<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>omurga arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/omurga/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/omurga</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Jun 2023 19:45:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı oturma biçimimizde</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-oturma-bicimimizde</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 17:31:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[çömelmek]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[hadza kabilesi]]></category>
		<category><![CDATA[iskelet]]></category>
		<category><![CDATA[kalkmak]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[oturmak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[uzanmak]]></category>
		<category><![CDATA[uzun yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp, şeker ve kanser hastalıklarına bağlı ölümleri araştıran Harvard Üniversitesi salgın hastalıklar uzmanı I-Min Lee, ortak suçlunun oturmak olduğunu saptamıştı. Son araştırmalar ise işin sırrının oturma biçimimizde olduğunu ortaya koyuyor. İnsanoğlunun önemli icatlarından biri olan sandalye, çekici olduğu kadar tehlikeli mi? Hadza kabilesinin insanları, ne kalp krizi geçiriyor ne de benzeri hastalıkları. Oysa onlar da oturup dinleniyor, hem de bizlerle hemen hemen aynı süreyi dinlenmek için harcıyorlar. Öyleyse işin sırrı ne? Tanzanya’daki Hadza kabilesi gezegenimizdeki son avcı-toplayıcı topluluklardan biri. Hadza insanlarının bir özelliği de, sanayileşmiş ülkelerde yaygın görülen kalp hastalığı ve benzeri rahatsızlıkların onlarda görülmüyor olması. Bu durum bir grup araştırmacıyı Hadzalılar&#8217;ın yaşam biçimini yakından incelemeye yöneltti. Zira kalp krizi, insanoğlunun ölüm nedenleri arasında hala ilk sırada. Ve 2012 yılında sonuçları açıklanan geniş çaplı bir araştırmaya göre suçlu, hareketsizlikti. The Lancet dergisinde yayımlanan araştırmada, uzun süreli hareketsizliğin dünyada her yıl 5 milyonu aşkın kişinin ölümüne neden olduğuna dikkat çekiliyordu. Bu da, uyuşuk bir yaşamın tıpkı sigara ve obezite gibi sağlığa zarar verebileceği anlamına geliyordu. Saatler boyunca oturmak beden alıştırmalarını hiç aksatmadan yapanların bile yaşamlarını kısaltıyordu. Peki, devinimsizlik, beden alıştırmaları yapsak bile sağlığımıza neden zarar veriyor? Evrim dinlenmeye böylesine kötü tepki veren bir canlıyı neden üretmiş olabilir ki? İşte bu ve benzeri sorulara yanıt arayan bilim insanları Tanzanya’nın kuzeyindeki bu küçük köye giderek kapsamlı bir çalışma ve gözlemler yaptılar. Sonuç şaşırtıcıydı: Avcı-toplayıcıların, sanayileşmiş toplumlardaki insanlardan daha aktif olduğu varsayımına rağmen, Hadza topluluğundakilerin de oturmak ve dinlenmek için ayırdıkları süre diğerlerinden çok da farklı değildi. En belirgin fark oturma biçimlerindeydi. Hadzalılar, avlanma sonrasında evlerine döndüklerinde gölgede oturup bir yandan da ateş yakıp yemeklerini pişiriyor ve dostlarıyla sohbet ediyorlar. Ancak sanayileşmiş ülkelerdeki insanların tersine, oturmak onları hasta etmiyor. Hadzalılar&#8217;ın sırrı ne olabilirdi? Sanayileşmiş ülkelerde uzun süre oturmanın hastalığa neden olduğu yönünde ilk ipuçları 1953 yılında yayımlanan Londra taşıma işçileriyle ilgili bir araştırmadan geldi. Salgın hastalıklar uzmanı Jerry Morris ve arkadaşları günün büyük bir bölümünü oturarak geçiren otobüs sürücüleriyle kentin ünlü çift katlı otobüslerinde merdivenleri inip çıkan biletçileri iki yıl boyunca izledikleri 31,000 denekli araştırmada, sürücülerde kalp ve damar hastalıklarına yakalanma olasılığının biletçilere kıyasla %30 daha yüksek olduğuna ve bu hastalıkların daha genç yaşta ortaya çıkıp, daha kötü sonuçlar doğurduğuna tanık oldular. Postacılarla posta ofisinde masa başı çalışanların kıyaslandığı bir başka araştırma da benzer sonuçları ortaya koyuyordu. Morris kalp hastalığının önlenmesinde fiziksel aktivitenin önemini vurgulayarak beden alıştırmaları çağını başlatmış olsa da, 1990’larda araştırmacılar oturmanın kendi başına sorunlara neden olup olamayacağını merak etmeye başladılar. Nitekim, o dönemde araştırmalar uzun süre oturduklarını belirten insanlarda kalp hastalığına yakalanma ve daha genç yaşta ölme olasılığının daha yüksek olduğuna işaret ediyorlardı. Kütleçekimden yoksun bir ortamın astronotları nasıl etkileyebileceğini araştıran NASA’nın 1950’lerde yaptığı ve deneklerin kimi zaman iki ayı aşkın bir süre boyunca uzandıkları çalışmalar da aynı görüşü destekliyor, bu kişilerin kemiklerinin inceldiğine ve kaslarının güçsüzleştiğine işaret ediyordu. Ancak kandaki trigliserit adı verilen yağların daha yüksek düzeylerde olması gibi, kalp damar hastalıklarını tetikleyebilecek başka beklenmedik etkilere de tanık olunmaktaydı. Uyuşukluğun tehlikeleriyle ilgili kanıtlar ortaya çıktıkça, bunun neden öylesine zararlı olduğu yönünde bir sav da öne sürüldü. Ayakta dururken ve yürürken bacak ve göbek kasları bedenin dik durmasını sağlıyor, sandalye ve yataklar bu kasların devre dışı kalmalarına ve kendilerini salmalarına neden oluyordu. İşin püf noktası kasların etkinliği olabilir mi? Tıp araştırmalarında görüşler genelde kemirgenlerle yapılan deneylerle kanıtlanır. Ancak bir fareden uzun süre oturup TV izlemesi istenemeyeceğinden, Missouri Üniversitesi’nden Marc Hamilton ve arkadaşları farelerin kuyruklarını kafesin tepesindeki bir halkaya bağlayıp arka bacaklarını askıya aldılar. Gövdeyi desteklemek zorunda olmadıklarında arka bacak kaslarının devreden çıktıkları ve kaslara yakıt sağlayan lipoprotein lipaz adlı enzimi daha az ürettikleri görüldü. Bu enzim, molekülleri kaslarda yakılabilen yağlı asitlere dönüştüren ve böylelikle kandan temizleyen, bir trigliserit emicisi işlevini görür. Hamilton’un sıçanlarında kandaki trigliserit düzeyleri kaslar onlara gerek duymadıklarından ve lipoprotein lipaz üretmediklerinden yükseldi. Bunun insanlardaki yansıması da, uzun süre oturmanın kasları devre dışı bırakıp, trigliserit düzeylerinde artışa neden olmasıydı. İnsanlarla yapılan araştırmalar da bu düzeneği destekliyor, daha da önemlisi, oturma süresi kısa bir yürüyüşle kesintiye uğrasa bile, trigliserit düzeylerinin büyük ölçüde azaldığına işaret ediyordu. Uzun süre kesintisiz oturmak kan damarlarının sertleşmesine ve kalp damar hastalıklarına daha duyarlı duruma gelmelerine de neden oluyor, ancak hafif bir etkinlikle oturmaya ara verilmesi damar işlevini yeniden canlandırıyordu. Hadzalılar gün içinde daha az dinlenerek, ya da dinlenme sürelerini ayakta durmak ve yürümek gibi eylemlerle daha sık kesintiye uğratarak uyuşukluğun zararlarından kendilerini koruyor olabilirlerdi. Ne var ki, bu topluluk üyeleriyle yapılan deneyler bir başka olası açıklamayı akla getirmekteydi: Belki de sorun, karşı konulması güç bir çekiciliği olan, sandalyelerdi. Malzemelerin evrimi ilginçtir. Basit çözümler incelikli tasarımların yolunu açarlar. Ancak kimi yeniliklerin ortaya çıkması binlerce yıl alır. Bunun bir örneği olan sandalye de, 5000 yıldan kısa bir geçmişe sahip. Yontma taş dönemindeki avcı-toplayıcı atalarımız sandalye ile hiç tanışmamışlardı. Hadzalılar&#8217;ın bugün de sandalyeleri yok. Ustalıklı oklar, yaylar, su geçirmez evler yapabilen bu insanların ürettikleri eşya, yerde uyumak için oluşturdukları hayvan derisi şilteler. Peki, insanlar kanepe ve koltuksuz nasıl dinlenir? Bu konuyu merak eden ve 1950’lerde seiza adlı geleneksel oturma biçiminin egemen olduğu Tokyo’da eğitmenlik yapan antropolog Gordon Hewes, dünyada uygulanan yaklaşık 1000 insan duruşunu incelediği çalışmasında az eşyalı toplumlarda insanların genelde çömelerek ya da diz çökerek dinlendiklerini ortaya koydu. İnsan evriminin bir parçasını oluşturan çömelme ayağın yukarıya doğru bükülmesine, aşık kemiğinin ve ardından kaval kemiğinin bastırılmasına neden olur. Sıklıkla yinelendiğinde kaval kemiğinde iz bırakır. Paleoantropoloji uzmanları yaklaşık 2 milyon yıl öncesine uzanan Homo erectus fosillerinde bu izlere tanık oldular. Çömelerek dinlenmek Hadzalılar&#8217;da her yaştan insanların çoğunlukla çömelerek dinlendikleri görüldü. Bu da, Hadzalılar&#8217;ın, uyuşukluğun tehlikelerinden nasıl korundukları konusunda, asıl püf noktanın oturma biçimi olabileceği yönünde üçüncü bir varsayımı beraberinde getiriyordu. Tüm bu verilerden yola çıkarak Hadzalılar&#8217;ın kas etkinliği ve beden konumlarını duyarlı aygıtlarla yeniden inceleyen ve birtakım deneyler yapan araştırmacılar, bu insanların -ABD, Hollanda ve Avustralya’dakilerle hemen hemen eşit oranda- her gün yaklaşık 10 saatlerini dinlenerek geçirdiklerine ve dinlenme aralarının da benzerlikler sergilediğine tanık oldular. Gelgelelim, kan profilleri ve kan basınçları onların masa başına bağımlı akranlarından çok daha sağlıklı olduklarını gösteriyordu. Aralarındaki bu fark dinlenme sırasındaki kas etkinliğinden kaynaklanıyordu. Çömelmek ya da diz çökmek, iskemlede oturmaya kıyasla, kasları 5-10 kat daha fazla çalıştırıyor, trigliserit birikimini ve buna bağlı olarak hastalığı önlüyordu. İskemle insanlar için çekici, bir o kadar da tehlikeli bir yenilikti. Bu durumda iskemle ve koltuklardan kurtulmak mı gerekiyor? Çocukluktan beri çömelme alışkanlığına sahip olmayan birinin bunu yapmaya başlaması son derece sancılı ve sıkıntılı olabilir. Hadzalılar da oturarak ya da uzanarak epey bir zaman geçirdiklerinden, oturmaktan tümden kaçınmamız gerekmiyor. Ancak araştırma daha az oturarak ve oturmayı kas devinimini devreye sokacak kısa aralarla keserek kalp ve damar sağlığımızı koruyabileceğimizi gözler önüne seriyor. Bu durumda, evden çalıştığımız ve ekran başında çok daha uzun bir zaman harcadığımız şu günlerde oturma sürelerini daha kısa parçalara bölüp, onlar gibi aktif bir dinlenme duruşuyla çömelmeye çalışarak kalbimizi mutlu edebiliriz. Rita Urgan How changing the way you sit could add years to your life / New Scientist, 15 Temmuz 2020</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-oturma-bicimimizde">Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı oturma biçimimizde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_29595" style="width: 410px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-29595" class="wp-image-29595" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/hz.png" alt="" width="400" height="299" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/hz.png 800w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/hz-300x224.png 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /><p id="caption-attachment-29595" class="wp-caption-text">Görsel: hadzafund</p></div>
<p>Kalp, şeker ve kanser hastalıklarına bağlı ölümleri araştıran Harvard Üniversitesi salgın hastalıklar uzmanı I-Min Lee, ortak suçlunun oturmak olduğunu saptamıştı. Son araştırmalar ise işin sırrının oturma biçimimizde olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>İnsanoğlunun önemli icatlarından biri olan sandalye, çekici olduğu kadar tehlikeli mi?</p>
<p>Hadza kabilesinin insanları, ne kalp krizi geçiriyor ne de benzeri hastalıkları. Oysa onlar da oturup dinleniyor, hem de bizlerle hemen hemen aynı süreyi dinlenmek için harcıyorlar.</p>
<p><strong>Öyleyse işin sırrı ne?</strong></p>
<p>Tanzanya’daki Hadza kabilesi gezegenimizdeki son avcı-toplayıcı topluluklardan biri. Hadza insanlarının bir özelliği de, sanayileşmiş ülkelerde yaygın görülen kalp hastalığı ve benzeri rahatsızlıkların onlarda görülmüyor olması. Bu durum bir grup araştırmacıyı Hadzalılar&#8217;ın yaşam biçimini yakından incelemeye yöneltti. Zira kalp krizi, insanoğlunun ölüm nedenleri arasında hala ilk sırada. Ve 2012 yılında sonuçları açıklanan geniş çaplı bir araştırmaya göre suçlu, hareketsizlikti.</p>
<p>The Lancet dergisinde yayımlanan araştırmada, uzun süreli hareketsizliğin dünyada her yıl 5 milyonu aşkın kişinin ölümüne neden olduğuna dikkat çekiliyordu. Bu da, uyuşuk bir yaşamın tıpkı sigara ve obezite gibi sağlığa zarar verebileceği anlamına geliyordu. Saatler boyunca oturmak beden alıştırmalarını hiç aksatmadan yapanların bile yaşamlarını kısaltıyordu.</p>
<p>Peki, devinimsizlik, beden alıştırmaları yapsak bile sağlığımıza neden zarar veriyor? Evrim dinlenmeye böylesine kötü tepki veren bir canlıyı neden üretmiş olabilir ki?</p>
<p>İşte bu ve benzeri sorulara yanıt arayan bilim insanları Tanzanya’nın kuzeyindeki bu küçük köye giderek kapsamlı bir çalışma ve gözlemler yaptılar.</p>
<p>Sonuç şaşırtıcıydı: Avcı-toplayıcıların, sanayileşmiş toplumlardaki insanlardan daha aktif olduğu varsayımına rağmen, Hadza topluluğundakilerin de oturmak ve dinlenmek için ayırdıkları süre diğerlerinden çok da farklı değildi. En belirgin fark oturma biçimlerindeydi.</p>
<p>Hadzalılar, avlanma sonrasında evlerine döndüklerinde gölgede oturup bir yandan da ateş yakıp yemeklerini pişiriyor ve dostlarıyla sohbet ediyorlar. Ancak sanayileşmiş ülkelerdeki insanların tersine, oturmak onları hasta etmiyor.</p>
<p><strong>Hadzalılar&#8217;ın sırrı ne olabilirdi?</strong></p>
<p>Sanayileşmiş ülkelerde uzun süre oturmanın hastalığa neden olduğu yönünde ilk ipuçları 1953 yılında yayımlanan Londra taşıma işçileriyle ilgili bir araştırmadan geldi. Salgın hastalıklar uzmanı Jerry Morris ve arkadaşları günün büyük bir bölümünü oturarak geçiren otobüs sürücüleriyle kentin ünlü çift katlı otobüslerinde merdivenleri inip çıkan biletçileri iki yıl boyunca izledikleri 31,000 denekli araştırmada, sürücülerde kalp ve damar hastalıklarına yakalanma olasılığının biletçilere kıyasla %30 daha yüksek olduğuna ve bu hastalıkların daha genç yaşta ortaya çıkıp, daha kötü sonuçlar doğurduğuna tanık oldular. Postacılarla posta ofisinde masa başı çalışanların kıyaslandığı bir başka araştırma da benzer sonuçları ortaya koyuyordu.</p>
<p>Morris kalp hastalığının önlenmesinde fiziksel aktivitenin önemini vurgulayarak beden alıştırmaları çağını başlatmış olsa da, 1990’larda araştırmacılar oturmanın kendi başına sorunlara neden olup olamayacağını merak etmeye başladılar. Nitekim, o dönemde araştırmalar uzun süre oturduklarını belirten insanlarda kalp hastalığına yakalanma ve daha genç yaşta ölme olasılığının daha yüksek olduğuna işaret ediyorlardı.</p>
<p>Kütleçekimden yoksun bir ortamın astronotları nasıl etkileyebileceğini araştıran NASA’nın 1950’lerde yaptığı ve deneklerin kimi zaman iki ayı aşkın bir süre boyunca uzandıkları çalışmalar da aynı görüşü destekliyor, bu kişilerin kemiklerinin inceldiğine ve kaslarının güçsüzleştiğine işaret ediyordu. Ancak kandaki trigliserit adı verilen yağların daha yüksek düzeylerde olması gibi, kalp damar hastalıklarını tetikleyebilecek başka beklenmedik etkilere de tanık olunmaktaydı.</p>
<p>Uyuşukluğun tehlikeleriyle ilgili kanıtlar ortaya çıktıkça, bunun neden öylesine zararlı olduğu yönünde bir sav da öne sürüldü. Ayakta dururken ve yürürken bacak ve göbek kasları bedenin dik durmasını sağlıyor, sandalye ve yataklar bu kasların devre dışı kalmalarına ve kendilerini salmalarına neden oluyordu.</p>
<p><strong>İşin püf noktası kasların etkinliği olabilir mi?</strong></p>
<p>Tıp araştırmalarında görüşler genelde kemirgenlerle yapılan deneylerle kanıtlanır. Ancak bir fareden uzun süre oturup TV izlemesi istenemeyeceğinden, Missouri Üniversitesi’nden Marc Hamilton ve arkadaşları farelerin kuyruklarını kafesin tepesindeki bir halkaya bağlayıp arka bacaklarını askıya aldılar. Gövdeyi desteklemek zorunda olmadıklarında arka bacak kaslarının devreden çıktıkları ve kaslara yakıt sağlayan lipoprotein lipaz adlı enzimi daha az ürettikleri görüldü. Bu enzim, molekülleri kaslarda yakılabilen yağlı asitlere dönüştüren ve böylelikle kandan temizleyen, bir trigliserit emicisi işlevini görür.</p>
<p>Hamilton’un sıçanlarında kandaki trigliserit düzeyleri kaslar onlara gerek duymadıklarından ve lipoprotein lipaz üretmediklerinden yükseldi. Bunun insanlardaki yansıması da, uzun süre oturmanın kasları devre dışı bırakıp, trigliserit düzeylerinde artışa neden olmasıydı.</p>
<p>İnsanlarla yapılan araştırmalar da bu düzeneği destekliyor, daha da önemlisi, oturma süresi kısa bir yürüyüşle kesintiye uğrasa bile, trigliserit düzeylerinin büyük ölçüde azaldığına işaret ediyordu. Uzun süre kesintisiz oturmak kan damarlarının sertleşmesine ve kalp damar hastalıklarına daha duyarlı duruma gelmelerine de neden oluyor, ancak hafif bir etkinlikle oturmaya ara verilmesi damar işlevini yeniden canlandırıyordu.</p>
<p>Hadzalılar gün içinde daha az dinlenerek, ya da dinlenme sürelerini ayakta durmak ve yürümek gibi eylemlerle daha sık kesintiye uğratarak uyuşukluğun zararlarından kendilerini koruyor olabilirlerdi. Ne var ki, bu topluluk üyeleriyle yapılan deneyler bir başka olası açıklamayı akla getirmekteydi: Belki de sorun, karşı konulması güç bir çekiciliği olan, sandalyelerdi.</p>
<p>Malzemelerin evrimi ilginçtir. Basit çözümler incelikli tasarımların yolunu açarlar. Ancak kimi yeniliklerin ortaya çıkması binlerce yıl alır. Bunun bir örneği olan sandalye de, 5000 yıldan kısa bir geçmişe sahip. Yontma taş dönemindeki avcı-toplayıcı atalarımız sandalye ile hiç tanışmamışlardı. Hadzalılar&#8217;ın bugün de sandalyeleri yok. Ustalıklı oklar, yaylar, su geçirmez evler yapabilen bu insanların ürettikleri eşya, yerde uyumak için oluşturdukları hayvan derisi şilteler.</p>
<p><strong>Peki, insanlar kanepe ve koltuksuz nasıl dinlenir?</strong></p>
<p>Bu konuyu merak eden ve 1950’lerde seiza adlı geleneksel oturma biçiminin egemen olduğu Tokyo’da eğitmenlik yapan antropolog Gordon Hewes, dünyada uygulanan yaklaşık 1000 insan duruşunu incelediği çalışmasında az eşyalı toplumlarda insanların genelde çömelerek ya da diz çökerek dinlendiklerini ortaya koydu.</p>
<p>İnsan evriminin bir parçasını oluşturan çömelme ayağın yukarıya doğru bükülmesine, aşık kemiğinin ve ardından kaval kemiğinin bastırılmasına neden olur. Sıklıkla yinelendiğinde kaval kemiğinde iz bırakır. Paleoantropoloji uzmanları yaklaşık 2 milyon yıl öncesine uzanan Homo erectus fosillerinde bu izlere tanık oldular.</p>
<p><strong>Çömelerek dinlenmek</strong></p>
<p>Hadzalılar&#8217;da her yaştan insanların çoğunlukla çömelerek dinlendikleri görüldü. Bu da, Hadzalılar&#8217;ın, uyuşukluğun tehlikelerinden nasıl korundukları konusunda, asıl püf noktanın oturma biçimi olabileceği yönünde üçüncü bir varsayımı beraberinde getiriyordu.</p>
<p>Tüm bu verilerden yola çıkarak Hadzalılar&#8217;ın kas etkinliği ve beden konumlarını duyarlı aygıtlarla yeniden inceleyen ve birtakım deneyler yapan araştırmacılar, bu insanların -ABD, Hollanda ve Avustralya’dakilerle hemen hemen eşit oranda- her gün yaklaşık 10 saatlerini dinlenerek geçirdiklerine ve dinlenme aralarının da benzerlikler sergilediğine tanık oldular. Gelgelelim, kan profilleri ve kan basınçları onların masa başına bağımlı akranlarından çok daha sağlıklı olduklarını gösteriyordu. Aralarındaki bu fark dinlenme sırasındaki kas etkinliğinden kaynaklanıyordu. Çömelmek ya da diz çökmek, iskemlede oturmaya kıyasla, kasları 5-10 kat daha fazla çalıştırıyor, trigliserit birikimini ve buna bağlı olarak hastalığı önlüyordu. İskemle insanlar için çekici, bir o kadar da tehlikeli bir yenilikti.</p>
<p><strong>Bu durumda iskemle ve koltuklardan kurtulmak mı gerekiyor?</strong></p>
<p>Çocukluktan beri çömelme alışkanlığına sahip olmayan birinin bunu yapmaya başlaması son derece sancılı ve sıkıntılı olabilir. Hadzalılar da oturarak ya da uzanarak epey bir zaman geçirdiklerinden, oturmaktan tümden kaçınmamız gerekmiyor. Ancak araştırma daha az oturarak ve oturmayı kas devinimini devreye sokacak kısa aralarla keserek kalp ve damar sağlığımızı koruyabileceğimizi gözler önüne seriyor. Bu durumda, evden çalıştığımız ve ekran başında çok daha uzun bir zaman harcadığımız şu günlerde oturma sürelerini daha kısa parçalara bölüp, onlar gibi aktif bir dinlenme duruşuyla çömelmeye çalışarak kalbimizi mutlu edebiliriz.</p>
<p><strong>Rita Urgan</strong></p>
<p><a href="https://www.newscientist.com/article/mg24732913-000-how-changing-the-way-you-sit-could-add-years-to-your-life/"><strong>How changing the way you sit could add years to your life / New Scientist, 15 Temmuz 2020</strong></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-oturma-bicimimizde">Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı oturma biçimimizde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29593</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Okul çağındaki çocuklarda bel ağrısı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/okul-cagindaki-cocuklarda-bel-agrisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2019 09:26:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duruş]]></category>
		<category><![CDATA[kalp damar]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[postür]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omurga hastalıkları gelişmiş toplumlarda en sık karşılaşılan ve sakatlığa yol açan problemlerden birisidir. Yapılan çeşitli çalışmalar sonrasında okul çağı çocuklarında bel ağrısı görülme sıklığının %70 olduğu görülmüştür. Bu oran oldukça yüksektir. Bilinen bir başka gerçek de genç yaşta bel ağrısı çekenlerde, daha ileri yaşlarda da bel ağrısı yaşama riskinin arttığıdır. İşte bu nedenle okul çağındaki çocukların ve gençlerin, erken dönemlerden itibaren bel ağrısından korunması konusunda gerekli eğitimlerin verilmesi ve ergonomik olarak doğru ekipmanların seçilmesi gerekir. Çünkü ekipmanlar ancak ergonomik yapılmış ve uygun şekilde kullanılıyorsa güvenlidir. Omurganın tekrarlayan statik yüklenmesi sadece erişkinlerde değil aynı zamanda çocuklarda da bel ağrısı için risk faktörüdür. Erişkinlerde ağırlık taşınmasının omurga üzerindeki etkileri biyomekanik ve fizyolojik olarak değerlendirilmiş olup, çalışma şartlarında birtakım düzenlemeler yapılmaya çalışılmış, hatta bazı ülkelerde omurgaya binen yükün nasıl olması gerektiği kanunlarla düzenlenmiştir. Sırt çantası, okul çağı çocuklarında en sık karşılaşılan yüklenme nedenidir. Ağır sırt çantası taşımak, okul çocuklarının gelişmekte olan eklem, kas ve ligaman yapılarında zorlanmalara neden olarak belde kas gerginliği mekanizmasını tetikleyebilir, bozuk yürüyüş, kötü postür ve hatta ciddi kronik bel ağrılarına yol açabilir. Bu nedenle çocukların taşıdıkları sırt çantalarının ağırlıklarının hesaplanması ve gereğinden fazla yüklenmemesi önem kazanmaktadır. Kötü duruş, bilgisayar karşısında yanlış oturma, okul sıralarının uygun olmaması gibi, bu yaş grubunu tehdit eden başka faktörler de vardır. Ancak sırt çantası da tek başına doğrudan duruş şeklini bozarak sırt ağrısına neden olmaktadır. Bunun yanında solunum sistemi ve kalp-damar sistemi üzerinde de olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Neler yapılabilir? Sırt çantaları ve içindeki ağırlıkların toplamı çocuğun vücut ağırlığının yüzde 10’nundan az olmalı. Ağırlık çanta içerisinde uygun dağıtılmalı. Daha ağır eşyalar sırta ve bele daha yakına konmalı. Sırt çantaları uzun süreli taşınmamalı, uzun süreli ayakta kalınacaksa çıkarılmalı. Sırt çantasının geniş ve destekli omuz askıları, bel desteği, bel kemeri ve çeşitli bölümleri bulunmalı. Sırt çantası her iki omuzdan asılarak düzgün şekilde taşınmalı Ağır çantalarda kalça kayışı kullanılmalı. Kayışları geniş ve yumuşak çanta kullanılmalı. Çantanın taşınma düzeyi kalça veya bel kemeri bölgesinde olmalı. Sırt çantasının her iki kayışı birlikte kullanılmalı ve belin 5 cm yukarısında duracak şekilde, sağlam bir biçimde tespit edilerek ayarlanmalı Doktorunuzun önerdiği sırt adalelerini geliştirici egzersizlerin yapılması sağlanmalı. Tekerlekli sırt çantaları tercih edilmeli. Doğru kaldırma tekniği kullanılmalı. Çocuklara ağır çantaları dizden eğilerek kaldırmak gerektiği öğretilmeli. Sırt çantaları neden sırt ve bel ağrısısı yapar? Ağırlıklarına bağlı olarak; mekanik olarak omurganın aşırı yüklenmesi nedeniyle ve sırt çantasının ağırlığı ve uygun olmayan pozisyonda taşıma sonucu ortaya çıkan postür bozukluğu nedeniyle sırt ve bel ağrısı görülür. Ayrıca ağır yüklenme, vücuda uygulanan yükün pozisyonu, yükün şekli ve büyüklüğü, taşıma süresi, çocuğun fiziksel ve ruhsal durumu bir araya gelerek ağrıya neden olur. Sırt çantaları ile ilgili birçok çalışma gerçekleştirilmiştir. Yapılan bir çalışmada Negrini ve arkadaşları, öğrencilerin %30’unun sırt çantalarının ağırlıklarının vücut ağırlığının %35’inden daha fazla olduğunu belirtmiştir. Forjouh ve arkadaşları ise çalışmalarında çanta ağırlığını ortalama 4,8 kg ve bu ağırlığın vücut ağırlığına oranını ise yaklaşık %12 olarak bulmuşlardır. Aynı zamanda bu çalışmada sınıf büyüdükçe çanta ağırlığının da arttığı gözlenmiştir. Bu ağırlığı etkileyen faktörler arasında okul, çanta türü, haftanın hangi günü ders yükünün ağır olduğu ve vücut-kitle indeksi sayılabilmektedir. Çantanın tek omuzda taşındığı durumlarda çocuğun postüründeki anormallik nedeniyle kaslara dengesiz yük dağılımının olması ağrıyı tetiklemektedir. Spinal ligamanlar ve kaslar 16 yaşına kadar oluşmaya ve gelişmeye devam eder. Ağır yük kaldırmak vertebraları aşırı stres ile zorlar. Bu yüklenmelere maruz kalan çocuklarda ileri yaşlarda kifoz, hiperlordoz, skolyoz gibi problemlere daha sık rastlanılmaktadır. Chansinirukor ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada değişik ağırlıklardaki sırt çantalarının her iki omuzda ve tek omuzda taşınması sırasında oluşan postüral değişiklikler fotoğrafla kaydedilmiştir. Bu çalışmada ağırlıkla ve ağırlıksız yürüme sırasındaki dinamik postüral değişiklikler de izlenmiştir. Araştırıcılar, vücut ağırlığının %15’inin altındaki sırt çantalarının her iki omuzda taşınması halinde herhangi bir postüral değişikliğin gelişmediğini, bu oranın %15 üzerine çıktığında ise boynun öne doğru uzandığını bildirmişlerdir. Grimmer ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada ise çantanın postüre etkisi açısından cinsiyetin önemli olmadığı ve sırt çantasının taşınma seviyesi yükseldikçe, kişinin öne doğru eğilmesinin fazlalaştığı bildirilmektedir. Araştırıcılar ayrıca ağırlık miktarı arttıkça postürün, gittikçe öne doğru eğilme nedeniyle daha fazla bozulduğuna da dikkati çekmişlerdir. Öğrencilerin ise bu sonuçlara rağmen sırt çantasını daha çok skapulalar seviyesinde taşımaya alışık oldukları saptanmıştır. Bu nedenlerden dolayı çalışmacılar çanta taşınma seviyesinin kalça veya bel kemeri bölgesinde olmasını önermişlerdir. Aynı zamanda taşınan çantanın bir bel kemeri ile sabitleştirilmesinin de ağırlığın yer değiştirmesini önleyerek postürün daha fazla bozulmasını engellemede önemli rol oynadığı göze çarpmaktadır. Sırt çantasının şekli, taşıma biçimi ve çantanın ağırlığı postür ve kalp-solunum sistemi üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Aynı zamanda postür bozukluğunun da solunumu etkilediği göz önüne alınacak olursa, bu konu daha da önemli hale gelmektedir. Birçok okul çantası vücut ağırlığının yaklaşık %10’u veya daha fazlasıdır. Hatta bu ağırlığın bazen vücut ağırlığının %20’sinin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Justin Pui-han Lai ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada okul çağında taşınan çantanın ağırlığının vücut ağırlığına oranının %20’nin üzerinde olduğu durumlarda solunum fonksiyon testlerinde kifozda rastlanan restriktif tip solunum fonksiyon bozukluğuna benzer sonuçlar elde edilmiştir. Vücut ağırlığının %20’si ağırlığındaki çanta ile yürüme esnasında gövde üzerine binen yükün; vücut ağırlığının, %20’si ve %15’i ağırlığındaki çantalarla ise solunum sıklığının ileri derecede arttığı saptanmıştır. Vücut ağırlığının %10’u oranında ağırlığa sahip çanta ile yapılan yürüyüş sonucunda ise solunum veya gövde üzerine binen yük istatiksel olarak anlamlı değildir. Merati ve arkadaşları ise sırt çantası taşırken kardiyopulmoner eforun minimal arttığını ve fiziksel performansı iyi olmayan kişilerin bel ağrısı yaşama ihtimallerinin daha fazla olduğunu belirtmiş, genel vücut kondisyonunun artırılması ile sırt çantası taşımaya bağlı oluşan bel ağrısının engellenebileceğini belirtmişlerdir. Pascoe ve arkadaşları ise vücut ağırlığının %17’si ağırlığındaki ve omuzdan tek, çift ve çapraz tek bantlı çantalarla yaptıkları çalışmalarında sadece tek bantlı olan çantanın, çantayı taşıyan omuzda ileri derecede elevasyona yol açarak postürü bozduğunu tespit etmişlerdir. Bir başka çalışmada ise vücut ağırlığının %20’si oranında ağırlığa sahip sırt çantalarının, vücut ağırlığının %15’i veya daha azı oranında ağırlığa sahip olan çantalara göre daha fazla oksijen ve enerji sarfiyatına ve daha kısa sürede kan basıncı yükselmesine yol açtığı saptanmıştır. Bu çalışmaların sonucunda sırt çantasının ağırlığı, dolayısıyla bele yüklenen ağırlık miktarı arttıkça çocuğun ağırlık merkezinin daha yukarılara doğru taşındığı ve yürüyüşün stabilizasyonunun daha fazla bozulduğu söylenebilmektedir. Böylece yürüyüşün salınım fazı, dolayısıyla adım mesafesi kısalmakta, yürüme hızı artmakta ve bu nedenlerle de hem efor harcanmasına bağlı olarak solunum sıklığı artmakta hem de gövdenin öne eğimi artarak postür bozulmaktadır. Omurgaya binen yükün kinematik ve fizyolojik etkileri açısından yapılan çalışmaların çoğu yürüme bandında yapılmış olup, gerçek hayatta yüklenilen ağırlığın etkileri fazla çalışılmamıştır. Bu eksikliği gidermek için Hong ve arkadaşları doğal ortamda bir çalışma yapmışlardır. 23 öğrenci vücut ağırlıklarının %0, %10, %15 ve %20’si oranında ağırlıklara sahip sırt çantalarının her biriyle farklı günlerde, her gün toplam 1978 metre olacak şekilde yürütülmüşlerdir. 9-10 yaşlarındaki öğrencilerin önce oturarak, ardından ayakta durma ve yürümeleri sırasında ölçümleri yapılmıştır. Her iki omuzda taşınacak şekilde çift bantlı sırt çantalarının kullanıldığı çalışmada öğrencilerin yürüme paternleri ve postürlerine bakılmıştır. Sonuçta çanta taşınırken yürüme mesafesinin uzamasının yürüyüş hızı ve adımların boyu üzerinde önemli etkilere sahip olduğu belirlenmiştir. Yürüme mesafesi ile gövde postürü arasında bir ilişki saptanmazken, çanta ağırlığının vücut ağırlığının %20’sinden fazla olması durumunda, postürün, gövdenin öne doğru eğilmesi ile bozulduğu belirlenmiştir. Öneriler Sırt çantaları kesinlikle uzun süreli olarak kullanılmamalıdır. Öğrencilerin okulda kilitli dolapları olmalı, eve sadece ihtiyaçları olanları taşımalıdırlar. Öğretmenler ve veliler ağır çanta ve ağır kitap taşıma sorununu konuşmalıdırlar. Tüm kitabı taşımak yerine sadece ilgili kısımların fotokopisi çekilebilir. Aile bireyleri olarak çanta temizliği yapılarak ihtiyaç duyulmayan malzemeler çantadan çıkarılmalıdır. Sırt çantaları ve içindeki ağırlıklar toplamının, taşıyanın vücut ağırlığının %10’nundan az olması muhakkak sağlanmalıdır. Uzun süreli ve/veya ağır çanta kullanımının mecburi olduğu hallerde tekerlekli çantalar tercih edilmelidir. Ortopedik/ergonomik (iki geniş ve destekli omuz askısı ve bel kemeri bulunan, hafif) çantalar tercih edilmeli, asla ekonomik tasarruf yapma yoluna gidilmemelidir. Sırt çantaları her iki omuzdan asılarak düzgün olarak taşınmalı ve bel kemeri gibi ağırlık dengeleyici ekipmanlar kesinlikle kullanılmalıdır. Çocuk sık sırt ağrısından yakınırsa doktoru ile mutlaka konuşulmalıdır. Bu konuda gerek okul yöneticileri ve ilgili merciler, gerekse çocuklar ve aileler eğitilerek; sağlıklı nesillerin yetişmesinde katkıda bulunulmalıdır. Dr. Önder Çerezci / Amerikan Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon </p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/okul-cagindaki-cocuklarda-bel-agrisi">Okul çağındaki çocuklarda bel ağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Omurga hastalıkları gelişmiş toplumlarda en sık karşılaşılan ve sakatlığa yol açan problemlerden birisidir. Yapılan çeşitli çalışmalar sonrasında okul çağı çocuklarında bel ağrısı görülme sıklığının %70 olduğu görülmüştür. Bu oran oldukça yüksektir. Bilinen bir başka gerçek de genç yaşta bel ağrısı çekenlerde, daha ileri yaşlarda da bel ağrısı yaşama riskinin arttığıdır. İşte bu nedenle okul çağındaki çocukların ve gençlerin, erken dönemlerden itibaren bel ağrısından korunması konusunda gerekli eğitimlerin verilmesi ve ergonomik olarak doğru ekipmanların seçilmesi gerekir. Çünkü ekipmanlar ancak ergonomik yapılmış ve uygun şekilde kullanılıyorsa güvenlidir.</p>
<p>Omurganın tekrarlayan statik yüklenmesi sadece erişkinlerde değil aynı zamanda çocuklarda da bel ağrısı için risk faktörüdür. Erişkinlerde ağırlık taşınmasının omurga üzerindeki etkileri biyomekanik ve fizyolojik olarak değerlendirilmiş olup, çalışma şartlarında birtakım düzenlemeler yapılmaya çalışılmış, hatta bazı ülkelerde omurgaya binen yükün nasıl olması gerektiği kanunlarla düzenlenmiştir. Sırt çantası, okul çağı çocuklarında en sık karşılaşılan yüklenme nedenidir. Ağır sırt çantası taşımak, okul çocuklarının gelişmekte olan eklem, kas ve ligaman yapılarında zorlanmalara neden olarak belde kas gerginliği mekanizmasını tetikleyebilir, bozuk yürüyüş, kötü postür ve hatta ciddi kronik bel ağrılarına yol açabilir. Bu nedenle çocukların taşıdıkları sırt çantalarının ağırlıklarının hesaplanması ve gereğinden fazla yüklenmemesi önem kazanmaktadır.</p>
<p>Kötü duruş, bilgisayar karşısında yanlış oturma, okul sıralarının uygun olmaması gibi, bu yaş grubunu tehdit eden başka faktörler de vardır. Ancak sırt çantası da tek başına doğrudan duruş şeklini bozarak sırt ağrısına neden olmaktadır. Bunun yanında solunum sistemi ve kalp-damar sistemi üzerinde de olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir.</p>
<p><strong>Neler yapılabilir?</strong></p>
<ul>
<li>Sırt çantaları ve içindeki ağırlıkların toplamı çocuğun vücut ağırlığının yüzde 10’nundan az olmalı.</li>
<li>Ağırlık çanta içerisinde uygun dağıtılmalı. Daha ağır eşyalar sırta ve bele daha yakına konmalı.</li>
<li>Sırt çantaları uzun süreli taşınmamalı, uzun süreli ayakta kalınacaksa çıkarılmalı.</li>
<li>Sırt çantasının geniş ve destekli omuz askıları, bel desteği, bel kemeri ve çeşitli bölümleri bulunmalı.</li>
<li>Sırt çantası her iki omuzdan asılarak düzgün şekilde taşınmalı</li>
<li>Ağır çantalarda kalça kayışı kullanılmalı. Kayışları geniş ve yumuşak çanta kullanılmalı. Çantanın taşınma düzeyi kalça veya bel kemeri bölgesinde olmalı.</li>
<li>Sırt çantasının her iki kayışı birlikte kullanılmalı ve belin 5 cm yukarısında duracak şekilde, sağlam bir biçimde tespit edilerek ayarlanmalı</li>
<li>Doktorunuzun önerdiği sırt adalelerini geliştirici egzersizlerin yapılması sağlanmalı.</li>
<li>Tekerlekli sırt çantaları tercih edilmeli.</li>
<li>Doğru kaldırma tekniği kullanılmalı. Çocuklara ağır çantaları dizden eğilerek kaldırmak gerektiği öğretilmeli.</li>
</ul>
<p><strong>Sırt çantaları neden sırt ve bel ağrısısı yapar?</strong></p>
<p>Ağırlıklarına bağlı olarak; mekanik olarak omurganın aşırı yüklenmesi nedeniyle ve sırt çantasının ağırlığı ve uygun olmayan pozisyonda taşıma sonucu ortaya çıkan postür bozukluğu nedeniyle sırt ve bel ağrısı görülür.</p>
<p>Ayrıca ağır yüklenme, vücuda uygulanan yükün pozisyonu, yükün şekli ve büyüklüğü, taşıma süresi, çocuğun fiziksel ve ruhsal durumu bir araya gelerek ağrıya neden olur.</p>
<p>Sırt çantaları ile ilgili birçok çalışma gerçekleştirilmiştir. Yapılan bir çalışmada Negrini ve arkadaşları, öğrencilerin %30’unun sırt çantalarının ağırlıklarının vücut ağırlığının %35’inden daha fazla olduğunu belirtmiştir. Forjouh ve arkadaşları ise çalışmalarında çanta ağırlığını ortalama 4,8 kg ve bu ağırlığın vücut ağırlığına oranını ise yaklaşık %12 olarak bulmuşlardır. Aynı zamanda bu çalışmada sınıf büyüdükçe çanta ağırlığının da arttığı gözlenmiştir. Bu ağırlığı etkileyen faktörler arasında okul, çanta türü, haftanın hangi günü ders yükünün ağır olduğu ve vücut-kitle indeksi sayılabilmektedir.</p>
<p>Çantanın tek omuzda taşındığı durumlarda çocuğun postüründeki anormallik nedeniyle kaslara dengesiz yük dağılımının olması ağrıyı tetiklemektedir. Spinal ligamanlar ve kaslar 16 yaşına kadar oluşmaya ve gelişmeye devam eder. Ağır yük kaldırmak vertebraları aşırı stres ile zorlar. Bu yüklenmelere maruz kalan çocuklarda ileri yaşlarda kifoz, hiperlordoz, skolyoz gibi problemlere daha sık rastlanılmaktadır. Chansinirukor ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada değişik ağırlıklardaki sırt çantalarının her iki omuzda ve tek omuzda taşınması sırasında oluşan postüral değişiklikler fotoğrafla kaydedilmiştir. Bu çalışmada ağırlıkla ve ağırlıksız yürüme sırasındaki dinamik postüral değişiklikler de izlenmiştir. Araştırıcılar, vücut ağırlığının %15’inin altındaki sırt çantalarının her iki omuzda taşınması halinde herhangi bir postüral değişikliğin gelişmediğini, bu oranın %15 üzerine çıktığında ise boynun öne doğru uzandığını bildirmişlerdir. Grimmer ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada ise çantanın postüre etkisi açısından cinsiyetin önemli olmadığı ve sırt çantasının taşınma seviyesi yükseldikçe, kişinin öne doğru eğilmesinin fazlalaştığı bildirilmektedir. Araştırıcılar ayrıca ağırlık miktarı arttıkça postürün, gittikçe öne doğru eğilme nedeniyle daha fazla bozulduğuna da dikkati çekmişlerdir. Öğrencilerin ise bu sonuçlara rağmen sırt çantasını daha çok skapulalar seviyesinde taşımaya alışık oldukları saptanmıştır. Bu nedenlerden dolayı çalışmacılar çanta taşınma seviyesinin kalça veya bel kemeri bölgesinde olmasını önermişlerdir. Aynı zamanda taşınan çantanın bir bel kemeri ile sabitleştirilmesinin de ağırlığın yer değiştirmesini önleyerek postürün daha fazla bozulmasını engellemede önemli rol oynadığı göze çarpmaktadır.</p>
<p>Sırt çantasının şekli, taşıma biçimi ve çantanın ağırlığı postür ve kalp-solunum sistemi üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Aynı zamanda postür bozukluğunun da solunumu etkilediği göz önüne alınacak olursa, bu konu daha da önemli hale gelmektedir. Birçok okul çantası vücut ağırlığının yaklaşık %10’u veya daha fazlasıdır. Hatta bu ağırlığın bazen vücut ağırlığının %20’sinin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Justin Pui-han Lai ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada okul çağında taşınan çantanın ağırlığının vücut ağırlığına oranının %20’nin üzerinde olduğu durumlarda solunum fonksiyon testlerinde kifozda rastlanan restriktif tip solunum fonksiyon bozukluğuna benzer sonuçlar elde edilmiştir. Vücut ağırlığının %20’si ağırlığındaki çanta ile yürüme esnasında gövde üzerine binen yükün; vücut ağırlığının, %20’si ve %15’i ağırlığındaki çantalarla ise solunum sıklığının ileri derecede arttığı saptanmıştır. Vücut ağırlığının %10’u oranında ağırlığa sahip çanta ile yapılan yürüyüş sonucunda ise solunum veya gövde üzerine binen yük istatiksel olarak anlamlı değildir. Merati ve arkadaşları ise sırt çantası taşırken kardiyopulmoner eforun minimal arttığını ve fiziksel performansı iyi olmayan kişilerin bel ağrısı yaşama ihtimallerinin daha fazla olduğunu belirtmiş, genel vücut kondisyonunun artırılması ile sırt çantası taşımaya bağlı oluşan bel ağrısının engellenebileceğini belirtmişlerdir.</p>
<p>Pascoe ve arkadaşları ise vücut ağırlığının %17’si ağırlığındaki ve omuzdan tek, çift ve çapraz tek bantlı çantalarla yaptıkları çalışmalarında sadece tek bantlı olan çantanın, çantayı taşıyan omuzda ileri derecede elevasyona yol açarak postürü bozduğunu tespit etmişlerdir. Bir başka çalışmada ise vücut ağırlığının %20’si oranında ağırlığa sahip sırt çantalarının, vücut ağırlığının %15’i veya daha azı oranında ağırlığa sahip olan çantalara göre daha fazla oksijen ve enerji sarfiyatına ve daha kısa sürede kan basıncı yükselmesine yol açtığı saptanmıştır. Bu çalışmaların sonucunda sırt çantasının ağırlığı, dolayısıyla bele yüklenen ağırlık miktarı arttıkça çocuğun ağırlık merkezinin daha yukarılara doğru taşındığı ve yürüyüşün stabilizasyonunun daha fazla bozulduğu söylenebilmektedir. Böylece yürüyüşün salınım fazı, dolayısıyla adım mesafesi kısalmakta, yürüme hızı artmakta ve bu nedenlerle de hem efor harcanmasına bağlı olarak solunum sıklığı artmakta hem de gövdenin öne eğimi artarak postür bozulmaktadır.</p>
<p>Omurgaya binen yükün kinematik ve fizyolojik etkileri açısından yapılan çalışmaların çoğu yürüme bandında yapılmış olup, gerçek hayatta yüklenilen ağırlığın etkileri fazla çalışılmamıştır. Bu eksikliği gidermek için Hong ve arkadaşları doğal ortamda bir çalışma yapmışlardır. 23 öğrenci vücut ağırlıklarının %0, %10, %15 ve %20’si oranında ağırlıklara sahip sırt çantalarının her biriyle farklı günlerde, her gün toplam 1978 metre olacak şekilde yürütülmüşlerdir. 9-10 yaşlarındaki öğrencilerin önce oturarak, ardından ayakta durma ve yürümeleri sırasında ölçümleri yapılmıştır. Her iki omuzda taşınacak şekilde çift bantlı sırt çantalarının kullanıldığı çalışmada öğrencilerin yürüme paternleri ve postürlerine bakılmıştır.</p>
<p>Sonuçta çanta taşınırken yürüme mesafesinin uzamasının yürüyüş hızı ve adımların boyu üzerinde önemli etkilere sahip olduğu belirlenmiştir. Yürüme mesafesi ile gövde postürü arasında bir ilişki saptanmazken, çanta ağırlığının vücut ağırlığının %20’sinden fazla olması durumunda, postürün, gövdenin öne doğru eğilmesi ile bozulduğu belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Öneriler</strong></p>
<ul>
<li>Sırt çantaları kesinlikle uzun süreli olarak kullanılmamalıdır.</li>
<li>Öğrencilerin okulda kilitli dolapları olmalı, eve sadece ihtiyaçları olanları taşımalıdırlar.</li>
<li>Öğretmenler ve veliler ağır çanta ve ağır kitap taşıma sorununu konuşmalıdırlar.</li>
<li>Tüm kitabı taşımak yerine sadece ilgili kısımların fotokopisi çekilebilir.</li>
<li>Aile bireyleri olarak çanta temizliği yapılarak ihtiyaç duyulmayan malzemeler çantadan çıkarılmalıdır.</li>
<li>Sırt çantaları ve içindeki ağırlıklar toplamının, taşıyanın vücut ağırlığının %10’nundan az olması muhakkak sağlanmalıdır.</li>
<li>Uzun süreli ve/veya ağır çanta kullanımının mecburi olduğu hallerde tekerlekli çantalar tercih edilmelidir.</li>
<li>Ortopedik/ergonomik (iki geniş ve destekli omuz askısı ve bel kemeri bulunan, hafif) çantalar tercih edilmeli, asla ekonomik tasarruf yapma yoluna gidilmemelidir.</li>
<li>Sırt çantaları her iki omuzdan asılarak düzgün olarak taşınmalı ve bel kemeri gibi ağırlık dengeleyici ekipmanlar kesinlikle kullanılmalıdır.</li>
<li>Çocuk sık sırt ağrısından yakınırsa doktoru ile mutlaka konuşulmalıdır.</li>
</ul>
<p>Bu konuda gerek okul yöneticileri ve ilgili merciler, gerekse çocuklar ve aileler eğitilerek; sağlıklı nesillerin yetişmesinde katkıda bulunulmalıdır.</p>
<p><strong>Dr. Önder Çerezci / Amerikan Hastanesi, <span id="cphMainContent_lblDepOfDoctor" class="lblDepName">Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon</span> </strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/okul-cagindaki-cocuklarda-bel-agrisi">Okul çağındaki çocuklarda bel ağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13346</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hareketsizlik öldürüyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/hareketsizlik-olduruyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2016 15:08:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hareketsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerikan Kanser Derneği tarafından yapılan 14 yıllık bir araştırma, her gün 6 ya da daha fazla saat “oturan” insanlarda ölüm riskinin arttığını ortaya koydu. Bu risk artışı, daha kısa süre oturanlara göre, erkeklerde %20 iken, kadınlarda neredeyse %40! Kanser, kalp ve damar hastalıkları Günlük oturma süresinin uzunluğu kalp ve damar hastalıklarını tetikliyor; obezite, inme, diyabet ve kanser türlerine (kolon, menopoz sonrası meme kanseri, vb.) neden oluyor. Günde 1 saat fiziksel aktivite hayat kurtarıyor Norveç Spor Bilimleri Okulu ve Cambridge Üniversitesi&#8217;nden Profesör Ulf Ekelund’un başkanlık ettiği bir araştırmaya göre, uzun süre oturup çok az fiziksel aktivite yapan kişilerde ölüm riski %9,9. Diğer yandan 4 saatten az oturup, en az 1 saat fiziksel aktivite ile meşgul olan kişilerde ise %6,8. Ekelund’a göre, sabah, öğle veya akşam yemeklerinden sonra tempolu yürüyüş yapmak yeterli. 1 saate tamamlamak için hareketlerinizi gün içine yayabilirsiniz. Asansöre binmek yerine merdivenden inip çıkmayı alışkanlık haline getirebilirsiniz. Çalışanların %82&#8217;si işyerinde fiziksel rahatsızlıktan şikâyetçi Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi&#8217;ne göre, ABD&#8217;de sırt ağrısı, kireçlenme, vücut yaralanmaları ve osteoporoz gibi kas-iskelet sistemini etkileyen hastalıklar, çok sık görülüyor. Bu tip hastalıkların tahmini tedavi masrafları ve çalışanların aylık kazancından kayıp miktarı 849 milyar dolar civarında. En sık dile getirilen şikâyetler boyun, sırt ve omuz ağrısı. Arkasından baş ağrısı ve gözlerde yorgunluk geliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) insanların yaşadıkları ve çalıştıkları mekânları fiziksel aktiviteye uygun hale getirmeleri için hükümetlere önerilerde bulunuyor. Ergonomik olmayan ofis sandalyeleri ve yanlış oturma pozisyonları omurganın eğrilmesine, ağrılara ve dolayısıyla çeşitli hastalıklara sebep oluyor. Masaüstü bilgisayarları ve taşınmaz telefonlar, çalışanı masaya bağlı kılıyor. Hareketsizlik, her yıl küresel ekonomiye 67,5 milyar dolar mali külfet getiriyor. Bu rakamın 58,8 milyar doları sağlık harcamalarına gidiyor. Üretkenlik kaybı ise 13,7 milyar dolar. Omurgayı destekleyen ayarlanabilir sandalye ve masa Kamu ve özel sektörde oturarak çalışan yüzbinlerce kişi ne yapacak? Yoğun iş baskısı nedeniyle uzun mola almaları zor olan insanları ofis içinde hareket etmeye teşvik edecek tasarımlar bir çözüm olabilir mi? Çıktı almak veya fotokopi için bile olsa yerinden kalmak, kan dolaşımını etkileyecektir. Ofis içinde kullanılacak mobil araç ve gereçler, masaya olan bağımlılığı azaltabilir. Örneğin dizüstü bilgisayar veya odalar arası dolaşırken kullanılabilecek olan VoIP telefonlar (internetten telefon görüşmesi yapmak için) kişiyi hareket etmeye teşvik edebilir. Ergonomik tasarımların sağlık açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Mimar Funda Varlık ve İç Mimar Oya Çavdar, ayarlanabilir sandalyeler, masa lambası, hem oturur vaziyette hem de ayakta kullanmak için ayarlanabilen masalar, klavye tepsisi gibi ayarlanabilen mobilyalar ve aparatların temin edilebilir olduğunu söyledi. Çalışanlar bunları kullanarak çalışma alanlarını kendi ihtiyaçlarına göre düzenleyebilirler. Hatta merdivenler görsel olarak daha iyi erişilebilir ve yaya dostu olacak şekilde tasarlanabilir. &#160; &#160; &#160; &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/hareketsizlik-olduruyor">Hareketsizlik öldürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Kanser Derneği tarafından yapılan 14 yıllık bir araştırma, her gün 6 ya da daha fazla saat “oturan” insanlarda ölüm riskinin arttığını ortaya koydu.</p>
<p>Bu risk artışı, daha kısa süre oturanlara göre, erkeklerde %20 iken, kadınlarda neredeyse %40!</p>
<p><strong>Kanser, kalp ve damar hastalıkları</strong></p>
<p>Günlük oturma süresinin uzunluğu kalp ve damar hastalıklarını tetikliyor; obezite, inme, diyabet ve kanser türlerine (kolon, menopoz sonrası meme kanseri, vb.) neden oluyor.</p>
<p><strong>Günde 1 saat fiziksel aktivite hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Norveç Spor Bilimleri Okulu ve Cambridge Üniversitesi&#8217;nden Profesör Ulf Ekelund’un başkanlık ettiği bir araştırmaya göre, uzun süre oturup çok az fiziksel aktivite yapan kişilerde ölüm riski %9,9. Diğer yandan 4 saatten az oturup, en az 1 saat fiziksel aktivite ile meşgul olan kişilerde ise %6,8. Ekelund’a göre, sabah, öğle veya akşam yemeklerinden sonra tempolu yürüyüş yapmak yeterli. 1 saate tamamlamak için hareketlerinizi gün içine yayabilirsiniz. Asansöre binmek yerine merdivenden inip çıkmayı alışkanlık haline getirebilirsiniz.</p>
<p><strong>Çalışanların %82&#8217;si işyerinde fiziksel rahatsızlıktan şikâyetçi</strong></p>
<p>Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi&#8217;ne göre, ABD&#8217;de sırt ağrısı, kireçlenme, vücut yaralanmaları ve osteoporoz gibi kas-iskelet sistemini etkileyen hastalıklar, çok sık görülüyor. Bu tip hastalıkların tahmini tedavi masrafları ve çalışanların aylık kazancından kayıp miktarı 849 milyar dolar civarında.</p>
<p>En sık dile getirilen şikâyetler boyun, sırt ve omuz ağrısı. Arkasından baş ağrısı ve gözlerde yorgunluk geliyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) insanların yaşadıkları ve çalıştıkları mekânları fiziksel aktiviteye uygun hale getirmeleri için hükümetlere önerilerde bulunuyor. Ergonomik olmayan ofis sandalyeleri ve yanlış oturma pozisyonları omurganın eğrilmesine, ağrılara ve dolayısıyla çeşitli hastalıklara sebep oluyor. Masaüstü bilgisayarları ve taşınmaz telefonlar, çalışanı masaya bağlı kılıyor. Hareketsizlik, her yıl küresel ekonomiye 67,5 milyar dolar mali külfet getiriyor. Bu rakamın 58,8 milyar doları sağlık harcamalarına gidiyor. Üretkenlik kaybı ise 13,7 milyar dolar.</p>
<p><strong>Omurgayı destekleyen ayarlanabilir sandalye ve masa</strong></p>
<p>Kamu ve özel sektörde oturarak çalışan yüzbinlerce kişi ne yapacak? Yoğun iş baskısı nedeniyle uzun mola almaları zor olan insanları ofis içinde hareket etmeye teşvik edecek tasarımlar bir çözüm olabilir mi?</p>
<p>Çıktı almak veya fotokopi için bile olsa yerinden kalmak, kan dolaşımını etkileyecektir. Ofis içinde kullanılacak mobil araç ve gereçler, masaya olan bağımlılığı azaltabilir. Örneğin dizüstü bilgisayar veya odalar arası dolaşırken kullanılabilecek olan VoIP telefonlar (internetten telefon görüşmesi yapmak için) kişiyi hareket etmeye teşvik edebilir.</p>
<p>Ergonomik tasarımların sağlık açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Mimar Funda Varlık ve İç Mimar Oya Çavdar, ayarlanabilir sandalyeler, masa lambası, hem oturur vaziyette hem de ayakta kullanmak için ayarlanabilen masalar, klavye tepsisi gibi ayarlanabilen mobilyalar ve aparatların temin edilebilir olduğunu söyledi. Çalışanlar bunları kullanarak çalışma alanlarını kendi ihtiyaçlarına göre düzenleyebilirler. Hatta merdivenler görsel olarak daha iyi erişilebilir ve yaya dostu olacak şekilde tasarlanabilir.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3357 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/08/v-300x150.jpg" alt="v" width="402" height="201" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/08/v-300x150.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/08/v-1024x512.jpg 1024w" sizes="(max-width: 402px) 100vw, 402px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/hareketsizlik-olduruyor">Hareketsizlik öldürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3355</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
