<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>roket arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/roket/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/roket</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Aug 2023 12:41:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Rusya, 47 yıl aradan sonra Ay’a uzay aracı gönderdi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/rusya-47-yil-aradan-sonra-aya-uzay-araci-gonderdi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 12:41:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[insansız hava aracı]]></category>
		<category><![CDATA[Luna-25]]></category>
		<category><![CDATA[roket]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruslar, Ay seyahatlerini kaldıkları yerden, bu kez Luna-25 ile başlattı. İnsansız keşif aracı henüz kimsenin gitmediği ve araştırmadığı Ay&#8217;ın güney kutbuna inecek. Luna-25, Moskova&#8217;nın yaklaşık 5 bin 550 km doğusundaki Vostoçni Uzay Üssü&#8217;nden fırlatıldı. Luna-25&#8217;in, 23 Ağustos&#8217;ta Ay’a ulaşması bekleniyor. Rus uzay aracının ayın çevresinde seyahati ise yaklaşık 5,5 gün sürecek, ardından yüzeye çıkmadan önce yaklaşık 100 kilometre yörüngede 3 ila 7 gün geçirecek. Daha önce teknik sorunlar yüzünden defalarca ertelenen bu yolculuk, Moskova’nın yaklaşık yarım asır sonraki ilk Ay&#8217;a iniş misyonu olma özelliği taşıyor. Misyonun öncelikli hedefinin yumuşak iniş teknolojilerinin geliştirilmesi, Ay&#8217;ın iç yapısının incelenmesi ve su da dahil olmak üzere Ay&#8217;da bulunan kaynakların araştırılması olduğu ifade ediliyor. Rusya&#8217;nın 1976&#8217;dan bu yana ilk Ay aracı olma özelliğini taşıyan Luna-25&#8217;in bir yıl boyunca Ay yüzeyinde çalışması planlanıyor. Daha önceki inişlerin Ay’ın ekvatorunun yakınında gerçekleştiğini belirten uzay araştırmacıları, yaklaşık 800 kilogram ağırlığındaki dört ayaklı uzay aracının Ay’ın ilk kez güney kutbuna ineceğine dikkat çekiyor. Moskova’nın insansız uzay aracının Ay&#8217;a yolculuğu Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Batı ile ilişkilerinde gerginliğin en üst noktaya ulaştığı bir döneme denk geliyor. Rusya’nın Luna-25 insansız hava aracı, Ay’a veya yörüngesine bir kozmonot göndermeyi hiçbir zaman başaramayan ve uzay araştırmalarını son derece gizli tutan Sovyet dönemi çalışmalarını tekrar hızlandırma hevesinin önemli bir adımı olarak görülüyor. Geçen ay Hindistan da Ay’a bir araç göndermişti. Chandrayaan-3, Ay&#8217;a yaklaşırken ilk fotoğrafları gönderdi, 23 Ağustos’ta da Ay’a inmesi bekleniyor. Hindistan&#8217;ın daha önce Ay&#8217;a gönderdiği araç başarısız olmuştu.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/rusya-47-yil-aradan-sonra-aya-uzay-araci-gonderdi">Rusya, 47 yıl aradan sonra Ay’a uzay aracı gönderdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruslar, Ay seyahatlerini kaldıkları yerden, bu kez <strong>Luna-25</strong> ile başlattı. İnsansız keşif aracı henüz kimsenin gitmediği ve araştırmadığı Ay&#8217;ın güney kutbuna inecek. Luna-25, Moskova&#8217;nın yaklaşık 5 bin 550 km doğusundaki Vostoçni Uzay Üssü&#8217;nden fırlatıldı.</p>
<p>Luna-25&#8217;in, 23 Ağustos&#8217;ta Ay’a ulaşması bekleniyor. Rus uzay aracının ayın çevresinde seyahati ise yaklaşık 5,5 gün sürecek, ardından yüzeye çıkmadan önce yaklaşık 100 kilometre yörüngede 3 ila 7 gün geçirecek.</p>
<p>Daha önce teknik sorunlar yüzünden defalarca ertelenen bu yolculuk, Moskova’nın yaklaşık yarım asır sonraki ilk Ay&#8217;a iniş misyonu olma özelliği taşıyor. Misyonun öncelikli hedefinin yumuşak iniş teknolojilerinin geliştirilmesi, Ay&#8217;ın iç yapısının incelenmesi ve su da dahil olmak üzere Ay&#8217;da bulunan kaynakların araştırılması olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Rusya&#8217;nın 1976&#8217;dan bu yana ilk Ay aracı olma özelliğini taşıyan Luna-25&#8217;in bir yıl boyunca Ay yüzeyinde çalışması planlanıyor.</p>
<p>Daha önceki inişlerin Ay’ın ekvatorunun yakınında gerçekleştiğini belirten uzay araştırmacıları, yaklaşık 800 kilogram ağırlığındaki dört ayaklı uzay aracının Ay’ın ilk kez güney kutbuna ineceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Moskova’nın insansız uzay aracının Ay&#8217;a yolculuğu Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Batı ile ilişkilerinde gerginliğin en üst noktaya ulaştığı bir döneme denk geliyor.</p>
<p>Rusya’nın Luna-25 insansız hava aracı, Ay’a veya yörüngesine bir kozmonot göndermeyi hiçbir zaman başaramayan ve uzay araştırmalarını son derece gizli tutan Sovyet dönemi çalışmalarını tekrar hızlandırma hevesinin önemli bir adımı olarak görülüyor.</p>
<p>Geçen ay Hindistan da Ay’a bir araç göndermişti. Chandrayaan-3, Ay&#8217;a yaklaşırken ilk fotoğrafları gönderdi, 23 Ağustos’ta da Ay’a inmesi bekleniyor. Hindistan&#8217;ın daha önce Ay&#8217;a gönderdiği araç başarısız olmuştu.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/rusya-47-yil-aradan-sonra-aya-uzay-araci-gonderdi">Rusya, 47 yıl aradan sonra Ay’a uzay aracı gönderdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29900</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnsanlığın bitmeyen sevdası: Beni Ay’a uçur!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insanligin-bitmeyen-sevdasi-beni-aya-ucur</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jun 2023 11:58:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[apollo 11]]></category>
		<category><![CDATA[astronot]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Buzz Aldrin]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[frank sinatra]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[ilham]]></category>
		<category><![CDATA[jules verne]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Collins]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[Neil Armstrong]]></category>
		<category><![CDATA[roket]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[uçmak]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29603</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlığın Ay’a yolculuğunun dönüm noktası şüphesiz Apollo 11 göreviydi. 20 Temmuz 1969’da bir insan ilk defa Ay’a ayak basıp şu sözleri söyleyecekti: “Bu adam için küçük, insanlık için büyük bir adım”. Ay’ın, mitoloji ve kültüre etkisiyle beraber bilime ilham veren yanlarını da hatırlayarak Apollo 11 görevini anıyoruz. ABD, Kuzey Carolina’daki Kitty Hawk kasabası 1903 yılında tarihi bir olaya tanıklık etti. Tasarımcı Orville Wright (1871-1948), 12 saniye sürecek 37 metrelik bir uçuş yaptı. Bu bir ilkti! Kendisinden önce insanlı uçuş için çalışan onlarca bilim insanı ve mucidin çabasını başarıyla nihayete erdiren Wright, insanlığın kuşları taklit edebileceğinin habercisiydi. Orville’ın bu “küçük” ama “büyük” uçuşunun 66 yıl sonrasında ise insanlık, kuşların bile yapamayacağı bir şeyi yapacak ve Ay’a insanlı ilk uçuşunu gerçekleştirecekti. Ancak Neil Armstrong’un Ay’a ayak basışına geçmeden önce biraz geriye gidelim. Geceyi aydınlatan Ay’ı, romantiklerin dostu ve kurt adam efsanesinin çıkış noktası olarak biliriz. Karanlığın içindeki aydınlıktır Ay. Ufukta çok yakın gibi görünse de ulaşılması güç bir noktada olan uydumuzun boyutu, evreleri, bir yüze benzeyen tuhaf lekeleriyle bugün bile etkileyiciliğini korumakla birlikte tüm eski medeniyetler için bir gizemdi. En küçük kum zerreciğinden engin gökyüzüne kadar kozmosu tanımaya çalışmak, bilimin motivasyonu ise Ay da insanlığın ilk büyük bilimsel motivasyonlarından biriydi. Tabii burada mitlere de değinmeden geçemeyiz. Tarihçi Liba Taub, Plutarhos’a referans vererek bilim ve mitlerin daima diyalog içinde olduğunu, bilimsel araştırma ve mitolojinin rakip değil; daha ziyade, doğayı tam olarak dikkate almanın, anlamaya çalışmanın “iki tamamlayıcı yönü” ifadesini kullanıyor. Bu sebeple de Ay, tarih boyunca neredeyse her kültürün mitolojisinde yerini alacaktı. Bu Yunanlılar için Ay tanrıçası Selene; Romalılar için Luna veya Çinliler için Chang’e’ydi (Aynı zamanda uzay görevlerinin de ismi). Kuzey Kutbu’ndaki Inuit yerlilerinin bile Ay tanrısı var. Çünkü Ay her gece oradan bizi izliyor ve hatta doğa olaylarına neden olarak gücünü gösteriyordu. Bunun bir açıklamaya kavuşması lazımdı. Ay tam anlamıyla bir gizemdi. Güneş, aydınlıkta parıldarken gece “doğan” Ay, tam anlamıyla merak uyandırıyordu. İlk dönem gökyüzü gözlemcileri, Ay ışığının kaynağı, hangi içerikten yapıldığı ve orada yaşam olup olmadığı hakkında spekülasyonlar yapacaktı. Biricik uydumuz merak uyandırıyor ve bilimsel çalışmalara ilham vermede büyük bir rol oynuyordu. “Beni Ay’a uçur” Modern bilimin yükselişinden sonra bile Ay, edebiyattan şiire, şarkılardan filmlere özellikle kültür ve sanattaki etkisini koruyor. Ay hem kurt adam efsanesine hem de “Beni Ay’a Uçur” diyen Frank Sinatra’ya ilham olabiliyor. Burada bilim ve sanat arasındaki kültürel etkileşim oldukça ilginç. Zira Kepler’in “Somnium” eserinden sonra Ay yolculukları, aralarında Cyrano de Bergerac ve Daniel Defoe gibi yazarların arasında popüler bir cazibe alanı haline geldi. 1827’de bir Joseph Atterley “Ay’a Bir Yolculuk”u yazdı. Daha sonra 1865’te Jules Verne, itişi güçlü bir top tarafından fırlatılan uzay kapsülü teknolojisini hayal ederek “Ay’a Yolculuk”u yazdı ve bilimkurgu edebiyatının kurucularından biri olarak üne kavuştu. (Eserleri bugün bilime ilham vermeye devam ediyor.) Tabii burada edebi (bilimkurgu) fantezilerin merakı körüklediği, bunun da bilimsel çalışmaların yolunu açtığı, yön gösterdiğini de söylemek lazım. Ay döngülerinin doğru bir takvim oluşturmadaki önemi, astronominin gelişiminde temel bir unsur olan tutulmalarda Ay’ın rolü gibi sorular, modern öncesi biliminin önemli Ay çalışmalarıydı diyebiliriz. Ancak dönüm noktası Isaac Newton’ın çalışmaları olacaktı. Ay’ın yerçekimi tarafından yönlendirilen “düşen bir elma gibi” olduğunu fark etmesinin ardından bilim, bir daha hiç eskisi gibi olmayacak ve bugünkü modern haline evrilecekti. Newton ve ardılları, Dünya’nın yerçekiminin üstesinden gelmenin ve Ay’a uçmanın ne kadar zor olabileceğinin farkındaydı ama Newton’un fiziği aynı zamanda bunu yapmak için mekanik gereksinimlerin tam olarak ne olduğu da belirleyecekti. 20. yüzyılda bu gereksinimlerin peşinden giden bilim insanı ve mucitler, roket teknolojisinin mimarları olacak ve Apollo 11 astronotları Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Michael Collins’i Ay’a taşıyan çok aşamalı Satürn V’in yolunu açacaklardı. Bilim ile kültür etkileşiminin sonucunda Ay’a ayak basan Armstrong’un “küçük” ama insanlığın “büyük” adımı, tüm insanlığa evrendeki tek bir topluluk olarak temel birlik ve beraberliğini de hatırlatmış oldu. Görsel altı: NASA’nın Apollo 11 görevinin üç mürettebat üyesi; Komutan Neil Armstrong (solda), Komuta Modülü Pilotu Michael Collins (ortada) ve Ay Modülü Pilotu Edwin “Buzz” Aldrin Jr, fırlatma öncesi poz veriyorlar. NASA, astronotları Ay’a nasıl gönderdi? 1957’de ABD ve Sovyetler Birliği arasında uzayda üstünlük kurma yarışının bir parçası olarak gelişen Apollo programı, NASA’nın 1960’ların sonundan 1970’lerin başına, insanları Ay’a indirme projesinin adıydı. Bu süreçte hem Sovyetler Birliği hem de ABD bu amaçla çok çaba sarf etti ve uzay çalışmalarına büyük katkılarda bulundular. Ancak bunu nihai olarak başaran, Apollo 11 görevi ile NASA oldu ve tarihte ilk kez astronotları Ay’ın yüzeyine indirdi. Ancak bu başarı ile ABD, Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği’ne karşı uzay yarışında zafer ilan edebildi. Önce Mercury ve ardından Gemini görevleriyle Apollo programına hazırlık yapan NASA, 1961’den itibaren Apollo programı için toplam 11 uzay uçuşu planladı; NASA’ya göre, test edilen ekipmanlardan dördü ve diğer yedi uçuştan altısı Ay’a indi. İlk mürettebatlı uçuş 1968’de, son görev ise 1972’de gerçekleşti. NASA, Apollo için birkaç yeni araç geliştirecekti. O güne kadar en büyük fırlatma araçlarından biri olan Satürn V, 36 katlı bir bina kadar uzundu ve üç kademeden oluşuyordu. Roketin üstünde, üç kişilik bir kapsül olan Apollo komut modülü vardı. Geminin içi, yaklaşık bir hafta süren Ay yolculukları sırasında oldukça sıkışık seyahat koşulları sağlayan (bir arabanın içi kadar genişlikteki) bir alana sahipti. Son olarak, astronotları Ay yüzeyine indiren Ay modülü vardı. Yüzey gezileri bittiğinde ve astronotlar içeriye tırmandıktan sonra, Ay modülünün üst kısmı motorunu ateşliyor ve Dünya’ya dönüş için modül yükseliyordu. 12 astronot Ay’a gitti ve 283 milyar dolar harcandı Trajik bir teknik aksaklık yüzünden mürettebatın hayatını kaybettiği Apollo-1 ve büyük Apollo-11 başarısı dahil tüm misyonlar sona erdiğinde 12 astronot Ay’ın yüzeyinde yürümüş veya bir şekilde temas etmişti. Bilimsel araştırmalar yapıldı ve Dünya’daki araştırmacılar için de kaya örnekleri toplandı. (Bu numuneler, toplandıktan onlarca yıl sonra bile halen yeni keşifler yapmak için kullanılıyor.) SpaceFlight Insider’e göre, Apollo programı ABD’de yaklaşık yarım milyon insanın istihdam edilmesini gerektiren anıtsal bir çabaydı. Planetary Society’ye göre ise programın ömrü boyunca toplam 28 milyar dolar (enflasyona göre ayarlandığında yaklaşık 283 milyar dolar) harcanmıştı. Görsel altı: Apollo 11 görevi sırasında Ay’a yerleştirilen lazer dalga reflektörü (LRR) 50 yıldan uzun bir süreden sonra halen çalışıyor. Apollo görevleriyle ilgili az bilinen gerçekler 20 Temmuz 1969’da Apollo 11’in Ay’a astronot indirmesi, bilim tarihi için bir rüyanın gerçek olmasıydı. Peki ama bu görevle ilgili neler biliyoruz? Neil Armstrong’un Ay’a ilk adımını atması ve bunu gösteren fotoğraflarla birlikte “Bu adam için küçük, insanlık için büyük bir adım” sözleri yediden yetmişe birçoğumuzun aklındadır. Ancak görevle ilgili başka spesifik ayrıntılar var. Ay modülünde sadece 1 dakikalık yedek yakıt kalmıştı NASA düzeyindeki bir Ay modülünün yakıtının bitmiş olması şaşırtıcı olsa da bu açıklama NASA tarafından yapıldı. Yakıtlarını 16 km boyunca kullanmayan Apollo 10’u hesaba kattıklarını, ancak Armstrong ve Buzz Aldrin’in yüzeye inmek istediklerinde, inişin hesaba katılmadığı bazı hesaplamalar nedeniyle 7 kilometrelik daha yakıt kaybolduğunu söyledi. Ayrıca başka bir engel daha vardı: İlk iniş yeri, düz olmayan bir kraterin ortasına denk gelmiş ve bu yüzden modülü bu kraterin kenarına birkaç kilometre daha hareket ettirmeleri gerekmişti. Neil Armstrong, Ay modülünü manevra etmeyi başardı, böylece güvenli bir pozisyonda indiler. Ancak tüm bu manevralar, modülde çok az yakıt bırakmıştı. Mürettebat sadece birkaç saat boyunca Ay’da kaldı Apollo 11, Ay’da bir günden az kalmak için çok uzun bir yolculuk yapmıştı. Daha sonraki Ay görevleri, Dünya’nın uydusunun yüzeyinde daha fazla zaman harcamasına rağmen, Armstrong ve Aldrin’in görevi düşünüldüğü gibi çok uzun sürmedi. Tüm Apollo 11 misyonu, 16 Temmuz’daki fırlatılışından 24 Temmuz 1969’da Pasifik Okyanusu’na dönüşüne kadar toplam 8 gün sürdü. İki astronot ayda harcanan her saniyeyi kullandı. Zemin seviyesinde bir kamera ve ABD bayrağı diktiler, bir uzay rüzgâr kolektörü kurdular ve tarihi anı işaretleyen bir hatıra plaketi yerleştirdiler. Ay’da isimleri olan madalyonlar, sismograf ve lazer dalga reflektörü bıraktılar. Ayrıca çok büyük miktar olmasa da kaya ve toz topladılar. Hatta zamanlarının bir kısmını o zamanki ABD başkanı Richard Nixon ile konuşmak için kullandılar. Lazer dalga reflektörü günümüzde halen çalışıyor Apollo 11 göreviyle Ay’a yerleştirilen lazer dalga reflektörü (LRR) 50 yıldan uzun bir süreden sonra halen çalışıyor. Bu reflektörler, tam olarak bir ışık ışınının veya bu durumda lazerin yayıldığı yönde yansıyan özel aynalara sahiptir. Bu yansımalar, fazla enerji tüketmemesinin yanında NASA’ya her gün Ay hakkında yeni şeyler öğretiyor. Bu reflektörler, dünyadaki büyük teleskoplar tarafından gönderilen lazer dalgalarıyla aydınlatılıyor. Lazer dalgası, teleskop tarafından gözlemlenebiliyor ve araştırmacılara, Ay’ın herhangi bir dönüş anında tam olarak Dünya’ya olan mesafesini; aynı zamanda, Ay’ın Dünya’nın; Dünya’nın Güneş’in ve Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesini ölçmeyi sağlıyor. Lazer dalga reflektörü, 50 yılı aşkın süredir kendi gezegenimizi daha iyi tanımak için bilgi sağlamaya devam ediyor. Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com Kaynak: https://sciencenews.org/blog/context/moon-myth-voyages-preceded-apollo-landing https://www.space.com/apollo-program-overview.html https://medium.com/history-of-yesterday/lesser-known-facts-from-apollo-11-3604d2e435a5 *Bu yazı, HBT Dergi 227. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insanligin-bitmeyen-sevdasi-beni-aya-ucur">İnsanlığın bitmeyen sevdası: Beni Ay’a uçur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_29609" style="width: 510px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-29609" class="wp-image-29609" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay3.jpg" alt="" width="500" height="342" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay3.jpg 800w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay3-300x205.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /><p id="caption-attachment-29609" class="wp-caption-text">Görsel: pexels.com / Frank Cone</p></div>
<p>İnsanlığın Ay’a yolculuğunun dönüm noktası şüphesiz Apollo 11 göreviydi. 20 Temmuz 1969’da bir insan ilk defa Ay’a ayak basıp şu sözleri söyleyecekti: “Bu adam için küçük, insanlık için büyük bir adım”. Ay’ın, mitoloji ve kültüre etkisiyle beraber bilime ilham veren yanlarını da hatırlayarak Apollo 11 görevini anıyoruz.</p>
<p>ABD, Kuzey Carolina’daki Kitty Hawk kasabası 1903 yılında tarihi bir olaya tanıklık etti. Tasarımcı Orville Wright (1871-1948), 12 saniye sürecek 37 metrelik bir uçuş yaptı. Bu bir ilkti! Kendisinden önce insanlı uçuş için çalışan onlarca bilim insanı ve mucidin çabasını başarıyla nihayete erdiren Wright, insanlığın kuşları taklit edebileceğinin habercisiydi. Orville’ın bu “küçük” ama “büyük” uçuşunun 66 yıl sonrasında ise insanlık, kuşların bile yapamayacağı bir şeyi yapacak ve Ay’a insanlı ilk uçuşunu gerçekleştirecekti. Ancak Neil Armstrong’un Ay’a ayak basışına geçmeden önce biraz geriye gidelim.</p>
<p>Geceyi aydınlatan Ay’ı, romantiklerin dostu ve kurt adam efsanesinin çıkış noktası olarak biliriz. Karanlığın içindeki aydınlıktır Ay. Ufukta çok yakın gibi görünse de ulaşılması güç bir noktada olan uydumuzun boyutu, evreleri, bir yüze benzeyen tuhaf lekeleriyle bugün bile etkileyiciliğini korumakla birlikte tüm eski medeniyetler için bir gizemdi.</p>
<p>En küçük kum zerreciğinden engin gökyüzüne kadar kozmosu tanımaya çalışmak, bilimin motivasyonu ise Ay da insanlığın ilk büyük bilimsel motivasyonlarından biriydi. Tabii burada mitlere de değinmeden geçemeyiz. Tarihçi Liba Taub, Plutarhos’a referans vererek bilim ve mitlerin daima diyalog içinde olduğunu, bilimsel araştırma ve mitolojinin rakip değil; daha ziyade, doğayı tam olarak dikkate almanın, anlamaya çalışmanın “iki tamamlayıcı yönü” ifadesini kullanıyor.</p>
<p>Bu sebeple de Ay, tarih boyunca neredeyse her kültürün mitolojisinde yerini alacaktı. Bu Yunanlılar için Ay tanrıçası Selene; Romalılar için Luna veya Çinliler için Chang’e’ydi (Aynı zamanda uzay görevlerinin de ismi). Kuzey Kutbu’ndaki Inuit yerlilerinin bile Ay tanrısı var. Çünkü Ay her gece oradan bizi izliyor ve hatta doğa olaylarına neden olarak gücünü gösteriyordu. Bunun bir açıklamaya kavuşması lazımdı.</p>
<p>Ay tam anlamıyla bir gizemdi. Güneş, aydınlıkta parıldarken gece “doğan” Ay, tam anlamıyla merak uyandırıyordu. İlk dönem gökyüzü gözlemcileri, Ay ışığının kaynağı, hangi içerikten yapıldığı ve orada yaşam olup olmadığı hakkında spekülasyonlar yapacaktı. Biricik uydumuz merak uyandırıyor ve bilimsel çalışmalara ilham vermede büyük bir rol oynuyordu.</p>
<p><strong>“Beni Ay’a uçur”</strong></p>
<p>Modern bilimin yükselişinden sonra bile Ay, edebiyattan şiire, şarkılardan filmlere özellikle kültür ve sanattaki etkisini koruyor. Ay hem kurt adam efsanesine hem de “Beni Ay’a Uçur” diyen Frank Sinatra’ya ilham olabiliyor. Burada bilim ve sanat arasındaki kültürel etkileşim oldukça ilginç. Zira Kepler’in “Somnium” eserinden sonra Ay yolculukları, aralarında Cyrano de Bergerac ve Daniel Defoe gibi yazarların arasında popüler bir cazibe alanı haline geldi. 1827’de bir Joseph Atterley “Ay’a Bir Yolculuk”u yazdı.</p>
<p>Daha sonra 1865’te Jules Verne, itişi güçlü bir top tarafından fırlatılan uzay kapsülü teknolojisini hayal ederek “Ay’a Yolculuk”u yazdı ve bilimkurgu edebiyatının kurucularından biri olarak üne kavuştu. (Eserleri bugün bilime ilham vermeye devam ediyor.) Tabii burada edebi (bilimkurgu) fantezilerin merakı körüklediği, bunun da bilimsel çalışmaların yolunu açtığı, yön gösterdiğini de söylemek lazım.</p>
<p>Ay döngülerinin doğru bir takvim oluşturmadaki önemi, astronominin gelişiminde temel bir unsur olan tutulmalarda Ay’ın rolü gibi sorular, modern öncesi biliminin önemli Ay çalışmalarıydı diyebiliriz. Ancak dönüm noktası Isaac Newton’ın çalışmaları olacaktı. Ay’ın yerçekimi tarafından yönlendirilen “düşen bir elma gibi” olduğunu fark etmesinin ardından bilim, bir daha hiç eskisi gibi olmayacak ve bugünkü modern haline evrilecekti.</p>
<p>Newton ve ardılları, Dünya’nın yerçekiminin üstesinden gelmenin ve Ay’a uçmanın ne kadar zor olabileceğinin farkındaydı ama Newton’un fiziği aynı zamanda bunu yapmak için mekanik gereksinimlerin tam olarak ne olduğu da belirleyecekti.</p>
<p>20. yüzyılda bu gereksinimlerin peşinden giden bilim insanı ve mucitler, roket teknolojisinin mimarları olacak ve Apollo 11 astronotları Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Michael Collins’i Ay’a taşıyan çok aşamalı Satürn V’in yolunu açacaklardı. Bilim ile kültür etkileşiminin sonucunda Ay’a ayak basan Armstrong’un “küçük” ama insanlığın “büyük” adımı, tüm insanlığa evrendeki tek bir topluluk olarak temel birlik ve beraberliğini de hatırlatmış oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-29607 size-large aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay1-1024x735.jpg" alt="" width="730" height="524" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay1-1024x735.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay1-300x215.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay1.jpg 1173w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /></p>
<p><strong>Görsel altı:</strong> NASA’nın Apollo 11 görevinin üç mürettebat üyesi; Komutan Neil Armstrong (solda), Komuta Modülü Pilotu Michael Collins (ortada) ve Ay Modülü Pilotu Edwin “Buzz” Aldrin Jr, fırlatma öncesi poz veriyorlar.</p>
<p><strong>NASA, astronotları Ay’a nasıl gönderdi?</strong></p>
<p>1957’de ABD ve Sovyetler Birliği arasında uzayda üstünlük kurma yarışının bir parçası olarak gelişen Apollo programı, NASA’nın 1960’ların sonundan 1970’lerin başına, insanları Ay’a indirme projesinin adıydı. Bu süreçte hem Sovyetler Birliği hem de ABD bu amaçla çok çaba sarf etti ve uzay çalışmalarına büyük katkılarda bulundular. Ancak bunu nihai olarak başaran, Apollo 11 görevi ile NASA oldu ve tarihte ilk kez astronotları Ay’ın yüzeyine indirdi. Ancak bu başarı ile ABD, Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği’ne karşı uzay yarışında zafer ilan edebildi.</p>
<p>Önce Mercury ve ardından Gemini görevleriyle Apollo programına hazırlık yapan NASA, 1961’den itibaren Apollo programı için toplam 11 uzay uçuşu planladı; NASA’ya göre, test edilen ekipmanlardan dördü ve diğer yedi uçuştan altısı Ay’a indi. İlk mürettebatlı uçuş 1968’de, son görev ise 1972’de gerçekleşti.</p>
<p>NASA, Apollo için birkaç yeni araç geliştirecekti. O güne kadar en büyük fırlatma araçlarından biri olan Satürn V, 36 katlı bir bina kadar uzundu ve üç kademeden oluşuyordu. Roketin üstünde, üç kişilik bir kapsül olan Apollo komut modülü vardı. Geminin içi, yaklaşık bir hafta süren Ay yolculukları sırasında oldukça sıkışık seyahat koşulları sağlayan (bir arabanın içi kadar genişlikteki) bir alana sahipti. Son olarak, astronotları Ay yüzeyine indiren Ay modülü vardı. Yüzey gezileri bittiğinde ve astronotlar içeriye tırmandıktan sonra, Ay modülünün üst kısmı motorunu ateşliyor ve Dünya’ya dönüş için modül yükseliyordu.</p>
<p><strong>12 astronot Ay’a gitti ve 283 milyar dolar harcandı</strong></p>
<p>Trajik bir teknik aksaklık yüzünden mürettebatın hayatını kaybettiği Apollo-1 ve büyük Apollo-11 başarısı dahil tüm misyonlar sona erdiğinde 12 astronot Ay’ın yüzeyinde yürümüş veya bir şekilde temas etmişti. Bilimsel araştırmalar yapıldı ve Dünya’daki araştırmacılar için de kaya örnekleri toplandı. (Bu numuneler, toplandıktan onlarca yıl sonra bile halen yeni keşifler yapmak için kullanılıyor.)</p>
<p>SpaceFlight Insider’e göre, Apollo programı ABD’de yaklaşık yarım milyon insanın istihdam edilmesini gerektiren anıtsal bir çabaydı. Planetary Society’ye göre ise programın ömrü boyunca toplam 28 milyar dolar (enflasyona göre ayarlandığında yaklaşık 283 milyar dolar) harcanmıştı.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-29608 size-large aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay2-1024x470.jpg" alt="" width="730" height="335" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay2-1024x470.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay2-300x138.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/06/ay2.jpg 1600w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /></p>
<p><strong>Görsel altı:</strong> Apollo 11 görevi sırasında Ay’a yerleştirilen lazer dalga reflektörü (LRR) 50 yıldan uzun bir süreden sonra halen çalışıyor.</p>
<p><strong>Apollo görevleriyle ilgili az bilinen gerçekler</strong></p>
<p>20 Temmuz 1969’da Apollo 11’in Ay’a astronot indirmesi, bilim tarihi için bir rüyanın gerçek olmasıydı. Peki ama bu görevle ilgili neler biliyoruz? Neil Armstrong’un Ay’a ilk adımını atması ve bunu gösteren fotoğraflarla birlikte “Bu adam için küçük, insanlık için büyük bir adım” sözleri yediden yetmişe birçoğumuzun aklındadır. Ancak görevle ilgili başka spesifik ayrıntılar var.</p>
<p><strong>Ay modülünde sadece 1 dakikalık yedek yakıt kalmıştı</strong></p>
<p>NASA düzeyindeki bir Ay modülünün yakıtının bitmiş olması şaşırtıcı olsa da bu açıklama NASA tarafından yapıldı. Yakıtlarını 16 km boyunca kullanmayan Apollo 10’u hesaba kattıklarını, ancak Armstrong ve Buzz Aldrin’in yüzeye inmek istediklerinde, inişin hesaba katılmadığı bazı hesaplamalar nedeniyle 7 kilometrelik daha yakıt kaybolduğunu söyledi.</p>
<p>Ayrıca başka bir engel daha vardı: İlk iniş yeri, düz olmayan bir kraterin ortasına denk gelmiş ve bu yüzden modülü bu kraterin kenarına birkaç kilometre daha hareket ettirmeleri gerekmişti. Neil Armstrong, Ay modülünü manevra etmeyi başardı, böylece güvenli bir pozisyonda indiler. Ancak tüm bu manevralar, modülde çok az yakıt bırakmıştı.</p>
<p><strong>Mürettebat sadece birkaç saat boyunca Ay’da kaldı</strong></p>
<p>Apollo 11, Ay’da bir günden az kalmak için çok uzun bir yolculuk yapmıştı. Daha sonraki Ay görevleri, Dünya’nın uydusunun yüzeyinde daha fazla zaman harcamasına rağmen, Armstrong ve Aldrin’in görevi düşünüldüğü gibi çok uzun sürmedi. Tüm Apollo 11 misyonu, 16 Temmuz’daki fırlatılışından 24 Temmuz 1969’da Pasifik Okyanusu’na dönüşüne kadar toplam 8 gün sürdü.</p>
<p>İki astronot ayda harcanan her saniyeyi kullandı. Zemin seviyesinde bir kamera ve ABD bayrağı diktiler, bir uzay rüzgâr kolektörü kurdular ve tarihi anı işaretleyen bir hatıra plaketi yerleştirdiler. Ay’da isimleri olan madalyonlar, sismograf ve lazer dalga reflektörü bıraktılar. Ayrıca çok büyük miktar olmasa da kaya ve toz topladılar. Hatta zamanlarının bir kısmını o zamanki ABD başkanı Richard Nixon ile konuşmak için kullandılar.</p>
<p><strong>Lazer dalga reflektörü günümüzde halen çalışıyor</strong></p>
<p>Apollo 11 göreviyle Ay’a yerleştirilen lazer dalga reflektörü (LRR) 50 yıldan uzun bir süreden sonra halen çalışıyor. Bu reflektörler, tam olarak bir ışık ışınının veya bu durumda lazerin yayıldığı yönde yansıyan özel aynalara sahiptir. Bu yansımalar, fazla enerji tüketmemesinin yanında NASA’ya her gün Ay hakkında yeni şeyler öğretiyor.</p>
<p>Bu reflektörler, dünyadaki büyük teleskoplar tarafından gönderilen lazer dalgalarıyla aydınlatılıyor. Lazer dalgası, teleskop tarafından gözlemlenebiliyor ve araştırmacılara, Ay’ın herhangi bir dönüş anında tam olarak Dünya’ya olan mesafesini; aynı zamanda, Ay’ın Dünya’nın; Dünya’nın Güneş’in ve Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesini ölçmeyi sağlıyor. Lazer dalga reflektörü, 50 yılı aşkın süredir kendi gezegenimizi daha iyi tanımak için bilgi sağlamaya devam ediyor.</p>
<p><strong>Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p><strong><a href="https://sciencenews.org/blog/context/moon-myth-voyages-preceded-apollo-landing">https://sciencenews.org/blog/context/moon-myth-voyages-preceded-apollo-landing</a></strong></p>
<p><strong><a href="https://www.space.com/apollo-program-overview.html">https://www.space.com/apollo-program-overview.html</a></strong></p>
<p><strong><a href="https://medium.com/history-of-yesterday/lesser-known-facts-from-apollo-11-3604d2e435a5">https://medium.com/history-of-yesterday/lesser-known-facts-from-apollo-11-3604d2e435a5</a></strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-227-31-temmuz-2020-dijital-pdf/">227. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insanligin-bitmeyen-sevdasi-beni-aya-ucur">İnsanlığın bitmeyen sevdası: Beni Ay’a uçur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29603</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Daha önce dünyada var olmamış bir madde üretildi: Metalik hidrojen</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/daha-once-dunyada-var-olmamis-bir-madde-uretildi-metalik-hidrojen</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2017 12:13:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[atom]]></category>
		<category><![CDATA[element]]></category>
		<category><![CDATA[harvard]]></category>
		<category><![CDATA[hidrojen]]></category>
		<category><![CDATA[metalik hidrojen]]></category>
		<category><![CDATA[metallic hydrogen]]></category>
		<category><![CDATA[MRI]]></category>
		<category><![CDATA[roket]]></category>
		<category><![CDATA[roket teknolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi bilim insanları, teoriye girdikten yaklaşık bir asır sonra metalik hidrojen oluşturmayı başardı. Metalik hidrojen, bilim insanlarının maddenin doğasıyla ilgili temel sorulara cevap bulmalarına yardımcı olacak. Bunun yanı sıra, maddenin oda sıcaklığında çalışabilen süper iletkenlerden, güçlü roket iticilere kadar geniş bir uygulama yelpazesinde kullanılabileceği düşünülüyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/daha-once-dunyada-var-olmamis-bir-madde-uretildi-metalik-hidrojen">Daha önce dünyada var olmamış bir madde üretildi: Metalik hidrojen</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi bilim insanları, teoriye girdikten yaklaşık bir asır sonra metalik hidrojen oluşturmayı başardı. Metalik hidrojen, bilim insanlarının maddenin doğasıyla ilgili temel sorulara cevap bulmalarına yardımcı olacak. Bunun yanı sıra, maddenin oda sıcaklığında çalışabilen süper iletkenlerden, güçlü roket iticilere kadar geniş bir uygulama yelpazesinde kullanılabileceği düşünülüyor.</p>
<p><iframe loading="lazy" width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/IJ38AxBPZZ4?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/daha-once-dunyada-var-olmamis-bir-madde-uretildi-metalik-hidrojen">Daha önce dünyada var olmamış bir madde üretildi: Metalik hidrojen</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5243</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnsanoğlu en yakın yıldız sistemine yelken açıyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insanoglu-en-yakin-yildiz-sistemine-yelken-aciyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2016 14:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[alpha centauri]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[breakthrough starshot]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[mikro]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[proxima centauri]]></category>
		<category><![CDATA[roket]]></category>
		<category><![CDATA[stephen hawking]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzayda yaşama uygun gezegen arayışları Dünya’da yaşamın sonsuza dek devam etmeyeceği konusunda dünya kamuoyunu sürekli olarak uyaran Profesör Stephen Hawking, uzayda insan yaşamına uygun gezegen arayışlarına başlanması için sıra dışı bir projeye öncülük ediyor.  Başta Rus milyarder Yuri Milner ve Silicon Vadisi girişimcileri olmak üzere diğer iş adamlarının desteği ile geliştirilecek olan yepyeni bir teknoloji sayesinde, mikroçip boyutlarında bir dizi uzay aracı 20 yıl içinde Dünya’ya en yakın yıldız sistemi olan Alpha Centauri’ye ulaşmaya çalışacak.  Breakthrough Starshot adı verilen bu proje, belki de hiçbir zaman başarıya ulaşamayacak, ancak insanları veya insan-yapımı uzay araçlarını yıldızlara taşımak için gerekli olan teknolojinin geliştirilmesine ön ayak olacak. Bu arada yol üzerindeki gezegenlerin insan yaşamına uygun olup olmayacağı incelenecek. Milyarder Yuri Milner ve ünlü fizikçi Stephen Hawking, geçenlerde yaptıkları bir basın açıklamasıyla minik bir uzay aracını uzaya göndermek için 100 milyon dolarlık bir girişim başlattıklarını duyurdu. Bu uzay aracı bir bilgisayar çipi boyutlarında olacak. Aracın 25 trilyon mil uzaktaki en yakın yıldız sistemi olan Alpha Centauri’ye 20 yıl içinde ulaşması bekleniyor. 55 yıl sonra Uzay Çağı’nda gelinen nokta Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan. 12 Nisan 1961 tarihinde Dünya yörüngesinde turlamasının üzerinden tam 55 yıl geçti. Bu tarihte başladığı varsayılan Uzay Çağı, Breakthrough Starshot projesi ile büyük bir atılım gerçekleştirecek. Böylece yıldızlararası yolculuklar bilim kurgu konusu olmaktan çıkarak gerçek olacak. Hawking ve Milner’e bu projede Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg de destek veriyor. Güçlü bir ekip oluşturmak için kolları sıvayan üçlü, NASA Ames Araştırma Merkezi eski yöneticisi Pete Worden’ın da aralarında bulunduğu Harvard, Princeton, Cornell gibi ABD’nin saygın üniversitelerinden bilim insanlarını, Nobel Ödüllü Saul Perlmutter’ı, astronom Martin Rees’i ekiplerine dahil ettiler. Nano-araç ile uzay yolculuğu     Breakthrough Starshot projesinin hedefi, nano-boyutlarda bir uzay aracı geliştirmek. Nano-boyutlarda bir bilgisayar çipi görüntüsündeki uzay aracı, itici güç kaynağı, kamera ve navigasyon sistemi içerecek. “StarChip” adı verilecek olan araç, Moore Yasası’nda öngörülen ilkeler çerçevesinde geliştirilen teknoloji yardımıyla uzaya çıkacak. Moore Yasası, bir çip üzerindeki transistör sayısının her iki yılda bir ikiye katlanacağını öngörür. Bir sonraki aşama ise bir metrekare civarında ve birkaç yüz atom kalınlığında yelkenler geliştirmek. Önünde çözmesi gereken çok sayıda teknolojik engeli bulunan projenin tamamlanması için 5 ile 10 milyar dolar gerekebilir. Milner şimdilik kendi hesabından 100 milyon dolar yatırmış bulunuyor. Geleneksel roketlerden farklı Bir kere itici mekanizma geleneksel roket fırlatıcısından çok farklı bir yapıda olacak. Breakthrough Starshot ayrıca yerde konuşlanmış bir dizi lazer demeti yaratmayı planlıyor. Kuramsal olarak lazer grubu binlerce nano-aracını uzaya fırlatabilecek. Nano-araçlar bir kez yörüngeye girdiği zaman lazerler tek tek yelkenlere odaklanarak hızlarını ışık hızının % 20’sine çıkartacaklar. Alpha Centauri’ye 30.000 yılda ulaşmak yerine Starchip saatte 100 milyon mil hıza çıkarak 20 yılda varacak. Starchip hedefine ulaşırsa üzerindeki kamera, yıldız sisteminin fotoğraflarını çekmeye başlayacak. Böylece sistemde yaşanabilir bir gezegen olup olmadığı anlaşılabilecek. En ileri teknolojiyle bile bu fotoğrafların Yeryüzü’ne erişmesi 4 yılı bulacak. Breakthrough Starshot şu anda emekleme aşamasında; önünde aşılması gereken çok sayıda teknolojik engel var. Ayrıca yıldızlararası yolculuk pek çok tehlikeye açık. Örneğin herhangi bir cisimle çarpışması Starchip’in sonunu getirebilir. “Dünya şahane bir yer, ama sonsuza dek dayanamayacak” diye konuşan Hawking, “Yeni yerler bulmak için er veya geç yıldızlara ulaşmak zorundayız. Breakthrough Starshot bu yolculuğun ilk adımı” diyor. Alpha Centauri Hakkında Ne Biliyoruz? Alpha Centauri’nin yıldızları bizden 4.3 ışık-yılı uzaktadır. Bu da Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin 270.000 katı anlamına gelir. Milner’e göre bu mesafeyi bir nesil içinde kat etmek için bugün kullandığımız kimyasal roketler, Samanyolu’ndaki tüm yıldızların ağırlığına eşit miktarda yakıta ihtiyaç duyar. Bir füzyon roketi sisteme 50 yıl içinde ulaşabilir ama bu teknolojinin ne zaman işlerlik kazanabileceği henüz bilinmiyor. Oysa Starshot teknolojisi ile bu mesafe 20 yıl içinde kat edilebilecek. Alpha Centauri Dünya’dan yalnızca bir ışık noktası olarak görülüyor. Bu nokta kuzey gökyüzünün en parlak yıldızlarından biridir. Teleskoptan bakınca sistemin iki yıldızı görülebiliyor. Bunlar Alpha Centauri A ve çapı daha küçük olan Alpha Centauri B. Bu ikisi de bizim Güneş’imize yakın bir kütleye sahip. Bunlar, Uranüs’ün Güneş’in yörüngesinde döndüğü mesafeye yakın bir uzaklıkta birbirlerinin yörüngesinde dönerler. Üçüncü yıldız Proxima Centauri Dünya’ya biraz daha yakındır. Aslında bu, Dünya’nın Güneş sistemi dışında kalan en yakın yıldızdır. Ve çok daha küçük ve daha az parlaktır. Bazı astronomlar bunun sistemin bir parçası olup olmadığını halen sorguluyor. Proxima Centauri gelip geçmekte olan bir yıldız da olabilir. Ne zaman keşfedildi? Astronomlar ilk kez birbirinin yörüngesinde dönen iki Alpha Centauri’yi 1689’da keşfettiler. Proxima ise 1915’te tespit edildi. 2012’de bilim insanları Yüksek Duyarlılıkta Radyal Hız Gezegen Araştırıcısı adı verilen bir enstrüman yardımı ile Alpha Centauri B çevresinde başka bir gezegen olup olmadığını araştırdılar. Avrupa Uzay Ajansı’na bağlı olan enstrüman, Dünya’dan biraz daha büyük bir gezegenin her 3.24 günde bir yıldızın çevresinde döndüğünü gözlemledi. Bu tarihten sonra gezegenin varlığı kesinleştirilmek istendiyse de somut bir kanıta ulaşılamadı. Orijinal verilerin yeniden incelenmesi sonucu gezegenin veri işlemindeki bir yanılsamadan kaynaklanmış olabileceği ileri sürüldü. En uygun yer Alpha Centauri ikizlerinin ve Proxima’nın uzak uzayda gezegen aranacak en uygun yerde oldukları düşüncesi ağır basıyor. Mesafe çok uzun olmakla birlikte Starshot’un nano-araçları veya diğer yıldızlararası araçlar üzerinden Dünya ile haberleşme ağı kurulabilir –dört yıllık bir gecikme ile olsa da- . Kaldı ki yıldızların bizim güneşimize olan benzerliğine bağlı olarak, Dünya’ya benzer gezegen arayışları için Alpha Centauri en akıllı tercih olabilir. Teknik engeller Projenin başarıyla tamamlanması için üç önemli teknik engelin aşılması gerekiyor: 1-Mikro boyutta üretim Milner’e göre mikro-fabrikasyon engeli cep telefonu sanayinden yararlanarak aşılacak. Projenin en önemli parçalarından biri olan Starchip, aslında bir çip üzerine sığdırılmış uzay aracı. Bu uzay aracı 9 kamera, foton iticiler, enerji kaynağı, navigasyon ve iletişim gereçlerinden oluşacak. Ekip böyle bir çipin 370 miligram ağırlığında olacağını hesaplıyor. 2030 yılında bu ağırlık 220 miligrama düşürülebilir. Milner’e göre bu çipin seri üretim maliyeti bir iPhone’nun maliyetine yakın olacak. 2-Nanoteknoloji İkinci engel nanoteknolojiden yararlanarak yelkenleri üretmek. Bu yelkenlerin birkaç atom kalınlığında olması gerekiyor. Çünkü bir metre genişliğindeki yelkenin ağırlığının birkaç gramdan daha ağır olmaması gerekiyor. 3- Lazer teknolojisi Planlandığı kadar güçlü lazerler henüz mevcut değil. Ancak gelişmelerin Moore Yasası’nı izlemesi durumunda teknolojinin birkaç on yıl içinde hazır olması bekleniyor. Ekibin kurmayı planladığı “ışık yansıtıcısı” adı verilen düzen şöyle: Bir kilometre uzunluğunda bir mesafede konuşlandırılacak olan yüzlerce veya binlerce güçlü lazerden oluşan demet, birleşince 100 gigawatt’lık bir ışın oluşturacak. Bu ışın gün içinde birkaç dakikalık süre için tek bir nano-araca yönlendirilecek; enerjisini şehir şebekesinden çekecek. Ancak her bir vuruş için yüzlerce gigawatt saat depolama yapmak zorunda kalacak. Depolama ya pillere ya da diğer depolama teknolojilerine yapılacak. Parçacık hızlandırıcılar ve füzyon reaktörleri de bugün benzer tekniklerden yararlanıyor. İnsanın uzayda 55 Yıllık Macerası: 12 Nisan tarihinin önemi 12 Nisan,  insanın uzay macerasında çok özel bir tarih. 12 Nisan 2016’da uzayda insan yerleşimine uygun gezegen arayışlarına yönelik ilk girişim olan Breakthrough Starshot Projesi başlatıldı. 1961 yılında aynı gün insan ilk kez uzaya çıktı. 20 yıl sonra yine o tarihte NASA’nın yeniden kullanılabilir uzay mekiği ilk uçuşunu gerçekleştirdi.       -12 Nisan 1961’de kozmonot Yuri Gagarin Vostok 1 kapsülü ile Dünya çevresinde 108 dakikalık bir uçuş gerçekleştirdi ve uzaya çıkan ilk insan olarak tarihe geçti. -Bu olayın üzerinden 1 ay geçmeden 5 Mayıs 1961’de NASA ilk insanlı uzay aracını uzaya gönderdi. Astronot Alan Shepard, Freedom 7  isimli araç ile 185 km yükseklikte 15 dakikalık bir uçuş gerçekleştirdi. -16 Haziran 1963 tarihinde Sovyetler Birliği’nden Valentina Tereshkova uzaya çıkan ilk kadın olarak uzay uçuşlarındaki erkek egemenliğini sona erdirdi. -18 Mart 1965 tarihinde kozmonot Alexey Leonov ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirdi. Leonov aracın dışında tam 12 dakika kaldı. -Aralık 1968’de NASA’nın Apollo 8 isimli uzay aracı ilk kez Dünya yörüngesinden çıkarak Ay’ın çevresinde tur attı. -20 Temmuz 1969 tahinde Apollo 11 ile Ay’a inen üç NASA astronotu ilk Ay yürüyüşünü gerçekleştirdi. -11 Nisan 1970 tarihinde Apollo 13, ay misyonu sırasında çok ciddi bir sorun yaşandı.  Servis modülündeki oksijen tankı patladı. Ancak uzay aracındaki üç astronot Dünya’ya dönmeyi başardı. -Temmuz 1975’te ABD ve SSCB arasındaki Soğuk Savaş’a rağmen iki ülke tarihin ilk uluslararası insanlı uzay uçuşunu gerçekleştirdi. -12 Nisan 1981 tarihinde NASA birçok kereler kullanılabilir uzay gemisini uzaya fırlattı.  30 yıl boyunca uzay mekikleri 133 kez uzayda çeşitli görevleri yerine getirdiler. -Ululslararası Uzay İstasyonu’nun yapımına 1998 yılında başlandı. Kasım 2000’de yörüngede dönmekte olan laboratuvarda bir NASA astronotu ve 2 kozmonottan oluşan ekip,  dört ay sürecek olan görevlerine başladılar. -Nisan 2001’de ilk uzay turisti Dennis Tito 20 milyon dolar ödeyerek Uluslararası Uzay İstasyonu’nda  tam 8 gün geçirdi. Tito’nun gezisini düzenleyen şirket bugüne dek uzay laboratuvarına 7 turist daha gönderdi. -2003 yılında uzay çalışmalarına Çin de katıldı. O yıl 15 Ekim tarihinde uzay gemisi Çin’de üretilen bir roketi yardımıyla uzaya çıktı. 2008 yılında bir taykonot ilk uzay uçuşunu yaptı. -2004 yılında devlet yardımı olmaksızın ilk özel  yapım SpaceShipOne,  Burt Rutan’ın önderliğinde uzayda 5 günlük bir yolculuğa çıktı. Bunu SpaceShipTwo izledi. -Özel sektör öncülüğünde uzay uçuşları çok büyük bir atılım yaptı. SpaceX adı verilen Amerikan şirketi, Dragon isimli kapsülü,  Falcon 9 roketi yardımıyla uzaya çıkarttı. Uzay aracı Dünya çevresinde iki kez döndükten sonra Büyük Okyanus’a iniş yaptı. Derleyen: Reyhan Oksay Kaynaklar: http://www.space.com/11329-human-spaceflight-biggest-moments-50th-anniversary.html http://www.space.com/32560-alpha-centauri-what-we-know.html http://www.nytimes.com/2016/04/13/science/alpha-centauri-breakthrough-starshot-yuri-milner-stephen-hawking.html?smid=tw-nytimesscience&#38;smtyp=cur&#38;_r=0 http://www.wired.co.uk/news/archive/2016-04/13/breakthrough-starshot-alpha-centauri http://steamregister.com/hawkings-ambitious-starshot-project-to-set-sail-for-alpha-centauri-rpb/ https://www.inverse.com/article/14254-apocalyptic-fears-drive-stephen-hawking-s-support-for-breakthrough-starshot</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insanoglu-en-yakin-yildiz-sistemine-yelken-aciyor">İnsanoğlu en yakın yıldız sistemine yelken açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzayda yaşama uygun gezegen arayışları</strong></p>
<p>Dünya’da yaşamın sonsuza dek devam etmeyeceği konusunda dünya kamuoyunu sürekli olarak uyaran Profesör Stephen Hawking, uzayda insan yaşamına uygun gezegen arayışlarına başlanması için sıra dışı bir projeye öncülük ediyor.  Başta Rus milyarder Yuri Milner ve Silicon Vadisi girişimcileri olmak üzere diğer iş adamlarının desteği ile geliştirilecek olan yepyeni bir teknoloji sayesinde, mikroçip boyutlarında bir dizi uzay aracı 20 yıl içinde Dünya’ya en yakın yıldız sistemi olan Alpha Centauri’ye ulaşmaya çalışacak.  Breakthrough Starshot adı verilen bu proje, belki de hiçbir zaman başarıya ulaşamayacak, ancak insanları veya insan-yapımı uzay araçlarını yıldızlara taşımak için gerekli olan teknolojinin geliştirilmesine ön ayak olacak. Bu arada yol üzerindeki gezegenlerin insan yaşamına uygun olup olmayacağı incelenecek.</p>
<p>Milyarder Yuri Milner ve ünlü fizikçi Stephen Hawking, geçenlerde yaptıkları bir basın açıklamasıyla minik bir uzay aracını uzaya göndermek için 100 milyon dolarlık bir girişim başlattıklarını duyurdu. Bu uzay aracı bir bilgisayar çipi boyutlarında olacak. Aracın 25 trilyon mil uzaktaki en yakın yıldız sistemi olan Alpha Centauri’ye 20 yıl içinde ulaşması bekleniyor.</p>
<p><strong>55 yıl sonra Uzay Çağı’nda gelinen nokta </strong></p>
<p>Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan. 12 Nisan 1961 tarihinde Dünya yörüngesinde turlamasının üzerinden tam 55 yıl geçti. Bu tarihte başladığı varsayılan Uzay Çağı, Breakthrough Starshot projesi ile büyük bir atılım gerçekleştirecek. Böylece yıldızlararası yolculuklar bilim kurgu konusu olmaktan çıkarak gerçek olacak.</p>
<p>Hawking ve Milner’e bu projede Facebook’un kurucusu ve CEO’su <strong>Mark Zuckerberg</strong> de destek veriyor. Güçlü bir ekip oluşturmak için kolları sıvayan üçlü, NASA Ames Araştırma Merkezi eski yöneticisi <strong>Pete Worden</strong>’ın da aralarında bulunduğu Harvard, Princeton, Cornell gibi ABD’nin saygın üniversitelerinden bilim insanlarını, Nobel Ödüllü <strong>Saul Perlmutter</strong>’ı, astronom <strong>Martin Rees</strong>’i ekiplerine dahil ettiler.</p>
<p><strong>Nano-araç ile uzay yolculuğu     </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-4318 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/breakt-300x278.jpg" alt="breakt" width="213" height="197" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/breakt-300x278.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/breakt.jpg 470w" sizes="auto, (max-width: 213px) 100vw, 213px" />Breakthrough Starshot projesinin hedefi, nano-boyutlarda bir uzay aracı geliştirmek. Nano-boyutlarda bir bilgisayar çipi görüntüsündeki uzay aracı, itici güç kaynağı, kamera ve navigasyon sistemi içerecek. “StarChip” adı verilecek olan araç, Moore Yasası’nda öngörülen ilkeler çerçevesinde geliştirilen teknoloji yardımıyla uzaya çıkacak. Moore Yasası, bir çip üzerindeki transistör sayısının her iki yılda bir ikiye katlanacağını öngörür. Bir sonraki aşama ise bir metrekare civarında ve birkaç yüz atom kalınlığında yelkenler geliştirmek.</p>
<p>Önünde çözmesi gereken çok sayıda teknolojik engeli bulunan projenin tamamlanması için 5 ile 10 milyar dolar gerekebilir. Milner şimdilik kendi hesabından 100 milyon dolar yatırmış bulunuyor.</p>
<p><strong>Geleneksel roketlerden farklı</strong></p>
<p>Bir kere itici mekanizma geleneksel roket fırlatıcısından çok farklı bir yapıda olacak. Breakthrough Starshot ayrıca yerde konuşlanmış bir dizi lazer demeti yaratmayı planlıyor. Kuramsal olarak lazer grubu binlerce nano-aracını uzaya fırlatabilecek. Nano-araçlar bir kez yörüngeye girdiği zaman lazerler tek tek yelkenlere odaklanarak hızlarını ışık hızının % 20’sine çıkartacaklar. Alpha Centauri’ye 30.000 yılda ulaşmak yerine Starchip saatte 100 milyon mil hıza çıkarak 20 yılda varacak. Starchip hedefine ulaşırsa üzerindeki kamera, yıldız sisteminin fotoğraflarını çekmeye başlayacak. Böylece sistemde yaşanabilir bir gezegen olup olmadığı anlaşılabilecek. En ileri teknolojiyle bile bu fotoğrafların Yeryüzü’ne erişmesi 4 yılı bulacak.</p>
<p>Breakthrough Starshot şu anda emekleme aşamasında; önünde aşılması gereken çok sayıda teknolojik engel var. Ayrıca yıldızlararası yolculuk pek çok tehlikeye açık. Örneğin herhangi bir cisimle çarpışması Starchip’in sonunu getirebilir.</p>
<p>“Dünya şahane bir yer, ama sonsuza dek dayanamayacak” diye konuşan Hawking, “Yeni yerler bulmak için er veya geç yıldızlara ulaşmak zorundayız. Breakthrough Starshot bu yolculuğun ilk adımı” diyor.</p>
<p><strong>Alpha Centauri Hakkında Ne Biliyoruz?</strong></p>
<p>Alpha Centauri’nin yıldızları bizden 4.3 ışık-yılı uzaktadır. Bu da Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin 270.000 katı anlamına gelir. Milner’e göre bu mesafeyi bir nesil içinde kat etmek için bugün kullandığımız kimyasal roketler, Samanyolu’ndaki tüm yıldızların ağırlığına eşit miktarda yakıta ihtiyaç duyar. Bir füzyon roketi sisteme 50 yıl içinde ulaşabilir ama bu teknolojinin ne zaman işlerlik kazanabileceği henüz bilinmiyor. Oysa Starshot teknolojisi ile bu mesafe 20 yıl içinde kat edilebilecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-4316 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/alpha-300x119.jpg" alt="alpha" width="337" height="134" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/alpha-300x119.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/alpha.jpg 550w" sizes="auto, (max-width: 337px) 100vw, 337px" /></p>
<p>Alpha Centauri Dünya’dan yalnızca bir ışık noktası olarak görülüyor. Bu nokta kuzey gökyüzünün en parlak yıldızlarından biridir. Teleskoptan bakınca sistemin iki yıldızı görülebiliyor. Bunlar <strong>Alpha Centauri A</strong> ve çapı daha küçük olan <strong>Alpha Centauri B</strong>. Bu ikisi de bizim Güneş’imize yakın bir kütleye sahip. Bunlar, Uranüs’ün Güneş’in yörüngesinde döndüğü mesafeye yakın bir uzaklıkta birbirlerinin yörüngesinde dönerler.</p>
<p>Üçüncü yıldız <strong>Proxima Centauri</strong> Dünya’ya biraz daha yakındır. Aslında bu, Dünya’nın Güneş sistemi dışında kalan en yakın yıldızdır. Ve çok daha küçük ve daha az parlaktır. Bazı astronomlar bunun sistemin bir parçası olup olmadığını halen sorguluyor. Proxima Centauri gelip geçmekte olan bir yıldız da olabilir.</p>
<p><strong>Ne zaman keşfedildi?</strong></p>
<p>Astronomlar ilk kez birbirinin yörüngesinde dönen iki Alpha Centauri’yi 1689’da keşfettiler. Proxima ise 1915’te tespit edildi.</p>
<p>2012’de bilim insanları Yüksek Duyarlılıkta Radyal Hız Gezegen Araştırıcısı adı verilen bir enstrüman yardımı ile Alpha Centauri B çevresinde başka bir gezegen olup olmadığını araştırdılar. Avrupa Uzay Ajansı’na bağlı olan enstrüman, Dünya’dan biraz daha büyük bir gezegenin her 3.24 günde bir yıldızın çevresinde döndüğünü gözlemledi. Bu tarihten sonra gezegenin varlığı kesinleştirilmek istendiyse de somut bir kanıta ulaşılamadı. Orijinal verilerin yeniden incelenmesi sonucu gezegenin veri işlemindeki bir yanılsamadan kaynaklanmış olabileceği ileri sürüldü.</p>
<p><strong>En uygun yer</strong></p>
<p>Alpha Centauri ikizlerinin ve Proxima’nın uzak uzayda gezegen aranacak en uygun yerde oldukları düşüncesi ağır basıyor. Mesafe çok uzun olmakla birlikte Starshot’un nano-araçları veya diğer yıldızlararası araçlar üzerinden Dünya ile haberleşme ağı kurulabilir –dört yıllık bir gecikme ile olsa da- . Kaldı ki yıldızların bizim güneşimize olan benzerliğine bağlı olarak, Dünya’ya benzer gezegen arayışları için Alpha Centauri en akıllı tercih olabilir.</p>
<p><strong>Teknik engeller</strong></p>
<p>Projenin başarıyla tamamlanması için üç önemli teknik engelin aşılması gerekiyor:</p>
<p><strong>1-Mikro boyutta üretim</strong></p>
<p>Milner’e göre mikro-fabrikasyon eng<img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-4320 alignright" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/chip-300x217.jpg" alt="chip" width="198" height="143" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/chip-300x217.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/chip.jpg 812w" sizes="auto, (max-width: 198px) 100vw, 198px" />eli cep telefonu sanayinden yararlanarak aşılacak. Projenin en önemli parçalarından biri olan Starchip, aslında bir çip üzerine sığdırılmış uzay aracı. Bu uzay aracı 9 kamera, foton iticiler, enerji kaynağı, navigasyon ve iletişim gereçlerinden oluşacak. Ekip böyle bir çipin 370 miligram ağırlığında olacağını hesaplıyor. 2030 yılında bu ağırlık 220 miligrama düşürülebilir. Milner’e göre bu çipin seri üretim maliyeti bir iPhone’nun maliyetine yakın olacak.</p>
<p><strong>2-Nanoteknoloji</strong></p>
<p>İkinci engel nanoteknolojiden yararlanarak yelkenleri üretmek. Bu yelkenlerin birkaç atom kalınlığında olması gerekiyor. Çünkü bir metre genişliğindeki yelkenin ağırlığının birkaç gramdan daha ağır olmaması gerekiyor.</p>
<p><strong>3- Lazer teknolojisi<img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-4319 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/laser-300x300.png" alt="laser" width="173" height="173" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/laser-300x300.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/laser-150x150.png 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/11/laser.png 400w" sizes="auto, (max-width: 173px) 100vw, 173px" /></strong></p>
<p>Planlandığı kadar güçlü lazerler henüz mevcut değil. Ancak gelişmelerin Moore Yasası’nı izlemesi durumunda teknolojinin birkaç on yıl içinde hazır olması bekleniyor. Ekibin kurmayı planladığı “ışık yansıtıcısı” adı verilen düzen şöyle: Bir kilometre uzunluğunda bir mesafede konuşlandırılacak olan yüzlerce veya binlerce güçlü lazerden oluşan demet, birleşince 100 gigawatt’lık bir ışın oluşturacak. Bu ışın gün içinde birkaç dakikalık süre için tek bir nano-araca yönlendirilecek; enerjisini şehir şebekesinden çekecek. Ancak her bir vuruş için yüzlerce gigawatt saat depolama yapmak zorunda kalacak. Depolama ya pillere ya da diğer depolama teknolojilerine yapılacak. Parçacık hızlandırıcılar ve füzyon reaktörleri de bugün benzer tekniklerden yararlanıyor.</p>
<p><strong>İnsanın uzayda 55 Yıllık Macerası: 12 Nisan tarihinin önemi</strong></p>
<p><strong>12 Nisan,  insanın uzay macerasında çok özel bir tarih. 12 Nisan 2016’da uzayda insan yerleşimine uygun gezegen arayışlarına yönelik ilk girişim olan Breakthrough Starshot Projesi başlatıldı. 1961 yılında aynı gün insan ilk kez uzaya çıktı. 20 yıl sonra yine o tarihte NASA’nın yeniden kullanılabilir uzay mekiği ilk uçuşunu gerçekleştirdi.       </strong></p>
<p>-12 Nisan 1961’de kozmonot Yuri Gagarin Vostok 1 kapsülü ile Dünya çevresinde 108 dakikalık bir uçuş gerçekleştirdi ve uzaya çıkan ilk insan olarak tarihe geçti.</p>
<p>-Bu olayın üzerinden 1 ay geçmeden 5 Mayıs 1961’de NASA ilk insanlı uzay aracını uzaya gönderdi. Astronot Alan Shepard, Freedom 7  isimli araç ile 185 km yükseklikte 15 dakikalık bir uçuş gerçekleştirdi.</p>
<p>-16 Haziran 1963 tarihinde Sovyetler Birliği’nden Valentina Tereshkova uzaya çıkan ilk kadın olarak uzay uçuşlarındaki erkek egemenliğini sona erdirdi.</p>
<p>-18 Mart 1965 tarihinde kozmonot Alexey Leonov ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirdi. Leonov aracın dışında tam 12 dakika kaldı.</p>
<p>-Aralık 1968’de NASA’nın Apollo 8 isimli uzay aracı ilk kez Dünya yörüngesinden çıkarak Ay’ın çevresinde tur attı.</p>
<p>-20 Temmuz 1969 tahinde Apollo 11 ile Ay’a inen üç NASA astronotu ilk Ay yürüyüşünü gerçekleştirdi.</p>
<p>-11 Nisan 1970 tarihinde Apollo 13, ay misyonu sırasında çok ciddi bir sorun yaşandı.  Servis modülündeki oksijen tankı patladı. Ancak uzay aracındaki üç astronot Dünya’ya dönmeyi başardı.</p>
<p>-Temmuz 1975’te ABD ve SSCB arasındaki Soğuk Savaş’a rağmen iki ülke tarihin ilk uluslararası insanlı uzay uçuşunu gerçekleştirdi.</p>
<p>-12 Nisan 1981 tarihinde NASA birçok kereler kullanılabilir uzay gemisini uzaya fırlattı.  30 yıl boyunca uzay mekikleri 133 kez uzayda çeşitli görevleri yerine getirdiler.</p>
<p>-Ululslararası Uzay İstasyonu’nun yapımına 1998 yılında başlandı. Kasım 2000’de yörüngede dönmekte olan laboratuvarda bir NASA astronotu ve 2 kozmonottan oluşan ekip,  dört ay sürecek olan görevlerine başladılar.</p>
<p>-Nisan 2001’de ilk uzay turisti Dennis Tito 20 milyon dolar ödeyerek Uluslararası Uzay İstasyonu’nda  tam 8 gün geçirdi. Tito’nun gezisini düzenleyen şirket bugüne dek uzay laboratuvarına 7 turist daha gönderdi.</p>
<p>-2003 yılında uzay çalışmalarına Çin de katıldı. O yıl 15 Ekim tarihinde uzay gemisi Çin’de üretilen bir roketi yardımıyla uzaya çıktı. 2008 yılında bir taykonot ilk uzay uçuşunu yaptı.</p>
<p>-2004 yılında devlet yardımı olmaksızın ilk özel  yapım SpaceShipOne,  Burt Rutan’ın önderliğinde uzayda 5 günlük bir yolculuğa çıktı. Bunu SpaceShipTwo izledi.</p>
<p>-Özel sektör öncülüğünde uzay uçuşları çok büyük bir atılım yaptı. SpaceX adı verilen Amerikan şirketi, Dragon isimli kapsülü,  Falcon 9 roketi yardımıyla uzaya çıkarttı. Uzay aracı Dünya çevresinde iki kez döndükten sonra Büyük Okyanus’a iniş yaptı.</p>
<p><strong>Derleyen: Reyhan Oksay</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><a href="http://www.space.com/11329-human-spaceflight-biggest-moments-50th-anniversary.html">http://www.space.com/11329-human-spaceflight-biggest-moments-50th-anniversary.html</a></p>
<p><a href="http://www.space.com/32560-alpha-centauri-what-we-know.html">http://www.space.com/32560-alpha-centauri-what-we-know.html</a></p>
<p><a href="http://www.nytimes.com/2016/04/13/science/alpha-centauri-breakthrough-starshot-yuri-milner-stephen-hawking.html?smid=tw-nytimesscience&amp;smtyp=cur&amp;_r=0">http://www.nytimes.com/2016/04/13/science/alpha-centauri-breakthrough-starshot-yuri-milner-stephen-hawking.html?smid=tw-nytimesscience&amp;smtyp=cur&amp;_r=0</a></p>
<p><a href="http://www.wired.co.uk/news/archive/2016-04/13/breakthrough-starshot-alpha-centauri">http://www.wired.co.uk/news/archive/2016-04/13/breakthrough-starshot-alpha-centauri</a></p>
<p><a href="http://steamregister.com/hawkings-ambitious-starshot-project-to-set-sail-for-alpha-centauri-rpb/">http://steamregister.com/hawkings-ambitious-starshot-project-to-set-sail-for-alpha-centauri-rpb/</a></p>
<p><a href="https://www.inverse.com/article/14254-apocalyptic-fears-drive-stephen-hawking-s-support-for-breakthrough-starshot">https://www.inverse.com/article/14254-apocalyptic-fears-drive-stephen-hawking-s-support-for-breakthrough-starshot</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/insanoglu-en-yakin-yildiz-sistemine-yelken-aciyor">İnsanoğlu en yakın yıldız sistemine yelken açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4315</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Rahat uyu Tsiolkovsky!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/rahat-uyu-tsiolkovsky</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tevfik Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2016 01:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevfik Uyar]]></category>
		<category><![CDATA[hava gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[kozmizm]]></category>
		<category><![CDATA[roket]]></category>
		<category><![CDATA[tsiolkovsky]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatımızda kullanmaktan vazgeçemediğimiz pek çok teknolojinin, hayranlıkla baktığımız ve insanlık olarak övündüğümüz gibi bilimsel atılımların geçmişlerinde, ta en arkalarda yer alan kimselerin adını her zaman bilmeyiz. Bilim ve teknoloji tarihinde çok önemli bir yere sahip olmalarına rağmen, haklarında popüler bir sinema filmi çekilmedikçe adını hiç duymadığımız pek çok bilgin, bilim insanı vardır. İşte 17 Eylül 1857&#8217;de doğan, 1935 yılında bugün, 19 Eylül&#8217;de aramızdan ayrılan Rus bilim insanı ve mühendis Konstantin Eduardovich Tsiolkovsky bunlardan biridir. Tsiolkovsky&#8217;nin kavramsal, teorik ve pratik çalışmaları saymakla bitmez. Şüphesiz en önemli özelliği, ölümünden bir süre sonra uzay yolculuklarını mümkün kılacak denklemlerin ve icatların babası olmasıdır. Sayısı 400&#8217;ü aşan  makale ve kitaplarıyla bilimsel ve teknolojik birikimimize en önemlilerini aşağıda sıraladığım yığınla katkıda bulunmuştur. 1880-1881 yılları arasında gaz dinamiğiyle ilgili keşifler yaparak aerodinamik alanında önemli denklemler ortaya koymuştur, lakin bu denklemler kendisinden önce keşfedildiği için tarihe onun ismiyle geçmemiştir. Bu yıllarda evinde aerodinamik laboratuvarı kuran bilgin rüzgâr tünelini icat etmiştir. Rüzgâr tüneli, aerodinamik deneyler yapmaya imkân tanıyan, bugün uçak ve uzay aracı tasarımında kullanılan ve elzem olan bir araçtır (prensibi cismin hava içerisinde seyrettiği değil de, havanın cisim üzerinde seyrettiği bir durum oluşturmak ve bu sayede aracın gerçek hava akımı içerisindeki davranışını tespit etmek üzerine kuruludur). Dolayısıyla bu icadıyla hem uçak hem de uzay teknolojilerinin gelişimi için gereken zemini oluşturmuştur. 1892&#8217;de &#8220;Kontrol Edilebilir Metalik Balon&#8221; adını verdiği tasarımıyla ilk hava gemisinin mucidi olmuştur. 1894&#8217;te &#8220;Uçak ya da kuş benzeri uçan makine&#8221; adlı makalesiyle hem aerodinamik olarak hem de görsel olarak yaklaşık 20 yıl sonra Wright kardeşlerin yapacağı ilk uçağı &#8220;fikren&#8221; icat etmiştir. 1895 yılında Eiffel kulesinin inşasından etkilenerek yüzeyden yörüngeye kadar uzanabilecek bir taşıma sistemi tarif ederek uzay asansörü düşüncesinin babası olmuştur. Jules Verne’den etkilenerek insanların bir gün uzaya gideceğini, gezegenden gezegene seyahat edeceğini ve hatta orada yaşayacağını öne süren Tiolkovsky, 1903 yılında yayınlanan Kozmik Uzayın Tepkili Motorlarla Keşfi adlı kitabında mucidi olduğu “sıvı yakıtla çalışan yeterince güçlü bir roketin” Dünya’nın yerçekiminden kurtularak diğer gezegenlere ulaşabileceğini teorik olarak açıklamıştır. Dünya’nın çekiminden kurtulma hızını doğru olarak hesaplamıştır. Dünya&#8217;ya dönen uzay araçlarının atmosfere yeniden girişte ısınan dış çeperlerini soğutmaya yarayan, roketin ağırlık merkezini değiştirmek suretiyle hareketini kontrol eden teknolojilerin fikir babası ve mucidi odur. Roketler için kullanışlı bir pompa sistemi geliştirmiştir. 1929 yılında yazdığı Uzay Roket Trenleri kitabında çok kademeli roketleri tanımlamıştır. * Kısacası Tsiolkovsky, uzay yolculuklarının mümkün olmasını sağlayan, popüler bilimde adı pek az bilinen gizli bir kahramandır. Dahası bu 400&#8217;den fazla çalışmasında sadece uzay, roket ve jet teknolojilerine değinmemiştir. Tsiolkovsky bir hezarfendir (polymath) ve sanat ile felsefe alanında da çalışmaları bulunmatakdır: İşitme sorununa rağmen müzik üzerine kaleme aldığı bir eseri mevcuttur mesela. 1914-1917 yılları arasında vaktini yoksullukla mücadele konusuna ayırmış ve bu konuda fikirler öne sürmüş, çalışmalar yapmıştır. Dahası bugünkü transhümanizmin atası olan, 20 yüzyıl başlarında Rusya&#8217;da yükselen ve insanlığın uzaylı gelecekte nasıl var olacağı sorusuna doğa felsefesi, etik ve Rus ortodoksluğu çerçevesinde yanıt arayan felsefi kozmizm akımının öncülerindendir (Uzayı kolonize etmenin insanlığın ölümsüzlüğünün ve bakıma muhtaç olmayan bir forma kavuşmasının önünü açacağı iddiasındaydı). Rusya&#8217;nın o çalkantılı dönemlerinde, politik ve ekonomik nedenlerle Tsiolkovsky&#8217;nin hayatının pek keyifli geçmediğini de eklemek gerek. 45 yaşındayken oğlunun intiharıyla yüzlemiş, 54 yaşındayken kızının çarlık rejimi tarafından devrimci faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını görmüştür. 51 yaşındayken çalışmalarının büyük bir kısmını sel felaketinde kaybetmiştir. Araştırmalarının çoğunu kendi başına gerçekleştiren ve kendisi finanse eden Tsiolkovsky, fikren icat ettiği pek çok şeyin üretimi için çarlık Rusya&#8217;sından yeterli destek alamamıştır. Kısacası Tsiolkovsky, günümüzün Amerikalı meslektaşları kadar adını duymadığımız mimarlarındandır. İnsanlık tarihine katkıları muazzamdır. Ben de hem doğumgünü hem de ölüm yıldönümü nedeniyle, bu köşeden kendisini anmış ve hiç duymamışlara duyurmuş olayım. İyi ki doğdun ve rahat uyu Tsiolkovsky. &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/rahat-uyu-tsiolkovsky">Rahat uyu Tsiolkovsky!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımızda kullanmaktan vazgeçemediğimiz pek çok teknolojinin, hayranlıkla baktığımız ve insanlık olarak övündüğümüz gibi bilimsel atılımların geçmişlerinde, ta en arkalarda yer alan kimselerin adını her zaman bilmeyiz. Bilim ve teknoloji tarihinde çok önemli bir yere sahip olmalarına rağmen, haklarında popüler bir sinema filmi çekilmedikçe adını hiç duymadığımız pek çok bilgin, bilim insanı vardır.</p>
<p>İşte 17 Eylül 1857&#8217;de doğan, 1935 yılında bugün, 19 Eylül&#8217;de aramızdan ayrılan Rus bilim insanı ve mühendis <em>Konstantin Eduardovich Tsiolkovsky</em> bunlardan biridir.</p>
<p>Tsiolkovsky&#8217;nin kavramsal, teorik ve pratik çalışmaları saymakla bitmez. Şüphesiz en önemli özelliği, ölümünden bir süre sonra uzay yolculuklarını mümkün kılacak denklemlerin ve icatların babası olmasıdır. Sayısı 400&#8217;ü aşan  makale ve kitaplarıyla bilimsel ve teknolojik birikimimize en önemlilerini aşağıda sıraladığım yığınla katkıda bulunmuştur.</p>
<p>1880-1881 yılları arasında gaz dinamiğiyle ilgili keşifler yaparak aerodinamik alanında önemli denklemler ortaya koymuştur, lakin bu denklemler kendisinden önce keşfedildiği için tarihe onun ismiyle geçmemiştir. Bu yıllarda evinde aerodinamik laboratuvarı kuran bilgin rüzgâr tünelini icat etmiştir. Rüzgâr tüneli, aerodinamik deneyler yapmaya imkân tanıyan, bugün uçak ve uzay aracı tasarımında kullanılan ve elzem olan bir araçtır (prensibi cismin hava içerisinde seyrettiği değil de, havanın cisim üzerinde seyrettiği bir durum oluşturmak ve bu sayede aracın gerçek hava akımı içerisindeki davranışını tespit etmek üzerine kuruludur). Dolayısıyla bu icadıyla hem uçak hem de uzay teknolojilerinin gelişimi için gereken zemini oluşturmuştur.</p>
<p>1892&#8217;de &#8220;Kontrol Edilebilir Metalik Balon&#8221; adını verdiği tasarımıyla ilk hava gemisinin mucidi olmuştur. 1894&#8217;te &#8220;Uçak ya da kuş benzeri uçan makine&#8221; adlı makalesiyle hem aerodinamik olarak hem de görsel olarak yaklaşık 20 yıl sonra Wright kardeşlerin yapacağı ilk uçağı &#8220;fikren&#8221; icat etmiştir. 1895 yılında Eiffel kulesinin inşasından etkilenerek yüzeyden yörüngeye kadar uzanabilecek bir taşıma sistemi tarif ederek uzay asansörü düşüncesinin babası olmuştur.</p>
<p>Jules Verne’den etkilenerek insanların bir gün uzaya gideceğini, gezegenden gezegene seyahat edeceğini ve hatta orada yaşayacağını öne süren Tiolkovsky, 1903 yılında yayınlanan <em>Kozmik Uzayın Tepkili Motorlarla Keşfi</em> adlı kitabında mucidi olduğu “sıvı yakıtla çalışan yeterince güçlü bir roketin” Dünya’nın yerçekiminden kurtularak diğer gezegenlere ulaşabileceğini teorik olarak açıklamıştır. Dünya’nın çekiminden kurtulma hızını doğru olarak hesaplamıştır. Dünya&#8217;ya dönen uzay araçlarının atmosfere yeniden girişte ısınan dış çeperlerini soğutmaya yarayan, roketin ağırlık merkezini değiştirmek suretiyle hareketini kontrol eden teknolojilerin fikir babası ve mucidi odur. Roketler için kullanışlı bir pompa sistemi geliştirmiştir. 1929 yılında yazdığı <em>Uzay Roket Trenleri</em> kitabında çok kademeli roketleri tanımlamıştır.</p>
<p>*</p>
<p>Kısacası Tsiolkovsky, uzay yolculuklarının mümkün olmasını sağlayan, popüler bilimde adı pek az bilinen gizli bir kahramandır.</p>
<p>Dahası bu 400&#8217;den fazla çalışmasında sadece uzay, roket ve jet teknolojilerine değinmemiştir. Tsiolkovsky bir hezarfendir (polymath) ve sanat ile felsefe alanında da çalışmaları bulunmatakdır:</p>
<p>İşitme sorununa rağmen müzik üzerine kaleme aldığı bir eseri mevcuttur mesela. 1914-1917 yılları arasında vaktini yoksullukla mücadele konusuna ayırmış ve bu konuda fikirler öne sürmüş, çalışmalar yapmıştır. Dahası bugünkü transhümanizmin atası olan, 20 yüzyıl başlarında Rusya&#8217;da yükselen ve insanlığın uzaylı gelecekte nasıl var olacağı sorusuna doğa felsefesi, etik ve Rus ortodoksluğu çerçevesinde yanıt arayan felsefi kozmizm akımının öncülerindendir (Uzayı kolonize etmenin insanlığın ölümsüzlüğünün ve bakıma muhtaç olmayan bir forma kavuşmasının önünü açacağı iddiasındaydı).</p>
<p>Rusya&#8217;nın o çalkantılı dönemlerinde, politik ve ekonomik nedenlerle Tsiolkovsky&#8217;nin hayatının pek keyifli geçmediğini de eklemek gerek. 45 yaşındayken oğlunun intiharıyla yüzlemiş, 54 yaşındayken kızının çarlık rejimi tarafından devrimci faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını görmüştür. 51 yaşındayken çalışmalarının büyük bir kısmını sel felaketinde kaybetmiştir. Araştırmalarının çoğunu kendi başına gerçekleştiren ve kendisi finanse eden Tsiolkovsky, fikren icat ettiği pek çok şeyin üretimi için çarlık Rusya&#8217;sından yeterli destek alamamıştır.</p>
<p>Kısacası Tsiolkovsky, günümüzün Amerikalı meslektaşları kadar adını duymadığımız mimarlarındandır. İnsanlık tarihine katkıları muazzamdır.</p>
<p>Ben de hem doğumgünü hem de ölüm yıldönümü nedeniyle, bu köşeden kendisini anmış ve hiç duymamışlara duyurmuş olayım.</p>
<p>İyi ki doğdun ve rahat uyu Tsiolkovsky.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/rahat-uyu-tsiolkovsky">Rahat uyu Tsiolkovsky!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3764</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
