı, ama her insanda farklı duygular yaratan kayıplar ne yazık ki yaşamın kaçınılmaz gerçeği. Tanol Türkoğlu, Çin’de yapay zekâ çalışmalarına bir göz atıyor ve bu ülkenin 2030 yılında dünyanın bir numaralı yapay zekâ inovasyon merkezi olmayı hedeflediğini söylüyor. Çin bu hedefe yönelik dört koldan çalışıyor. Ya biz bu konuda ne yapıyoruz? Ekrem İmamoğlu’nun alışveriş fotoğraflarına ileri düzey YZ uygulamalarıyla müdahale, toplumsal bir algı oluşturmaya çabalıyoruz. Parçaların toplamı bütünden fazla Prof. Dr. Türker Kılıç’ın Dünya Bilim ve Sanat Akademisi’nde yaptığı “Beyin Araştırmaları Penceresinden Yaşam: Bağlantısallık ve Karmaşıklığa Dair Bilimsel, sosyal ve Kültürel Çıkarımlar” başlıklı konuşmasının üçüncü kısmı bu sayımızda yer alıyor. Kılıç, parçaların toplamının bütünden fazla ve büyük bir düzene sahip olduğunu belirtiyor. Sağlıklı beslenmenin ilk koşulu yiyeceklerimizi evde hazırlamak. Ne yazık ki günün koşulları buna pek el vermiyor. Evde hızlı ve sağlıklı yemek pişirmenin de bazı kuralları var. Neymiş onlar? Sağlıklı beslenmek isteyen herkes okumalı. Yaratıcılık günümüz insanına özgü bir yetenek değil. Yeni bulgular, deha pırıltılarının çok daha eskilere dayandığına işaret ediyor. İnsanların yeni buluşlar yapma yetisi yüz binlerce yıllık bir sürecin ürünü. İnsansılar suda aşınan yassı taşları yontarak aletler yapmaya başlaması yaratıcığımızın ilk göstergeleri. Güzel bir yazı sunuyoruz sizlere bu konuda.. Öğretim Gör. Dr. Günseli Gümüşsel, Cumhuriyet basınında hilafetin kaldırılmasının nasıl yankı bulduğunu ve bu eleştirilere hükümetin nasıl karşılık verdiğini anlatıyor. İstanbul ve Ankara basınının maruz kaldığı Takrir-i Sükûn Kanunu’nun basın özgürlüğünü nasıl etkilediğine dikkat çekiliyor. Batıl inançlar nasıl yayılır? Evrimsel bir yaklaşımla bu akıl dışı inançların toplumlarda nasıl kabul gördüğünü merak edenler okusun. Atların soyu tükeniyor mu? Uygarlıkla birlikte atların yük taşıma ve ulaşım alanlarındaki rolü gittikçe azalıyor. Şimdilik yalnızca birkaç at soyu tükenmenin eşiğinde. Ama uygarlığın atları bitirmesine izin vermeyelim. Şüphesiz hepsi bu kadar değil, bulmaca, grafik bilgi, fotoğraf ve bedenimizle ilgili bilgilerin yer aldığı köşemiz, ilginç sorular ve daha pek çok güncel haberlerle size güzel bir dergi daha hazırlamaya çok özen gösterdik. Sağlıklı ve güzel kalın, bilimde kalın, HBT’yi tavsiye edin. Sevgi ve dostlukla…</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/500-yildir-konusuluyor-yaraticiligin-ve-dehanin-simgesi-da-vinci-gunumuz-dunyasini-nasil-sekillendirdi">500 yıldır konuşuluyor: Yaratıcılığın ve dehanın simgesi Da Vinci günümüz dünyasını nasıl şekillendirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-14914 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/178-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/178-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/178-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/178.jpg 1654w" sizes="auto, (max-width: 251px) 100vw, 251px" />Bilimden sanata geniş bir yelpazede yaratıcılığın ve dehanın simgesi olan <strong>Leonardo da Vinci</strong> (1452-1519) bir bilim insanı olduğu kadar bir sanatçı ve mühendisti de. Rönesans insanı Leonardo&#8217;nun ölümünün üzerinden tam 500 yıl geçti. Ancak dehası zamana meydan okumaya, bizi şaşırtmaya ve günümüz dünyasını şekillendirmeye devam ediyor. Hakkında yazılar, denemeler, incelemeler yazılıyor ve toplantılar yapılıyor 500. yıldönümünde. Bu yazıların bir kısmından Batuhan Sarıcan, Leonardo&#8217;nun fikirlerinin, sanattan bilime birçok alanı nasıl etkilediğini derledi&#8230; Ülkemizde Leonardo’yu anacak bir bilim – sanat kurumu yok, her halde herkesin işi gücü başından aşkın! Biz bu görevi üstlenelim..</p>
<p>Üstelik Leonardo bizimle de birinci derecede ilgili. <strong>Leonardo’nun Sultan II. Beyazıd’a yazdığı mektupta</strong> bu büyük bilgin İstanbul için 4 büyük yapıt öneriyordu. Bundan en bilineni Haliç üzerine yapılacak köprünün tasarımıydı. Diğerleri yazıda&#8230; Ünlü bilim tarihçimiz Adnan Adıvar, 1954 yılında bu mektupla ilgili iki yazı kaleme aldı. İlkinde “Böyle bir mektup var mı?” spekülasyonlarını inceledi. İkincisinde ise mektubun içeriğini yazdı. Keyifle okuyacağınızı umuyoruz.</p>
<p><strong>“Yaşlılar birleşin!”</strong></p>
<p>Cinsiyetçilik ve ırkçılık yetmezmiş gibi bir de başımıza “ageism” denilen yaş ayrımcılığı çıktı. Toplum genelinde yaşlılar dışlanıyor. Yaşı nedeniyle yaşlıları bağımlı, güçsüz, anlama güçlüğü çeken, genç nesillerin üzerinde büyük bir yük oluşturan bir kitle olarak görmek büyük haksızlık. Bu tavırlar yaşlı insanların arzuladıkları gibi yaşamalarını engelliyor ve topluma yararlı olma potansiyellerini ellerinden alıyor. Peki <strong>yaşlılar güzel bir yaşam için ne yapmalı?</strong> Öncelikle pozitif düşünmeli… Reyhan Oksay derledi.</p>
<p>Her gün yeni bir buluşla yaşantımız daha sağlıklı ve daha konforlu hale geliyor. Yaralandığınız zaman artık geleneksel yara bantları tarihe karışacak. <strong>Embriyolardan esinlenerek geliştirilen süper yara bandı</strong>, cildin sıcaklığına göre kendini ayarlayabiliyor ve yaraların daha hızlı bir şekilde iyileşmesine sağlıyor. Yeter ki klinik deneylerden alnının akıyla çıksın… <strong>3D yazıcıdan kalp odacığı, fazla kiloya karşı en etkili 5 spor</strong> ve daha fazlası Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi’nde.</p>
<p><strong>Bir ölümün düşündürdükleri…</strong></p>
<p>Hacer Gülşen bizim <strong>kasımpatı olarak bildiğimiz krizantem çiçeğinin bu ismi nasıl aldığı</strong> ile ilgili çeşitli literatürdeki ilginç öykülere yer veriyor. İkisi de umutsuz bir aşk üzerine. Bizim edebiyatımızda da başta Tevfik Fikret de olmak üzere pek çok sanatçı bu güzel çiçeği es geçmemiş&#8230;</p>
<p>Mustafa Çetiner geçenlerde aramızdan ayrılan <strong>Cüneyt Cebenoyan</strong> üzerinden her ölümün ardında bıraktığı boşluğu, hüznü ve çaresizliği yazmış. Hepimizin yaşamak zorunda kaldığı, ama her insanda farklı duygular yaratan kayıplar ne yazık ki yaşamın kaçınılmaz gerçeği.</p>
<p>Tanol Türkoğlu, <strong>Çin’de yapay zekâ çalışmalarına</strong> bir göz atıyor ve bu ülkenin 2030 yılında dünyanın bir numaralı yapay zekâ inovasyon merkezi olmayı hedeflediğini söylüyor. Çin bu hedefe yönelik dört koldan çalışıyor. Ya biz bu konuda ne yapıyoruz? Ekrem İmamoğlu’nun alışveriş fotoğraflarına ileri düzey YZ uygulamalarıyla müdahale, toplumsal bir algı oluşturmaya çabalıyoruz.</p>
<p><strong>Parçaların toplamı bütünden fazla</strong></p>
<p>Prof. Dr. Türker Kılıç’ın Dünya Bilim ve Sanat Akademisi’nde yaptığı “<em>Beyin Araştırmaları Penceresinden Yaşam: <strong>Bağlantısallık ve Karmaşıklığa Dair Bilimsel, sosyal ve Kültürel Çıkarımlar</strong></em>” başlıklı konuşmasının üçüncü kısmı bu sayımızda yer alıyor. Kılıç, parçaların toplamının bütünden fazla ve büyük bir düzene sahip olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Sağlıklı beslenmenin ilk koşulu yiyeceklerimizi evde hazırlamak. Ne yazık ki günün koşulları buna pek el vermiyor. <strong>Evde hızlı ve sağlıklı yemek pişirmenin de bazı kuralları</strong> var. Neymiş onlar? Sağlıklı beslenmek isteyen herkes okumalı.</p>
<p>Yaratıcılık günümüz insanına özgü bir yetenek değil. Yeni bulgular, deha pırıltılarının çok daha eskilere dayandığına işaret ediyor. İnsanların <strong>yeni buluşlar yapma yetisi yüz binlerce yıllık</strong> bir sürecin ürünü. İnsansılar suda aşınan yassı taşları yontarak aletler yapmaya başlaması yaratıcığımızın ilk göstergeleri. Güzel bir yazı sunuyoruz sizlere bu konuda..</p>
<p>Öğretim Gör. Dr. Günseli Gümüşsel, <strong>Cumhuriyet basınında hilafetin kaldırılmasının nasıl yankı bulduğunu </strong>ve bu eleştirilere hükümetin nasıl karşılık verdiğini anlatıyor. İstanbul ve Ankara basınının maruz kaldığı Takrir-i Sükûn Kanunu’nun basın özgürlüğünü nasıl etkilediğine dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Batıl inançlar nasıl yayılır?</strong> Evrimsel bir yaklaşımla bu akıl dışı inançların toplumlarda nasıl kabul gördüğünü merak edenler okusun.</p>
<p>Atların soyu tükeniyor mu? Uygarlıkla birlikte atların yük taşıma ve ulaşım alanlarındaki rolü gittikçe azalıyor. Şimdilik yalnızca <strong>birkaç at soyu tükenmenin eşiğinde</strong>. Ama uygarlığın atları bitirmesine izin vermeyelim.</p>
<p>Şüphesiz hepsi bu kadar değil, bulmaca, grafik bilgi, fotoğraf ve bedenimizle ilgili bilgilerin yer aldığı köşemiz, ilginç sorular ve daha pek çok güncel haberlerle size güzel bir dergi daha hazırlamaya çok özen gösterdik.</p>
<p>Sağlıklı ve güzel kalın, bilimde kalın, HBT’yi tavsiye edin.</p>
<p>Sevgi ve dostlukla…</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/500-yildir-konusuluyor-yaraticiligin-ve-dehanin-simgesi-da-vinci-gunumuz-dunyasini-nasil-sekillendirdi">500 yıldır konuşuluyor: Yaratıcılığın ve dehanın simgesi Da Vinci günümüz dünyasını nasıl şekillendirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14918</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 178. Sayı – 23 Ağustos 2019</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-178-sayi-23-agustos-2019</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 12:11:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[beyin araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merak, yaratıcılık ve yetenek: Süper insan Leonardo da Vinci İnsanda yaratıcılığın kökenine bir yolculuk Doğan Kuban: Rönesans&#8217;tan bu yana topallıyor muyuz? Laboratuvarda Güneş rüzgarı 3D yazıcıdan kalp odacığı Tanol Türkoğlu: Çin&#8217;de YZ! Yaşanan iklim değişimi son 2000 yılın en şiddetlisi Ali Akurgal: İklim değişikliği ve su Türker Kılıç: Beyin araştırmaları penceresinden yaşam &#8211; 3 İnsan vücudunun bilinmeyenler &#8211; 7: Vücudun değişik boy ve şekilleri Zayıf kalmak için en iyi 5 spor Evde yemek pişirmede 10 ipucu Sağlıklı yaşlanmanın anahtarı pozitif düşünme ve davranma Mustafa Çetiner: Ölmek üzerine&#8230; Hacer Gülşen: Bir çiçeğin düşündürdükleri &#8211; Krizantem Batıl inançlar nasıl yayılır? Günseli Gümüşel: Cumhuriyet basınında hilafetin kaldırılmasının yankıları Soyu tükenen atlar Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-178-sayi-23-agustos-2019">HBT Dergi 178. Sayı – 23 Ağustos 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>M<img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-14914 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/178-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/178-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/178-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/08/178.jpg 1654w" sizes="auto, (max-width: 251px) 100vw, 251px" />erak, yaratıcılık ve yetenek: Süper insan Leonardo da Vinci<br />
İnsanda yaratıcılığın kökenine bir yolculuk<br />
Doğan Kuban: Rönesans&#8217;tan bu yana topallıyor muyuz?<br />
Laboratuvarda Güneş rüzgarı<br />
3D yazıcıdan kalp odacığı<br />
Tanol Türkoğlu: Çin&#8217;de YZ!<br />
Yaşanan iklim değişimi son 2000 yılın en şiddetlisi<br />
Ali Akurgal: İklim değişikliği ve su<br />
Türker Kılıç: Beyin araştırmaları penceresinden yaşam &#8211; 3<br />
İnsan vücudunun bilinmeyenler &#8211; 7: Vücudun değişik boy ve şekilleri<br />
Zayıf kalmak için en iyi 5 spor<br />
Evde yemek pişirmede 10 ipucu<br />
Sağlıklı yaşlanmanın anahtarı pozitif düşünme ve davranma<br />
Mustafa Çetiner: Ölmek üzerine&#8230;<br />
Hacer Gülşen: Bir çiçeğin düşündürdükleri &#8211; Krizantem<br />
Batıl inançlar nasıl yayılır?<br />
Günseli Gümüşel: Cumhuriyet basınında hilafetin kaldırılmasının yankıları<br />
Soyu tükenen atlar</p>
<p><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/1-abonelik">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-178-sayi-23-agustos-2019">HBT Dergi 178. Sayı – 23 Ağustos 2019</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14912</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nasıl Louvre olunur?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/nasil-louvre-olunur</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jan 2019 09:26:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[beyonce]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[louvre müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[mona lisa]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat eseri]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen yıl dünyada en çok ziyaret edilen müze, Louvre (Paris) olmuş: 10 milyon 200 bin. Bu rakam, bir yıl önceye göre yüzde 25 artmış. Gelenlerin 1.5 milyonu Amerikalı. Bir milyonu Çinli. 2.5 milyonu Fransız. Müzeye giriş parasız. Ama sergilere giriş paralı. Louvre, sergilerden 15 milyon Euro gelir sağlamış. Müze, Çarşamba ve Cuma geceleri 18.00-21.45 arasında da açık olacak. Ayrıca, her ayın ilk Cumartesi gecesi de açık ve bedava olacak. 5 Ocak Cumartesi gecesi 11 bin kişi müzeyi ziyaret etti. (Bu rakamlar bir fikir versin diye: UNWTO 2017 verisi: Fransa’ya giden turist sayısı 87 milyon. Dünyada birinci sırada. Biz, 37.6 milyonla 8’inci sıradayız. Turizm geliri açısında ise ilk 10’da değiliz.) Sosyal medya yardımı Louvre’un zaten pek ünlü olmasına rağmen “gençler” tarafından da merak edilerek gezilmesini sağlayan tanıtım stratejisinde YouTube influencer’ları rol oynuyor. Bunların en eğlencelisi, Charlie Danger adlı (gerçek adı bu!) bir genç hanım. Evet, olmadık bir Fransız ismi. Ama hanım gerçek. Arkeolog bir aileden geliyor. Kendisi de sanat tarihi ve arkeoloji okumuş. YouTube’da “Bu ayın haberleri” (Les Revues Du Monde) adlı bir arkeoloji, tarih, antropoloji programı var. Öğrence/eğitlence (infotainment) şeklinde, sempatik programlarını takip edenler şimdilik 400 bin. Louvre, YouTube “gençliğini” odağına alacak komik bir projeyi bu hanımla gerçekleştirdi: “Nasıl mumya yapılır?” (On a recréé une momie au Louvre). https://bit.ly/1HHaGXJ) Temel hedef: Ziyaretçi sayısını nasıl artırırız? Gençlerin ilgisini nasıl çekeriz? Milyonlar, Louvre’u izliyor Sosyal medyaya yaslanan tanıtım stratejisiyle Louvre’un, bugün Facebook’ta 2 milyon 700 bin, Instagram’da 2 milyon 400 bin, Twitter’da 1 milyon 400 bin takipçisi var. Louvre’un toplam 15 sosyal medya hesabını 6.1 milyon kişi izliyor. YouTube’da Louvre’un yayınladığı video sayısı ise 337. Bu hesaba, 32 bin kişi abone. Tanıtım için YouTube’da “etkili” (influencer) olan, bol takipçili 12 gençle uyguladığı proje ile Louvre, “hakkında” 24 video yayınladı. Şimdiye kadar bunları 3 milyon kişi tıkladı. Videolar, bürokratik laf ebelikleri değil, içerik ve sunum olarak özgün, infotainment özelliği zengin, müzeye/sergiye gelme merakı yaratan, sanat tarihine heves uyandıran videolardı. Louvre, eski eserlerin, arkeoloji ve tarihin “pekala” (!) eğlenceli olabileceğini, geçmişin bugüne ışık tuttuğunu gençlere anlatmayı hedefledi. Müzeye gelenlerin yarıdan çoğu 30 yaş altı, beşte biri ise 18 yaş altıydı! Beyoncé etkisi büyük Louvre için en mega tanıtımı ise Beyoncé ve eşi Jay-Z (&#8216;Apes**t&#8217; The Carters adlı video ile) yaptı geçen yaz. Müzede 6 dakikalık bir rap eşliğinde çektikleri videoyu dünya gördü. YouTube’da 150 milyon kez izlendi&#8230; Beyonce’nin, Louvre’u seçmesinin “anlamı” var: Hamileliğini, Rönesans’ın simge sanatçılarından Bottiçelli’nin bir tablosuna benzeten bir fotoğrafla açıklamıştı. Doğum yaptığını, yine aynı sanatçının Hz. Meryem ve Hz. İsa’yı tasvir eden tablosuna benzeterek yapmıştı. Bu iki tablo da Louvre’da. Yakın zamanlarda Louvre’un ününden başkaları da yararlandı. Çevreciler, tabloların önünde yere yatarak ölü taklidi yaptılar. Total adlı petrol şirketinin Louvre’a sponsor olmasını böyle protesto ettiler. Mona Lisa’lı reklam? Mona Lisa, tablodaki tebessümünden vazgeçip, bir anda kendine gelip, “Off, sürekli gülümsemekten çenem ağrıdı” diyor. Hemen menajerine telefon ediyor. “Burada böyle sürekli sırıtamam.” Menajer, “Ama, senin tebessümün için oraya her gün 20 bin kişi geliyor.” Mona, kararlı: “1503’ten beri bu işi her gün yaptığımı bir düşünsene. Üstelik, tabloda yalnızım. Hani buna çare bulacaktın?” Menajer: “Seni başka bir tabloya transfer edemeyiz.” Mona: “Son Yemek’e katılsam? Onu da Leonardo yaptı nasıl olsa.” Menajer: “Ama o tablo sadece 13 kişilik. Bir de sen olamazsın. Üstelik, Milano’da.” Mona: “İyi de salak salak gülümsemesem?” Menajer: “Herkes onu görmeye geliyor. Sen bir mega star’sın.” Mona: “Çok çok sıkıldım. Grev yapacağım. Fransa’da her gün grev var nasıl olsa.” Menajer: “Bak, daha önce söylemedim ama, film artisti olacaksın. Leonardo Di Caprio, DaVinci Şifresi’nde oynayacak seninle.” Mona, buna pek seviniyor. “Tamam o halde, beklerim ben de” diyor. Menajer ise, Mona telefonu kapattı sanıp “Bu artistlere de her rolü yutturursun” derken Mona’nın yüz ifadesi şeytanlaşıyor. The End. Leonardo 500 Sergisi Fas asıllı Fransız grafik sanatçı Fouzia Kechkech’in bu yaratıcı reklam filmi, Fransız-Alman kültür-sanat Tv’si Arte’de yayınlandı. Louvre, en baş taç yıldız eseri Mona Lisa’nın bütün ününden yararlanıyor. Haklı da. Ve bu yıl, Leonardo’nun Fransa’da son 3 yılını geçirdikten sonra ölümünün 500’üncü yıldönümü dolayısıyla “en büyük” Leonardo Sergisi -elbette- Louvre’da 24 Ekim’de açılacak. İtalyan Leonardo’ya Fransızların “sahip çıkmasına” bozulan “milliyetçi” İtalyan Hükümeti, Louvre sergisi için 3 tabloyu göndermeyeceğini açıkladı. Nedeni basit: Tablolar, seyahate çıkamayacak kadar hassas. Bu, makul gerekçe aslında gerçeği yansıtmıyor: Milano’da 2015’te açılan büyük Leonardo Sergisi’ne Louvre’un Mona Lisa’yı göndermemesine bir misilleme&#8230; İtalyan Kültür Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi gerçeği saklamadı: “Leonardo İtalyan’dır. Sadece, Fransa’da öldü.” Edip Emil Öymen *Bu yazı 18.01.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/nasil-louvre-olunur">Nasıl Louvre olunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl dünyada en çok ziyaret edilen müze, Louvre (Paris) olmuş: 10 milyon 200 bin. Bu rakam, bir yıl önceye göre yüzde 25 artmış. Gelenlerin 1.5 milyonu Amerikalı. Bir milyonu Çinli. 2.5 milyonu Fransız. Müzeye giriş parasız. Ama sergilere giriş paralı. Louvre, sergilerden 15 milyon Euro gelir sağlamış. Müze, Çarşamba ve Cuma geceleri 18.00-21.45 arasında da açık olacak. Ayrıca, her ayın ilk Cumartesi gecesi de açık ve bedava olacak. 5 Ocak Cumartesi gecesi 11 bin kişi müzeyi ziyaret etti. (Bu rakamlar bir fikir versin diye: UNWTO 2017 verisi: Fransa’ya giden turist sayısı 87 milyon. Dünyada birinci sırada. Biz, 37.6 milyonla 8’inci sıradayız. Turizm geliri açısında ise ilk 10’da değiliz.)</p>
<p><strong>Sosyal medya yardımı</strong></p>
<p>Louvre’un zaten pek ünlü olmasına rağmen “gençler” tarafından da merak edilerek gezilmesini sağlayan tanıtım stratejisinde YouTube influencer’ları rol oynuyor. Bunların en eğlencelisi, Charlie Danger adlı (gerçek adı bu!) bir genç hanım. Evet, olmadık bir Fransız ismi. Ama hanım gerçek. Arkeolog bir aileden geliyor. Kendisi de sanat tarihi ve arkeoloji okumuş. YouTube’da “Bu ayın haberleri” (Les Revues Du Monde) adlı bir arkeoloji, tarih, antropoloji programı var.</p>
<p>Öğrence/eğitlence (infotainment) şeklinde, sempatik programlarını takip edenler şimdilik 400 bin. Louvre, YouTube “gençliğini” odağına alacak komik bir projeyi bu hanımla gerçekleştirdi: “Nasıl mumya yapılır?” (On a recréé une momie au Louvre). <a href="https://bit.ly/1HHaGXJ">https://bit.ly/1HHaGXJ</a>) Temel hedef: Ziyaretçi sayısını nasıl artırırız? Gençlerin ilgisini nasıl çekeriz?</p>
<p><strong>Milyonlar, Louvre’u izliyor</strong></p>
<p>Sosyal medyaya yaslanan tanıtım stratejisiyle Louvre’un, bugün Facebook’ta 2 milyon 700 bin, Instagram’da 2 milyon 400 bin, Twitter’da 1 milyon 400 bin takipçisi var. Louvre’un toplam 15 sosyal medya hesabını 6.1 milyon kişi izliyor. YouTube’da Louvre’un yayınladığı video sayısı ise 337. Bu hesaba, 32 bin kişi abone.</p>
<p>Tanıtım için YouTube’da “etkili” (influencer) olan, bol takipçili 12 gençle uyguladığı proje ile Louvre, “hakkında” 24 video yayınladı. Şimdiye kadar bunları 3 milyon kişi tıkladı. Videolar, bürokratik laf ebelikleri değil, içerik ve sunum olarak özgün, infotainment özelliği zengin, müzeye/sergiye gelme merakı yaratan, sanat tarihine heves uyandıran videolardı. Louvre, eski eserlerin, arkeoloji ve tarihin “pekala” (!) eğlenceli olabileceğini, geçmişin bugüne ışık tuttuğunu gençlere anlatmayı hedefledi. Müzeye gelenlerin yarıdan çoğu 30 yaş altı, beşte biri ise 18 yaş altıydı!</p>
<p><strong>Beyoncé etkisi büyük</strong></p>
<p>Louvre için en mega tanıtımı ise Beyoncé ve eşi Jay-Z (&#8216;Apes**t&#8217; The Carters adlı video ile) yaptı geçen yaz. Müzede 6 dakikalık bir rap eşliğinde çektikleri videoyu dünya gördü. YouTube’da 150 milyon kez izlendi&#8230; Beyonce’nin, Louvre’u seçmesinin “anlamı” var: Hamileliğini, Rönesans’ın simge sanatçılarından Bottiçelli’nin bir tablosuna benzeten bir fotoğrafla açıklamıştı. Doğum yaptığını, yine aynı sanatçının Hz. Meryem ve Hz. İsa’yı tasvir eden tablosuna benzeterek yapmıştı. Bu iki tablo da Louvre’da.</p>
<p>Yakın zamanlarda Louvre’un ününden başkaları da yararlandı. Çevreciler, tabloların önünde yere yatarak ölü taklidi yaptılar. Total adlı petrol şirketinin Louvre’a sponsor olmasını böyle protesto ettiler.</p>
<p><strong>Mona Lisa’lı reklam?</strong></p>
<p>Mona Lisa, tablodaki tebessümünden vazgeçip, bir anda kendine gelip, “Off, sürekli gülümsemekten çenem ağrıdı” diyor. Hemen menajerine telefon ediyor. “Burada böyle sürekli sırıtamam.” Menajer, “Ama, senin tebessümün için oraya her gün 20 bin kişi geliyor.” Mona, kararlı: “1503’ten beri bu işi her gün yaptığımı bir düşünsene. Üstelik, tabloda yalnızım. Hani buna çare bulacaktın?” Menajer: “Seni başka bir tabloya transfer edemeyiz.” Mona: “Son Yemek’e katılsam? Onu da Leonardo yaptı nasıl olsa.” Menajer: “Ama o tablo sadece 13 kişilik. Bir de sen olamazsın. Üstelik, Milano’da.” Mona: “İyi de salak salak gülümsemesem?” Menajer: “Herkes onu görmeye geliyor. Sen bir mega star’sın.” Mona: “Çok çok sıkıldım. Grev yapacağım. Fransa’da her gün grev var nasıl olsa.” Menajer: “Bak, daha önce söylemedim ama, film artisti olacaksın. Leonardo Di Caprio, DaVinci Şifresi’nde oynayacak seninle.” Mona, buna pek seviniyor. “Tamam o halde, beklerim ben de” diyor. Menajer ise, Mona telefonu kapattı sanıp “Bu artistlere de her rolü yutturursun” derken Mona’nın yüz ifadesi şeytanlaşıyor. The End.</p>
<p><strong>Leonardo 500 Sergisi</strong></p>
<p>Fas asıllı Fransız grafik sanatçı Fouzia Kechkech’in bu yaratıcı reklam filmi, Fransız-Alman kültür-sanat Tv’si Arte’de yayınlandı. Louvre, en baş taç yıldız eseri Mona Lisa’nın bütün ününden yararlanıyor. Haklı da. Ve bu yıl, Leonardo’nun Fransa’da son 3 yılını geçirdikten sonra ölümünün 500’üncü yıldönümü dolayısıyla “en büyük” Leonardo Sergisi -elbette- Louvre’da 24 Ekim’de açılacak. İtalyan Leonardo’ya Fransızların “sahip çıkmasına” bozulan “milliyetçi” İtalyan Hükümeti, Louvre sergisi için 3 tabloyu göndermeyeceğini açıkladı. Nedeni basit: Tablolar, seyahate çıkamayacak kadar hassas. Bu, makul gerekçe aslında gerçeği yansıtmıyor: Milano’da 2015’te açılan büyük Leonardo Sergisi’ne Louvre’un Mona Lisa’yı göndermemesine bir misilleme&#8230; İtalyan Kültür Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi gerçeği saklamadı: “Leonardo İtalyan’dır. Sadece, Fransa’da öldü.”</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 18.01.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/nasil-louvre-olunur">Nasıl Louvre olunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12713</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Venedik’i bir metre yükseltmek</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/venediki-bir-metre-yukseltmek</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Nov 2018 08:39:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[deniz seviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[su baskını]]></category>
		<category><![CDATA[surrey üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[venedik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış geldi mi Venedik’i deniz basar. Zaten denizle iç içe yaşayan, caddeleri “deniz” olan bu örneksiz şehirde, deniz kabarınca kolayca meydanlara, sokaklara yayılır. Turistler için eğlence ve macera, ama iş yerleri, oteller, lokantalar, müzeler için kâbus. Venedik’i deniz basması yeterince büyük bir sorun, ama bir sorun daha var: Şehir, her yıl az biraz daha çöküyor. Bataklık gibi, sığ bir denize kazık çakarak, 118 kumul üzerine inşa edilmişti Venedik. Son yüzyılda çöküş 23 santimi bulmuş. Küresel ısınma, denizlerde kabarma gibi sorunlar yüzünden Venedik, en etkilenecek yerlerin başında. Rotterdam, St.Petersburg, Hamburg, Londra gibi başka liman şehirleri de tehdit altında aslında. Bunlara en son bizim Efes bile eklendi. Her yıl su baskını Denizin kabarması ekonomik tehlike: Bina temelleri, kanal duvarları elden gidiyor. Binalarda yapısal sorunlar zaten çok. Bunlar artıyor. Ayrıca, Venedik yöresindeki kıyı şeridi için sürekli erozyon demek. Denizde tuz miktarı değişiyor. Dalga artıyor. Liman tesislerine büyük zarar&#8230; Ama, ortaya bir “Zihni Sinir Procesi” çıktı: İngiltere/Surrey Üniversitesi mühendislik master öğrencileri Venedik’i şimdiki seviyesinden bir metre yukarıya doğu “yükseltme” projesi yaptılar. Kafadan sallama bir çılgın proje değil bu. Fizibilitesi var. Proje, 6 yılda tamamlanabilir, 956 milyon Euro’ya mal edilebilir. Ama evdeki hesabın, çarşıya uymadığını biliyoruz: İtalyan Hükümeti’nin Venedik açıklarına deniz altına bariyer inşa etme projesi bitemiyor. 1.5 milyar Euro’ya mal olacağı hesaplanmıştı, maliyet 6 milyara çıktı. Daha da çıkacak. Denizin altına takılan kapaklarda paslanmayı giderme masrafı 700 milyon Euro, her yıl genel bakım masrafı 105 milyon Euro. Ve İtalya, ekonomik dar boğazda&#8230; Denizin altına bariyer Venedik’in, kenarında olduğu uzun lagünün denize açılan üç ağzına 78 tane “kapı” yapılıyor. Her biri 30 x 20 x 5 metrelik 350 tonluk kapılar, deniz yatağında yatacak. Denizde kabarma başlayınca, kapıların içindeki su dışarı basılacak. Kapılar deniz yüzeyine doğrulacak. 110-300 cm kabarmaya direnecek. Şimdiye kadar en büyük su baskını 1966’da 200 cm olmuştu. Hiç bitmeyecek gibi görünen bu projenin adı Kızıldeniz&#8217;i ikiye bölen Hazreti Musa’nın ismiyle çağrışımlı: MOSE (Modulo Sperimantale Elettomeccanico=Deneysel Elektromekanik Modül). Projenin 2014’te bitmesi gerekiyordu. Bitemedi. Sadece mühendislik değil, yolsuzluk, sahtekarlık gibi “alışıldık” sorunlar yüzünden iş uzadıkça uzadı. Venedik Belediye Başkanı Giorgio Orsoni ve 30 kişi toplam 6 milyar Euro vergi kaçakçılığı ve yolsuzlukla suçlandı. Bizzat başkan bey, MOSE Konsorsiyumu’ndan 600 bin Euro’ya yakın rüşvet almış. Cezası: 4 ay hapis. Tecil edildi. Mühendislerin çılgın projesi İngiliz Surrey Üniversitesi, her yıl, mühendislik masterini tamamlamakta olan öğrencilere Çok Boyutlu Tasarım Projesi (MDDP) yaptırır. 6 kişilik gruplara ayrılan gençler 4 ay süreyle tek bir proje üzerinde çalışır. Bu yılki en ilginç proje, Venedik’i deniz seviyesinden bir metre yukarıya kaldırmak. Bunu, kaya gazı/petrolü arama işinde başvurulan hidrolik kırılma (fracking) yöntemiyle yapmayı öneriyorlar. Venedik, toplam 42 kilometre uzunlukta 117 kanalla bölünmüş durumda. 400 köprüyle birbirine bağlanan 118 adacık üzerinde kurulu. Her köşesi ayrı bir tarihi eser olan bu şehir kırılıp dökülmeden nasıl “yükseltilecek”? Leonardo acaba ne derdi? Projeye göre, 320 metre aralıkla 90 tane kuyu delinecek. Kuyu, deniz seviyesinden 190 metre aşağıya, kil/alüvyon çökeltisine kadar inecek. Kuyuya uçucu küllü çimento dökülecek. Bu çok ince çimento en aşağıya ulaşınca, bulduğu kırıklardan sağa ve sola doğru ilerleyerek yukardaki zemini yerinden oynatacak. Bütün bu işlem sırasında şehrin üzerinde uçacak dronlar, lazerle binaların statiğini sürekli ölçecek&#8230; Venedik Yönetimi ve İtalyan Hükümeti, tam da Leonardo da Vinci’lik bu tür bir çılgın projeye her halde evet demeyecektir. Ama teorik olarak böyle bir yenilikçi projenin hesaplarını yapmak bile bu eşsiz kültür mirasını kurtarma amacına hizmettir. Edip Emil Öymen  *Bu yazı 09.11.2018 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/venediki-bir-metre-yukseltmek">Venedik’i bir metre yükseltmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış geldi mi Venedik’i deniz basar. Zaten denizle iç içe yaşayan, caddeleri “deniz” olan bu örneksiz şehirde, deniz kabarınca kolayca meydanlara, sokaklara yayılır. Turistler için eğlence ve macera, ama iş yerleri, oteller, lokantalar, müzeler için kâbus. Venedik’i deniz basması yeterince büyük bir sorun, ama bir sorun daha var: Şehir, her yıl az biraz daha çöküyor. Bataklık gibi, sığ bir denize kazık çakarak, 118 kumul üzerine inşa edilmişti Venedik. Son yüzyılda çöküş 23 santimi bulmuş. Küresel ısınma, denizlerde kabarma gibi sorunlar yüzünden Venedik, en etkilenecek yerlerin başında. Rotterdam, St.Petersburg, Hamburg, Londra gibi başka liman şehirleri de tehdit altında aslında. Bunlara en son bizim Efes bile eklendi.</p>
<p><strong>Her yıl su baskını</strong></p>
<p>Denizin kabarması ekonomik tehlike: Bina temelleri, kanal duvarları elden gidiyor. Binalarda yapısal sorunlar zaten çok. Bunlar artıyor. Ayrıca, Venedik yöresindeki kıyı şeridi için sürekli erozyon demek. Denizde tuz miktarı değişiyor. Dalga artıyor. Liman tesislerine büyük zarar&#8230;</p>
<p>Ama, ortaya bir “Zihni Sinir Procesi” çıktı: İngiltere/Surrey Üniversitesi mühendislik master öğrencileri Venedik’i şimdiki seviyesinden bir metre yukarıya doğu “yükseltme” projesi yaptılar. Kafadan sallama bir çılgın proje değil bu. Fizibilitesi var. Proje, 6 yılda tamamlanabilir, 956 milyon Euro’ya mal edilebilir. Ama evdeki hesabın, çarşıya uymadığını biliyoruz: İtalyan Hükümeti’nin Venedik açıklarına deniz altına bariyer inşa etme projesi bitemiyor. 1.5 milyar Euro’ya mal olacağı hesaplanmıştı, maliyet 6 milyara çıktı. Daha da çıkacak. Denizin altına takılan kapaklarda paslanmayı giderme masrafı 700 milyon Euro, her yıl genel bakım masrafı 105 milyon Euro. Ve İtalya, ekonomik dar boğazda&#8230;</p>
<p><strong>Denizin altına bariyer</strong></p>
<p>Venedik’in, kenarında olduğu uzun lagünün denize açılan üç ağzına 78 tane “kapı” yapılıyor. Her biri 30 x 20 x 5 metrelik 350 tonluk kapılar, deniz yatağında yatacak. Denizde kabarma başlayınca, kapıların içindeki su dışarı basılacak. Kapılar deniz yüzeyine doğrulacak. 110-300 cm kabarmaya direnecek. Şimdiye kadar en büyük su baskını 1966’da 200 cm olmuştu. Hiç bitmeyecek gibi görünen bu projenin adı Kızıldeniz&#8217;i ikiye bölen Hazreti Musa’nın ismiyle çağrışımlı: MOSE (<em>Modulo Sperimantale Elettomeccanico=Deneysel Elektromekanik Modül</em>). Projenin 2014’te bitmesi gerekiyordu. Bitemedi. Sadece mühendislik değil, yolsuzluk, sahtekarlık gibi “alışıldık” sorunlar yüzünden iş uzadıkça uzadı. Venedik Belediye Başkanı Giorgio Orsoni ve 30 kişi toplam 6 milyar Euro vergi kaçakçılığı ve yolsuzlukla suçlandı. Bizzat başkan bey, MOSE Konsorsiyumu’ndan 600 bin Euro’ya yakın rüşvet almış. Cezası: 4 ay hapis. Tecil edildi.</p>
<p><strong>Mühendislerin çılgın projesi</strong></p>
<p>İngiliz Surrey Üniversitesi, her yıl, mühendislik masterini tamamlamakta olan öğrencilere Çok Boyutlu Tasarım Projesi (MDDP) yaptırır. 6 kişilik gruplara ayrılan gençler 4 ay süreyle tek bir proje üzerinde çalışır. Bu yılki en ilginç proje, Venedik’i deniz seviyesinden bir metre yukarıya kaldırmak. Bunu, kaya gazı/petrolü arama işinde başvurulan hidrolik kırılma (fracking) yöntemiyle yapmayı öneriyorlar. Venedik, toplam 42 kilometre uzunlukta 117 kanalla bölünmüş durumda. 400 köprüyle birbirine bağlanan 118 adacık üzerinde kurulu. Her köşesi ayrı bir tarihi eser olan bu şehir kırılıp dökülmeden nasıl “yükseltilecek”?</p>
<p><strong>Leonardo acaba ne derdi? </strong></p>
<p>Projeye göre, 320 metre aralıkla 90 tane kuyu delinecek. Kuyu, deniz seviyesinden 190 metre aşağıya, kil/alüvyon çökeltisine kadar inecek. Kuyuya uçucu küllü çimento dökülecek. Bu çok ince çimento en aşağıya ulaşınca, bulduğu kırıklardan sağa ve sola doğru ilerleyerek yukardaki zemini yerinden oynatacak. Bütün bu işlem sırasında şehrin üzerinde uçacak dronlar, lazerle binaların statiğini sürekli ölçecek&#8230; Venedik Yönetimi ve İtalyan Hükümeti, tam da Leonardo da Vinci’lik bu tür bir çılgın projeye her halde evet demeyecektir. Ama teorik olarak böyle bir yenilikçi projenin hesaplarını yapmak bile bu eşsiz kültür mirasını kurtarma amacına hizmettir.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong><strong> </strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 09.11.2018 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı. </em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/venediki-bir-metre-yukseltmek">Venedik’i bir metre yükseltmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11998</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Leonardo da Vinci’nin otoportresindeki lekelerin nedeni anlaşıldı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/leonardo-da-vincinin-otoportresindeki-lekelerin-nedeni-anlasildi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jul 2017 13:36:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[foxing]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[otoportre]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[self portrait]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en değerli resimlerinden biri olan Leonardo da Vinci’nin kırmızı tebeşirle yapılmış otoportresi üzerinde gitgide büyüyen ve çoğalmaya devam eden kırmızımsı lekeler belirdi. Bilim insanları tarafından “Foxing” olarak tanımlanan bu lekelerin nedeni bir türlü anlaşılamamıştı. “Foxing” lekelerinde mantarın bulunduğu fark edilince mantarların DNA’ları analiz edilmiş. Bu şekilde Leonardo’nun portresindekilerin antik kütüphanelerde, mumyalarda ve Palermo katakomplarında görülen çok eski mantarlar (örneğin Eurotium halophilicum veya Phialosimplex gibi) olduğu anlaşılmış. Çok az su ve besleyici maddeyle hayatta kalabilen bu mantarlar, bu tür ortamlarda uzun süredir yaşıyor. Ayrıca çok yavaş büyüyor ve çok uzun ömürlüler. Üstelik de bu mantarların zarar vermeleri için hayatta olmaları bile gerekmiyor. Hayattayken mesela oksalat kristallerinin oluşumunu tetikleyen organik asitler üretiyor. Lekelere sebep olan bu asitler o kadar istikrarlı ki mantarların ölümünden sonra bile eserler için tehlike oluşturmaya devam ediyor. Kızılımsı lekelenmenin olasılıkla kimyasal bir sebebi de var. Kağıdın üretimi sırasında demir ve bakır kalıntıları oluşmuş ki bunlar da bu tür lekelere neden olabiliyor. Bu yerlerde kağıt zaten biraz zarar gördüğü için mantarlar burada daha kolay tutunuyor. Bu tür incelemeler dışında Roma’daki Restorasyon ve Konservasyon Merkezi’nde (ICRPAL) fiziksel ve kimyasal analizler de yapıldıysa da ünlü tablo için henüz “tedavi planı” bulunamadı. Uzmanlar ve ekspertizler tablonun şimdilik düşük nem oranında ve orta sıcaklıkta bir ortamda saklanmasına karar verdi. Kaynak: http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/1758-2229.12313/abstract</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/leonardo-da-vincinin-otoportresindeki-lekelerin-nedeni-anlasildi">Leonardo da Vinci’nin otoportresindeki lekelerin nedeni anlaşıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en değerli resimlerinden biri olan Leonardo da Vinci’nin kırmızı tebeşirle yapılmış otoportresi üzerinde gitgide büyüyen ve çoğalmaya devam eden kırmızımsı lekeler belirdi. Bilim insanları tarafından “Foxing” olarak tanımlanan bu lekelerin nedeni bir türlü anlaşılamamıştı. “Foxing” lekelerinde mantarın bulunduğu fark edilince mantarların DNA’ları analiz edilmiş. Bu şekilde Leonardo’nun portresindekilerin antik kütüphanelerde, mumyalarda ve Palermo katakomplarında görülen çok eski mantarlar (örneğin Eurotium halophilicum veya Phialosimplex gibi) olduğu anlaşılmış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7157 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/leo-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/leo-193x300.jpg 193w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/leo-657x1024.jpg 657w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/leo.jpg 740w" sizes="auto, (max-width: 193px) 100vw, 193px" />Çok az su ve besleyici maddeyle hayatta kalabilen bu mantarlar, bu tür ortamlarda uzun süredir yaşıyor. Ayrıca çok yavaş büyüyor ve çok uzun ömürlüler. Üstelik de bu mantarların zarar vermeleri için hayatta olmaları bile gerekmiyor. Hayattayken mesela oksalat kristallerinin oluşumunu tetikleyen organik asitler üretiyor. Lekelere sebep olan bu asitler o kadar istikrarlı ki mantarların ölümünden sonra bile eserler için tehlike oluşturmaya devam ediyor.</p>
<p>Kızılımsı lekelenmenin olasılıkla kimyasal bir sebebi de var. Kağıdın üretimi sırasında demir ve bakır kalıntıları oluşmuş ki bunlar da bu tür lekelere neden olabiliyor. Bu yerlerde kağıt zaten biraz zarar gördüğü için mantarlar burada daha kolay tutunuyor. Bu tür incelemeler dışında Roma’daki Restorasyon ve Konservasyon Merkezi’nde (ICRPAL) fiziksel ve kimyasal analizler de yapıldıysa da ünlü tablo için henüz “tedavi planı” bulunamadı. Uzmanlar ve ekspertizler tablonun şimdilik düşük nem oranında ve orta sıcaklıkta bir ortamda saklanmasına karar verdi.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/1758-2229.12313/abstract">http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/1758-2229.12313/abstract</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/leonardo-da-vincinin-otoportresindeki-lekelerin-nedeni-anlasildi">Leonardo da Vinci’nin otoportresindeki lekelerin nedeni anlaşıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7156</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
