<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ölümsüzlük arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/olumsuzluk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/olumsuzluk</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Dec 2019 08:08:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bilginin maddeleşmesi: Teknoloji</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/bilginin-maddelesmesi-teknoloji</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tanol Türkoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2019 11:40:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu bir gerçek ki fizik-evrende yaşam ancak bir noktadan sonra var olabildi – yani olamayabilirdi de! Sonra doğanın her türlü yıkıcılığına karşı ayakta kalmayı başardı; manasını bunun ötesine götürdü: Bilincinde olduğunun bilincinde olan bir canlıya ulaşıldı. İnsan oldu. Şimdi de “insan olma”nın ötesine geçmeye çalışıyor. Neden? Yaşam; var olunca “en değerli olgu” haline geldi çünkü. O sayede “süreklilik” belli bir disiplin altına alınabilirdi. Yaşamın sürekliliği merkeze kaydı. Onu geri bırakmaya neden olan (ölümcül) şeylerle mücade başladı. Görünen o ki insan dışındaki diğer canlılar doğanın egemenliğine üstün gelemedi. Doğa onları nasıl yaşamaya sevk ediyorsa o şekilde yaşıyorlar. Dışarıdan bakıldığında başka şeyler yapıyormuş gibi görünseler de zamanlarının büyük bir kısmı ancak ve sadece hayatta kalmak, yaşamı sürdürmek için gerekli olan zaruri eylemleri yapmakla geçiyor: Ye, üre ! Ve yine görünen o ki canlılığın bu kısır döngüyü aşmasını sağlayan yegane şey, akıl ! O da en en karmaşık haliyle sadece insanoğlunda var. Akledebilme özelliği sayesinde insan önce doğaya meydan okudu, sonra da onun yıkıcı hallerinden etkilenmez (ölmez!) hale geldi. Bugün hala bazı istisnalar var (örn tsunami, deprem, global ısınma) ama belli ki onlar da zamanla aşılacak. Lakin insanoğlu için sorun bitmiyor. Bu kez da “sonluluk” problemi var; hepimiz öleceğiz! İnsanoğlu bir yanda yaşamın süresini uzatmaya çalışıyor (kademeli ilerleme; anti-aging vd), diğer yanda ise akıla ulaştığındaki gibi bir sıçrama yapmak istiyor (yeni paradigma; robotlaşma, vücudun dijitalleştirilmesi, implantlar vd). Yoksa bilimin de teknoloji üretiminin de felsefi yorumu bu mu? Dıştan bakınca teknolojik zamazingolar sanki insanın hayatını kolaylaştırmak için yapılıyor. (Daha da sığ bakılırsa, kapitalizmin dinamosu olarak). Bu doğru ama üstünde bir kaplama var. O kaplamayı kazıyınca iç mana olarak yukarıdaki sürecin izleri görülüyor. Taş Devri’nde insanlar taşların uçlarını sivriltirken niyetleri neydiyse bugün akıllı telefon icat ederken de niyet aynı. Eylem de, üretim de, devinim de ancak ölümsüzlüğe ulaşıldığında son bulacaktır. Çünkü o zaman herhangi bir eylemin, devinimin anlamı kalmayacak. Örneğin islam dünyasında dünyevi şeyleri kalplerine koyanlar “şirk” ile suçlanabiliyor. Oysa belki de o kişiler bir dervişin zikir ile ulaşmaya çalıştığı makama ulaşmaya çalışıyor. Yollar farklı; niyet ve nihai hedef aynı. O açıdan bakıldığında teknoloji için bilginin somut hale getirilmesidir denilebilir. Üretilmiş olan bir teknoloji insanoğlunun beyninde şekillenen bir fikrin, objektif ve anonim hale dönüştürülmesidir. Neden anonim? Çünkü bir bilgi teknoloji haline geldiğinde o artık herkesin olur. Bedelli veya bedelsiz. Laf Pablo Neruda’ya geldi. İtalya’daki sürgün dönemini anlatan Postacı filminde ona mektup götürüp getiren postacı, kur yaparken şairin şiirlerini (kendi yazmış gibi) sevgilisine okur. Durum ortaya çıkıp da Neruda celallendiğinde, postacı üste çıkar : “Sen bir şiir yazıp yayınladığında o artık herkesindir”. Neruda susar! Kapitalizmi Neruda kadar yüce gönüllü olmamakla suçlayabiliriz. Ama ne gam ! En zengin kapitalistler de ölüyor! Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com *Bu yazı HBT&#8217;nin 45. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/bilginin-maddelesmesi-teknoloji">Bilginin maddeleşmesi: Teknoloji</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şu bir gerçek ki fizik-evrende <strong>yaşam</strong> ancak bir noktadan sonra var olabildi – yani olamayabilirdi de! Sonra doğanın her türlü yıkıcılığına karşı ayakta kalmayı başardı; manasını bunun ötesine götürdü: Bilincinde olduğunun bilincinde olan bir canlıya ulaşıldı. <strong>İnsan oldu</strong>. Şimdi de “insan olma”nın ötesine geçmeye çalışıyor. Neden? Yaşam; var olunca <strong>“en değerli olgu”</strong> haline geldi çünkü.</p>
<p>O sayede <strong>“süreklilik”</strong> belli bir disiplin altına alınabilirdi. Yaşamın sürekliliği merkeze kaydı. Onu geri bırakmaya neden olan (ölümcül) şeylerle mücade başladı. Görünen o ki insan dışındaki diğer canlılar <strong>doğanın egemenliğine</strong> üstün gelemedi. Doğa onları nasıl yaşamaya sevk ediyorsa o şekilde yaşıyorlar. Dışarıdan bakıldığında başka şeyler yapıyormuş gibi görünseler de zamanlarının büyük bir kısmı ancak ve sadece hayatta kalmak, yaşamı sürdürmek için gerekli olan zaruri eylemleri yapmakla geçiyor: <strong>Ye, üre !</strong></p>
<p>Ve yine görünen o ki canlılığın bu kısır döngüyü aşmasını sağlayan yegane şey, <strong>akıl</strong> ! O da en en karmaşık haliyle sadece insanoğlunda var.</p>
<p>Akledebilme özelliği sayesinde insan önce doğaya meydan okudu, sonra da onun yıkıcı hallerinden etkilenmez (ölmez!) hale geldi. Bugün hala bazı istisnalar var (örn <strong>tsunami, deprem, global ısınma</strong>) ama belli ki onlar da zamanla aşılacak.</p>
<p>Lakin insanoğlu için sorun bitmiyor. Bu kez da <strong>“sonluluk” problemi</strong> var; hepimiz öleceğiz! İnsanoğlu bir yanda yaşamın süresini uzatmaya çalışıyor (kademeli ilerleme; anti-aging vd), diğer yanda ise akıla ulaştığındaki gibi bir sıçrama yapmak istiyor (yeni paradigma; robotlaşma, vücudun dijitalleştirilmesi, implantlar vd).</p>
<p>Yoksa bilimin de teknoloji üretiminin de felsefi yorumu bu mu? Dıştan bakınca teknolojik zamazingolar sanki insanın hayatını kolaylaştırmak için yapılıyor. (Daha da sığ bakılırsa, kapitalizmin dinamosu olarak). Bu doğru ama üstünde bir kaplama var. O kaplamayı kazıyınca iç mana olarak yukarıdaki sürecin izleri görülüyor. <strong>Taş Devri’nde insanlar taşların uçlarını sivriltirken niyetleri neydiyse bugün akıllı telefon icat ederken de niyet aynı.</strong></p>
<p>Eylem de, üretim de, devinim de ancak <strong>ölümsüzlüğe ulaşıldığında</strong> son bulacaktır. Çünkü o zaman herhangi bir eylemin, devinimin anlamı kalmayacak. Örneğin <strong>islam dünyasında</strong> dünyevi şeyleri kalplerine koyanlar “şirk” ile suçlanabiliyor. Oysa belki de o kişiler bir dervişin zikir ile ulaşmaya çalıştığı makama ulaşmaya çalışıyor. Yollar farklı; niyet ve nihai hedef aynı.</p>
<p>O açıdan bakıldığında teknoloji için bilginin somut hale getirilmesidir denilebilir. Üretilmiş olan bir teknoloji insanoğlunun beyninde şekillenen bir fikrin, objektif ve anonim hale dönüştürülmesidir. Neden anonim? Çünkü bir bilgi teknoloji haline geldiğinde o artık herkesin olur. Bedelli veya bedelsiz.</p>
<p>Laf <strong>Pablo Neruda</strong>’ya geldi. İtalya’daki sürgün dönemini anlatan <strong>Postacı filminde</strong> ona mektup götürüp getiren postacı, kur yaparken şairin şiirlerini (kendi yazmış gibi) sevgilisine okur. Durum ortaya çıkıp da Neruda celallendiğinde, postacı üste çıkar : “Sen bir şiir yazıp yayınladığında o artık herkesindir”. Neruda susar! Kapitalizmi Neruda kadar yüce gönüllü olmamakla suçlayabiliriz. Ama ne gam ! En zengin kapitalistler de ölüyor!</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu / <a href="mailto:TanolTurkoglu@Gmail.com">tanolturkoglu@gmail.com</a></strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı HBT&#8217;nin 45. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/bilginin-maddelesmesi-teknoloji">Bilginin maddeleşmesi: Teknoloji</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15882</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2018&#8217;den geleceğe: Nefes kesen 17 bilim olayı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018den-gelecege-nefes-kesen-17-bilim-olayi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2019 11:37:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ar]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[artırılmış gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[aynı cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[CRISPR]]></category>
		<category><![CDATA[dijital asistan]]></category>
		<category><![CDATA[hassas tıp]]></category>
		<category><![CDATA[hücresel implant]]></category>
		<category><![CDATA[interstisyum]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[vns]]></category>
		<category><![CDATA[vr]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12514</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün geliştirilen teknolojiler ve keşfedilen bilimsel bulgular, yarının dünyasına şekil verir. Bizi yarına taşır. Peki, 2018 yılında bilimde ve teknolojide bizi yarına taşıyacak hangi gelişmeler öne çıktı? Dünyanın önde gelen bilim dergileri, her yıl sonu kendi perspektiflerinden bir seçme yapar ve okurlarına aktarır. Biz de HBT olarak bilim ve teknolojide hayatlarımızı değiştirmeye başlayan ya da kısa süre içinde başlayacak olan 17 temel gelişmeyi belirledik. 2018’i her şeyden önce yapay zekânın öne çıktığı bir yıl olarak hatırlayacağız. Dijital unsurların yanı sıra, tedavi geliştirmek için de kullanılan sayısız yapay zekâ kullanımı örneğine rastladık. Canlı evrimindeki çatlakları kapatma amacı taşıyan gen çalışmaları ise geride bıraktığımız yılın bir başka yükselen yıldızıydı. Bahsini edeceğimiz bulgu ve gelişmelerin, bazı tartışmaları beraberinde getirdiği de aşikâr. Bu çok normal. Zira makineler daha zeki ve işlevsel hale geldikçe, insanlar işsiz kalıyor. Benzer bir şekilde genlerle oynanmasının da ekosistemi bozmak gibi birtakım riskleri var. Her şeye rağmen, geride bıraktığımız yılda geleceğe yönelik önemli bilimsel ve teknolojik gelişmeler yaşandı. Gelecekteki gıda sorununu çözmek için laboratuvarda kök hücreden üretilen etten, iklim değişikliğini önlemeye yönelik enerji çalışmalarına kadar birçok gelişme heyecanla karşılandı. Hepsi olmasa da en önemlilerinden bir kısmını sizinle paylaşıyoruz. Artırılmış Gerçeklik (AR) (Bilgisayar) 2018, artırılmış gerçeklik teknolojisinin en hızlı yayıldığı yıl oldu. Basit bir şekilde tanımlamak gerekirse artırılmış gerçeklik (AR) gerçek zamanda bilgisayar tarafından üretilen bilgileri gerçek dünya üzerine yerleştirir. AR yazılımı ve bir kamera, yani bir akıllı telefon, bir tablet, bir kulaklık veya akıllı gözlük gibi bir cihaz aracılığıyla, program gelen video akışını analiz eder, sahneye ilişkin kapsamlı bilgileri indirir ve bunlar üst üste biner. Ve böylelikle bu teknoloji sizi kurgusal ve yalıtılmış bir evrene taşır. Bu sayede cerrahlar, mimarlar veya tasarımcılar, bir şeyi yaratmadan veya müdahale etmeden önce neye benzeyeceğini görebilirler. Kullanıcı, oturduğu yerden başka bir ülkenin sokaklarında dolaşabilir, tıp öğrencileri sanal gerçeklikte sanal bira hastaya ameliyat yapabilir. Sanal gerçeklikle ayrıca, 3 boyutlu ortamda bir hastanın cildinin altındaki dokuları görselleştirmek veya henüz inşa edilmemiş bir binanın tasarımının mükemmelleştirilmesi de mümkündür. Bugün yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde olan AR’nin pazar payının 2020&#8217;ye kadar 100 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Apple, Google ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketleri, hem AR hem de VR ürünlerine ve uygulamalarına büyük mali ve insan kaynağı ayırıyor. Harvard Business Review, AR&#8217;yi tüm işletmeleri etkileyecek dönüştürücü bir teknoloji olarak vurguluyor. Sinir Uyarımı (VNS) (Tıp) Aslında hastalıkları elektrik akımı verilerek tedavi eden cihazların tıpta uzun bir geçmişi var. Mesela kalp pilleri, kulaklar için koklear implantlar ve Parkinson hastalığı için derin beyin stimülasyonu&#8230; Ancak bu yılı özel kılan, Vagal Sinir Stimülasyonu’nun (VNS) geliştirilmesi oldu. VNS, belirli bir siniri hedef alıyor, oysa ilaçlar genellikle tüm vücudu etkilediği için vücudun yan etkilerle mücadele etmesi gerekiyor. VNS’nin kullanımı, Feinstein Tıbbi Araştırma Enstitüsü&#8217;nden Kevin Tracey tarafından yapılan araştırmalarla mümkün oldu. VNS teknolojisi kardiyovasküler hastalıklar, demans, otoimmün hastalıklar için de kullanılabilir. Baş ağrısı ve migren gibi ağrıları hafifleten, girişimsel olmayan VNS cihazları son olarak FDA’dan onay almış bulunuyor. Laboratuvarda üretilen et (Kimya) Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyarı bulması beklenirken, gıdaya erişim ve gıdanın güvenilirliği giderek önem kazanıyor. Çare, sürdürülebilir bir gıda sistemi kurmak. Şimdi,  çevreye zarar vermeden beslemek için geliştirilen alternatif bir besinden bahsedeceğiz. Laboratuvarlarda üretilen etlerden.. Bir laboratuvarda üretilen hücrelerden elde edilen et, bu hayali gerçeğe dönüştürüyor. ABD’den İsrail’e birçok ülkede et, tavuk ve deniz ürünlerinin laboratuvar ortamında kök hücreden elde edilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Peki, bu nasıl mümkün oluyor? İlk önce hayvandan bir kas örneği alınıyor; kök hücreleri dokudan toplanıyor; çoğaltıyor ve daha sonra ilkel fiber haline gelmeleri için ayrışmaları bekleniyor. Bu lifler daha sonra birleşip kas dokusu oluşturuyor. Temiz et olarak nitelendirilen laboratuvar ürünü bu et, fiyatı ve tadı ile ilgili kaygılar ortadan kalktıktan sonra gerçek et ile rekabet edebilecek hale gelecek. Dijital asistanlar (Bilgisayar) Bugünün dijital asistanları, bizleri, kendisinin bir insan olduğuna inandırabiliyor. Sizce onlar bir insanın bilincine ve duygularına sahip olabilir mi? Siri ve Alexa gibi dijital asistanlar, ne istediğinizi anlayıp, size yardımcı olabilmek için geliştirilmiş konuşma tanıma yazılımlarını kullanır ve sorularınızla eşleştirilen cevapları vermek için insan sesi çıkarırlar. Bu tür sistemlerin öncelikle “eğitilmiş” olması gerekir. Çünkü bu sistemler “öğrenebilir” sistemler. Makine öğrenmesi kapasiteleri sayesinde gelen soruları varolan yanıtlarla eşleştirmeye çabalar. Tabi sınırlı ölçüde. Peki, ama bir adım ötesi ne olacak? Yeni nesil asistanlar, sayısız kaynaktan topladıkları yapısal olmayan verileri (ham metin, video, resim, ses, e-postalar vb.) tarayarak,  bir konuyu sizinle tartışır hale bile gelebilirler. Bu tür sistemler, ileride doktorların karmaşık bir vakayla ilgili araştırmalara hızlı bir şekilde ulaşmalarına ve daha sonra belirli bir tedavi protokolünün yararlarını tartışmasına yardımcı olabilir. Vücuda yerleştirilebilir ilaç hücreleri (Hücresel implantlar) (Tıp) Diyabetli birçok insan, kan şekeri seviyelerini ölçmek ve ihtiyaç duydukları insülin dozlarına karar vermek için parmaklarını günde birkaç kez zorlar. Pankreatik hücre implantları, bu hantal süreci gereksiz hale getirebilir. Benzer şekilde hücresel implantlar; kanser, kalp yetmezliği, hemofili, glokom ve Parkinson hastalığı dahil olmak üzere birçok bozukluğun tedavisine yönelik yeni bir yöntem haline gelebilir. Yine de yöntemle ilgili bazı sorunlar var. Zira kapsüllenmiş hücre tedavisinin ne güvenilirliği ne de etkinliği büyük klinik çalışmalarda kanıtlanmıştır, ancak belirtiler cesaret vericidir. Hızlı moleküler tasarım için yapay zekâ (Yapay Zekâ) Kanserle savaşmak için bir ilaç veya ölümcül bir virüsün hücreye saldırmasını engelleyen bir bileşik tasarlamak mı istiyorsunuz? Burada iki zorlukla başa çıkmanız gerekir: Madde için doğru kimyasal yapıyı bulmak ve hangi kimyasal reaksiyonların doğru atomları, istenen moleküllere veya molekül kombinasyonlarına bağlayacağını belirlemek. Bu süreç son derece zaman alır ve birçok başarısız girişimi içerir. Örneğin bir sentez planı, çoğu istenmeyen yan reaksiyonlara neden olur veya hiç çalışmaz. Bunlar, vakit ve kaynak kaybı anlamına gelir. Ancak, yapay zekâ hem tasarımın hem de sentezin verimliliğini artırmaya başlayarak, süreci daha hızlı, daha kolay ve daha ucuz hale getirirken kimyasal atıkları da azaltır. Yapay zekânın içindeki makine-öğrenme algoritmaları, ilgilenilen maddeleri keşfetmeye ve sentezlemeye çalışırken bilinen geçmiş deneyleri (işe yaramış olanlar ve daha önemlisi başarısız olanlar) analiz eder. Tek bir makine öğrenme aracı, bir düğmeye basarak bunu yapamaz, ancak yapay zekâ teknolojileri, ilaç moleküllerinin ve malzemelerinin gerçek yaşam tasarımına hızla adapte oluyor. Hassas tıpla ileri tanı (İlaç) Meme kanseri olan kadınlar, 20. yüzyılın büyük bir kısmında benzer tedaviler gördüler. Meme kanserleri şimdi alt tiplere ayrıldı ve tedavi kişiselleştirildi . Örneğin, tümörleri östrojen reseptörleri üreten birçok kadın, standart ameliyat sonrası kemoterapi ile birlikte bu reseptörleri spesifik olarak hedef alan ilaçlar alıyor. Bu yıl araştırmacılar kişiselleştirilmiş tedaviye daha çok yaklaştılar. Meme kanserinin yanı sıra otizm, Parkinson ve Alzheimer gibi beyin bozukluklarının tanımlanmasına yardımcı olmak için kan testleri geliştirilmesi de bu teknolojiyle bağıntılı. Araştırmacılar, hastanın biyobelirteçlerini tespit ederek kişiye özel tedavi için çalışıyor. Bu, hastaları en etkili tedavilere yönlendirerek sağlık harcamalarını azaltabilir. Bir gün çoğumuz zaman içinde birikecek kişisel bir biyobelirteç bulutuna sahip olabilir ve tedavimiz sağlanabilir. Genlere müdahale &#8211; CRISPR (Biyoteknoloji) Bir popülasyonun, hatta bir türün özelliklerini kalıcı olarak değiştirebilen bir genetik mühendisliği teknolojisine yönelik araştırmalar hızla sürüyor. Bu yöntem, ebeveynlerin sahip olduğu hastalık genlerinin yavrulara geçmemesini sağlar. . Genlere müdahale birçok yönden insanlık için bir nimet de olabilir bir felaket de… Bu teknoloji sayesinde, böceklerin sıtma ve diğer ölümcül enfeksiyonları taşıması engellenebiliyor. Ayrıca, bitkilere saldıran zararlıları değiştirerek ürün verimini artırma, çevresel strese karşı dirençli mercanlar üretme ve ekosistemleri korumak için istilacı bitkileri yok etme ve hayvanları koruma potansiyeli var. Dünyada birçok kurum bu teknolojinin geliştirilmesi için milyonlarca dolar yatırım yapmaya başladı. Yine de araştırmacılar, bir türün değiştirilmesi ve hatta ortadan kaldırılmasının geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğinin de farkında. Olası faydalarına rağmen, genlerle bu şekilde oynanması endişe uyandırıyor: Mesela doğal seçilime bu şekilde müdahale edilerek ekosistem basamaklarının bozulma riski var. Veya kötü niyetli girişimciler CRISPR’ı tarımda bir silah olarak kullanabilir. Kısacası bu teknolojide, halk sağlığı yararı gözetilmesi esas alınmalı. 2018&#8217;de, uluslararası bir çalışma grubu, CRISPR çalışmaları için bir yol haritası hazırladı. Işığa duyarlı nanomateryallerle zararlı madde tespiti (Plazmonik teknolojiler) (Mühendislik) Plazmonik teknolojiler, bir elektromanyetik alan ile bir metaldeki serbest elektronlar (genellikle altın ve gümüş) arasındaki etkileşime dayanır. Bir metal yüzeyindeki serbest elektronlar, ışığa maruz kaldığında kolektif olarak salınır ve yüzey plazmonu olarak bilinen şeyi oluşturur. Bir metal parçası büyük olduğunda, serbest elektronlar, onlara çarpan ışığı yansıtır ve materyalin parlaklığını verir. Ancak bir metal, birkaç nanometre boyutlarında ise, serbest elektronları çok küçük bir alanda sıkışır ve titreşim frekansını sınırlar. Salınımın özgül frekansı, metal nanoparçacık boyutuna bağlıdır. Bu yüzey plazmon rezonansı nanoantenler, verimli güneş pilleri ve diğer kullanışlı cihazlar yaratmak için kullanılabilir. Bugün tıp alanında, ışıkla aktive edilmiş nanopartiküllerin kanseri tedavi edip edemeyeceği araştırılıyor. Nanoparçacıklar, bir tümör içine yoğunlaştıktan sonra kana karışır. Daha sonra ışık verilince parçacıklar salınım sayesinde ısınır. Isı seçici olarak çevredeki sağlıklı dokulara zarar vermeden tümördeki kanser hücrelerini öldürür. Çeşitli girişimciler, bu teknolojiye dayanan ürünler geliştiriyor. Bu teknolojinin geleceği parlak gözüküyor. 2017 yılında 250 milyon dolar olan plazmonik sensör teknolojisinin 2027 yılına kadar yaklaşık 470 milyon dolarlık bir hacme ulaşması bekleniyor. Kuantum bilgisayarlar için algoritma (Bilgisayar) Kuantum bilgisayarlar; algoritmaları ve donanımları sayesinde zaman içinde klasik bilgisayarları yakalayabilir ve hatta daha iyi performans gösterebilir. Kuantum bilgisayarlar, hesaplamaları gerçekleştirmek için kuantum mekaniğini kullanır. Temel hesaplama birimi, qubit, standart bit (sıfır veya bir) ile benzeşir; ancak bir iki hesaplamalı kuantum durumu arasındaki kuantum süperpozisyonunda aynı anda hem sıfır hem de bir olabilir. Bu özellik, dolaşıklık olarak bilinen bir başka kuantum özelliği ile birlikte kuantum bilgisayarlarının, belirli bir problem sınıfını, herhangi bir geleneksel bilgisayardan daha verimli bir şekilde çözmesini sağlayabilir. Bu teknoloji, heyecan verici olsa da kötü şöhrete sahip. Örneğin, decoherence (uyumsuzluk) adı verilen bir işlem, bu sistemin işlevini bozabilir. Araştırmacılar, kuantum hata düzeltmesi olarak bilinen bir teknikle, bunun üstesinden gelmeye çalışıyor. 1982&#8217;de efsanevi teorik fizikçi Richard Feynman kuantum bilgisayarlarının en güçlü uygulamalarından birinin doğayı (atomlar, moleküller ve materyalleri) simüle edeceğini ileri sürmüştü. Bugün birçok araştırmacı, Intermediate Scale Quantum (NISQ) adı verilen kuantum bilgisayarları geliştiriyor. Bunlar henüz hata düzeltme işlemi yapamıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde araştırmacılar büyük olasılıkla daha büyük ve daha kontrol edilebilir NISQ cihazları geliştirecek ve bunu, binlerce hata düzeltmeli makineler izleyecektir. Aynı cinsiyete sahip fareler gen değişikliği sayesinde yavruladı (Genetik) Ekim 2018&#8217;de, aynı cinsiyete sahip fare çiftleri, gen düzenleme ve kök hücreleri yardımıyla ilk defa yavruladı. İki dişi farenin doğurduğu yavrular sağlıklıydı. Ancak, erkek farelerin doğduğu yavrular şanslı değildi; 12 bireyden sadece ikisi 48 saatten fazla hayatta kaldı. Bu durum, gelecekte insanlar için bu mümkün olmayacak olsa da umut verici bir adım olarak nitelendirilebilir. Aynı zamanda genetik farklılıklar için yüksek risk faktörü göz önüne alındığında, bir dizi etik soruyu da gündeme getirmektedir. İnterstisyum adında yeni bir organ bulundu (Tıp) Mart 2018&#8217;de, insan vücudu hakkında düşündüklerimizi derinden etkileyecek bir gelişme yaşandı. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar; uzun zamandır birbirine bağlı dokular olarak kabul edilen yapının aslında &#8220;interstisyum&#8221; adı verilen bir dizi sıvı dolu bölmelerden oluştuğunu ve bunun, vücudun en büyük organlarından biri olduğunu keşfetti. Çalışma, Science Scientific Journal dergisinde yayımlandı. Peki, ama tıp dünyası, böylesi bir gelişmeyi yıllarca nasıl ıskaladı? Interstisyumun daha önce yoğun bir doku tabakası olduğu düşünülüyordu, ancak NYU araştırmacıları, bunun lenfatik sisteme bağlanan küçük bir kanal olduğuna inanıyorlar. Böyle bir keşif için, sağlam bilimsel görüş birliği gerekli. Meslektaşlarının bu bulguyu gözden geçirmesi ve interstisyumu bir organ olarak sınıflandırmak için daha fazla araştırma yapmasına ihtiyaç var. Sıfır karbonlu doğalgaz üretildi (Çevre) Küresel ısınmanın en büyük sebeplerinden biri de fosil yakıtlar. Ve bu durum yakın zamanda değişecek gibi gözükmüyor. Küresel elektrik ihtiyacının yüzde 22&#8217;si bu enerji kaynağından sağlanıyor. Ve doğalgaz, kömürden daha temiz olmasına rağmen, hala büyük bir karbon emisyon kaynağı. ABD’nin Houston kentinde bir pilot enerji santralinde, temiz enerjiyi gerçeğe dönüştürebilen bir teknoloji test ediliyor. Net Power şirketi, en az standart doğalgaz santralleri kadar ucuza enerji üretebileceğinin ve aslında bu süreçte salınan tüm karbondioksiti sıfıra indirebileceğine vurgu yapıyor. IPCC 1.5 derece raporunun da önerdiği üzere “Dünya’yı kurtaracak” asıl ekolojik yönleniş ve enerji dönüşümü ise fosil yakıtlardan kaçınmak ve rüzgar, güneş ve biyogaz gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlenmekle mümkün. Ölümsüzlüğe atılan en önemli adım: Yaşlılığı durdurmak (Genetik) Bugün bilim insanları yaşlanma hızını yavaşlatmanın ve hatta durdurmanın yollarını arıyor. Bu yollardan biri de kalori kısıtlaması yapılan diyetler. Kalori kısıtlaması yapılmış bir beslenmenin solucan, sinek, balık ve örümcek gibi kısa yaşamlı hayvanların metabolizmasını yavaşlatarak yaşam sürelerini artırdığı yaklaşık olarak 30 yıldır zaten biliniyordu. Fareler üzerinde yapılan çalışmalar, kalori kısıtlamalı diyet uygulanan deneklerin, alışılagelen beslenme alışkanlıklarını sürdüren farelere göre %65’e kadar daha uzun süre yaşadığını gösteriyor. Groningen’deki Avrupa Yaşlanma Biyolojisi Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Cornelis F. Calkhoven ve çalışma arkadaşları, sıradan farelere göre daha uzun süre yaşayan ve geç yaşlanan fareler geliştirdi. Bu farelerde C/EBPβ-LIP isimli bir proteinin üretimini azaltan bir çeşit mutasyon denendi. Söz konusu mutasyon, hayvanlarda ömrü uzattığı bilinen kalori alımı sınırlandırması yaparak metabolik fayda sağlamasıyla biliniyor. Bilim dünyası, aynı kısıtlamanın insan ve primat gibi daha uzun ömürlü canlılar üzerindeki etkisi konusunda tartışıyor. Yeryüzü’nün en ağır canlısı: 11.7 tonluk dinozor (Arkeoloji) 2018 yılının Eylül ayında, Güney Afrika&#8217;daki araştırmacılar, büyük Afrika filinin neredeyse iki katı büyüklüğünde olduğu tahmin edilen yeni bir devasa dinozor fosilini ortaya çıkardı. Araştırmacılar, bu dinozorun, gezegenin varlığının ilk günlerinde, 200 milyon yıl önce Dünya&#8217;daki en büyük hayvanlardan biri olduğuna inanıyor. Bu 11.7 tonluk yaratıkların, Ledumahadi brontosaurus&#8216;a benzeyen sauropod dinozorlarıyla yakından ilişkili olduğu bildirildi. 558 milyon yıl önce yaşamış bir hayvan: Dickinsonia 1947&#8217;de Avrupalı bilim insanları tarafından Rusya&#8217;daki Beyaz Deniz’e yakın bir bölgede bir fosil bulunmuştu. Ancak sıcaklığın ve basıncın neden olduğu hava koşullarından ötürü on yıllardır fosilin tarihini belirlenememişti. Eylül 2018&#8217;de, Avustralyalı bilim insanları nihayet jeolojik kayıttaki hayvanı tanımladıklarını açıkladı. Araştırmacılar, fosil üzerinde bulunan yağ moleküllerini inceleyerek, yaratığın 558 milyon yıl önce yaşadığını doğrulayabildiler. Ve bu da onu &#8220;bilinen en eski hayvan krallığı üyesi&#8221; yapıyor. En eski insan yapımı çizim: 73 bin yaşında Araştırmacılar, Homo sapiens tarafından yaratılan, bugüne kadarki en eski çizimi buldular. Arkeologlar, Güney Afrika&#8217;daki bir mağarada dokuz kırmızı çizgi ile bir taş pul keşfettiler.  Bunun kabaca 73.000 yaşında olduğuna inanıyorlar. Söz konusu bulgu, daha önce bulunan insan yapımı çizimlerden en az 30.000 yaş daha yaşlı. Arkeologlar, bu çizimin, insanların nasıl sembol kullandığını ve nihayetinde dil ile medeniyetin nasıl yol aldığına dair önemli bir bulgu olarak tanımlıyor. Hazırlayan: Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com Kaynaklar: Top 10 Emerging Technologies of 2018, Scientific American, Aralık 2018 Uzun Yaşamda Sınırsızlık, Herkese Bilim Teknoloji, 3 Ağustos 2018, s.12-14 10 Breakthrough Technologies 2018, Technology Review The Greatest Scientific Breakthroughs of 2018, Ranker The 10 Most Significant Scientific Discoveries Of the Year (So Far), Futurism</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018den-gelecege-nefes-kesen-17-bilim-olayi">2018&#8217;den geleceğe: Nefes kesen 17 bilim olayı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün geliştirilen teknolojiler ve keşfedilen bilimsel bulgular, yarının dünyasına şekil verir. Bizi yarına taşır. Peki, 2018 yılında bilimde ve teknolojide bizi yarına taşıyacak hangi gelişmeler öne çıktı? Dünyanın önde gelen bilim dergileri, her yıl sonu kendi perspektiflerinden bir seçme yapar ve okurlarına aktarır. Biz de HBT olarak bilim ve teknolojide hayatlarımızı değiştirmeye başlayan ya da kısa süre içinde başlayacak olan 17 temel gelişmeyi belirledik.</p>
<p>2018’i her şeyden önce yapay zekânın öne çıktığı bir yıl olarak hatırlayacağız. Dijital unsurların yanı sıra, tedavi geliştirmek için de kullanılan sayısız yapay zekâ kullanımı örneğine rastladık. Canlı evrimindeki çatlakları kapatma amacı taşıyan gen çalışmaları ise geride bıraktığımız yılın bir başka yükselen yıldızıydı.</p>
<p>Bahsini edeceğimiz bulgu ve gelişmelerin, bazı tartışmaları beraberinde getirdiği de aşikâr. Bu çok normal. Zira makineler daha zeki ve işlevsel hale geldikçe, insanlar işsiz kalıyor. Benzer bir şekilde genlerle oynanmasının da ekosistemi bozmak gibi birtakım riskleri var.</p>
<p>Her şeye rağmen, geride bıraktığımız yılda geleceğe yönelik önemli bilimsel ve teknolojik gelişmeler yaşandı. Gelecekteki gıda sorununu çözmek için laboratuvarda kök hücreden üretilen etten, iklim değişikliğini önlemeye yönelik enerji çalışmalarına kadar birçok gelişme heyecanla karşılandı. Hepsi olmasa da en önemlilerinden bir kısmını sizinle paylaşıyoruz.</p>
<p><strong>A</strong><strong>rtırılmış Gerçeklik (AR)</strong></p>
<p>(Bilgisayar)</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-12516 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/1-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/1-300x225.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/1.jpg 870w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />2018, artırılmış gerçeklik teknolojisinin en hızlı yayıldığı yıl oldu. Basit bir şekilde tanımlamak gerekirse artırılmış gerçeklik (AR) gerçek zamanda bilgisayar tarafından üretilen bilgileri gerçek dünya üzerine yerleştirir. AR yazılımı ve bir kamera, yani bir akıllı telefon, bir tablet, bir kulaklık veya akıllı gözlük gibi bir cihaz aracılığıyla, program gelen video akışını analiz eder, sahneye ilişkin kapsamlı bilgileri indirir ve bunlar üst üste biner. Ve böylelikle bu teknoloji sizi kurgusal ve yalıtılmış bir evrene taşır. Bu sayede cerrahlar, mimarlar veya tasarımcılar, bir şeyi yaratmadan veya müdahale etmeden önce neye benzeyeceğini görebilirler. Kullanıcı, oturduğu yerden başka bir ülkenin sokaklarında dolaşabilir, tıp öğrencileri sanal gerçeklikte sanal bira hastaya ameliyat yapabilir. Sanal gerçeklikle ayrıca, 3 boyutlu ortamda bir hastanın cildinin altındaki dokuları görselleştirmek veya henüz inşa edilmemiş bir binanın tasarımının mükemmelleştirilmesi de mümkündür.</p>
<p>Bugün yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde olan AR’nin pazar payının 2020&#8217;ye kadar 100 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Apple, Google ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketleri, hem AR hem de VR ürünlerine ve uygulamalarına büyük mali ve insan kaynağı ayırıyor. Harvard Business Review, AR&#8217;yi tüm işletmeleri etkileyecek dönüştürücü bir teknoloji olarak vurguluyor.</p>
<p><strong>Sinir Uyarımı (VNS)</strong></p>
<p>(Tıp)</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-12517 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/sinir-uyarm-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/sinir-uyarm-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/sinir-uyarm-1024x576.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/sinir-uyarm.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Aslında hastalıkları elektrik akımı verilerek tedavi eden cihazların tıpta uzun bir geçmişi var. Mesela kalp pilleri, kulaklar için koklear implantlar ve Parkinson hastalığı için derin beyin stimülasyonu&#8230; Ancak bu yılı özel kılan, Vagal Sinir Stimülasyonu’nun (VNS) geliştirilmesi oldu. VNS, belirli bir siniri hedef alıyor, oysa ilaçlar genellikle tüm vücudu etkilediği için vücudun yan etkilerle mücadele etmesi gerekiyor. VNS’nin kullanımı, Feinstein Tıbbi Araştırma Enstitüsü&#8217;nden Kevin Tracey tarafından yapılan araştırmalarla mümkün oldu. VNS teknolojisi kardiyovasküler hastalıklar, demans, otoimmün hastalıklar için de kullanılabilir. Baş ağrısı ve migren gibi ağrıları hafifleten, girişimsel olmayan VNS cihazları son olarak FDA’dan onay almış bulunuyor.</p>
<p><strong>L</strong><strong>aboratuvarda üretilen et </strong></p>
<p>(Kimya)</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-12518 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/laboratuvar-et-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/laboratuvar-et-300x180.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/laboratuvar-et.jpg 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyarı bulması beklenirken, gıdaya erişim ve gıdanın güvenilirliği giderek önem kazanıyor. Çare, sürdürülebilir bir gıda sistemi kurmak. Şimdi,  çevreye zarar vermeden beslemek için geliştirilen alternatif bir besinden bahsedeceğiz. Laboratuvarlarda üretilen etlerden.. Bir laboratuvarda üretilen hücrelerden elde edilen et, bu hayali gerçeğe dönüştürüyor. ABD’den İsrail’e birçok ülkede et, tavuk ve deniz ürünlerinin laboratuvar ortamında kök hücreden elde edilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Peki, bu nasıl mümkün oluyor? İlk önce hayvandan bir kas örneği alınıyor; kök hücreleri dokudan toplanıyor; çoğaltıyor ve daha sonra ilkel fiber haline gelmeleri için ayrışmaları bekleniyor. Bu lifler daha sonra birleşip kas dokusu oluşturuyor.</p>
<p>Temiz et olarak nitelendirilen laboratuvar ürünü bu et, fiyatı ve tadı ile ilgili kaygılar ortadan kalktıktan sonra gerçek et ile rekabet edebilecek hale gelecek.</p>
<p><strong>D</strong><strong>ijital asistanlar</strong></p>
<p>(Bilgisayar)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12519 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/dijital-asistan-300x150.png" alt="" width="300" height="150" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/dijital-asistan-300x150.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/dijital-asistan-1024x512.png 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/dijital-asistan.png 1190w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Bugünün dijital asistanları, bizleri, kendisinin bir insan olduğuna inandırabiliyor. Sizce onlar bir insanın bilincine ve duygularına sahip olabilir mi? <strong>Siri</strong> ve <strong>Alexa</strong> gibi dijital asistanlar, ne istediğinizi anlayıp, size yardımcı olabilmek için geliştirilmiş konuşma tanıma yazılımlarını kullanır ve sorularınızla eşleştirilen cevapları vermek için insan sesi çıkarırlar. Bu tür sistemlerin öncelikle “eğitilmiş” olması gerekir. Çünkü bu sistemler “öğrenebilir” sistemler. Makine öğrenmesi kapasiteleri sayesinde gelen soruları varolan yanıtlarla eşleştirmeye çabalar. Tabi sınırlı ölçüde.</p>
<p>Peki, ama bir adım ötesi ne olacak? Yeni nesil asistanlar, sayısız kaynaktan topladıkları yapısal olmayan verileri (ham metin, video, resim, ses, e-postalar vb.) tarayarak,  bir konuyu sizinle tartışır hale bile gelebilirler. Bu tür sistemler, ileride doktorların karmaşık bir vakayla ilgili araştırmalara hızlı bir şekilde ulaşmalarına ve daha sonra belirli bir tedavi protokolünün yararlarını tartışmasına yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Vücuda yerleştirilebilir ilaç hücreleri (Hücresel implantlar)</strong></p>
<p>(Tıp)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12520 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/hcresel-implant-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/hcresel-implant-300x225.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/hcresel-implant-1024x766.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/hcresel-implant.jpg 1224w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Diyabetli birçok insan, kan şekeri seviyelerini ölçmek ve ihtiyaç duydukları insülin dozlarına karar vermek için parmaklarını günde birkaç kez zorlar. Pankreatik hücre implantları, bu hantal süreci gereksiz hale getirebilir. Benzer şekilde hücresel implantlar; kanser, kalp yetmezliği, hemofili, glokom ve Parkinson hastalığı dahil olmak üzere birçok bozukluğun tedavisine yönelik yeni bir yöntem haline gelebilir.</p>
<p>Yine de yöntemle ilgili bazı sorunlar var. Zira kapsüllenmiş hücre tedavisinin ne güvenilirliği ne de etkinliği büyük klinik çalışmalarda kanıtlanmıştır, ancak belirtiler cesaret vericidir.</p>
<p><strong>Hızlı moleküler tasarım için yapay zekâ</strong></p>
<p>(Yapay Zekâ)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12521 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/molekler-tasarm-yz-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/molekler-tasarm-yz-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/molekler-tasarm-yz.jpg 690w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Kanserle savaşmak için bir ilaç veya ölümcül bir virüsün hücreye saldırmasını engelleyen bir bileşik tasarlamak mı istiyorsunuz? Burada iki zorlukla başa çıkmanız gerekir: Madde için doğru kimyasal yapıyı bulmak ve hangi kimyasal reaksiyonların doğru atomları, istenen moleküllere veya molekül kombinasyonlarına bağlayacağını belirlemek.</p>
<p>Bu süreç son derece zaman alır ve birçok başarısız girişimi içerir. Örneğin bir sentez planı, çoğu istenmeyen yan reaksiyonlara neden olur veya hiç çalışmaz. Bunlar, vakit ve kaynak kaybı anlamına gelir. Ancak, yapay zekâ hem tasarımın hem de sentezin verimliliğini artırmaya başlayarak, süreci daha hızlı, daha kolay ve daha ucuz hale getirirken kimyasal atıkları da azaltır.</p>
<p>Yapay zekânın içindeki makine-öğrenme algoritmaları, ilgilenilen maddeleri keşfetmeye ve sentezlemeye çalışırken bilinen geçmiş deneyleri (işe yaramış olanlar ve daha önemlisi başarısız olanlar) analiz eder. Tek bir makine öğrenme aracı, bir düğmeye basarak bunu yapamaz, ancak yapay zekâ teknolojileri, ilaç moleküllerinin ve malzemelerinin gerçek yaşam tasarımına hızla adapte oluyor.</p>
<p><strong>Hassas tıpla ileri tanı </strong></p>
<p>(İlaç)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12522 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/hassas-tp-ileri-tan-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/hassas-tp-ileri-tan-300x180.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/hassas-tp-ileri-tan.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Meme kanseri olan kadınlar, 20. yüzyılın büyük bir kısmında benzer tedaviler gördüler. Meme kanserleri şimdi alt tiplere ayrıldı ve tedavi kişiselleştirildi . Örneğin, tümörleri östrojen reseptörleri üreten birçok kadın, standart ameliyat sonrası kemoterapi ile birlikte bu reseptörleri spesifik olarak hedef alan ilaçlar alıyor. Bu yıl araştırmacılar kişiselleştirilmiş tedaviye daha çok yaklaştılar.</p>
<p>Meme kanserinin yanı sıra otizm, Parkinson ve Alzheimer gibi beyin bozukluklarının tanımlanmasına yardımcı olmak için kan testleri geliştirilmesi de bu teknolojiyle bağıntılı. Araştırmacılar, hastanın biyobelirteçlerini tespit ederek kişiye özel tedavi için çalışıyor. Bu, hastaları en etkili tedavilere yönlendirerek sağlık harcamalarını azaltabilir. Bir gün çoğumuz zaman içinde birikecek kişisel bir biyobelirteç bulutuna sahip olabilir ve tedavimiz sağlanabilir.</p>
<p><strong>Genlere müdahale </strong><strong>&#8211; CRISPR</strong></p>
<p>(Biyoteknoloji)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12523 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/crispr-18-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/crispr-18-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/crispr-18-1024x578.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/crispr-18.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Bir popülasyonun, hatta bir türün özelliklerini kalıcı olarak değiştirebilen bir genetik mühendisliği teknolojisine yönelik araştırmalar hızla sürüyor. Bu yöntem, ebeveynlerin sahip olduğu hastalık genlerinin yavrulara geçmemesini sağlar. . Genlere müdahale birçok yönden insanlık için bir nimet de olabilir bir felaket de…</p>
<p>Bu teknoloji sayesinde, böceklerin sıtma ve diğer ölümcül enfeksiyonları taşıması engellenebiliyor. Ayrıca, bitkilere saldıran zararlıları değiştirerek ürün verimini artırma, çevresel strese karşı dirençli mercanlar üretme ve ekosistemleri korumak için istilacı bitkileri yok etme ve hayvanları koruma potansiyeli var.</p>
<p>Dünyada birçok kurum bu teknolojinin geliştirilmesi için milyonlarca dolar yatırım yapmaya başladı. Yine de araştırmacılar, bir türün değiştirilmesi ve hatta ortadan kaldırılmasının geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğinin de farkında. Olası faydalarına rağmen, genlerle bu şekilde oynanması endişe uyandırıyor: Mesela doğal seçilime bu şekilde müdahale edilerek ekosistem basamaklarının bozulma riski var. Veya kötü niyetli girişimciler CRISPR’ı tarımda bir silah olarak kullanabilir. Kısacası bu teknolojide, halk sağlığı yararı gözetilmesi esas alınmalı. 2018&#8217;de, uluslararası bir çalışma grubu, CRISPR çalışmaları için bir yol haritası hazırladı.</p>
<p><strong>Işığa duyarlı nanomateryallerle zararlı madde tespiti (Plazmonik teknolojiler)</strong></p>
<p>(Mühendislik)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12524 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/plazmonik-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/plazmonik-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/plazmonik.jpg 595w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Plazmonik teknolojiler, bir elektromanyetik alan ile bir metaldeki serbest elektronlar (genellikle altın ve gümüş) arasındaki etkileşime dayanır. Bir metal yüzeyindeki serbest elektronlar, ışığa maruz kaldığında kolektif olarak salınır ve yüzey plazmonu olarak bilinen şeyi oluşturur. Bir metal parçası büyük olduğunda, serbest elektronlar, onlara çarpan ışığı yansıtır ve materyalin parlaklığını verir. Ancak bir metal, birkaç nanometre boyutlarında ise, serbest elektronları çok küçük bir alanda sıkışır ve titreşim frekansını sınırlar. Salınımın özgül frekansı, metal nanoparçacık boyutuna bağlıdır. Bu yüzey plazmon rezonansı nanoantenler, verimli güneş pilleri ve diğer kullanışlı cihazlar yaratmak için kullanılabilir.</p>
<p>Bugün tıp alanında, ışıkla aktive edilmiş nanopartiküllerin kanseri tedavi edip edemeyeceği araştırılıyor. Nanoparçacıklar, bir tümör içine yoğunlaştıktan sonra kana karışır. Daha sonra ışık verilince parçacıklar salınım sayesinde ısınır. Isı seçici olarak çevredeki sağlıklı dokulara zarar vermeden tümördeki kanser hücrelerini öldürür.</p>
<p>Çeşitli girişimciler, bu teknolojiye dayanan ürünler geliştiriyor. Bu teknolojinin geleceği parlak gözüküyor. 2017 yılında 250 milyon dolar olan plazmonik sensör teknolojisinin 2027 yılına kadar yaklaşık 470 milyon dolarlık bir hacme ulaşması bekleniyor.</p>
<p><strong>Kuantum bilgisayarlar için algoritma</strong></p>
<p>(Bilgisayar)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12525 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/kuantum-pc-300x207.jpg" alt="" width="300" height="207" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/kuantum-pc-300x207.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/kuantum-pc-1024x708.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/kuantum-pc.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Kuantum bilgisayarlar; algoritmaları ve donanımları sayesinde zaman içinde klasik bilgisayarları yakalayabilir ve hatta daha iyi performans gösterebilir.</p>
<p>Kuantum bilgisayarlar, hesaplamaları gerçekleştirmek için kuantum mekaniğini kullanır. Temel hesaplama birimi, qubit, standart bit (sıfır veya bir) ile benzeşir; ancak bir iki hesaplamalı kuantum durumu arasındaki kuantum süperpozisyonunda aynı anda hem sıfır hem de bir olabilir. Bu özellik, dolaşıklık olarak bilinen bir başka kuantum özelliği ile birlikte kuantum bilgisayarlarının, belirli bir problem sınıfını, herhangi bir geleneksel bilgisayardan daha verimli bir şekilde çözmesini sağlayabilir.</p>
<p>Bu teknoloji, heyecan verici olsa da kötü şöhrete sahip. Örneğin, decoherence (uyumsuzluk) adı verilen bir işlem, bu sistemin işlevini bozabilir. Araştırmacılar, kuantum hata düzeltmesi olarak bilinen bir teknikle, bunun üstesinden gelmeye çalışıyor.</p>
<p>1982&#8217;de efsanevi teorik fizikçi Richard Feynman kuantum bilgisayarlarının en güçlü uygulamalarından birinin doğayı (atomlar, moleküller ve materyalleri) simüle edeceğini ileri sürmüştü. Bugün birçok araştırmacı, Intermediate Scale Quantum (NISQ) adı verilen kuantum bilgisayarları geliştiriyor. Bunlar henüz hata düzeltme işlemi yapamıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde araştırmacılar büyük olasılıkla daha büyük ve daha kontrol edilebilir NISQ cihazları geliştirecek ve bunu, binlerce hata düzeltmeli makineler izleyecektir.</p>
<p><strong>Aynı cinsiyete sahip fareler gen değişikliği sayesinde yavruladı</strong></p>
<p>(Genetik)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12526 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/ayn-cinsiyet-fare-300x164.jpg" alt="" width="300" height="164" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/ayn-cinsiyet-fare-300x164.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/ayn-cinsiyet-fare.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Ekim 2018&#8217;de, aynı cinsiyete sahip fare çiftleri, gen düzenleme ve kök hücreleri yardımıyla ilk defa yavruladı. İki dişi farenin doğurduğu yavrular sağlıklıydı. Ancak, erkek farelerin doğduğu yavrular şanslı değildi; 12 bireyden sadece ikisi 48 saatten fazla hayatta kaldı. Bu durum, gelecekte insanlar için bu mümkün olmayacak olsa da umut verici bir adım olarak nitelendirilebilir. Aynı zamanda genetik farklılıklar için yüksek risk faktörü göz önüne alındığında, bir dizi etik soruyu da gündeme getirmektedir.</p>
<p><strong>İnterstisyum adında yeni bir organ bulundu</strong></p>
<p>(Tıp)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-12527 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/interstisyum-300x100.jpg" alt="" width="300" height="100" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/interstisyum-300x100.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/interstisyum-1024x341.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/interstisyum.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Mart 2018&#8217;de, insan vücudu hakkında düşündüklerimizi derinden etkileyecek bir gelişme yaşandı. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar; uzun zamandır birbirine bağlı dokular olarak kabul edilen yapının aslında &#8220;interstisyum&#8221; adı verilen bir dizi sıvı dolu bölmelerden oluştuğunu ve bunun, vücudun en büyük organlarından biri olduğunu keşfetti. Çalışma, <em>Science Scientific Journal</em> dergisinde yayımlandı.</p>
<p>Peki, ama tıp dünyası, böylesi bir gelişmeyi yıllarca nasıl ıskaladı? Interstisyumun daha önce yoğun bir doku tabakası olduğu düşünülüyordu, ancak NYU araştırmacıları, bunun lenfatik sisteme bağlanan küçük bir kanal olduğuna inanıyorlar. Böyle bir keşif için, sağlam bilimsel görüş birliği gerekli. Meslektaşlarının bu bulguyu gözden geçirmesi ve interstisyumu bir organ olarak sınıflandırmak için daha fazla araştırma yapmasına ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Sıfır karbonlu doğalgaz üretildi</strong></p>
<p>(Çevre)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12528 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/sfr-karbon-dogalgaz-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/sfr-karbon-dogalgaz-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/sfr-karbon-dogalgaz.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Küresel ısınmanın en büyük sebeplerinden biri de fosil yakıtlar. Ve bu durum yakın zamanda değişecek gibi gözükmüyor. Küresel elektrik ihtiyacının yüzde 22&#8217;si bu enerji kaynağından sağlanıyor. Ve doğalgaz, kömürden daha temiz olmasına rağmen, hala büyük bir karbon emisyon kaynağı. ABD’nin Houston kentinde bir pilot enerji santralinde, temiz enerjiyi gerçeğe dönüştürebilen bir teknoloji test ediliyor. Net Power şirketi, en az standart doğalgaz santralleri kadar ucuza enerji üretebileceğinin ve aslında bu süreçte salınan tüm karbondioksiti sıfıra indirebileceğine vurgu yapıyor.</p>
<p>IPCC 1.5 derece raporunun da önerdiği üzere “Dünya’yı kurtaracak” asıl ekolojik yönleniş ve enerji dönüşümü ise fosil yakıtlardan kaçınmak ve rüzgar, güneş ve biyogaz gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlenmekle mümkün.</p>
<p><strong>Ölümsüzlüğe atılan en önemli adım: Yaşlılığı durdurmak</strong></p>
<p>(Genetik)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12529 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/kalori-azaltm-300x182.jpeg" alt="" width="300" height="182" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/kalori-azaltm-300x182.jpeg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/kalori-azaltm-1024x622.jpeg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/kalori-azaltm.jpeg 1886w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Bugün bilim insanları yaşlanma hızını yavaşlatmanın ve hatta durdurmanın yollarını arıyor. Bu yollardan biri de kalori kısıtlaması yapılan diyetler. Kalori kısıtlaması yapılmış bir beslenmenin solucan, sinek, balık ve örümcek gibi kısa yaşamlı hayvanların metabolizmasını yavaşlatarak yaşam sürelerini artırdığı yaklaşık olarak 30 yıldır zaten biliniyordu. Fareler üzerinde yapılan çalışmalar, kalori kısıtlamalı diyet uygulanan deneklerin, alışılagelen beslenme alışkanlıklarını sürdüren farelere göre %65’e kadar daha uzun süre yaşadığını gösteriyor. Groningen’deki Avrupa Yaşlanma Biyolojisi Araştırma Enstitüsü’nden Dr. <strong>Cornelis F. Calkhoven</strong> ve çalışma arkadaşları, sıradan farelere göre daha uzun süre yaşayan ve geç yaşlanan fareler geliştirdi. Bu farelerde <strong>C/EBPβ-LIP</strong> isimli bir proteinin üretimini azaltan bir çeşit mutasyon denendi. Söz konusu mutasyon, hayvanlarda ömrü uzattığı bilinen kalori alımı sınırlandırması yaparak metabolik fayda sağlamasıyla biliniyor. Bilim dünyası, aynı kısıtlamanın insan ve primat gibi daha uzun ömürlü canlılar üzerindeki etkisi konusunda tartışıyor.</p>
<p><strong>Yeryüzü’nün en ağır canlısı: 11.7 tonluk dinozor</strong></p>
<p>(Arkeoloji)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12530 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/ledumahadi-18-300x150.png" alt="" width="300" height="150" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/ledumahadi-18-300x150.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/ledumahadi-18-1024x513.png 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/ledumahadi-18.png 1200w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />2018 yılının Eylül ayında, Güney Afrika&#8217;daki araştırmacılar, büyük Afrika filinin neredeyse iki katı büyüklüğünde olduğu tahmin edilen yeni bir devasa dinozor fosilini ortaya çıkardı. Araştırmacılar, bu dinozorun, gezegenin varlığının ilk günlerinde, 200 milyon yıl önce Dünya&#8217;daki en büyük hayvanlardan biri olduğuna inanıyor. Bu 11.7 tonluk yaratıkların, <em>Ledumahadi brontosaurus</em>&#8216;a benzeyen sauropod dinozorlarıyla yakından ilişkili olduğu bildirildi.</p>
<p><strong>558 milyon yıl önce yaşamış bir hayvan: Dickinsonia</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12531 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/14b-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/14b-300x180.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/14b.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />1947&#8217;de Avrupalı bilim insanları tarafından Rusya&#8217;daki Beyaz Deniz’e yakın bir bölgede bir fosil bulunmuştu. Ancak sıcaklığın ve basıncın neden olduğu hava koşullarından ötürü on yıllardır fosilin tarihini belirlenememişti. Eylül 2018&#8217;de, Avustralyalı bilim insanları nihayet jeolojik kayıttaki hayvanı tanımladıklarını açıkladı. Araştırmacılar, fosil üzerinde bulunan yağ moleküllerini inceleyerek, yaratığın 558 milyon yıl önce yaşadığını doğrulayabildiler. Ve bu da onu &#8220;bilinen en eski hayvan krallığı üyesi&#8221; yapıyor.</p>
<p><strong>En eski insan yapımı çizim: 73 bin yaşında</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12532 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/73-bin-300x160.jpg" alt="" width="300" height="160" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/73-bin-300x160.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/01/73-bin.jpg 860w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Araştırmacılar, <em>Homo sapiens</em> tarafından yaratılan, bugüne kadarki en eski çizimi buldular. Arkeologlar, Güney Afrika&#8217;daki bir mağarada dokuz kırmızı çizgi ile bir taş pul keşfettiler.  Bunun kabaca 73.000 yaşında olduğuna inanıyorlar. Söz konusu bulgu, daha önce bulunan insan yapımı çizimlerden en az 30.000 yaş daha yaşlı. Arkeologlar, bu çizimin, insanların nasıl sembol kullandığını ve nihayetinde dil ile medeniyetin nasıl yol aldığına dair önemli bir bulgu olarak tanımlıyor.</p>
<p><strong>Hazırlayan:</strong> Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>Top 10 Emerging Technologies of 2018, <strong>Scientific American</strong>, Aralık 2018</p>
<p>Uzun Yaşamda Sınırsızlık, <strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong>, 3 Ağustos 2018, s.12-14</p>
<p>10 Breakthrough Technologies 2018, <strong>Technology Review</strong></p>
<p>The Greatest Scientific Breakthroughs of 2018, <strong>Ranker</strong></p>
<p>The 10 Most Significant Scientific Discoveries Of the Year (So Far), <strong>Futurism</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/2018den-gelecege-nefes-kesen-17-bilim-olayi">2018&#8217;den geleceğe: Nefes kesen 17 bilim olayı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12514</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ölümsüzlük konusunda neler bilmiyorsunuz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/olumsuzluk-konusunda-neler-bilmiyorsunuz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2016 08:26:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=1844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu dünyada kesin olan iki şey var: doğarız ve ölürüz. Peki, ölmek zorunda mıyız? Milyarder Dmitry Itskov ve “Russia 2045” adlı bir girişimi başlatan arkadaşları insan beynini içinde barındıracak yapay bedenler oluşturmak suretiyle ölümsüzlüğü sağlamayı hedefliyorlar. Itskov ve arkadaşları yaklaşık otuz yıl içinde bireyin kişiliğini yapay bir beyinde barındıracak hologram bir “avatar” oluşturabileceklerine inanıyorlar. Terasem’in LifeNaut projesi hemen bugün uzun bir yaşam sunabileceğini öne sürüyor. Bunun için yapmanız gereken tek şey bir LifeNaut hesabı açmak ve bu hesaba kendinizle ilgili olabildiğince çok bilgi yüklemek. Görünüşe bakılırsa, “akıl dosyası” gelecekte sizin yeniden yaratılmanıza yarıyor. Ölümsüzlük salt 21.yüzyıla özgü bir arayış değil. İ.Ö 3.yüzyılda Çin imparatoru Qin Shi Huang cıva içerek sonsuz yaşama kavuşmayı umut ediyordu. Ancak umutları suya düştü. Birilerinin Qin’i yeniden yaşama döndürmeye çalışıp çalışmadığı bilinmiyor, ama 1980’lerde insanbilim ve etnobotanik uzmanlarından Wade Davis’in Haiti’de mezarlarından kalkan “ölülerle” ilgili durumları belgelediği biliniyor. Davis, balon balığı ve kimi başka canlı türlerinde bulunan bir nörotoksin olan tetrodoksini içen canlı bir bireyin dışarıdan bakıldığında ölü gibi “göründüğünü” ve sonradan “yeniden yaşama döndürülebildiğini” öne sürüyordu. Ölüyü gerçekten de canlandırmaya çalışma girişimleri Sovyetler Birliği’nde Sergei Bryukhonenko gözetimindeki Deneysel Fizyoloji ve Terapi Enstitüsü’nün odak konusuydu. 1940 yapımı Experiments in the Revival of Organisms (Canlıları Yeniden Yaşama Döndürme Deneyleri) adlı video sözümona enstitüde gerçekleştirilen organ canlandırma ve dahası kesik köpek başlarını yeniden yaşama geçirme deneyimlerine yer vermekteydi. Bu arada, dünyanın bir başka köşesinde, havacı Charles Lindbergh ile bilimci Alexis Carel, yapay bir kalp perfüzyon pompası gibi, insan yaşamını uzatacak buluşlar ve yöntemler üzerine kafa yordular. Lindbergh 1974 yılında kanserden yaşamını yitirdi. Biz insanlar ölümsüzlüğe ulaşmak için kafa patlatırken, başka canlı türleri görünürde bunu pek bir çaba harcamadan yapıyorlardı. 2014’te bilim insanları 30 bin yıldır Sibirya’daki donmuş topraklarda korunmakta olan Pithovirus sibericum adlı virüsü buzların erimesine olanak tanımak suretiyle yaşama döndürdüler. Ölümsüz denizanası (Turritopsis dohrnii) gerçekte yaşam döngüsünü tersine çeviriyor. Erişkin bir denizanası transdiferasyon yoluyla (bir dokuya ait kök hücrenin uygun koşullar altında farklı bir dokuya ait hücreler oluşturması) yeniden gençliğine kavuşuyor. Bir başka “ölümsüz” canlı türü olan omurgasız minik Bdelloid rotiferlerin (tekerlekliler) tümü dişilerden oluşur ve bunlar birbirlerinin bire bir kopyaları olan özdeş dişi yavrular dünyaya getirmek suretiyle çoğalırlar. Bu minik canlılardan birtakım ipuçlarını yakalayan bilim insanları, 1996’da Edinburgh’daki Roslin Enstütüsü uzmanlarından Ian Wilmut ve ekibinin koyun Dolly’yi klonlamalarıyla başlatılan süreçte, yaklaşık 20 yıldır memeliler klonluyorlar. Erken bir dönemde yaşlılığa bağlı belirtiler gösteren Dolly 6 yaşında öldü. Oysa, koyunların ortalama yaşam süreleri 12 yıldır. Araştırmacılar Dolly’nin telomerlerinin, kromozomların uçlarında yer alan ve yaşla küçülen koruyucu kapakçıkların, vaktinden önce kısaldığına tanık oldular. Dolly hayvanların klonlanması konusunda törel bir tartışmayı başlatmakla birlikte, uygulama zamanla daha da yoğunlaşarak ticari bir boyut kazandı. Güney Kore’deki Sooam Biotech şirketi yaklaşık 100 bin dolar karşılığında düzenli olarak evcil hayvanları klonluyor. İnsanlarda çoğalma amaçlı klonlama geniş ölçüde yasak olmakla birlikte, sağaltım amaçlı klonlamaya-hastanın genetik yapısıyla özdeş kök hücreler oluşturma işlemine- hücrelerin bir hastalığın sağaltımına yaradığı gerekçesiyle genelde izin veriliyor. Belli sayıda bölünmenin ardından ölmek üzere programlanmış olan öteki hücre türlerinin tersine, kök hücreler sonsuza dek bölünebildiklerinden ölümsüzdürler. Ne yazık ki, kanser hücreleri de bu özelliğe sahipler. Kanser hücrelerinin ölümsüzlüğüyle ilgili olarak en ünlü olay 1951 yılında rahim ağzı kanserinden ölen Henrietta Lacks olayıdır. Lacks’den alınan kanserli hücrelerin laboratuvar ortamında çoğaltılması sonucunda HeLa hücreleri adı verilen ve dünyanın farklı yerlerindeki laboratuvarlarda günümüze dek varlığını sürdürmekte olan hücre dizisi oluşturuldu. HeLa hücrelerinin temel alındığı araştırmalar aşıların oluşturulmasında, AIDS ve kansere karşı savaşımda son derece etkili olmakla birlikte, birtakım tartışmaları da beraberinde getirdi. Lacks’in hücreleri alınıp çoğaltılırken ne kendisinin ne de aile bireylerinin onayı alınmıştı. Ancak 2013 yılında, Lacks’in ölümünden 60 yılı aşkın bir süre sonra, Ulusal Sağlık Enstitüsü onun hücrelerinden ve bunların içerdiği genetik bilgilerden nasıl yararlanılacağı konusunda Lacks’in soyundan gelenlerin onayını alma yoluna gitti. Lacks’e &#8211; kendi de bir tür ölümsüzlük içeren &#8211; yeni bir hak kazandıran bu olay hücre dizisi araştırmalarının törelliği bağlamında olumlu bir örnek oluşturdu. Derleyen: Rita Urgan</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/olumsuzluk-konusunda-neler-bilmiyorsunuz">Ölümsüzlük konusunda neler bilmiyorsunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Bu dünyada kesin olan iki şey var: doğarız ve ölürüz. Peki, ölmek zorunda mıyız? Milyarder Dmitry Itskov ve “Russia 2045” adlı bir girişimi başlatan arkadaşları insan beynini içinde barındıracak yapay bedenler oluşturmak suretiyle ölümsüzlüğü sağlamayı hedefliyorlar.</li>
<li>Itskov ve arkadaşları yaklaşık otuz yıl içinde bireyin kişiliğini yapay bir beyinde barındıracak hologram bir “avatar” oluşturabileceklerine inanıyorlar.</li>
<li>Terasem’in LifeNaut projesi hemen bugün uzun bir yaşam sunabileceğini öne sürüyor. Bunun için yapmanız gereken tek şey bir LifeNaut hesabı açmak ve bu hesaba kendinizle ilgili olabildiğince çok bilgi yüklemek. Görünüşe bakılırsa, “akıl dosyası” gelecekte sizin yeniden yaratılmanıza yarıyor.</li>
<li>Ölümsüzlük salt 21.yüzyıla özgü bir arayış değil. İ.Ö 3.yüzyılda Çin imparatoru Qin Shi Huang cıva içerek sonsuz yaşama kavuşmayı umut ediyordu. Ancak umutları suya düştü.</li>
<li>Birilerinin Qin’i yeniden yaşama döndürmeye çalışıp çalışmadığı bilinmiyor, ama 1980’lerde insanbilim ve etnobotanik uzmanlarından Wade Davis’in Haiti’de mezarlarından kalkan “ölülerle” ilgili durumları belgelediği biliniyor.</li>
<li>Davis, balon balığı ve kimi başka canlı türlerinde bulunan bir nörotoksin olan tetrodoksini içen canlı bir bireyin dışarıdan bakıldığında ölü gibi “göründüğünü” ve sonradan “yeniden yaşama döndürülebildiğini” öne sürüyordu.</li>
<li>Ölüyü gerçekten de canlandırmaya çalışma girişimleri Sovyetler Birliği’nde Sergei Bryukhonenko gözetimindeki Deneysel Fizyoloji ve Terapi Enstitüsü’nün odak konusuydu.</li>
<li>1940 yapımı <em>Experiments in the Revival of Organisms</em> (Canlıları Yeniden Yaşama Döndürme Deneyleri) adlı video sözümona enstitüde gerçekleştirilen organ canlandırma ve dahası kesik köpek başlarını yeniden yaşama geçirme deneyimlerine yer vermekteydi.</li>
<li>Bu arada, dünyanın bir başka köşesinde, havacı Charles Lindbergh ile bilimci Alexis Carel, yapay bir kalp perfüzyon pompası gibi, insan yaşamını uzatacak buluşlar ve yöntemler üzerine kafa yordular. Lindbergh 1974 yılında kanserden yaşamını yitirdi.</li>
<li>Biz insanlar ölümsüzlüğe ulaşmak için kafa patlatırken, başka canlı türleri görünürde bunu pek bir çaba harcamadan yapıyorlardı. 2014’te bilim insanları 30 bin yıldır Sibirya’daki donmuş topraklarda korunmakta olan <em>Pithovirus sibericum</em> adlı virüsü buzların erimesine olanak tanımak suretiyle yaşama döndürdüler.</li>
<li>Ölümsüz denizanası (<em>Turritopsis dohrnii</em>) gerçekte yaşam döngüsünü tersine çeviriyor. Erişkin bir denizanası transdiferasyon yoluyla (bir dokuya ait kök hücrenin uygun koşullar altında farklı bir dokuya ait hücreler oluşturması) yeniden gençliğine kavuşuyor.</li>
<li>Bir başka “ölümsüz” canlı türü olan omurgasız minik Bdelloid rotiferlerin (tekerlekliler) tümü dişilerden oluşur ve bunlar birbirlerinin bire bir kopyaları olan özdeş dişi yavrular dünyaya getirmek suretiyle çoğalırlar.</li>
<li>Bu minik canlılardan birtakım ipuçlarını yakalayan bilim insanları, 1996’da Edinburgh’daki Roslin Enstütüsü uzmanlarından Ian Wilmut ve ekibinin koyun Dolly’yi klonlamalarıyla başlatılan süreçte, yaklaşık 20 yıldır memeliler klonluyorlar.</li>
<li>Erken bir dönemde yaşlılığa bağlı belirtiler gösteren Dolly 6 yaşında öldü. Oysa, koyunların ortalama yaşam süreleri 12 yıldır. Araştırmacılar Dolly’nin telomerlerinin, kromozomların uçlarında yer alan ve yaşla küçülen koruyucu kapakçıkların, vaktinden önce kısaldığına tanık oldular.</li>
<li>Dolly hayvanların klonlanması konusunda törel bir tartışmayı başlatmakla birlikte, uygulama zamanla daha da yoğunlaşarak ticari bir boyut kazandı. Güney Kore’deki Sooam Biotech şirketi yaklaşık 100 bin dolar karşılığında düzenli olarak evcil hayvanları klonluyor.</li>
<li>İnsanlarda çoğalma amaçlı klonlama geniş ölçüde yasak olmakla birlikte, sağaltım amaçlı klonlamaya-hastanın genetik yapısıyla özdeş kök hücreler oluşturma işlemine- hücrelerin bir hastalığın sağaltımına yaradığı gerekçesiyle genelde izin veriliyor.</li>
<li>Belli sayıda bölünmenin ardından ölmek üzere programlanmış olan öteki hücre türlerinin tersine, kök hücreler sonsuza dek bölünebildiklerinden ölümsüzdürler. Ne yazık ki, kanser hücreleri de bu özelliğe sahipler.</li>
<li>Kanser hücrelerinin ölümsüzlüğüyle ilgili olarak en ünlü olay 1951 yılında rahim ağzı kanserinden ölen Henrietta Lacks olayıdır. Lacks’den alınan kanserli hücrelerin laboratuvar ortamında çoğaltılması sonucunda HeLa hücreleri adı verilen ve dünyanın farklı yerlerindeki laboratuvarlarda günümüze dek varlığını sürdürmekte olan hücre dizisi oluşturuldu.</li>
<li>HeLa hücrelerinin temel alındığı araştırmalar aşıların oluşturulmasında, AIDS ve kansere karşı savaşımda son derece etkili olmakla birlikte, birtakım tartışmaları da beraberinde getirdi. Lacks’in hücreleri alınıp çoğaltılırken ne kendisinin ne de aile bireylerinin onayı alınmıştı.</li>
<li>Ancak 2013 yılında, Lacks’in ölümünden 60 yılı aşkın bir süre sonra, Ulusal Sağlık Enstitüsü onun hücrelerinden ve bunların içerdiği genetik bilgilerden nasıl yararlanılacağı konusunda Lacks’in soyundan gelenlerin onayını alma yoluna gitti. Lacks’e &#8211; kendi de bir tür ölümsüzlük içeren &#8211; yeni bir hak kazandıran bu olay hücre dizisi araştırmalarının törelliği bağlamında olumlu bir örnek oluşturdu.</li>
</ul>
<p><em>Derleyen: Rita Urgan</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/olumsuzluk-konusunda-neler-bilmiyorsunuz">Ölümsüzlük konusunda neler bilmiyorsunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1844</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
