<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>silikon vadisi arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/silikon-vadisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/silikon-vadisi</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 02 Mar 2024 14:20:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Feb 2024 13:20:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[çin halk cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[devlet planlama teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[silikon vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nden bir araştırmacı, üniversitemizi ziyaret etti. Konuşması öncesinde epey sohbet ettik, konuşmasını dinledikten sonra da nasıl ortak araştırma yapabiliriz konuştuk, beni ve öğrencilerimi laboratuvarına davet etti. Araştırma projelerinde çok sayıda tam zamanlı araştırmacı destekleyebilecek fonları varmış ve projelerin kaynağı sanayi değil, Çin devleti. Devlet, araştırma ve üniversiteleri geniş kaynaklarla destekliyor: Çin’in önde gelen araştırma üniversitelerinin yıllık bütçeleri, milyar dolar mertebesinde. Bu konuda daha önce, HBT’de bir yazı yazmış ve Çin’de 3.000 üniversite olsa da, en üst seviyedeki elit üniversitelerini büyük kaynaklarla desteklediklerini anlatmıştım. Misafirim, Shenzen şehrinden geliyor. Shenzen, 1979 yılında Hong Kong’un ana karaya bağlandığı yerde, tam karşısında özel bir ekonomik bölge olarak kurulmuş bir şehir. Kurulduğundan beri teknoloji yatırımları ile büyüyerek, 44 yılda İstanbul büyüklüğüne gelmiş: 17,5 milyon nüfusu var. Ülkenin elektronik-bilgisayar endüstrisinin merkezi, Çin’in Silikon Vadisi diye de anılıyor. Huawei ve Tencent gibi teknoloji devlerinin ana merkezi Shenzen’de. Genç ve eğitimli bir nüfusu var. Tabii ki bunun için eğitime büyük önem vermişler. Misafirimin geldiği SusTech Üniversitesi, 2010’da kurulmuş. 10 sene içinde, dünyanın ilk 150 üniversitesi içine girmiş. Bu çok büyük bir başarı. Çin yeni üniversite kuruyor, 10 senede dünyanın en iyileri arasına giriyor; biz var olan kurumlarımızı yıkıyor, yerine yenisini koyamıyoruz. 2013 senesinde ilk 150’deki Boğaziçi Üniversitesi 10 sene sonra ilk 600’de bile yok. Çin ne yapıyor, biz niye geri gidiyoruz? Neden ilerlemiyoruz? Bilim Akademisi, Ekim başında üç değerli bilim insanını bir araya getirdi: MIT öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, ve Boğaziçi Üniversitesi’nin emekli öğretim üyeleri Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Prof. Dr. Şevket Pamuk. Katılamayanlar için “Cumhuriyetin yeni yüzyılına girerken ekonomi: kurumlar ve politika” başlıklı bu konferansın videosu Bilim Akademisi YouTube kanalında mevcut. Üç değerli bilim insanının özgün saptamalarını içeren bu videoyu baştan sona dinlemenizi öneririm; ancak Şevket Pamuk’un Türkiye ekonomisinin 200 yılını ayrıntılı grafiklerle açıkladığı gidişatını ve neyi yanlış yaptığımıza dair saptamalarını özetlemek istiyorum. Üç konuşmacının da konuşmalarında vurguladıkları şey, dünyadaki ekonomik büyümenin kaynağının teknolojik gelişmeler olduğu. Bu teknolojileri geliştiren ve en iyi şekilde yararlanan ülkeler, Amerika ve Batı Avrupa devletleri. Diğer ülkeler, sanayi devriminin başladığı yıllardan birinci dünya savaşına kadar onlara göre fakirleşiyorlar, geriliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, bu fakirleşmeyi gören bir grup aydının, bu gerilemeyi durdurmak üzere harekete geçmesiyle kuruluyor ve yavaş yavaş ara kapanmaya başlıyor. Daha hızlı ilerleme dönemleri var, ancak son dönemde duraklama yaşıyoruz. Aynı dönemde Japonya, Kore, hatta İspanya, İtalya bizden daha hızlı ilerliyor, biz benzer bir atılım yapamadığımız gibi son dönemde bir duraklama devrine giriyoruz. Atılım yapamamamızın, gerilememizin çok çeşitli sebepleri var: Hukukun işlememesi, kurumların zayıflığı, eğitime yeterince kaynak ayrılmaması, düşük katma değerli sektörlere yatırım yapılması, yüksek teknolojiye yapılmaması. Şevket Pamuk’un bir saptamasını aktarmak istiyorum: Çin, başarılı devlet politikaları yoluyla kalkınması ile önemli bir örnek oluşturuyor. Şevket Pamuk, Türkiye’de devlete yakın olan kişilerin kayırılmasının kural haline gelmesi nedeniyle Türkiye’de devletin etkili olmaktan çıktığını düşünüyor. Etkisiz hale gelen devlet kurumlarının pek çok örneği var: Birincisi pek tabii ki kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı. İkincisi ise üniversiteler&#8230; Değerli emekli hocalarının emekli kartlarını iptal ederek üniversite ile bağlarını zayıflatmaya çalışan, bu gibi bilimsel toplantıların kampüste düzenlenmesine izin vermeyen, gerileyen, düşünce üretemeyen üniversiteler. Lale Akarun *Bu yazı, HBT Dergi 394. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu">Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nden bir araştırmacı, üniversitemizi ziyaret etti. Konuşması öncesinde epey sohbet ettik, konuşmasını dinledikten sonra da nasıl ortak araştırma yapabiliriz konuştuk, beni ve öğrencilerimi laboratuvarına davet etti. Araştırma projelerinde çok sayıda tam zamanlı araştırmacı destekleyebilecek fonları varmış ve projelerin kaynağı sanayi değil, Çin devleti.</p>
<div class="page" title="Page 3">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Devlet, araştırma ve üniversiteleri geniş kaynaklarla destekliyor: Çin’in önde gelen araştırma üniversitelerinin yıllık bütçeleri, milyar dolar mertebesinde. Bu konuda daha önce, HBT’de bir yazı yazmış ve Çin’de 3.000 üniversite olsa da, en üst seviyedeki elit üniversitelerini büyük kaynaklarla desteklediklerini anlatmıştım.</p>
<p>Misafirim, Shenzen şehrinden geliyor. Shenzen, 1979 yılında Hong Kong’un ana karaya bağlandığı yerde, tam karşısında özel bir ekonomik bölge olarak kurulmuş bir şehir. Kurulduğundan beri teknoloji yatırımları ile büyüyerek, 44 yılda İstanbul büyüklüğüne gelmiş: 17,5 milyon nüfusu var. Ülkenin elektronik-bilgisayar endüstrisinin merkezi, Çin’in Silikon Vadisi diye de anılıyor. Huawei ve Tencent gibi teknoloji devlerinin ana merkezi Shenzen’de. Genç ve eğitimli bir nüfusu var. Tabii ki bunun için eğitime büyük önem vermişler. Misafirimin geldiği SusTech Üniversitesi, 2010’da kurulmuş. 10 sene içinde, dünyanın ilk 150 üniversitesi içine girmiş. Bu çok büyük bir başarı.</p>
<p><strong>Çin yeni üniversite kuruyor, 10 senede dünyanın en iyileri arasına giriyor</strong>; biz var olan kurumlarımızı yıkıyor, yerine yenisini koyamıyoruz. 2013 senesinde ilk 150’deki Boğaziçi Üniversitesi 10 sene sonra ilk 600’de bile yok. Çin ne yapıyor, <strong>biz niye geri gidiyoruz?</strong></p>
<p><strong>Neden ilerlemiyoruz?</strong></p>
<p>Bilim Akademisi, Ekim başında üç değerli bilim insanını bir araya getirdi: MIT öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, ve Boğaziçi Üniversitesi’nin emekli öğretim üyeleri Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Prof. Dr. Şevket Pamuk. Katılamayanlar için “Cumhuriyetin yeni yüzyılına girerken ekonomi: kurumlar ve politika” başlıklı bu konferansın videosu <strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=LnwvGpXqXSc&amp;ab_channel=BilimAkademisi">Bilim Akademisi YouTube</a></strong> kanalında mevcut.</p>
<p>Üç değerli bilim insanının özgün saptamalarını içeren bu videoyu baştan sona dinlemenizi öneririm; ancak Şevket Pamuk’un Türkiye ekonomisinin 200 yılını ayrıntılı grafiklerle açıkladığı gidişatını ve neyi yanlış yaptığımıza dair saptamalarını özetlemek istiyorum.</p>
<p>Üç konuşmacının da konuşmalarında vurguladıkları şey, dünyadaki ekonomik büyümenin kaynağının teknolojik gelişmeler olduğu. Bu teknolojileri geliştiren ve en iyi şekilde yararlanan ülkeler, Amerika ve Batı Avrupa devletleri. Diğer ülkeler, sanayi devriminin başladığı yıllardan birinci dünya savaşına kadar onlara göre fakirleşiyorlar, geriliyorlar.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, bu fakirleşmeyi gören bir grup aydının, bu gerilemeyi durdurmak üzere harekete geçmesiyle kuruluyor ve yavaş yavaş ara kapanmaya başlıyor. Daha hızlı ilerleme dönemleri var, ancak son dönemde duraklama yaşıyoruz.</p>
<p>Aynı dönemde Japonya, Kore, hatta İspanya, İtalya bizden daha hızlı ilerliyor, biz benzer bir atılım yapamadığımız gibi son dönemde bir duraklama devrine giriyoruz. Atılım yapamamamızın, gerilememizin çok çeşitli sebepleri var: Hukukun işlememesi, kurumların zayıflığı, eğitime yeterince kaynak ayrılmaması, düşük katma değerli sektörlere yatırım yapılması, yüksek teknolojiye yapılmaması.</p>
<p>Şevket Pamuk’un bir saptamasını aktarmak istiyorum: Çin, başarılı devlet politikaları yoluyla kalkınması ile önemli bir örnek oluşturuyor. Şevket Pamuk, Türkiye’de devlete yakın olan kişilerin kayırılmasının kural haline gelmesi nedeniyle Türkiye’de devletin etkili olmaktan çıktığını düşünüyor.</p>
<p>Etkisiz hale gelen devlet kurumlarının pek çok örneği var: Birincisi pek tabii ki kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı. İkincisi ise üniversiteler&#8230; Değerli emekli hocalarının emekli kartlarını iptal ederek üniversite ile bağlarını zayıflatmaya çalışan, bu gibi bilimsel toplantıların kampüste düzenlenmesine izin vermeyen, gerileyen, düşünce üretemeyen üniversiteler.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>Lale Akarun</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-394-26-ekim-2023-dijital-pdf/">394. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/cin-universiteleri-arastirmada-nasil-bir-numara-oldu">Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30889</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yalanın gerçeği: Gerçekten yalan</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yalanin-gercegi-gercekten-yalan</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jun 2017 12:04:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[silikon vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[the atlantic]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6800</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya’da sosyal medya, yalan haberi siteden 24 saatte silmezse 50 milyon Euro’ya kadar (milyon!) para cezası gelecek. Hükümetin kararı bu. Adalet Bakanı Heiko Maas: “Sokakta suç işlenmesine nasıl izin veremezsek, sosyal medyada da veremeyiz.” Yasa önerisinin adı 27 harften oluştuğu için kısaca NetzDG olarak biliniyor. Henüz Parlamento’da oylanmadı. Almanya’da sivil toplum örgütleri, öneriyi eleştirdiler. Bilişim şirketlerinin örgütü Bitkom, “Sosyal medyadaki içeriği sosyal medya şirketi değil, hükümet denetlemeli” dedi. Facebook benzer bir itirazla, “İçeriğe güvenmeyen sosyal medya şirketleri, yalan olup olmadığına bakmadan, her türlü içeriği silip atabilir. Oysa internette nefret söylemiyle, yalan haberle böyle mücadele edilemez” dedi. AB hukukuna aykırı? Zaten yasa önerisi her halde AB Hukuku’na da aykırı bulunacak. AB’de Dijital Tek Pazar’dan sorumlu “bakan” (Estonya’nın 2005 &#8211; 2014 başbakanı) Andrus Ansip, “Yalan haber kötü elbet, ama Gerçek Bakanlığı daha berbat” dedi. George Orwell’in “1984” romanındaki Gerçek Bakanlığı, “gerçeği” her günkü duruma göre sürekli tanımlar, değiştirir. Halkın neyi nasıl hatırlayacağını saptar. Avrupa’da bu tartışmalar sürerken, okyanusun öte yakasında üç büyük gazete, Trump’ın düşünce ve ifade özgürlüğüne 7/24 saldırılarına göğüs germeye çalışıyor. Demokrasi ve karanlık Geçtiğimiz aylarda Trump’ın, ciddi medyayla sürekli gerginlik yaratmasına karşı Washington Post (WaPo) ve New York Times (NYT) bu durumu anlamlı bir şekilde protesto ettiler. WaPo, gazete logosunun altına, “Demokrasi karanlıkta ölür” diye yazdı. NYT ise, “Gerçek, zordur” diye yazdı. NYT’nin sloganının Türkçe’de fazla bir anlamı yoksa da, gazete demek istiyor ki: Gerçekleri bulmak, yayınlamak, zordur. Kolay olan, yalan söylemek, aldatmak, uydurmaktır. Gerçek, zordur WaPo’nun harika sloganını meğerse “sahibi” Jeff Bezos, geçen yıl Nisan’da bir mülakat sırasında, öylesine, üzerine vurgu falan yapmadan, doğal bir şekilde söyleyivermiş. 7 Nisan 2016’da, daha Trump henüz resmen aday değilken, ama başkanlığa talipken Bezos şöyle konuşmuş: “Ben, demokrasinin karanlıkta öldüğüne hep inandım. Bazı kurumların, aydınlığın sürmesini sağlamak adına önemli rolleri var. Bence WaPo, bu iş için önemli bir konumda, başkentin ortasında yer alıyor.” Gazetenin yazı işleri kadrosu, Trump’ın başta WaPo olmak üzere ciddi ve saygın medyaya sürekli saldırmasına karşı, Bezos’un bu sözünü hatırlayıp, gazetenin adeta sloganı haline getirmeye karar vermiş. Habercilik kolay mı? Yalan-dolan, gerçek-sahte iddiaları, gündelik yaşamın kâbus gibi bir parçası oldu. Trump’ın, kendi hoşuna gitmeyen, sadece “öyle istediği için” suçladığı haberlere hemen “sahte” demesi ve bunu sürdürmesi, ciddi ve saygın medya kurumlarında sorun yaratıyor. Wall Street Journal (WSJ) bu konuda yenilikçi bir tutum takındı: Gerçek araştırmacı gazetecilik örneklerini animasyon haline getirdi. Ve yayınladı. “Haber, gerçekleri ortaya çıkartmak içindir. Gerçek haber ise büyük çaba, cesaret, dirayet, tutarlılık gerektirir.” Habercilik kolay değil WSJ, Silikon Vadisi’nde önemli bir sağlık teknolojisi şirketi Theranos’la ilgili bir skandalı ortaya çıkartan muhabiri John Carreyrou’nun, konuyu nasıl araştırdığını 1:47 dakikalık bir animasyona sığdırdı. Şirketin gizlilik sözleşmeleri yüzünden eski çalışanlar açıklama yapamazken, zaman içinde doktorlar, hastalar birer ikişer bilgi aktarmaya başlamış. Şirket, WSJ aleyhinde dava açmakla tehdit ettiği halde, buldukları kanıtlara güvenen editörler, Theranos’un “göründüğü gibi olmadığını” yayınlamış. Arkasından, bakanlıklar ve savcılık da devreye girmiş. Ve, The Atlantic Bu yıl 160’ıncı kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan liberal haftalık siyasi fikir dergisi Atlantic, Trump’ın “olaylarını” veri gazeteciliğiyle inceliyor. Bazılarını video olarak sitesinde sunuyor. 17 Mart’ta yayınladığı 4 dakikalık videoda Trump’ın çıkar çatışmaları bağlamında İstanbul’daki Trump Towers binasına da atıf vardı. Atlantic’in Ocak’ta sitesini 37.2 milyon tekil ziyaretçi tıklamıştı. Edip Emil Öymen *Bu yazı 09.06.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yalanin-gercegi-gercekten-yalan">Yalanın gerçeği: Gerçekten yalan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’da sosyal medya, yalan haberi siteden 24 saatte silmezse 50 milyon Euro’ya kadar (milyon!) para cezası gelecek. Hükümetin kararı bu. Adalet Bakanı Heiko Maas: “Sokakta suç işlenmesine nasıl izin veremezsek, sosyal medyada da veremeyiz.” Yasa önerisinin adı 27 harften oluştuğu için kısaca NetzDG olarak biliniyor. Henüz Parlamento’da oylanmadı.</p>
<p>Almanya’da sivil toplum örgütleri, öneriyi eleştirdiler. Bilişim şirketlerinin örgütü Bitkom, “Sosyal medyadaki içeriği sosyal medya şirketi değil, hükümet denetlemeli” dedi. Facebook benzer bir itirazla, “İçeriğe güvenmeyen sosyal medya şirketleri, yalan olup olmadığına bakmadan, her türlü içeriği silip atabilir. Oysa internette nefret söylemiyle, yalan haberle böyle mücadele edilemez” dedi.</p>
<p><strong>AB hukukuna aykırı?</strong></p>
<p>Zaten yasa önerisi her halde AB Hukuku’na da aykırı bulunacak. AB’de Dijital Tek Pazar’dan sorumlu “bakan” (Estonya’nın 2005 &#8211; 2014 başbakanı) Andrus Ansip, “Yalan haber kötü elbet, ama Gerçek Bakanlığı daha berbat” dedi. George Orwell’in “1984” romanındaki Gerçek Bakanlığı, “gerçeği” her günkü duruma göre sürekli tanımlar, değiştirir. Halkın neyi nasıl hatırlayacağını saptar.</p>
<p>Avrupa’da bu tartışmalar sürerken, okyanusun öte yakasında üç büyük gazete, Trump’ın düşünce ve ifade özgürlüğüne 7/24 saldırılarına göğüs germeye çalışıyor.</p>
<p><strong>Demokrasi ve karanlık</strong></p>
<p>Geçtiğimiz aylarda Trump’ın, ciddi medyayla sürekli gerginlik yaratmasına karşı Washington Post (WaPo) ve New York Times (NYT) bu durumu anlamlı bir şekilde protesto ettiler. WaPo, gazete logosunun altına, “Demokrasi karanlıkta ölür” diye yazdı. NYT ise, “Gerçek, zordur” diye yazdı. NYT’nin sloganının Türkçe’de fazla bir anlamı yoksa da, gazete demek istiyor ki: Gerçekleri bulmak, yayınlamak, zordur. Kolay olan, yalan söylemek, aldatmak, uydurmaktır.</p>
<p><strong>Gerçek, zordur</strong></p>
<p>WaPo’nun harika sloganını meğerse “sahibi” Jeff Bezos, geçen yıl Nisan’da bir mülakat sırasında, öylesine, üzerine vurgu falan yapmadan, doğal bir şekilde söyleyivermiş. 7 Nisan 2016’da, daha Trump henüz resmen aday değilken, ama başkanlığa talipken Bezos şöyle konuşmuş: “Ben, demokrasinin karanlıkta öldüğüne hep inandım. Bazı kurumların, aydınlığın sürmesini sağlamak adına önemli rolleri var. Bence WaPo, bu iş için önemli bir konumda, başkentin ortasında yer alıyor.”</p>
<p>Gazetenin yazı işleri kadrosu, Trump’ın başta WaPo olmak üzere ciddi ve saygın medyaya sürekli saldırmasına karşı, Bezos’un bu sözünü hatırlayıp, gazetenin adeta sloganı haline getirmeye karar vermiş.</p>
<p><strong>Habercilik kolay mı?</strong></p>
<p>Yalan-dolan, gerçek-sahte iddiaları, gündelik yaşamın kâbus gibi bir parçası oldu. Trump’ın, kendi hoşuna gitmeyen, sadece “öyle istediği için” suçladığı haberlere hemen “sahte” demesi ve bunu sürdürmesi, ciddi ve saygın medya kurumlarında sorun yaratıyor. Wall Street Journal (WSJ) bu konuda yenilikçi bir tutum takındı: Gerçek araştırmacı gazetecilik örneklerini animasyon haline getirdi. Ve yayınladı. “Haber, gerçekleri ortaya çıkartmak içindir. Gerçek haber ise büyük çaba, cesaret, dirayet, tutarlılık gerektirir.”</p>
<p><strong>Habercilik kolay değil</strong></p>
<p>WSJ, Silikon Vadisi’nde önemli bir sağlık teknolojisi şirketi Theranos’la ilgili bir skandalı ortaya çıkartan muhabiri John Carreyrou’nun, konuyu nasıl araştırdığını 1:47 dakikalık bir animasyona sığdırdı. Şirketin gizlilik sözleşmeleri yüzünden eski çalışanlar açıklama yapamazken, zaman içinde doktorlar, hastalar birer ikişer bilgi aktarmaya başlamış. Şirket, WSJ aleyhinde dava açmakla tehdit ettiği halde, buldukları kanıtlara güvenen editörler, Theranos’un “göründüğü gibi olmadığını” yayınlamış. Arkasından, bakanlıklar ve savcılık da devreye girmiş.</p>
<p><strong>Ve, The Atlantic</strong></p>
<p>Bu yıl 160’ıncı kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan liberal haftalık siyasi fikir dergisi Atlantic, Trump’ın “olaylarını” veri gazeteciliğiyle inceliyor. Bazılarını video olarak sitesinde sunuyor. 17 Mart’ta yayınladığı 4 dakikalık videoda Trump’ın çıkar çatışmaları bağlamında İstanbul’daki Trump Towers binasına da atıf vardı. Atlantic’in Ocak’ta sitesini 37.2 milyon tekil ziyaretçi tıklamıştı.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 09.06.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/yalanin-gercegi-gercekten-yalan">Yalanın gerçeği: Gerçekten yalan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6800</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
