<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SETI arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/seti/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/seti</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 06 Apr 2016 04:27:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Satürn’ün uyduları  dinozorlardan bile genç olabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/saturnun-halkalari-dinozorlardan-bile-daha-genc-olabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Yüzak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2016 20:38:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[kretase]]></category>
		<category><![CDATA[satürn]]></category>
		<category><![CDATA[SETI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=1674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Satürn, sahip olduğu halkalarıyla Güneş sistemi içerisindeki en göz alıcı ve en eşsiz gezegen olarak görülür. Çıplak gözle görülebilen 5 gezegenden biri olduğu için insanlığın çok eski tarihlerinden itibaren bilinen Satürn gezegeninin ekvator merkezinden 480,000 kilometre yarıçapa kadar uzanan halkalara sahip olduğu ancak teleskobun icadından sonra 17. yüzyılda anlaşılabildi. O günden beri de bu halkaların hangi etki sonucu oluştuğu (ya da neden bir uyduyu meydana getirmek üzere birleşemediği) birçok bilimsel araştırmanın konusu olageldi. SETI’den (Search for Extra-Terrestrial Intelligence; Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) bir grup bilim insanının yürütmüş olduğu son çalışmada Satürn halkalarının ne zaman oluşmuş olabileceği sorusuna cevap aranıyor. Geleneksel görüş, Güneş Sistemi’nin ve tüm gezegenlerin 4,5 milyar yaşında olduğu dikkate alındığında Satürn’ün uyduları ve halkalarının da yaklaşık yine aynı yaşlarda olabileceği yönünde. Oysa Satürn’ün uydularının yörüngelerinde meydana gelen değişimlerin bilgisayar simülasyonlarıyla analizi sonucu elde edilen yeni bulgulara göre Satürn’ün uyduları ve halkaları yalnızca 100 milyon yıllık bir geçmişe sahip. Jeolojik olarak değerlendirildiğinde bu tarih gerçekten de çok kısa bir zamana işaret ediyor. 100 milyon yıl öncesi Dünya’nın jeolojik tarihinde Mezozozik zamanın Kretase dönemine karşılık geliyor. Kretase dönemi dinozorların altın çağı olarak da bilinir. 65 milyon yıl önce dinozor neslini yok edecek olan göktaşı yeryüzüne düşmeden önce Kretase döneminde dinozorlar biyoçeşitliliğin zirvesinde bulunurken tüm Dünyaya hükmeder vaziyetteydiler. Satürn’ün başta Titan, Rhea, İapetus gibi bilinen büyük uydularıyla birlikte toplamda 62 tane uydusu var. Bu altmış iki uydunun yanına bir de Satürn’ün merkezinden 46 bin ile 480 bin kilometre yarıçaplı daireler arasındaki bölgeyi dolduran irili ufaklı binlerce küçük kaya parçasını eklediğimizde hayli kalabalık bir birliktelikten söz ettiğimizi anlayabiliriz. Bu kalabalık uydu popülasyonunun içinde karmaşık bir kütleçekim etkileşimi mevcut. Uyduların birbirlerine göre olan konumları uydu yörüngelerinin genişlemesine veya daralmasına yol açıyor. Bu çalışmada, Satürn uydularının sahip olduğu günümüz yörünge eğriliklerinin bilgisayar simülasyonlarıyla yapılan geçmişe dönük tahminlerinde sanılanın aksine çok daha az değişikliğe uğradığı görüldü. Bu sonuç uyduların çok daha erken bir dönemde oluştuğu sonucunu ortaya koyuyor. Bu tarihi net bir şekilde belirleyebilmek için araştırma ekibi Satürn’ün uydusu Enceladus’un NASA’nın Cassini uzay aracı tarafından çekilen fotoğraflarını inceleme altına aldı. Enceladus’da bulunan devasa buzul gayzerlerinin enerjisi, uyduların birbirleriyle veya Satürn’le olan gelgitler neticesinde meydana gelmekte. Gayzer enerjilerindeki değişimin yine bilgisayar ortamında yapılan modellemelerinde uyduların yaşının 100 milyon yıl olduğu görüldü. Bu sonuç yeni bir soruyu beraberinde getiriyor. 100 milyon yıl önce ne oldu da bugünkü uydu ve meşhur halkalar meydana geldi? Bu soruya verilen en güçlü cevap Dünya’nın uydusu Ay’ın oluşumunu en iyi açıklayan çarpışma teorisine oldukça benzer. Satürn’ün 100 milyon yıldan öncesinde sahip olduğu ilk dönem uyduları kütleçekim etkileşmeleri sonucu birbirleriyle çarpışmış ve bügünkü uydu popülasyonuyla Satürn’ü görsel yönden eşsiz bir hale getiren halkaları meydana getirmiş olabilir. Derleyen: Levent Özkarayel Kaynaklar http://www.seti.org/seti-institute/press-release/moons-saturn-may-be-younger-dinosaurs http://www.sciencealert.com/saturn-s-moons-and-rings-might-be-younger-than-the-dinosaurs-study-reveals http://arxiv.org/abs/1603.07071 [Kapak Görseli: NASA/JPL-Caltech/Space Science Institute] &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/saturnun-halkalari-dinozorlardan-bile-daha-genc-olabilir">Satürn’ün uyduları  dinozorlardan bile genç olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Satürn, sahip olduğu halkalarıyla Güneş sistemi içerisindeki en göz alıcı ve en eşsiz gezegen olarak görülür. Çıplak gözle görülebilen 5 gezegenden biri olduğu için insanlığın çok eski tarihlerinden itibaren bilinen Satürn gezegeninin ekvator merkezinden 480,000 kilometre yarıçapa kadar uzanan halkalara sahip olduğu ancak teleskobun icadından sonra 17. yüzyılda anlaşılabildi. O günden beri de bu halkaların hangi etki sonucu oluştuğu (ya da neden bir uyduyu meydana getirmek üzere birleşemediği) birçok bilimsel araştırmanın konusu olageldi.</p>
<p><em>SETI</em>’den (Search for Extra-Terrestrial Intelligence; Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) bir grup bilim insanının yürütmüş olduğu son çalışmada Satürn halkalarının ne zaman oluşmuş olabileceği sorusuna cevap aranıyor. Geleneksel görüş, Güneş Sistemi’nin ve tüm gezegenlerin 4,5 milyar yaşında olduğu dikkate alındığında Satürn’ün uyduları ve halkalarının da yaklaşık yine aynı yaşlarda olabileceği yönünde. Oysa Satürn’ün uydularının yörüngelerinde meydana gelen değişimlerin bilgisayar simülasyonlarıyla analizi sonucu elde edilen yeni bulgulara göre Satürn’ün uyduları ve halkaları yalnızca 100 milyon yıllık bir geçmişe sahip. Jeolojik olarak değerlendirildiğinde bu tarih gerçekten de çok kısa bir zamana işaret ediyor. 100 milyon yıl öncesi Dünya’nın jeolojik tarihinde <em>Mezozozik</em> zamanın <em>Kretase</em> dönemine karşılık geliyor. Kretase dönemi dinozorların altın çağı olarak da bilinir. 65 milyon yıl önce dinozor neslini yok edecek olan göktaşı yeryüzüne düşmeden önce Kretase döneminde dinozorlar biyoçeşitliliğin zirvesinde bulunurken tüm Dünyaya hükmeder vaziyetteydiler.</p>
<p>Satürn’ün başta Titan, Rhea, İapetus gibi bilinen büyük uydularıyla birlikte toplamda 62 tane uydusu var. Bu altmış iki uydunun yanına bir de Satürn’ün merkezinden 46 bin ile 480 bin kilometre yarıçaplı daireler arasındaki bölgeyi dolduran irili ufaklı binlerce küçük kaya parçasını eklediğimizde hayli kalabalık bir birliktelikten söz ettiğimizi anlayabiliriz. Bu kalabalık uydu popülasyonunun içinde karmaşık bir kütleçekim etkileşimi mevcut. Uyduların birbirlerine göre olan konumları uydu yörüngelerinin genişlemesine veya daralmasına yol açıyor.</p>
<p>Bu çalışmada, Satürn uydularının sahip olduğu günümüz yörünge eğriliklerinin bilgisayar simülasyonlarıyla yapılan geçmişe dönük tahminlerinde sanılanın aksine çok daha az değişikliğe uğradığı görüldü. Bu sonuç uyduların çok daha erken bir dönemde oluştuğu sonucunu ortaya koyuyor. Bu tarihi net bir şekilde belirleyebilmek için araştırma ekibi Satürn’ün uydusu Enceladus’un NASA’nın Cassini uzay aracı tarafından çekilen fotoğraflarını inceleme altına aldı. Enceladus’da bulunan devasa buzul gayzerlerinin enerjisi, uyduların birbirleriyle veya Satürn’le olan gelgitler neticesinde meydana gelmekte. Gayzer enerjilerindeki değişimin yine bilgisayar ortamında yapılan modellemelerinde uyduların yaşının 100 milyon yıl olduğu görüldü.</p>
<p>Bu sonuç yeni bir soruyu beraberinde getiriyor. 100 milyon yıl önce ne oldu da bugünkü uydu ve meşhur halkalar meydana geldi? Bu soruya verilen en güçlü cevap Dünya’nın uydusu Ay’ın oluşumunu en iyi açıklayan çarpışma teorisine oldukça benzer. Satürn’ün 100 milyon yıldan öncesinde sahip olduğu ilk dönem uyduları kütleçekim etkileşmeleri sonucu birbirleriyle çarpışmış ve bügünkü uydu popülasyonuyla Satürn’ü görsel yönden eşsiz bir hale getiren halkaları meydana getirmiş olabilir.</p>
<p><strong>Derleyen: </strong><a href="https://twitter.com/lozkarayel"><strong>Levent Özkarayel</strong></a></p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<ol>
<li><a href="http://www.seti.org/seti-institute/press-release/moons-saturn-may-be-younger-dinosaurs">http://www.seti.org/seti-institute/press-release/moons-saturn-may-be-younger-dinosaurs</a></li>
<li><a href="http://www.sciencealert.com/saturn-s-moons-and-rings-might-be-younger-than-the-dinosaurs-study-reveals">http://www.sciencealert.com/saturn-s-moons-and-rings-might-be-younger-than-the-dinosaurs-study-reveals</a></li>
<li><a href="http://arxiv.org/abs/1603.07071">http://arxiv.org/abs/1603.07071</a></li>
</ol>
<p>[Kapak Görseli: NASA/JPL-Caltech/Space Science Institute]</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/saturnun-halkalari-dinozorlardan-bile-daha-genc-olabilir">Satürn’ün uyduları  dinozorlardan bile genç olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1674</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şifreleme uzaylılarla aramızdaki engel olabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/sifreleme-uzaylilarla-aramizdaki-engel-olabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tevfik Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Mar 2016 11:09:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[edward snowden]]></category>
		<category><![CDATA[SETI]]></category>
		<category><![CDATA[şifreleme]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=1399</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkaplan ışımasından ayırt edemesek de Edward Snowden&#8217;e göre uzaylıların kullandığı iletişim sinyalleri Dünya&#8217;ya ulaşabilir. Eski CIA çalışanı olan ve gizli NSA belgelerini ifşa ederek ünlenen Snowden, şifrelemenin (verileri, çözmesi çok güç olan kod dizilimleri haline getirme) uzaylılar tarafından fark edilme şansımızı azalttığını düşünüyor. Snowden, Neil deGrasse Tyson&#8217;ın &#8216;StarTalk&#8217; programına geçici sığınma talebinde bulunduğu Rusya&#8217;dan bir video ile katıldı. Uzaylıların bizim yaptığımız gibi iletişimlerini şifrelemeleri halinde onları fark etmenin çok zor olacağını söyledi. Snowden konuşmasında &#8220;Şifrelenmiş bir sinyale bakıldığında, eğer tam anlamıyla şifrelenmişse, sinyalin şifrelenmiş olduğunu söyleyebilmenin bile bir yolu yoktur&#8221; ve &#8220;Düzgünce şifrelenmiş bir sinyali olağan durumdan ayırt edemezsiniz.&#8221; ifadelerine yer verdi. Dünya dışından gelen sinyalleri yarım yüzyıldır aramaktayız fakat Snowden&#8217;a göre Dünya üzerinden açık olarak uzaya yayılan iletişim sinyallerimiz eğer gerçekten var iseler uzaylı toplumlar tarafından tekrarlanmış olabilir. Bunun anlamı ise uzaylı toplumlardan gelen sinyalleri yakalayabilmemiz için küçük bir şansımızın olabileceğidir. &#8220;Yani eğer uzaydaki herhangi bir uzaylı toplumunu dinlemek ve onları fark etmek istiyorsak o uygarlığın gelişme döneminde kısa bir dönem için kullandığı ilkel ve korumasız sinyallere ulaşmak zorundayız.&#8221; Belki gerçekten bir yerlerde gelişmiş bir uzaylı toplumu var fakat onları dinlemeye başladığımız tarihten çok önce iletişim sinyallerini şifrelemeye başlamışlar. Böyle bir durumda tüm bu zamana kadar farkında bile olmadan Office&#8217;in uzaylı sürümünü alıyor olabilirdik. Yine de uzaylı müptelalarının hayal kırıklığına uğramasına gerek yok. Eğer elektronik iletişim sistemleri geliştirip şifreleyebilecek kadar ilerlemiş bir uzaylı uygarlığı var ise hiç şüphesiz kendilerine doğrudan ait olan ve şifresiz &#8216;Biz buradayız!&#8217; sinyallerini göndermeyi de başarabilirler. Çeviren: Levent Özkarayel Kaynak: IFLS</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/sifreleme-uzaylilarla-aramizdaki-engel-olabilir">Şifreleme uzaylılarla aramızdaki engel olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arkaplan ışımasından ayırt edemesek de Edward Snowden&#8217;e göre uzaylıların kullandığı iletişim sinyalleri Dünya&#8217;ya ulaşabilir. Eski CIA çalışanı olan ve gizli NSA belgelerini ifşa ederek ünlenen Snowden, şifrelemenin (verileri, çözmesi çok güç olan kod dizilimleri haline getirme) uzaylılar tarafından fark edilme şansımızı azalttığını düşünüyor.</strong></p>
<p>Snowden, Neil deGrasse Tyson&#8217;ın &#8216;StarTalk&#8217; programına geçici sığınma talebinde bulunduğu Rusya&#8217;dan bir video ile katıldı. Uzaylıların bizim yaptığımız gibi iletişimlerini şifrelemeleri halinde onları fark etmenin çok zor olacağını söyledi.<br />
Snowden konuşmasında &#8220;Şifrelenmiş bir sinyale bakıldığında, eğer tam anlamıyla şifrelenmişse, sinyalin şifrelenmiş olduğunu söyleyebilmenin bile bir yolu yoktur&#8221; ve &#8220;Düzgünce şifrelenmiş bir sinyali olağan durumdan ayırt edemezsiniz.&#8221; ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Dünya dışından gelen sinyalleri yarım yüzyıldır aramaktayız fakat Snowden&#8217;a göre Dünya üzerinden açık olarak uzaya yayılan iletişim sinyallerimiz eğer gerçekten var iseler uzaylı toplumlar tarafından tekrarlanmış olabilir. Bunun anlamı ise uzaylı toplumlardan gelen sinyalleri yakalayabilmemiz için küçük bir şansımızın olabileceğidir.<br />
&#8220;Yani eğer uzaydaki herhangi bir uzaylı toplumunu dinlemek ve onları fark etmek istiyorsak o uygarlığın gelişme döneminde kısa bir dönem için kullandığı ilkel ve korumasız sinyallere ulaşmak zorundayız.&#8221;<br />
Belki gerçekten bir yerlerde gelişmiş bir uzaylı toplumu var fakat onları dinlemeye başladığımız tarihten çok önce iletişim sinyallerini şifrelemeye başlamışlar. Böyle bir durumda tüm bu zamana kadar farkında bile olmadan Office&#8217;in uzaylı sürümünü alıyor olabilirdik.</p>
<p>Yine de uzaylı müptelalarının hayal kırıklığına uğramasına gerek yok. Eğer elektronik iletişim sistemleri geliştirip şifreleyebilecek kadar ilerlemiş bir uzaylı uygarlığı var ise hiç şüphesiz kendilerine doğrudan ait olan ve şifresiz &#8216;Biz buradayız!&#8217; sinyallerini göndermeyi de başarabilirler.</p>
<p><strong>Çeviren:</strong> <a href="https://twitter.com/lozkarayel" target="_blank">Levent Özkarayel</a></p>
<p><strong>Kaynak:</strong> <a href="http://www.iflscience.com/encryption-might-keep-us-alone-universe">IFLS</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/sifreleme-uzaylilarla-aramizdaki-engel-olabilir">Şifreleme uzaylılarla aramızdaki engel olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1399</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
