<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özlem Kayım Yıldız arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ozlem-kayim-yildiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ozlem-kayim-yildiz</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Jun 2025 12:27:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Nörolojik hastalıklar dünya sağlığı için en büyük tehdit</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/norolojik-hastaliklar-dunya-sagligi-icin-en-buyuk-tehdit</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Mar 2025 16:52:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özlem Kayım Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[halk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[nörolojik hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıksız beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[tütün ürünleri tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinir sistemini etkileyen hastalıklar çeşitlidir ve otizm spektrum bozukluğu gibi nörogelişimsel hastalıkları, Alzheimer hastalığı gibi ileri yaşta ortaya çıkan nörodejeneratif hastalıkları, migren ve gerilim tipi baş ağrısı gibi yaygın baş ağrısı sendromlarını, yenidoğanın statik beyin hasarlarını, epilepsileri, enfeksiyonlara ikincil gelişen patolojik süreçleri ve tüm dünyada en yaygın ölüm nedenleri arasında olan beyin damar hastalıklarını içerir. Hastalıkların küresel halk sağlığı üzerine etkilerini araştıran bugüne dek yapılmış en kapsamlı araştırma olan Küresel Hastalık, Yaralanma ve Risk Faktörleri Çalışması-2021 (Global Burden of Disease, Injuries, and Risk Factors Study, GBD, 2021) verilerine göre nörolojik hastalıkların halk sağlığı üzerine oluşturduğu yük bugüne dek sanılandan çok daha fazla. 1990-2021 yılları arasında 204 ülkenin sağlık verilerinin incelendiği araştırmada sinir sistemi hastalıklarının küresel ölçekte en fazla ölüm ve engellilik yaratan hastalıklar olduğu belirlendi. GBD-2021 verilerine göre 2021 yılında dünya nüfusunun %43’ü yani 3,4 milyar insan nörolojik hastalıklardan birinden etkilendi. Dünya çapında son 31 yılda nörolojik bozukluklar nedeniyle oluşan engellilik, hastalık ve erken ölümlerde %18’lik artış olarak 1990’da 375 milyon yıl olan sağlıklı yaşam yılı kaybı 2021’de 443 milyon yıla yükseldi. Nörolojik hastalıkların halk sağlığı üzerine etkisi, kalp ve damar hastalıklarını geride bıraktı (https://doi.org/10.1016/S1474-4422(24)00038-3). Nörolojik hastalıklar içerisinde halk sağlığı üzerine en fazla olumsuz etkide bulunan ilk 10 hastalık inme yani beyin damar hastalıkları, yenidoğanın beyin hasarı, migren, Alzheimer hastalığı ve diğer demanslar, diyabetik nöropati, menenjit, epilepsi, erken doğumla ilişkili nörolojik bozukluklar, otizm spektrum bozukluğu ve sinir sistemi kanserleriydi. COVID-19’un meydana getirdiği nörolojik bozukluklar ise 2021’de 20. sıradaydı ve 2,48 milyon yıl sağlıklı yaşam yılı kaybına yol açmıştı. En yaygın nörolojik bozukluklar ise gerilim tipi baş ağrısı (2 milyar insan) ve migrendi (1,1 milyar insan). Zaman içerisinde sıklığında en fazla artış görülen hastalık ise diyabetik nöropati idi; 1990-2021 yılları arasında sıklığı üç kattan fazla artış göstermişti, bu durum, küresel olarak diyabet sıklığının artmasına ikincildi. Neden büyük bir tehdit? Nörolojik hastalıkların oluşturduğu halk sağlığı yükündeki bu artışın nedenleri neler? En başta gelen nedenler dünya nüfusunun artışı ve yaşlanması. Ayrıca hava kirliliği, obezite, tütün ürünleri tüketimi, sağlıksız beslenme gibi çevresel ve yaşam stili ile ilişkili risk faktörlerine maruz kalma düzeylerinde de artış söz konusu. Gerçekte, yaşın etkisi ortadan kaldırıldığında nörolojik hastalıklarla ilişkili engellilik ve ölüm oranlarında 1990’dan bu yana yaklaşık üçte bir oranında düşüş söz konusu. Bu düşüşün nedenleri hastalıklara ilişkin farkındalık düzeyinde artış, aşılama, tetanoz (%93 azalma), menenjit (%62 azalma) ve inme (%39 azalma) gibi bazı hastalıklar için küresel önleme politikalarının uygulamaya konmasıdır. Sonuç olarak veriler, nüfusun yaşlanmasının, sinir sistemi hastalıklarındaki artışın esas belirleyicisi olduğuna işaret etmektedir. Nörolojik hastalıklar kaynaklı ölümler ve engelliliklerin %80’den fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde. 2021’de nörolojik hastalıklardan en çok etkilenen coğrafi bölgeler Orta ve Batı Sahraaltı Afrika iken en az etkilenenler ise yüksek gelirli Asya Pasifik ülkeleri ve Avustralya idi. En yoksul ülkelerdeki nörolojik bozuklukların önemli bir kısmını 5 yaş altındakileri etkileyen doğumla ilişkili sorunlar ve enfeksiyon hastalıklarının sinir sistemi üzerine etkileri oluşturuyordu. 2017 yılı itibarıyla dünya ülkelerinin yalnızca dörtte birinde nörolojik hastalıklar için ayrılmış bir bütçe var ve yarısında tanı ve tedaviye yönelik rehberler mevcut. Bu hastalıklarla ilgilenen tıbbi personel sayısı da eşit olmayan bir biçimde dağılmış durumda: Yüksek gelirli ülkeler, düşük ve orta gelirli ülkelerden 70 kat daha fazla nöroloji alanında uzmanlaşmış personele sahip. Korunmaya öncelik verilmeli Birçok nörolojik hastalıkta sağaltıcı, kür sağlayıcı tedaviler mevcut değil. Bu nedenle, bu hastalıklardan korunmaya öncelikli tanınmalı. Neyse ki, inme ve demans gibi hastalıklar için etkili koruyucu yöntemler var. Bu hastalıklar için düzeltilebilir risk faktörlerine odaklanılmalı. Örneğin, en önemlisi hipertansiyon olmak üzere önlenebilir 18 risk faktörüyle mücadele inme nedeniyle oluşan ölüm ve engelliliğin %84’ünü engeller. Kurşuna maruz kalmanın kontrol altına alınması entelektüel engellilik gelişimini %63, açlık kan şekerini normal düzeylere getirmek ise demans yükünü %15 oranında azaltır. Tüm dünyada nörolojik hastalıkların yükü hızlı biçimde artmakta. Nüfusların yaşlanması ve bu artışın devam etmesi halinde önümüzdeki on yıllarda sinir sistemi hastalıklarının halk sağlığı üzerine olumsuz etkisi daha da büyük olacaktır. Bununla birlikte, nörolojik hastalıkları önlemeye yönelik koruyucu stratejiler yeterince uygulanmamakta. Bu hastalıkların büyük ölçüde önlenebilir ancak gelişmeleri halinde kür sağlanamaz olmaları nedeniyle küresel halk sağlığı öncelikleri arasında yer almaları gerekli. Yazı: Özlem Kayım Yıldız * Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 465. sayısında, yazarın köşesinde yayımlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/norolojik-hastaliklar-dunya-sagligi-icin-en-buyuk-tehdit">Nörolojik hastalıklar dünya sağlığı için en büyük tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-19411 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/07/ozlemkayim.jpg" alt="" width="151" height="158" />Sinir sistemini etkileyen hastalıklar çeşitlidir ve otizm spektrum bozukluğu gibi nörogelişimsel hastalıkları, Alzheimer hastalığı gibi ileri yaşta ortaya çıkan nörodejeneratif hastalıkları, migren ve gerilim tipi baş ağrısı gibi yaygın baş ağrısı sendromlarını, yenidoğanın statik beyin hasarlarını, epilepsileri, enfeksiyonlara ikincil gelişen patolojik süreçleri ve tüm dünyada en yaygın ölüm nedenleri arasında olan beyin damar hastalıklarını içerir.</p>
<p>Hastalıkların küresel halk sağlığı üzerine etkilerini araştıran bugüne dek yapılmış en kapsamlı araştırma olan Küresel Hastalık, Yaralanma ve Risk Faktörleri Çalışması-2021 (Global Burden of Disease, Injuries, and Risk Factors Study, GBD, 2021) verilerine göre nörolojik hastalıkların halk sağlığı üzerine oluşturduğu yük bugüne dek sanılandan çok daha fazla. 1990-2021 yılları arasında 204 ülkenin sağlık verilerinin incelendiği araştırmada sinir sistemi hastalıklarının küresel ölçekte en fazla ölüm ve engellilik yaratan hastalıklar olduğu belirlendi. GBD-2021 verilerine göre 2021 yılında dünya nüfusunun %43’ü yani 3,4 milyar insan nörolojik hastalıklardan birinden etkilendi. Dünya çapında son 31 yılda nörolojik bozukluklar nedeniyle oluşan engellilik, hastalık ve erken ölümlerde %18’lik artış olarak 1990’da 375 milyon yıl olan sağlıklı yaşam yılı kaybı 2021’de 443 milyon yıla yükseldi. Nörolojik hastalıkların halk sağlığı üzerine etkisi, kalp ve damar hastalıklarını geride bıraktı (<a href="https://doi.org/10.1016/S1474-4422(24)00038-3)">https://doi.org/10.1016/S1474-4422(24)00038-3)</a>.</p>
<p>Nörolojik hastalıklar içerisinde halk sağlığı üzerine en fazla olumsuz etkide bulunan ilk 10 hastalık inme yani beyin damar hastalıkları, yenidoğanın beyin hasarı, migren, Alzheimer hastalığı ve diğer demanslar, diyabetik nöropati, menenjit, epilepsi, erken doğumla ilişkili nörolojik bozukluklar, otizm spektrum bozukluğu ve sinir sistemi kanserleriydi. COVID-19’un meydana getirdiği nörolojik bozukluklar ise 2021’de 20. sıradaydı ve 2,48 milyon yıl sağlıklı yaşam yılı kaybına yol açmıştı. En yaygın nörolojik bozukluklar ise gerilim tipi baş ağrısı (2 milyar insan) ve migrendi (1,1 milyar insan). Zaman içerisinde sıklığında en fazla artış görülen hastalık ise diyabetik nöropati idi; 1990-2021 yılları arasında sıklığı üç kattan fazla artış göstermişti, bu durum, küresel olarak diyabet sıklığının artmasına ikincildi.</p>
<h4><strong>Neden büyük bir tehdit?</strong></h4>
<p>Nörolojik hastalıkların oluşturduğu halk sağlığı yükündeki bu artışın nedenleri neler? En başta gelen nedenler dünya nüfusunun artışı ve yaşlanması. Ayrıca hava kirliliği, obezite, tütün ürünleri tüketimi, sağlıksız beslenme gibi çevresel ve yaşam stili ile ilişkili risk faktörlerine maruz kalma düzeylerinde de artış söz konusu. Gerçekte, yaşın etkisi ortadan kaldırıldığında nörolojik hastalıklarla ilişkili engellilik ve ölüm oranlarında 1990’dan bu yana yaklaşık üçte bir oranında düşüş söz konusu. Bu düşüşün nedenleri hastalıklara ilişkin farkındalık düzeyinde artış, aşılama, tetanoz (%93 azalma), menenjit (%62 azalma) ve inme (%39 azalma) gibi bazı hastalıklar için küresel önleme politikalarının uygulamaya konmasıdır. Sonuç olarak veriler, nüfusun yaşlanmasının, sinir sistemi hastalıklarındaki artışın esas belirleyicisi olduğuna işaret etmektedir.</p>
<p>Nörolojik hastalıklar kaynaklı ölümler ve engelliliklerin %80’den fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde. 2021’de nörolojik hastalıklardan en çok etkilenen coğrafi bölgeler Orta ve Batı Sahraaltı Afrika iken en az etkilenenler ise yüksek gelirli Asya Pasifik ülkeleri ve Avustralya idi. En yoksul ülkelerdeki nörolojik bozuklukların önemli bir kısmını 5 yaş altındakileri etkileyen doğumla ilişkili sorunlar ve enfeksiyon hastalıklarının sinir sistemi üzerine etkileri oluşturuyordu. 2017 yılı itibarıyla dünya ülkelerinin yalnızca dörtte birinde nörolojik hastalıklar için ayrılmış bir bütçe var ve yarısında tanı ve tedaviye yönelik rehberler mevcut. Bu hastalıklarla ilgilenen tıbbi personel sayısı da eşit olmayan bir biçimde dağılmış durumda: Yüksek gelirli ülkeler, düşük ve orta gelirli ülkelerden 70 kat daha fazla nöroloji alanında uzmanlaşmış personele sahip.</p>
<h4><strong>Korunmaya öncelik verilmeli</strong></h4>
<p>Birçok nörolojik hastalıkta sağaltıcı, kür sağlayıcı tedaviler mevcut değil. Bu nedenle, bu hastalıklardan korunmaya öncelikli tanınmalı. Neyse ki, inme ve demans gibi hastalıklar için etkili koruyucu yöntemler var. Bu hastalıklar için düzeltilebilir risk faktörlerine odaklanılmalı. Örneğin, en önemlisi hipertansiyon olmak üzere önlenebilir 18 risk faktörüyle mücadele inme nedeniyle oluşan ölüm ve engelliliğin %84’ünü engeller. Kurşuna maruz kalmanın kontrol altına alınması entelektüel engellilik gelişimini %63, açlık kan şekerini normal düzeylere getirmek ise demans yükünü %15 oranında azaltır.</p>
<p>Tüm dünyada nörolojik hastalıkların yükü hızlı biçimde artmakta. Nüfusların yaşlanması ve bu artışın devam etmesi halinde önümüzdeki on yıllarda sinir sistemi hastalıklarının halk sağlığı üzerine olumsuz etkisi daha da büyük olacaktır. Bununla birlikte, nörolojik hastalıkları önlemeye yönelik koruyucu stratejiler yeterince uygulanmamakta. Bu hastalıkların büyük ölçüde önlenebilir ancak gelişmeleri halinde kür sağlanamaz olmaları nedeniyle küresel halk sağlığı öncelikleri arasında yer almaları gerekli.</p>
<p><strong>Yazı:</strong> <strong>Özlem Kayım Yıldız</strong></p>
<p><em>* Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 465. sayısında, yazarın köşesinde yayımlanmıştır.</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/norolojik-hastaliklar-dunya-sagligi-icin-en-buyuk-tehdit">Nörolojik hastalıklar dünya sağlığı için en büyük tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32249</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Büyük Birader bizi izleyince: Dalga mıyız parçacık mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/buyuk-birader-bizi-izleyince-dalga-miyiz-parcacik-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 06:20:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özlem Kayım Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Birader]]></category>
		<category><![CDATA[insan davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum mekaniği]]></category>
		<category><![CDATA[parçacık]]></category>
		<category><![CDATA[sinirsel mekanizma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halka açık mekânlardaki kapalı devre televizyonlar, izlenebilir mobil araçlar, internetle sürekli bilgi paylaşımı yapan teknolojiler nedeniyle günümüzde insan davranışları, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar gözlem altında. Gözlem teknolojisindeki bu benzeri görülmemiş artışa karşın, sürekli izlenmekte olmanın insan davranışları üzerine etkisine ilişkin bilinenler sınırlı. Gözlemlendiğini bilmenin olumlu ve görünürde özgeci davranışları artırdığı ve olumsuz davranışları azalttığına ilişkin bulgular var. Gerçekte, yaygın biçimde kullanılmalarına bu durum gerekçe gösteriliyor. Öte yandan, gözlemlenmek aynı zamanda savaş ya da kaç yanıtı (kalp hızında ve terlemede artış), dikkat ve bellekte bozulma, işyerinde üretkenlikte azalma ve kaygı ile de ilişkili. Peki, gözlerin üzerimizde olduğunu bilmek farkında olmadığımız, bilinçsiz beyin aktivitelerimizi nasıl etkiliyor? Geçtiğimiz aylarda Neuroscience of Consciousness dergisinde Seymour ve arkadaşları tarafından yayınlanan makale, gözlemlenmekte olmanın bilinçsiz beyin aktivitelerimiz üzerinde etkisi olabileceğine işaret ediyor (https://doi.org/10.1093/nc/niae039). Yırtıcılar ve kapalı devre televizyonlar Tahmin edileceği üzere, insanın çevresinde kendisine bakan bir çift göz olduğunu fark etmesi adaptif açıdan son derece önemli çünkü eğer izleniyorsak tehdit altında olabiliriz. Bunun için çoğunlukla bilinçsiz işleyen özel sinirsel mekanizmalara sahibiz. Seymour ve arkadaşları, gözlenmekte olduğunu bilen kişilerde bilinçsiz, otomatik yüz tanıma yanıtının hızlandığını keşfettiler. Katılımcılar bu durumun farkında değillerdi ve izlenmekte olmaktan rahatsız değillerdi. Bu bilinçsiz yanıt, gözlenmenin beyinlerimizdeki duysal algılama mekanizmaları üzerine etkide bulunduğuna işaret ediyor. Başka bir deyişle, kapalı devre televizyonlarla izlenmek, yırtıcılardan korunmak üzere bin yıllar içerisinde geliştirdiğimiz istemsiz duysal tarayıcılarımızı hassaslaştırıyor. Gözlenmenin bilinçli insan davranışları kadar bilinçsiz beyin aktiviteleri üzerine de etkisi olduğuna işaret eden bu çalışmanın sonuçları ilginç çünkü artık neredeyse hiçbir zaman gözlerden uzak olmadığımız bir çağda yaşıyoruz. Bu çağın, vahşi doğada güvende olmamızı sağlamak üzere özelleşmiş, çoğunlukla bilinçsiz işleyen sinir ağlarımız ve mahremiyete alışık limbik sistemlerimiz üzerine etkileri büyük oranda bilinmiyor. Kuantum mekaniğinde maddenin hem dalga hem de parçacık gibi davranabileceğini ifade eden dalga-parçacık ikiliğinde gözlemcinin varlığı, maddenin davranışını etkiler. Seymour ve arkadaşlarının çalışmaları, bir gözlemcinin varlığının istemsiz beyin aktivitelerimizi de etkileyebileceğini gösteriyor. Yazı: Özlem Kayım Yıldız *Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 461. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/buyuk-birader-bizi-izleyince-dalga-miyiz-parcacik-mi">Büyük Birader bizi izleyince: Dalga mıyız parçacık mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-19411 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/07/ozlemkayim.jpg" alt="" width="148" height="155" /> Halka açık mekânlardaki kapalı devre televizyonlar, izlenebilir mobil araçlar, internetle sürekli bilgi paylaşımı yapan teknolojiler nedeniyle günümüzde insan davranışları, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar gözlem altında. Gözlem teknolojisindeki bu benzeri görülmemiş artışa karşın, sürekli izlenmekte olmanın insan davranışları üzerine etkisine ilişkin bilinenler sınırlı.</p>
<p>Gözlemlendiğini bilmenin olumlu ve görünürde özgeci davranışları artırdığı ve olumsuz davranışları azalttığına ilişkin bulgular var. Gerçekte, yaygın biçimde kullanılmalarına bu durum gerekçe gösteriliyor. Öte yandan, gözlemlenmek aynı zamanda savaş ya da kaç yanıtı (kalp hızında ve terlemede artış), dikkat ve bellekte bozulma, işyerinde üretkenlikte azalma ve kaygı ile de ilişkili.</p>
<p>Peki, gözlerin üzerimizde olduğunu bilmek farkında olmadığımız, bilinçsiz beyin aktivitelerimizi nasıl etkiliyor? Geçtiğimiz aylarda <em>Neuroscience of Consciousness </em>dergisinde Seymour ve arkadaşları tarafından yayınlanan makale, gözlemlenmekte olmanın bilinçsiz beyin aktivitelerimiz üzerinde etkisi olabileceğine işaret ediyor (<a href="https://doi.org/10.1093/nc/niae039">https://doi.org/10.1093/nc/niae039</a>).</p>
<h5><strong>Yırtıcılar ve kapalı devre televizyonlar</strong></h5>
<p>Tahmin edileceği üzere, insanın çevresinde kendisine bakan bir çift göz olduğunu fark etmesi adaptif açıdan son derece önemli çünkü eğer izleniyorsak tehdit altında olabiliriz. Bunun için çoğunlukla bilinçsiz işleyen özel sinirsel mekanizmalara sahibiz.</p>
<p>Seymour ve arkadaşları, gözlenmekte olduğunu bilen kişilerde bilinçsiz, otomatik yüz tanıma yanıtının hızlandığını keşfettiler. Katılımcılar bu durumun farkında değillerdi ve izlenmekte olmaktan rahatsız değillerdi. Bu bilinçsiz yanıt, gözlenmenin beyinlerimizdeki duysal algılama mekanizmaları üzerine etkide bulunduğuna işaret ediyor. Başka bir deyişle, kapalı devre televizyonlarla izlenmek, yırtıcılardan korunmak üzere bin yıllar içerisinde geliştirdiğimiz istemsiz duysal tarayıcılarımızı hassaslaştırıyor.</p>
<p>Gözlenmenin bilinçli insan davranışları kadar bilinçsiz beyin aktiviteleri üzerine de etkisi olduğuna işaret eden bu çalışmanın sonuçları ilginç çünkü artık neredeyse hiçbir zaman gözlerden uzak olmadığımız bir çağda yaşıyoruz. Bu çağın, vahşi doğada güvende olmamızı sağlamak üzere özelleşmiş, çoğunlukla bilinçsiz işleyen sinir ağlarımız ve mahremiyete alışık limbik sistemlerimiz üzerine etkileri büyük oranda bilinmiyor.</p>
<p>Kuantum mekaniğinde maddenin hem dalga hem de parçacık gibi davranabileceğini ifade eden dalga-parçacık ikiliğinde gözlemcinin varlığı, maddenin davranışını etkiler. Seymour ve arkadaşlarının çalışmaları, bir gözlemcinin varlığının istemsiz beyin aktivitelerimizi de etkileyebileceğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Yazı: Özlem Kayım Yıldız</strong></p>
<p>*Bu yazı, HBT Dergi&#8217;nin 461. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/buyuk-birader-bizi-izleyince-dalga-miyiz-parcacik-mi">Büyük Birader bizi izleyince: Dalga mıyız parçacık mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32159</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Huntington hastalığı tedavisinde yeni umut</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/huntington-hastaligi-tedavisinde-yeni-umut</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 06:20:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özlem Kayım Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Huntington hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[nörolojik hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[polimer]]></category>
		<category><![CDATA[Science Advances]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32092</guid>

					<description><![CDATA[<p>Huntington hastalığı, kore denen istemsiz hareketler, bilişsel yetilerde bozulma ve duygudurum bozukluğu ile seyreden, otozomal baskın (bir ebeveynden çocuğa kalıtılan) bir nörolojik hastalıktır. Sıklığı 100.000’de 4-13’tür. Belirtiler genellikle 30-50 yaşlarında başlar. Huntington hastalığının nedeni, beyinde proteinlerin yanlış katlanması ve yığılmasına neden olan bir genetik mutasyondur. Bu protein yığınları sinir hücrelerinin fonksiyonlarını bozar ve ölümlerine yol açar. Bugüne dek Huntington hastalığının esas tedavisi belirtilere yönelik olup sinir hücrelerinin ölümünü ve hastalık seyrini değiştirmeyi hedefleyen ilaçların geliştirilmesi çabaları devam etmektedir. Bu amaçla değişken aşamalarda klinik faz çalışmaları ile etkinlikleri ve güvenlikleri değerlendirilen moleküller mevcuttur (https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11091610/). Yeni bir umut verici ilaç Geçtiğimiz günlerde Science Advances adlı dergide yayınlanan bir makalede Northwestern ve Case Western Reserve Üniversitelerinden araştırmacılar, beyinde zararlı protein yığınlarının birikimini engelleyerek Huntington hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilecek polimer tabanlı bir terapiyi geliştirdiklerini bildirdiler (http//10.1126/sciadv.ado8307). Bu polimer tedavi, hastalığın fare modelinde sinir hücrelerinin ölümünü etkin biçimde engelledi, motor yetilerde düzelme ve yaşam süresinde uzama sağladı ve önemli bir yan etki oluşturmadı. Henüz hayvan deneyleri aşamasında 2016 yılında mutant Huntington proteinine bağlanarak yığınlar oluşturmasını sağlayan valosin-containing protein veya VCP adı verilen bir protein keşfedilmişti. VCP sayesinde oluşan yığınların, hücrenin biyokimyasal reaksiyonları için enerji üreten hücre içi organel olan mitokondriada birikip enerji üretimini, dolayısıyla hücre fonksiyonlarını bozduğu ve hücre ölümüne yol açtığı belirlenmişti. Polimer tabanlı tedavinin, kan beyin bariyerini geçerek VCP ile mutant Hungtington proteini arasındaki ilişkiyi bozduğu ve hücre içinde protein yığınlarının birikimini engellediği belirlendi. Henüz hayvan deneyleri aşamasında olmakla birlikte veriler umut verici. Araştırmacılar önümüzdeki yıllarda Huntington hastalığının doğal seyri üzerine olumlu etkide bulunabilecek, güvenli ve etkili tedavilerin geliştirilmesini sağlamak üzere çalışmalarına devam ediyorlar. Özlem Kayım Yıldız *Bu yazı, HBT Dergi 447. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/huntington-hastaligi-tedavisinde-yeni-umut">Huntington hastalığı tedavisinde yeni umut</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-19411 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/07/ozlemkayim.jpg" alt="" width="132" height="138" />Huntington hastalığı, kore denen istemsiz hareketler, bilişsel yetilerde bozulma ve duygudurum bozukluğu ile seyreden, otozomal baskın (bir ebeveynden çocuğa kalıtılan) bir nörolojik hastalıktır.</p>
<p>Sıklığı 100.000’de 4-13’tür. Belirtiler genellikle 30-50 yaşlarında başlar. Huntington hastalığının nedeni, beyinde proteinlerin yanlış katlanması ve yığılmasına neden olan bir genetik mutasyondur. Bu protein yığınları sinir hücrelerinin fonksiyonlarını bozar ve ölümlerine yol açar.</p>
<p>Bugüne dek Huntington hastalığının esas tedavisi belirtilere yönelik olup sinir hücrelerinin ölümünü ve hastalık seyrini değiştirmeyi hedefleyen ilaçların geliştirilmesi çabaları devam etmektedir. Bu amaçla değişken aşamalarda klinik faz çalışmaları ile etkinlikleri ve güvenlikleri değerlendirilen moleküller mevcuttur (<a href="https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11091610/">https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11091610/</a>).</p>
<p><strong>Yeni bir umut verici ilaç</strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Science Advances adlı dergide yayınlanan bir makalede Northwestern ve Case Western Reserve Üniversitelerinden araştırmacılar, beyinde zararlı protein yığınlarının birikimini engelleyerek Huntington hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilecek polimer tabanlı bir terapiyi geliştirdiklerini bildirdiler (<a href="https://10.1126/sciadv.ado8307">http//10.1126/sciadv.ado8307</a>).</p>
<p>Bu polimer tedavi, hastalığın fare modelinde sinir hücrelerinin ölümünü etkin biçimde engelledi, motor yetilerde düzelme ve yaşam süresinde uzama sağladı ve önemli bir yan etki oluşturmadı.</p>
<p><strong>Henüz hayvan deneyleri aşamasında</strong></p>
<p>2016 yılında mutant Huntington proteinine bağlanarak yığınlar oluşturmasını sağlayan valosin-containing protein veya VCP adı verilen bir protein keşfedilmişti. VCP sayesinde oluşan yığınların, hücrenin biyokimyasal reaksiyonları için enerji üreten hücre içi organel olan mitokondriada birikip enerji üretimini, dolayısıyla hücre fonksiyonlarını bozduğu ve hücre ölümüne yol açtığı belirlenmişti.</p>
<p>Polimer tabanlı tedavinin, kan beyin bariyerini geçerek VCP ile mutant Hungtington proteini arasındaki ilişkiyi bozduğu ve hücre içinde protein yığınlarının birikimini engellediği belirlendi.</p>
<p>Henüz hayvan deneyleri aşamasında olmakla birlikte veriler umut verici. Araştırmacılar önümüzdeki yıllarda Huntington hastalığının doğal seyri üzerine olumlu etkide bulunabilecek, güvenli ve etkili tedavilerin geliştirilmesini sağlamak üzere çalışmalarına devam ediyorlar.</p>
<p><strong> Özlem Kayım Yıldız</strong></p>
<p>*Bu yazı, HBT Dergi 447. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-kayim-yildiz/huntington-hastaligi-tedavisinde-yeni-umut">Huntington hastalığı tedavisinde yeni umut</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32092</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
