<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rektör arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/rektor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/rektor</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Jun 2023 11:47:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Her ile bir üniversite, her ilçeye bir MYO</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/her-ile-bir-universite-her-ilceye-bir-myo</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jun 2023 11:06:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğtimen]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[MYO]]></category>
		<category><![CDATA[nitelik]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[ünversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taşrada üniversiteleri nasıl bilirsiniz? Bir kitap anlatıyor. “Üniversite demek, dolmuşlar için yolcu, ev sahipleri için kiracı, kafeler için müşteri demek midir?*” Sanırım bundan daha fazlası: Türkiye’de üniversiteler, itaatkâr ve kanaatkâr çalışanlar, yerli ve milli değerlere sahip bireyler, itaatkar zevceler ve en önemlisi, sadık seçmenler olacak şekilde öğrenci yetiştirmek üzere kuruluyor. Tuğba Tekerek’in Taşra Üniversiteleri kitabını okudum. Tekerek, 2006 yılından sonra, “her ile bir üniversite” sloganı ile kurulan beş üniversiteyi çalışmış, bu üniversiteleri birkaç kez ziyaret ederek, her birinde onlarca akademisyenle derinlemesine mülakatlar yaparak bu kitabı yazmış. Ele aldığı üniversiteler, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesi ve Yalova Üniversitesi. Yedi yılı aşan bu araştırmada 150’den çok kişiyle, birden çok kez görüşmüş. Anlattığı tanıklıklar hem dehşet verici hem de zihin açıcı; çünkü okudukça anlıyoruz ki, bu üniversitelerde uygulanan, bir değersizleştirme şablonu: Bu üniversitelerde başarıyla uygulanan yönetim modeli, gelişmiş üniversitelerde de uygulanmaya çalışılıyor. Bu şablonu tanıyıp yenmeyi başaramazsak, ülkemizde üniversite kalmayacak. Kitaptan birkaç örnek vereyim: Giresun’un Bulancak ilçesindeki dolmuş esnafı, ilçeye yolcu gelsin diye bir bina yaptırıp üniversiteye bağışlıyor. Öğrenci demek ya yolcu ya kiracı demek; çünkü ilçede yurt yok; öğrenciler ya ev kiralayacak ya da her gün ilçeden şehir merkezine gidecek. Her ile bir üniversite, her ilçeye bir Meslek Yüksek Okulu politikası ile birlikte geliyor. Yoklar üniversiteleri Bu yüksekokullara, yüksek lise bile denemez; çünkü uygulamalı olması gereken derslerin uygulaması yok; staj yapacak yer yok; bölümlerde değişik alanlarda olması gereken uzman öğretim elemanı yok. Öte yandan, üniversite yaşamının vermesi gereken sosyo-kültürel zenginlik, değil ilçelerde, küçük şehirlerin merkezinde bile yok. Bazı kampüslerde hem eğitimde, hem de sosyal hayatta kadınlar ve erkekler ayrılmış; dersliklerde, kantinlerde haremlik-selamlık uygulanıyor. Hocası olmayan bölümlerde derslere lise, hatta ilkokul öğretmenleri giriyor. Daha lisans programında yeterli hocası olmayan bölümlerde yüksek lisans ve doktora programları açılıyor. Buradan mezun olanlar, aynı yerde doktora yapıp hoca oluyor. Tavşanın suyunun suyunu öğrencilere yemek diye sunuyorlar. Doçentlik sözlü sınavının kaldırılması ve zaten sınırdan yeterli olan 70 Ya- bancı Dil Sınav notunun 55’e düşürülmesi ile, akademik kontrol noktaları tamamen kaldırılmış durumda. Akademik niteliğin düşüklüğüne verilen bir örnek çok çarpıcı: “Şerefe karşı suçlar” başlıklı bir hukuk makalesinin başlığı, İngilizceye çevrilirken, “Suçlara karşı şerefe” haline geliyor! Bu şekilde dergiye basılan makale, sonradan düzeltilse de, eski halinin kopyası hala var; inanamayanlar için! Akademik yönetim ise, tam anlamıyla bir felaket. Akademik alımlarda, kişilerin mezhebi, yerli ve milli değerlere bağlılıkları, siyasi görüş ve parti bağlantıları sorgulanıyor. Üniversiteler siyasi, dini gruplar tarafından paylaşılmış; kadroya girmek için bunlar sorgulanıyor. Araştırma üniversitelerinde, YÖK’ün üniversite- ye müdahalesi olarak görüp şikayet ettiğimiz Öğretim Üyesi Yetiştirme (ÖYP) ve Yurtdışı Lisansüstü Yetiştirme (YLSY) programları, bu üniversiteler için nitelikli öğretim üyesi girişinin tek yolu olarak görülüyor. Ancak bu programlar istenmiyor; çünkü değişik kültürden gelen, hâkim anlayışlara itiraz edecek muhalif öğretim elemanları istenmiyor. Kadroya girdikten sonra da inanılmaz bir hiyerarşi, çarpık değer yargıları ve beklentiler var: Bir üniversitede rektörün özel kalemi, yeni kadroya atanan araştırma görevlilerinden, kadroya atandıkları için teşekkür etmek üzere belli bir markadan rektöre hediye almalarını istiyor. Bu üniversiteler nasıl geliştirilir, nasıl gelişmiş üniversitelere benzer diye düşünüleceğine, tersi oluyor; tüm üniversiteler taşralaştırılıyor. Bu konuyu tekrar ele alacağım. O zamana kadar, Tuğba Tekerek’in kitabını okumanızı tavsiye ederim: * Tuğba Tekerek, Taşra Üniversiteleri: AK Parti’nin Arka Kampüsü, İletişim Yayınları, 2023, İstanbul. Lale Akarun / akarun@boun.edu.tr *Bu yazı, HBT Dergi 364. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/her-ile-bir-universite-her-ilceye-bir-myo">Her ile bir üniversite, her ilçeye bir MYO</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 3">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Taşrada üniversiteleri nasıl bilirsiniz? Bir kitap anlatıyor.</p>
<p>“Üniversite demek, dolmuşlar için yolcu, ev sahipleri için kiracı, kafeler için müşteri demek midir?*” Sanırım bundan daha fazlası: Türkiye’de üniversiteler, itaatkâr ve kanaatkâr çalışanlar, yerli ve milli değerlere sahip bireyler, itaatkar zevceler ve en önemlisi, sadık seçmenler olacak şekilde öğrenci yetiştirmek üzere kuruluyor.</p>
<p><strong>Tuğba Tekerek</strong>’in <em>Taşra Üniversiteleri</em> kitabını okudum. Tekerek, 2006 yılından sonra, “her ile bir üniversite” sloganı ile kurulan beş üniversiteyi çalışmış, bu üniversiteleri birkaç kez ziyaret ederek, her birinde onlarca akademisyenle derinlemesine mülakatlar yaparak bu kitabı yazmış. Ele aldığı üniversiteler, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesi ve Yalova Üniversitesi.</p>
<p>Yedi yılı aşan bu araştırmada 150’den çok kişiyle, birden çok kez görüşmüş. Anlattığı tanıklıklar hem dehşet verici hem de zihin açıcı; çünkü okudukça anlıyoruz ki, bu üniversitelerde uygulanan, bir değersizleştirme şablonu: Bu üniversitelerde başarıyla uygulanan yönetim modeli, gelişmiş üniversitelerde de uygulanmaya çalışılıyor. Bu şablonu tanıyıp yenmeyi başaramazsak, ülkemizde üniversite kalmayacak.</p>
<p>Kitaptan birkaç örnek vereyim: Giresun’un Bulancak ilçesindeki dolmuş esnafı, ilçeye yolcu gelsin diye bir bina yaptırıp üniversiteye bağışlıyor. Öğrenci demek ya yolcu ya kiracı demek; çünkü ilçede yurt yok; öğrenciler ya ev kiralayacak ya da her gün ilçeden şehir merkezine gidecek. Her ile bir üniversite, her ilçeye bir Meslek Yüksek Okulu politikası ile birlikte geliyor.</p>
<p><strong>Yoklar üniversiteleri</strong></p>
<p>Bu yüksekokullara, yüksek lise bile denemez; çünkü uygulamalı olması gereken derslerin uygulaması yok; staj yapacak yer yok; bölümlerde değişik alanlarda olması gereken uzman öğretim elemanı yok. Öte yandan, üniversite yaşamının vermesi gereken sosyo-kültürel zenginlik, değil ilçelerde, küçük şehirlerin merkezinde bile yok. Bazı kampüslerde hem eğitimde, hem de sosyal hayatta kadınlar ve erkekler ayrılmış; dersliklerde, kantinlerde haremlik-selamlık uygulanıyor.</p>
<p>Hocası olmayan bölümlerde derslere lise, hatta ilkokul öğretmenleri giriyor. Daha lisans programında yeterli hocası olmayan bölümlerde yüksek lisans ve doktora programları açılıyor. Buradan mezun olanlar, aynı yerde doktora yapıp hoca oluyor. Tavşanın suyunun suyunu öğrencilere yemek diye sunuyorlar.</p>
<p>Doçentlik sözlü sınavının kaldırılması ve zaten sınırdan yeterli olan 70 Ya- bancı Dil Sınav notunun 55’e düşürülmesi ile, akademik kontrol noktaları tamamen kaldırılmış durumda. Akademik niteliğin düşüklüğüne verilen bir örnek çok çarpıcı: “Şerefe karşı suçlar” başlıklı bir hukuk makalesinin başlığı, İngilizceye çevrilirken, “Suçlara karşı şerefe” haline geliyor! Bu şekilde dergiye basılan makale, sonradan düzeltilse de, eski halinin kopyası hala var; inanamayanlar için!</p>
<p>Akademik yönetim ise, tam anlamıyla bir felaket. Akademik alımlarda, kişilerin mezhebi, yerli ve milli değerlere bağlılıkları, siyasi görüş ve parti bağlantıları sorgulanıyor. Üniversiteler siyasi, dini gruplar tarafından paylaşılmış; kadroya girmek için bunlar sorgulanıyor. Araştırma üniversitelerinde, YÖK’ün üniversite- ye müdahalesi olarak görüp şikayet ettiğimiz Öğretim Üyesi Yetiştirme (ÖYP) ve Yurtdışı Lisansüstü Yetiştirme (YLSY) programları, bu üniversiteler için nitelikli öğretim üyesi girişinin tek yolu olarak görülüyor. Ancak bu programlar istenmiyor; çünkü değişik kültürden gelen, hâkim anlayışlara itiraz edecek muhalif öğretim elemanları istenmiyor. Kadroya girdikten sonra da inanılmaz bir hiyerarşi, çarpık değer yargıları ve beklentiler var: Bir üniversitede rektörün özel kalemi, yeni kadroya atanan araştırma görevlilerinden, kadroya atandıkları için teşekkür etmek üzere belli bir markadan rektöre hediye almalarını istiyor.</p>
<p>Bu üniversiteler nasıl geliştirilir, nasıl gelişmiş üniversitelere benzer diye düşünüleceğine, tersi oluyor; tüm üniversiteler taşralaştırılıyor. Bu konuyu tekrar ele alacağım. O zamana kadar, Tuğba Tekerek’in kitabını okumanızı tavsiye ederim:</p>
<p>* Tuğba Tekerek, Taşra Üniversiteleri: AK Parti’nin Arka Kampüsü, İletişim Yayınları, 2023, İstanbul.</p>
<p><strong>Lale Akarun / </strong><strong><a href="mailto:akarun@boun.edu.tr">akarun@boun.edu.tr</a></strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-364-23-mart-2023-dijital-pdf/">364. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/her-ile-bir-universite-her-ilceye-bir-myo">Her ile bir üniversite, her ilçeye bir MYO</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29581</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üniversitelere karne ne değiştirir?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universitelere-karne-ne-degistirir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Mar 2019 12:46:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[atama]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13318</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ne olacak bu atanmış rektörlerin hali? Pek çoğu tartışmalı uygulamalarıyla kamu oyunda ve bizzat üniversitelerinin içinde tepki çeken rektörlerin yönetimi, üniversiteleri bilim kurumları olmaktan çıkarıyor” derken, YÖK’ten önemli bir karar geldi: Her yıl üniversitelerin durumları izlenecek ve yıl sonlarında notları açıklanacak. Yekta Saraç, YÖK Başkanı, yaptığımız bir sohbette artık üniversitelerde her bakımdan niteliğe önem verileceğini ve başarı kriterleri geleceğini belirttikten kısa bir süre sonra, 42 kriter saptadıklarını açıkladı, ve bunları 5 ana başlık altında toparladılar. Bu yıl sonunda (ve her yıl) üniversitelerin karneleri açıklanacak. Üniversite deyip geçmeyin, vakıf üniversiteleriyle birlikte 206 oldular. Müthiş bir sayısal büyüme, başka bir ülkede böyle hızlı bir sayı artışı göremezsiniz. Öğrenci sayısı da 8 milyon! Şüphesiz ki bu durum niteliği çok düşürdü. Yeni açılan pek çok üniversiteye üniversite demek zor, yılların geçmesi ve bilim yolunda ilerlemeleri gerekir. 5 ana kriter şunlar: Eğitim ve öğretim Araştırma geliştirme, proje ve yayın Uluslararasılaşma Bütçe ve finansman Topluma hizmet ve sorumluluk Bu başlık altlarındaki değerlendirme kriterlerinden bazıları: Mezunların, KPSS ve ALES gibi merkezi sınavlardaki başarıları, mezun olan doktora öğrenci sayısı Teknokent projelerine katılan öğrenci sayısı Üniversitenin doluluk oranı Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerdeki makale sayısı Sonuçlanan patent sayısı YÖK, TÜBA, TÜBİTAK Bilim, Teşvik ve Sanat Ödülleri sayısı YÖK 100/2000 Projesi kapsamındaki öğrenci sayısı Üniversitenin dünya veya bölgesel akademik başarı sırası Yabancı uyruklu öğrenci sayısı Yabancı uyruklu doktoralı öğretim elemanı sayısı Üniversite öğretim elemanlarının aldığı uluslararası fonlara dayalı proje sayısı Ar-Ge&#8217;ye harcanan bütçenin toplam bütçeye oranı Endüstri ile ortak yürütülen proje sayısı Genel bütçe dışında üniversiteye kazandırılan bağış ve fon miktarı Başta engelliler olmak üzere sosyal sorumluluk projeleri Sıfır atık, yeşil kampüs ve çevrecilik alanlarında varsa ödülleri&#8230; Amaç: “Yükseköğretim kurumları arasında adalet temelli rekabet ortamı oluşturmak ve bu rekabetin nesnel ve ölçülebilir başarı kriterlerini ortaya koymak&#8230; İlk aşamada üniversitenin kendi kendisiyle rekabet etmesini, daha sonra sistemdeki diğer üniversitelerle rekabete yöneltmeyi hedefliyoruz.” Peki başarı ödülü olacak mı? “Devlet üniversitelerinde yıllar içinde başarı çizgisi yükselen üniversitelerin kadro ve başarılı alanlarında fonlama ile ödüllendirilmeli, vakıf üniversiteleri için de kontenjan noktasında imkân sağlanabilecek.” “Çıktı” odaklı ve kaliteye yönelik, süreçleri dikkate alan, yetkisini üniversitelere dağıtan bu anlayışın sonucunu merak edeceğiz&#8230; Rektörlere bilimsel bakış açısı Gelelim rektör atamalarına&#8230; Şüphesiz ki bilimsel başarısı yüksek insanların mutlaka yöneticiliğe getirilmesi diye bir doğru yok. Araştırmacılığı iyi olabilir, yöneticiliği kötü! Ama atanan rektörlerde bir kriter aranmamalı mı? Saraç: “Atanacak olanlarda aranması gereken en önemli kriter bilimsel bakış açısı&#8230;” Şüphesiz rektör atamalarında buna ne derece dikkat ediliyor, hatta ediliyor mu bile sorulabilir. İkinci soru da, atamalarda “bilimsel bakış açısı” nasıl anlaşılacak? Çok sorunlu bir alan. Çünkü atamaları doğrudan Cumhurbaşkanı yapıyor. Şüphesiz ki YÖK’ten görüş soruluyordur, peki YÖK bu görüşünü nasıl ve hangi mekanizma ile oluşturacak, bilinmiyor. Peki ne olacak haksız yükselenler?  Okurdan yankılar var, bir önceki yazıma, isimleri bende: “Bugüne kadar böyle makalelerle yükselmiş ve unvanları hak etmeden almış, bu fakir milletin parasına yüksek maaş alarak konmuş kişiler araştırılmayacak mı?” “Bugüne kadar İngilizce’den habersiz geçip beş para etmez çalışmalarla çoktan doçent, profesör olanlar ve sırada olanlar var. En son okuduğum bir doçentlik dosyası karşısında dilimi yutacaktım! Şimdi her yerde onlardan var.   “Ne olacakmış şimdi? Kırk yıl adamların emekli olması mı beklenecek? Günaydın YÖK!” Evet, atı alan Üsküdar’ı geçti mi yani? Orhan Bursalı *Bu yazı, 12 Mart 2019 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universitelere-karne-ne-degistirir">Üniversitelere karne ne değiştirir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Ne olacak bu atanmış rektörlerin hali? Pek çoğu tartışmalı uygulamalarıyla kamu oyunda ve bizzat üniversitelerinin içinde tepki çeken rektörlerin yönetimi, üniversiteleri bilim kurumları olmaktan çıkarıyor</em>” derken, YÖK’ten önemli bir karar geldi: Her yıl üniversitelerin durumları izlenecek ve yıl sonlarında notları açıklanacak.</p>
<p><strong>Yekta Saraç</strong>, YÖK Başkanı, yaptığımız bir sohbette artık üniversitelerde her bakımdan niteliğe önem verileceğini ve başarı kriterleri geleceğini belirttikten kısa bir süre sonra, 42 kriter saptadıklarını açıkladı, ve bunları 5 ana başlık altında toparladılar. Bu yıl sonunda (ve her yıl) üniversitelerin karneleri açıklanacak.</p>
<p>Üniversite deyip geçmeyin, vakıf üniversiteleriyle birlikte 206 oldular. Müthiş bir sayısal büyüme, başka bir ülkede böyle hızlı bir sayı artışı göremezsiniz. Öğrenci sayısı da 8 milyon! Şüphesiz ki bu durum niteliği çok düşürdü. Yeni açılan pek çok üniversiteye üniversite demek zor, yılların geçmesi ve bilim yolunda ilerlemeleri gerekir.</p>
<p><strong>5 ana kriter şunlar:</strong></p>
<ol>
<li>Eğitim ve öğretim</li>
<li>Araştırma geliştirme, proje ve yayın</li>
<li>Uluslararasılaşma</li>
<li>Bütçe ve finansman</li>
<li>Topluma hizmet ve sorumluluk</li>
</ol>
<p><strong>Bu başlık altlarındaki değerlendirme kriterlerinden bazıları:</strong></p>
<ul>
<li>Mezunların, KPSS ve ALES gibi merkezi sınavlardaki başarıları, mezun olan doktora öğrenci sayısı</li>
<li>Teknokent projelerine katılan öğrenci sayısı</li>
<li>Üniversitenin doluluk oranı</li>
<li>Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerdeki makale sayısı</li>
<li>Sonuçlanan patent sayısı</li>
<li>YÖK, TÜBA, TÜBİTAK Bilim, Teşvik ve Sanat Ödülleri sayısı</li>
<li>YÖK 100/2000 Projesi kapsamındaki öğrenci sayısı</li>
<li>Üniversitenin dünya veya bölgesel akademik başarı sırası</li>
<li>Yabancı uyruklu öğrenci sayısı</li>
<li>Yabancı uyruklu doktoralı öğretim elemanı sayısı</li>
<li>Üniversite öğretim elemanlarının aldığı uluslararası fonlara dayalı proje sayısı</li>
<li>Ar-Ge&#8217;ye harcanan bütçenin toplam bütçeye oranı</li>
<li>Endüstri ile ortak yürütülen proje sayısı</li>
<li>Genel bütçe dışında üniversiteye kazandırılan bağış ve fon miktarı</li>
<li>Başta engelliler olmak üzere sosyal sorumluluk projeleri</li>
<li>Sıfır atık, yeşil kampüs ve çevrecilik alanlarında varsa ödülleri&#8230;</li>
</ul>
<p><strong>Amaç</strong>: “<em>Yükseköğretim kurumları arasında adalet temelli rekabet ortamı oluşturmak ve bu rekabetin nesnel ve ölçülebilir başarı kriterlerini ortaya koymak&#8230; İlk aşamada üniversitenin kendi kendisiyle rekabet etmesini, daha sonra sistemdeki diğer üniversitelerle rekabete yöneltmeyi hedefliyoruz.</em>”</p>
<p>Peki <strong>başarı ödülü</strong> olacak mı? “<em>Devlet üniversitelerinde yıllar içinde başarı çizgisi yükselen üniversitelerin kadro ve başarılı alanlarında fonlama ile ödüllendirilmeli, vakıf üniversiteleri için de kontenjan noktasında imkân sağlanabilecek.</em>”</p>
<p>“Çıktı” odaklı ve kaliteye yönelik, süreçleri dikkate alan, yetkisini üniversitelere dağıtan bu anlayışın sonucunu merak edeceğiz&#8230;</p>
<p><strong>Rektörlere bilimsel bakış açısı</strong></p>
<p>Gelelim rektör atamalarına&#8230; Şüphesiz ki bilimsel başarısı yüksek insanların mutlaka yöneticiliğe getirilmesi diye bir doğru yok. Araştırmacılığı iyi olabilir, yöneticiliği kötü! Ama atanan rektörlerde bir kriter aranmamalı mı?</p>
<p><strong>Saraç:</strong> “<em>Atanacak olanlarda aranması gereken en önemli kriter</em> <strong><em>bilimsel bakış açısı</em></strong>&#8230;”</p>
<p>Şüphesiz rektör atamalarında buna ne derece dikkat ediliyor, hatta ediliyor mu bile sorulabilir. İkinci soru da, atamalarda “bilimsel bakış açısı” nasıl anlaşılacak?</p>
<p>Çok sorunlu bir alan. Çünkü atamaları doğrudan Cumhurbaşkanı yapıyor. Şüphesiz ki YÖK’ten görüş soruluyordur, peki YÖK bu görüşünü nasıl ve hangi mekanizma ile oluşturacak, bilinmiyor.</p>
<p><strong>Peki ne olacak haksız yükselenler?</strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Okurdan yankılar</strong> var, <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/akademik-uyduruk-makalelere-darbe">bir önceki yazıma</a>, isimleri bende:</p>
<p>“<em>Bugüne kadar böyle makalelerle yükselmiş ve unvanları hak etmeden almış, bu fakir milletin parasına yüksek maaş alarak konmuş kişiler araştırılmayacak mı?”</em></p>
<p><em>“Bugüne kadar İngilizce’den habersiz geçip beş para etmez çalışmalarla çoktan doçent, profesör olanlar ve sırada olanlar var. En son okuduğum bir doçentlik dosyası karşısında dilimi yutacaktım! Şimdi her yerde onlardan var. </em><em> </em></p>
<p><em>“Ne olacakmış şimdi? Kırk yıl adamların emekli olması mı beklenecek? Günaydın YÖK!</em>”</p>
<p>Evet, atı alan Üsküdar’ı geçti mi yani?</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 12 Mart 2019 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universitelere-karne-ne-degistirir">Üniversitelere karne ne değiştirir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13318</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
