<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>polonyum arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/polonyum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/polonyum</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Mar 2019 11:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Element bulan kadın bilimciler: Periyodik Tablo 150 yaşında &#8211; 2</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/element-bulan-kadin-bilimciler-periyodik-tablo-150-yasinda-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Feb 2019 12:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[biyokimya]]></category>
		<category><![CDATA[Dimitri Mendeleyev]]></category>
		<category><![CDATA[elementler]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[harriet brooks]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Becquerel]]></category>
		<category><![CDATA[ida noddack]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[kimya]]></category>
		<category><![CDATA[lisa meitner]]></category>
		<category><![CDATA[marguerite perey]]></category>
		<category><![CDATA[marie curie]]></category>
		<category><![CDATA[nobel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[paul langevin]]></category>
		<category><![CDATA[periyodik tablo]]></category>
		<category><![CDATA[polonyum]]></category>
		<category><![CDATA[radyum]]></category>
		<category><![CDATA[walter noddack]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler bu yılı, dünyamızı (insanları, hayvanları, bitkileri, doğayı) oluşturan elementleri ilk kez bilimsel bir sıraya sokan Rus bilimci Mendeleyev’i, bu buluşunun 150’inci yılında anmaya davet ediyor. Mendeleyev’den önce de bazı bilimciler, bu sıralamayı yapmaya çalışmıştı, ama başarılı olamadılar. Ondan 150 yıl sonra ise, bu sıralamayı günümüzde güncellemek Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği’nin işi (International Union of Pure and Applied Chemistry &#8211; IUPAC). En son 2016’da Element Tablosu’na 118’inci element olarak Oganesson’u eklediler. Mendeleyev’den bu yana bazısı doğal, bazısı yarı-doğal, bir kısmı tamamen sentetik yeni elementler bulundu. Ve sırada şimdi 119’uncu element var. Ama, onun işi uzun sürecek: Uluslararası bilim dünyasının saygın akademik dergisi Nature, bu 119’un “nasıl” bulunacağını, yemek tarifi gibi verdi (doi:10.1038/d41586-019-00285-9): Yeni element nasıl yapılır? Birkaç miligram Berkelyum alınız. Bu, sadece ileri düzeyde uzman nükleer reaktörlerde nadir olarak bulunan radyoaktif bir metal. Bunu Titanyum iyonları ile bomdardıman ediniz. İşlem, ışık hızının onda biri hızda olmalı. Hızı bir yıl boyunca sürdürün (Çok sabır gerektiriyor, çok). Her 10 kentilyonuncu (10 üzeri 18) Titanyum iyonu Berkelyum’a çarptıkça, bu deney sonucunda “belki” element 119’un tek bir atomunu elde edebilirsiniz. İşte o, “ender” durumda, Titanyum ve Berkelyum çekirdekleri (nucleus) çarpışacak. Ve bu, o ana kadar dünyada, hatta evrende hiç ama hiç görülmemiş durum olacak. Ama bu yeni atom, bir milisaniyenin onda biri kadar sürede çürüyecek: Element 119, bir an var olacak, aynı anda yok olacak. Bu varla yok arası Element 119’un “geçici” ismi ise hazır: Ununennium. Britannica Ansiklopedisi, bu element için “varsayım” diyor. Nature dergisindeki uzun makalenin başlığı, durumu açıkça özetlemiş: “Kimyanın uç noktası”. Amerikan Bilim Akademisi gibi çalışan Smithsonian Enstitüsü sormuş: “Periyodik Tablo’nun hiç sonuna gelecek miyiz?” Aslında bilim ve teknoloji Taş Devri’nden beri hep var, hiç durmadı, hep ilerliyor, ilerleyecek. Zaten, sanki Element 119 bulundu da, sıra Element 120’ye gelmiş gibi uğraşanlar buna da geçici ismini verdiler bile: Unbinilium. Darmstadt/Almanya’da Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi (GSI) 120’yi bulmak için kararlılıkla çalışıyor: Burada 1981-1996 arasında 6 sentetik element bulundu. 2010-12 arasında ise 5 sentetik elementin varlığı saptandı. GCI, bu “başarısı” ile başka elementler de bulur her halde? Bu konuda uluslararası bir yarış var ileri bilgi toplumu bilimcileri arasında. Kim kaç element buldu? Şimdiye kadar İngiltere 24 element “bulmuş”. Onu, 21 elementle ABD izliyor. İsveç 20. Almanya 19. Fransa 17. Rusya 9. Avusturya 3. Danimarka 2. İtalya ve İspanya birer. Eski çağlardan beri “bilinen” elementler 12 tane. (Bazı buluşlar ortaklaşa olduğundan, element sayısı “fazla” görünüyor. Grafik: Google Science Fair, 27.04.2014). Bu elementlerin bazılarını ise kadın bilimciler buldular: Polonyum ve Radyum’u bulma şerefi Marie Curie’ye ait. Radon’u Ernest Rutherford’la birlikte Harriet Brooks. Protaktinyum’u Otto Hahn ile birlikte Lisa Meitner. Renyum’u Ida ve eşi Walter Noddack. Frankiyum’u Marguerite Perey. Bu bilimcilerden örneğin Marie Curie, Marguerite Perey, onurlandırıldı. Ama örneğin Lisa Meitner’e çok uzun yıllar boyunca “hiçbir katkısı olmamış” gibi davranıldı. İsmi yok sayıldı. Böyle “çok” kadın bilimci var. Kadın bilimcilerin, erkek bilimcilerin gözünde “sadece” sekreter, laborant, getir-götür işi yapan “isimsiz” elemanlar gibi görüldükleri bu “emek ve fikir hırsızlığı” eski dönemlerin ayıbı. Ayrıca, siyasi olayların da hayatları mahvettiği yıllar&#8230; Hem şanslı, hem şanssız: Marie Curie Radyoaktiviteyi Fransız bilimci Henri Becquerel 1896’da bulmuştu. Curie, bu çalışmayı, kimyacı eşi Pierre ile birlikte geliştirdi. Neticede iki element birden buldu: Polonyum ve Radyum. Ama Nobel Komitesi, Curie’nin rolünü görmezden gelince eşi Pierre’in itirazı üzerine 1903 Nobeli Becquerel’le birlikte Curie’lere paylaştırıldı. Polonya’dan Paris’e göçüp, adını Marja Skladowska’dan Fransızca Marie’ye dönüştüren, binbir sıkıntı çekerek Fransızlaşmaya çalışan Curie’nin hayatı Pierre’in 1906’da ölümüyle altüst oldu. Curie, yılmadan çalışmaya devam ederek 1911’de ikinci Nobelini Kimya dalında aldı – bu sefer tek başına. Üstelik, buluşları için patent almadan&#8230; Ama arada bir skandal var: 38 yaşında dul kalan Curie; evli, 4 çocuklu fizikçi Paul Langevin’e aşık olunca basın, Curie’yi yerin dibine batırdı. Depresyondan hastalanan Curie, çareyi İngiltere’de izini kaybettirmekte buldu. Bu arada Langevin’ler boşandı. Ama kader, kısmet: Langevin’in torunu ile Curie’nin torunu evlendiler. Kızları Hélène Langevin-Joliot, nükleer fizikçi oldu. Şimdi 91 yaşında. Kardeşi Pierre Adrien Joliot-Curie, ünlü bir biyokimyacı oldu. Şimdi 86 yaşında. Marie Curie, Birinci Savaş sırasında mobil Röntgen Servisi kurarak (inovasyon!) orduya hizmet verdi. Radyoaktivite ile sürekli teması yüzünden 67 yaşında anemiden öldü. Cenazesi taa 1995’te, Fransız “büyüklerinin” mezarlarının bulunduğu Pantheon’a Cumhurbaşkanı François Mitterrand’nın kararıyla, devlet töreniyle nakledildi. Curie’nin kızı Irène Joliot-Curie (ve eşi) de bilimciydiler: 1935’te birlikte Kimya Nobeli kazandılar. Onların çocukları da Fransa’da tanınmış bilimciler oldular. Adı yok bilimci: Lise Meitner Avusturya yahudisi Lise Meitner ile yahudi olmayan Alman fizikçi Otto Hahn 1917-18’de 91’inci element Protaktinyum’u buldular. Daha sonra birlikte çalışmaya devam ettiler. Ta ki Naziler, işleri berbat edene kadar&#8230; Meitner, Almanya’dan Hollanda’ya, sonra Danimarka’ya, sonra İsveç’e kaçmak zorunda kaldı. Orada, Hahn ile uzaktan sürdürdüğü çalışmalarıyla, bugün Atom Bombası olarak bildiğimiz kimyasal reaksiyonun teorik mekanizmasını buldu: Nükleer fizyon (atom çekirdeklerinin bölünmesi). Ama Otto Hahn 1939’da, buluşu kendisi yapmış gibi yayınladı. Meitner’den söz etmedi. Meitner’in “kaçak” bir yahudi olmasından mı, kıskançlıktan mı bilinmez. Neticede Nazi Yönetimi, Atom Bombası’nın nasıl yapılacağının formülünü daha o zaman elde etti. Ama bu iş için gereken tesisler ve bazı kimyasallar Amerikan ve İngiliz hava saldırılarıyla yok edilince, Naziler bomba projesinde geride kaldılar. ABD’ne kaçmış Alman bilimciler Atom Bombası’nı orada Amerikalılarla geliştirdiler. Bu arada Hahn, 1945 Kimya Nobelini tek başına aldı. Meitner’in adı yine yoktu. Ama ertesi yıl yaptığı Nobel Konuşması’nda ilk kez Meitner’in “hakkını” teslim etti. Einstein’in “Meitner, Almanca konuşulan ülkelerin Marie Curie’sidir” dediği bu bilimcinin katkısı, değeri İkinci Savaş’tan sonra anlaşıldı. 1992’de bulunan Element 109’a onun adı verildi: Meitnerium. (Bu konuda mükemmel bir biyografi var: Lise Meitner: A Life in Physics. University of California Press. 1996) ABD/Philadelphia’da Bilim Tarihi Enstitüsü Avrupa Bölümü yöneticisi kimya tarihçisi Brigitte Van Tiggelen ile Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi kimya tarihçisi Annette Lykknes’in ortak kitapları “Element: Bazı Kadın Bilimcilerin Periyodik Sisteme Katkıları”, önümüzdeki Ağustos’ta yayınlandığında, çok sayıda kadın bilimcinin “nafile dünyasını” öğreneceğiz: Çoğunun katkısı yok sayılmış. Bazısı -eğer talihliyse- sadece dip nottan ibaret. Pek azı takdir edilmiş. (Women in their Element: Selected Women’s Contributions to the Periodic System). Edip Emil Öymen *Yazının ilkini buradan okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/element-bulan-kadin-bilimciler-periyodik-tablo-150-yasinda-2">Element bulan kadın bilimciler: Periyodik Tablo 150 yaşında &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler bu yılı, dünyamızı (insanları, hayvanları, bitkileri, doğayı) oluşturan elementleri ilk kez bilimsel bir sıraya sokan Rus bilimci Mendeleyev’i, bu buluşunun 150’inci yılında anmaya davet ediyor.</p>
<p>Mendeleyev’den önce de bazı bilimciler, bu sıralamayı yapmaya çalışmıştı, ama başarılı olamadılar. Ondan 150 yıl sonra ise, bu sıralamayı günümüzde güncellemek Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği’nin işi (International Union of Pure and Applied Chemistry &#8211; IUPAC). En son 2016’da Element Tablosu’na 118’inci element olarak Oganesson’u eklediler.</p>
<p>Mendeleyev’den bu yana bazısı doğal, bazısı yarı-doğal, bir kısmı tamamen sentetik yeni elementler bulundu. Ve sırada şimdi 119’uncu element var. Ama, onun işi uzun sürecek:</p>
<p>Uluslararası bilim dünyasının saygın akademik dergisi Nature, bu 119’un “nasıl” bulunacağını, yemek tarifi gibi verdi (doi:10.1038/d41586-019-00285-9):</p>
<p><strong>Yeni element nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Birkaç miligram Berkelyum alınız. Bu, sadece ileri düzeyde uzman nükleer reaktörlerde nadir olarak bulunan radyoaktif bir metal. Bunu Titanyum iyonları ile bomdardıman ediniz. İşlem, ışık hızının onda biri hızda olmalı. Hızı bir yıl boyunca sürdürün (Çok sabır gerektiriyor, çok).</p>
<p>Her 10 kentilyonuncu (10 üzeri 18) Titanyum iyonu Berkelyum’a çarptıkça, bu deney sonucunda “belki” element 119’un tek bir atomunu elde edebilirsiniz. İşte o, “ender” durumda, Titanyum ve Berkelyum çekirdekleri (nucleus) çarpışacak. Ve bu, o ana kadar dünyada, hatta evrende hiç ama hiç görülmemiş durum olacak. Ama bu yeni atom, bir milisaniyenin onda biri kadar sürede çürüyecek: Element 119, bir an var olacak, aynı anda yok olacak.</p>
<p>Bu varla yok arası Element 119’un “geçici” ismi ise hazır: Ununennium. Britannica Ansiklopedisi, bu element için “varsayım” diyor. Nature dergisindeki uzun makalenin başlığı, durumu açıkça özetlemiş: “Kimyanın uç noktası”. Amerikan Bilim Akademisi gibi çalışan Smithsonian Enstitüsü sormuş: “Periyodik Tablo’nun hiç sonuna gelecek miyiz?”</p>
<p>Aslında bilim ve teknoloji Taş Devri’nden beri hep var, hiç durmadı, hep ilerliyor, ilerleyecek.</p>
<p>Zaten, sanki Element 119 bulundu da, sıra Element 120’ye gelmiş gibi uğraşanlar buna da geçici ismini verdiler bile: Unbinilium.</p>
<p>Darmstadt/Almanya’da Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi (GSI) 120’yi bulmak için kararlılıkla çalışıyor: Burada 1981-1996 arasında 6 sentetik element bulundu. 2010-12 arasında ise 5 sentetik elementin varlığı saptandı.</p>
<p>GCI, bu “başarısı” ile başka elementler de bulur her halde? Bu konuda uluslararası bir yarış var ileri bilgi toplumu bilimcileri arasında.</p>
<p><strong>Kim kaç element buldu?</strong></p>
<p>Şimdiye kadar İngiltere 24 element “bulmuş”.</p>
<p>Onu, 21 elementle ABD izliyor.</p>
<p>İsveç 20. Almanya 19. Fransa 17. Rusya 9. Avusturya 3. Danimarka 2. İtalya ve İspanya birer.</p>
<p>Eski çağlardan beri “bilinen” elementler 12 tane. (Bazı buluşlar ortaklaşa olduğundan, element sayısı “fazla” görünüyor. Grafik: Google Science Fair, 27.04.2014).</p>
<p><strong>Bu elementlerin bazılarını ise kadın bilimciler buldular:</strong></p>
<p>Polonyum ve Radyum’u bulma şerefi <strong>Marie Curie</strong>’ye ait.</p>
<p>Radon’u Ernest Rutherford’la birlikte <strong>Harriet Brooks</strong>.</p>
<p>Protaktinyum’u Otto Hahn ile birlikte <strong>Lisa Meitner</strong>.</p>
<p>Renyum’u <strong>Ida</strong> ve eşi <strong>Walter Noddack</strong>.</p>
<p>Frankiyum’u <strong>Marguerite Perey</strong>.</p>
<p>Bu bilimcilerden örneğin Marie Curie, Marguerite Perey, onurlandırıldı.</p>
<p>Ama örneğin Lisa Meitner’e çok uzun yıllar boyunca “hiçbir katkısı olmamış” gibi davranıldı. İsmi yok sayıldı. Böyle “çok” kadın bilimci var.</p>
<p>Kadın bilimcilerin, erkek bilimcilerin gözünde “sadece” sekreter, laborant, getir-götür işi yapan “isimsiz” elemanlar gibi görüldükleri bu “emek ve fikir hırsızlığı” eski dönemlerin ayıbı. Ayrıca, siyasi olayların da hayatları mahvettiği yıllar&#8230;</p>
<p><strong>Hem şanslı, hem şanssız: Marie Curie</strong></p>
<p>Radyoaktiviteyi Fransız bilimci Henri Becquerel 1896’da bulmuştu. Curie, bu çalışmayı, kimyacı eşi Pierre ile birlikte geliştirdi. Neticede iki element birden buldu: Polonyum ve Radyum.</p>
<p>Ama Nobel Komitesi, Curie’nin rolünü görmezden gelince eşi Pierre’in itirazı üzerine 1903 Nobeli Becquerel’le birlikte Curie’lere paylaştırıldı.</p>
<p>Polonya’dan Paris’e göçüp, adını Marja Skladowska’dan Fransızca Marie’ye dönüştüren, binbir sıkıntı çekerek Fransızlaşmaya çalışan Curie’nin hayatı Pierre’in 1906’da ölümüyle altüst oldu.</p>
<p>Curie, yılmadan çalışmaya devam ederek 1911’de ikinci Nobelini Kimya dalında aldı – bu sefer tek başına. Üstelik, buluşları için patent almadan&#8230;</p>
<p>Ama arada bir skandal var: 38 yaşında dul kalan Curie; evli, 4 çocuklu fizikçi Paul Langevin’e aşık olunca basın, Curie’yi yerin dibine batırdı. Depresyondan hastalanan Curie, çareyi İngiltere’de izini kaybettirmekte buldu.</p>
<p>Bu arada Langevin’ler boşandı. Ama kader, kısmet: Langevin’in torunu ile Curie’nin torunu evlendiler. Kızları Hélène Langevin-Joliot, nükleer fizikçi oldu. Şimdi 91 yaşında. Kardeşi Pierre Adrien Joliot-Curie, ünlü bir biyokimyacı oldu. Şimdi 86 yaşında.</p>
<p>Marie Curie, Birinci Savaş sırasında mobil Röntgen Servisi kurarak (inovasyon!) orduya hizmet verdi. Radyoaktivite ile sürekli teması yüzünden 67 yaşında anemiden öldü. Cenazesi taa 1995’te, Fransız “büyüklerinin” mezarlarının bulunduğu Pantheon’a Cumhurbaşkanı François Mitterrand’nın kararıyla, devlet töreniyle nakledildi.</p>
<p>Curie’nin kızı Irène Joliot-Curie (ve eşi) de bilimciydiler: 1935’te birlikte Kimya Nobeli kazandılar. Onların çocukları da Fransa’da tanınmış bilimciler oldular.</p>
<p><strong>Adı yok bilimci: Lise Meitner</strong></p>
<p>Avusturya yahudisi Lise Meitner ile yahudi olmayan Alman fizikçi Otto Hahn 1917-18’de 91’inci element Protaktinyum’u buldular. Daha sonra birlikte çalışmaya devam ettiler. Ta ki Naziler, işleri berbat edene kadar&#8230;</p>
<p>Meitner, Almanya’dan Hollanda’ya, sonra Danimarka’ya, sonra İsveç’e kaçmak zorunda kaldı.</p>
<p>Orada, Hahn ile uzaktan sürdürdüğü çalışmalarıyla, bugün Atom Bombası olarak bildiğimiz kimyasal reaksiyonun teorik mekanizmasını buldu: Nükleer fizyon (atom çekirdeklerinin bölünmesi).</p>
<p>Ama Otto Hahn 1939’da, buluşu kendisi yapmış gibi yayınladı. Meitner’den söz etmedi. Meitner’in “kaçak” bir yahudi olmasından mı, kıskançlıktan mı bilinmez. Neticede Nazi Yönetimi, Atom Bombası’nın nasıl yapılacağının formülünü daha o zaman elde etti.</p>
<p>Ama bu iş için gereken tesisler ve bazı kimyasallar Amerikan ve İngiliz hava saldırılarıyla yok edilince, Naziler bomba projesinde geride kaldılar. ABD’ne kaçmış Alman bilimciler Atom Bombası’nı orada Amerikalılarla geliştirdiler.</p>
<p>Bu arada Hahn, 1945 Kimya Nobelini tek başına aldı. Meitner’in adı yine yoktu. Ama ertesi yıl yaptığı Nobel Konuşması’nda ilk kez Meitner’in “hakkını” teslim etti.</p>
<p>Einstein’in “Meitner, Almanca konuşulan ülkelerin Marie Curie’sidir” dediği bu bilimcinin katkısı, değeri İkinci Savaş’tan sonra anlaşıldı.</p>
<p>1992’de bulunan Element 109’a onun adı verildi: Meitnerium. (Bu konuda mükemmel bir biyografi var: Lise Meitner: A Life in Physics. University of California Press. 1996)</p>
<p>ABD/Philadelphia’da Bilim Tarihi Enstitüsü Avrupa Bölümü yöneticisi kimya tarihçisi Brigitte Van Tiggelen ile Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi kimya tarihçisi Annette Lykknes’in ortak kitapları “Element: Bazı Kadın Bilimcilerin Periyodik Sisteme Katkıları”, önümüzdeki Ağustos’ta yayınlandığında, çok sayıda kadın bilimcinin “nafile dünyasını” öğreneceğiz: Çoğunun katkısı yok sayılmış. Bazısı -eğer talihliyse- sadece dip nottan ibaret. Pek azı takdir edilmiş. (Women in their Element: Selected Women’s Contributions to the Periodic System).</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Yazının ilkini <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/elementlerin-periyodik-tablosu-150-yasinda-1">buradan</a> okuyabilirsiniz.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/element-bulan-kadin-bilimciler-periyodik-tablo-150-yasinda-2">Element bulan kadın bilimciler: Periyodik Tablo 150 yaşında &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13051</post-id>	</item>
		<item>
		<title>121 yıl önce bugün Becquerel radyoaktiviteyi keşfetti ve nükleer fizik çağını başlattı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/121-yil-once-bugun-becquerel-radyoaktiviteyi-kesfetti-ve-nukleer-fizik-cagini-baslatti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2017 13:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Becquerel]]></category>
		<category><![CDATA[Becquerel ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Becquerel]]></category>
		<category><![CDATA[marie curie]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer fizik]]></category>
		<category><![CDATA[polonyum]]></category>
		<category><![CDATA[radyoaktif bozunma]]></category>
		<category><![CDATA[radyoaktif elemenler]]></category>
		<category><![CDATA[radyoaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[radyum]]></category>
		<category><![CDATA[toryum]]></category>
		<category><![CDATA[uranyum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5502</guid>

					<description><![CDATA[<p>Henri Becquerel bazı maddelerin, ışığa maruz bırakıldığında, yüzeylerinin ışıldamaya başladığını biliyordu. Bu maddelerin X ışınları yayıp yaymadığını anlamak için eskiden fotoğraf filmi yerine kullanılan ışığa duyarlı bir cam levhayı ışık geçirmeyen siyah kağıtlara sardı. Bu kağıdın üstüne de uranyum tuzu yerleştirerek ışıkla uyarılması için güneşe bıraktı. Birkaç gün sonra siyah kağıtları açtı ve güneş ışığı alması olanaksız olan duyarlı camın kararmış olduğunu gördü. Uranyum tuzu ışıkla uyarılmış ve kağıttan geçip fotoğraf camını etkileyen bir ışın yaymıştı. Becquerel aynı deneyi tekrarlamak istese de üst üste yağan yağmurlar nedeniyle aradığı güneşli havayı bulamadı. Becquerel’in deney için hazırladığı siyah kağıda sarılı film ve üstüne konmuş uranyum bileşiği birkaç gün çekmecesinde kaldı. 1896’nın 1 Mart günü, Becquerel günlerdir çekmecede bekleyen filmi banyo etti ve uranyum kristalinin güneş ışığına maruz kalmadığı halde filme iz bıraktığını gördü. Becquerel bunu X ışınlarına benzer görünmez bir ışın olarak tanımladı. (Solda). Becquerel bu sonucu 2 Mart 1896&#8217;da bir makale olarak Fransa Bilim Akademisi&#8217;ne okudu. Söz konusu ışınlar, 1898 yılına kadar Becquerel ışınları olarak adlandırıldı. 1898’de Marie Curie, bu terimi daha genel bir isim olan radyoaktivite ile değiştirdi. Becquerel bu keşfinin ardından, yeni hazırlanmış uranyumun belli bir süre sonra kısmen yok olduğuna ve radyoaktiflik kazandığına dikkat çekti. Bu gözlem 1990 yılında Ernest Rutherford ve Frederick Soddy tarafından radyoaktif bozunma olarak adlandırılacaktı. Becquerel, 1901 yılında cebinde taşıdığı radyumun vücudunda yanma yarattığını bildirerek, radyoaktif maddelerden kaynaklanan hastalıkları da ilk fark eden kişi olmuştu. Yeni bir enerji kaynağı Bir süre sonra Marie ve Pierre Curie, bu ışımayı toryum elementinde de saptadı ve radyum, polonyum gibi radyoaktif elementlerin varlığını buldu. Becquerel’in bulduğu doğal radyoaktiflik, o güne kadar bilinen bütün enerji kaynaklarından daha güçlü yeni bir enerji kaynağı olan nükleer enerjinin doğuşuydu. Üstelik Becquerel’in çalışmalarıyla saptadığı gibi, radyoaktifliğini yitiren bir element sonra bu özelliğini yeniden kazanabiliyordu. Atomların hiçbir dış etkiyle uyarılmaksızın kendiliğinden ışınlar yayması, fizikte ve çağdaş dünyada çığır açacak bir olaydı. Radyoaktif ışıma ve radyoaktif dönüşüm önce yeni elementlerin, ardından yapay radyoaktifliğin bulunmasına ortam hazırlayarak nükleer fiziğin başlangıcı oldu. Antoine Henri Becquerel kimdir? Henri Becquerel (d. 15 Aralık 1852 – ö. 25 Ağustos 1908), Fransız fizikçi, radyoaktivitenin kaşifi. Babası Alexander Edmond Becquerel Paris Doğal Tarih Müzesi&#8217;nde uygulamalı fizik profesörü olan Becquerel, aile geleneğini devam ettirerek 1872 yılında École Polytechnique okuluna başladı ve 1888 yılında fizik üzerine doktorasını verdi. 1878 ile 1892 yılları arası Paris Doğal Tarih Müzesi&#8217;nde asistan, sonrasında da profesör olarak görev aldı. 1895 yılında École Polytechnique&#8217;te fizik profesörü olarak göreve başladı. Birçok onur ödülüne ve dünyadaki çeşitli akademik toplulukların üyeliklerine layık görüldü. 1903 yılında Pierre ve Marie Curie ile birlikte Nobel Fizik Ödülü&#8217;nü aldı. 25 Ağustos 1908 yılında Fransa&#8217;nın Le Croisic şehrinde öldü. Ölümünün ardından, radyoaktivitenin Uluslararası Ölçüm Sistemindeki birimine Bekerel (Becquerel veya Bq olarak da adlandırılır) adı verildi. Ayrıca biri Ay&#8217;da diğeri Mars&#8217;ta olmak üzere iki kratere de Becquerel krateri denilmiştir. Hazırlayan: Cemre Yavuz</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/121-yil-once-bugun-becquerel-radyoaktiviteyi-kesfetti-ve-nukleer-fizik-cagini-baslatti">121 yıl önce bugün Becquerel radyoaktiviteyi keşfetti ve nükleer fizik çağını başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Henri Becquerel bazı maddelerin, ışığa maruz bırakıldığında, yüzeylerinin ışıldamaya başladığını biliyordu. Bu maddelerin X ışınları yayıp yaymadığını anlamak için eskiden fotoğraf filmi yerine kullanılan ışığa duyarlı bir cam levhayı ışık geçirmeyen siyah kağıtlara sardı. Bu kağıdın üstüne de uranyum tuzu yerleştirerek ışıkla uyarılması için güneşe bıraktı. Birkaç gün sonra siyah kağıtları açtı ve güneş ışığı alması olanaksız olan duyarlı camın kararmış olduğunu gördü. Uranyum tuzu ışıkla uyarılmış ve kağıttan geçip fotoğraf camını etkileyen bir ışın yaymıştı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-11811 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/filmtabakasi-300x241.png" alt="" width="300" height="241" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/filmtabakasi-300x241.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/filmtabakasi.png 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Becquerel aynı deneyi tekrarlamak istese de üst üste yağan yağmurlar nedeniyle aradığı güneşli havayı bulamadı. Becquerel’in deney için hazırladığı siyah kağıda sarılı film ve üstüne konmuş uranyum bileşiği birkaç gün çekmecesinde kaldı. 1896’nın 1 Mart günü, Becquerel günlerdir çekmecede bekleyen filmi banyo etti ve uranyum kristalinin güneş ışığına maruz kalmadığı halde filme iz bıraktığını gördü. Becquerel bunu X ışınlarına benzer görünmez bir ışın olarak tanımladı. (Solda).</p>
<p>Becquerel bu sonucu 2 Mart 1896&#8217;da bir makale olarak Fransa Bilim Akademisi&#8217;ne okudu. Söz konusu ışınlar, 1898 yılına kadar Becquerel ışınları olarak adlandırıldı. 1898’de Marie Curie, bu terimi daha genel bir isim olan radyoaktivite ile değiştirdi.</p>
<p>Becquerel bu keşfinin ardından, yeni hazırlanmış uranyumun belli bir süre sonra kısmen yok olduğuna ve radyoaktiflik kazandığına dikkat çekti. Bu gözlem 1990 yılında Ernest Rutherford ve Frederick Soddy tarafından radyoaktif bozunma olarak adlandırılacaktı.</p>
<p>Becquerel, 1901 yılında cebinde taşıdığı radyumun vücudunda yanma yarattığını bildirerek, radyoaktif maddelerden kaynaklanan hastalıkları da ilk fark eden kişi olmuştu.</p>
<p><strong>Yeni bir enerji kaynağı</strong></p>
<p>Bir süre sonra Marie ve Pierre Curie, bu ışımayı toryum elementinde de saptadı ve radyum, polonyum gibi radyoaktif elementlerin varlığını buldu. Becquerel’in bulduğu doğal radyoaktiflik, o güne kadar bilinen bütün enerji kaynaklarından daha güçlü yeni bir enerji kaynağı olan nükleer enerjinin doğuşuydu. Üstelik Becquerel’in çalışmalarıyla saptadığı gibi, radyoaktifliğini yitiren bir element sonra bu özelliğini yeniden kazanabiliyordu.</p>
<p>Atomların hiçbir dış etkiyle uyarılmaksızın kendiliğinden ışınlar yayması, fizikte ve çağdaş dünyada çığır açacak bir olaydı. Radyoaktif ışıma ve radyoaktif dönüşüm önce yeni elementlerin, ardından yapay radyoaktifliğin bulunmasına ortam hazırlayarak nükleer fiziğin başlangıcı oldu.</p>
<p><strong>Antoine Henri Becquerel kimdir?</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-11810 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/becquerel-252x300.jpg" alt="" width="252" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/becquerel-252x300.jpg 252w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/becquerel.jpg 700w" sizes="(max-width: 252px) 100vw, 252px" /></p>
<p><strong>Henri Becquerel </strong>(d. 15 Aralık 1852 – ö. 25 Ağustos 1908), Fransız fizikçi, radyoaktivitenin kaşifi.</p>
<p>Babası Alexander Edmond Becquerel Paris Doğal Tarih Müzesi&#8217;nde uygulamalı fizik profesörü olan Becquerel, aile geleneğini devam ettirerek 1872 yılında École Polytechnique okuluna başladı ve 1888 yılında fizik üzerine doktorasını verdi. 1878 ile 1892 yılları arası Paris Doğal Tarih Müzesi&#8217;nde asistan, sonrasında da profesör olarak görev aldı. 1895 yılında École Polytechnique&#8217;te fizik profesörü olarak göreve başladı.</p>
<p>Birçok onur ödülüne ve dünyadaki çeşitli akademik toplulukların üyeliklerine layık görüldü. 1903 yılında Pierre ve Marie Curie ile birlikte Nobel Fizik Ödülü&#8217;nü aldı.</p>
<p>25 Ağustos 1908 yılında Fransa&#8217;nın Le Croisic şehrinde öldü. Ölümünün ardından, radyoaktivitenin Uluslararası Ölçüm Sistemindeki birimine Bekerel (Becquerel veya Bq olarak da adlandırılır) adı verildi. Ayrıca biri Ay&#8217;da diğeri Mars&#8217;ta olmak üzere iki kratere de Becquerel krateri denilmiştir.</p>
<p>Hazırlayan: Cemre Yavuz</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/121-yil-once-bugun-becquerel-radyoaktiviteyi-kesfetti-ve-nukleer-fizik-cagini-baslatti">121 yıl önce bugün Becquerel radyoaktiviteyi keşfetti ve nükleer fizik çağını başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5502</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
