<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>samanyolu arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/samanyolu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/samanyolu</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Oct 2018 12:32:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Gökadalar ile ilgili ne biliyoruz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/gokadalar-ile-ilgili-ne-biliyoruz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jan 2018 10:24:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[galaksi]]></category>
		<category><![CDATA[gökada]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[samanyolu]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9037</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Samanyolu’nun evrendeki tek gökada olmadığı görüşünü ilk ortaya atanlardan biri de onsekizinci yüzyılın ünlü düşünürlerinden Immanuel Kant idi. Kant gökadayı tanımlamak için ada evren terimini ortaya atmıştı. -Gökbilimciler şimdi gözlemlenebilen evrende 100 milyarı aşkın gökada olduğu yönünde bir kestirimde bulunuyorlar. -İngilizce’de Samanyolu teriminin ilk kullanıldığı yerlerden biri Geoffrey Chaucer’in “Şöhret Evi” (The House of Fame) adlı 14. yüzyılda kaleme aldığı şiirdi. Chaucer bu şiirinde gökadayı göksel bir yola benzetiyordu. -Yollardan söz açılmışken, evrendeki genişlemeye bağlı olarak, öteki tüm gökadalar giderek bizim gökadamızdan uzaklaşıyor. Samanyolu’nun en uzağındaki gökadalar, yakında olanlara göre daha hızlı uzaklaşıyor. -Samanyolu’ndan uzaklaşan kimi gökadalar, Amerikan futbol topları gibi, elips biçiminde oluyor. Kimi gökadalar da &#8211; tıpkı Samanyolu gibi &#8211; dokunaç benzeri kıvrımlı kolları olan, ince ve yassı bir görünüm sergiliyor. -Gökadalar, aralarında çok sayıda cüce gökadaların da yer aldığı, düzensiz ya da olağan dışı biçimlerde de karşımıza çıkıyor. Evrendeki en küçük gökadaları oluşturan cüce gökadalar (Samanyolu’ndaki 100 milyar yıldıza kıyasla) yalnızca birkaç yüz ya da bin yıldız içeriyor. -Cüce gökadalar genelde daha büyük gökadaların çevrelerine kümelenmiş oluyor. -Cüce gökadaların yıldızları çoğu zaman kütle çekiminin etkisiyle daha büyük komşuları tarafından yutuluyor. Cüce gökadalar dağıldıkça yıldızlar da gökyüzüne akıyor. Ancak bu süreci çıplak gözle görmek olanaksız. -Samanyolu’nun merkezinde gizlenmiş olan dev kara deliği de çıplak gözle göremeseniz bile, Sagittarius takımyıldızına bakmış olanlar doğru yöne bakmış demektir. -Gökadaların büyük bir çoğunluğunun ortasında kara bir delik vardır ve gökbilimciler bu deliğin kütlesinin içinde bulundukları gökadanın kütlesinin yaklaşık binde birine eşit olduğunu öne sürerler. -Samanyolu’nun en yakınındaki iki gökadanın &#8211; Küçük Macellan Bulutu ile Büyük Macellan Bulutu &#8211; kara delikleri olmayabilir, ya da her ikisi de küçük kütleli gökadalar olduklarından ortalarındaki kara delik fark edilemeyecek denli küçük olabilir. -Gelgelelim, her gökadada toz bulunur. Yıldızların ürettiği bu toz, gözlenen ışığın, gerçekte olduğundan çok daha kırmızıymış gibi görünmesine neden olur. Bu durum yıldızların özelliklerini araştıran gökbilimcilerin işini daha da güçleştirir. -Bu toz gerçekte sürekli yer de değiştirir. Kimi gökadalar içerdikleri toz ve gazları gökadalar arasındaki uzayda saniyede yüzlerce kilometrelik bir hızla dışarıya atan rüzgârlar oluşturur. -Bu rüzgârlar yıldız ışığının toz ve gazlara basınç uygulaması sonucunda meydana gelir, en hızlı gökada rüzgârlarına Samanyolu’ndan çok daha büyük bir hızla yıldızlar üreten uzak gökadalarda tanık olunur. -Güneş ve onunla birlikte sistemin tüm gezegenleri, Samanyolu’nun merkezi çevresinde saniyede yaklaşık 250 kilometrelik bir hızla döner ve bu dönüşü yaklaşık 200 milyon yılda tamamlarlar. -Bir galaktik yıl önce yeryüzünde dinozorlar saltanat sürmekteydi. -Gökadalar, salt içerdikleri yıldızların kütle çekimine bağlı olarak, sanıldığından daha hızlı döner. Gökbilimciler fazladan kütle çekim kuvvetinin, ışığı yaymayan ya da yansıtmayan karanlık maddeden geldiğini düşünüyor. -Karanlık madde bir yana, gökadaların büyük bir bölümü boşluktan oluşuyor. Gökadaların içindeki yıldızlar, küçülüp portakal boyutuna gelseler, aralarında 4800 kilometrelik bir boşluk olur. -Gökadalar, küçülüp elma boyutuna gelseler, komşu gökadalarla aralarında ancak birkaç metrelik bir uzaklık olur. Gökadalar arasındaki görece yakınlık, onların zaman zaman birleştikleri anlamına geliyor. -Yaklaşık 4 milyar yıl içinde, Samanyolu, Andromeda gökadası ile birleşecek. En azından bir milyon yıllık bir süreyi gerektirecek olan bu birleşme sonucunda, büyük ihtimalle “Milkomeda” adıyla anılacak olan elips biçiminde çok daha büyük bir gökada oluşacak. Hazırlayan: Rita Urgan Kaynak: http://discovermagazine.com/2014/nov/31-20-things-you-didnt-know-about-galaxies</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/gokadalar-ile-ilgili-ne-biliyoruz">Gökadalar ile ilgili ne biliyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>-Samanyolu’nun evrendeki tek gökada olmadığı görüşünü ilk ortaya atanlardan biri de onsekizinci yüzyılın ünlü düşünürlerinden <strong>Immanuel Kant</strong> idi. Kant gökadayı tanımlamak için <em>ada evren</em> terimini ortaya atmıştı.</p>
<p>-Gökbilimciler şimdi gözlemlenebilen evrende 100 milyarı aşkın gökada olduğu yönünde bir kestirimde bulunuyorlar.</p>
<p>-İngilizce’de <em>Samanyolu</em> teriminin ilk kullanıldığı yerlerden biri <strong>Geoffrey Chaucer’</strong>in “Şöhret Evi” (The House of Fame) adlı 14. yüzyılda kaleme aldığı şiirdi. Chaucer bu şiirinde gökadayı göksel bir yola benzetiyordu.</p>
<p>-Yollardan söz açılmışken, evrendeki genişlemeye bağlı olarak, öteki tüm gökadalar giderek bizim gökadamızdan uzaklaşıyor. Samanyolu’nun en uzağındaki gökadalar, yakında olanlara göre daha hızlı uzaklaşıyor.</p>
<p>-Samanyolu’ndan uzaklaşan kimi gökadalar, Amerikan futbol topları gibi, elips biçiminde oluyor. Kimi gökadalar da &#8211; tıpkı Samanyolu gibi &#8211; dokunaç benzeri kıvrımlı kolları olan, ince ve yassı bir görünüm sergiliyor.</p>
<p>-Gökadalar, aralarında çok sayıda cüce gökadaların da yer aldığı, düzensiz ya da olağan dışı biçimlerde de karşımıza çıkıyor. Evrendeki en küçük gökadaları oluşturan cüce gökadalar (Samanyolu’ndaki 100 milyar yıldıza kıyasla) yalnızca birkaç yüz ya da bin yıldız içeriyor.</p>
<p>-Cüce gökadalar genelde daha büyük gökadaların çevrelerine kümelenmiş oluyor.</p>
<p>-Cüce gökadaların yıldızları çoğu zaman kütle çekiminin etkisiyle daha büyük komşuları tarafından yutuluyor. Cüce gökadalar dağıldıkça yıldızlar da gökyüzüne akıyor. Ancak bu süreci çıplak gözle görmek olanaksız.</p>
<p>-Samanyolu’nun merkezinde gizlenmiş olan dev kara deliği de çıplak gözle göremeseniz bile, Sagittarius takımyıldızına bakmış olanlar doğru yöne bakmış demektir.</p>
<p>-Gökadaların büyük bir çoğunluğunun ortasında kara bir delik vardır ve gökbilimciler bu deliğin kütlesinin içinde bulundukları gökadanın kütlesinin yaklaşık binde birine eşit olduğunu öne sürerler.</p>
<p>-Samanyolu’nun en yakınındaki iki gökadanın &#8211; Küçük Macellan Bulutu ile Büyük Macellan Bulutu &#8211; kara delikleri olmayabilir, ya da her ikisi de küçük kütleli gökadalar olduklarından ortalarındaki kara delik fark edilemeyecek denli küçük olabilir.</p>
<p>-Gelgelelim, her gökadada toz bulunur. Yıldızların ürettiği bu toz, gözlenen ışığın, gerçekte olduğundan çok daha kırmızıymış gibi görünmesine neden olur. Bu durum yıldızların özelliklerini araştıran gökbilimcilerin işini daha da güçleştirir.</p>
<p>-Bu toz gerçekte sürekli yer de değiştirir. Kimi gökadalar içerdikleri toz ve gazları gökadalar arasındaki uzayda saniyede yüzlerce kilometrelik bir hızla dışarıya atan rüzgârlar oluşturur.</p>
<p>-Bu rüzgârlar yıldız ışığının toz ve gazlara basınç uygulaması sonucunda meydana gelir, en hızlı gökada rüzgârlarına Samanyolu’ndan çok daha büyük bir hızla yıldızlar üreten uzak gökadalarda tanık olunur.</p>
<p>-Güneş ve onunla birlikte sistemin tüm gezegenleri, Samanyolu’nun merkezi çevresinde saniyede yaklaşık 250 kilometrelik bir hızla döner ve bu dönüşü yaklaşık 200 milyon yılda tamamlarlar.</p>
<p>-Bir galaktik yıl önce yeryüzünde dinozorlar saltanat sürmekteydi.</p>
<p>-Gökadalar, salt içerdikleri yıldızların kütle çekimine bağlı olarak, sanıldığından daha hızlı döner. Gökbilimciler fazladan kütle çekim kuvvetinin, ışığı yaymayan ya da yansıtmayan karanlık maddeden geldiğini düşünüyor.</p>
<p>-Karanlık madde bir yana, gökadaların büyük bir bölümü boşluktan oluşuyor. Gökadaların içindeki yıldızlar, küçülüp portakal boyutuna gelseler, aralarında 4800 kilometrelik bir boşluk olur.</p>
<p>-Gökadalar, küçülüp elma boyutuna gelseler, komşu gökadalarla aralarında ancak birkaç metrelik bir uzaklık olur. Gökadalar arasındaki görece yakınlık, onların zaman zaman birleştikleri anlamına geliyor.</p>
<p>-Yaklaşık 4 milyar yıl içinde, Samanyolu, Andromeda gökadası ile birleşecek. En azından bir milyon yıllık bir süreyi gerektirecek olan bu birleşme sonucunda, büyük ihtimalle “Milkomeda” adıyla anılacak olan elips biçiminde çok daha büyük bir gökada oluşacak.</p>
<p><strong>Hazırlayan: Rita Urgan</strong></p>
<p><strong>Kaynak:<a href="http://discovermagazine.com/2014/nov/31-20-things-you-didnt-know-about-galaxies"> http://discovermagazine.com/2014/nov/31-20-things-you-didnt-know-about-galaxies</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/gokadalar-ile-ilgili-ne-biliyoruz">Gökadalar ile ilgili ne biliyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9037</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Işık kirliliği: Yakında Samanyolu’nu göremeyeceğiz</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/isik-kirliligi-yakinda-samanyolunu-goremeyecegiz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2017 12:01:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[astronom]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[fotosentez]]></category>
		<category><![CDATA[galaksi]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ışık kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[led ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[samanyolu]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Işık kirliliği tüm dünyada artamaya devam ediyor. Dünya nüfusunun %80&#8217;den fazlası az veya çok kirlenmiş bir gökyüzü altında yaşıyor. ABD ve Avrupa’da bu oran %99 civarında. Sonuç, Thiene Işık Kirliliği Bilimi ve Teknoloji Enstitüsü’nden Fabio Falchi yönetiminde çalışan uluslararası ekibe ait. Araştırmacılar kentlerden uzaya yansıyan ışığı ölçen NASA uydusu NPP’nin verilerini değerlendirmiş. Araştırmanın odağında ışığın yaklaşık olarak 21.000 noktada ölçüldüğü G20 devletleri vardı. İnsanlığın üçte biri ve Avrupalıların %60&#8217;ı, sokakların, meydanların, yapıların ve anıtların aydınlatılması yüzünden galaksilerinin görkemli parlaklığını göremiyor. Avrupa’da iyice karanlıkta kalan birkaç bölge kalmış geriye. Bunlar daha çok İskoçya, Norveç ve İsveç’te bulunuyor. Dünya genelinde ise ışık kirliliğinden en az etkilenen bölgeler Çad ve Madagaskar gibi Afrika ülkeleri. Singapur ve bazı Körfez ülkelerinde ise karanlık gece deneyimi neredeyse tamamen yok olmuş. Işık kirliliği sadece profesyonel ve amatör astronomları rahatsız etmekle de kalmıyor. Gece etkin olan bazı hayvanlar ve fotosentez için gece ve gündüz farkına ihtiyaç duyan bitkiler de ışık kirliliğinden olumsuz etkilemekte. Yapay ışık bitkilerin büyümesini engelleyerek birçok hayvan türünün yiyeceksiz kalmasına neden olabilecek. Yıldızları görünmez kılan mavimsi ışık veren LED ampul kullanımının hatalı olduğunu söyleyen bilim insanları, turuncumsu ışık veren LED ampullerin kullanılmasını öneriyorlar. Kaynak: http://advances.sciencemag.org/content/2/6/e1600377</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/isik-kirliligi-yakinda-samanyolunu-goremeyecegiz">Işık kirliliği: Yakında Samanyolu’nu göremeyeceğiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Işık kirliliği tüm dünyada artamaya devam ediyor. Dünya nüfusunun %80&#8217;den fazlası az veya çok kirlenmiş bir gökyüzü altında yaşıyor. ABD ve Avrupa’da bu oran %99 civarında. Sonuç, Thiene Işık Kirliliği Bilimi ve Teknoloji Enstitüsü’nden Fabio Falchi yönetiminde çalışan uluslararası ekibe ait. Araştırmacılar kentlerden uzaya yansıyan ışığı ölçen NASA uydusu NPP’nin verilerini değerlendirmiş. Araştırmanın odağında ışığın yaklaşık olarak 21.000 noktada ölçüldüğü G20 devletleri vardı.</p>
<p>İnsanlığın üçte biri ve Avrupalıların %60&#8217;ı, sokakların, meydanların, yapıların ve anıtların aydınlatılması yüzünden galaksilerinin görkemli parlaklığını göremiyor. Avrupa’da iyice karanlıkta kalan birkaç bölge kalmış geriye. Bunlar daha çok İskoçya, Norveç ve İsveç’te bulunuyor. Dünya genelinde ise ışık kirliliğinden en az etkilenen bölgeler Çad ve Madagaskar gibi Afrika ülkeleri. Singapur ve bazı Körfez ülkelerinde ise karanlık gece deneyimi neredeyse tamamen yok olmuş. Işık kirliliği sadece profesyonel ve amatör astronomları rahatsız etmekle de kalmıyor. Gece etkin olan bazı hayvanlar ve fotosentez için gece ve gündüz farkına ihtiyaç duyan bitkiler de ışık kirliliğinden olumsuz etkilemekte.</p>
<p>Yapay ışık bitkilerin büyümesini engelleyerek birçok hayvan türünün yiyeceksiz kalmasına neden olabilecek. Yıldızları görünmez kılan mavimsi ışık veren LED ampul kullanımının hatalı olduğunu söyleyen bilim insanları, turuncumsu ışık veren LED ampullerin kullanılmasını öneriyorlar.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p><strong><a href="http://advances.sciencemag.org/content/2/6/e1600377">http://advances.sciencemag.org/content/2/6/e1600377</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/isik-kirliligi-yakinda-samanyolunu-goremeyecegiz">Işık kirliliği: Yakında Samanyolu’nu göremeyeceğiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7577</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünyamız ne kadar büyük?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/dunyamiz-ne-kadar-buyuk</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2017 09:58:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[galaksiler]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[samanyolu]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evrenimizde süzülen nesneler ne kadar büyük olabilir? Karşılaştırma videosu oldukça büyük bir nesne olan, uydumuz Ay ile başlıyor ve hayal etmekte zorlanacağımız boyutlardaki yıldızlarla sonlanıyor. İyi seyirler.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/dunyamiz-ne-kadar-buyuk">Dünyamız ne kadar büyük?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evrenimizde süzülen nesneler ne kadar büyük olabilir?</strong></p>
<p>Karşılaştırma videosu oldukça büyük bir nesne olan, uydumuz Ay ile başlıyor ve hayal etmekte zorlanacağımız boyutlardaki yıldızlarla sonlanıyor.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/video/dunyamiz-ne-kadar-buyuk">Dünyamız ne kadar büyük?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4997</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Samanyolu’nun kalbinde bir parçacık hızlandırıcısı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/samanyolunun-kalbinde-bir-parcacik-hizlandiricisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2016 11:31:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[karadelik]]></category>
		<category><![CDATA[parçacık]]></category>
		<category><![CDATA[samanyolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Astronomlar Samanyolu’muzun kalbinde olağanüstü kuvvette kozmik bir parçacık hızlandırıcısı keşfettiler. Merkezi karadeliğin etrafındaki bir bölge, protonları bir peta-elektronvolta kadar hızlandırıyor ki bu galaksimiz için tahmin edilenin çok üzerinde. Bu keşif yoğun enerjili kozmik arka plan ışının nereden geldiğini açıklayabilir diyor araştırmacılar. Kozmik ışın yüz yılı aşkın bir süredir gizini korumakta. Çünkü protonlar ve diğer yüklü parçacıklardan oluşan bu yoğun enerjili yağmurun nereden geldiği sadece kısmen biliniyor. Bir kısmının güneşe ve komşu yıldızlara ait olduğu öğrenildiyse de ışının yoğun enerjili kısmının kökeninin nerede olduğu hala bilinmiyor. Teorik olarak süpernovalarda, etkin galaksi çekirdeklerinde hatta bugüne dek bilinmeyen egzotik süreçlerle bile oluşabilirler. Ancak burada sorun şu: Kozmik ışının parçacıkları elektrik yüklüdür ve bu yüzden yıldızlararası manyetik alanlarda, düzgün yörüngelerinden saptırılıyorlar. Bu nedenle de astronomlar uçuş yönlerini kaynağına kadar takip edemiyorlar. Bu nedenle özellikle de kozmik ışının en yoğun enerjili kısmının ne şekilde üretildi öğrenilememişti. Bu konudaki önemli bilgileri, kozmik ışının parçacıkları kaynağının yakınındaki bir yıldızlararası gaz veya fotonlarla karşılaşmaları halinde oluşan gamma ışınları verebilirdi. Astronomlar bu yüzden on yılı aşkın bir süredir, atmosferimize ulaşan gamma ışınının kartografisini Namibya’daki Yüksek Enerji Stereoskopik Sistem (H.E.S.S.) ile çıkarıyor. Ve şimdi de beklenmedik bir şekilde Samanyolu’muzda çok kuvvetli bir ışın kaynağı keşfettiler. Teleskopun detektörleri, bir peta-elektronvolta kadar hızlanan protonlara işaret eden değerler kaydetti. Bugüne dek yaklaşık olarak 100 tera-elektronvolta kadar olan enerjilerin Samanyolu ve diğer galaksilere ait olabileceği bilinirken, peta-elektronvoltluk bir ışının ancak galaksi ötesi olabileceği sanılıyordu. “Verilerimiz gözlemlenen gamma ışınlarının, galaktik merkezimin etrafında simetrik olarak yer aldığını göstermekte” diyor uzmanlar. Bu da bu ışının kaynağının Samanyolu’muzdaki süper kütleli karadelik olduğuna işaret ediyor. Astronomlara göre ultra relativistik protonların ve atom çekirdeklerinin en makul üreticisi Sagittarius A. Bununla birlikte bu kozmik parçacık hızlandırıcısının karadeliğin tam olarak neresinde bulunduğu ve bu olağanüstü enerjilerin ne şekilde oluştukları henüz bilinmiyor. Kaynak: www.nature.com/nature/journal/vaop/ncurrent/full/nature17147.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/samanyolunun-kalbinde-bir-parcacik-hizlandiricisi">Samanyolu’nun kalbinde bir parçacık hızlandırıcısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Astronomlar Samanyolu’muzun kalbinde olağanüstü kuvvette kozmik bir parçacık hızlandırıcısı keşfettiler. Merkezi karadeliğin etrafındaki bir bölge, protonları bir peta-elektronvolta kadar hızlandırıyor ki bu galaksimiz için tahmin edilenin çok üzerinde. Bu keşif yoğun enerjili kozmik arka plan ışının nereden geldiğini açıklayabilir diyor araştırmacılar.</p>
<p>Kozmik ışın yüz yılı aşkın bir süredir gizini korumakta. Çünkü protonlar ve diğer yüklü parçacıklardan oluşan bu yoğun enerjili yağmurun nereden geldiği sadece kısmen biliniyor.</p>
<p>Bir kısmının güneşe ve komşu yıldızlara ait olduğu öğrenildiyse de ışının yoğun enerjili kısmının kökeninin nerede olduğu hala bilinmiyor. Teorik olarak süpernovalarda, etkin galaksi çekirdeklerinde hatta bugüne dek bilinmeyen egzotik süreçlerle bile oluşabilirler. Ancak burada sorun şu: Kozmik ışının parçacıkları elektrik yüklüdür ve bu yüzden yıldızlararası manyetik alanlarda, düzgün yörüngelerinden saptırılıyorlar. Bu nedenle de astronomlar uçuş yönlerini kaynağına kadar takip edemiyorlar.</p>
<p>Bu nedenle özellikle de kozmik ışının en yoğun enerjili kısmının ne şekilde üretildi öğrenilememişti. Bu konudaki önemli bilgileri, kozmik ışının parçacıkları kaynağının yakınındaki bir yıldızlararası gaz veya fotonlarla karşılaşmaları halinde oluşan gamma ışınları verebilirdi. Astronomlar bu yüzden on yılı aşkın bir süredir, atmosferimize ulaşan gamma ışınının kartografisini Namibya’daki Yüksek Enerji Stereoskopik Sistem (H.E.S.S.) ile çıkarıyor. Ve şimdi de beklenmedik bir şekilde Samanyolu’muzda çok kuvvetli bir ışın kaynağı keşfettiler.</p>
<p>Teleskopun detektörleri, bir peta-elektronvolta kadar hızlanan protonlara işaret eden değerler kaydetti. Bugüne dek yaklaşık olarak 100 tera-elektronvolta kadar olan enerjilerin Samanyolu ve diğer galaksilere ait olabileceği bilinirken, peta-elektronvoltluk bir ışının ancak <strong>galaksi ötesi</strong> olabileceği sanılıyordu.</p>
<p>“Verilerimiz gözlemlenen gamma ışınlarının, galaktik merkezimin etrafında simetrik olarak yer aldığını göstermekte” diyor uzmanlar. Bu da bu ışının kaynağının Samanyolu’muzdaki <strong>süper kütleli karadelik</strong> olduğuna işaret ediyor. Astronomlara göre ultra relativistik protonların ve atom çekirdeklerinin en makul üreticisi Sagittarius A. Bununla birlikte bu kozmik parçacık hızlandırıcısının karadeliğin tam olarak neresinde bulunduğu ve bu olağanüstü enerjilerin ne şekilde oluştukları henüz bilinmiyor.</p>
<p><strong><em>Kaynak: <a href="http://www.nature.com/nature/journal/vaop/ncurrent/full/nature17147.html">www.nature.com/nature/journal/vaop/ncurrent/full/nature17147.html</a></em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/samanyolunun-kalbinde-bir-parcacik-hizlandiricisi">Samanyolu’nun kalbinde bir parçacık hızlandırıcısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3642</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
