<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>özgünlük arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ozgunluk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ozgunluk</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Nov 2016 08:24:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Tıpksının aynısı taklit</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tipksinin-aynisi-taklit</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2016 12:09:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[özgünlük]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[taklit]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4211</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngiltere’nin en popüler gazetesi Daily Mail, Hisarönü çarşısından üç fotoğraf yayınladı. Birincisinde “Marc Spenger” adlı bir dükkan görülüyor. Tabelasında “Made in Turkey” yazılı. Hemen yanında “Nexst” adlı bir başkası var. Tabelasının kenarında yine “Made in Turkey”. Bir başka dükkanın adı “Selfridğez”. Ve bir de süpermarket: “Azda.” (17.10.16) Buradaki isimler, Hisarönü çarşısında dolaşacak İngiliz turistlere şirinlik olsun diye konulmuş “diyelim.” İngiltere giyim-kuşam ve (Türkiye’de tanınmayan gıda-yiyecek) markası Marks and Spencer, giyimde marka Next, Londra’da 1909’dan beri faal, şık, pahalı büyük perakende satış mağazası Selfridges, yaygın süpermarket zinciri Asda, Hisarönü’nde Türkçeleşmiş isimleriyle turistlerin karşısında. Tabelalarda “Made in Turkey” diye yazması, açıkça, burada satılanların Made in Turkey olduğunun da ilanı. Gazete, “Dünyanın en tuhaf çarşısında yürürken kendinizi hala İngiltere’de sanabilirsiniz. Buradaki dükkanlar İngiliz dükkanlarından esinlenmiş” diyerek dalgasını geçmiş. Haberde “taklit, sahte” sözcükleri yok ama fotoğrafları gören, isimleri okuyan herkesin aklından bu sözcüklerin geçeceği kesin. Kenar not: Daily Mail’i her ay 10.6 milyon kişi satın alır. Web sitesini her ay 200 milyon tekil kişi tıklar. (Devletin resmi verisi, 2015). Google’a “Turkey fake goods” (sahte/çakma ürünler) yazdığınızda 1.8 milyon madde geliyor. Süper model Kate Moss’un Bodrum’a gittikçe “gerçek kadar başarılı taklit” (genuine fake!) çanta satın aldığı sır değil. YouTube’da videosu bile var. Yine Daily Mail’de, Bodrum’daki favori dükkanında dükkan sahibiyle omuz omuza çektirdiği güleç fotoğrafları yine Google’da. Ve sadece Kate Moss da değil elbette bu “gerçek kadar başarılı taklit” ürünlerin peşinde olanlar. Dünya turizminin nabzını tutan TripAdvisor’da Bitez, Marmaris ve İçmeler, Fethiye, Kuşadası gibi beldelerdeki dükkanların adresleri bile var. OECD’nin Taklit ve Korsan Ürünler Ticareti (Trade in Counterfeit and Pirated Goods 2016) Raporuna göre Türkiye, Çin’den sonra dünyada en çok sahte ürün üreten ikinci ülke. Ama Çin’in % 63.2 payı o kadar büyük ki, Türkiye’nin % 3.3’ü azıcık kalıyor. Dünya çapındaki sahtecilik 461 milyar Dolara ulaşmış. ABD Ticaret Odası tarafından yine bu yıl yayınlanan “Küresel Sahteciliğin Boyutları” (Measuring the Magnitude of Global Counterfeiting) raporunda ülkemizin bu konudaki “katkısını” gösteren veriler var. Dünyada 38 ülke arasında sahteciliğin bir numaralı merkezi Ukrayna: 1.9 milyar Dolarlık sahte ürün ürettiği saptanmış. Bu piyasanın % 4.9’u Ukrayna’nın. Onu izleyen ikinci ülke Hindistan (1.772 milyar Dolar). Üçüncü Rusya (1.727 milyar). Ve Türkiye dördüncü sırada: 1.720 milyar Dolar. Dünya piyasasının % 4.26’sı Türklerin. Yine bu raporun verilerine göre, Türkiye’den sahte ürün en çok Avrupa Birliği’ne gidiyor. Çin ve Hong Kong’un ardından Türkiye üçüncü ülke. Sahte ürünlerin “değeri” 50.6 milyon Euro. Gümrüklerde yakalanan Türk kaynaklı sahte ürünlerin değeri (2013) ise 699.3 milyon Doları bulmuş. Aradan geçen 3 yılda bu rakam acaba kaça yükseldi? Ve tabii, Çin ve Hong Kong, hem ABD, hem AB, hem Japonya’ya sahte ürün ihraç etmekte hep öndeler. Tam da tasarım ve inovasyon sözcüklerinin en çok kullanıldığı bu haftalarda bu veriler; telif hakları, entelektüel sermayenin korunması, patentli veya marka tescilli özgün tasarımın önemi gibi konularda alınacak çok uzun bir yolumuz olduğunu gösteriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi yine haklı: “Artık, taklit değil, tasarım istiyoruz. Ancak bu şekilde yüksek katma değer yaratarak, küresel arenada rekabet gücü sağlayabiliriz.” (19.10.16) Edip Emil Öymen *Bu yazı 07.11.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tipksinin-aynisi-taklit">Tıpksının aynısı taklit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’nin en popüler gazetesi Daily Mail, Hisarönü çarşısından üç fotoğraf yayınladı. Birincisinde “Marc Spenger” adlı bir dükkan görülüyor. Tabelasında “Made in Turkey” yazılı. Hemen yanında “Nexst” adlı bir başkası var. Tabelasının kenarında yine “Made in Turkey”. Bir başka dükkanın adı “Selfridğez”. Ve bir de süpermarket: “Azda.” (17.10.16)</p>
<p>Buradaki isimler, Hisarönü çarşısında dolaşacak İngiliz turistlere şirinlik olsun diye konulmuş “diyelim.” İngiltere giyim-kuşam ve (Türkiye’de tanınmayan gıda-yiyecek) markası Marks and Spencer, giyimde marka Next, Londra’da 1909’dan beri faal, şık, pahalı büyük perakende satış mağazası Selfridges, yaygın süpermarket zinciri Asda, Hisarönü’nde Türkçeleşmiş isimleriyle turistlerin karşısında.</p>
<p>Tabelalarda “Made in Turkey” diye yazması, açıkça, burada satılanların Made in Turkey olduğunun da ilanı. Gazete, “Dünyanın en tuhaf çarşısında yürürken kendinizi hala İngiltere’de sanabilirsiniz. Buradaki dükkanlar İngiliz dükkanlarından esinlenmiş” diyerek dalgasını geçmiş. Haberde “taklit, sahte” sözcükleri yok ama fotoğrafları gören, isimleri okuyan herkesin aklından bu sözcüklerin geçeceği kesin. Kenar not: Daily Mail’i her ay 10.6 milyon kişi satın alır. Web sitesini her ay 200 milyon tekil kişi tıklar. (Devletin resmi verisi, 2015).</p>
<p>Google’a “Turkey fake goods” (sahte/çakma ürünler) yazdığınızda 1.8 milyon madde geliyor. Süper model Kate Moss’un Bodrum’a gittikçe “gerçek kadar başarılı taklit” (genuine fake!) çanta satın aldığı sır değil. YouTube’da videosu bile var. Yine Daily Mail’de, Bodrum’daki favori dükkanında dükkan sahibiyle omuz omuza çektirdiği güleç fotoğrafları yine Google’da. Ve sadece Kate Moss da değil elbette bu “gerçek kadar başarılı taklit” ürünlerin peşinde olanlar. Dünya turizminin nabzını tutan TripAdvisor’da Bitez, Marmaris ve İçmeler, Fethiye, Kuşadası gibi beldelerdeki dükkanların adresleri bile var.</p>
<p>OECD’nin Taklit ve Korsan Ürünler Ticareti (Trade in Counterfeit and Pirated Goods 2016) Raporuna göre Türkiye, Çin’den sonra dünyada en çok sahte ürün üreten ikinci ülke. Ama Çin’in % 63.2 payı o kadar büyük ki, Türkiye’nin % 3.3’ü azıcık kalıyor. Dünya çapındaki sahtecilik 461 milyar Dolara ulaşmış.</p>
<p>ABD Ticaret Odası tarafından yine bu yıl yayınlanan “Küresel Sahteciliğin Boyutları” (Measuring the Magnitude of Global Counterfeiting) raporunda ülkemizin bu konudaki “katkısını” gösteren veriler var. Dünyada 38 ülke arasında sahteciliğin bir numaralı merkezi Ukrayna: 1.9 milyar Dolarlık sahte ürün ürettiği saptanmış. Bu piyasanın % 4.9’u Ukrayna’nın. Onu izleyen ikinci ülke Hindistan (1.772 milyar Dolar). Üçüncü Rusya (1.727 milyar). Ve Türkiye dördüncü sırada: 1.720 milyar Dolar. Dünya piyasasının % 4.26’sı Türklerin.</p>
<p>Yine bu raporun verilerine göre, Türkiye’den sahte ürün en çok Avrupa Birliği’ne gidiyor. Çin ve Hong Kong’un ardından Türkiye üçüncü ülke. Sahte ürünlerin “değeri” 50.6 milyon Euro. Gümrüklerde yakalanan Türk kaynaklı sahte ürünlerin değeri (2013) ise 699.3 milyon Doları bulmuş. Aradan geçen 3 yılda bu rakam acaba kaça yükseldi? Ve tabii, Çin ve Hong Kong, hem ABD, hem AB, hem Japonya’ya sahte ürün ihraç etmekte hep öndeler.</p>
<p>Tam da tasarım ve inovasyon sözcüklerinin en çok kullanıldığı bu haftalarda bu veriler; telif hakları, entelektüel sermayenin korunması, patentli veya marka tescilli özgün tasarımın önemi gibi konularda alınacak çok uzun bir yolumuz olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi yine haklı: “Artık, taklit değil, tasarım istiyoruz. Ancak bu şekilde yüksek katma değer yaratarak, küresel arenada rekabet gücü sağlayabiliriz.” (19.10.16)</p>
<p><em><strong>Edip Emil Öymen</strong></em><br />
<em><strong>*Bu yazı 07.11.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tipksinin-aynisi-taklit">Tıpksının aynısı taklit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4211</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tasarım Tarihimiz yazılacak</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tasarim-tarihimiz-yazilacak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2016 09:22:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[bienal]]></category>
		<category><![CDATA[iksv]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[özgünlük]]></category>
		<category><![CDATA[SALT]]></category>
		<category><![CDATA[taklit]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üçüncü Tasarım Bienali, tasarıma kavramsal ve zihinsel bir bakış getiriyor. Tasarımın “işe” yaraması için nasıl bir zihinsel yapı gerekli? Nasıl düşünmeliyiz? Bu, ancak İKSV’nin öncülüğünde sorulabilecek bir soruydu. 20 Kasım’a kadar sürecek Bienal yaratıcı, yenilikçi fikirlerle yüklü. Ama bu Bienal’den geriye kalacak en somut, katma değeri en yüksek şey, Türkiye’de Tasarımın 200 Yıllık Tarihi Üzerine Bir Araştırma &#8211; Tasarım Kronolojisi olacak. Bu yokuş yukarı görevi üstlenen uzmanlar, akademisyenler, profesyoneller (2014 Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu koordinatörü, mimarlık tarihçisi) Pelin Derviş liderliğinde bir kaç yıl içinde, inşallah 2018 Bienali’ne yetişecek şekilde bir “imece belge” ortaya çıkartmak istiyorlar. Bu belgede ambalajdan aydınlatmaya, grafikten müziğe, sanayi yapılarından seramiğe konular listesinde ülkemizde tasarımın “T”si nerede, ona bakacaklar. Bu, şimdiye kadar bizde yapılmamış bir yenilikçi iş. Çünkü ülkemizde tasarım denilince akla hemen sadece grafik, moda, biraz mimari geliyor, o kadar. Bunlarda da “estetik” tasarım, zaten eğer işveren müşteri bu konuya olumlu bakıyorsa mümkün. Aksi halde, tasarımın estetiği olmadan da ortaya ürün/hizmet çıkıyor. Oysa Osmanlı döneminde 600 yıl boyunca tasarlanan eşsiz güzelliklerin, mükemmel estetik yaratıcılıkların örneklerine bugün de hayran kalıyoruz. Ancak, “tasarım” diye bir kavram bize, Sanayi Devrimi’yle, Avrupa’dan damla damla gelmeye başladı. Devrim sürecinde, o zamana kadar görülmemiş mallar, ürünler, hizmetler birbirini izler olmuştu. Osmanlı, ekonomik ve kültürel yapısı nedeniyle bu devrimi idrak edemeden, sadece ürünlerin net alıcısı, net müşterisi oldu. Devrimin simgesi buhar makinesi bile Osmanlı’da, Avrupa’dan yaklaşık 50 yıl sonra 1846’da Feshane’de kullanılmaya başlandı. Bundan da bir 50 yıl sonra, Yıldız Sarayı’nın bir atölyesi olarak kurulan Yıldız Porselen Fabrikası’nda bile kil dahil bütün hammadde yurt dışından ithal ediliyordu. Tasarımlar da zaten Fransız sanat zevkine göreydi. Anadolu’da ilk demiryolu da İstanbul’da değil, İzmir-Aydın arasında (1856-1866 Abdülmecit-Abdülaziz dönemi) yapıldı: İzmir’de yaşayan İngiliz Levanten iş adamları, Ege ovalarında yetiştirdikleri ürünü İzmir’e daha çabuk ve sağlıklı ulaştırmak istiyordu çünkü. İzmir’de Alsancak ve Basmane istasyonlarını da yine Levanten sermayesi inşa ettirdi. Osmanlı’da bunları gerçekleştirecek sanayi ve bilgi yoktu. “Osmanlı üreticisinin gerçekleştirdiği işler ne salt sanat, ne salt zenaat, ne de gerçek anlamda sanayiye dair olmuş, mevcut imkanlar dahilinde üretilenler genellikle bunların hepsinden birer parça içermiştir.” (Bkz: Osmanlı Saraylarında Sanayi ve Teknoloji Araçları, 2004). Tasarım diye bir kavramın bizim kültüre “icat” sözcüğüyle girmeye başlaması 1871 Alamet-i Farika (Arma, damga, işaret) Nizamnamesi’nden ve 1880 İhtira Beratı uygulamasından çok sonra pek yavaş, ve ancak Cumhuriyet’le gelişebildi: Sanayii Teşvik Kanunu’nun kabulü 1927. Ama elbette, “arakla &#8211; getir” (Ar-Ge!) kültürü de hayatımıza girdi. İstanbul’da SALT Kültür Merkezi’nde 1955-1995 dönemine dair “Tek ve Çift” sergisinde bu konu, Türk Sineması özelinde ele alınmış: Bir filmin eksik sahneleri için, Star Wars’un kopyasını bir film şirketinden “çalıp”, içinden uygun sahneleri “alıp”, ertesi sabah o şirkete geri verdiklerini bir yönetmenimiz “içtenlikle” anlatıyor. Bu kopyacılığın, bizde her alanda halen yaşadığını biliyoruz. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi haklı: “Artık, taklit değil, tasarım istiyoruz. Ancak bu şekilde yüksek katma değer yaratarak, küresel arenada rekabet gücü sağlayabiliriz.” (19.10.16) Edip Emil Öymen  *Bu yazı 31.10.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tasarim-tarihimiz-yazilacak">Tasarım Tarihimiz yazılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üçüncü Tasarım Bienali, tasarıma kavramsal ve zihinsel bir bakış getiriyor. Tasarımın “işe” yaraması için nasıl bir zihinsel yapı gerekli? Nasıl düşünmeliyiz? Bu, ancak İKSV’nin öncülüğünde sorulabilecek bir soruydu. 20 Kasım’a kadar sürecek Bienal yaratıcı, yenilikçi fikirlerle yüklü.</p>
<p>Ama bu Bienal’den geriye kalacak en somut, katma değeri en yüksek şey, Türkiye’de Tasarımın 200 Yıllık Tarihi Üzerine Bir Araştırma &#8211; Tasarım Kronolojisi olacak. Bu yokuş yukarı görevi üstlenen uzmanlar, akademisyenler, profesyoneller (2014 Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu koordinatörü, mimarlık tarihçisi) Pelin Derviş liderliğinde bir kaç yıl içinde, inşallah 2018 Bienali’ne yetişecek şekilde bir “imece belge” ortaya çıkartmak istiyorlar. Bu belgede ambalajdan aydınlatmaya, grafikten müziğe, sanayi yapılarından seramiğe konular listesinde ülkemizde tasarımın “T”si nerede, ona bakacaklar. Bu, şimdiye kadar bizde yapılmamış bir yenilikçi iş. Çünkü ülkemizde tasarım denilince akla hemen sadece grafik, moda, biraz mimari geliyor, o kadar. Bunlarda da “estetik” tasarım, zaten eğer işveren müşteri bu konuya olumlu bakıyorsa mümkün. Aksi halde, tasarımın estetiği olmadan da ortaya ürün/hizmet çıkıyor.</p>
<p>Oysa Osmanlı döneminde 600 yıl boyunca tasarlanan eşsiz güzelliklerin, mükemmel estetik yaratıcılıkların örneklerine bugün de hayran kalıyoruz. Ancak, “tasarım” diye bir kavram bize, Sanayi Devrimi’yle, Avrupa’dan damla damla gelmeye başladı. Devrim sürecinde, o zamana kadar görülmemiş mallar, ürünler, hizmetler birbirini izler olmuştu. Osmanlı, ekonomik ve kültürel yapısı nedeniyle bu devrimi idrak edemeden, sadece ürünlerin net alıcısı, net müşterisi oldu. Devrimin simgesi buhar makinesi bile Osmanlı’da, Avrupa’dan yaklaşık 50 yıl sonra 1846’da Feshane’de kullanılmaya başlandı. Bundan da bir 50 yıl sonra, Yıldız Sarayı’nın bir atölyesi olarak kurulan Yıldız Porselen Fabrikası’nda bile kil dahil bütün hammadde yurt dışından ithal ediliyordu. Tasarımlar da zaten Fransız sanat zevkine göreydi.</p>
<p>Anadolu’da ilk demiryolu da İstanbul’da değil, İzmir-Aydın arasında (1856-1866 Abdülmecit-Abdülaziz dönemi) yapıldı: İzmir’de yaşayan İngiliz Levanten iş adamları, Ege ovalarında yetiştirdikleri ürünü İzmir’e daha çabuk ve sağlıklı ulaştırmak istiyordu çünkü. İzmir’de Alsancak ve Basmane istasyonlarını da yine Levanten sermayesi inşa ettirdi. Osmanlı’da bunları gerçekleştirecek sanayi ve bilgi yoktu.</p>
<p>“Osmanlı üreticisinin gerçekleştirdiği işler ne salt sanat, ne salt zenaat, ne de gerçek anlamda sanayiye dair olmuş, mevcut imkanlar dahilinde üretilenler genellikle bunların hepsinden birer parça içermiştir.” (Bkz: Osmanlı Saraylarında Sanayi ve Teknoloji Araçları, 2004).</p>
<p>Tasarım diye bir kavramın bizim kültüre “icat” sözcüğüyle girmeye başlaması 1871 Alamet-i Farika (Arma, damga, işaret) Nizamnamesi’nden ve 1880 İhtira Beratı uygulamasından çok sonra pek yavaş, ve ancak Cumhuriyet’le gelişebildi: Sanayii Teşvik Kanunu’nun kabulü 1927.</p>
<p>Ama elbette, “arakla &#8211; getir” (Ar-Ge!) kültürü de hayatımıza girdi. İstanbul’da SALT Kültür Merkezi’nde 1955-1995 dönemine dair “Tek ve Çift” sergisinde bu konu, Türk Sineması özelinde ele alınmış: Bir filmin eksik sahneleri için, Star Wars’un kopyasını bir film şirketinden “çalıp”, içinden uygun sahneleri “alıp”, ertesi sabah o şirkete geri verdiklerini bir yönetmenimiz “içtenlikle” anlatıyor. Bu kopyacılığın, bizde her alanda halen yaşadığını biliyoruz.</p>
<p>TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi haklı: “Artık, taklit değil, tasarım istiyoruz. Ancak bu şekilde yüksek katma değer yaratarak, küresel arenada rekabet gücü sağlayabiliriz.” (19.10.16)</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong> <em>*Bu yazı 31.10.2016 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/tasarim-tarihimiz-yazilacak">Tasarım Tarihimiz yazılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4163</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
