<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>probiyotik arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/probiyotik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/probiyotik</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Sep 2019 07:38:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/probiyotikler-herkes-icin-guvenli-olmayabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Sep 2019 07:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[probiyotik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar probiyotikleri doğal olarak içermeyen besinlere probiyotik eklemenin ürünleri daha sağlıklı, daha yararlı kılmadığını ileri sürüyor. Oysa bugünlerde “İyi bakteriler” diş macunundan çikolataya, meyve sularından tahıllara uzanan çok çeşitli ürünlerde karşımıza çıkıyorlar. Boston’daki MassGeneral Çocuk Hastanesi pediatri ve genel sağlık uzmanlarından Dr. Patricia Hibberd, bu yararlı bakterileri doğal olarak içermeyen besinlere probiyotikler eklemenin ürünleri daha sağlıklı, daha nitelikli kılmadığını ve beslenme düzenine herhangi bir katkıda bulunmadığını belirtiyor. Hibberd, günümüzde probiyotikler konusundaki yanıltıcı söylemlerin bilimsel verilerden çok daha ağır bastığına dikkat çekiyor. Ne var ki, tüm bu gerçekler görünürde tüketicinin probiyotiklere olan ilgisini pek de etkilemiyor. Gerçeklerin yanıltıcı söylemlerden ayırt edilebilmesi için, tüketicilerin probiyotikli besinleri ya da destekleyici ürünleri satın alırlarken aşağıda belirtilen noktaları göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Probiyotikler, ilaçlar gibi resmi bir denetime tabi değil Hibberd, destekleyici ürünlerdeki probiyotiklerin genelde oldukça güvenli olduklarını düşünüyor. Yine de, beslenmeyi destekleyici ürünler olarak satışa sunulan probiyotiklerin piyasaya sürülmeden önce herhangi bir onaydan geçmeleri gerekmiyor ve bu ürünler ilaçlar denli ciddi bir güvenlik testinden geçmiyorlar. Bu tür ürünlerin üreticileri resmi bir onay olmaksızın ürünlerin belli hastalıklara iyi geldiği yönünde herhangi bir iddiada bulunmasalar da, söz gelimi, bir ürünün “sindirime iyi geldiği” yönünde birtakım belirsiz savlar öne sürebiliyorlar. Dahası, besinlerin ve destekleyici  ürünlerin içermeleri gereken mikropların miktarı ya da en düşük düzeyi konusunda da herhangi bir ölçüt belirlenmiş değil. Hafif yan etkilerin yaşanması olası İnsanlar probiyotik içeren destekleyici ürünleri tüketmeye başladıklarında, ilk birkaç gün midede gaz ve şişkinlik gibi birtakım sorunlar yaşayabilirler. Hibberd, bu tür yan etkiler yaşansa bile, belirtilerin çoğu zaman hafif seyrettiğine ve bunların genellikle iki üç gün içinde yok olduklarına dikkat çekiyor. Probiyotikli yiyeceklerin tümü birbirinin aynısı değildir Probiyotik açısından zengin besinler arasında kefir, fermente süt ürünleri ve çedar, parmesan, gravyer gibi eski peynirler yer alıyor. Süt ürünlerinin dışında, salamura turşu, sauerkraut (Alman tipi lahana turşusu), bir Kore yemeği olan kimchi, soya fasulyesinden yapılan tempeh ve yine soya fasulyesinden yapılan Japonya’ya özgü bir çeşni olan miso gibi ürünler de probiyotikler içeriyorlar. Ayrıca, probiyotikler listesinde giderek ağırlık kazanan besinler var. Aralarında probiyotik katkılı meyve suları, tahıllar ve atıştırmalıkların yer aldığı bu tür besinler doğal olarak mayalanmış ya da kültüre edilmiş olmasalar da, bir miktar canlı organizma içerebiliyorlar. Hibberd, besinlerdeki probiyotiklerin büyük bir bölümünün çoğu insanlar için güvenli olduğuna, ancak asıl önemli sorunun kişinin bu besinleri tükettiğinde organizmanın gerçekten canlı olup olmamasından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Kimi durumlarda organizma çürümüş olabiliyor ve bu da onun yeterince etkili olmayacağı ve sağlığa pek bir yarar sağlamayacağı anlamına geliyor. Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir Kimi insanların besinlerdeki ya da destekleyici ürünlerdeki probiyotiklerden kesinlikle kaçınmaları gerekiyor. Hibberd, bu kişiler arasında bağışıklık sistemleri güçsüzleşen ve kemoterapi tedavisi gören kanser hastalarının olduğuna dikkat çekiyor. Organ nakli uygulanan ve bir hastalıktan ötürü sindirim borusunun bir bölümü alınan kişiler için de probiyotikler daha yüksek risk oluşturuyorlar. Hibberd, hastanede yatan ve damar yolları açılan kişilerin yanı sıra, kalp kapakçıklarında anormallikler olan ya da kalp kapakçığı ameliyatı olması gereken  kişilerin de enfeksiyon olasılığı nedeniyle probiyotiklerden kaçınmaları gerektiğini belirtiyor. Son kullanma tarihlerine dikkat edin Canlı organizmaların raf ömürleri sınırlı olduğundan, insanların probiyotiklerden olabildiğince yarar sağlayabilmeleri için bunları raf ömürleri sona ermeden önce tüketmeleri gerekiyor. Organizmaların güçlerini yitirmelerini önlemek amacıyla tüketiciler ürünlerin uygun bir biçimde saklanmaları konusunda  bilgilendirilebilirler; kimi destekleyici ürünlerin buzdolabında saklanmaları gerekirken, kimilerinin oda sıcaklığında ve ışıktan uzak bir yerde saklanmaları gerekebilir. Ürün etiketlerine dikkat edin Bir besin ürünündeki probiyotik miktarı genelde açıkça belirtilmez. İçerikle ilgili etiketlerde organizmanın grubu ve türü belirtilse de, bakteri  sayısına çoğu zaman yer verilmez. Destekleyici ürünler üzerindeki etiketlerde bakterinin sırasıyla soyu, türü ve suşu belirtilmelidir. Mikrop sayımı, tek bir dozdaki canlı organizma sayısını gösteren ve genellikle milyarlarla belirtilen, koloni oluşturan birim (CFU) olarak verilir. Ürünün uygun kullanım dozu, sıklığı ve saklama koşulları konusunda paket üzerindeki yönergelere uyulmalıdır. Hibberd tüketicilere destekleyici kapsülleri açıp içeriğini süte serpiştirerek  tüketmelerini öneriyor. Destekleyici ürünler genelde cep yakıyor Probiyotikler en pahalı destekleyici besin türlerinden birini oluşturuyorlar. Dahası, fiyatının yüksek olması her zaman ürünün daha nitelikli olduğu anlamına da gelmiyor. Sağlık durumunuza en uygun organizmaları seçin Uzmanlar, belli bir rahatsızlığa probiyotiklerle çözüm getirmek isteyenlere saygın bir tıp dergisinde yayımlanmış ve olumlu sonuçları kanıtlanmış araştırmaları gözden geçirmelerini öneriyor. Bu kişilerin önerilen ürünü araştırmada belirtilen dozda, sıklıkta ve zaman aralığında tüketmeleri gerekiyor. Kaynak: LiveScience</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/probiyotikler-herkes-icin-guvenli-olmayabilir">Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Uzmanlar probiyotikleri doğal olarak içermeyen besinlere probiyotik eklemenin ürünleri daha sağlıklı, daha yararlı kılmadığını ileri sürüyor. Oysa bugünlerde “İyi bakteriler” diş macunundan çikolataya, meyve sularından tahıllara uzanan çok çeşitli ürünlerde karşımıza çıkıyorlar.</p></blockquote>
<p>Boston’daki MassGeneral Çocuk Hastanesi pediatri ve genel sağlık uzmanlarından <strong>Dr. Patricia Hibberd</strong>, bu yararlı bakterileri doğal olarak içermeyen besinlere probiyotikler eklemenin ürünleri daha sağlıklı, daha nitelikli kılmadığını ve beslenme düzenine herhangi bir katkıda bulunmadığını belirtiyor. Hibberd, günümüzde probiyotikler konusundaki yanıltıcı söylemlerin bilimsel verilerden çok daha ağır bastığına dikkat çekiyor. Ne var ki, tüm bu gerçekler görünürde tüketicinin probiyotiklere olan ilgisini pek de etkilemiyor.</p>
<p>Gerçeklerin yanıltıcı söylemlerden ayırt edilebilmesi için, tüketicilerin probiyotikli besinleri ya da destekleyici ürünleri satın alırlarken aşağıda belirtilen noktaları göz önünde bulundurmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Probiyotikler, ilaçlar gibi resmi bir denetime tabi değil</strong></p>
<p>Hibberd, destekleyici ürünlerdeki probiyotiklerin genelde oldukça güvenli olduklarını düşünüyor. Yine de, beslenmeyi destekleyici ürünler olarak satışa sunulan probiyotiklerin piyasaya sürülmeden önce herhangi bir onaydan geçmeleri gerekmiyor ve bu ürünler ilaçlar denli ciddi bir güvenlik testinden geçmiyorlar.</p>
<p>Bu tür ürünlerin üreticileri resmi bir onay olmaksızın ürünlerin belli hastalıklara iyi geldiği yönünde herhangi bir iddiada bulunmasalar da, söz gelimi, bir ürünün “sindirime iyi geldiği” yönünde birtakım belirsiz savlar öne sürebiliyorlar. Dahası, besinlerin ve destekleyici  ürünlerin içermeleri gereken mikropların miktarı ya da en düşük düzeyi konusunda da herhangi bir ölçüt belirlenmiş değil.</p>
<p><strong>Hafif yan etkilerin yaşanması olası</strong></p>
<p>İnsanlar probiyotik içeren destekleyici ürünleri tüketmeye başladıklarında, ilk birkaç gün midede gaz ve şişkinlik gibi birtakım sorunlar yaşayabilirler. Hibberd, bu tür yan etkiler yaşansa bile, belirtilerin çoğu zaman hafif seyrettiğine ve bunların genellikle iki üç gün içinde yok olduklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Probiyotikli yiyeceklerin tümü birbirinin aynısı değildir</strong></p>
<p>Probiyotik açısından zengin besinler arasında kefir, fermente süt ürünleri ve çedar, parmesan, gravyer gibi eski peynirler yer alıyor.</p>
<p>Süt ürünlerinin dışında, salamura turşu, sauerkraut (Alman tipi lahana turşusu), bir Kore yemeği olan kimchi, soya fasulyesinden yapılan tempeh ve yine soya fasulyesinden yapılan Japonya’ya özgü bir çeşni olan miso gibi ürünler de probiyotikler içeriyorlar.</p>
<p>Ayrıca, probiyotikler listesinde giderek ağırlık kazanan besinler var. Aralarında probiyotik katkılı meyve suları, tahıllar ve atıştırmalıkların yer aldığı bu tür besinler doğal olarak mayalanmış ya da kültüre edilmiş olmasalar da, bir miktar canlı organizma içerebiliyorlar.</p>
<p>Hibberd, besinlerdeki probiyotiklerin büyük bir bölümünün çoğu insanlar için güvenli olduğuna, ancak asıl önemli sorunun kişinin bu besinleri tükettiğinde organizmanın gerçekten canlı olup olmamasından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Kimi durumlarda organizma çürümüş olabiliyor ve bu da onun yeterince etkili olmayacağı ve sağlığa pek bir yarar sağlamayacağı anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir</strong></p>
<p>Kimi insanların besinlerdeki ya da destekleyici ürünlerdeki probiyotiklerden kesinlikle kaçınmaları gerekiyor. Hibberd, bu kişiler arasında bağışıklık sistemleri güçsüzleşen ve kemoterapi tedavisi gören kanser hastalarının olduğuna dikkat çekiyor. Organ nakli uygulanan ve bir hastalıktan ötürü sindirim borusunun bir bölümü alınan kişiler için de probiyotikler daha yüksek risk oluşturuyorlar.</p>
<p>Hibberd, hastanede yatan ve damar yolları açılan kişilerin yanı sıra, kalp kapakçıklarında anormallikler olan ya da kalp kapakçığı ameliyatı olması gereken  kişilerin de enfeksiyon olasılığı nedeniyle probiyotiklerden kaçınmaları gerektiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Son kullanma tarihlerine dikkat edin</strong></p>
<p>Canlı organizmaların raf ömürleri sınırlı olduğundan, insanların probiyotiklerden olabildiğince yarar sağlayabilmeleri için bunları raf ömürleri sona ermeden önce tüketmeleri gerekiyor. Organizmaların güçlerini yitirmelerini önlemek amacıyla tüketiciler ürünlerin uygun bir biçimde saklanmaları konusunda  bilgilendirilebilirler; kimi destekleyici ürünlerin buzdolabında saklanmaları gerekirken, kimilerinin oda sıcaklığında ve ışıktan uzak bir yerde saklanmaları gerekebilir.</p>
<p><strong>Ürün etiketlerine dikkat edin</strong></p>
<p>Bir besin ürünündeki probiyotik miktarı genelde açıkça belirtilmez. İçerikle ilgili etiketlerde organizmanın grubu ve türü belirtilse de, bakteri  sayısına çoğu zaman yer verilmez.</p>
<p>Destekleyici ürünler üzerindeki etiketlerde bakterinin sırasıyla soyu, türü ve suşu belirtilmelidir. Mikrop sayımı, tek bir dozdaki canlı organizma sayısını gösteren ve genellikle milyarlarla belirtilen, koloni oluşturan birim (CFU) olarak verilir.</p>
<p>Ürünün uygun kullanım dozu, sıklığı ve saklama koşulları konusunda paket üzerindeki yönergelere uyulmalıdır. Hibberd tüketicilere destekleyici kapsülleri açıp içeriğini süte serpiştirerek  tüketmelerini öneriyor.</p>
<p><strong>Destekleyici ürünler genelde cep yakıyor</strong></p>
<p>Probiyotikler en pahalı destekleyici besin türlerinden birini oluşturuyorlar. Dahası, fiyatının yüksek olması her zaman ürünün daha nitelikli olduğu anlamına da gelmiyor.</p>
<p><strong>Sağlık durumunuza en uygun organizmaları seçin</strong></p>
<p>Uzmanlar, belli bir rahatsızlığa probiyotiklerle çözüm getirmek isteyenlere saygın bir tıp dergisinde yayımlanmış ve olumlu sonuçları kanıtlanmış araştırmaları gözden geçirmelerini öneriyor. Bu kişilerin önerilen ürünü araştırmada belirtilen dozda, sıklıkta ve zaman aralığında tüketmeleri gerekiyor.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.livescience.com/56608-probiotic-safety-tips.html">LiveScience</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/probiyotikler-herkes-icin-guvenli-olmayabilir">Probiyotikler herkes için güvenli olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14998</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim: Ne işe yarayacak bu sperm araştırması?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-ne-ise-yarayacak-sperm-arastirmasi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2016 09:20:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[aydoğan özcan]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[hyperloop]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[post-hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[post-truth]]></category>
		<category><![CDATA[probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<category><![CDATA[sperm hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4671</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bize bilim değil teknoloji lazım!” İktidarlar veya şirketler veya toplum veya ülke ve millet, kestirmeden sonuca ulaşmak istiyor. Peki, istediği sonuç ne? Biz de şöyle iyi teknolojiler yapalım, bulalım, keşfedelim ve ülkenin zenginliği artsın. Mesela Facebook gibi bir uygulama geliştirelim ve ülke kazansın… Olmadı, dünyaya satacağımız çok ilginç teknolojik aletler keşfedelim&#8230; Buluş buluş buluş… Yap kardeşim, elini tutan mı var? Var tabii, farkında olmadan önümüzde görmediğimiz engeller var. Elimiz kolumuz bağlı kalıyor ve o müthiş buluşları gerçekleştiremiyoruz. Neden acaba? Teknoloji üretmek bir ülke iklimi &#8211; atmosferi meselesi. Bu ülke insanlarının nasıl bir eğitimden geldikleri, eğitim sürecinde hiç böyle sorunlarla uğraşıp uğraşmadıkları, beyinlerinin ne kadar açık ve özgür olduğu, kurumlarda, yani şirket ve üniversitelerde koşulların uygun olup olmadığı, tüm bunlar bahsettiğimiz “iklim koşulları” ile ilgili. Bu da yetmez, kişilerin şirketlerin birbiriyle etkileşim içinde olması da önemli (Silikon Vadisi mesela). Bunlar da yetmez şüphesiz; geliştirdiğiniz fikirlere kolayca mali destek buluyor musunuz, parasını riske edecek yatırımcılar ülke çapında çok yaygın mı? Mesela Rahmi Koç Bilim Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Aydoğan Özcan çok iyi bir teknoloji geliştirici. Dünya çapında ses getiren buluşlara imza atıyor. Acaba Bilkent’i bitirip niye oralara koşup gitti?! Bu konuda Özlem Yüzak’ın söyleşisini dergide okuyun. HBT’de bunları anlatıyoruz. Fakat Özcan ve arkadaşları bunun yanı sıra, mesela laboratuvarında “spermlerin hareketlerini” merak etmiş. Sadece meraktan, herhangi bir hipotezleri olmadan araştırmaya koyulmuşlar. Bu araştırma sürecinde, sonuca ulaşmak için mesela çok amaçlı kullanılabilecek yeni bir görüntüleme sistemi geliştirmişler. Spermlerin üç boyutta nasıl hareket ettikleri, ortalama karakterleri vb. Araştırmaları, tam bir saf bilim. PNAS ve Nature gibi en önemli dergilerde yayınlandı. (Sperm hareketlerini anlatan videoları şuradan izleyebilirsiniz: http://www.herkesebilimteknoloji.com/video/prof-dr-aydogan-ozcan-sperm-hareketleri) Biz de sperm hareketleri konusunu kapağa taşıyoruz. Bu yazıyı da şüphesiz ilgiyle okuyacağınıza eminiz. Aralarında bazı spermler var ki, müthiş aktif ve farklı davranışlar sergiliyor. Çılgınca! Şunu demek istiyoruz: Teknoloji ile bilim birbirinin olmazsa olmazı. İyi bir bilimsel altyapınız yoksa teknoloji üretemezsiniz. İyi bir tekno-üretici iyi bilim de üretebilir. Amerika’dan bakışla, Türkiye’de araştırma Hazır sözü teknoloji üretmekten ve iklim meselesinden açtık, dergimizde bu konuyu somut bir örnekle biçimlendirelim. Türkiye’de çalışırken karşısına çıkan zorluklardan yılıp kapağı ABD’ye atan bir teknoloji geliştirme uzmanı Serdar Kıykıoğlu’nun oradan Türkiye’ye bakışı çok ilginç deneyimler ve bilgiler içeriyor. Mutlaka okuyun! Bunu tamamlayıcı olarak Ali Akurgal’ın yazısını okumak kaçınılmaz. Gelelim diğer konulara: Bir düş hayata geçiyor: Teknolojinin flaş adı Egon Musk’ın 1000 kilometre hız yapacak geleceğin ulaşım aracı Dubai’de hayata geçiyor: İki saat 12 dakikaya inecek! Hiperlup (hyperloop) nedir? Doğan Kuban bu kez uygarlığı müzik bağlamında yazıyor ve ülkemizdeki bu soruna eğiliyor. Bozkurt Güvenç Post-Hakikat üzerine mükemmel bir yazı ile karşınızda. Mustafa Çetiner, Akademi ve Bilimsel Araştırma konusunu sürdürüyor. Tanol Türkoğlu, robotlar gelecekte iyi bir oy potansiyeli oluşturabilir, diyor. Tabii, üniversite sayfalarımızdaki ilginç yazılar, Bilim ve Beslenme’de probiyotikler, bu haftanın araştırma haberleri raporu, bilmece-bulmaca ve diğer köşelerimizle iyi bir dergi elinizde. Bu hafta yeni bir köşemiz var: 2076’da neler olacak: insan yapımı yaşam dünyanın gidişatını değiştirecek. Her Cuma beyin besleme günü! Ve Türkiye’ye yeni bir gündem sunuşu! Bizi izleyin ve izletin. Geleceği kuruyoruz! *** “Milyonlarca teşekkür” “Cuma gününün ipini zorla çekiyorum. Urla’da oturuyorum. HBT’yi bütün genç ihtiyar herkese duyurmakla kalmayıp bazen 2, 3 hatta 4 tane alıp dağıtıyorum sevdiklerime&#8230; Fakat böyle yapmakla cumayı bekleyen diğer insanların hakkını gasp ettiğimi düşünüyorum. Satıcılarda kenarda kalmış HBT nüshalarını düzeltiyor, ön tarafa çıkarıyorum&#8230; Beni güncel tutan teknolojik yazıların dışında, entelektüel makalelerden büyük keyif alıyorum. HBT’yi yönetenlere teşekkür… Sizler olmasaydınız onları okuyamazdık, sonra çok değerli yazarlarımıza ayrı ayrı çok teşekkür&#8230; İki Bilge Konferanslarını İzmir’e de bekliyoruz.” Nihat Gündüz Okura not: Bizden de çok teşekkür. Merak etmeyin derginin kalmadığı yerlere otomatik olarak fazla gönderiliyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-ne-ise-yarayacak-sperm-arastirmasi">Bilim: Ne işe yarayacak bu sperm araştırması?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Bize bilim değil teknoloji lazım!” İktidarlar veya şirketler veya toplum veya ülke ve millet, kestirmeden sonuca ulaşmak istiyor. Peki, istediği sonuç ne? Biz de şöyle iyi teknolojiler yapalım, bulalım, keşfedelim ve ülkenin zenginliği artsın. Mesela Facebook gibi bir uygulama geliştirelim ve ülke kazansın… Olmadı, dünyaya satacağımız çok ilginç teknolojik aletler keşfedelim&#8230; Buluş buluş buluş…</p>
<p>Yap kardeşim, elini tutan mı var?</p>
<p>Var tabii, farkında olmadan önümüzde görmediğimiz engeller var. Elimiz kolumuz bağlı kalıyor ve o müthiş buluşları gerçekleştiremiyoruz. Neden acaba?</p>
<p>Teknoloji üretmek bir ülke iklimi &#8211; atmosferi meselesi. Bu ülke insanlarının nasıl bir eğitimden geldikleri, eğitim sürecinde hiç böyle sorunlarla uğraşıp uğraşmadıkları, beyinlerinin ne kadar açık ve özgür olduğu, kurumlarda, yani şirket ve üniversitelerde koşulların uygun olup olmadığı, tüm bunlar bahsettiğimiz “iklim koşulları” ile ilgili. Bu da yetmez, kişilerin şirketlerin birbiriyle etkileşim içinde olması da önemli (Silikon Vadisi mesela).</p>
<p>Bunlar da yetmez şüphesiz; geliştirdiğiniz fikirlere kolayca mali destek buluyor musunuz, parasını riske edecek yatırımcılar ülke çapında çok yaygın mı?</p>
<p>Mesela Rahmi Koç Bilim Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. <strong>Aydoğan Özcan</strong> çok iyi bir teknoloji geliştirici. Dünya çapında ses getiren buluşlara imza atıyor. Acaba Bilkent’i bitirip niye oralara koşup gitti?! Bu konuda Özlem Yüzak’ın söyleşisini dergide okuyun. HBT’de bunları anlatıyoruz.</p>
<p>Fakat Özcan ve arkadaşları bunun yanı sıra, mesela laboratuvarında “<strong>spermlerin hareketlerini</strong>” merak etmiş. Sadece meraktan, herhangi bir hipotezleri olmadan araştırmaya koyulmuşlar. Bu araştırma sürecinde, sonuca ulaşmak için mesela çok amaçlı kullanılabilecek yeni bir görüntüleme sistemi geliştirmişler. Spermlerin üç boyutta nasıl hareket ettikleri, ortalama karakterleri vb. Araştırmaları, tam bir saf bilim. PNAS ve Nature gibi en önemli dergilerde yayınlandı.<strong> (Sperm hareketlerini anlatan videoları şuradan izleyebilirsiniz:<br />
</strong><strong><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/video/prof-dr-aydogan-ozcan-sperm-hareketleri">http://www.herkesebilimteknoloji.com/video/prof-dr-aydogan-ozcan-sperm-hareketleri</a>)</strong></p>
<p>Biz de sperm hareketleri konusunu kapağa taşıyoruz. Bu yazıyı da şüphesiz ilgiyle okuyacağınıza eminiz. Aralarında bazı spermler var ki, müthiş aktif ve farklı davranışlar sergiliyor. Çılgınca! Şunu demek istiyoruz: Teknoloji ile bilim birbirinin olmazsa olmazı. <strong>İyi bir bilimsel altyapınız yoksa teknoloji üretemezsiniz</strong>. İyi bir tekno-üretici iyi bilim de üretebilir.</p>
<p><strong>Amerika’dan bakışla, Türkiye’de araştırma</strong></p>
<p>Hazır sözü teknoloji üretmekten ve iklim meselesinden açtık, dergimizde bu konuyu somut bir örnekle biçimlendirelim. Türkiye’de çalışırken karşısına çıkan zorluklardan yılıp kapağı ABD’ye atan bir teknoloji geliştirme uzmanı <strong>Serdar Kıykıoğlu</strong>’nun oradan Türkiye’ye bakışı çok ilginç deneyimler ve bilgiler içeriyor. Mutlaka okuyun! Bunu tamamlayıcı olarak <strong>Ali Akurgal</strong>’ın yazısını okumak kaçınılmaz.</p>
<p>Gelelim diğer konulara: Bir düş hayata geçiyor: Teknolojinin flaş adı Egon Musk’ın 1000 kilometre hız yapacak geleceğin ulaşım aracı Dubai’de hayata geçiyor: İki saat 12 dakikaya inecek! Hiperlup (hyperloop) nedir?</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong> bu kez uygarlığı müzik bağlamında yazıyor ve ülkemizdeki bu soruna eğiliyor. <strong>Bozkurt Güvenç</strong> Post-Hakikat üzerine mükemmel bir yazı ile karşınızda. <strong>Mustafa Çetiner</strong>, Akademi ve Bilimsel Araştırma konusunu sürdürüyor. <strong>Tanol Türkoğlu</strong>, robotlar gelecekte iyi bir oy potansiyeli oluşturabilir, diyor.</p>
<p>Tabii, üniversite sayfalarımızdaki ilginç yazılar, Bilim ve Beslenme’de probiyotikler, bu haftanın araştırma haberleri raporu, bilmece-bulmaca ve diğer köşelerimizle iyi bir dergi elinizde. Bu hafta yeni bir köşemiz var: 2076’da neler olacak: insan yapımı yaşam dünyanın gidişatını değiştirecek.</p>
<p>Her Cuma beyin besleme günü! Ve Türkiye’ye yeni bir gündem sunuşu!</p>
<p>Bizi izleyin ve izletin. Geleceği kuruyoruz!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>“Milyonlarca teşekkür”</strong></p>
<p>“Cuma gününün ipini zorla çekiyorum. Urla’da oturuyorum. HBT’yi bütün genç ihtiyar herkese duyurmakla kalmayıp bazen 2, 3 hatta 4 tane alıp dağıtıyorum sevdiklerime&#8230; Fakat böyle yapmakla cumayı bekleyen diğer insanların hakkını gasp ettiğimi düşünüyorum. Satıcılarda kenarda kalmış HBT nüshalarını düzeltiyor, ön tarafa çıkarıyorum&#8230; Beni güncel tutan teknolojik yazıların dışında, entelektüel makalelerden büyük keyif alıyorum. HBT’yi yönetenlere teşekkür… Sizler olmasaydınız onları okuyamazdık, sonra çok değerli yazarlarımıza ayrı ayrı çok teşekkür&#8230; İki Bilge Konferanslarını İzmir’e de bekliyoruz.” <strong>Nihat Gündüz</strong></p>
<p><strong>Okura not: </strong>Bizden de çok teşekkür. Merak etmeyin derginin kalmadığı yerlere otomatik olarak fazla gönderiliyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-ne-ise-yarayacak-sperm-arastirmasi">Bilim: Ne işe yarayacak bu sperm araştırması?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4671</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bağırsağımızda 2 kilo bakteri taşıyoruz</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/bagirsagimizda-2-kilo-bakteri-tasiyoruz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2016 08:43:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[flora]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3639</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan vücudunda 100 trilyon hücre bulunduğu tahmin ediliyor. Bunun 10 misli fazlası kadar da yararlı bakterilerimiz var. Vücudun deri, ağız, vajina, bağırsaklar gibi çeşitli bölgelerinde yerleşmiş bu bakterilere o bölgenin “florası”, yeni adıyla “mikrobiyota”sı deniyor. Bağırsak mikrobiyotamız ise 2 kilo ağırlığında ve hem işlevi hem de ağırlığı nedeniyle artık bir organ olarak kabul ediliyor. Bağırsak mikrobiyotasında en azından bin farklı türden bakteri bulunuyor. Bu bakteriler bebeğin dünyaya gelişinin üçüncü gününden itibaren oluşmaya başlıyor. Mide ve ince bağırsaklar tarafından sindirilemeyen besinlerin sindirimine yardım eden, B ve K vitaminlerinin yapımını sağlayan, hastalık yapabilecek bakterilerin yerleşmesine mani olan bu bakterilerin en önemli özelliği ise bağırsak duvarında bir bariyer vazifesi görmesi. Bağırsak mikrobiyatasının bir conta görevi gördüğünü söyleyen Medical Park Ankara Hastanesi, Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü şu bilgileri veriyor: Sızdıran bağısak sendromu “Bağırsak epiteli normalde zararlı mikropların toksik maddelerini geçirmez. Bunda bağırsakta probiyotik dediğimiz dost bakterilerin rolü vardır ve probiyotikler bağırsak sızdırmazlığını sağlayarak bir conta görevi yaparlar. Floradaki en ufak bir bozulma veya zayıflama ise bağırsaktaki bu zararlıların kan dolaşı­mına karışmasına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Buna sızdıran bağırsak sendromu diyoruz. Sızdıran bağırsak sendromun şeker hastalığı, karaciğer yağlanması gibi metobolik hastalıkla başta olmak üzere çok sayıda sağlık sorununa neden olur.” Antibiyotik uyarısı “Antibiyotiklerin, bağırsak florasını bozarak kilo aldırıcı özelliği mevcut. Bu nedenle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak gerekiyor. Antibiyotiklerin, öldürmesi gereken zararlı bakterileri öldürürken bağırsaktaki iyi bakteriler de ölüyor. O nedenle antibiyotik bitiminden sonra probiyotik destekleriyle bağırsak mikrobiyotasını eski haline döndürmek gerekiyor. Eğer antibiyotik kullanacaksak da &#8220;akılcı ilaç&#8221; uygulamasının gereklerini yerine getirmeliyiz.” Obez bağırsak “Obezlerin bağırsaklarında hazmedilmeyen lifleri ve karbonhidratları parçalayabilen bakterilerin daha ağırlıklı olduğunu buldular. Obezlerin bağısak florasında bir bozulma olduğunda sindirilmeyen liflerden yüzde 15 daha fazla kalori elde edilir. Bu da obez hastanın aldığı bir öğün yemekte 750 kalori alırken, normal sağlıklı kişi aynı öğünden 500 kalori aldığı anlamına gelmektedir.” Ruh sağlığımızı da etkiliyor Vücuttaki toplam serotonin düzeyinin yüzde 80&#8217;i bağırsak duvarından salgılanır. Bağırsak bakterilerimizdeki değişiklikler stres, kaygı, depresyon gibi durumları tetikleyebiliyor. Bağırsaklarımız ve bağırsak bakterilerimiz bazı nörokimyasallar üreterek beynin ruh, hafıza ve öğrenme durumunu etkiliyor. Mutluluk hormonu olarak bilinen &#8220;Serotonin&#8221; eksikliğinde huzursuzluk, stres, kaygı, sinirlilik, depresyon gibi belirti ve hastalıklar görülür.” İkinci beynimiz “Beyin dışında en fazla sinir hücresi ve sinir ağı olan yer sindirim sistemidir. Bu nedenle bağırsaklarımız ikinci beyin olarak söylenir. Bağırsaklarımızla beynimiz arasında bir bağlantı var. Hassas bağırsak sendromu denilen hastalıkta bağırsak mikrobiyotası bozulduğu için karın ağrısı, karında şişkinlik ve gaz gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Probiyotikler hassas bağırsak sendromunda da etkili rol oynuyorlar.” Bağırsak sağlığı için 8 öneri Prof. Dr. Alagözlü bağırsak sağlığı için yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor: Fermente yiyecekleri tüketelim (turşu, boza, şıra, tarhana, sirke, fermente süt ürünleri) Gerekirse doktorunuza sorarak uygun bir probiyotik takviyesi alalım. Egzersizin sağlıklı bağırsak mikrobiyotasını sağladığı yapılan çalışmalarda gösterilmiş. Yürüyüş en güzel egzersizdir. Lifli gıdalar bağırsaktaki faydalı bakterilerin çoğalmasına yardımcı olurlar. Lifli gıdalar tüketelim. Omega-3 takviyeleri bağırsak sağlığımızı güçlendirir. Fruktozdan zengin doğal olmayan işlenmiş, gıdalardan uzak duralım. Bağırsak floramızı bozar. Çin tuzu olarak bilinen &#8220;Monosodyum glutamat&#8221; içeren gıdalardan uzak duralım. D vitamini seviyelerimize baktıralım gerekirse doktor kontrolünde takviye yapalım. Bizi bağırsak polip ve kanserlerinden korur.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/bagirsagimizda-2-kilo-bakteri-tasiyoruz">Bağırsağımızda 2 kilo bakteri taşıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan vücudunda 100 trilyon hücre bulunduğu tahmin ediliyor. Bunun 10 misli fazlası kadar da yararlı bakterilerimiz var. Vücudun deri, ağız, vajina, bağırsaklar gibi çeşitli bölgelerinde yerleşmiş bu bakterilere o bölgenin “florası”, yeni adıyla “mikrobiyota”sı deniyor. Bağırsak mikrobiyotamız ise 2 kilo ağırlığında ve hem işlevi hem de ağırlığı nedeniyle artık bir organ olarak kabul ediliyor.</strong></p>
<p>Bağırsak mikrobiyotasında en azından bin farklı türden bakteri bulunuyor. Bu bakteriler bebeğin dünyaya gelişinin üçüncü gününden itibaren oluşmaya başlıyor. Mide ve ince bağırsaklar tarafından sindirilemeyen besinlerin sindirimine yardım eden, B ve K vitaminlerinin yapımını sağlayan, hastalık yapabilecek bakterilerin yerleşmesine mani olan bu bakterilerin en önemli özelliği ise bağırsak duvarında bir bariyer vazifesi görmesi. Bağırsak mikrobiyatasının bir conta görevi gördüğünü söyleyen <strong>Medical Park Ankara Hastanesi, Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü şu bilgileri veriyor:</strong></p>
<p><strong>Sızdıran bağısak sendromu</strong></p>
<p>“Bağırsak epiteli normalde zararlı mikropların toksik maddelerini geçirmez. Bunda bağırsakta probiyotik dediğimiz dost bakterilerin rolü vardır ve probiyotikler bağırsak sızdırmazlığını sağlayarak bir conta görevi yaparlar. Floradaki en ufak bir bozulma veya zayıflama ise bağırsaktaki bu zararlıların kan dolaşı­mına karışmasına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Buna sızdıran bağırsak sendromu diyoruz. Sızdıran bağırsak sendromun şeker hastalığı, karaciğer yağlanması gibi metobolik hastalıkla başta olmak üzere çok sayıda sağlık sorununa neden olur.”</p>
<p><strong>Antibiyotik uyarısı</strong></p>
<p>“Antibiyotiklerin, bağırsak florasını bozarak kilo aldırıcı özelliği mevcut. Bu nedenle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak gerekiyor. Antibiyotiklerin, öldürmesi gereken zararlı bakterileri öldürürken bağırsaktaki iyi bakteriler de ölüyor. O nedenle antibiyotik bitiminden sonra probiyotik destekleriyle bağırsak mikrobiyotasını eski haline döndürmek gerekiyor. Eğer antibiyotik kullanacaksak da &#8220;akılcı ilaç&#8221; uygulamasının gereklerini yerine getirmeliyiz.”</p>
<p><strong>Obez bağırsak</strong></p>
<p>“Obezlerin bağırsaklarında hazmedilmeyen lifleri ve karbonhidratları parçalayabilen bakterilerin daha ağırlıklı olduğunu buldular. Obezlerin bağısak florasında bir bozulma olduğunda sindirilmeyen liflerden yüzde 15 daha fazla kalori elde edilir. Bu da obez hastanın aldığı bir öğün yemekte 750 kalori alırken, normal sağlıklı kişi aynı öğünden 500 kalori aldığı anlamına gelmektedir.”</p>
<p><strong>Ruh sağlığımızı da etkiliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki toplam serotonin düzeyinin yüzde 80&#8217;i bağırsak duvarından salgılanır. Bağırsak bakterilerimizdeki değişiklikler stres, kaygı, depresyon gibi durumları tetikleyebiliyor. Bağırsaklarımız ve bağırsak bakterilerimiz bazı nörokimyasallar üreterek beynin ruh, hafıza ve öğrenme durumunu etkiliyor. Mutluluk hormonu olarak bilinen &#8220;Serotonin&#8221; eksikliğinde huzursuzluk, stres, kaygı, sinirlilik, depresyon gibi belirti ve hastalıklar görülür.”</p>
<p><strong>İkinci beynimiz</strong></p>
<p>“Beyin dışında en fazla sinir hücresi ve sinir ağı olan yer sindirim sistemidir. Bu nedenle bağırsaklarımız ikinci beyin olarak söylenir. Bağırsaklarımızla beynimiz arasında bir bağlantı var. Hassas bağırsak sendromu denilen hastalıkta bağırsak mikrobiyotası bozulduğu için karın ağrısı, karında şişkinlik ve gaz gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Probiyotikler hassas bağırsak sendromunda da etkili rol oynuyorlar.”</p>
<p><strong>Bağırsak sağlığı için 8 öneri</strong></p>
<p>Prof. Dr. Alagözlü bağırsak sağlığı için yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor:</p>
<ol>
<li>Fermente yiyecekleri tüketelim (turşu, boza, şıra, tarhana, sirke, fermente süt ürünleri)</li>
<li>Gerekirse doktorunuza sorarak uygun bir probiyotik takviyesi alalım.</li>
<li>Egzersizin sağlıklı bağırsak mikrobiyotasını sağladığı yapılan çalışmalarda gösterilmiş. Yürüyüş en güzel egzersizdir.</li>
<li>Lifli gıdalar bağırsaktaki faydalı bakterilerin çoğalmasına yardımcı olurlar. Lifli gıdalar tüketelim.</li>
<li>Omega-3 takviyeleri bağırsak sağlığımızı güçlendirir.</li>
<li>Fruktozdan zengin doğal olmayan işlenmiş, gıdalardan uzak duralım. Bağırsak floramızı bozar.</li>
<li>Çin tuzu olarak bilinen &#8220;Monosodyum glutamat&#8221; içeren gıdalardan uzak duralım.</li>
<li>D vitamini seviyelerimize baktıralım gerekirse doktor kontrolünde takviye yapalım. Bizi bağırsak polip ve kanserlerinden korur.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/bagirsagimizda-2-kilo-bakteri-tasiyoruz">Bağırsağımızda 2 kilo bakteri taşıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3639</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
