<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>louvre müzesi arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/louvre-muzesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/louvre-muzesi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Jan 2019 10:06:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Nasıl Louvre olunur?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/nasil-louvre-olunur</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jan 2019 09:26:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[beyonce]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo da vinci]]></category>
		<category><![CDATA[louvre müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[mona lisa]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat eseri]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen yıl dünyada en çok ziyaret edilen müze, Louvre (Paris) olmuş: 10 milyon 200 bin. Bu rakam, bir yıl önceye göre yüzde 25 artmış. Gelenlerin 1.5 milyonu Amerikalı. Bir milyonu Çinli. 2.5 milyonu Fransız. Müzeye giriş parasız. Ama sergilere giriş paralı. Louvre, sergilerden 15 milyon Euro gelir sağlamış. Müze, Çarşamba ve Cuma geceleri 18.00-21.45 arasında da açık olacak. Ayrıca, her ayın ilk Cumartesi gecesi de açık ve bedava olacak. 5 Ocak Cumartesi gecesi 11 bin kişi müzeyi ziyaret etti. (Bu rakamlar bir fikir versin diye: UNWTO 2017 verisi: Fransa’ya giden turist sayısı 87 milyon. Dünyada birinci sırada. Biz, 37.6 milyonla 8’inci sıradayız. Turizm geliri açısında ise ilk 10’da değiliz.) Sosyal medya yardımı Louvre’un zaten pek ünlü olmasına rağmen “gençler” tarafından da merak edilerek gezilmesini sağlayan tanıtım stratejisinde YouTube influencer’ları rol oynuyor. Bunların en eğlencelisi, Charlie Danger adlı (gerçek adı bu!) bir genç hanım. Evet, olmadık bir Fransız ismi. Ama hanım gerçek. Arkeolog bir aileden geliyor. Kendisi de sanat tarihi ve arkeoloji okumuş. YouTube’da “Bu ayın haberleri” (Les Revues Du Monde) adlı bir arkeoloji, tarih, antropoloji programı var. Öğrence/eğitlence (infotainment) şeklinde, sempatik programlarını takip edenler şimdilik 400 bin. Louvre, YouTube “gençliğini” odağına alacak komik bir projeyi bu hanımla gerçekleştirdi: “Nasıl mumya yapılır?” (On a recréé une momie au Louvre). https://bit.ly/1HHaGXJ) Temel hedef: Ziyaretçi sayısını nasıl artırırız? Gençlerin ilgisini nasıl çekeriz? Milyonlar, Louvre’u izliyor Sosyal medyaya yaslanan tanıtım stratejisiyle Louvre’un, bugün Facebook’ta 2 milyon 700 bin, Instagram’da 2 milyon 400 bin, Twitter’da 1 milyon 400 bin takipçisi var. Louvre’un toplam 15 sosyal medya hesabını 6.1 milyon kişi izliyor. YouTube’da Louvre’un yayınladığı video sayısı ise 337. Bu hesaba, 32 bin kişi abone. Tanıtım için YouTube’da “etkili” (influencer) olan, bol takipçili 12 gençle uyguladığı proje ile Louvre, “hakkında” 24 video yayınladı. Şimdiye kadar bunları 3 milyon kişi tıkladı. Videolar, bürokratik laf ebelikleri değil, içerik ve sunum olarak özgün, infotainment özelliği zengin, müzeye/sergiye gelme merakı yaratan, sanat tarihine heves uyandıran videolardı. Louvre, eski eserlerin, arkeoloji ve tarihin “pekala” (!) eğlenceli olabileceğini, geçmişin bugüne ışık tuttuğunu gençlere anlatmayı hedefledi. Müzeye gelenlerin yarıdan çoğu 30 yaş altı, beşte biri ise 18 yaş altıydı! Beyoncé etkisi büyük Louvre için en mega tanıtımı ise Beyoncé ve eşi Jay-Z (&#8216;Apes**t&#8217; The Carters adlı video ile) yaptı geçen yaz. Müzede 6 dakikalık bir rap eşliğinde çektikleri videoyu dünya gördü. YouTube’da 150 milyon kez izlendi&#8230; Beyonce’nin, Louvre’u seçmesinin “anlamı” var: Hamileliğini, Rönesans’ın simge sanatçılarından Bottiçelli’nin bir tablosuna benzeten bir fotoğrafla açıklamıştı. Doğum yaptığını, yine aynı sanatçının Hz. Meryem ve Hz. İsa’yı tasvir eden tablosuna benzeterek yapmıştı. Bu iki tablo da Louvre’da. Yakın zamanlarda Louvre’un ününden başkaları da yararlandı. Çevreciler, tabloların önünde yere yatarak ölü taklidi yaptılar. Total adlı petrol şirketinin Louvre’a sponsor olmasını böyle protesto ettiler. Mona Lisa’lı reklam? Mona Lisa, tablodaki tebessümünden vazgeçip, bir anda kendine gelip, “Off, sürekli gülümsemekten çenem ağrıdı” diyor. Hemen menajerine telefon ediyor. “Burada böyle sürekli sırıtamam.” Menajer, “Ama, senin tebessümün için oraya her gün 20 bin kişi geliyor.” Mona, kararlı: “1503’ten beri bu işi her gün yaptığımı bir düşünsene. Üstelik, tabloda yalnızım. Hani buna çare bulacaktın?” Menajer: “Seni başka bir tabloya transfer edemeyiz.” Mona: “Son Yemek’e katılsam? Onu da Leonardo yaptı nasıl olsa.” Menajer: “Ama o tablo sadece 13 kişilik. Bir de sen olamazsın. Üstelik, Milano’da.” Mona: “İyi de salak salak gülümsemesem?” Menajer: “Herkes onu görmeye geliyor. Sen bir mega star’sın.” Mona: “Çok çok sıkıldım. Grev yapacağım. Fransa’da her gün grev var nasıl olsa.” Menajer: “Bak, daha önce söylemedim ama, film artisti olacaksın. Leonardo Di Caprio, DaVinci Şifresi’nde oynayacak seninle.” Mona, buna pek seviniyor. “Tamam o halde, beklerim ben de” diyor. Menajer ise, Mona telefonu kapattı sanıp “Bu artistlere de her rolü yutturursun” derken Mona’nın yüz ifadesi şeytanlaşıyor. The End. Leonardo 500 Sergisi Fas asıllı Fransız grafik sanatçı Fouzia Kechkech’in bu yaratıcı reklam filmi, Fransız-Alman kültür-sanat Tv’si Arte’de yayınlandı. Louvre, en baş taç yıldız eseri Mona Lisa’nın bütün ününden yararlanıyor. Haklı da. Ve bu yıl, Leonardo’nun Fransa’da son 3 yılını geçirdikten sonra ölümünün 500’üncü yıldönümü dolayısıyla “en büyük” Leonardo Sergisi -elbette- Louvre’da 24 Ekim’de açılacak. İtalyan Leonardo’ya Fransızların “sahip çıkmasına” bozulan “milliyetçi” İtalyan Hükümeti, Louvre sergisi için 3 tabloyu göndermeyeceğini açıkladı. Nedeni basit: Tablolar, seyahate çıkamayacak kadar hassas. Bu, makul gerekçe aslında gerçeği yansıtmıyor: Milano’da 2015’te açılan büyük Leonardo Sergisi’ne Louvre’un Mona Lisa’yı göndermemesine bir misilleme&#8230; İtalyan Kültür Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi gerçeği saklamadı: “Leonardo İtalyan’dır. Sadece, Fransa’da öldü.” Edip Emil Öymen *Bu yazı 18.01.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/nasil-louvre-olunur">Nasıl Louvre olunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl dünyada en çok ziyaret edilen müze, Louvre (Paris) olmuş: 10 milyon 200 bin. Bu rakam, bir yıl önceye göre yüzde 25 artmış. Gelenlerin 1.5 milyonu Amerikalı. Bir milyonu Çinli. 2.5 milyonu Fransız. Müzeye giriş parasız. Ama sergilere giriş paralı. Louvre, sergilerden 15 milyon Euro gelir sağlamış. Müze, Çarşamba ve Cuma geceleri 18.00-21.45 arasında da açık olacak. Ayrıca, her ayın ilk Cumartesi gecesi de açık ve bedava olacak. 5 Ocak Cumartesi gecesi 11 bin kişi müzeyi ziyaret etti. (Bu rakamlar bir fikir versin diye: UNWTO 2017 verisi: Fransa’ya giden turist sayısı 87 milyon. Dünyada birinci sırada. Biz, 37.6 milyonla 8’inci sıradayız. Turizm geliri açısında ise ilk 10’da değiliz.)</p>
<p><strong>Sosyal medya yardımı</strong></p>
<p>Louvre’un zaten pek ünlü olmasına rağmen “gençler” tarafından da merak edilerek gezilmesini sağlayan tanıtım stratejisinde YouTube influencer’ları rol oynuyor. Bunların en eğlencelisi, Charlie Danger adlı (gerçek adı bu!) bir genç hanım. Evet, olmadık bir Fransız ismi. Ama hanım gerçek. Arkeolog bir aileden geliyor. Kendisi de sanat tarihi ve arkeoloji okumuş. YouTube’da “Bu ayın haberleri” (Les Revues Du Monde) adlı bir arkeoloji, tarih, antropoloji programı var.</p>
<p>Öğrence/eğitlence (infotainment) şeklinde, sempatik programlarını takip edenler şimdilik 400 bin. Louvre, YouTube “gençliğini” odağına alacak komik bir projeyi bu hanımla gerçekleştirdi: “Nasıl mumya yapılır?” (On a recréé une momie au Louvre). <a href="https://bit.ly/1HHaGXJ">https://bit.ly/1HHaGXJ</a>) Temel hedef: Ziyaretçi sayısını nasıl artırırız? Gençlerin ilgisini nasıl çekeriz?</p>
<p><strong>Milyonlar, Louvre’u izliyor</strong></p>
<p>Sosyal medyaya yaslanan tanıtım stratejisiyle Louvre’un, bugün Facebook’ta 2 milyon 700 bin, Instagram’da 2 milyon 400 bin, Twitter’da 1 milyon 400 bin takipçisi var. Louvre’un toplam 15 sosyal medya hesabını 6.1 milyon kişi izliyor. YouTube’da Louvre’un yayınladığı video sayısı ise 337. Bu hesaba, 32 bin kişi abone.</p>
<p>Tanıtım için YouTube’da “etkili” (influencer) olan, bol takipçili 12 gençle uyguladığı proje ile Louvre, “hakkında” 24 video yayınladı. Şimdiye kadar bunları 3 milyon kişi tıkladı. Videolar, bürokratik laf ebelikleri değil, içerik ve sunum olarak özgün, infotainment özelliği zengin, müzeye/sergiye gelme merakı yaratan, sanat tarihine heves uyandıran videolardı. Louvre, eski eserlerin, arkeoloji ve tarihin “pekala” (!) eğlenceli olabileceğini, geçmişin bugüne ışık tuttuğunu gençlere anlatmayı hedefledi. Müzeye gelenlerin yarıdan çoğu 30 yaş altı, beşte biri ise 18 yaş altıydı!</p>
<p><strong>Beyoncé etkisi büyük</strong></p>
<p>Louvre için en mega tanıtımı ise Beyoncé ve eşi Jay-Z (&#8216;Apes**t&#8217; The Carters adlı video ile) yaptı geçen yaz. Müzede 6 dakikalık bir rap eşliğinde çektikleri videoyu dünya gördü. YouTube’da 150 milyon kez izlendi&#8230; Beyonce’nin, Louvre’u seçmesinin “anlamı” var: Hamileliğini, Rönesans’ın simge sanatçılarından Bottiçelli’nin bir tablosuna benzeten bir fotoğrafla açıklamıştı. Doğum yaptığını, yine aynı sanatçının Hz. Meryem ve Hz. İsa’yı tasvir eden tablosuna benzeterek yapmıştı. Bu iki tablo da Louvre’da.</p>
<p>Yakın zamanlarda Louvre’un ününden başkaları da yararlandı. Çevreciler, tabloların önünde yere yatarak ölü taklidi yaptılar. Total adlı petrol şirketinin Louvre’a sponsor olmasını böyle protesto ettiler.</p>
<p><strong>Mona Lisa’lı reklam?</strong></p>
<p>Mona Lisa, tablodaki tebessümünden vazgeçip, bir anda kendine gelip, “Off, sürekli gülümsemekten çenem ağrıdı” diyor. Hemen menajerine telefon ediyor. “Burada böyle sürekli sırıtamam.” Menajer, “Ama, senin tebessümün için oraya her gün 20 bin kişi geliyor.” Mona, kararlı: “1503’ten beri bu işi her gün yaptığımı bir düşünsene. Üstelik, tabloda yalnızım. Hani buna çare bulacaktın?” Menajer: “Seni başka bir tabloya transfer edemeyiz.” Mona: “Son Yemek’e katılsam? Onu da Leonardo yaptı nasıl olsa.” Menajer: “Ama o tablo sadece 13 kişilik. Bir de sen olamazsın. Üstelik, Milano’da.” Mona: “İyi de salak salak gülümsemesem?” Menajer: “Herkes onu görmeye geliyor. Sen bir mega star’sın.” Mona: “Çok çok sıkıldım. Grev yapacağım. Fransa’da her gün grev var nasıl olsa.” Menajer: “Bak, daha önce söylemedim ama, film artisti olacaksın. Leonardo Di Caprio, DaVinci Şifresi’nde oynayacak seninle.” Mona, buna pek seviniyor. “Tamam o halde, beklerim ben de” diyor. Menajer ise, Mona telefonu kapattı sanıp “Bu artistlere de her rolü yutturursun” derken Mona’nın yüz ifadesi şeytanlaşıyor. The End.</p>
<p><strong>Leonardo 500 Sergisi</strong></p>
<p>Fas asıllı Fransız grafik sanatçı Fouzia Kechkech’in bu yaratıcı reklam filmi, Fransız-Alman kültür-sanat Tv’si Arte’de yayınlandı. Louvre, en baş taç yıldız eseri Mona Lisa’nın bütün ününden yararlanıyor. Haklı da. Ve bu yıl, Leonardo’nun Fransa’da son 3 yılını geçirdikten sonra ölümünün 500’üncü yıldönümü dolayısıyla “en büyük” Leonardo Sergisi -elbette- Louvre’da 24 Ekim’de açılacak. İtalyan Leonardo’ya Fransızların “sahip çıkmasına” bozulan “milliyetçi” İtalyan Hükümeti, Louvre sergisi için 3 tabloyu göndermeyeceğini açıkladı. Nedeni basit: Tablolar, seyahate çıkamayacak kadar hassas. Bu, makul gerekçe aslında gerçeği yansıtmıyor: Milano’da 2015’te açılan büyük Leonardo Sergisi’ne Louvre’un Mona Lisa’yı göndermemesine bir misilleme&#8230; İtalyan Kültür Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi gerçeği saklamadı: “Leonardo İtalyan’dır. Sadece, Fransa’da öldü.”</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 18.01.2019 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/nasil-louvre-olunur">Nasıl Louvre olunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12713</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sentetik DNA: Sanata elektronik imza</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sentetik-dna-sanata-elektronik-imza</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Dec 2017 09:25:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[blockchain]]></category>
		<category><![CDATA[blok zincir]]></category>
		<category><![CDATA[CERN]]></category>
		<category><![CDATA[dijital sanat]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[e-imza]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[louvre müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sahtecilik]]></category>
		<category><![CDATA[sanat eseri]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik dna]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanatçı, tablosunu tamamladı. Boyası kururken, tablonun bir kenarına Sentetik DNA yapıştıracak. Bu, kendi DNA’sı değil: Adı üstünde, yapay bir DNA. Bunu bir laboratuvar hazırlıyor. Nasıl ki her insanın farklı görünümünü DNA’sı sağlıyorsa, bu tablo da “kendi” DNA’sı ile özgün olacak. Başkası aynısını kopyalasa bile DNA’sını kopyalaması mümkün değil. En azından, “şimdilik” değil. Çünkü sanat dünyasında sahtecilik, son derece olağan. Piyasası 55 milyar dolar hesaplanıyor: Burada bir eserin sahte olduğunun anlaşılması, alana da satana da zarar ziyan. Ayrıca, parayla ölçülemeyecek prestij kaybı. Şimdilik mükemmel bir önlem gibi görünen bu yenilikçiliği, New York Eyalet Üniversitesi (NYSU) Küresel İnovasyon Merkezi (GCI) sundu. Dünyanın en aktif, en büyük sanat piyasasının bulunduğu New York’ta sahteciliğe karşı önlem olarak Sentetik DNA projesini geliştirdi. Buna 2 milyon dolar desteği, sigorta şirketi ARIS hemen verdi. Böyle bir şeyin işe yarayacağı anlaşılınca ARIS, bu teknolojiyi üniversiteden satın aldı. Ve bu konuyla ilgilenecek kendi şirketini kurdu. Tablonun e-imzası var Sentetik DNA sadece tablolar için değil, seramikten heykele bütün sanat eserleri için kullanılabilecek. Bu, tıpkı otomobilin şasi numarası gibi bir şey. Ya da kredi kartındaki güvenlik numarası gibi. Kağıt parada özel ışıkla görülebilen işaretler gibi. Bir tür e-imza. Sentetik DNA bir laboratuvarda hazırlanan bir biyomühendislik ürünü. Esere zarar vermeyecek. Çevresel koşullardan etkilenmeyecek. Üzerinde oynanamayacak. O eser ile “gerçek” sanat eserlerini sıralayan veri tabanı arasındaki bağ. Gerektiğinde bu sentetik imza, özel bir tarayıcıyla okunabilir. Birisi bu pul kadar küçük DNA’yı oradan kazımaya kalksa bile, iz bırakmadan bunu başaramaz. İnovasyon, hemen ticarileşti Yenilikçiliği düşünmek, ortaya çıkartmak 1 numaralı gerek, ama 2 numaralı gerek, o inovasyondan bir fayda sağlamak. ABD’deki girişimin biraz daha farklısını bir İngiliz şirketi yapıyor: Sanat eserine, sadece o esere özgü, üzerinde oynanamayan bir özel yapım etiket basıyor. Bu etikette kullanılan boya, işaretler, şekiller, rakamlar tamamen ve sadece o eser için. Etiketin inceliği 8-30 mikron arasında değişiyor. Örneğin, 8 mikronluk alüminyum etiketi yerinden çıkartmaya çalışınca etiket sıvaşıyor, bunu yapanın foyası ortaya çıkıyor. Esere konulan etiket, şirketin kataloğunda kayıtlı. Ama elbette bütün bu güvenlik önlemleri aşılamaz diye bir şey de yok. Zaten bu tür yenilikçi önlemler, yeni eserler için geçerli. Blok zinciri çare mi? Bitcoin’le yakından uzaktan akraba şifreli paraların işletim sistemi Blok Zinciri (Block chain) de acaba sanat sahteciliğine karşı bir önlem olabilir mi? Hele de dijital sanat eserlerinin korunmasına karşı? Dijital sanat da çünkü pek hızla değer kazanan bir alan. Sahteciliğe de en uygun sanat dalı: Bilgisayar destekli tasarımla (CAD) taklit edilemeyecek bir şey kaldı mı acaba? Üstelik, dijital sanat zaten internette yaşıyor. İnternet, haklanmaya hep açık. Bütün bu sorunlara rağmen, dijital sanat eserinin orijinalliğini korumak isteyen galeriler, tıpkı noter veya banka işlemi gibi çalışan Blok Zinciri’ni kullanmaya başladı. Bir dijital esere, “şimdilik” kırılamayacak kadar karışık 34 – 67 haneli karman çorman bir şifre -otomatik ve gelişigüzel- veriliyor. Eser, bu şifreyle izleniyor. Eserin el değiştirmesi sırasında bu şifre sürekli yenilendiği için, eskisinin hükmü kalmıyor. Louvre’da mini CERN Sahteciliğe karşı Paris/Louvre Müzesi ise, 2.1 milyon euro’ya yeni satın aldığı, 37 metre uzunluğunda parçacık hızlandırıcısını (CERN benzeri) kullanmaya başladı. Cihaz, parçacıkları saniyede 20 bin km hızla esere yollayacak, oluşacak radyasyon ölçülecek. Eserin gerçekliğini saptamak için&#8230; Louvre’un 15 metre altındaki laboratuvarda benzer bir cihaz 1989’dan beri çalışıyordu. Ancak günde 8-10 saat işleyebiliyordu. Zamanla sahtecilik bağlantılı sorunlar arttığı için daha ileri teknolojik yeni bir cihaz gerekti. Şimdi 24 saat çalışacak. Edip Emil Öymen *Bu yazı 15.12.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sentetik-dna-sanata-elektronik-imza">Sentetik DNA: Sanata elektronik imza</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanatçı, tablosunu tamamladı. Boyası kururken, tablonun bir kenarına Sentetik DNA yapıştıracak. Bu, kendi DNA’sı değil: Adı üstünde, yapay bir DNA. Bunu bir laboratuvar hazırlıyor. Nasıl ki her insanın farklı görünümünü DNA’sı sağlıyorsa, bu tablo da “kendi” DNA’sı ile özgün olacak. Başkası aynısını kopyalasa bile DNA’sını kopyalaması mümkün değil. En azından, “şimdilik” değil. Çünkü sanat dünyasında sahtecilik, son derece olağan. Piyasası 55 milyar dolar hesaplanıyor: Burada bir eserin sahte olduğunun anlaşılması, alana da satana da zarar ziyan. Ayrıca, parayla ölçülemeyecek prestij kaybı.</p>
<p>Şimdilik mükemmel bir önlem gibi görünen bu yenilikçiliği, New York Eyalet Üniversitesi (NYSU) Küresel İnovasyon Merkezi (GCI) sundu. Dünyanın en aktif, en büyük sanat piyasasının bulunduğu New York’ta sahteciliğe karşı önlem olarak Sentetik DNA projesini geliştirdi. Buna 2 milyon dolar desteği, sigorta şirketi ARIS hemen verdi. Böyle bir şeyin işe yarayacağı anlaşılınca ARIS, bu teknolojiyi üniversiteden satın aldı. Ve bu konuyla ilgilenecek kendi şirketini kurdu.</p>
<p><strong>Tablonun e-imzası var </strong></p>
<p>Sentetik DNA sadece tablolar için değil, seramikten heykele bütün sanat eserleri için kullanılabilecek. Bu, tıpkı otomobilin şasi numarası gibi bir şey. Ya da kredi kartındaki güvenlik numarası gibi. Kağıt parada özel ışıkla görülebilen işaretler gibi. Bir tür e-imza.</p>
<p>Sentetik DNA bir laboratuvarda hazırlanan bir biyomühendislik ürünü. Esere zarar vermeyecek. Çevresel koşullardan etkilenmeyecek. Üzerinde oynanamayacak. O eser ile “gerçek” sanat eserlerini sıralayan veri tabanı arasındaki bağ. Gerektiğinde bu sentetik imza, özel bir tarayıcıyla okunabilir. Birisi bu pul kadar küçük DNA’yı oradan kazımaya kalksa bile, iz bırakmadan bunu başaramaz.</p>
<p><strong>İnovasyon, hemen ticarileşti</strong></p>
<p>Yenilikçiliği düşünmek, ortaya çıkartmak 1 numaralı gerek, ama 2 numaralı gerek, o inovasyondan bir fayda sağlamak. ABD’deki girişimin biraz daha farklısını bir İngiliz şirketi yapıyor: Sanat eserine, sadece o esere özgü, üzerinde oynanamayan bir özel yapım etiket basıyor. Bu etikette kullanılan boya, işaretler, şekiller, rakamlar tamamen ve sadece o eser için. Etiketin inceliği 8-30 mikron arasında değişiyor. Örneğin, 8 mikronluk alüminyum etiketi yerinden çıkartmaya çalışınca etiket sıvaşıyor, bunu yapanın foyası ortaya çıkıyor. Esere konulan etiket, şirketin kataloğunda kayıtlı. Ama elbette bütün bu güvenlik önlemleri aşılamaz diye bir şey de yok. Zaten bu tür yenilikçi önlemler, yeni eserler için geçerli.</p>
<p><strong>Blok zinciri çare mi?</strong></p>
<p>Bitcoin’le yakından uzaktan akraba şifreli paraların işletim sistemi Blok Zinciri (Block chain) de acaba sanat sahteciliğine karşı bir önlem olabilir mi? Hele de dijital sanat eserlerinin korunmasına karşı? Dijital sanat da çünkü pek hızla değer kazanan bir alan. Sahteciliğe de en uygun sanat dalı: Bilgisayar destekli tasarımla (CAD) taklit edilemeyecek bir şey kaldı mı acaba? Üstelik, dijital sanat zaten internette yaşıyor. İnternet, haklanmaya hep açık.</p>
<p>Bütün bu sorunlara rağmen, dijital sanat eserinin orijinalliğini korumak isteyen galeriler, tıpkı noter veya banka işlemi gibi çalışan Blok Zinciri’ni kullanmaya başladı. Bir dijital esere, “şimdilik” kırılamayacak kadar karışık 34 – 67 haneli karman çorman bir şifre -otomatik ve gelişigüzel- veriliyor. Eser, bu şifreyle izleniyor. Eserin el değiştirmesi sırasında bu şifre sürekli yenilendiği için, eskisinin hükmü kalmıyor.</p>
<p><strong>Louvre’da mini CERN</strong></p>
<p>Sahteciliğe karşı Paris/Louvre Müzesi ise, 2.1 milyon euro’ya yeni satın aldığı, 37 metre uzunluğunda parçacık hızlandırıcısını (CERN benzeri) kullanmaya başladı. Cihaz, parçacıkları saniyede 20 bin km hızla esere yollayacak, oluşacak radyasyon ölçülecek. Eserin gerçekliğini saptamak için&#8230;</p>
<p>Louvre’un 15 metre altındaki laboratuvarda benzer bir cihaz 1989’dan beri çalışıyordu. Ancak günde 8-10 saat işleyebiliyordu. Zamanla sahtecilik bağlantılı sorunlar arttığı için daha ileri teknolojik yeni bir cihaz gerekti. Şimdi 24 saat çalışacak.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 15.12.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sentetik-dna-sanata-elektronik-imza">Sentetik DNA: Sanata elektronik imza</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8589</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
