<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>telomer arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/telomer/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/telomer</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 May 2025 08:56:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Zeki köpekler daha geç yaşlanıyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/zeki-kopekler-daha-gec-yaslaniyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 08:56:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[biliş]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan zekası]]></category>
		<category><![CDATA[köpek]]></category>
		<category><![CDATA[telomer]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir bilimsel araştırma, köpeklerin zeka seviyesi ile yaşlanma süreci arasında doğrudan bir bağlantı olabileceğini ortaya koydu. Çalışmaya göre, eğitilebilirliği yüksek olan köpekler, hücresel yaşlanmayı geciktiren daha uzun telomerlere sahip. Bu da, daha zeki köpeklerin biyolojik olarak daha uzun süre genç kaldığını gösteriyor. Araştırmacılar, 63 evcil köpeğin telomer uzunluklarını ölçerek yaşlanma süreçlerini inceledi. Telomerler, hücrelerin bölünmesi sırasında kromozomları koruyan DNA dizileri olup zamanla kısalıyor. İnsanlarda yapılan önceki çalışmalar, sosyal ve bilişsel faktörlerin telomer dinamiklerini etkileyebileceğini göstermişti, ancak hayvanlarda bu ilişki yeterince araştırılmamıştı. Bu yeni çalışma, köpeklerde telomer kısalmasını hangi faktörlerin etkilediğini anlamak için yürütüldü. Araştırmacılar, cinsiyet, yaş, vücut ağırlığı ve beslenme gibi standart değişkenlerin yanı sıra, köpeklerin bilişsel yeteneklerini “Viyana Köpek Bilişsel Test Bataryası” (Modified Vienna Canine Cognitive Battery) ile değerlendirdi. Köpeklerin eğitilebilirlik seviyeleri (trainability), yaşlanma sürecini en iyi tahmin eden faktör olarak öne çıktı. Eğitilebilirlik, telomer değişimi için en güçlü belirleyici faktör olarak öne çıktı ve 0.7&#8217;nin üzerinde bir değişken önem derecesine (Relative Variable Importance &#8211; RVI) sahipti. Diğer faktörler (yaş, cinsiyet, beslenme ve genel bilişsel yetenekler) telomer dinamikleri üzerinde çok daha az etkiliydi. Bu bulgular, köpeklerin zihinsel aktivitelerinin yalnızca bilişsel yeteneklerini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda yaşlanma süreçlerini de etkileyebileceğini gösteriyor. Eğitilebilirlik, köpeğin hem zihinsel olarak aktif kalmasını sağlıyor hem de hücresel düzeyde yaşlanmayı yavaşlatıyor. Yaşlanmayı geciktirmenin anahtarı: Zihinsel uyarım Araştırmacılar, köpeklerde zihin açıklığını korumanın, onların biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini vurguluyor. Düzenli eğitim, yeni komutlar öğrenme ve problem çözme gibi zihinsel uyarıcı aktiviteler, köpeklerin daha sağlıklı ve genç kalmasına katkı sağlayabilir. Tıpkı insanlarda olduğu gibi, zihinsel uyarım köpeklerin ömrünü ve yaşam kalitesini artırabilir. Bu bulgular, köpek sahipleri için de önemli mesajlar içeriyor. Köpeklerin uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için yalnızca fiziksel aktivite değil, zihinsel egzersizler de büyük bir rol oynuyor. Gelecek çalışmalar ve yeni sorular Bu çalışma, bilişsel faktörlerin köpeklerin yaşlanma süreci üzerindeki etkisini ortaya koyan ilk kapsamlı araştırmalardan biri. Ancak bilim insanları, bu bağlantıyı daha iyi anlamak için daha geniş kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğini vurguluyor. Özellikle, farklı ırklardaki köpeklerin telomer dinamikleri ve bilişsel yetenekleri arasındaki ilişkiler daha ayrıntılı incelenmeli. Sonuç: Akıllı köpekler sadece daha zeki değil, aynı zamanda daha genç! Bu araştırma, bilişsel yeteneklerin yalnızca öğrenme süreciyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yaşlanmayı da doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor. Köpeklerde eğitilebilirlik, hücresel yaşlanmayı geciktiren önemli bir faktör olabilir. Köpeğinizi sağlıklı ve genç tutmanın yolu, ona sadece iyi bir diyet sunmak değil, aynı zamanda zihinsel olarak aktif kalmasını sağlamaktan geçiyor! Kaynak: https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0317332</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/zeki-kopekler-daha-gec-yaslaniyor">Zeki köpekler daha geç yaşlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1">Yeni bir bilimsel araştırma, köpeklerin zeka seviyesi ile yaşlanma süreci arasında doğrudan bir bağlantı olabileceğini ortaya koydu. Çalışmaya göre, eğitilebilirliği yüksek olan köpekler, hücresel yaşlanmayı geciktiren daha uzun telomerlere sahip. Bu da, daha zeki köpeklerin biyolojik olarak daha uzun süre genç kaldığını gösteriyor.</p>
<p class="p3">Araştırmacılar, 63 evcil köpeğin telomer uzunluklarını ölçerek yaşlanma süreçlerini inceledi. Telomerler, hücrelerin bölünmesi sırasında kromozomları koruyan DNA dizileri olup zamanla kısalıyor. İnsanlarda yapılan önceki çalışmalar, sosyal ve bilişsel faktörlerin telomer dinamiklerini etkileyebileceğini göstermişti, ancak hayvanlarda bu ilişki yeterince araştırılmamıştı.</p>
<p class="p3">Bu yeni çalışma, köpeklerde telomer kısalmasını hangi faktörlerin etkilediğini anlamak için yürütüldü. Araştırmacılar, cinsiyet, yaş, vücut ağırlığı ve beslenme gibi standart değişkenlerin yanı sıra, köpeklerin bilişsel yeteneklerini “Viyana Köpek Bilişsel Test Bataryası” (Modified Vienna Canine Cognitive Battery) ile değerlendirdi. Köpeklerin eğitilebilirlik seviyeleri (trainability), yaşlanma sürecini en iyi tahmin eden faktör olarak öne çıktı. Eğitilebilirlik, telomer değişimi için en güçlü belirleyici faktör olarak öne çıktı ve 0.7&#8217;nin üzerinde bir değişken önem derecesine (Relative Variable Importance &#8211; RVI) sahipti. Diğer faktörler (yaş, cinsiyet, beslenme ve genel bilişsel yetenekler) telomer dinamikleri üzerinde çok daha az etkiliydi.</p>
<p class="p1">Bu bulgular, köpeklerin zihinsel aktivitelerinin yalnızca bilişsel yeteneklerini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda yaşlanma süreçlerini de etkileyebileceğini gösteriyor. Eğitilebilirlik, köpeğin hem zihinsel olarak aktif kalmasını sağlıyor hem de hücresel düzeyde yaşlanmayı yavaşlatıyor.</p>
<p class="p1"><strong>Yaşlanmayı geciktirmenin anahtarı: Zihinsel uyarım</strong></p>
<p class="p1">Araştırmacılar, köpeklerde zihin açıklığını korumanın, onların biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini vurguluyor.</p>
<p class="p1">Düzenli eğitim, yeni komutlar öğrenme ve problem çözme gibi zihinsel uyarıcı aktiviteler, köpeklerin daha sağlıklı ve genç kalmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p class="p1">Tıpkı insanlarda olduğu gibi, zihinsel uyarım köpeklerin ömrünü ve yaşam kalitesini artırabilir.</p>
<p class="p1">Bu bulgular, köpek sahipleri için de önemli mesajlar içeriyor. Köpeklerin uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için yalnızca fiziksel aktivite değil, zihinsel egzersizler de büyük bir rol oynuyor.</p>
<p class="p1"><strong>Gelecek çalışmalar ve yeni sorular</strong></p>
<p class="p1">Bu çalışma, bilişsel faktörlerin köpeklerin yaşlanma süreci üzerindeki etkisini ortaya koyan ilk kapsamlı araştırmalardan biri. Ancak bilim insanları, bu bağlantıyı daha iyi anlamak için daha geniş kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğini vurguluyor. Özellikle, farklı ırklardaki köpeklerin telomer dinamikleri ve bilişsel yetenekleri arasındaki ilişkiler daha ayrıntılı incelenmeli.</p>
<p class="p1"><strong>Sonuç: Akıllı köpekler sadece daha zeki değil, aynı zamanda daha genç!</strong></p>
<p class="p1">Bu araştırma, bilişsel yeteneklerin yalnızca öğrenme süreciyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yaşlanmayı da doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor. Köpeklerde eğitilebilirlik, hücresel yaşlanmayı geciktiren önemli bir faktör olabilir.</p>
<p class="p1">Köpeğinizi sağlıklı ve genç tutmanın yolu, ona sadece iyi bir diyet sunmak değil, aynı zamanda zihinsel olarak aktif kalmasını sağlamaktan geçiyor!</p>
<p class="p5"><strong>Kaynak: <a href="https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0317332">https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0317332</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/zeki-kopekler-daha-gec-yaslaniyor">Zeki köpekler daha geç yaşlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32389</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İleri yaşta baba olan erkeklerin çocukları daha uzun yaşayabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/ileri-yasta-baba-olan-erkeklerin-cocuklari-daha-uzun-yasayabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 12:25:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[telomer]]></category>
		<category><![CDATA[uzun yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13761</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD’de yapılan bir araştırma ileri yaşta baba olan kişilerin çocuklarının daha uzun yaşayabildiğini gösterdi. Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, erkeklerin yaşla birlikte spermlerinde meydana gelen değişiklikler, daha uzun yaşama olanağı sağlayan bir DNA kodunun ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu özellik, kişinin çocuklarına aktarılıyor. Washington Üniversitesi’nden Dr. Dan Eisenberg ve arkadaşları, araştırmayı deneklerin telomerleri üzerinde yürüttü. Telomer her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalara deniyor. Daha önce yapılan araştırmalarda insanın yaşam süresinin, bu telomer adlı yapıların uzunluğu tarafından belirlendiği ortaya çıkarılmıştı. Kromozom uçlarının hasar görmesini engelleyerek yaşam süresini artıran telomerler, yaşlanmaya bağlı olarak kısalıyor. Bir kadının yumurtaları doğmadan önce oluşur; ancak erkeklerin testislerindeki hücreler yaşamları boyunca bölünür. Bizi yapan yumurta ve sperm hücrelerinin telomer uzunluklarını miras aldığımız için, yaşlı babaların çocukları teorik olarak daha kısa telomerlere sahip olduğu düşünülüyordu. Ancak Eisenberg ve ekibi, spermlerde bu durumun tam tersine olduğunu ve telomerlerin yaşla birlikte uzadığını ortaya çıkardılar. Deneklerden alınan örnekleri incelediklerinde ileri yaşta baba olan kişilerin çocuklarında telomerlerin daha uzun olduğunu keşfetti. Peki bunun nedeni neydi? Bunun nedeni muhtemelen telomerlere daha fazla DNA ekleyerek onların uzamasını sağlayan telomeraz adındaki enzimin testislerde çok aktif olması. Zaten bazı araştırmalar, yaşlı erkeklerden gelen spermlerin ortalamadan daha uzun telomerlere sahip olduğunu göstermekteydi. Erkekler DNA’larını çocuklarına spermleri ile geçirdikleri için sahip oldukları telomerler de sonraki nesillere aktarılıyor. İşte, telomerazın kromozoma DNA eklemesi sayesinde uzamış olan telomerleri de çocuklarına aktarılmış oluyor. Araştırmalarını yaklaşık 3 bin büyükbaba, oğulları ve torunları ile yürüten Eisenberg, erkeklerin çocuk sahibi olmayı ertelemesiyle uzun telomerlerin sonraki nesillere aktarılarak insan ömrünün uzamasına neden olacağını belirtiyor. Telomer uzunluğu, kişinin dedesinin de ileri yaşta baba olması durumunda çok daha fazla oluyor. Bilim insanları yaşlı babalardan miras alınan uzun telomerlerin bağışıklık sistemi, sindirim sistemi ve cilt gibi hızlı hücre gelişiminin  görüldüğü doku ve biyolojik fonksiyonlarda son derece olumlu etkilere yol açabileceğini iddia ediyor. Kaynak: https://www.newscientist.com/article/mg24232263-000-men-who-have-children-later-in-life-may-prime-their-kids-for-longevity/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/ileri-yasta-baba-olan-erkeklerin-cocuklari-daha-uzun-yasayabilir">İleri yaşta baba olan erkeklerin çocukları daha uzun yaşayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de yapılan bir araştırma ileri yaşta baba olan kişilerin çocuklarının daha uzun yaşayabildiğini gösterdi. <em>Proceedings of the National Academy of Sciences</em> dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, erkeklerin yaşla birlikte spermlerinde meydana gelen değişiklikler, daha uzun yaşama olanağı sağlayan bir DNA kodunun ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu özellik, kişinin çocuklarına aktarılıyor.</p>
<p>Washington Üniversitesi’nden <strong>Dr. Dan Eisenberg</strong> ve arkadaşları, araştırmayı deneklerin telomerleri üzerinde yürüttü. Telomer her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalara deniyor. Daha önce yapılan araştırmalarda insanın yaşam süresinin, bu telomer adlı yapıların uzunluğu tarafından belirlendiği ortaya çıkarılmıştı. Kromozom uçlarının hasar görmesini engelleyerek yaşam süresini artıran telomerler, yaşlanmaya bağlı olarak kısalıyor.</p>
<p>Bir kadının yumurtaları doğmadan önce oluşur; ancak erkeklerin testislerindeki hücreler yaşamları boyunca bölünür. Bizi yapan yumurta ve sperm hücrelerinin telomer uzunluklarını miras aldığımız için, yaşlı babaların çocukları teorik olarak daha kısa telomerlere sahip olduğu düşünülüyordu. Ancak Eisenberg ve ekibi, spermlerde bu durumun tam tersine olduğunu ve telomerlerin yaşla birlikte uzadığını ortaya çıkardılar.</p>
<p>Deneklerden alınan örnekleri incelediklerinde ileri yaşta baba olan kişilerin çocuklarında telomerlerin daha uzun olduğunu keşfetti.</p>
<p><strong>Peki bunun nedeni neydi?</strong></p>
<p>Bunun nedeni muhtemelen telomerlere daha fazla DNA ekleyerek onların uzamasını sağlayan telomeraz adındaki enzimin testislerde çok aktif olması. Zaten bazı araştırmalar, yaşlı erkeklerden gelen spermlerin ortalamadan daha uzun telomerlere sahip olduğunu göstermekteydi.</p>
<p>Erkekler DNA’larını çocuklarına spermleri ile geçirdikleri için sahip oldukları telomerler de sonraki nesillere aktarılıyor. İşte, telomerazın kromozoma DNA eklemesi sayesinde uzamış olan telomerleri de çocuklarına aktarılmış oluyor.</p>
<p>Araştırmalarını yaklaşık 3 bin büyükbaba, oğulları ve torunları ile yürüten Eisenberg, erkeklerin çocuk sahibi olmayı ertelemesiyle uzun telomerlerin sonraki nesillere aktarılarak insan ömrünün uzamasına neden olacağını belirtiyor. Telomer uzunluğu, kişinin dedesinin de ileri yaşta baba olması durumunda çok daha fazla oluyor.</p>
<p>Bilim insanları yaşlı babalardan miras alınan uzun telomerlerin bağışıklık sistemi, sindirim sistemi ve cilt gibi hızlı hücre gelişiminin  görüldüğü doku ve biyolojik fonksiyonlarda son derece olumlu etkilere yol açabileceğini iddia ediyor.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.newscientist.com/article/mg24232263-000-men-who-have-children-later-in-life-may-prime-their-kids-for-longevity/">https://www.newscientist.com/article/mg24232263-000-men-who-have-children-later-in-life-may-prime-their-kids-for-longevity/</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/ileri-yasta-baba-olan-erkeklerin-cocuklari-daha-uzun-yasayabilir">İleri yaşta baba olan erkeklerin çocukları daha uzun yaşayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13761</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı yakın!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/gunesi-zapt-edecegiz-gunesin-zapti-yakin</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 14:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Abel ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş koruma faktörü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[köpek]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[sherlock holmes]]></category>
		<category><![CDATA[telomer]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nazım Hikmet’in ünlü şiirinin analizini yapmayacağız veya günün mana ve önemine bir gönderme yapma niyetimiz yok. Güneş’in yeryüzündeki hayatın kaynağı olduğunu da yazmayacağız. Kapakta kullandığımız &#8216;güneş toplamak&#8217; ne güzel bir deyim! Ülkü Tamer’in ünlü şiiri ve Zülfü Livaneli’nin bestesi&#8230; Fakat derdimiz bu da değil, sadece güneş ile ilgili bilinen çağrışımlarla oynaşıyoruz giriş yapmak için. Herhalde güneş üzerine neler var! Güneş bir yıldız; 4,5 milyar yıllık yaşı daha kaldı, en sonunda küçük bir karbon yığına dönüşecek ve arkasında dev bir nebula bırakarak hayatını sona erdirecek. Veya kırmızı bir deve dönüşecek. Güneş Sistemi ile birlikte tüm gezegenlerin varlığı da değişecek&#8230; Ve yeryüzünün de… Tabii bu tahmin edilen doğal ölüm. 4,5 milyar yıl içinde neler olur, kestirilemeyen ne tür çarpışmalar gündeme gelir; Dünya, Güneş’in ömrüne bağlı olmadan, başka biçimlerde tükenir mi? Hepsi mümkün. Çünkü uzay pek de kestirilebilen sonuçlar üretmez. Güneş hayattır diyorsak, bedenimizin ona ihtiyacı var. Uzayı bırakalım ve biraz yararcı olalım. Bu yararın çok boyutlu bir dosyasını hazırladık, güneş ışınları üzerine yapılan son araştırmaları derleyip toparladı Batuhan Sarıcan. Neredeyse 100 faktöre yaklaşan kremler kullanmalı mıyız, yani güney ile temasımızı krem yardımıyla tamamen kesmeli miyiz? Kesinlikle hayır! Ayrıntılar orta sayfada. Kızıl ötesi gören insana doğru mu? Dev ilerlemelerle şaşırtıcı olaylar giderek artıyor. Bu kez de insanlara kızıl ötesi görüş sağlayabilecek bir gelişmenin önü açıldı: En gözde laboratuvar hayvanları fareler ve sıçanlardır. Son sayılarımızda kör farelerin tek bir gen ilavesiyle görebileceğini duyurmuştuk. Bu kez gözlerine nano parçacık enjekte edilen farelere gece görüş özelliği kazandırıldı. Öyle ki bu deney klinik aşamaya geldiğinde insanlar da kızılötesi dalga boyları görünür ışığa dönüştüren nano parçacıklar sayesinde geceleri herhangi bir aygıt kullanmadan çevresini görebilecek. Alzheimer, Parkinson, ALS gibi sinir sistemi hastalıklarının mekanizmalarını çözmeye çalışan bilim insanları şimdi klonlanmış maymunları yakından izlemeye hazırlanıyor. Küresel ısınmayı 1.5 °C dereceyle sınırlamak için neler yapılması gerektiği ile ilgili yazı dizisinde havadaki CO2’den kurtulma yöntemlerine dikkat çekiliyor.  Araştırma Gündemi’nde ketojenik diyetlerin yararından, gelmiş geçmiş en büyük T. rex fosiline, deniz suyundan hidrojen üretimine dek son günlerin dikkat çeken araştırmalarına yer veriyoruz. Doğan Kuban hocamız savaşı ancak sanayileşme ile kazanabiliriz diyor. Türk toplumu, en fakirinden en zenginine kadar gelecek kaygısı taşıyor. Geleceğin ancak ve ancak sanayileşme sayesinde kurtulacağına vurgu yapan Kuban, toplumun tümünü aynı program altında birleştirmek gerektiğini söylüyor. Ali Akurgal “geleceğin gazetesi” tanımından yola çıkarak son günlerde sık sık bahsi geçen “trol” gruplara ve bloglara gönderme yapıyor. Ancak en önemli “mecra” kişiselleşmiş gazete olarak nitelendirdiği küçük ekranlar olacak. Habercilik değişiyor, mecrası da… Yeni çıkan ürünlerin içinde “Laz mühendisten Lazca klavye”nin ilgi çekeceğinden eminiz. Dinozorların vatanı Arjantin’de bulunan olağandışı bir Saurus cinsine ait buluntular, bu dinozorun öteki dev dinozorlardan çok daha küçük bir bedene ve daha kısa boyunlara sahip olması paleontologları oldukça şaşırttı. İstanbul’un çarpık kentleşme sorunun temelindeki nedenleri araştıran Bilgehan Gürlek, plansız gelişen kentler grubunda yer alan kentimizin bu hale gelmesinden beş yıllık kalkınma planlarının ve Devlet Planlama Örgütü’nün rafa kaldırılmasını sorumlu tutuyor. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmeyi kim istemez? Bunun için besin destekleri yerine ay çekirdeği, badem, turunçgiller gibi çoğunluğun sevdiği yiyeceklere yönelmenizi öneriyoruz. Bir başka yazıda: Karın yağları aynı zamanda beyninizi de küçültüyor olabilir mi? Tanol Türkoğlu, Dijitalem yazı dizisinde dijital alemdeki ilginç olaylara değiniyor. Örneğin Las Vegas’ta düzenlenen tüketici fuarında bütünüyle bitkisel malzemeden üretilen burgeri, etten ayırmak imkânsız&#8230; Mustafa Çetiner, bilim tarihinden ilginç bir isme köşesine taşıdı: Samuel Wilks. Sherlock Holmes dünyanın en ünlü hayali dedektif kahramanı. Bir polis köpeğinin de Sherlock kadar akıllı ve dikkatli olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Çin Polis Teşkilatı şimdi polis köpeği olarak yetiştirmek üzere cins köpek eğitimine zaman ve para ayırmaktan vazgeçiyor. Sherlock Holmes lakabını taktıkları akıllı bir polis köpeğini klonlayarak kestirmeden işi bitirmişler. Bu sayıda ayrıca Erhan Güzel, Abel Ödülü’nü kazanan ilk kadın Karen Keskulla Uhlenbeck’i ve matematik ödüllerini yazdı. Siren Sezer, uzun yaşamın bir göstergesi olan telomerleri yazdı, sizinki kısa mı? Meltem Bilikmen, yapay zekâ ile tıpta daha fazla empati ve daha az insancıl aşama umudunu yazdı. ***  HBT Konferansı 6 Nisan Cumartesi günü BAU&#8217;da Yarının harika çocukları insan mı, robot mu? Yoksa gün gelecek çocuğumuza dijital eğitim hapı mı yutturacağız? İnsan mı daha hızlı öğrenecek, robot mu? Yapay zekâ, eğitimi nasıl şekillendirecek? Bir robot ile bir insan yavrusunu öğrenme süreçlerine soksak, rekabet ve üstünlükleri, yetenek ve zekâları konusunda neler söyleyebiliriz? Tanol Türkoğlu, Türker Kılıç ve Cem Say konuyu farklı açılardan ele alacak ve tartışacaklar.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/gunesi-zapt-edecegiz-gunesin-zapti-yakin">Güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı yakın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-13430 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/158-k-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/158-k-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/158-k-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/04/158-k.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" /><strong>Nazım Hikmet</strong>’in ünlü şiirinin analizini yapmayacağız veya günün mana ve önemine bir gönderme yapma niyetimiz yok. Güneş’in yeryüzündeki hayatın kaynağı olduğunu da yazmayacağız. Kapakta kullandığımız &#8216;güneş toplamak&#8217; ne güzel bir deyim! <strong>Ülkü Tamer</strong>’in ünlü şiiri ve <strong>Zülfü Livaneli</strong>’nin bestesi&#8230; Fakat derdimiz bu da değil, sadece güneş ile ilgili bilinen çağrışımlarla oynaşıyoruz giriş yapmak için. Herhalde güneş üzerine neler var! Güneş bir yıldız; 4,5 milyar yıllık yaşı daha kaldı, en sonunda küçük bir karbon yığına dönüşecek ve arkasında dev bir nebula bırakarak hayatını sona erdirecek. Veya kırmızı bir deve dönüşecek. Güneş Sistemi ile birlikte tüm gezegenlerin varlığı da değişecek&#8230; Ve yeryüzünün de…</p>
<p>Tabii bu tahmin edilen doğal ölüm. 4,5 milyar yıl içinde neler olur, kestirilemeyen ne tür çarpışmalar gündeme gelir; Dünya, Güneş’in ömrüne bağlı olmadan, başka biçimlerde tükenir mi? Hepsi mümkün. Çünkü uzay pek de kestirilebilen sonuçlar üretmez.</p>
<p>Güneş hayattır diyorsak, bedenimizin ona ihtiyacı var. Uzayı bırakalım ve biraz yararcı olalım. Bu yararın çok boyutlu bir dosyasını hazırladık, güneş ışınları üzerine yapılan son araştırmaları derleyip toparladı Batuhan Sarıcan. Neredeyse 100 faktöre yaklaşan kremler kullanmalı mıyız, yani güney ile temasımızı krem yardımıyla tamamen kesmeli miyiz? Kesinlikle hayır! Ayrıntılar orta sayfada.</p>
<p><strong>Kızıl ötesi gören insana doğru mu?</strong></p>
<p>Dev ilerlemelerle şaşırtıcı olaylar giderek artıyor. Bu kez de insanlara kızıl ötesi görüş sağlayabilecek bir gelişmenin önü açıldı: En gözde laboratuvar hayvanları fareler ve sıçanlardır. Son sayılarımızda kör farelerin tek bir gen ilavesiyle görebileceğini duyurmuştuk. Bu kez gözlerine nano parçacık enjekte edilen farelere gece görüş özelliği kazandırıldı. Öyle ki bu deney klinik aşamaya geldiğinde insanlar da kızılötesi dalga boyları görünür ışığa dönüştüren nano parçacıklar sayesinde geceleri herhangi bir aygıt kullanmadan çevresini görebilecek.</p>
<p>Alzheimer, Parkinson, ALS gibi sinir sistemi hastalıklarının mekanizmalarını çözmeye çalışan bilim insanları şimdi klonlanmış maymunları yakından izlemeye hazırlanıyor. Küresel ısınmayı 1.5 °C dereceyle sınırlamak için neler yapılması gerektiği ile ilgili yazı dizisinde havadaki CO2’den kurtulma yöntemlerine dikkat çekiliyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Araştırma Gündemi</strong>’nde ketojenik diyetlerin yararından, gelmiş geçmiş en büyük <em>T. rex</em> fosiline, deniz suyundan hidrojen üretimine dek son günlerin dikkat çeken araştırmalarına yer veriyoruz.</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong> hocamız savaşı ancak sanayileşme ile kazanabiliriz diyor. Türk toplumu, en fakirinden en zenginine kadar gelecek kaygısı taşıyor. Geleceğin ancak ve ancak sanayileşme sayesinde kurtulacağına vurgu yapan Kuban, toplumun tümünü aynı program altında birleştirmek gerektiğini söylüyor.</p>
<p><strong>Ali Akurgal</strong> “geleceğin gazetesi” tanımından yola çıkarak son günlerde sık sık bahsi geçen “trol” gruplara ve bloglara gönderme yapıyor. Ancak en önemli “mecra” kişiselleşmiş gazete olarak nitelendirdiği küçük ekranlar olacak. Habercilik değişiyor, mecrası da… Yeni çıkan ürünlerin içinde “Laz mühendisten Lazca klavye”nin ilgi çekeceğinden eminiz.</p>
<p>Dinozorların vatanı Arjantin’de bulunan olağandışı bir <em>Saurus</em> cinsine ait buluntular, bu dinozorun öteki dev dinozorlardan çok daha küçük bir bedene ve daha kısa boyunlara sahip olması paleontologları oldukça şaşırttı.</p>
<p>İstanbul’un çarpık kentleşme sorunun temelindeki nedenleri araştıran <strong>Bilgehan Gürlek</strong>, plansız gelişen kentler grubunda yer alan kentimizin bu hale gelmesinden beş yıllık kalkınma planlarının ve Devlet Planlama Örgütü’nün rafa kaldırılmasını sorumlu tutuyor.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemimizi güçlendirmeyi</strong> kim istemez? Bunun için besin destekleri yerine ay çekirdeği, badem, turunçgiller gibi çoğunluğun sevdiği yiyeceklere yönelmenizi öneriyoruz. Bir başka yazıda: Karın yağları aynı zamanda beyninizi de küçültüyor olabilir mi?</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu,</strong> <strong>Dijitalem</strong> yazı dizisinde dijital alemdeki ilginç olaylara değiniyor. Örneğin Las Vegas’ta düzenlenen tüketici fuarında bütünüyle bitkisel malzemeden üretilen burgeri, etten ayırmak imkânsız&#8230; <strong>Mustafa Çetiner</strong>, bilim tarihinden ilginç bir isme köşesine taşıdı: Samuel Wilks.</p>
<p>Sherlock Holmes dünyanın en ünlü hayali dedektif kahramanı. Bir polis köpeğinin de Sherlock kadar akıllı ve dikkatli olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Çin Polis Teşkilatı şimdi polis köpeği olarak yetiştirmek üzere cins köpek eğitimine zaman ve para ayırmaktan vazgeçiyor. Sherlock Holmes lakabını taktıkları akıllı bir polis köpeğini klonlayarak kestirmeden işi bitirmişler.</p>
<p>Bu sayıda ayrıca <strong>Erhan Güzel,</strong> Abel Ödülü’nü kazanan ilk kadın Karen Keskulla Uhlenbeck’i ve matematik ödüllerini yazdı. <strong>Siren Sezer</strong>, uzun yaşamın bir göstergesi olan telomerleri yazdı, sizinki kısa mı? <strong>Meltem Bilikmen</strong>, yapay zekâ ile tıpta daha fazla empati ve daha az insancıl aşama umudunu yazdı.</p>
<p><strong>***</strong><strong> </strong></p>
<p><strong>HBT Konferansı 6 Nisan Cumartesi günü BAU&#8217;da</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-yarinin-harika-cocuklari-insan-mi-robot-mu">Yarının harika çocukları insan mı, robot mu</a>? Yoksa gün gelecek çocuğumuza dijital eğitim hapı mı yutturacağız? İnsan mı daha hızlı öğrenecek, robot mu? Yapay zekâ, eğitimi nasıl şekillendirecek? Bir robot ile bir insan yavrusunu öğrenme süreçlerine soksak, rekabet ve üstünlükleri, yetenek ve zekâları konusunda neler söyleyebiliriz? Tanol Türkoğlu, Türker Kılıç ve Cem Say konuyu farklı açılardan ele alacak ve tartışacaklar.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/gunesi-zapt-edecegiz-gunesin-zapti-yakin">Güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı yakın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13428</post-id>	</item>
		<item>
		<title>3 annesi olan ilk hayvan: Dolly</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/3-annesi-olan-ilk-hayvan-dolly</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2018 10:01:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[dolly]]></category>
		<category><![CDATA[Finn Dorset]]></category>
		<category><![CDATA[gibon]]></category>
		<category><![CDATA[goril]]></category>
		<category><![CDATA[Hua Hua]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[klon]]></category>
		<category><![CDATA[klonlama]]></category>
		<category><![CDATA[koyun]]></category>
		<category><![CDATA[orangutan]]></category>
		<category><![CDATA[primat]]></category>
		<category><![CDATA[Roslin Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[şempanze]]></category>
		<category><![CDATA[Somatik Hücre Nükleer Transfer]]></category>
		<category><![CDATA[telomer]]></category>
		<category><![CDATA[Zhong Zhong]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9289</guid>

					<description><![CDATA[<p>22 Şubat 1997 &#8211; Çekirdek transferi ile bir hücreden klonlanan ilk memeli olan koyun Dolly’nin varlığı halka duyuruldu. Dolly üç annenin kullanılması sonucu 5 Temmuz 1996&#8217;da, Edinburgh Roslin Enstitüsü&#8217;nde dünyaya geldi. Bu annelerin üçünün de farklı görevleri vardı. Birinden yumurta hücresi, ikincisinden hücre çekirdeği elde edildi. Diğeri ise klonu doğuma kadar rahminde taşıdı. Bu teknik, Somatik Hücre Nükleer Transfer tekniği olarak adlandırılıyor. Yetişkin bir vücut hücresinden alınan hücre çekirdeği, döllenmemiş fakat gelişmekte olan ve çekirdeği çıkarılmış bir yumurta hücresine transfer ediliyor. Daha sonra bu melez hücre, bölünmesi için elektrik şoklarıyla uyarılıyor ve hücre bir embriyo olacak kadar bölünüp geliştiğinde, taşıyıcı bir anneye naklediliyor. Dünyaya memelilerin klonlanabileceğini gösterdi Dolly bu şekilde üretilen ilk klondu. Ancak varlığı, doğumundan neredeyse 8 ay sonra (22 Şubat 1997) halka duyuruldu. Dolly medyada büyük ilgi çekti. İskoç bilim insanlarının Dolly ile oynarken çekilmiş görüntüleri TV’de yayınlandı. Daha sonra TIME dergisi klon koyunu gündemine taşıdı ve Dolly ile ilgili tüm detayları içeren bir rapor hazırladı. Science dergisi ise Dolly’yi “yılın buluşu” seçti. Çünkü Dolly, spesifik bir vücut bölgesinden alınan bir hücreyle, memelilerin yeniden yaratılabileceğini ve sağlıklı olarak klonlanabileceğini göstermiş oldu. Dolly tüm hayatını Edinburgh’teki Roslin Enstitüsü&#8217;nde geçirdi. Burada bir Galler dağ koçu ile çiftleştirildi ve 6 kuzu dünyaya getirdi. İsmi Bonnie olan ilk kuzu 1998 Nisan’ında doğdu. Bir sonraki yıl Dolly, isimleri Sally ve Rossie olan ikiz kuzuları ve bundan sonraki yıl da Lucy, Darcy ve Cotton üçüzlerini dünyaya getirdi. Dolly’nin erken ölümü Dolly gibi bir Finn Dorset melez koyununun 11-12 yaşına kadar  yaşaması bekleniyordu ancak Dolly yalnızca 6 yaşına kadar  yaşayabildi. Henüz 4 yaşındayken Dolly’de artrit oluştu (eklem iltihaplanması) ve yürümesi aksamaya başladı. Buna, ilerleyen akciğer hastalığı da eklenince, 14 Şubat 2003&#8217;te ötenazi yapıldı. Otopsi sonuçları, Dolly&#8217;nin koyunlar arasında sıkça görülen bir çeşit akciğer kanserine yakalandığını gösterdi. Roslin bilim insanları bu durumun Dolly’nin bir klon olmasıyla ilgisi olmadığını düşünüyor. Ancak kapalı alanlarda tutulan koyunlar için bu tür akciğer hastalıkları daha tehlikelidir. Dolly de güvenlik nedeniyle içeride tutuluyordu. Dolly’den sonraki tüm deneyler başarısız oldu Diğer bir görüşe göre ise, Dolly öldüğünde 6 değil, zaten 12 yaşındaydı. Dolly’nin klonlandığı koyunun 6 yaşında olması, telomerlerinin kısa olmasına neden oldu. Telomer kısalığı yaşlılık belirtisidir. Ancak Roslin Enstitüsü yaptığı yoğun sağlık taramalarının ardından Dolly’de yaşlanmayla ilgili herhangi bir anormallik olmadığını belirtti. Dolly’nin başarılı bir klon olması, atlar ve boğalar dahil birçok büyük memeli hayvanın klonlanması için çalışmaların önünü açtı. Ancak bu klonlama girişimleri canlı embriyo vermedi. Canlı olan bazılarının gelişiminde ise anormallik gözlendi. Dolly’i klonlayan ekibin lideri olan Ian Wilmut, 2007 yılında, nükleer transfer tekniğinin insanlarda kullanılmasının iyi sonuç vermeyeceğini söyledi. Klonlanan ilk primatlar Zhong Zhong ve Hua Hua Ancak geçtiğimiz Ocak ayında kamuoyuna duyurulan Zhong Zhong ve Hua Hua adlı Makak maymunları, bu görüşü değiştirdi. Dolly’de kullanılan teknikle doğan maymunlar, klonlanan ilk primat olma özelliğini taşıyor. İleri çalışmalar, korumaya alınan veya soyu tükenmiş canlıların gelecekte yeniden ekosisteme dahil edilmesinin önünü açabilir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/3-annesi-olan-ilk-hayvan-dolly">3 annesi olan ilk hayvan: Dolly</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>22 Şubat 1997 &#8211; Çekirdek transferi ile bir hücreden klonlanan ilk memeli olan koyun Dolly’nin varlığı halka duyuruldu. </strong></p>
<p>Dolly üç annenin kullanılması sonucu 5 Temmuz 1996&#8217;da, Edinburgh Roslin Enstitüsü&#8217;nde dünyaya geldi. Bu annelerin üçünün de farklı görevleri vardı. Birinden yumurta hücresi, ikincisinden hücre çekirdeği elde edildi. Diğeri ise klonu doğuma kadar rahminde taşıdı.</p>
<p>Bu teknik, Somatik Hücre Nükleer Transfer tekniği olarak adlandırılıyor. Yetişkin bir vücut hücresinden alınan hücre çekirdeği, döllenmemiş fakat gelişmekte olan ve çekirdeği çıkarılmış bir yumurta hücresine transfer ediliyor. Daha sonra bu melez hücre, bölünmesi için elektrik şoklarıyla uyarılıyor ve hücre bir embriyo olacak kadar bölünüp geliştiğinde, taşıyıcı bir anneye naklediliyor.</p>
<p><strong>Dünyaya memelilerin klonlanabileceğini gösterdi</strong></p>
<p>Dolly bu şekilde üretilen ilk klondu. Ancak varlığı, doğumundan neredeyse 8 ay sonra (22 Şubat 1997) halka duyuruldu. Dolly medyada büyük ilgi çekti. İskoç bilim insanlarının Dolly ile oynarken çekilmiş görüntüleri TV’de yayınlandı. Daha sonra TIME dergisi klon koyunu gündemine taşıdı ve Dolly ile ilgili tüm detayları içeren bir rapor hazırladı. Science dergisi ise Dolly’yi “yılın buluşu” seçti. Çünkü Dolly, spesifik bir vücut bölgesinden alınan bir hücreyle, memelilerin yeniden yaratılabileceğini ve sağlıklı olarak klonlanabileceğini göstermiş oldu.</p>
<p>Dolly tüm hayatını Edinburgh’teki Roslin Enstitüsü&#8217;nde geçirdi. Burada bir Galler dağ koçu ile çiftleştirildi ve 6 kuzu dünyaya getirdi. İsmi Bonnie olan ilk kuzu 1998 Nisan’ında doğdu. Bir sonraki yıl Dolly, isimleri Sally ve Rossie olan ikiz kuzuları ve bundan sonraki yıl da Lucy, Darcy ve Cotton üçüzlerini dünyaya getirdi.</p>
<p><strong>Dolly’nin erken ölümü</strong></p>
<div id="attachment_11532" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-11532" class="wp-image-11532 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/dolly1-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/dolly1-300x199.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/dolly1-1024x679.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/dolly1.jpg 1500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-11532" class="wp-caption-text">Ian Wilmut ve Dolly</p></div>
<p>Dolly gibi bir Finn Dorset melez koyununun 11-12 yaşına kadar  yaşaması bekleniyordu ancak Dolly yalnızca 6 yaşına kadar  yaşayabildi. Henüz 4 yaşındayken Dolly’de artrit oluştu (eklem iltihaplanması) ve yürümesi aksamaya başladı. Buna, ilerleyen akciğer hastalığı da eklenince, 14 Şubat 2003&#8217;te ötenazi yapıldı. Otopsi sonuçları, Dolly&#8217;nin koyunlar arasında sıkça görülen bir çeşit akciğer kanserine yakalandığını gösterdi.</p>
<p>Roslin bilim insanları bu durumun Dolly’nin bir klon olmasıyla ilgisi olmadığını düşünüyor. Ancak kapalı alanlarda tutulan koyunlar için bu tür akciğer hastalıkları daha tehlikelidir. Dolly de güvenlik nedeniyle içeride tutuluyordu.</p>
<p><strong>Dolly’den sonraki tüm deneyler başarısız oldu</strong></p>
<p>Diğer bir görüşe göre ise, Dolly öldüğünde 6 değil, zaten 12 yaşındaydı. Dolly’nin klonlandığı koyunun 6 yaşında olması, telomerlerinin kısa olmasına neden oldu. Telomer kısalığı yaşlılık belirtisidir. Ancak Roslin Enstitüsü yaptığı yoğun sağlık taramalarının ardından Dolly’de yaşlanmayla ilgili herhangi bir anormallik olmadığını belirtti.</p>
<p>Dolly’nin başarılı bir klon olması, atlar ve boğalar dahil birçok büyük memeli hayvanın klonlanması için çalışmaların önünü açtı. Ancak bu klonlama girişimleri canlı embriyo vermedi. Canlı olan bazılarının gelişiminde ise anormallik gözlendi. Dolly’i klonlayan ekibin lideri olan Ian Wilmut, 2007 yılında, nükleer transfer tekniğinin insanlarda kullanılmasının iyi sonuç vermeyeceğini söyledi.</p>
<p><strong>Klonlanan ilk primatlar </strong><strong>Zhong Zhong ve Hua Hua</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" class="size-medium wp-image-11533 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/zhonghua-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/zhonghua-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/zhonghua.jpg 621w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></strong></p>
<p>Ancak geçtiğimiz Ocak ayında kamuoyuna duyurulan Zhong Zhong ve Hua Hua adlı Makak maymunları, bu görüşü değiştirdi. Dolly’de kullanılan teknikle doğan maymunlar, klonlanan ilk primat olma özelliğini taşıyor. İleri çalışmalar, korumaya alınan veya soyu tükenmiş canlıların gelecekte yeniden ekosisteme dahil edilmesinin önünü açabilir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/3-annesi-olan-ilk-hayvan-dolly">3 annesi olan ilk hayvan: Dolly</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9289</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
