<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>refah arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/refah/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/refah</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jun 2023 16:21:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Mutluluk ekonomisi: Ölçümler ve Türkiye</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/mutluluk-ekonomisi-olcumler-ve-turkiye</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melih Baş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 16:06:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Melih Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[Bhutan GSMM Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29652</guid>

					<description><![CDATA[<p>2017&#8217;de yayınlamış olduğumuz yazı, “Mutluluğun Çerçevesi İyi Yaşam Unsurları” başlığını taşıyordu, gidip onu da okuyabilirsiniz öncelikle. Bu yazı da onu tamamlayıcı bir yazı olacaktır. Acaba mutluluk nasıl gerçekleşir? Herkesin istediği mutluluğun gerçekleşmesi ‘her şeyin gönlünce olması’ ile olanaklı mıdır? Bu “her şey” nelerdir? Başlıkta vurguladığımız bu bağlamda bir tartışmadır. Şimdi teknik ayrıntıya girelim. Kişi başına Gayri Safi Millî Hasıla mı (GSMH – İngilizce GDP) önemli, yoksa Gayri Safi Millî Mutluluk (GSMM) mu? Elbette ikincisi ama birincisini de içeren biçimde diye düşünebilirsiniz! Bu bağlamda geliştirilmiş endeksler var. Bhutan GSMM Endeksi Bu endekslerden biri Bhutan’da geliştirilmiş ve ölçülüyor: Gayri Safi Mutluluk Endeksi (İngilizce Gross National Happiness GNH) Endeksi. GSMM’nin tanımı GSMM el kitabına göre, GSMM’nin özellikleri şunlar: Bütünsellik: İnsanların gereksinmelerinin ruhsal, maddi, fiziksel ve toplumsal tüm boyutlarını kapsamak Dengeli: GSMM’nin yollama yaptığı boyutlarda dengeli gelişme Kolektif: Mutluluğa birleştirici kollektif bir olarak bakmak Sürdürülebilir: Hem şimdiki hem de gelecek kuşakların iyi olma durumunu göz önüne almak Eşitlikçi: İyi olma hali düzeyinin kabul edilebilir ve eşitlikçi olarak dağıtımında başarılı olmak Bu yaklaşımın batı merkezli yaklaşımlardan iki önemli farkı var. Birincisi muhtelif bilimsel alanları kapsayan, yani çok disiplinli bir yaklaşım söz konusu. İkincisi sorumluluk ve diğer güdülenmeyi göz önüne alan hususları içselleştirmesi özelliği. Endeks Dasho Karma Ura önderliğindeki Bhutan Çalışmaları Merkezi. GSMM’un bileşenleri Endeks geliştirilirken öncelikle Bhutan’da değer verilen, ölçülerek geliştirilmeye çalışılan 4 stratejik alan belirlenerek çok disiplinlilik somutlaştırılmış. Bunlar şöyle belirlenmiş: Sürdürülebilir ve eşitlikçi bir sosyo-ekonomik kalkınma Çevresel koruma Kültürün korunması İyi yönetişim İkinci adımda bu 4 temel stratejik alana dayalı olarak 9 spesifik boyut belirlenmiş. Bunlar da şöyle: Kamu politikasının geleneksel boyutları üçlü olarak Yaşam standardı Sağlık Eğitim Ayrıca Psikolojik iyilik hali (Öznel iyilik halinin ötesinde) Zaman kullanımı Topluluksal canlılık Kültürel çeşitlilik Bir de artan bir önemle yaygınlaşan iki boyut olarak Ekolojik çeşitlilik İyi yönetişim Bu 9 boyutta çok sayıda istatistiksel çalışmaya dayalı olarak tasarımlanan ve saptanan toplam 33 gösterge aslında bize mutluluğun cam küresini gösteriyor. Şimdi bunlara da bakalım. TABLO 1 : GAYRÎ SAFİ MİLLÎ MUTLULUK ENDEKSİ BOYUT GÖSTERGELER VE AĞIRLIKLARI (%) 1. Yaşam standardı 1.1. Kişi başına gelir (% 33) 1.2. Sahip olunan varlıklar (% 33) 1.3. Konut olanağı (% 33) 2. Sağlık 2.1. Kişisel olarak beyan edilen sağlık (% 10) 2.2. Sağlıklı günler (% 30) 2.3. Maluliyet (Sakatlık) (% 30) 2.4. Zihinsel sağlık (% 30) 3. Eğitim 3.1. Okuryazarlık (% 30) 3.2. Okullaşma (% 30) 3.3. Bilgi (% 20) 3.4. Değer (% 20) 4. Psikolojik iyilik hali 4.1. Yaşam doyumu (% 33) 4.2. Olumlu duygular (% 17) 4.3. Olumsuz duygular (% 17) 4.4. Manevi yaşam (spritüellik) (% 33) 5. Zaman kullanımı 5.1. İş (% 50) 5.2. Uyku (% 50) 6. Topluluksal canlılık 6.1. Bağış (zaman ve para) (% 30) 6.2. Güvenlik (% 30) 6.3. Topluluksal ilişki (% 20) 6.4. Aile (% 20) 7. Kültürel çeşitlilik ve esneklik 7.1. Sanatsal beceriler (% 30) 7.2. Kültürel katılım (% 30) 7.3. Ana dilde konuşma (% 20) 7.4. Uyum yolu (% 20) 8. Ekolojik çeşitlilik 8.1. Yaban yaşamı hasarı (% 40) 8.2. Kentsel meseleler (% 40) 8.3. Çevreye karşı sorumluluk (% 10) 8.4. Ekolojik meseleler (% 10) 9. İyi yönetişim 9.1. Siyasal katılma (% 40) 9.2. Hizmetler (% 40) 9.3. Yönetişim performansı (% 10) 9.4. Temel haklar (% 10) GlobalEconomy ENDEKSİ 2012’de yayına başlayan bu sitede ülkeler 0 (mutsuz) ile 10 arası puanlanarak mutlulukları ölçülmektedir. Raporda ülke halkları yaşam kalitelerini 0-10 arasında ölçeklendirerek değerlendirmektedir. 2022 sonuçlarına göre, 134 ülke arasında en mutlu ülke 7,8 puanla Finlandiya olurken, Türkiye 4,61 puanla 105’inci sırada yer alabilmiş. Neyse ki, Afganistan gibi 134&#8217;üncü olmamış, kısmet mi desek, kader yani yazgı mı? Yazgı dersek eğer, kim yazdı bu yazıyı yahu? Muhalefet mi? Dünya Mutluluk Raporu 10 yıldır yayınlanan DMR (İngilizcesi ile World Happiness Report WHR) mutluluk ölçümü bir öznel iyilik hali ölçümü aslında. Bu da üç göstergeden oluşuyor: yaşam değerlemeleri, olumlu duygular (etkileme) ve olumsuz duygular (etkileme). Yaşam değerlemesi katılımcıların 0 (en kötü) ile 10 (en iyi) arasındaki zihinsel değerlemelerinden oluşuyor. Olumlu duygular, üç soruya evet-hayır yanıtlarından oluşuyor. Bu sorular şöyle: gülme, zevk alma, ilginç bir şeyi öğrenme veya yapma deneyimleri. Olumsuz duygular da aynı biçimde evet-hayır soruları. Bu sorular da şöyle: endişe, üzüntü ve kızgınlık deneyimleri ile ilgili. Sonra da ülkeler arasındaki mutluluk ortalamasını açıklayıcı bir regresyon çalışması yapılmış. Bu regresyonda da bağımsız değişkenler olarak “kişi başına GSMH, Sosyal destek, Doğumda yaşam beklentisi, Yaşam tercihlerini yapmada özgürlük, Cömertlik, Yolsuzluk algısı, Distopya ve Artık” gibi unsurlar kullanılmış. DMR 2023 Raporu’nda ilk sırada 7,842 puan ile Finlandiya var. Sonuncu (146) ise 2,523 puan ile Afganistan. Çizelgede ülkemiz 4,948 puanla 102. sırada yer almış. Neden diye merak ederseniz, araştırabilirsiniz. Benim bir tahminim var elbette ama sizi etkilemeyeyim! Sonuç Uzun sözün kısası, bir ulusun ya da ülkenin gelişmişliğini hâlâ salt ekonomik büyüme ile ve onu da bir yığın eleştiriye uğrayan bir yöntemle ölçülen Gayri Safi Millî Hasıla ile değerlendirmek yanlışından Türkiye vazgeçmelidir artık 2023’te. İvedilikle Bhutan’da tasarlanan dizgeye benzer bir tasarımla yeni bir bütünsel başarım modeli oluşturulmalı ve yukarıda andığımız diğer ölçümleri de göz önüne alarak Gayri Safi Millî Mutluluk ölçülmelidir. Okuma önerileri Mutluluk ekonomisi (Murat Şeker), Mutluluk ve İktisat (Gökhan Karabulut), Mutluluk Konservesi (Orhan Tüleylioğlu), Mutluluk Ekonomisi ve Mutluluğun Makroekonomik Belirleyicileri (Tuba Şahinoğlu), Manevi İhtiyaçlar ve Mutluluk Ekonomisi (Erdal Türkkan), Finans ve Mutluluk Ekonomisi (Ed. Şeyma Şahin Kutlu) vd. Okumaları yaparken dinlemeniz önerisiyle bir de müzik parçası öneriyorum: Umutsuzluk kaçar türkülerimizden! (Yeni Gün Grubu, solist: Gültekin Tetik). Niye mi? Umut yoksa mutluluk yok da ondan! Kök (mut) nedeniyle! Melih Baş</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/mutluluk-ekonomisi-olcumler-ve-turkiye">Mutluluk ekonomisi: Ölçümler ve Türkiye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2017&#8217;de yayınlamış olduğumuz yazı, <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/melih-bas/2018de-mutlulugun-cercevesi-iyi-yasam-unsurlari">“Mutluluğun Çerçevesi İyi Yaşam Unsurları”</a> başlığını taşıyordu, gidip onu da okuyabilirsiniz öncelikle. Bu yazı da onu tamamlayıcı bir yazı olacaktır. Acaba mutluluk nasıl gerçekleşir? Herkesin istediği mutluluğun gerçekleşmesi ‘her şeyin gönlünce olması’ ile olanaklı mıdır? Bu “her şey” nelerdir?</p>
<p>Başlıkta vurguladığımız bu bağlamda bir tartışmadır. Şimdi teknik ayrıntıya girelim. Kişi başına <strong>Gayri Safi Millî Hasıla</strong> mı (GSMH – İngilizce GDP) önemli, yoksa <strong>Gayri Safi Millî Mutluluk</strong> (GSMM) mu? Elbette ikincisi ama birincisini de içeren biçimde diye düşünebilirsiniz! Bu bağlamda geliştirilmiş endeksler var.</p>
<p><strong>Bhutan GSMM Endeksi</strong></p>
<p>Bu endekslerden biri Bhutan’da geliştirilmiş ve ölçülüyor: Gayri Safi Mutluluk Endeksi (İngilizce Gross National Happiness GNH) Endeksi.</p>
<p><strong>GSMM’nin tanımı</strong></p>
<p>GSMM el kitabına göre, GSMM’nin özellikleri şunlar:</p>
<p><strong>Bütünsellik:</strong> İnsanların gereksinmelerinin ruhsal, maddi, fiziksel ve toplumsal tüm boyutlarını kapsamak</p>
<p><strong>Dengeli:</strong> GSMM’nin yollama yaptığı boyutlarda dengeli gelişme</p>
<p><strong>Kolektif:</strong> Mutluluğa birleştirici kollektif bir olarak bakmak</p>
<p><strong>Sürdürülebilir:</strong> Hem şimdiki hem de gelecek kuşakların iyi olma durumunu göz önüne almak</p>
<p><strong>Eşitlikçi:</strong> İyi olma hali düzeyinin kabul edilebilir ve eşitlikçi olarak dağıtımında başarılı olmak</p>
<p>Bu yaklaşımın batı merkezli yaklaşımlardan iki önemli farkı var. Birincisi muhtelif bilimsel alanları kapsayan, yani çok disiplinli bir yaklaşım söz konusu. İkincisi sorumluluk ve diğer güdülenmeyi göz önüne alan hususları içselleştirmesi özelliği. Endeks Dasho Karma Ura önderliğindeki Bhutan Çalışmaları Merkezi.</p>
<p><strong>GSMM’un bileşenleri</strong></p>
<p>Endeks geliştirilirken öncelikle Bhutan’da değer verilen, ölçülerek geliştirilmeye çalışılan 4 stratejik alan belirlenerek çok disiplinlilik somutlaştırılmış. Bunlar şöyle belirlenmiş:</p>
<ul>
<li>Sürdürülebilir ve eşitlikçi bir sosyo-ekonomik kalkınma</li>
<li>Çevresel koruma</li>
<li>Kültürün korunması</li>
<li>İyi yönetişim</li>
</ul>
<p>İkinci adımda bu 4 temel stratejik alana dayalı olarak 9 spesifik boyut belirlenmiş. Bunlar da şöyle:</p>
<ul>
<li>Kamu politikasının geleneksel boyutları üçlü olarak</li>
<li>Yaşam standardı</li>
<li>Sağlık</li>
<li>Eğitim</li>
<li>Ayrıca</li>
<li>Psikolojik iyilik hali (Öznel iyilik halinin ötesinde)</li>
<li>Zaman kullanımı</li>
<li>Topluluksal canlılık</li>
<li>Kültürel çeşitlilik</li>
</ul>
<p>Bir de artan bir önemle yaygınlaşan iki boyut olarak</p>
<ul>
<li>Ekolojik çeşitlilik</li>
<li>İyi yönetişim</li>
</ul>
<p>Bu 9 boyutta çok sayıda istatistiksel çalışmaya dayalı olarak tasarımlanan ve saptanan toplam 33 gösterge aslında bize mutluluğun cam küresini gösteriyor. Şimdi bunlara da bakalım.</p>
<table border="1" width="673" rules="GROUPS" cellspacing="0" cellpadding="9">
<colgroup>
<col width="362" />
<col width="273" /> </colgroup>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td width="362">TABLO 1 : GAYRÎ SAFİ MİLLÎ MUTLULUK ENDEKSİ</td>
<td width="273"></td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td width="362"></td>
<td width="273"></td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#ff0000" width="362">BOYUT</td>
<td bgcolor="#171717" width="273">GÖSTERGELER VE AĞIRLIKLARI (%)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#ffff00" width="362">1. Yaşam standardı</td>
<td bgcolor="#ffff00" width="273">1.1. Kişi başına gelir (% 33)</td>
</tr>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#ffff00" width="362"></td>
<td bgcolor="#ffff00" width="273">1.2. Sahip olunan varlıklar (% 33)</td>
</tr>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#ffff00" width="362"></td>
<td bgcolor="#ffff00" width="273">1.3. Konut olanağı (% 33)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#f4b083" width="362" height="49">2. Sağlık</td>
<td bgcolor="#f4b083" width="273">2.1. Kişisel olarak beyan edilen sağlık (% 10)</p>
<p>2.2. Sağlıklı günler (% 30)</p>
<p>2.3. Maluliyet (Sakatlık) (% 30)</p>
<p>2.4. Zihinsel sağlık (% 30)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#c9c9c9" width="362" height="56">3. Eğitim</td>
<td bgcolor="#c9c9c9" width="273">3.1. Okuryazarlık (% 30)</p>
<p>3.2. Okullaşma (% 30)</p>
<p>3.3. Bilgi (% 20)</p>
<p>3.4. Değer (% 20)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#00b050" width="362" height="59">4. Psikolojik iyilik hali</td>
<td bgcolor="#00b050" width="273">4.1. Yaşam doyumu (% 33)</p>
<p>4.2. Olumlu duygular (% 17)</p>
<p>4.3. Olumsuz duygular (% 17)</p>
<p>4.4. Manevi yaşam (spritüellik) (% 33)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#2e74b5" width="362" height="17">5. Zaman kullanımı</td>
<td bgcolor="#2e74b5" width="273">5.1. İş (% 50)</p>
<p>5.2. Uyku (% 50)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#ff0000" width="362" height="59">6. Topluluksal canlılık</td>
<td bgcolor="#ff0000" width="273">6.1. Bağış (zaman ve para) (% 30)</p>
<p>6.2. Güvenlik (% 30)</p>
<p>6.3. Topluluksal ilişki (% 20)</p>
<p>6.4. Aile (% 20)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#c00000" width="362" height="48">7. Kültürel çeşitlilik ve esneklik</td>
<td bgcolor="#c00000" width="273">7.1. Sanatsal beceriler (% 30)</p>
<p>7.2. Kültürel katılım (% 30)</p>
<p>7.3. Ana dilde konuşma (% 20)</p>
<p>7.4. Uyum yolu (% 20)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#bf8f00" width="362" height="48">8. Ekolojik çeşitlilik</td>
<td bgcolor="#bf8f00" width="273">8.1. Yaban yaşamı hasarı (% 40)</p>
<p>8.2. Kentsel meseleler (% 40)</p>
<p>8.3. Çevreye karşı sorumluluk (% 10)</p>
<p>8.4. Ekolojik meseleler (% 10)</td>
</tr>
</tbody>
<tbody>
<tr valign="TOP">
<td bgcolor="#7030a0" width="362" height="48">9. İyi yönetişim</td>
<td bgcolor="#7030a0" width="273">9.1. Siyasal katılma (% 40)</p>
<p>9.2. Hizmetler (% 40)</p>
<p>9.3. Yönetişim performansı (% 10)</p>
<p>9.4. Temel haklar (% 10)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>GlobalEconomy ENDEKSİ</p>
<p>2012’de yayına başlayan bu sitede ülkeler 0 (mutsuz) ile 10 arası puanlanarak mutlulukları ölçülmektedir. Raporda ülke halkları yaşam kalitelerini 0-10 arasında ölçeklendirerek değerlendirmektedir. 2022 sonuçlarına göre, 134 ülke arasında en mutlu ülke 7,8 puanla Finlandiya olurken, Türkiye 4,61 puanla 105’inci sırada yer alabilmiş. Neyse ki, Afganistan gibi 134&#8217;üncü olmamış, kısmet mi desek, kader yani yazgı mı? Yazgı dersek eğer, kim yazdı bu yazıyı yahu? Muhalefet mi?</p>
<p><strong>Dünya Mutluluk Raporu</strong></p>
<p>10 yıldır yayınlanan DMR (İngilizcesi ile World Happiness Report WHR) mutluluk ölçümü bir öznel iyilik hali ölçümü aslında. Bu da üç göstergeden oluşuyor: yaşam değerlemeleri, olumlu duygular (etkileme) ve olumsuz duygular (etkileme). Yaşam değerlemesi katılımcıların 0 (en kötü) ile 10 (en iyi) arasındaki zihinsel değerlemelerinden oluşuyor. Olumlu duygular, üç soruya evet-hayır yanıtlarından oluşuyor. Bu sorular şöyle: gülme, zevk alma, ilginç bir şeyi öğrenme veya yapma deneyimleri. Olumsuz duygular da aynı biçimde evet-hayır soruları. Bu sorular da şöyle: endişe, üzüntü ve kızgınlık deneyimleri ile ilgili. Sonra da ülkeler arasındaki mutluluk ortalamasını açıklayıcı bir regresyon çalışması yapılmış. Bu regresyonda da bağımsız değişkenler olarak “kişi başına GSMH, Sosyal destek, Doğumda yaşam beklentisi, Yaşam tercihlerini yapmada özgürlük, Cömertlik, Yolsuzluk algısı, Distopya ve Artık” gibi unsurlar kullanılmış.</p>
<p>DMR 2023 Raporu’nda ilk sırada 7,842 puan ile Finlandiya var. Sonuncu (146) ise 2,523 puan ile Afganistan. Çizelgede ülkemiz 4,948 puanla 102. sırada yer almış. Neden diye merak ederseniz, araştırabilirsiniz. Benim bir tahminim var elbette ama sizi etkilemeyeyim!</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Uzun sözün kısası, bir ulusun ya da ülkenin gelişmişliğini hâlâ salt ekonomik büyüme ile ve onu da bir yığın eleştiriye uğrayan bir yöntemle ölçülen Gayri Safi Millî Hasıla ile değerlendirmek yanlışından Türkiye vazgeçmelidir artık 2023’te. İvedilikle Bhutan’da tasarlanan dizgeye benzer bir tasarımla yeni bir bütünsel başarım modeli oluşturulmalı ve yukarıda andığımız diğer ölçümleri de göz önüne alarak Gayri Safi Millî Mutluluk ölçülmelidir.</p>
<p><strong>Okuma önerileri</strong></p>
<p>Mutluluk ekonomisi (Murat Şeker), Mutluluk ve İktisat (Gökhan Karabulut), Mutluluk Konservesi (Orhan Tüleylioğlu), Mutluluk Ekonomisi ve Mutluluğun Makroekonomik Belirleyicileri (Tuba Şahinoğlu), Manevi İhtiyaçlar ve Mutluluk Ekonomisi (Erdal Türkkan), Finans ve Mutluluk Ekonomisi (Ed. Şeyma Şahin Kutlu) vd.</p>
<p>Okumaları yaparken dinlemeniz önerisiyle bir de müzik parçası öneriyorum: Umutsuzluk kaçar türkülerimizden! (Yeni Gün Grubu, solist: Gültekin Tetik). Niye mi? Umut yoksa mutluluk yok da ondan! Kök (mut) nedeniyle!</p>
<p><strong>Melih Baş</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/mutluluk-ekonomisi-olcumler-ve-turkiye">Mutluluk ekonomisi: Ölçümler ve Türkiye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29652</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Barış için bilim</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/baris-icin-bilim</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2017 05:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dünya barış günü]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7580</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilimin barışın inşasındaki rolü nedir? Ve bir soru daha: Barış için bilim mümkün mü? 21. yüzyılda insanlığın savaşlardan kırıldığı, savaş ve çatışmalardan beslenen emperyalist sistemin dünya yaşam sistemini çöküş noktasına getirdiği bu dönemde bu soruların yanıtı daha da yaşamsal hale geldi. Hal böyle olunca, biz de Herkese Bilim Teknoloji dergisi olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bu konuyu çeşitli boyutları ile ele aldık. Gücün ve kaynakların eşitsiz dağılımı ve sahip olmayanlarla olanların aynı dünyada yaşıyor olmaları, şiddetin kaynağı ve barışın en büyük tehdidi. İnsanlık tarihi bunun sayısız örneği ile dolu. Burada bilimin savaşlara hizmet eden yönünü de göz ardı edemeyiz. Top ve kılıç ile başlayan, nükleer silah ile süregelen&#8230; Savaş ve savunma teknolojileri, ülke ekonomilerinin harcadığı onlarca para, kimi ülkelerin zenginliklerini bunun üzerine kurması… Peki, bu döngüyü kırmanın, tersine çevirmenin yolu yine de bilim olabilir mi? Neden olmasın? Neden bu seçeneğin olabilirliğini tartışmayalım? Şunu söyleyebiliriz: Toplumun çıkarlarına adanmış bir bilim bütün insanlar için yaşanabilir bir dünya inşa eder. Bilimin esas işlevi “Nasıl oluyor? Nasıl işliyor?” sorularının yanıtını aramak. İnsan en küçük moleküllerine kadar bu nedenle inceleniyor. DNA’lar çözülüyor, fonksiyonları inceleniyor, evren çok yönlü araştırılıp “nereden gelip nereye doğru” yol aldığı ve nasıl başladığı öğreniliyor. Orhan Bursalı “Belki de barışı sağlayacak güçleri bugüne kadar hep yanlış yerde aradık. Bilimin de günümüzde küresel bir güç olduğunu unutmayalım” diyor. Ve çarpıcı bir örnek veriyor: 2008-2012 ylları arasında dünyanın dört bir yanından toplam 8.500 bilim insanının, Hepatit C virüsü üzerine yayınlanan yüzlerce makalede ortak imzasının oluşu. Gerçekten de bilim güçleri ilk kez bu yıl sokaklara döküldü, ilk kez kendisi için siyaset sahnesine girdi. Ve bilime saldıran, bilimsel verilerin gerçek olmadığını, bilime alternatif “gerçek” bilgilerin olduğunu savunan Trump’a karşı başkaldırdı. Bilim, dünyanın bilgi havuzunu yaratan ana güç. Newton’dan Einstein’a, Max Planck’tan Galileo’ya, Kepler’den Darwin’e&#8230; Aziz Sancar’a kadar uzanan ve pek çoğu Nobel Ödülü ile taçlandırılan yaratıcılarda dolu bir tarihe sahibiz. Bursalı “Bunları anımsatıyoruz. Çünkü bizim zeki türümüzü kendi içindeki sıradanlıktan, ortalamalardan ayrıştıran bir uygarlıktan bahsedeceksek, bu onların üstün katkılarıyla gerçekleşti” diyor. Yazarlarımız dergide Bilim ve Barış’ı farklı yönleri ile irdeliyorlar. Bayram Ali Eşiyok, dünyada askeri harcamaların rakamsal boyutlarını yıllar içindeki gelişimini ülke karşılaştırmaları ile gözler önüne seriyor. Tabii dünya silah ithalatında ilk dokuz ülke içinde olan Türkiye’yi de işin içine katarak&#8230; Eşiyok önemli bir çalışmasını daha bizimle paylaşıyor: Bilim ve teknoloji politikalarının ekonomiler üzerindeki etkisini. Ayrıca Türkiye için bir çözüm önerisinde de bulunuyor. Müfit Akyos bilimin meraktan kaynaklanan özgürlük alanının kısıtlanmasının tehlikelerine dikkat çekiyor: “Bu kısıtlama, bilimin ulusların ve insanlığın sağlık, refah ve güvenliğine katkısını da kısıtlamaz mı?” Tanol Türkoğlu ise yaratıcı bir sloganla katılıyor bu tartışmaya: “Savaşma Dijitalleş!”. Türkoğlu, “Genç kuşakların oluşturmaya başladığı bilgi toplumu paradigması toplumsal yaşamı öyle değiştirecek ki, global barış bu hayatın doğal bir parçası olacak” diyor. Tabii bu işin bir de ama’sı var. En iyisi makalesini kendiniz okuyun&#8230; Haluk Oral ise Dünya Barış Ödülü çerçevesinde bizi olağanüstü bir yolculuğa çıkartıyor: Einstein, Russel, Nazım Hikmet ve Neruda’nın yaşamı bu ödülde nasıl buluşuyor? Keyifle okuyacaksınız. Evet, Barış ve Bilim’e hayli yer ayırdık ama dergimizin içeriği yine çok zengin. Örneğin; Yeryüzü’nde insan varlığının devasa yükünün ne olduğunu öğrenmek ister misiniz? Ya da Avrupa’nın en büyük keseli hayvanının Antalya’da keşfedildiğini? Emin Öngüner, Hyperloop’un 19. yüzyıla dayanan saklı geçmişini yazdı. Doğan Kuban, “Adnan Adıvar ve Bilim Tarihimiz” başlıklı yazısı ile tarihe ışık tuttu. Sağlık sayfalarımızda yaz aylarında gebelik, tiroit cerrahisinde son yenilikler ile karşınızdayız. Su içmek dışında susuzluğu en iyi hangi sıvının giderdiği ise bilim ve beslenme sayfamızda. Haftaya buluşuncaya dek iyi bayramlar ve keyifli okumalar.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/baris-icin-bilim">Barış için bilim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilimin barışın inşasındaki rolü nedir? Ve bir soru daha: Barış için bilim mümkün mü?</p>
<p>21. yüzyılda insanlığın savaşlardan kırıldığı, savaş ve çatışmalardan beslenen emperyalist sistemin dünya yaşam sistemini çöküş noktasına getirdiği bu dönemde bu soruların yanıtı daha da yaşamsal hale geldi.</p>
<p>Hal böyle olunca, biz de Herkese Bilim Teknoloji dergisi olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bu konuyu çeşitli boyutları ile ele aldık. Gücün ve kaynakların eşitsiz dağılımı ve sahip olmayanlarla olanların aynı dünyada yaşıyor olmaları, şiddetin kaynağı ve barışın en büyük tehdidi. İnsanlık tarihi bunun sayısız örneği ile dolu. Burada bilimin savaşlara hizmet eden yönünü de göz ardı edemeyiz. Top ve kılıç ile başlayan, nükleer silah ile süregelen&#8230; Savaş ve savunma teknolojileri, ülke ekonomilerinin harcadığı onlarca para, kimi ülkelerin zenginliklerini bunun üzerine kurması… Peki, bu döngüyü kırmanın, tersine çevirmenin yolu yine de bilim olabilir mi?</p>
<p>Neden olmasın? Neden bu seçeneğin olabilirliğini tartışmayalım?</p>
<p>Şunu söyleyebiliriz: Toplumun çıkarlarına adanmış bir bilim bütün insanlar için yaşanabilir bir dünya inşa eder. Bilimin esas işlevi “Nasıl oluyor? Nasıl işliyor?” sorularının yanıtını aramak. İnsan en küçük moleküllerine kadar bu nedenle inceleniyor. DNA’lar çözülüyor, fonksiyonları inceleniyor, evren çok yönlü araştırılıp “nereden gelip nereye doğru” yol aldığı ve nasıl başladığı öğreniliyor.</p>
<p>Orhan Bursalı “Belki de barışı sağlayacak güçleri bugüne kadar hep yanlış yerde aradık. Bilimin de günümüzde küresel bir güç olduğunu unutmayalım” diyor. Ve çarpıcı bir örnek veriyor: 2008-2012 ylları arasında dünyanın dört bir yanından toplam 8.500 bilim insanının, Hepatit C virüsü üzerine yayınlanan yüzlerce makalede ortak imzasının oluşu. Gerçekten de bilim güçleri ilk kez bu yıl sokaklara döküldü, ilk kez kendisi için siyaset sahnesine girdi. Ve bilime saldıran, bilimsel verilerin gerçek olmadığını, bilime alternatif “gerçek” bilgilerin olduğunu savunan Trump’a karşı başkaldırdı.</p>
<p>Bilim, dünyanın bilgi havuzunu yaratan ana güç. Newton’dan Einstein’a, Max Planck’tan Galileo’ya, Kepler’den Darwin’e&#8230; Aziz Sancar’a kadar uzanan ve pek çoğu Nobel Ödülü ile taçlandırılan yaratıcılarda dolu bir tarihe sahibiz. Bursalı “Bunları anımsatıyoruz. Çünkü bizim <strong>zeki</strong> türümüzü kendi içindeki sıradanlıktan, ortalamalardan ayrıştıran bir uygarlıktan bahsedeceksek, bu onların üstün katkılarıyla gerçekleşti” diyor.</p>
<p>Yazarlarımız dergide Bilim ve Barış’ı farklı yönleri ile irdeliyorlar. Bayram Ali Eşiyok, dünyada askeri harcamaların rakamsal boyutlarını yıllar içindeki gelişimini ülke karşılaştırmaları ile gözler önüne seriyor. Tabii dünya silah ithalatında ilk dokuz ülke içinde olan Türkiye’yi de işin içine katarak&#8230; Eşiyok önemli bir çalışmasını daha bizimle paylaşıyor: Bilim ve teknoloji politikalarının ekonomiler üzerindeki etkisini. Ayrıca Türkiye için bir çözüm önerisinde de bulunuyor.</p>
<p>Müfit Akyos bilimin meraktan kaynaklanan özgürlük alanının kısıtlanmasının tehlikelerine dikkat çekiyor: “Bu kısıtlama, bilimin ulusların ve insanlığın sağlık, refah ve güvenliğine katkısını da kısıtlamaz mı?” Tanol Türkoğlu ise yaratıcı bir sloganla katılıyor bu tartışmaya: “Savaşma Dijitalleş!”. Türkoğlu, “Genç kuşakların oluşturmaya başladığı bilgi toplumu paradigması toplumsal yaşamı öyle değiştirecek ki, global barış bu hayatın doğal bir parçası olacak” diyor. Tabii bu işin bir de ama’sı var. En iyisi makalesini kendiniz okuyun&#8230;</p>
<p>Haluk Oral ise Dünya Barış Ödülü çerçevesinde bizi olağanüstü bir yolculuğa çıkartıyor: Einstein, Russel, Nazım Hikmet ve Neruda’nın yaşamı bu ödülde nasıl buluşuyor? Keyifle okuyacaksınız.</p>
<p>Evet, Barış ve Bilim’e hayli yer ayırdık ama dergimizin içeriği yine çok zengin. Örneğin; Yeryüzü’nde insan varlığının devasa yükünün ne olduğunu öğrenmek ister misiniz? Ya da Avrupa’nın en büyük keseli hayvanının Antalya’da keşfedildiğini? Emin Öngüner, Hyperloop’un 19. yüzyıla dayanan saklı geçmişini yazdı. Doğan Kuban, “Adnan Adıvar ve Bilim Tarihimiz” başlıklı yazısı ile tarihe ışık tuttu. Sağlık sayfalarımızda yaz aylarında gebelik, tiroit cerrahisinde son yenilikler ile karşınızdayız. Su içmek dışında susuzluğu en iyi hangi sıvının giderdiği ise bilim ve beslenme sayfamızda.</p>
<p>Haftaya buluşuncaya dek iyi bayramlar ve keyifli okumalar.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/baris-icin-bilim">Barış için bilim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7580</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Paraguay bir kez daha dünyanın en mutlu ülkesi oldu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/paraguay-bir-kez-daha-dunyanin-en-mutlu-ulkesi-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2017 12:30:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Çad]]></category>
		<category><![CDATA[Ekvator]]></category>
		<category><![CDATA[Filipinler]]></category>
		<category><![CDATA[Gabon]]></category>
		<category><![CDATA[Gallup Global Emotions Report]]></category>
		<category><![CDATA[Guatemala]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[Kolombiya]]></category>
		<category><![CDATA[Kosta Rika]]></category>
		<category><![CDATA[Liberya]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Afrika Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Özbekistan]]></category>
		<category><![CDATA[Panama]]></category>
		<category><![CDATA[Paraguay]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[Sierra Leone]]></category>
		<category><![CDATA[Şili]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[Togo]]></category>
		<category><![CDATA[Uganda]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapındaki halkların, duygusal refahı hakkında yayınlanan yeni bir rapor, dünyanın en mutlu ülkesinin Paraguay olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye ise en mutsuzlar arasında. Raporda ayrıca, üst üste iki yıldır ilk sırada yer alan Paraguay en mutlu ülke olarak belirlendi. En mutsuz ülke ise Yemen&#8217;di. Araştırmacılar anketi telefonla ya da 15 yaş ve üstü kişilerle yüz yüze görüşmeler yaparak tamamladı. Gallup, 2015 yılındaki en az mutlu ülke olan Suriye&#8217;nin bu yıl ankete dahil edilmediğini çünkü sürmekte olan iç savaşın bir güvenlik meselesi olduğunu belirtti. Araştırmacılar, katılımcıların olumlu deneyimlerini değerlendirmek için bir gün önce iyi dinlenip dinlenmedikleri, kendilerini saygın hissedip hissetmedikleri ve kendi kendilerine eğlenip eğlenemedikleri gibi sorular sordu. Olumsuz deneyimler için ise, bir gün önce fiziksel ağrı, endişe, üzüntü, stres ve öfke duygusu hissedip hissetmedikleri soruldu. Gallup, bu sonuçları her ülke için genel bir skor belirlemek için kullandı. Dünyanın en mutlu ülkeleri Dünya çapındaki insanların yüzde 70&#8217;inden fazlası gülümsediğini ya da çok güldüğünü, insanların ona saygılı davrandığını, keyifli ve iyi dinlenmiş hissettiğini bildirdi. Rapora göre, &#8220;bölgedeki kültürel eğilimlerin hayatın pozitif yönlerine odaklanması&#8221; nedeniyle Latin Amerika ve Güney Amerika, dünyanın en mutlu ülkelerinden birçoğuna ev sahipliği yapıyor. Olumlu deneyim puanlarıyla dünyanın en mutlu ülkeleri şunlar: Paraguay, 84 Kosta Rika, 83 Panama, 82 Filipinler, 82 Özbekistan, 82 Ekvator, 81 Guatemala, 81 Meksika, 81 Norveç, 81 Şili, 80 Kolombiya, 80 Rapora göre ABD, Lüksemburg, Almanya, Bolivya, Brezilya, Avusturya, İngiltere, Mali ve Güney Afrika gibi diğer sekiz ülke ile benzer şekilde 75 puan aldı ve 38. sıraya yerleşti. Çatışmaların yaşandığı Ukrayna, Irak, Yemen ve Türkiye gibi ülkelerde olumlu duyguların en düşük seviyede olduğu bildirildi. Ortadoğu ve Kuzey Afrika&#8217;daki ülkeler pozitif deneyim endeksinde en düşük sıralamaya sahip ancak Gallup, bu bölgelerdeki altı ülkede 2016 yılında ortalamanın üstünde bir mutluluk olduğunu bildirdi. 2016&#8217;da pozitiflik oranının en düşük olduğu ülkelerden bazıları da Sovyet sonrası devletler oldu. En stresli, en üzgün, en öfkeli Irak, 58 puanla en yüksek olumsuz endeks skoruna sahip. Son yıllarda Irak beşinci kez listede birinci sıraya yerleşti. Yunan katılımcıların yüzde 67&#8217;si çok stresli bir gün geçirdiğini söyledi ve bu değerler ile Yunanistan, en stresli ülke oldu. Bunun yüksek işsizlik oranları nedeniyle olabilir. Savaşla parçalanmış Orta Afrika Cumhuriyeti en kaygılı, İran en öfkeli ve Liberya en üzgün ülke oldu. Rapora göre Kırgızistan, 12 puan ile en düşük negatiflik puanına sahip. ABD ise Dominik Cumhuriyeti, Arjantin, Makedonya ve Güney Afrika ile benzer şekilde 32 puan aldı ve 57. sırada yer aldı. Gallup, dünya genelinde insanların yüzde 36&#8217;sının endişe duyduğunu; yüzde 35&#8217;inin stresli olduğunu, yüzde 30&#8217;unun da fiziksel ağrı hissettiğini belirtti. Olumsuz deneyimleri en çok olan ülkeler: Irak, 58 Güney Sudan, 55 İran, 52 Liberya, 52 Orta Afrika Cumhuriyeti, 48 Togo, 48 Çad, 47 Sierra Leone, 47 Uganda, 46 Gabon, 43 Genel olarak, Ekvator, El Salvador ve Liberya 2016&#8217;daki en duygusal ülkelerdi ve bu ülkelerdeki 10 kişiden, 6’sı bir gün önce yoğun olumlu ya da olumsuz duygular yaşadıklarını söylüyordu. Rusya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde ise 10 kişiden sadece 4’ü önceki gün, ankette sorulan duyguların herhangi birini yaşadığını belirtti. Bu ülkeler anketin en az duygusal ülkeleri oldu. Kaynak: www.livescience.com/59633-2017-report-on-world-happiness.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/paraguay-bir-kez-daha-dunyanin-en-mutlu-ulkesi-oldu">Paraguay bir kez daha dünyanın en mutlu ülkesi oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya çapındaki halkların, duygusal refahı hakkında yayınlanan yeni bir rapor, dünyanın en mutlu ülkesinin Paraguay olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye ise en mutsuzlar arasında.</strong></p>
<div id="attachment_12180" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-12180" class="wp-image-12180 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/iguazu.jpg" alt="" width="758" height="501" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/iguazu.jpg 758w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/iguazu-300x198.jpg 300w" sizes="(max-width: 758px) 100vw, 758px" /><p id="caption-attachment-12180" class="wp-caption-text">Dünyanın en mutlu ülkeleri Arjantin, Brezilya ve Paraguay&#8217;ın sınırlarından geçen Iguazu Şelaleleri</p></div>
<p>Raporda ayrıca, üst üste iki yıldır ilk sırada yer alan Paraguay en mutlu ülke olarak belirlendi. En mutsuz ülke ise Yemen&#8217;di.</p>
<p>Araştırmacılar anketi telefonla ya da 15 yaş ve üstü kişilerle yüz yüze görüşmeler yaparak tamamladı. Gallup, 2015 yılındaki en az mutlu ülke olan Suriye&#8217;nin bu yıl ankete dahil edilmediğini çünkü sürmekte olan iç savaşın bir güvenlik meselesi olduğunu belirtti.</p>
<p>Araştırmacılar, katılımcıların olumlu deneyimlerini değerlendirmek için bir gün önce iyi dinlenip dinlenmedikleri, kendilerini saygın hissedip hissetmedikleri ve kendi kendilerine eğlenip eğlenemedikleri gibi sorular sordu. Olumsuz deneyimler için ise, bir gün önce fiziksel ağrı, endişe, üzüntü, stres ve öfke duygusu hissedip hissetmedikleri soruldu. Gallup, bu sonuçları her ülke için genel bir skor belirlemek için kullandı.</p>
<p><strong>Dünyanın en mutlu ülkeleri</strong></p>
<p>Dünya çapındaki insanların yüzde 70&#8217;inden fazlası gülümsediğini ya da çok güldüğünü, insanların ona saygılı davrandığını, keyifli ve iyi dinlenmiş hissettiğini bildirdi. Rapora göre, &#8220;bölgedeki kültürel eğilimlerin hayatın pozitif yönlerine odaklanması&#8221; nedeniyle Latin Amerika ve Güney Amerika, dünyanın en mutlu ülkelerinden birçoğuna ev sahipliği yapıyor. Olumlu deneyim puanlarıyla dünyanın en mutlu ülkeleri şunlar:</p>
<ol>
<li>Paraguay, 84</li>
<li>Kosta Rika, 83</li>
<li>Panama, 82</li>
<li>Filipinler, 82</li>
<li>Özbekistan, 82</li>
<li>Ekvator, 81</li>
<li>Guatemala, 81</li>
<li>Meksika, 81</li>
<li>Norveç, 81</li>
<li>Şili, 80</li>
<li>Kolombiya, 80</li>
</ol>
<p>Rapora göre ABD, Lüksemburg, Almanya, Bolivya, Brezilya, Avusturya, İngiltere, Mali ve Güney Afrika gibi diğer sekiz ülke ile benzer şekilde 75 puan aldı ve 38. sıraya yerleşti.</p>
<p>Çatışmaların yaşandığı Ukrayna, Irak, Yemen ve Türkiye gibi ülkelerde olumlu duyguların en düşük seviyede olduğu bildirildi.</p>
<p>Ortadoğu ve Kuzey Afrika&#8217;daki ülkeler pozitif deneyim endeksinde en düşük sıralamaya sahip ancak Gallup, bu bölgelerdeki altı ülkede 2016 yılında ortalamanın üstünde bir mutluluk olduğunu bildirdi. 2016&#8217;da pozitiflik oranının en düşük olduğu ülkelerden bazıları da Sovyet sonrası devletler oldu.</p>
<p><strong>En stresli, en üzgün, en öfkeli</strong></p>
<p>Irak, 58 puanla en yüksek olumsuz endeks skoruna sahip. Son yıllarda Irak beşinci kez listede birinci sıraya yerleşti.</p>
<p>Yunan katılımcıların yüzde 67&#8217;si çok stresli bir gün geçirdiğini söyledi ve bu değerler ile Yunanistan, en stresli ülke oldu. Bunun yüksek işsizlik oranları nedeniyle olabilir. Savaşla parçalanmış Orta Afrika Cumhuriyeti en kaygılı, İran en öfkeli ve Liberya en üzgün ülke oldu.</p>
<p>Rapora göre Kırgızistan, 12 puan ile en düşük negatiflik puanına sahip. ABD ise Dominik Cumhuriyeti, Arjantin, Makedonya ve Güney Afrika ile benzer şekilde 32 puan aldı ve 57. sırada yer aldı.</p>
<p>Gallup, dünya genelinde insanların yüzde 36&#8217;sının endişe duyduğunu; yüzde 35&#8217;inin stresli olduğunu, yüzde 30&#8217;unun da fiziksel ağrı hissettiğini belirtti.</p>
<p>Olumsuz deneyimleri en çok olan ülkeler:</p>
<ol>
<li>Irak, 58</li>
<li>Güney Sudan, 55</li>
<li>İran, 52</li>
<li>Liberya, 52</li>
<li>Orta Afrika Cumhuriyeti, 48</li>
<li>Togo, 48</li>
<li>Çad, 47</li>
<li>Sierra Leone, 47</li>
<li>Uganda, 46</li>
<li>Gabon, 43</li>
</ol>
<p>Genel olarak, Ekvator, El Salvador ve Liberya 2016&#8217;daki en duygusal ülkelerdi ve bu ülkelerdeki 10 kişiden, 6’sı bir gün önce yoğun olumlu ya da olumsuz duygular yaşadıklarını söylüyordu. Rusya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde ise 10 kişiden sadece 4’ü önceki gün, ankette sorulan duyguların herhangi birini yaşadığını belirtti. Bu ülkeler anketin en az duygusal ülkeleri oldu.<br />
<strong><br />
</strong><strong>Kaynak:</strong><a href="https://www.livescience.com/59633-2017-report-on-world-happiness.html"><strong> www.livescience.com/59633-2017-report-on-world-happiness.html</strong></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/paraguay-bir-kez-daha-dunyanin-en-mutlu-ulkesi-oldu">Paraguay bir kez daha dünyanın en mutlu ülkesi oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7104</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zeka her kapıyı açan bir anahtar mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/zeka-her-kapiyi-acan-bir-anahtar-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2017 08:39:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[çevre faktörü]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[IQ]]></category>
		<category><![CDATA[öngörü]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorun çözme]]></category>
		<category><![CDATA[uzun ömür]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek IQ]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Aziz Sancar, zeka düzeyini ölçen IQ testlerine çok inanmadığını belirtti. Sancar, &#8220;Üstün zekanın ölçüldüğü IQ testleri neyi, ne kadar ölçüyor. Bu testlerde ben orta düzeyde çıkıyorum. Başarı için tek anahtar çok çalışmak&#8221; diyor. Gerçekten de zeka pek çoğumuzun sandığı gibi her kapıyı açan bir anahtar mı? Sadece mutluluğun anahtarı olmadığı kesin. Kimse bir sayıdan ibaret olmak istemez. Ancak farkında olsanız da olmasanız da sizi anlatan bir sayı vardır: IQ dereceniz, ya da açmak gerekirse entelektüel zekanız. Edinburgh Üniversitesi’nde zeka konusundaki araştırmalarıyla tanınan Stuart Ritchie’ye göre aslında IQ, bir insanın ömrü, sağlığı veya refahı üzerine muazzam veriler içeren bir yol göstericidir. Psikologlar da, benzer bulgular bulmaya devam ediyorlar. Ritchie, Zeka: Önemli Olan Tek Şey (Intelligence: All that Matters) adlı yeni kitabında IQ’nun yapabileceklerimizin sınırını koymadığını ancak bize bir çıkış noktası sunduğunu savunuyor ve bazı insanların da diğerlerinden daha önde yaşam mücadelesine başladığını kabul ediyor. 1.Çoğu insan ortalama zekaya sahiptir IQ’yla ilgili ilk akla gelen şey, bunun mantık, hafıza, edinilmiş bilgi ve zihinsel işleme hızına dair birçok testin sonucunda ortaya çıkarılmış bir puan olduğu. Elde edilen alt puanlar toplanıyor ve ardından bu toplam, nüfusun geri kalanıyla karşılaştırılıyor. İyi bir ortalama zeka 100 IQ kabul ediliyor. (Not: Tam bir IQ testi saatler alan, yoğun bir işlemdir. Testin eğitimli biri tarafından yapılması ve bazı bölümlerde zaman tutulması gerekmektedir. İnternette karşınıza çıkan ücretsiz testler, doğru sonuçlar vermez). Karşılaştığınız insanların çoğu genellikle ortalama zekaya, küçük bir kısmı da üstün zekaya sahiptir. Dünya nüfusunun yalnızca % 2.2’sinin 130 veya üstü IQ’su vardır. Asıl şaşırtıcı olan ise, bu testlerden birinde iyi sonuç alan kişilerin, diğer testlerde de iyi sonuç almasıdır. Yani yanıp sönen bir ışığı ne kadar hızlı kapatabileceğiniz (zeka testlerinden bir bölüm) sözlü ve mekânsal mantığınızla ilişkili. Psikologlar, puanların birbirleriyle örtüşmesine &#8220;G&#8221; faktörü veya genel zeka faktörü diyor. Bu G faktörünün beynin hangi bölgesinde ve nasıl bulunduğu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Ancak ne kadar para kazanacağınız, ne denli üretken olacağınız ve en tüyler ürperticisi, erken ölüp ölmeyeceğiniz konusunda bilgi verebilecek bir yol gösterici. 2.Yüksek IQ’ya sahip olmak sizi ölümden korur Bu madde biraz rahatsız edici gelebilir ancak yapılan araştırmalara göre IQ’su yüksek olan insanların daha sağlıklı olduğu ve diğer insanlardan daha uzun yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Bir milyon İsveçli arasında yapılan araştırmada, en yüksek IQ’ya sahip olanlar ile en düşük IQ’ya sahip olanlar arasındaki ölüm riskinde üç kat fark bulunmuştur. Bunun elbette bazı farklı sebepleri de olabilir. Örneğin yüksek IQ’lu insanlar diğerlerine göre daha fazla para kazanır, bu da onların beslenmelerine dikkat edebilmelerini kolaylaştırırken kaliteli sağlık hizmetlerine de rahatlıkla erişebilmelerini sağlar. Ayrıca yüksek IQ’lu insanların kazalardan veya aksiliklerden kaçınma konusunda daha dikkatli olmaları da bunun başka bir sebebi olabilir. Yüksek IQ’lu insanların trafik kazasında ölme oranının daha az olması da bunun bir göstergesidir. 3.IQ’nun başarılı bir kariyer ve refah ile ilişkili olması, mutlulukla da bağlantılı olduğu anlamına gelmez. Ölümlülük oranında da olduğu gibi, IQ ile başarılı bir kariyer arasındaki bağlantı da doğru orantılıdır: Yüksek IQ’lu insanlar daha iyi birer çalışan olduklarından daha fazla para kazanırlar. Söz konusu oranlar -1 ile 1 arasında değişiyor. 1 oranı demek, IQ’da görülecek herhangi bir artışın diğer değişkenlerde de (ölüm oranı veya refah gibi) aynı artışı göstermesi anlamına geliyor. Ancak hayat o kadar mükemmel değil. Oranların çoğu genellikle 0.5’ten düşük. Bu da, kişilere özgü farklılıklara büyük bir pay kaldığı anlamına geliyor. Yani çok zeki olmalarına rağmen işlerinde başarısız olan insanlar da mevcut; ancak sizin onlarla karşılaşma ihtimaliniz çok daha az. Yüksek IQ’nun bütün faydaları göz önüne alındığında da -refah, sağlık, uzun ömür- bu insanların diğerlerinden çok daha mutlu olacağı beklenilir, ancak bu durum da genellikle beklendiği gibi değildir. Ritchie’ye göre IQ ile mutluluk arasındaki ilişki genellikle doğru orantılı olmasına rağmen çoğu zaman bu korelasyon küçüktür ve istatistiksel açıdan pek de anlamlı değildir. Ayrıca genel olarak bakıldığında IQ’nun hayatta ilerlememizi sağlayan kişilik faktörleriyle bir bağlantısı yoktur. IQ’nun ilişkili olduğu tek kişilik özelliği tecrübeye açık olma özelliğidir. Ritchie’ye göre yüksek zekalı insanlar tecrübe edinmeye daha açık olur, daha çok düşünür ve yeni bilgilere erişmekten zevk alır. 4.Muhtemelen elinizde olanla yetinmeniz gerekecek. Yapılan araştırmalara göre zeki bir çocuk, yaşlandığında da zeki bir insan olur. Bu çizelge, 11 yaşında yaptıkları IQ testini 90 yaşında bir daha yapan bir gruba yönelik İskoçya’da yapılan bir araştırmayı göstermektedir. Her ne kadar zeka genellikle yaşla birlikte gerilese de, küçüklüğünde yüksek IQ’ya sahip olan insanların yaşlandıklarında da zekalarını korudukları görülebilir. 5.Zeka 20’li yaşlarınızın ortasından sonlarına doğru doruğa ulaşır, sonra yavaş yavaş azalır. 20’li yaşlarınızın ortalarından sonra “kristalleşmiş zekanız” yani bilgi birikiminiz durağanlaşırken “akışkan zekanız” yani yeni sorunları çözme yeteneğiniz de azalmaya başlar. Zeka hızınız ise oldukça yavaşlar. Ritchie’ye göre zekadaki yaşla bağlantılı düşüşleri anlamak, IQ biyolojisi üzerine araştırmalar yapılmasının en önemli sebeplerinden biridir. 6.IQ’daki değişikliklerin yaklaşık yarısı genetik ile açıklanabilir Tek yumurta ikizleri ile çift yumurta ikizlerinin karşılaştırılmasıyla yapılan araştırmalarda IQ’nun yaklaşık yarısının genetikle bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Ancak ikizlerin genlerinin çocukken değil büyüdükleri zamanki IQ’ları için daha önemli bir rol oynadığı belirlendi. Sebebi ise anlaşılmış değil. Zeka araştırmacıları Robert Plomin ve Ian Deary’ye göre bunun sebebi, çocuklar seçim yaptıkça, değiştikçe veya genetik eğilimleriyle bağlantılı çevreler yarattıkça mevcut küçük genetik farklılıkların da büyümesi olabilir. Şöyle düşünün: Genetik eğilimi kendisini zeki olmaya yönlendiren bir çocuk kütüphanede daha fazla vakit geçirmek isteyebilir. Ancak 6 yaşında küçük bir çocuğun bunu tek başına yapamaya izni yokken 16 yaşında biri için bu sorun teşkil etmeyecektir. Yani yaşımız ilerledikçe çevremizi daha da kontrol altına alabiliyoruz. Yarattığımız çevreler de genlerimizin potansiyelini genişletebiliyor. 7.Zeka konusundaki tek önemli şey genlerimiz değildir Genetiğiniz, IQ’nuz konusunda kaderinizi belirlemiyor. IQ’ya yönelik değişkenliğin yaklaşık yarısı çevreye bağlı. Besin, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, IQ’nuzda büyük rol oynuyor. Ancak genel olarak bakıldığında IQ’yu etkileyen çevresel faktörlerin çoğu, biyoloji kadar iyi anlaşılmış değil. Ritchie’ye göre konu çevreye gelince kesin bir yargıda bulunmak oldukça zor, zira insanların yaşamları ve yaşadıkları ortamlar oldukça karmaşık, bu nedenle de herhangi bir çevresel faktörün insan zekasına etkisi tamamen rastlantısal olabilir. 8.İnsanların zekası giderek artıyor Flynn etkisi de denen bu durum, muhtemelen çocukların beslenmesindeki, sağlık hizmetlerindeki ve eğitimdeki kalite artışının bir sonucu. (Ritchie’nin kitapta anlattığına göre bunun sebebi, bilginin ekonomimizin motoru olarak görülmeye başlanması ve bunun da IQ testlerindeki soyut düşünce tarzını teşvik etmiş olması olabilir) 9.IQ, gelişmekte olan ülkelerde daha hızla yükseliyor IQ’daki en büyük yükseliş, çocukluktaki beslenme kalitesinin (genellikle iyot takviyeleri sayesinde) ve sağlık hizmetlerine erişimin arttığı, gelişmekte olan ülkelerde görülüyor. Aslına bakarsanız Flynn etkisinin gelişmiş ülkelerde azalmakta olduğuna dair bazı bulgular mevcut. Ritchie’ye göre bunun sebebi IQ’yu geliştirdiğini bildiğimiz kolay ulaşılabilir şeyleri (standart eğitim veya beslenme gibi) tüketmemiz olabilir. Zeka: Akıllılık, sorun çözmede beceriklilik, öngörü ve yaratıcılık&#8230; Bilim adamlarının büyük bir çoğunluğuna göre, zekanın özünü akıllılık, alışılmışın dışındaki sorunları çözmedeki beceriklilik oluşturur. Özellikle de tepeden tırnağa taktik, ancak stratejiden yoksun biriyle karşı karşıya gelenler, öngörünün de zekanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu öne sürerler. Kimileri yaratıcılığı da bu listeye eklerler. Bana soracak olursanız, ben Cambridge Üniversitesi sinirbilim uzmanlarından Horace Barlow’un zekaya yaklaşımından yanayım. Barlow’a göre zeka, bir şeylerin temelinde yatan yeni bir düzeni ortaya çıkaran bir kestirimde bulunmaktan oluşur. Bu görüşüyle, Barlow zeka kavramını, bir soruna çözüm getirmek, benzer bir görüş ya da olayın mantığını belirlemek, hoşa gidecek bir uyum sağlamak, ya da bir şeyin ardından nelerin geleceğini kestirmek gibi, oldukça geniş bir yelpazeye yerleştiriyor. Aslında hepimizin hemen hemen her zaman bir şeyin ardından neyin geleceği konusunda kestirimlerde bulunuruz. Bir fıkranın beklemediğimiz bir biçimde sonuçlanması karşısında şaşkınlığa kapılmamız da işte bundandır. Tanımlarda farklılık normal Zeka, tıpkı bilinç gibi, tümüyle açıklığa kavuşturulmamış bir kavram olduğundan, buna getirilecek bir tanımlamanın herkes tarafından kabul edilmesi hemen hemen olanaksızdır. Gerek zeka, gerekse bilinç zeki yaşamımızın en üst noktasını oluşturmakla birlikte, bu iki kavram sıklıkla çok daha basit zeki süreçlerle karıştırılmaktadır. Bu tür basit sinirsel düzenekler, hiç kuşkusuz, mantık ve eğretileme ile ilgili yeteneklerimizin kaynağı olabilir. Ama asıl sorun bu kaynağın nasıl oluştuğudur ki, bu da hem evrimsel hem de nörofizyolojik bir soru niteliğini taşımaktadır. İnsan zekasını kavrayabilmek için bu soruya her iki açıdan da bir yanıt getirilmesi gerekmektedir. Bu yanıtlar yapay ya da alışılagelmişin dışında bir zekanın nasıl geliştiği konusuna bile ışık tutabilir. Zekamız öteki hayvanlara kıyasla çok daha fazla şeylere sahip oluşumuzun bir ürünü müdür? İki milimetre kalınlığındaki beyin kabuğu (korteks) beynin yeni çağrışımlar yaratmada en etkin bölümüdür. İnsan beyninin kabuğu son derece kıvrımlıdır, ancak bu kıvrımlar düzeltildiğinde dört daktilo sayfası uzunluğunda bir yer kaplar. Oysa ki, şempanzelerde bunun boyutu bir daktilo sayfası, maymunlarda bir kartpostal, farelerde ise bir pulun ki kadardır. Ne var ki, salt niceliksel bir açıklama eksik gibi görünmektedir. Bana göre insan zekası öncelikle beynin, dil gibi, belli alanlarda uzmanlaşmasının bir ürünüdür. İnsanların evrim süreci içinde böylesi bir uzmanlaşma onların akıl ve öngörü açısından önemli bir atılım yapmalarına olanak tanımıştır. Bu uzmanlaşma, eğer sandığım gibi, dil, el ve kol devinimlerinin tasarlanması, müzik ve dans gibi konulara özgü kimi ustalıkların gelişmesiyle ilgiliyse, o zaman açıklayıcı gücü de çok daha fazla demektir. Zeka bölümünüzün (IQ) belirlenmesinde en önemli iki etmen, belli bir süre içinde alışılmışın dışında kaç soruyu yanıtlayabildiğiniz ve kafanızda canlandırdığınız yarım düzine imgeyi aynı anda değerlendirirken ne denli başarılı olduğunuzdur. Derleyen: Sevda Deniz Karali Kaynak: www.vox.com/2016/5/24/11723182/iq-test-intelligence</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/zeka-her-kapiyi-acan-bir-anahtar-mi">Zeka her kapıyı açan bir anahtar mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Aziz Sancar, zeka düzeyini ölçen IQ testlerine çok inanmadığını belirtti. Sancar, &#8220;Üstün zekanın ölçüldüğü IQ testleri neyi, ne kadar ölçüyor. Bu testlerde ben orta düzeyde çıkıyorum. Başarı için tek anahtar çok çalışmak&#8221; diyor. Gerçekten de zeka pek çoğumuzun sandığı gibi her kapıyı açan bir anahtar mı? Sadece mutluluğun anahtarı olmadığı kesin. </strong></p>
<p>Kimse bir sayıdan ibaret olmak istemez. Ancak farkında olsanız da olmasanız da sizi anlatan bir sayı vardır: IQ dereceniz, ya da açmak gerekirse entelektüel zekanız.</p>
<p>Edinburgh Üniversitesi’nde zeka konusundaki araştırmalarıyla tanınan <strong>Stuart Ritchie’</strong>ye göre aslında IQ, bir insanın ömrü, sağlığı veya refahı üzerine muazzam veriler içeren bir yol göstericidir. Psikologlar da, benzer bulgular bulmaya devam ediyorlar.</p>
<p><strong>Ritchie, Zeka: Önemli Olan Tek Şey (Intelligence: All that Matters)</strong> adlı yeni kitabında IQ’nun yapabileceklerimizin sınırını koymadığını ancak bize bir çıkış noktası sunduğunu savunuyor ve bazı insanların da diğerlerinden daha önde yaşam mücadelesine başladığını kabul ediyor.</p>
<p><strong>1.Çoğu insan ortalama zekaya sahiptir</strong></p>
<p>IQ’yla ilgili ilk akla gelen şey, bunun mantık, hafıza, edinilmiş bilgi ve zihinsel işleme hızına dair birçok testin sonucunda ortaya çıkarılmış bir puan olduğu. Elde edilen alt puanlar toplanıyor ve ardından bu toplam, nüfusun geri kalanıyla karşılaştırılıyor. İyi bir ortalama zeka 100 IQ kabul ediliyor.</p>
<p>(Not: Tam bir IQ testi saatler alan, yoğun bir işlemdir. Testin eğitimli biri tarafından yapılması ve bazı bölümlerde zaman tutulması gerekmektedir. İnternette karşınıza çıkan ücretsiz testler, doğru sonuçlar vermez).</p>
<p>Karşılaştığınız insanların çoğu genellikle ortalama zekaya, küçük bir kısmı da üstün zekaya sahiptir. Dünya nüfusunun yalnızca % 2.2’sinin 130 veya üstü IQ’su vardır.</p>
<p>Asıl şaşırtıcı olan ise, bu testlerden birinde iyi sonuç alan kişilerin, diğer testlerde de iyi sonuç almasıdır. Yani yanıp sönen bir ışığı ne kadar hızlı kapatabileceğiniz (zeka testlerinden bir bölüm) sözlü ve mekânsal mantığınızla ilişkili.</p>
<p>Psikologlar, puanların birbirleriyle örtüşmesine &#8220;G&#8221; faktörü veya genel zeka faktörü diyor.</p>
<p>Bu G faktörünün beynin hangi bölgesinde ve nasıl bulunduğu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Ancak ne kadar para kazanacağınız, ne denli üretken olacağınız ve en tüyler ürperticisi, erken ölüp ölmeyeceğiniz konusunda bilgi verebilecek bir yol gösterici.</p>
<p><strong>2.Yüksek IQ’ya sahip olmak sizi ölümden korur</strong></p>
<p>Bu madde biraz rahatsız edici gelebilir ancak yapılan araştırmalara göre IQ’su yüksek olan insanların daha sağlıklı olduğu ve diğer insanlardan daha uzun yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Bir milyon İsveçli arasında yapılan araştırmada, en yüksek IQ’ya sahip olanlar ile en düşük IQ’ya sahip olanlar arasındaki ölüm riskinde üç kat fark bulunmuştur.</p>
<p>Bunun elbette bazı farklı sebepleri de olabilir. Örneğin yüksek IQ’lu insanlar diğerlerine göre daha fazla para kazanır, bu da onların beslenmelerine dikkat edebilmelerini kolaylaştırırken kaliteli sağlık hizmetlerine de rahatlıkla erişebilmelerini sağlar.</p>
<p>Ayrıca yüksek IQ’lu insanların kazalardan veya aksiliklerden kaçınma konusunda daha dikkatli olmaları da bunun başka bir sebebi olabilir. Yüksek IQ’lu insanların trafik kazasında ölme oranının daha az olması da bunun bir göstergesidir.</p>
<p><strong>3.IQ’nun başarılı bir kariyer ve refah ile ilişkili olması, mutlulukla da bağlantılı olduğu anlamına gelmez.</strong></p>
<p>Ölümlülük oranında da olduğu gibi, IQ ile başarılı bir kariyer arasındaki bağlantı da doğru orantılıdır: Yüksek IQ’lu insanlar daha iyi birer çalışan olduklarından daha fazla para kazanırlar.</p>
<p>Söz konusu oranlar -1 ile 1 arasında değişiyor. 1 oranı demek, IQ’da görülecek herhangi bir artışın diğer değişkenlerde de (ölüm oranı veya refah gibi) aynı artışı göstermesi anlamına geliyor. Ancak hayat o kadar mükemmel değil.</p>
<p>Oranların çoğu genellikle 0.5’ten düşük. Bu da, kişilere özgü farklılıklara büyük bir pay kaldığı anlamına geliyor. Yani çok zeki olmalarına rağmen işlerinde başarısız olan insanlar da mevcut; ancak sizin onlarla karşılaşma ihtimaliniz çok daha az.</p>
<p>Yüksek IQ’nun bütün faydaları göz önüne alındığında da -refah, sağlık, uzun ömür- bu insanların diğerlerinden çok daha mutlu olacağı beklenilir, ancak bu durum da genellikle beklendiği gibi değildir.</p>
<p>Ritchie’ye göre IQ ile mutluluk arasındaki ilişki genellikle doğru orantılı olmasına rağmen çoğu zaman bu korelasyon küçüktür ve istatistiksel açıdan pek de anlamlı değildir.</p>
<p>Ayrıca genel olarak bakıldığında IQ’nun hayatta ilerlememizi sağlayan kişilik faktörleriyle bir bağlantısı yoktur. IQ’nun ilişkili olduğu tek kişilik özelliği tecrübeye açık olma özelliğidir. Ritchie’ye göre yüksek zekalı insanlar tecrübe edinmeye daha açık olur, daha çok düşünür ve yeni bilgilere erişmekten zevk alır.</p>
<p><strong>4.Muhtemelen elinizde olanla yetinmeniz gerekecek.</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre zeki bir çocuk, yaşlandığında da zeki bir insan olur.</p>
<p>Bu çizelge, 11 yaşında yaptıkları IQ testini 90 yaşında bir daha yapan bir gruba yönelik İskoçya’da yapılan bir araştırmayı göstermektedir.</p>
<p>Her ne kadar zeka genellikle yaşla birlikte gerilese de, küçüklüğünde yüksek IQ’ya sahip olan insanların yaşlandıklarında da zekalarını korudukları görülebilir.</p>
<p><strong>5.Zeka 20’li yaşlarınızın ortasından sonlarına doğru doruğa ulaşır, sonra yavaş yavaş azalır.</strong></p>
<p>20’li yaşlarınızın ortalarından sonra “kristalleşmiş zekanız” yani bilgi birikiminiz durağanlaşırken “akışkan zekanız” yani yeni sorunları çözme yeteneğiniz de azalmaya başlar. Zeka hızınız ise oldukça yavaşlar.</p>
<p>Ritchie’ye göre zekadaki yaşla bağlantılı düşüşleri anlamak, IQ biyolojisi üzerine araştırmalar yapılmasının en önemli sebeplerinden biridir.</p>
<p><strong>6.IQ’daki değişikliklerin yaklaşık yarısı genetik ile açıklanabilir</strong></p>
<p>Tek yumurta ikizleri ile çift yumurta ikizlerinin karşılaştırılmasıyla yapılan araştırmalarda IQ’nun yaklaşık yarısının genetikle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Ancak ikizlerin genlerinin çocukken değil büyüdükleri zamanki IQ’ları için daha önemli bir rol oynadığı belirlendi. Sebebi ise anlaşılmış değil.</p>
<p>Zeka araştırmacıları Robert Plomin ve Ian Deary’ye göre bunun sebebi, çocuklar seçim yaptıkça, değiştikçe veya genetik eğilimleriyle bağlantılı çevreler yarattıkça mevcut küçük genetik farklılıkların da büyümesi olabilir.</p>
<p>Şöyle düşünün: Genetik eğilimi kendisini zeki olmaya yönlendiren bir çocuk kütüphanede daha fazla vakit geçirmek isteyebilir. Ancak 6 yaşında küçük bir çocuğun bunu tek başına yapamaya izni yokken 16 yaşında biri için bu sorun teşkil etmeyecektir.</p>
<p>Yani yaşımız ilerledikçe çevremizi daha da kontrol altına alabiliyoruz. Yarattığımız çevreler de genlerimizin potansiyelini genişletebiliyor.</p>
<p><strong>7.Zeka konusundaki tek önemli şey genlerimiz değildir</strong></p>
<p>Genetiğiniz, IQ’nuz konusunda kaderinizi belirlemiyor. IQ’ya yönelik değişkenliğin yaklaşık yarısı çevreye bağlı. Besin, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, IQ’nuzda büyük rol oynuyor.</p>
<p>Ancak genel olarak bakıldığında IQ’yu etkileyen çevresel faktörlerin çoğu, biyoloji kadar iyi anlaşılmış değil. Ritchie’ye göre konu çevreye gelince kesin bir yargıda bulunmak oldukça zor, zira insanların yaşamları ve yaşadıkları ortamlar oldukça karmaşık, bu nedenle de herhangi bir çevresel faktörün insan zekasına etkisi tamamen rastlantısal olabilir.</p>
<p><strong>8.İnsanların zekası giderek artıyor</strong></p>
<p>Flynn etkisi de denen bu durum, muhtemelen çocukların beslenmesindeki, sağlık hizmetlerindeki ve eğitimdeki kalite artışının bir sonucu. (Ritchie’nin kitapta anlattığına göre bunun sebebi, bilginin ekonomimizin motoru olarak görülmeye başlanması ve bunun da IQ testlerindeki soyut düşünce tarzını teşvik etmiş olması olabilir)</p>
<p><strong>9.IQ, gelişmekte olan ülkelerde daha hızla yükseliyor </strong></p>
<p>IQ’daki en büyük yükseliş, çocukluktaki beslenme kalitesinin (genellikle iyot takviyeleri sayesinde) ve sağlık hizmetlerine erişimin arttığı, gelişmekte olan ülkelerde görülüyor.</p>
<p>Aslına bakarsanız Flynn etkisinin gelişmiş ülkelerde azalmakta olduğuna dair bazı bulgular mevcut. Ritchie’ye göre bunun sebebi IQ’yu geliştirdiğini bildiğimiz kolay ulaşılabilir şeyleri (standart eğitim veya beslenme gibi) tüketmemiz olabilir.</p>
<p><strong>Zeka: Akıllılık, sorun çözmede beceriklilik, öngörü ve yaratıcılık&#8230;</strong></p>
<p>Bilim adamlarının büyük bir çoğunluğuna göre, zekanın özünü <strong>akıllılık,</strong> alışılmışın dışındaki <strong>sorunları çözmedeki beceriklilik </strong>oluşturur. Özellikle de tepeden tırnağa taktik, ancak stratejiden yoksun biriyle karşı karşıya gelenler, <strong>öngörünün</strong> de zekanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu öne sürerler. Kimileri <strong>yaratıcılığı </strong>da bu listeye eklerler.</p>
<p>Bana soracak olursanız, ben Cambridge Üniversitesi sinirbilim uzmanlarından <strong>Horace Barlow</strong>’un zekaya yaklaşımından yanayım.</p>
<p>Barlow’a göre zeka, bir şeylerin temelinde yatan <strong>yeni bir düzeni ortaya çıkaran bir kestirimde</strong> bulunmaktan oluşur.</p>
<p>Bu görüşüyle, Barlow zeka kavramını, bir soruna çözüm getirmek, benzer bir görüş ya da olayın mantığını belirlemek, hoşa gidecek bir uyum sağlamak, ya da bir şeyin ardından nelerin geleceğini kestirmek gibi, oldukça geniş bir yelpazeye yerleştiriyor.</p>
<p>Aslında hepimizin hemen hemen her zaman bir şeyin ardından neyin geleceği konusunda kestirimlerde bulunuruz. Bir fıkranın beklemediğimiz bir biçimde sonuçlanması karşısında şaşkınlığa kapılmamız da işte bundandır.</p>
<p><strong>Tanımlarda farklılık normal </strong></p>
<p>Zeka, tıpkı bilinç gibi, tümüyle açıklığa kavuşturulmamış bir kavram olduğundan, buna getirilecek bir tanımlamanın herkes tarafından kabul edilmesi hemen hemen olanaksızdır. Gerek <strong>zeka</strong>, gerekse <strong>bilinç</strong> zeki yaşamımızın en üst noktasını oluşturmakla birlikte, bu iki kavram sıklıkla çok daha basit zeki süreçlerle karıştırılmaktadır. Bu tür basit sinirsel düzenekler, hiç kuşkusuz, mantık ve eğretileme ile ilgili yeteneklerimizin kaynağı olabilir. Ama asıl sorun bu kaynağın nasıl oluştuğudur ki, bu da hem evrimsel hem de nörofizyolojik bir soru niteliğini taşımaktadır. İnsan zekasını kavrayabilmek için bu soruya her iki açıdan da bir yanıt getirilmesi gerekmektedir. Bu yanıtlar yapay ya da alışılagelmişin dışında bir zekanın nasıl geliştiği konusuna bile ışık tutabilir.</p>
<p>Zekamız öteki hayvanlara kıyasla çok daha fazla şeylere sahip oluşumuzun bir ürünü müdür? İki milimetre kalınlığındaki beyin kabuğu (korteks) beynin <strong>yeni çağrışımlar </strong>yaratmada en etkin bölümüdür. İnsan beyninin kabuğu son derece kıvrımlıdır, ancak bu kıvrımlar düzeltildiğinde dört daktilo sayfası uzunluğunda bir yer kaplar. Oysa ki, <strong>şempanzelerde </strong>bunun boyutu bir daktilo sayfası, <strong>maymunlarda</strong> bir kartpostal, <strong>farelerde</strong> ise bir pulun ki kadardır.</p>
<p>Ne var ki, salt niceliksel bir açıklama eksik gibi görünmektedir.</p>
<p><strong>Bana göre insan zekası öncelikle beynin, dil gibi, belli alanlarda uzmanlaşmasının bir ürünüdür. </strong>İnsanların evrim süreci içinde böylesi bir uzmanlaşma onların <strong>akıl </strong>ve <strong>öngörü </strong>açısından önemli bir atılım yapmalarına olanak tanımıştır. Bu uzmanlaşma, eğer sandığım gibi, <strong>dil, el </strong>ve <strong>kol </strong>devinimlerinin tasarlanması, <strong>müzik </strong>ve <strong>dans </strong>gibi konulara özgü kimi ustalıkların gelişmesiyle ilgiliyse, o zaman açıklayıcı gücü de çok daha fazla demektir.</p>
<p>Zeka bölümünüzün (IQ) belirlenmesinde en önemli <strong>iki etmen, </strong>belli bir süre içinde alışılmışın dışında kaç soruyu yanıtlayabildiğiniz ve kafanızda canlandırdığınız yarım düzine imgeyi aynı anda değerlendirirken ne denli başarılı olduğunuzdur.</p>
<p><strong>Derleyen: Sevda Deniz Karali</strong></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.vox.com/2016/5/24/11723182/iq-test-intelligence">www.vox.com/2016/5/24/11723182/iq-test-intelligence</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/zeka-her-kapiyi-acan-bir-anahtar-mi">Zeka her kapıyı açan bir anahtar mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5999</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
